Zıplanacak içerik
Radya

Cinsiyetçiliği Ortadan Kaldıran Okul

Önerilen İletiler

Ağaca tırmanmak isteyen bir kız çocuğuna kimse “Aman çıkma düşersin!” demiyor.  Öfkeden ya da acısından göz yaşlarına boğulan bir erkek çocuğuna da kimse “erkekler ağlamaz” demiyor. Tam tersine eğitimciler çocukla en az kız arkadaşları kadar şefkatle ilgileniyor.

 

15935egaliagenderless.jpg

 

Oyuncakların tümü her iki cinse de hitap edecek şekilde tasarlanmış. Böylelikle çocukların kafasında yemek pişirmek ve bir şeyler imal etmek arasında bir fark olduğu algısının oluşmasından kaçınılmış. Kütüphanede kitaplar klasik ve tep tip anne-baba rolünün geçerli olduğu aile algısı yaratacak konulardan da özellikle kaçınılarak seçilmiş. Cinsiyet farklarını vurgulayan Külkedisi, Pamuk Prenses gibi masallar da bu kütüphanede bulunmuyor.

Eğitimciler çocuklardan bahsederken “kız” ya da “erkek” tanımlarını kullanmıyor. Onun yerine “arkadaşlar” ya da “çocuklar” kelimeleri kullanılıyor. Bir başkası hakkında konuşulurken  tanımlamalarda bay ya da bayan yerine. İsveççe’ye Fince’den geçen “hen” sözcüğü kullanılıyor.

NEUTRAL.jpg

 

Peki gerçekten var mı böyle bir okul? Varsa nerede?

Bu okulun adı Egalia… Egalia İsveççe “eşitlik” anlamına geliyor. İsveç’in kadın-erkek eşitliği politikalarının bir sonucu olarak devlet desteğiyle 2010 yılında açılan okul İsveç’in Stockholm şehrinde bulunuyor ve cinsiyet kavramının oluştuğu 1-6 yaş grubuna hitap ediyor.

İsveçli eğitimciler yıllar önce eğitim düzeyi yüksek İsveç vatandaşlarında bile erkek çocuğu kayırma eğilimi olduğunu dile getirmişti. Bu yüzden toplumda  kadın-erkek eşitsizliğine yol açan algıları değiştirmek uzun süredir İsveç müfredatının, özellikle de anaokulu müfredatının, bir parçası. Bu yüzden, Egalia dışında pek çok okulda da hali hazırda bir “cinsiyet rolleri pedagogu” bulunuyor. Pedagogların öncelikli işi çocuklardan çok, eğitimcilere dillerini cinsiyetçi alışkanlıklardan arındırmaları için yardımcı olmak. Yani Egalia, türünün tek örneği olsa da çok da yalnız değil.

Okulun kuruluş hikayesi ise devlet destekli bir araştırma projesine dayanıyor. 1998 yılında okullar ve bakım evlerinde kadın-erkek eşitliğini sağlamak üzere bir bütçe ayrılması meclisten geçiyor. Bu araştırmanın bir parçası olarak eşitlik konusunda yine iddialı bir anaokulu olan Nicolaigarden okulunda eğitimciler, yuvada yaşananları detaylı bir şekilde filme alıyorlar.

Sonuçlar şaşırtıcıydı. Eğitimciler kızlara ve erkeklere farklı davranıyorlardı. Canı acıdığı için ağlayan bir erkek çocukla öğretmen daha az ilgileniyordu. Öğretmen çocuğu teselli edip çekiliyor, “o kadar büyütülecek bir şey yok” diyerek çocuğa kendi acısıyla baş etmesi için zaman tanıyordu. Aynı durumdaki kızlarla ise çok daha uzun süre ilgileniliyordu.
 
 

Başka bir dikkat çekici durum da, eğitimcilerin –zaten dilsel gelişimleri erkeklere göre daha hızlı olan- kız çocuklarla konuşmak için daha çok vakit ayırmasıydı. Erkek çocukların biraz yaramaz olması kabul edilebilir bir durumdu. Oysa ağaca tırmanan, eşyaları dağıtan bir kız çocuğu anında durduruluyordu.

 İşte Egalia’nın başlangıç noktası… Öğretmenlerden biri şöyle diyor: “Toplum kızlardan tini mini, hanım hanımcık olmalarını beklerken; erkeklerin de daha dışadönük, hareketli biraz da yaramaz olması bekleniyor. Egalia gibi bir okulun amacı çocukların bu beklentilerin tuzağına düşmeden nasıl olmak istiyorlarsa öyle davranmalarına yardımcı olmak…” Tabii ki her şey güllük gülistanlık değil. Egaila’nın yöntemlerinin ne kadar doğru olduğu hala tartışılıyor. Her ne kadar iyi niyetle yola çıkılmış olsa da bunun da başka türlü bir beyin yıkama olduğunu iddia edenler de yok değil. Özellikle aşırı milliyetçi yayınlar ve blogların çok aır eleştirilerde bulunyorlar. Bazı aileler cinsiyetçi algıları kaldırmak konusundaki bu takıntılı tutumun, çocuklara bir fanus ortamın yaratacağını ve toplumsal hayatlarında sıkıntı yaşayabileceklerini düşünerek endişeleniyor.

Okulun müdürünün sözleriyle yazımızı noktalıyoruz.

“Biz kızlar ve erkeklerin farklı olabileceğini reddetmiyoruz. Burada aldıkları eğitim bir aynılaştırma projesi değil. Sadece cinsiyetle ilgili tanımları ortadan kaldırarak, her ilgiye her beceriye eşit değer verilmesini sağlamaya çalışıyoruz. Bütün istediğimiz bu: Demokrasi ve eşitlik.”

Derleyen: Handan Saatçıoğlu

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Bu insanın fıtratına aykırı, erkek çocuk bebekle oynamaz, kız çocuk arabayla oynayabilir belki ama annesinin ya da çevresindeki bayanların araba kullandığını görmesi gerekiyor. Erkek çocuk bebekle oynasa zaten kız çocuğunun elinden bebeği alıp oynar ama oynamıyor. Zorlamakta yanlış, kendi haline bırakmak gerekiyor.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Onların dilleri sıkıntılı zaten, erkek ya da bayanı belirtmek gerekiyor ama bizim dilimizde "siz" dediğin zaman erkek ya da bayanı belli etmiyor. Onlar vikinglerin torunu, insanları ayaklarından bağlayıp, bağırsaklarını dışarı akıtan vikinglerin torunu, kültürlerinin geçmişi karanlık..... dillerine yansımış cinsiyet ayırımı gayet normal ama biz kimin torunuyuz..... Söylenir ki, bir gün; Cengiz Han, tüm hanlarını toplamış, sağ yanına da eşini oturtmuş; Cengiz Han hanlarına, — “Ben Hanlar Han’ı Cengiz Han, hepinizin hanıyım”, eşini göstererek; — “Bu da benim HAN’IM” demiş. İşte erkeklerin “eşim” anlamına söyledikleri “hanım” kelimesi oradan geliyormuş… Ne kadar insanca değil mi? Kadının adı da var, yeri de , saygınlığı da, işte özlediğimiz Türk ailesi tablosu .

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Onların dilleri sıkıntılı zaten, erkek ya da bayanı belirtmek gerekiyor ama bizim dilimizde "siz" dediğin zaman erkek ya da bayanı belli etmiyor. Onlar vikinglerin torunu, insanları ayaklarından bağlayıp, bağırsaklarını dışarı akıtan vikinglerin torunu, kültürlerinin geçmişi karanlık..... dillerine yansımış cinsiyet ayırımı gayet normal ama biz kimin torunuyuz..... Söylenir ki, bir gün; Cengiz Han, tüm hanlarını toplamış, sağ yanına da eşini oturtmuş; Cengiz Han hanlarına, — “Ben Hanlar Han’ı Cengiz Han, hepinizin hanıyım”, eşini göstererek; — “Bu da benim HAN’IM” demiş. İşte erkeklerin “eşim” anlamına söyledikleri “hanım” kelimesi oradan geliyormuş… Ne kadar insanca değil mi? Kadının adı da var, yeri de , saygınlığı da, işte özlediğimiz Türk ailesi tablosu .

"Bu da benim HAN’IM”

 

Sayin Altinay,bu bilgi icin tesekkürler,gercekten bunu bilmiyordum.ögrenmis oldum

 

saygilarla

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

 Birde sayın politika Türk kozmogonisinde kadın ve erkek ayrı ayrı yaratılmıştır yani bizim var olduğumuz günden beri cinsiyet ayrımcılığımız yoktur......

 

Türk kozmogonisinde dikkat edilecek bir nokta da kadının yaratılışıdır. Sami(Arap) kozmogonilerinde Havva, Âdem’in kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Yani ayrı bir varlık, başlı başına bir yaratılış olmayıp ondan ayrılmış bir parçadır. Halbuki Türk kozmogonisinde kadın (hatun) kişinin bir parçası değildir. O, Karahan tarafından ayrıca yaratılmış olup Yer Hatun ismiyle Yerlik Han’a muadil bir kuvvet teşkil eder. Kozmogoninin bu hususi vasfı, eski Türk ailesinin Peder-şahî değil, fakat pederî bir esasa göre kurulmuş olmasından ileri geliyor.(Yani babanın bir kral gibi mutlak otoritesi yoktur, fakat Aile reisi olarak otoritesi vardır. Burada kadının hareket alanı bulunmaktadır. Hakan’ın işi olduğu zaman devleti Hatun’un yönettiği de bilinmektedir.)

Türk Tefekkür Tarihi- Hilmi Ziya Ülken- Yapı Kredi Yayınları-1982 Baskı-Sayfa 34.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Sayin Altunay islamda yani Kuranda kadin erkegin kaburga kemiginden yaratilmistir diye bir tanimlama yoktur bu tamamen sizinde degindiginiz gibi Israili bir hurafedir,kadini hor görmektir.Peygamberin kadini tarif ederken kaburga kemigi gibi hassastir hadisine dayanarak birtakim kendinden makul din adamlari kadini erkegin kaburga kemiginden yaratilmis diye anlatirlar insanlara.

 

Hurafelerle beyinleri doldurulmus olan sade vatandas Allaha mal edilen her seyI tartismasiz kabul ediyor.Kadini asagilamak,ikinci sinif yapmak,bütün kötülükleri kadina yüklemek hicbir Türk töresinde yoktur.Islami yozlastirmak ve sadece erkekler icin bir din olduguna insanlari inandirmak icin türlü iki yalanlar uydurulmakta ve bunlar kadini dislamaktadir.Örnegin yine peygambere atfedilen bir hadiste peygamber;Cehennem ehlinin kadinlardan olustugu cennet ehlinin ise erkekler oldugu yalani uydurulmustur.Ve bu nedenle de erkeklere cennette huriler verilecegi anlatilir hep.Huri demek güzel kadin demektir.Yine birtakim cevrelerde kadin "Ademi kandirip yasak meyvayi yedirdigi icin her kötülügün anasi olarak kabul edilir"

 

Toplum din adina tamamen hurafelere inandirilmistir.Bu toplumdan saglikli hicbirsey beklenemez.Bakin televizyon ekranlarinda konusan din adamlarina nasil sorular yöneltilmektedir.bu sorulara bakarak halkin din konusunda ne kadar dipte oldugu anlasilabilir.

 

Türk töreleri unutuldugu unutturuldugu Türk gibi yasamak asirlar boyu yasaklandigi icin halk hurafeleri din olarak kabul etmis ve inanmistir.Kadin konusuda aynen böyledir.

 

saygilarla

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

İletiniz moderatör kontrolünden geçtikten sonra sitede gösterilmeye başlanacaktır. Eğer buna maruz kalmak istemiyorsanız lütfen hemen bir ÜYE OLUNUZ.

Misafir
İletinizi misafir olarak gönderiyorsunuz. Eğer üye iseniz lütfen GİRİP YAPARAK gönderiniz.
Bu başlığa cevap yaz

×   Zengin metin olarak yapıştırıldı..   Onun yerine sade metin olarak yapıştır

  Only 75 emoticons maximum are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Önceki içeriğiniz geri getirildi..   Editörü temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.