İçeriğe atla


Fotoğraf

Atatürk düşmanları

dindarlar Atatürk Kemalizm

Bu başlığa 7 cevap verilmiş

#1 cecile

cecile

    Genç Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • PipPip
  • 236 İleti

Gönderi Tarihi: 17 Temmuz 2006 - 09:37

Benim bir arkadasım dindar olduğunu savunuyor ve Atatürk hakkında çok kötü şeyler söylüyor ben de müslüman biriyim ama Atatürk hakkındaki bu tarz konuşmalar bence çok tehlikeli.Bu insanlara bence dikkat etmeliyiz.Dini kullanıyor olabilirler.Ama dinlerini yaşayıp da Atatürk ü seven insanlar da mevcut.
Bir de size Yozgat'ın gelişememe nedeni Atatürk mü? Yine bu arkadasımın iddası
Yozgatlılar Atatürk'ü karşılamaya gitmemişler Atatürk de onlara 80 yıl destek vermeme cezası vermiş.
Bu doğru mu?

#2 İvithie Lons

İvithie Lons

    Yeni Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • Pip
  • 6 İleti

Gönderi Tarihi: 18 Nisan 2007 - 16:28

Benim bir arkadasım dindar olduğunu savunuyor ve Atatürk hakkında çok kötü şeyler söylüyor ben de müslüman biriyim ama Atatürk hakkındaki bu tarz konuşmalar bence çok tehlikeli.Bu insanlara bence dikkat etmeliyiz.Dini kullanıyor olabilirler.Ama dinlerini yaşayıp da Atatürk ü seven insanlar da mevcut.
Bir de size Yozgat'ın gelişememe nedeni Atatürk mü? Yine bu arkadasımın iddası
Yozgatlılar Atatürk'ü karşılamaya gitmemişler Atatürk de onlara 80 yıl destek vermeme cezası vermiş.
Bu doğru mu?


Bildiğim kadarıyla Müslümanlar hayatını yitirmiş insanlar hakkında yorum yapmazlar bir zamanlar Bir kaç arkadaşım vardı bir takım aramızdaki dialoglarda bu konu gündeme geldiği zaman ölmüşün arkasından konuşulmaz gibi cevaplar verip gündemdeki konuyu sona erdiriyorlardı.

#3 Hüsrev

Hüsrev

    Yeni Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • Pip
  • 3 İleti

Gönderi Tarihi: 01 Mayıs 2007 - 16:39

Kemalizm ve Kadin!..

Bilindigi gibi 5 Aralik 1934 tarihi, kadinlara siyasi haklarin verildigi iddia edilen tarihtir. Ancak kadinlara verildigi iddia edilen bu haklar, kadinlar tarafindan verilen mücadele ne-ticesinde alinan haklar olmayip, tepeden inme bir anlayisin neticesinde Mustafa Kemal tarafindan bagislanan haklardi. Dolayisiyla, Kemalistler tarafindan, Bati'nin bir çok ülkesinden önce verilmekle övünülen bu haklar, Sirin Tekeli'nin de belirttigi gibi konjonktür geregi verilen ve buna ragmen kontrollü olarak kadinlara kullandirilan -bazen de kullandirilmayan- türden haklardi. Çünkü, Kemalizm kurulusundan bu yana, tepeden inmeci, jakoben bir anlayisin tezahürü olan tek millet, tek sef, tek devlet esasina dayali, oportünist, çikarci, pragmatik despot bir anlayisi temsil eden bir sistemdi. Ve bu nedenle de muhalefete ve hatta degisik görüslere bile tahammülü olmayan bir sistem öngörmekteydi. Bu sistem, "tek kisi"nin hakim oldugu bir sistemdi. Ayrica, bu sistem ayni zamanda, bu ülke insanlarini bütünüyle sadece "tek kisi"nin belirledigi hedefe yönlendirmeyi de kendisi için asil amaç edinmisti. Yani, ülkenin bütün insanlari için bir tek hedef vardi; o da, o "tek kisi"nin belirledigi hedefti. Bu hedefin disina çikanlar ya da çikmaga yeltenenler, ülkeye ihanet suçu ile suçlanmaktan kurtulamamislardir. Bugün bile bu "tekçi" anlayis tarafindan belirlenen hedefe muhalif olan kisi ya da gruplar, ayni anlayisi temsil eden, marjinal kalmis Kemalistler tarafindan, öyle degerlendirilmiyor mu? Iste "tek kisi" tarafindan belirlenerek çerçevesi -adeta- duvarlarla örülen bu anlayis, toplumu tepeden tirnaga kadar yeniden sekillendirmek için ayni tür uygulamalara halen bugün de devam etmektedir. Kisacasi, Osmanli'nin mirasi üzerine kurulan bu yeni ülkenin, yeni yönetim seklinden, çikarilacak kanunlara, halkin giyiminden yasanti sekline hatta yeme içme seklinden, dans etme sekline kadar; bir taraftan toplumsal düsünce, diger taraftan da toplumsal yasanti sekli, bu tek'çi anlayis tarafindan sekillendirilmistir. Dolayisiyla ülkeye çesitli desiselerle hakim olan bu anlayista; Cumhuriyetin ilan edilmesine de, kadinlara siyasi haklarin verilmesine de ve hatta kimlerin hangi bölgelerde milletvekili olacagina da, tek basina karar veren hep 'o' tek kisi olmustur. Ve o tek kisinin agzindan çikan bir sözle kimi insanlar ihya olmus, kimi insanlar da daragaçlarinda sallandirilmistir; ve bu tek kisinin karari ile bir gecede cumhuriyet ilanina karar verilmis, partiler kurulmus ve partiler kapatilmistir. Hatta, "tek kisi" tarafindan alinan bu gibi siyasi ka-ralarin yaninda, kisiler arasindaki iliskilere de müdahale edilerek kadinlarin dans etmeleri bile, onun emri ile olmaktaydi. Nitekim bir defasinda, "... devlet yüksek yöneticilerinin de çagrili oldugu bir baloda üniformali subaylarin dansetmediklerini gördü. Gazi, bunun nedenini sordu. Komutanlardan biri, suçun her dansa çagriyi geri çeviren kadinlarda oldugunu söyleyince Mustafa Kemal, yüksek sesle topluluga söyle seslendi: 'Arkadaslar, dünyada subay üniformasi giymis bir Türk erkeginin dans önerisini geri çevirebilecek bir kadinin bulunabilecegini düsünemiyorum. Simdi emrediyorum! Hemen salona dagilin! Ileri Mars! Dans edin!" emri üzerine, herkesin dans etmeye kalkismasi da, bu "tek kisi"nin otoritesinin etkisini göstermesi bakimindan ilginç bir örnektir. Bu tür emirler sadece dans etmeyle de sinirli kalmiyordu. Nitekim, daha sonra ki dönemlerde ülkenin öncelikli tehdidi olarak ilan edilen ve "Komünizm her görüldügü yerde basi ezilmelidir" sözü mensuplari için söylenen TKP'nin (Türkiye Komiünist Partisi) kurulmasi ile ilgili ilk emir de yine Mustafa Kemal tarafindan verilmisti. Buna gerekçe olarak da, Talat Pasa'ya yazdigi mektupta da belirtildigi gibi, "gerekirse bolsevizmi de biz kurariz" seklindeki Mustafa Kemal'in konjonktürel ve pragmatik anlayisi idi!.. Mustafa Kemal bu güçlü ülkelerden yana görünme anlayisini, ülke içinde gücü/hakimiyeti tek basina ele geçirinceye ve ülke disinda ise himayesine girdigi ülkenin güçlülügü netlesinceye kadar devam ettirmistir. H. Edip Adivar'in da belirttigi gibi Mustafa Kemal, gücü ele geçirdikten sonra, emirlerine itirazsiz uyulmasini ve kendisine karsi hiçbir elestiri geti-rilmemesini açikça belirtiyordu. Nitekim, H.E. Adivar ile bir konusmasinda, "Herkes benim verdigim emri yapmalidir... Ben hiçbir elestiri, hiçbir fikir istemiyorum... Yalniz emirlerimin yerine getirilmesini..." istiyorum seklindeki sözlerinden de bu durum açikça görülüyordu. Mustafa Kemal, ölünceye kadar da, bu tavrini devam ettirmis ve iradesine -en yakin arkadaslari dahil- hiç kimseyi ortak olarak kabul etmemistir. Buna yeltenenlerin ise, maalesef politik hayatlari da, sosyal hayatlari da hüsranla sona ermistir. Kazim Karabekir, Rauf Orbay ve arkadaslari ile ünlü hatip onbasi Halide Edip Adivar'in -son dönemde de Ismet Inönü'nün- basina gelenler, Mustafa Kemal'in bu tavrinin ilginç örneklerinden sadece birkaç tanesidir.
Anlasilan odur ki, Mustafa Kemal, kendi düsüncesinin disinda hiç kimsenin düsüncesine önem vermezdi. Her konuda -hemen hemen- yalniz basina karar verir ve uygulamaya koyardi. Zaman zaman, herhangi bir konu ile ilgili olarak Çankaya Köskü'ndeki "içki sofrasi"na çagirdigi kimselerden ise, konu ile ilgili görüslerini almaktan ziyade, kendisinin önceden vermis oldugu karari onlara duyurmaya yönelik olmakta idi. O dö-nemde, Mustafa Kemal'in etrafinda bulunanlar da, Mustafa Kemal'in bu "tek"ligini, her seyin kendi karari ile yapildigini ya da yasaklandigini, kendi kararlarinin aksine görüs serdetmenin hayati tehlikeyi gerektirdigini konusmalarinda, yazilarinda dile getirmekten de bir beis görmemekte idiler. Nitekim, Kiliç Ali tarafindan bu durum "Aksam" gazetesindeki bir makalede; "... Milli Kurtulus Savasini halkin degil, sadece Atatürk'ün yaptigi" ileri sürülüyordu. Bu yaziyi aktaran Zekeriya Sertel "Yaziyi okumamiz bitince Ahmet Rasim Bey gözlügünün altindan bana söyle bir bakti: -Cevap verecek misin? dedi. Sanmiyorum, dedim. Sakin ha... Yaziyi kimin yazdigi belli. Mustafa Kemal'le çatismayi göze almak gerekir. Bu da bugünkü kosullar içinde delilik olur. Yaziyi hiç okumamis gibi davran." Sertel de "Öyle yaptim" diyor.
Seyh Said kiyami nedeniyle kurulan Istiklal Mahkemeleri de emirle, hem de tek kisinin emriyle kurulmustu ve çalismalarini da bu "tek kisi"nin emriyle devam ettiriyordu. Çesitli illerde kurulan bu mahkeme-lerde, yine emirle sayisiz insan daragaçlarinda sallandirilmisti; herhalde -dili olsaydi- bunun en canli sahidi de Samanpazari sirtlari idi. Daragaçlarinda sallandirilan bu insanlarin suçlari ise, -tamaminin da- potansiyel muhalif olarak görülmeleriydi; isin üzücü tarafi da, bunlarin basinda, Milli Mücadele adi verilen Mücadeleyi baslatanlar, bulunduklari bölgelerde dis düsmani cani kani pahasina kovanlar gelmekteydi. Bunlarin arasinda, az da olsa kendilerini tehdit etmek ve göz dagi vermek için, yandasi gazeteciler de vardi. Bu gazeteciler, Istiklal Mahkemelerinin "tek kisi"nin emriyle çalistigina güzel bir örnek teskil etmektedir. "Istanbul'un belli basli gazete bas yazarlari Diyarbakir'daki Istiklal Mahkemesine gönderilmislerdi. Bunlar arasinda "Tasviri Efkâr" sahip ve basyazari Velid Ebuzziya, "Vatan" gazetesi sahip ve basyazari Ahmet Emin Yalman, ayni gazetenin yazarlarindan Ahmet Sükrü Esmer, gene bas yazarlardan Ismail Müstak ve baskalari vardi. Ahmet Emin, daha yoldayken, Adana'dan, Mustafa Kemal'e telgraf göndererek yalvarmaya baslamisti. Affedilirse, bir daha gazetecilik yapmayacagina söz veriyordu..." "Tek Kisi" gücünü ve "Tek"ligini kanitlamiscasina, bu tür yalvarmalardan sonra, gazetecilerin serbest birakilmasi, yine bu "tek kisi" tarafindan saglanmisti.






#4 NefesiM34

NefesiM34

    Yeni Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • Pip
  • 5 İleti

Gönderi Tarihi: 05 Mayıs 2013 - 19:12

Bildiğim kadarıyla Müslümanlar hayatını yitirmiş insanlar hakkında yorum yapmazlar bir zamanlar Bir kaç arkadaşım vardı bir takım aramızdaki dialoglarda bu konu gündeme geldiği zaman ölmüşün arkasından konuşulmaz gibi cevaplar verip gündemdeki konuyu sona erdiriyorlardı.

 

eglenceli bir cevap ama bi okadar da sacma =) ölünün arkasindan konusulmaz ise hayatimizdan tarihi komple silelim bari  :))



#5 deads

deads

    Yeni Üye

  • Φ Üyeler
  • Pip
  • 61 İleti

Gönderi Tarihi: 21 Kasım 2013 - 22:51

Müslümanların Atatürk düşmanı olmalarından daha doğal ne olabilir ki?



#6 Dynamix06

Dynamix06

    Yeni Üye

  • Φ Üyeler
  • Pip
  • 11 İleti

Gönderi Tarihi: 11 Aralık 2013 - 22:38

Bence doğru degildir öyle bişey olduğunu sanmiyorum..



#7 politika

politika

    Süper Üye

  • Φ Süper Üye -
  • 10.793 İleti

Gönderi Tarihi: 11 Aralık 2013 - 23:13

Atatürk'ün gerceklestirdigi devrimler dünya tarihinde altin harflerle yazilmistir.Konjuktür geregi degildir Türk kadininin asirlardir kölelestirilmesine son vermektir.

Tüm dünyanin saygiyla egildigi ve alkisladigi bu devrimleri ve de Atatürk'ün icimizdeki Arap yandaslari,Osmanli kalintilari,beyinleri 1400 yil öncesinde kalanlar ve  Hiristiyanlik ta her papazin yazdigi bir incil hesabi,Islami yozlaztirip sahte bir Islam dini yaratan tarikatlar asla benimsemediler cünkü bu devrimler onlarin hesaplarini altüst etmis,saf insanlari aldatarak cikar saglamalarinin önüne gecilmis,kadinin erkege köleligi yasaklanmis ve kadina kadin olma onuru verilmistir.Kadin olarak böyle bir reforma karsi olmak bunu yapani karalamak cok acik bir ifadeyle "HEM KADIN HEM DE DIN DÜSMANLIGIDIR.

 

Kadinin kadina düsmanligini ancak sahte Islamda görürüz.Gercek Islamda kadinin yeri cok yüksektedir.

 

Dinciler ve sahte Islami gercek Islam diye tanitmaya calisanlarin yetistirdigi kadin tiplerini günümüzde bolca görmekteyiz sokak ve caddelerde.Islamla inancla asla bagdasmayan ve de alakasi olmayan kiyafetlerle kadin cemiyetten uzaklastirilmakta ve kadinligi yok edilmektedir.Hic bir konuda bilgisi olmayan,bilgi sahibi olmasi istenmeyen,sadece cocuk yapma ve kocasina köle olma disinda baska bir ise yaramayan,bir kadin modeli olusturulmustur.

 

Atatürk'ün vefatindan sonra onun kadinlara vermis oldugu haklar yavas yavas bu asiret zihniyeti tarafindan geri alinmaya baslandi.Medeni nikahi gavur isi kabul edip 3-.5 kadinla hoca üfürügü ile evlenmek gibi hurafelere yönlendirildi kadinlar.Bugün AKP Iktidarinin bircok milletvekilinin birden fazla hanimi vardir.Aslinda bunlara hanim denmez ancak biz Zeyit Aslan gibi terbiyemizi bozmuyoruz.

 

Imam nikahi denilen olay medeni nikahin kabülünden önceki dönemlerde evlilik kurumunun  bir din adami tarafindan onaylanmasidir.Yani dinle imanla Allah ve peygamberle hicbir ilgisi yoktur tamamen bir sözlesmedir akittir.Bugün bu Imam nikahinin yerini medeni nikah almis ve bunun disindaki evlilikler gecerli degildir.Imam nikahinin imamla ilgisi yoktur.Islamda imam nikahi diye bir nikah yoktur nikahi dinle ugrasan kisiler kiydigi icin adina imam nikahi denmistir.Medeni nikah yapmak dinden cikmak degildir.Medeni nikahi yapip resmen nikahlandiktan sonra esler eger isterlerse gider bir din adamina dinsel seremoni yaptirabilirler.Medeni nikah olmadan yapilan hicbir nikah evliligi onaylayamaz.Ancak bugün sahte müslümanlar kandirdiklari kiz ve kadinlarlar bir imama gidip nikah kiydiriyor ve o kadin yetmiyor baska bir kadin daha aliyor o da yetmiyor bir baskasini aliyor.Sorsaniz peygamberin izinden gittiklerini söylerler.

 

Iste Atatürk'ün devrimleri bu nedenle bazilarinin tüylerini kabartiyor.Bu da bir zihniyet sorunudur.Sorunlu zihniyetler iyi olan herseye karsidirlar.

 

saygilarla





SESINI DEGIL, SÖZÜNÜ YÜKSELT,
YAGMURLARDIR BÜYÜTEN BASAKLARI, GÖK GÜRÜLTÜLERI DEGIL...
BIR LAFA BAKARIM LAF MI DIYE,
BIRDE SÖYLEYENE BAKARIM ADAM MI DIYE..
EN BÜYÜK ÖZÜR SEVGISIZLIKTIR...



#8 politika

politika

    Süper Üye

  • Φ Süper Üye -
  • 10.793 İleti

Gönderi Tarihi: 11 Aralık 2013 - 23:24

Yozgatli'lar Atatürk'ü karsilamaya gitmemisler bu nedenle Yozgat geri kalmis cünkü Atatürk demiski size 80 sene destek vermeyecegim.demis.Yani onlari cezalandirmis.

 

Bu kadar komik bir iddiaya ancak gülünür ama daha dogrusu aglanacak halimize gülmek olur bunun adi.

 

Atatürk'ü sevenleri "ona tapiyorlar"diye suclayanlar aslinda su yukaridaki iddiayla Atatürk'ü bir Tanri yerine koymus ve Yozgatli'larin kendisini karsilamamalarinin cezasi  olarak onlara 80 yil destek vermeyecegini söylemis diyerek Yozgatlilari Tanrinin cezalandirdigini iddia etmislerdir.

 

Atatürk bir Tanri degildi hic olmadi öyle bir iddiasida yoktu o herzaman icin kendisinin de bir insan oldugunu söylemistir.Atatürk vefat edeli 75 yil oldu.Demekki daha 5 yil cezasi var Yozgat'in.Atatürk'ünm vefatindan sonra onlarca iktidar geldi Türkiye'nin basina yani Yozgat'in geri kalmis olmasini vefat etmis bir insana baglamak Atatürk düsmanliginin derecesini gösterir.

 

Yaziktir,Günahtir Ayiptir.Bu ülke icin bu millet icin gecesini gündüzüne katan,cepheden cepheye kosan hayatini hice sayan bu milletin bayragini,ezanini,namusunu kurtaran bir insana bu kadar ihanet olmaz.Bu ihanetin ne dinle ne  de imanla ilgisi yoktur,bu ihaneti isleyenlerin neye inandiklarini bilmiyorum ama Allaha inanmadiklarina eminim .

 

saygilarla





SESINI DEGIL, SÖZÜNÜ YÜKSELT,
YAGMURLARDIR BÜYÜTEN BASAKLARI, GÖK GÜRÜLTÜLERI DEGIL...
BIR LAFA BAKARIM LAF MI DIYE,
BIRDE SÖYLEYENE BAKARIM ADAM MI DIYE..
EN BÜYÜK ÖZÜR SEVGISIZLIKTIR...





Cevap ekle