<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0"><channel><title>&#xC7;ocu&#x11F;um ve Ben - &#xC7;ocuklar En Son Ba&#x15F;l&#x131;klar</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/forum/736-cocugum-ve-ben-cocuklar/</link><description>&#xC7;ocu&#x11F;um ve Ben - &#xC7;ocuklar En Son Ba&#x15F;l&#x131;klar</description><language>tr</language><item><title>&#xC7;ocuklar Hakk&#x131;nda Her &#x15E;ey Buraya</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/1020693-cocuklar-hakkinda-her-sey-buraya/</link><description><![CDATA[<iframe allowfullscreen="" class="ipsEmbed_finishedLoading" data-embedauthorid="2" data-embedcontent="" data-embedid="embed628624809" src="https://www.turkish-media.com/forum/applications/core/interface/index.html" style="overflow: hidden; height: 391px; max-width: 500px;" data-embed-src="https://www.turkish-media.com/forum/topic/1020692-cocuklari-oyalayacak-12-aktivite-tv-i%CC%87zlemeyi-gerektirmeyen/?do=embed"></iframe>
<p>
	 
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">1020693</guid><pubDate>Mon, 13 Jan 2025 00:55:53 +0000</pubDate></item><item><title>&#xC7;ocu&#x11F;unuzun arkada&#x15F;&#x131;ndan ho&#x15F;lanm&#x131;yorsan&#x131;z ne yapmal&#x131;s&#x131;n&#x131;z?</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/1082387-cocugunuzun-arkadasindan-hoslanmiyorsaniz-ne-yapmalisiniz/</link><description><![CDATA[<p><strong>Çocuğunuzun arkadaşından hoşlanmıyorsanız ne yapmalısınız?</strong></p><p><img class="ipsImage ipsImage_thumbnailed ipsRichText__align--block" data-fileid="66274" src="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2025_11/child-s-friend.thumb.jpg.a934ca818fb80e70a8d1ae1bb613878b.jpg" alt="child-s-friend.jpg" title="" width="750" height="750" data-full-image="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2025_11/child-s-friend.jpg.476f91377ced486c71052b2fc36d25b9.jpg" loading="lazy"></p><p>Çocuğunuzun arkadaşından hoşlanmıyorsanız, öncelikle neden böyle hissettiğinizi anlamaya çalışın ve endişelerinizi doğrudan yargılamadan çocuğunuza iletin, bunun yerine belirli davranışlara odaklanın. Arkadaşını daha iyi tanımak için çaba gösterin, davranışları hakkında net kurallar koyun ve çocuğunuzun arkadaşlık ilişkilerini yönlendirebilmesi için kendi değerlerini geliştirmesine yardımcı olun.</p><p><strong>Açıkça iletişim kurun</strong></p><ul><li><p>Çocuğunuzla konuşun: Arkadaşını neden sevdiğini anlamak ve belirli davranışlar hakkındaki endişelerinizi nazikçe paylaşmak için onunla konuşun.</p></li><li><p>Kişiliğe değil, davranışa odaklanın: Arkadaşının karakteri hakkında olumsuz yorumlarda bulunmaktan kaçının. Bunun yerine, onaylamadığınız belirli davranışları tartışın ve çocuğunuzun bu davranışın neden sorunlu olabileceğini anlamasına yardımcı olun.</p></li><li><p>Bakış açısını dinleyin: Çocuğunuzun arkadaşlıkta neyi sevdiğini ve bundan ne elde ettiğini açıklamasına izin verin.</p></li></ul><p><strong>Arkadaşını daha iyi tanıyın</strong></p><ul><li><p>Onu davet edin: Arkadaşını evinize davet etmek, size kişiliği ve çocuğunuzun onda neyi sevdiği hakkında daha iyi bir fikir verebilir.</p></li><li><p>Sohbet edin: Onunla konuşmaya ve ilgi alanlarını ve değerlerini anlamaya çalışın.</p></li></ul><p><strong>Sınırlar ve beklentiler belirleyin</strong></p><ul><li><p>Net kurallar koyun: Çocuğunuzun, arkadaşı kim olursa olsun uyması beklenen, kendi eviniz için net kurallar koyun.</p></li><li><p>Sağlıklı arkadaşlıklara odaklanın: Çocuğunuzla sağlıklı bir arkadaşlığın neleri gerektirdiği ve başkalarına saygılı davranmanın önemi hakkında konuşun.</p></li><li><p>Sorun çözmelerine yardımcı olun: Çocuğunuzla, bir arkadaşıyla yaşanmış olabilecek senaryolar hakkında konuşun ve bunlarla nasıl başa çıkacağını düşünmesine yardımcı olun.</p></li></ul><p><strong>Arkadaşlığın doğasını göz önünde bulundurun</strong></p><ul><li><p>Arkadaşlıklar değişir: Özellikle çocuklar için arkadaşlıkların geçici olabileceğini unutmayın. Zamanla kendiliğinden çözülebilecek sorunlara aşırı tepki vermeyin.</p></li><li><p>Yasaklamaktan kaçının: Arkadaşlığı yasaklamak ters tepebilir ve çocuğunuzla ilişkinizi zedeleyebilir. Bunun yerine, arkadaşlık içinde doğru seçimler yapmaları için onları desteklemeye çalışın.</p></li></ul><p></p>]]></description><guid isPermaLink="false">1082387</guid><pubDate>Tue, 25 Nov 2025 00:10:48 +0000</pubDate></item><item><title>Yapay zeka destekli pelu&#x15F; oyuncaklar &#xE7;ocuklar&#x131;n&#x131;za geliyor</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/1079164-yapay-zeka-destekli-pelus-oyuncaklar-cocuklariniza-geliyor/</link><description><![CDATA[<p><strong>Yapay zeka destekli peluş oyuncaklar çocuklarınıza geliyor</strong></p><p><a href="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2025_08/stuffed-animal-toy-ai.jpg.b7caff351613200a0eabf192484b11af.jpg" class="ipsAttachLink ipsAttachLink_image ipsRichText__align--block" data-fileid="66042" data-fileext="jpg" rel=""><img class="ipsImage ipsImage_thumbnailed" data-fileid="66042" src="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2025_08/stuffed-animal-toy-ai.thumb.jpg.4dcb9c3e871e833723ee3766f06e50eb.jpg" alt="stuffed-animal-toy-ai.jpg" width="750" height="750" loading="lazy"></a></p><p>Sevimli peluş oyuncaklar içinde paketlenmiş yapay zeka sohbet robotları, çocuklar için ekran süresine uygun bir alternatif sunuyor mu?</p><p>Yapay zeka destekli bu çocuk oyuncağını satan şirketler onları bu şekilde pazarlıyor, ancak The New York Times'tan Amanda Hess'in bazı çekinceleri var. Girişim Curio'nun ürünlerinden biri olan Grem'in kendisiyle bağ kurmaya çalıştığı bir gösteriyi anlatıyor. (Curio ayrıca, Elon Musk'a ait sohbet robotuyla hiçbir bağlantısı olmayan Grok adında bir peluş oyuncak da satıyor.)</p><p>Hess, "Grem'i kendi çocuklarıma tanıtmayacağımı" anladığı anı yazıyor. Sohbet robotuyla konuşurken, "cansız oyuncak ayıya bir yükseltme olmaktan ziyade" "daha çok benim için bir yedek" olduğuna ikna olmuş.</p><p>Ayrıca, bu konuşan oyuncakların çocukları tablet veya televizyon ekranından uzak tutabileceğini, ancak aslında "[çocukların] merakının doğal son noktasının telefonlarının içinde yattığını" ilettiklerini savunuyor.</p><p><img src="https://heycurio.com/_next/image?url=https%3A%2F%2Fcdn.shopify.com%2Fs%2Ffiles%2F1%2F0836%2F7934%2F7004%2Ffiles%2FGrok-front-fotor-2023120620257.jpg%3Fv%3D1701915947&amp;w=828&amp;q=75" alt="image?url=https%3A%2F%2Fcdn.shopify.com%" class="ipsRichText__align--block" width="750" height="750" loading="lazy"></p><p>Hess, sonunda çocuklarının Grem ile oynamasına izin verdiğini, ancak bunu ancak ses kutusunu çıkarıp gizledikten sonra yaptığını belirtiyor. Çocuklar yine de onunla konuşuyor ve oyun oynuyorlardı; ardından televizyon izlemeye hazır hale geliyorlardı.</p><p>Kaynak: TechCruch</p>]]></description><guid isPermaLink="false">1079164</guid><pubDate>Sun, 17 Aug 2025 10:33:11 +0000</pubDate></item><item><title>Japonya, d&#xFC;nyan&#x131;n en sa&#x11F;l&#x131;kl&#x131; &#xE7;ocuklar&#x131;na ev sahipli&#x11F;i yap&#x131;yor. &#x130;&#x15F;te farkl&#x131; yapt&#x131;klar&#x131; 4 &#x15F;ey.</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/1033131-japonya-dunyanin-en-saglikli-cocuklarina-ev-sahipligi-yapiyor-i%CC%87ste-farkli-yaptiklari-4-sey/</link><description><![CDATA[<p>
	<strong>Japonya, dünyanın en sağlıklı çocuklarına ev sahipliği yapıyor. İşte farklı yaptıkları 4 şey</strong>
</p>

<p>
	<a class="ipsAttachLink ipsAttachLink_image" href="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2025_02/Japan-Home-World-Healthiest-Kids.jpg.d719813bc787a1234f54368e9dbc1db1.jpg" data-fileid="65480" data-fileext="jpg" rel=""><img class="ipsImage ipsImage_thumbnailed" data-fileid="65480" data-ratio="100.00" data-unique="gf6ov6bth" width="750" alt="Japan-Home-World-Healthiest-Kids.jpg" data-src="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2025_02/Japan-Home-World-Healthiest-Kids.thumb.jpg.6c7842612c97e4046e6ceb9fdc0cd8f6.jpg" src="https://www.turkish-media.com/forum/applications/core/interface/js/spacer.png"></a>
</p>

<p>
	Çocuklarının sağlığı ve uzun ömürlülüğü söz konusu olduğunda, Japonya dünyanın geri kalanının öğrenebileceği bir ölçüt belirlemiştir. Japon çocukları düşük obezite oranları, yüksek fiziksel uygunluk seviyeleri ve uzun yaşam beklentileriyle sürekli olarak dünyanın en sağlıklı çocukları arasında yer almaktadır. Peki, başarılarının ardındaki sır nedir? Bunlar Japon ailelerinin izlediği ve çocuklarının refahına katkıda bulunan dört temel uygulamadır. Bu uygulamaları anlayarak ve uygulayarak kendi evlerimizde ve ailelerimizde daha sağlıklı ve daha mutlu çocuklar yetiştirebiliriz.
</p>

<p>
	<strong>Japonya: Dünyanın En Sağlıklı Çocuklarının Yaşadığı Yer</strong>
</p>

<p>
	Nereye giderseniz gidin, her ülkede sağlıklı çocuklar ve aileler ve daha az sağlıklı olanlar bulacaksınız. Japonya buna dahil olsa da, istatistikler hala inkar edilemez. Japonya dünyanın en sağlıklı nüfuslarından birine sahiptir ve bunun da ötesinde, dünyanın en sağlıklı çocuklarının evi olma eğilimindedir. Elbette bu, sağlıklı, mutlu çocuklarınız olduğu ve bu sağlıklı çocukların sağlıklı yetişkinler olarak büyüdüğü anlamına gelir. Japonya'daki çocukların bu kadar sağlıklı olmasının nedenleri karmaşık değildir; aslında, nispeten basittir. Bu, esas olarak bir çocuğun hayatındaki en etkili iki faktöre dayanır: Ev (aile) ve okul. Bu iki yerde de, yiyecek takdiri ve eğitim en önemli şeydir. (1) Bunu okuyorsanız, büyük ihtimalle Japon değilsinizdir ve Japonya'da yaşamıyorsunuzdur. Ancak bu, Japonya'nın kendi aileniz için sahip olduğu şeyleri başaramayacağınız anlamına gelmez. Japon çocuklarının bu kadar sağlıklı olmasının dört ana nedeni ve bu taktikleri ailenizin rutinlerine nasıl uygulayabileceğiniz şunlardır. Sadece çocuklarınız değil, siz de daha iyi durumda olacaksınız.
</p>

<p>
	<strong>1. Besin Zengini Bir Diyet</strong>
</p>

<p>
	Japon mutfağı, taze, asgari düzeyde işlenmiş malzemelere odaklanmasıyla ünlüdür. Geleneksel bir Japon yemeği genellikle çeşitli meyveler, sebzeler, deniz ürünleri, yağsız etler ve tam tahıllar içeren dengeli bir yemektir. Porsiyon boyutları mütevazıdır ve yemekler genellikle küçük tabaklarda servis edilir ve bu da dikkatli yemeyi teşvik eder. Ek olarak, Japonlar probiyotik açısından zengin olan ve sağlıklı bir bağırsak mikrobiyomunu destekleyen miso ve salamura sebzeler gibi fermente edilmiş yiyecekleri sıklıkla tüketirler. Zaman zaman kendilerini şımartıp tatlı yeseler de, bu çok daha az sıklıkta gerçekleşir. Japon çocukları bu tür şımartmaların özel günler için olduğunu ve bu anlarda tadının çıkarılması gerektiğini erken yaşta öğrenirler. Bu uygulamayı evinizde uygulamak için daha fazla bitki bazlı yemek eklemeyi, işlenmiş gıdaları azaltmayı ve çocuğunuzu erken yaşlardan itibaren çeşitli tatlar ve dokularla tanıştırmayı düşünün. Meyveleri ve yoğurtları normal tatlılardan daha sık tatlı olarak kullanın. Ayrıca, büyük bağırsaklarınızı ve yemek tabaklarınızı kaldırın. Daha küçük tabaklar kullanmak porsiyonları daha iyi kontrol etmenize ve düşüncesizce yemeyi önlemenize yardımcı olur. 
</p>

<p>
	<strong>2. Fiziksel Aktivite Kültürü</strong>
</p>

<p>
	Fiziksel aktivite, çocukların okulda ve evde düzenli egzersiz yapmasıyla Japon yaşam tarzının ayrılmaz bir parçasıdır. Genellikle okula yürüyerek veya bisikletle giderler, beden eğitimi derslerine katılırlar ve hareketi teşvik eden ders dışı aktivitelere katılırlar. Açık havada oyun oynamak da özellikle doğal ortamlarda teşvik edilir. Bu uygulamayı benimsemek için, egzersiz fırsatları sunarak, ekran süresini sınırlayarak ve açık havada oyun oynamayı teşvik ederek çocuğunuzun fiziksel aktivitelere katılımını teşvik edin. Bunu yapmanın en iyi yolu nedir? Örnek olun. Parklara veya doğa rezervlerine yapılan aile gezileri de birlikte vakit geçirmenin eğlenceli ve aktif bir yolu olabilir. Dışarı çıkın ve birlikte oynayın. Koşun, yakalamaca oynayın, bisiklete binin veya yürüyüşe çıkın, kickball oynayın veya ip atlayın. Sadece egzersizden hepiniz faydalanmakla kalmayacak, aynı zamanda çocuklarınızla bağ kuracak ve kalıcı anılar yaratacaksınız.
</p>

<p>
	<strong>3. Yeme Konusunda Farkındalıklı Bir Yaklaşım</strong>
</p>

<p>
	Japonya'da yemek yemek, yemeğe karşı bir takdir ve saygı anı olarak kabul edilir. Çocuklara yavaş yemek yemeleri, her lokmanın tadını çıkarmaları ve vücutlarının açlık ve tokluk sinyallerini tanımaları öğretilir. Ailelerin birlikte yemek yemeleri de yaygındır, bu da bir birliktelik ve bağlantı duygusunu teşvik eder. Bu uygulamayı uygulamak için sakin ve keyifli bir yemek ortamı yaratın, yemekler sırasında dikkat dağıtıcı unsurları en aza indirin, çocuğunuzu yavaş yemeye teşvik edin ve vücutlarının açlık ve tokluk sinyallerini dinlemenin önemini vurgulayın. Mümkün olduğunca ailece birlikte yemek yemek bağları güçlendirebilir ve daha sağlıklı beslenme alışkanlıklarını teşvik edebilir. Yemek yerken yediğiniz yiyecekler hakkında konuşabilirsiniz. Lezzetlere ve dokulara, yiyeceklerin nereden geldiğine, nasıl hazırlandığına ve ne kadar keyif aldığınıza ve takdir ettiğinize odaklanın. Yağ veya kalori gibi şeylere veya daha sonra "bunu nasıl yakmanız" gerektiğine odaklanmayın, çünkü bu daha sonra düzensiz beslenmeye ve yiyeceklerle zor ilişkilere yol açabilir.
</p>

<p>
	<strong>4. Eğitim ve Farkındalığa Vurgu</strong>
</p>

<p>
	Japonya'da, bir kadın hamile kaldığı andan itibaren doktoru Shokuiku kavramını uygulamaya koymayı önerir. Shokuiku, "yemek eğitimi" anlamına gelen bir Japonca terimdir. Çocuklara erken yaşlardan itibaren beslenme ve sağlıklı beslenme alışkanlıkları öğretme uygulamasını ifade eder. Bu kavram, Amerikan "çocuklara yemek yapmayı öğretme" fikrine benzer, ancak onlara sadece yemek hazırlamayı öğretmenin ötesine geçer. Bunun yerine, Shokuiku çocuklara vücutları için hangi yiyeceklerin iyi olduğunu ve neden bunları yemeleri gerektiğini öğretmeye odaklanır. Ayrıca, onlara yiyeceklerinin nereden geldiğini öğretmek ve yiyeceklerine, toprağa ve vücutlarına karşı derin bir takdir duygusu geliştirmek anlamına gelir.
</p>

<p>
	Japon eğitim sistemi ayrıca sağlık eğitimine de büyük önem verir ve çocuklara erken yaşlardan itibaren sağlıklı bir yaşam tarzının önemini öğretir. Birçok okulda, çocukların yüksek şekerli, yüksek yağlı, işlenmiş atıştırmalıklarla okula gelmelerine bile izin verilmeyen yiyecek kuralları vardır. Çocuklar okulda beslenme, fiziksel uygunluk, zihinsel iyilik hali ve yaşam tarzı seçimlerinin genel sağlık üzerindeki etkisini öğrenirler. Japon ebeveynler çocuklarına bu bilgi ve farkındalığı aşılayarak, hayatları boyunca bilinçli ve sağlıklı seçimler yapmalarını sağlarlar. Bu uygulamayı benimsemek için, kendinizi ve çocuğunuzu sağlıklı bir yaşam tarzının önemi konusunda eğitin, bilinçli yiyecek seçimleri yapın ve onları karar alma sürecine dahil edin. Sağlıkları ve refahları hakkında açık iletişimi teşvik edin ve çeşitli kaynaklar ve aktiviteler aracılığıyla öğrenmeleri ve büyümeleri için fırsatlar sağlayın.
</p>

<p>
	<strong>Onların Önderliğini Takip Etmek İçin Japon Olmanıza Gerek Yok</strong>
</p>

<p>
	Japon çocuklarının olağanüstü sağlık ve refahı, besin açısından zengin bir diyet, fiziksel aktivite kültürü, dikkatli yeme alışkanlıkları ve eğitim ve farkındalığa vurgu gibi faktörlerin bir kombinasyonuna bağlanabilir. Bu dört ilkeyi evlerimizde ve ailelerimizde benimseyerek daha sağlıklı ve mutlu çocuklar yetiştirmek için çabalayabiliriz. Japonya'dan ilham alalım ve hem şimdi hem de gelecek yıllarda çocuklarımızın refahını destekleyen bir ortam yaratalım.
</p>

<p>
	Kaynak: The Hearty Soul
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">1033131</guid><pubDate>Thu, 27 Feb 2025 23:52:34 +0000</pubDate></item><item><title>&#xC7;ocuklar&#x131; Oyalayacak 12 Aktivite (TV &#x130;zlemeyi Gerektirmeyen)</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/1020692-cocuklari-oyalayacak-12-aktivite-tv-i%CC%87zlemeyi-gerektirmeyen/</link><description><![CDATA[<p>
	<strong>Çocukları Oyalayacak 12 Aktivite (TV İzlemeyi Gerektirmeyen)</strong>
</p>

<p>
	<a class="ipsAttachLink ipsAttachLink_image" href="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2025_01/Keep-Kids-Busy.jpeg.7af43f0dc8cfc8ff28b67daa935323da.jpeg" data-fileid="65276" data-fileext="jpeg" rel=""><img class="ipsImage ipsImage_thumbnailed" data-fileid="65276" data-ratio="100.00" data-unique="ac67m1v66" width="750" alt="Keep-Kids-Busy.jpeg" data-src="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2025_01/Keep-Kids-Busy.thumb.jpeg.dcb9406f1cdec97d9c5e745e685cec29.jpeg" src="https://www.turkish-media.com/forum/applications/core/interface/js/spacer.png"></a>
</p>

<p>
	<strong>Sanal Oyun Buluşmaları</strong>
</p>

<p>
	Çocuğunuz en iyi arkadaşını ekranda gördüğünde yüzü aydınlanacak! En iyi arkadaşları saatlerce eğlendirmek için birkaç oyun aktivitesi planlayın. Bir dans partisi, gösteri ve anlatma veya tekerleme oyun buluşması düzenlemek çok iyi gidecektir. Bilgisayarda ayarlamadan önce bu sanal buluşma ipuçlarına göz attığınızdan emin olun.
</p>

<p>
	<strong>Çocuk Dostu Atıştırmalıklar Yapın</strong>
</p>

<p>
	Bu, dışarıdaki tüm küçük şefler için. Çocuğunuzun eğlenceli bir öğle yemeği için fırında pişirilmeyen fıstık ezmeli ikramlar ve hindi ranch dürümleri hazırlamasını sağlayın. Veya yeni başlayan aşçılar için tasarlanmış faydalı araçlar ve talimatlar içeren bu çocuk yemek kitlerinden birini deneyin.
</p>

<p>
	<strong>Fotoğraf Kolajı</strong>
</p>

<p>
	Bu Kendin Yap işi ile küçük çocuğunuzun yaratıcılığının parlamasına izin verin! Küçük çocukların eski dergileri kesip fotoğraf kolajı yapmak için güvenlik makası kullanmasını sağlayın. Elinizde "büyük bir çocuk" varsa, kendi albümlerini yapmaları için onlara albüm kağıdı, jel kalemler, çıkartmalar, dergiler ve basılı fotoğraflar hazırlayın. Bu tür el sanatları, evde çocuklarla birlikte yapmayı en sevdiğimiz eğlenceli şeylerden biridir.
</p>

<p>
	<strong>Mutfak Bilim Deneyleri</strong>
</p>

<p>
	Çocuğunuz bilimle ilgili her şeyi seviyor mu? Çocuklar için bu kolay bilim deneylerinden birini denemesini sağlayın. Adım adım talimatları yazın veya yazdırın ve gereken tüm malzemeleri sağlayın (bonus: her deneyde elinizde zaten bulunan malzemeler kullanılır!) böylece küçük bilim insanınız bu deneyleri kendi başına yapabilir.
</p>

<p>
	<strong>Mektup Yazın</strong>
</p>

<p>
	Küçük çocuğunuzu ailenizle, arkadaşlarınızla ve öğretmenleriyle eski usul şekilde iletişimde tutun. Onlara kağıt, zarf, pul, renkli kalemler ve çıkartmalar verin ve işe koyulmalarına izin verin. Onları zarfa kişiselleştirilmiş bir çizim atmaya da teşvik edin. Daha büyük çocuklar için, onları yeni bir beceri olarak düzgün el yazısı veya hatta kaligrafi pratiği yapmaya teşvik edin.
</p>

<p>
	<strong>Kurabiyeleri Süsleyin</strong>
</p>

<p>
	Küçük bir önlük, şekerleme ve krema alın - biraz pişirme eğlencesi zamanı! Ebeveynler: <abbr title="Türkiye Elektrik Kurumu">Tek</abbr> yapmanız gereken kremayı yapmak - kurabiye süsleme işini çocukların yapmasına izin verin. Kremayı ve şekerlemeleri sürerken çok eğlenecekler.
</p>

<p>
	<strong>Sanal Turlar</strong>
</p>

<p>
	Küçük çocuğunuzun Houston Uzay Merkezi, Walt Disney World ve San Diego Hayvanat Bahçesi'ni aynı gün (ve daha da iyisi, oturma odasından çıkmadan) gezmesini sağlayın! Müze turlarından tema parkı turlarına kadar hayal edebileceğiniz tüm sanal turların bir listesini derledik. Ah, hepsinin ücretsiz olduğunu söylemiş miydik?
</p>

<p>
	<strong>Evde Yardım</strong>
</p>

<p>
	Tamam, tamam. Bu çocuklar için en eğlenceli aktivite değil, ancak onları meşgul etmenin kesinlikle bir yolu (ve bu size de yardımcı olacak). Arka bahçenin biraz bakıma ihtiyacı varsa, çocukların birkaç çocuk dostu bahçe işi yapmasını sağlayın.
</p>

<p>
	<strong>İç Mekan Kum Kaleleri Yapın</strong>
</p>

<p>
	Yenilebilir kum TikTok trendinin ne kadar akıllıca olduğunu anlatamayız. <abbr title="Türkiye Elektrik Kurumu">Tek</abbr> ihtiyacınız olan biraz Cheerios ve bir blender, yürümeye başlayan çocuklar için mükemmel olan mini bir kum havuzu yapmak. Küçük çocuğunuzun bir daha asla kum yemesi konusunda endişelenmenize gerek kalmayacak!
</p>

<p>
	<strong>Hazine Avı</strong>
</p>

<p>
	Yoğun gününüze başlamadan önce, evin her yerinde veya arka bahçenizde bir hazine avı düzenleyin. Bir sonraki ipucunu bulmalarına yardımcı olmak için her saklanma noktasına ipuçları koyun. Son ipucu, çocuğunuzu altın sikke şekeri veya eğlenceli mücevherler gibi eğlenceli bir ödüle götürmelidir. Küçük çocuğunuz yürümeye başlayan çocuk yaş aralığındaysa, duyusal bir çöp kutusu hazine avı düzenlemeyi deneyin. Oyuncak arabalar, kürekler ve plastik alfabe harfleri gibi eşyaları serpme şeker veya pirinç gibi çocuk dostu malzemelerden oluşan bir yatağa yerleştirin.
</p>

<p>
	<strong>Makarna Takıları Yapın</strong>
</p>

<p>
	Bu bağımsız oyun fikriyle çocuğunuzun moda tasarım becerilerini serbest bırakın. Farklı şekillerde makarna kabukları ve iplerle donatılmış bir makarna takı çalışma istasyonu kurun. İşleri bir adım öteye taşımak istiyorsanız, karışıma biraz yapışkan mücevher ve işaretleyici ekleyin. Küçük çocuğunuzun eserini, mücevher parçasının ucuna basit bir düğümle bağlayın.
</p>

<p>
	<strong>Okuma Günü</strong>
</p>

<p>
	Kitap kurtlarınızı eğlenceli bir okuma günü için hazırlayın. Küçükler en sevdikleri kitapları sesli kitaplarda dinleyebilir veya Storyline Online ve KidTime StoryTime gibi Youtube kanallarıyla birlikte okuyabilirler. Büyük çocuklara gerçek olanı sunun: ciltli kitap veya e-okuyucularında erişim.
</p>

<p>
	Kaynak: Taste of Home
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">1020692</guid><pubDate>Mon, 13 Jan 2025 00:54:18 +0000</pubDate></item><item><title>&#xC7;o&#xE7;u&#x11F;unuz yanl&#x131;&#x15F;l&#x131;kla ila&#xE7; i&#xE7;erse</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/355481-cocugunuz-yanlislikla-ilac-icerse/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:48px;"><span style="color:rgb(255,0,0);"><span style="background-color:rgb(255,255,255);">Çocuğunuz yanlışlıkla kendisine ya da size ait herhangi bir ilacı içtiğinde, sürmemesi gereken yere sürdüğünde ya da döktüğünde acil servise başvurmalısınız!</span></span></span></p>
<p> </p>
<p style="margin:0px 0px 23px;color:rgb(38,38,38);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="color:rgb(255,0,0);">AŞAĞIDAKİ DAVRANIŞLAR “çocuğu ilaçtan dolayı ciddi zarar görmüş ya da kaybedilmiş” AİLELERDEN BİREBİR DUYDUĞUMUZ SÖZLERDİR. GERÇEKTİR, ONLAR PİŞMAN, SİZ PİŞMAN OLMAYIN!</span></p>
<p style="margin:0px 0px 23px;color:rgb(38,38,38);background-color:rgb(255,255,255);">– Sadece ateş düşürücüydü, bşi olmaz sandım karaciğer nakli yapılacak<br>– Dedesinin göz damlasıydı, ilacın tamamı zaten 5 mililitetre ne olabilirdi ki dedim, ilacn çoğu kabındaydı zaten, çalkaladım anladım… Ama yanılmışım, kalbi 2 defa durdu meğer kilosuna göre bir damlası bile çok zehirliymiş<br>– 2 defa kusunca ilacı çıkardı sandım, aksine kusunca 2 defa yakmış boğazını, öksürünce de akciğerine kaçırmış şimdi solunum makinesine bağlı<br>– Siğil ilacının fırçasını buldum ağzında önemsemedim, yemek borusu yırtıldı<br>– Yutmamıştı, hatta tek tek saydım eksik hap yoktu , sadece ağzında çiğnemiş ama meğer kalp krizi riski varmış<br>– Bir hap attı ağzına, hemen soktum parmağımı, ağzında olup olmadığına bakmadan, parmağımı sokunca hapı nefes borusuna iyice itmişim bilmeden, solunumu durdu.<br>– Masanın üzerindeki ilaçları içmiş, sonrada tekrar kabına koymuş, farkında bile değilim, yatağında mosmor yatıyordu. Keşke ulaşamayacağı bir yere koysaydım<br>– Önemsemedik önce, yoğurt yedirdik-ayran içirdik… Hatta babası parmak attı-tuzlu su içirip kusturdu, yanımızda uyuttuk ama gece .. anne yüreği işte uyaandım, onuda uyandırmaya çalıştım.. Uyanmadı…Uyanmadı… Bizde hemen acile getirdik meğer çok geç kalmışız…<br>– Telaştan ilacın kutusunu almadım meğer panzehiri varmış ama doktorlar ne içtiğini ne kadar içtiğini bilmedikleri için veremediler, eve geri dönene kadar 1 saat geçti, ne rengini hatırlayabildim ne ismini, telaştan beynim durmuş… Doktorlar elinden geleni yaptı, allah var haklarını yiyemem…Ooğlum şimdi cennette meleklerle uyuyor…</p>
<p style="margin:0px 0px 23px;color:rgb(38,38,38);background-color:rgb(255,255,255);">“Sandım, zannettim, öyle biliyordum, bana öyle geldi…”<br>Bunlar YASAK ve ÇOCUĞA zarar verecek kelimeler</p>
<p style="margin:0px 0px 23px;color:rgb(38,38,38);background-color:rgb(255,255,255);">Son pişmanlık fayda etmez, bu iş şakaya gelmez.</p>
<p>PEKİ BAŞIMIZA BÖYLE BİRŞEY GELİNCE NE YAPMALI – NE YAPMAMALI?</p>
<p style="margin:0px 0px 23px;color:rgb(38,38,38);background-color:rgb(255,255,255);">* Hemen en yakın acil servise gelin.</p>
<p style="margin:0px 0px 23px;color:rgb(38,38,38);background-color:rgb(255,255,255);">* Acile gelirken;<br>– İlacın kutusunu,<br>– İlaçın paketini<br>– Yere düşen tüm ilaç parçalarını<br>– İlacın şişesini<br>– İçmiş olabileceği diğer tüm ilaçları<br>– İlaca ait reçeteyi<br>Kısacası : İlaca ait herşeyi<br>MUTLAKA GETİRİN!</p>
<p style="margin:0px 0px 23px;color:rgb(38,38,38);background-color:rgb(255,255,255);">İLACA AİT, BULABİLDİĞİNİZ HERŞEYİ GETİRİN<br>… Kağıdın üzerine isim yazıp getirmeyin<br>… Adı okunmuyor diye düşünüp getirmemezlik etmeyin</p>
<p style="margin:0px 0px 23px;color:rgb(38,38,38);background-color:rgb(255,255,255);">KISACASI DELİL TOPLAYAN BİR POLİS GİBİ TÜM DELİLLERİ toplayıp hastaneye GETİRİN…</p>
<p style="margin:0px 0px 23px;color:rgb(38,38,38);background-color:rgb(255,255,255);">ÇOK ÖNEMLİ NOKTA ; Bunları yapmak vakit alacaksa siz çocuğu getirin başka birisi yukarıda bahsettiklerimi getirsin.</p>
<p style="margin:0px 0px 23px;color:rgb(38,38,38);background-color:rgb(255,255,255);">* Kendiniz bir müdahalede bulunmaya çalışıp küçüğe vakit kaybettirmeyin</p>
<p style="margin:0px 0px 23px;color:rgb(38,38,38);background-color:rgb(255,255,255);">– Kusturmaya çalışmayın<br>– Ağız içinde görmediğiniz hapları körlemesine çıkartmaya çalışmayın.<br>– Panzehiri olsun diye yoğurt vb yedirmekle vakit kaybetmeyin</p>
<p style="margin:0px 0px 23px;color:rgb(38,38,38);background-color:rgb(255,255,255);">* Eğer hiç bir şekilde yukarıda sizlerle paylaştığım durumları yerine getiremiyorsanız “114 ZEHİR DANIŞMA HATTI” nı arayınız.</p>
<p style="margin:0px 0px 23px;color:rgb(38,38,38);background-color:rgb(255,255,255);">***</p>
<p style="margin:0px 0px 23px;color:rgb(38,38,38);background-color:rgb(255,255,255);">DİKKAT ÖNEMLİDİR !!!</p>
<p style="margin:0px 0px 23px;color:rgb(38,38,38);background-color:rgb(255,255,255);">– ÇOCUKLARIN ÖNÜNDE İLAÇ İÇMEYİN<br>– ÜZERİNDE ŞİRİN CİZGİFİLM KARAKTERLERİNİN OLDUĞU İLAÇLARI TERCİH ETMEYİN<br>– ÇOCUĞA İLACIN “İLAÇ” OLDUĞUNU ANLATIN<br>– İLACI İÇSİN DİYE İLACI “CİCİ” BİRŞEY GİBİ GÖSTERMEYİN</p>
<p style="margin:0px 0px 23px;color:rgb(38,38,38);background-color:rgb(255,255,255);">KISACASI = NE İLAÇTAN NEFRET ETTİRİN, NE ÖZENDİRİN</p>
<p style="margin:0px 0px 23px;color:rgb(38,38,38);background-color:rgb(255,255,255);">(ilaçların bazılarının tadı özellikle kötü üretilir ki çocuk bilmeden içtiğinde tiksinip elinden atsın)</p>
<blockquote data-ipsquote="" class="ipsQuote"><div><p style="margin:0px 0px 23px;color:rgb(38,38,38);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:48px;"><span style="color:rgb(255,0,0);">acil servise başvurmalısınız!</span></span></p></div></blockquote>
]]></description><guid isPermaLink="false">355481</guid><pubDate>Thu, 16 Oct 2014 15:39:06 +0000</pubDate></item><item><title>Bazen  bir &#x15F;eyler k&#x131;r&#x131;l&#x131;r..(&#xC7;ok sevdim bu anneyi)</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/413084-bazen-bir-seyler-kirilircok-sevdim-bu-anneyi/</link><description><![CDATA[
<div style="color:rgb(34,34,34);font-family:'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);"><a href="http://www.egitimpedia.com/wp-content/uploads/2016/08/486dedb9a2a96a95_static1.squarespace.jpg" rel="external nofollow"><img height="927" src="https://www.turkish-media.com/forum/applications/core/interface/js/spacer.png" title="486dedb9a2a96a95_static1.squarespace" width="696" alt="486dedb9a2a96a95_static1.squarespace-696" data-src="http://www.egitimpedia.com/wp-content/uploads/2016/08/486dedb9a2a96a95_static1.squarespace-696x927.jpg"></a></div>
<br><p style="color:rgb(34,34,34);font-family:'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);">Geçen Çarşamba koridorum bu haldeydi.</p>
<br><p style="color:rgb(34,34,34);font-family:'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);">Kırık. Keskin. Tehlikeli.</p>
<br><p style="color:rgb(34,34,34);font-family:'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);">İşte koridorumun hali.</p>
<br><p style="color:rgb(34,34,34);font-family:'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);">Bunu yapan benim oğlumdu.</p>
<br><p style="color:rgb(34,34,34);font-family:'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);">Bazen, aslında sıklıkla, bir şeyler kırılır. Hem de tamir edilmez şekilde. Ve nefesiniz kesilir… anında.</p>
<br><p style="color:rgb(34,34,34);font-family:'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);">Oğlum banyoya doğru hüsranla, öfkeyle, sadece kendisine ait sebeplerden dolayı fırtına gibi estiğinde nefesim kesildi. Ve banyo kapısını çarparak kapatmaya karar verdiğinde, kapının üzerine monte edilmiş ağır aynanın kayıp yerde parçalanmasına sebep olduğunda milyonlarca kırık parça öğle ışığını yansıtıyordu.</p>
<br><p style="color:rgb(34,34,34);font-family:'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);">Sakindim. Hiçbir yerime zarar gelmemişti. Derin bir nefes aldım önce. Köpeği dışarı çıkardım ki ayağını kesmesin.</p>
<br><p style="color:rgb(34,34,34);font-family:'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);">Arka bahçeye yürüdüm ve sıcak gözyaşlarımın yanaklarımdan süzüldüğünü hissettim. Ne kadar korktuğumu ve hayal kırıklığına uğradığımı hissettim. Az önce gerçekten böyle bir şey mi olmuştu? Evet. Bu gerçekti.</p>
<br><p style="color:rgb(34,34,34);font-family:'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);">Öylece durdum, bunun gelişmekte olan karakterinin bir göstergesi olup olmadığını düşündüm. Sonra banyonun içinden gelen hıçkırıklarının sesini duydum.</p>
<br><p style="color:rgb(34,34,34);font-family:'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);">Çok üzülmüştü. O da bunu beklemiyordu. Merhaba öfke, seni evime davet ettiğimi hatırlamıyorum.</p>
<br><p style="color:rgb(34,34,34);font-family:'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);">Korkmuş.</p>
<br><p style="color:rgb(34,34,34);font-family:'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);">Dehşete düşmüş.</p>
<br><p style="color:rgb(34,34,34);font-family:'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);">Utanmış.</p>
<br><p style="color:rgb(34,34,34);font-family:'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);">Kaygılanmış.</p>
<br><p style="color:rgb(34,34,34);font-family:'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);">Derin nefesler al “Savaşçı Anne” derin nefesler. Bu küçük kırılgan ruhun sana ihtiyacı var şu anda. Elinden gelenin en iyisine ihtiyacı var. En büyük şefkatine ihtiyacı var. En yumuşak ve sağlam anne sevgine ve güvenine ihtiyacı var. Biraz daha derin nefesler al. Hadi Anne.</p>
<br><p style="color:rgb(34,34,34);font-family:'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);">Hadi, hadi git şimdi. Git ve kapıyı aç, kırık camların arasından parmak uçlarına basarak geç, senin geldiğini duymasını dinle, <span>banyo kapısının aralandığını gör</span>, dünyada en çok sevdiğin yüzün endişeden kıpkırmızı olduğunu ve yaşlarla ıslandığını gör, sesinin nasıl birdenbire ne kadar kısık çıktığını duy: “Anne, bunu bir daha asla yapmayacağım, çok üzgünüm.” Biraz daha gözyaşı. Biraz daha ağlama. Tatlı yüzündeki tereddüt.</p>
<br><p style="color:rgb(34,34,34);font-family:'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);">Hadi Anne. Git sarıl ona. Git hadi. Onu kucağına oturt. Evet, sen de ağlıyorsun. Ah, ne büyük bir şey oldu. Ona sıkıca sarıl. Kollarında nasıl da hızlıca küçücük kaldığını, dertop olduğunu gör. Senin sevgine ne kadar can attığını gör. Güvende olduğunu ona hissetirmene ne çok ihtiyaç duyduğunu. Hala ne kadar küçük olduğunu gör. Ruhunun ne kadar kırılgan olduğunu.</p>
<br><p style="color:rgb(34,34,34);font-family:'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);">Seni seviyorum.</p>
<br><p style="color:rgb(34,34,34);font-family:'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);">Güvendesin.</p>
<br><p style="color:rgb(34,34,34);font-family:'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);">Buradayım.</p>
<br><p style="color:rgb(34,34,34);font-family:'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);">Geçti, merak etme.</p>
<br><p style="color:rgb(34,34,34);font-family:'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);">Ben buradayım.</p>
<br><p style="color:rgb(34,34,34);font-family:'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);">Seni seviyorum.</p>
<br><p style="color:rgb(34,34,34);font-family:'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);">Hadi Anne. Ona öfkeden bahset. Anlat ona. Öfkenin ne kadar güçlü bir duygu olduğunu. Öfkeli olma hakkının olduğunu. Öfkenin insanın kasıp kavurabileceğini. Bazen arındırabileceğini. Bazen de zarar verebileceğini. Kafasını sallıyor. O da bunu hissediyor. Artık öfkeyle tanıştı.</p>
<br><p style="color:rgb(34,34,34);font-family:'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);">Büyük duygularını göstermenin daha iyi yolları var.</p>
<br><p style="color:rgb(34,34,34);font-family:'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);">Beraber bunun üzerinde çalışabiliriz. Yarın.</p>
<br><p style="color:rgb(34,34,34);font-family:'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);">Sana yardım etmek için buradayım.</p>
<br><p style="color:rgb(34,34,34);font-family:'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);">Güvendesin.</p>
<br><p style="color:rgb(34,34,34);font-family:'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);">Öfkenin içinde asla yalnız değilsin.</p>
<br><p style="color:rgb(34,34,34);font-family:'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);">Korkularının içinde asla yalnız değilsin.</p>
<br><p style="color:rgb(34,34,34);font-family:'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);">Buradayım. Beraberiz.</p>
<br><p style="color:rgb(34,34,34);font-family:'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);">Şimdi birlikte temizleyeceğiz her şeyi.</p>
<br><p style="color:rgb(34,34,34);font-family:'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);">Ve kırık camları temizledik. Süpürdük ve sildik. Sessizce çalıştık. Dikkatlice çalıştık. Anlamlı bir çalışma yaptık.</p>
<br><p style="color:rgb(34,34,34);font-family:'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);">Bazen bir şeyler kırılır. Bazen onları biz kırarız. Önemli olan kırmak değildir, nedeni ya da nasılı da önemli değildir. Önemli olan kırılmaya nasıl bir tepki vereceğimizi seçmemizdir. Bizi öldürüyor mu? Bizi suçlama ve ceza verme girdabının içine mi çekiyor?</p>
<br><p style="color:rgb(34,34,34);font-family:'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);">Yoksa…</p>
<br><p style="color:rgb(34,34,34);font-family:'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);">Bize en derinden sevmenin nasıl bir şey olduğunu mu hatırlatıyor? Bizi şefkate mi itiyor? “Doğruluk” ve “yanlışlık” engelini aşıp sevgiye mi ulaştırıyor?</p>
<br><p style="color:rgb(34,34,34);font-family:'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);">Hadi Anne. Hadi. Çocuğunu al ve bunu ona öğret. Bunu ona göster. Bunu yaşa ve yaşat. Buna sevgi denir. Hadi. Şimdi.</p>
<br><p style="color:rgb(34,34,34);font-family:'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);">eğitimpedia com</p>
<br>
]]></description><guid isPermaLink="false">413084</guid><pubDate>Fri, 12 Aug 2016 08:33:29 +0000</pubDate></item><item><title>&#xC7;ocuklar&#x131;n Ba&#x15F;ar&#x131;s&#x131;nda Yoga Ve Meditasyonun &#xD6;nemi</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/379787-cocuklarin-basarisinda-yoga-ve-meditasyonun-onemi/</link><description><![CDATA[
<p style="margin:6px 0px;text-align:center;color:rgb(20,24,35);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;"><img src="https://www.turkish-media.com/forum/applications/core/interface/js/spacer.png" alt="10501768_10153392278284909_5130060866153" data-src="https://fbcdn-sphotos-h-a.akamaihd.net/hphotos-ak-xfp1/v/t1.0-9/10501768_10153392278284909_5130060866153628172_n.jpg?oh=d7ce8bd29b6cc3abba23cfa8c7f05e23&amp;oe=56179143&amp;__gda__=1445547046_a568343891d4502a587de84e9877986c"></span></p>
<p style="margin:6px 0px;text-align:left;color:rgb(20,24,35);background-color:rgb(255,255,255);"> </p>
<p style="margin:6px 0px;text-align:left;color:rgb(20,24,35);background-color:rgb(255,255,255);"> </p>
<p style="margin:6px 0px;text-align:left;color:rgb(20,24,35);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">Doğar doğmaz beynimiz bir yandan kendini yapılandırırken, bir yandan da etrafını algılamaya çalışır. Beynimizin potansiyelinin çok azını kullanabildiğimizi hepimiz biliyoruz. Normal şartlarda her doğan beyin dâhi olma potansiyeline sahiptir. Hepimiz müzik aleti çalmak, birden fazla yabancı dil öğrenmek, dans etmek, resim çizmek potansiyeliyle ve çok güçlü bir öğrenme isteğiyle doğarız.</span></p>
<p style="margin:6px 0px;text-align:left;color:rgb(20,24,35);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">Okullarda rekabet ve sınav stresi, öğrenme içgüdüsünü de zayıflatıyor. Küçükken çevrelerine merakla bakıp, “Bu ne?” diye soran çocuklar, ergenlik dönemine gelince sadece “Bu soru sınavda çıkar mı?” diye sormaya başlıyorlar. Konsantrasyon bozuklukları, depresyon, hafıza zayıflığı, sindirim ve uyku bozuklukları, öfke/ağlama krizleri, genç yaşlarda stresin artmasıyla çoğalıyor.</span></p>
<p style="margin:6px 0px;text-align:left;color:rgb(20,24,35);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">Gençler ebeveynleriyle, öğretmenleriyle, arkadaşlarıyla iletişim problemleri ve gerginlikler yaşamaya başlıyorlar. Sınav kaygıları, başarma hırsı, rekabet, onların masum bedenlerinde ve zihinlerinde olumsuzluklar meydana getiriyor. Özellikle de bu sebeplerle, yoga ve meditasyon erken yaşlarda başlanması gereken pratikler.</span></p>
<p style="margin:6px 0px;text-align:left;color:rgb(20,24,35);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;"><strong>-Çocuk yogasının yararları:</strong></span></p>
<p style="margin:6px 0px;text-align:left;color:rgb(20,24,35);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">Yoga iç salgı bezlerini uyarır, hormon bezlerini dengeli çalıştırır. Yoga çocuklarımızda stresle ilgili birçok rahatsızlığı tedavi ederken aynı zamanda astım, uykusuzluk, sindirim problemleri, hiperaktivite, öğrenim güçlükleri gibi sorunları da engeller.</span></p>
<p style="margin:6px 0px;text-align:left;color:rgb(20,24,35);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">Yoga ve meditasyonun önemini bebekler doğmadan önce bile hissederler. Hamileyken yapılan yoga ve meditasyon çocuk ile anne arasında sevgi bağının güçlenmesine katkı sağlar. Çocuklar daha sonra yaşına uygun yoga ve meditasyon yapması için cesaretlendirilebilir ama asla zorlanmamalıdır. İşini severek yapan, çocuk yogası eğitimi almış yoga eğitmenleri keyifli oyunlarla çocuklara yogayı sevdirebilirler.</span></p>
<p style="margin:6px 0px;text-align:left;color:rgb(20,24,35);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">Erken yaşta başlanan meditasyon çalışmaları, çocukların öğrenme becerilerini, algılama güçlerini arttırır, yaratıcılıklarını ve konsantrasyonunu geliştirir. Zihinlerini daha etkin kullanabilirler. Okullarda meditasyon uygulaması İngiltere’den Bolivya’ya, Peru’dan Hollanda’ya otuzdan fazla ülkede yayılmaya başladı.</span></p>
<p style="margin:6px 0px;text-align:left;color:rgb(20,24,35);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">Amerika Iowa’daki Fairfield köyündeki Maharişi Aydınlanma Çağı Okulu öğrencilerinin basketboldan, fen bilgisine, şiirden matematiğe kadar geniş bir alanda eyaletler arası birçok ödülü var. Ülke çapında yapılan sınavlarda en başarılı yüzde birlik dilimin içindeler ve yüzde doksan dokuzu üniversiteye girmeye hak kazanmış. Uluslararası yaratıcı problem çözme yarışmasında da dört dünya birincilikleri var.</span></p>
<p style="margin:6px 0px;text-align:left;color:rgb(20,24,35);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">Bu okula çocuklar bir sınava tabi tutularak seçilmiyor; hiçbir gün ev ödevi de yapmamışlar. Başarılarının sırrını okul müdürü kuantum fizikçi Ashley Deans sabah ve akşam olmak üzere günde onar dakika yapılan meditasyonlara (Transandantal Meditasyon) bağlı olduğunu söylüyor.</span></p>
<p style="margin:6px 0px;text-align:left;color:rgb(20,24,35);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">Bizim eğitim sistemimiz, beyni bölüm bölüm çalıştırdığı için, öğrenciler yorgun, stresli ve artık merak etmeyen bireyler haline geliyorlar. Doğumdan itibaren beş duyu ile öğrendiğimiz halde, okulda beş duyuyu kullanmayı geliştiren bir eğitim almıyoruz. Sentezleme ve analiz yeteneğinin nasıl geliştirebileceği de yeterince öğretilmiyor. Bunlar geliştiği takdirde her çocuğun hem matematikte, hem edebiyatta, hem de sporda başarılı olma potansiyeli artacaktır. Bu da zihni dinginleştirmeyi öğrenmekle başlayacaktır.</span></p>
<p style="margin:6px 0px;text-align:left;color:rgb(20,24,35);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">Hiç meditasyon yapmayanlarla beş yıl meditasyon yapmışların beyin dalgaları karşılaştırıldığında, hiç meditasyon yapmayanların beyin dalgaları uyumsuz hareketlenmeler gösterirken, meditasyon yapanların beyin dalgaları aynı yükseklikte kalmış. Meditasyon yaparak beynimizin bütününü uyum içinde çalıştırabiliriz. Bu da başta okullar olmak üzere daha birçok alanda başarı getirir.</span></p>
<p style="margin:6px 0px;text-align:left;color:rgb(20,24,35);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;"><strong>-Çocuklara meditasyon yaptırmak:</strong></span></p>
<p style="margin:6px 0px;text-align:left;color:rgb(20,24,35);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">Küçük çocuklara üç aşamalı meditasyon yaptırılabilir;<br>İlk aşamada beş dakika Gibberish meditasyonu ile başlanır (Gibberish sözcüğü Cabbar adında bir Sufi mistikten geliyor. Cabbar asla bir dil konuşmamış, sadece anlamsız sözler sarf etmiş). Bu aşamada çocuklar gözlerini kapayarak akıllarına gelen anlamsız kelimeleri rastgele bağırarak söylerler. Mantığı, sağduyuyu, sözcüklerin anlamlarını önemsemeden zihinlerini özgürce boşaltırlar.</span></p>
<p style="margin:6px 0px;text-align:left;color:rgb(20,24,35);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">İkinci beş dakikalık sürede çocukların özgürce kahkaha atmalarına izin verilir. Zihinlerinin saf kalması böylece sağlanır. Üçüncü beş dakikalık aşamada ise çocuklar hareketsizce uzanırlar, sadece nefeslerini dinlerler. Öğrenme güçlüğü çeken çocuklar okula gitmeden önce bu çalışmayı düzenli yaptıklarında başarılarının arttığı gözlemlenmiştir.</span></p>
<p style="margin:6px 0px;text-align:left;color:rgb(20,24,35);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">Daha büyük yaştaki çocuklar sınav stresini azaltmak ve konsantrasyonu arttırmak için beşer dakikalık çeşitli meditasyon tekniklerini kendileri de uygulayabilirler.</span></p>
<p style="margin:6px 0px;text-align:left;color:rgb(20,24,35);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">Örneğin; bir dosya kâğıdına ceviz büyüklüğünde içi boyalı bir daire çizilir ve göz hizasında iki metre uzağa asılır. Meditasyon, gözler kırpılmadan, nefese odaklanarak beş dakika bu kâğıda bakmaktan ibarettir.</span></p>
<p style="margin:6px 0px;text-align:left;color:rgb(20,24,35);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">Bir başka çalışma örneğinde; dik olarak oturulduktan sonra masanın üzerindeki herhangi bir objeye (yanan mum da olabilir) gözü mümkün olduğu kadar kırpmamaya dikkat ederek beş dakika odaklanarak bakılır. Bu çalışmaların nefes egzersizlerinden sonra, sabah ve akşam beşer dakika düzenli yapılması gerekir. Yoğun, yorucu ve karmaşık düşüncelerden arındırılmış bir zihin yaratıcı potansiyeline tekrar kavuşur.</span></p>
<p style="margin:6px 0px;text-align:left;color:rgb(20,24,35);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">Meditasyon çalışmalarını danışanlarıma yaptırırken fark ettim ki genelde yaşları ne kadar küçükse, görülen imgelerin renkliliği ve çeşitliliği o kadar artıyor. Bir imgeleme çalışmasını aynı ailede babayla on altı ve sekiz yaşındaki oğullarına ayrı ayrı yaptırdım. Kırk beş yaşındaki baba çalışmanın başında zorlanırken, bitirdikten sonra çok şaşırdı. Oğulları ise çok daha rahat imgeleme yapabildiler. Özellikle sekiz yaşındaki çocuk çok hızlı frekansa girip çalışma bittikten sonra da rahatlayıp keyifle gördüklerini resmetmek istedi. Küçük yaşlarda sorgulamamız daha az olduğu için, meditasyon frekansına girmemiz daha kolay oluyor.</span></p>
<p style="margin:6px 0px;text-align:left;color:rgb(20,24,35);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">Çocuklarımızın meditasyon ve yogayla erken yaşlarda tanışmasını sağlamamız onların hem okulda, hem de yaşamda başarılı, doyumlu, huzurlu ve mutlu olmalarını sağlayacaktır. Her gün çocuklarımızı en azından beş dakika nefes çalışmalarıyla birlikte zihinlerini boşaltmaları için cesaretlendirmeliyiz. Böylece zihinlerini dengeleyerek streslerini azaltabilir sınav, okul ve yaşam başarılarını artırabilirler.</span></p>
<p style="margin:6px 0px 0px;text-align:left;color:rgb(20,24,35);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;"><strong>Banu Uzkut Onuk</strong></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><span style="font-size:18px;"><span style="text-align:left;color:rgb(20,24,35);font-family:helvetica, arial, sans-serif;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);"> </span></span></p>
<p> </p>
<div style="text-align:left;color:rgb(20,24,35);background-color:rgb(255,255,255);"><p style="margin:0px 0px 6px;"><span style="font-size:18px;"><span style="text-align:left;color:rgb(20,24,35);font-family:helvetica, arial, sans-serif;font-style:normal;font-weight:normal;background-color:rgb(255,255,255);"> </span></span></p></div>
]]></description><guid isPermaLink="false">379787</guid><pubDate>Mon, 29 Jun 2015 12:34:12 +0000</pubDate></item><item><title>O&#x11F;lum tam bir ergene d&#xF6;n&#xFC;&#x15F;meden &#xF6;nce &#xF6;&#x11F;renmesini istedi&#x11F;im 10 &#x15F;ey:</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/364615-oglum-tam-bir-ergene-donusmeden-once-ogrenmesini-istedigim-10-sey/</link><description><![CDATA[<blockquote data-ipsquote="" class="ipsQuote"><div>
<span style="font-size:18px;"></span><p> </p>
<p style="margin:0px;color:rgb(65,65,65);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">11 yaşında muhteşem bir oğlum var. Zeki biri. Her gün beni güldürmeyi başarıyor. Hem nazik hem de cömert. Ve benim her gece evrene gönderdiğim dileğime rağmen – lütfen zamanı yavaşlat! – oğlum gözlerimin önünde bir erkeğe dönüşüyor. İlk kez 11 yıl önce aşık olduğum o küçük tombul sarışın çocuk değil artık. Yaz boyunca tam 8 cm uzadı. Beni neredeyse geçmek üzere. Bu yılki yeni okul ayakkabıları 43 numara. Her gün antredeki dev spor ayakkabıların yanından geçerken, oğlumun değiştiğini inkar etmemin artık imkansız olduğunu fark ediyorum. Hem olağanüstü hem de bir parça korkutucu da olsa, küçük oğlum yetişkinliğe doğru kanat açıyor.</span></p>
<p style="margin:0px;color:rgb(65,65,65);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">Oğlumla birlikte, kendine özgü bir geçiş dönemi içinde olduğumuzu hissediyoruz. Ne tam ergen, ne tam çocuk… Kabarmaya başlayan akneler, vücut tüyleri ve şiddetli hormonlar dünyasının kapılarına dayanmaya başladıkça, oğlumun birkaç yıl içinde nasıl bir ergen olmasını isterdim diye düşünmeye başladım ben de. Ve sonunda nasıl bir erkeğe dönüşmesini isterdim diye. Ona hala vermek istediğim çok fazla hayat dersi var. Bazen pek de iyi olmayan bir dünyada, iyi bir erkek olabilmesi için öğrenmesi gereken birçok önemli şey var. İşte, oğlum tam bir ergene dönüşmeden önce öğrenmesini istediğim 10 şey:</span></p>
<p style="margin:0px;color:rgb(65,65,65);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;"><strong>1. İyilik bir güçtür, zayıflık değil. </strong>Nezaket bir güçtür. Empati de öyle. Zalim olmak “erkekçe” bir şey değildir. Kibar olmak zayıflık değildir. Genellikle iyiliğin gücünü hafife alırız. Oysa dünyayı iyilik geliştirir ve iyileştirir.</span></p>
<p style="margin:0px;color:rgb(65,65,65);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;"><strong>2. Bir kızın bedeni sadece kendisine aittir. </strong>Kim olursa olsun, hiçbir hak talep edemezsin. Onunla ne kadar süredir birlikte olursan ol. Bedeni söz konusu olduğunda kuralları o koyar. Aynı şekilde sen de kendi bedeninle ilgili kuralları koyarsın.</span></p>
<p style="margin:0px;color:rgb(65,65,65);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;"><strong>3. Duygularını ifade et. </strong>Kelimelerini kullan. Bastırma. Derinlere itme. Bizi tam gelişmiş insan yapan şey duygularımızdır. Bir mağara adamı olma.</span></p>
<p style="margin:0px;color:rgb(65,65,65);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;"><strong>4. Yemek pişir, temizlik yap ve çamaşırlarını kendin yıka. </strong>Her erkek lezzetli bir şeyler (ya da en azından yenilebilir) bir şeyler pişirebilmeli, arkasını temizleyebilmeli ve kendi kıyafetlerini yıkayabilmeli. Ve lütfen, lütfen anla – ve bunu sadece söyleme, buna gerçekten inan – bunların hiçbiri “kadınların işi” değildir.</span></p>
<p style="margin:0px;color:rgb(65,65,65);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;"><strong>5. Her gün “Lütfen,” “Teşekkürler,” ve “Özür dilerim” de. </strong>Davranışlar çok önemli. Bu modern dünyada çok daha az önemseniyor olsa da, davranışların seni herkesten ayırır. Okulda. Kariyerinde. Gelecekteki ilişkilerinde. İyi davranışlar seni hayatta daima daha ileri götürür.</span></p>
<p style="margin:0px;color:rgb(65,65,65);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;"><strong>6. Herkese güvenme. </strong>Aynı zamanda hiç kimseye güvenmemezlik de etme. İnsanlar senin güvenini kazanmak zorunda olsun. Güvenini karşılıksız verme, sadece onu hak eden insanlara ver. Hepimizin her zaman arkamızda olduğunu bildiğimiz bir arkadaş çevresine ihtiyacımız var.</span></p>
<p style="margin:0px;color:rgb(65,65,65);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;"><strong>7. Biraz kendine güven (bazen rol yapmak zorunda kalsan bile) çok kapı açar.</strong>Ve tamamen rol yaptığın zamanlarda olacak. Bana bu konuda güven. Ama zeki olduğunu da her zaman bil. Yetenekli olduğunu bil. Yapabileceğini bil. Hayallerini gerçekleştirmek için ihtiyacın olan her şeye sahipsin. Sadece kendine inan.</span></p>
<p style="margin:0px;color:rgb(65,65,65);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;"><strong>8. Birlikte olduğun insanların sırlarını ifşa etme. </strong>Bu saygısızlıktır. Kabalıktır. Diğer insanın savunmasızlığından faydalanmaktır. Arkadaşların detayları bilmek zorunda değil.</span></p>
<p style="margin:0px;color:rgb(65,65,65);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;"><strong>9. Bazı şakalar yapmaya değmez. </strong>Bilirsin, “kötü” esprilere bayılırım. Ustalıkla iğnelemek ise benim hayatta en sevdiğim şeylerden birisi. Ve sen her ikisinde de oldukça ustasın. Ama bunları yapmak her zaman uygun olmayabilir. Mükemmel bir espriden çok daha önemli şeyler vardır. Arkadaşlık gibi. Güven. İyilik. Espriyi yapmadan önce bir düşün. Gerçekten yapmaya değer mi?</span></p>
<p style="margin:0px;color:rgb(65,65,65);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;"><strong>10. Dünyayı keşfet. </strong>Dışarı çık. Yeni şeyler gör. Yeni yerler keşfet. Ufkunu genişlet. Sırt çantanla Avrupa’yı dolaş. Afrika’da safariye git. Dünyevi bir perspektif geliştir. Ben her zaman geri döndüğün evin olacağım.</span></p>
</div></blockquote>]]></description><guid isPermaLink="false">364615</guid><pubDate>Sun, 18 Jan 2015 12:57:42 +0000</pubDate></item><item><title>20 soruda 'Bebekleri anlama' rehberi</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/177207-20-soruda-bebekleri-anlama-rehberi/</link><description><![CDATA[
<p><strong>Okunan kitaplara veya tecrübeli annelerden alınan desteklere rağmen bebek büyütenler, bu süreçte çok sayıda soruyla karşılaşabilir, soruların yanıtlanmaması ise endişe yaratabilir..</strong>.</p>
<p> </p>
<p>Kitaplardan edinilen bilgiler, anne, kayınvalide, arkadaşlar ve kız kardeşlerden alınan tavsiyeler, bebek bakımıyla ilgili sorularda yetersiz kalabilir. </p>
<p> </p>
<p> Acıbadem Bakırköy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İbrahim Çelik, annelerin bebek bakımında artık halk efsanesine dönüşmüş bilgilerin doğrularını anlatarak, annelere bir mini rehber oluşturdu, bilgileri bebek büyüten annelerle paylaştı. </p>
<p> </p>
<p> <strong><strong>1- Emziren Annenin Karnı Ağırıyorsa...</strong></strong></p>
<p>Anne üşütürse en fazla kendi karnı ağırır, zira soğukta bağırsak kasılma ve hareketleri hızlanır, bu da karın ağrısı olarak hissedilir. Ancak bu fiziksel durumun süt yoluyla bebeğe geçmesi söz konusu değildir.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><strong><strong>2- Anne Gazlı İçecek Tüketirse Bebekte Gaz Olmaz</strong></strong></p>
<p>Gazlı içecekler, sıkıştırılmış karbondioksit içeren sıvılardır. Bunlar içildiğinde açığa çıkan serbest karbondioksit midede gaz baloncukları şeklinde şişkinliğe yol açar. Ancak bu gaz baloncuklarının süt yoluyla bebeğe geçmesi fiziksel olarak imkansızdır. </p>
<p> </p>
<p>Benzer şekilde gaz yapan yiyecekler yendiğinde annenin bağırsaklarında bulunan bakteriler, bu yiyecekleri (yoğun probiyotik ve prebiyotik içeren gıdalar) fermente ettiğinde açığa çıkan gazlar annede gaz olarak hissedilebilir. Ancak bu gaz baloncuklarının da süt yoluyla fiziksel olarak bebeğe geçmesi söz konusu değildir. Annenin yediği yiyeceklerin içinde bulunan bazı alerjik protein ve kimyasalların süt yoluyla bebeğe geçip, bebekte alerjik reaksiyon ve karın ağrısı oluşturma potansiyeli vardır. Ama bu sadece duyarlı bebeklerde ve nadiren oluşur.</p>
<p> </p>
<p> <strong><strong>3- Bebek Yeşil Kaka Yapıyorsa Araştırmak Gerekir</strong></strong></p>
<p>Bebeğin kakasının yeşil olmasına neden olan çok sayıda sebep vardır. En temel neden bağırsak pasajının hızlanmasıdır. Bağırsak hareketini artıran her türlü fiziksel ve kimyasal etken bebeğin kakasının yeşil olmasına neden olur. Bu, çoğunlukla da belirgin bir sebep olmadan olur. </p>
<p> </p>
<p> <strong><strong>4- Anne Strese Girince Sütü De Etkilenir</strong></strong></p>
<p>Geleneksel olarak süt salgısını artırdığı düşünülen sayısız gıda, içecek ve bitki çayları tanımlanmıştır. Ancak bilimsel olarak kanıtlanmış ve her annede aynı derecede etki gösteren özel bir gıda ya da içecek ne yazık ki bulunmamaktadır.</p>
<p> </p>
<p>Anne sütü üzerine etkili olan temel faktörler şunlardır: Annenin yapısal ve genetik özellikleri, emzirmeye moral motivasyon, arzu ve inancı, normal doğum yapıp en kısa sürede bebeğin anne memesiyle buluşması, annenin ağrı, sancı, yorgunluk ve stresinin olmaması, doğru teknikle ve sık aralıklarla bebeğini emzirmesi, bol sıvı alması ve dengeli beslenmesi.</p>
<p> </p>
<p> <strong><strong>5- Tırnaklarını Kesmek İçin Kırkının Çıkmasını Beklemeyin </strong></strong></p>
<p>Bebeğin tırnakları, tırnak yatağını ne zaman geçerse o zaman kesilir, bunun için kırkını beklemeye gerek yoktur. Bazen bebek doğduğunda bile kesilebilecek kadar uzun olabilir.</p>
<p> </p>
<p> <strong><strong>6-Hava Sıkışınca Hıçkırık Olur</strong></strong></p>
<p>Bebeğin hıçkırması temel nedeni midede sıkışıp kalan bir hava cebininin mideden dışarı diyafram kasına doğru bir baloncuk oluşturup bu kası uyarmasıdır. Sıkışan bu hava kitlesi geğirilip çıkıncaya kadar hıçkırık devam eder.</p>
<p> </p>
<p> <strong><strong>7- Göz Yaşarması, Göz Zarının Tahriş Olması Demektir</strong></strong></p>
<p>Bebeğin göz yaşarması çoğunlukla mikrobik, alerjik ya da fiziksel bir etkenin göz zarını tahriş etmesine tepkisel olarak ortaya çıkar. Bazen de gözyaşı kanallarının doğuştan tıkalı olması nedeniyle gözyaşının buruna drenajındaki zorluk nedeniyle olur. </p>
<p> </p>
<p> <strong><strong>8- Ağlayan Bebeği Sık Sık Kucaklayın</strong></strong></p>
<p>Yenidoğan bebeğin, dünyada yapayalnız, savunmasız ve çaresiz olarak, kendini güvende ve huzurlu hissedeceği tek ortam olan anne kucağından şımaracağı gerekçesi ile mahrum kalması ne acı! Bebeklerinizi her ağladıklarında kucaklayın. </p>
<p> </p>
<p> <strong><strong>9- Yer Yemez Kaka Yapmasından Korkmayın</strong></strong></p>
<p>Tüm canlılarda var olan bir refleksin yenidoğandaki görünümü gastrokolik refleks, mideye bir gıda maddesi girdiğinde, eş zamanlı olarak kalın bağırsaklar da harekete geçerek bağırsak içinde bulunan dışkının dışarı atılması hadisesidir. Son derece sağlıklı ve fonksiyonel bir süreçtir; kesinlikle sindirim ya da emilim bozukluğunun işareti değildir.</p>
<p> </p>
<p> <strong><strong>10 - Şekerli Suya Alışınca Memeyi Reddeder</strong></strong></p>
<p>Yenidoğan sarılığında bebeğin beslenmesinin çok büyük bir rolü olduğu kesin. Anne sütü yetersiz olan bebeklerde sarılık daha erken ve daha uzun sürmektedir. Formula mama çağından önceki yıllardan kalma bir alışkanlık olarak, aç kalan bebeğin en azından şekerli suyla beslenmesi kulağa mantıklı gelebilir; ancak günümüzde anne sütüne yakın formül mamalar varken şekerli suyla bebeğin beslenmesi gereksiz hatta zararlı bir davranış olabilir. Zira şekerli suyun tadına alışan bebek anne memesini reddedebilir.</p>
<p> </p>
<p> <strong><strong>11- İlk 3 Ay Bebeğe Yalancı Meme Vermeyin</strong></strong></p>
<p>Anne-babaların en büyük isteği bebeklerinin bir an önce yalancı emziğe alıştırıp bebeğin ağlama krizlerinden kurtulmaktır. Gerçekten de bebeğin yalancı emzikle avutulması kısa süre de olsa aileye nefes alma fırsatı verir. Ancak bebeğin yalancı emziği tutmak için yaptığı dil damak dudak hareketleri anne memesini emerken yaptığından çok farklıdır. </p>
<p> </p>
<p>Bu nedenle ilk günlerde bebekler yalancı emziği tutmakta çok başarılı görünmezler. Ancak bir kere bu işi başardıklarında bu sefer de anne memesini kavramakta zorluk çekerler. Bu da memenin bırakılması, formül ve biberon beslenmeye geçiş anlamına gelir. Bu nedenle mümkünse ilk 3 ay bebeklere yalancı meme verilmemelidir.</p>
<p> </p>
<p> <strong><strong>12- Bebek Annesinin Memesini Bulunca Rahatlar</strong></strong></p>
<p>Bebekleri hayata bağlayan, güçlü arama refleksleridir. Bu refleks sayesinde bebek, anne memesini arar, bulunca da emer. Böylece hem karnı doyar, hem de kendini güvende hisseder. Çünkü henüz görme yeteneği tam gelişmemiş bebeğin çevresinde olan biteni anlama algılama kapasitesi sınırlıdır. </p>
<p> </p>
<p>Tek bildiği sıcak anne kucağı ve anne memesidir. Ona kavuşunca doğru yerde olduğunu hisseder, rahatlar. Dolayısıyla karnı tok bile olsa yenidoğan bebek, sürekli doğru yeri bulana kadar aranmak durumundadır.</p>
<p> </p>
<p> <strong><strong>13- Bebeğin Sık Hapşırması Reflekstir</strong></strong></p>
<p>Yenidoğan bebekler genellikle doğum sırasında burunlarında bulunan salgı ve mukusu atmak için sık sık hapşırırlar. Bu tamamen refleks bir olay olup üşütme ile ilgili değildir.</p>
<p> </p>
<p> <strong><strong>14- Bebeğin Memesinde Süt Toplanırsa Geçmesini Bekleyin</strong></strong></p>
<p>Anneden gecen hormonların etkisiyle yenidoğan bebeğin memelerinde bazen süt toplanabilir, buna hiç el sürmemek en iyisidir. Bu, bir kaç hafta içinde zaten kendiliğinden geçecektir. Masaj, memede enfeksiyon ve apseyle sonuçlanabildiğinden önerilmemektedir.</p>
<p> </p>
<p> <strong><strong>15-Göbeğinde Fıtık Varsa Kendiliğinden Geçer</strong></strong></p>
<p>Göbek fıtıkları, değil ceviz portakal büyüklüğünde bile olsa genellikle kendiliğinden geçen oluşumlardır. Üzerine bağlanacak cisimlerin bu sürece olumlu ya da olumsuz etkisi olmaz.</p>
<p> </p>
<p> <strong><strong>16- Göbeği Düşsün Diye Toz Kullanmayın</strong></strong></p>
<p>Göbek tozu çok eski yıllarda kullanılan bir çeşit antibiyotik olup günümüzde kesinlikle kullanılmamaktadır. Göbeğe kullanılacak en iyi madde %70’lik alkol solüsyonlarıdır.</p>
<p> </p>
<p> <strong><strong>17-Gözündeki Çapağa Anne Sütü Damlatmayın</strong></strong></p>
<p>Evet anne sütü içindeki antimikrobial maddeler yüzeysel göz enfeksiyonlarında işe yarayabilir. Ancak en doğrusu hekimin görüp karar vermesidir.</p>
<p> </p>
<p> <strong><strong>18- Bitki Çayları Gazı Gidermiyor </strong></strong></p>
<p>Bu tarz bitki çaylarının ya da geleneksel gaz gidericilerin bilimsel olarak bir faydası olduğu gösterilememiştir. Bu içeceklerin temelde zararı içlerinde bulunan şeker nedeniyle bebeğin anne sütünden soğuması ve biberona alışmasıdır. Ayrıca bitkisel kökenli olsalar da hangi bebekte ne tür yan etkiler yapacağının önceden kestirilmesi de güçtür.</p>
<p> </p>
<p> <strong><strong>19- Her Gün Yıkamak Büyümesini Kolaylaştırır</strong></strong></p>
<p>Bazı bebekler banyodan sonra çok rahatlar ve güzel uyur. Büyüme hormonu uykuda salgılandığından indirekt yolla banyo, bebeğin büyümesine katkı sağlayabilir.</p>
<p> </p>
<p> <strong><strong>20- Bebeği Tuzlamanın Ölümcül Sonuçları Olabilir</strong></strong></p>
<p>Anadolu'da halen yaygın olarak kullanılan yenidoğan bebeğin tuzlanması adeti, son derece tehlikeli ve ölümcül sonuçları olabilecek çağdışı bir uygulamadır ve asla yapılmamalıdır.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Alıntı</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">177207</guid><pubDate>Tue, 06 Oct 2009 20:42:49 +0000</pubDate></item><item><title>&#xC7;ocuklar&#x131;m&#x131;z&#x131; korurken onlar&#x131; g&#xFC;&#xE7;s&#xFC;zle&#x15F;tiriyor muyuz?</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/361181-cocuklarimizi-korurken-onlari-gucsuzlestiriyor-muyuz/</link><description><![CDATA[<blockquote data-ipsquote="" class="ipsQuote"><div>
<p style="margin:0px;color:rgb(65,65,65);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">Üniversiteye yeni başlayan bir kız öğrenci, ilk sınavından düşük bir not alınca sınıfta ciddi bir sinir krizi geçirdi. Hıçkırıklar içinde annesine telefon açıp <em>derhal</em> profesörle konuşmasını istedi. Elbette profesör görüşmeyi reddetti. Başka bir anne çocuğunun iş görüşmesine onunla birlikte katıldı, sonra da işe niye alınmadı diye merak etti.</span></p>
<p style="margin:0px;color:rgb(65,65,65);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">Büyük bir işveren, bir iş görüşmesine gelen adayın kendilerine işe 18 ay içinde başlayabileceğini söylediğini belirtti. Karşısındaki işverenin bulunduğu yere gelmesi için 20 senedir çalıştığı aklının ucuna bile gelmemişti belki de.</span></p>
<p style="margin:0px;color:rgb(65,65,65);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">Tüm bunlar kulağa çılgınca geliyor değil mi?</span></p>
<p style="margin:0px;color:rgb(65,65,65);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">“Çok üzücü ama bu hikayelerin hepsi doğru” diyor Growing Leaders (<em> Liderler Yetişiyor</em>) organizasyonunun kurucu başkanı Tim Elmore. “1990′lardan sonra doğan çocuklar , “anlık haz” çağında büyüdüler. iPhone’lar, iPad’ler, anlık mesajlaşmalar ve bilgiye hemen ulaşım, sürekli parmaklarının ucunda bulunuyor” diyor Elmore. “Okuldaki notlarını kendi çabalarıyla değil, anne babalarının “pazarlıkları” sonucunda elde ediyorlar. Küçücük şeyler başardıklarında övgüye boğuluyorlar. Yüzlerce Facebook ve Twitter arkadaşları var, ama gerçek hayatta pek fazla arkadaşları bulunmuyor.”</span></p>
<p style="margin:0px;color:rgb(65,65,65);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">Bu gidişatı durdurmak amacıyla Growing Leaders organizasyonu, ulusal ve uluslararası 5000 devlet okulu, üniversite, belediye organizasyonu, spor takımı ve kurumla çalışarak gençlerin liderlere dönüşmelerine yardım ediyor. “Üç kez evlenip sayısız iş girişiminde başarısızlığa uğramadan önce kendilerinde eksik olan şeyleri onlara vermek istiyoruz.”</span></p>
<p style="margin:0px;color:rgb(65,65,65);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">Peki ama anne babalar neden çocuklarına özgüveni öğreten ebeveynlikten, ne pahasına olursa olsun çocuklarını korumak isteyen helikopter ebeveynliğe geçiş yaptılar?</span></p>
<p style="margin:0px;color:rgb(65,65,65);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">Belki de her şey anne babaların çocuklarının yaşamlarının her alanındaki güvenlik konusunda obsesif bir hale gelmeleriyle başladı. Dışarıda oyun oynamalarına izin vermek yerine çocuklarının tüm boş vakitlerini organize ettikleri aktivitelerle doldurmaya başladılar. Çocuklarının ödevlerini yaptılar, okulda hem öğretmenleriyle hem de arkadaşlarıyla yaşadıkları sorunları çözdüler ve ufacık şeyler için çocuklarına ödüller dağıttılar.</span></p>
<p style="margin:0px;color:rgb(65,65,65);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">“Bu iyi niyetli ‘sen özelsin’ mesajları, bize pek de olumlu olarak geri dönmedi” diyor Elmore. “Onları geleceğe hazırlamak yerine onları korumaya adadık kendimizi. Düşmelerine, başarısızlığa uğramalarına ve korkmalarına izin vermedik. Problem şu ki, eğer çocuklar küçük yaşlarda, mesela parklardaki parmaklıklara tırmanmak ve düşmek gibi risklere bile girmezlerse, 29 yaşında atacakları her yeni adımda korku duyarlar.”</span></p>
<p style="margin:0px;color:rgb(65,65,65);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">Psikologlar ve psikiyatristler giderek daha fazla genç insanın orta yaş bunalımı yaşadığını ve çok daha fazla klinik depresyon vakaları gördüklerini söylüyor. Bunun sebebi nedir? Genç insanlar, psikologlara ve psikiyatristlere henüz milyonlar kazanamadıklarını ya da mükemmel eşlerini bulamadıklarını anlatıyor.</span></p>
<p style="margin:0px;color:rgb(65,65,65);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">Öğretmenler, koçlar ve yöneticiler, yeni neslin her şeye çok kısa süreler odaklanabildiğinden, içselden çok dışsal motivasyona ihtiyaç duyduklarından şikayet ediyor. Growing Leaders organizasyonunun amacı bu trendi tersine çevirmek ve gençlerin daha yaratıcı ve kendi kendini motive edebilen insanlar olmalarına yardım ederek kendilerine güvenmelerini ve dışsal motivasyona ihtiyaç duymamalarını sağlamak.</span></p>
<p style="margin:0px;color:rgb(65,65,65);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">Aile psikoloğu <strong>John Rosemod</strong> da aynı fikirde. Rosemond, ödülün genellikle geri teperek beklenenden tam tersi bir etki yarattığını gösteren araştırmalar olduğunu vurguluyor. Öfkeli bir çocuk kısa süreliğine öfkeli olmadığı için ödüllendirildiğinde, ödüllerin gelmeye devam etmesi için kötü davranışını tekrar etmeye meyilli oluyor.</span></p>
<p style="margin:0px;color:rgb(65,65,65);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;"><strong>Nerede hata yaptık?</strong></span></p>
<p style="margin:0px;color:rgb(65,65,65);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">• Çocuklarımıza büyük hayaller kurmalarını söyledik ve şimdi her küçük eylem onlara önemsiz görünüyor. Oysa çocuklar sürekli dünyayı yerinden oynatamaz. Her ne kadar ilerleme gibi görünmese de küçük, ilk adımlar atmayı da öğrenmeliler. “Anlık şöhret” getirmeyen hiçbir şey onlar için yeterince iyi değil. “Onlara, harika şeyler yapmanın küçük hedefleri başarmakla başladığını anlatmamızın zamanı geldi” diyor Elmore.</span></p>
<p style="margin:0px;color:rgb(65,65,65);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">• Çocuklarımıza özel olduklarını söyledik, üstelik ortada hiçbir sebep yokken. Mükemmel karakter özellikleri ya da beceriler göstermeseler de söyledik ve şimdi herkesten özel ilgi bekliyorlar. Problem şu ki, çocuklar özel olmak için özel bir şey yapmalarına gerek olmadığını sanıyorlar.</span></p>
<p style="margin:0px;color:rgb(65,65,65);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">• Çocuklarımıza her türlü konforu sunduk, ancak onları hazzı erteleyemez bir duruma getirdik. Üstelik bizler de hiçbir şey için iki dakika bile sabredemez hale geldik. Ya da mesela iş yerinde işler istediğimiz gibi gitmediğinde çok çabuk sinirlenir olduk. “Artık istediğimiz şeyleri beklemenin, başkalarının isteklerine saygı göstermenin ve ‘ben’den daha büyük şeyler için bireysel arzulardan vazgeçmenin önemini öğrenme zamanı” diyor Elmore.</span></p>
<p style="margin:0px;color:rgb(65,65,65);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">• Çocuklarımızın mutluluğunu en merkezi hedefimiz haline getirdik ve şimdi onlar için mutlu olmak oldukça zor. Çünkü mutluluk, anlamlı bir hayat yaşamanın bir sonucu. “Çocuklarımıza, gerçek hedefimizin, yeteneklerini, tutkularını ve yaşam amaçlarını keşfetmelerine yardımcı olmak olduğunu ve böylece onların da başkalarına yardım edebileceğini söylemeliyiz. Mutluluğun bunun bir sonucu olarak geleceğini anlatmalıyız”</span></p>
<p style="margin:0px;color:rgb(65,65,65);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;"><strong>Rahatsız edici çözümler:</strong></span></p>
<p style="margin:0px;color:rgb(65,65,65);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">“Çocuklarımızın 12 yaşında başarısızlığa uğramalarına izin vermeliyiz. Bu, başarısızlıklarını 42 yaşında yaşamalarından daha iyidir” diyor Elmore. Onlara, ‘istediğin her şeyi yapabilirsin’ anlayışının her zaman doğru olmadığı gerçeğini incelikli bir şekilde anlatmalıyız.”</span></p>
<p style="margin:0px;color:rgb(65,65,65);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">Çocuklar hayallerini yeteneklerinin üzerine kurmayı ister. Sesi güzel olan her kız çocuğu bir gün ünlü bir şarkıcı olmayacak, küçükler takımında oynayan her sporcu büyüyünce büyükler liginde oynamayacak.</span></p>
<p style="margin:0px;color:rgb(65,65,65);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">• Başlarına dert açmalarına ve sonuçlarına katlanmalarına izin vermeliyiz. Düşük not alabilirler, sorun değil. Bir dahaki sefere yüksek not almak için daha çok çalışmalılar.</span></p>
<p style="margin:0px;color:rgb(65,65,65);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">• Özerklik ile sorumluluğu dengelemeliyiz. Örneğin oğlunuz arabanızı ödünç alırsa, benzin deponuzu doldurmak zorunda olsun.</span></p>
<p style="margin:0px;color:rgb(65,65,65);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">• Öğretmeniyle işbirliği yapın, ama çocuğunuzun ödevlerini yapmayın. Eğer bir sınavda kötü not alırsa, sonuçlarına katlanmasına izin verin.</span></p>
<p style="margin:0px;color:rgb(65,65,65);background-color:rgb(255,255,255);"><span style="font-size:18px;">“Aslında işin sırrı, sertliği ve yumuşaklığı iyi dengelemekte” diyor Elmore. “Dışarıdan yumuşak görünüp içeriden sert olmalıyız. Çocuklarımızın büyüdüklerinde başarılı olmaları için henüz gençken başarısız olmalarına izin vermeliyiz.”</span></p>
<p style="margin:0px;color:rgb(65,65,65);background-color:rgb(255,255,255);"> </p>
<p> </p>
</div></blockquote>]]></description><guid isPermaLink="false">361181</guid><pubDate>Sat, 13 Dec 2014 17:07:16 +0000</pubDate></item><item><title>G&#xF6;zl&#xFC;&#x11F;e al&#x131;&#x15F;ma durumu</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/344654-gozluge-alisma-durumu/</link><description><![CDATA[
<p>Oglusuma gozluk yazildi. Ileri derecede yakini ve uzagi goremedigini ogrendik acikcasi hala inanamiyorum herseyi soylerken gorememe durumu bana mantikli gelmesede bir kac doktordan sonra yapacak birsey yok dedik.</p>
<p> </p>
<p>Oglus neredeyse dort yasinda olacak, ve biraz rahatina duskun. Basina gelen varsa, ne gibi yontemlerle bunu cekici hale getirdiniz?</p>
<p> </p>
<p> </p>
]]></description><guid isPermaLink="false">344654</guid><pubDate>Sat, 28 Jun 2014 01:16:39 +0000</pubDate></item><item><title>&#x130;nternetteki Doland&#x131;r&#x131;c&#x131; Pedagoglara Dikkat! Pedagog Kime Denir? Ne Zaman &#xC7;ocu&#x11F;unuzu Pedagoga G&#xF6;t&#xFC;rmelisiniz?</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/192220-i%CC%87nternetteki-dolandirici-pedagoglara-dikkat-pedagog-kime-denir-ne-zaman-cocugunuzu-pedagoga-goturmelisiniz/</link><description><![CDATA[<p>
	<b>İçerik Kaldırılmıştır...</b>
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">192220</guid><pubDate>Tue, 09 Feb 2010 00:02:25 +0000</pubDate></item><item><title>Kre&#x15F; Nas&#x131;l Se&#xE7;ilir</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/241854-kres-nasil-secilir/</link><description><![CDATA[<blockquote data-ipsquote="" class="ipsQuote" data-ipsquote-contentapp="forums" data-ipsquote-contenttype="forums" data-ipsquote-contentid="241854" data-ipsquote-contentclass="forums_Topic"><div>Daha çok bebeklik dönemini kapsayan 0-2 yaş dönemi kreş seçiminde,  aileleri  zorlu bir dönem bekliyor. Hangi kreşi, hangi özelliğinden  ötürü seçmek  gerektiğine dair önemli bilgiler veren <strong>Pedagog S.Kükürt</strong>,  dikkat edilecek hususları sıraladı.<p> </p>
<p>•  Çocuğunuz yuvaya giderken içinizin rahat ve huzurlu olmasını  istiyorsanız o  kurumu seçerken açıkçası biraz şüpheci davranmanız  gerekiyor. Çünkü kurumun  gerçek yüzü web sitesinde ya da broşüründe  yazılanlarla örtüşmeyebilir.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>•  Kayıttan önce veli adayı  olarak gittiğiniz günlerde kurumun sahibini ve diğer  çalışanları  tanımaya çalışın. Uzmanlık alanlarını ve deneyimlerini öğrenin.  Çocuk  eğitimi ve bakımında sizinle aynı görüşlere sahip olup olmadıklarını   sorgulamak açısından değişik konularda fikirlerini sorun.</p>
<p> </p>
<p>• Uyku,  yemek, tuvalet gibi alışkanlıkları kazandırırken nasıl bir yöntem   izliyorlar acaba bu çok önemli. Sadece sizin çocuğunuza değil diğer  çocuklara da  olan yaklaşımlarına bakın. Sevgi ve şefkat önceliğiniz  olurken kullandıkları  beden dilini de gözden kaçırmayın.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>•  Odaların temiz, havadar, ısı ve ışık  yönünden kontrollerini yaparken  etrafta kül tablası ya da sigara kokusu olup  olmadığına bakıp asla  sigara içilmemiş olmasına dikkat etmelisiniz.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>•  Günlük  program ile yemek listesini aldıktan sonra bunlara uyulup uyulmadığına   bakınız. Gelişim testleri ile takiplerini yapan uzman, periyodik  kontrollerini  yapan doktor ve kurumda görevli hemşire var mı?</p>
<p> </p>
<p>•  Geniş ve güvenli bir bahçesi var mı, çocuklar temiz havaya çıkarılıyor  mu?  Çocukların sağlık ve güvenliği açısından tehlikeli oyuncak,  materyal ya da  mobilya gözünüze çarpıyor mu?</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Başka bir  önemli konu da kurumun Bakanlık  tarafından onaylı ruhsatı duvarda asılı  mı? Mutlaka görüp inceleyin. Bu belgede  kurumun kapasitesi, kaç  gruptan oluştuğu, kurucusu ve sorumlu müdürün kim olduğu  gibi bilgiler  yazılıdır. Size anlatılanlarla çelişmiyorsa ve içinize sinmeyen  bir  durum yoksa kaydınızı gönül rahatlığı ile yaptırabilirsiniz. Tabii ara  sıra  denetimlere gideceğiniz koşulu ile… </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
</div></blockquote>]]></description><guid isPermaLink="false">241854</guid><pubDate>Thu, 28 Jul 2011 08:44:11 +0000</pubDate></item><item><title>Anneler Dikkat! Ergenlik Ya&#x15F;&#x131; D&#xFC;&#x15F;t&#xFC;! Gen&#xE7; K&#x131;z Psikolojisi: Sa&#x11F;l&#x131;kl&#x131; ve G&#xFC;zel Gen&#xE7; K&#x131;z olman&#x131;n Yollar&#x131;!</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/192218-anneler-dikkat-ergenlik-yasi-dustu-genc-kiz-psikolojisi-saglikli-ve-guzel-genc-kiz-olmanin-yollari/</link><description><![CDATA[<p>
	İçerik kaldırılmıştır...
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">192218</guid><pubDate>Mon, 08 Feb 2010 23:53:02 +0000</pubDate></item><item><title>Bebek arabas&#x131; almadan &#xF6;nce</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/268336-bebek-arabasi-almadan-once/</link><description><![CDATA[<blockquote data-ipsquote="" class="ipsQuote" data-ipsquote-contentapp="forums" data-ipsquote-contenttype="forums" data-ipsquote-contentid="268336" data-ipsquote-contentclass="forums_Topic"><div>
<p><strong>	Hem bebeğinizin, hem de sizin rahatınızı sağlayan bebek arabalarını seçerken onun kemik gelişiminden güvenliğine kadar her şeyi düşünmeniz gerekir.</strong></p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.elmaelma.com/d/news/23443.jpg" alt="23443.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p>Biliyoruz<a href="http://www.elmaelma.com/" rel="external nofollow">,</a> bebeğinizin rahatlığı ve güvenliği için en uygun bebek arabasını almak istiyorsunuz. İşte bunun için dikkat etmeniz gerekenler<strong>:</strong></p>
<p><span style="color:#ff0066;"><strong>Güvenlik</strong></span></p>
<p>Metal aksamının sağlamlığından ve “5 Nokta” emniyet kemeri olduğundan emin olun. Emniyet mekanizmasının bebek-çocuk tarafından kolay açılabilir olmadığını test edin.</p>
<p><span style="color:#ff0066;"><strong>Konfor</strong></span></p>
<p>Oturma şiltesinin kalınlığı<a href="http://www.elmaelma.com/" rel="external nofollow">,</a> sırt dayanağının farklı seviyelere ayarlanabilmesi, tentesinin kademeli olması, ön tepsisinin olması bebeğinizin konforu için dikkat edebileceğiniz faktörlerdir. Kumaşın silinebilir olması önemlidir; ancak kumaşın bebeği terletmediğinden mutlaka emin olmalısınız. Çıkarılıp yıkanabilenler bu durumda daha doğru bir tercih gibi görünüyor.</p>
<p><strong><span style="color:#ff0066;">Manevra kabiliyeti</span></strong></p>
<p>Küçük-sert tekerlekli ve amortisörsüz arabalar yollardaki tüm titreşimi bebeğinize yansıtır. Büyük tekerlekli sahip arabalar ise yollardaki bozukluğu bebeğinize hissettirmez. Amortisörlü ve havalı tekerlekler ise zemindeki çukurların verdiği rahatsızlığı en aza indirger. Ayrıca tekerleklerin büyük olması kaldırım ve basamaklarda anne-baba için büyük kolaylık sağlar.</p>
<p><span style="color:#ff0066;"><strong>Ağırlık ve kullanım kolaylığı</strong></span></p>
<p>Mümkünse tek elle açılıp kapananlardan tercih edin. Bebek arabasının ağırlığı ne çok az ne çok fazla olmalıdır. Çok hafif arabalar devrilme riski taşır, çok ağır arabaların ise kullanımı ve taşınması oldukça zordur.</p>
<p><span style="color:#ff0066;"><strong>Garanti süresi ve ulaşılabilirlik</strong></span></p>
<p>Bebek arabasının garanti belgesinin olması çok önemlidir. İleride çıkabilecek arızaları da düşünerek, satış sonrasında da servis hizmeti verebilecek bir üreticiyi tercih etmeniz önemlidir. Üretimi bitmiş ya da bitmek üzere olan bir arabayı tercih etmeyiniz. Firmanın servis merkezlerinin yaygın olmasına ve servis kalitesine de dikkat ediniz.</p>
<p> </p>
<p></p>
</div></blockquote>]]></description><guid isPermaLink="false">268336</guid><pubDate>Sat, 14 Apr 2012 02:57:07 +0000</pubDate></item><item><title>Tarih boyunca annelik halleri</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/263104-tarih-boyunca-annelik-halleri/</link><description><![CDATA[
<p><strong>	</strong><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><strong>Taş</strong></abbr><strong> Devrinde Anneler Nasıldı?</strong></p>
<p>	20 Şubat, 2012 - 10:57</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><img src="http://haberdesin.com/sites/default/files/styles/large/public/field/image/anne_bebek_0.jpg" alt="anne_bebek_0.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>'Annelik halleri' insanlık tarihi boyunca şekilden şekle girdi. 'Fazla' çocuğun terk edildiği antik çağlardan, gaz çıkarma becerisinin ve emzirmenin sanat olarak görüldüğü vakitlere, değişen annelik mitleri... Alternatif Anne dergisinin yayın yönetmeni Gülüş Türkmen yazısında, Shari Thurer'ın Annelik Mitleri kitabını anlattı.</p>
<p>İçinde yaşadığımız şu dönem, anneler için ne kadar zor! Bir tarafta annenin para kazanma ihtiyacı diğer tarafta annesine tam zamanlı ihtiyaç duyduğu söylenen çocuk. Bir tarafta altı ay emzirmeyi alkışlayanlar, diğer tarafta bir yaşında memeden kestiği için anneyi kınayanlar. Çocuğun kreş hayatıyla tanışması gerektiğini savunanlar ve kreşe göndermenin ‘çocuğu başından savmak’ olduğunu söyleyenler. Çocuğunu ekolojik besleyip, ekolojik beslemeyenlere acıyanlar... Anne olmak yetmiyor, ‘iyi anne’ olmak gerekiyor. Sorun şu ki, iyi annelik üzerindeki fikir farklılıkları şaşırtıyor, endişelendiriyor ve isyan ettiriyor.</p>
<p>Boston Üniversitesi profesörü, psikolog Shari Thurer, ‘Annelik Mitleri’ (Myths of Motherhood: How Culture Reinvents the Good Mother) adlı kitabında Batı toplumunun tarih içinde iyi annenin tanımını nasıl dönüştürdüğünü anlatıyor. <abbr title="Türk Anonim Şirketi">Taş</abbr> devrinden günümüze toplumun anneyi ve çocuğunu konumlandırmasını irdeleyen Thurer, ideolojilerin nasıl bir uçtan diğerine savrulduğunu gözler önüne sermiş. Gelin, zaman içinde bir yolculuğa çıkalım...</p>
<p><strong>	</strong><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><strong>TAŞ</strong></abbr><strong> DEVRİ ANNESİ: EN DOĞAL ANNE</strong></p>
<p> </p>
<p>Dürtüleriyle hareket etmenin, benmerkezci yaşamanın sorun olmadığı tek çağ, <abbr title="Türk Anonim Şirketi">Taş</abbr> Devri. Bu dönemde insanoğlu, hiçbir psikolojik çatışmayla karşı karşıya değil. Yemekse yemek, sevişmekse sevişmek, ensestse ensest, öldürmekse öldürmek! Vicdan sızlatması beklenen hiçbir yasa, etik değer yok.</p>
<p><strong>	NEOLİTİK ANNE: EN ŞANSLI ANNE?</strong></p>
<p> </p>
<p>Neolitik dönemle hayatımıza ‘edep’ kavramı girmeye başlıyor. Bir inanışa göre bu dönemde anaerkil toplumların aileleri, sonraki dönemlere kıyasla epey farklı sosyal dinamikler içinde yaşıyor. Çoğu bilim insanı, en eşitçi çağın neolitik çağ olduğu düşüncesinde. Ne yazık ki M.Ö. birinci yüzyıldan itibaren, hâlâ geçerli olan kadın düşmanlığı ortaya çıkıyor ve işler değişiyor...</p>
<p><strong>	KLASİK DÖNEM ANNESİ: NARSİST ANNE</strong></p>
<p> </p>
<p>Kız-erkek, sağlam-sakat fark gözetmeden tüm çocuklarımızı bağrımıza basarız. Ama klasik dönemin annesi, sadece seçilmiş çocuklara bakmakla yükümlü. Kız çocuklar değerli değil, birden fazla kız çocuk doğarsa ‘fazla’ çocuk terk ediliyor! Antik Yunan ve Roma kültürlerinde kadınlar üçüncü sınıf vatandaş muamelesinden dolayı kötü bir ruh halinde, hüsranlarını ister istemez de çocuklarına yansıtıyorlar. Bu narsist kişilik bozukluğundan babalar da nasipleniyor.</p>
<p><strong>	ORTAÇAĞ ANNESİ: KUTSAL ÇOCUĞUN DOĞUŞU</strong></p>
<p> </p>
<p>Hazreti İsa’nın ortaya çıkışıylaçocuklara özel bir ilgi oluşmaya başlıyor. Ne de olsa İsa, dünyaya çocuk olarak geliyor... 1000’li yıllarda çocuklar için artık oyuncaklar satılıyor; Noel ve başka dini günler özellikle çocuklara bayram olması amacıyla kutlanıyor.</p>
<p><strong>	MODERN ANNE: ŞU ANNELİK İÇGÜDÜSÜ DEDİKLERİ</strong></p>
<p> </p>
<p>19’uncu yüzyılda Darwin, kadınların biyolojik açıdan daha zayıf olduğu tezini ortaya koyuyor. Toplum bu bilgiden kendine göre çıkarımlar yapıyor: Kadınların erkeklere göre üstünlük sağladıkları yegâne alanın, çocuk doğurma özellikleri olduğu düşünülüyor örneğin. ‘Annelik içgüdüsü’ politik bir söylem olarak ortaya atılıyor. “Kadınlar bebek, erkekler orgazm ister!” söylemi, eşlerini evlerine bağlamak ve aldatılmanın önüne geçmek isteyen erkekler tarafından benimseniyor. Kadın ve cinsellik yan yana getirilemeyen iki unsur haline geliyor. Bir kadının seks istemesi mi? Ne şuursuzca! Annelik içgüdüsüne dair bilimsel bir, iki veri de paylaşalım: ‘İçgüdü’nün hayvanlar üzerinde bile henüz kanıtlanmışlığı yok: Marmoset maymunlarının dişileri çocuklarına bakmıyor, bu görevi daima cinsin erkekleri üstleniyor. Uzmanlar günümüzde anneliğin bir ‘içgüdü’ değil, hamilelik ve doğumla birlikte öğrenilen bir ‘güdü’ olduğu fikrine daha yatkınlar.</p>
<p><strong>	20. YÜZYIL ANNESİ: BİLİMSEL ANNE</strong></p>
<p> </p>
<p>İçine doğmuş olduğumuz yüzyılda bilimin hızla gelişmesiyle dikkatler uzmanlara yöneldi. Uzmanlar çocuğa zarar vermeden onunla iletişim kurmayı, doğru emzirmeyi, doğru gaz çıkarmayı irdeledi. Ancak bu girişimler kimi anneler tarafından fazla ‘motamot’ okundu: Sağduyularını arka plana iterek ‘kitap anneliği’ yapmayı yeğleyen bu anneler için aslında çok basit olan işlemler zorlaştı: Emzirmenin saatleri aksatılmamalıydı; gaz çıkarmak adeta sanattı… Çocuğun verdiği sinyalleri dinlemek, akla gelmez oldu. Bu ve başka gelişmelere isyan edenler feminist düşünceyi geliştirerek yüzyıla damgalarını vurdular.</p>
<p><strong>	GÜNÜMÜZ ANNESİ: EMPATİK ANNE</strong></p>
<p> </p>
<p>Ne var ki çocuğuna çok emek ve vakit harcaması gereken ‘iyi anne’ ile “Çocuk da yaparım kariyer de!” diyen anne aynı kişi olamıyordu. Uzmanların, çocuğun bedensel ve ruhsal sağlığından annenin sorumlu olduğunu keşfetmeleri, anneler için ‘endişe çağı’nın başlangıcı oldu. Artık çocuğun yaşadığı sorunlardan anne sorumlu tutuluyordu. Aslında bunun tek sorumlusu olacaksa, bu Dr. Spock olabilir…</p>
<p>Spock, başta bir kadının tüm mesaisini çocuğuna vermesi gerektiğini savunmuşsa da zaman içinde tam zamanlı anneliğin kadının ruh sağlığını bozduğunun farkına varmıştır. Spock, çocuğa anlayış gösterme sanatının da mimarıdır. Her yaklaşımda aşırıya kaçıldığı gibi Dr. Spock’un bu yaklaşımı da ‘kral çocuk’ların türemesine yol açar.</p>
<p>Anlıyoruz ki ‘iyi anne’nin tanımı zaman içinde değişkenlik göstermiştir. Thurer, çocuk yetiştirme konusunda uç örneklerin bilimselden ziyade toplumsal baskılar sonucu yapıldığını kanıtlıyor. Ancak iki önemli veri hiç değişmemiş ve bilimsel olarak da kanıtlanmış:</p>
<p>Annenin, çocuğun hayatının ilk dönemlerinde ruh ve beden sağlığında çok önemli rol oynadığı,</p>
<p>Annenin, bebeğin doğumundan itibaren onunla bağını zaman içinde zarif ve yumuşak bir şekilde çözmesi gerektiği.</p>
<p>Bu iki unsur dikkate alınmalı ve ‘bağ gevşetme’ zaman içine doğru biçimde yayılarak uygulanmalıdır. ‘İyi’ anneliğin tek gerçek kıstası budur, gerisi teferruattır!</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">263104</guid><pubDate>Tue, 21 Feb 2012 15:00:06 +0000</pubDate></item><item><title>Anne Babalar Huzursuz, &#xC7;ocuklar Yorgun</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/267402-anne-babalar-huzursuz-cocuklar-yorgun/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:18px;"><strong>Anne Babalar Huzursuz, Çocuklar Yorgun</strong></span></p>
<p> </p>
<p><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><strong><span style="font-size:14px;">Günümüzde anne babalık ne zor zanaat!</span></strong></span></p>
<p><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><strong><span style="font-size:14px;"> </span></strong></span></p>
<p><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><strong><span style="font-size:14px;">Sırtınızı yaslayıp içinizi az çok rahat tutacağınız geleneklerin yerinde yeller esiyor.O rahatlığın yerini sürekli huzursuzluk aldı.</span></strong></span></p>
<p> </p>
<p><strong>Hatta çevremdeki genç annelerde </strong><abbr title="Arama Kurtarma Derneği - Arama Kurtarma Teşkilatı"><strong>akut</strong></abbr><strong> bir panik havası seziyorum.</strong></p>
<p><strong>Acımasız bir dünya çünkü! </strong></p>
<p> </p>
<p><strong>Anne babalığı bile bir yarış kulvarı haline getiren, birbirleriyle çocukları üzerinden yarışıp durdukları bir dünya!</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Bakıyorum, hepsi gizliden gizliye sorguluyor kendini: Acaba iyi bir anne miyim? Acaba babalık açısından üzerime düşen görevleri yerine getirmekte iyi miyim? Popüler kültüre, televizyonlara, profesyonel akıl hocalarına, hatta eşe dosta kulak verdiklerinde, moralleri iyice bozuluyor. Çünkü onlara göre hep bir "yanlışlık" ve "başarısızlık" söz konusu!</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>*</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Geçen gün oğlu ergenlik çağına gelen bir arkadaşımla laflıyoruz.</strong></p>
<p><strong>Başladı oğluna karşı görevlerini anlatmaya ve projelerini sıralamaya.</strong></p>
<p><strong>Sanki sarp, engebeli, tehlikelerle dolu bir yolda sürecek uzun bir yolculuğa çıkmış gibi...</strong></p>
<p> </p>
<p><strong>Bu arada karısından söz edişi de ilginçti. Bir anneden çok bir pedagoji uzmanından bahsediyor gibiydi. Oysa düşünün, bir pedagogla bir anne aynı şey midir? Annelik "çocuk terbiyesi"nden ibaret midir?</strong></p>
<p> </p>
<p><strong>Popüler klişeler de bir işe yaramıyor, hani "biz çocuğumuzla arkadaş gibiyiz" inancı falan...</strong></p>
<p> </p>
<p><strong>Çocukların dolu arkadaşı var. Asıl ihtiyaçları müşfik bir otoriteye sahip anne baba! Ama gelin de bunu modern ebeveyn olmaya çalışan arkadaşlarıma anlatın, bakalım!</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Dahası...</strong></p>
<p><strong>"Çocuğum iyi bir insan olsun!" çabası ve dileğinin de rafa kaldırıldığını gözlemliyorum. Her şeyi rekabet malzemesi yapan modern hayat "iyi insan" ve "erdemli insan" arayışını rafa kaldırıyor.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>"Çocuğum başarılı olsun!" diye çırpınılıyor, göz başka bir şey görmüyor!</strong></p>
<p><strong>Anne babalar, dedim ya, bu yüzden hep huzursuzlar. Çocukların ise daha yeni yetmelik çağında ruhları yorgun düşüyor!</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Hal böyleyken...</strong></p>
<p><strong>Söyleyin, sizce nasıl bir gelecek bekliyor bizi?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>H. Babaoğlu</strong></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">267402</guid><pubDate>Wed, 04 Apr 2012 14:33:12 +0000</pubDate></item><item><title>Anne ya&#x15F;ayarak ya&#x15F;atarak &#xF6;&#x11F;retmelidir</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/266808-anne-yasayarak-yasatarak-ogretmelidir/</link><description><![CDATA[
<p><strong>Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin</strong></p>
<p> </p>
<p>Anne yaşayarak yaşatarak öğretmelidir</p>
<p> </p>
<p>Çocuk beyni, ilk 2 yaşta saniyede 30.000 kayıt yapabilme yeteneğindedir. Yani bir kamera gibi yorum yapmadan çevresinde algıladığı her şeyi kaydeder. Bu dönemde çocuğun en yoğun iletişimde bulunduğu kişi annesidir. Doğal olarak en fazla annesinden öğrenir, annesinden etkilenir. </p>
<p> </p>
<p>Bu dönemde çocuk, görüp yaşadıklarını yorum yapmadan kaydeder. Bu nedenle açıklamaların, öğüt vermelerin, özellikle somut anlatım yerine soyut anlatımların çocuğu ikna etme açısından hiç bir değeri yoktur. Çocuğun öğrenmesine neden olan gördüğü davranışlar, olaylar ve bizzat yaşadıklarıdır. </p>
<p>Örneğin; çocuğunuz dondurma istedi ama hava soğuk. </p>
<p>Ona “Hava soğuk dondurma yiyemezsin, hasta olursun” demek yerine, </p>
<p>“Hım tabii yiyebilirsin ama bak ağacın yaprakları nasıl da kıpırdıyor, yapraklar kıpırdamadığında dondurma yiyelim olur mu?” demek çocuğa gördüğü bir şey üzerinden (somut) düşünme yetisi kazandırır.</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">266808</guid><pubDate>Thu, 29 Mar 2012 17:10:19 +0000</pubDate></item><item><title>&#xC7;OCUKLARDAK&#x130; &#x130;STENMEYEN ALI&#x15E;KANLIKLARA EBEVEYNLER&#x130;N YAKLA&#x15E;IMLARI</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/263103-cocuklardaki%CC%87-i%CC%87stenmeyen-aliskanliklara-ebeveynleri%CC%87n-yaklasimlari/</link><description><![CDATA[
<p><a href="http://www.kimpsikoloji.com/wp-content/uploads/2012/02/cocuklarda-davranis-bozukluklari.jpg" rel="external nofollow"><img src="http://www.kimpsikoloji.com/wp-content/uploads/2012/02/cocuklarda-davranis-bozukluklari.jpg" alt="cocuklarda-davranis-bozukluklari.jpg" loading="lazy"></a></p>
<p>Çocuklardaki kötü alışkanlıklar deyince çoğumuzun aklına tırnak yeme, tırnak kenarlarındaki etleri yeme, parmak emme, elbisesinin yakasını ya da kolunu dişleme gibi çocuğun sonradan kazandığı ve tekrar eden davranışlar gelir. Çoğu ebeveyn de bu tip alışkanlıkları çocuğunda gördüğünde çocuğumda acaba bir psikolojik problem var mı diye düşünmeye başlar. Fakat örnek olarak tırnak yemeyi alırsak bir alışkanlık icabı boş vakit doldurmak için yenen tırnak vardır bir de psikolojik bir geri çekilme, kaygı, depresyon gibi negatif duygulanımın dışa vurumu olarak yenen tırnak vardır. Birinci durum endişelenmeyi çok gerektirmeyen bir alışkanlık olabilecekken ikinci durum kesinlikle göz ardı edilemeyecek bir tepkidir. Peki bu ayrımı nasıl yapabiliriz? Bu konuda dikkat edilmesi gereken şeylerden biri bu alışkanlığın ne zaman başladığıdır. Babası askere gittikten sonra, depremden sonra, bir yakının ölümünden sonra, anne babanın boşanmasından sonra, ders başarısı düştükten sonra gibi belirgin hayat olaylarından sonra başlayan kötü alışkanlıklar çoğu zaman bir psikolojik dışa vurumdur. Fakat annesi de ya da abisi de tırnak yediği için çocuğun da ondan baka baka örnek alıp alışkanlık haline getirmiş olması veya televizyon karşısındayken, boş kaldığı zamanlarda, canı sıkıldığı zamanlarda çocuğun tırnak yemesi nadiren bir psikolojik durumun dışa vurumudur. Bu yüzden çocuğu her tırnak yiyen ebeveynin çocuğuna “kesin benim çocuğumun psikolojik bir sıkıntısı var” diye bakması yanlıştır. Çocuğun tırnak yemeye başlaması, bu alışkanlığı ne zamandır devam ettiriyor olduğu, ne sıklıkta ve ne yoğunlukta tırnak yediği önemli bilgilerdir. Bazı çocuklar parmakları kanayana dek tırnaklarını ya da tırnak kenarlarını yerken bazıları arada bir başparmağını kemirir. Arada bir baş parmağının tırnağını yiyen çocuğa psikolojik problemi var diye bakmak çoğu kez isabetsiz bir düşünce olacaktır. Öte yandan çocuklar yeni bir kötü davranış başlattıklarında ebeveynin nasıl davrandığı çoğu kez bu davranışın alışkanlık haline gelip gelmemesinde belirleyici olur. Çocuğunun ilk kez tırnağını yediğini parmağını ağzına soktuğunu, emdiğini vs gören bir ebeveynin bunu görmezden gelmesi önerilir. Yine aynı şekilde çok kötü bir kelimeyi sarf eden çocuğu da görmezden gelerek bu davranışın sönmesine yardımcı olmak mümkündür. Bu görmezden gelme süreci 2-3 haftaya kadar uzayabilir, sonrasında küçük uyarılar yapmak ve ceza yerine ödül teklif etmek daha yerinde olacaktır. Bazı ebeveynler herkesin içinde “çek elini ağzından” deyip çocuğu utandıracak şekilde azarlayıp sorunun iyice kalıcı hale gelmesine katkıda bulunmaktadırlar. Geçici bir kötü davranış olarak başlayan tırnak yeme davranışı çocuğun ebeveyni ile ilişkisinin bozulmasına sebep olduğu için kötü davranış basitliğinden çıkacak ve psikolojik bir tepki halini alabilecektir. Bu şekilde davranışın katılaşmasına katkıda bulunmadıkları halde ve ödüller de fayda vermediğinde davranış halen devam ediyorsa genelde ebeveynler mahrum bırakma aşamasına geçerler. Oysa negatif ısrar çoğu kez işe yaramaz, çocuğun tırnak yemesini ebeveyninden ilgi görmekle eşleştirmesi anlamına da gelebilir. Hafta sonu tırnakların kesebileceğim kadar uzamazsa sen gezmeye gelemeyeceksin gibi cümleler çocukların çoğunda işe yaramaz. Oysa bu aşamada 3. Bir kişinin devreye sokulması ve kontrolü başkasının yapması çocuğa daha iyi gelir. Varsa öğretmeni yoksa sevdiği bir başkasının bu konuda çocukla konuşup anlaşması ve kontrol edeceğini söylemesi çoğu kez daha fazla işe yarar. Çocukla anlaşma yapan kişinin çocuğa güvendiğini belli etmesi kesinlikle önerilir. 3. Kişilerin günlük bir tabloyu çocuğa ve annesine vererek belirli işaretlerle her günün durumunu işaretlemelerini istemesi işin sıkı tutulmasına ve kolay kontrol edilmesine yardımcı olur. Bu arada anne babanın evde çocuğa istenmeyen davranışı yapmadığında ödül veren olmaları önerilir. İstenmeyen davranış oluştuğunda görmezden gelip, istenmeyen davranış olmadığında “aferin bak yarım saattir elini hiç ağzına götürmedin, bunu başarabildiğini görmek çok güzel” diyebilir. Çocuğun kendine zarar verdiği, canını yakacak kadar ilerleyen tırnak yeme, parmak emme vs davranışlarında ise bir profesyonele baş vurulması mecburidir. Öte yandan kötü bir alışkanlığa eşlik eden başka davranış problemleri de varsa (çiş, kaka kaçırma, kabus vs) yine bir profesyonele baş vurmak yerinde olacaktır. 3 yıldır devam eden bir davranış sorunu ile uğraşmak 3 aydır devam eden bir davranış sorunu ile uğraşmaktan çoğu kez daha zordur. Bu yüzden alışkanlıklar kökleşmeden müdahalede bulunulması tercih ve tavsiye olunur. KİM PSİKOLOJİ</p>
<p>Psk. Enise Akgül</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">263103</guid><pubDate>Tue, 21 Feb 2012 14:38:58 +0000</pubDate></item><item><title>Bir annenin sesleni&#x15F;i: &#x201C;&#xC7;ocu&#x11F;uma &#x15F;eker vermeyin&#x201D;</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/253979-bir-annenin-seslenisi-cocuguma-seker-vermeyin/</link><description><![CDATA[
<blockquote data-ipsquote="" class="ipsQuote" data-ipsquote-contentapp="forums" data-ipsquote-contenttype="forums" data-ipsquote-contentid="253979" data-ipsquote-contentclass="forums_Topic"><div> <img src="http://blog.yesilist.com/wp-content/uploads/2011/11/sweets.jpg" alt="sweets.jpg" loading="lazy"><p> </p>
<p>Sevgili komşum, bakkal amca, arkadaşlarım, ailem ve aklıma gelmeyen nice “şeker verenler”, size kısaca açıklamaya çalışacağım durumumu.</p>
<p>Genelde oğlumu gördüklerinde onu çok sevimli bulanların yaptığı şeyi size söylememe gerek var mı bilmiyorum çünkü ya bir ebeveyn olarak ya sık sık sizin de başınıza geliyordur veya gözlemliyorsunuzdur ve hatta, bu artık bir “gelenek” halini almıştır toplum içinde. Çocuklara şeker vermek… Tüylerim diken diken oluyor işte bunu yaptıklarında birileri... Neden şeker vermek? Elmanın suyu mu çıktı? O şeker nasıl yapılıyor gerçekten biliyor musunuz? Benim oğlum havuç verdiğinde de bayılarak yiyor, ona havuç da verebilirsiniz, neden katkı maddeleri, gıda boyaları, adını telaffzu edemediğim bir sürü maddeyle doldurmak istiyorsunuz çocuğumu?. Sesimi duyun lütfen, artık bebeklerde şeker hastalığı, obezite ve kanser görülürken bana dönüp de ne olur, “biz de böyle şekerlerle büyüdük, ne olacak ki canııım” demeyin, beni arıza anne kıvamına sokmayın. Ve hatta, gözümün önünde kendi çocuğunuza da o şekerlerden vermeyin. Ha bir de üstüne, “bak bizimki nasıl da yiyor” demeyin, önünüze istatistik döktürmeyin. Çocuğuma her uzatılan şekerin üzerine atlamaktan ve “hayır, çok teşekkürler ama biz şeker yemiyoruz” demekten yoruldum, utanır oldum ama kimse yaptığı kötülüğün farkında değil. İyi bir şey yaptıklarını düşünüyorlar. Yapmayın, ne olur şeker vermeyin. Bilmiyorsanız çok kısa zararlarını listeleyeyim yine de;</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>• Fazla şeker tüketmek kan şekerini çok çabuk artırıyor ve pankreas aşırı insülin salgılıyor. Buna "metabolik sendrom" deniyor. İnsülin, şekeri regüle ettikten sonra fazlasını yağ olarak depoluyor. Kan şekerindeki ani düşüşse sürekli acıkma hissine ve yemeye yol açıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>• Diş çürümesi başta olmak üzere, obezite, diyabet, kalp ve dolaşım hastalıkları, böbrek taşları, kanser, hipertansiyon, felç, ülser, astım, romatizma, kronik yorgunluk sendromu ve kemik erimesine neden oluyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>• Kan dolaşımıyla vücudun her tarafına taşınan şeker özellikle de göbek, kalçalar, göğüsler ve bacağın üst kısmında toplanıyor. Bu bölgeler de dolduğunda, yağ asitleri kalp ve böbrek gibi aktif organlara dağılıyor. Bu organlar gittikçe yavaşlıyor ve sonuçta dokuları bozularak yağa dönüşüyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>• Bağışıklık sistemi zayıflıyor. Vücut soğuk, sıcak veya mikroplara karşı koyamıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Şekerle ilgili çok önemli başka bir tehlike daha var. Genetiğiyle oynanmış mısırdan "mısır şekeri" üretiliyor."Nişasta bazlı sıvı şeker" de denilen bu "oynanmış" şeker, çikolata, gofret, gazlı içecek, baklava, mısır gevreği gibi endüstriyel gıdalarda en çok kullanılan şeker türü. Doğal halinde değil, insan eliyle "oynanmış" genlere sahip yiyecekler yediğimizde, bizim vücudumuzda da genlerimizi ilgilendiren değişiklikler olabileceğinden korkuyor bilim adamları. Günümüzde yaygınlaşan besin alerjileri, kanser gibi rahatsızlıkların nedenlerinden biri olduğu düşünülüyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Ayrıca bambaşka bir mecrada bir haber okuyorum;  “Tip 2 Diyabet pankreas organının bir tükenme hastalığıdır. Geçmişte bu hastalık yaşlılarda görülürdü. Ama artık aşırı şeker tüketimine bağlı olarak 12 yaşındaki çocuklarda bile şeker hastalığı oluşuyor. Oysa sağlıklı beslenmenin temel taşlarından biri şekere hiç yer vermemektir…” Şeker tamamen bir damak alışkanlığıdır, ben oğlumu bu alışkanlıktan elimden geldiğince uzak tutacağım. Tatlı sevmiyor mu, elbette seviyor ama ben ona meyve ve sebze veriyorum. Onunla da mutlu oluyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Buradan sesleniyorum, şeker çocukları mutlu değil, hasta eder. O yüzden lütfen onlara şeker vermeyin. </p>
</div></blockquote>
<p> </p>
<p>Evet yaa verilmesin gerçekten...Özellikle bayramlarda, o şekerleri avuç avuç yedikçe benim mideme kramplar giriyor...<img src="http://www.turkish-media.com/forum//public/style_emoticons/default/sad.png" alt="sad.png" loading="lazy"></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">253979</guid><pubDate>Tue, 22 Nov 2011 12:09:03 +0000</pubDate></item><item><title>Annelerin, &#xC7;ocuklar&#x131;n&#x131;n Davran&#x131;&#x15F;lar&#x131; &#xDC;zerindeki Tutum ve Etkileri</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/250156-annelerin-cocuklarinin-davranislari-uzerindeki-tutum-ve-etkileri/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:12px;"> </span></p>
<blockquote data-ipsquote="" class="ipsQuote" data-ipsquote-contentapp="forums" data-ipsquote-contenttype="forums" data-ipsquote-contentid="250156" data-ipsquote-contentclass="forums_Topic"><div>
<strong><span style="font-size:12px;">Bir çocuk için hayatındaki en önemli varlık annesidir. Doğumdan önce  başlayan anne çocuk ilişkisi neredeyse tüm bir hayat boyunca devam eder  ve ister olumlu ister olumsuz olsun annenin çocuk üzerinde tartışmasız  bir etkisi vardır.</span></strong><p> </p>
<p> <span style="font-size:12px;">Özellikle günümüzde modern aile yapısına baktığımızda ise geçmiş  yıllara göre ailenin çocuğa yaklaşımında radikal farklılıklar  gözlemliyoruz.</span>   <span style="font-size:12px;">Geçmişte ‘çocuktur, anlamaz’ şeklinde düşünülerek söz hakkı  verilmeyen, hatta dikkate alınmayan çocukların yerine kendisinin ve  çevresinin farkında olan çocuklar yetiştiriyoruz.Bir çok anlamda çok  olumlu sonuçları olsa da zaman zaman beklenmedik olumsuzluklar yaşandığı  da görülüyor. Burada en belirleyici faktör yine aile tutumları ve  özellikle anne çocuk ilişkisindeki sınırlar.</span>   <span style="font-size:12px;">Yine son yıllarda bu kadar ‘herşeyin farkında olan’ çocuklar  yetiştirmenin ilk dikkati çeken olumsuzluğu ise her şeye karışan, her  konuda fikir sahibi olan çocuklar yetiştirmiş olmamızdır. Elbette ki  kişiliğine, beğenilerine ve beklentilerine saygı duyarak çocuk  yetiştirmek olması gereken tavırdır ancak ailedeki pek çok şeye karışan,  hemen her konuda kendi istediği gibi davranılmasını talep eden çocuklar  yetiştirmiş olmak istenen şey değil.</span>   <span style="font-size:12px;">Buna sebep biz yetişkinlerin sınırları doğru çizememiş olmamızdır.</span>   <span style="font-size:12px;">Bir çocuğa kardeş isteyip istemediğini sormak başka şeydir, çocuk  kardeş istiyor diye ikinci ya da üçüncü bir çocuk sahibi olmaya karar  vermek başka bir şeydir. </span> <span style="font-size:12px;">Buradaki ayrımı net ve doğru yapmak gerekir. Çocuklar sahip  olamadıkları bir sorumluluğu gösteremezler. Dolayısıyla bir başka  çocuğun hayatımıza getireceği yükü hesaplamak biz yetişkinlerin  görevidir. Çocuklar pek çok şeyi isteyebilirler. Onlar yapıları gereği  sürekli olarak talep ederler. Ancak ebeveyn olmak onların taleplerini  yerine getirmekten ibaret değildir. özellikle annelerin çocukları uğruna  her şeyi görev addederek davranıyor olmaları, çocuklarına bağımlı bir  tutum geliştirmeleri sağlıklı bir durum değildir. Aksine bu kadar  bağımlı bir anne figürü mutsuz ve tatminsiz çocuklar demektir.</span>   <span style="font-size:12px;">Anne çocuğunun istediği her şeyi yaparak, onun her isteğine evet  diyerek aslında en büyük kötülüğü kendisinin yaptığının bilincinde  olamıyor maalesef. Çocuğun çevresinde bu kadar sahte bir cennet  yaratarak geleceğin mutsuz ve tatminsiz bireylerini yetiştiriyor  olduğumuzu unutmamak gerekiyor. Çünkü dışarıdaki hayat böyle değil.  Sosyal hayat ve toplum her dediğine evet denilerek büyütülmüş bir çocuğu  mutlu etmek üzere kurgulanmamış. Aksine son derece acımasız ve  çatışmacı bir yaşam var evin dışında. Buradaki şartlara uyum göstermeyi,  beklemeyi, isteklerini ertelemeyi öğrenmemiş, başkalarının varlığını ve  haklarını kabullenmeyi, empati kurmayı erken yaşlarda öğrenmemişse bir  çocuk evin dışındaki hayat bir çok olumsuzluk getiriyor çocuğa.</span>   <span style="font-size:12px;">Öyle aileler ve çocuklar görüyoruz ki bazen, çocuğundan izin alarak  arkadaşlarına giden, çalışıp çalışmayacağına çocuğun karar verdiği  anneler, gideceği okulu çocuğun seçtiği, evdeki pek çok kararın çocuğa  sorularak alındığı aileler var. Çocuğunun üzülmesinden, hatta  ağlamasından dahi korkan anneler çocuklara hem yaşlarını aşan, hem de  konumlarını aşan sorumluluklar yüklediklerinin farkında değiller. Oysa  çocukların katılacağı kararlar ve uygulama alanları sınırlıdır.</span>   <span style="font-size:12px;">Örneğin, aile ev değiştirecekse burada çocuğa sorulmamalıdır ama  evde çocuğun odası olarak düzenlenecek odada çocuğun zevkleri ve  istekleri dikkate alınmalıdır.</span>   <span style="font-size:12px;">Bebek sahibi olmak konusunda asla çocuğa danışılmamalı ama isim  konusunda fikri alınmalıdır. Çocuğun gideceği okul ailenin kararı olmalı  ama okul malzemeleri çocukla birlikte seçilmelidir. Evde yapılacak  yemeği anne belirlemeli ama çocuğun sevdiği yemeklerden bazıları da  eklenmelidir. Tatil planı aile tarafından yapılmalı ama çocuğun da fikri  alınarak beklentilerine dikkat edilmelidir.</span>   <span style="font-size:12px;">Kesin olan bir şey var ki o da, kararlar anne babaya ait olmalı,  sadece çocuğu ilgilendiren kısımlarda fikrine başvurulmalıdır. Özellikle  önemli konularda annenin çocuğuna yaşının üzerinde sorumluluk yüklemesi  hem çocuk için hem de aralarındaki anne çocuk ilişkisi için hoş  olmayacak sonuçlar doğuracaktır.</span>   <span style="font-size:12px;">Annesinin her dediğini yaptığını gören çocuk, çevresindeki herkesin  kendi istediği gibi davranacağını düşünecek ve bunu bekleyecektir.  Beklentilerinin gerçek olmadığını gören çocuklar ciddi uyum ve davranış  bozuklukları geliştirerek içinde bulunduğu toplum tarafından maalesef  dışlanmaktadır.</span>   <span style="font-size:12px;">Asıl dikkat edilmesi gereken nokta çocukları yönlendirmesi,  eğitmesi, kurallı ve disiplinli davranması gerekenin bir yetişkinler  olduğudur. Özellikle annenin çocuk üzerindeki önemi çok ciddiye  alınmalıdır. Anne olarak çocuğu toplum içinde kendi ayakları üzerinde  duracak, kendisini ve isteklerini doğru ifade edebilecek donanımda ve  bilinçte yetiştirmek en önemli görevimizdir. Olması gereken, her  isteğine evet dediğimiz, hayatı sadece kendisinden ve isteklerinden  oluşan bir durum olarak gören çocuklar yetiştirmek değildir.</span>   <span style="font-size:12px;">Hiçbir anne çocuğunun mutsuz olmasını, üzülmesini istemez doğal  olarak. Öyleyse anne olarak bizi üzecek çocuklar yetiştirmek de  istemiyorsak öncelikle onların çocuk oldukları hatırlamakta fayda var.</span>   <span style="font-size:12px;">İzin isteyen biz değil, onlar olmalı, kararı veren onlar değil biz  olmalıyız. Bu ayrımı net yaptığımızda taşlar da yerine oturacak ve  çocuklar çocuk gibi, anneler anne gibi davranmayı başaracaklardır.</span></p>
<p><span style="font-size:12px;"><strong>Psikolog Serap Duygulu</strong></span></p>
<p><span style="font-size:12px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:12px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:12px;"> </span></p>
</div></blockquote>
<p><span style="font-size:12px;"> </span></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">250156</guid><pubDate>Fri, 14 Oct 2011 23:58:38 +0000</pubDate></item><item><title>Ev &#xF6;devlerini e&#x11F;lenceli hale getirmenin yollar&#x131;</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/249798-ev-odevlerini-eglenceli-hale-getirmenin-yollari/</link><description><![CDATA[
<blockquote data-ipsquote="" class="ipsQuote" data-ipsquote-contentapp="forums" data-ipsquote-contenttype="forums" data-ipsquote-contentid="249798" data-ipsquote-contentclass="forums_Topic"><div>
<strong>Ödev saatleri birkaç hile ile sıkıcı olmayabilir.   </strong>                                                                                              	<p> </p>
<p>Ev  ödevi ve eğlence, çocukların bağdaştıramadığı iki kelime. Aslında ev  ödevlerini yapmak her zaman sıkıcı olmak zorunda da değil. Yapacağınız  ve uygulayacağınız birkaç hile ile ödev akşamlarını zorunlu sıkıcılıktan  kurtarabilirsiniz. Bunun için anne-babalara birkaç öneri veriyoruz.</p>
<p> </p>
<p><span style="color:#800080;"><strong>Öğrenmeyi oyun haline getirin</strong></span></p>
<p>Ödevin  konusu ne olursa olsun, ödevi tamamlamayı oyuna çevirin. Örneğin,  matemetik problemlerini görsele çevirin. Bunun için M&amp;M şekerleri  kullanabilirsiniz. Problemi onlarla canlandırın ve görsel zekâsına hitap  edin. Problemi çözdükten sonra da beraberce afiyetle yiyin.                          	</p>
<p> </p>
<p><span style="color:#800080;"><strong>Ders çalışma saatlerinde çocuğu yanınızdan ayırmayın</strong></span></p>
<p>Sert  ve bağırarak ”odana git ve ödevlerin bitene kadar oradan dışarı çıkma”  gibi sözler çocuğa ödev saatinin ceza saati gibi algılamasına, aslında  bu okul zamanın bir rutini olduğunu anlamamasına neden olur. Eğer  çocuğunuz yalnız ödevlerini yapmak istiyorsa, odasında onu belirli ama  düzensiz aralıklarla ziyaret edin ve yardıma ihtiyacı olup olmadığını  sorun. Eğer hep sizinle ödev yapmak istiyorsa, mutfak masasında ona bir  köşe ayırın ve siz işinizi yaparken ona yardımcı olun.</p>
<p> </p>
<p><span style="color:#800080;"><strong>Okumak bir macera olabilir</strong></span></p>
<p>Kitap  okumak, çocuğun öğrenme yetilerinin gelişiminde çok önemli rol oynayan  faktörlerden biri. Şimdiye kadar tutarlı bir şekilde çocuğunuza kitap  okumadıysanız bile bu, geç değildir. Çocuğunuzun ödevini okumak ve  içeriğini anlamak bile onun yükünü azaltmaya yeter. Okuma ödevlerinde  çocuğunuza yüksek sesle okumasını ve size anlatmasını ve o karakterin  neden öyle davrandığını anlamasını isteyin. Konu üzerine konuşun.  Çocuğunuzun okuduğunu anladığından emin olun.                              <img src="http://www.womenist.net/_files/content/1_29f8c28d194f131c003d8d60b16cc7a12_f202f962fb293e34c252c87706dac68b.jpg" alt="1_29f8c28d194f131c003d8d60b16cc7a12_f202f962fb293e34c252c87706dac68b.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="color:#800080;"><strong>Grup içinde çalışın</strong></span></p>
<p>Eğer  çocuğunuz kendisini grup içinde daha rahat hissediyorsa birkaç  arkadaşını çağırın ve ödev grup çalışma arkadaşları yaratın. Ödevleri  yaparken beraberce çözümler bulacak, konuları daha kolay kavramalarını  sağlayacaktır. Eğlenirken öğrenmek belki de sizin çocuğunuza göredir.  Bunu keşfedin.</p>
<p> </p>
<p><span style="color:#800080;"><strong>Destek sağlamak için hazır olun</strong></span></p>
<p>Eğer  ödev zamanları tüm çabalarınıza rağmen yine can sıkıcı ve uğraş doluysa  ve çocuğunuz birşey anlamadığını söylüyorsa sınıf öğretmenine başvurun.  Sınıfta da durumu aynı ise özel bir yol izleyin. Yardımcı kitaplar ve  yardımcı bir öğretmen ile zaman geçirmesinde fayda görürseniz bunun bir  zararı yoktur. Yardımcı öğretmenler çocuğa destek olup onların iyi  hissetmelerini ve başarılarını sağlayabilirler.</p>
</div></blockquote>
<p> </p>
<p>Bu benim kabusum diyebilirim.Oğluma ödev yaptırmak, bir deveye hendek atlattırmaktan farksız! Bu kızımda da böyleydi...Sanırım bana çekmişler...<img src="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/emoticons/yeni_blushing.gif" alt=":blushing:" data-emoticon="" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p>Geçenlerde oğlumun öğretmeni okulun kapısında yolumu kesip, onun çok zeki bir çocuk olduğunu fakat ödevlerini düzenli yapmadığını söyledi.Bende ona, elimden geleni yaptığımı hatta sık sık bayılma numarası yaptığımı da söylediğimde, adamın yüzünü kocaman bir gülümseme kapladı ve bana "psikopatttt  anneeeeeee" dedi...<img src="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/emoticons/yeni_laugh.gif" alt=":lol:" data-emoticon="" loading="lazy"></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">249798</guid><pubDate>Tue, 11 Oct 2011 15:10:33 +0000</pubDate></item><item><title>&#xE7;ocuk odas&#x131; duvar stickerlar&#x131;</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/233783-cocuk-odasi-duvar-stickerlari/</link><description><![CDATA[
<p>Hayat kaynağımız olan çocuklarımızın odalarını değişik duvar stickerlarıyla renklendirmemiz mümkün. Bende ilk önce arkadaşımın evinde gördüm. Kızımın çok hoşuna gitti. Odasında durmak istemeyen kızım artık odasından çıkmıyor. Çok memnun kaldım.</p>
<p>Sizinle de paylaşmak istedim. İnşallah beğenirsiniz. Çocukların odalarında vakit geçirmeleri için harika bir çözüm. </p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.artikeldeko.com.tr/images/products/00/09/17/917_buyuk.jpg" alt="917_buyuk.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.artikeldeko.com.tr/images/products/00/11/77/1177_buyuk.jpg" alt="1177_buyuk.jpg" loading="lazy"></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">233783</guid><pubDate>Wed, 04 May 2011 12:36:00 +0000</pubDate></item><item><title>EMO: Ergeni M&#x131;nc&#x131;rsak Olmaz m&#x131;?!</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/231958-emo-ergeni-mincirsak-olmaz-mi/</link><description><![CDATA[<blockquote data-ipsquote="" class="ipsQuote" data-ipsquote-contentapp="forums" data-ipsquote-contenttype="forums" data-ipsquote-contentid="231958" data-ipsquote-contentclass="forums_Topic"><div>
<p><strong>EMO: Ergeni Mıncırsak Olmaz mı?!</strong></p>
<p>     	Hep  söylüyorum, biz çocukken midemiz bulanınca ekmek yedirirlerdi, grip  "Yatınca geçer,"di, başın ağrıyorsa "Çocukların başı ağrımaz," denirdi,  uykun kaçıyorsa "Oyuncaklarını düşün, güzel rüyalar görürsün," şeklinde  konu halledilirdi! Okuma yazmayı öğrenemiyorsan ya "Tembel,"din ya  "Yavaştan, sağlam sağlam öğreniyor,"dun! Hüzünlü bir çocuksan "Yazar  olacak herhalde," derlerdi, yerinde duramıyorsan, etrafa saldırıyorsan  bir tane çakarlardı, susup otururdun. Kanaatimce pedagojinin zirve  yaptığı yıllardı o yıllar. Çünkü sonra sonra, koşup oynadıktan sonra  öksüren çocuk 'astım başlangıcı', okuma yazmayı zor söküyorsa  'disleksik', hüzünlüyse 'depresif', aşırı hareketliyse 'hiperaktif' diye  nitelendirilmeye başlandı ve o sinameki yetiştirilen tipsizler şimdi  büyüdüler! O kadar ilgi alaka sonrası ola ola ne oldular? Emo! Emo ne?  Hani beşaltı yıldır etrafta saçlarını gözlerinin tekini kapatacak  şekilde öne öne tarayan, miskin görünüşlü, asık suratlı, beti benzi  atmış, sıska, dar pantolonlu, converse'li, siyah ojeli ergenler var  ya... Taksim'de kaldırımlarda filan oturuyorlar. Aha onlar Emo! Emo  kelimesinin emotional'dan (hissi) geldiği, bu yavruların pek bunalımlı  pek güvensiz ve duygusal olduğu, topluma uyum sağlayamadıkları için  böyle takıldıkları söyleniyor. Bizim zamanımızda punk vardı ya, onun  gibi bir akım, ama bir halta yaramayanı! </p>
<p> </p>
<p><strong>HERKESİN KEYFİNİ KAÇIRDIM </strong></p>
<p>Ay kıyamaam! Zamanında, kendi ergen yıllarımda bu akım daha dünyada  yokken 10 gün emo takılmışlığım vardır! Kafam neye bozuktu  hatırlamıyorum ama o 10 gün, üstelik de yaz tatilinde, evin o köşesinden  bu köşesine oflaya poflaya nemli gözlerle dolaştım. Saçımı taramadım,  denize gitmedim, sohbetlere katılmadım, tebessüm bile etmedim. Akşamları  karabasan gibi yemek masasına çöküp herkesin keyfini kaçırdım. Bir  akşamüstü, balkonda otururken annem "Ne bu surat her gün, senin derdin  ne kızım aaa," şeklinde pedagojik bir açılım yaptı. "Sıkılıyorum...  Hayat çok anlamsız," cevabımın üzerinden sanırım birkaç saniye geçmişti  ki acı ve can havliyle bir metre havaya sıçradım. Annem, her Türk  annesinin uzmanı olduğu 'mıncırma' hamlesini oldukça sert ve uyarısız  gerçekleştirmişti. Mıncırma, malumunuz evlat artık poposuna terlikle  vurulmayacak kadar büyüdüyse, ancak tekdir ile de uslanmıyor ve hakkı  kötekse kullanılan, konu komşu, bitişik ev duyar ihtimaline karşı avaz  avaz bağırmak yerine geçen bir terbiye şeklidir. Tercihen bel veya bacak  bölgesinden bir alan seçilir, elle kavranır ve et, 180 derece çevrilir!  Hemen ardından, daha acım ve şaşkınlığım hüküm sürerken, annem kısık  sesle, yüzünü yüzüme yaklaştırarak "Alırım ayağımın altına," diye  başladı ve "Karnın tok sırtın pek! Aklını başına topla! Sıkılıyorsan da  git bakkala evin alışverişini yap, sonra da gel yemek kitabından bir  kurabiye pişir, akşam misafir var, hadi yallah," şeklinde bitirdi! </p>
<p> </p>
<p><strong>NE DERDİM KALDI NE DE TASAM </strong></p>
<p>Malumunuz eti mıncırılan ergen olay yerinde fazla kalamaz, mıncırandan  tırstığı için kendisine yalakalık yapar, arzu ettiği aktiviteleri  gerçekleştirir. Mıncıran mutlu, mıncırılansa artık efendi bir insandır!  Aynen öyle oldu. Mıncırma sonrası ne derdim kaldı ne tasam! Emo'luğum o  gün bitti, bu yaşa kadar da hep mutlu mesut, uyumlu, üretken biri olarak  yaşadım. Şimdinin sokakta bira içen, gelen geçenden ihtiyacı var diye  değil, hayat tarzı sandığı için para dilenen, dünyanın bütün derdi  sırtındaymış gibi davranıp, bunalım takılıp bir işin ucundan tutmayan  emo'larının başında, bizim zamanımızın anne babaları olacaktı ki. Ohoo.  Muma dönerdi hepsi! Bir kere her şeyden önce bütün o yüzü gözü saçla  kaplı eşek herifleri bir eşek tıraşına götürürlerdi, kesin! Ülkenin  gençlerine bak. Tarikat yurtlarında yetiştirilen çocuklar, polise atsın  diye eline <abbr title="Türk Anonim Şirketi">taş</abbr> verilenler, bir de emo'lar! Gelecekten çok umutluyum!</p>
<p> </p>
<p><strong>GÜLSE BİRSEL</strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
</div></blockquote>]]></description><guid isPermaLink="false">231958</guid><pubDate>Thu, 14 Apr 2011 19:13:17 +0000</pubDate></item></channel></rss>
