<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0"><channel><title>&#xC7;orum En Son Ba&#x15F;l&#x131;klar</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/forum/416-corum/</link><description>&#xC7;orum En Son Ba&#x15F;l&#x131;klar</description><language>tr</language><item><title>&#xC7;orum Google Haritas&#x131; - Uydu Haritas&#x131; - Hybrid Haritas&#x131;</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/613428-corum-google-haritasi-uydu-haritasi-hybrid-haritasi/</link><description><![CDATA[<iframe frameborder="0" height="1150" id="ips_uid_4871_4" src="https://www.turkish-media.com/harita/corum.html" width="100%"></iframe>]]></description><guid isPermaLink="false">613428</guid><pubDate>Mon, 15 Jun 2020 13:31:55 +0000</pubDate></item><item><title>&#xC7;orum - O&#x11F;uzlar</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/184522-corum-oguzlar/</link><description><![CDATA[<p><span style="font-size:10px;"><span style="font-size:14px;"><span style="color:rgb(255,0,0);">OĞUZLAR</span></span><br><br><img src="http://www.oguzlar.gov.tr/ortak_icerik/oguzlar/galeri/oguzlar%20(1).jpg" alt="oguzlar%20(1).jpg" loading="lazy"><br><br><span style="font-size:14px;">Oğuzlar İlçesi genel olarak Karadeniz Bölgesinin, Orta Karadeniz Bölümünde yer almaktadır. Çorum İlinin 63 Km kuzeybatısında yer alır. Rakımı 650 metredir. Oğuzlar güneydoğusunda Kızılırmak, doğusunda Dodurga İlçesi, batısında İskilip İlçesi toprakları ile çevrilidir. İle uzaklığı 68 Km. dir.<br><br>Oğuzlar ve çevresi genel olarak Karadeniz Bölgesinin nemli ve ılıman iklimi ile İç Anadolu Bölgesinin karasal iklimi arasında bir geçiş iklimine sahiptir. Güneydoğusunda bulunan Kızılırmak'ın etkisiyle nem oranı yüksektir.<br><br>Geçiş ikliminin de etkisiyle, iklim şartlarına bağlı olarak çok çeşitli bitki türlerinin geliştiği görülmektedir. Karasal iklimin bitki türlerinden olan Geven, Sığırkuyruğu, diğer yandan yapraklarını döken ağaçlarla (meşe, fındık, kavak, ceviz), iğne yapraklı ağaç toplulukları (karaçam, sarıçam,ardıç) bulunur.<br><br><span style="color:rgb(255,0,0);">Ekonomik Durum </span><br><br>İlçenin il merkezine 68 Km uzaklıkta ve engebeli ulaşıma sahip olması, halkın İl merkezine geliş gidişini zorlaştırdığından ilçe ekonomisi oldukça küçük ölçekli olup genelde tarıma dayalı üretim söz konusudur.<br><br>Toplam yüzölçümü 10.282 hektar olan İlçe de 5.100 hektarlık kısım tarım arazisi olarak kullanılmaktadır.Yaklaşık 50 hektarlık alan içinde meyve veren yaşta 9.500 adet ceviz ağacı meyve vermeyen yaşta 7.000 adet ceviz ağacı mevcuttur.<br><br>İlçede üretilen belli başlı tarımsal ürünler; buğday, arpa, pirinç, fiğ, kavun, karpuz, ceviz, üzüm ve çeşitli sebzelerdir. Hayvancılık, meyve üreticiliği, örtü altı sebze üreticiliğinin yanında İlçe ekonomisinin en önemli gelir kaynağı ceviz üreticiliğidir. Yıllık toplam üretim miktarı 500 tonun üzerinde gerçekleşmektedir. Ülke ceviz üretiminin % 1,5 i ilçede üretilmekte olup, aynı zamanda çevre illerde üretilen cevizler de, İlçede işlenerek yurtiçi ve yurtdışı piyasaya arz edilmektedir. Merkez ve köylerde 3.000 adet büyükbaş hayvan, 700 adet küçükbaş hayvan ve 250 adet arı kovanı mevcuttur.<br><br>İlçe merkezinde içme suyu yeterlidir. Köylerde de; kaynak sularının depolarda biriktirilmesiyle karşılanmakta olup, su sıkıntısı çeken köy yoktur.Merkezde mevcut kanalizasyon yeterli olmamakla birlikte, arıtma tesisinin bulunmayışı, İlçenin alt kısmından akan Oğuzlar Çayının kirlenmesine yol açmakta ve halk sağlığını tehdit etmektedir. Aynı durum köylerde de söz konusudur.<br><br>İlçemizin ekonomik yapısı ziraata dayalıdır. İlçemizde büyük ve orta ölçekli çapta iş yerleri olmayıp, yeteri kadar esnaf bulunmaktadır. İlçe merkezi ve köylerimizin genellikle ADL linyit işletmelerinde çalışmakta iken maden ocağının kapanmasıyla iş sahası daralmış olup bunun dışında kiremit fabrikalarında işçilik, ceviz işçiliği ve ticareti yapılmaktadır.<br><br>İlçemizin yüz ölçümü 10.282 hektar olup, toplam tarım alanı 5.100 hektardır. Bunun 4969 hektarı tarla arazisi yaklaşık olarak 109 hektarı meyve ve sebze bahçesi, 38 hektarı bağ olarak kullanılmaktadır.<br><br>Tarla arazilerinde, yılda 2750 hektar buğday, 600 hektar arpa, 400 hektar fiğ, 72 hektar çeltik ekimi yapılmaktadır. Yaklaşık 1.500 hektarlık alan içinde yaklaşık olarak meyve veren 40000 adet ceviz ve meyve vermeyen 20000 adet ceviz ağacı mevcuttur. Son yıllarda aşılı ceviz yetiştiriciliği hızla gelişmektedir. Bu manada Kaymakamlığımızın aşılı ceviz fidancılık projesi kapsamında 5.000 adet fidanımız yetişmiş ve 200 adet aşılı fidanımız mevcut olup satılacak durumdadır.<br><br>Kızılırmak vadisinde çeltik ekim arazileri mevcut olup, halkın en verimli arazilerinin bulunduğu bu bölge Obruk Barajının tamamlanması sonucu sular altında kalacaktır.<br><br>İlçemiz merkez ve Köylerinde yaklaşık olarak 2.499 adet büyükbaş, 540 adet küçükbaş, 520 Adet tek tırnaklı hayvan ve 370 adet arı kovanı bulunmaktadır. Özellikle büyükbaş hayvan varlığımız yerli sığır yönüne ağırlıklıdır. Son yıllarda bu ağırlığın melez ve kültür ırkları yönüne kaydırılmasına çalışılmaktadır.<br><br>Ayrıca 2006 yılı ilk yarısı itibariyle Çiftçi Kayıt Sistemine 900 ve Doğrudan Gelir Desteği Projesi çerçevesinde 486 çiftçimiz müracaatta bulunmuştur.<br><br>İlçemiz merkezinde küçük esnaf ve sanatkarları destekleyen Kooperatif ile Tarım Kredi kooperatifi İlçemize bağlı 7 köy, İskilip ilçesine bağlı 4 köy olmak üzere 11 köyün zirai alet ve makine, zirai mücadele ilacı ve kredi taleplerini karşılamaktadır. Aynı zamanda gübre bayiliği olmadığından ihtiyaç Tarım Kredi Kooperatifi tarafından karşılanmaktadır.<br><br>İlçede faaliyette bulunan Oğuzlar Tarımsal Kalkınma Kooperatifi yeniden yapılandırılmış, özellikle İlçe merkezi ve iki köyümüzün tarım arazilerinin tamamına yakınının, 2007 yılında faaliyete geçecek olan Obruk <abbr title="Hidroelektrik Santrali">HES</abbr> Barajının suları altında kalacak olması, İlçe tarımını önemli ölçüde sekteye uğratacağından, İlçede hayvancılığın geliştirilmesi yönündeki projeler uygulamaya konulmuş olup çalışmaların en kısa sürede tamamlanması için gerekli girişimler yapılmaktadır.</span><br><br><img src="http://www.oguzlar.gov.tr/ortak_icerik/oguzlar/galeri/oguzlar%20(5).JPG" alt="oguzlar%20(5).JPG" loading="lazy"><br><br><span style="font-size:14px;"><span style="color:rgb(255,0,0);">Tarım</span><br><br>İlçemiz Karadeniz iklimi ile iç Anadolu Bölgesinin karasal iklimi arasında geçiş iklimine sahiptir.<br>İlçemizde üretimi yapılan başlıca tarım ürünleri Buğday, ceviz, fiğ ve çeltiktir.<br>İlçemizin en önemli geçim kaynağı cevizdir.<br><br>Ceviz; İlçemize özgü Aliağa (Oğuzlar) cevizi olarak bilinen anaçtan aşılanarak üretimi yapılmaktadır. Oğuzlar cevizinin verimi ve kalitesi yüksek olup üreticilerimiz tamamen ticari amaçla yetiştiriciliğini yapmaktadırlar. İlçe ekonomisine önemli katkıları olan Oğuzlar cevizi tamamen kapama bahçe şeklinde ve modern meyve yetiştirme teknikleri uygulanarak yapılmaktadır. Ayrıca organik tarım kapsamında ceviz yetiştiriciliği ilçemizde son zamanlarda artmaktadır. Bunun yanında aşılı ceviz fidanı üretimi ilçemize artı bir ekonomi kazandırmaktadır. Ülke ceviz üretiminin yaklaşık %1.5 i ilçemizde üretilmekte olup ayrıca çevre il ve ilçelerde üretilen cevizler de ilçede işlenerek (İç ceviz olarak) piyasaya arz edilmektedir.<br><br><span style="color:rgb(255,0,0);">Tarihçesi</span><br><br>Oğuzlar İlçesi, tarihi 11. yüzyıla kadar dayanan bir yerleşim birimidir. Önü Kızılırmak, iki tarafı yüksek dağlarla çevrili Oğuzlar (Karaviran), tarihi adı ile Karabörk Divanı, Kızılırmak'a doğru uzanan bir vadi içinde, çıkışı olmayan bir cebi andırmaktadır. 1576 tarihinde divan olduğu ve 20 den fazla köyü olduğu kesindir.<br><br>İlçe, daha önceden İskilip İlçesine bağlı Karaveran adı ile bir köy iken 1950 lerde adı değiştirilerek Karaören oldu. 1964 yılında yine İskilip ilçesine bağlı Karaören adı ile Belediye statüsü kazandı. İlçe 1990 tarihinde çıkarılan bir kanun ile kurularak, Oğuzlar adını aldı.<br><br>Oğuzlar , tarihi adı ile Karabörk Divanı, İskilip'e bağlı Karaviran adlı bir köyken 1964'te adı Karaören olarak değiştirilerek bucak yapıldı. 9 Mayıs 1990'da Oğuzlar adı ile Çorum'a bağlı bir ilçe oldu. Çorum kent merkezine 84 km, ilçe merkez nüfusu 5828, köy nüfusu 5896'dır. Kızılırmak nehri Laçin ile sınırını oluşturur.<br>Oğuzlar'ın (Karaören) kurucusu olarak Karadonlu Can Baba kabul edilir. 13.yüzyılda yaşamıştır. Hacı Bektaşi Veli'nin halifelerindendir.<br>Belediyesi 1965 yılında kuruldu. Kent su dağıtım sistemi 1973<br>Oğuzlar ilçe halkı geçimini ceviz, fındık, tahıl çeşitlerı nar incir seker pancarı (v.s)lerden karşılamakla beraber genç nüfus kesiminin dışarı açılması ile çeşitli mesleklerde söz sahibi olmaya başlamıştır. Ustalık alanları aşçılık garsonluk inşaat ve toprak sanayı gibi degişik dallarda kendini göstemiştir.Oğuzlar ilçesi engebeli bir arazi yapısına sahip olup, rakım 650 metredir. İlçe sınırlarından geçen Kızılırmak ilçeye hayat vermektedir.Son Yıllarda ilçe dışına hızlı bir göç yaşanmaktadır.</span><br><br><br><img src="http://www.oguzlar.gov.tr/ortak_icerik/oguzlar/galeri/oguzlar%20(12).JPG" alt="oguzlar%20(12).JPG" loading="lazy"><br><br><br><br><img src="http://www.oguzlar.gov.tr/ortak_icerik/oguzlar/galeri/oguzlar%20(31).jpg" alt="oguzlar%20(31).jpg" loading="lazy"></span></p>]]></description><guid isPermaLink="false">184522</guid><pubDate>Sat, 28 Nov 2009 02:25:14 +0000</pubDate></item><item><title>&#xC7;orum k&#xFC;t&#xFC;phaneleri</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/175611-corum-kutuphaneleri/</link><description><![CDATA[<p><span style="font-size:14px;">Çorum Merkez Kütüphaneleri<br><br><br><br>İl Halk Kütüphanesi<br><br>Çorum’da ilk kütüphanenin kuruluşu 18. asrın 2.yarısına kadar inmektedir. Osmanlı İmparatorluğu zamanında vakıf şeklinde ilk kütüphane Ali Efendi Bin Mahmut tarafından 1170 (H) yılında tesis edilmiştir. 1202 (H) Süleyman Fevzi Paşa 600 ciltlik, 1296 (H) yılında Müftü Ahmet Feyzi 6112 Kitaplık, 1313 (H) yılında da Hacı Hasan Paşa 900 ciltlik kitaptan oluşan kütüphaneler kurmuşlardır.<br><br>Bütün bu kütüphaneler 1924 yılında yürürlüğe giren Tevhid-i Tedrisat Kanunu gereğince birleştirilerek Devlet Kütüphanesi haline getirilmiş ilk olarak Halk Evi (Şimdiki Belediye) binasında hizmet görmüştür.<br><br>1924-1960 yılları arasında bir çok yer değiştirmiş, 1952 yılında Halk Evinin kapanması ile Halk Evi kitaplığında bulunan kitaplarda bu kütüphaneye devredilmiştir.<br><br>1956-1957 yıllarında “Kütüphane Yaptırma Derneği” kurulmuş, Belediye’nin tahsis ettiği arsa üzerinde Özel İdare’nin katkılarıyla yeni kütüphane binası yapılarak 1963 yılında bu binaya taşınılmıştır. Şehrimizin artan nüfusu karşısında bu kütüphane de yetersiz kalınca Bakanlığımız tarafından Mimar Sinan Mahallesinde 200 kişinin aynı anda faydalalanabileceği yeni ve modern bir il halk kütüphanesi binası yapılarak 25 Aralık 1991 tarihinde hizmete açılmış , Bahçelievler Semtindeki eski bina ise Hasan Paşa Kütüphanesi olarak hizmetine<br>devam etmektedir.<br><br><br><br><br>Hasan Paşa Halk Kütüphanesi<br><br>Bahçelievler semtinde hizmet veren Hasan Paşa Halk Kütüphanesi İlimizde en çok kitabı ve okuyucusu olan kütüphane olup ; alt katta depolar, üstte ise okuyucu salonları ve idare büroları bulunmaktadır. Kütüphanede her konudaki eserlerin yanı sıra 3692 adet Nadir El Yazması ve 3881 adet de Eski Harfli Basma eser bulunmaktadır. Bu nadir eserlerin tamamından CD olarak faydalanmak mümkündür. Sözkonusu CD'yi temin etmek için 0-364-221 84 10 ( Hasan Paşa Halk Kütüphanesi ) ve 0-364-234 73 39 ( İl Halk Kütüphanesi ) nolu telefonlardan bilgi alınabilir.<br><br>Kütüphanede bulunan el yazması ve eski harfli basma eserlerle ilgili ayrıntılı bilgi almak için tıklayınız.<br>( Not : Tarama seçenekleri bölümü içerisinde bulunduğu yer kısmına ÇORUM yazıp ara seçeneğine tıkladığımızda Hasanpaşa Kütüphanemizdeki el yazması ve eski harfli basma eserlerin tümü ile ilgili ayrıntılı bilgiye ulaşılabilir.)<br><br><br><br>Faik Tonguç Çocuk Kütüphanesi<br><br>Çorum’da ilk olarak çocuk kütüphanesi 1954 yılında Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı olarak Albayrak İlkokulunda hizmete açılmış yangın geçirdikten sonra bahçede bulunan Amerikan barakalarına taşınarak faaliyetine devam etmiştir. 1960 yılında İl Halk Kütüphanesine bağlanarak İstiklal İlkokulu bodrum katına taşınmış ve 1963 yılına kadar orada hizmet üretmiştir.<br><br>Faik Tonguç isimli Çorum’lu bir hayırseverin maddi bağışı, Belediye Başkanlığı’nın arsa tahsisi ve Özel İdarenin katkılarıyla gerçekleştirilen kütüphanenin yeri 31.8.1971 tarih ve 17 sayılı Belediye Meclis kararı ile 95 yıl süre ile Kütüphaneye devredilmiştir. Kütüphane, Okul bodrumundan bu binaya taşınmış, kütüphaneyi yaptıranın ismi verilerek 1964 yılında hizmete açılmıştır.<br><br><br><br>Mehmet Şadisoğlu Çocuk Kütüphanesi<br><br>İlimiz Bahçelievler mahallesi Dostlar Sitesi A Blok apartmanın giriş katındaki iki daire Yılmaz Madencilik adına Yaşar Basmacı isimli bir vatandaşımız tarafından Kütüphane olarak fonksiyone edilmek üzere Bakanlığımıza bağışlanmıştır.<br><br>Söz konusu yerde gerekli tadilat 1996 yılında gerçekleştirilmiş olup tefrişi yapılarak 23.12.1997 tarihinde hizmete açılmıştır. Sözkonusu kütüphaneyi bağış yapan vatandaşın isteği doğrultusunda “Mehmet Şadisoğlu Çocuk Kütüphanesi” adı verilmiştir.<br><br><br><br>Eşref Ertekin Halk Kütüphanesi:<br><br>İlimiz Ulukavak Mahallesinde Bakanlığımız yatırımı olarak 1997 yılında ihale edilen ve 16.09.2000 tarihinde yapımı tamamlanan Kütüphane 08.04.2003 tarihinde hizmete açılmıştır.<br><br><br><br>İlçe Halk Kütüphaneleri<br><br>Alaca Halk Kütüphanesi:Özel İdare’ye ait binanın 2. katında tahsis edilen küçük bir salonda Çocuk Kütüphanesi olarak faaliyete başlamıştır. Bakanlığımızın emirleri üzerine Halk Kütüphanesi’ne dönüştürülmüştür.<br><br>Aynı İlçede Belediye tarafından açılan 2. kütüphanenin Bakanlığımıza devri için gerekli girişimlerde bulunularak Belediye Kütüphanesi 16.10.1980 tarihinden itibaren eşyası ile birlikte 25 yıllığına Bakanlığımız Kütüphaneler Genel Müdürlüğü’ne devredilmiştir.<br><br>Alacahöyük Halk Kütüphanesi:Alaca İlçesi Höyük Beldesi’nde bulunan eski Motel’in bir bölümü onarılarak Kütüphaneye dönüştürülmüş, 18.05.1994 günü açılmıştır.<br><br><br><br>Bayat Halk Kütüphanesi :<br><br>Bayat Çocuk Kütüphanesi şahsa ait kiralık bir binada hizmete açılmıştır. 1972 yılında Çocuk Kütüphanesi olarak hizmete açılan birim, 1978 yılında Bakanlığımızın aldığı karar gereği Halk Kütüphanesine dönüştürülmüştür. Belediye ye ait kiralık bir binanın 3. katında hizmet vermektedir.<br><br><br><br>Boğazkale 100.Yıl Halk Kütüphanesi:<br><br>Ulu Önder Atatürk’ün doğumunun 100.yılı nedeniyle Boğazkale Belediye Başkanlığı’nın yaptırdığı binanın 2. katında 18.5.1982 tarihinde hizmete açılmıştır. 1989 yılında çarşı merkezindeki Belediye ye ait kahvehaneye taşınmış olup, bu binanın yıkılması nedeniyle Aslanhane Camiinin altındaki 3 odanın her türlü bakım, onarım ve muhafazasını sağlamak kaydıyla, Kütüphane olarak kullanılmak üzere Vakıflar Genel Müdürlüğü ile yapılan protokol şartları doğrultusunda, 13.12.1992 tarihinden itibaren 10 yıl süreyle ve bedelsiz olarak Bakanlığımıza tahsisi sağlanmıştır.<br><br><br><br>Dodurga İlçe Halk Kütüphanesi:<br><br>Dodurga İlçe Halk Kütüphanesi İlçe Kaymakamlığı ve Müdürlüğümüzün koordinasyonu ile 10.09.1996 tarihinde mahallen hizmete açılmıştır. 2004 yılı sonu itibariyle kütüphanedeki 2428 adet kitaptan 1554 okuyucu yararlanmıştır.<br><br><br><br>İskilip Halk Kütüphanesi:<br><br>İskilip’te ilk Kütüphane 1730 yılında Medrese Kütüphanesi olarak açılmıştır. 1924 yılında Caca bey Medresesi’nde faaliyete geçen Kütüphane daha sonra Halk evleri binasına taşınmıştır. 1966 yılında ise Belediye sebze hali üzerindeki binaya taşınmış bina terasına yapılan ilave salonlarda 01.11.1972 tarihinde Çocuk Kütüphanesi de açılmıştır.<br><br>1987 yılı sonlarında Bakanlığımız, Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü tarafından yapımı gerçekleştirilen şimdiki modern binasına taşınmıştır. Kütüphanenin Kitap koleksiyonu çok zengindir. Ayrıca 529 adet el yazması, 1436 adet de arap harfli basma kitap bulunmaktadır.<br><br>1996 yılında Kütüphanenin zemin katında İl Özel İdaresi’nin katkılarıyla Vali Mustafa YILDIRIM yaşlılar okuma salonu hizmete açılmıştır. Bu salon yurt genelindeki Kütüphanelerimizde gerçekleştirilen ilk uygulamadır.<br><br><br><br>Kargı Halk Kütüphanesi:<br><br>İlçe Parkı içinde mülkiyeti Belediye ye ait binada çocuk kütüphanesi olarak faaliyete başlamıştır. 1978 yılında aynı park içinde Belediye tarafından lokanta olarak yaptırılan ikinci bina yeniden düzenlenerek Kütüphaneye tahsis edilmiş ve Halk Kütüphanesi olmasına imkan sağlamıştır. 1992 yılı içerisinde Kızılay Derneği’ne ait kiralık bir binaya taşınmıştır. Bakanlığımız yatırımı olarak 1997 yılında inşaatına başlanan Kütüphane binası tamamlanarak 28.12.1999 tarihinde geçici kabulu yapılmıştır. 2000 yılı içinde bu binaya taşınmıştır. Kütüphaneye Kargılı bir Şehidin adına izafeten “ Şehit Suat Yaşar İlçe Halk Kütüphanesi” adı verilmiştir.<br><br><br><br>Mecitözü Halk Kütüphanesi:<br><br>1965 yılında arsası temin edilmiş, kurulan dernek tarafından Özel İdarenin de katkılarıyla yapımı gerçekleştirilmiştir. Bina mülkiyeti Özel İdareye ait olup intifa hakkı kütüphanenindir. İki katlı kütüphane binasının alt katı Çocuk Kütüphanesi, üst katı ise yetişkinlere hizmet vermektedir.<br><br><br><br>Oğuzlar 100.Yıl Halk Kütüphanesi:<br><br>Ulu Önder Atatürk’ün doğumunun 100.yılı İl kutlama proğramına alınan (Karaören) Oğuzlar Belediye Başkanlığı’nın katkılarıyla açılmıştır. Kütüphane binası 99 yıllığına tahsis edilmiştir.<br><br><br><br>Ortaköy Halk Kütüphanesi :<br><br>1990 yılında Ortaköy Belediyesine ait iş hanı 1. katında 25 yıllığına intifa hakkı verilmesi üzerine 16.04.1990 tarihinde hizmete açılmıştır. Kütüphane hizmet binası yapımı için arsa temini konusunda çalışmalar yapılmaktadır.<br><br><br><br>Osmancık Halk Kütüphanesi:<br><br>1964 yılında kurulan derneğin faaliyetleri sonucu Özel İdare ile müşterek yaptırılan binanın giriş katında hizmet vermekte iken, binanın satılması üzerine 1988 yılındaki Kızılay’a ait bir binaya taşınmıştır. İlçede Halk Kütüphanesi hizmet binası yapımı için hazineye ait 1395 m2 yer üzerinde devam eden hizmet binası tamamlanarak binaya 27.07.1999 tarihinde taşınılmıştır.<br><br><br><br>Sungurlu Halk Kütüphanesi:<br><br>1963 yılında Belediye’ye ait binada hizmete açılmıştır. Daha sonra Özel İdare tarafından yaptırılan binanın giriş katına taşınmış, buranın Özel İdare’ce Kültür Sitesi yapımı için yıkılmasıyla da 1993 yılında Belediye’ye ait Kültür Sitesi’nin 3.katı kiralanarak buraya nakledilmiştir. Buradan da 1996 yılında Özel İdare Kültür Sitesi’ne taşınmıştır.<br><br><br><br>Arifegazili Halk Kütüphanesi:<br><br>Arifegazili Belediyesi giriş katının Kütüphane olarak kullanılmak üzere, 99 yıllığına Bakanlığımıza intifa hakkı vermesi üzerine 1985 yılında hizmete açılmıştır. Daha sonra Belediye yer darlığı nedeniyle Kütüphaneyi 1991 yılında buradan Özel şahsa ait bir binaya çıkarmış ve kirası Belediyece ödenmiştir.<br><br>Daha sonra Belediye’nin yeni hizmet binasına taşınması nedeniyle Kütüphane, eski Belediye binası 1. katının süresiz ve bedelsiz olarak Kütüphaneye tahsis edilmesi üzerine 1994 yılında buraya taşınmıştır.<br><br>Sungurlu İlçe Halk Kütüphanesine bağlı olarak yönetilen kütüphanede 2004 yılı sonu itibariyle kitap sayısı 5441 okuyucu sayısı ise 4433 kişidir.<br><br><br><br>Uğurludağ 100 Yıl Halk Kütüphanesi:<br><br>Atatürk’ün doğumunun 100.yılı İl kutlama proğramına alınarak 1981 yılında İlçe Belediyesine ait daha önce kahvehane olan bir mekanda hizmete açılmıştır. Yaklaşık 10 yıl aynı mekanda işlevini sürdürmüştür. </span></p>]]></description><guid isPermaLink="false">175611</guid><pubDate>Sat, 26 Sep 2009 06:49:29 +0000</pubDate></item><item><title>&#xC7;orum - &#x130;skilip</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/184528-corum-i%CC%87skilip/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:10px;"><span style="color:#FF0000;">İSKİLİP </span></span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.angelfire.com/mt/mehmettamirci/images/resim_039.jpg" alt="resim_039.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İç Anadolu Bölgesi ile Karadeniz Bölgesi arasında toprakları dağılan İskilip Çorum iline bağlı bir ilçedir. İlçenin kuzey, kuzeydoğu ve doğusu Osmancık, kuzeyi Kargı, doğu ve güneydoğusu Merkez, güneyi Sungurlu, batısı Bayat, kuzeybatısı da Kastamonu ile çevrilidir. Kuzey Anadolu dağlarının iç sıraları ilçe topraklarını engebelendirir. Bunların başında da 2.065 m. yüksekliğindeki Kös Dağı gelmektedir. Kızılırmak ilçenin en önemli akarsuyu olup, taşıdığı alüvyonlarla ilçenin güney ve güneydoğusunu tarıma elverişli ovalara dönüştürmüştür. Ayrıca dağların yüksek kesimlerinde yaylalar daha alçaklarda ise çam ormanları bulunmaktadır. Çorum’a 55 km. uzaklıktaki ilçenin yüzölçümü 1.678 km2 olup, toplam nüfusu 47.924’tür.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İlçenin ekonomisi tarım, hayvancılık ve küçük sanayie dayalıdır. Yetiştirilen belli başlı ürünler, buğday, arpa, şeker pancarı, baklagiller, pirinç, patates, elma, üzüm ve armuttur. Aynı zamanda Çorum’un en çok elma üretilen ilçesidir. Bölgede yaygın biçimde hayvancılık yapılmaktadır. Koyun, Ankara keçisi ve sığır beslenir. Hayvansal ürünlerden süt, deri, yapağı ve tiftik ilçenin geçim kaynakları arasındadır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.angelfire.com/mt/mehmettamirci/images/resim_224.jpg" alt="resim_224.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"><span style="color:#8B0000;">İskilip Kaya Mezarları</span></span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"><span style="color:#FF0000;">Tarihçesi</span></span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İlçenin tarihi Hititlerle başlamaktadır. MÖ.700’lerden günümüze gelen başta kaya mezarları olmak üzere, o döneme ait kalıntılar ve Hattuşaş’a yakınlığı da buna açıklık getirmektedir.MÖ.700’de Paphlagonya yöresinin şehirlerinden olan İskilip, o dönemde Andrapa ismi ile tanınmıştır. Yöre Frigler, Galatlar, Romalılar ve Bizanslılar döneminde yerleşime sahne olmuştur. Roma döneminde önemli bir yerleşim merkezi olup, tarihi kaynaklarda burada 1000’e yakın evin bulunduğu yazılıdır. Nitekim o dönemden Deri Hamamı, Roma Hamamı ve Ankara-Çankırı yolunun buradan geçtiğini belirten Mil Taşı günümüze kadar ulaşmıştır.Bizanslılardan sonra Danişmentliler buraya hakim olmuştur. Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra Anadolu Selçukluları buraya hakim olmuş, Çorum ve yöresi Emir Danişmet Ahmet Gazi tarafından ele geçirilmiş ve Türkmen boyları buraya yerleştirilmiştir. XIII.yüzyıl başlarında Moğolların hakimiyeti sırasında bir kısım Tatar aşiretinin İskilip’e yerleştirilmiş oldukları söylenmektedir. Osmanlılar 1391’de Kastamonu ile birlikte bölgeye hakim olan Çandaroğulları Beyliğinden Çorum yöresini ve İskilip’i ele geçirmişlerdir. Yıldırım Beyazıt’ın Timur ile yaptığı Ankara Savaşı’nda (1402) yenilmesinden sonra Anadolu’nun siyasi düzeni değişmiş, bazı Tatar Beyleri Timur ordusunun eline geçmiştir. Çelebi Mehmet’in yeniden Osmanlı İmparatorluğu’nu düzenlemesinden sonra Timur ordusuna katılan ve Ona destek veren yöredeki Tatar Beyleri ve aşiretlerinin Rumeli’ye yerleştirildiği de söylenmektedir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">XIX.yüzyıl sonlarında 1890’da Amasya Sancağına bağlanmış, daha sonra Yozgat’a ve Ankara Vilayeti’nin Çorum Sancağına bağlı bir kaza merkezi idi. Cumhuriyetin ilanından sonra da Çorum iline bağlı bir ilçe durumuna getirilmiştir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İskilip’te günümüze gelebilen eserler arasında;</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Şeyh Muhiddin-i Yavsi Camisi</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Ulu (Büyük) Cami</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Tabakhane Camisi</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Yeni Cami</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Hanönü Camisi</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Evlik Köyü Camisi</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Sinan Paşa Hamamı</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İskilip Kaya Mezarı</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İskilip Kalesi</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İskilip Sivil Mimari Örnekleri bulunmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"><span style="color:#8B0000;">Tarihi İskilip Evleri</span></span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.angelfire.com/mt/mehmettamirci/images/resim_195.jpg" alt="resim_195.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.angelfire.com/mt/mehmettamirci/images/resim_191.jpg" alt="resim_191.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"><span style="color:#8B0000;">İskilip Kalesi</span></span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.angelfire.com/mt/mehmettamirci/images/resim_204.jpg" alt="resim_204.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"><span style="color:#8B0000;">İskilip ve Yivlik Kayası</span></span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.angelfire.com/mt/mehmettamirci/images/resim_212.jpg" alt="resim_212.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">                         </span></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">184528</guid><pubDate>Sat, 28 Nov 2009 03:22:14 +0000</pubDate></item><item><title>&#xC7;orum - U&#x11F;urluda&#x11F;</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/184527-corum-ugurludag/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:10px;"><span style="color:#FF0000;"> UĞURLUDAĞ  </span></span><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.ugurludag.bel.tr/upload/picture1195215134.JPG" alt="picture1195215134.JPG" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İç Anadolu Bölgesi’nde, Çorum İli’ne bağlı bir ilçe olan Uğurludağ; doğuda Çorum, batıda Kızılırmak, İskilip ve Bayat, güneyde Sungurlu ilçeleriyle çevrilidir. Uğurludağ İlçesi Karadeniz’e paralel uzanan dağların İç Anadolu’ya bakan yamaçlarında ,doğudan batıya uzanan bir vadi içerisinde kurulmuştur.İlçenin doğu kısmı çam ağaçları ile örtülü olup ,güneyi dağlık ve kayalıktır. Denizden yüksekliği 775 m.dir. Çorum’a 67 km. uzaklıktaki ilçenin yüzölçümü 37.548 km2 olup, toplam nüfusu 16.202’dir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İlçenin ekonomisi tarıma dayalıdır. 37.458 hektar olan ilçe alanının 19.163 hektarını tarımsal alan oluşturmaktadır. Belli başlı tarımsal ürünler, buğday, arpa, mercimek, nohut, ayçiçeği, Şekerpancarı, soğan ve pirinçtir.  İlçe Merkezinde içme suları kaynak ve yer altı kuyularından temin edilmekte olup, yılların çok kurak gittiği aylarda az bile olsa içme suyu sıkıntısı çekilmekte, Belediye uzun yıllar içme suyuna cevap verecek kaynaklar arama çabası içerisindedir. Merkez ilçe arazilerinin %70 e yakın kısmı 5 adet yer altı sondajı ve 2 adet yer altı sulama Suyu galerisi ile tarım arazilerini sulamaktadır. İlçenin 7 köyünün 33 km'si bozuk asfalt, 12 köyün 104 km'si stabilize, 1 ünite 17 km tesviye olmak üzere toplam yol uzunluğu 154 km'dir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.ugurludag.bel.tr/upload/picture1195216292.JPG" alt="picture1195216292.JPG" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"><span style="color:#FF0000;">Tarihçesi</span></span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İlçenin tarihi ile ilgili yeterli bilgi bulunmamaktadır. İlçenin ilk ismi Kızılören’dir. Bu isim, İlçenin etrafının kırmızı kayalarla çevrili olmasından dolayı verildiği ve daha sonra Kızılveren’e çevrildiği bilinmektedir. 1929 yılına kadar Çorum’un bir köyü olan İlçe, bu tarihte kendisine bağlı 17 köyle beraber nakli yapılarak İskilip İlçesine bağlanmıştır. 1954 yılında arkasındaki Urlu Dağın’dan dolayı “Uğurludağ” adını almış ve 1969 yılında da Belediye olmuştur..1988 tarihinde de ilçe konumuna getirilmiştir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.ugurludag.bel.tr/upload/picture1195216061.JPG" alt="picture1195216061.JPG" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.ugurludag.bel.tr/upload/picture1195217274.jpg" alt="picture1195217274.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.ugurludag.bel.tr/upload/picture1195215057.JPG" alt="picture1195215057.JPG" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.ugurludag.bel.tr/upload/picture1195217178.jpg" alt="picture1195217178.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">                      </span></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">184527</guid><pubDate>Sat, 28 Nov 2009 03:00:04 +0000</pubDate></item><item><title>&#xC7;orum - Sungurlu</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/184526-corum-sungurlu/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"><span style="color:#FF0000;">SUNGURLU</span></span><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.sungurlu.gov.tr/ortak_icerik/sungurlu/galeri/sungurlugenel(erdalaksoy)-1.jpg" alt="sungurlugenel(erdalaksoy)-1.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Sungurlu, Orta Karadeniz Bölümü ile Orta Kızılırmak Bölümleri arasında yer alan ve idari olarak Çorum İline bağlı en büyük ilçedir. İl merkezine 71 km. uzaklıkta olup, yüzölçümü 2557 km2’dir. Deniz seviyesinden yüksekliği 780 m. olan Sungurlu 40 09 50’’N enlemi ile, 34 22’30’’E boylamında yer almaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İç Anadolu Bölgesi’nde, Karadeniz Bölgesi’ne geçişi sağlayan tabii bir koridor üzerinde bulunan Sungurlu İlçesi (Gürsoy, 1975) Karadeniz Bölgesi dağlarının alçalıp, doğrultu değiştirdiği bir sahada, İç Anadolu platolarına geçilen bir alanda yer alır. Kuzeyde Bayat ve Uğurludağ ilçeleri, doğuda Çorum merkez ilçe ve Alaca ilçesi, güneydoğuda Boğazkale ilçesi, güneyde Yozgat merkez ilçe ve Yerköy ilçesi, güneybatıda Delice ilçesi, batıda Sulakyurt ilçesi ve kuzeybatıda Kızılırmak ilçeleriyle sınırlandırılmıştır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Sungurlu, Doğu ve Orta Karadeniz kıyılarının İç Anadolu, Akdeniz ve Ege kıyılarına bağlantısını sağlayan 190-02 no’lu Devlet Karayolunun geçtiği ve ilçeden geçen Budaközü Deresi’ne karışan Diğ Çayı ve Akçay arasında kalan, yayla tepelerinin eteğinde kurulmuştur. Bölgelerin birbiriyle bağlantısını sağlayan bir güzergah üzerinde kurulmuş olmasının, Sungurlu’nun gelişmesine büyük katkısı olmuştur.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"><span style="color:#FF0000;">BİTKİ ÖRTÜSÜ :</span></span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Sungurlu yerleşim ve çevresinde karasal iklim hüküm sürmektedir. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlıdır. En yağışlı ayı Mayıs, en kurak ayı Ağustos’tur. Yıllık ortalama yağışı 418 mm. olup, en soğuk ayı Ocak, en sıcak ayı ise Ağustos’tur. Bitki örtüsü bakımından zengin sayılmayan Sungurlu’da, step egemen olmakla beraber, yüksek yerlerde meşe ve sarıçam ormanları yer almaktadır. İlçemiz Turan-Önasya step flora bölgesi içinde kalır. “Hakim olan ot örtüsü steptir. Efemer karakterli bitkiler, ilkbahardaki yağışları takiben hemen belirmekte, yaz sıcakları bastırmadan hayati faaliyetleri son bulmaktadır. Batıdaki kapalı depresyonlar civarında halofit karakterli bitkilerin de mevcut olduğu ilçede, doğal ot örtüsü iklime uymuş (kserofil) kurakçıl bitkilerdir.”</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"><span style="color:#FF0000;">Tarihçesi</span></span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İlçenin tarihi oldukça eski yıllara inmektedir. İlk yerleşmenin MÖ.5000 yıllarında, Kalkolitik Çağda yapıldığı sanılmaktadır. Ayrıca buluntular Boğazkale ile aynı dönemlerde yerleşime sahne olduğuna işaret etmektedir. Yöre Firigler, Galatlar ve Romalıların egemenliği altında kalmıştır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Bugünkü Sungurlu’nun batısında, Kuzuluk denilen yerde eski Sungurlu bulunuyordu. Tarihte Küçük Kıyamet olarak isimlendirilen depremle (1509) yıkılmıştır. Eski Sungurlu’nun yok olmasından sonra kent, Sarıtepe eteklerinde yeniden kurulmuştur. Yavuz Sultan Selim İran seferine çıkarken Sungurlu’ya gelmiş ve Manastır Tepesi’nde konaklamıştır. Söylentiye göre Yavuz Sultan Selim burası için “Amma da sazlık yer” demesinden sonra Sungurlu’ya Kalınsaz denilmiştir. Şehrin ortasından geçen Budaközü Çayı’ndan ötürü kente Budaköz ismi yakıştırılmıştır. Bir başka söylentiye göre Maraş Beyi’nin zulmünden kaçıp buraya yerleşen, Sunguroğlu Mehmet Bey’den ötürü de Sungurlu denilmiştir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">XVIII.yüzyıl ortalarında Kalınsaz nahiyesinin içerisinde kalmış, 1794’te Çorum’a bağlanmıştır. XIX.yüzyılın sonlarında Ankara vilayetinin Çorum sancağına bağlı idi. İlçe 1864 yılında Yozgat sancağına bağlanmış, İlçe Merkezi 1866 yılında Belediye olmuştur. 1924 yılında yeniden Çorum’ a bağlanmıştır. Kurtuluş Savaşı sırasında, 1920’de çıkan Çapanoğlu ayaklanmaları Sungurlu’yu da olumsuz yönde etkilemiştir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İlçede günümüze gelebilen tarihi eserler arasında,</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Ulu Cami</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Ergülü Baba Camisi</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Hilmi Efendi camisi</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Kavşut Camisi</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Saat Kulesi</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Ergülü Baba Türbesi</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Demirşeyh Türbesi</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Nöbeti baba Türbesi</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Hitit Köprüsü</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Boğazköy Kalesi</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Kozoluk Çeşmesi</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Yediler Dergâhı</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Meymanlı Dergâhı</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Garip baba Dergâhı bulunmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.sungurlu.gov.tr/ortak_icerik/sungurlu/galeri/sungurlugenel(erdalaksoy)-3.jpg" alt="sungurlugenel(erdalaksoy)-3.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.sungurlu.gov.tr/ortak_icerik/sungurlu/galeri/sungurlugenel(erdalaksoy)-4.jpg" alt="sungurlugenel(erdalaksoy)-4.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.sungurlu.gov.tr/ortak_icerik/sungurlu/galeri/sungurlugenel(erdalaksoy)-7.jpg" alt="sungurlugenel(erdalaksoy)-7.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.sungurlu.gov.tr/ortak_icerik/sungurlu/galeri/sungurlugenel(erdalaksoy)-17.jpg" alt="sungurlugenel(erdalaksoy)-17.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.sungurlu.gov.tr/ortak_icerik/sungurlu/galeri/sungurlugenel(erdalaksoy)-11.jpg" alt="sungurlugenel(erdalaksoy)-11.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.sungurlu.gov.tr/ortak_icerik/sungurlu/galeri/sungurlugenel(erdalaksoy)-15.jpg" alt="sungurlugenel(erdalaksoy)-15.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;">                        </span></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">184526</guid><pubDate>Sat, 28 Nov 2009 02:48:25 +0000</pubDate></item><item><title>&#xC7;orum - Osmanc&#x131;k</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/184521-corum-osmancik/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:10px;">  </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"><span style="color:#FF0000;">OSMANCIK </span></span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Karadeniz Bölgesi’nde, Çorum İli’ne bağlı bir ilçe olan Osmancık’ın, kuzey ve kuzeydoğuda Samsun, doğuda Amasya, güneyde Çorum Merkez ilçesi, güneybatıda İskilip, kuzeybatı ve kuzeyde Kargı ilçeleri ile çevrilidir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Osmancık’ın jeolojik yapısına metaformik ve volkanik kütleler hakimdir. Ayrıca tortul kütlelere de rastlanmaktadır. Üçüncü zamanın en önemli kütlelerinden olan jips kireç taşı ve kaya tuzu yataklarıyla, karbon miktarı yüksek, zengin linyit yataklarına rastlanmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Çorum’un kuzey kesiminde yer alan Osmancık’ın doğusunu Çal ve Ada dağları, batısını Köroğlu Dağlarının doğu uzantıları engebelendirir. Çal Dağlarının en yüksek tepesi Büyük Çal (1.750m.), Adadağ serisinin en yüksek tepesi Dedeçal (1.770 m.), Osmancık’ı çevreleyen dağların en yükseği 1.864 m. ile İnegöl Dağıdır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Kızılırmak kuzey ve güneyde doğal sınırı meydana getirir. Kızılırmak vadi tabanı ilçe merkezi çevresinde genişleyerek bir ovayı oluşturur. Osmancık oldukça zengin bir akarsular ağına sahiptir. Kızılırmak’ın ilçe hudutları içindeki uzunluğu 80 km.dir. Osmancık’ a girmeden ve girdikten sonraki toprak yapısı nedeniyle rengi kızıl , yer yer kirli sarıdır. Kızılırmak’a karışan diğer akarsular Kavşak Çayı, İncesu Deresi, Karalar ve Yukarı Zeytin Dereleridir. Denizden yüksekliği 420 m. olan ilçe Çorum’a 59 km.dir. Yüzölçümü 1.187 km2, toplam nüfusu 51.164’tür.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İlçenin ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayalıdır. Bunun yanı sıra hayvancılık ve sanayie dayalıdır. Yetiştirilen tarımsal ürünler, buğday, arpa, şeker pancarı, pirinç ve üzümdür. Az miktarda ay çiçeği, baklagiller, ayva ve elma yetiştirilir. Türkiye’de üretilen pirincin %36’sı Osmancık ve yöresinde yetiştirilmektedir. Osmancık’ta asıl gelişme sanayi sektöründe görülmektedir. Çorum yolu kavşağının iki kıyısında yer alan beş kiremit ve yedi tuğla fabrikası bulunmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"><span style="color:#FF0000;">Tarihçesi</span></span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Eski bir yerleşim yeri olan yöre, Frig, Pers, Bithynia, Roma ve Bizans egemenlikleri altında bulunmuştur. Osmancık’ın Roma ve Bizans dönemlerindeki adının “Pimolisene (Pimoliza)” olduğu bilinmektir. Kandiber Kalesi olarak anılan bir kaya üzerinde kurulu olan kalenin tarihi ipek yolunda gidiş ve gelişleri denetleme, vergi ve gümrük gibi hususları yerine getirilmesi için kurulduğu tahmin edilmektedir. Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra Oğuz boylarından biri olan Sorgun Oymağı Beyi Şerafettin Osman Gazi bölgeye emir olarak atanınca, kendi oymağının adını buraya vermiştir. Bundan sonra da kentin Eflanos olan ismi Sorgun olarak değiştirilmiştir. Şerafettin Osman Gazi Osmancık’ta oturmuş, buradan İskilip , Hacı Hamza ve Çorum havalisini yönetmiştir. Bir süre Danişmend’lilerin Egemenliği altında kalan Osmancık, 1177 yılında Danişment’lilerin yıkılmasından sonra Selçukluların egemenliğine geçmiştir. 1389 yılında da Yıldırım Beyazıt tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1423 yılında Amasya’ya , 1596 yılında Çorum Sancağına, 1864 yılında yeniden Amasya’ ya bağlanmış, 1924 yılında Çorum’un bir ilçesi olmuştur.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İlçede günümüze gelebilen tarihi eserler arasında,</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İmaret Camisi</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Akşemseddin Mescit ve Medresesi</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Büyük Cami</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Koyun Baba Köprüsü</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Osmancık (Kandiber) Kalesi</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Koyun Baba Türbesi</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Baltacı Mehmet Paşa Çeşmesi bulunmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/0/0b/Osmanc%C4%B1k_Panorama_2.jpg" alt="Osmanc%C4%B1k_Panorama_2.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">                            </span></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">184521</guid><pubDate>Sat, 28 Nov 2009 02:11:11 +0000</pubDate></item><item><title>&#xC7;orum-&#x130;ncesu Kanyonu</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/175622-corum-i%CC%87ncesu-kanyonu/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:10px;"> </span><span style="font-size:10px;"><span style="color:#FF0000;">İNCESU KANYONU</span></span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.resimvadisi.com/data/media/440/incesu_kanyonu_2.jpg" alt="incesu_kanyonu_2.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">      Bir doğa harikası olan İncesu Kanyonu görülmeye değer güzellikte. Çorum, Ortaköy İlçesi İncesu Köyü’nde bulunan İncesu Kanyonu 12,5 km uzunluğunda. Tek giriş ve çıkışı bulunan İncesu Kanyonun her iki yamacı sarp kayalık. Kanyon, mevsimine göre rafting ve trekking sporları için uygun özelliklere sahip. Çorum'a 60 kilometre uzaklıktaki Ortaköy ilçesine bağlı İncesu köyünde yer alan İncesu Kanyonu, tarihi ve doğal güzellikleri ile bölgenin önemli mekanları arasında yer alıyor. Tarih boyunca 8 farklı medeniyete yurt olan kanyon, kabartma, kale kalıntıları ve kaya mezarları gibi önemli tarihi kalıntılar barındırıyor. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Kanyona 15 Haziran-15 Ekim arasındaki uygun mevsimde giden turistler, Çekerek Irmağı'nın sakin suyunda gezebiliyor. Suyun aktığı yöne doğru ilerleyenler, ırmak yatağından 1.5 metre yükseklikte bulunan Kybele kabartmalarını görebiliyor. Doğal güzellikler ile başlayan kanyon içindeki gezinti biranda tarih içinde yolculuğa dönüşüyor.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.corumortakoy.gov.tr/galeri-resim/9e99ba0047828832342d0f106984f3aa-akgun_makina.jpg" alt="9e99ba0047828832342d0f106984f3aa-akgun_makina.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.corumortakoy.gov.tr/galeri-resim/acebc7e824ee467198b03b59398b7729-akgun_makina.jpg" alt="acebc7e824ee467198b03b59398b7729-akgun_makina.jpg" loading="lazy"><span style="font-size:10px;">        </span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.corumortakoy.gov.tr/duyuru-resim-dosya/25-kultur_turizm.jpg" alt="25-kultur_turizm.jpg" loading="lazy"></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">175622</guid><pubDate>Sat, 26 Sep 2009 08:14:12 +0000</pubDate></item><item><title>&#xC7;orum - Ortak&#xF6;y</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/184513-corum-ortakoy/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"><span style="color:#FF0000;">ORTAKÖY </span></span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://img.webme.com/pic/o/ortakoyluyuz/koylu-1.jpg" alt="koylu-1.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Çorum ilinin bir ilçesidir. Çorum il merkezine yaklaşık 53 Km. Güney doğu mesafede bulunmaktadır. Çorum'un doğal güzellikler ile dolu ilçelerinden biridir. İncesu Kanyonu, Karlıca yaylası ve Aşdavul mağarası görülmeye değer olan doğal güzelliklerdendir. Ayrıca Hitit uygarlığına ait önemli veriler elde edilen Şapinuva ören yerinin de mutlaka görülmesi gerekmektedir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">40' 11¨ 38¨ ve 40° 27' 21¨ kuzey enlemleri ile 35° 03' 47¨ ve 35° 35' 01¨ doğu boylamları arasında bulunmaktadır. İlçe orta Karadeniz bölgesiyle İçanadolu bölgesi arasında kalan geçiş bölgesinde bulunmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Çorum ilinin 53 Km. güneydoğusunda bir ilçe merkezidir. Yöre; Çorum, Amasya ve Yozgat illerinin sınırlarının kesiştiği sahada bulunmaktadır. İlçe , Orta Anadolu’nun kuzeyinde, Karadeniz dağlarının güneyinde bulunan ve Anadolunun Kafkasya yönünden bir giriş yolu olan Kelkit vadisinin sonunda yer alır. Doğusunda Amasya güneybatısında Yozgat bulunmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İlçenin genelinde arazi yapısı engebeli ve dağlıktır. Ortaköy kuzey, güney ve batı yönlerinden dağlarla çevrilidir. En yüksek nokta batı ve kuzey yönünde kuzeydoğu-güneybatı doğrultulu uzanan Karadağ kütlesi üzerindeki Mundar gölbaşı tepesi oluşturur. İlçenin güneyinde kıran dağları, bir km. kuzeyinde ise çal dağlık kütlesi bulunmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Yörenin bulunduğu plato alanı son derece sık bir vadi, ağı ile parçalanmış durumdadır. Oldukça dalgalı olan bu plato akarsular ve tali kolları ile çok fazla parçalanmıştır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İlçenin en yüksek rakımı 800 metre olup, yüz ölçümü 238 km² dir . İlçe merkezinin deniz seviyesinden yüksekliği ise 700 metredir. Fığla tepesi 1081 m. Gündoğdu Dağının en üst zirvesi ise 1383 m. yüksekliktedir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İlçenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Yetiştirilen tarımsal ürünler, buğday, arpa, nohut, mercimek, şeker pancarı, ceviz ve haşhaştır. Hayvancılıkta son yıllarda modern hayvan besiciliği artmış olup, sığır, koyun ve keçi yetiştirilmektedir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"><span style="color:#FF0000;">İklim </span></span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İlçe merkezinde yıllık ortalama sıcaklık 10.8°C dir . Yörede ortalama sıcaklığın en düşük olduğu ay 0.8 °C ile ocak ayı, en yüksek olduğu ay ise 20.4 °C ile ağustos ayıdır. Karasal iklim hakimdir.  </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"><span style="color:#FF0000;">Tarihçesi</span></span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Yöredeki ilk yerleşim Hititler döneminde başlamıştır. Hititlerin önemli kentlerinden biri olan Şapinuva, Çorum’ un 53 km. güney-doğusunda Ortaköy’dedir. Hitit Çağında, hem siyasi hem de coğrafi konumu nedeniyle stratejik bir noktada yer alan bu kent, önemli bir askeri ve dini merkezdir. Ortaköy kazılarında açığa çıkan ve sayıları 4.000’e ulaşan çivi yazılı tablet ve diğer parçaların oluşturduğu arşivde, Hititçe yazılmış olanların yanı sıra Hattice, Hurrice ve Akadca yazılmış idari, askeri, dini ve fal metinleri bulunmakta olup, bunların büyük bir kısmı Orta Hitit dönemine (M.Ö. 14. yy) aittir. Buradaki yazışmalardan Taşmişarri (III. Tuthaliya) – Taduhepa kraliyet ailesinin bu şehirde hüküm sürdüğü anlaşılmaktadır. Hitit döneminden sonra Romalıların burada egemen oldukları, günümüze gelen kalıntılardan anlaşılmaktadır. Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra, Türkmen aşiretleri Pınarköy ve Asraköy mevkiileriyle Ortaköy’e yerleşmişlerdir. Daha sonraki yıllarda Asraköy ile Pınarköy, Ortaköy ile birleşerek bugünkü Ortaköy’ü oluşturmuştur. Osmanlı döneminde 1324 tarihinde Sivas vilayetinin Amasya sancağına bağlı nahiye olmuş, Çorum vilayetinin kuruluşu ile de Mecitözü’ne bağlanmış 1959 yılında ilçe olmuştur.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İlçede İncesu Köyü’ndeki İncesu Kanyonu ve Aşdavul kasabasındaki Damlataş mağarası önemli doğal oluşumlardır. Ayrıca İncesu Kanyonu içerisinde kayalara oyulmuş Hitit dönemine ait Kibele kabartması da bulunmaktadır. İlçe merkezinde tarihi özellik taşıyan herhangi bir yapı bulunmamaktadır. Bunların yanı sıra Hitit İmparatorluğu dönemine ait anıtsal bir yapının 23 odası kazılar sonucu ortaya çıkarılmıştır. Hitit dönemine ait bina kalıntıları arasında Roma dönemine ait mezarlar da bulunmaktadır. Ne var ki mezarlar belirgin bir yerleşme planı ve yönü göstermemektedir. Hitit İmparatorluk dönemine tarihlenen yapıda 2500’e yakın çivi yazılı tabletin bulunması ile Hitit arşivi ortaya çıkarılmıştır. Bugün bu tabletler Çorum Müzesindedir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.corumortakoy.gov.tr/duyuru-resim-dosya/55-ortakoy_hakkinda.jpg" alt="55-ortakoy_hakkinda.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.corumortakoy.gov.tr/galeri-resim/06f87fa668fad4753aab64d4be8670bf-corum_ortakoy.jpg" alt="06f87fa668fad4753aab64d4be8670bf-corum_ortakoy.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.corumortakoy.gov.tr/galeri-resim/3fd9061d52bc310a308e9dd7c98b8d44-corum_ortakoy.jpg" alt="3fd9061d52bc310a308e9dd7c98b8d44-corum_ortakoy.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;">                        </span></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">184513</guid><pubDate>Sat, 28 Nov 2009 00:28:46 +0000</pubDate></item><item><title>&#xC7;orum - Mecit&#xF6;z&#xFC;</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/184512-corum-mecitozu/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:10px;"><span style="color:#FF0000;">MECİTÖZÜ </span></span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.corum.bel.tr/images/content/mecit%C3%B6z%C3%BC.jpg" alt="mecit%C3%B6z%C3%BC.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Karadeniz Bölgesi’nde, Çorum İline bağlı bir ilçe olan Mecitözü’nün kuzey ve doğusunda Amasya, güneyinde Ortaköy, batı ve kuzeybatısında da Çorum’un Merkez ilçesi bulunmaktadır. İlçe toprakları orta yükseklikte düzlükler ve dağlardan oluşmaktadır. Yörenin en yüksek noktası Kırklar Dağı’dır (1.812 m.). Ayrıca Karadağ güneyde Ortaköy ile doğal sınırı oluşturmaktadır. İlçe topraklarını Tersakan Çayının kollarını meydana getiren küçük akarsular ile ilçe sınırları dışında Çekerek Çayı’na katılan Çorum Çayı sulamaktadır. Çorum Çayı ilçenin güneyinde, güneybatı-kuzeydoğu doğrultusunda akarak Amasya’ya yönelir. Kırklar Dağı’ndan kaynaklanan Efenik Çayı da Amasya topraklarında Çorum Çayına katılır ve Mecitözü Çayı ismini alır. Buradaki Mecitözü Ovası ise ilçenin başlıca tarım alanıdır. Çorum’a 37 km. uzaklıktaki ilçenin yüzölçümü 959 km2 olup, toplam nüfusu 29.418’dir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İlçenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Tarım alanları akarsuların çevresinde olup, buğday, arpa, patates, soğan, şeker pancarı, baklagiller ve elma yetiştirilir. Hayvancılık ilçenin ikinci bir gelir kaynağı olup, sığır, koyun ve keçi yetiştirilmektedir. Ayrıca ilçede dört adet un ve yem fabrikası bulunmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"><span style="color:#FF0000;">Tarihçesi</span></span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Mecitözü’nün ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu konusunda kesin bilgi bulunmamaktadır. Bununla beraber tarihi kaynaklarda 1136 yılında Danişmentliler zamanında Anadolu beldeleri kadısı Abdülmecid-i Herevi’nin malikanesinden ötürü buraya Mecid’in Özü denmiştir. Sonradan bu isim Mecitözü’ne dönüşmüştür. Osmanlılar zamanında Sivas vilayetinin Amasya sancağına bağlı bir kaza merkezi idi. Daha sonra 1866’da kaza olmuş, 1892’de Belediye teşkilatı kurulmuş, 1916’da da Çorum sancağına bağlanmıştır.Halk arasındaki söylentiye göre; ilk yerleşimin Avakat Köyü civarında olduğu sanılmaktadır. İlçenin tanınmış kişilerinden Avkatlıoğlu Hacı Ali Ağa’dan ötürü de buraya Hacıköy denilmiştir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İlçedeki belli başlı eserler;</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Elvan Çelebi Camisi</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Elvan Çelebi Türbesi</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Koca Mehmet Paşa Hamamı</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Beke Kaplıcası</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://mw2.google.com/mw-panoramio/photos/medium/13868095.jpg" alt="13868095.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://mw2.google.com/mw-panoramio/photos/medium/13868106.jpg" alt="13868106.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://mw2.google.com/mw-panoramio/photos/medium/13868058.jpg" alt="13868058.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://mw2.google.com/mw-panoramio/photos/medium/13868043.jpg" alt="13868043.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://mw2.google.com/mw-panoramio/photos/medium/13868021.jpg" alt="13868021.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"><span style="color:#FF0000;">ELVAN ÇELEBİ ZAVİYESİ</span></span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.corumili.com/corumresimleri/yapilar/mecitozu_elvancelebi_cami_turbe.jpg" alt="mecitozu_elvancelebi_cami_turbe.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Mecitözü ilçesi, Elvançelebi Köyü’nde bulunan bu caminin bir zaviye olarak yaptırıldığı sanılmaktadır. Bu köye ismini vermiş bulunan Elvan Çelebi Aşık Paşa’nın oğludur. Büyük dedesi de Baba İshak’ın hocası Baba İlyas’dır. Baba İshak isyanını bastıran Selçuklu Sultanı II.Gıyaseddin Keyhüsrev, bu arada Baba İlyas’ı da öldürmüştür. Bundan sonra bu aile Mısır’a kaçmış, daha sonra Çorum’a yerleşmiştir. Elvan Çelebi bugünkü köyü, camiyi, yanına da kendi türbesini, hamam ve bir tarafına da dergah yaptırmıştır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Cami kaba yontma taştan kare planlı olarak 1555 yılında yapılmıştır.Üzeri ahşap bir çatı ile örtülmüştür. Cami 1750 yılında onarılmış olup, bundan ötürü de içerisinde barok etkiler, özellikle tavanda görülmektedir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">                              </span></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">184512</guid><pubDate>Sat, 28 Nov 2009 00:12:19 +0000</pubDate></item><item><title>&#xC7;orum - La&#xE7;in</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/184511-corum-lacin/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"><span style="color:#FF0000;">LAÇİN </span></span><span style="font-size:10px;">  </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.hitit19.com/images/lacin.jpg" alt="lacin.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İç Anadolu Bölgesi’nde, Çorum İli’ne bağlı bir ilçe olan Laçin’in doğusunda Amasya iline bağlı Hamamözü, batısında Dodurga, kuzeyinde Osmancık, güneyinde de Çorum ili bulunmaktadır. Oldukça engebeli bir arazi yapısına sahip olan Laçin’in güneyinde Kösedağı ile Eğerci Dağı bulunmaktadır. Engebeler kuzeyden doğuya ve batıya gidildikçe azalmaktadır. İlçenin güneyindeki Kırkdilim Vadisi, sarp dağlar arasında oldukça derindir. İlçenin kuzeybatısından Kızılırmak geçer ve bu ırmak üzerinde Obruk Barajı yapılmaktadır. İlçe topraklarını Kızılırmak dışında, göletler sulamaktadır. Laçin’in yüksek kesimlerindeki ormanlar tahrip edildiğinden bitki örtüsü yok denecek kadar azdır.İlçe toprakları bozkırlar halindedir. İlçenin yüzölçümü 209 km2 olup, toplam nüfusu 12.584’tür.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İlçenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Akarsu boylarındaki alanlarda tarım yapılmaktadır. Buralarda kavak, söğüt ve meyve ağaçları yetiştirilir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://mw2.google.com/mw-panoramio/photos/medium/5516814.jpg" alt="5516814.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"><span style="color:#8B0000;">kapılı kaya </span></span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"><span style="color:#FF0000;">Tarihçesi</span></span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İlçenin tarihi, yörede arkeolojik araştırmalar yapılmadığından kesinlik kazanamamıştır. Ancak Kırkdilim Vadisinde kayalara oyulmuş Frig mezarları yörede bu dönemden itibaren yerleşim olduğunu göstermektedir. Tarihi kaynaklarda Abbasoğlu Hacı Ömer Paşa, Mekke dolaylarından askerleri ile birlikte Amasya’ya bağlı Gümüş kasabasında konuk edilmiş, o sırada Çorum’da çıkan bir isyanı bastırmış ve ardından da Gümüş’e yerleşmiştir. Daha sonra Laçin’e yerleşmiş, çevre köylerinden topraksız köylüleri buraya getirerek onları ortakçı yapmıştır. Sonraki yıllarda Ömer Paşa’nın (ö.1835) iki oğlu kendi aralarında anlaşmazlığa düşmüşler, biri Büyük Laçin’e, diğeri de Küçük Laçin’e yerleşmişlerdir. Bu nedenle de Laçin ilçe olmadan önce Büyük ve Küçük Laçin olmak üzere iki bölümden oluşan bir nahiye idi. Her ikisi 1990 yılında birleştirilerek Çorum iline bağlı ilçe durumuna getirilmiştir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Laçin’de günümüze gelebilen tarihi eserler arasında; MÖ.II.yüzyılda yapıldığı sanılan kaya mezarları bulunmaktadır. İlçe merkezinin 5 km. kuzeyinde Kırkdilim'de sarp, tabanında akarsu bulunan kayalık bir arazi üzerinde çam ormanları ile kaplı olan Laçin Köşk Evi Mesiresi vardır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://mw2.google.com/mw-panoramio/photos/medium/13867974.jpg" alt="13867974.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://mw2.google.com/mw-panoramio/photos/medium/13867937.jpg" alt="13867937.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://mw2.google.com/mw-panoramio/photos/medium/13867910.jpg" alt="13867910.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.turkey-explorer.com/cityimages/-764-ilce_lacin_2.jpg" alt="-764-ilce_lacin_2.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://static.panoramio.com/photos/original/13867986.jpg" alt="13867986.jpg" loading="lazy"><span style="font-size:10px;">                  </span></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">184511</guid><pubDate>Sat, 28 Nov 2009 00:00:46 +0000</pubDate></item><item><title>&#xC7;orum - Karg&#x131;</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/184510-corum-kargi/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"><span style="color:#FF0000;">KARGI </span></span><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/3/37/Kargi.jpg" alt="Kargi.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Karadeniz Bölgesi’nde, Çorum İli’ne bağlı bir ilçe olan Kargı’nın, doğu ve güneydoğusunda Osmancık, güneyinde İskilip, batı ve kuzeybatısında Kastamonu, kuzeyinde de Sinop bulunmaktadır. Çorum’un kuzey kesiminde yer alan Kargı’nın orta ve doğusu Kızılırmak’ın kollarından Devrez Çayı vadileriyle yarılmıştır. İlçenin kuzeyini Ilgaz Dağı’nın doğu uzantıları, güneyini de Köroğlu Dağları engebelendirir. İlçede Kargı yaylası (1.922 m.), Çömlekçi Tepesi (1.948), Dursun Tepe (1.889 m.), Türbe Tepe (1.987 m.) gibi tepeler bulunmaktadır. Ayrıca, Kargı Yaylası, Abdullah Yaylası, Örencik Yaylası, Aksu Yaylası, Çobanlar Yaylası, Çatma Oluk, Kayhan Yaylası, Erkeç Yaylası, Mehmedülü Yaylası, Koru Yaylası, Karakise Yaylası, Mora Yaylası, Göl Yaylası, Örencik Yaylası, Tekkeşin Yaylası, Gölet Yaylası, Çetmi Yaylası, Yeşilköy Yaylası, Dereköy Yaylası , Pelitcik Yaylası, Yağcılar Yaylası, Doğulca Yaylası, Karaağaç yaylaları bulunmaktadır. İlçe topraklarına güneydoğu-kuzeybatı doğrultusunda giren Kızılırmak Kargı’nın güneybatısından doğuya yönelirken Devrez Çayı ile birleşir. Bu alanlarda küçük verimli ovalar meydana gelmiştir. Denizden 450 m. yükseklikteki ilçenin yüzölçümü 1.277 km2 olup, toplam nüfusu 22.558’dir. İle olan uzaklığı ise 116 km.dir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İlçenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Akarsu kıyılarında başta çeltik olmak üzere sebze ve meyve üretimi yapılır. İlin en çok pirinç üreten ilçesidir. Ayrıca buğday, arpa, patates ve elma armut gibi meyveler yetiştirilir. İlçede küçükbaş hayvanlar, özellikle Ankara keçisi, kıl keçisi ve koyun beslenir ve ihraç edilir. İlçe topraklarında kireçtaşı, mermer ve traverten yatakları bulunmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"><span style="color:#FF0000;">Tarihçesi</span></span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Kargı’nın Bizans döneminde kurulduğu sanılmaktadır. Ancak Strabon buranın Blaene isminde bir yerleşim olduğunu, Roma ve Bizans çağında da kullanıldığını belirtmiştir. Kargı’nın çevresinde Hitit dönemine ait kaya mezarlarının bulunuşu, Bizanslılardan önce burada bir yerleşim olduğuna işaret etmektedir. Kargı beylikler ve Selçuklular döneminde gelişmiş, Osmanlılar zamanında da bunu sürdürmüştür.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Söylentiye göre Yavuz Sultan Selim İran seferine çıkarken yol üzerindeki Hacı Hamza Kalesi’nde konaklamış ve Kızılırmak kenarında kargı (mızrak) yapımında kullanılan malzemeyi görmüş, bunlardan yararlanmış ve dönüşünde de buraya Kargı ismini vererek salnamede ilan etmiştir. Sultan IV.Murat İran seferi sırasında ordusunu burada konaklatmış, eşi Mihri Hatun’un burada ölmesi üzerine Kargı’ya gömerek, adına vakıf kurdurmuş ve kenti imar etmiştir. Bu nedenle de Kargı’da Mihri Hatun Camisi ve hamamı yapılmıştır. Bu Cami ve Hamam 1943 depreminde yıkılmış, sonra yeniden yapılmıştır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Cumhuriyet döneminin başlarına kadar bucak merkezi olan kasaba, 1936 yılında İlçe olmuş, önce Kastamonu’ya, 1953’ten sonra da Çorum’a bağlanmıştır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Kargı’da günümüze gelebilen eserler arasında;</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Mihri Hatun Camisi</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Oğuz Köyü Camisi</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Sinan Paşa Külliyesi</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Sinan Paşa Sıbyan Mektebi (</span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">Taş</span></abbr><span style="font-size:10px;"> Mektep)</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Hacı Hamza Kalesi</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Sinan Paşa Hanı</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Kargı Sivil Mimari Örnekleri </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Mihri Hatun Hamamı bulunmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://img295.imageshack.us/img295/5463/kargi02pl0.jpg" alt="kargi02pl0.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://img487.imageshack.us/img487/3690/kargi06cx0.jpg" alt="kargi06cx0.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://img476.imageshack.us/img476/1991/kizilirmak01nr1.jpg" alt="kizilirmak01nr1.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://img262.imageshack.us/img262/9279/tarlafa9.jpg" alt="tarlafa9.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://img455.imageshack.us/img455/1858/akr1.jpg" alt="akr1.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;">                             </span></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">184510</guid><pubDate>Fri, 27 Nov 2009 23:42:40 +0000</pubDate></item><item><title>&#xC7;orum - Bo&#x11F;azk&#xF6;y M&#xFC;zesi</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/184509-corum-bogazkoy-muzesi/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"><span style="color:#FF0000;">BOĞAZKÖY MÜZESİ</span></span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.bogazkale.gov.tr/m%C3%BCze%20dosyalar/m%C3%BCze.jpg" alt="müze.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Çorum Müzesi Müdürlüğüne bağlı olarak hizmet üreten Boğazköy müzesi Çorum'un 82 km. güneybatısındaki Boğazkale İlçe Merkezinde yer almaktadır. 1906 yılında başlayan bilimsel kazı çalışmalarında açığa çıkan eserler İstanbul Arkeoloji ve Ankara Anadolu Medeniyetleri  Müzelerine götürülmüşlerdir. Kazı eserlerinin diğer müzelere gitmesini engellemek ve yerinde değerlendirmek, sergilenmesini sağlamak amacıyla Boğazköy' de bir müze kurulması düşünülmüş, Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile Alman Arkeoloji Enstitüsünün işbirliği sonucunda yaptırılan yerel müze 12 Eylül 1966 yılında açılmıştır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.bogazkale.gov.tr/m%C3%BCze%20dosyalar/7.jpg" alt="7.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Bu tarihten itibaren Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi müdürlüğü bünyesinde Boğazköy Müzesi Memurluğu olarak hizmet veren Boğazköy Müzesi, 1978 yılında Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi Müdürlüğünden ayrılarak müstakil müdürlük konumuna gelmiştir. 1985 yılında Çorum Müze Müdürlüğüne bağlanan Boğazköy müzesi bu yıldan itibaren Alacahöyük müzesi ile birlikte Çorum Müzesinin seksiyonu şeklinde yerel müze konumunda devam etmektedir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Hitit Dönemine ait eserlerin ağırlıklı olduğu müzede, Kalkolitik, Eski Tunç, Hitit, Frig, Roma ve Bizans dönemlerine ait eserlerde sergilenmektedir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.bogazkale.gov.tr/m%C3%BCze%20dosyalar/4.jpg" alt="4.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">      Müzenin giriş holünde Hattusas ören yerlerini gösterir topoğrafik harita ile kronolojik bir tablo yer almaktadır. Aynı yerde kral kapıdaki mulaj (kopya) tanrı kabartması teşhir edilmektedir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">          Giriş holünden geçilen birinci salonda, kalkolitik, Eski Tunç ve Asur Ticaret Kolonileri çağına ait pişmiş toprak eserlerin sergilendiği vitrinler ile bu salondan büyük salona geçilen bölümde ise Yazılıkaya'dan getirilen tanrıça iştar kabartması yer almaktadır. ikinci salonda  da; kronolojik olarak yapılan teşhir düzenlemesinde Asur Ticaret Kolonileri Çağı, ile Eski Hitit Dönemine ait büyük boy gaga ağızlı testiler ve bunların bulutlu durumlarını gösteren fotoğraflar yer almaktadır. Bu vitrinlerin devamında yer alan vitrinlerde ise eski Hitit ve İmparatorluk dönemine ait pişmiş toprak ve </span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">taş</span></abbr><span style="font-size:10px;"> eserler, Frig dönemine ait boyalı seramik kapla, fibulalar, Roma Dönemine ait pişmiş toprak ve cam eserler, Bizans dönemine tarihlenen bir kiliseye ait bronz malzemeler sergilenmektedir. Ayrıca müzede yer alan orta vitrinlerde yine Hitit dönemine ait çivi yazılı tabletler, mühür baskılı pişmiş toprak bullalar, silindir ve damga mühürler, bronz baltalar, iğneler, taşçılık aletleri ve kalıplar ile pandantifler ve kabartmalı seramik parçaları teşhir edilmektedir. Vitrin aralarında da büyük boy testiler ile kabartmalı artastadlar yer almaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.bogazkale.gov.tr/m%C3%BCze%20dosyalar/12.jpg" alt="12.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">   BOĞAZKÖY MÜZESİNDE :</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Arkeolojik              : 12001</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Etnoğrafik             : 166</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Sikke                      : 173 </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Toplam                  :12340 "Envanterlik Eser" bulunmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.bogazkale.gov.tr/m%C3%BCze%20dosyalar/9.jpg" alt="9.jpg" loading="lazy"><img src="http://www.bogazkale.gov.tr/m%C3%BCze%20dosyalar/6.jpg" alt="6.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.bogazkale.gov.tr/m%C3%BCze%20dosyalar/5.jpg" alt="5.jpg" loading="lazy"><img src="http://www.bogazkale.gov.tr/m%C3%BCze%20dosyalar/10.jpg" alt="10.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.bogazkale.gov.tr/m%C3%BCze%20dosyalar/muze2.jpg" alt="muze2.jpg" loading="lazy"><img src="http://www.bogazkale.gov.tr/m%C3%BCze%20dosyalar/muze3.jpg" alt="muze3.jpg" loading="lazy"><img src="http://www.bogazkale.gov.tr/m%C3%BCze%20dosyalar/muze7.jpg" alt="muze7.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.bogazkale.gov.tr/m%C3%BCze%20dosyalar/muze9.jpg" alt="muze9.jpg" loading="lazy"><img src="http://www.bogazkale.gov.tr/m%C3%BCze%20dosyalar/muze1.jpg" alt="muze1.jpg" loading="lazy"><img src="http://www.bogazkale.gov.tr/m%C3%BCze%20dosyalar/muze4.jpg" alt="muze4.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">                                </span></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">184509</guid><pubDate>Fri, 27 Nov 2009 23:05:03 +0000</pubDate></item><item><title>&#xC7;orum Hattu&#x15F;a-Bo&#x11F;azkale</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/175624-corum-hattusa-bogazkale/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:10px;">  </span><span style="font-size:10px;"><span style="color:#FF0000;">HATTUŞA BOĞAZKALE</span></span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">      Mısır, Babil ve Mitanni gibi Eski Doğu’nun büyük güçlerinden biri olan Hititler, yaklaşık M.Ö. 1200 yıllarına kadar Anadolu’nun büyük bir kısmına ve zaman zaman da Kuzey Suriye’ye hükmetmişlerdir. Bu İmparatorluğun başkenti Hattuşa, Çorum’un 80 kilometre güneybatısında, Boğazkale ilçesindedir. Bölge 1988 yılında Tarihi Milli Parklar statüsüne alınmıştır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Hattuşa 1834 yılında Fransız mimar Charles Texier tarafından keşfedilmiştir. Bu sadece Hattuşa’nın keşfi değil, tamamen unutulmuş olan Hititlerin keşfi olarak da algılanabilir. 1893-94’te Ernest Chantre’nin birkaç sondaj yapmasına ve ilk çivi yazılı tabletleri yayınlamasına kadar ki dönemde pek çok bilim adamı ve gezgin Hattuşa’yı ziyaret etmiştir. Müze-i Hümayun Müdürü Osman Hamdi Bey’in desteğini alan aynı müzenin konservatörü Theodor Makridi Bey, 1906 yılında ilk büyük çaplı kazıyı başlatır, zamanın çiviyazısı uzmanı Assiriyolog Hugo Winckler’i de kazı heyetine alarak, burasının Hitit başkenti Hattuşa olduğunu tespit ederler. 1931-39 yılları arasında ve 2. Dünya Savaşı nedeniyle verilen aradan sonra 1952’de yeniden başlatılan kazılar, kesintisiz olarak Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından sürdürülmektedir. İlk yerleşim izleri, Kalkolitik (</span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">Taş</span></abbr><span style="font-size:10px;">) Çağ’a kadar (M.Ö. 5000) inmektedir. Kesintisiz yerleşmeye başlanılması ise, Eski Tunç Çağı’nın sonlarına (M.Ö. 3000) doğru olmuştur. Bölgenin yerli halkı olan Hattiler, burada bir kent kurup, Hattuş adını vermişlerdir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">M. Ö 20. yüzyıl’da Orta Dicle Bölgesi’nden gelen Assurlu tüccarlar, Hatti yerleşmesinin hemen dışında, bir Karum, (bir ticaret kolonisi) kurmuşlardır. Bu yıllarda Kaniş/Neşa’nın (Kayseri yanındaki günümüz Kültepe’si) denetimi altındaki, Assur Ticaret Kolonileri, Güneydoğu ve Orta Anadolu’ya yayılmıştır. Adının Hattuş olduğu bilinen bu yerleşimi M. Ö 1700’lerde ilk Hitit Büyük Kral’ı Kuşşara’lı Kral Anitta yıkmıştır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Hitit yazılı kaynaklarından anlaşıldığına göre, I. Hattuşili’nin iktidara gelmesiyle (M.Ö. 1665-1640) Hattuşa, Hititlerin başkenti olmuştur. Hitit İmparatorluk döneminde, yani M. Ö 14 ve 13. yüzyıllarda, şehir yaklaşık olarak altı kilometre uzunluğunda bir surla çevrilmiştir. Daha geç bir </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">imar evresinde bu surların önüne ikinci bir duvar daha örülerek, kent daha sıkı bir savunmaya alınmıştır. Bu yeni sur üzerinde bulunan, anıtsal şehir kapılarının çoğu günümüze kadar oldukça sağlam durumda gelmiştir. Güney batıda, dış yüzünde aslan yontuları bulunan Aslanlı Kapı’yla, iç yüzünde, silahlı tanrının bulunduğu Kral Kapı, bunların en önemlileridir. Kentin güney ucundaki Yer Kapı’nın özel bir rolü olmalıydı. Burada 30 m. yüksekliğinde, 250 m. uzunluğunda ve 80 m. genişliğinde bir toprak set oluşturulmuştur. Bu set üzerinden geçen kent surunun ortalarında Sfenksli Kapı yer alır. Bu kapının tam altında, Hatuşa’nın bugün içinden geçilebilen tek potern (tünel) vardır. 71 m. uzunluğunda ve 3 m. yüksekliğindeki poternden geçilerek sur dışına çıkılmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Şehirde ayakta kalmış, izlenebilen yapıların büyük bölümü, surlar gibi, M.Ö 13. yy.’ dan kalmadır. Kraliyet yapılarının yer aldığı Büyükkale’de, direkli galerilerle çevrili avlular, konutlar, depo binaları ve büyük bir kabul salonuyla, büyük bir saraya ait kalıntılar ortaya çıkartılmıştır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Hitit metinlerinde sık sık “Hattuşa Ülkesinin bin tanrısından” söz edilmektedir. Kuşkusuz bu tanrıların çoğu İmparatorluk başkenti Hattuşa’da kendilerine bir tapınım yeri edinebilmişlerdir. Başkent Hattuşa’da bugüne kadar 31 yapı, tapınak olarak tanımlanmıştır. Hattuşa’nın en büyük dini yapısı olan Büyük Tapınak, aşağı şehirdeki konutların ortasında tek tapınak olarak yükselir. İki kült odası olduğu için tapınak, imparatorluğun tanrılarının en büyükleri olan fırtına tanrısı ile Arinna’nın güneş tanrıça’sına adanmış olmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Yukarı şehir’de tapınaklar yanında, kraliyet saraylarının bulunduğu Büyükkale’nin önünde, resmi işlere ayrılmış, bazı anıtsal yapılar açığa çıkartılmıştır. Şehrin bu bölümünde, son Hitit Büyük Kralı II.Şuppiluliuma’ nın Luvi hiyeroglifleriyle, </span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">taş</span></abbr><span style="font-size:10px;"> üzerine kazınmış, kendisi ve babası IV. Tuthaliya’nın yaptığı işleri anlatan iki büyük yazıt bulunmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Hattuşa’da son yıllarda yapılan kazıların ağırlık noktasını şehrin, hatta Hitit devletinin ekonomisine ışık tutan kazılar oluşturmuştur. İmparatorluk döneminde, M.Ö. 13. yy.’a tarihlenen şehrin Büyükkaya sırtında, büyük boyutlarda, sayıları 11’ i bulan yeraltı siloları bulunmuştur.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Hitit İmparatorluğu’nun M. Ö 1200 yıllarından hemen sonra yıkılmasıyla, Anadolu Tunç Çağları da sona erer. Bununla beraber, Hattuşa şehrinin arazisinin yerleşim tarihi devam eder. M. Ö 12. yüzyılın başlarında, Erken Demir Çağı’na tarihlenen yeni yerleşme, Frig etkilerini yansıtan bir taşra kasabasına dönüşüp büyümeye başlaması ancak, M.Ö 8. yy.’ da gerçekleşir. Yerleşim, Pers döneminde de devam etmiştir. Hellenistik, Galat, Roma ve Bizans’a ait yerleşme ve tahkimat izleri de görülmektedir.  </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">  </span></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">175624</guid><pubDate>Sat, 26 Sep 2009 08:52:31 +0000</pubDate></item><item><title>&#xC7;orum - Bayat</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/184507-corum-bayat/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:10px;"><span style="color:#FF0000;">BAYAT</span></span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span><img src="http://www.corumbayat.bel.tr/bayatfoto/yuklenen/41116905701.jpg" alt="41116905701.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İlçenin yüzölçümü 770 km², rakımı ise 625 metredir. Orta Karadeniz Bölgesi ile İç Anadolu Bölgesinin kesim noktasında Köroğlu Dağlarının doğuya uzantısı ile İç Anadolu’ nun Orta Kızılırmak bölümünde yer alır. Çorum’a uzaklığı 83 kilometredir. Yılık ortalama yağış miktarı 445,2 mm.’dir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İlçedeki en önemli akarsu Karatepe ve Öbek Tepesinden çıkan kar suları ile beslenen kuzeyden güneye doğru 45 kilometrelik bir vadi oluşturan ve Kızılırmak’a dökülen Bayat çayıdır. İlçenin kuzeyinde 2013 metre yüksekliğinde Öbek Tepesinin yer aldığı Karatepe mevcuttur. Kuzeyden güneye doğru gidildikçe rakım küçülerek 500 metreye kadar düşmektedir. Bu nedenle ilçe kuzeyi dağlık, güneyi küme halinde tepelerin ve kısmen ovaların yer aldığı kırık,dalgalı ve engebeli bir arazi yapısına sahiptir.İlçenin kuzeyinde yer alan dağlık ve ormanlık kesimde Karadeniz iklimi, güneyde ise, karasal iklim hüküm sürmektedir. İlçe iki iklim arasında geçiş bölgesinde yer almaktadır. Bu sebeple yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlı geçer.Yağışlar düzenli olmayıp, en çok ilkbahar mevsiminde yağış almaktadır. İlçenin dağlık kesimi genelde çam ve meşe ormanı ile kaplıdır. Ovalık kesimde ise bozkırlar yer almaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İlçenin ekonomisi tarım, ormancılık ve hayvancılığa dayalıdır. Yetiştirilen tarımsal ürünler buğday ve pirinçtir. Hayvancılık ilçe halkının başlıca geçim kaynağı olup, tiftik keçisi, koyun yetiştirilmektedir. İlçede un ve yem fabrikaları ile linyit kömür işletmesi vardır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İlçenin ekonomik yapısı coğrafi yapıya göre şekillenmiştir. İlçe kuzeyinde dağlık kesimde yer alan 18 köy halkı şehirlerde inşaat işçiliği, kısmen orman ürünleri, az da olsa tarım ve hayvancılık ile Linyit Kömür işletmesinde işçilik yaparak geçimlerini sağlamaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Ovalık kesimde yer alan köylerde ise halk, tarla tarımı ve hayvancılık yaparak geçimini sağlamaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Bayat, tarihi m.ö 1.yüzyıla dayanan bir yerleşim birimidir.Şehrin kuzeydoğusunda ki kaya mezarlarının yakın roma döneminden kaldığı sanılmakla birlikte ilçe sınırları içerisinde bir çok yerde yakın roma medeniyetine ait para heykel ve mezarlara rastlanılmaktadır. Bayat merkez yerleşkesi Köken olarak Oğuzların Bayat boyundan gelenlerce kurulup geliştilen bir yerleşim alanıdır.1300 yıllarda Anadoluya giren giren ilk Türklerden olan Bayat boyu kuzey ırak hattından antep ve sivas üzerinden gelerek bozok yaylasına yerleşip 1500 lü yıllarda bu gün ki Bayat çayının açtığı geniş vadiye yerleşmilerdir 1956 yılına kadar iskilipe bağlı bir köy iken 1956 da belediye olmuş 1 nisan 1958 yılında da bakanlar kurulu kararı ile ilçe yapılıp merkez ilçe Çorum'a bağlanmıştır.1956 da belediye olduğunda ismi Alagöz olarak değiştirilmiş ilçe olduktan sonra Alagöz ismi tekrar Bayat olarak değiştirilmiştir.1967 yılında Bayat çayına yapılan köprü ile ilçeye Yatukcu köyü bağlanmıştır.2006 yılında Akseki be Pancarlık köylerinde yapılan refarandum ile bu köylerde merkez mahalle statüsü kazanarak bu gün ki Bayatı oluşturmuşlardır ilçe bir çok kez doğal afetlere tanıklık etmiştir 60 lı yıllarda heyalan ve sel felaketleri 70 yıllarda yangın 2005 ve 2006 yıllarında 2 büyük yangın felaketi yaşamıştır.        </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://img.blogcu.com/uploads/bayatinsesi_Bayram20120(557).JPG" alt="bayatinsesi_Bayram20120(557).JPG" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.kenthaber.com/Photos/Iller/Corum/bayat.jpg" alt="bayat.jpg" loading="lazy"><span style="font-size:10px;">                             </span></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">184507</guid><pubDate>Fri, 27 Nov 2009 21:49:43 +0000</pubDate></item><item><title>&#xC7;orum - Alaca</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/184504-corum-alaca/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"><span style="color:#FF0000;"> ALACA  </span></span><span style="font-size:10px;">  </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Orta Karadeniz Bölgesi’nde, Çorum İli’ne bağlı bir ilçe olan Alaca’nın kuzeyinde Merkez İlçe, batısında Sungurlu, doğusunda Ortaköy ilçesi ve Yozgat, güneyinde de yine Yozgat bulunmaktadır. İlçe topraklarının çok az bölümü de İç Anadolu Bölgesi’ndedir. Orta Anadolu platolarına geçit oluşturan bir kesimde yer alan Alaca, Bozok platosunun uzantısı üzerindedir. Önemli bir yükseltinin bulunmadığı ilçe topraklarının tek düzlük alanı Hüseyinabad Ovası’dır. Hüseyinabat Ovası , güneyden Arapseyfi Vadisi ile Yozgat’a, kuzeyinden Hatap Vadisi ile de Çorum’a bağlanmıştır. Hüseyinabad Ovası’nda yer alan Alaca’nın, Karadeniz ile Akdeniz’i, Doğu Anadolu ile Batı Anadolu’yu birbirine bağlayan karayollarının kesiştiği çok önemli bir dört yol üzerinde kurulmuş olması nedeniyle önemi bir kat daha da arttırmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Alaca’nın jeolojik yapısı üçüncü zamanın sonları ile dördüncü zamanın başında meydana gelen oluşumlardan meydana gelmiştir.Özellikle üçüncü zamanın kütlelerinden trakit, granit, bazalt ve andozit gibi kültelerinin yanı sıra tortul kültelerine de daha çok ilçenin kuzey kesimindeki köylerde rastlanmaktadır. Üçüncü zamanın sonu ile dördüncü zamanın başında meydana gelen yer yapısındaki yükselmeler sonucunda bazı yerlerde kırılmalar olmakta, bu fay hatları bulunan yerlerde sık sık depremler meydana gelmektedir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İlçenin güney batısında yüksekliği 1.425 m. olan Hırkababa (Hırababa) Dağları ve tepesi bulunmaktadır. Bu dağların eteklerinde meşe ormanları vardır. Buradaki Hırkababa Dağı, ismini en yüksek zirvesinde yattığı bilinen Hırababa Yatırı’ndan almıştır. Ovanın güney doğusunda Danlı Dağları bulunmaktadır. İlçenin kuzey doğusunda Çal Dağı ile Bozdağ yer almaktadır. Çal Dağları’nın en yüksek kısmına Çal Tepesi denilmektedir (1.700m.). İlçenin kuzeyindeki yüksek ve sarp kayalıkların, Hışır (Boğaziçi) Vadisi’nin etrafındaki dağların görünümü farklıdır. Alaca’nın bilinen belli başlı tepeleri ; Tutluca Köyü’nde bulunan Tutbaba Tepesi, ovadaki Yassıçal,Köyçalı,Demirçal Tepeleri, Boğaziçi (Hışır) Köyü’ndeki Beşiktepe’dir. Ayrıca Suludere Köyü’nde Deliktepe, Kuzukulak Tepe, Kale Tepe, Çomak Tepe; Dölderesi Köyü’nde Ayrının Tepe, İncebel Tepe, Tarla Tepe, Kabak Tepe, Ziyaret Tepe; Karatepe Köyü’nde Göğtepe, Garipçe Tepe,Kuş Tepe; Boğaziçi Köyü’nde Kayabaşı, Öksürük Kaya Tepesi, İnkaya Tepe, Mantar Tepe; Suludere Köyü’nde Mehmetbeyli Tepe, Bıtıraklı Tepe; Koyunoğlu Köyü’nde Katır Cılgası, Çal Tepe; Küçükdona Köyü’nde Pambukçal, , Kapaklıtaş ve Zindan Tepesi; Körpınar Köyü’nde Çerkezbakırın Tepesi; Kuyzkışla Köyü’nde Kule Tepesi; Kılavuz Köyü’nde Donbaba Tepesi; Geven Köyü’nde Kale Tepe gibi birçok tepe bulunmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Alaca’da derin vadilere rastlanmamakla beraber, kuzey ve güney kesimindeki dağlık ve tepelik alanlarda irili ufaklı vadiler bulunmaktadır. Bunlardan bazıları; Küçükhırka Köyü’nde Kuyumcudere Vadisi, Büyükhırka Beldesi’nin Hırkababa Tepesi’nin doğusunda Büyükdere Vadisi, Çedederesi Köyünde Çededere Vadisi, Koçhisar Köyü’nde, Koçhisar Vadisi, Seyitnizam Köyü’nde, Seyitnizam Vadisi, Küçükdona Köyü’nde ise köyün doğusunda bulunan Küçükdona Vadisi, Büyüksöğütözü Köyü’nde, Söğütözü Vadisi’dir. Alaca’da bulunan bu vadilerin bir kısmına köyler, bir kısmına da barajlar ve göletler kurulmuştur. Alaca’nın en büyük, en derin ve en önemli vadisi ise Hışır (Boğaziçi) Vadisi’dir. İlçedeki diğer vadiler ise, Boğaziçi (Hışır) Vadisi, Kırgı Vadisi, Kayabüğet Vadisi, Fındıklı Vadisi, Mağara Vadisi, Çorak Vadisi, Ormaniçi Vadisi, Kale Vadisi, Karakaya Vadisi, Kavaközü Vadisi, Bazlambaç Vadisi, Boğaz Vadisi, Zindan Vadisi, Değirmenönü Vadisi, Dereyazıcı Vadisi, Seyidin Vadisi, Gerdekkaya Vadisi’dir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Alaca ilçesi sınırlarında bulunan dağların, tepelerin arasından gelen, aynı zamanda Hüseyinabat Ovası ve etrafındaki civar köylerin dere ve çayları ovada birleşerek Alaca Suyu’nu meydana getirir. Bu su, Hışır (Boğaziçi) Vadisi’nden geçerek 20. km.de Çorum Çat Suyu ile birleşir. Bunun dışında ilçede, Soğucak Deresi, Eymür Özü, Eski Köy Deresi, Gavur deresi, Çatalbaş Deresi, Büyük Öz Deresi, Fındıklı Deresi, Ballı Dere, Pazarlı Dere, Sapmaz Deresi; Aköz ve Çaraöz Çayları bulunmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Akören Köyü’nün doğusunda, 50.000 m2 lik bir alanda kendiliğinden oluşmuş küçük bir doğal göl bulunmaktadır. Alaca baraj ve gölet bakımından oldukça zengindir. Bu baraj ve göletler kuruldukları bölgedeki derelerden gelen akarsulardan, kışın yağan kar sularından ve zaman zaman yağan yağmur sularından beslenip dolmaktadır. Koçhisar Barajı, Alaca (Evci Barajı), Örükaya Göleti, Atatürk Göleti, Bozdoğan Göleti, Sincan Göleti, Geven Göleti, Sarısüleyman Göleti, Çatak Göleti, Soğucak Göleti, Gökören Göleti, Alacahöyük Göleti, Büyükdere Göleti ve Seyitnizam Göleti bunların başında gelmektedir. Yüzölçümü 1.375 km2 olup, toplam nüfusu 50.292’dir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İlçenin ekonomisi, tarım, hayvancılık ve turizme dayalıdır. Tarım alanında yetiştirilen en önemli ürünler buğday, arpa ve şeker pancarıdır. Ayrıca sebzecilik ve meyvecilik de yapılmaktadır. Hayvancılıkta sığır, koyun keçi yetiştirilmektedir. Hititlerin önemli bir merkezi olduğundan ve Alacahöyük başta olmak üzere yörede arkeolojik kalıntı ve buluntuların oluşundan ötürü turizm yönünden ekonomisinde önemli derecede yer almaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Alaca’nın 17 km. kuzeybatısında yer alan Alacahöyük yöredeki en önemli arkeolojik alan olup, aynı zamanda ilçenin eski tarihi hakkında bilgi vermektedir. Burası ilk kez 1835 yılında W.C. Hamilton tarafından tanıtılmış olup, bu yıllardan itibaren Orta Anadolu’yu ziyaret eden bilginlerin uğrak yeri olmuştur. 1861 yılında ise G. Perrot Anadolu gezisi sırasında höyüğe gelmiş ve kapının sağ ve solundaki dört köşe kulenin planı ile orthostatlardan birini açığa çıkarmıştır. Perrot bu çalışmadan sonra bu kabartmaların Hitit dönemine ait olduğunu da ilk olarak ileri süren kişi olmuştur. W. Ramsey de Wilson ile birlikte 1881 yılında höyüğü inceleyerek birkaç yeni kabartmayı daha önce bilinenlere eklemişlerdir. 1893 yılında ise E. Chantre höyüğe gelmiş ve o da sfenkslerin arasındaki dört köşe dehlizi ve onun gerisindeki ikinci kapıyı ve kapının sövelerini ortaya çıkarmıştır. Daha sonra 1906 yılından beri Boğazköy’de çalışan H. Winckler, Makridi Bey ve İstanbul Arkeoloji Müzesi Müdürü Halil Ethem Bey’in teklifi üzerine Höyük’te araştırma yapmaya karar vermişlerdir. Höyük’te gerçek anlamda ilk sistemli kazılar, Cumhuriyet Döneminde Atatürk tarafından başlatılmıştır. 1935 yılında Türk Tarih Kurumu adına Hamit Zübeyr Koşay, Remzi Oğuz Arık ve Mahmut Akok’un gerçekleştirdiği ilk kazı çalışmaları 1983 yılına kadar sürdürülmüştür. Bu tarihten itibaren ara verilen kazılara 1997 yılında Prof. Dr. Aykut Çınaroğlu tarafından tekrar başlanmıştır.Yapılan araştırma ve kazılar sonucunda Alacahöyük’ün Kalkolitik Çağdan günümüze kadar kesintisiz olarak iskâna sahne olan höyükte 4 kültür katı tespit edilmiştir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"><span style="color:#FF0000;">Tarihçesi</span></span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Büyük İskender’in Pers İmparatorluğu’nun Anadolu’daki egemenliğine son vermesiyle birlikte bu yörede karışıklıklar başlamıştır. Helenistik dönemde Alaca ile ilgili bilgilere kaynaklarda rastlanmamaktadır. MÖ.85’ten sonra Galatlar Roma’ya bağımlı olarak yörede bir süre hüküm sürmüşler, Çorum ve çevresinde yapılan kazılarda da Galatların İskilip, Bayat, Avkat, Boğazköy ve Eskiyapar çevresinde yaşadıklarını göstermiştir. Pontusların Romalılara yenilmesi sonucu Çorum ve çevresinin ile birlikte Alaca da Romalıların egemenliği altına girmiştir. Nitekim Alaca çevresinde; Alaca Höyük, Eskiyapar, Çikhasan-Pazarlı, Tutluca, Kabil Kalesi vb birçok ören yerlerinde Roma devri mezarlara, sikkelere, takılara, seramik parçalarına rastlanmakta olup, bu döneme ait eserler Çorum Müzesinde, İstanbul Arkeoloji Müzelerinde ve Ankara Anadolu Medeniyetler Müzeleri’nde sergilenmektedir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Malazgirt Zaferinden (1071) sonra Alaca’ya Türkmen Boyları yerleşmiş, çevrede bazı dergâh ve yapılar olduğu kaynaklardan anlaşılmıştır. Örneğin Alaca’nın 18 km. kuzeybatısında Kalehisar-Demirli (Mahmudiye köyü) Behramşah Külliyesi ve bir Bektaşi dergâhı yapılmıştır. Daha sonra Eretna Beyliği burada hüküm sürmüş, daha sonra Osmanlı topraklarına katılmıştır. XVI. ve XVII. Yüzyıllarda Çorum’da gelişen Celali isyanları zaman zaman Alaca’ya da sıçramıştır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Şemseddin Sami’nin Kamüsü’l Âlam’da Alaca’yı “ Ankara İli’nin Yozgat Sancağına bağlı küçük bir kasaba” olarak tanımlamaktadır. Daha önceki yıllarda bucak olan ve Hüseyinabat olarak tanınan Alaca 1919’da ilçe yapılmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra çevresindeki arkeolojik kalıntılardan ötürü Hüseyinabat yerine Alaca ismi buraya verilmiştir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Alaca ve çevresinin Hitit arkeolojisi yönünden önemli kalıntılarının yanı sıra günümüze gelen yapılarının başında;</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Hüseyin Gazi Türbesi</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Alaca Hüseyin Gazi Medresesi</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Kalehisar (Behramşah) Medresesi</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Alacahöyük Müzesi gelmektedir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.resimlerden.com/alaca/alaca-resimleri.jpg" alt="alaca-resimleri.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.resimlerden.com/alaca/corum-alaca.jpg" alt="corum-alaca.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.alaca.bel.tr/wordpress/wp-content/fgallery/alaca-resimleri/Resim%20065.jpg" alt="Resim%20065.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.alaca.bel.tr/wordpress/wp-content/fgallery/alaca-resimleri/Resim%20095%20K%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg" alt="Resim%20095%20Küçük.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.alaca.bel.tr/wordpress/wp-content/fgallery/alaca-resimleri/IMG_8586.JPG" alt="IMG_8586.JPG" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.alaca.bel.tr/wordpress/wp-content/fgallery/alaca-resimleri/Haber%20005.jpg" alt="Haber%20005.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.resimsec.net/data/media/499/corum-alaca2.jpg" alt="corum-alaca2.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;">                         </span></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">184504</guid><pubDate>Fri, 27 Nov 2009 21:24:47 +0000</pubDate></item><item><title>&#xC7;orum-Alacah&#xF6;y&#xFC;k</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/175623-corum-alacahoyuk/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:10px;">  </span><span style="font-size:10px;"><span style="color:#FF0000;">ALACAHÖYÜK</span></span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">   Çorum’a bağlı Alaca ilçesinin kuzeybatısında yer alan höyük. Önemli Hitit merkezlerinden olan bu höyük, 310 m genişliğinde 20 m yüksekliğindedir. Çok eski devirlerin önemli doğu - batı yolu üzerindedir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İlk olarak 1835’de W.G. Hamilton tarafından gezilen Alacahöyük, o zamandan beri çeşitli araştırma ve kazılarla hakkında bilgi edinilmeye çalışılan bir yerdi. Buradaki kazılar esaslı olarak 1935 yılında Türk Tarih Kurumu adına yapılmaya başlandı. Bu araştırmaların neticesinde höyükte, dört kültür çağı ve on dört yapı katı tesbit edildi.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Birinci kültür çağı denilen dönem M.Ö. 3200 - 2600 yıllarını içine alır. Bu kültür çağına ait olan höyükte kerpic, kamış, ince ağaç dallarından yapılmış evlerin kalıntıları ile mezarlar ve çanak çömlek bulundu.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İkinci kültür çağının dönemi ise, M.Ö. 2500 - 2100 büyük bir yangın neticesinde ortadan kalkmıştır. Burada sadece on dört kral mezarı bulunabilmiştir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Üçüncü kültür çağı olan devre, M.Ö. 2000-1200 yıllarına rastlamakta olup, Hititlere aittir. Bu devrede dört yapı katı göze çarpar.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Eski Hitit çağına rastlayan yapı katında temel taşları ufaktır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Evler, bakır çağının son yapıları yakılıp yıkıldıktan sonra kurulmuştur. Evlerin kiler ve fırınları arasında bulunan sokaklar, eski Hitit çağının şehircilik sistemi yönünden bir fikir verir. Orta Hitit çağında bir tapınak meydana çıkarılmıştır. Ayrıca şehrin büyük kanalizasyonu, sokakları, kaldırımları ve özel evleri bu çağdaki gelişmeleri iyice ortaya koyar.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Büyük Hitit çağının ilk devresi, çift kapılı Hitit tapınağı veya sarayı ile meşhurdur. Bu tapınakta; üstü açık bir avlu, avluyu çevreleyen salonlar, odalar, </span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">taş</span></abbr><span style="font-size:10px;"> tabanları yerinde bulunan çift sıra sütunlar ve heykel tabanı bulunmakta olup, bunlar Hitit dini yapılarının özelliğini taşıyan kalıntılardır. Büyük Hitit çağının ikinci devresine ait olarak ise sfenksli kapı ortaya çıkarılmıştır. Kapının sağ ve sol tarafı kabartmalarla tezyin edilmiştir. Bu kapı şimdi Ankara müzesine getirilmiştir. Yine bu devrede Alacahöyük; çanak, çömlek, bakır, tunç, kurşun ve altın araçlar, küçük figürler gibi ele geçen eserlerle küçük san’atlar bakımından da gelişmiş olduğunu sergilemiştir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Dördüncü kültür çağı yani son kültür çağında Alacahöyük; Frigler ile Osmanlılar ve bunların arasındaki medeniyetlere sahne olmuştur. Friglere ait önemli eserler olmamakla beraber, bunları takib eden medeniyetlere ait binalar, çanak, çömlek, para vs. gibi eserler, yapılan kazılar sonucu ortaya çıkarılmıştır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Arkeolojik bakımdan önem kazanan Alacahöyük’te yapılan kazılar neticesinde bulunan eserler bugün orada yapılmış olan müzede sergilenmektedir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Alacahöyük, Çorum'un 45 km. güneyinde, Alaca Ilçesi'nin 17 km. kuzeybatisinda yer almakta olup, Bogazköy'e 34, Ankara'ya ise 210 km. uzakliktaki Alacahöyük Köyü yerlesim alani içerisindedir. Höyük, bilim alemine ilk kez 1835 yilinda W.C. Hamilton tarafindan tanitilmis olup, bu yillardan itibaren höyük Orta Anadolu'yu ziyaret eden bilginlerin ugrak yeri olmustur. 1861 yilinda ise G. Perrot Anadolu gezisi sirasinda höyüge gelmis ve kapinin sag ve solundaki dört köse kulenin plani ile orthostatlardan birini açiga çikarmisir. Perrot bu çalismadan sonra bu kabartmalarin hitit dönemine ait oldugunu da ilk olarak ileri süren kisi olmustur. Törensel Sembol Tunç, Eski Tunç Çagi, M.Ö. 3. Binin ikinci yarisi, Yüksekligi 34 cm. Anadolu Medeniyetleri Müzesi Anadolu'nun tarihi cografyasinda emegi büyük olan W. Ramsey de Wilson ile birlikte 1881 yilinda höyügü inceleyerek birkaç yeni kabartmayi daha önce bilinenlere eklemislerdir. 1893 yilinda ise E. Chantre Anadolu'ya geldiginde ilk olarak höyüge gelmis ve o da sfenkslerin arasindaki dört köse dehlizi ve onun gerisindeki ikinci kapiyi ve kapinin sövelerini ortaya çikarmistir. Kabartmalarin mülajini alan Chantre, kabartmalarin konularina bakarak, Perrot gibi burasinin bir saraydan ziyade mabet kapisi olabilecegini ileri sürmüstür. Sfenksli kapinin güneyindeki aslanlari da inceleyen Chantre bu kapilardan biri üzerinde yer alan yazinin Frig yazisi oldugu görüsünü Ramsey'in yazisindan sonra daha da kuvvetlendirmistir. Daha sonra 1906 yilindan beri Bogazköy'de çalisan H. Winckler, Makridi Bey ve Istanbul Arkeoloji Müzesi Müdürü Halil Ethem Bey'in teklifi üzerine Höyük'te arastirma yapmaya karar vermislerdir. 1907 yilinda Makridi Bey sfenksli kapida yaklasik 15 gün süren bir çalisma yapmis, bu çalisma sonucunda kapi önünde birkaç yeni orthostat daha bulmustur. Höyügün birkaç yerinde sondaj çalismasi yaptiktan sonra, höyügün kuzey etegindeki poterni (girisi) görerek bunu Bogazköy'deki poternle karsilastirmistir. Höyük'te gerçek anlamda ilk sistemli kazilar, Cumhuriyet Döneminde Atatürk tarafindan baslatilmistir. 1935 yilinda Türk Tarih Kurumu adina Hamit Zübeyr Kosay, Remzi Oguz Arik ve Mahmut Akok gerçeklestirdigi ilk kazi çalismalari 1983 yilina kadar sürdürülmüstür. Bu tarihten itibaren ara verilen kazilara 1997 yilinda Prof. Dr. Aykut Çinaroglu tarafindan tekrar baslanmistir. Törensel Sembol Tunç, Eski Tunç Çagi, M.Ö. 3. Binyilin ikinci yarisi, Yüksekligi 24 cm. Dövme ve dökme teknigiyle yapilmistir. Anadolu Medeniyetleri Müzesi Yapilan arastirma ve kazilar sonucunda Alacahöyük'ün Kalkolitik Çagdan günümüze kadar kesintisiz olarak iskâna sahne olan höyükte 4 kültür kati tespit edilmistir. Kalkolitik, Eski Tunç, Hitit ve Frig dönemlerini kapsayan bu katlar kendi aralarinda 15 ayri mimari tabakaya ayrilmaktadir. Buna göre; Kalkolitik Çag : M.Ö. 4000-3000 ana toprak üzerine 15-9 tabakada, Eski Tunç Çagi : M.Ö. 3000-2000 8-5 tabakada, Hitit Çagi : M.Ö. 1800-1200 4-2 tabakada, Frig Çagi : M.Ö. 750'den itibaren 1. tabakada yer almaktadir. Höyük'te Kalkolitik Dönemde gerçeklestirilen ilk iskân kuzey kisimlari tepeciklerle korunan ve su seviyesinden yüksek bir konumda güneye bakan bir alan seçilerek gerçeklestirilmis olup, bu yerlesme küçük bir köy durumundan ileriye gidememistir. Bu dönemde mimari, tas temel ve kerpicle örülen duvara dayaniyordu; çati saz ve kamisla örtülerek, üzeri düz dam toprakla sikistiriliyordu. Geyik Heykeli Tunç, Eski Tunç Çagi, M.Ö. 3. Binyilin ikinci yarisi, Yüksekligi 52.5 cm, Anadolu Medeniyetleri Müzesi Kalkolitik Dönemi takip eden ve 4 yapi kati ile temsil edilen Eski Tunç Çagi Alacahöyük'te 13 kral mezari ile önem kazanmistir. 5. ve 7. kata ait oldugu ileri sürülen mezarlar sehrin özel bir alaninda yer almaktadir. Bunlar biçimleri bakimindan Anadolu'nun ve hatta Önasya'nin essiz mezar örnekleri olarak nitelenebilir. Mezarlar yetiskin erkek ve kadinlara aittir. Bu mezarlara çocuk ve bebek gömülmemistir. Ayrica bu mezarlarda birden fazla gömüye de rastlanmamistir. Orta Anadolu'daki diger mezar tiplerinin aksine Alacahöyük'te hem mezarlarin hem de ölülerin istikametinde bir birlik vardir. Ölü hediyeleri Eski Tunç Çaginda Ege ve Önasya'da bilinenlerin en zengini ve çesitlisidir. Bunlarin arasinda bugüne kadar benzerlerine diger kültür bölgelerinde rastlanmayan günes kurslari, geyik ve boga heykelleri, süs esyalari, kama, kiliç, balta gibi savas aletleri ile pismis toprak, tas, altin, gümüs, tunç, bakir ve elektrondan yapilmis eserler de vardir. Eski Tunç Çaginda Alacahöyük'ün mimari sistemi, Anadolu'nun özgün yapi teknigine dayanmaktadir; bu teknige göre yapilan tas temelli, kerpic duvarli, düz tavanli, sivali taban ve toprak çatilidir. Alacahöyük'ün su an görülebilir kismini olusturan Hitit tabakalari üç yapi katindan olusmaktadir. Bu dönemde, 250 m. çapinda daireye yakin sekildeki höyügün kenarinda bir savunma sistemi olusturulmus olup, savunma sistemi üzerinde sehre girisi saglayan iki ana kapinin varligi tespit edilmistir. Bunlardan biri güneydogudaki sfenksli kapi, digeri höyügün batisindaki kapidir. Kadeh Altin, Eski Tunç Çagi, M.Ö. 3. Binyilin ikinci yarisi, Yüksekligi 13.9 cm, Anadolu Medeniyetleri Müzesi Höyük'te olasi sehrin dinsel kapisini olusturan güneydogudaki sfenksli kapida, iki sfenks yer almaktadir. Iki metreden yüksek olan ve monolit tas lentolari üzerine yontulmus olan sfenks protomlarinda baslar dikkati çekmektedir. Disari taskin siskin gövdeli sfenksler ayrik ve kisa bacaklar üzerinde durmaktadir. Dogu tarafindaki sfenksin iç yüzünde pençelerinde tavsan tasiyan çift basli kartal bulunmaktadir. Sfenksli kapinin dogu ve batisinda yer alan kulelerin altinda bulunan kabartmalar alçak kabartma teknigiyle islenmis, ayrintilar plastik olarak verilmistir. Bati kulesi orthostatlarinin hemen hemen hepsi tüm bir friz olarak izlenir. Bu kisimda altta kült-libasyon konularinin ve üst sirada ise av sahnelerinin betimlendigi görülmektedir. Firtina tanrisi onuruna kutlanan ve Hitit dini metinlerinden de bilinen bayram törenlerinde basrahip ve rahibesi olan kral ve kraliçe burada boga karsisinda dua pozisyonunda gösterilmis, bunu izleyen kabartmalarda ise törenin diger bölümleri betimlenmistir. Dogu kulesindeki kabartmalarda oturan tanriça önünde dua eden sahislar yer almaktadir; bunlar kült törenlerinin devam ettigini göstermektedirler. Gaga Agizli Kap Altin, Eski Tunç Çagi, M.Ö. 3. Binyilin ikinci yarisi, Yüksekligi 14.3 cm, Anadolu Medeniyetleri Müzesi Sfenksli kapidan içeri girip, giris kompleksini geçtikten sonra sag tarafta "Mabet-Saray" olarak adlandirilan büyük bir Hitit yapisinin temelleri görülmektedir. Bu yapi, çesitli depo odalari vve diger komplekslerden olusmaktadir. ALACAHÖYÜK Cumhuriyet döneminin ilk kazilarindandir. M.Ö. IV. bin ortasindan günümüze kadar sürekli iskan mevcuttur. Höyükte 4 kültür kati tespit edilmistir. Kalkolotik çaga ait olan iskanin üzerinden Tunçun yaygin olarak kullanilmasindan dolayi Anadolu'da Eski Tunç çagi olarak bilinen III. bin tabakalari gelir ve Alacahöyük bu buluntulari ile bu devrin önemli temsilcileridir. Altin, gümüs, elektron gibi kiymetli madenlerden yapilma esyalara sahip bu çaga ait 13 mezar ortaya çikartilmistir. Çok zengin buluntulardan dolayi kral veya prens mezari olarak adlandirilmaktadir. Bu mezarlarda ortak hediye "Günes Kurslari" olarak bilinen dini amblemlerdir. Hitit imparatorluk çagi yerlesimine ait sfenksli kapi sehrin güneyindedir Girisin iki tarafini süsleyen kabartmalar Hitit dini törenlerinden birini tasvir etmektedir. Höyük'ün kuzeybatisinda da potern yer almaktadir. Ören yeri içerisinde bir de müze mevcuttur. Ayrica; Alaca Ilçesinde Pazarli, Büyük Güllücek, Eskiyapar; Kalinkaya, Mahmudiye köylerinde basta Eski Tunç çagi olmak üzere Hitit, Firik çaglarina ait eserler mevcuttur </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/8/81/Alaca_H%C3%BCy%C3%BCk_2.jpg/398px-Alaca_H%C3%BCy%C3%BCk_2.jpg" alt="398px-Alaca_H%C3%BCy%C3%BCk_2.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.karadenizgezi.net/Hitit_image/alacahoyuk.jpg" alt="alacahoyuk.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.karadenizgezi.net/Hitit_image/alacafg10.jpg" alt="alacafg10.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.karadenizgezi.net/Hitit_image/alacafg2.jpg" alt="alacafg2.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.karadenizgezi.net/Hitit_image/alacafg6.jpg" alt="alacafg6.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">  </span></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">175623</guid><pubDate>Sat, 26 Sep 2009 08:23:47 +0000</pubDate></item><item><title>&#xC7;orum tarihi</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/175595-corum-tarihi/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:10px;"> Çorum İli, tarihin derinliklerinden günümüze dikkate değer izler taşıyan bir bölgedir. Her tarafında en eski tarihlerden bu güne kadar gelmiş değişik medeniyetlere ait katıntılara rastlanır. Hititler Anadolu egemenliğine bu bölgeden başlamışlardır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Bölgede bu uygarlık kalıntıları bitişik veya üst üste bulunmaktadır. Bir Hitit höyüğü yanında bir Frig, Roma, Bizans devri mezarı veya taban mozaikleri, diğer yanda Selçuklu Kervansarayına ait yıkınt yerleri ve onun yanında Osmanlı eserleri:ne rastlamak mümkündür.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Çok sayıda tarih öncesi devrin en belirgin özelliğini taşıyan tabii ve yapma mağaralar mevcuttur. Yazılı tarih öncesi ve sonrası uygarlıkların kalıntıları, yapılan kazılarla gün ışığına çıkmakta ve Çorum bölgesinin uygarlık tarihinde eski bir medeniyet merkezi olduğunu göstermektedir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İSLAM ÖNCESİ ÇORUM </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Çorum bölgesi, tarihi ve kültürel açıdan günümüzden 7000 bin yıl öncesine kadar uzanan bir geçmişe sahiptir. Bölgede sırasıyla Kalkolitik (</span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">Taş</span></abbr><span style="font-size:10px;">), Eski Tunç Çağı, Asur Ticaret kolonileri, Hitit, Frig, Helenistik, Galat, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait eserlere rastlanmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Paleolitik ( Yontma </span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">Taş</span></abbr><span style="font-size:10px;"> ) ve Neolitik ( Cilalı </span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">Taş</span></abbr><span style="font-size:10px;"> ) Devirler </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Dağınık bir şekilde ve az sayıda olan bazı </span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">taş</span></abbr><span style="font-size:10px;"> aletler, bu bölgede belki Yontma </span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">Taş</span></abbr><span style="font-size:10px;"> Çağı (Paleolitik) insanın da yaşamış olduğunu gösterir. Yine bu çevrede bulunan münferit buluntular, Çorum İli'nde Cilalı </span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">Taş</span></abbr><span style="font-size:10px;"> Devri'nde (Neolitik) de bir iskanın varlığını gösterir. Yeni yapılacak ve yapılmakta olan arkeolojik kazı ve araştırmalar, bu çağlara ait aydınlatıcı bilgi ve eserleri meydana çıkaracaktır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Kalkolitik Devir ( </span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">Taş</span></abbr><span style="font-size:10px;"> Çağı ) M.Ö. 5000-3000</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Bu bölgede şimdiye kadar rastlanan en eski yerleşme yerleri, Maden_Taş Çağı (Kalkolitik) diye bilinen zamana aittir. Bu devir eserlerine Alacahöyük, Büyük Güllücek, Kalınkaya, Pazarlı, Kuşsaray ve Boğazköy civarında rastlanmış; bina kalıntıları, seramik, </span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">taş</span></abbr><span style="font-size:10px;"> ve kemik aletler gibi pek çok eserler bulunmuştur. Bunlar Çorum, Alacahöyük, Boğazköy ve Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzelerinde teşhir edilmektedir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Eski Tunç Devri ( M.Ö. 3000-2000 )</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">M.Ö. 3. binde başlayan Eski Tunç Devri iskanlarının Çorum İli'nde yaygın bir şekilde olduğu görülür. Bu devirde çeşitli madenler bol miktarda kullanılmaya başlanmış, küçük şehir beylikleri kurulmuş ve bu şehirlerin etrafı surlarla çevrilmiştir. Alacahöyük bunların en önemlisidir. Alacahöyük'ün Eski Tunç Çağı'ndaki zenginliği, yalnızca hayvan yetiştirilmesi ve yüksek ziraatle izah olunamaz. Alaca, Karadeniz'i </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Akdeniz'e ve Ege havzasını Kuzey Doğu Anadolu ile İran yaylasına bağlayan yollar üzerindedir. Samsun'dan Çorum ve Sinop'tan iskilip hattı ile gelen yol Delice ve Kanak boylarını aştıktan sonra, Kayseri'ye ve ordanda Kilikya geçidini geçerek Mersin'e ulaşır. Ege'den Ankara'ya uğrayarak geln yol da Kalecik, Sungurlu ve Höyüğe uğradıktan sonra Boğazlıyan yolu ile, Kayseri'ye yahut Sivas - Kangal yolu ile Malatya'ya, Sivas - Erzincan - Erzurum yolu ile İran yaylasına ulaşır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Bu Çağda Alacahöyük'te, Çorum ve çevresinde yaşayan kavmin adı, daha sonraki çağın yazılı belgelerine göre, Hatti olarak bilinmektedir. İlimizde pek çok örneklerini bulduğumuz Eski Tunç Çağı İskanlarına Alacahöyük'ten başka, Boğazköy, Eskiyapar, Kalınkaya, Pazarlı, Kuşsaray, Güzelcedere, Elvançelebi vs. gibi merkezlerde de rastlanmıştır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Assur Ticaret Kolonileri Çağı ( M.Ö. 1950-1850 )</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">M.Ö. II. binin başlarında Mezopotamyalılar, Assur Devleti'nin öncülüğünde zengin Anadolu ile büyük ticari ilişkilere giriştiler. Bu ilişki; Anadolu'nun tarih çağına girmesine, yazının tanınmasına ve kullanılmasına yol açtı. Assurlu tüccarlar Anadolu'da Karum denilen ticaret merkezleri kurdular. Karum'ların çorum ili'nki en büyük temsilcisi Boğazköy'dür. Yazılı belgelerden öğrendiğimize göre, M:Ö: 19 ve özellikle 18. yüzyılda Hitit öncesi yani Hatti halkının yanı sıra burada Assurlu tüccarların konakladığı ve şehrin adının Hattuş olduğu anlaşılmaktadır. Bu çağda sanatın yerli gelenek ve görenekleri yaşamakta ise de, yerli yani Hatti sanatı Mezopotamya'dan gelen etkilerle gelişmiş, aşılanmış ve bundan arkeolojide Hitit sanatı denilen büyük ve yeni sanatın temelleri atılmıştır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Hitit Çağı ( M.Ö. 1650-1200)</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Assurlu tüccarlar M.Ö. 1850'lerde Anadolu'dan çıkmak zorunda kaldıktan sonra, Hititler politik egemenliği ellerine almış ve şehir devletlerini birleştirerek veya oratadan kaldırarak merkezi bir devlet kurmuşlardır. Koloni çağını takiben bu ilk devreye, Eski Hitit devleti zamanı denilir. Devletin kurucusu Labarna'dır ( takrien M.Ö. 1700 ). İlk Hitit kralları olan Pithana ve Anitta Assur ticaret kolonileri çağının geç safhasında yaşamışlardır. Labarna'dan sonra I. Hattuşili ve I. Murşili </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">devletin sınırlarını çok genişletmişler ve hatta Murşil'i Babil'i zaptederek kudretli eski Babil Devletini yıkmıştır. ( M.Ö. 1550 ). I. Murşili'den Telipinu zamanına kadar aşağı yukarı yüzyıl süren kısmen karanlık bir devre görülür. Bu devirden sonra iktidara geçen krallardan I. Suppiluliuma ( takriben M.Ö. 1371 - 1335 ), Anadolu ve Suriye'de bir çok seferler yaparak devletin sınırlarını genişletmiştir. Muvatalli (takriben M.Ö. 1305 - 1282), Mısırlılarla Kadeş savaşı'nı yapmış, kendisinden sonra tahta geçen III. Hattuşili </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">( takriben M.Ö. 1275 - 1250 ) zamanında, Mısır'la eşit şartlarla Kadeş Antlaşması yapılmıştır. ( M.Ö. 1220 ) daha çok kültür faaliyetlerine önem vermiş, Boğazköy'ün 2 km. kuzeydoğusundaki Yazılıkaya açık hava tapınağına son şeklini vermiştir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Bu çağın en önemli şehri Çorum sınırları içindeki Hitit devleti'nin başkenti olan Boğazköy (Hatuşa) ve yakınındaki Alacahöyük'tür. Bunların yanında </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Eskiyapar, Pazarlı, Kuşsaray 'da Hitit yerleşmeleri mevcuttur.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Frig Çağı</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">M.Ö. 1200 Yıllarında Ege göçleri ile Anadolu'ya gelen kavimler, zaten zayıflamış olan Hitit Devleti'nin yıkılmasına sebep oldular. Bu tarihten itibaren Anadolu'da karanlık bir devrin başladığı görülür. M.Ö. 8. yüzyılda bu göçlerle geldikleri sanılan Frigler, Yıkılan Hitit şehirleri üzerinde yeni bir devlet kurmuşlardır. Çorum havalisinde Boğazköy, Alacahöyük, Pazarlı ve Eskiyapar Frigler'in de önemli </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">şehirleri olmuşlardır. Frig Devleti M.Ö. 6. yüzyılın ilik yarısında Kimmerler tarafından yıkılmış, fakat kültürleri daha bir süre devam etmiştir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Frig Sonrası</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Kimmer istilasından sonra Çorum ve havalisi İran'da bir devlet kuran Medler'in, daha sonra da M.Ö. 333 de Anadolu'yu istilasına kadar Persler'in hakimiyetinde kalmıştır. M.Ö. 276 da, Trakya üzerinden geldikleri sanılan Galatlar, Anadolu içlerine kadar yayılarak, bu bölgeyi de idareleri altına almışlardır. Çorum ve çevresinde Hitit ve Frigler'den sonra en çok iz bırakan Galatlardır. Konfederasyonla yönetilen Galatların Çorum İli dahilindeki merkezleri Tavium, İskilip, Avkat ve Nefesköy'dür.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İmparator Julius Cesar zamanında, bu havali Romalıların eline geçmiş, M.S. 395 te Roma İmparatorluğu'nun ikiye ayrılmasını müteakip, Çorum ve civarı Doğu Roma ( Bizans ) İmparatorluğu'nun hissesine düşmüştür. Bu devirde Çorum'un adını, Yankoniya veya Nikonya olarak görmekteyiz.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">ÇORUM'UN TÜRK YÖNETİMİNE GEÇİŞİ </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İslamlığın yayılışı sırasında, Emeviler zamanında Arap orduları, bir çok kez Bizanslılarla savaşlar yapmışlardır, hatta İstanbul'u bile kuşatmışlardı. Emevi hükümdarı I. Muaviye zamanında, İstanbul'u fethetmek için gönderilen orduda pek çok İslam büyükleri ve Peygamberimizin yakınları vardı. Bunlardan Kereb-i Gazi, Süheyb-i Rumi, Ubeyd-i Gazi, kuşatma dönüşü Çorum'da şehit olmuşlardır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">( Hicri 92 ), Çorum'un Hıdırlık mevkiinde yatan bu İslam büyükleri halkımızdan büyük sevgi ve saygı görmektedir. Yine aynı şekilde Emir Müslim ve Seyyid Battal komutasındaki ordular; Amasya, Çorum ve havalisini ilik defa Bizanslıların elinden almışlarsa da, Emevi Devleti'nin zayıf düşmesi sonucu buralar kısa bir süre sonra tekrar Bizanslıların eline geçmiştir. Abbasiler zamanında da Çorum, bir sonuç elde edememiş olmakla beraber İslam akıncılarının Ankara'ya kadar uzanan akınlarına sahne olmuştur.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1071 Malazgirt meydan savaşı ile, Anadolu kapılarını ebediyen Türklere açan Büyüklü Selçuklu Sultanı Alparslan'dan sonra, Türk beyleri, bir çok koldan Anadolu kalelerini, her biri bir destan olan nice kahramanlıklar yaratarak Bizanslılardan almayı başardıalr. Çorum, Amasya, Tokat yöresinin fethine memur edilen Danişmend Ahmet Gazi, Amasya'yı aldıktan sonra, o zamanki adıyla Nikonya olan Çorum'u almak üzere amcası oğlu Çavlı Beyi gönderir. O da yanına, Karatekin ve Serkes Ahmet Gazi'yi alarak Çorum'a yürür. Zaten Küçük bir kuvvettle gelen Çavlı bey ve arkadaşları, istenilen sonucu alamaz. Bunun üzerine, Danişmend Ahmet Gazi 30 bin kişilik askeri ile Çorum'a gelir. Beraberinde ünlü türk komutanlarından İltekin Gazi de vardır. Kaleyi kuşatır ve dışarısı ile ilgisini keser. Türk töresine uyarak kaledeki Nastura teslim olmasını ve bu sayede bağışlanacağını bildirmek üzere, bir elçi gönderir. Nastur gelen elçinin getirdiği mektup'daki teslim olma çağrısını reddeder. Kuşatma bir hafta sürer, çetin savaşalar olur. Nikonya sonunda 1075 te Türklerin eline heçer.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Nikonya'nın alınmasından sonra Melik Ahmet Gazi, Alayuntlu boyundan Çorumlu Oymağı başı İlyas Bey'i vali olarak bırakır ve kendisi İltekin Gazi ile Osmancık'ın fethine gider. Çorum adı da, işte bu zamandan ve bu oymağın adından ötürüdür.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">SELÇUKLULAR ZAMAMNINDA ÇORUM </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Çorum'un Anadolu Selçuklu yönetimine geçişi, Haçlı savaşları sırasında Çorum Valisi Obruna'nın I. Kılıçarslan'a sığınmasıyla olmuştur. Çorum'da I. Kılıçarslan zamanında bir çok yapım çalışmaları olmuş,</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Çorum Kalesine son şekli verilmiş, medreseler açılmıştır. 1200 yılına ait bir tutanakta ; Ulucami, Pazar Camii, Abdibey Camii, Defterdar Camii, Burhanket-Hüda Camii, Nurullah Camii gibi camilerle Süleyman Ağa Kütüphanesi kayıtlı bulunmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İçteki karışıklıktan zayıf düşen Selçuklu Devleti, Moğol saldırısında pek bir varlık gösteremedi. II. Gıyasettin ile Moğol Komutanı Baycu Noyan arasındaki Kösedağ savaşında (1234) Selçuklular yenildi. II. Gıyaseddin boğduruldu ve böylece Anadolu'da tekrar karışıklık devri başladı. Sivas ve Amasya'nın emirsiz kalması sonucu karışıklıkdan, Karahisar Temürlüye sahip olan Hüsameddin faydalanmış, Çorum ve Osmancık'a da hakim olmuştur. 1276 da Kunduz Beyin oğlu Emir Celaleddin, Çorum'daki Moğalları yenerek Çorum ve Amasya'yı kurtarmış İlimizdeki Kunduzhan mahallesinin adı da bu beye izafeten verilmiştir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">OSMANLILAR ZAMAMNINDA ÇORUM </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1402 yılında, Ankara savaşında Yıldırım'ın Timur'a yenilişi ile kurulan birlik bozulmuş ve Anadolu Beylikleri yeniden ortaya çıkmıştır. Kısmende olsa, Timur'un himayesinde Amasya'da egemenliğini yürüten Çelebi Sultan Mehmet zamanında Osmanlı idaresinde kalışı nedeniyle Çorum, Yıldırım Beyazıd tarafından alındıktan sonra Cumhuriyete kadar hep Osmanlı idaresinde bulunmuşur. Çelebi Mehmet Çorum'da Subaşılık kurduğu gibi, sık sık Çorum'u rahatsız eden Köpek oğlu Sülü ve kardeşi Hüseyin'i öldürterek Çorum'a faydalı olmuştur. Osmanlı birliğini sağlayan Çelebi Mehmet (1413) oğlu II.Murad'ı Amasya'ya vali yapmıştır. Bu zamanda Amasya'ya Tokat, Sivas, Doğukarahisar, Canik (Samsun) ve Çorum sancakları bağlı idi. II.Murad'ın Lalası Biçer oğlu Hamza Bey'in Çorum'a çok faydaları olmuş ve şehrin güzelleşmesine yardım etmiştir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">MİLLİ KURTULUŞ SAVAŞI'NDA ÇORUM </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Milli kurtuluşumuz için, Büyük Atatürk'ün Samsuna çıkışından Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna kadar, Çorum halkı her türlü maddi ve manevi yardımı yapmış, kendi payına düşen görevleri yerine getirmiştir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Çorum, Milli Hükümetin kurulduğu ilk zamanlarda, Yozgat taraflarında oluşan ve genişleyen Çapoanoğulları İsyanı karşısında gösterdiği cesaret , azim ve direnmesiyle, yeni kuruluş halinde bulunanve Milli Kurtuluş hareketine karşı olan ve sonuçları bakımından çok büyük tehlike arzeden bu isyanın önlenmesinde, hemen hemen en etkin rolü oynamıştır diyebiliriz. Kendilerine Halife Orduları Kumandanı süsü vererek isyan eden Çapanoğularıından Celal Edip, Salih ve Halit gibi asiler Kendilerine Halife Orduları Kumandanı süsü vererek isyan eden Çapanoğularıından Celal Edip, Salih ve Halit gibi asiler Yozgat, Çorum ve Kırşehir'i alarak Ankara'ya yürüyecekler, Milli Hükümeti dağıtacaklar ve suretle Saltanata bağlılıklarını ispat etmiş olacaklardı. Milli Kurtuluş Hareketinin başlangıcı ve en müşkil zamanında Çorum, bir taraftan Çapanoğullarının, öte yandan Pontuscuların tehdidi altında bulunuyordu. Eğer Çorum ortadan kalkarsa, bu iki zararlı kuvvet birbirleriyle bağlantı kuracak ve Ankara yolu açılmış olacaktı. Çorum milli bütünlüğümüzün bu en sıkıntılı geçen günlerinde, o zamanki yöneticisi, imanlı genci, halkı, çoluğu çocuğuyla topyekün tedbirler almış, teşkil ettiği milis kuvvetleri, şehrin etrafında aldığı savaş tedbirleri, inanç ve azimleriyle asillerin Çorum'a saldırmasını önlemişlerdir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İstiklal savaşı bitimine kadar milleti için hiç bir maddi ve manevi fedakarlıktan kaçınmayan Çorum'un, milli mücadele günlerinden ancak bir kaç cümle ile söz edebildik. Bu uğurda emeği geçen kahramanlarımızın şehit olanlarını rahmetle, gazilerini minnetle anarız.      </span></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">175595</guid><pubDate>Sat, 26 Sep 2009 05:44:49 +0000</pubDate></item><item><title>&#xC7;orum resimleri</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/175634-corum-resimleri/</link><description><![CDATA[
<p><img src="http://www.corumili.com/corumresimleri/corumgenel/corum_belediye_binasi.jpg" alt="corum_belediye_binasi.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.corumili.com/corumresimleri/corumgenel/hurriyet.jpg" alt="hurriyet.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.corumili.com/corumresimleri/corumgenel/buhara.jpg" alt="buhara.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.corumili.com/corumresimleri/corumgenel/ulucami.jpg" alt="ulucami.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.corumili.com/corumresimleri/saatkulesi/06.jpg" alt="06.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.corumili.com/corumresimleri/tabiat/comarbar_baraji.jpg" alt="comarbar_baraji.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.corumili.com/corumresimleri/tabiat/golunyazi.jpg" alt="golunyazi.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.corumili.com/corumresimleri/tabiat/kapali_kaya.jpg" alt="kapali_kaya.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.corumili.com/corumresimleri/tabiat/incesu_kanyonu_2.jpg" alt="incesu_kanyonu_2.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.corumili.com/corumresimleri/tabiat/kargi_yaylasi_aksugoleti.jpg" alt="kargi_yaylasi_aksugoleti.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.corumili.com/corumresimleri/tabiat/kargi_yaylasi.jpg" alt="kargi_yaylasi.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.corumili.com/corumresimleri/tabiat/kargi_ormanlari.jpg" alt="kargi_ormanlari.jpg" loading="lazy"></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">175634</guid><pubDate>Sat, 26 Sep 2009 11:18:14 +0000</pubDate></item><item><title>Ortak&#xF6;y &#x2013; &#x15E;apinuva  resimleri</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/175632-ortakoy-sapinuva-resimleri/</link><description><![CDATA[
<p><img src="http://www.gezginturk.net/img2/ortakoy_sapinuvajpg-tdif7GTCfC.jpg" alt="ortakoy_sapinuvajpg-tdif7GTCfC.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>KAZILARDA ÇIKAN ESERLER</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.sapinuva.info/sapibuy1/thumbnails/0000001.jpg" alt="0000001.jpg" loading="lazy"><img src="http://www.sapinuva.info/sapibuy1/thumbnails/000001.jpg" alt="000001.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.sapinuva.info/sapibuy1/thumbnails/00001.jpg" alt="00001.jpg" loading="lazy"><img src="http://www.sapinuva.info/sapibuy1/thumbnails/0001.jpg" alt="0001.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.sapinuva.info/sapibuy1/thumbnails/001.jpg" alt="001.jpg" loading="lazy"><img src="http://www.sapinuva.info/sapibuy1/thumbnails/01.jpg" alt="01.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.sapinuva.info/sapibuy1/thumbnails/1.jpg" alt="1.jpg" loading="lazy"><img src="http://www.sapinuva.info/sapibuy1/thumbnails/10.jpg" alt="10.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.sapinuva.info/sapibuy1/thumbnails/12.jpg" alt="12.jpg" loading="lazy"><img src="http://www.sapinuva.info/sapibuy1/thumbnails/13.jpg" alt="13.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.sapinuva.info/sapibuy1/thumbnails/14.jpg" alt="14.jpg" loading="lazy"><img src="http://www.sapinuva.info/sapibuy1/thumbnails/15.jpg" alt="15.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.sapinuva.info/sapibuy1/thumbnails/16.jpg" alt="16.jpg" loading="lazy"><img src="http://www.sapinuva.info/sapibuy1/thumbnails/17.jpg" alt="17.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.sapinuva.info/sapibuy1/thumbnails/18.jpg" alt="18.jpg" loading="lazy"><img src="http://www.sapinuva.info/sapibuy1/thumbnails/19.jpg" alt="19.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.sapinuva.info/sapibuy1/thumbnails/2.jpg" alt="2.jpg" loading="lazy"><img src="http://www.sapinuva.info/sapibuy1/thumbnails/20.jpg" alt="20.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.sapinuva.info/sapibuy1/thumbnails/22.jpg" alt="22.jpg" loading="lazy"><img src="http://www.sapinuva.info/sapibuy1/thumbnails/3.jpg" alt="3.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.sapinuva.info/sapibuy1/thumbnails/4.jpg" alt="4.jpg" loading="lazy"><img src="http://www.sapinuva.info/sapibuy1/thumbnails/5.jpg" alt="5.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.sapinuva.info/sapibuy1/thumbnails/6.jpg" alt="6.jpg" loading="lazy"><img src="http://www.sapinuva.info/sapibuy1/thumbnails/7.jpg" alt="7.jpg" loading="lazy"></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.sapinuva.info/sapibuy1/thumbnails/8.jpg" alt="8.jpg" loading="lazy"><img src="http://www.sapinuva.info/sapibuy1/thumbnails/9.jpg" alt="9.jpg" loading="lazy"></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">175632</guid><pubDate>Sat, 26 Sep 2009 09:57:16 +0000</pubDate></item><item><title>&#xC7;orum  Ortak&#xF6;y &#x2013; &#x15E;apinuva</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/175626-corum-ortakoy-sapinuva/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:10px;">Ortaköy – Şapinuva </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Hitit Devletinin önemli kentlerinden biri olan Şapinuva, (Ortaköy), Çorum’ un 53 km. güneydoğusundadır. Çekerek nehri etrafında yer alan Göynücek Ovası ile Alaca Ovası arasındaki geçit üzerindedir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Hitit Çağında, hem siyasi hem de coğrafi konumu nedeniyle stratejik bir noktada yer alan şehir, önemli bir askeri ve dini merkezdir. Ortaköy kazılarında açığa çıkan ve sayıları 4.000’e ulaşan çivi yazılı tablet ve fragmanların (parça) oluşturduğu arşivde, Hititçe yazılmış olanların yanısıra Hattice, Hurrice ve Akadca yazılmış idari, askeri, dini ve fal metinleri bulunmakta olup, bunların büyük bir kısmı Orta Hitit dönemine (M.Ö. 14. yy) aittir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> Buradaki yazışmalardan Taşmişarri (III. Tuthaliya) – Taduhepa kraliyet ailesinin bu şehirde hüküm sürdüğü anlaşılmaktadır. Devam eden kazı çalışmalarında bugüne kadar A binası ismi verilen anıtsal idari yapı ve B Binası olarak adlandırılan ticari yapı açığa çıkartılmıştır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.corum.gov.tr/corumweb/resim_galeri/27.jpg" alt="27.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">  Ortaköy antik şehri: ya da Hitit çağındaki adı ile"Şapinuva". Ortaköy Hitit şehri, oldukça büyük bir şehirdir</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> Üzerinde bulunduğu platonun her yerini kapla- dığı gibi platoyu çevreleyen tepeler üzerine de yayılmış tır. Hititler bu bölgeye geldiklerinde  mevcut köylere yerleşmemişler, platonun üzerindeki araziyi teraslayıp düzelterek bu büyük şehri kurmuşlardır. Şehir, boyutlarıyla çağının en geniş ölçekli şehirlerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.Etrafı yüksek tepelerle çevrili bir çöküntü vadisindeki teraslar üzerinde kurulmuş bu çok büyük şehrin kıt su imkanla- rına ve bu ölçekteki bir şehri besleyecek tarım topraklarının azlığına rağmen - çağının bir metropolü olarak karşımıza çıkması nasıl olmuştur.   </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">  Yirminci yüzyılın  başlarında başlayan Hitit araştırmalarında bize çok önemli bilgiler sağlayan Boğazköy'den elde edilen arşivler, Şapinuva hakkında genel bilgiler dışında, çok geniş bilgiler vermemektedir. Bu yüzden de, Hurri kültüne yakm Hurri dinsel imajlarına sahip bu şehir Boğazköy-Hattuşa'nm uzak güneydoğusuna yerleştirilmeye çalışılmıştır. Ortaköy-Şapinuva'nın </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">tarafımızdan yapılan identifikasyonu ise Anadolu'nun tarihi coğrafyasına yeni boyutlar getirmiştir. Bu bakımdan, yazılı belgelerde Şapinuva ile aynı coğrafi konumda bulunan birçok isim (Hanziva, Şahumişa, Dahaş-da, Kammama, Hutpa, Tata, Şapantalliya, Malazziya, Şup-piluliya, Şulupaşşi vb. gibi şehirler) de, bundan sonra Anadolu'nun kuzeydoğusunda aranacaktır.Kabul etmek gerekir ki Hitit dünyasındak en önemli sosyal olgu dindir. Devlet teokratik bir yapıya sahiptir. Dolayısıyla dini öneme sahip şehirler her zaman en Önemli olmuşlardır.Ortaköy belgelerinde, dini bir metin fragma-nmdaki İfadeden Şapinuva'mn iki fırtına tanrısı olduğunu öğreniyoruz. Neden Şapinuva'mn iki fırtına tanrısı vardır? İki fırtına tanrısının varlığı Huni/Hitit dünyasının bu şehirde beraberliği olabilir mi? Buna benzer bütün</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">soruların cevaplarının zaman içinde kazılardan elde edilecek sonuçlar ile çözüleceği açıktır.Ancak açık olan bir diğer bir gerçek, bu iki fırtına tanrısı dışında, Şapinuva'mn dinsel öneminin her yönüyle öne çıkmasıdır. Hazalmuna, Lapaşunuva, Marşıma, Şarva, Tahanzi gibi tanrısal dağlar Şapınuva'ya aittir ve ülkenin her yanında bu kutsal dağlar için kurbanlar sunulmaktadır.Bilindiği gibi, antlaşmalar, akitler gibi karşılıklı taahhüt içeren işler, yemin tanrılarının şahitliğinde yapılmaktadır.Taraflardan birisi eğer sözünü yerine getirmez ise, yemin tanrıları onu yok edeceklerdir. Boğazköy belgelerinde Şapinuva şehrinin</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">fırtına tanrısı, yemin tanrıları listelerinde Önemli bir yere sahiptir. Şapinuva'nm dinsel önemini daha bir çok örnekle pekiştirmek mümkündür.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Şapinuva tanrıları yanında daha bir çok şehrin tanrısına burada kurban töreni yapılmaktadır ve bu da bize Şapinuva'nın kutsallığının boyutlarım vermektedir. Hitit dini törenlerinin en önemlilerinden biri armma ile ilgili olanlardır. Bunlar Hurri kökenli olup İtkalzi veîtgahi ritüelleri adı ile anılırlar. Temizlenmek, arınmak için yapılan törenler olup, Hitit metinleri külliyatı  içerisinde çok eski bir geleneği temsil ederler. Bu arınma tabletleri çeşitli kopyalarla günümüze kadar gelmişlerdir. Bu tabletlerde belirtilen ritüeller din adamları denetiminde yapılıyor ve böylece arınılıyordu. Burada bizi esas ilgilendiren husus, itkalzi ritüel tabletlerindeki ifadedir. Bu ritüeller sırasında kullanılacak ve temizlemeyi sağlayacak malzeme sayıldıktan sonra ritüel töreninin Zithara şehrinde yerine getirildiği ve tabletlerin asıllarının Şapinuva'dan getirildiği belirtilmektedir. Buradan da anlaşılacağı gibi, bu çok önemli olan rimellerin Şapi-nuva kökenli olduğu gerçeğidir. Yukarıda kısaca belirttiğimiz örneklerden bu şehrin Hitit dini dünyasında ne derece önemli b ir yere sahip olduğu açıktır ve bu Şapinuva'yı böyle büyük bir kent yapan nedenlerin birincisidir. Şapinuva şehrinin dinsel anlamdaki önemi imparatorluğun sonuna kadar devam edecektir. IV. Tuthaliya döneminde, gerek Şapinuva tanrılarının yemin tanrıları olarak yaşatılması gerekse ritüel törenlerde kurban sunulmasına devam edilmesi bunu ispatlamakta- dır.Bu şehrin diğer bir özelliği tahkimli bir şehir oluşudur. Bu özellikte olan şehirler yalnızca sur duvarları ile değil, uygun coğrafi imkanları ve bu imkanları iyi kullanmaları ile bir askeri güç merkezi oluşlarıyla bu sınıfa girebilirler. Boğazköy metinlerinden de Şapinuva'nm tahkimati</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">bir şehir olduğunu anlamaktayız.II. Murşili'ye ait bir metinde (M.Ö.13.y.y.) Kral: "İlkbahar olduğunda Hattuşa'dan dışarı gittim ve AN.TAH.ŞUMSAR bitkisini tanrıların huzuruna koydum. Şapinuva'dakİ birlikleri teftiş ettim ve orduma öncülük ettim" demektedir</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Bu anlatım bize bu şehrin düzenli askeri  birliklerin konakladığı askeri bir üs olduğu fikrini vermektedir.Arkeolojik verilerin ışığında Şapinuva'yı ve yakın çevresini ele aldığımızda burada askeri düzenlemelerin çağının çok ötesinde olduğunu görmekteyiz. Öncelikle şunu belirtmek gerekir; Şapinuva jeopolitik konumu ve uygun iklimi ile çok avantajlıdır. Kuzeyinde boydan boya uzanan Karadağ silsilesi, yüzeyi sık ormanlarla kaplı dik bir duvar gibi uzanmaktadır. Güneyinde ise Alan dağları, yüksek, dik bir diğer dağ silsilesidir. Dolayısıyla, Şapinuva bu iki dağ sırasının arasında, Çekerek nehrine hafif meyille inen bir plato üzerindedir. Şehir, yüksek dağların arasında, doğu yönü içinde çekerek nehrinin aktığı dar bir koridor halinde Yeşilırmak/Kelkit vadisine doğru uzanmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">  Batı yönü ise, 5-10 km.lik bir boğaz olarak uzanıp, Alaca ovasına açılmaktadır.Görüldüğü gibi, doğu koridoru emniyete alınabilirse bu şehir tam tarifine uygun tahkimli bir şehir, hatta bir tahkimli bölge olarak karşımıza çıkmaktadır. Şehir çok korunaklı bir yere kurulmuştur. Şehrin yaygınlığına bakarak kalabalık bir nüfusa sahip olduğunu düşünmemiz gerekir. Doğuya doğru uzanan koridor üzerinde bir çok müstahkem mevkii ve ileri karakollar bulunmaktadır. Böylece 15-20 km ileriye uzanan bir emniyet şeridi oluşturulmuştur. Geride şehrin bulunduğu plato ve sırtını dayadığı tepeler üzerinde ise güçlü bir askeri varlık gözlenmektedir.Ayrıca, Orta Anadolu'nun sert iklim koşulları yanında burada mikro klima özellik gösteren bir iklim mevcuttur. Dolayısıyla şehrin doğuya doğru önünden uzanan bölge yumuşak kış şartlan ile iyi bir kışlaktır. II. Murşili devrine ait bir metindeki fal sorusunda;"Majesteleri  Şapinuva'da geceliyecektîr. Ordu ise Hanziva'da" denilmektedir. Ordu için su, yatacak ve yiyecek imkanları olan bu yer, herhalde Şapinuva'dan çok uzak bir yer olmamalıdır.Şapinuva'dan doğuya doğru uzanan, içinde Türkiye'nin en verimli iki üç ovasının da yer aldığı koridor görünüşündeki topraklar Yeşilırmak/Kelkit vadisidir. Bu vadi, Karadeniz dağlarının güneyinde ve bu dağlara paralel bir doğu-batı koridorunun oluşumuna imkan tanımaktadır. Kabul</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">etmek gerekir ki, burası Anadolu'nun en rahat ticaret yollarından biridir ve günümüzde de kullanılmaktadır. 93 harbi diye anılan 1878 Osmanlı-Rus Savaşından kaçan Kafkas-Erzurum-Kars muhacirlerinin de Anadolu içlerine sığınırken kullandıkları bu yol Şapinuva önünden geçmekte, Orta Anadolu'ya uzanmaktadır. Yüz yıllarca bu ticaret yolunun sağladığı imkanlarla nemalanan Şapinuva kenti büyümüş ve zenginleşmiş ve ayrıca doğudan Hurri bölgesiyle de yakın ilişki kurma kolaylığını kazanmış olmalıdır.Hititler kaderlerini tanrıların yönettiğini ve yaşamları süresince başlarına gelen tüm İyi ve körü olayların, hastalığın, yenilginin onlar tarafından verildiğini düşündüklerinden, onları hoşnut etmek bu maksatla çeşitli kurban sunmaya, onları bayram törenleriyle, dualarla anmaya gayret ederken, çeşitli fallarla da olaylar karşısında tanrıların isteklerini, kızgınlıklarını, yol göstericilikleri öğrenmeye çalışmışlardır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Hastalıkların öğrenilmesi ve iyileşmenin sağlanması hep dinsel yol kullanılarak olmuştur. Fal çeşitlerinden birine başvurmak sonucunda kralın ya da kraliyet çiftinin siyasi, idari ve askeri</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">konularda yapacaklarını öğrenmek için fala başvurdukları görülmektedir.  Şagai (belirti/işaret) nin tespiti yoluyla olaylar sorgulanmaya çalışılmakta saray içi ve aile içi konular dahî bu yolla çözülmeye çalışılmaktadır. Çözüm yine dini olacaktır. Büyüler bozulacak, temizlenme törenleri yapılarak verilen sunularla hoşnutluk elde edilecektir. Hurrİce-Hititçe bir Boğazköy ritüe-linde sunuda kullanılacak temiz su için Şapinuva' daki kaynaklar işaret edilmektedir. Şapinuva'dan temin edilecek 7 kap suyun 3 tanesi Şapinuva şehri ana kaynağından, 1 tanesi Şulupaşşi şehri ana kaynağından, 1 tanesi Şapinuva şehri, bağdaki kaynaktan, 1 tanesi X nehrinden ve 1 tanesi de Şapantalliya şehri nehrinden getirilmektedir. Boğazköy arşivindeki en önemli metinlerden biri olan Halpa kökenli Teşup ve Hepat kültünün yeniden düzenlenmesi ile ilgili belgede kültle ilgili malzemeleri teslim edecek şehirler belirtilmekte ve bu teslimlerden </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">sorumlu ilgili kentler sayılmakta ve Şapinuva saray görevlilerine bir kentin sorumluluğu verilmektedir. Bu metinde Şapinuva şehrindeki sarayın insanlarından bahsedilmektedir. Ayrıca başka bir metinde yer alan bir yönetim belgesinde ki kadınlar listesinde de Şapinuva </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">sarayının önemi belirtilmektedir.Şapinuva şehrinde bugüne kadar bulunan arşiv belgelerinde fal metinlerinin çok sayıda olması burada büyük kralın oturması sonucudur. Kraliyet yapacağı işler, alacağı kararlar için sık sık fala başvurmakta ve fal sonucu dikkate alınarak arınma/temizlenme, kurban sunma gibi eylemlere geçilmektedirler.Mevcut Şapinuva arşivlerinde Taduhepa-Taşmişarri kraliyet çifti bu törenlerin odak noktasını oluşturmaktadır. Taşmişarri, III. Tuthaliya adıyla tahta çıkmıştır (M.Ö.H.y.y). Taduhepa, daha sonra oğlu  I. Şuppİluliuma döneminde de Tavananna yani egemen kraliçe olarak devlet yönetimine katılacaktır. Taşmİşarri/Ta-duhepa çifti temizlik rimellerini Şapinuva'da gerçekleştirmekte olmaları çift'in burada oturmaları ile ilgili çok önemli bir husustur.Şapinuva arşivinde ele geçen mektuplardan pek çoğunun çeşitli şehirlerden kraliyet çiftine hitaben yazılmış olduklarım görmekteyiz. Ortaköy mektuplarında içinde ayrıca yalnızca büyük krala hitaben yazılan çok sayıda görevli mektubu bulunmaktadır. Büyük Kral tarafından Şapinuva'dan yazıldığı anlaşılan bir Masat mektubunda şöyle denilmektedir: "Bu tablet size ulaşınca, askerleri İşhupitta'dan acele sevk ediniz ve onlan iki gün içerisinde acele olarak</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Şapinuva 'ya majestemin huzuruna getiriniz".Şapinuva ile ilgili belki de en ilginç belge Boğazköy'de ele geçen tarihi bir belgedir. Bu metinde, Şapinuva şehrî ve ülkesi merkezi bir anlam taşımaktadır. Burada Şapinuva Ülkesi'ne ve Hatti Ülkesi'ne ait olan ordular söz konusudur. Oysa metnin kopyasında sadece Şapinuva'dan söz edilmektedir. Bu hususu</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Şapinuva'nm başkentlik yapması ile açıklayabiliriz.Başkent sözcüğü  ancak modem çağda bildiğimiz, günlük hayatta kullandığımız, standart anlamına kavuşmuştur. Tarih içinde ise başkent; kralın ikamet ettiği hem dini hem siyasi hem idari hem de askeri olarak iradesini kullandığı, devleti sevk ve idare ettiği şehirdir. Hitit tarihi gibi uzun bir süreçte  başkentlik görevi bir çok kere yer değiştirmiştir. Kuşşara, Neşa, Hattuşa, Tarhuntaşşa şehirleri gibi Şapinuva'da kralın ikameti görevini üstlenmiş bir şehirdir. Bu yer değiştirmeler çeşitli nedenlerle olmaktadır. Hitit tarihini incelediğimiz zaman, Gaşka baskıları, iç karışıklıklar, salgın</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">hastalıklar, taht kavgaları gibi bir kısım sebepler ile bu yer  değiştirmelerin izahı mümkün olabilmektedir.Arkeolojik verilere baktığımız zaman Şapinuva'nm başkent olarak göreve başlaması ve bunun hazırlıkları ile birlikte önemli imar faaliyetlerine başlandığı görülmektedir. Ortaköy belgelerinde yapılacak inşaatlar için çevre kentlerden askerler istendiğini okumaktayız. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Örneğin: "Apalla bir marangoz gönderdi. İşte bak! 370 askeri Zallara'dan getirdi ve onları mabetlere yerleştirdik"; aynı şekilde Hanhana'dan 600, Zithara'dan 400 askerin gönderildiğini de bu tabletlerden ögrenmekte-yiz.Şapinuva'daki arkeolojik kazı çalışmaları bu imar faaliyetlerini onaylar  neticeler vermektedir. Örneğin: 'A' binasının inşaatına karar verilince buradaki mütevazı Hitit Çağı yapıları yıkılmış ve bu alanın düzenlenmesinden</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">sonra ana kütlesi 2500 m2 ye oturan yapının inşaatına başlanılmıştır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">  Bu yapının 2 m. kalınlığındaki kiklopiyen temel duvarları bugün ayaktadır. Yapıdaki mühendislik hesaplamalarında monumental yapılarda binanın esnemesi için en fazla 25 m. de görülmesi gereken dilitasyon dahi bulunmaktadır. 25 m. eninde ve doğu- batı yönünde 100 m. uzunluktaki yapının temelleri hiç bozulmadan ve dağılmadan günümüze gelebilmiştir. Üstelik bu yapının doğu kanadının tamamı 5 m. yüksekliğinde bir dolgunun üzerine oturmuştur. İnşaat mühendisliğinde tam bir reform olan ve bugün kullanılan metotlara benzeyen, bina ağırlığının sağlam zemine aktarılmasını esas alan bu çalışmalar Hitİtli ustaların bilgi ve becerilerine bir örnek olarak karşımıza çıkmaktadır. Şapinuva yapılarının inşaatında dolgu çokça kullanılmıştır. Monumental binaları teraziye almak, eski bina enkazlarını kapatmak, taç noktaları yaratmak için bazen metreleri bulan, kil, kil+</span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">taş</span></abbr><span style="font-size:10px;">, kil+blokaj, kil+tarım topraği+ iri dere çakılı gibi malzemeler dolguda basan ile kullanılmışlardır.' C' Binası kapı girişinde topluca bulunan mızrak uçlarından biri. Üzerinde çivi yazısı ile 'Büyük Kral' yazmaktadır.'A' binası yalnız Şapinuva için değil Anadolu ölçeğinde anıt bir binadır. Kendine özgü simetrik bir plana  sahiptir. En az bodrum katı dışında iki kata sahip olduğu anlaşılmaktadır. Hitit çağma ait en zengin tablet arşivlerinden biri bu yapıda karşımıza çıkmış bulunmaktadır. Çevresi bir koruma duvarı ile çevrili ve bu duvar üzerinde yer alan kuleleri, sandık tipi sur duvar gövdesi  Boğazköy surları ile hemen hemen aynı ölçülere sahiptir. Bu yapının 150 m. kadar doğusunda 'B' binası adı verilen bir diğer monumental yapı açığa çıkarılmıştır. Bu yapıda kiklopiyen  temellerin üzerinde her 1.20 m. de bir dikme izleri ve 1.5 m. yüksekliğinde ker**** duvarlar izlenmektedir. Bu bina 1250 m2 oturum alanına sahip tek katlı, kare planlı iç bölme duvarları fazla olmayan depo görünümünde bir yapıdır. Bu binanın dikkati çeken özelliklerden biri kapı girişinde karşımıza çıkan, titizlikle döşenmiş çakıl kaplı bir giriş holüdür, buraya açılan başka bir çift kapı ile yük arabalarını tatlı bir rampadan içeri kadar sokarak bu zarif görünüşlü döşemenin üstüne aldıkları anlaşılmaktadır. Bina içinde tahıl ve sıvı . koymak maksadıyla yerleştirilmiş ellinin üzerinde büyük Ölçekli pıthoslann yanında kumaş ve maden koymakta kullanıldığını</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">düşündüğümüz magazinler de bulunmaktadır. Binanın kapı girişinde solda, giriş holüne bakan bir odada duvar dibinde^belli ki duvardaki bir raftan dökülen ve kuvvetle yanmış tabletler bulunmuştur.Yukarıda anlattığımız her iki yapının bulunduğu düzlük oldukça geniştir. Biz bu düzlüğü şehrin üst terası olarak yorumluyoruz. Anıtsal bir</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">çok binanın şehir akropolü olarak değerlendirebileceğimiz bu teras  üzerinde olduğunu düşünüyoruz.Bu maksatla yapılan araştırmalar bizi üçüncü ve dördüncü binalara götürmüştür. Daha güneyde teras kenarında </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">yer alan bu binalar 'C ve 'D' binalarıdır. Her iki yapının da dini maksatla  inşa edildikleri anlaşılmaktadır.'C binası arazi düzenlemek maksadı ile iş makinelerince ağır bir şekilde tahrip edilmiştir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">   Avluda bulunan iki adet sunak, binanın içine doğru uzanan sonradan kapatılan bir kanal,</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">içinde bir tören salonu ve bu salonda bir sunak ve yanındaki bir adytonu ile dini yapı olarak inşa edildiği anlaşılmaktadır, Bu binada kapı yanında topluca bulunan mızrak ve baltalar üzerinde çivi yazısı ile yazılmış "Büyük Kral" ifadesi binanın krali bir komplekse bağlılığını akla getirmektedir. Ayrıca burada, adytonda bulunan bir mühür kalıbı üzerinde hiyeroglif yazılı "Büyük Kral Tuthaliya ve Taduhepa" isimleri bîr krali kompleksin varlığını göstermekte ve burada yaşayan kralın, krali çiftin ismini bize vermektedir. Ayrıca yine bu adytonda</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">bulunan, arka tarafından şualar çıkan </span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">taş</span></abbr><span style="font-size:10px;"> balta Hitit dünyasının yalnızca kabartmalardan tanıdığı fevkalade nadide bir eserdir.'C binasının hemen yakınında bulunan diğer bir bina ise'D' binası olarak adlandırılmıştır. Dini bir yapıdır. Girişte karşılıklı iki ortostattan soldaki Tanrı </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Teşup'a aittir. Tanrı silahlarını kuşanmış ve sol eliyle bir mızrağa  dayanmış olarak yapıya gelenleri karşılamaktadır. Giriş holünde bulunan bir arınma havuzu ve adytonda bir seki üzerinde bulunan son derece ünik sunuları ile burası da Hitit sanat ve tarihini tam-mamızca yardımcı olmaktadır. Bu yapı, üzerlerinde çivi yazısı ile yazılmış "Büyük Kral" yazısı bulunan </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">bronz baltalar ve mızrak uçları, bir bronz zırh ve bir bronz miğfer buluntuları ve bir odanın duvarlarının birleşme yerine vurulan kraliyet mühür baskılan ile son derece ilginç bilgilere ulaşmamızı sağlamıştır. Burada balta ve mızrak uçlarında bulunan Büyük Kral yazısı burasının da krali bir kompleks içinde yer alan dini bir yapı olduğunu bize anlatmaktadır.Bu monumental yapıların da içinde yer aldığı bölgeyi çeviren sur duvarlarının, açığa çıkarılan 75 m.lik bir bölümü de tespit edilmiş ve D binası gibi, çatı ile koruma altına alınmıştır.Ancak, küçük bir kısmı araştırılan bu büyük terasın  dışında da şehir derin sel yarıklanyla bölünmüş halde yayılmaktadır. Ana terasın kuzeyinde böyle derin sel yarığının karşı tarafında ve kuzeyinde </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">keşfedilen Ağılönü mevkiinde yapılan kazılar da son derece önemli  buluntular vermiştir. Burada, öncelikle bir sokak ve bu sokak üzerinde dükkanlar/ işlikler gün yüzüne çıkarılmış ve koruma altına alınmıştır. Ayrıca, bu bölgede halen devam eden kazı çalışmaları ile dinsel/ törensel bir alan olduğu düşünülen anıtsal görünüşlü, büyük bir </span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">taş</span></abbr><span style="font-size:10px;"> döşem  açığa çıkarılmaktadır.Ortaköy-Şapinuva kazılarında mimari kalıntıların yanı sıra metal, seramik, </span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">taş</span></abbr><span style="font-size:10px;"> vb. gibi önemli ve bir çoğu nadide küçük buluntular ele geçmiştir. Ayrıca çivi yazılı </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">tablet ve tablet parçalan da açığa çıkarılmıştır. Şu ana kadar ele geçen tabletlerin büyük bir kısmı Orta Hitit dönemine (M.Ö.14. y.y.) tarihlenmiştir .Şapinuva Hitit Şehrinin Büyük Kral II. Mursili tarafından da kullanıldığını Boğazköy metinlerinden bilmekteyiz. Ortaköy-Şapinuva'da bulunan II. Mursilİ'nin prensine ait bir mühür baskısı bunu desteklemektedir. Bu da 9 km2 alana yayılan Şapinuva Hİtit Şehri'nin sadece Orta Hitit döneminde değil, uzun bir zaman iskan edildiğini göstermektedir.Bugün için bu çivi yazılı Ortaköy  Arşivi, Anadolu'nun Hitit çağma ait keşfedilen, Boğazköy'den sonra ikinci büyük arşividir. Ele geçen 4 bine yakın tablet ve tablet parçaları çeşitli dillerde yazılmış ve çeşitli konulan içermektedir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Bu arşivlerde ele geçen tabletler ve tablet parçalan Hititçe, Hurrice,  Hattİce, Akatça gibi çeşitli dillerde yazılmıştır. İdari, dini, fal gibi çeşitli konulardaki tabletler, bir kraliyet arşivi ile karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir. Hitit Büyük Kralının burada oturması ve devleti buradan idare etmesi, ele geçen bu devlet arşivlerindeki belgelerle çok Önemli bilgilere ulaşmamız şansını bize kazandırmıştır. Şapinuva kazıları Hitit tarih ve coğrafyasını tanımamıza yardımcı olduğu gibi, üçte biri Hurri-ce olan arşivi ile Eski Anadolu tarihini tanımamıza</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">yardımcı olmaktadır. Bu ölçüde büyük bir şehirde 10 yılı aşkın kazı  çalışmaları son derece azdır. Yapılar anıtsal olup gerek ana binaları gerekse hizmet binaları, avluları koruma duvarları ile çok geniş alanları kaplamaktadır.Ortaköy kazısını yönetenler buradan elde  edilen bilgiler yanında, aynı zamanda bu şehri bir kültür mirası olarak koruma altına almaya çalışmaktadırlar. Bir çok bina hafif çelik konstrüksiyon altma alınarak korunmaktadır.Ortaköy-Şapİnuva'nın</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">değerlerinin birer turizm altyapısı oluşturulmak üzere hazırlanmasını esas alan bir proje hazırlanmış olup, bu projenin hayata geçirilmesi maksadı ile kaynak yaratılmaya çalışılmaktadır.Gezinti alanlarının düzenlenmesi, koruma, iyileştirme ve restorasyon yanında sunum ile ilgili tedbirler, bilgi köşeleri, rekreatif maksatlı düzenlemeler  yapılacak işlerin bazılarıdır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">                              </span></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">175626</guid><pubDate>Sat, 26 Sep 2009 09:18:55 +0000</pubDate></item><item><title>&#xC7;orum-Yaz&#x131;l&#x131;kaya</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/175625-corum-yazilikaya/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:10px;">  </span><span style="font-size:10px;"><span style="color:#FF0000;">YAZILIKAYA</span></span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/b/bd/YazilikayaSharrumaAndKingTudhaliya8November2004.JPG/415px-YazilikayaSharrumaAndKingTudhaliya8November2004.JPG" alt="415px-YazilikayaSharrumaAndKingTudhaliya8November2004.JPG" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Yazılıkaya, Çorum ilinde, Boğazköy antik yerleşmesinin 2 km kuzeydoğusunda M.Ö. 13. yüzyılda yapılmış Hitit açık hava tapınağı. Kayalar arasındaki, galeri adı verilen iki girintiden oluşur.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Büyük galeriyi duvar gibi çevreleyen kayaların yüzeyine kabartma olarak 63 figür işlenmiştir; bunlardan batı duvarındakiler tanrıları, doğu duvarındakiler ise tanrıçaları canlandırır.Yan yana dizili figürler profilden verildiği için, burada bir tören alayının canlandırıldığı akla gelir; oysa Hitit sanatında figürlerin önden gösterilmesi adet değildir. Bu iki sıranın ortada birleştiği noktada Hitit dininin baştanrıları Teşup ve Hepat gösterilmiştir. Hava Tanrısı Teşup, Hurri ve Şeri adlı iki kutsal boğasıyla birlikte dağ tanrıları Nanni ve Hazzi'nin, Tanrıça Hepat ise bir parsın üstünde canlandırılmıştır. Hepat'ın arkasında duran oğlu Tanrı Şarruma ile birlikte bu üçlü kutsal bir aile oluşturur. Büyük galerideki en büyük kabartma IV. Tudhaliya'ya aittir ve doğu duvarında yer alır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Ayrı bir girişi olan küçük galeride de kabartmalar vardır. Girişte kanatlı ve aslan kafalı bir yaratık figürü yer alır. Bu galerinin, ölümünden sonra tanrılaştırılması için IV. Tudhaliya'ya ayrıldığı sanılmaktadır. Galeride onun da iki kabartması vardır ve bunlardan birinde koruyucu tanrısı Şarruma tarafından kucaklanması gösterilmiştir. Küçük galerideki öbür kabartmalarda 12 tanrı ile kılıç tanrısı canlandırılmıştır. Gene kayalara oyulmuş üç nişin içinde ise Hitit kral ailesi bireylerinin küllerinin saklandığı kapların bulunduğu sanılır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Kabartmalar Hitit tanrı, tanrıça ve kralların göstermekle birlikte, Hurri etkisi taşımaktadır. Bu da Yazılıkaya'nın Hurri ülkesinden gelen Kraliçe Puduhepa döneminde yapıldığını düşündürür. IV. Tudhaliya'nın annesi olan Puduhepa'dan Hurri dinini öğrendikten sonra Hitit devlet kültünü Hurri törelerine göre yeniden düzenlediği bilinmektedir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Yazılıkaya'da iki galerinin önünü kapayan temel kalıntıları bir tapınağa aittir.Burasının önce bir duvarla kapatıldığı daha sonra III. Hattuşili döneminde de (M.Ö. y. 1286-M.Ö. y. 1265 büyük galerideki kabartmalarla birlikte tapınağın yapıldığı düşünülmektedir. Tudhaliya kabartması, küçük galeri ve tapınağın yeniden yapılması ise Hattuşili'nin oğlu IV. Tudhaliya dönemine tarihlendirilir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/1/1b/Yazilikaya.12gods.jpg/800px-Yazilikaya.12gods.jpg" alt="800px-Yazilikaya.12gods.jpg" loading="lazy"><span style="font-size:10px;">     </span></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">175625</guid><pubDate>Sat, 26 Sep 2009 09:04:50 +0000</pubDate></item><item><title>&#xC7;orum Kalesi</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/175621-corum-kalesi/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:10px;"> ÇORUM KALESİ</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.corum.com.tr/dosya/CorumKalesi/kale3.jpg" alt="kale3.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">   Çorum Kalesi’ne ait yazılı belgelerden ilki 979H/1571M tarihlidir ve bu belgeden o tarihte gerek kale gerekse kentin mamur olduğu anlaşılmaktadır. Kaleye su getirilmesi ile ilgili 985H/1577M tarihli belgede de kaleden “Sultan Süleyman Hayrat’ı” olarak söz edilmektedir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Bu belgede kaleye gelen suyun kaleye gelen dört mahalleye dağıtıldığı belirtilmektedir ki bu bilgide 1577’de kale içinde dört mahalle olduğuna işaret etmektedir. 1018/1609 yılına ait diğer iki belge ise Çorum Kalesi’ne bir varoş inşa edilmesi ile ilgilidir. Çorum’un uygun yerine bir varoş inşa edilmesi için padişah namına divandan müsaade verildiği ve bu amaç için mir’i’den 120.000 akçe tahsis edildiği de anlaşılmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">16. yy’da Çorum’a gelen Evliya Çelebi şehrin kıble yönündeki kalenin Sultan Kılıç Aslan tarafından inşa edilmiş bir Selçuklu yapısı olduğunu söyler, ayrıca küçük tek kapılı içinde birkaç hanenin bulunduğu bir yapı olarak tanımlar. 1842 yılında Çorum’dan geçen gezgin W.F. Ainsworth kale’nin eski malzeme ile inşa edilmiş yeni bir yapı olduğunu ve içinde konutlar olduğunu anlatmaktadır. W.F. Ainsworth, duvarların farklı zamanlarda yapılmış olup çoğunun da yeniden inşa edildiğini ancak yeniden inşa edilirken eski planın büyük olasılıkla korunduğunu ve duvarların inşaatında çok sayıda beyaz mermer sütun, üzerlerinde haç bulunan mezar taşları, heykel ve çok sayıda yazıtında kullanıldığını gözlemlerine eklemektedir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Aynı yıl Çorum’dan geçen gezgin W.J. Hamilton ise kentin güney doğusunda bir tepe üzerinde inşa edilmiş olan kare planlı kale yapısının Sultan Süleyman tarafından inşa edildiğinin söylendiğini belirtmektedir. Kalenin yuvarlak ve kare planlı birçok kulesinin bulunduğunu, duvarlarda inşaat malzemesi olarak çok sayıda yazıt kullanıldığını ve çoğu dinsel nitelikte olan ve bazılarında haç bulunan bu yazıtların bir kısmı üzerindeki yazıların bilinçli olarak bozulduğunu gözlemlerine eklemektedir. Duvarlarda çok sayıda sütun parçası kullanıldığını ve içteki birkaç basamak merdivenin de bu tür taşlardan inşa edildiğini de belirten gezgin yazıtların çevrede erken dönemde hristiyanlığı benimsemiş bir kentin varlığına işaret etmekte olduğunu ve halk arasında da bu parçaların yakındaki Karahisar harabelerinden geldiğinin söylendiğini belirtmektedir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Yazılı belgelerden 17.yy’da Çorum Kalesine bir dış sur eklendiği, kalede dört mahalle bulunduğu anlaşılırken gezginlerin tanımlarından da fiziki durum için bilgi edinilebilmektedir. Halen onarılmış olan kale dört köşe planlı olup, köşelerinde ve duvarlarda kare ve yuvarlak burçlar vardır. Esas giriş kuzey duvarda yüksek kemerli bir eyvan biçimindedir. İkinci küçük kapı ise güney duvardadır. Yukarıda sözü edilen</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">gezginlerin de dikkatini çektiği gibi duvarlarda çok sayıda devşirme malzeme kullanılmıştır. Esas giriş kapısının hemen arkasında yer alan Kale Camii’nin üst pencerelerinde görülen 1217/1802 tarihi onarımı işaret etmektedir. Kale içinde halen kullanılmakta olan 42 konut bulunmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.corum.com.tr/dosya/CorumKalesi/kale4.jpg" alt="kale4.jpg" loading="lazy"><img src="http://www.corum.com.tr/dosya/CorumKalesi/kale1.jpg" alt="kale1.jpg" loading="lazy"><span style="font-size:10px;">            </span></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">175621</guid><pubDate>Sat, 26 Sep 2009 08:00:54 +0000</pubDate></item><item><title>&#xC7;orum-Ulu Camii</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/175620-corum-ulu-camii/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:10px;">  MURAD-I RABİ CAMİİ (ULUCAMİ)</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.corum.com.tr/dosya/KulturSanat/KentRehberi/ulu.jpg" alt="ulu.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">    Çorum Ulu Camii’nin ilk banisi III. Alaaddin Keykubat’ın azatlı kölelerinden Hayreddin’dir.Daha sonra camiyi yeniden yaptıran Sultan IV. Murad ikinci bani,1786 ve 1793 depremlerinde büyük hasar gören eserin tamirini tamamlayan Abdülfettah Bey ise üçüncü bani olmuştur.Ulu Cami’nin ilk mimarı belli değildir.Yukarıda da belirtildiği gibi Mimar Sinan Çorum Ulu Camii’ni III. Murad zamanında (1574-1588) yılları arasında onarılmıştır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Çorum Ulu Camii 1509 yılında meydana gelen ve küçük kıyamet olarak adlandırılan depremde büyük hasara uğramış,1514 yılındaki depremde ise kubbesi çökmüştür. Evliya Çelebi “Evliya Çelebi ”Sultan Alaaddin Camii’ni Süleyman Han imar etmiştir ”açıklamasıyla, acaba bu depremlerden sonra Kanuni Sultan Süleyman döneminde yapılan bir tamir mi kastetmektedir? Bu konuda herhangi bir bilgi yoktur.Ancak , yukarıda da belirttiğimiz gibi şadırvana bu dönemde su getirilmesi camide de bir onarımın olduğunun delili sayılabilir.Ayrıca,bahsedilen depremlerde çok büyük hasar gören camiin III. Murad dönemine kadar bu şekilde kaldığını söylemek de mümkün değildir.Mimar Sinan Çorum Ulu Camii’ni III. Murad zamanında (1574-1588) yılları arasında onarmıştır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.corum.com.tr/dosya/KulturSanat/KentRehberi/ulucamii1.jpg" alt="ulucamii1.jpg" loading="lazy"><img src="http://www.corum.com.tr/dosya/KulturSanat/KentRehberi/ulucamii5.jpg" alt="ulucamii5.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">   Evliya Çelebi bu onarımı “Çarşı içinde Mimar Sinan Ağakari(yapısı) olup cemaati çoktur” şeklinde belirtmektedir. Mimar Sinan’ın Ulu Cami’yi dokuz eş kubbe ile örttüğü görüşünü destekleyen veya teyit eden herhangi bir iz ve kayıt olmadığından camiin özgün yapısının içerde ahşap sütun sıralarıyla desteklenen düz toprak damlı olduğu ve Sinan’ın camiyi bu özgün biçimini koruyarak tamir ettiği ileri sürülmektedir. Daha önce de belirttiğimiz gibi,1892 yılına ait Çorum haritasındaki bu camiye ait plan ve cephe çiziminde kuzeydoğu köşedeki oda ile kuzeybatı köşedeki minarenin simetrik olarak yerleştirilişi Mimar Sinan’ın tamirinde yapılan bir uygulama olması kuvvetle muhtemeldir. IV.Murad‘ın Erivan Seferi’ne giderken Çorum’un Bağzık Köyü’nde konakladığında bu camiyi tamir ettirerek etrafına medreseler ve akarat yaptırdığı belirtilmektedir.Bu tamirden sonra Çorum Ulu Camii evkaf kayıtlarına ve sicillere Sultan Murad-ı Rabi Camii şeklinde geçmiştir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.corum.com.tr/dosya/KulturSanat/KentRehberi/sadirvan.jpg" alt="sadirvan.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">    Ulu Cami 1786 ve 1793 yıllarındaki depremlerde de büyük hasar görmüş ve içerisinde namaz kılınamayacak bir duruma gelmiştir.Bu depremlerden sonra sekiz yıl süreyle harap kalan caminin tamir edilmesi için Çorum halkı, Bozok ve Çankırı sancakları mutasarrıfı Çapanoğlu Abdülcabbarzade Süleyman Bey’den yardım istemiştir. Çorum halkının bu isteğini olumlu karşılayan Abdülcabbarzade Camii’nin “eskisi gibi dokuz kubbeli olarak” tamirini başlatmıştır. Ancak tamirler devam ederken vefat etmesi nedeniyle, oğlu Abdülfettah Bey tarafından caminin günümüze ulaşan ahşap orta tek büyük kubbesi yapılıp,son cemaat mahalli de tek katlı ve camekanlı olarak ilave dildikten sonra camii’nin tamiri 1225/1810 yılında tamamlanmıştır. Ayrıca, bu tamirden sonra camiye ücretleri Abdülcabbarzade Süleyman Bey ve oğlu Abdülfettah bin Süleyman bin Ahmet paşa Vakfı’nda ödenmek üzere kayyum, ferraş ve vaiz gibi görevliler atanmıştır. Abdülcabbarzade Süleyman Bey’in başlatıp, oğlu Abdülfettah Bey’in tamamlattırdığı bu tamirin tarihi son cemaat yerinde mahfile açılan camekanın üstündeki Arap harfleriyle İhlas Suresi’in yazılı olduğu kitabe ile belirtilmiştir. Ayrıca bu tarihten sonra Çorum Ulucamii’nin, 26 Zilkade 1253/22 Şubat 1838 tarihli bir belgedeki bilgilerden,”Çorum kasabasında Müderris Abdülfettah Efendi binası Cami-i Kebir” olarak da anılmaya başladığı ve kayıtlara da bu şekilde geçtiği anlaşılmaktadır. Nitekim,Çorum Fihristi ‘ndeki bir kayıtta “Çorum kazası derununda Cami-i Kebir demekle maruf Abdülfettah Bey Camii Şerifi” olarak geçmektedir.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.corum.com.tr/dosya/KulturSanat/KentRehberi/ulucamii2.jpg" alt="ulucamii2.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">  Cami cemaatinin fazla olması, insanların soğuk ve yağışlı havalarda dışarıda kaldığı gibi nedenlerle son cemaat mahallinin yeniden yapılması için dönemin Çorum kadısı ve eşrafının izin talebi üzerine, binanın asli şeklini korumak şartıyla ilave kısmın yapılmasına müsaade edilmiştir.Mutasarrıf Celal Bey zamanında masrafın tamamı vakıflar ve halkın katkılarında karşılanarak, Abdulmuttalib adlı bir usta tarafından son cemaat mahallinin inşasının tamamlandığı,ayrıca doğudaki minarenin de bu dönemde 1911 yılında yapıldığı belirtimliktedir.Son cemaat yerinin Zilhicce 1329 / Kasım 1911 tarihli inşa kitabesi son cemaat yerinden açılan taç kapının üstündedir.Ulu Cami’nin çatısı,beden duvarlarının kesme taştan kaplama bozuk taşları ve minare şereflerinin korkuluk taşları değiştirilmek suretiyle 1982 yılında Vakıflarca Genel Müdürlüğü’nce ettirilmiştir.Ayrıca şadırvanın tamiri ise 1990 yılında tamamlanmıştır.Hurufat defterlerindeki Rebiyülevvel 1198/Ocak 1784 tarihli bir kayıttaki bilgilerden Çorum Camii’nin Sultan Alaaddin’in azatlı kölelerinde Hayreddin tarafından yaptırdığı anlaşılmaktadır. Daha sonraki araştırmalarda da Çorum Ulu Camii’nin ilk inşasının 13.yüzyılın sonlarında ve III. Alaadin Keykubat’ın döneminde onun azatlı kölelerinden Hayreddin tarafından yaptırıldığı belirtilmektedir. Ancak,yukarıda da belirttiğimiz gibi Ulucami günümüze büyük tamirler geçirerek ulaşmıştır. Dolayısıyla cami bugünkü şeklini 1810 ve 1911 yılındaki tamirlerde almıştır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.corum.com.tr/dosya/KulturSanat/KentRehberi/ulucami.jpg" alt="ulucami.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">    Ulu Cami’nin pek çok ve çeşitli vakıfları bulunmaktaydı. Güpür Hacı Mehmed Ulu Cami’nin doğusunda yer alan çifte hamamı “müceddeden bina” ettirerek gelirlerini bu camiye vakfetmiştir.Hurufat defterlerindeki Şaban 1192/Ağustos 1778 tarihli bir kayıtta,Hacı Mustafa Efendi adlı bir kişinin Cami-i Kebir’de Perşembe ve Cuma günlerinde ikindi namazından sonra Kur’an okuyacak olan cüzhanlarla ödenmek üzere iki adet dükkanın kira gelirlerini vakfettiği belirtilmektedir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Çorum Fihristi’nde Ulu Cami ile ilgili olarak “Çorum’da cennetmekan Sultan Murad Han Hazretleri Camii vakfı” “Çorum’da Sultan Alaaddin utekasından Hayreddin vakfı” “Çorum’da Murad-ı Rabi Camii Mukabele Vakfı” ve “Çorum’da Büyük Cami şem’iyyesi vakfı” şeklinde geçen çeşitli vakıf kayıtları bulunmaktadır. Ayrıca aynı fihriste,Ulu Cami’nin tamir ve termimi için Nuriye Gündik’in ev ve iki tarlasını vakfettiği, Raşide Karagöz’ün bu camide her seher vaktinde Kur’an-ı Kerim okunması için bir ev vakfettiği, Ömer Saydan ve karısı Dudu Saydam ile Ahmed oğlu Şükrü Kaşer’in Ulu Cami’nin su yollarının tamiri ve seher mukabelesi okunması için bir yaptırıp vakfettiği kayıtlıdır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Çorum Ulu Camii 1306 yılına ait ahşap minberi, ortası on iki ahşap sütununa binen baldaken şeklinde bağdadi kubbe ile örtülü harimi, çift katlı son cemaat yeri ve iki minaresiyle Çorum’daki camilerin en önemlisidir. Ayrıca Ulu Cami günümüze ulaşamayan haziresi ve avlunun kuzeyindeki medrese odalarıyla Çorum’da hazireli ve avlusunda medrese hücreleri bulunan Abdülbaki Paşa ve Gülabi Bey gibi camilerin üçüncü örneği oluşturmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;">   </span></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">175620</guid><pubDate>Sat, 26 Sep 2009 07:54:39 +0000</pubDate></item><item><title>&#xC7;orum-Belediye Binas&#x131;</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/175619-corum-belediye-binasi/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:10px;">BELEDİYE BİNASI</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.corum.com.tr/dosya/KulturSanat/KentRehberi/belediyebinasi.jpg" alt="belediyebinasi.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Cumhuriyetin ilk yıllarında Tevhidi Tedrisat Kanunu’nun (Eğitim ve Öğretimin Birleştirilmesi) kabulü sonrası Çorum’da mevcut medreselerin kapatılmasının ardından bu okulların ortada kalan kütüphane birikimlerini bir araya toplayacak ve Çorum’un kitap zenginliğinin muhafazasına mekan olacak yeni bir Kütüphane binası yapımı için bir araya gelen aydınlar “ Kütüphane Binası Hususi İnşaat Komisyonu” adıyla bir sivil toplum oluşumu meydana getirmişlerdir.(1923)</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">Halkın gönüllü katılımı ve binanın yapımında bütün ustaların gönüllü olarak ücretsiz emek verdikleri ve halen Çorum’a dışarıdan gelenleri güzelliğine hayran bırakan günümüzün Belediye Başkanlık makamının bulunduğu iki katlı </span><abbr title="Türk Anonim Şirketi"><span style="font-size:10px;">taş</span></abbr><span style="font-size:10px;"> bina tamamlanmış ve MİLLİ KÜTÜPHANE levhası Saat Kulesi’ne bakan cephesi üzerine yerleştirilerek, Ankara’dan davet edilen İçişleri Bakanı Cemil Bey ve Sağlık Bakanı Dr. Refik Beyin (Saydam) katılımlarıyla Çorum kültür tarihinde fevkalade konuşmaların yapıldığı büyük bir merasimle açılmıştır. (03 Ağustos 1925) </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">İlk kullanımında üst kat Milli Kütüphane, kısmen müzelik eserler teşhir odası ve Öğretmenler Birliği Toplantı odası, musiki mektebi alafranga ve alaturka müzik çalışma odaları, alt kat Osmanlı Bankası ve özel iş yerleri olarak değerlendirilmiştir. </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;">1938 yılında Kütüphane alt kata indirilmiştir üst kat tamamen halkevi olarak kullanılmıştır.1940’lı yıllarda kütüphane olarak yapılan bu binadan kütüphane İnkılap İlkokulu binasına sürülmüş ve 1950 başında tekrar alt katta Batı cephesinde girişteki karşılıklı iki odaya geri getirilmiştir. 1950’li yıllarda Adliye yangınından sonra yeni adliye binası yapılana dek adliye hizmetlerinde de kullanılmıştır. Eylül 1960’dan sonra da Belediye Binası olarak kullanılmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.corum.com.tr/dosya/KulturSanat/KentRehberi/bel_bina2.jpg" alt="bel_bina2.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><span style="font-size:10px;"> </span></p>
<p><img src="http://www.corum.com.tr/dosya/KulturSanat/KentRehberi/bel_bina1.jpg" alt="bel_bina1.jpg" loading="lazy"></p>
<p><span style="font-size:10px;">                </span></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">175619</guid><pubDate>Sat, 26 Sep 2009 07:47:01 +0000</pubDate></item></channel></rss>
