<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0"><channel><title>Ni&#x11F;de En Son Ba&#x15F;l&#x131;klar</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/forum/424-nigde/</link><description>Ni&#x11F;de En Son Ba&#x15F;l&#x131;klar</description><language>tr</language><item><title>Ni&#x11F;de resimleri</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/175765-nigde-resimleri/</link><description><![CDATA[
<p><img src="http://www.turkiye-resimleri.com/data/media/55/nide_genel_grnm.jpg" alt="nide_genel_grnm.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.turkiye-resimleri.com/data/media/55/roma_havuzu.jpg" alt="roma_havuzu.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.turkiye-resimleri.com/data/media/55/hasan_da.jpg" alt="hasan_da.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.turkiye-resimleri.com/data/media/55/nide_gece_fotoraf.jpg" alt="nide_gece_fotoraf.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.turkiye-resimleri.com/data/media/55/kzlelma_park.jpg" alt="kzlelma_park.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.turkiye-resimleri.com/data/media/55/nide_kalesi.jpg" alt="nide_kalesi.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.turkiye-resimleri.com/data/media/55/yeni_ar_gece.jpg" alt="yeni_ar_gece.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.turkiye-resimleri.com/data/media/55/mzenin_ii.jpg" alt="mzenin_ii.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.turkiye-resimleri.com/data/media/55/nide_evleri.jpg" alt="nide_evleri.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.turkiye-resimleri.com/data/media/55/tarihi_nide_ky.jpg" alt="tarihi_nide_ky.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.turkiye-resimleri.com/data/media/55/belediye_binas.jpg" alt="belediye_binas.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.turkiye-resimleri.com/data/media/55/gll_da.jpg" alt="gll_da.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.turkiye-resimleri.com/data/media/55/nide.jpg" alt="nide.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.turkiye-resimleri.com/data/media/55/porsuk_hyk.jpg" alt="porsuk_hyk.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.turkiye-resimleri.com/data/media/55/demirkazk_da.jpg" alt="demirkazk_da.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.turkiye-resimleri.com/data/media/55/narlgl.jpg" alt="narlgl.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.turkiye-resimleri.com/data/media/55/aladalar.jpg" alt="aladalar.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.turkiye-resimleri.com/data/media/55/kei_kalesi.jpg" alt="kei_kalesi.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.turkiye-resimleri.com/data/media/55/kk_hyk.jpg" alt="kk_hyk.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.turkiye-resimleri.com/data/media/55/hdavend_hatun_kmbeti.jpg" alt="hdavend_hatun_kmbeti.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.turkiye-resimleri.com/data/media/55/nide_saat_kulesi.jpg" alt="nide_saat_kulesi.jpg" loading="lazy"></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">175765</guid><pubDate>Sun, 27 Sep 2009 10:21:45 +0000</pubDate></item><item><title>Ni&#x11F;de - Alada&#x11F;lar Milli Park&#x131;</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/175764-nigde-aladaglar-milli-parki/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:10px;"> Niğde - Aladağlar Milli Parkı </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://i39.tinypic.com/2gukxmg.jpg" alt="2gukxmg.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Yeri: Niğde,Kayseri ve Adana illeri sınırları içerisindedir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Ulaşım: Milli Park Niğde ili sınırları içerisinde Çamardı ilçesine yaklaşık 15 km.,Kayseri Yahyalı ilçesine 30 km.uzaklıktadır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Özelliği: Milli Park içerisinde kamp alanları, günübirlik alanlar ve molakamp </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">(Primitif kamping) alanları, doğa yürüyüş güzergahları, tırmanma doğrultuları düzenlenerek Yayla girişimleri oluşturulacaktır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Yöredeki akarsularda alabalık üretimi ,sportif olta balıkçılığı yapılmasına olanak sağlanacaktır. Yaban hayvanları üretme istasyonu tesis edilecektir. Yaban Hayatı sakinleri ; yaban keçisi , ayı, başak,sansar ve su samurudur. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Jeolojik yapı açısından Aladağlar Milli Parkı değişik zamanlara ait formasyonlarla temsil edilmekle birlikte, en yaygın formasyon mezozoik yaşlı kireç taşlarıdır. Bunun yanında sahada entrüsif volkanizmanın ürünü olan gabro, piroksenit gibi kayaçlara,subofiolitik metamorfitlere ve daha geniş dönemleri karakterize eden tersiyer ve kuaterner oluklarına da rastlanılmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://i44.tinypic.com/2dheb2d.jpg" alt="2dheb2d.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Aladağlar yöresi ülkemizin tektonik açıdan en faal bölgelerinden birisidir. Yöre özellikle Alp orojenezi sırasında şaryaj ve bindirmelere sahne olmuştur.Tektonik literatürüne"Ecemiş Koridoru" olarak da giren bu sahada düşey ve yatay atımlı birçok fay bulunmaktadır. Dokusuyla yörede jeomorfolojik süreçler sonucu oluşan naplar,klipler,pencereler ilginç yapısal unsurlar olarak dikkati çeker. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://i43.tinypic.com/14scupw.jpg" alt="14scupw.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Aladağlar Milli Parkı gerçek anlamda bir jeomorfolojik açık hava müzesidir. Yörenin şekillenmesinde yapı ile birlikte flüvial koşullar ve Pleistosen buzullaşması önemli bir rol oynamıştır.Yörede bu üç unsura ait değişik morfolojik birimlere rastlamak çok olağandır. Yörenin belli başlı jeomorfolojik karakteri vadilerlede bir şekilde parçalanmış olmasıdır.Buzul morfolojisine ait bir çok izlere rastlanmakta , özellikle yöredeki bir çok sirk gölleri ve moreller bu morfolojinin kılavuz şekilleri olarak görülür. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Yöre klimatik açıdan kendine has özelliklere sahiptir. Yazları sıcak,kışları soğuk ve kar yağışlı olarak tanımlanabilecek bu klimatik yapı yörenin yüksek kesimlerinde kalıcı karların barınmasına imkan sağlamaktadır. Yörede gece ile gündüz sıcaklık farkı(Günlük Amplitüd) oldukça fazla olup , geceleri göllerin donmasına neden olan düşük sıcaklık, gündüzleri 30 dereceye kadar çıkmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://i40.tinypic.com/547yfd.jpg" alt="547yfd.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Aladağlar Milli Parkı vejetasyon açısından çok zengin olup ,ormanı oluşturan hakim türler karaçam ve kızılçamdır.Karaçamdan kızılçama geçiş zonunda yer yer bu iki türün oluşturduğu karışık meşçerelere de rastlanmaktadır.Karaçamın yayılış alanındaki güney bakılı kesimlerde iç meşçere oluşturmayan sedir ve kuzey bakılı nem bakımından daha elverişli yerlerde de göknarlara rastlanmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Ormanın üst sınırından itibaren Alpin zon başlar. Bu zon da Alpin çayırları yer almaktadır. Alpin zon ve daha yüksek kesimlerde yükseklik ve eğim koşullarından kaynaklanan çıplak kayalık kesimlere ulaşılmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://i40.tinypic.com/jtvtpd.jpg" alt="jtvtpd.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Görülebilecek Yerler: Milli Parkın peyzaj güzelliği görülmeye değer niteliktedir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Mevcut Hizmetler ve Konaklama: Milli Parkta Yaban Hayatı Koruma Bölgesi ayrılmış olup, Üretme İstasyonu mevcuttur. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Milli Parkta kamp alanı, günübirlik alanlar, mola alanları, yürüyüş parkurları, tırmanma doğrultuları, bazı noktalarda yayla gelişimleri planlanmıştır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Yöredeki akarsularda alabalık üretimi ve spestif olta balıkçılığı yapılma olasılığı olan Aladağlar ülkemiz turizmine alternatif olanaklar yaratacak potansiyele sahiptir. Çadırla konaklanabilir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">                           </span></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">175764</guid><pubDate>Sun, 27 Sep 2009 10:06:51 +0000</pubDate></item><item><title>Ni&#x11F;de M&#xFC;zesi</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/175762-nigde-muzesi/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:10px;">     Niğde Müzesi </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">  Bir İç Anadolu Bölgesi kenti olan Niğde, Paleolitik Çağdan günümüze değin kesintisiz bir yerleşime tanık olmuştur. Bu binlerce yıllık kültür birikiminin oluşumunda onlarca toplulukların ve uygarlıkların katkısı vardır. Bu kültür ve medeniyetlerin oluşturduğu çok zengin ve ünik eserlerin; onarılması, tanıtılması ve muhafaza edilmesi hiç kuşkusuz müzelerle mümkündür. Bu bağlam da, Niğde Müzesi Anadolu Arkeolojisini çok zengin ve ünik eserlerle temsil etmektedir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde’de ilk Müzecilik faaliyetleri 1939 yılında Akmedrese’de başlamıştır. II. Dünya Savaşı sırasında, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin deposu olarak kullanılan medrese, 1957 yılında Niğde Müzesi’nin kurulmasıyla onarılmış, teşhir-tanzimi yapılarak ziyarete açılmıştır. 1977 yılında yeni binasına taşınan müzenin 20 Kasım 1982 yılında da ilk teşhir tanzimi yapılmıştır. Bu durum 16 Şubat 1999 tarihine kadar sürmüştür. Kazılardan gelen yoğun ve ünik eserlerin sergilenme ihtiyacı ve çağdaş bir anlayışla yaşayan müze tarzında yapılması gereken sergileme müzedeki, onarım ve teşhir-tanzim çalışmalarının tamamlanmasından sonra, 20 Kasım 2001 tarihinde, yeniden hizmete sunulmuştur. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Yapılan son teşhir-tanzimi ile Bakanlığımızca “2003 YILINA AVRUPA’DA YILIN MÜZESİ” ne aday gösterilmiş, Almanya ve Fransa’dan gelen komite üyeleri tarafından elemeyi geçmiş ancak ödül alamamıştır. Bu yılda </span><abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı"><span style="font-size:10px;">ABD</span></abbr><span style="font-size:10px;"> Dünya Kültür Mirasını Koruma Fonu Müzemizi pilot müze seçmiş olup, proje dâhilinde tüm eserlerin dijital ortama aktarılarak yeniden yapılandırılması amaçlanmaktadır. Bu uygulama Türkiye Müzelerinde ileriye dönük çalışmalara örnek teşkil edecektir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde Müzesi’nde, Orta Anadolu arkeolojisinin kronolojik düzenle sunulduğu 6 teşhir salonu bulunmaktadır. Eserlerin büyük bir çoğunluğu bölgede yapılmakta olan kazılardan elde edilen buluntular oluşturmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.kenthaber.com/Resimler/2006/03/30/00144088.jpg" alt="00144088.jpg" loading="lazy"><img src="http://www.kenthaber.com/Resimler/2006/03/30/00144095.jpg" alt="00144095.jpg" loading="lazy"><img src="http://www.kenthaber.com/Resimler/2006/03/30/00144096.jpg" alt="00144096.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">  1.SALON: </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Bölgede, Neolitik Çağa tarihlenen Pınarbaşı Höyük, Köşk Höyük, Tepecik Höyüğü ve Kaletepe Obsidiyen Atölyesi kazılarında bulunan Obsidiyen aletler ile Neolitik ve Kalkolitik Çağ'ın önemli merkezi durumundaki Köşk Höyük kazılarından ele geçirilen ünik eserler, mezar buluntuları, tanrı ve tanrıça heykelcikleri, antropomorfik vazo ile M.Ö. 4883 yılına tarihlenen “Köşk Höyük Kalkolitik Ev”inin birebir kurgusu teşhir edilmektedir.Bu nedenle de salon, “Köşk Höyük Salonu” olarak adlandırılır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">II. SALON: </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">I.büyük vitrinde, Eski Tunç Çağına (M.Ö. III. Bin yıl) tarihlenen Çamardı İlçesi, Celaller Köyü, Göltepe Höyüğü kazılarında ele geçen madencilere ait buluntularla, höyüğün karşısında yer alan Kestel antik kalay maden ocağındaki galeri girişinin kurgusu teşhir edilmektedir. Yine, Acemhöyük kazıları ile Ulukışla, Darboğaz Kasabası’ndan getirilen eserler de bu vitrindedir. İkinci büyük vitrinde ise; Asur Ticaret Kolonileri Çağı’nın önemli merkezi olan Acemhöyük (Puruşhanda) kazısında açığa çıkarılan saray buluntuları sergilenmektedir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">III. SALON: </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">“Geç Hitit- Frig Salonu” (M.Ö. I.Bin yıl) Hitit İmparatorluğunun yıkılmasından sonra, Anadolu’da ortaya çıkan Geç Hitit şehir devletlerinden Nahita ve Tuvanuva krallıklarına ait fırtına ve bereket tanrısı stelleri, Hitit Hiyeroglifiyle yazılmış kitabeler, Kaynarca Tümülüsü buluntuları, Frig dönemi seramikleri ve “Göllüdağ Aslanı” sergilenmektedir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">IV. SALON: </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Helenistik, Roma ve Bizans Dönemi buluntularına ayrılmıştır. Salonun bir bölümünde, il sınırları dâhilinde olan Tepebağları, Porsuk Höyük ve Acemhöyük kazılarında ele geçirilen buluntular ile satın alım ve zor alım yoluyla kazandırılan pişmiş toprak ve cam eserler, mühür baskıları, Roma Dönemi Heykelcikleri ve Bizans Dönemi eserleri yer almaktadır. Salonun diğer bölümünde ise, Tyana’da açığa çıkarılan ve M.S. II. yy. Roma İmparatorluk Dönemine tarihlenen heykeltıraşlık ürünleri ile mezar stelleri sergilenmektedir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">V.SALON: </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Sikke ve mumyalar teşhir edilmektedir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">A-Sikke Bölümü: Sikke basım tekniği ve genel tanımlar, iki pano halinde tanıtılmış, 6 büyük duvar vitrini içerisine, kronolojik sırayla Grek, Helenistik, Roma, Bizans ve İslami-Osmanlı dönemi sikkeleri ile Selçuklulardan kalma gümüş define ile Kapadokya Krallığına ait Tepebağları definesi yer alır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">B-Mumya Bölümü: Aksaray Ihlara Vadisi’nde bulunan “Rahibe Mumyası” (X.yy.) ile Çanlı Kilise’den çıkarılan 4 adet bebek mumyası (XIII. yy.) sergilenmektedir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">VI. SALON: </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">“Etnoğrafik Eserler Salonu”: Bölgenin kaybolmaya yüz tutmuş etnoğrafik kültürünün tanıtıldığı salonda silahlar, el yazmaları, yazı takımları, aydınlatma araçları, halılar, kilimler, âlemler, takılar ve İlhanlı Döneminden kalma eserlerin yanında Kaçar Türklerine ait bir sini teşhir edilmektedir. Salonda birde şark köşesi oluşturulmuştur.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">                             </span></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">175762</guid><pubDate>Sun, 27 Sep 2009 09:57:15 +0000</pubDate></item><item><title>Ni&#x11F;de Sivil Mimari &#xD6;rnekleri</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/175761-nigde-sivil-mimari-ornekleri/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:10px;"> Niğde Sivil Mimari Örnekleri </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.kenthaber.com/Resimler/2006/04/02/00145458.jpg" alt="00145458.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">  Niğde sivil mimarisinin meydana gelmesinde yörenin ikliminin ve burada yaşamış olan toplumların büyük etkisi olmuştur. Niğde sivil mimarisini oluşturan yapıların büyük çoğunluğu yöreye özgü sarı trakit taşından yapılmıştır. Niğde ve yöresinde yapılmış olan bütün dini, sivil ve remi yapılarda aynı </span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">taş</span></abbr><span style="font-size:10px;"> kullanılmıştır. Bunların büyük çoğunluğu da cephelerde yer almıştır. Ayrıca siyah renkli bazalt taşı sağlamlığından ötürü zemin katların köşelerinde, kapı, pencere sövelerinde ve çıkmaları taşıyan konsollarda uygulanmıştır. Bunun yanı sıra duvarların arasındaki hatıllarda, kapı lentolarında, balkon ve çıkmalarda, kapı ve pencerelerde, dolaplarda, yüklüklerde de ahşaptan yararlanılmıştır. Evlerin balkon ve pencere parmaklıklarında, kafeslerinde, tokmaklarında ve kilitlerinde demir ve pirinçten yararlanılmıştır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde sivil mimarisinde kerpice hemen hiç yer verilmemiştir. Bu yöredeki evler Kayseri ve Nevşehir evleri ile yakın benzerlikler göstermektedir. Yalnızca Niğde’ye 13 km. uzaklıkta bulunan Bor’da taşın yanı sıra ker**** de kullanılmıştır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.kenthaber.com/Resimler/2006/04/02/00145459.jpg" alt="00145459.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">  Niğde sivil mimarisinde, temellerde moloz taşa yer verilmiştir. Cephede olmayan yan duvarlarda ve avlu duvarlarında ise moloz </span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">taş</span></abbr><span style="font-size:10px;"> yoğun biçimde kullanılmıştır. Üst örtülerde hasır ve toprak, en üstte de Çorak ismi verilen sıkıştırılmış killi toprak kullanılmıştır. Kiremitli çatı kullanımı ise bu yörede çok azdır. Üst örtüde bazen Hezen Örme ismi verilen ağaçlarla kapatıldığı, üzerlerine tahta, hasır ve saz örtüldüğü de görülmektedir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde evlerinde yüksek duvarlarla çevrili avluya anıtsal görünümü olan bir kapıdan girilmektedir. Bu avluda yemek pişirmeye özgü kemerli bir ocak, mutfak ve helâlara yer verilmiştir. Bazı evlerde ise bu avludaki bölümler evin arkasındaki bir diğer avluya konulmuştur. Evlerin zemin katına kemerli bir kapıdan, ikinci kata ise merdivenlerle çıkılmaktadır. Arazi yapısından ötürü bazı evler ise Tol ismi verilen kemerli </span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">taş</span></abbr><span style="font-size:10px;"> tonozlar üzerinde teraslar halinde yapılmıştır. Bu tonozların bulunduğu yere de ahır, depo, samanlık yerleştirilmiştir. Ayrıca tüf kayaların oyulması ile oluşturulan depo ve kilerler evin dışında yer almıştır. Bazı evlerde zemin katlarda büyük kemerli ocağın bulunduğu mutfak ve hizmet birimleri bulunmaktadır. İkinci katlarda çoğunlukla sokağa bakan sofalar ve bunların çevresinde de geniş ve yüksek tavanlı odalar sıralanmıştır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.kenthaber.com/Resimler/2006/04/02/00145460.jpg" alt="00145460.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">  Eski Niğde evleri plan tipini iç sofalar oluşturmaktadır. Tek katlı evlerde doğrudan doğruya sofaya geçilmektedir. Evin merkezini oluşturan bu sofaya da bütün odalar açılmaktadır. Azınlıklardan kalan bazı evlerin sofaları ise haç biçimindedir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Sokağa yönelik evlerin cepheleri çıkmalarla hareketlendirilmiştir. Niğde evlerinde değişik biçimlerde çıkmalarla karşılaşılmaktadır. Bu çıkmalar dikdörtgen, üçgen ve yarım daire şeklindedir. Bazı örneklerde ise </span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">taş</span></abbr><span style="font-size:10px;"> konsollar üzerine binen çıkmalara da rastlanmaktadır. Cephedeki pencereler demir parmaklıklarla ve kafeslerle kapatılmıştır. Buradaki demir kafesler S harfi şeklinde kıvrımlar meydana getirmiş, ayrıca damın üzerine yerleştirilen değişik formlardaki çörtenler de cephenin zengin bir görünüm kazanmasına neden olmuştur. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.kenthaber.com/Resimler/2006/04/02/00145461.jpg" alt="00145461.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">     Niğde evlerinde bezeme olarak </span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">taş</span></abbr><span style="font-size:10px;"> süslemeler ön plandadır. Katları birbirinden ayıran mukarnaslı profilli silmeler, pencere aralarındaki mukarnas ve iyon başlıklı sütuncuklar pencereleri çevreleyen silme ve kemerler de görülmektedir. Çıkmaların üzerine oturduğu konsollar stilize edilmiş arslan, ejder, at gibi şekillerde yapılmıştır. Bazı çörtenler de bunlara benzer şekilde arslan başlarını andırmaktadır. İç mekânlarda dolap ve yüklükler ile tavan göbekleri ahşap bezemelerle kaplanmıştır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde’de yeni yapılanmanın yoğunlaşmasından ötürü eski evlerden çok az örnek günümüze gelebilmiştir. Bu evlerin başında Kadıoğlu Konağı, Resul Özkul Evi gelmektedir. Bununla beraber Kültür Bakanlığı ildeki 55 evi tescil ederek koruma altına almıştır. Niğde’nin Aşağı Kayabaşı Mahallesi’ndeki Kadıoğlu Sokağı ile Sungur Mahallesi’ndeki Cullas Sokağı evleri koruma altında olup, Niğde evlerinin tipik örnekleri burada bulunmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">                    </span></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">175761</guid><pubDate>Sun, 27 Sep 2009 09:43:46 +0000</pubDate></item><item><title>Ni&#x11F;de Camileri</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/175760-nigde-camileri/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:10px;"> NİĞDE CAMİLERİ</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">  ALAEDDDİN CAMİSİ (Merkez) </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.kenthaber.com/Resimler/2006/03/30/00144294.jpg" alt="00144294.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde Kalesi içerisinde bulunan Alâeddin Camisi üç satırlık mermer kapı kitabesinden öğrenildiğine göre Sultan I.Alâeddin Keykubat döneminde, Onun adına Beşare Bin Abdullah (İmrahor Zeyneddin Beşare Bey) tarafından h.620 (1223) yılında yaptırılmıştır. Giriş kapısının üzerine yerleştirilen bir başka kitabeden de caminin mimarlarının Mahmut’un oğulları Sıdık ve Gazi ustalar olduğu öğrenilmektedir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Giriş kapısı üzerinde beyaz mermerden üç satırlık kitabesi bulunmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Bu kitabenin mealen anlamı şöyledir: </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">“Keyhüsrev” in oğlu, Sultanların Sultanı Büyük Sultan Keykubat’ın ki her tarafa övüle hükümdarlığı devrinde. Allah’ın şefaatine muhtaç olan aciz bendesi Abdullah oğlu Beşare bu caminin inşasına emretti. Mustafiran günahlarına tövbe edilmiş Alâaeddin tarafından 620 tarihinde inşa edildi.” </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Bu kitabenin dışındaki üçüncü bir kitabede de Kuran’dan alınma ayetler yazılıdır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Selçuklu mimarisi Ulu Cami plan tipinde olan bu yapı sarı ve gri renkli düzgün kesme taştan yapılmıştır. Böylece caminin kütlevi görünümü hafifletilmek istenmiştir. Kareye yakın, 20.90x25.90 m. ölçüsünde dikdörtgen planlıdır. İbadet mekânı iki sıra halinde dörder paye ile üç sahna ayrılmıştır. Bunlardan orta sahın diğerlerinden daha geniş olup, orta sahnın ortasına mukarnaslı bir kubbe yerleştirilmiştir. Bu kubbe üzerinde de aydınlık  feneri bulunmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.kenthaber.com/Resimler/2006/03/30/00144295.jpg" alt="00144295.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">  Caminin doğu yönündeki anıtsal cümle kapısı yan tarafa doğru kaydırılmıştır. Dikdörtgen olan bu portal, caminin yüksekliğini aşmaktadır. Tamamen geometrik bezemeyle süslenmiştir. Bu bezemelerde yarım yıldızlar, yarım daireler, yıldızlar ve sekiz kollu yıldız motifleri görülmektedir. Ayrıca kitabenin iki yanındaki kabartma motiflerin arslan başı veya kadın başı oldukları da bazı araştırmacılar tarafından ileri sürülmektedir. Giriş kapısı basık kemerlidir ve kemer taşlarının uçları testere biçimindedir. Bu kapının yanı sıra minarenin alt köşesinde Selçuklu nişi şeklinde ikinci bir kapı daha bulunmaktadır. Bu kapı ahşap hatıllı özel bir mahfile açılmaktadır. Anadolu’da yapılmış olan Beylikler ve Selçuklular döneminde görülen özel mahfillerin erken örneklerinden birisi de burada karşımıza çıkmaktadır. Caminin ön bölümü mihrap duvarı boyunca yükseklikleri ve görünümleri birbirlerinden farklı yan yana üç kubbe ile örtülmüştür. Kubbeli olan bu bölüm kademeli silmelerle, üç geniş kemerle kuzeydeki bölümlerden ayrılmakta ve aynı zamanda da mihrap önünde enine gelişen bir mekânı oluşturmaktadır. Bunun dışında kalan bölümler caminin ortasındaki küçük bir iç avlu etrafında sıralanmış, mihrap duvarına dik tonozlu üç sahın halindedir. Büyük Selçuklu mimarisinin izlerini yansıtan bu planlama şekli enine gelişen mihrap önü kubbeli cami planlarının farklı bir uygulamasıdır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Caminin mihrap ve minberi taştandır. Cephenin kenarında, kuzey yönünde minareye yer verilmiştir. Bu minarenin kaidesi köşeleri pahlanmış, sekizgen kütlevi bir şekilde olup, caminin beden duvarları hizasından itibaren kesme taştan yuvarlak gövdeli, tek şerefeli minaresi bulunmaktadır. Minare gövdesi sarı ve gri renklerde taşlardan yapılmıştır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Caminin ahşap işçiliği yönünden son derece önemli olan kapısı bugün Niğde Müzesi’nde bulunmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">SUNGUR BEY CAMİSİ (Merkez) </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.kenthaber.com/Resimler/2006/03/30/00144296.jpg" alt="00144296.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde Alâeddin Tepesinin güneybatı eteğinde bulunan bu camiyi, İlhanlılar döneminde Niğde Valisi olan Seyfeddin Sungur Bey 1335 yılında yaptırılmıştır. Bu cami XVIII.yüzyılda yanmış, üst örtüsü tamamen yıkılmıştır. Bu nedenle sonradan ağaç sütunlar üzerine bir tavan oturtulmuş ve kırma çatı ile de üstü örtülmüştür. Cami orijinal konumundan kısmen uzaklaşmıştır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Cami bu yangından önce çeşitli kaynaklardan öğrenildiğine göre, kuzey-güney doğrultusunda sıralanmış iki dizi halinde altı sütun ile üç sahna ayrılmıştı. Bunlardan orta sahın daha geniş olup, üzeri kubbe ile örtülü idi. Yan sahınlar ise çapraz tonozla örtülü idi. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Caminin doğu cephesinin solunda türbe, ortasında portali, sağ ve solunda da iki ayrı minare bulunmaktadır. Ayrıca her iki yana köşelere sağır kemerler ortasına da birer pencere açılmıştır. Caminin bu cephe görünümü Erzurum Çifte Minare ve Sivas Medresesi portallerini andırmaktadır. Ancak yangın sırasında duvarlar çatı hizasına kadar yıkılmış olduğundan eski minarelerin gövdelerinden hiçbir iz günümüze gelememiştir. Yalnızca portaldeki revağın yanında bulunan temeller ve minarenin merdivenleri günümüze gelebilmiştir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Caminin doğu ve güney portalleri Selçuklu devri özelliklerini yansıtan bir bezemeye sahiptir. Bezemelerde kıvrık dallar arasında arslan, grifon başları, yırtıcı kuşlar, at, ceylan tasvirlerine yer verilmiştir. Ayrıca güney portalinde, kapı kemerinin üzerinde çift başlı kartal arması dikkati çekmektedir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Caminin ibadet mekânı 32.88x24.45 m. ölçüsünde dikdörtgen planlıdır. Yapının yangın sırasında çökmesinden sonra, kuzey-güney doğrultusunda sıralanan ve her sırada altı adet ağaç sütunun bulunduğu dört sıra halindeki mekânı beş sahna ayıran bölüm 24 ahşap sütun üzerine oturan bir tavanla kapatılmıştır. Caminin güney duvarının ortasında zengin bezemeli mihrap bulunmaktadır. Orijinal minberi ise Niğde Dışarı Camisi’ne götürülmüştür. Bu minber sedef kakmalı olup, üzerinde Seyfeddin Sungur Bey’in emriyle, usta Hoca Ebubekir tarafından yapıldığı yazılıdır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.kenthaber.com/Resimler/2006/03/30/00144297.jpg" alt="00144297.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Caminin kuzeydoğu köşesinde kare planlı kaide üzerinde silindirik gövdeli minaresi bulunmaktadır. Caminin ilk yapılışındaki iki minare yıkılmış ve sonradan tek şerefeli yuvarlak gövdeli bir minare yapılmıştır. Bu minarenin üzerindeki kitabeden 1452 tarihinde yapıldığı yazılıdır. Sonraki dönemde Afife Hatun tarafından onarılmıştır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Caminin güneydoğu köşesindeki türbe 1335 yılında cami ile birlikte Sungur Bey için yaptırılmıştır. Ancak günümüzde türbenin içerisinde sanduka bulunmamaktadır. Türbe sekizgen planlı olup, üzeri piramidal bir külah ile örtülüdür. Türbenin cephe duvarları çift kemerli sağır nişlerle hareketlendirilmiştir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Caminin doğusuna çeşme, kuzeydoğusuna da XVII. Yüzyılda bir bedesten yapılmıştır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">PAŞA (Murat Paşa)CAMİSİ (Merkez) </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde’nin kuzeyinde bulunan bu camiyi XV.yüzyılda Murat Paşa ve oğlu Ali Paşa tarafından yaptırılmıştır. Daha sonra buraya türbe, hamam ve çeşme eklenmiştir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Cami kesme taştan kare planlı olarak yapılmış, üzeri sekizgen kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür. Caminin dış cepheleri tuğla hatıllarla hareketli bir görünüm kazanmıştır.Önünde son cemaat yeri bulunan caminin minaresi kare kaide üzerine yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Caminin yanında Murat Paşa ile Ali Paşa’nın mezarları bulunmaktadır. Cami 1909 yılında onarım görmüştür. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">DIŞARI (Hüsamettin Çelebi) CAMİSİ (Merkez) </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde Alaeddin Tepesi’nin batı eteklerinde bulunan bu camiyi XVI.yüzyılda Hüsameddin Çelebi yaptırmıştır. Cami bir süre, 1941-1948 yıllarında Akmedrese’den taşınan arkeolojik eserlerin bulunduğu müze deposu ve sonra da Müze Müdürlüğü olarak kullanılmıştır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Cami kesme taştan kare planlı olup, üzeri pandantifli bir kubbe ile örtülmüştür. Mermer mihrabı dikdörtgen çerçeve içerisine alınmış stalaktitli bir niş görünümündedir. Çevresi çeşitli motiflerle bezenmiştir. Minberi ise XIV.yüzyıl eseri olup, Sungur Bey Camisi’nden buraya getirilmiştir. Bu minber Hacı Ebubekir Usta’nın eseridir. Abanoz ağacından olup, kündekâri tekniğinde, sedef kakmalıdır. Caminin yanındaki minaresi kare kaideli, yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">HANIM CAMİSİ (Merkez) </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde Alâeddin Tepesi’nin doğusunda bulunan bu cami, 1452 yılında yaptırılmıştır. Banisinin ismi bilinmemektedir. Arife Hatun tarafından onarıldığından ötürü de Hanım Camisi ismiyle tanınmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Cami kesme ve moloz taştan dikdörtgen planlı olarak yapılmış olup, üzeri toprak damla örtülüdür. İbadet mekânı sütunlarla iki sahna ayrılmıştır. Mihrap ve minberi özellik göstermemektedir. Büyük olasılıkla da sonraki dönemlerde her ikisi de yenilenmiştir. Caminin kuzeydoğusunda kesme </span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">taş</span></abbr><span style="font-size:10px;"> kaideli, yuvarlak gövdeli ve tek şerefeli minaresi bulunmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">PAŞA CAMİSİ (Bor) </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde ili Bor ilçesi merkezinde bulunan Paşa Camisi’ni Sokullu Mehmet Paşa 1573 yılında yaptırmıştır. Bu caminin bulunduğu yerde daha önce bedesten olduğu kaynaklardan öğrenilmektedir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Yoldan bir merdivenle çıkılan caminin ön kısmındaki altı sütunlu son cemaat yeri sonraki yıllarda kapatılmış ve burası enine dikdörtgen bir mekâna dönüştürülmüştür. Cami Bor’daki enine dikdörtgen planlı camiler grubundan olup, plan olarak Selçuklu Ulu Cami planlarını yansıtmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İbadet mekânının üzeri çatı ile örtülmüştür. İçerisi mihrap yanındaki ikişer, sol yandaki duvarında iki, sağ yandaki duvarında da bir pencere ile aydınlatılmıştır. Minareye mihrap duvarının köşesinden çıkılmakta olup, </span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">taş</span></abbr><span style="font-size:10px;"> kaideli, yuvarlak tuğla gövdeli ve tek şerefelidir. İbadet mekânındaki mihrap ve minber bir özellik göstermemektedir. Geç devirlerde caminin yanına çatılı bir ek yapılmıştır. Duvarları kesme </span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">taş</span></abbr><span style="font-size:10px;"> ve ker****ten örülmüş, yer yer de tuğla ve briket kullanılmıştır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">ALAEDDİN BEY (Ulu Cami)CAMİSİ (Bor) </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde Bor ilçesinde, çay kenarında bulunan bu cami değişik dönemlerde yapılan onarımlarla kısmen özelliğinden uzaklaşmıştır. Selçuklu Ulu Cami plan tipini yansıtan bu caminin giriş kapısı üzerindeki kitabeden, Karamanoğlu Alâeddin Ali Bey tarafından 1410 yılında yaptırıldığı öğrenilmektedir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Cami kesme taştan, dikdörtgen planlı olup, ibadet mekânı beşer ahşap direkle dikine beş sahna ayrılmıştır. Üzeri ahşap bir tavanla örtülmüştür. Caminin üst örtüsü ilk yapımında yöre mimarisine uygun düz damlı iken, son restorasyon sırasında kırma çatıya dönüştürülmüştür. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yapılan restorasyon sırasında cephe özgünlüğünü tamamen yitirmiştir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Caminin giriş kapısı diğer yapılardan toplanmış bitkisel bezemeli mermer parçalarından yapılmıştır. Bu kapı dikdörtgen bir çerçeve içerisinde basık kemerlidir. Giriş kapısı üzerinde de kitabeye yer verilmiştir. İbadet mekânı mihrabın sal yanında iki, sol yanında bir, iki uzun kenardan sol yanda altı, diğer kenarda da dört pencere ile aydınlatılmıştır. Minber niş şeklinde olup, herhangi bir özellik göstermemektedir. Caminin son cemaat yeri yoktur. Son cemaat yeri olarak düşünülen mekâna merdivenle çıkılmakta ve burada geniş bir balkon yer almaktadır. Caminin kesme </span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">taş</span></abbr><span style="font-size:10px;"> kaideli, yuvarlak gövdeli ve tek şerefeli bir minaresi bulunmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">KALE (Şeyh İlyas) CAMİSİ (Bor) </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde ili Bor ilçesinin en yüksek yerinde bulunan kalede yapılmış olan bu caminin kaynaklarda ve Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde ismi Gözlüzade Camisi olarak geçmektedir. Caminin bitişiğinde Şeyh İlyas Türbesi bulunmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Kale Camisi kesme taştan, kare planlı olarak yapılmıştır. Üzeri pandantifli, kasnaklı merkezi bir kubbe ile örtülüdür. Dış cephe görünümünde silme ile beden duvarlarının ikiye bölündüğü görülmektedir. Caminin önünde dört sütunun oluşturduğu, üzeri kubbeli, üç bölümlü bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Buradaki sütunlar birbirleri ile ve caminin duvarları ile yuvarlak kemerlerle bağlantılıdır. İbadet mekânı mihrabın iki yanında birer, iki yan kenarda ve son cemaat yerinde de iki pencereyle aydınlatılmıştır. Mihrap bir niş şeklindedir. Mihrap ve minber herhangi bir özellik taşımamaktadır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Son cemaat yeri ile caminin ibadet mekânının birleştiği noktada, camiden ayrı olarak minareye yer verilmiştir. Minare, kare </span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">taş</span></abbr><span style="font-size:10px;"> kaideli, yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">SARI CAMİİ(Bor) </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde, Bor ilçe merkezinin dışında ve güney yönünde bulunan bu caminin kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi ve banisi bilinmemektedir. Mimari üslubundan XV.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Cami kesme taştan ve yer yer de moloz </span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">taş</span></abbr><span style="font-size:10px;"> ile tuğladan yapılmıştır. Dikdörtgen planlı olup, üzeri ahşap bir çatı ile örtülmüştür. İbadet mekânı sütunlarla üç sahna ayrılmıştır. Mihrap ve minberi bir özellik taşımamaktadır. Son cemaat yerinin olduğu yere bir revak yapılmış, batı yönüne de </span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">taş</span></abbr><span style="font-size:10px;"> kaide üzerinde tek şerefeli yivli bir minare yerleştirilmiştir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">SARI ALİ CAMİSİ (Bor) </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde Bor ilçesi, Hacı Muhsin Mahallesi’nde bulunan bu cami değişik zamanlarda yapılan onarımlarla orijinalliğinden büyük ölçüde uzaklaşmıştır. Günümüze gelen bu caminin yapım tarihi ve banisi bilinmemektedir. Yalnızca kuzey cephesindeki bir kitabede 1205 tarihi okunmaktadır. Bu kitabenin daha eski bir yapıya ait olduğu sanılmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Cami kesme taştan yapılmış olup, plan olarak Sarı Cami’ye benzemektedir. Dikdörtgen planlı yapının üzeri ahşap çatı ile örtülüdür. Mihrap güneyde öne çıkıntı yapan bir yapının ekseni içerisine yerleştirilmiştir. Minber ve mihrabı bir özellik taşımamaktadır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">ÇAYIRLI MESCİT (Bor) </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde ili Bor ilçesinin merkezinde bulunan bu mescidin kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi bilinmemektedir. Mimari üslubundan geç dönemde yapıldığı sanılmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Moloz taştan yapılan mescit kareye yakın dikdörtgen planlı olup, üzeri ahşap bir çatı ile örtülmüştür. İç kısmında bezeme bulunmamaktadır. Yanındaki minare </span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">taş</span></abbr><span style="font-size:10px;"> kaideli, oldukça kalın yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir. Osmanlı mimarisinde güdük minare olarak isimlendirilen gruptandır. Ayrıca mescidin minaresinin yanındaki sokak üzerine kesme taştan yuvarlak kemerli bir çeşme yapılmıştır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">                          </span></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">175760</guid><pubDate>Sun, 27 Sep 2009 09:39:57 +0000</pubDate></item><item><title>Ni&#x11F;de T&#xFC;rbe ve K&#xFC;mbetleri</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/175759-nigde-turbe-ve-kumbetleri/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:10px;"> Niğde Türbe ve Kümbetleri </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">   HÜDAVENT HATUN TÜRBESİ (Merkez) </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.kenthaber.com/Resimler/2006/04/01/00145134.jpg" alt="00145134.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde il merkezinin kuzeydoğusunda yan yana bulunan üç kümbetten en büyüğü olan Hüdavent Hatun Türbesi, Selçuklu Sultanı IV.Rüknettin Kılıçarslan’ın kızı Hüdavent Hatun tarafından 1332 yılındaki ölümünden önce, 1312 yılında yaptırılmıştır. Türbe 1962 yılında onarılmıştır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde’de Selçuklu mimarisinin en güzel örneklerinden biri olan bu türbe, kesme sarı volkanik trakit taşından sekizgen planlı olarak yapılmıştır. Türbenin gövdesi ve üzerini örten piramidal külahı sekiz köşelidir. Doğuya  açılan giriş kapısı geometrik ve bitkisel motiflerle bezenmiş olup, üzerinde üç satırlı kitabesi bulunmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Bu kitabenin mealen anlamı şöyledir: </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">”Allah esirgeyici ve bağışlayıcıdır. Bu mübarek türbenin yapılmasını Allah’ın merhamet ve affını rica eden aciz mahlûk emretti. Keyhüsrev’in oğlu şehit Nükreddin ve Allah onları affetsin. Kızı Hüdavent Hatun 712 yılının aylarında Allah’a hamd, Peygamberine ve eshabına selâm ve salâvat.” </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Türbe gövdesinde üç pencere bulunmaktadır. Bu pencerelerin kenarlarında aslan ve insan başlı kuş kabartmaları bulunmaktadır. Böylece pencerelerde zengin bir görünüm sağlanmıştır. Pencere alınlıklarından birinde çift başlı kartal kabartması da dikkati çekmektedir. Pencereler yaprak ve çiçek bezeli sütunçelerle birbirlerinden ayrılmıştır. Türbe içten kubbelidir. Türbenin girişi yıldızlı geçmeler, palmetler ve Rumilerle bezenmiştir. Bu motifler pencere çevrelerinde de uygulanmıştır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Türbenin mihrabı bezemeli olup, üzerinde Besmele ve Ayetel Kürsi yazılıdır. Türbe içerisinde Hüdavent Hatun, Emir Sücaeddin Kızı Paşa Hatun (ölm.1340), Niğde Sancak Bey’in kızı Belkıs Hatun’un (ölm.1563) sandukaları bulunmaktadır. Hüdavet Hatun’un sandukası üzerinde ayetler, dualar ve ölüm tarihi olan h.732 (1332) yazılıdır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">GÜNDOĞDU TÜRBESİ (Merkez) </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.kenthaber.com/Resimler/2006/04/01/00145138.jpg" alt="00145138.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde il merkezinin kuzeydoğusunda Hüdavent Hatun Türbesi’nin yanında bulunan bu türbe, 1344 yılında ölen Gündoğduoğlu Hakkı Besvap’a aittir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Türbe kesme taştan kare planlı olarak yapılmış, üzeri içten kubbe dıştan da piramidal bir külahla örtülmüştür. Gövdeden üçgenlerle onikigene, oradan da piramit şeklindeki külaha geçiş sağlanmıştır. Türbenin giriş kapısı geometrik süslemelerle bezenmiş burada bitkisel motifler ile örgü motiflerine kuşaklar halinde yer verilmiştir. Giriş kapısının kemeri iki renkli taşlardan yapılmış ve böylece gösterişli bir görünüm sağlanmıştır. Giriş kapısı üzerinde örgü motifleri ile bezeli bir kemer daha bulunmaktadır. Bu kemerin üst yanlarında da iki güçle ile üzerine de kitabesi yerleştirilmiştir. Kapı çevresi girift geometrik bir bezeme ile çerçeve içerisine alınmıştır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Türbenin içerisi, kuzey ve batı duvarlarında bulunan iki dikdörtgen söveli mermer pencere ile aydınlatılmıştır. Güney duvarında silmeli bir pervaz içerisine alınmış çokgen mihrabı bulunmaktadır. Türbe içerisinde iki sanduka bulunmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">ŞERİF ALİ TÜRBESİ (Merkez) </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.kenthaber.com/Resimler/2006/04/01/00145142.jpg" alt="00145142.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde Erkek Sanat Enstitüsü’nün yanında bulunan bu türbe, 1865 yılında Şerif Ali adına yaptırılmıştır. Sonraki dönemlerde Niğde Mutasarrıfı Hacı Sait Paşa tarafından onarılmıştır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Türbe, XIX.yüzyılda yapılmış olmasına rağmen Selçuklu türbe mimarisinin özelliklerini taşımaktadır. Sekizgen planlı, kesme taştan yapılmış olan türbenin üzeri kesme taştan sekizgen konik bir çatı ile örtülmüştür. Türbenin yuvarlak kemerli sade bir giriş kapısı bulunmakta olup, bunun üzerine kitabesi yerleştirilmiştir. Türbenin yanına geç devirlerde kesme taştan dikdörtgen planlı bir bölüm eklenmiştir. Türbenin içerisi oldukça sade olup bezemesizdir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">ŞEYH İBRAHİM KÜMBETİ (Merkez) </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde Merkez ilçeye 14 km. uzaklıkta Güllüce Köyü’nde bulunan bu türbenin yapım tarihi bilinmemektedir. Koyunlu Halil Ağa tarafından onarılmıştır. Türbenin kitabesi günümüze gelemediği gibi kaynaklarda da bununla ilgili bir bilgi bulunmamaktadır. Yalnızca Hurafat defterlerinde Güllüce Köyü’nde Şeyh İbrahim Dergâhı’ndan söz edilmektedir. Ancak bu dergâh günümüze gelememiştir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Şeyh İbrahim Kümbeti kare planlı olup, kesme taştan yapılmış, üzeri de dıştan basık bir kubbe ile örtülmüştür. Yapının güney duvarına kare planlı ikinci bir yapı eklenmiştir. Kuzey yönünde yuvarlak kemerli bir kapısı bulunmaktadır. Türbe içerisinde herhangi bir bezemeye rastlanmamaktadır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">GÜLLÜCE KÖYÜ TÜRBESİ  (Merkez) </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde Bor ilçesi, Güllüce Köyü’deki Şeyh İbrahim Kümbeti’nin 24 m. batısında bulunan bu türbenin kime ait olduğu bilinmediği gibi yaptıran da belli değildir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Kesme taştan, kare planlı küçük bir yapıdır. Üzeri sivri beşik bir tonozla örtülmüştür. Duvarları sağır olan bu türbe içerisinde iki mezar bulunmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Bu yapının türbe olarak mı yapıldığı veya günümüze gelemeyen Şeyh İbrahim Dergâhı’ndan mı arta kalan bir bölüm olduğu konusu kesinlik kazanamamıştır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">SARI SALTUK TÜRBESİ  (Bor) </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.kenthaber.com/Resimler/2006/04/01/00145139.jpg" alt="00145139.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde ili Bor ilçesinde Anadolu’nun Türkleşmesinde büyük rol oynayan Yesevi tarikatından Baba-i Sarı Saltuk Türbesi’nin yapım tarihini belirten kitabesi bulunmamaktadır. XIII.yüzyıla ait olan bu türbe değişik zamanlarda yapılan onarımlarla özelliğinden uzaklaşmıştır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Türbe bahçe içerisinde moloz taştan yapılmış olup, kare planlıdır. Üzeri kiremitli bir kubbe ile örtülmüştür. Türbe içerisinde Sarı Saltuk’a ait sanduka bulunmaktadır. Son derece basit olan türbede bezeme unsuru bulunmamaktadır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Sarı Saltuk’un Anadolu’nun yedi ayrı yerinde türbesi bulunmaktadır. Bu türbenin makam veya mezar olup olmadığı tartışmalıdır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">ŞEYH KUDDUSİ TÜRBESİ (Bor) </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde ili Bor ilçesinde bulunan bu türbe, Şeyh Kuddusi’ye aittir. Kadiri şeyhi Şeyh Kuddusi 1760-1848 yılları arasında Bor’da yaşamıştır. Şeyh Kuddusi’nin mezarı üzerine XIX.yüzyılın sonunda yeni bir türbe yapılmıştır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Sekizgen planlı kesme taştan yapılan türbenin üzeri içten düz tavanlı, dıştan kasnaklı bir kubbe ile örtülüdür. Türbenin yapısı Bor’daki diğer yapılarla uyum sağlamayan bir formda olup, mimari yönden bir özellik taşımamaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">                                           </span></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">175759</guid><pubDate>Sun, 27 Sep 2009 09:24:45 +0000</pubDate></item><item><title>Ni&#x11F;de-Akmedrese</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/175758-nigde-akmedrese/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">AKMEDRESE (Merkez) </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.kenthaber.com/Resimler/2006/03/30/00144173.jpg" alt="00144173.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde il merkezindeki tepe üzerinde, kalenin yanında bulunan Akmedrese’yi Karamanoğulları döneminde, kitabesinden öğrenildiğine göre Karaman Beyi Alâeddin’in oğlu Alâeddin Ali Bey tarafından 1409-1410 yılında yaptırılmıştır. Giriş kapısı üzerinde h.812 (1409) tarihli üç satırlı kitabesi bulunmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Kitabenin mealen anlamı şöyledir: </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">“Allah’ın adıyla öğünmek Allah’a yakışır. Selâvat ve selâm Allah’ın resûlü Muhammed üzerindedir. Bu mübarek medresenin inşasını emretti. Büyük sultanın hükümdarlığı zamanında, milletlerin kaderini elinde tutan hükümdarların büyük hükümdarı Alâaddin oğlu Mehmed’in Allah imparatorluğunu ebedileştirsin. Din ve dünyanın yükseği olan kardeşi Karamanoğlu, Mehmet oğlu, Halil oğlu, Alâaddin oğlu Ali 812 Hicri yılında yaptırdı.” </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Alaeddin Ali Bey uzun yıllar Bursa’da dedesi Sultan I.Murad’ın yanında yaşamış, bu nedenle de bu medreseyi Bursa’daki Hüdavendigâr Camisi’ne benzetmek istemiştir. Medrese portalinde beyaz mermerlerin kullanılmış oluşundan ötürü de yapı Akmedrese ismi ile tanınmıştır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Medresenin vakfiyesi bugün Topkapı Sarayı Müzesi’de olup, Rebiülevvel 818 (Mayıs 1415) tarihinde düzenlenmiştir. Bu vakfiyeden öğrenildiğine göre de medrese o zamanki Yuğutaş Mahallesi’nde yapılmıştır. Medrese Hanefi ve Şafii mezhebine göre eğitim verilmek üzere yapılmıştır. Vakfiyeden öğrenildiğine göre de Niğde bedesteni ve ona bitişik olan han Meydan Mahallesi’ndeki çifte hamam, dükkânlar, araziler, değirmen ve bağlar da bu medresenin vakıfları arasındadır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Akmedrese, ortası avlulu iki katlı medrese plan düzenine göre yapılmıştır. Kesme taştan yapılan medrese 22.50x24.00 m. ölçüsünde dikdörtgen planlıdır. Medresenin en görkemli yanı kuzeyde 5.55x3.25 m. ölçüsündeki mermerden portalidir. Bu portalin son derece zengin bezemeli olmasına karşılık, yapının diğer bölümlerinde büyük bir sadelik görülmektedir. Portaldeki </span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">taş</span></abbr><span style="font-size:10px;"> işçiliği, oyma süslemeler son derece dikkat çekicidir. Giriş kapısı üzerindeki geometrik bezemelere öğle saatlerindeki güneş ışınları yansıdığında bu bezemelerin yerini bir insan görünümü almaktadır. Bu tür bir uygulama Anadolu </span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">taş</span></abbr><span style="font-size:10px;"> işçiliğinde karşılaşılmayan bir olaydır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.kenthaber.com/Resimler/2006/03/30/00144176.jpg" alt="00144176.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Medresenin ikinci katı da bu cephede kaş kemerli ikiz pencereler halinde dışarıya açılmıştır. Geç devirlerde yapılan onarımlar sırasında devrini yansıtan bu son derece görkemli pencereler bozulmuş ve yerlerine düz lentolu pencereler yapılmıştır. Ayrıca dışarıdan üst kata çıkışı sağlayan merdivenler eklenerek de cephenin orijinal görünümü bozulmuştur. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Medrese avlusu revaklarla çevrili olup, avlunun bir tarafına yazlık olarak kullanılan mescit eyvanı yerleştirilmiştir. Bu mekânlardan birinin kışlık dershane-mescit olduğu, diğerinin de Karamanoğulları döneminde bazı örneklerde görüldüğü gibi medrese banisinin türbesi olarak düşünüldüğü sanılmaktadır. Avlunun alt katında üzerleri tonozlu her iki yanda dörderden sekiz hücre ile büyük eyvanın iki yanına kubbeli mekânlar bulunmaktadır. Medresenin ikinci katına alt kattan duvarların içerisindeki iki merdivenle ulaşılmış ve cephedeki ikiz pencerelerin yardımıyla da burası bir cihannüma görünümüne ulaşmıştır. Medresenin üzeri </span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">taş</span></abbr><span style="font-size:10px;"> döşeli bir teras şeklindedir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Akmedrese 1936 yılında restore edilmiş ve Arkeoloji Müzesi olarak açılmıştır. Müze olarak 1948 yılına kadar kullanılmıştır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">                             </span></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">175758</guid><pubDate>Sun, 27 Sep 2009 09:18:59 +0000</pubDate></item><item><title>Ni&#x11F;de Manast&#x131;r ve Kiliseleri</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/175757-nigde-manastir-ve-kiliseleri/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:10px;">Niğde Manastır ve Kiliseleri </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">  GÜMÜŞLER MANASTIRI(Merkez) </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.kenthaber.com/Resimler/2006/04/02/00145405.jpg" alt="00145405.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde ilinin 8 km. kuzeydoğusundaki Eski Gümüşler Köyü’nde günümüze iyi bir durumda gelebilen Gümüşler Manastırı tüf kayalıklar içerisine oyularak yapılmıştır. Bu manastır içerisindeki fresklerin Ihlara ve Göreme Kaya Kiliseleri ile karşılaştırılması sonucunda, bu manastırın XI.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Manastırın içerisine 7 m. uzunluğunda, üzeri tonoz şeklinde oyulmuş bir geçit ile girilmektedir. Bu geçidin iki yanında açılmış birer kapı ile kayalara oyulmuş iki odaya girilmektedir. Bu geçitten 14.00x14.00 m. ölçüsünde kare şeklinde ve çevresi dik kaya duvarları ile çevrili bir avluya geçilmektedir. Avlunun kuzey duvarında kayalara oyularak yapılmış ve birbirlerine yuvarlak kemerlerle bağlanmış 9 sütun dikkati çekmektedir. Bu sütunların kemerlere yakın yerlerine de spiral ve geometrik motifler işlenmiştir. Kuzeydoğudaki kemerlerin içerisine de bir niş şeklinde Malta haçı işlenmiştir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.kenthaber.com/Resimler/2006/04/02/00145413.jpg" alt="00145413.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">    Avlunun batı ve doğu duvarlarına güvercinlikler oyulmuştur. Buradaki kapılar ise, manastırda yaşayanların günlük yaşamlarında yapılan işlere ayrılan odalara açılmaktadır. Avlunun kuzey duvarı üzerinde de kemer dizilerinin ortasındaki bir kapıdan başka bir odaya geçilmektedir. Manastırın asıl kilisesine kuzeybatıdaki kapı boşluğundan girilmektedir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Haç planlı olan kilisenin 5.50x3.50 m. ölçüsünde tonozlu bir narteksi vardır. Toprak zeminli ön narteksin olduğu yerde, yere gömülmüş birkaç büyük küp dikkati çekmektedir. Buradan bir kapı boşluğu ile asıl nartekse geçilir. Burası yuvarlak tonozla örtülmüş, duvarlar birbirlerine kemerlerle bağlanmış yalancı sütunların üzerine oturtulmuştur. Bezeme olarak kırmızı ve siyah çizgiler alternatifli olarak sıralanmıştır. Bunlar yer yer yılankavi şekilde olup, değişik bir görünüm ortaya koymuştur. Kilisenin naos kısmı yaklaşık 5.00x5.00 m. ölçüsünde olup, burası da kayalara oyularak oluşturulmuştur. Naosta dört kalın sütun üst örtüyü taşımaktadır. Üzerine sembolik bir kubbe yapılmıştır. Kilisenin doğusunda büyük, yanlarında da küçük birer apsisi vardır. Kilisenin kuzey duvarındaki bir kapı boşluğundan ise içerisinde iki mezarın bulunduğu bir odaya geçilir. Bu odaya bitişik ikinci odada da yine bir mezar bulunmaktadır. Bu odanın doğu duvarına da küçük bir apsis oyulmuştur. Batı duvarının iki yanında da küçük bölümler halinde mezarlara yer verilmiştir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.kenthaber.com/Resimler/2006/04/02/00145415.jpg" alt="00145415.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> Kilise duvarları, kapı boşluklarının çevreleri zengin fresklerle bezenmiştir. Buradaki kırmızı ve koyu yeşil renkteki koyu zeminlere yapılan figürlerde çeşitli renkler uygulanmıştır. Kuzey duvarında oturur durumda Meryem tasvir edilmiştir. Kucağında ise Çocuk İsa görülmektedir. Bu kompozisyonun altında St.Joseph, Mea ve Salome yeni doğmuş olan İsa’yı yıkamaktadır. Bu kompozisyonların üzerinde Hz.İsa’nın doğuşunu müjdeleyen melekler, kaya üzerinde Çoban Sator, ihtiyar biri, genç Arepo resmedilmiştir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Kilisenin ortadaki büyük apsisinde Hz.Meryem kilisenin önde gelen kişileri arasında dua eder şekilde görülmektedir. St.George, St.Gregory, St.Basil, St.Jason, St.Athenogenes ve St.Nicolas ayakta ellerinde İncil tutarak tasvir edilmiştir. Bu tasvirlerin üzerinde de 12 havarinin belden yukarı tasvirleri bulunmaktadır. Apsid yarım kubbesinde Hz.İsa, Hz.Meryem, Başmelek Michael, St.John ve Gabriel resmedilmiştir. Kuzeydeki nişte ise Hz.İsa’yı kucağında tutan Meryem görülmektedir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.kenthaber.com/Resimler/2006/04/02/00145416.jpg" alt="00145416.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">   Avlunun kuzey duvarından girilen üstteki odanın duvarları da fresklerle bezenmiştir. Buradaki fresklerin konusu diğerlerinden farklıdır. Bu bölümde Eshopos’un hayvanlarını konu alan hikâyelere yer verilmiştir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Manastırın duvarları çıra ve yağ kandillerinin islerinden ötürü siyah bir tabaka ile kaplanmış, Kültür Bakanlığı, Niğde Müze Müdürlüğü tarafından 1962 yılından sonra başlayan çalışmalarla fresklerin temizliği, dökülen kısımların restorasyonu yapılmıştır. Fresklerin konservasyonunun büyük bir bölümü Michael Gough başkanlığında bir İngiliz heyeti tarafından 1964-1965 yıllarında yapılmıştır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">SOKUBAŞI RUM KİLİSESİ (Bor) </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde ili Bor ilçesinde bulunan Sokubaşı Rum Kilisesi XIX.yüzyılın sonlarında yapılmıştır. Burada yaşayan Rumların göç etmesinden sonra da kendi haline terk edilmiştir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Kesme </span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">taş</span></abbr><span style="font-size:10px;"> ve moloz taştan yapılan kilisenin önünde bir narteks bölümü vardır. Bu narteksi sekiz </span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">taş</span></abbr><span style="font-size:10px;"> ayak taşımaktadır. Dışarıya yarı açık olan bu narteks günümüzde duvarlarla bölünmüş ve dükkân haline getirilmiştir. Kilisenin içerisi iki sıra halinde üçer sütunla üç nefe ayrılmıştır. Bu neflerin üzeri içten tonoz, dıştan da kırma çatı ile örtülmüştür. Ayrıca çatının üzerine </span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">taş</span></abbr><span style="font-size:10px;"> plaklar halinde kaplamalar yapılmıştır. İbadet mekânının ortasında dışarıdan belli olmayan küçük bir kubbe bulunmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">ERMENİ KİLİSESİ (Bor) </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde ili Bor ilçesi Orta Mahalle’de bulunan bu kilise XIX.yüzyılın sonlarına doğru yapılmıştır. İlk yapılışında tek katlı ve üzeri çatılı olan bu kilise yöredeki Ermenilerin göç etmesinden sonra özel bir kişinin mülkiyetine geçmiştir. Üst örtüsü kaldırılarak üzerine Cıgızlar Evi denilen bir kat eklenmiştir. Kilisenin cephe görünümü orijinalliğini büyük ölçüde yitirmiş, ancak ahşap kapısı, içerisindeki bazı bezemeleri günümüze kadar gelebilmiştir. Bu bezemelerde barok üslubun özellikleri açıkça görülmektedir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Kilisenin ibadet mekânının ortasında dört sütun bulunmaktadır. Apsisi dışarıya taşkın olmayan biri büyük, ikisi  küçük yuvarlak niş şeklindedir. Kilisenin ahşap orijinal kapısı kartuşlara ayrılmış ve bunların içerisine bitkisel, girift motifler yerleştirilmiştir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">CONSTANTİNUS VE HELENA KİLİSESİ (Merkez) </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde il merkezinde, Niğde-Kayseri karayolunun üzerinde, çukur bir arazide bulunan kilise kalıntısının Constantinus ve annesi Helena adına yaptırıldığı sanılmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Kilisenin temel ve apsid kalıntıları günümüze gelebilmiştir. Moloz taştan ve tuğla hatılı olarak yapılan kilise üç nefli bir bazilika planındadır. Naos iki sıra paye ile üç nefe ayrılmıştır. Üst örtüsünü belirleyecek bir kalıntıya rastlanmamakla beraber, kırma çatılı olduğu sanılmaktadır. Apsis dışarıya taşkın yuvarlak bir niş şeklinde olup, iki yanında diakonikon ve protesis hücreleri bulunmaktadır. Apsis üzerinde bozulmuş olmalarına rağmen fresk izleri görülmektedir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">                   </span></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">175757</guid><pubDate>Sun, 27 Sep 2009 09:16:05 +0000</pubDate></item><item><title>Ni&#x11F;de Kaleleri</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/175756-nigde-kaleleri/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:10px;"> Niğde Kaleleri </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">NİĞDE KALESİ</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.kenthaber.com/Resimler/2006/03/30/00144128.jpg" alt="00144128.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">  Niğde Kalesi, Eski Niğde şehrinin bulunduğu tepenin en yüksek noktasında, bugünkü şehrin doğusunda, Alâeddin Tepesi’nin de kuzeyindedir. Kalenin yapım tarihi kesinlik kazanamamakla beraber Selçuklular döneminde, I.Alâeddin Keykubat tarafından onarıldığı bilinmektedir. Osmanlı döneminde Sadrazam İshak Paşa 1740 yılında bu kaleyi onarmıştır. Kalenin sur duvarlarının altındaki temellerinde Arap ve Bizans dönemine ait kalıntılarla karşılaşılmıştır. Bu da kalenin MÖ.VIII.yüzyıla kadar indiğine işaret etmektedir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Kale 1955 yılında onarılmış olup, günümüzde Niğde Belediyesi kalenin bulunduğu tepenin etrafını duvarla çevirmiş ve burasını bir park haline getirmiştir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde Kalesi’nin kitabesi günümüze gelememiştir. Kale kesme </span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">taş</span></abbr><span style="font-size:10px;"> ve moloz taştan yapılmış ve üç ayrı surla çevrelenmiştir. Ancak kalenin günümüzde birçok bölümü yıkılmış, beden duvarlarının bir kısmı da çevresindeki yapılanmalarda duvar olarak kullanılmıştır. Kaleden günümüze yalnızca tepenin kuzeydoğusundaki bölüm iyi durumda gelebilmiştir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.kenthaber.com/Resimler/2006/03/30/00144141.jpg" alt="00144141.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">  Yakın tarihlerde Sungurbey Camisi’nin karşısındaki surların bir bölümü restore edilmiştir. Bunun yanı sıra batı yönündeki sur ve burçları tamamen yıkılmıştır. Kalenin güneyinde Rahmaniye Camisi ile Alaeddin Camisi ile parkı bulunmaktadır. Tepenin kuzeyindeki kule Cumhuriyet dönemine kadar cezaevi olarak kullanılmıştır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Kaleden günümüze iyi bir durumda gelen burçlarından biri üzerine de Niğde Saat Kulesi yapılmıştır. Bu burç, Ziya Paşa tarafından 1866 yılında saat kulesine dönüştürülmüştür. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">KEÇİ KALESİ (Bor) </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.kenthaber.com/Resimler/2006/03/30/00144127.jpg" alt="00144127.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde Bor ilçesinde Hasan Dağı’nın uzantıları üzerinde bulunan kalenin ismi bilinmemektedir. Anadolu’nun birçok yerinde ismi bilinmeyen kalelere Keçi Kalesi ismi verilmiş, aynı şekilde bu kalenin de kitabesi bulunmadığından ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı anlaşılamamıştır. Bu nedenle bu kaleye Keçi Kalesi ismi verilmiştir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Yüksek bir tepe üzerinde bulunan bu kalenin temellerinde iri kayalar üzerine kaba yontma </span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">taş</span></abbr><span style="font-size:10px;"> ve moloz taşlardan duvarlar örülmüştür. Yapı üslubundan kalenin Helenistik dönemde, Büyük İskender’in bu bölgeye geldiği yıllardan önce yapıldığı sanılmaktadır. Toros Dağları’nın güney bölümlerindeki boğazlardan gelecek saldırıları önlemek ve gözetleme amaçlı olan bu kale Roma ve Bizans dönemlerinde onarılarak kullanılmıştır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Günümüze kalıntıları gelebilen kalenin sur duvarlarının büyük bir kısmı ayakta olup, bu duvarlar yuvarlak kulelerle desteklenmiştir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">KEPEZ KALESİ (Ulukışla) </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde Ulukışla ilçesinde bulunan Kepez’de ilk yerleşimin MÖ.2000 yıllarında başladığı sanılmaktadır. Çevrede Hitit, Frig ve Roma dönemine ait kalıntılarla karşılaşılmıştır. Burada bulunan kalenin hangi döneme ait olduğu kesinlik kazanamamıştır. Günümüze kale ile ilgili yeterli kalıntı gelememiş, yalnızca kaynaklarda ismine rastlanmıştır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">               </span></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">175756</guid><pubDate>Sun, 27 Sep 2009 09:11:24 +0000</pubDate></item><item><title>Ni&#x11F;de Kapl&#x131;calar&#x131;</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/175755-nigde-kaplicalari/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:10px;">Niğde Kaplıcaları </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">    Kocapınar Suyu ve Çamuru (Merkez) </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde il merkezine 2 km. uzaklıkta, Bor yolu kenarında bulunan Kocapınar suyu arazinin değişik noktalarından kaynamaktadır. Bu kaynak açıkta akmaktadır. Bu sudan deri, mide ve bağırsak hastalıkları tedavisinde yararlanılmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Kemerhisar İçmeleri (Bor) </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde ili Bor ilçesine 10 km. uzaklıkta bulunan Kemerhisar İçmesi, Kemerhisar Köyü’nün 3 km. güneyindedir. Ovanın ortasından kaynayan bu su, 1970’li yıllarda bir beton depo içerisinde toplanmıştır. Toprak yüzeyinden birkaç basamakla inilen çeşmesinden su sağlanmaktadır. Kaynağın 200 m. ötesindeki bir bölüm çevreden sızan sularla bir gölcük halindedir. Bor Belediyesi bu kaynağın yanına bir tesis yaptırmıştır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Ferhenk Müshil Maden Suyu (Merkez) </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde il merkezinin 30 km. doğusunda, Dikilitaş Köyü ile Hüyük demiryolu istasyonu yakınında bulunan bu maden suyu köy yakınındaki yüksek sırtın birçok noktasından kaynamaktadır. Bu suyun müshil etkisi yaptığı bilinmektedir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Çiftehan Kaplıcaları (Ulukışla) </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde’ye 75 km. uzaklıkta, Ulukışla-Adana yolu üzerinde bulunan Çiftehan Kaplıcası çeşitli kaynaklardan toplanan sulardan meydana gelmiştir. Suyun sıcaklığı 53 C, 49 C, 52 C ve 22 C arasında değişmektedir. Kaplıcadan saniyede toplam 20 lt. su çıkmaktadır. H değeri 7.3-7.8 arasında olup toplum mineralizasyon 2066 MGK/ltd civarındadır. Meta borik asit 12.9mg/ltd ,meta silikat asim 18.9 MGK/ltd Termal sular 5.6 MGK/ltd flüorür içermektedir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Çok geniş bir beslenme alanca sahip Çiftehane termal alanındaki termal kaynak Çiftehan fayına dik olarak kuzey, kuzeybatı yönlü faydan çıkmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Önceki yıllarda 3 adet termal su kaynağı bulunan kaplıcanın günümüzde doğal boşalım 2 noktadan oluşmakta  ve ancak sondaj kuyusunda üretim olmadığı zamanlarda akis görülmektedir. Toplam debi 3lt/sn civarındadır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1969 yılında İstanbul Tip Fakültesinin incelemelerinde termal kaynak sularının sıcaklarının 52 derece olarak ölçülmüş olup, daha sonraki ölçümlerde </span><abbr title="Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü"><span style="font-size:10px;">MTA</span></abbr><span style="font-size:10px;"> tarafından 44,5 derece olarak belirlenmiştir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Bu kaplıcadan romatizma, kadın hastalıkları, sinir hastalıkları, deri hastalıkları, karaciğer ve safra kesesi hastalıklarının tedavisinde faydalanılmaktadır. Kaplıca çevresinde tesisler kurulmuştur. Suyu acı olup, tuz miktarı azdır. Bu yüzden de böbreklerin çalışmasında etkili olmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">                </span></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">175755</guid><pubDate>Sun, 27 Sep 2009 09:08:02 +0000</pubDate></item><item><title>Ni&#x11F;de yerel k&#x131;yafetleri</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/175754-nigde-yerel-kiyafetleri/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:10px;">    Mahalli Niğde Giyimleri: </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">            Bugün özel günlerde Niğde giyimi, il merkezinde bir hatıra olarak yaşamakta, ilçe ve köylerde ise yavaş yavaş ortadan kaybolmak üzeredir. Fakat hemen her evin çeyiz sandıklarında örneklerine rastlamak mümkündür. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Kadın Giyimleri: </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">            Niğde'de kadın giyimleri incelenirken; renkten ziyade süse ve renklerin uyumuna dikkat edilirdi. Ev kadınlarının iki türlü giysileri vardı. Bunlardan birisi gündelik, diğeri ise "kişilik" adı verilen belirli günlerde, yani dügünde, nişan törenlerinde, kına gecelerinde süs dünürlü günde giyilen giysilerdir. Gelinlik kızlar, kendi,yeteneklerini, ustalıklarını zevkleriyle birleştirip, cafıra, kabuta, yünlüye ve pamuklu motif işlerken göz nurtu dökerlerdi. Bu uğraşının ürünü ince zevklerle bezenmiş Türk Sanatıdır. Hatta zevklerine göre seçtikleri her türIü giysinin üzerine işledikleri motifleri birbaşkasının yapamayacağı şekillerde bezerler ve örneklerini saklarlardı. Ev giyimlerinde ise; iş görürken üstlerine giymek için iş donu dikerler, kendi zevklerine göre çorap örerler, entarileri göz alıcı sıcak renkli motiflerden oluşurdu. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">            Fakir olanlar daha ziyade el tezgahlarında dokudukları, fitil adı verilen pamuklardan yapılmış entari giyerlerdi. Ayaklarında ise kulaç kundura denilen burnunda ve ökçesinde </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">**** olan, kalın köseleden yapılmış ayakkabı giyerlerdi. Başlannda yazma ve çok zaman- da gene kendilerinin dokuduklan yağlık denilen pamuklu saralardı. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">ErkekGiyimleri: </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">            Bugün hepsi tarihe mal olmuş ve ancak folklar gösterilerinde, ninelerin çeyiz sandıklannda bulunan, genellikle fakir hanımlann el tezgahlannda dokudukları üç etek denilen entari giyerlerdi. Bunun altında hanımlann ördüğü bağlamalı don bulunurdu. Ayaklanna yün çorap giyerlerdi. Ayakkabı olarak da bazen konçlu ve konçsuz yemeni giyerlerdi. Bir efe memleketi olduğu için kollan olmayan fakat, omuz başlanndan kol boyu uzunluğunda uzanmış, omuz başlan ve göğsü işlemeli cepken denilen ceket giyerlerdi. Yüzde seksen fakirin sırtında, ketenden yapılmış ceket bulunurdu. Erkekler genel olarak bellerine kırmızı,.mor ve siyah kanşığı genişçe bir şal saralardı. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">            Genel olarak erkek ayakkabılan kalaş, kundura, yemeni ve çanktı. Kadın ayakkabıları ise; her memleketin kendi esnafının yaptığı kalaş kundura, iskarpindi. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">                 </span></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">175754</guid><pubDate>Sun, 27 Sep 2009 08:58:52 +0000</pubDate></item><item><title>Ni&#x11F;de gelenek ve g&#xF6;renekleri</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/175753-nigde-gelenek-ve-gorenekleri/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:10px;">   Niğde görenekleri: </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Bütün Anadolu'da rastlanan ortak kültür unsurlardır. Bunların arasında hurafelerin de ayrı bir yeri vardır. Niğde'de okur-yazar oranı arttıkça batıl inançlar azaldı. Yakın zamana kadar Salı günü yola çıkmak, Cuma günü çamaşır yıkamak ve dikiş dikmek iyi sayılmazdı. Evden yolcu çıkınca ardından ev süpürülmez ve bir kova ile su dökülürdü. Yolu aydınlık olsun diye, ayna üzerine su dökülerek de yolcu savuşturulurdu. Kırkı çıkmamış (Doğumdan sonra 40 gün geçmemiş) iki kadın biraraya getirilmez, yan yana gelirlerse, uğursuzluk olmasın diye, toplu iğne değiştirirlerdi. Bu görenekler. daha doğrusu batıl inançlar hemen hemen terk edilmiş durumdadır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Geleneklere aykırı olmayan ve toplumun benimsediği yeni alışkanlıklar olduğu gibi, eskiden beri hemen hemen hiç değişmeyen tekrar edilenleri de vardır. Eskiden beri devam eden geleneklerden bahar aylarında başlayan cumaların kendine has bir yeri vardır. Şehrin Kırbağlan Semtinde başlayan yemekli, eğlenceli kır toplantıları, bir hafta ara ile Tepeyran, Kayaardı ve Tepebağlan semtlerinde devam eder. Bu semtlerde bahçesi olanlar tanıdıklarını davet ederler. Pazar günleri sabahtan akşama k,adar devam ettiği için, herkes yiyeceğini, radyo, pikap ve çalgı gibi eğlence vasıtalanm almayı ihmal etmez. Cumalara davetli olmayanlar, semtlerin herkese açık çayırlık, çimenlik yerlerinde oturarak cumaya katılırlar. O gün bütün seyyar satıcılar, manavlar, kebabçı ve lokantacılar ağaçlı ve gölgeli yerlerde açık hava sergileri açarlar. Folklor gruplan ve şehrin bandosu sevilen mahalli havaları çalarlar. Cumaların başlaması, havaların iyi olduğu ve baharın bütün güzelliği ile kendisini gösterdiği bir zamana rastlar. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Düğünler: </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde düğünleri kasaba ve köylerde, eski havası, alışkanlıkları içinde devam etmektedir. Fakat il ve ilçelerde törenler bir gecede biten balolar şeklinde yapılmaktadır. Evlenecek çağa gelen delikanlıya, yaşına ve durumuna uygun bir kız aranır. Bu aramayı halk, 'küfü küfüne, dengi dengine' anlamına gelen sözlerle ifade eder. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Askerden dönen, eli ekmek tutan, ekmeğini kazanan her delikanlı evlenme çağına gelmiş demektir. Oğlanın annesi uygun görülen kızın evine sabahın erken saatinde bir iş bahane ederek gelirdi. Evin ve avlusunun temiz olup olmadığına, kılığına, kıyafetine bakardı. Bu eve girerken yapılan ilk konroldür. Kız kahve pişirmeye gidince gelecekte kayın validesi olacağından ayakkabısını çevirir, eğer oğlanı istemiyorsa asık suratlı ve günlük kıyafetle çıkar, pabuçları çevirmezdi. Bu incelemeler bittikten sonra giderken mümkünse kızı da iyice kucaklar ve öperdi. Bu kucaklama ve öpmeden maksat, kızın ağzının kokup kokmadığı denetlemektir. Eğer şüphelenirse; en yakın tanıdıklarından bir bayanı, bir vesile ile kızın koynunda yatırmaya gayret ederdi. beğenilirse dünür gitme başlardı. Ailede ve sülalede sözü, sohbeti dinlenir büyükler, eşiyle birlikte ziyarete gideceklerini kız evine haber verirlerdi. Hep beraber kız evine gidilirdi. Umumi konuşmalardan, hal hatır sormadan sonra oğlan evi " Allahın emri Peygamberin gavli ile kızınız oğlumuza münasip gördük." diyerek kızı ister. Kızın anne ve babası "Tabii bu işler acele ile olmaz, ilginize teşekkür ederiz. Yalnız dışarıda amcası, halası var. Burada da dayısı ve teyzesi ile görüşelim, kısmetse olur" cevabını verirdi. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Bilhassa "Ne kızı ver, ne de dünürü küstür." prensibine dikkat edilirdi. Oğlan evi de kız evinin "Kız evi, naz evi" olduğunu bilir, bu ziyaretlerini bir kaç defa tekrarlardı. Söz alındıktan sonra yapılacak tören, alınacak eşyalar ve hediyeler konuşulurdu. Başlık parası ve takılacak altınlar da burada tesbit edilirdi. Şerbet içme denilen nişan töreni iki türlü olurdu. Birincisinde tarafların yakın akrabaları, bir araya toplanır, mütavazi bir tören yaparlardı. Buna cep kahvesi de derlerdi. İkincisi ise davetlilerin çok olduğu törendir. Bunun için oğlan evi kız evine şeker,kahve, lokum, sigara, kibrit gönderir, bunların davetlilere yeter miktarda olmasına dikkat edilirdi. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Nişandan üç-dört gün evvel, çarşıdan beraberce beğenilip alınan elbiseler, "okuyucu" denilen bir kadınla kız evine gönderilir, kız evi okuyucuya bahşiş vermeyi ihmal etmezdi. Artık nişan günü gelmiştir. Oğlan evi oğullarını yanlarına almadan kız evine gider, oturulur, konuşulur ve kahveler içilirdi. Aile büyüklerinden birisi, hayırlı uğurlu olsun temennisiyle kızın parmağına yüzüğü takardı. Şeker tutulurdu. Kız önce kayınpederinin ve kayınvalidesinin, sonra da babasının, annesinin, orada bulunanların ellerini öper, orada bulunanlardan bir büyük "Otur kızım" sözünü üç defa tekrarlar, kız otururdu. Nişan bittikten sonra samimiyetini arttırmak için iki tarafın yakın akrabaları yemekli gündüz gezmelerine giderdi. Buna "süs dünürlüğü" de derler. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Gelin esvabı beğenilip, elbiseler dikildikten sonra artık düğün töreni başlar. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Gelin Hamamı: </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Oğlan evi, sabun, kına, para göndererek gelin ve yakınlarının hamama gitmesini sağlarlardı. Hamama toplu olarak gidilirdi. Kızın annesi hamacının yanına oturur, genç misatiriere sabun, yaşlılara da hem kına hem de sabun verir ve hamamı yönetirdi. Hamama girmeden önce soyunma yerleri önünde bulunan geniş havuzun etrafında ikişer sıra dizilinir, ellerinde yanmış mumlar olduğu halde kız evinin getirdiği hediyeler hamamcıya ve natırlara verilirdi. Kız ortaya alınır, milli kıyafetleri ile ud ve tefin ve diğer çalgıların müziği ile ahenkli olarak havuzun etrafında dolandırılırdı. Bu dönme esnasında kızın başına yakın akrabalardan yaşlı bir kadın para atar, kız soyunur, hamama girilirdi. Kızı natır yıkar, çıkarken de peştemalını natıra verirdi. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Sandık Günü: </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Sandık Salı günü gönderilirdi. İki tarafın yakınları kendi evlerinde ayrı ayrı toplanırlardı. Oğlan evinde toplananlar; kıza ait manto, elbise, ziynet ve çamaşırları misafirlere gösterek itina ile bohçalarlardı. Kızın eşyaları yanında kızın anne, baba, kardeş, enişte, dayı, emete (hala), teyze, dede, nine, emmi (amca)'sine münasip olan çamaşır, elbiselik, çorap, yazma, çevre, peşkir gibi hediyeler de konarak kız evine gönderilirdi. Eğer başlık parası ,alınmışsa bunlar yapılmaz, yerine elbiselik gibi daha ağır hediyeler alınırdı. Buna "kulluk" da denir. Bu hediye bohçaları içerisine "ağız tadı" olarak bir kutu şeker konur, bunlar okuyucu veya mahallede sebeplenmesi istenilen biriyle gönderilirdi. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Kız Yanı: </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Çarşamba günü yapılırdı. Kızın müsaitse evinde, uygun değilse bir komşu evinde toplamIır, çalgı olarak tef, ud bulunurdu. Kızı yakın arkadaşları giydirirken ayağının altına büyükçe bir sini koyarlar öylece giydirirlerdi. Daha sonra kız, büyüklerinin ellerini öper, iki eli göğsünün üzerinde "divan dururdu." Odaya kim gelirse elini öper, tekrar otur denirse yerine oturur ve davetlilerin karşılanmaşı böylece devam ederdi. Misafirlerin gelişleri tamamlandıktan sonra cerez tabir edilen, geniş bir sininin ortasına tabak içinde akide şekeri, etrafına leblebi, onunda etrafına kuru üzüm ve karamanlı tabir edilen çarşı ekmeği dörde bölünmüş şekilde konurdu. Bu törene gelenler kıza hediye getirirdi. Çok davetliler de "Benek" dediğimiz bir miktar parayı getirip, kızın annesi selavatlaşırken veya elini öperken, kimsenin göremiyeceği bir şekilde eline sıkıştırırdı. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Bu törene oğlan evi de toplu olarak gelir, fakat kız evi bunlardan benek almazdı. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Kına Gecesi : </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Çarşamba günü akşamı, kız evi ve yakınlan uygun bir ev düzenlerler, kız iyi ce süslenirdi. Kızın arkadaşları da milli kıyafetlerini giymek suretiyle geceye katılırlardı. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Oğlan evi en önde fenerler, çalgılar, arkalarında erkekler, onlardan sonra en arkada hammlar olduğu halde toplantının yapıldığı eve gelirlerdi. Gelin yüzü duvaklı olarak çıkar, aşağıdaki ,ağıtlardan kendisine yakışanlardan birini söyleyerek ağlardı.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Samah : </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Aynı gece güveyinin sadıç ve yakınları, büyük bir evde veya mevsime göre bir mesire yerinde öğleden sonra toplanırlar, çalgılar çalınır, yemekler yenir, içkiler içilirdi. Bu toplantıda önemli görev sağdıcındı. Zira sağdıç bütün, hali ile güveyiden sorumlu olduğu için, bilhassa çok içmemesine ve bir zarar gelmemesine dikkat ederdi. Samah daha kurulmadan güveyi giydirilirdi. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Güvey Giydirilmesi : </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Kız evi Perşembe günü öğleden sonra oğlana iç çamaşırı, fes, tabaka, sigara, çakmak, ağızlık, çorap, tesbih, traş takımı ve harçlık konmuş bir cüzdanı kefeye sarılı olarak gönderirdi. Güvey bir kaç arkadaşı ile giyim odasına gelir ve bohça açılırdı. Evvela gömleği çıkarılır, mahallede anası, babası sağ olan bir çocuk bulunarak, gömlek çocuğun başından geçirilir, sonra güvey giyerdi. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Güvey Hamamı : </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Perşembe sabahı güvey, sağdıcı, yakın arkadaşları ve çalgılarla birlikte hamama giderlerdi. Hamamı yakın arkadaşlarından veya akrabalarından birisi tutar, misafirlerin sabun, çay, kahve ve yıkama paralarını hamamı futan öderdi. Hamamdan sonra hep beraber çalgılarla eve dönülürdü. Oğlanın varsa kız kardeşi, babası ve yakınları kızı almak için giden kafileye katılırdı. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Gelin iki türlü getirilirdi: </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Birincisi kız çeyizleri arasında şilte ve kaynataya bir baş yastığı göıürmüş ise gelin tahtırevanla, ikincisi ise, yaya gitme zorunda idi. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Yüz Açımı: </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Ertesi gün yüz açımı yapılırdı. Oğlan evinde bu düğüne çift örtme de derler. Çalgılar çalınırken kayınvalide gelinini sağ yanına almak suretiyle oturur, gelin ayakta divan durur; kaynana ile selavat1aşır, yaşına göre el öper, böylece oğlan evinin düğünü bitmiş olurdu. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">                                                           </span></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">175753</guid><pubDate>Sun, 27 Sep 2009 08:57:02 +0000</pubDate></item><item><title>Ni&#x11F;de mutfa&#x11F;&#x131;</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/175752-nigde-mutfagi/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:10px;">NİĞDE YEMEKLERİ</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">   OĞMA ÇORBASI</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Malzeme: </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1 su bardağı un, </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">2 yemek kaşığı tereyağı, </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">6 su bardağı su, </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Tuz ve Kırmızı Toz Biber </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Yapılışı: </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Bir tencereye suyumuzu koyup kaynamaya bırakın. Daha sonra suyumuz kaynarken, bir kabın içinde unu üzerine suyu yavaş yavaş serpiştirerek karıştırın. Sert hamur haline getirin ve ellerinizle ovuşturarak, iki el arasında ovalayarak mercimek büyüklüğünde taneler oluşturun. Ve kaynamakta olan suyun içerisine yavaş yavaş ve karıştıra karıştıra dökün. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">8-10 dakika kaynattıktan sonra, ateşten indirin ve üzerine bir su bardağı soğuk su gezdirin. Diğer bir kapta tereyağımızı eritelim ve yağımız kızarınca toz biberimizi dökerek kavuralım. Biberimizin yanmamasına özen gösterelim. Daha sonra yağımızı çorbamızın üzerine gezdirerek servise hazır hale getirebiliriz. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Arzu ederseniz üzerine nane ilave edebilirsiniz.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">AYVA BORANİSİ</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Malzeme: </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">3 çorba kaşığı Katı yağ </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">200 gr. Kuşbaşı kuzu eti </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1 su bardağı Pekmez </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">4 su bardağı Su </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Tuz </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Yapılışı: </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Yağı bir tencerede eritin. Yağ kızınca, etleri verdikleri suyu çekinceye kadar kavurun. Suyu ekleyip bir taşım kaynatın. Köpüğünü alın. Kapağını kapatıp, ateşi kısarak yaklaşık 30 dakika pişirin. Ayvaları, kabuklarını soyup ikiye bölün. Çekirdek yataklarını alıp, dilimleyin. Ayva dilimlerini pişen etlere katın. Pekmezi ekleyip karıştırın. Tuzunu ayarlayın, yumuşayıncaya kadar orta ateşte yaklaşık 20 dakika pişirin.ateşten alıp, sıcak olarak servis yapın.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">ELMA AŞI</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Malzemeler: </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1,1/2 kg elma, </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1,1/2 kg parça et </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1 tatlı kaşığı tuz </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1 su bardağı sarımsaklı yoğurt </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">2 yemek kaşığı tereyağı </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Yapılışı: </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Elmalar 4-5 parçaya dilimlenip ortaları temizlenerek yıkanır Et kuşbaşı şeklinde doğranıp yıkanır, bir tencereye alınır İçerisine ölçülü yağ konulduktan sonra kavrulur. Üzerine ayıklanmış elmalar konup et ve elmalar yumuşayıncaya kadar 35- 40 dakika pişirilir. Sarımsaklı yoğurtla ikram edilmelidir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">YUVALAK</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Malzemeler: </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1 soğan, </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">250 gr kara et, </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> 2 su bardağı köftelik bulgur </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1 çay kaşığı karabiber </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1 çay kaşığı tarçın </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">2 yemek kaşığı kırmızı biber </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">2 su bardağı sıvı yağ </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1 tutam tuz </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Yapılışı. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Et dövülerek sinirlerden ayrılır Soğan soyulup yıkandıktan sonra doğranır. Bulgur bir tepsiye alınır Döğülmüş et, soğan, karabiber, tarçın, tuz ve kırmızı biber konur. Bu karışıma az su alınarak iki elle köfte kıvamına gelinceye kadar yoğrulur Fındık büyüklüğünde parçalar alınarak yuvalanır (Yuvalama sırasında el ara sıra suya batırılmaiıdır ) Içıne 4-5 su bardağı su konmuş tencereye atliır Üzerıne tuz ilave edilır. bır kaç taşım kaynatıldıktan sonra süzgeçte süzülür Istenen yerde kullanılır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">KENGER AŞI</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Malzemeler </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1 kg. kenger </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1/2 kg parça et </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1 yemek kaşığı salça </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1 yemek kaşığı sade yağ </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1 su bardağı yoğurt </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">2 diş sarımsak </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">tuz </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Yapılışı. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Kengerlerin iki tarafı kesilip yıkanır Y ağ bir tencereye konup et ilave edilerek kavrulur Daha önceden ayıklanmış kengerler ete ilave edilip soluncaya kadar kavrulur Salça ilave edilıp kavurmaya devam edilır Uzerıne 4-5 su bardağı su konup 40- 45 dakika haşlanır Yoğurda katılır. Sıcak kenger yemeği üzerine sarımsaklı yoğurt dökülerek servis yapılır. (Kenger yabani dikenli bir bitkidir ).</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">PANCARLI AŞ</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Pancarı doğrayarak içine bulgur atıyorsun. İçerisine bır tutam tuz ilave edip suyuna koyarak 35-40 dakika pişmesini beklıyoruz. Sonra şeker veya pekmez ilave ederek yemeye hazır bir hale geliyor.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">KUYMAK</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Malzemeler </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1 su bardağı un </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">3 su bardağı su </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">5 yemek kaşığı sade yağ </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1 su bardağı pekmez veya şeker </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Yapılışı </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">3 yemek kaşığı sade yağ bir tavaya konur, un eklenir, pembeleşinceye kadar hatıf ateşte kavrulur Ôlçülü su ılave edilıp kaynayıncaya kadar karıştırılır ateşten alınır. Kalan yağ bir tavada iyice kızdırılır, kuymakın üzerınde gezdırilir. Şeker veya pekmez dökülerek sıcak sıcak servis yapılır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">TARHANA ÇORBASI</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Malzemeler: </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">3 çorba kaşığı tarhana </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1 çorba kaşığı katıyağ </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">6 su bardağı su </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">  1/2 çorba kaşığı salça </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">3 diş sarımsak </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1 tatlı kaşığı kuru nane </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">yeterınce tuz </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">biber </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Yapılışı </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Önce tarhanayı bir kaseye koyup bir bardak su içinde ıslatınız, bu ıslatma işi 10-11 dakika kadar sürmeli. Tarhananız ıslana dursun, siz bu arada bir tencereye bir çorba kaşığı yağı koyup, içme ezilmiş salçanızı katmız. Sarımsağı soyup havanda dövdükten sonra yağın içine atınız. Bu karışımın üstüne 6 bardak suyu döküp karıştırınız. Tencereyi orta hareretli ateşin üstüne koyup ısıtmaya başlayınız. Yağınız suyun içerisinde eriyıp suyunuz ılıklaşınca, suda ıslattığınız karhanayı tencereye dökünüz Devamlı karıştlrarak pışırmeye devam edinız. Çorba ısındıkça koyulaşacaktır. Tarhana çorbasını devamlı karıştırmak gerekir, yoksa tarhana suyla iyice bütünleşmez, topak topak kalır. Çorbanız göz göz kabarmaya başlayınca bir taşım daha kaynatıp ateşten indiriniz. Üzerine kuru nanesini serpip, sıcak ikram ediniz.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">SU BÖREĞİ</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">7 yumurta, un, tuz ve karbonat karıştırarak hamur yapılır. Yoğrulan hamur yumak yapıp ınce bır şekılde açılır. Tuzlu su yapılarak bir kısım soğuk ve bır kısım kaynatılmak üzere açılan hamur önce sıcak, sonra soğuk tuzlu suya bırakılır. 7 tane icne açılmış hamur üzerine önceden hazırlanan iç (kıyma, soğan, maydanoz ve nane karıştırılarak kavrulur) döşenip üzerine 6 tane ince açılmış önce sıcak sonra soğuk tuzlu sudan geçirilerek döşenir. Üzerine yağ sürülerek fırına verilir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">DOMALAN BORANİSİ</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">(Keme Boranisi) </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> Malzemeler. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1,5 kg keme </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1,5 kg. orta yağlı parça et </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">2 su bardağı yoğurt </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">2-3 dış sarımsak </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">2 yemek kaşığı sade yağ </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">tuz </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Yapılışı: </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Etler kuşbaşı doğranır, tencerede yağ ile 15-20 dakika kavrulur Kemeler yıkanıp fındık büyüklüğünde doğranır Kavrulmuş ete ilave edilip kemelerde hafıf kavrulur Üzerıne 3-4 su bardağı su ilave edilıp et ve kemeler yumuşayıncaya kadar pişirilir. Köfteler yapılır. Yemeğin üzerine küfteler konarak servis yapılır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Not: Keme, Adanolunun bazı yörelerinde "Domalan" denilen patates cinsinden yabani bir sebzedir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">KÖFTER</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Malzemeler. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">20 kg kabarcık üzüm </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1 kg Havara </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">3 kg Nişasta (Buğday) </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1 kg un </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Yapılışı. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Üzümler yıkanıp kötüleri ayıklanır. Tekneye konur üzerine havara serpilip ayaklar yardımıyla iyice ezilir. Süzülen sular büyük şıra kazanlarına alınır, ateşe konur, bir kaç  taşrım kaynatılır. Kollu </span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">taş</span></abbr><span style="font-size:10px;"> yardımıyla bakır teştlere (Leğenlere) alınır doldurulmaya bırakılır. Şira kazanı yıkanır, tekrar ocağa konur. Durulmuş şerbet Küfret bezi ile süzülür tortusu alnıır. Tekrar şire (Şıra) kazanına konur kaynamaya bırakılır. Kaynamaya başladıktan sonra 1-1 , 5 saat daha kaynatılır. Şerbetten bir kaç kollutas leğene alınır, soğutulur un ve nişastası eklenip karıştılır, karışım kazana konur. Şire küreğiyle karıştırılarak bulamaç haline gelinceye kadar pişirilir. Şerbetten kollutas yardımayla almır önceden hazırlanmış ortalama bır metre boyunda 75 santimetre enindeki köfter bezlerıne incecik yayılır. Bezlerin ön ve arka yüzleri kurutulur (1-2 gün). Bezlerden çekileceği zaman arka yüzleri ıslatılır. Yavaş yavaş çekilip çıkarılır, aralarına nişasta serpilip katlanır. Kış geceleri ceviz ve fıstığa sarılarak yenilir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">MANGIR ÇORBASI</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Malzemeler: </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1 su bardağı kuş gözü erişte</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">8-10 adet erik kurusu</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1 avuç kesme erişte</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">8-10 kayısı kurusu</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1 su bardağı pekmez</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">30 gr tereyağı</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">8 su bardağı su</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">tuz</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Hazırlanışı: Kayısı ve erikleri ıslatın. Tencereye alıp 8 bardak su ekleyin ve kaynatın. Kuş gözü erişteyi ilave edip karıştırarak pişirin. Yumuşamış kayısı ve erikleri küçük küçük doğrayıp tuzla birlikte çorbaya ekleyin. Pekmezi ekleyip kaynatın. Tencereyi ocaktan alın. Tavada tereyağını eritip 1 avuç kesme erişteyi ekleyerek kavurun. Çorbayı servis tabaklarına paylaştırın. Erişteyi ekleyip sıcak olarak servis yapın.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Not: Bu çorba evdeki malzemelerin bir araya getirilerek üretildiği, yokluk yıllarının yemeğidir. Kuş gözü, minik kare şeklinde kesilmiş erişteye denir. Bu yemekte kullanılan erik türü, can erik ya da ilitiri denilen ekşi eriktir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">NİĞDE TAVASI</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Malzemeler:</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1 kg kuşbaşı koyun eti</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> yarım kg sivribiber</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1 kg domates</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1-2 diş sarımsak</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">30 gr tereyağı</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">tuz, karabiber, kırmızı tozbiber</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Hazırlanışı: Toprak ya da bakır fırın kabına önce ince doğranmış sivribiber, küp şeklinde doğranmış domates ve yağı ekleyin. Üzerine etleri ve soyulmuş sarımsakları yayın. Tuz ve baharatı ekleyip susuz şekilde fırında pişirin.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">AYVA BORANASI</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Malzemeler: </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">5-6 parça koyun ya da kuzu incik eti</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">3-4 iri ayva</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1 su bardağı haşlanmış nohut</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">30 gr tereyağı</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1 kahve fincanı pekmez</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1 kahve fincanı su</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">tuz, karabiber</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Hazırlanışı: Tencerede tereyağını eritip kuşbaşı eti kavurun. 1 fincan su ekleyip kısık ateşte iyice pişirin. Ayvaları yıkayıp dilimleyin. Et suyunu çekince haşlanmış nohut, ayva, pekmez, tuz ve karabiberi ilave edin. Çok az su ekleyip kısık ateşte pişirin. Sıcak olarak servis yapın.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">HALVETER</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Malzemeler: 1 kase un</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">2 su bardağı üzüm pekmezi</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">30 gram tereyağı</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1 tutam tuz</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Hazırlanışı: Tavada tereyağını eritip unu pembeleşinceye kadar tahta kaşıkla karıştırarak kavurun. Tavayı ocaktan alın. Pekmezi azar azar ilave edin. Düzgün ir  karışım elde edinceye kadar sürekli karıştırın. Tavayı ocağın üzerine alın. Bir tutam tuz ekleyin. Kısık ateşte tahta kaşıkla sürekli karıştırarak pekmezi una yedirin. Helva kaşığın etrafında toplanıp dönüyorsa tabağa alıp cevizle süsleyin. Ilık olarak servis yapın </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">                     </span></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">175752</guid><pubDate>Sun, 27 Sep 2009 08:52:46 +0000</pubDate></item><item><title>Ni&#x11F;de co&#x11F;rafi yap&#x131;s&#x131;</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/175745-nigde-cografi-yapisi/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:10px;"> NİĞDE COĞRAFİ YAPISI   </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> İlin Coğrafi Durumu:</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde İli coğrafi konum itibariyle güneyde 37 derece 10 dakika N ve kuzeyde 38 derece 58 dakika N paralelleri ile Batıda 33 derece 10 dakika E ve doğuda 35 derece 25 dakika E meridyenleri arasında bulunmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İlin Topografyası ve Jeomorfolojik Durumu:</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İlin kuzey ve doğusu oldukça engebeli, orta, güney ve batısı ise,düz denecek kadar az engebelidir.Kuzeyde Niğde masifi ortalama 2000 metre yükseltide olup,yer yer 2700 metreye erişen tepelere sahiptir.Ancak yükselti kuzeyden güneye doğru azalır.Doğuda yer alan ve yüksekliği Demirkazık tepesi ile 3 734 metreyi bulan Aladağlar, Ecemiş fayı ile sınırlandırılmış olup,burada dik falezler oluşturulmuştur.İlin,volkanik kayalarla örtülmüş orta ve batı kesimleri,1000-1200 metre yükseklikte olup,bu değer güneye doğru giderek  artar ve başmakçı köyü civarında  1500 metreye erişir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde ilinin önemli yükseltileri: Hurç dağı (2887 m),Karabel Tepe (2014 m),Evliya Tepe (2105 m), Atizi Tepe (2256 m),Aşığediği Tepe (2703 m),İt Ulumaz Tepe (2167 m),Göbekli Tepe (1512 M),Koyak Tepe (2396 m),Karlık Tepe (2299 m) dir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">JEOMORFOLOJİK GÖRÜNÜM</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Yapısal şekiller bir bütün olarak değerlendirildiğinde dağlık alanlar ve ovalar alanlar olarak iki büyük birim ayırt edilir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">OVALIK ALANLAR</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde ilinin kuzeydoğusunda geniş yer kaplayan misli ovası ile,güneybatıda yer alan Bor ovası iki büyük birimi oluşturur. Her iki ova içinde Niğde merkezinin yer aldığı kuzeydoğu-güneybatı doğrultulu bir depresyonla birbirine bağlanır. Tektonik çöküntü ile oluşan bu ovalar,önce volkanik alanlarda çıkan piroklastik materyallerle,sonradan dağlık alanlarda gelen alüvial dolgularla doldurularak alüvial dolgu ovaları olarak karşımıza çıkmaktadır. Pleistosen’den itibaren akarsularca yarılan bu alanlar,dağlık  alanların kenar kesimlerinde plato karakterini almıştır. Kenarlarında geniş alanlar boyunca uzanan birikinti koni ve yelpazeleri dikkat çekicidir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Kuzeybatıda Melendiz dağı ve Göllüdağ ile çevrili olan Melendiz ovası,geriye aşınımla batıdan bölgeye sokulan Melendiz suyu ve kolları ile yarılarak boşaltılmış geniş bir düzlük alandır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Diğer taraftan dağlık alanlar arasında akarsu vadileri boyunca uzanan akarsu boyu ovaları da görülmektedir. Güneyde Tabur dağı önlerinde bulunan Kılan ovası,doğuda Hanağzı,dere boyunca uzanan ova ile Kemerhisar güneyindeki Ovacık ovası başlıcalarıdır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">AKARSULAR:</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Bölgede dağlık alanların geniş yer kaplaması,yükselti nedeni ile yüksek değerlerde yağış alması bölgede sık bir akarsu ağının kuruluşuna neden olmuştur. Çoğunluğu mevsimlik olarak ilkbahar aylarında karların erimesi ile debilerinin yükseldiği bu akarsular volkanik alanlarda radyal sıradağlar üzerinde paralel drenaj karakterinde kısa boylu ve gür akışlıdırlar </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Hasandağı, Melendiz dağı, Göllüdağ; güneyde Tabur dağı, doğuda Hurç dağı, Kösedilin dağı ve Pozantı dağı ile güneybatıda Hışır dağı, akarsuların sularını aldıkları ana dağıtım merkezlerini oluştururlar.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">     Karasu deresi, Ecemiş suyu Uluırmak başlıca ana akarsuları oluşturur.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">KARASU : Aktaş yakınlarından doğarak, kuzey-güney doğrultusunda uzanırken Gümüşlerden Kerci deresini, Niğde şehir merkezini geçtikten sonra Uzantı dersini alır. Yer altı ve kaynak suları ile beslenen Karasu Bor ovasında kaybolur. Üzerinde Akkaya barajı yer alır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">ECEMİŞ SUYU : Kaynağını Aladağlardan alır. Kuzeydoğu-Güneybatı doğrultusunda ilerlerken Çamardı yakınlarında içkuyu deresini alarak  Yelatan güneyinde il sınırından çıkarak, Seyhan kolu Güngör deresine karışır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">ULUIRMAK : Melendiz dağlarından doğduktan sonra Asmasız ve Ramat kısımlarından gelen kaynak sularıyla beslenir. Çiftlik ve Melendiz ovasını geçerek Ihlara vadisine ulaşır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">DAĞLAR</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> Niğde’ye yüksek bir görünüm kazandıran yüksek dağlık ve tepelikleri oluşum ve gelişimleri itibarıyla üç grupta değerlendirebiliriz.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">a- Orta Torosları oluşturan ve Ecemiş koridoru ile birbirinden ayıran Bolkarlar ve Aladağlar sıradağları </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">b- İç Anadolu volkanizması içinde önemli bir yere sahip olan parezit ve piroklastik konileriyle bir bütün oluşturan volkanik dağlar,</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">c- Ovalık alanların ortasında yükselen flüvial erozyon ile çevresinin aşılandırılması sonucunda tek başına yüksek bir görünüm sunan farklı aşınma ile oluşmuş dağlar.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1- Sıradağlar: Kambrienden başlayan Miosen başlarına kadar çeşitli fasies ortamlarında gelişmiş kısmen metamorfizmaya uğramış, sonradan kıvrımlanarak yükselmiş tortul kayaçlardan meydana gelen Toros Dağları’nın orta bölümünde yer alan Bolkarlar ve Aladağlar iki önemli yüksek sıradağı oluştururlar.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Eosen sonu Oligosen başlarından itibaren  şiddetli tektonik hareketlerle yükselerek karasal ortam şarlarına giren Toroslar, Miosen başlarından itibaren morfoklimatik denüdasyonal süreçlerin etkisinde; Morfolojik evrim sırasındaki tektonik hareketlerle faylanarak basamaklanmış ve değişik ortam koşullarında işlenerek bugünkü görünümlerini almışlardır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Çok değişik yaş ve cinsteki kireçli kayaçlardan meydana gelen bu dağlık alanlar üzerinde oldukça gelişmiş yüzey ve derinlik karstik şekilleri oluşmuştur. Bu nedenle bölgede bol miktarda yer altı drenaj kanalları ve turizme açılabilecek nitelikte mağaralar yer almaktadır. Diğer taraftan Anadolu penepleninin yüksek çatı düzlüklerini oluşturan 3000 metrenin üzerindeki yerlerde başta sirk gölleri olmak üzere birçok buzul şekli gözlenmektedir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Bolkarkar’daki Akgöl, Kargöl, Çinigöl; Aladağlardaki Karagöler, Dipsizgöl, Yedigöller, trekking ve dağcılık faaliyetleri amacıyla dağ turizmi açısından da önemli buzul göllerdir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Bolkar Dağları kuzeydoğu uzantıları ile Aladağlar’ın güneybatı uzantıları arasında bulunan KKD-GGB doğrultulu fayın yer aldığı Ecemiş Koridoru ile birbirinden ayrılırlar. Bolkar Dağlar’ında Medetsiz Tepesi (3524 m) ve aldağlar’da Demirkazık (3756 m) en yüksek noktaları oluştururlar.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">2- Volkanik Dağlar: Toros Dağları’nın bir bütün halinde yükselmesiyle birlikte iç kesimde tektonik hareketlerin etkisiyle yüzeye enjekte olan mağma bölgede aktif volkanizmayı başlatıp. Kayseri Erciyes’e kadar uzanan, kabaca güneybatı-kuzeydoğu doğrultulu bir hat üzerinde İç Anadolu volkanik kütleleri meydana gelmiştir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Aksaray ile Niğde Arasında yer alan Hasan dağı (3268 m) Keçeboyduran (2727 m) Niğde’nin yaslandığı Melendiz Dağı (2936 m) ve kuzeybatıda Göllüdağ (2143 m) başlıca volkanik dağlardır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Miosen ortalarından itibaren değişik dönemlerde değişik karekterde çıkardıkları lav akıntıları ve tüfler </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> akarsularca yarılarak volkanik koni alanlarını çevreleyen arızalı platoluk bir görünüm oluşturmuştur. Çalışmalarda Plio-Kuaterner’e atfedilen volkanizmalar sırasında andezit bazalt karakterli lavların yanı sıra bol miktarda kül, lapili tüf ve aglomeralardan oluşan piroklastik materyal çevreye yayılmıştır. Özellikle Niğde ve çevresinde yer alan bu kolay kazılabilir ve işlenebilir materyaller, tarih içerisinde bölgede yüzlerce yer altı şehrinin oluşmasına imkan tanınmıştır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">3- Tepelik Alanlar: Bunlar, ya volkanik alanlarda yükselen volkanik parazit veya piroklastik koniler, ya çevresine göre nispeten sert ve dayanıklı kayaçlardan meydana gelmiş akarsu erozyonu ile çevresi aşındırılarak çevreye göre yüksek görünüm almış farklı aşınımla oluşmuş tepelikler ya da tarihi höyükler olarak karşımıza çıkmaktadırlar.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Misli Ovası’nda görülen Yaslı Tumba Tepe, Hasan Tepe, Yumru Tepe farklı aşınımlı oluşup Bor Ovası Çukurkuyu-Altunhisar hattının batısında görülen tepelikler volkanik kökenli olurken; Karahöyük, Köşkhöyük, Kınıkören Höyüğü, Misli Ovasında Höyükhan Höyüğü da tepelik alanlar olarak karşımıza çıkmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.nigde.gov.tr/ortak_icerik/nigde/ALADA%C4%9ELAR.JPG" alt="ALADAĞLAR.JPG" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">GÖLLER</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> Niğde ili göller bakımından zengin olmamakla beraber oluşum ve gelişimleri birbirinden farklı göllere de sahiptir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">           Aladağlar ve Bolkar dağları üzerinde buzul aşınması ile oluşmuş sirk gölleri yer almaktadır. Akgöl, Alagöl, Çinigöl, Yedigöl, Karagöl başlıcalarıdır. Hasan dağı göllü dağ üzerinde volkanik krater gölleri yer alırken, Kuzeyde ki Narlı göl ise volkanik çöküntü Nar gölü olarak oluşmuştur. Volkanik menşeli bu göller, göl çanaklarına volkanik kayaçlardan oluşması nedeni ile acı su karakterindedir. Narlı göl yeraltından sıcak su kaynakları ile beslenmesi nedeni ile mineralce zengin suları acı bir göldür.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.nigde.gov.tr/ortak_icerik/nigde/NARLIG%C3%96L%203.JPG" alt="NARLIGÖL%203.JPG" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İKLİM</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> Niğde'de kara iklimi görülür. Kara iklimi nedenleri ise; etrafının dağlarla çevrili olması, deniz seviyesinden 1200 m. yükseklik göstermesi, denizin bunaltıcı etkilerini ve denizden gelen rüzgarları alamaması, kuzeyden gelen soğuk rüzgarlara açık olmasındandır. Bu durumda Niğde'nin genel iklim özelliği; yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlıdır. Yağışlara kar halinde kışın, yağmur halinde ilkba­harda rastlanmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Sıcaklık ve Güneşlenme</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde kuzey yarımkürenin orta kuşağında bulunmaktadır, en sıcak ay ortalaması Temmuz ayına, en soğuk ay ortalaması ise Ocak ayına rastlar. Gerek mevsimler arasındaki sıcaklık farkı, gerekse gece ve gündüz arasındaki sıcaklık farkı kara iklimin en açık örneğidir.              </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Bu durumda Niğde'de 16 yılda yapılan gözlemlere göre sıcaklık ortalaması 10 C dir. Tesbit edilen maksimum (En yüksek 37.7 C° dir) Temmuz ayına, Minimum (En düşük 21 C° dir.) Şubat ayına rastlar.                                                                                                  </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Yağışlar</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Kış aylarında yüksek basıncın etkisiyle Niğde'de değişik bir yağış rejimi görülür. İlkbaharda yüksek basıncın etkisi altında ve batıdan gelen alçak basınç merkezleri Niğde'yi etkisi altında bırakır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İlkbaharın gelmesiyle gölgede sıcaklık derecesi yavaş yavaş yükselir. Yüksek basıncın hakimiyeti doğuya çekilir. Bu çekiliş ilkbaharda deprasyon yağışlarının meydana gelmesine sebep olur. Nisan, Mayıs ve Haziran'ın ilk yarılarına kadar sağanak halinde, bazen de sürekli yağış yapan şartları görülür.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde'de yağış ortalaması 0.9 mm. (Milimetre) dir. Yağış en fazla olduğu ay 78.5 mm ile Nisan, en az olduğu ay ise 0.2 mm ile Temmuz ayıdır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Nemlilik</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde'de ortalama nisbi nem % 56 dır. Nemin en fazla olduğu ay % 80 ile Şubat, en düşük olduğu ay % 28 ile Ağustos ayıdır.                                                                      </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Bitki Örtüsü </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Yağışların azlığı sebebiyle ormanlık bölge azdır. Ormanlar Toroslar bölgesinde, Hasan ve Melendiz dağlarının yüksek yamaçlarında bulunur. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">                              </span></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">175745</guid><pubDate>Sun, 27 Sep 2009 08:39:17 +0000</pubDate></item><item><title>Ni&#x11F;de Genel Bilgileri</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/175744-nigde-genel-bilgileri/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:10px;"> Niğde Genel Bilgileri</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.kenthaber.com/Resimler/2005/04/23/0169.jpg" alt="0169.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> İç Anadolu Bölgesi’nde, Orta Kızılırmak Bölümünde yer alan Niğde, kuzeyinde Kırşehir ve Nevşehir, doğusunda Kayseri, güneydoğusunda Adana, güneyinde Mersin, güneybatı ve batısında Konya, kuzeybatısında da Ankara ili ile çevrilidir. Niğde’nin batı kesimi dalgalı düzlükler, kuzey, orta, doğu ve güney kesimleri dağlık alanlardan oluşmuştur. İlin kuzeyini Ekecek (Ekecik) Dağı (2.137 m.), orta kesimini Melendiz-Hasan Dağları, güneyini ve doğusunu Orta Torosların uzantısı olan Bolkar Dağları ile Aladağlar engebelendirmektedir. Niğde’nin en yüksek noktası Aladağlar üzerindeki Demirkazık Doruğu’dur (3.756 m.). Onun dışında Lorut Dağı Kol Tepesi’nde (3.588 m.), Aladağ Huş Tepesi’nde (3.333 m.), Hasan Dağı (3.268 m.) ve Pozantı Dağı (2.703 m.) ilin diğer yükseltileridir. İlin doğu kesimindeki Obruk Platosu, Aksaray Ovasının uzantısı ve Ereğli Ovasının kuzeydoğusu düzlük alanlardır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.kenthaber.com/Resimler/2006/04/03/00145939.jpg" alt="00145939.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İlin kuzeyindeki Ekecek Dağı’ndan kaynaklanan sular, Kızılırmak vasıtası ile Karadeniz’e dökülür.Kuzey ve kuzeybatıdaki küçük akarsuların bazıları Tuz Gölü’ne dökülürken, bazıları da bataklıklarda sona erer. İlin en önemli akarsuyu Melendiz Dağı’nın yamaçlarından kaynaklanan, Ihlara Vadisinden akan Melendiz Suyu’dur. Bunların yanı sıra Niğde’nin orta kesimlerinden kaynaklanan küçük dereler il içerisindeki kapalı havzalarda sona erer, bazıları da Ereğli Ovasına kadar uzanır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde’de Obruk ismi verilen küçük göller bulunmaktadır. Bunların yanında Gebere, Mamasın, Akkaya ve Gümüşler Barajlarından ötürü küçük yapay göller de vardır. Ayrıca Tuz Gölü’nün güneydoğu kesimi il sınırları içerisinde kalmaktadır. Yüzölçümü 7.795 olan ilin toplam nüfusu 348.081'dir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.kenthaber.com/Resimler/2006/04/03/00145940.jpg" alt="00145940.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Orman açısından yoksul olan ilin bitki örtüsü bozkır (step) görünümündedir. İlde, İç Anadolu Bölgesi’nin özelliğini taşıyan Karasal İklim hüküm sürmekte olup, yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve genellikle kar yağışlıdır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İlin ekonomisi tarım, hayvancılık ve sanayie dayalıdır. Yetiştirilen tarımsal ürünlerin başında; buğday, arpa, çavdar, patates, ayçiçeği, şeker pancarı, soğan, nohut, mahluttur. Meyvecilikte ise, elma başta olmak üzere, kavun, karpuz, üzüm yetiştirilir. Ayrıca domates, lahana gibi sebzeler de yetiştirilmektedir. Hayvancılıkta küçük ve büyükbaş hayvan besiciliği yapılmakta olup, özellikle sığır, koyun, kıl keçisi, Ankara keçisi yetiştirilir. Hayvansal ürünler sucuk ve pastırma yapımında, süt ürünleri fabrikasında değerlendirilmektedir. İlde halıcılık ve düz yaygı dokumacılığı oldukça yaygındır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.kenthaber.com/Resimler/2006/04/03/00145941.jpg" alt="00145941.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde kalkınmada öncelikli iller kapsamında olup, ilde un, nişasta, şeker, meyve suyu, şarap, yem, yün ipliği, halı, çimento, beton direk, tuğla, kiremit, makine yedek parça fabrikaları ile tuz üretim ve ambalaj tesisleri bulunmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde yer altı kaynakları bakımından oldukça zengindir. Antimon, civa, volframit, tuğla ve kiremit hammaddesi, kurşun, çinko, demir, jips, altın ve gümüş içeren yataklar vardır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde’nin en eski adının Nahita veya Nekide olduğu sanılıyor. Bu addan ilk önce ünlü tarihçi İbn Bibi bahsetmiştir. XIV. yüzyılda Nakide kelimesi Nikde, Nigde okunacak şekilde yazılmış, bu sözcük Cumhuriyet döneminde de Niğde şekline dönüşmüştür. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.kenthaber.com/Resimler/2006/04/03/00145942.jpg" alt="00145942.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde tarihinin Neolitik Döneme (M.Ö. 7250-5500) kadar indiği, Bor Bahçeli Kasabası Roma Havuzu yakınındaki Köşk Höyük’ten ve Bor Pınarbaşı Höyüğünden çıkartılan eserlerden anlaşılmaktadır. Ayrıca Hitit Dönemine (M.Ö. 2000-7000) ait eserler ise Kömürcü Köyü Göllüdağ Örenyeri’nden çıkartılmıştır. Helenistik Dönemde (M.Ö.330-30) Niğde bölgesi Büyük İskender’in komutanlarından Eumenes’in kurduğu Pergamon Krallığı sınırları içerisinde kalmıştır. Tepe Bağları ve Ulukışla Porsuk Höyük kazılarından bu döneme ait eserler ortaya çıkarılmıştır. M.Ö. 30 - MS. 395 yıllarını kapsayan Roma Döneminde Niğde bölgesi tarihinin en önemli dönemlerinden birini yaşamıştır. Bu dönemde Tyana (Kemerhisar Kasabası) çevresinde yoğun bir yapılaşma görülmektedir. Saraylar, mabetler, su kemerleri ve yerleşim birimleriyle oldukça büyük bir kent konumuna getirilmiştir. M.S. 395 yılında ise Bizans egemenliği altına girmiştir. Bizanslılar zamanında yöre, Sasani, Pers ve Arapların istilalarına uğramıştır. Tyana kenti 931 yılındaki Arap İstilası sonucu büyük ölçüde yıkılmıştır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.kenthaber.com/Resimler/2006/04/03/00145943.jpg" alt="00145943.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra Niğde yöresine Türkmen boyları yerleşmiştir. Anadolu Selçuklu Hükümdarı I.Alaeddin Keykubat zamanında Niğde ve yöresi parlak bir dönem yaşamıştır. Anadolu Selçukluları Kösedağ Savaşında (1243) Moğollara yenilence bölge Moğolların uç beyliği olan İlhanlıların idaresine geçmiştir. 1357 yılında da yöreye Karamanoğulları egemen olmuştur. Fatih Sultan Mehmet zamanında, 1471’de Niğde Osmanlı topraklarına dahil olmuştur. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">XIX.yüzyıl sonlarında Konya Vilayetine bağlı Niğde Sancağı konumunda idi. Cumhuriyetin ilanından sonra, 1924’te il yapılmıştır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.kenthaber.com/Resimler/2006/04/03/00145947.jpg" alt="00145947.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde’de günümüze gelebilen tarihi eserler arasında; Köşk Höyük, Göltepe-Kestel , Porsuk Höyük, Güllüdağ Hitit Kalıntıları, Tyana Örenyeri, Gümüşler Örenyeri ve Manastırı, Kavlaktepe Yeraltı Şehri, Tyana Kalıntıları, Tyana (Kemerhisar) Su Kemerleri, Bahçeli’de Roma Havuzu, Niğde Kalesi (XIII.yüzyıl), Alaaddin Camisi (1223), Sungur Bey Cami ve Türbesi (1335), Paşa Cami (XV.yüzyıl), Şah Mescidi (1413), Hanım Camisi (1452), Dış Cami (XIV.yüzyıl), Bor Ulu Camisi (1410), Rahmaniye Camisi (1717), Ak Medrese (1409), Hüdâvend Hatun Kümbeti (1312), Gündoğdu Türbesi (1344), Şeref Ali Türbesi (1276), Bor’da Sokollu Mehmet Paşa Bedesteni, Sungurbey Kütüphanesi (1335), Saat Kulesi (1866), Başhanı, Sarı Han, Misli Han, Paşa Hanı, Hatıroğlu Çeşmesi, Türk sivil mimari örneklerinden evler bulunmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Ayrıca, Demirkazık Tepesi, Köşk, Keten Çimeni, Kayardı Bağları, Fertek Fatih Parkı, Bahçeli Gezi, Gebere Barajı Mesire Yeri, Gümüşler Barajı, Kenetçimen Mesire Yeri, Darboğaz Gezi ve Mesire Yerleri ilin başlıca doğal güzellikleridir. Ayrıca ilde Kocapınar Suyu ve Çamuru, Kemerhisar İçmesi, Çiftehan Kaplıcaları bulunmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">                                     </span></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">175744</guid><pubDate>Sun, 27 Sep 2009 08:31:33 +0000</pubDate></item><item><title>Ni&#x11F;de Tarihi</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/175743-nigde-tarihi/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:10px;">Niğde Tarihi</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> Roma İmparatorluğu Zamanı </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">M.Ö. 30 - MS. 395 yıllarını kapsayan Roma devrinde Niğde bölgesi tarihinin en önemli konumlarından birini yaşamıştır. Bu dönemde Tyana(Kemerhisar Kasabası) çevresinde yoğun bir yapılaşma görülür. Saraylar, mabedler, su kemerleri ve yerleşim birimleriyle oldukça büyük bir kent konumuna getirilmiştir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">M.S. 395 yılında ise Anadolu Bizans hükümdarlığı altına girmiştir. Özellikle Kapadokya ve Ihlara Bölgesi bu dönemi yansıtır. Niğde bölgesi Bizans hükümdarlığında iken Sasani,Pers ve Arabların istilalarına uğramıştır. Tyana kenti 931 yılındaki Arap İstilası sonucu büyük ölçüde yıkılmıştır. Bu dönemin en güzel ve görkemli eserlerinden birisi Gümüşler Kasabası yakınındaki Gümüşler Örenyeri ve Manastırıdır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Milli Mücadele Dönemi </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Coğrafi konumu itibariyle Niğde, Akdeniz bölgesini Orta Anadolu'ya ve Sivas başyaylasına dolayısıyla Doğu Anadolu'ya, Ereğli ve Ankara yolları ile de Batı ve Karadeniz bölgelerine bağlayan iki çok önemli boğazı kontrol altında tutmakta idi. Bunlardan birincisi Gülek Boğazı, ikincisi ise Zamantı-Yahyalı yolu idi.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Çukurova bölgesi işgale başlanır başlanmaz Niğde’de bulunan 41 nci Tümen’in mevcut askerleri ve Niğde, Bor ve Pozantı gönüllülerinin oluşturdukları Kuvayı Milliye, Pozantı’nın olası bir işgale karşı muhafazası için bölgeye yerleşti. Stratejik noktaları kontrol altına aldı ve buradan gelecek herhangi bir düşman saldırısını bertaraf etmeye hazır bir konuma geldi. Bu iyi tahkimat ve konuşlanma sayesinde bu bölgeden düşman girememiştir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Pozantı’da alınan bu tedbirlerin diğer bir geçiş yolu olan Zamantı-Yahyalı yolu üzerinde de alınması gerekiyordu. Fransızların Kozan’ı ele geçirdikten sonra yukarıdaki yol ile Aladağlar’ı aşıp Orta Anadolu’ya girecekleri anlaşılınca, hemen bu bölgede faaliyetler başladı. Aladağlar’ın gerek güneyi, gerekse kuzeyinde hızlı bir harekete girişildi.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1920 yılı Kasım ayı başlarında Yahyalı’da adı geçen yolu kontrol altında tutacak 50 kişilik bir birlik oluşturuldu. Bu birliğin komuta kademesi, askerinin bir kısmı ile silah ve  mühimmatını Niğde ‘den temin ediyordu.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Fransızların ilerleme ihtimalleri arttıkça bu yoldaki tahkimat ve alınan tedbirlerde artıyordu. Nitekim 20 nci Kolordu Komutanı A.Fuad Bey’in Çukurova Bölge Komutanı Kemal Bey’e verdiği emirde;</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> “Niğde Bölgesinde tertip edilen müfrezeler, kararlaştırıldığı gibi Karaisalı bölgesine gideceklerdir. Yahyalı’da bir nizamiye bölüğü ile milli müfrezeler, Sis dolaylarına hareket edeceklerdir...”Alınan bu tedbirlere rağmen, bazı Ermenilerin öncülük ettiği bir grup Fransız öncü birliği Ulupınar Köyü yakınlarındaki bir mağraya kadar ulaşabildiler ve burayı karakol yaparak bir müddet burada kalmaya çalıştılar. Bunu haber alan 41 nci Tümen Komutanlığı, Şükrü Efendi komutasındaki bir taburu bölgeye gönderdi. Anılan birlik Yahyalı’ya ulaşınca Ulucami yanındaki medreseyi kendisine karargah yaptı, çevre köyler, aşiretler ve Yahyalı ahalisini teşkilatlandırarak bir strateji hazırlamaya başladı. 41 nci Tümen Komutan Yardımcısı Yarbay Mümtaz Bey’in bölgeye gelip komutayı ele almasından hemen sonra başlayan çatışma kısa sürede başarıya ulaştı, düşman askeri imha edilmişti. Fransızlara yardım eden Ermenilerin pek çoğu bu çatışmada Fransızlarla birlikte muamele gördüler, geriye kalanlar ise bölgeyi terk ettiler.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Stratejik olarak bu askeri tedbirleri başarıyla uygulayan Niğde teşkilatı aynı zamanda bölgede meydana gelebilecek anarşik eşkıya hareketlerine karşı da icabeden tedbirleri aldı. Bu suretle Niğde ve civarında Türkiye geneli itibariyle yüksek bir ortalamada bulunan gayr-i müslimlerin olası taşkınlıkları ve iç isyanlarına karşı da gereken tedbirler alınmıştı.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Bilindiği üzere bu dönemde cephede eksikliği hissedilen yeğane şey, mühimmat ve erzak idi. Bunların temini hususunda Büyük Millet Meclisi tarafından ilan edilen Tekalif-i Milliye Kanunu herkesin malumudur. Bu büyük ihtiyaç, bütün yurt çapında hamiyetperver insanlarımız tarafından karşılanmaya çalışıldı. Bu hususta da Niğde üzerine düşen vazifeyi hakkıyla yerine getirdi. Gıda maddeleri olarak özellikle buğday, arpa, baklagiller, soğan vs. gibi temel besin maddeleri ihtiyaç duyulan yerlere gönderildi. Niğde’den yapılan bu hayiti destek Mustafa Kemal tarafından yollanan takdirnamelerle ödüllendirilmiştir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde’den yapılan lojistik destek sadece gıda maddeleriyle sınırlı kalmadı. Nakil Vasıtaları, araç-gereç ve giyecek maddeleriyle de devam etti. Niğde’nin yetiştirdiği emekli veya terhis olmuş subay, er vs. askerlerde gönüllü birlikler olarak Batı ve Adana cephelerinde vuruşmuşlardır. Niğde, gerek Heyet-i Temsiliye döneminde, gerekse Büyük Millet Meclisi döneminde Anadolu hareketini gönülden desteklemiş ve bu desteğini Sivas ve Ankara’ya gönderdiği delegelerle de ispatlamıştır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Tarihin İlk İzleri </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Niğde'nin tarihi ile ilk buluntular, neolitik döneme(M.Ö. 7250-5500) rastlar. Bunlar Bor Bahçeli Kasabası Roma Havuzu yakınındaki Köşk Höyük'ten ve Bor Pınarbaşı Höyüğünden çıkartılan eserlerdir. Anadolu'da Hitit dönemi olarak isimlendirilen M.Ö. 2000-7000  yıllarına ait eserler ise Kömürcü Köyü Göllüdağ Örenyeri'nden çıkartılmıştır. Helenistik dönemde ise (M.Ö.330-30) Niğde bölgesi Büyük İskender'in komutanlarından Eumenes'in kurduğu Bergama Krallığı'na dahil olmuştur. Tepe Bağları ve Ulukışla Porsuk Höyük kazılarından bu döneme ait eserler çıkartılmıştır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Türklerin Egemenliği Başlıyor </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1166 ve onu takip eden yıllarda Niğde Yöresi Türklerin eline geçmiştir. Özellikle Anadolu Selçuklular'dan I.Alaeddin Keykubat zamanında parlak bir dönem daha yaşanmıştır. Dönemin valisi Zeyneddin Beşare'nin yaptırdığı Alaedin Camii (1223) ve daha sonra yaptırılan Hüdavent Hatun Turbesi (1312)  dönemin günümüze bıraktığı miraslardandır.  </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Anadolu Selçukluları Kösedağ Savaşında (1243) Moğollara yenilence bölge Moğolların uç beyliği olan İlhanlıların idaresine geçmiştir. 1357 yılında ise Karamanoğulları bölgenin yeni sahibi olmuşlar veAkmedrese’ yi yapmışlardır. (1409).  </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1471 yılında ise Fatih Sultan Mehmet Karamanoğullarını yenilgiye uğratarak Niğde'yi ve diğer bölgeleri almıştır. Osmanlı döneminde Niğde eski önemini büyük ölçüde yitirmiştir. Cumhuriyetin kurulmasıyla 1923 yılında il statüsüne kavuşmuştur.                                                                                                            </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Cumhuriyet Dönemi </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Osmanlı’nın çöküş dönemi ile başlayan ve çok uzun zamandır süregelen kargaşa ve belirsizlik, Milli Mücadele ile başlayan, Cumhuriyetle devam eden yeni dönemde son buldu.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Cumhuriyetle başlayan istikrar, bütün Türkiye’de olduğu gibi, Niğde’de de bayındırlık, eğitim, sağlık, sosyal ve kültürel alanlarda büyük gelişmeleri beraberinde getirdi.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Büyük bir kasaba görüntüsünde olan Niğde Merkezi Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren yapılan değerli çalışmalarla çehresini değiştirmeye başladı.  Atatürk ve O’nun kurduğu Cumhuriyeti gönülden benimseyen, her zaman ona desteğini devam ettiren İllerin başında Niğde gelmektedir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Cumhuriyetin ilan edildiği gün bu mutlu günü top atışlarıyla kutlayan ilk şehir Niğde’dir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">                               </span></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">175743</guid><pubDate>Sun, 27 Sep 2009 08:22:20 +0000</pubDate></item></channel></rss>
