Zıplanacak içerik

Önerilen İletiler

Misafir Hamza

Hani selanikte idi hepiniz sacmalamişsiniz atatürk yunanlidir yunanistan da onbaşı idi ve osmanli yi haince yıktılar hainler ataturku turkiye ye getirdiler ve onun adını kullanarak şaha çıkartırcasına turkiye yi bi nevi sattılar şimdide aynı zihniyet sol kominisler devam ediyor inanmassaniz osmanlının firhislini okuyun tarih den buyana okunmaması bu yüzden yasaktı çünkü millet aslını neslini bilinmesin diye eee i nanmiyorsan say bana 7 tane de den ismini göreyim

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Hani selanikte idi hepiniz sacmalamişsiniz atatürk yunanlidir yunanistan da onbaşı idi ve osmanli yi haince yıktılar hainler ataturku turkiye ye getirdiler ve onun adını kullanarak şaha çıkartırcasına turkiye yi bi nevi sattılar şimdide aynı zihniyet sol kominisler devam ediyor inanmassaniz osmanlının firhislini okuyun tarih den buyana okunmaması bu yüzden yasaktı çünkü millet aslını neslini bilinmesin diye eee i nanmiyorsan say bana 7 tane de den ismini göreyim

 :D

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir 117,JANDARMA

KOSOVALI BİR PROFESÖR(İSMİNİ SAKLIYOR)TÜRKİYE'DEN EMEKLİ OLDU,ŞU AN KOSOVA DA OTURUYOR.GAZİ MUSTAFA KEMAL'İN BABASININ ARNAVUT BEKİR OLDUĞUNU İDDİA EDİYOR.ZÜBEYDE HANIM 2-3 AYLIK HAMİLEYKEN ARNAVUT BEKİR VEFAT ETMİŞ.DAHA SONRA ZÜBEYDE HANIM ALİ RIZA EFENDİ İLE EVLENMİŞ.GAZİ MUSTAFA KEMAL ALİ RIZA EFENDİNİN NÜFUSUNDA DOĞMUŞ.

ARTIK ARAŞTIRMAK SİZLERE DÜŞER.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir vatandaş

Atatürk'ün babasını zar zor buldular birde dedesini nasıl bulsunlar..

sizin derdiniz bulunanlara inanmamak...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir Fatih Sultan mehmet

Bu kadar hikayeyi nasıl bulmuşlar hayret

Biraz daha abartmışlar ilah yapacakmış

Dedesi de yok babası öldükten 17 sonra dünyaya gelen biri

Bu kadar saçma yazı hangi akıla yazmış

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir LaikBey

Kendisinin soy ağacı hakkında yeterli açıklamalar zaten kaynaklarıyla verilmiş, ona ekleyecek bir şey yok, buradaki akp trollerine bir kaç kelam edelim.

 

Atatürk, dünya tarihinin gördüğü en zeki ve başarılı komutanlardan birisiydi, bir askeri dehaydı. Ona çamur atmak için " ingilizlerle işbirliği yaptı, osmanlı'yı yıktı " vs. zırvalayan troller bilmez, belki de işlerine gelmez. ingiltere'de Atatürk'e yenildikten sonra hükümet istifa etmiştir.

 

Kurtuluş Savaşı'nı başlatmak için Samsun'a gittiği görevinin aslı, osmanlı tarafından oradaki ayaklanmaları bastırmakla görevli olmasıydı ve ingilizler'den alınan vize ile seyahat etmek zorundaydı. Niye ? Çünkü o ayılıp bayıldığınız, " Atatürk yıktı" dediğiniz osmanlı'nın başkenti istanbul, zaten ingiliz işgali altındaydı.

 

Atatürk, osmanlı'yı falan yıkmadı, osmanlı, 1699 yılındaki Karlofça Anlaşması'ndan itibaren toprak kaybetmeye başlamış, gerileme ve dağılma sürecine girmiştir. Her devletin ömrünün olduğu gibi, osmanlı'nın da bir ömrü vardı ve bitti. Atatürk doğmadan zaten parçalanma sürecine girmiş bir devlet idi osmanlı. Atatürk, bu ülkeyi küllerinden kaldırdı ve cumhuriyet'i kurdu.

 

Tarihte başka hiçbir millet yoktur ki, kurucusundan ve kurtarıcısından bu kadar nefret etsin, bunca kanı bozuk ne zaman doluştu bu ülkeye, bazen inanmakta zorlanıyorum.

 

Dünyanın dört bir yanındaki ülkelerde, venezuallası'ndan avustralyası'na kadar kendisine saygı gösterilmiş, caddelere ismi verilmiş, sözleri duvarlara yazılmış bir lidere, kendi kurtardığı topraklarda bunca nefreti hiç bir yabancıya açıklayamazsınız, olsa olsa kanı bozukluktur bu, başka bir şey değil.

 

Atatürk'ü sevmeyenin bu ülkeye zerre hayrı dokunmaz, 15 senedir de ülkenin içine edenler bunun en yakın tarihli ispatıdır zaten.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir Er

Çanakkale savaşı yaptilar da neden ataturk un dedesinin ismi geçmiyor

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir Dddd

Ataturkun dedesi hicbir zaman bulunumamadi hayatlari yalan olan insanlar gene burdada uydurmus kardes. Neden araturkun hayatini arastirmiyolar arastirdilar ama sonu iyi biyere cikmiyor ustunu kapattilar...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Bu sahifede Atatürk'e karsi hakaret dolu yazi yazanlarin akil hocalari denilen pacavrayi cikaran Islam ve Türk düsmanlaridir.Resmi olarak aciklandigi ve tescillendigi halde ve burada defalarca yazilip anlatildigi halde inatla Atatürk'e hakaret etme kampanyasii yürütenler 1.Müslüman degil,2.Türk degildir.

 

Türk devletine ezelden beri kin kusan cevreler Türk devletini yikmak icin önce onun kurucusuna saldiriyorlar. Halbuki Türk Devleti son 15 yilda satilmis peskes cekilmistir.

 

Bu gerceklerle ilgili yorum yapamayan meczuplar Atatürk'e hakaret ederek kendilerini tatmin ettiklerini saniyorlar halbuki komik ve gülünc oluyorlar.Atatürk'e kimse leke süremez hele de 15 yildir bu ülkeyi yönetip devleti yikmak icin Fetullah Gülen ile isbirligi yaparak Ergenekon ve Balyoz kumpaslarini kuran AKP;PKK ile pazarlik ederek secime kadar terör yapmayin secimden sonra garda olalim diyen AKP,PKK hendek ve tünel kazarken valilere talimat vererek sakin PKK'ya operasyon yapilmasin diyen AKP iste Atatürke saldiranlar hakaret edenler bunlardir yani AKTROLLAR.Bunlar ihanette tarihe gececeklerdir.

 

saygilarla

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir Hakikat

Atatürk'ün soy ağacını emekli bir imam araştırarak ortaya çıkarmış ve kitap haline getirmiştir. Bazı cahiller de burada kalkmış şunu söylüyor, Atatürk'ün soyu belli değil o yüzden araştırmıyorlar. Bire cahiller Atatürk'ün soyu araştırılıp ortaya çıkarılmıştır. Sizler kitap alacak, okuyacak yeterlilikte olsaydınız bu iftiraları atamazdınız. Deli raporu olanların yazdıklarına inanacağınıza-ki adam, Atatürk'ün ruhuyla konuştum, diyor deli raporuna da gerek yok ya neyse- elinizin altında internet var az araştırın gerçekleri görün ama hepimiz biliyoruz ki niyetiniz iftira atmak. Atatürk'ün soyu hakkında attığınız onca iftira arasında bile çelişki, var kimisi Atatürk Yunanistanlı diyor, kimisi diyor ki babası Arnavut Bekir- ne hikmetse iftirayı atan ismini vermek istemiyor diye de ekliyor- kimisi de gerçek Mustafa Kemal ölmüş Atatürk onun yerine geçmiş diye sallıyorlar. Sadece cahil bir güruh ile uğraşmıyoruz İngiliz artıkları olan bu güruhun ipleri kimin elindeyse onlarla da mücadele ediyoruz.  

 

Atatürk’ün soykütüğünün eksiklerini emekli bir din adamı bulup yayınladı

İnkılâp Tarihi Enstitülerinin, tarihçilerin ve askerî tarih uzmanlarının şimdiye kadar yapamadıkları işi emekli bir Diyanet görevlisi yaptı ve Atatürk’ün ailesi konusunda arşivlerde bulunan bilinmeyen belgeleri ortaya çıkardı.

Mehmet Ali Öz adında emekli bir din adamı, Mustafa Kemal Atatürk’ün babası Ali Rıza Efendi ile annesi Zübeyde Hanım hakkındaki eksik bilgileri tamamlayan ve tamamen belgelere dayanan bir çalışma yaptı. Öz, baskısı tamamlanan ve önümüzdeki günlerde dağıtımı yapılacak olan “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Soy Kütüğü (Osmanlı Arşivi Belgelerine Göre)” isimli kitabında arşiv evrakına dayanarak Atatürk’ün nesiller öncesine uzanan soykütüğünü veriyor ve Zübeyde Hanım ile üç çocuğuna Ali Rıza Efendi’nin vefatının ardından bağlanan aylıkların belgelerini yayınlıyor.

TV’de yaptığım programlarda ele aldığımız konuları bu sayfaya taşımak âdetim değildir ama bu kuralımı bugün ilk defa bozuyor ve Habertürk TV’deki “Tarihin Arka Odası” programında dün gece konuştuklarımızı önemlerine binâen bugün yazıyorum... Dün gece yayınlanan Tarihin Arka Odası’nı izlememiş olanlar için, programda ele aldığımız konuyu söyleyeyim: Programda, Mehmet Ali Öz adında emekli bir din görevlisini konuk ettik ve Mustafa Kemal’in annesi Zübeyde Hanım ile babası Ali Rıza Efendi hakkında arşivlerde Öz tarafından ortaya çıkartılan ve şimdiye kadar yayınlanmamış olan bazı belgeleri tanıttık.

NAKİBZÂDE AİLESİ 
Mehmet Ali Öz, yeni yazdığı ve dağıtımı önümüzdeki günlerde yapılacak olan “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Soy Kütüğü (Osmanlı Arşivi Belgelerine Göre)” isimli kitabında bu belgelerin yanısıra daha birçok evraka yer veriyordu. Öz, Mustafa Kemal’in annesi Zübeyde Hanım’ın babası Feyzullah Efendi’nin Selânik’in eski ailelerinden “Nakibzâdeler”in mensubu olduğunu ve 1857’de doğduğunu yazıyor. 

Selânik’e ait nüfus defterlerinde bulduğu kayıtlara göre Zübeyde Hanım’ın 17. yüzyıl şeyhülislâmı Feyzullah Efendi’nin, Mustafa Kemal’in babası Ali Rıza Efendi’nin de Selânik Mevlevihânesi’nin şeyhlerinden Ahmed Efendi’nin torunu olduğunu ifade ediyor. Mehmet Ali Öz’ün, Atatürk’ün anne ve baba soyu hakkında ortaya çıkartıp yazdıklarının ayrıntılarını burada anlatmayacağım, zira merak edenler önümüzdeki günlerde piyasaya verilecek olan kitabı okur ve merak ettikleri herşeyi belgeleri ile görebilirler. Ama, bugün bu sayfada kitapta yeralan ve aynı şekilde öneme sahip başka belgelerden söz edeceğim: Zübeyde Hanım’ın kocası Ali Rıza Bey’in vefatının ardından kendisine ve yetim kalan üç çocuğuna aylık bağlanması için bir dilekçe vermesi üzerine isteğinin yerine getirildiğini bildiren ve Ali Rıza Efendi ile Zübeyde Hanım’ın çocuklarının isimlerinin kayıtlı olduğu belgelere...

YİRMİŞER KURUŞ AYLIK 
Emeklilik komisyonu, Zübeyde Hanım’ın dilekçesinin ardından 1870 ile 1880 seneleri arasında “rüsumat” yani gümrük memurluğu yapan, daha sonra istifasını vererek ticaret hayatına atılan ama iflâsının ardından 1888’de vefat eden Ali Rıza Efendi’nin on senelik hizmetinin ayrıntılarını çıkartarak ailesine aylık bağlanmasına karar veriyor. Bu karara göre Ali Rıza Efendi’nin üç çocuğuna, oğlu Mustafa’ya, Selânik’te küçük yaşta vefat edecek olan kızı Naciye ile diğer kızı Makbule’ye ve hanımı Zübeyde’ye yirmişer kuruş aylık bağlanıyor. Kararda, aylığın Mustafa’nın yirmi yaşına gelmesine yahut bir işe girmesine; Naciye ile Makbule’ye de bu maaşın evlenmelerine kadar ödenmesi öngörülüyor. Yukarıda da söyledim: Atatürk’ün ailesini ve Zübeyde Hanım’ın maddî bakımdan hayatta kalma çabasını Mehmet Ali Öz’ün kitabında ayrıntıları ile okuyabilirsiniz.

İNKILÂP TARİHÇİLERİ NE YAPAR? 
Şimdi, bu kadar söz ettikten sonra, uzun zamandır aklıma takılan ve bu yazıyı yazdığım sırada daha da merak ettiğim bir soruyu soracak ve cevabını bekleyeceğim: Dindar olduklarını iddia ettikleri halde Zübeyde Hanım gibi namazında-niyazında bir kadına utanmadan ve mesnedsiz şekilde olmadık iftiralar atan, hattâ binbir imlâ hatası ile dolu sahte belgeler bile uyduran tuhaf kafalı adamları bir tarafa bırakıyorum, zira onları ciddiye almak bile vakit israfıdır! Asıl mesele, üniversitelerimizdeki dünya kadar “İnkılâp Tarihi” kürsüleri, mebzul miktardaki “Atatürk Enstitüleri” ve “devrim” konusunda çalışan birhayli bilmemne kuruluşu... Sözkonusu kürsüler, enstitüler ile vesaireler senelerden buyana dünya kadar yayın yapıyorlar... Bu yayınlarında nelerden sözedildiğini sizler de bilirsiniz: Atatürk’ün mavi gözlerinden, o gözlerde çakan kıvılcımlardan, devrim aşkından, Türkiye’yi nasıl çağdaş bir seviyeye çıkarttığından, Türk kadınını dünya standartlarının üzerine yükselttiğinden, vesaireden... Ama işin tuhaf ve acı olan tarafı, sözünü ettiğim enstitülerin ve üniversitedeki kürsülerin hiçbirinin bu devletin kurucusunun ailesi hakkında şimdiye kadar arşiv belgelerine dayanan ciddî bir yayın yapmamış olmaları...

LÂFTAN BAŞKA İŞ YOK!
Mehmet Ali Öz, üniversitelerdeki bütün inkılâp tarihi kürsülerinin, cumhuriyet tarihi enstitülerinin ve bu konu ile alâkadar olup yayın yaptıkları iddiasında bulunan diğer bütün kurumların neredeyse doksan küsur seneden buyana ortaya koyamadıkları bir işi başarmış ve Mustafa Kemal’in ailesi hakkında ortaya bilimsel anlamda ilk defa gerçek belgeler koymuştur. Daha açık söyleyeyim: Bu işi profesyonel bir tarihçinin değil arşivlerde araştırmanın nasıl yapılması gerektiğini bilen bir din adamının yapmış olması, İnkılâp Tarihi konusunda uzmanlıklarını iddia edip senelerden buyana devletten bu iş için aylık alan ama lâftan başka bir iş yapmayan akademisyenler açısından utanç verici bir iştir! Sizler, yani inkılâp tarihçilerimiz! İyisi mi artık gide-gele aşındırdığınız o lâf yollarında emeklemenizi sürdürün, okumayı, araştırmayı ve arşivlerde çalışmayı hatırınıza getirmeden “Senin o mavi gözlerinde çakan kıvılcımlar yolumuzu aydınlatacak, varlığından aldığımız kuvvet geleceğe atılma heyecanımıza güç katacak, çağdaşlık ülkümüzü daha da kuvvetlendirecektir” gibisinden teranelerin tekrarına devam buyurun!

Emekliliğin ardından arşivde yeni bir hayat

ARŞİVLERDE uzun seneler çalışarak Mustafa Kemal’in ailesi hakkında şimdiye kadar ortaya çıkmamış belgeleri bulan Mehmet Ali Öz, 1960’ta Sivas’ın Gürün ilçesinde doğdu. Sivas İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra Eskişehir Üniversitesi’nin İş İdaresi Bölümü’nü bitirdi, 1978 ile 1997 arasında Diyanet İşleri Başkanlığı’nda, 1997’den emekli olduğu 2005’e kadar da Sağlık Bakanlığı’nda çalıştı.

İngilizce’yi, Arapça’yı ve Osmanlıca’yı özel dersler alarak öğrenen Öz bir ara gazetecilik yaptı, çok sayıda makaleler yazdı, bazı yerel gazeteler ile dergilerin editörlüğü ile genel yayın yönetmenliklerinde ve bazı kültür derneklerinin de yöneticiliğinde bulundu. 2003’te Sivas Valiliği tarafından Sivas Tarih ve Kültür Araştırmaları Merkezi sorumlusu olarak görevlendirildi. Merkezde çok sayıda bilim adamı, şair, yazar ve araştırmacının katıldığı dört büyük toplantının koordinasyonunu yürüttü, bu arada Sivas ilinin tarihî ve kültürel coğrafyası ile konusunda 1000 sayfalık bir de proje hazırladı. Mehmet Ali Öz, 2005’te Sağlık Bakanlığı’ndan emekli olduktan sonra İstanbul’a yerleşti. 

2001 ile 2014 seneleri arasında Osmanlı Arşivleri’nde çeşitli alanlarda yapmış olduğu “Bütün Yönleriyle Gürün İlçesi”, “İslâm Tarihinden Önce Darende Tarihinden Kesitler”, “Bütün Yönleriyle Ulaş İlçesi”, “Gürünlü Şair Kadir Gülsoy’un Hayatı ve Şiirleri”, “Gürünlü Şairler” gibi araştırmalarını kitap haline getirdi. Öz’ün, Mustafa Kemal’in anne baba tarafından aile geçmişi konusunda arşivlerde uzun yıllar çalışarak bulduğu belgeleri biraraya getirerek hazırladığı “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Soy Kütüğü (Osmanlı Arşivi Belgelerine Göre)” isimli kitabı önümüzdeki günlerde piyasaya verilecek

 

 

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir Su

...Bu makalenin yazımı sırasında araştırmacı Mehmet Ali Öz ile yapmış olduğumuz telefon görüşmesinde adı geçen, son ulaşmış olduğu ve kitabının üçüncü baskısında da yer vereceği şekilde Atatürk’ün seceresini şöyle açıklamıştır:


“Mustafa Kemâl Atatürk, Selanik Mevlevihanesi Postnişini Şeyh Hasan Efendi’nin oğlu Meşayıhtan Şeyh Ahmet Efendi’nin oğlu Halveti Şeyhi Kocakasım Paşa Mahallesi Camii İmamı Hacı Ali Rıza Efendi’nin oğlu Mehmet Nuri Efendi’nin oğlu Hafız Ahmet Efendi’nin oğlu Ali Rıza Efendi’nin oğludur. Atatürk’ün babası Ali Rıza Efendi’nin adını almış olduğu Selanik Kocakasım Paşa Mahallesi Cami İmamı Halveti Şeyhi Ali Rıza Efendi, Atatürk’ün dedesinin dedesidir. Atatürk’ün dedesi (büyükbabası) Hacı Ahmet Efendi’nin dedesi olan Şeyh Hacı Ali Rıza Efendi ile Selanik Mevlevihanesi Postnişini Şeyh İbrahim Ethem Efendi kardeştir. Şeyh İbrahim Ethem Efendi, “Kırmızı Hafız” olarak bilinen “Hafız Mehmet Emin Efendi” nin babasıdır…”


Sayın Öz’ün bu tespitine göre; meşhur Kırmızı (Kızıl) Hafız Mehmet Emin Efendi, Atatürk’ün büyük dedesi değil, büyük amcalarından birisidir. Yine Mehmet Ali Öz’ün son tespitlerine göre; Atatürk’ün babası Ali Rıza Efendi ile annesi Zübeyde Hanım’ın soyları, ailenin ilk atası olan ve doğumu 1590’lara tarihlenen Selanik Mevlevihanesi Postnişini Şeyh Hasan Efendi’de birleşmektedirler. Yazarın 1799’a tarihlediği tespite göre, Zübeyde Hanım’ın bilinen ilk dedesi Ali (veya Abdullah) Ağa da Şeyh Hasan Efendi’nin soyundan gelmektedir.


İstiklâl Savaşı kahramanlarından General Fahrettin Altay, Atatürk’ün soyu hakkında yalan ve iftira dolu yayınlar yapanlara cevap olmak üzere şöyle demiştir: “Atatürk, Türk ve Müslüman bir anadan, Türk ve Müslüman bir babadan dünyaya gelmiş, ecdadı Türk olan bir insandı.”(11)


01 Kasım 1922’de millet egemenliğinin (saltanatının) gerçekleştirilmesi konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan tarihi oturumda “…Arkadaşlar; gerçekleri açıklığa kavuşturmak için hep birlikte Türk Tarihi ve İslam Tarihi üzerine kısa ve çabuk bir göz atmayı yerinde bulur musunuz?” şeklinde bir soru sorduktan sonra Türk ve İslam Tarihi üzerine yapmış olduğu uzunca bir konuşmadan da(12) anlaşılıyor ki; Atatürk, İslam kültürünü yakından ve derinlemesine tetkik etmiştir.


Oysa Mustafa Kemal Paşa’nın ve arkadaşlarının, dini veya ırkî kimliklerini sorgulamak hiç kimsenin haddine değildir bu ülkede. Mustafa Kemal Paşa’nın inancını sorgulamaya kalkışanlar, önce dönsün kendilerinin ve öz dedelerinin inançlarını, onun Türklüğünü sorgulayanlar ise önce kendi öz dedelerinin Türklüklerini sorgulasınlar. Yok eğer bu adamlar, kendilerini Türk ve Müslüman kabul etmeksizin Atatürk’ün dini ve milli kimliğini sorguluyorlarsa orası başka tabi. Birileri de kalkar onların dini ve ırki cemaziyelevvellerini sorgular bu ülkede. Ne demiş Yunus Emre:


“Derviş Yunus bu sözü eğri büğrü söyleme,


Seni sigaya çeken bir Molla Kasım gelir.”


Dolayısıyla; bütün bunlardan hareketle denilebilir ki; Mustafa Kemal Paşa’nın, en azından 4 asırlık soy kütüğü, isim isim ve tarih tarih tespit edilmiş bulunmaktadır. Peki, Atatürk’ün soyunun gayri Türk bir nesebe dayandığını iddia edecek derecede dimağ körlüğüne yakalanmış ve iftira bataklığına batmış olanların, kaçı acaba dedesinden bir önceki atasını doğru olarak biliyor bu ülkede. Kim bilir birkaç göbek ötede, belki de Ermeni’ye, Gürcü’ye, Rum’a, Bulgar’a, Slava, Süryani’ye, Nasturi’ye veya Anadolu’nun yok olmuş halklarından birisine istinat ediyordur bunların soyları. Ancak öyle olsa bile bir kusur ve noksanlık değildir bu durum. Çünkü bu dünyada hiç kimsenin ecdadını tayin etme hakkı ve yetkisi yoktur. Bu, sadece Allah’ın yetki ve takdirinde olan bir durumdur…


________________________


1- Dr. Seyfi Say, “Dahleden dinimize bari müselman olsa” başlıklı yazısı , beyanname.blogcu.com/dahleden-dinimize-bari-muselman-olsa/12817841


2- General Ali Fuat Cebesoy, Sınıf Arkadaşım Atatürk, İnkılâp Yayınları, İstanbul, 2015, s, 26.


3- General Ali Fuat Cebesoy, age, s, 31-31.


4- Prof. Dr. A. Afet İnan, Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Devrimi, TTK Yayını, Ankara,1977, s,46.


5-Doç. Dr. Özcan Mert, “Atatürk’ün İlk Öğretmeni Şemsi Efendi (1852-1917)” başlıklı makalesi, atam.gov.tr/dergi/sayi-20/ataturkun-ilk-ogretmeni-semsi-efendi-1852-1917.


6- Salih Bozok, age, s, 31.


7- Age, s, 30-31. Salih Bozok bu bilgileri, Mustafa Kemal Paşa’nın 10 Ocak 1922 tarihli Vakit gazetesine verdiği söyleşiden aktarmıştır. 18 nolu dipnotla belirtilen makalenin sahibi yazar da yine bu kaynağa atıfta bulunmuştur.


8- Mehmet Ali Öz, Osmanlı Arşiv Belgelerine Göre Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Soy Kütüğü, Özel Yayın, Sivas-2014,  s,17. Karşılaştırma için bkz. Dr. Ali Güler, “Atatürk’ün Saklanan Soyağacı” başlıklı makalesi, 03 Eylül 2012, haberiniz.com.tr/kose-yazisi/61839/ataturkun-saklanan-soyagaci–ali-guler.html.


9- Bu kişi Mustafa Kemal Paşa’nın babası Ali Rıza Efendi ile karıştırılmamalıdır.


10- Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz. Mehmet Ali Öz, age, s, 105-155


11- İskender Özdemir, Atatürk ve İslam, Kripto Yayınları, 3.Baskı, Ankara, 2015, s, 20-21.


12- M. Kemal Atatürk, Nutuk, Yayına Haz. İsmet Gönülal, Atatürk’ün Doğumunun 100. Yılını Kutlama Koordinasyon Kurulu Yayını, c.3 (Belgeler 1919-1927), s. 212-8.



 

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir Hak aşığı

Çünkü bize sadece atatürkun annesi babası öğretildi eğer okadar kesin bilgiler olsaydı eminim seçetesini ezberletirdiler yıllardır atatürkun babasından o tara bi bilgi yok cehepe okadar zaman bastaydi niye kitaplara yere göğe sigdiramadilari atalarının seceresini yazmadilar

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Atatürk'´ü hazmedememek Türklügü hazmedememek demektir. Asirlar boyu süre gelen Türk düsmanligi bugün özbeöz bir Türk evladi olan,bu milletin namusunu Yunan'a Ingiliz'e satilmasin diye mücadele eden birine karsi yapilan saldirilarin hedefinde Türkler vardir. Nasil ki AKP'lilerin reisi Atatürk'e olan düsmanligini direk olarak dile getiremeyip Inönü'ye hakaretler ederek kendini tatmin ediyorsa; Reisin kuyruguna yapismis,onu ikinci peygamber olarak gören,Allahin tüm sifatlarini üzerinde toplamis diyerek yarattiklari PUT'a resmen tapiyorlar.Bugüne kadar Atatürk'e tapan birine rastlanmadi ama Reislerine tapiyorlar cünkü reis dedikleri kisi 15 yildir "BEN TÜRKÜM "diyemeyen.Türk milleti diyemeyen biridir.Koltugunu saglamlastirmak icin,Fetullah Gülen ile isblirligi yapan. PKK ile pazarlik masasina oturan birisinin trollari,Islami mahveden birtakim cemaat ve tarikatlarin karanlik tünellerinde olmayan beyinlerinin yikanmasi ile Atatürke düsmanlik artik moda haline gelmistir.

 

Bugün Atatürke düsmanlik edenlerin dedeleri dün Ingiliz ve Yunanlilarla nikah kiymistilar. Yunanin Izmirde denize dökülmesi bunlara o kadar agir gelmistir ki kinlerini Atatürke saldirarak gidermeye calisiyorlar.

 

Bliyorsunuz malum bir manken vardi, adini yazmiyorum. Bu manken bir Yunanli icin dinini degitirmisti.Yunanli bunu yeteri kadar kullandiktan sonra birakti.Manken yeniden Türkiyeye geldi ve hemen yeniden müslüman oldu.Peki sonra ne oldu?

 

Bu manken sonra Atatürk düsmani oldu.Cünkü Yunandan kalmaydi. iste Atatürk düsmanlari bunlardir.

 

saygilarla

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir Atatürk Aşığı

Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'a dil uzatanlara Haydar Baş'tan tarihi belgelerle yanıt

Haydar Baş’ın “Hoşgeldin Atatürk” kitabında Mustafa Kemal Atatürk'ün soykütüğü hakkında çarpıcı detaylar yer aldı.

DPe2A8HXkAEsNJg.jpg

Haydar Baş’ın son kitabı “Hoşgeldin Atatürk”, bazı çevrelerde son dönemde çirkin iftiraların hedefi haline getirilen Mustafa Kemal Atatürk ve ailesi hakkında çarpıcı iddialar içeriyor.

Atatürk ve ailesi hakkında hiç duyulmadık ve konuşulmadık sözlere yer veren Prof. Baş’ın kitabı Atatürk’e hakaret edenlere ve 'dinsiz' diyenlere cevap niteliği de taşıyor.


 Kitabında Atatürk’ün ailesinden sıkça söz eden Prof. Haydar Baş, Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'a dil uzatanlara da yanıt veriyor.


Prof. Baş; hakkında olmadık iftiralar atılan Zübeyde Hanım’ın hem anne hem de baba tarafından çok özel bir soya sahip olduğunu belirterek, "Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde yer alan

Nüfus Defterleri, Temettuat Defterleri ve diğer birçok belge ile ispat edebiliyoruz.

 Zübeyde Hanım'ın sahip olduğu soy, Selanik’in en eski ve en itibarlı ailelerinden bir tanesidir. Öyle ki, Zübeyde Hanım’ın sülalesi “Sofuzadeler” ve “Nakibzadeler” olarak nam salmıştır.


 Bu iki ifadeden “Sofuzadeler”, ailenin bölgenin en dindar ve saygın ailelerinden olması hasebiyle verilmiştir. Ancak “Nakibzade” unvanı oldukça önemlidir.


 Bu unvan, Osmanlı Devleti’nde sadece “Nakibüleşraflık” yapmış ailelere verilen özel bir unvandır.” dedi.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

İletiniz moderatör kontrolünden geçtikten sonra sitede gösterilmeye başlanacaktır. Eğer buna maruz kalmak istemiyorsanız lütfen hemen bir ÜYE OLUNUZ.

Misafir
İletinizi misafir olarak gönderiyorsunuz. Eğer üye iseniz lütfen GİRİP YAPARAK gönderiniz.
Bu başlığa cevap yaz

×   Zengin metin olarak yapıştırıldı..   Onun yerine sade metin olarak yapıştır

  Only 75 emoticons maximum are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Önceki içeriğiniz geri getirildi..   Editörü temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.