Zıplanacak içerik
sardunyam

EN SON İZLEDİĞİNİZ SİNEMA FİLMİ

Önerilen İletiler

before sunset ( 2004 ) = bir romantik film. Ethan Hawk basrolu oynuyor. 9 sene once avrupada bir kizi goruyor bir gun geciriyorlar birlikte asik oluyorlar ama herkes kendi yoluna gidiyor... 9 sene sonra Fransa'da tekrar birbirini goruyorlar ve iste ne oldu 9 sene icinde ve o ilk gunden filan bahs ediyorlar. Jesse ( ethan ) nin sadece yaklasik iki saati var ucagi kalkmasina o iki saat icinde ne yaptin ne ettin sohbeti var iste :)

 

durgun bir film fena degildi yinede .

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
before sunset ( 2004 ) = bir romantik film. Ethan Hawk basrolu oynuyor. 9 sene once avrupada bir kizi goruyor bir gun geciriyorlar birlikte asik oluyorlar ama herkes kendi yoluna gidiyor... 9 sene sonra Fransa'da tekrar birbirini goruyorlar ve iste ne oldu 9 sene icinde ve o ilk gunden filan bahs ediyorlar. Jesse ( ethan ) nin sadece yaklasik iki saati var ucagi kalkmasina o iki saat icinde ne yaptin ne ettin sohbeti var iste :)

 

durgun bir film fena degildi yinede .

 

Enteresan geldi.

Severim nedense boyle filmleri :)

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
before sunset ( 2004 ) = bir romantik film. Ethan Hawk basrolu oynuyor. 9 sene once avrupada bir kizi goruyor bir gun geciriyorlar birlikte asik oluyorlar ama herkes kendi yoluna gidiyor... 9 sene sonra Fransa'da tekrar birbirini goruyorlar ve iste ne oldu 9 sene icinde ve o ilk gunden filan bahs ediyorlar. Jesse ( ethan ) nin sadece yaklasik iki saati var ucagi kalkmasina o iki saat icinde ne yaptin ne ettin sohbeti var iste :)

 

durgun bir film fena degildi yinede .

Süper bir ikilemedir...

Bu filmin ilki, yine ikinci filmden tam 9 sene önce çekilmişti; Before Sunrise.

O zaman Ethan Hawk ve Julie Delphi henüz 20li yaşlardalar.

Filmde yaptıkları sohbette o yaşa uygun;

Gençlik kafası...

 

Aradan 9 sene geçince, bir fikir geliyor ve filmin ikincisini çekelim diyorlar.

Ethan Hawke, ilk filmde yaşadıkları o günü kitaba dönüştürmüş bir yazar.

Fransa'ya geliyor kitabını imzalamak için ama asıl amacı Julie Delphi'yi bulmak.

İkinci filmdeki sohbetlerse 30lu yaşların olgun insan konuşmaları;

Ekonomik politikaları, savaşlar...

 

9 sene önceki gibi sadece bir gün geçiriyorlar birlikte (aslında birkaç saat).

İki filminde çekimi kısa sürede tamamlanıyor.

 

Aradan 9 sene geçmesi önemli;

Çünkü yüzlerindeki o olgunluk da yaşlarını yansıtıyor...

 

İzlediğim en güzel iki filmdi doğrusu...

 

Hele ikinci filmde Ethan Hawke'in bir yakarışı var:

"İyi ama neden gelmedin!" diye...

Julie Delphi yanıtlar:

"Belki biz, sadece kısa karşılaşmalarda iyiyiz, sıcak mevsimlerde Avrupa şehirlerinde yürürken"...

 

Diyaloglar süperdir...

İzlenesidir...

Tadı damağınızda kalasıdır...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Hedwig and the angry inch = Bu film sinemada oynadimi bilmiyorum ama dun TV'de isledim :) Bir genc oglanin hikayesi biraz karisik bir film. Genc Berlinden Amerika'ya kaciyor duvarin yikilmadigi zamanlarda ve Rock star oluyor unlu oymayan ama hikayesini anlatan kadin giyimlerinle gezen bu gencin hayatinda baya bir yasantilar olmus. Sonunda kendini buluyor sanirim ne ve kim oldunu anliyor. Ilginc bir filmdi bence....

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir demirefe

"KAÇIK" Başrol: Anthony Hopkins

 

Bu gerçekten de kaçık görünen adam, hiç hoşlanmadığım Anibal karekterinden sonra ne sinir bir karekteri oynamış diye önyargılı bir şekilde izlemeye başladım. Kesinlikle hoşlanmayacağımdan emindim.

 

Fakat film bittiğinde son zamanlarda izlediğim en enfes filmi izlemiş olduğuma karar vermiştim. Bu kadar mükemmel bir kurguyu çoktandır yakalayamamıştım. Filmde her şey ama her şey mükemmel. Bir kere başta film bir sorgulama. Sorguladığı şu:

 

Aldatmak nedir? Cezası nedir?

 

Başka birinden hoşlanmanın aldatmak olmadığından eminim. Buna kesinlikle aldatma adını veremem. İnsan başka birinden kesinlikle hoşlanabilir. Ne yapar, "artık senden değil, başkasından hoşlanıyorum" der ve gider. Bunun hiç bir yaptırımı olamaz.

 

Aldatma, seni seviyorum deyip başkası ile birlikte olmaktır. Diğer ilişkiyi gizlemektir. Bu ne amaçla yapılabilir? Çıkar kaybetmemek? Onu üzmek, kırmak istememek? Bırakayım onu hâla sevdiğimi sanıp mutlu olsun, kırılmasın diye düşünmek?

 

Ne kadar çapraşık bir konu... Ne olursa olsun, aldatma ortaya çıktı mı kural: Tak sepeti koluna, herkes kendi yoluna... Bunun dışında hiç bir yaptırım kabul etmiyorum.

 

Fakat bir erkeği en çok zorlayacak ve fazlasına itecek olan, kadının "senden" diye yalan söylediği çocuklarının veya çocuğunun, neyse, başkasından olması. Bunun cezası ne olabilir? Tak sepeti koluna formülü bu işi kurtarmaya yeter mi?

 

Her neyse, "Kaçık" aldatılmanın cezasını bir kurşun ile kesiyor. Bunun tavsiye edilir bir yöntem olmadığı kuşku götürmez. Fakat Hopkins'in soğukkanlı kurnazlığı ve kendinden emin tavrı, bir haklılık duygusu uyandırıyor. Bu duygudan kaçınmak, usta oyunculuğu ile imkansız hale geliyor.

 

Her film gibi bu kurgunun da bir kusuru olması gerek, bu kesin bir sinema kuralı, ve var: Eğer silah sesleri duyulunca eve gelen başka bir polis olsaydı ne olurdu? Böyle kurnaz biri, bu riski göze alabilir mi? Bunu bir şekilde sağladığını, polisin mesaisini, devriye görevlerini titizlikle incelediğini varsayalım, peki ya içeri bir çok polis birden girseydi?

 

Yine de bu riskleri göze aldığını düşünerek senaryo kurgusunun kusursuz olduğunu düşünebiliyoruz. Fakat filmin mükemmelliği bununla da sınırlı kalmıyor. Önce planın kusursuzluğu ile hayranlık uyandıran film, bir anda işlerin karıştığı zannına yol açıyor. Sonra beklenmedik şekilde, yarım bırakılmış gibi bitiyor. Bu işte kesin bir yanlışlık var, DVD arızalı filan diye düşünüyorsunuz. Filmin orada biteceğine inanmıyorsunuz. Fakat film kafanızda devam ediyor ve dehşetle farkediyorsunuz ki işlerin karıştığı filan yok! Hopkins'i suçlu bulmak için hâla son derece yanlı ve peşin hükümlü bir jüri kararına gerek var! Hiç bir adil jüri, Hopkins'in suçluluğuna hükmedemez! Bunun için en küçük bir geçerli kanıt yok!

 

İnanılmaz! Böyle sarsıcı bir film daha izlemek çok zor...

 

NOT: Film zaten Hopkins'in karısını tabanca ile (sanırım ünlü marka Magnum Desert Eagle idi) tek kurşunla vurması ile başladığı için, bu yazdıklarımın filmi izlememiş olanlar açısından bir sakıncası yok...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Tam 3 Filme baktim :)

Ilk FIlm : Brideshead Revisited ( 2008 ) = Bu filmde bir orta toplundan olan bir genc resamci zengin bir ailenin bir cocugu ile arkadas oluyor ve kiz kardesine asik oluyor ama obur oglan bu gencide seviyor ve bunlarin ailesi tam katholik bir aile yani annesi yardim edip aileyi bir tukmak istedikce herseyi daha berbat ediyor. Ama film guzeldi. Sonunu tam bekledik gibi bitmedi buda benim hosuma gitti , Bos bir zamanda izlenecek guzel bir film....

 

 

In the Bedroom (2001) = Bu filmi ben fazla beyenmedim sanirim filmin yarisindan sonra arkadaslarim gelince tam bakamadim diye belkide tam anlamadim.. Filmde bir genc cocuk evli bir kadina asik olulur ve filmin baslarinda oluyor onu olduren kisi de iliskiye girdigi kadinin kocasi ( yada ex kocasi ) . genc cocuk ailenin tek cocugu oldugu icin ailesi ile de cok iyi anlastigi icin tabiki ailesi icin cok bir zor tabiki filmin sonunda ne oldugunu diyemem ama beklenilirdi. bu filme bakmasamdan olurdu aslinda benim hosuma gitmedi...

 

We own the night ( gecenin iki yuzu ) = Mark Wahlberg ve Joaquin Phoenix bu filmde iki kardesler mark babasi gibi bir polisi oynuyor, phoenix ise bir disco club'ta manager. Ikisinin hayati cok degisik olsada bir rus uyusturucu mafia babayi yakalamak icin kardes istemeyerek bir arada oluyorlar. Film guzeldi izleyin :)

dur bir alinti ile anlatayim filmi anlamaniz icin :D

New York, November 1988: Yeni bir uyuşturucu türü tüm şehre yayılmış ve bugüne kadar görülmemiş vahşette bir suç dalgasına neden olur. Yeni yasalar doğrultusunda, yeterince adam ve silah kullanamayan polis, ayda iki elemanını kaybeder duruma gelir.Hem suçluları hem suçsuzları yutan acımasız bir savaş başlamıştır.

Bobby Green (Joaquin Phoenix)çapraz ateş altında kalmıştır.Brighton Beach’te, akıl hocası Marat Buzhayev’e (Moni Moshonov) ait olan veBuzhayev’in yeğeni Vadim Nezhinski (Alex Veadov) gibi gansterlerin takıldığı bir rus gece kulübünde müdürlük yapan Bobby, bu dünyadan uzak durmaya, dönen kirli işlere karışmamaya çalışır. Rahatına düşkün, ahlak dışı hayat tarzına rağmen kızarkadaşı Amada’ya (Eva Mendes) tutkuyla bağlıdır ve Manhattan’da Buzhayev adına yeni bir gece külübü açmayı arzulamaktadır.

Öte yandan, Bobby’nin bu insanlardan özenle sakladığı bir sırrı vardır.Ağabeyi, efsane Polis Şefi babaları Bert Grusinsky’nin (Robert Duvall)izinden gitmiş olan Polis YüzbaşıJoseph Grusinsky (Mark Wahlberg)’dir. Bobby’nin babası ve ağabeyi ile olan gergin ilişkisi,babasıBert’ünbir savaşın içinde olduklarını söyleyerek, onu artık hangi tarafta olacağına karar vermeye zorlamasıyla bir kez daha sınanmaktadır.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Köfte Yağmuru - Animasyon :sorcerer:

 

güzel bir filmdi :)

 

yağmur yerşne gökten hamburger-yumurta falan yağıyor

 

kar yerınede dondurma :wub::lol::lol:

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
NEFES'e gittim.çok etkilendim herkesin gitmesini tavsiye ederim.

Bi kadın eleştirmen askerlerin karı diye seslenmelerini eleştirmiş. Bir tek bunu bulmuş eleştirebilecek. Sadece erkeklerin bulunduğu bir ortamda ne gibi bir beklentisi varsa artık. Askerlerin peruk takmasını falan istiyor heralde. Film çok güzeldi ama ben karakollarda termal kameralar ve gece görüşleri olur diye biliyorum. Karabal'da yoktu. Yine de böyle baskınlar çok var tabi, gerçek olmuş olaylar falan. Senaryo tarafsızdı, doktorla komutan arasındaki konuşmalar anlamlıydı.

 

Balıkesirli'nin materyalist esprisine çok gülmüştüm. Bide o sahnede arkadaşının taşa bakıp okuduğu şiirin neden işe yaramadığını o taşı inceleyerek anlamaya çalışıyodu. Kolu kopunca şoka girdi, sonra -komtanım sen heç aaşık oldun mu? diye sordu. Üzüldüm. Gencecik insanlar böyle böyle yitip gitti işte.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

İletiniz moderatör kontrolünden geçtikten sonra sitede gösterilmeye başlanacaktır. Eğer buna maruz kalmak istemiyorsanız lütfen hemen bir ÜYE OLUNUZ.

Misafir
İletinizi misafir olarak gönderiyorsunuz. Eğer üye iseniz lütfen GİRİP YAPARAK gönderiniz.
Bu başlığa cevap yaz

×   Zengin metin olarak yapıştırıldı..   Onun yerine sade metin olarak yapıştır

  Only 75 emoticons maximum are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Önceki içeriğiniz geri getirildi..   Editörü temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.