İçeriğe atla


Fotoğraf

M.KEMAL ATATÜRK' ÜN SAMSUNA ÇIKIŞI

Mustafa Kemal Atatürkün Hay ATATÜRK ÜN SAMSUNA ÇIKIŞI

Bu başlığa 16 cevap verilmiş

#1 kaan_bebeto

kaan_bebeto

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 2.999 İleti

Gönderi Tarihi: 17 Aralık 2006 - 23:06

1919 yılı başlarında İngilizler, Türklerin Pontusçulara karşı geliştirmiş oldukları direnişlerden rahatsız olmaya başlamışlardı. Damat Ferit Paşa, Sadrazam olduktan sonra sorunun çözümü için yollar aramaya başlamıştı. 30 Nisan 1919'da 9. Ordu Müfettişliğine atanan Mustafa Kemal, Samsun'a, görev bölgesindeki iç huzuru sağlamak, silah ve cephaneleri toplamak, vatandaşlara silah dağıtılmasını engellemek ve bunu yapan kuruluşları ortadan kaldırmak üzere gönderildi. 16 Mayıs 1919'da Samsun'a hareket eden Mustafa Kemal 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktı. İngilizlerin denetiminde olan Samsun'da milli mücadele hareketi için istediklerini gerçekleştiremeyeceğini anlayan Mustafa Kemal, 25 Mayısta Havza'ya geçti. Samsun'a çıkışını Mustafa Kemal, Nutuk'ta şu şekilde anlatmıştır:
"1919 yılı Mayıs'ının 19'uncu günü Samsun'a çıktım. Genel durum ve manzara : Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu durum, Dünya Savaşı'nda yenilmiş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, Şartları ağır bir ateşkes Antlaşması imzalamış, Büyük Harbin uzun yılları boyunca, millet yorgun ve fakir bir halde. Milleti ve memleketi Dünya Savaşı'na sokanlar, kendi hayatları endişesine düşerek memleketten kaçmışlar. Saltanat ve hilafet makamında bulunan Vahdettin, soysuzlaşmış, şahsını ve yalnız tahtını emniyete alabileceğini hayal ettiği alçakça tedbirler araştırmakta. Damat Ferit Paşa'nın başkanlığındaki hükümet aciz, haysiyetsiz, korkak, yalnız Padişahın iradesine tabi ve onunla beraber şahıslarını koruyabilecek herhangi bir duruma razı, Ordunun elinde silahları ve cephanesi alınmış ve alınmakta. İtilaf Devletleri, ateşkes Antlaşmasının hükümlerine uymağa lüzum görmüyorlar. Birer vesileyle itilaf donanmaları ve askerleri İstanbul'da Adana vilayeti Fransızlar, Urfa, Maraş, Gaziantep İngilizler tarafından işgal edilmiş. Antalya ve Konya'da İtalya askeri birlikleri, Merzifon ve Samsun'da İngiliz askerleri bulunuyor. Her tarafta yabancı subay ve memurlar ve ajanlar faaliyette. Nihayet başlangıç kabul ettiğimiz tarihten dört gün önce 15 Mayıs 1919'da itilaf Devletleri'nin uygun görmesiyle Yunan ordusu İzmir'e çıkartılıyor. Bundan başka, memleketin her tarafından Hıristiyan azınlıklar gizli, açık milli emel ve maksatlarını gerçekleştirmeğe, devletin bir an evvel çökmesine, çalışıyorlardı."

MUSTAFA KEMAL PAŞA İLE SAMSUN'A ÇIKANLAR

1. Kurmay Albay Kazım Dirik Müfettişlik Kurmay Başkanı
2. Kurmay Albay Mehmet Arif Ayıcı Kurmay Başkanı Yardımcısı
3. Kurmay Binbaşı Hüsrev Gerede Birinci şube müdürü
4. Binbaşı Kemal Doğan Müfettişlik Topçu Kumandanı
5. Dr. Albay İbrahim Tali Öngören Ordu Sıhhiye Başkanı
6. Dr. Binbaşı Refik Saydam Sıhhiye Başkan Yardımcısı
7. Yüzbaşı Cevat Abbas Gürer Müfettişlik Başyaveri
8. Üsteğmen Muzaffer Kılıç Müfettişlik ikinci Yaveri
9. Yüzbaşı Ali Şevket Öndersev Müfettişlik Emir Subayı
10. Üsteğmen Hayati, Kurmay Başkanı Emir Subayı
11. Yüzbaşı Mümtaz Tünay
12. Yüzbaşı İsmail Hakkı
13. Yüzbaşı Mustafa Süsoy Karargah komutanı
14. Üsteğmen Abdullah, İaşe Subayı
15. Birinci Sınıf Katip Faik Aybars Şifre Katibi
16. Dördüncü Sınıf Katip Memduh Şifre Katibi Yardımcısı
17. 3.Kolordu Komutanı Kurmay Albay Refet Bele
18. Üsteğmen Hikmet Gerçekçi Alb. Rafet Bey'in yaveri

                 Yarın Hakkın Divanına Varınca , Karınca Hakkını Alır , Kararınca ...

HAYATTA HERŞEY OLABİLİRSİN , FAKAT MÜHİM OLAN HAYATIN İÇİNDE ''İNSAN'' OLABİLMEKTİR.


#2 kaan_bebeto

kaan_bebeto

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 2.999 İleti

Gönderi Tarihi: 28 Eylül 2007 - 08:11

1. Kurmay Albay Kazım Dirik Müfettişlik Kurmay Başkanı

Gönderilen Fotoğraf


Bandırma yolcuları


Kazım Dirik Atatürk'ün en güvendiği dostlarındandı.

Atatürk'ün Bandırma vapuruyla Samsun'a götürdüğü silah arkadaşlarından biri de Kurmay Başkanı Albay Kazım Dirik'ti...

Bandırma yolcuları

Atatürk'e en büyük acıyı Samsun'a yanında götürdüğü Kazım Dirik yaşattı. Ancak aynı Dirik sonra Atatürk'ün en güvendiği dostlarından oldu.

Siz bu satırları okuduğunuz saatlerde, Yunan ordusu İzmir'e çıkıyordu. 86 yıl önce. Yine siz bu yazıyı okuduğunuz saatlerde, Mustafa Kemal, işgal altındaki İstanbul'da Sultan Vahdettin'e ertesi gün yapacağı veda ziyaretine hazırlanıyordu. Yine 86 yıl önce. Ziyaretin hemen ardından Bandırma vapuruyla Samsun'a yola çıkacaktı. Hasan İzzettin Dinamo'nun müthiş bir tanımlamayla "Kutsal İsyan" dediği, bağımsızlık ateşinin yakıldığı o günlerin anısına, portremizi kader yolculuğunda Mustafa Kemal'e eşlik edenlerden seçtik. İsa'nın son yemeğine katılan 12 havariden Judas rolünün tam eşiğinden dönmüş birini... Daha sonra bağışlayıcı Atatürk'ün çevresinde ilk 10'a girmeyi başarmış bir Cumhuriyet yöneticisini... Kazım Dirik'i...

16 Mayıs 1919 Cuma gecesi. 1878 yapımı, yani 41 yaşında, iki kez batırılıp yeniden yüzdürülmüş, makineleri eski, hatta paslı, pusulası bozuk Bandırma vapuru İnebolu'yu geçip dalgalı ufuklara yönelirken, güverteden bir Rumeli türküsünün ezgileri yayıldı. Tiz, utangaç, üstelik sigaranın neden olduğu hırıltılı bir sesti bu: "Manastır'ın ortasında var bir havuz..." Türküyü bitirince birkaç adım gerisindeki gölgeye, Kurmay Başkanı Manastırlı Kazım Bey'e seslendi. Başını çevirmeden. - Özledin mi memleketi? - Evet komutanım. Ama hemşerilerim sayesinde o hasreti bir nebze giderebiliyorum. - Ben de öyle, ben de... Sonra yutkunup sustu. Başını küpeşteye yasladı, son birkaç gün bir film şeridi gibi geçti gözlerinin önünden. Her şey 1919 baharının güneşin insanın içini ısıtmaya başladığı günlerinde Samsun'daki İngiliz işgal kuvvetleri komutanlığından İstanbul'daki karargaha bir telgrafın gönderilmesiyle başlamıştı. Deniyordu ki, "Bölgedeki Rumlar, Pontus devletini diriltme sevdasına kapıldılar..." Ve de Türkler'in bu girişime direnmek için harekete geçebilecekleri, oluk oluk kan gövdeyi akabileceği, Rum köylerinin korunması için ivedi önlem alınması gerektiği anlatılıyordu. İstanbul'daki işgal kuvvetleri temsilcilerinden oluşan Yüksek Mütareke Komisyonu bu mesajı Sadrazam Damat Ferit Paşa'ya iletti ve "Önlem almazsanız, biz gereğini yapacağız" ültimatomunu dayadı.

Kazım Dirik'in çok ilginç yönleri vardı. Valilik yaptığı İzmir'de ve Trakya genel müfettişliği sırasında da Edirne'de "Asar-ı Atika Muhipleri Cemiyeti'' kurdu. Yani eski eserleri sevenler derneği. Böylece birçok eski yapının korunmasını sağladı

Ferit Paşa panikledi, Dahiliye Nazırı Mehmet Ali Bey'i çağırdı. Nazır tek çarenin bölgeye genç, sevilen ve otoriter bir komutan göndermek olduğunu söyledi. Üç gün önce Ali Fuat'ın (Cebesoy) aracılığıyla görüştüğü ve "Anadolu'ya geçmek istiediğini" söyleyen Çanakkale fatihi Mustafa Kemal'i tarif ediyordu. Görev kararnamesinin hazırlanması sırasında Mehmet Ali Bey'den Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa'ya (Çakmak), sonra onun yerini alan Cevat Paşa'dan (Çobanlı) Damat Ferit'e uzanan pazarlık zincirinin son halkası Sultan Vahdettin olmuştu. Padişah'ın huzuruna çıkmasından bir gün önce İzmir'in işgali haberi gelmişti. Yunan ordusu 20 bini aşkın kuvvetle karaya çıkmış ve Lord Kinross'un "Atatürk: Bir Milletin Yeniden Doğuşu" adlı nefis kitabında aktardığı, dönemin İngiltere Bahriye Nazırı Churchill'in sevincini güçlükle bastırabildiği cümlesiyle "Küçük Asya'yı istila ve fetih yolunda, bayrağını dalgalandıra dalgalandıra demiryolu boyunca Ege içlerine ilerlemeye başlamıştı." Osmanlı'nın elinde kalan son birkaç karış toprağın yasa gömüldüğü, Sultanahmet Meydanı'nda Halide Edip'in (Adıvar) öncülüğünde işgali tel'in mitingi hazırlıklarının yapıldığı saatlerde Mustafa Kemal, Harbiye Nezareti'nde Samsun yolculuğunda kendisine eşlik edeceklerin listesine son biçimini veriyordu: Kurmay Albay Refet (Bele) Bey; Kurmay Başkanı Albay Kazım (Dirik), Müfettişlik Sağlık Daire Başkanı Doktor Albay İbrahim Tali (Öngören), Kurmay Başkan Yardımcısı Yarbay Arif (Ayıcı), Müfettişlik Karargahı İstihbarat Müdürü Binbaşı Hüsrev (Gerede), Topçu Binbaşı Kemal (Doğan), Doktor Binbaşı Refik (Saydam), Başyaver Yüzbaşı Cevat Abbas (Gürer), Yüzbaşı Mümtaz (Tunay), Yüzbaşı İsmail Hakkı (Ede), Yüzbaşı Ali Şevket (Öndersav), Yüzbaşı Mustafa Vasfi (Süsoy), Üsteğmen Hayati, Üsteğmen Arif Hikmet (Gerçekçi), Üsteğmen Abdullah, Teğmen Muzaffer (Kılıç), şifre katibi Faik (Aybars), şifre katibi yardımcısı Memduh (Atasever).

İSMET PAŞA PARİS'İ TERCİH ETTİ
Tabii listeye almak istediği başka isimler de vardı. Ama çeşitli gerekçelerle atlatmışlardı. Örneğin Anadolu'da emrinde olacak iki kolordudan birini o günlerde Harbiye Nezareti'nde görev yapmakta olan İsmet Bey'e (İnönü) önermişti. Aldığı yanıt onu biraz üzmüştü: İsmet Bey "Anadolu'ya geçmeyi kendi açımdan erken görüyorum" demeye getiriyordu. Mustafa Kemal'in girişiminin ne sonuç vereceğini kestiremiyordu. Oysa İstanbul'da rahat, güvenli ve risksiz bir görevi vardı. "Hem sonra" diyordu, "Saray'da tanıdıklarım var. İstanbul'da kalıp gelişmelere göz kulak olarak ve onları size ileterek daha yararlı olabilirim." Bir beklentisi daha vardı: Paris'teki Barış Konferansı'na, hani şu Osmanlı'nın boğazına celladın ilmiğini geçirecek olan Sevr Antlaşması'nın imzalanacağı konferansa gidecek heyette yer almayı umuyordu. "Paris'e gidersem daha yararlı katkıda bulunabilirim. Şartları iyileştirmeye çalışırım. Ayrıca diplomatik oyunların hiç olmazsa bir bölümünü öğrenebilirim. Paris dönüşü de size katılırım..." Mustafa Kemal'in teklifine karşı öneriyle yanıt verenlerden biri de Mondros Mütarekesi'nde imzası bulunan Amiral Rauf Bey'di: "Samsun'a gitmektense, sivil kıyafetle Batı Anadolu'ya geçeyim, İzmir ve çevresinde bilgi toplayayım, direnişi toparlamaya çalışayım. Daha sonra Ali Fuat'ın (Cebesoy) Ankara'daki karargahına geçerim. Oradan da size ulaşırım." İstanbul'da son bir işi kalmıştı Mustafa Kemal'in. İzmir'in işgalini haber alınca amcazadesi Abdülmecit Efendi'nin koluna yaslanarak "Bak, kadınlar gibi ağlıyorum" diyen Vahdettin'le vedalaşmak. Yola çıkmasına birkaç saat kala Yıldız Sarayı'na gitti. Vahdettin hemen kabul etti. "Paşam" dedi, "şimdiye kadar devlete büyük hizmetlerde bulundunuz. Artık onlar tarihe karıştı. Hepsini unutun. Şimdi yapacağınız hizmet hepsinden önemli. İsterseniz ülkeyi kurtarabilirsiniz" Mustafa Kemal saraydan ayrılırken Vahdettin'in "Anadolu'dan direnişi başlat" değil, tam tersine "Anadolu'da uslu durursan, işgal kuvvetlerini yumuşatıp, vatanın hiç değilse bir bölümünü kurtarabiliriz" mesajı vermek istediği sonucuna vardı. Zaten Samsun'a ayak basmasından sonraki gelişmeler de bu değerlendirmesini doğrulayacaktı. Haberi yoktu ama İngilizler çok geçmeden "uyanmışlar", Rauf Bey'in rıhtıma kadar gelerek uğurladığı Bandırma gemisinin Boğaz'dan Karadeniz'e henüz açıldığı saatlerde, geceyarısına doğru İşgal Kuvvetleri Yüksek Komisyonu'nda ataşemiliter olarak görev yapan Wyndham Deedes telaşla Babıali'ye Sadrazam Damat Ferit Paşa'ya koşmuştu. Ancak Ferit Paşa sakin bir şekilde koltuğuna yaslanmış, iki parmağını şaklatarak, "Çok geç kaldınız ekselans. Kuş uçtu" yanıtını vermişti. İngilizler peşine düşmemişlerdi ama peşini de bırakmamışlardı. Samsun'a çıkmasından sadece iki gün sonra Harbiye Nezareti'nden "İstanbul'a dön" emri geldi. Sonra yol boyunca her durakta bu çağrıyı tekrarlayan bir telgraf uzatıldı kendisine. Havza, Amasya, Tokat, Sivas, Erzurum... Artık iş "dön" çağrısının ötesine geçmiş, tutuklanması, derdest edilerek İstanbul'a gönderilmesi emrine dönüşmüştü. Erzurum'da telgraf makinesi başında Padişah'ın baş mabeyincisiyle saatlerce tartıştı. Mabeyinci yalvarıyordu: "Ne olur İstanbul'a dönün. Gelmek istemiyorsanız, izinli olarak Anadolu'da kalın ama görevi bırakın..." Bunun bir adım sonrasının azil olacağı anlaşılmıştı. Ege gezisi sonrası kendisine katılan Rauf Bey, Refet Bele ve Kazım Karabekir Paşa, bunu önlemek için istifa etmesini öneriyorlardı. Hatta sadece görevinden değil, ordudan da ayrılmalıydı. Mustafa Kemal tereddüt ediyordu. Aslında kendine güveni sarsılmıştı ve hızla bir ruhsal çöküntüye sürükleniyordu. Çünkü üniformadan ayrılırsa, halkın kendisini desteklemekten vazgeçeceği korkusuna kapılmıştı.

Kazım Paşa üstlendiği kamu görevine en küçük bir gölge düşürmemek için inanılmaz ince düşünceye sahipti. Örneğin kızı Şükran, tiyatro sanatçısı Muammer Karaca'ya kaçınca, valilikten istifaya kalktı. Atatürk zar zor vazgeçirebildi

Ama sonunda istemeye istemeye arkadaşlarının telkinine uydu, Harbiye Nezareti ile Padişah'a hem görevinden hem de ordudan ayrıldığını bildirdi. Ertesi gün morali son derece bozuk halde Kurmay Başkanı Albay Kazım Bey'le oturmuş, istifa telgraflarına gelen cevapları gözden geçiriyorlardı. Son telgrafı da okudu Mustafa Kemal, sesindeki titremeyi güçlükle bastırmaya çalışarak bir kahve istedi. Ve o sırada Albay Kazım ayağa kalktı: - Paşam bir istirhamım var. - Söyle. - Ordudan istifa ettiğinize göre artık yanınızda kalamam. Kazım Paşa'ya gidip bana başka bir askeri görev vermesini rica edeceğim. Oysa daha birgün önce "Sonuna kadar sizinleyim" güvencesi vermişti. Mustafa Kemal'in yüzü bembeyaz olurken, ekledi: Bu evrakı kime devretmemi istersiniz?" Öylesine sarsıldı ki, bir an ne söyleyeceğini bilemedi, kekeledi: "Yaa... Öyle mi efendim? Peki efendim... Evrakı Hüsrev Bey'e devredebilirsiniz... Buyurun gidebilirsiniz... Kazım Bey, sert adımlarla odadan çıktı. Tarihçiler "kabadayı gibi", "afili", "çalımlı" sıfatlarını sıralıyorlar odadan çıkışını kağıda dökerken. Ve sonrasını Rauf Bey anılarında şöyle anlatıyor: "Mustafa Kemal'i 1909'dan beri tanırım. Nice mihnetli anlarına şahit olmuşumdur. Ama o gün, orada, Kurmay Başkanı'nın evrakını toplayıp karşısına dikildiği ve o sözleri söylediği andaki ruh düşkünlüğünü hiçbir zaman görmedim."

EMRİNİZDEYİM PAŞAM
Ona hayatının en koyu karamsarlığını yaşatan Kazım Bey'in şokunun sarsıntısını atlatmadan telaşla yaveri Cevat Abbas girdi odaya: "Kumandan Paşa geliyorlar. Arkalarında bir bölük süvari var." Mustafa Kemal, Harbiye Nezareti'nin kendisinden boşalan yeri Kazım Paşa'ya teklif ettiğini biliyor, bunu kabul etmesinden ve onu tutuklamayagelmiş olmasından çekiniyordu. Sararmıştı. Sinirlerinin son halkaları da pes etmek üzereydi. Yerinden kalktı, odanın ortasına ilerledi. Ayaktaydı. Gözlerini kapıya dikti. Beynini soru işaretleri kemiriyordu.

Bülent Ecevit'in her iktidara gelişinde uygulamaya çalıştığı "Köykent'' projesinin sahibi aslında Kazım Dirik'ti. Onun hazırladığı "İdeal Cumhuriyet Köyü'' projesinde okul, cami, köy konağı, sağlık ocağı, otel-han, çocuk bahçesi ve fabrika dahil 43 yapı bulunuyordu

Kazım Paşa kapıda göründü. Arkasında subaylar dizilmişti. Yüz hatlarından bir şey anlamak mümkün değildi. Bina önünde de süvari bölüğü saf tutmuştu. Karabekir ilerledi, yaklaştı, durdu. Hazırola geçti, selam verdi ve "Emrinizdeyim Paşam" dedi, "Ben, subaylarım, erlerim, kolordum, hepimiz emrinizdeyiz." Biraz durup tamamladı: "Size makam arabanızı ve süvari muhafız kıtanızı getirdim." Mustafa Kemal heyecandan sendeledi. Bir kabustan uyanmış gibi gözlerini ovuşturdu. Kazım Paşa'yı kucaklayıp iki yanağından öptü. Karabekir sadece makam aracını ve süvari muhafız kıtasını getirmemişti; az önce pervasızca çekip giden Kurmay Başkanı Albay Kazım Bey'i de yeniden emrine vermişti. Mustafa Kemal acı bir tebessümle baktı onun yüzüne. Gel zaman, git zaman... Kazım Bey güven tazelemeyi başardı. Gürcistan temsilciliğine atandı. Generalliğe yükseltildi. Bitlis valisi oldu. Ardından da 1936'da Atatürk ona en sevdiği kenti, İzmir'i emanet etti. Birkaç ay sonra 14 Haziran'da özel kalemi odasına girip Adının Şevki olduğunu söyleyen biri sizinle görüşmek istiyor efendim" dedi, "Denizciymiş. Çok önemli bir bilgi vereceğini söylüyor." Kazım Bey "yolla gitsin" demeye hazırlanırken, özel kalem, "Adam çok heyecanlı. Hatta bir şeylerden korktuğu belli. Mutlaka sizinle görüşmesi lazımmış" deyince fikir değiştirdi, "getir" işareti yaptı. Motorcu Şevki içeri girdi. Titriyordu. "Vali Paşam" diye kekeledi, "Mustafa Kemal Paşa'yı öldürmeye hazırlanıyorlar. Sonra benim motorumla Sakız'a kaçacaklar. Vicdanım elvermedi..." Sonra her şeyi anlattı: Eski İttihatçılar, İzmir gezisini fırsat bilip Mustafa Kemal'e Kemeraltı girişindeki Gaffarzade Oteli yakınlarında pusu kuracaklar, bomba ve kurşun yağdıracaklardı. Kazım Bey hemen o sırada Balıkesir'den İzmir'e hareket etmeye hazırlanan Mustafa Kemal'e durumu bildirdi. Hükümet olaya el koydu. Suikastçiler tek tek toplandı. Planlayanlar da. Destekleyenler de. Destekledikleri öne sürülenler de. 7 yıl önce Mustafa Kemal'i en zor anında terk eden Kazım Dirik şimdi hayatını kurtarıyordu. 7 yıl önce onu Mustafa Kemal'e geri gönderen komutan, Kazım Karabekir Paşa ise şimdi İzmir suikasti sanıkları arasında yer alıyordu. Ve "Üç Aliler Divanı" diye ünlenen, Ali Çetinkaya, Ali Kılıç ve Ali Zırh'tan kurulu İstiklal Mahkemesi'ne çıkarılıyordu. Milletvekili olduğu halde. Kader... Gerçi beraat etti Karabekir Paşa ama 1939'a kadar köşesine çekildi. Sonra itibarı iade edildi. 26 Ocak 1948'de hayata gözlerini yumduğunda Meclis Başkanı'ydı. Ya Kazım Dirik Paşa? O ise tam tersine Atatürk sonrası dönemin küskünü olarak 1941'de dünyadan ayrıldı. Şimdi gökkubbede suikastin ortaya çıkarılmasından 4 gün sonra, 18 Haziran'da Mustafa Kemal'in Anadolu Ajansı'na verdiği demeçteki o müthiş cümle yankılanıyor sadece: "Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır."



alıntıdır.....

tıklaa

                 Yarın Hakkın Divanına Varınca , Karınca Hakkını Alır , Kararınca ...

HAYATTA HERŞEY OLABİLİRSİN , FAKAT MÜHİM OLAN HAYATIN İÇİNDE ''İNSAN'' OLABİLMEKTİR.


#3 kaan_bebeto

kaan_bebeto

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 2.999 İleti

Gönderi Tarihi: 28 Eylül 2007 - 08:14

2. Kurmay Albay Manastırlı Kazım Bey (General K. DİRİK) (Müfettişlik Kurmay Başkanı)


1880'de Manastır'da doğmuş, 1897'de Harbiye'ye girmiş, Piyade Teğmeni olmuş, muvaffakiyetinden dolayı kurmay sınıfına ayrılmıştır. İlk subaylık yılları Rumeli'de geçmiştir. Meşrutiyet'in il'nı ile de kaymakamlık yapmıştır. 1909'da Harp Akademisi'ne girmiş, 3 yıl sonra Kurmay Yüzbaşı olmuştur. Makedonya'da, Balkanlar'da, Çatalca'da, Çanakkale'de savaşmış; Mütareke yıllarında Erkan-ı Harp Miralayı olmuş, Mustafa Kemal Paşa'nın isteği ile IX. Ordu sonra III. Ordu Kıta'tı Müfettişliği Erk'n-ı Harp Reisliği vazifesi ile Samsun'a gelmiştir.



TIKLA

                 Yarın Hakkın Divanına Varınca , Karınca Hakkını Alır , Kararınca ...

HAYATTA HERŞEY OLABİLİRSİN , FAKAT MÜHİM OLAN HAYATIN İÇİNDE ''İNSAN'' OLABİLMEKTİR.


#4 kaan_bebeto

kaan_bebeto

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 2.999 İleti

Gönderi Tarihi: 28 Eylül 2007 - 08:17

3. Dr. Albay İbrahim Talî Bey (ÖNGÖREN) (Müfettişlik Sağlık Başkanı)


1875'te İstanbul'da doğmuş, 1893'te Askeri Tıbbiye Mektebi'nden mezun olmuş, Yüzbaşı'lık rütbesi almış, Haydarpaşa Hastahanesi'nde staj yapmış, Humbarahane Hastahanesi'ne tayin olmuş, Kırkıncı Hudeybe Fırkası Baştabibliği'ne atanmış, Bingazi'de Sıhhiye Reisliği'ne tayin edilmiş, Balkan Seferi'ne katılmış, X. Kolordu Baştabibliği'ne atanmış, 1913 Ekim'inde kaymakamlığa terfi ettirilmiş, 1915'te Miralay'lığa yükselmiş, 1918'de Yıldırım Orduları Grubu Sıhhiye Müfettişliğine atanmıştır. Mustafa Kemal Paşa ile birlikte IX. Ordu Müfettişliği Sıhhiye Reisi olarak Samsun'a çıkmıştır. 1952'de vefat etmiştir.

                 Yarın Hakkın Divanına Varınca , Karınca Hakkını Alır , Kararınca ...

HAYATTA HERŞEY OLABİLİRSİN , FAKAT MÜHİM OLAN HAYATIN İÇİNDE ''İNSAN'' OLABİLMEKTİR.


#5 kaan_bebeto

kaan_bebeto

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 2.999 İleti

Gönderi Tarihi: 28 Eylül 2007 - 08:21

4. Kurmay Yarbay Mehmet Arif Bey (AYICI) (Kurmay Başkan Yardımcısı)


1882'de Adana'da doğmuş, Mekteb-i Harbiye'ye girmiş, 1901'de Erkan-ı Harbiye'ye nakledilmiş, 1904'te yüzbaşı olmuş, Alman ordusunda staj yapmıştır. Alman Harbi'nde Mitralyöz Bölüğü Komutanlığı yapmış, Çanakkale Muharabesine iştirak etmiş, Suriye'ye nakledilmiştir. 1919'da Mustafa Kemal Paşa ile IX. Ordu Kıta'tı Müfettişliği Erkan-ı olarak Samsun'a çıkmış; İzmir Sû-ı kasdı davasında idam olunmuştur. (1926)

                 Yarın Hakkın Divanına Varınca , Karınca Hakkını Alır , Kararınca ...

HAYATTA HERŞEY OLABİLİRSİN , FAKAT MÜHİM OLAN HAYATIN İÇİNDE ''İNSAN'' OLABİLMEKTİR.


#6 kaan_bebeto

kaan_bebeto

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 2.999 İleti

Gönderi Tarihi: 28 Eylül 2007 - 08:24

5. Kurmay Binbaşı Hüsrev Bey (GEREDE) (Karargâh Erk'n-ı Harbiyesi İstihbarat ve Siy'siyat Şubesi Müdürü)


1886'da Edirne'de doğmuştur. 1908'de Harp Akademisi'nden Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle mezun olan Gerede, 1912'de Balkan Savaşı'nda VII. Tümen Kurmay Başkanlığı 1913'te Trakya Tahdîd-i Hudut üyeliği, Atina Askerî Ateşeliği, 1914'ten önce Erk'n-ı Harbiye'de, Şark Cephesi Kafkas Ordusu Harek't şube Müdürlüğü görevini yapmış, 1915'de Binbaşı'lığa terfi etmiş, Kafkas Sulh Komisyonu üyeliği yapmış, İstanbul Erk'n-ı Harbiye-i Umûmiye ve Umum Süv'ri Müfettişliği'ne tayin edilmiştir. 19 Mayıs 1919'da Mustafa Kemal Paşa ile Samsun'a Müfettişlik Erk'nı Harbiyesinde İstihb'r't ve Siy'siyat Şubesi Müdürlüğü görevi ile çıkmıştır. 1962'de vefat etmiştir.

                 Yarın Hakkın Divanına Varınca , Karınca Hakkını Alır , Kararınca ...

HAYATTA HERŞEY OLABİLİRSİN , FAKAT MÜHİM OLAN HAYATIN İÇİNDE ''İNSAN'' OLABİLMEKTİR.


#7 kaan_bebeto

kaan_bebeto

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 2.999 İleti

Gönderi Tarihi: 28 Eylül 2007 - 08:30

6. Topçu Binbaşı Kemal Bey (DOĞAN) (Müfettişlik Topçu Komutanı)



1879'da Üsküp'te doğan Kemal Bey, 1897'de Topçu Harbiyesi'ne girmiş, 1909'da üsteğmen, olmuş ve Edirne'ye gitmiştir. Balkan Harbi'nde Büyük Harp'te, İstiklâl Harbi'nde bulunmuş, Muharebelerden sonra Topçu Atış Okulu, Topçu ve Nakliye Okulu müdürlüklerinde bulunmuş, Erzurum Müstahkem Mevkii Komutanlığına, 46. Tümen Komutanlığına, Çanakkale Müstahkem Mevkii Komutanlığına, II. Kolordu Komutanlığı'na tayin edilmiştir. VI. Dönemde Ağrı, VII. ve VII. Dönemlerde de Kırklareli Milletvekilliği yapmıştır. 1951'de vefat etmiştir.

                 Yarın Hakkın Divanına Varınca , Karınca Hakkını Alır , Kararınca ...

HAYATTA HERŞEY OLABİLİRSİN , FAKAT MÜHİM OLAN HAYATIN İÇİNDE ''İNSAN'' OLABİLMEKTİR.


#8 kaan_bebeto

kaan_bebeto

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 2.999 İleti

Gönderi Tarihi: 28 Eylül 2007 - 08:34

7. Doktor Binbaşı Refik Bey (SAYDAM) (Sağlık Başkan Yardımcısı)



1881'de İstanbul'da doğmuş, 1892'de Fatih Askeri Rüştiyesi'ne girmiş oradan Askeri Tıbbiye İdadisi'ne geçmiş, 1906'da Tabib Yüzbaşı rütbesi ile Askeri Tıbbiye'den mezun olmuştur. Aynı yıl Gülhane Seririy'tı'nda staja başlamıştır. 1907'de kura ile III. Ordu'ya tayin edilmiş, Yemen'e memur edilmiş, ama, gitmemiştir. 1908'de III. Ordu Merkez Hastanesi'ne, 1909'da Maltepe Hastanesine, 1910'da Levazımat'ı Umûmiye Dairesi'ne tayin edilmiş, girdiği imtihanı kazanarak Fransa'ya gitmiştir. 18.Kolordu Kararg'hı ile cepheye hareketle askeri hekimliklerde bulunmuştur. 1913'de İstanbul'da Askeri Kimyah'ne'de kurulan Ordu Sıhhıye Reis Muavinliğine, Sahra Müfettişi Umumisi Muavinliğine tayin edilmiştir. 1919'da IX. Ordu'yu Hum'yun Kıta't Müfettişliği Sıhhıye Müfettiş Muavinliği sıfatı ile Mustafa Kemal Paşa ile Samsun'a çıkmıştır. 1939'da Başbakanlık yapmış, 1942'de ölmüştür.

                 Yarın Hakkın Divanına Varınca , Karınca Hakkını Alır , Kararınca ...

HAYATTA HERŞEY OLABİLİRSİN , FAKAT MÜHİM OLAN HAYATIN İÇİNDE ''İNSAN'' OLABİLMEKTİR.


#9 kaan_bebeto

kaan_bebeto

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 2.999 İleti

Gönderi Tarihi: 28 Eylül 2007 - 08:38

8. Piy'de Yüzbaşı Cevat Abbas (GÜRER) (Müfettişlik Baş Yaveri)

1887'de Yalova'da doğmuştur. 1905'te girdiği Harbiye'yi 1908'de bitirerek Piyade teğmeni olmuştur. Bundan sonra çeşitli bölge ve birliklerde görev almış çeşitli madalyalarla mükafatlandırılmış. Askerlik hayatında Çanakkale'de başlamış sırasıyla üstteğmenliğe, yüzbaşılığa, ordu müfettişliğine yükselmiş İtalyan, Balkan, Birinci Dünya ve İstiklâl Savaşına katılmış Heyet-i Temsiliye Başkit'beti'nde görev almış, Bolu Milletvekili olarak Meclis'e katılmıştır. 1941'e kadar aralıksız Bolu Milletvekilliği yapmıştır. 1943'te vefat etmiştir.

9. Kd. Yüzbaşı Mümtaz (TÜNAY) (Kurmay Mülhakı)

1885'te Silifke'de doğmuş, 1902'de Harpokulu'na girmiş teğmen rütbesiyle Harpokulu'nu bitirerek kur'a ile II. Ordu'ya tayin edilmiştir. Alay Sancaktarlığı yapmış, 1908'de üstteğmenliğe yükselmiş, bölük komutanlığı yapmış, Gümüş Liyakat Madalyası almış, takdirname ile taltif edilmiş, yüzbaşılığa yükselmiş, son olarak 8. Kolordu 3. Fırka 8. Alay 2. Tabur Kumandan Vekilliğinden emekli olmuş, 1946'da vefat etmiştir.

10. Yüzbaşı S'dıkoğlu İsmail Hakkı (EDE) (Kurmay Mülhakı)

1886'da Edirne'de doğmuş, 1905'de Harbiye'den mezun olmuş, piyade sınıfında ordumuza katılmış, Çanakkale harbinde Mustafa Kemal ile çalışmış ve onu orada tanımıştır. Halep'te görev yapmış, İstanbul'a döndükten sonra Mustafa Kemal onu Kurmay Mülhakı olarak görevlendirmiştir. 1943'te İstanbul'da vefat etmiştir.

11. Yüzbaşı Ali Şevket (ÖNDERSEV) (Müfettişlik Emir Subayı)

1884'te Selanik'te doğmuş, Harpokulu'nu bitirdikten sonda 1. Dünya Harbine katılmış, IX. Ordu Müfettişliği Refakat Zabiti göreviyle Mustafa Kemal Paşa ile Samsun'a çıkmış, Gümüşhane Milletvekilliği yapmış, 1940'da vefat etmiştir.

12. Yüzbaşı Mustafa Vasfi (SÜSOY) (Karargah Komutanı)

1876'da Tokat'ta doğmuş, asker ocağına girmiş, alaydan yetişerek subaylığa yükselmiş, Arnavutluk'ta, Edirne'de, Doğu Vilayetleri'nde vazife görmüş, I. Dünya Savaşı ile birlikte Mustafa Kemal Paşa'nın mahiyetinde Karargah Komutanlığı yapmış, Tokat'tan Milletvekili seçilmiş, 1934'de vefat etmiştir.

13. Üsteğmen Hay'ti Bey (Kurmay Başkanı Emir Subayı ve Müfettişlik Kalem Amir)

1892'de İstanbul'da doğmuş, 1915'te piyade Teğmeni olarak Harpokulu'nu bitirmiş, K'zım Bey'in emir subayı olarak Samsun'a çıkmış, 1926'da vefat etmiştir.

14. Üsteğmen Arif Hikmet (GERÇEKÇİ) (Kurmay Mülhakı Sonra 3. Mor. K. Yaveri)

1895'te İstanbul'da doğmuş, 1913'te Harpokulu'na girmiş, III. Kolorduya atanmış, piyade asteğmenliğe terfi etmiş, Çanakkale'de görev yapmış, alay yaverliğine talin edilip üsteğmen olmuş, Şam'da, Diyarbakır'da görev yapmış, Kuleli Askeri Lisesi Dahiliye Subaylığına tayin edilmiş, I. Dünya Savaşı sonrası Mustafa Kemal'le birlikte yaver olarak Samsun'a çıkmış, 1970'de vefat etmiştir.

15. Üsteğmen Abdullah (KUNT) (İaşe Subayı)

1888'de Debre'de doğmuş, Harpokulu'nu bitirmiş, Piyade teğmen rütbesiyle Hat Muh'fazası'na atanmıştır. Askeri Komiserlik Kuruluşu'nda ilk hat komiseri olan Behiç Bey'in muavinliğini yapmış, 19 Mayıs 1919'da iaşe Subayı olarak Atatürk'le birlikte Samsun'a çıkmış, 1961'de vefat etmiştir.

16. Teğmen Muzaaffer (KILIÇ) (Müfettişlik 2. Yaveri)

1897'de İstanbul'da doğmuş, Harbiye'den Topçu Teğmeni olarak mezun olmuş, I.Dünya Savaşına katılmış, Galiçya'da, Filistin'e yaver olarak görev yapmış, 19 Mayıs'ta Mustafa Kemal Paşa ile birilikte Samsun'a yaver olarak çıkmış, Cumhurbaşkanlığı yaverliği yapmış, 1928'de Hukuk Fakültesi'ni bitirmiş, Giresun Milletvekilliği yapmış, 1959'da Ankara'da vefat etmiştir.

17. Birinci Sınıf Katip Faik (AYBARS) (Şifre Katibi)

1880'de İstanbul'da doğmuş, Seraskerlik Sicil-i Ahv'l Şûbesi'nde devlet hizmetlerine girmiş, Balkan Savaşı'nda, Çanakkale Kuvva-i Mürettebe Kumandanlığı Erkan-ı Harbiyesi emrinde vazife görmüş, Edirne ileri harek'tına katılmıştır. I.Dünya Harbi'nden önce Menzil Müfettişliği'nde, sonra Genelkurmay Şifre kaleminde vazifelendirilmiş, IX. Ordu Müfettişliği Kararg'hı Şifre Memurluğu'na atanmış, Anadolu'ya geçmiş, Milli Mücadele'ye katılmış, çeşitli görevlerde bulunmuş, 1932'de ordudan ayrılarak Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı İsk'n Genel Müdürlüğü Mutemetliği'ne geçmiştir. 1944'te emekli olmuş, 1945'te vefat etmiştir.

18. Dördüncü Sınıf Katip Memduh (ATASEV) (Şifre Katibi Yardımcısı)

1895'te İstanbul'da doğmuştur. 1919 Mayıs'ında Beykoz Askerî Kundura Fabrikasında 4. Sınıf Askerî Katip olarak çalıştığı sırada, Mustafa Kemal Paşa'yla tanışmış, IX. Ordu Müfettişliği Kararg'hı'na girmiş ve vefat edene kadar Mustafa Kemal Paşa'nın maiyetinde çalışmış, 1939'da vefat etmiştir.

                 Yarın Hakkın Divanına Varınca , Karınca Hakkını Alır , Kararınca ...

HAYATTA HERŞEY OLABİLİRSİN , FAKAT MÜHİM OLAN HAYATIN İÇİNDE ''İNSAN'' OLABİLMEKTİR.


#10 delibeto

delibeto

    Yeni Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • Pip
  • 84 İleti

Gönderi Tarihi: 13 Kasım 2007 - 11:34

Paylaşım için teşekkürler, ellerine sağlık...

#11 kaan_bebeto

kaan_bebeto

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 2.999 İleti

Gönderi Tarihi: 04 Aralık 2007 - 13:48

Paylaşım için teşekkürler, ellerine sağlık...




;)

                 Yarın Hakkın Divanına Varınca , Karınca Hakkını Alır , Kararınca ...

HAYATTA HERŞEY OLABİLİRSİN , FAKAT MÜHİM OLAN HAYATIN İÇİNDE ''İNSAN'' OLABİLMEKTİR.


#12 kaan_bebeto

kaan_bebeto

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 2.999 İleti

Gönderi Tarihi: 22 Ocak 2011 - 20:49

Gönderilen Fotoğraf

                 Yarın Hakkın Divanına Varınca , Karınca Hakkını Alır , Kararınca ...

HAYATTA HERŞEY OLABİLİRSİN , FAKAT MÜHİM OLAN HAYATIN İÇİNDE ''İNSAN'' OLABİLMEKTİR.


#13 Alperen Özçelik

Alperen Özçelik

    Yeni Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • Pip
  • 3 İleti

Gönderi Tarihi: 16 Aralık 2012 - 14:16

Eline sağlık :)Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf

#14 Alperen Özçelik

Alperen Özçelik

    Yeni Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • Pip
  • 3 İleti

Gönderi Tarihi: 16 Aralık 2012 - 14:16

çok teşekkür ederim performans tan 100 ile geçtim :) :) :) :) :=))

#15 Alperen Özçelik

Alperen Özçelik

    Yeni Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • Pip
  • 3 İleti

Gönderi Tarihi: 16 Aralık 2012 - 14:19

Arkadaşlar Tbmm nin açılmasıyl ilgili araştırmam var bulursanız sevinirim :)

#16 Misafir_masal_*

Misafir_masal_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 12 Mayıs 2014 - 21:18

 yazılar için teşekkürler =)



#17 Misafir_ozan_*

Misafir_ozan_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: Dün, 20:25

Sorular



Cevap ekle