İçeriğe atla


Isitme Engelliler


Bu başlığa 2 cevap verilmiş

#1 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 25 Şubat 2007 - 01:43

Türk Işaret Dili Nedir?




Türk Işaret Dili (kısa adı TID), Türkiyedeki iþitme engelli toplumun kullandığı işaret dilidir. Diğer işaret dillerinde olduğu gibi, doğal eksiksiz bir dildir. Tam olarak Türkiye'de ne kadar insanın TID kullandığını bilemiyoruz, fakat kesinlikle en az onbinlerce, eğer daha fazla değilse. Türkiyedeki birçok işitme engelli kiþiler için TID en önemli iletişim yoludur, ve sesli Türkçe bu insanlarýn ikinci dilidir. TID kendi grameri ve kelime hazinesine sahiptir ve bu sesli Türkçeden farklıdır. TID'in sesli Türkçeden farklı olmasına rağmen, dil olarak sesli Türkçeden çok çok aşağı derecede görülüyor. TID'in bölgesel lehçeleri bulunmaktadır, fakat Türkiye'nin her tarafında kullanılmaktadır.




turk_isaret_dili_alfabesi.jpg


Tid tarihçe



Türkiye'deki işaret dilinin geçmişi en az 500 yıl önceye kadar uzanıyor, yani Osmanlı Imparatorluğu zamanına kadar. Türkiye, Dünya'nın en eski ve belgelendirilmiş işaret diline sahiptir. Yani Fransa'dan 200 yıl önce TID'in varlığı söz konusu idi.

Dünya'da daha eski işaret dilleri olabilir fakat başka ülkelerin daha eski tarihli belgeleri henüz bilinmiyor.





M . Miles, Mike (2000). "Signing in the Seraglio: mutes, dwarfs and jestures at the Ottoman Court 1500-1700." Disability & Society 15:1, 115-134.

635552886533965000kck_png.png

 

 

Türkiye'de işitme engellilerin durumu



Türkiye’de tahminen her bin bebekten 1 veya 2 si ileri derecede işitme kaybı ile doğmakta 3-4 yaş grubunda geçirilen hastalıklar , kazalar ,travmalar sonucu bu oran %0.6 ya çıkmaktadır. Işitme engelli bebek ve çocukların çok azı tanı , tedavi ve konuşma eğitiminden yaralanmakta geri kalan büyük çoğunluk okul çağına kadar herhangi bir tedavi veya eğitim almamaktadır. Işitme engelliler okullarında eğitilmeye çalışılan bu çocuklar toplumsal iletiğim kuracak beceriyi kazanamadıkları gibi kendilerine meslek edinmelerini sağlayacak eğitimi de alamamaktadır.

Son yıllarda işitme engelliler okullarında sözel iletişim yöntemiyle eğitim verilmesi benimsenmiştir. Dil ve konuşma gelişimi olmayan çocukların bu yöntemle eğitilmesi mümkün değildir. Bu okullardan mezun olan çocukların okuduğunu anlama ve cevaplama dolayısıyla sınavlarda başarılı olma şansı yoktur. Gözlediğimiz kadarıyla sözel iletişimi olmayan işitme engelliler arasında yüksek öğrenim gören veya meslek sahibi olana rastlanmadığı gibi normal bir insanının seviyesine mevcut koşullarda ulaşmaları çok zordur
.
.
.



#2 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 25 Şubat 2007 - 01:53

Türkiye’de işitme engelli çocuklar genellikle 2.5 - 4 yaş arasında fark edilmektedir.

Işitme engeli için tanı,cihazlama,eğitim gibi işlemler birkaç büyük ilimizdeki Üniversitelerin Odyoloji bölümlerinde sürdürülmekte olup ihtiyacı karşılayamamaktadır. Devlet Hastanelerinin çok azında Odyoloji birimleri bulunmakta buralarda çocukların eğitimi için her hangi bir düzenleme mevcut değildir. Işitme engelli çocukların çok azı bu merkezlere ulaşabilmektedir. Işitme kaybı saptanıp işitme cihazı kullanması önerilen çocukların işitme ve konuşma eğitimine ihtiyacı vardır.2.5-4 yaş civarında tanısı konulan bir çocuğun dil ve konuşma gelişimini kazanabilmesi için 17-18 yaşýna kadar eğitim alması gerekir.

Ankara’da Hacettepe, Gazi ,Ankara Üniversitelerinin, Istanbul’da Marmara, Eskişehir’de Anadolu üniversitelerinde eğitim merkezleri bulunmakta olup kapasitelerinin üstünde hizmet vermeye çalıþmaktadır. Merkezlerin yetersiz sayıda olması nedeniyle Devletimiz Özel eğitin merkezlerinden hizmet sağlanması için katkıda bulunmaktadır. Sağlık kurulu raporu ile engellilik halini belgeleyen ve sosyal güvencesi olanlara 2003 yılı bütçe uygulama talimatýna göre ayda 280 milyon (200 dolar) özel eğitim parası ödemektedir. Bu da bir yılda bir çocuk için 2400 Dolar, 10 yılda 24 000 Dolar demektir. Bir merkezde ortalama 100 çocuğun eğitim aldığı düşünülürse devlet bu merkeze yılda 2 40 000 Dolar ödeme yapmaktadır.



Yaşamının ilk 3 ayında tespit edilip 6. ayında işitme cihazı uygulanan ve terapiye başlanan çocukların eğitim süresi kısalmaktadır çünkü bu çocuklar işitmesi normal olan çocukların dil ve konuşma dönemlerine uygun gelişme göstermektedir. Dolayısıyla daha kısa bir sürede hedefe ulaşılacak ve Devlet de daha az harcama yapacaktır.



Teknolojideki gelişmeler en ileri derecedeki işitme kaybı için bile işitme imkanını sağlayacak düzeyde olup bu teknolojiler Türkiye’de de mevcuttur. Bu nedenle Özürlüler Idaresi olarak Erken tanı yöntemlerinin işitme engeli ile doğan bebeklere uygulanmasını sağlamak amacıyla gelişmiş ülkelerde uygulanmakta olan otoakustikemisyon test cihazı ile yeni doğan işitme taramalarının doğum hastanelerinde başlamasını sağlayan projenin koordinasyonunu üstelenmiştir. Sağlık bakanlığı ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinin de taraf olduğu projede Ankara Zübeyde Hanım Doğum ve Çocuk Bakımevinde 20.09.2000 tarihinde yeni doğan işitme taramalarına başlanmıştır. Mayıs 2003 tarihine kadar 17500 e yakın bebek taranmı olup Hacettepe Üniversitesi Odyoloji bölümüne sevk edilenlerden 12 bebeğe işitme kaybı tanısı konarak rehabilitasyon programına alınmıştır. Bu çalışıma ile tarama programının başarılı ve kolay uygulanabilir olduğu gözlenmiş bu nedenle diğer doğum hastanelerinde de uygulanması için çalışmalara başlanmıştır.



Ilk aşamada Türkiye’nin en büyük doğum hastanesi olan Ankara Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Doğum Hastanesinde Mayıs 2003 de yenidoğan işitme tarama ünitesi kurularak çalışmalara başlanmıştır.



Kagan Keskin

#3 Admin

Admin

    Süper Üye

  • ™ Admin
  • 51.779 İleti

Gönderi Tarihi: 30 Mayıs 2015 - 14:27


facebook.jpg
twitter.png
google-plus.gif
youtubelogo.jpg
turkwiki.gif
İletişim




Cevap ekle