İçeriğe atla


Fotoğraf

Yolculukları Anlatan Kitaplar


Bu başlığa 10 cevap verilmiş

#1 gloria

gloria

    Süper Üye

  • Φ Süper Üye
  • 10.585 İleti

Gönderi Tarihi: 23 Şubat 2016 - 10:11

Çikolata isimli bir film vardı, izlerken canınız deli gibi çikolata yemek isterdi. Bu kitaplar da öyle okudukça canınız kalkıp yola çıkmak isteyecek, yolculuklara heves edecek.

 

Bu kitapların çoğu iyi biliniyor aslında ama hani okumamışsanız bir hatırlatma olması babında yazıyı paylaşayım. 

 

SEYAHATNAME

 

UNESCO'nun Dünya Belleği Listesindeki eser Evliya Çelebi tarafından yazılmıştır, Evliya Çelebi 17. yüzyılın gezgin yazarlarındandır. Kitap 10 ciltten oluşmaktadır. 

 

Evliya Çelebi seyahatlerinin başlangıcını bir rüyaya bağlar: 1630 Ağustosunun 19. gecesi düşünde peygamberden "şefaat" dileyecek yer de "seyahat" diller ve zihninde büyüttüğü uzak ülke hikayelerinin de etkisiyle yollara düşer. Artık bizlere anlatamayacağı son ve büyük yolculuğa çıkana kadar 54 yıl boyunca önce "piyadece serseri" bütün İstanbul'u, daha sonra da "abd-i hakir Evliya-yi fakir (değersiz kul, yolsul Evliya) olarak osmanlı ülkesini gezer.
(Arka Kapak)
 

1. Cilt: İstanbul ve civarı

2. Cilt: Bursa ve civarı. Nisan 1640'ta yaptığı Amasya, Ünye, Batum, Trabzon, Samsun, Kafkasya, Girit seferi, 1645’te Erzurum, Azerbaycan ve Gürcistan.

3. Cilt: Şam - Suriye, Filistin - Urmiye, Sivas, El-Cezire, Ermenistan, Rumeli, (Bulgaristan ve Dobruca)

4. Cilt: Van, Tebriz, Bağdat, Basra Mardin seyahati.

5. Cilt: Van ve Basra seyahatinin sonu, Oçakov seyahati, Rakoçi’ye karşı sefer, Rusya seferi, Anadolu asilerine karşı hareket, Çanakkale yolu ile Bursa’ya avdet, Boğdan’a gidiş, Transilvanyaseyahati, Bosna’ya gidiş, Dalmaçya seferi, Sofya’ya avdet.

6. Cilt: Transilvanya seferi, Arnavutluk’a gidiş, İstanbul’a avdet. Macar seferi, Uyvar’ın muhasarası, müellifin 40.000 Tatarla, Avusturya, Almanya, Flemenk’e ve Baltık Denizi'ne kadar gitmesi.Uyvar’ın zaptı, Belgrad’a avdet. Hersek’e gönderilmesi, Ragusa seyahati, Karadağ seferi, Kanije seferi ve Kanizsa-Hırvat memleketi.

7. Cilt: Avusturya, Kırım, Dağıstan, Deşt-i Kıpçak, Esterhan.

8. Cilt: Kırım, Girit, Selanik, Rumeli.

9. Cilt: Kütahya, Afyon, Manisa, İzmir, Sakız Adası, Kuşadası, Aydın, Amasya, Tire, Denizli, Muğla, Bodrum, Ege adaları, Isparta, Antalya, Alanya, Karaman, Silifke, Tarsus, Adana, Maraş,Antep, Kilis, Urfa, Rakka, Halep, Lazkiye, Şam, Beyrut, Sayda, Safed, Nablus, Kudüs, Medine, Mekke ve civar yerlerin seyahatleri bulunmaktadır.

10. Cilt: Mısır ve Sudan.

 

seyahatname-dunya-bellegi-listesinde-.jp


Tamam kabul; küçükken mıknatıs yutmuş olabilirim, peki ama bütün salaklar da demir mi yuttu ?

twitter_04.png


#2 gloria

gloria

    Süper Üye

  • Φ Süper Üye
  • 10.585 İleti

Gönderi Tarihi: 23 Şubat 2016 - 10:22

80 GÜNDE DEVRİALEM

 

80 Günde Devrialem, Fransız yazar Jules Verne tarafından 1872 yılında yazılmış bir macera romanıdır. 

 

Phileas Fogg, son derece düzenli, titiz ve dakik yaşayan, sakin yapıda bir İngiliz centilmenidir. Arkadaşlarıyla, dünyayı 80 günde dolaşacağına dair, gerçekleştirilmesi olanaksız gibi görünen bir iddiaya girer.

Yanına yardımcıs Jean Passepartout' u de alarak yola çıkar. 80 GÜnde Devrialem, Jules Verne'in dünya edebiyatına kazandırdığı en önemli yapıtlarından biri. Verne, gemilerle, trenlerle ya da fillerin sırtında yapılan, heyecan dolu geziyle birlikte, dünyanın güzelliklerini de sergiliyor. (Arka Kapak)

 

Verne_Tour_du_Monde.jpg

(1873 yılındaki ilk baskıya ait kapak resmi)

 

Londra'dan Süveyş'e - tren ve gemi - 7 günde

Süveyş'ten Bombay'a - gemi - 13 günde

Bombay'dan Kalküta'ya - tren ve fil sırtında - 3 günde

Kalküta'dan Hong Kong'a - gemi - 13 günde

Hong Kong'dan Yokohama'ya - gemi - 6 günde

Yokohama'dan San Fransisko'ya - gemi - 22 günde

San Fransisko'dan New York'a - tren - 6 günde

New York'tan Londra'ya - gemi ve tren - 10 günde

Toplam süre: 80 gün

 

 


Tamam kabul; küçükken mıknatıs yutmuş olabilirim, peki ama bütün salaklar da demir mi yuttu ?

twitter_04.png


#3 gloria

gloria

    Süper Üye

  • Φ Süper Üye
  • 10.585 İleti

Gönderi Tarihi: 23 Şubat 2016 - 10:33

YOLDA 

 

Kitap Jack Kerouac tarafından yazılmıştır. Kerouac ve arkadaşlarının 20. yüzyılın ortasında ABD’yi baştan başa dolaştığı yolculukları konu alır.

 

Yolda, kimi şair, kimi yazar, kimi serseri bir avuç arkadaşın düzenden uzakta, başka bir hayatın peşinde Amerika'yı baştan başa kat etmelerin hikayesidir.  Bazen tek başlarına, bazen bir arabaya tıkışıp dostlarıyla, bazen bir otostopçuyla ya da aşık oldukları bir kadınla...

Yolda özgürlük vardı. Yolda hayatın anlamı, yolda aşk vardı ve bazen sadece seks...  

Yolda parasızlık, açlık vardı. Bazen çözümsüzlük, kargaşa, kalleşlik...

Yolda bir arayış vardı, arayıp da bulamayış...

Yolda sorular vardı, çoğu cevapsız.. Ve yolda çoğu zaman masmavi bir gökyüzü, zümrüt yeşili çayırlar.

Ve sonsuz bir kızıllık vardı.

Yolda caz vardı, cazın tanrıları ve ruhlara işleyen ritimler...

Onlar "beat kuşağı"ydılar. Farklıydılar, özgürdüler, düzenin dışındaydılar. Ve hep yoldaydılar... (Arka Kapak)

 

889-Yolda.jpg


Tamam kabul; küçükken mıknatıs yutmuş olabilirim, peki ama bütün salaklar da demir mi yuttu ?

twitter_04.png


#4 gloria

gloria

    Süper Üye

  • Φ Süper Üye
  • 10.585 İleti

Gönderi Tarihi: 23 Şubat 2016 - 10:42

MOTOSİKLET GÜNLÜKLERİ

CHE GUEVARA

 

Che Guevara  ile arkadaşı Alberto Granado'nun motosikletle çıktıkları Güney Amerika yolculuğu boyunca tuttuğu günlüklerden oluşmakta olan kitap filme de uyarlanmıştır. 

 

Bizim gibi kâşifler burjuvalara otel parası ödemektense ölmeyi tercih ederler."
Bu kitap, Che'nin 23 yaşında Alberto Granado'yla birlikte bir motosikletle çıktığı ilk Güney Amerika yolculuğunda tuttuğu günlüklerden oluşmaktadır. Che'nin derdi Amerika'yı keşfetmekti bir bakıma. Nitekim içindeki çağrıya uymamazlık edemeyip, üniversite eğitimini, ailesini, hatta ilk aşkı Chicniya'yı geride bırakarak yollara vurmuştu kendini. 
Çeşitli ülkeleri dolaştıkça ve özellikle cüzamlıların bulunduğu hastaneleri ziyaret ettikçe, gözlerinin önündeki tablo netleşmeye başlamıştı: Hem tüm insanlığı ikiye ayıran muazzam bölünme gerçekleştiğinde halkın yanında saf tutmaya karar veriyor, hem de tüm Amerika kıtasını Yankiler dışında bir melez ırka ait sayıyordu. Kadehini Birleşik Amerika için kaldıran bir Amerikalı! 
'Lanetli' insanlar tüm burjuvalardan çok daha yakındı bu sergüzeşte. Cüzamlıların Ceh'yi ve Alberto'yu sevmelerinin nedeni, bu iki kafadarın onlarla çekinmeden sohbet etmeleri, dertlerini dinlemeleri ve futbol oynamalarıydı mesela. Biz de bu arada Che'nin Albert Camus'yle ortak bir noktasını da keşfediyordu: ikisi de kaleciydi.
Dolayısıyla bu kitap, sonu bir gerilla mücadelesine varan ve Küba Devrimi'ne giden bir serüvencinin ağzından anlatılmış bir yol hikâyesidir aynı zamanda… (Arka Kapak)

 

9780007172337.jpg


Tamam kabul; küçükken mıknatıs yutmuş olabilirim, peki ama bütün salaklar da demir mi yuttu ?

twitter_04.png


#5 gloria

gloria

    Süper Üye

  • Φ Süper Üye
  • 10.585 İleti

Gönderi Tarihi: 23 Şubat 2016 - 10:56

BEŞ ŞEHİR

AHMET HAMDİ TANPINAR

 

Şehirlerin duygularının anlatıldığı kitap: İstanbul, Bursa, Ankara, Konya ve Erzurum...

 

Beş Şehir'in asıl konusu hayatımızda kaybolan şeylerin ardından duyulan üzüntü ile yeniye karşı beslenen iştiyaktır. İlk bakışta birbiriyle çatışır görünen bu iki duyguyu sevgi kelimesinde birleştirebiliriz. Bu sevginin kendisine çerçeve olarak seçtiği şehirler, benim hayatımın tesadüfleridir. Bu itibarla onların arkasında kendi insanımızı ve hayatımızı, vatanın manevi çehresi olan kültürümüzü görmek daha da doğru olur. Bizden evvelki nesiller gibi bizim neslimiz de, bu değerlere, şimdi medeniyet değişmesi dediğimiz, bütün yaşama ümitlerimizin bağlı olduğu uzun ve sarsıcı tecrübenin bizi getirdiği sert dönemeçlerden baktı. Yüzelli senedir hep onun uçurumlarına sarktık. Onun dirseklerinden arkada bıraktığımız yolu ve uzakta zahmetimize gülen vaitli manzarayı seyrettik. (ARKA KAPAK)

 

AhmetHamdiTanpinarinBessehirkitabi.jpg


Tamam kabul; küçükken mıknatıs yutmuş olabilirim, peki ama bütün salaklar da demir mi yuttu ?

twitter_04.png


#6 gloria

gloria

    Süper Üye

  • Φ Süper Üye
  • 10.585 İleti

Gönderi Tarihi: 23 Şubat 2016 - 11:00

İBN BATTUTA SEYAHATNAMESİ

 

14. yüzyılda Battuta Fas'tan yola çıkar, 28 yıl boyunca Mısır, Arap Yarımadası, Irak, İran, Anadolu, Bizans (İstanbul), Orta Asya, Hindistan, Maldivler, Çin ve Endülüs'ü dolaşır. 

 

14. yüzyıl gezginlerinden İbn Battûta (1304-1368) Fas'ın Tanca şehrinde dünyaya geldi. Bu şehirden çıktığı ve 28 yıl süren gezileri boyunca Mısır, Arap Yarımadası, Irak , İran, Anadolu (başta Osmanlı Beyliği olmak üzere o dönemin belli başlı beylikleri), Deşt-i Kıpçak, Bizans (İstanbul), Orta Asya, Hindistan, Maldivler, Çin ve Endülüs'ü gezen İbn Battûta devlet ve toplum yapıları, inanç ve âdetleri, doğal özellik ve ürünleriyle tanıttığı bu ülke ve şehirlerin 700 yıl önceki durumlarını başarıyla yansıtır. Yazarı tarafından Tuhfetü'n-Nuzzâr fî Garâibi'l-Emsâr ve Acâibi'l-Efsâr diye adlandırılan, yaygın olarak Rıhle diye bilinen ve Türkçede İbn Battûta Seyahatnâmesi diye anılan eser, özgün dili olan Arapçadan A. Sait Aykut'un çevirisi, giriş yazısı ve notlarıyla sunuluyor.

 

kagarlmahmutundnyaharitwz3.jpg


Tamam kabul; küçükken mıknatıs yutmuş olabilirim, peki ama bütün salaklar da demir mi yuttu ?

twitter_04.png


#7 gloria

gloria

    Süper Üye

  • Φ Süper Üye
  • 10.585 İleti

Gönderi Tarihi: 23 Şubat 2016 - 11:08

GÜNDEN KALANLAR / KAZUO ISHIGURO

İngiliz malikânelerinin ihtişamını yitirdiği dönemin son büyük baş uşaklarından Stevens, Amerikalı işvereninin arzuladığı düzeni kurmak için İngiliz taşralarında yolculuğa çıkar. Kitap, uşağın karşılaştığı insan manzaralarını anlatır.

 

Bir roman düşünün ki asıl anlattığı, tek bir satırında dahi geçmeyen duygular, umutlar, hayal kırıklıkları, özlemler olsun. Kazuo Ishiguro'nun benzersiz tarzını en iyi ortaya koyduğu eserlerinden biri olan Günden Kalanlar böyle bir roman...
İngiliz malikânelerinin ihtişamını yitirdiği dönemin son büyük başuşaklarından biridir Stevens. Amerikalı yeni işvereninin arzuladığı düzeni kurmak için birlikte çalıştığı eski kâhyayı ziyaret etmeye karar verir ve İngiliz taşrasında bir yolculuğa çıkar. Yol boyunca karşılaştığı manzaraların ve insanların yarattığı izlenimler anılarıyla ve mesleğinin gereklerine dair düşünceleriyle birleşerek, özenle bastırdığı duygularını ortaya sererken, hayatını idealleri uğruna harcayan Stevens basmakalıp fikirleri ve saplantılarıyla okurun kalbini fetheden eşsiz bir kahramana dönüşür.
Dokunaklı bir dramın özündeki komiği okura yaşatmayı başaran Günden Kalanlar, edebiyat tarihinin köşetaşlarından biri.
"Katman katman açılan, büyüleyici bir roman."
-The New York Times-
"Okuru fark ettirmeden sarsan, parlak bir roman." 
-Newsweek-
"Bir yazarın varabileceği en yüksek mertebe... Hayranlık uyandıracak derecede cesur ve bütünlüklü bir anlatı."
-The New York Review of Books-
(Tanıtım Bülteninden)

0000000646692-1.jpg


Tamam kabul; küçükken mıknatıs yutmuş olabilirim, peki ama bütün salaklar da demir mi yuttu ?

twitter_04.png


#8 gloria

gloria

    Süper Üye

  • Φ Süper Üye
  • 10.585 İleti

Gönderi Tarihi: 23 Şubat 2016 - 11:20

ODYSSEIA / HOMEROS

 İlyada’dan sonraki en büyük Antik Yunan destanı.

 

Egeli büyük ozan Homeros'nun destanlarından İlyada bir olayın, Odysseia ise bir kişinin destanıdır. Çağdaş okurlar, İlyada 'dan daha sonra yaratılıdğı anlaşılan Odysseia'yı, bir destandan çok çağdaş bir romana, bir filme benzetirler. Gerçekten de konusuyla romanı, kurgusuyla filmi andırır bu destan. Her iki destan, anlatım tekniği açısından da değişiktirler. Troya destanı olan İlyada'da olaylar düz alkışlı bir anlatımla sergilenirken, Odysseia'da anılar, öyküler, geriye dönüşler, yer ve zaman atlamalarıyla, olay içinde olayların anlatıldığı çağdaş bir roman kurgusu görülür. İlyada'da gerçek bir destandır; büyük bir olayın ve olaya karışmış pek çok kişinin insanüstü güçlerle ilişkisini anlatır. Odysseia ise, bir tek kişinin, kral Odysseus'un öyküsüdür. Troya Savaşı biteli on yıla yaklaştığı halde İthaka Kralı Odysseus, yurduna dönememiştir. Yıllardır bir adada tutukludur. Tanrılar sonunda yurduna dönmesine izin verirler. Odysseia destanı, Odysseus'un on iki gemisi ve yoldaşlarıyla yola çıkışıyla başlar, üç yıl denizlerde sürünüp, bin bir tehlikeyi savuşturmasından sonra ve ancak yirmi yıl sonra yurduna ve karısına kavuşmasıyla biter. Odysseia uygarlığımızın ilk ve belki de en ölümsüz romanıdır. (Arka kapak)

 

30229.jpg


Tamam kabul; küçükken mıknatıs yutmuş olabilirim, peki ama bütün salaklar da demir mi yuttu ?

twitter_04.png


#9 gloria

gloria

    Süper Üye

  • Φ Süper Üye
  • 10.585 İleti

Gönderi Tarihi: 23 Şubat 2016 - 11:27

İNATÇI KERABAN / JULES VERNE

 

Jules Verne'nin 1883 yılında yazdığı macera romanıdır. İnatçı bir tüccar olan Keraban Ağa ve Hollandalı bir tüccar Üsküdar'a tekneyle geçerlerken 10 paralık vergiyi ödememek için Kırım ve Kafkasya’yı dolaşacakları bir aylık yolculuğa çıkarlar.

 

25022675._UY445_SS445_.jpg


Tamam kabul; küçükken mıknatıs yutmuş olabilirim, peki ama bütün salaklar da demir mi yuttu ?

twitter_04.png


#10 gloria

gloria

    Süper Üye

  • Φ Süper Üye
  • 10.585 İleti

Gönderi Tarihi: 23 Şubat 2016 - 11:31

TOURNEFORT SEYAHATNAMESİ / JOSEPH DE TOURNEFOT

 

Fransa krallık bahçelerinin, başka bir deyişle günümüzdeki Doğa Tarihi Müzesi'nin bitkibilimcisi Joseph Piton de Tournefort, bu kurumun düzenlediği araştırma gezilerinin öncüsüdür. XIV. Louis ve bakanı Pontchartrain'in buyruğuyla yeni bitkiler bulmak göreviyle 1700'de Levant'a gönderilen J. P. De Tournefort, yalnızca bitkibilimcilik görevini yapmakla yetinmemiş, doğmakta olan Aydınlanma Çağının Doğu insanları ve toplumlarına yönelik yeni bakışını da biçimlendirmiştir.
Anlatısının birinci cildi, Ege adalarının hemen hemen eksiksiz bir incelemesini kapsar. Otuz beş ada ve adacığı ziyaret eder ve başka adaları da yerinde derlediği bilgilerle betimler. Tournefort bu adalara günümüzün bir turisti gibi bakmaz, bunun yerine rüzgarların ve korsanların kemirdiği bir toplumu, salgın hastalıkları, batıl inançları, günlük yaşamları ve acımasız yöneticileri ile ilk kez açık seçik gözler önüne serer. Tournefort ikinci ciltte önce uzun uzun İstanbul'u anlatır. Sonra da Anadolu'ya boydan boya aşarak bizi 18. yüzyılın hemen başlarındaki Tokat, Trabzon, Kars, Ağrı, Amasya, Ankara, Erzurum, Bursa ve İzmir ile yüzlerce Osmanlı kasabasına götürür. Tournefort kendini Osmanlı topraklarıyla da sınırlamaz, Tiflis ve Erivan'a (Revan) kadar gider ve ona tamamen yabancı bir dünyayı yorumlamaya çalışır. Gezileri sırasında İran'ı Batıya bağlayan ve Anadolu boyunca uzayıp giden büyük kervan yollarını kullanır, ilk bakışta birbirine karşıt gibi görünen, ama aslında hep birbirine bağımlı olan ve birbirini tamamlayan Doğu ve Batı dünyaları arasındaki bağların önemini vurgular. Değerli tarihçi Stefanos Yerasimos'un yazdığı giriş ve notlarla..."

 

200_Homepage1_tournefort_b.jpg


Tamam kabul; küçükken mıknatıs yutmuş olabilirim, peki ama bütün salaklar da demir mi yuttu ?

twitter_04.png


#11 gloria

gloria

    Süper Üye

  • Φ Süper Üye
  • 10.585 İleti

Gönderi Tarihi: 21 Şubat 2017 - 08:55

INTO THE WILD = YABANA DOĞRU

 

Into The Wild filmini mutlaka izlemişsinizdir, kitabı da filmi kadar muhteşem. OKumadıysanız okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Kitap toplum tarafından onaylanmış bir hayat idealini yansıtan tüm ölçütleri bir kenara bırakarak doğada yaşamaya giden genç bir adamın gerçek yaşam öyküsünü anlatıyor.

 

Sean Penn tarafından Eddie Vedder'ın unutulmaz müzikleri eşliğinde sinemaya da uyarlanan ve En İyi Yardımcı Oyuncu dalında Oskar adayı da olan Yabana Doğru (Özgürlüğe Doğru), insanın arayışlarını, toplumun tuzaklarını, bireyin çıkmazlarını ve yaşadığımız hayatları bizlere sorgulatacak, akıllardan kolay kolay silinmeyecek gerçek bir öykü. 

 

Christopher McCandless, banka hesabındaki 25,000 doları bir hayır kurumuna bağışladı, arabasını çölün ortasında bırakıp sahip olduğu şeylerin çoğundan kurtuldu ve cüzdanındaki tüm parayı yakarak yola koyuldu. Alaska'ya gitti ve doğada tek başına olmanın türlü zorlukları karşısında yılmadan, kendinden başka kimseye tabi olmayacağı alternatif bir yaşam arayışına çıktı.

 

Paradan, kariyerden, ailevi sorumluluklardan, toplumsal yükümlülüklerden uzakta kendi yaşamını kendi kurmayı seçti. 

 

Dört ay sonra, çürümeye yüz tutmuş cansız bedeni bir geyik avcısı tarafından bulunacaktı. 

 

"…Birbirimizi yeniden görene değin aradan çok uzun zaman geçebilir. Ama Alaska'dan tek parça dönebilirsem, benden haber alacağına emin olabilirsin. Sana önerdiğim şeyi tekrarlamak istiyorum; yaşam tarzında köklü bir değişiklik yapmalı, daha önce hiç duymadığın ya da yapmakta kararsız kaldığın türden şeylerin tamamını yapmaya başlamalısın. Çoğu insan onları mutsuz eden koşullarda yaşıyor ve gene de bunu değiştirmek için hiçbir şey yapmıyorlar. Çünkü güvenli, rahat, rutin bir hayata koşullanmış durumdalar. Tüm bunlar huzur veriyor gibi görünse de insanın içindeki maceracı ruh için kesin olarak belirlenmiş bir gelecekten daha yıkıcı bir şey düşünemiyorum. İnsanın yaşama arzusunun özünde macera tutkusu yer alır. Yaşamın keyfi yeni deneyimlerde yatar, bu yüzden sürekli değişen bir ufuktan daha büyük keyif olamaz." 
 

"YAŞADIĞIM BU HAYAT BENİM SEÇİMİM."

 

0000000302156-1.jpg


Tamam kabul; küçükken mıknatıs yutmuş olabilirim, peki ama bütün salaklar da demir mi yuttu ?

twitter_04.png




Cevap ekle