Zıplanacak içerik
sardunyam

TAVSİYE EDECEĞİNİZ FİLMLER

Önerilen İletiler

déjàvu de fena degil... Biraz karisik ama izlenebilir :)

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

 

Harika bir film. Farklı hayatların kesişme noktası müthiş irdelenmiş. Kesinlikle izlenmeli...

 

Ayrıca I am Sam. Şiddetle tavsiye ederim.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

KUTSAL DAMACANA (komedi)

 

Komedi severlere Kutsal Damacana filmini öneriyorum gerçekten çok komik...

Klasik bir şeytan çıkarma filmi konusu ancak tarz çok sıradışı :P

 

PERSAPOLİS (animasyon-belgesel)

 

Bir kız çocuğun gözünden İran Devrimi ve değişen İran'ın gerçek yüzü

Nereden nereye nasıl gelindiğini anlatan çok güzel bir animasyon film,

izlemeyen herkese öneriyorum...

 

MUSALLAT (korku-gerilim)

 

Farklı bir çalışma ve cin ile insan aşkını konu alan ilginç bir film Türk sinemasında

efektlendirme olarak türleri içerisinde gayet iyi bir çalışma gerilim ve bu türleri

sevenlere önerebilirim...

 

10.000 A.C (fantastik)

 

İlk çağları anlatan çok iyi görsel ve akustik efektleri olan farklı bir film...

bu filmi izleyince farkedeceksiniz ki insan hala en vahşi canlı... :)

Hala törpülenmemiş yanları var ve sanırım kalıcı bir özellik bu...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Ben X

 

Son zamanlarda seyrettiğim en iyi filmlerden biri. Nic Balthazar'ın kendi romanından yine kendisinin sinemaya uyarladığı bir film. Filmdeki baş karakter Ben otostik bir genç. Kimseyle konuşmadığı için dilsiz, kimseye direk bakamadığı için kör, kimseye cevap vermediği için sağır zannedilen biri. Archlord adlı bilgisayar oyununda 80.levele kadar gelmiş :) Kendi içinde yarattığı dünya ile gerçek dünya arasında bir bağ kurmaya çalışıyor. Fakat bu bağı kurmaya çalışırken oynadığı bilgisayar oyunuyla bağdaştırıyor her şeyi. Yolda yürümesi, insanlarla ilişkileri v.s. her şeyi oyunla bütünleştirmeye çalışıyor. Filmde Ben'in kendi iç dünyası ile yaptığı monologlarda çok ilgi çekici. Hele ki final gerçekten muhteşemdi bana göre. Tavsiye olunur...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

The Man From Earth

 

14000 yıldır yaşadığını iddaa eden bir adam var adıda Oldman.Onun 5-6 arkadaşı. ve bir oda. Filmin tek oyuncuları ve mekanı bu.

Bana bu filmin ilginç gelmesinin sebebine gelince; arkeolog,antrapolog,psikolog,biyolog ve din bilimci den oluşan arkadaş grubu ile tarih profesörü olan Oldman arasında geçen diyloglar. Özellikle dinlerin ortaya çıkışı ile ilgili çok hoş ve basit bir anlatım var. Din ve tarih eksenli beyin egzersizleri yapmamızı sağlayacak bir film. Ben 87 dakika olan bu film için keşke 870 dakika olsaydı da sohbetin iyice tadına varabilseydim dedim. ve bende orda olup bu güzel sohbetin katılabilseydim :)

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir ali0_1

Tavsiye denmiş gerçi ama ben hakkında ayrıntıları bilen varsa söylemesini de rica edeceğim...

 

Kulağıma gelen bir filmdi; bir türlü denk gelmedi ama...

 

Sonunda geçen hafta bir TV kanalında izleme fırsatı buldum ve tam anlamıyla " işte bu; bir numaram" dedim...

 

Sonsuzluk ve bir gün...

 

:blushing:

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
KUTSAL DAMACANA (komedi)

 

Komedi severlere Kutsal Damacana filmini öneriyorum gerçekten çok komik...

Klasik bir şeytan çıkarma filmi konusu ancak tarz çok sıradışı :P

 

Şafak Sezer'e kocaman bir alkış :alkis:

bu filmi geçen akşam tv de gördüm yarım yamalak bakabildim çok komikti ya hatta bir sahnesinde gözlerim yaşardı gülmekten exorsizm'i ti ye alan son derece eğlenceli bir filme benziyordu..şimdi CD sini temin edip en başından sansürsüz izlemeyi düşünüyorum..

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Şafak Sezer'e kocaman bir alkış :alkis:

bu filmi geçen akşam tv de gördüm yarım yamalak bakabildim çok komikti ya hatta bir sahnesinde gözlerim yaşardı gülmekten exorsizm'i ti ye alan son derece eğlenceli bir filme benziyordu..şimdi CD sini temin edip en başından sansürsüz izlemeyi düşünüyorum..

Suhedacım bence sansürsüz izlemelisin o zaman daha komik :D

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir demirefe

"KUŞLAR KANATLI UYGARLIK"

 

Sinema belgeselleri pek alışkanlık yapmış yapımlar değildir ama, bu film bence tüm filmlerin kralı... Fransız yapımı enfes bir belgesel. Yapımında müthiş emek var. Yıllar boyu kuşlar önce tedirgin olmasın diye kameralara, yanlarında uçan planörlere alıştırılmış ve sonra çekimler yapılmış.

 

Temelde binlerce kilometre yol kateden yaban kazları üzerine kurulu. Tabii daha başka bir çok kuş türü var. Dünyamızı bir cennet olmaya en fazla yaklaştıran muhteşem hayvanlar, doğanın en harika canlıları kuşlar...

 

Filmde göçmen kuşların tüm yaşantısı, çok zahmetli ve uzun çalışmalarla göç ettikleri uzun mesafeler boyunca filme alınmış. Ben ömrümde böyle enfes bir yapım görmedim. Bu eşsiz belgeselin doyumsuz tadını gölgeleyen bir kaç unsur vardı. Dünyamızın ne yazık ki olmazsa olmazı iki şey: Onca yoldan bitkin şekilde gelmiş zavallı kuşlar, soluklanmak ve beslenmek için bir su birikintisine inmek istediklerinde, iki korkunç şeyle karşılaşıyorlardı: Endüstriyel atıklarla bataklığa dönmüş ölüm tuzağına dönüşmüş göller, birincisi.. Eğer temiz kalmış bir göl varsa, kenarına kamufle olmuş elleri tüfekli insanlar da ikincisi...

 

Her neyse... Dünyanın ilk kez Ay'dan fotoğrafı çekildiğinde bir çok duyarlı insan ürpermişti. Sonsuz simsiyah bir boşlukta, tek sığınağımız, yuvamız, evimiz olan mavi gezegen doyumsuz güzellikte parlak bir inci gibi asılı duruyordu. Bu gezegene ne yaptığımızın sorgulanması ondan sonradır ki hız kazandı.

 

Fakat duyarlığın asla yeterli olmadığı çok açık bir gerçek. Bu gün soyu tükenme tehdidi altında yaşama tutunmaya çalışan o kadar çok ve ender tür var ki... Bunların bir kaç tanesi doğal olmayan ortamlarda nümunelik olarak yaşatılsın diyemezsiniz. Çoğu insan bunun ne yazık ki farkında değil. Çünkü türlerin gen havuzu diye bir kavram vardır. Bu gen havuzu kritik bir eşiğin altında daralmaya uğradığı zaman, o tür hızlı bir dejenerasyon sürecine gider. Genleri sağlıklı olarak devam edemez olur. Genetik sağlık için gen çeşitliliğnin yüksek olması şarttır. Anadolu'da dışa kapalı kimi köylerde yoğun şekilde genetik hastalıkların görülmesi bundandır. Bu türler dar bir populasyon içinde yakın akraba çiftleşmeleri ile mutasyon denen genetik değişimlere dayanıksız hale gelirler.

 

Fakat bu belgesel filmi herkesin izlemesini dilerim. Böyle harika bir şey olamaz. Balıkçı ağlarına takılan kazın ayağını ağdan kurtaran bir çocuk, aç turnalara eliyle yiyecek veren yaşlı bir kadın, satılmak için götürülürken kapatıldığı kafesin kapısını gagasıyla uğraşa uğraşa açmayı başarıp özgürlüğe kanat çırpan bakmaya doyulamayacak güzellikte bir papağan, Pasifik'te kopan fırtınada bir savaş gemisinin güvertesine sığınan ve uyuyup dinlenmeye çalışan yaban kazları, muhteşem Himalaya zirvelerinin üzerinde uçarken kar fırtınasına yakalanıp inmek zorunda kalan ve karların üzerinde dinlenmeye çalışan, üzerlerini kar örttükçe silkinip kalkan Hint kazları, Japonya turnalarının büyüleyici dansları...

 

Fakat bunları izlerken bile bir burukluk yaşıyor insan, çünkü o çocuk bir milyon çocuktan ancak bir tanesi... O turnaları ürkütmemek için sabırla yavaş yavaş yaklaşan elleri öpülesi kadın da milyonlarcasından ancak bir tanesi... İnsanlar korkunç bir duyarsızlık ve umursamazlık içindeler. Ben bu filmi sinema salonunda tek başıma izledim. Çünkü söylediğim herkes için, belgesel izlemeye sinemaya gitmek saçma sapan bir fikirdi. İnsanlar televizyonda zaplarken bile belgesel çıktığında daha bir aceleyle kanal değiştirme düğmesine basıyorlar. Saçma sapan bir reklamda bile çok daha fazla takılıp kalıyorlar.

 

Halbuki ta kaç yıl önce R. Nuri Güntekin kısa bir öyküsünde gelecek nesillerin kuş seslerine hasret kalacağı uyarısını yapıyordu. Kuş cıvıltısı sadece serçe ötüşleri değildir. Ben hayatımda bir kez gerçek, doğal ortamda yaşayan bülbül ötüşlerini dinledim ve resmen büyülendim. Bülbülün niye efsanelere konu olduğunu o zaman anladım. Dağların arasında uzanan yemyeşil bir vadide yaşıyorlardı. Şimdi o vadi duruyor mu diye merak ederim ama hiç sanmıyorum. Uzak bir yer sanılmasın, Karadeniz kıyısında bir yerdi. Sabah gün doğmadan yerimi alır, beklerdim. Bülbüller uzun uzun öttükten sonra hıçkırığa benzer bir ses çıkarıp susuyorlar. sanki bir şey anlatmaya çabalıyor, çabalıyor, nefesi yettiğince şakıyor ve anlatamayıp susuyor gibiler.

 

Bunlar dünyanın en önemli konuları bence... Fakat oradaki arkadaşlarım bir kaç kuşun ötüşünü dinlemek için sabahın köründe o vadiye gittiğim için resmen salak olduğumu düşünüyorlardı.

 

O yüzden eminim doğa yok olup giderken çığlıklarını kimse duymayacak. Bir doğa cenneti olan Erciyes'te daha türü tanımlanmadan bir çok kuşun nesli tükendi. Açın bakın Google Earth'dan. Bir zamanlar tüm etekleri gür ormanlarla kaplı bu dağın şimdi sadece sarp bir yamacına tutunmaya çalışan küçük bir koruluk var. Ben bunu internette paylaşıma açtığımda "Ben gayseriliyim, noolmuş erciyasa, bişşiy olduğu yok, duruyor!" diyenlerle karşılaştım.

 

Ovadakini hadi bitirdiniz de, dağdaki ormandan ne istediniz be insafsızlar? Bu filmi izleyenlerin bir olasılıkla içi burkulur diyeceğim ama, ondan da ümitli değilim...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Ben şimdi bir bilim kurgu izlemek istiyorum aynı zamanda psikolojik gerilim de olsun ve öyle iyi bitsin ki sonunda duman olayımmmm... İlla bilim kurgu olması gerekmez aslında tek başına çok sağlam bir psikolojik gerilim de olabilir... Önerir misiniz lütfennnnn?

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

10 yeni film vizyonda Türkiye sinemalarında bu hafta 5'i yerli, 10 film vizyona girdi.

 

SERENA

Çok erken yaşta Oscar kazanan Jennifer Lawrence’ı “Silver Linings Playbook”taki rol arkadaşı Bradley Cooper’la başrolde buluşturan film bu hafta vizyonda. O filmle, yükselen yıldızlar arasına giren çift bu kez 1929 Amerikasında kerestecilikle geçinen bir aileyi canlandırıyor. Aile derken, bir kişi eksik. Serena, kocasına çocuk veremiyor. Serena aşırı kurnaz ve hırslı bir kadın.

 

2014-10-29-serena-thumb.jpg
 

Serena, tekinsiz. Bu çocuk meselesi, giderek daha büyük sorunlara yol açıyor. Lawrence, kocasını oynaması için Cooper’ı bizzat ikna etmiş. Filmde de aynı şekilde, tuttuğunu koparan bir kadını oynuyor. Ancak çocuksu yüzü orada kaldığı müddetçe (24 yaşında) bu tür güçlü kadın rollerinde ne kadar başarılı olacağı tartışılabilir. Yönetmen, bol ödüllü Danimarkalı Susanne Bier.

YILDIZLARARASI (INTERSTELLAR)

 

interstellar_webdesign_by_oroster-d795ak

 

Kubrick’in 1968’de çektiği “2001: A Space Odyssey” neden önemli bir film? Çünkü Arthur C. Clarke’ın zamanın çok ötesine giden varsayımlarını başarıyla uyguladı. Varoluşa ve varlığın nereye gittiğine dair önemli şeyler söyledi. Kontrolü ele geçiren yapay zeka başta olmak üzere bilimkurgu sinemasının pek çok mihenk taşının atası oldu. Peki “Yıldızlararası” aynısını yapabilecek mi? Ya da yapmaya niyeti var mı? Yoksa dünya dışında yaşanabilecek bir gezegen arayışına çıkan bir grup bilim insanının yolculuğu olarak mı kalacak? Beklentilerimizi yüksek tutmamız için yeterli sebebimiz var. Bir kere geçmişte “Memento”, “Inception” gibi son derece yaratıcı işlere imza atan Christopher Nolan kamera arkasında. Steven Spielberg 2006’da projeyi geliştirmeye başlamış ancak daha sonra Nolan’a devretmiş. Oyuncu kadrosu da müthiş. “Dünyadaki bütün aileler için” bu yolculuğa çıktığını söyeyen taze Oscarlı Matthew McConaughey mesela. Filmin bilimsel düzleminin sağlam olması da beklentiler arasında. Zira filmin hikayesi, ünlü astrofizikçi Kip Thorne’un çalışmalarına dayanıyor. Kara delikler aracılığıyla zamanda yolculuk yapılabileceğini söyleyen Thorne senaryoya bilimsel danışmanlık da yapmış. Dolayısıyla karşımızda, belki “2001”deki gibi yarım yüzyıl sonrasının teknolojilerini (ve korkularını?) doğru tahmin eden değilse de geleceğe daha farklı bakmamızı sağlayacak, doğru soruları soracak bir film mevcut gibi.

ALEXANDER VE FELAKET, KORKUNÇ, BERBAT, ÇOK KÖTÜ BİR GÜN

 

afis.jpg

 

Aile komedilerinden hoşlanır mısınız? Peki ya Steve Carell’dan? İkisine de yanıtınız evetse bu filmi beğenmeme ihtimaliniz zayıf. Sabah uyanır uyanmaz çok kötü bir gün geçirmeye başlayan (saçına sakız yapışmıştır) Carrel’a filmde, Ben Affleck’in karısı Jennifer Garner eşlik ediyor. Jim Carrey’in “Yalancı Yalancı” filminden esintiler mevcut. Hani küçük bir çocuk bir gün bir dilek diler ve babası artık yalan söyleyemez. Bu hayli kalabalık ailedeyse kurban, Steve Carell’ın oynadığı baba figürü oluyor. TV dizileri kariyeri bulunan yönetmen Miguel Arteta’nın kahkahanın dozu bakımından ortalamayı tutturduğu söyleniyor. Carell filmlerinde her zaman duygusallık da vardır. Bunu da ortalamaya dahil edin.

UZUN YOL

 

Film-Still.jpg

 

Yerli filmler açısından hayli zengin bir sezon geçiriyoruz. “Uzun Yol”, bir aşk hikayesi. “Yüreğinin götürdüğü yer, her zaman mutluluk getirir mi” sorusunu soruyor film. Gülten ve Fariz’in hikayesi bu. Fariz kamyon şoförü. Gülten’in ailesi bu nedenle ilişkilerine karşı çıkıyor. Gülten de yüreğinin götürdüğü kasabaya Fariz ile birlikte yerleşiyor. Bir çocukları oluyor. Aile oluyorlar. Ama sorunlar bitmiyor. Fariz’in uzun kamyon yolculukları dışında bir de kumar sorunu var çünkü. Ataerkil toplumda en çok üzülenin kadınlar olduğunu söylüyor film. Yalan da değil. Ama farklı bir dokunuş var burada sanki. Nihat Seven’ın dördüncü uzun metrajında oyuncu kadrosunu Hakan Yufkacigil, Bora Cengiz, Mehtap Anıl gibi isimler oluşturuyor.

DENİZ SEVİYESİ

 

304156jpg-r_640_600-b_1_d6d6d6-f_jpg-q_x

 

Yine bir yerli film. Yine bir aşk hikayesi. Ayvalık-New York hattında geçen bir geçmişle hesaplaşma hikayesi bu. Damla Ayvalık’ı terk edip Amerika’ya gider. Burada Amerikalı bir adamla evlenir. 6 aylık hamiledir. Ama geride bıraktıklarıyla hesabı bitmemiştir. Çocukluğunun geçtiği Ayvalık’taki evin satılacağını öğrenir. Dahası Burak vardır. Terk ettiği sevgilisi. Kocasıyla birlikte soluğu Türkiye’de alır. Üstelik yanında sırrını da getirir. Yönetmenliğini Esra Saydam ve Nisan Dağ’ın beraber üstlendiği filmin oyuncuları arasında Damla Sönmez, Ahmet Rıfat Şungar, Jacob Fishelve Sanem Öge var. Filmin, 21. Altın Koza Film Festivali’nde yönetmen ve oyunculuklar dahil 6 ödül kazandığını ekleyelim.

KİRLİ PARA (THE DROP)

 

The-Drop-movie-image.jpg

 

Haftanın merakla beklediğimiz filmlerinden biri de “Kirli Para”. Başrollerde son dönemin yükselen yıldızı Tom Hardy ve “ejderha dövmeli kız” Noomi Rapace var. Dahası, ölmeden önceki son işiyle usta aktör James Gandolfini’yi izleyeceğiz. Peki bu kadronun, bu suç dramasında başarılı bir iş çıkardığı yönünde ümitli miyiz? Yanıtımız evet! Oyuncu kadrosu dışında da nedenlerimiz var, elbet. Her şeyden önce genç yönetmen Michael Roskam’ın, yeraltı suç dünyasına postmodern bir bakış açışı ve stilize bir gerçeklik getirdiği söyleniyor. Gangsterlerin para akladığı Brooklyn’deki bir barın sahibidir Bob. Eski bir suçludur, yeniden hapse girmek istemez. Yapılanlara göz yumar. Komşusu Nadia ile birlikte bir gün çöplüğe bırakılan yaralı bir köpek yavrusunu sahiplendiklerinde işler değişir. (Hiçbir iyilik cezasız kalmaz). O köpek, azılı suçlu Eric Deeds’e aittir. Deeds sadece köpeği değil, eski sevgilisi Nadia’yı da geri istemektedir. Gandolfini, filmde Bob’la beraber barı işleten kuzen Marv’ı oynuyor. Asıl dikkat etmemiz gereken isim ise, “Rust and Bone”da Marion Cotillard’un sevgilisini oynayarak dikkatleri üzerine çeken Belçikalı aktör Matthias Schoenaerts. Eric Deeds rolünde göstereceği performans önemli çünkü malum, bu tür işlerde kötü adam ne kadar iyiyse film de o kadar iyi olur. Filmin, “Mystic River” ve “Gone Baby Gone” gibi başarılı beyazperde adaptasyonları bulunan romanlara imza atmış Dennis Lehane’nin bir hikayesinden uyarlandığını da söyleyelim.

EVLİYA ÇELEBİ VE ÖLÜMSÜZLÜK SUYU

 

evliya.jpg?resize=726%2C400

 

Ab-ı Hayat, yani Ölümsüzlük Suyu’nun peşinden kimler koşmadı ki? Geçmişin yarı-tanrı insanlarının öyküleri anlatılır mitolojilerde. Hatta Büyük İskender’in bile onca fethi, “Ölümsüz Suyu” bulmak için yaptığı söylenir. Ab-ı Hayat, insanoğlunun ölümsüzlüğe ulaşma arzusunun bir simgesine dönüşmüştür. Ünlü gezgin Evliya Çelebi de onca yeri gezmişken bu suyu aramaktan geride duracak değildi ya. Filme göre bulur da. 1600'lü yıllarda Nil Nehri kıyısında. Ama başına iyi şeyler gelmez Çelebi’nin. Kraliçe, onu cezalandırır. Çelebi uzun bir uykuya dalar. Uyandığındaysa kendisini günümüz İstanbul'unda buluverir! Fantastik bir hikaye anlatan ve ilk yerli 3D-animasyon olma iddiasıyla sinemalarımıza gelen filmin seslendirme kadrosunda Haluk Bilgener, Cengiz Küçükayvaz, Nurseli İdiz, Murat Cemcir ve Ahmet Kural gibi isimler yer alıyor. Yönetmen ise “Fetih 1453” filminin görsel efektlerine imzasını atarak dikkatleri çeken Serkan Zelzele..

TARZAN

 

tarzangermany.jpg

 

3 boyutlu bir Tarzan animasyonu. Hikaye klasik. Asıl adı John Clayton olan Tarzan, ailesini bir uçak kazasında kaybeder. Kendisi kurtulur ama ıssız bir ormanda yapayalnız kalır. Maymunlar tarafından büyütülür. Derken Jane ile tanışır. Ama tek tanışacağı insan Jane olmayacaktır. Sorun da buradadır zaten. Daha önce hiçbir insanla iletişim kurmamış olan Tarzan’ı büyük zorluklar beklemektedir. Filmin, Edgar Rice Burroughs’un 1914 tarihli orijinal kitabına sadık kaldığını belirtelim. Çocuklarınızla ailece izleyebileceğiniz bir film Tarzan. Renkler ve üç boyut tekniği de yerinde kullanılmış. Ama çocuklu bir aile değilseniz, filmin hitap ettiği hedef kitle arasında yer almıyorsunuz demektir.

İNŞAAT 2

 

214824.jpg

 

2003 yılında vizyona giren “İnşaat”tan tam 11 yıl sonra macera devam ediyor. Yönetmen yine Ömer Vargı. Ali ve Sudi, çalıştıkları inşaata ceset gömdükleri için 10 yıl hapis cezası almışlardır. Cezalarını çekip çıkan ikili, yeni bir suç batağına saplanır. Çalıştıkları açıkhava diskosunda neler yoktur ki? Bir yanda insan kaçakçıları, diğer yanda tarihi eser kaçakçıları. Geçmişlerine dönmek istemezler. Tek istedikleri, sevdikleri kadınları alıp ülkeyi terk etmektir ama bu kolay olmayacaktır. Filmde Emre Kınay-Şevket Çoruh ikilisine Bülent Kayabaş da eklenmiş.

OLUR OLUR

 

olur-olur.jpg

 

Bir eczane kalfası, sevdiği kadın dükkana gelince ne yapar? Onun aşkını kazanabilmek için ne yapabilir? Hele ki kız, onunla ilgilenmiyorsa. Ama Ali durmaz. Bir yaşam koçu olayına girer. Öğreneceği tekniklerle sevdiği kızın yani Azra’nın ilgisini çekmeye çalışır. Patronu Zihni’nin ise başka dertleri vardır. Kerem Çakıroğlu'nun yönettiği komedinin başrollerinde, aşırı yetenekli iki isim Alper Kul ve Şinasi Yurtsever yer alıyor.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

YILDIZLARARASI'na geçenlerde kızım gitti ve beğendiğini söyledi.3 saatimi ayırabileceğim uygun bir gün kolluyorum şimdi bende..:)

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

7 film vizyona giriyor Bu hafta 7 film vizyona giriyor.

 

the-hunger-games-mockingjay-part-1-banne

 

 

AÇLIK OYUNLARI: ALAYCI KUŞ BÖLÜM 1

 

hunger-games-mockingjay-trailer-comic-co
 
Aslında şanslıyız. Baksanıza, büyük hayran kitlesine sahip serilerin yeni bölümlerini dünyayla aynı hafta izleme şansına sahip oluyoruz. Ama bir o kadar da şanssızız; zira yapımcılar, serinin sonu yaklaştıkça daha fazla para kazanma uğruna o son bölümü ikiye bölüyorlar. Harry Potter serisinde olduğu gibi bir durumla karşı karşıyayız. “Açlık Oyunları: Alaycı Kuş Bölüm 1”, adından anlaşılacağı üzere, final bölümünün ilk yarısı sadece.

 

 

Süresi de ilk iki bölüme göre kısa (2 saat 3 dakika). Aksiyonu ve heyecanı daha bol olması beklenen asıl finale hazırlık görevi üstleniyor. Filmin hikayesi de, tam anlamıyla büyük finale hazırlık minvalinde ilerliyor. Katniss (Jennifer Lawrence), yıkıma uğrayan evine yani 12. Bölge’ye dönüyor. Oyunları kazananlara ait olanlar dışındaki evlerin yerle bir edildiğini görüyor. İnsanlar yeraltında örgütlenmişler, aslında kendilerine liderlik edecek birini arıyorlar. O kişi Katniss olabilir mi? Suzanne Collins’in yazdığı roman serisinin beğenilen özelliklerinden olan “güçlü kız, aşık olduğu erkek için savaşır” konsepti yine işliyor. Katnis, “hayatı tehlikede olan Peeta için acaba neler yapacak?” cümlesi bu yüzden. İkinci filmde beğenilen bir iş çıkartan Francis Lawrence yine yönetmen koltuğunda. Başrollerde de Jennifer Lawrence ve Josh Hutcherson ikilisi yerlerini koruyor.

 

ŞEFLERİN SAVAŞI

 

http://www.turkish-media.com/forum/topic/287853-sef-comme-un-chef-2012/

 

Kısa süre önce sinemalarımıza gelen Jon Favreu imzalı leziz “Şef”ten sonra bir kez daha mutfak sanatının inceliklerini anlatan bir filmle karşı karşıyayız. Bu kez daha amatör bir aşçıyla tanışıyoruz. Jacky Bonnot, hayalleri büyük, kariyeri ise kısa bir aşçıdır.

 

Para kazanmak için küçük işler yapmayı kabul eder, ama inatçıdır, asıl hayali bir gün büyük bir restoranın şefi olmaktır. Yolu bir gün, ünlü şef Alexandre La Garde ile kesişir. İşin ilginç tarafı, bu genç amatöre ünlü şef de ihtiyaç duyacaktır. Çünkü inceleme için kendisini görmeye gelecek yetkililere kısa sürede orijinal bir sunum yapabilmek için genç birinin yardımına ihtiyacı vardır. Daniel Cohen’in yönettiği 2012 yapımı filmin oyuncu kadrosunda usta aktör Jean Reno, Michael Youn, Raphaelle Agogue gibi isimler yer alıyor.

 

ASFALT ÇİÇEKLERİ

 

maxresdefault.jpg

Resim ve müzik arasında nasıl bir ilişki vardır? Birindeki varoluşsal sancıların ilacı, diğeri olabilir mi? Bu ilginç noktadan hareket eden yapımda “Asfalt Çiçekleri” isminde, sokak müziği yapan bir grupla tanışıyoruz.

 

Fransa’da yaşayan Haifa, grubuyla yolculuğa çıkar. Yolları günün birinde Türkiye’ye düşer. Ressam Hasan ise eser üretmekte zorlanmakta, bir çıkış yolu aramaktadır. Bir gün sevgilisiyle yolda yürürken bu sokak müzisyenleriyle tanışır. Haifa’dan etkilenir. Tuhaf bir biçimde, yaşadığı sıkıntıları aşmak için Haifa’nın peşinden gitmesi gerektiğini düşünmeye başlar. Yalnızlık temalı bu yol hikayesinin senaristliğini ve yönetmenliğini Kamil Koç üstlenmiş. Başrollerde ise Hilmi Korkmaz, Sema Şahingöz ve Sinem İslamoğlu var. .

KARIŞIK KASET

 

fft81_mf2255228.Jpeg

 

Kaset çağına yetişmiş bizim gibiler, sevdiği insana karışık bir kaset doldurmanın ne keyifli olduğunu, ne anlama geldiğini iyi bilir. Sinema yazarı Uygar Şirin’in aynı adlı romanından uyarlanan film de bu tanıdık duygudan hareket ediyor.

 

 

Ama hikaye hayli ilginç. Neredeyse 20 yıldır birbirini tanımalarına rağmen bir türlü sevgili olamamış bir çiftle tanıştırıyor bizi. Bunun sebebi ise Ulaş’ın utangaçlığıdır. İrem’e aşıktır ama bir türlü söyleyemez. Yıllar sonra babasının tavsiyesi üzerine aşkını, dolduracağı karışık kasetle ilan etmeye karar verir. Türk popunun klasikleriyle anlatacaktır, söyleyemediklerini. Peki ama İrem buna hazır mıdır? “Aşk, bu kadar bekletilir mi?”. Tunç Şahin’in yönettiği filmde genç çifti Sarp Apak ve Özge Özpirinçci oynuyor. Yerli sinemamızda ender rastlanan romantik komedi türündeki yapım, özellikle genç çiftlerin ilgisini çekecektir.

 

SENİ SEVİYORUM ADAMIM

 

seni-seviyorum-adamim-o1h1.jpg

Hani çoğumuzun zaman zaman sözünü ettiği bir hayal vardır: “Herşeyi geride bırakıp bir sahil kasabasına yerleşmek”. Berk Ataman bunu yapar işte. Müzik yapımcısıdır ama artık işler eski günlerdeki gibi değildir. Gönül ilişkilerinde de yenik düşmüştür. Soluğu, Kıbrıs’ta bir sahil kasabasında alır.

 

 

Orada yıllarını yalnızlığı ve teknesiyle geçirir. Ta ki, hayatına genç bir kız girinceye kadar. Onun ışık saçan ruhu, artık örümcek bağlamaya başlayan kendi ruhuna iyi gelir. Elbette, sahil kasabasına yerleşen herkesin başına iyi şeyler gelecek diye bir kural yok. İkilinin arasındaki ilişkiyi gölgeleyecek bir sınav ufukta görünür. Biray Dalkıran’ın yönettiği filmin başrollerinde Gizem Karaca ve Barış Kılıç var. Onlara Asuman Dabak ve Ayşen Gruda gibi isimler eşlik ediyor.

KUMUN TADI

 

140117_kumuntadi.hlarge.jpg

 

Yine sahil kasabasında geçen bir yerli film. Ama konu bu kez başka. Hamit, hayatını insan kaçakçılığı yaparak kazanıyor. İşler bir gün ters gidiyor. Kaçak göçmenler, kasabada mahsur kalıyor. Daha önce para kazandıran birer meta olarak gördüğü bu insanlarla ilişki kurmaya başlıyor. Ayın kasabada bulunan botanik bilimcisi Denise ile tanışması ise hayatını değiştiriyor.

 

Duygularının peşinden gitmeye hazırlanıyor ama önce o kaçak göçmen sorununu çözmesi gerek. Günümüzde hemen her gün bir trajedi haberiyle gündeme gelen insan kaçakçılığı sorununa eğilen farklı bir filmle karşı karşıyayız. Yönetmen Melisa Önel ilk uzun metrajında hayli kasvetli ve karanlık renk paletine sahip bir film çekmiş. Başrollerdeki Timuçin Esen’in yeteneğini zaten herkes biliyor ve diğer başrol Mira Furlan ile uyumlu bir ikili oldukları söyleniyor. Film, ilk kez 64. Berlin Film Festivali’nin Forum bölümünde gösterilmiş ve “En İyi İlk Film” ödülü için yarışmıştı.

 

ÜMMÜ SIBYAN: ZİFİR

 

1415184677.jpeg

 

Yerli sinemamızda korku/gerilim denemelerinin birbirine benzediğini daha önce yazmıştık. “Ümmü Sibyan:Zifir”de de durum çok farklı değil. Yine paranormal olaylar, öte-dünyadan gelen ziyaretçiler sözkonusu.

 

Anlatalım. Lise son sınıf öğrencisi bir grup genç, yaklaşan finallerin stresini atmak için “delilik” yapmaya karar verir ve okulda kimseler yokken öğretmenler odasında bir parti düzenler. İçki, şamata derken içlerinden birinin aklına “parlak” bir fikir gelir. Okulda yıllar önce intihar eden Kevser adlı genç kızın ruhunu çağıracaklardır! Ruh gelir gelmesine de bu, onlar için hiç de iyi olmaz. Efe Hızır’ın çektiği filmin başrollerinde Rabia Kaya, Mustafa Kırantepe ve Ceren Mertadam yer alıyor.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Pi'nin yaşamı.

Richard Parker'a hayran kalmıştım.

Keşke böyle filmler sıklıkla yapılsa. 

O balık sahnesi harikaydı. smile.png

http://www.turkish-media.com/forum/topic/295073-pinin-yasami-life-of-pi-2012/

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

1.Horns - 5 Aralık 2014

Horns_Official_Movie_Poster.jpg
Daniel Radcliffe'in şimdiye kadar hayat verdiği en ilginç karakterlerden biri ilginç bir rolde izlediğimiz filmin yönetmeni Alexandre Aja. Daha önce Tepenin Gözleri ve Mirrors gibi yapımlarla gerilim sinemasındaki yeteneklerini izlediğimiz Aja, Horns'ta biraz daha çizgisinin dışına çıkmış gibi. Filmde kahramanımız kız arkadaşının katilini ararken kafasında bir çift boynuzun çıktığını fark etmesiyle kendisini gizemli ve gerilim dolu bir serüvenin içinde bulur. Radchliffe'e bu filmde Max Minghella ve Joe Anderson eşlik ediyor.

2.Horrible Bosses 2 - 5 Aralık 2014

horrible-bosses-2.png 

İlki çok büyük ilgi gören Patrondan Kurtulma Sanatı'nın devamı niteliğinde olan film; Üç yakın arkadaş olan Nick, Dale ve Kurt'un yeni macerasını konu alıyor. Kendi işlerini kurmaya karar veren kafadarlar, yaşadıkları maddi sorunlarla beklemedikleri bir durum içinde kendilerini bulurlar. Kendilerini kandıran yatırımcılarını kaçırıp fidye istemek gibi çılgın bir fikirle yola çıkan kafadarların yeni macerasında. İlk filmdeki geniş kadroda yer alan Jennifer Aniston, Chris Pine, Christoph Waltz, Kevin Spacey ve Jamie Foxx yine karşımıza çıkıyor.

3.Kırımlı - 12 Aralık 2014

kirimli-teaser-fragman.jpg

Cengiz Dağcı’nın Korkunç Yıllar adlı romanından beyazperdeye aktarılan film, Türkiye'nin II. Dünya Savaşı konulu ender yapımlarından biri olma özelliğini taşıyor. Warner Bros ve TFT'nin ortak yapımı olan ciddi bir bütçeyle çekilen filmde; Alman esir kamplarında rehin alınan Tatarlı esirlerin yaşadıkları insanlık dramı ve çektikleri acılar anlatılıyor. Projesi Avni Özgürel’e ait olan yapımın senaryosu ise Atilla ve Nil Ünsal çiftine ait. Filmin yönetmen koltuğunda ise daha önce Türk Pasaport’u filmine imza atmış olan Burak Arlıel oturuyor. Filmin oyuncu kadrosundaysa Murat Yıldırım, Selma Ergeç, Bülent Alkış, Gülçin Santırcıoğlu ve Burç Kümbetlioğlu isimleri yer alıyor. Nazi Almanyası'nın Kırım'da yaşattığı dehşeti gözler önüne seren filmde özellikle Murat Yıldırım'ın performansı yılın dikkate değer oyunculuklarından biri olacağa benziyor.

4.Exodus - 12 Aralık 2014

exodus-3-600.jpg

Ünlü yönetmen Ridley Scott'ın muhteşem dönüşüne sahne olacak Exodus, yılın en çok konuşulacak eserlerinden biri olacağa benziyor. Hz. Musa'nın hayatının önemli dönüm noktalarını konu edildiği film Türkiye'de Tanrılar ve Krallar adıyla salonlarda yerini alacak. Tevrat'ın bazı bölümlerinden esinlenerek yazılan hikaye, Musa'nın doğumu ve Mısır kraliyet ailesi tarafından evlat edilişiyle başlıyor. Hz. Musa'nın Firavuna baş kaldırıp Mısır'da köle olarak çalıştırılan İbraniler'i serbest bırakılmasını sağlamasıyla başlayan ve ölümüne kadar geçen sürecin detaylı bir şekilde anlatıldığı filmin Senaryosunu Bill Collage, Adam Cooper ve Steven Zaillian'ın kaleme aldı. Başrollerde ise Christian Bale, Aaron Paul ve Ben Kingsley paylaşıyor. Christian Bale'nin geçtiğimiz haftalarda "Musa bir şizofrendi" gibi açıklamalarıyla şimdiden tartışma konusu haline gelen yapımın özellikle Yahudi çevreler tarafından nasıl karşılanacağı merak ediliyor.

5. Hobbit: The Battle of the Five Armies - 17 Aralık 2014

http://www.turkish-media.com/forum/topic/357715-hobbit-bes-ordular-savasi-the-hobbit-the-battle-of-the-five-armies/

Beş Ordunun Savaşı, The Hobbit üçlemesinin son bölümü niteliğinde bir eser. Yine Peter Jackson'un elinden çıkan yapımda Bilbo Baggins'in heyecan dolu macerasını noktalamasını ve eve dönüş yolunu buluşu anlatılıyor. İlk başta iki bölüm olarak tasarlanan Hobbit serisi, Yüzüklerin Efendisi serisinde açık bir nokta bırakmamak adına üçlemeye çevrilmişti. Martin Freeman ve Ian McKellen'ın yanı sıra serinin önceki filmlerinden görmeye alışkın olduğumuz yüzleri de yine karşımıza çıkartacak olan bu son Hobbit filmin, özellikle son bir saate damga vuracak savaş sahneleri merakla bekleniyor.

6.The Immigrant - 19 Aralık 2014

immigrant-poster.jpg

Joaquin Phoenix olmadan film çekemediği artık ıspatlanmış olan yönetmen James Gray'in yeni filmi Immirgrant 1920'lerin Amerika'sında geçiyor. Ewa Cybulski karakterine hayat veren Marion Cotillard'ın dikkat çekici bir performansa imza attığı filmde, doğdukları ülke olan Polonya'yı terk ederek New York'un yolunu tutan iki kız kardeşin hikayesiyle konu açılıyor. Yılın önemli dram filmleri arasında gösterilen yapımda; verem olup karantinaya alınan kardeşinin ardından, kadın ticareti yapan Bruno'nun ağına düşen Ewa'nın seks işçiliğine uzanan serüveni anlatılıyor. Filmde başroller; Marion Cotillard, Joaquin Phoenix ve Jeremy Renner arasında paylaşılıyor.

7.The Water Diviner - 26 Aralık 2014

3-brothers-head.jpg 

Türkiye'nin merakla beklediği yapımların başında gelen The Water Diviner bir yılı aşkın bir süredir yüksek sesle konuşulan bir film. Avusturalyalı bir adamın Çanakkale Savaşı'nın ardından haber alamadığı üç oğlunu bulmak amacıyla Türk topraklarının yolunu tutmasını konu alan yapım bir Russell Crowe filmi. Andrew Anastasios ve Andrew Knight ikilisinin yazdığı senaryoyu canlandıran geniş kadroda; Crowe'un yanı sıra Olga Kurylenko ,Cem Yılmaz ve Yılmaz Erdogan da yer alıyor. Bazı sahneleri Türkiye'de çekilen The Water Diviner, yılbaşından hemen önce beyaz perdedeki yerini alacak.

8.Big Hero 6 - 9 Ocak 2015

Big%2BHero%2B6.jpg

Yeni yılın ilk dikkat çekici yapımlarından biri bir animasyon filmi olan Big Hero 6 olacak. Daha önce Disney'in pek çok işine imza atan Don Hall ve Chris Williams'ın elinden çıkan filmde, kötü adamlara karşı şehri savunanan sempatik bir robotu izleyeceğiz. Ailecek izlenebilecek bir film olan Big Hero 6, özgüven konusunda verdiği mesajlarla dikkat çekiyor.

9.Fatih'in Fedaisi Kara Murat - 16 Ocak 2015

fatihin-fedaisi-kara-murat-talus_7875920 

Yerli yapımlar arasında bir diğer merakla beklenen film ise Fatih'in Fedaisi Kara Murat. Fragmanıyla Spartacus dizisini ve 300 Spartalı filmini anımsatan yapım, Cüneyt Arkın'sız ilk Kara Murat filmi olma özelliğini taşıyacak. Es Yapım tarafından hayata geçirilen filmin yönetmenliğini Aytekin Birkon üstlenirken, senaryo da yönetmenle birlikte Fatih Usta'ya ait. Filmin oyuncu kadrosunda ise Fatih Usta'nın yanı sıra Bahadır Sarı, Nezih Işitan, Ceyda Tepeliler, Ömer Faruk Hakeri, Kaan Erkam, Cem Bazaşükran, Çağman Şen, Doğan Öksüz ve Nefise Karatay yer alıyor. Dönem dizileri ve filmlerinin ilgiyle takip edildiği bir dönemde hayata geçirilen proje 16 Ocak'ta gişelerini açacak.

10.Blackhat - 16 Ocak 2015

hqdefault.jpg 

Insider, Public Enemies ve Heat gibi yapımlara imza atan Michael Mann'ın yeni filmi olan Blackchat, yönetmenin 1992'deki Son Mohikan eserinden bu yana yaşadığı dönüşümü net bir şekilde görebileceğimiz bir film. Thor karakteriyle özdeşleşen Chris Hemsworth'un başrolünde oynadığı yapımda; yakın gelecekte iki süper güç olan Amerika Birleşik Devletleri ve Çin'in yüksek oranda siber suç işlenmesi nedeniyle, güvenliklerini sağlayabilmek adına işbirliği yapmak zorunda kalışını konu alıyor. Tüm dünyayı tehdit eden siber teröristlerle bu alandaki Bu en iyi saha ajanlarının mücadelesini anlatan film karanlık atmosferiyle dikkat çekiyor.

11.The Seventh Son - 23 Ocak 2015

Jeff-Bridges-and-Ben-Barnes-in-The-Seven 

Rus sinemasının ses getiren yönetmenlerinden Sergey Bodrov'un yeni çalışması olan Yedinci Oğul 18. yüzyılda geçen fantastik macera türünde bir film. Daha önce Cengiz Han filmiyle karşımıza çıkan Bodrov, Hollywood'a göz kırpan bu yapımında kötü ruhlarla savaşan genç bir çalışmayı konu alıyor. Efektleriyle dikkat çekmesi beklenen filmin başrollerini Ben Barnes, Julianne Moore ve Jeff Bridges paylaşıyor.

12.Sponge Out of Water - 6 Şubat 2015

SpongeBob-Movie-Sponge-Out-of-Water-Trai

Şubat ayı da yine bir animasyon filmle izleyicileri karşılayacak. Sevilen çizgi-dizi Süngerbob Karepantolon'un beyazperde uyarlaması olan yapıtta Süngerbob Karepantolon'un kıyıya çıkıp yaşayacağı hayatını izleyeceğiz. Filmin orijinal seslendirme kadrosunda Antonio Banderas, Tom Kenny, Clancy Brown ve Rodger Bumpass gibi isimler yer aldı. Sünger Bob serisine imza atan Paul Tibbitt'in elinden çıkan animasyon film tüm yaş gruplarından izleyicileri salonlara çekecek gibi gözüküyor.

13.Jupiter Ascending - 6 Şubat 2015

jupiter_ascending480.jpg

Wachowski kardeşlerin Matrix'ten bu yana en iddialı yapımı olarak lanse edilen Jupiter Yükseliyor, Bulut Atlası gibi sıradışı bilim-kurgu filmleri arasında yerini alacak gibi görünüyor. İnsanlığın köklerinin uzak bir galaksiden gelmiş olabileceği üzerine kurulu bir alt metinle, dünyaya hakim olmak isteyen kötü niyetli galaktik güçlere karşı verilen bir mücadelin anlatıldığı filmin başrollerinde; Mila Kunis, Channing Tatum ve Sean Bean yer alıyor.

14.Fifty Shades of Grey - 13 Şubat 2015

 

http://www.turkish-media.com/forum/topic/274892-grinin-50-tonu-grinin-50-golgesi-fifty-shades-of-grey-ucleme/

Yeni nesil kadın yönetmenlerden olan Sam Taylor-Johnson'un elinden çıkan Grinin 50 Tonu, Bir edebiyat öğrencisi olan güzel Anastasia Steele'nin seks ve cinsellikle örülü bir sırrın peşinden sürüklenmesini konu alıyor. Çekici bir iş adamı olan Christian Grey ile gerçekleştirdiği bir röportajın ardından, Grey'in cinsel sıralarına sahip olan Steele'nin şehvetin bilmediği yollarına sapışını izleyeceğimiz film E.L. James'in çok satanlar listesinden inmeyen aynı adlı romanından uyarlandı. Başrolleri Jamie Dornan ve Dakota Johnson paylaşıyor.

15.The Imitation Game - 20 Şubat 2015

the-imitation-game.jpg 

2014 Sonbahar sezonunda gelmesi beklenen ancak ertelenen gösterim tarihi sebebiyle Şubat'a kadar beklememiz gereken "Yapay Oyunlar" , Norveçli yönetmen Morten Tyldum'un elinden çıktı. Tyldum'un ilk büyük çalışması olan yapım özellikle oyunculuk performanslarıyla şimdiden Oscar'a aday bir proje. Benedict Cumberbatch 'ın 2. Dünya Savaşı sırasında Enigma kodunu kıran Alan Turing'i canlandırdığı filmde, Matthew Goode, Charles Dance, Keira Knightley ve Mark Strong'dan oluşan geniş ve güçlü bir kadro karşımıza çıkıyor. Kasım ayında; kod çözme, casusluk, ve vatana ihanet konularını irdeleyecek olan Imitation Game, kuru gürültü 2. Dünya Savaşı filmlerinin uzağında elit bir yapım görünümünde.

16.Into the Woods - 20 Şubat 2015

201004061250000.intothewoods.jpg

Chicago, Karayip Korsanları ve Geisha gibi farklı türlerde filmlere imza atan Rob Marshall'ın elinden çıkan Sihirli Orman'da klasik çocuk masallarına göndermelerle dolu bir hikaye konu alınıyor. Kırmızı Başlıklı Kız, Sindrella, Rapunzel gibi klasikleşmiş pek çok çocuk masalının farklı kahramanlarının bir cadı tarafından eğitildiği, Grimm karakterlerine yeni bir yorum getiren filmin başrollerde; Meryl Streep, Johnny Depp, Chris Pine, Emily Blunt ve Anna Kendrick gibi isimler yer alıyor.

17.Magi - 27 Şubat 2015

MagiPoster-thumb-300xauto-46029.jpg 

Şubat ayı sinema severler için beklenmedik bir projeyle kapanacak. Dabbe gibi kült bir korku filmine imza atan Hasan Karacadağ'ın son çalışması olan Magi, hem oyuncu kadrosu hem de konusuyla Karacadağ'ın şimdiye kadar gerçekleştirdiği en dikkat çekici proje olacağa benziyor. Film, Amerikalı gazeteci Olivia Watkins, Türkiye'de yaşayan kız kardeşi Marla tarafından acil olarak İstanbul'a çağırılmasıyla başlıyor. Esrarengiz bir cinayete kurban giden Olivia'nın ardından gerilim dolu bir serüven başlıyor. Karacadağ'ın korku filmlerine bakışında radikal bir adım olması beklenen Magi'nin kadrosunda Kenan Ece'nin yanı sıra yabancı oyuncular Michael Madsen ve Stephen Baldwin yer alıyor.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

 

 

ŞEFLERİN SAVAŞI

 

lechef_photos_060911_108.jpg

 

Kısa süre önce sinemalarımıza gelen Jon Favreu imzalı leziz “Şef”ten sonra bir kez daha mutfak sanatının inceliklerini anlatan bir filmle karşı karşıyayız. Bu kez daha amatör bir aşçıyla tanışıyoruz. Jacky Bonnot, hayalleri büyük, kariyeri ise kısa bir aşçıdır.

 

Para kazanmak için küçük işler yapmayı kabul eder, ama inatçıdır, asıl hayali bir gün büyük bir restoranın şefi olmaktır. Yolu bir gün, ünlü şef Alexandre La Garde ile kesişir. İşin ilginç tarafı, bu genç amatöre ünlü şef de ihtiyaç duyacaktır. Çünkü inceleme için kendisini görmeye gelecek yetkililere kısa sürede orijinal bir sunum yapabilmek için genç birinin yardımına ihtiyacı vardır. Daniel Cohen’in yönettiği 2012 yapımı filmin oyuncu kadrosunda usta aktör Jean Reno, Michael Youn, Raphaelle Agogue gibi isimler yer alıyor.

 

 

Bu film yeni mi giriyormuş vizyona..Çok güzeldir kaçırmayın..:)

 

http://www.turkish-media.com/forum/topic/287853-sef-comme-un-chef-2012/

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Haftanın filmleri

 

Türkiye'deki sinemalarda bu hafta 4'ü yerli 8 film vizyona giriyor. Oscar'da En İyi Film ve En İyi Yönetmen ödüllerini alan "Birdman", Yılın En İyi Erkek oyuncusu ödülünü alan ''Herşeyin teorisi'' filmleri izleyiciyle buluşuyor.

 

BIRDMAN

 

cw-3646-medium.jpg

 

“Paramparça Aşklar Köpekler”, “21 Gram”, “Babil” gibi filmlerden tanıdığımız Meksikalı Alejandro Inarritu, genellikle “farklı hayat öykülerini kesiştirme” şeklindeki tarzıyla bilinen bir yönetmen. Geçen yıl Oscar kazanan memleketlisi Alfonso Cuaron’dan mı esinlendi bilinmez, uzadıkça uzayan plan-sekansa kaptırmış gönlünü bu kez.

“Birdman”de ucu açık tek bir çekime davet ediyor seyirciyi. Tamamı bir tiyatro binası ve çevresinde geçen filmde, bazı dijital hileleri görmezden gelirsek, tek bir çekimdeymiş gibi hissedeceksiniz. Bu tarzın yüce eseri olan Aleksandr Sokurov’ın “Russian Ark”ına yaklaşabildiği kadar yaklaşmaya çalışmış.

Ne anlatıyor peki? Geçmişte “Birdman” adında bir süper kahramanı canlandırarak üne kavuşmuş, sonradan şöhreti kaybetmiş aktör Riggan ile tanıştırıyor film bizi. Riggan, küllerinden yeniden doğmak adına, Broadway’da bir oyun sahnelemeye çalışmaktadır. Ama provalar sırasında oyuncularından biri kaza geçirince yerine acil ve tecrübeli bir aktör bulması gerekir. O kişi Mike’tır. Mike şımarıktır, ukaladır, ama işinde iyidir. Riggan bu sorunu çözse de başka sorunlar baş gösterir. Asistanlığını yürüten depresif kızıyla arası iyi değildir, mükemmelliyetçi eski karısı tarafından sürekli sorgulanmaktadır. Bütün bunlar yetmezmiş gibi sahnelemeye çalıştığı oyunun, kendisine eski prestijini sağlayacağından şüphesi vardır. Tesadüfe bakın ki (!), Riggan’ı geçmişte yine kanatlı bir süper kahramanı (Batman) canlandıran, sonrasındaysa kariyeri düşüşe geçen Michael Keaton oynuyor.

 

 

 

Neredeyse her sahnede yer alan 64 yaşındaki aktörü izlemek gerçekten çok keyifli. Ona, Mike rolünde Edward Norton, depresif kızında Emma Stone, Zach Galifianakis ve Naomi Watts eşlik ediyor.

Senaryoyu da kendisi yazan Inarritu, en çok, sahnelenmeye çalışılan oyunun bir pembe diziyi andırmasıyla kan kaybetse, içerdiği eleştirmen eleştirisiyle tartışma yaratsa, hatta kabul edelim ana hikayeyi belli bir sığlıktan kurtaramasa da özellikle oyunculuklar ve son derece hassas bir zamanlama gerektiren plan-sekans denemesiyle tam bir yönetmenlik filmine imzasını atmış, ödülünü de aldı zaten.

Bu noktada hiç aksamayan kamerasıyla görüntü yönetmeni Emmanuel Lubezski de haklı şekilde Oscar’a uzandı. Senaryo ve en iyi film ödüllerini de eklersek toplamda 4 Oscar kazanarak yıla damgasını vuran bu kara-komedi, ne anlattığından çok, kendi fantastik dünyasına inanmanızı bekleyen, bu dünyayı kendi yöntemleriyle inandırıcı kılmaya çalışan kırılgan bir yapıt. Bu gözle izlemenizi salık veririz.

 

 

 

HER ŞEYİN TEORİSİ

“Birdman” ne kadar yönetmenlik filmiyse, “The Theory of Everything” de aynı ölçüde bir oyunculuk filmi.

 

1.jpg

Akademi’nin hastalıklı, arızalı karakterlere olan takıntısı herkesin malumu. Film de buradan hareketle, sıradışı bir karakterin hayatının önemli bir bölümünü başarıyla anlatıyor. Gencecik İngiliz aktör Eddie Redmayne’nin ünlü astrofizikçi Stephen Hawking’i canlandırdığı -daha doğru tamamıyla dönüştüğü bu filmi ağzınız açık izleyeceksiniz. Fiziksel benzerliğin dışında aktör, ALS hastalığının pençesindeki bir adamın çektiği ızdırabı da içindeki mizah duygusunu da yansıtabilen bir yüze sahip.

 

Hawking’in gençliğine, ilk ve tek aşkına, hastalığını öğrenmesine, mücadelesine, aile kurmasına, profesör olmasına, neredeyse hayatının bütün önemli evrelerine mercek tutuyor film. Daha önce “Teldeki Adam” belgeseliyle Oscar’ı bulunan yönetmen James Marsh’ı ayrıca kutlamak gerek. Bir oyunculuk filmi çektiğinin bilinciyle hareket etmiş, oyuncularına gerekli alanları açmış.

Hawking’in çilekeş eşi rolünde Felicity Jones’un performansı da yılın unutulmazları arasında. Tarihe damga vuran bu ilginç kişiliği merak etmiyor olsanız bile, sırf çok haklı bir Oscar kazanan başroldeki Redmayne’i izlemek için bile bu filmi izlemelisiniz.

 

AŞK BAŞKADIR

Dile kolay, birlikte 39 yılı devirmiş Ben ve George’un öyküsü bu. Evlilik kanunundaki değişiklik yüzlerine güler. Eşcinsel evliliklerin önü artık açılmıştır. Evlenmeye karar verirler. Evlenirler de. Ama balayından döndüklerinde kötü bir sürprizle karşılaşırlar. Ben, yıllarını verdiği Katolik okulundan kovulmuştur. İşsizlik, onları yaşadıkları şehirden uzaklaştırıp New York’ta bir apartman dairesine yerleşmeye zorlar.

 

259084.jpg

 

Bu süreçte birbirlerine olan aşkları sınanır. Romantik-komedi türüne farklı bir bakış atan filmde iki aşığı, iki süper oyuncu, John Lithgow ve Alfred Molina canlandırıyor. Onlara Oscar’lı Marisa Tomei eşlik ediyor. Senaryoda da imzası bulunan yönetmen Ira Sachsi’yi, yine eşcinsel birlikteliği konu alan “Keep the Lights On” filmiyle tanıyoruz. Farklılıklar güzeldir.

 

 

ÇARŞI PAZAR

Sıra geldi, filmde görünen herkesin afişte de kelle-plan şeklinde görünmesinin bir zorunluluk olduğu Türk sinemasının bu haftaki örneklerine. Komedi türündeki “Çarşı Pazar”, hamamda kese yaparak hayatını kazanan Kahraman’ın hikayesini anlatıyor. Bir tellak, daha fazla müşteri çekmek için ne yapabilir? Müşteri gereklidir, çünkü Kahraman’ın hamamı, yıkılma tehlikesiyle karşı karşıyadır. İstanbul’dan gelen müteahhit Tuncay, hamamın da içinde bulunduğu çarşıyı yıkıp yerine alışveriş merkezi yapmak istemektedir. Kahraman, borçlarını ödemek ve hamamı yıktırmamak için plan yapar. Bu süreçte tanıştığı Bahar, en büyük yardımcısı olur. 

 

carsi-pazar-o1h1.jpg
 

“Beynelmilel”e Sırrı Süreyya Önder’le birlikte imzasını atan yönetmen Muharrem Gülmez, bir kez daha kamera arkasında. Bu esnaf komedisinin başrollerinde, komik ve yetenekli Erdem Yener ile Ayhan Taş ve Elif Nur Kerkük yer alıyor.

 

8 SANİYE

Rüyalar üzerine bir film. Sabah kalktığınızda hala etkisinden kurtulamadığınız kaç tane rüya gördünüz? Esra sürekli görüyor. Çocukluğundan beri hem de. Üstelik bu rüyalar gerçekleşiyor da! Esra, rüyalarında kendine sürekli yol gösteren gizemli adamı bulmanın peşindedir şimdi. Bu, çocukluk korkularıyla yüzleşmesi, kendisiyle barışması gereken zorlu bir serüven anlamına gelir. 

 

fa76b5b9-1337-41c9-82b4-f4c037e374fb.jpg
 

Kamera arkasındaki başarılı numaralarına daha önceleri “Aşk Tesadüfleri Sever”, “Yahşi Batı” gibi filmlerde tanıklık ettiğimiz Ömer Faruk Sorak, yeni filminde gizemli bir öykü anlatmayı tercih etmiş. Başrollerde, senaryoda da imzası bulunan Esra İnal’ın yanı sıra Fırat Çelik, Fahri Yardım, Mehmet Kurtuluş ve yılların tecrübesi Salih Kalyon mevcut.

 

KARAMAN’IN KOYUNU

Sıradaki komedi, Osmanlı döneminde geçiyor. Rahat bir askerlik geçiren Bahtiyar, çeşme başında gördüğü Mihriban’a aşık olur ama Mihriban’ın talibi çoktur. Albay Rıza da bu güzel kadının peşindedir. Bunun üzerine Bahtiyar, komutanın üniformasını çalarak Mihriban’ın babasına kendisini Albay olarak tanıtır. Ancak gerçek Albay Rıza ortaya çıkınca işler karışır.

 

karamanin-koyunu-filmi-tvde-yayinlandi.j

 

Öyküsü itibarıyla yer yer Kemal Sunal’lı unutulmaz komedi “Tosun Paşa”dan esintiler taşıyan filmin başrollerinde Halit Akçatepe, Dost Elver ve Melis Tüzüngüç var. Yönetmen ise Kartal Çıdamlı.

 

 

MANDA YUVASI

Karışık bir olay örgüsü var filmin. Aşur, Kastamonu’dan İstanbul’a gelen, geçimini inşaat sektöründe yaptığı dolandırıcılıklarla sağlayan bir adam. Aldığı işleri teslim etmediği gibi, alacaklılarını da sürekli atlatmaktadır. Evde de karısıyla işler iyi gitmemektedir. İstanbul dar gelir. Memleketi Kastamonu’ya ziyarete gider. Burada, internet üzerinden kamerayla kendi köyünü izleyebileceği bir platform olduğunu keşfeder. Bu sayede babadan kalma köy evinde bir başkasının yaşadığını öğrenir. Bu kişi, Greenpeace üyesi Vedat’tır. Bitmedi. Köylüler hidroelektrik santral yapımına karşı çıkmaktadır ve bu çevre sorunu nedeniyle örgütlenmeleri gerekir.

 

manda_yuvasi_27_subatta_sinemalarda_h961

 

Tiyatro kökenli İlyas İlbey’in yönetip başrolde oynadığı filmin oyuncu kadrosunda Kemal Kocatürk, Seray Sever, Eylem Şenkal ve Sefa Tantoğlu yer alıyor. Sanayileşmenin kırsal kesimde yarattığı sıkıntıyı anlatmaya çalışan İlbey’in bu denli karmaşık hikayeden nasıl bir sonuç çıkardığı merak konusu.

 

 

ASTERİKS: ROMA SİTESİ

Asteriks ve “minik” dostu Oburiks’in başı bir kez daha Jules Cesar’la dertte. Roma imparatoru, Galyalıların yaşadığı şehrin yanına yeni bir şehir kurmaya karar verir. Böylece Galya halkını Roma kültürüyle tanıştırıp onları da kolonisi haline getirmeyi planlar. Bölge halkını örgütleme görevi de bizim sevimli afacanlara düşer.

 

67341894cbf230212859df784b87da47.jpg

 

İkilinin yeni macerasını üç boyutlu olarak perdeye taşıyan filmin yönetmenleri Louis Clichy ve Alexandre Astier. Filmin yurtdışında oldukça olumlu eleştiriler aldığını belirtelim.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Bu kısa filmde benden sakın kaçırmayın ama dikkatli de olun ha... :)

 

[sharedmedia=videos:videos:8346]

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

1900 efsanesi (bu filmi izlemeden ölme - sırf piyano kapışması bile yeter)
Sully
Hiidden Figures
Bugün Aslında Dündü 

Lütfen Beni Öldürme 

 

Diğerleri neyse ilki kesinlikle izlenmeli 
 

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

İletiniz moderatör kontrolünden geçtikten sonra sitede gösterilmeye başlanacaktır. Eğer buna maruz kalmak istemiyorsanız lütfen hemen bir ÜYE OLUNUZ.

Misafir
İletinizi misafir olarak gönderiyorsunuz. Eğer üye iseniz lütfen GİRİP YAPARAK gönderiniz.
Bu başlığa cevap yaz

×   Zengin metin olarak yapıştırıldı..   Onun yerine sade metin olarak yapıştır

  Only 75 emoticons maximum are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Önceki içeriğiniz geri getirildi..   Editörü temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.