Zıplanacak içerik
DİPNOT

GÜLEN'İN ESKİ YAVERNDEN MÜTHİŞ İTİRAFLAR... (Biz 1970 yılında 12 insan yoksul öğrencilerin okutulması ve hayır işleri için yemin ederek yola çıktık..)

Önerilen İletiler

.

Gülen'in eski yaveri, cemaatin Türkiye'yi işgal etmeye hazırlandığını söyledi...

 

'Fethullahçılık ihanet şebekesi'

 

Gülen'in 25 yıl boyunca başyaverliği ve kuryeliğini yaptığını belirten Nurettin Veren, Fethullahçı örgütlenmenin 7.5 milyar dolarlık ekonomik güce ulaştığına, Türkiye'de dershaneye giden 4 çocuktan 3'ünün tarikatın eline düştüğüne dikkat çekti.

Fethuhllahçı örgütlenme büyük bir ekonomik güce ulaşınca 1993'te harekete geçildiğini anlatan Veren, "Bir cami nasıl milletin parasıyla yapıldıysa Zaman gazetesi ve Samanyolu televizyonu da aynen öyle yapıldı. Sonra Asya Finans'ı kurdum" diye konuştu.

Kanaltürk televizyonunda, Merdan Yanardağ'ın sunduğu ''Yolsuzluk ve Yoksulluk'' adlı programa katılan Nurettin Veren, ''Cumhuriyet savcılarının anlatacaklarımı ihbar kabul etmesini istiyorum. Bu davanın tanığı da sanığı da olmaya hazırım'' dedi.

 

Fethullah Gülen 'in 25 yıl boyunca başyaverliği ve kuryeliğini yaptığını belirten Nurettin Veren, ''gizli bir örgüt'' olarak nitelendirdiği ''Fethullahçılar'' ın içyüzünü anlattı. Veren, ''Biz 12 kişi hayır için yola çıktık ancak örgütlenmenin devleti içten ele geçirme planı olduğunu anlayınca aforoz edildim. Gülen beni öldürtmek istedi'' dedi.

 

Uzun süredir bazı yayın organlarında ve kendi web sayfasında ''Fethullahçıların düzeni ele geçirme planları'' nı deşifre etmeye çalışan Nurettin Veren, önceki gece Kanaltürk televizyonunda, Merdan Yanardağ 'ın sunduğu ''Yolsuzluk ve Yoksulluk'' adlı programa katıldı.

 

Konuşmasına başlamadan önce, ''Cumhuriyet savcılarının anlatacaklarımı ihbar kabul etmesini istiyorum. Bu davanın tanığı da sanığı da olmaya hazırım'' diyen Veren, Gülen'le nasıl yola çıktığını şöyle anlattı:

 

Takıyye yapıyor...

 

''Biz 1970 yılında 12 insan yoksul öğrencilerin okutulması ve hayır işleri için yemin ederek yola çıktık. Yıllar boyunca bu dava uğruna hasır üzerinde oturdum. Küçük hayırlarla büyük finanslar elde ettik. Kaydı olmayan yardımlar Fethullah'a teslim edildi. Büyük ekonomik güce ulaşınca 1993'te harekete geçildi. Bir cami nasıl milletin parasıyla yapıldıysa Zaman gazetesi ve Samanyolu televizyonu da aynen öyle yapıldı. Ancak Zaman gazetesi 20 yıl boyunca banka reklamı almadı. Çünkü Fethullah banka reklamı gibi, kola içmeyi, kot giymeyi de haram kılmıştı. Sonradan Asya Finans'ı kurdum. Gazetesine banka reklamı almayan Gülen daha sonra Bank Asya'yı kurdurdu. Gülen Müslümanlara takıyye yapıyor.''

 

Nurettin Veren, Fethullahçı örgütlenmenin 7.5 milyar dolarlık ekonomik güce ulaştığını, Türkiye'de dershaneye giden 4 çocuktan üçünün tarikatın eline düştüğüne dikkat çekti. Veren, ailelere, ''Çocuklarınızı terörden kurtarmak isterken Fethullah örgütüne teslim ediyorsunuz. Uyanın, gerçeği görün'' diye uyarıda bulundu.

 

Gülen'in bütün şirketlerinin adını kendisinin koyduğunu belirten Veren, ''Ama bunun belgesini bulamazsınız. Çünkü hiçbir illegal örgütün belgesi olmaz'' dedi.

Türbanı biz başlattık...

 

Nurettin Veren, Türkiye'de önemli bir sorun haline gelen türbanın Fethullah Gülen'in talimatıyla bir furyaya dönüştürüldüğünü ifade ederken şöyle konuştu:

 

''Gülen'in talimatıyla birçok arkadaşımız 50 yaşına kadar evlenmedi. 1970'lerde ve 1980'lerde Türkiye'de türban diye bir sorun yoktu. Bunu topluma biz enjekte ettik. Gülen, evli müritlerin eşlerini burunlarından topuklarına kadar kapatmalarını istedi. 'Siz

 

başlatın gerisi gelir' dedi. Kadınlarımız da siyah gözlükler ve eldivenler taktı. Ben de eşimi öyle giydirdim. Toplum kamplara bölündü. Sonra da bu örgütlenme fark edilince cemaate, 'Başı açık kadınlarla evlenin' dedi. Bu yüzden cemaat içindeki başı kapalı kadınlar dul kaldı!''

 

Gülen'in kendisini insan üstü, ileriyi gören, her şeyi önceden bilen bir canlı olarak tanıttığını belirten Veren, ''Kendisi 1941 doğumlu olmasına karşın Atatürk öldükten sonra, 1938'de doğduğunu söyler ve kurtarıcı olduğunu ima etmeye çalışırdı. Ancak tasavvuf ve gönül adamı, bir Mevlana ve Yunus Emre gibi takdim edilen bir insanın bugün Irak'ta 400 bin Müslümanın ölümüne yol açan Amerika'da ne işi var? Siz hiç 137 dönümlük arazide 8 villa içinde 100 hizmetkârla yaşayan bir Yunus Emre gördünüz mü'' diye sordu.

 

Beni öldürtmek istedi...

 

Gülen'in gerçek amacının kilit noktalarda kadrolaşarak devleti ele geçirmek olduğunu belirten Veren, bu planı anladıktan sonra ikazlarda bulunduğunu, bu yüzden aforoz edildiğini anlattı. Veren şöyle konuştu:

 

''1995'te fikren ve kalben koptuk. Hayır için yola çıkmıştık ama örgüt çatısı içinde kullanıldık. Gördük ki çatal bıçak için kurulan bir fabrika, silah fabrikasına dönüşüyor. Devleti içten ele geçirecek bir plan olduğunu sonradan anladık. Tepki koyduk, ikaz edilince dış görevlere gönderildik. ABD'de 30 gün birlikte kaldık. 50 kişinin önünde beni öldürtmeye kalktı. Bu hücum ve cinnet karşısında canımı zor kurtardım. Gülen, 'FBI ve CIA'yı arayın, bu adamı öldürtün' dedi. Sonra Türk devletinin görevlendirdiği polise 'Silahını çek vur bunu' diye bağırdı. İnsanlar itaat etmeyince şömine demiriyle üzerime hücum etti. Sonra New York'ta gece yarısı sokağa atıldım.''

 

Gülen'in gerçek amacının dünyayı yönetmek olduğunu ve ''hastalık yalanıyla ABD'ye kaçtığını'' belirten Veren, sözlerini ağlayarak ve Atatürk'e övgüler dizerek şöyle tamamladı:

 

''Gülen, Türkiye'deki örgütlenmesinin 2000 yılında kendini amorti ettiğini söyledi. Yetiştirdiği vali, emniyet müdürü, kaymakam ve komutanlar var. Cumhuriyet gazetesi, 'Tehlikenin farkında mısınız?' diyor. Evet bu örgütlenme bir işgaldir, ihanet şebekesidir. Yargıtay'a yönelik saldırıda birçok insan bir kare fotoğrafta göründü diye zanlı oldu. Elimde yüzlerce fotoğraf ve belge var. Savcıları göreve çağırıyorum. Kimse bir şey yapmıyorsa demek ki Fethullah'ın dokunulmazlığı var.''

 

 

 

 

|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||

Kaynak: C. 28.06.2006 - MEHMET FARAÇ

|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Yine bir dipnot klasiği :)

 

Bu tür konular bitince , siz de ortalarda yoksunuz sevgili dipnot...

 

Yapmayın bu tür konu bulun yada bulmayın forumdan ayrılmayın :)

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Yine bir dipnot klasiği :)

 

Bu tür konular bitince , siz de ortalarda yoksunuz sevgili dipnot...

 

Yapmayın bu tür konu bulun yada bulmayın forumdan ayrılmayın :)

duyduğuna inanma , gördüğünün de yarısına inan derim ben. Yargısız infaz yapılmamalı belgelerle iş ispatlanırsa ona bişey demem...

Benim gerçekten merak ettiğim bir konu var.

Fethullah Gülen niçin ABD'de yaşıyor? Papa ile görüştükten hemen sonra niçin oraya gidip yerleşti? Niye yıllardır Türkiye'ye gelmiyor veya gelemiyor?

 

___Ortada maddi gücü milyarlarca dolara ulaşan bir cemaat var. Amacı şu veya bu biçimde devletin tüm birimlerine kendi yetiştirdiği elemanları yerleştirmek. Zamanında bunu Gülen de söylemişti.

___Kaymakamlar, valiler, hákimler, savcılar, subaylar, polisler ve diğerleri...

Gülen cemaatinin yurtdışında açmış olduğu okullar var. Toplam 91 ülkede 730 okul! Tamamında İngilizce eğitim veriliyor.

___Hepsi paralı. Düşünün ki Vietnam, Tanzanya, Moğolistan gibi kuş uçmaz kervan geçmez ülkelerde açılmış okullarda bin'den fazla Amerikan ve İngiliz vatandaşı görev yapıyor. Nurettin Veren bu okulları 'ABD'nin atlama tahtası. ABD bu konuda Gülen'i kullanıyor' diye tanımlıyor.

Ayrıca Türkiye'de yüzlerce okul ve dershane açtılar. Okullar ilköğretimden, hatta yuvalardan başlıyor, lise ve üniversitelerle devam ediyor. Fatih Üniversitesi onların.

___Ülkemizdeki çarpık eğitim sistemi sonucunda bir milyondan fazla öğrenci dershanelere gidiyor. Bunların FEM, Körfez, Maltepe, Sebat gibi pek çoğu Gülen cemaatine ait. Nurettin Veren bu tabloyu 'Kursa giden her dört öğrenciden üçü onların eline düşüyor' diye tanımlıyor.

___Ayrıca Azerbaycan, Kırgızistan, Kazakistan, Gürcistan, Türkmenistan gibi ülkelerde üniversite açtılar.

Televizyonlar, gazeteler, bankalar, sigorta şirketleri, okullar, dershaneler, hastaneler, vakıf ve şirketler, üniversiteler...

 

Peki ama bu değirmenin suyu nereden geldi?

 

___Bu paralar nasıl geldi, nasıl gidiyor? İşin başında kimler var? Bu çark nasıl dönüyor? Parasal boyutu nedir? Paraları kim sağlıyor?

___Nurettin Veren ekranda doğru mu söylüyor, yalan mı? Kendisi dahil ihbar ettiğine göre, çağırılıp ifade vermesi gerekmez mi?

___Bu iddiaları araştırmak devletin görevidir. Eğer birisi çıkıp bunları söylüyorsa, devletin ilgili kurumları kendisini çağırır ve 'anlat bakalım arkadaş, elindeki belgeleri de ver' deyip soruşturma başlatır.

___Bunu yapmakla kim yükümlüdür? Savcılık, Maliye Bakanlığı ve öteki ilgili kurumlar.

___Araştırsınlar, incelesinler ve sonucu kamuoyuna açıklasınlar. Hatta Fethullah Gülen cemaatinin önderleri bu konuda kendileri başvuruda bulunsun ve gerçekler ortaya çıksın.

___Kanaltürk yönetimi, Nurettin Veren söyleşisini bir kez daha yayınlasın. Devlet bu ihbarın üzerine gidip soruşturma başlatsın. Veren doğru söylüyorsa gerçekler ortaya çıksın. Yalan söylüyorsa onu da bilelim ve kendisini kınayalım.

___Fethullah Gülen yandaşları da bunları söyleyen ve yazanların ölmüşlerine bile ana avrat sövmeyi, ölümle tehdit etmeyi bıraksın. 'Müslümanlığa' hiç yakışmıyor.

 

Emin Çölaşan - Hürriyet

 

Ve bizler bu klasikleri sürdürme surumluluğu ile sonuna kadar bu tehlikeli karanlık güçlerin takipçisi olmaya ve halkımızı uyarmaya devam edeceğiz...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

fetullah hoca yıllardır sinsice insanların helede bizim insanımızın en zayıf yeri olan din duygularını sömürerek tarikatını büyüten bir insan ama yıllardır biliniyor olmasına karşı insanların yeni fakına varmış gibi davranmalarına nurettin verenin de otuzbeş sene onunla çalışıp bugün farkına varmasına bir anlam veremiyorum şu anki hükümetin hatta bundan sonraki hükümetlerin bu sorunu çözeceklerine de inanmıyorum malum oy hesabı çünkü fetullah gülenin hatırı sayılır bir mürit çevresi var .

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

fetullah hoca yıllardır sinsice insanların helede bizim insanımızın en zayıf yeri olan din duygularını sömürerek tarikatını büyüten bir insan ama yıllardır biliniyor olmasına karşı insanların yeni fakına varmış gibi davranmalarına nurettin verenin de otuzbeş sene onunla çalışıp bugün farkına varmasına bir anlam veremiyorum şu anki hükümetin hatta bundan sonraki hükümetlerin bu sorunu çözeceklerine de inanmıyorum malum oy hesabı çünkü fetullah gülenin hatırı sayılır bir mürit çevresi var .

 

kardes elinde belge mi var daha onceden nereden biliyordun? ve suanda ellerinde belgemi var ki nereden biliyorlar? Aksi ispatlanana kadar suclu diyemezsiniz... Saygılar....

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

kardes elinde belge mi var daha onceden nereden biliyordun? ve suanda ellerinde belgemi var ki nereden biliyorlar? Aksi ispatlanana kadar suclu diyemezsiniz... Saygılar....

 

Belge 30 yıl üzeri arkadaşı ve yakın dostu...

Konu başlığını okuma zamanınız varsa mutlaka okuyun ve eminim çok şey elde edeceksiniz...

Dost Sevgilerimle...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

 

Konuşmasına başlamadan önce, ''Cumhuriyet savcılarının anlatacaklarımı ihbar kabul etmesini istiyorum. Bu davanın tanığı da sanığı da olmaya hazırım'' diyen Veren, Gülen'le nasıl yola çıktığını şöyle anlattı:

 

Gülen'in kendisini insan üstü, ileriyi gören, her şeyi önceden bilen bir canlı olarak tanıttığını belirten Veren, ''Kendisi 1941 doğumlu olmasına karşın Atatürk öldükten sonra, 1938'de doğduğunu söyler ve kurtarıcı olduğunu ima etmeye çalışırdı. Ancak tasavvuf ve gönül adamı, bir Mevlana ve Yunus Emre gibi takdim edilen bir insanın bugün Irak'ta 400 bin Müslümanın ölümüne yol açan Amerika'da ne işi var? Siz hiç 137 dönümlük arazide 8 villa içinde 100 hizmetkârla yaşayan bir Yunus Emre gördünüz mü'' diye sordu.

 

Gülen'in gerçek amacının dünyayı yönetmek olduğunu ve ''hastalık yalanıyla ABD'ye kaçtığını'' belirten Veren, sözlerini ağlayarak ve Atatürk'e övgüler dizerek şöyle tamamladı:

 

[/b][/color][/size] [/font]

 

 

Burayı okuyunca, aklıma Ali Kalkancı diye bir zat vardı o geldi... Oda kendini insanüstü biri gibi görüyordu, kadınlar ve erkekler adamın kirli çorabını "bereket"!!! için alıp saklıyorlardı ve bu adam bir hoca! olmasına rağmen Kuran'ı hiç okumamıştı ama müritleri için bunun ne önemi vardı ki? O insan üstüydü, kerametliydi :)

 

Yazıda bir nokta dikkatimi çekti "Ancak tasavvuf ve gönül adamı, bir Mevlana ve Yunus Emre gibi takdim edilen bir insanın bugün Irak'ta 400 bin Müslümanın ölümüne yol açan Amerika'da ne işi var? Siz hiç 137 dönümlük arazide 8 villa içinde 100 hizmetkârla yaşayan bir Yunus Emre gördünüz mü''

 

Evet gerçek gönül adamları, saltanat yaşamaktan haya ederler, gözleri toktur, karınları aç olsa bile, insanları kullanmazlar, insanların kim olduğuna bakmadan, sırf "Allah rızası için" onlara yardım ederler. Gerçek gönül adamını seçmek için onun nasıl ve ne şekilde yaşadığına bakmak lazım... Eğer toplanan yardımlarla kendi hayatınıza katkı sağlıyorsanız Allah'ın huzurunda hesaplaşacağınız çok kul var demektir... Hz. Ömer'in bir buğday tanesinin hesabını vermekten korktuğu bir anlayışta, siz bağış adı altında gelir elde edin... Hakikaten nereden geliyor bu kadar servet...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Belge 30 yıl üzeri arkadaşı ve yakın dostu...

Konu başlığını okuma zamanınız varsa mutlaka okuyun ve eminim çok şey elde edeceksiniz...

Dost Sevgilerimle...

 

Acaba 30 yıl önce niye o yakın dostunun dediklerine kulak asmamıştınız? :excl:

 

Burayı okuyunca, aklıma Ali Kalkancı diye bir zat vardı o geldi... Oda kendini insanüstü biri gibi görüyordu, kadınlar ve erkekler adamın kirli çorabını "bereket"!!! için alıp saklıyorlardı ve bu adam bir hoca! olmasına rağmen Kuran'ı hiç okumamıştı ama müritleri için bunun ne önemi vardı ki? O insan üstüydü, kerametliydi :)

 

Yazıda bir nokta dikkatimi çekti "Ancak tasavvuf ve gönül adamı, bir Mevlana ve Yunus Emre gibi takdim edilen bir insanın bugün Irak'ta 400 bin Müslümanın ölümüne yol açan Amerika'da ne işi var? Siz hiç 137 dönümlük arazide 8 villa içinde 100 hizmetkârla yaşayan bir Yunus Emre gördünüz mü''

 

Evet gerçek gönül adamları, saltanat yaşamaktan haya ederler, gözleri toktur, karınları aç olsa bile, insanları kullanmazlar, insanların kim olduğuna bakmadan, sırf "Allah rızası için" onlara yardım ederler. Gerçek gönül adamını seçmek için onun nasıl ve ne şekilde yaşadığına bakmak lazım... Eğer toplanan yardımlarla kendi hayatınıza katkı sağlıyorsanız Allah'ın huzurunda hesaplaşacağınız çok kul var demektir... Hz. Ömer'in bir buğday tanesinin hesabını vermekten korktuğu bir anlayışta, siz bağış adı altında gelir elde edin... Hakikaten nereden geliyor bu kadar servet...

 

 

Siz bu yazıyı okuyup Ali kalkancıyı örnek vermeniz bile Fetullah Gülen'den ne derece bihaber olduğunuzun göstergesidir...

 

Acaba ona saldıranlar onun bir kitabını dahi okudular mı? :excl:

Ezbere konuşmayalım lütfen :excl:

 

Selamlar....

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Belge 30 yıl üzeri arkadaşı ve yakın dostu...

Konu başlığını okuma zamanınız varsa mutlaka okuyun ve eminim çok şey elde edeceksiniz...

Dost Sevgilerimle...

 

 

arkadaşlık dostluk bunlar çoğumuzun yıllar oce kaybettiği ve şu anda maalesef gercek manada cok az kişinin yaşadığı kavramlar.....

 

ufak bir menfaat ugruna 40 yıllık arkadaşını satanları biliyorum ben ve benim gibi cogu insanda eminim boyle olaylara sahit olmuştur....

 

o yuzden 30 yıllık arkadaş dahi (gunahını almayayım belki de haklıdır ama bir delili yok) insanı bazı menfaatlar için satabilir. Satmıştır demiyorum bunun suanda bir kanıtı yok, satmamıştır da demiyorum cunku bunun dahi suanda bir kanıtı yoktur. olabilir de olmayabilirde...

 

işte tum bu sebeplerden dolayı su anda kesin olmayan konularda kesin yorumlar yapmak Mazlumun Ahını almaktan baska birşey degildir..... En dogrusunu ALLAH bilir...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

epsilon 07 bu olayla ilgili herhangi bir belge yada bilginin seni tatmin edeceğini düşünmediğim için polemiğe girmek istemiyorum soylediklerimin arkasındayım zaman hepimize haklıyı ve doğruyu gösterecektir o zaman tekrar görüşür düşüncelerimizi söyleriz saygılar.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

epsilon 07 bu olayla ilgili herhangi bir belge yada bilginin seni tatmin edeceğini düşünmediğim için polemiğe girmek istemiyorum soylediklerimin arkasındayım zaman hepimize haklıyı ve doğruyu gösterecektir o zaman tekrar görüşür düşüncelerimizi söyleriz saygılar.

 

olur kardes zaman en iyi ilactır....

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

arkadaşlık dostluk bunlar çoğumuzun yıllar oce kaybettiği ve şu anda maalesef gercek manada cok az kişinin yaşadığı kavramlar.....

 

ufak bir menfaat ugruna 40 yıllık arkadaşını satanları biliyorum ben ve benim gibi cogu insanda eminim boyle olaylara sahit olmuştur....

 

o yuzden 30 yıllık arkadaş dahi (gunahını almayayım belki de haklıdır ama bir delili yok) insanı bazı menfaatlar için satabilir. Satmıştır demiyorum bunun suanda bir kanıtı yok, satmamıştır da demiyorum cunku bunun dahi suanda bir kanıtı yoktur. olabilir de olmayabilirde...

 

işte tum bu sebeplerden dolayı su anda kesin olmayan konularda kesin yorumlar yapmak Mazlumun Ahını almaktan baska birşey degildir..... En dogrusunu ALLAH bilir...

 

Bilgiler, görüşler ve yorumlar şartlanılmış ideolojiye uygun şartlanma ile değerlendirilemez ve yorum yapılamaz değerli arkadaşım. Eğer Ülkemiz için bir tehdit oluşturmuyorsa buyursun gelsin. Adaletten neden kaçıyor ve neden ABD gibi emperyalis ve sömürgelerin kucağına oturuyor. Muslumansa gitsin Arabistana, Suriye'ye vb. Bu nedenle arkadaşımın dediği gibi sizlerle polimiğe bende girmek istemiyorum ama bu Fethullan gibi adamların karanlıklarını sonuna kadar ortaya çıkarmaya, kirli elbiselerini paylaşmaya devam edeceğiz...

Son olarak şun belirtmekte fayda var diye düşünüyorum..

Sosyoloji Profesörü Emre Kongar geçenlerde uzun uzun bir yazısında anlatmıştı...

İki toplumsal örgütlenme var:

Cemiyet..

Ve cemaat..

Cemiyet çağdaş model; akla dayanıyor, üyeler birey, kişi, yurttaş...

Cemaat dinsel model, inanca dayanıyor; üyeler kul, mürit, mümin...

Türkiye'de toplum artık tarikat örgütlenmesi ve cemaat kurumlaşması sürecinde dönüşüyor...

Partiler bu yapı üzerine oturduğu zaman laik demokrasi mi olacak?..

Dinci devlet mi?..

Peki, Fethullah Gülen Türkiye'ye ne zaman dönecek?..

Gülen'in yakını Gülerce bu soruya da yanıt veriyor:

''- Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra sanırım tansiyon biraz daha düşer...''

O zaman...

Dahima takipçisi olarak bekleyip göreceğiz...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Arkadaşlar bilmediğimiz,tanımadığımız bir insan hakkında nasıl olurda bu kadar yorum yapıyoruz

 

anlamıyorum.bence her duyduğumuza inanmamalıyız.ben bir müsliman olarak hep şuna inanırım.ya fetullah

 

gülen bu suclamaları haketmiyorsa,bu adam gerçekten allah davasını kendine dava edindiyse,gerçekte

 

 

allahın sevgili kuluysa,öbür dünyada bizlerin yakasına yapışmazmı,işte ben bunda korktuğum için bazılarımız

 

 

bilmeden duyduğuma inanarak yargısız infazda bulunmuyorum.bence sizlerde böyle yapın.arkadaşlar bence

 

 

fetullah gülen islamcı bir terörist olsa başta abd onu barındırmaz.

 

 

fetullah gülen hoca hakkında bende önceleri iyi düşünmüyodum.ama bir arkadaşım onun vaaz kasetini verdi

 

bana,dinledikten sonra dedim ki bu adam bu şuçlamaları hakediyor olamaz dedim.ve bu olaydan sonra onun

 

 

hakkında ne iyi düşünüyorum nede kötü üşünüyorum.sadece iyi bir insan olmasını temenni ediyorum.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

fetullah gülenden bu kadar korkulmasını anlamıyorum. bu cemaat teki insanları çok iyi tanıyorum. hepsi çok iyi vatan severler. ve sadece dini inançları kuvvetli diye bu insanlar çok eleştiriliyor.o yavri deiğiniz adamın bi kuyruk acısı var gibime geldi

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Fetullah hoca'nın başyaverliğini ve kuryeliğini yapan birinin ağzından çıkan sözlere bakmadan önce siz bu başyaverlik nedir ne iş yapar statüsü nedir? Ne kadar maaş alır? Baş yaverlik diye bir makam var ise bu adamın baş yaverlik yaptığını kanıtlayın da sonrasında iddialarına cevap yazalım. Aksi taktirde abesle iştigal etmiş oluruz. Fetullah Hoca ve Değerli Din adamlarımız bu ülkede eğitim seviyesinin yükselmesinde en büyük pay sahipleri arasındadırlar. bu ülkeyi ele geçirmek amacında olanlar Kemalistlerdir. Artık kavga edecek mürteci diye karalayabilecek birileri kalmayınca bu seferde dünyanın dört bir yanına okullar açarak eğitime katkıda bulunan ve insanların bilinçlenmesinde öncülük yapan İslamın en ılımlı kanadını temsil eden Fetullah Hoca'ya saldırmaya başladılar. Siz varın Fetullah Hoca'ya ve takipçilerine dua edin!

Bu ülkede eğer sizin Zorbalıklarınızla yasaklanan başörtüsü ve kapatılan imam hatipler ile yasaklanan bir takım dini haklara karşı toplumsal şiddet olayları olmuyorsa Bu Fetullah Hoca ve camaati sayesindedir. Bunu da unutmayalım........

böyle bir varmış bir yokmuş masallarıyla Hukuki dayanaktan yoksun iddialarla Hiç kimseyi mürteci olarak nitelendirme hakkınız yok Bu ülke için en büyük tehlike kemalizmdir. Terakkiye engeldir, Demokrasiye düşmandır. böylesi bir jakoben rejim hiç bir sistemde de kabul görmez.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Fetullah hoca'nın başyaverliğini ve kuryeliğini yapan birinin ağzından çıkan sözlere bakmadan önce siz bu başyaverlik nedir ne iş yapar statüsü nedir? Ne kadar maaş alır? Baş yaverlik diye bir makam var ise bu adamın baş yaverlik yaptığını kanıtlayın da sonrasında iddialarına cevap yazalım. Aksi taktirde abesle iştigal etmiş oluruz. Fetullah Hoca ve Değerli Din adamlarımız bu ülkede eğitim seviyesinin yükselmesinde en büyük pay sahipleri arasındadırlar. bu ülkeyi ele geçirmek amacında olanlar Kemalistlerdir. Artık kavga edecek mürteci diye karalayabilecek birileri kalmayınca bu seferde dünyanın dört bir yanına okullar açarak eğitime katkıda bulunan ve insanların bilinçlenmesinde öncülük yapan İslamın en ılımlı kanadını temsil eden Fetullah Hoca'ya saldırmaya başladılar. Siz varın Fetullah Hoca'ya ve takipçilerine dua edin!

Bu ülkede eğer sizin Zorbalıklarınızla yasaklanan başörtüsü ve kapatılan imam hatipler ile yasaklanan bir takım dini haklara karşı toplumsal şiddet olayları olmuyorsa Bu Fetullah Hoca ve camaati sayesindedir. Bunu da unutmayalım........

böyle bir varmış bir yokmuş masallarıyla Hukuki dayanaktan yoksun iddialarla Hiç kimseyi mürteci olarak nitelendirme hakkınız yok Bu ülke için en büyük tehlike kemalizmdir. Terakkiye engeldir, Demokrasiye düşmandır. böylesi bir jakoben rejim hiç bir sistemde de kabul görmez.

 

Vah vah ki vah vah..

Amerikan kucağında yetişen,

Onun dizinde büyüyen,

Ve onun kuklası ve ekonomik gücü ile güç avareliğine soyunan,

Diğer taraftan emperyalizmin ihtiyaçlarına ***** görevi gibi bir görevi olan bu insandan sadece ...... yorum... (noktaları lütfen siz doldurun)

Darısı Güzelim ülkemizi doğma düşüncelerin kucağına itmeye çalışan gereksiz çerezlerin başına...

Ama buna fırsat vereceklerin karşısında dimdik durmayı da bir borç biliriz...

Amerikan uşaklarına ve onu uzantılarına vatanseverler olarak dahima duracağımıza ve Mustafa Kemalimizin ışığını sonsuza dek yaşatacağımıza kimsenin kuşkusu olmasın...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir bilimselci

İSTANBUL Heybeliada’daki Deniz Lisesi’ni bitiren 168 öğrenci törenle diplomalarını aldı. Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Yener Karahanoğlu, törende öğrencilere hitap ederken, “Seyir rotanız Atatürk’ün rotası, hedefiniz çağdaş Türkiye’nin güçlü donanmasının çevre denizlerdeki egemenliğinin sürekliliğidir” dedi.

 

Oramiral Karahanoğlu şöyle devam etti:“Atatürk’ün ilke ve inkılaplarıyla belirlediği rotanızdan asla şaşmayınız. O rota sadece bahriyemizi değil, Türk milletini asırlardır hak ettiği çağdaşlık ve gelişmişlik limanına eriştirecek tek rotadır. Bu rotadan en küçük bir sapmaya, mazisi çağdaşlaşma ve ilerleme olan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hiçbir tahammülü olmadığını asla ve asla aklınızdan çıkarmayın. Unutmayın, şeyhler, şıhlar ve tarikatlar sizi ve milletimizi güldürmez, sadece ağlatır.’’

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir bilimselci

 

Fethullahçıların iç yüzü;

 

TÜRKİYE'de yozlaşmamış, magazin ve cıvıklıktan uzak, ulusalcı çizgide yayın yapan az sayıda televizyon kuruluşu var.

 

Önde gelenleri Kanaltürk, BTV (Başkent Üniversitesi Televizyonu) ve ART (Avrasya Televizyonu.) Bunlardan ilk ikisi kablo yayında yer alıyor. Avrasya ise Digiturk ve çanak antenlerden izleniyor.

 

Kanaltürk iki gece üst üste, Fethullah Gülen'in geçmişteki sağ kolu ve bir numarası olan Nurettin Veren'le yapılan uzun söyleşiyi yayınladı. Bu söyleşilerin ikisi de Dünya Kupası maçlarına denk geldi. Bence bir kez daha yayınlanmalıdır.

 

Veren bu uzun söyleşide, gündeme son derece çarpıcı iddialar getirdi. Gülen cemaatinin aslında bir gizli örgüt olduğunu ısrarla vurguladı ve şöyle dedi:

 

"Ben burada savcılara ihbarda bulunuyorum. Soruşturma başlatsınlar. Beni de sanık veya tanık olarak dinlesinler. Ayrıca elimdeki bütün belgeleri savcılığa vermeye hazırım."

 

Veren'e göre Fethullahçı kesimin elinde 10 milyar dolara yaklaşan para var. Sadece para değil, başka güçler de var.

 

Örneğin Zaman Gazetesi, Samanyolu Televizyonu, Asya Bank, Işık Sigorta onların. Bunların dışında pek çok şirkete, yüzlerce okul ve dershaneye, üniversite ve hastaneye sahipler. Bu okul ve dershanelerde milyonlarca öğrenciyi eğitip beyinlerini yıkıyorlar.

 

Nurettin Veren bu işlerin içinden gelmişti ve bildiklerini anlatıyordu. İhbar ediyor ve bunu açıkça söylüyordu.

 

Bunun da ötesinde Fethullah Gülen'i "CIA ve ABD'nin adamı olmakla" suçluyor, anlattıklarının "www.nurettinveren.net" sitesinden izlenmesini öneriyordu.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Değerli arkadaşlar Nurettin VEREN'in açıklamalarının hukuken hiç bir anlamı yoktur. Eğer bu ülkede insanları yargılama yetkisi siz Atatürkçülük maskesi altında fikir zamparalığı yapanların elinde olsa idi. Bu milletin hali nice olurdu. şimdi sorarım size Bu gün 100 yaşında biri çıksa ve Atatürkün vatan haini olduğunu söylese acaba Onuda yargılamak için bu kadar iştahlı davranacak mısınız? ya da Ertuğrul özkökün kalem müdürü olduğunu söyleyen biri çıksa ve akıl almaz iddialarda bulunsa acaba Ertuğrul ÖZKÖK'ün de yargılanmasını isteyecek miydiniz? Böyle masalsı nitelik taşıyan beyanlarla insanları karalamktan vazgeçin. Hukuk herkese lazım olduğu gibi sizin hak ve özgürlüklerinizi de teminat altına alacaktır.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Erbil TUŞALP

 

 

--------------------------------------------------------------------------------

Nasıl Mürteci Olmaz...

 

Ne olduğu ortada, mürteci mi çağdaş mı diye tartışmanın anlaşılır bir nedeni yok.

"Yemeden içmeden yaşayabilen, cezaevinde yatarken camide namaz kılabilen" bir pir-i faninin ardılı o.

"Kırk dakikada kitap yazan,kapalı kapılardan geçen,dilerse yağmur, isterse kar yağdıran" pir-i faninin izleyicisi o.

Bu "....... piri faninin" adı Said-i Nursi. İngilizler adına çalıştığı söylendi yıllarca.

Onun takipçisi de şeyhi gibi müthiş bir adam."dört yaşında Kuran hatmediyor, düşünde Rusça sayıklıyor, bir bakışta sigarayı, alkolü, kumarı bıraktırıyor, usta bir cambaz"

Bu "zat-ı muhteremin" adı Fethullah Gülen. Amerikalılar adına çalıştığı biliniyor.

Kısaca yukarıda adı geçen "zevat" kuruluştan kurtuluşa uzanan süreçte Anadolu yarımadasında çağdaşlığın önüne engel çıkaran, göz boyacı ,bağımsızlık pazarlamacısı, işbirlikçi "İslam sömürgenlerinden" sadece ikisi.

 

fevkalbeşer bu kişi

 

İlkinin evlere şenlik bir çok marifeti daha var. Müritlerine göre "İbni Sina'yı , İbni Rüştü'yü, Farabi'yi geride bırakan bizzat muannid filozofları hayrete garkeden ve hatta bir çoklarını imana getiren bir bilgin" aslında o.

İnanması güç ama "fevkalbeşer" bu kişi, yemiyor içmiyor, günde kırk para ile geçiniyor. Aç karna dolaştığından olsa gerek Ulusal Kurtuluş Savaşını "garplılaşmak bahanesiyle şeair-i İslamiye aleyhine bir cereyan" sayıyor.

Öncelikli görevi "Risale-i Nur'u bir program olarak neşir ve tatbik etmek" . Sonraki görevini "şeriatın icraatı ve tatbikatı"olarak sıralıyor. Kendi söylüyor. Kimbilir belki de yüce tanrı söyletiyor.

Kaldıki eserlerini de kendi yazmıyor. "Bunları ben yazmıyorum yazdırılıyor" diyerek önce kendini "mehdi" ilan ediyor. Sonra da risalelerini "Kuran'ın en kutsi tefsiri" sayıyor. İyi bir pazarlamacı yani.

Şimdi gelelim can alıcı sorulara.

Böyle bir mürteciden el alıp onun yolundan yürüyen bir insan nasıl çağdaş olur? Ya da tam tersi Bediüzzaman Said-Nursi'nin günümüzdeki izleyicisi olduğunu söyleyen bir insan nasıl mürteci olmaz?

Siz bu çağdışı adamı tanıyorsunuz.

İslamı kurtarmak için Ulusal Kurtuluşu önce destekleyen , sonra İslamın karşısında bir hareket olduğunu açıklayan Said-i Nursi'nin peşinden koşan bir insan nasıl çağdaş olur? Veya tam tersi; Devletin resmi dini olmasını, devlet yönetiminin Müslüman din bilginlerine teslim edilmesini, hükümetin Şeriatı korumasını, Kuran'ın anayasa kabul edilmesini isteyen Said-i Nursi'nin takipcisi olan bir insan nasıl mürteci olmaz?

Siz bu mürtecinin o çağdışı adam olduğunu biliyorsunuz.

 

kudretine ve hikmetine aykırı

 

İlkini iyi anlamadan ikincisinin ne olduğunu anlamak güç.

Nereden bakarsanız bakın ilki de ikincisi de mürteci. Nasıl yorumlarsanız yorumlayın ilki de ikincisi de çağdışı.

İlki elektrik ve meteor gibi fizik ve astronomik olayların bilimsel açıklamasını dine aykırı buluyor. Bu ve benzeri olayları "fizik kanunlarına göre açıklamayı Kuran'ın kudretine ve hikmetine aykırı düşeceğini" savunuyor.

Böyle bir insan nasıl çağdaş olur?

Yaşamının en büyük amacı "Mısır'ın El Ezher'ine karşı Türkiye'de "Medreset'üz Zehra'yı" kurmak" oluyor. Burada " Lisani Arap vacip, Kürt caiz, Türk lazımdır" diyerek bilimsel öğretim yaptırmayı düşlüyor.

Böyle bir insan nasıl mürteci olmaz?

Ne olduğu belli. Adam hem kurnaz bir mürteci, hem de oyunbaz bir cambaz.

Nefesinin kudretini, üfürüğünün gücünü anlatırken istediğinde "şöyle bir baktı mı insanlara sigarayı/alkolü/kumarı bıraktırdığını" söylüyor. Ama bunca şana şöhrete, güce kudrete rağmen, bugüne dek bir tek "üniversiteli kızını örtünmekten vazgeçirip" sahneye çıkaramıyor.

Bir yandan "genç kızlarını tercihlerini örtünmekten yana değil, eğitimden yana yapmalarını" istiyor. Bir yandan kapananların, örtünenlerin koruyup kollayıcısı oluyor..

Sonra da aklınca şeriatcıların "başkalarından" farkını vurguluyor.

"Başkaları bir araya geldiklerinde kan dökmekten, kamu malına zarar vermekten hoşlanıyor" derken "Sivas'ta diri diri yakılanları" unutuyor.

Kendileri gibi düşünmeyenlerin kanını kandan, canını candan saymıyor. Kanlı Pazarı, Kayseri TÖS Kongresini, Sivas 76 ve 78'i, Gaziantep, Amasya, Tokat, Erzincan, Elazığ, Malatya, Kahramanmaraş, Çorum katliamlarını görmezden geliyor. Türkiye İslam Kurtuluş Ordusu'nu (İKO) Türkiye İslam Kurtuluş Cephesi'ni (TİKC), Türk Şeriat İntikam Komandoları'nı (TŞKO), Akıncılar'ı, Hizbullah'ı, İslami Hareket'i, İBDA-C'yi unutuyor.

Bu güvercin görünümlü şahin inanması güç ama İslami teröre yeni boyutlar kazandıracak ve Hizbullah'a övgüler düzecekti:

"Cihad ,bir mümin'in uğruna canını feda edebileceği en tatlı bir mefkure ve en yüksek bir idealdir. Zira mümin, kendi teri içinde boğulma ve kendi kanıyla abdest alma gibi bir payeyi ancak cihadla elde edebilir"

O gözü yaşlı emekli vaiz bir yandan Hizbullah'a övgüler bir yandan da onlara yeni yöntemler öneriyordu. Ona göre "İnsanların kafasına sopayla vurup bayıltma yöntemi" yararlı olabilirdi:

"Ve cihad sadece yağma, talan, ganimet arkasında koşan, basit anlayışı kısır bir cemaatin hareketi değildir. Bilakis cennete gitmek üzere İslam'a dahil olan toplulukların karşısına , engel ve mania olarak çıkan küfür yığınının başına darbeyi vurma, önünü alma, darbeyi vurup onu sarsınca, hemen onu teşrih masasına yatırma, kalbine ve kafasına iman enjekte etme, sopayı sadece onun içine imanı sokabilmek için tepesine vurup bayıltma. Budur İslam şuuru"

Görüldüğü gibi o, "cihad yöntemleri" öneriyor; unutmakla/unutturmakla yetinmiyordu. Dahası elini siyasete daldırıp yandaşlar üretiyordu.Türkiye'yi kana bulayan dinci-ırkçı ittifakın yaptıklarını unutanlar arasına kendisini destekleyen "Turgut Özal'ı, Süleyman Demirel'i,Bülent Ecevit'i, Turgut Özal'ı, Mesut Yılmaz'ı,Tansu Çiller'i, Murat Karayalçın'ı, Hikmet Çetin'i" karşına alıp oy desteği vaat ediyordu.

Said-i Nursi Menderes'le, Namık Gedik'le nasıl yakınsa o da Kenan Evren'le ,Turgut Özal'la yakın olmayı beceriyor. Kendi söylediğine göre ara sıra Çankaya 'ya "şunu şöyle yapın" haberleri gönderdiği bile oluyordu.

En sonunda futbola da burnunu sokacaktı. Galatasaray'a el attı renklerini kirletti. Beşiktaş'a sızmaya kalkıştı.Beceremiyor.

 

minare şerefesinde parende

 

Hocaefendi'nin inanç dünyası da tıpkı Saidi Nursi gibi ilginç sapkınlıklarla dolu.

Nuriye Akman 'a kendi anlatıyor. Anlattıkları kendi gazetelerinde ,kendi televizyonlarında yayınlanıyor:

Örneğin yakın bir arkadaşının düşüne giren peygamber "Fethullah'a selam söyle sakın evlenmesin, eğer evlenirse cenazesine gelmem" diye haber yolluyor. O da mutluluğu bir arkadaş düşüne kurban edip yaşam boyu bekar kalıyor. "Sokak kadını, zevk kadını, ev ve hizmet kadını" diye üçe ayırdığı "kadınları yok sayıyor."Çamura düşmüş cevhere benzeyen sokak kadınlarından, göz bağcı iblisleri anımsatan zevk kadınlarından, her biri sonsuzluk soluyan cennet hurileri olan ev ve hizmet kadınlarından" uzak bir yaşamı yeğliyor.

Yine kendi söylediğine göre "gençliğinde minarelerin şerefelerinde akrobatik gösteriler yapıp parendeler atıp" halkı heyecanlandırıyor.

Yine kendi söylediğine göre "bir Hac ziyaretinde namaz kılarken ikinci kat mahfilde uğursuz şeytanı görüyor. Ama kendini aşağı at diyen şeytanı dinlemiyor" onu mat ediyor.

Yine kendi söylşediğine göre, "bir başka Hac ziyaretinde tavuk yemek için lokantaya gidiyor.Ama burnuna hiç kimsenin duymadığı pis kokular geliyor. Lokmalar ağzında büyüyor, yutamıyor. Tavuğun "Hollandalı" olduğunu ve kesiminin İslami kurallara göre yapılmadığını sonradan öğreniyor.

 

goril gibi, ayı gibi

Hocaefendiye göre "şeytan onunla onu olduğundan fazla gördüğü için" uğraşıyor.

İnanması güç ama "meyhaneye şöyle bir girip çıksa insanların alkole olan teveccühlerini" yıkıyor.

Her ne demekse "Nefis kırma meselelerinde de" üstün başarılar elde ediyor. "Tasavvuf büyüklerinin tesiriyle zaman zaman nefsini goril gibi, ayı gibi gördüğü" oluyor.

Hocaefendi en büyük düşlerinden birinin Cumhurbaşkanlarının, Başbakanlarının, Genelkurmay Başkanlarının "hacca gitmeleri ve açık namaz kılmaları" olduğunu söylüyor.

Başbakanlar, bakanlar, milletvekilleri,valiler,kaymakamlar, generaller, albaylar, yargıçlar, polisler "tarikatı holding gibi , cemaati hipermarket gibi faaliyet gösteren" Hocaefendi'nin peşine boş yere takılmıyor.

İstediğinde "darbe haberi" veren, dilediğinde " orduya okul bağışlatan" Fethullah Gülen ara sıra "façasını bozan" talihsizlikler de yaşıyordu.

Unutanların daha çoğunlukta olduğu gerçek olsa da acaba anımsayan bir kaç kişi kaldı mı diye sormak gerek.

Graham Fuller, Paul Henze gibi CIA kökenli statejistlerin çabalarıyla Türkiye'ye ılımlı İslamın temsilcisi olarak Amerika tarafından Ortadoğu piyasasına sunulan emekli vaiz Fethullah Gülen'in "Susurluk çetesiyle ilgili kişiler listesinde adı vardı.."

 

adı Susurluk listesinde

 

Susurluk utancından sonra Çankaya'da toplanan liderler zirvesine gönderilen 17 Aralık 1996 tarihli MİT raporunda Fethullah Gülen ile birlikte adları geçen 59 kişi arasında Abdullah Çatlı, Hüseyin Kocadağ, Gonca Us, Özer ve Tansu Çiller, Ayvaz Gökdemir, Ayhan Akça, Ömer Kaplan, Hüseyin Pepekal, Haluk Kırcı, Mehmet Ağar, Mehmet Eymür, Alaaddin Çakıcı, Sedat Bucak, Sami Hoşnav, Sedat Peker, Mehmet Gözen, Ali Yasak, Korkut Eken, Ibrahim Şahin, Selim Gösterişli, Hüseyin Baybaşin, Tarık Ümit, Savaş Buldan, Abdurrahman Buğday, Ercan Ersoy, Oğuz Yorulmaz, Ayhan Çarkın,Hüseyin Duman, Matild Manukyan, Ömer Lütfü Topal, Bülent Öztürkmen, Mehmet Urhan, Cem Ersever, Mustafa Deniz ile Tevfik Ağansoy'un bulunması siyasal İslamın faşizmle ilişkisini kanıtlıyordu.

Bir hafta önce Papa İkinci Paul ile kucaklaşmasını, onbeş gün önce Cumhurbaşkanı Demirel'e ödül vermesini, bir ay önce Milli Eğitim Bakanlığı'na okullarını bağışlamaya kalkışmasını anlaşılan hiç kimse yutmamıştı.

Parlamentonun ,ordunun, emniyetin, üniversitenin, medyanın içindeki gücüyle takiyyeci Hocaefendi, karanlık işlerinin Köşke ulaşmasını artık engelleyemiyordu.

Oysa o yıllarca kendini sabıkasız göstermeyi başarmıştı.

 

eski bir sabıkalı o

 

Dosyaların kapağı geç olsa da açılcaktı. Açıldı."İzmir Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Savcılığ'nın 19 Ağustos 1971 tarih, 1971/ 42 Esas, 1971/27 karar sayılı iddianamesi; İzmir Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nin 20 Eylül 1972 tarih ve 1972/3-36 sayılı hükmü, Askeri Yargıtay 3 Dairesi'nin 1973/146 Esas, 1973/242 sayılı onama kararı" bu satırların yazarı tarafından açıklanacaktı.

Hocaefendinin, devletin resmi raporlarında yazdığı gibi "hakkında takipsizlik kararı verilen bir masum olmadığı" tam tersi "TCK'nun 163. , 36. ve 173/son maddeleri ile yargılanıp hüküm giyen eski bir sabıkalı" olduğu açığa çıkmıştı.

 

Emekli vaiz Fethullah Gülen yargılama sonunda 163'e muhalefetten 3 yıl ağır hapis cezasına çarptırılmış, ancak Askeri Yargıtay bu kararı esasta onaylamakla birlikte ceza miktarı itibariyle bozacaktı. Bu arada 1803 sayılı af yasası çıkacak ve dava kapananacaktı.

12 Mart rejiminden yakasını kurtaran Hocaefendi'nin adı 12 Eylül'de gözaltına alınacakların rasında olacaktı .

12 Eylül Türk İslam sentezinin peşine takıldığından emekli vaizi arayan soran olmayacaktı.

TCK'nun 141 ve 142. maddelerinden hüküm giyenlere düşman gözü ile bakılan ülkede , 163. maddeden sabıkalı olanlara kucak açılması eşyanın doğasına uyuyordu.

 

herhangi bir fiş kaydı

 

Siyasal İslamın ilk iktidar denemesindeki tökezlemesinden sonra Amerika Birleşik Devletleri'ne sığınan Hocaefendi hakkında Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde "Laik devlet düzenini yıkmak için terör örgütü kurmak" savıyla on yıl hapis cezası istemli bir dava açıldı.

Avrupa Birliği'ne uyum çerçevesinde Devlet Güvenlik mahkemeleri kadırılınca dava Ankara 11 .Ağır Ceza Mahkemesi'ne devredildi. Dava sürerken Adaletin ve Kalkınmanın Partisi Hocaefendinin imdadına yetişti. Ve çıkarılan bir yasayla dava kesin hükme bağlanmadan ertelendi. Bu bir anlamda aftı.

 

Adalet Bakanı koltuğunda oturan Cemil Çiçek'in üstün çabalarıyla bir kez daha yakasını kurtaran emekli vaiz Fethullah Gülen artık yurda dönebilirdi. Dönüş sorunsuz olmalıydı. İçişleri Bakanlığı koltuğunda Abdülkadir Aksu otururken elbette bir sorun çıkmazdı.

Hukuken sabıkalı olan Hocaefendi hakkında Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Ramazan Er imzasıyla gönderilen 12 Nisan 2006 tarihli yazıda Fethullah Gülen hakkında "herhangi bir fiş kaydı olmadığı" bildirilecekti. Hocaefendinin avukatları Bilgi Edinme Yasası çerçevesinde İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü'ne başvurmuş , hocamızın kaydı ne diye sormuştu.

 

"Yaşamı gırtlakla bağırsak, şehvetle arzu, boşalmayla dolma arasında geçen" bir insanın elbette sabıkası olmazdı. "Gönlü yakutlarla mercanlarla dolu olan" gözü yaşlı bir din adamıydı o.

Hocaefendinin sabıkasız olduğunu kayda geçiren yaşlı komiser Hisar Camiinde dinlediği vaazını anımsadı. Yıllar önce "ikinci dirilişimiz" dediğini kulaklarıyla duymuştu. Gözleriyle gözyaşlarına tanık olmuş, ******** ağladığına tanık olmuştu.

Hocaefendi'nin "burnunu sildiği mendili" niye kendisine doğru attığına o gün bir anlam verememişti.

Sabıkasız, günahsız, pir-i pak bir din adamı olduğunu nereden bilebilirdi ki.

 

.................................................

 

 

biz atatürkçü düşüncenin arkasına saklanıyorsak eğer (size göre)

 

siz hangi maskelerin altından bize masal anlatmaya devam ediyorsunuz.

 

ne derseniz deyin nasıl karalamaya çalışırsanız çalışın vatan sevgisi olan etnik kökeninin arkasına sığınarak bölücülük yapmayan her vatandaşımız cumhuriyetine ve atatürküne sahip çıkacaktır.

 

ayrıca...

bu düşüncelerde olupta ben sizdende vatanseverim demeyin artık .kendi kendinizle çelişmeyin önce ne olduğunuza karar verin:bölücümüsünüz,vatansevermi?

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Frozen: Bu kadar uzunca yazıldığı halde hiç bir şeyin anlatılmadığı yazılara nadiren tanık oluyorum. Bu bir sanat olsa gerek.

 

şimdi gelelim hiç bir şey ihtiva etmeyen yazılarına Benzer bir uslupla cevaba:

 

Öncelikle çağdaşlık ve mürtecilik kavramlarını tanımlama ve kendi tekeline alma yetkinin olmadığını bu hususta en az senin kadar yorum yapma hakkımızın olduğunu belirtmek isterim. Gelelim çağdaşlaşma meselesi ile Fetullah GÜLEN(Abdulfettah şahin), Said-i Nursi ve Bu gelenekten gelenler ile ilgili söylediğin masallara: Öncelikle Fetullah GÜLEN ve camiası; sahip oldukları evrensel bir fikir sistemi niteliği de taşıyan İslam Dini Nedeniyle Amerikan yanlısı olamazlar. Bu hususta Kemalist arkadaşlarımızın görüşleri "Çamur at ; izi kalsın" cinsindendir. islam dinini ya da onun uygulama şeklini ihtiva eden şeriat sistemi Kemalistlerce ne kadar çağdışı olarak nitelendirilirse nitelendirilsin hiç bir şekilde Amerikancı olarak nitelendirilemez. Yani kemalistler Akıllarına gelen bütün kötü ithamları kullanmakta odlukça cömert davranıyorlar. Oysaki Sizin en bağnaz olarak nitelendirdiğiniz İslami anlayışa sahip İran bile Amerikan ve israil karşıtlığıyla tanınmaktadır. Sadece Fetullah GÜLEN'in Amerikada olması onun Amerikancı olmasını sonuçlamaz. Fetullah GÜLEN şuan bir İslam ülkesinde bulunsa idi. Yüzlerce defa vatan haini damgası yemişti. Yani Fetullah GÜLEN'in bir İslam ülkesinde bulunması onu büsbütün suçlu kılacaktı. Ayrıca sağlık problemleri de ciddiyet arzetmektedir.

 

Said Nursi Hazretleri ise senin ifadenle(!) fevkalbeşer bir şahsiyettir. sahip olduğu ilmi, Engin zekası ve mücadeleci kimliğiyle Bir liderde bulunması gereken bütün özellikleri haiz bir kişidir. Bununla birlikte kurtuluş savaşına da bizzat katılmış bir vatanseverdir. Daha açık bir ifadeyle Gazidir. Said Nursi'yi takip etmek Mürteci olarak nitelendirilmek için ne derece geçerli bir sebeptir onu da sana bırakıyorum. Yazına ayrıntılı olarak cevap verme hakkımı saklı tutarak şimdilik çıkmak durumunda olduğumu belirtmek istiyorum.......,

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Said Nursi Hazretleri ise senin ifadenle(!) fevkalbeşer bir şahsiyettir. sahip olduğu ilmi, Engin zekası ve mücadeleci kimliğiyle Bir liderde bulunması gereken bütün özellikleri haiz bir kişidir. Bununla birlikte kurtuluş savaşına da bizzat katılmış bir vatanseverdir. Daha açık bir ifadeyle Gazidir. Said Nursi'yi takip etmek Mürteci olarak nitelendirilmek için ne derece geçerli bir sebeptir onu da sana bırakıyorum. Yazına ayrıntılı olarak cevap verme hakkımı saklı tutarak şimdilik çıkmak durumunda olduğumu belirtmek istiyorum.......,

 

(!)

Bu adamın Kronolojisi...

* 1878 – Bitlis’in Hizan İlçesine bağlı İsparit Nahiyesinin Nurs Köyünde dünyaya geldi.

* 1888 – Medrese eğitimini tamamladı.

* 1894 – Van’a giderek orada coğrafya, matematik, jeoloji, fizik ve kimya gibi müsbet ilimleri öğrenmeye başladı. Kendisine Bediüzzaman lâkabı verildi.

* 1907 – Eğitimle ilgili dinci projelerini padişaha sunmak üzere İstanbul’a geldi. Van'da kurmayı planladığı Medesetül Zehra padişah tarafından kabul gördü ve ödenek ayrıldı.

* 1909 - İttihad-ı Muhammedi Fırkası (Fırka-i Muhammediye)kuruluşunda kurucu üye olarak yer aldı.

* 1909 – 31 Mart Olayı sebebiyle Divan-ı Harp Mahkemesinde yargılandı.

* 1911 – Şam Emeviye Camii'nde büyük bir hutbe okudu. Bu hutbe daha sonra Hutbe-i Şamiye adıyla kitaplaştırıldı. Münâzarat ve Muhakemât gibi eserlerini telif etti.

* 1915 – Birinci Dünya Savaşı'na katıldı.

* 1916 – Bitlis savunması esnasında yaralanarak Ruslara esir düştü.

* 1918 – İki buçuk yıl süren esaretten, bir Rus askerin yardımıyla firar etti. İstanbul’a geldi. Devrin tek İslâm Akademisi olan “Dârü’l-Hikmeti’l-İslâmiye”ye üye oldu.

* 1919 - 19 Ocak 1919’da Mustafa Sabri, İskilipli Mehmet Atıf Hoca, Ermenekli Saffet efendi gibi din ve eğitimcilerle birlikte Müderrisler Cemiyetinin kuruluşuna üye olarak katıldı.

* 1919 – Mesnevî-i Nuriye adlı eserini yazmaya başladı.

* 1920 – İstanbul’un İngilizler tarafından işgali üzerine Hutuvât-ı Sitte adlı bir eser yayınladı. Bu eser yüzünden işgal kuvvetleri tarafından gıyabında ölüm cezasına mahkûm edildi.

* 1922 – Zaferden sonra Mustafa Kemal Atatürk tarafından Ankara’ya TBMM’ye dâvet edildi. Burada mebuslara hitaben bir beyannamede laik rejime karşı çıktı.

* 1923 – Van’a sürüldü. Öğrencilerine ders vermeye başladı. Erek Dağı’nda iki senesini geçirdi.

* 1925 – Şeyh Said İsyanı'ndan sonra Burdur’a sürüldü ve Burada Nur’un İlk Kapısı isimli eserini yazdı.

* 1926 – Barla’ya sürüldü. Burada Risale-i Nur’u telife başladı. Sözler ve Mektubat’ın tamamı, Lemalar’ın da büyük bölümünü burada yazdı.

* 1934 – Barla’dan Isparta’ya sürüldü.

* 1935 – “Gizli cemiyet kurmak, rejimin temel düzenini yıkmak” iddiasıyla Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesinde aleyhinde dâvâ açıldı ve mahkeme neticesinde Tesettür Risalesi’nden dolayı 11 ay hapse mahkûm edildi. 120 öğrencisiyle birlikte Eskişehir Hapishanesinde tutuklu kaldı ve orada tecrid altında tutuldu.

* 1936 – Hapis cezasının bitiminden sonra 7 yıllığına Kastamonu’ya sürüldü.

* 1943 – 126 talebesiyle birlikte tekrar "rejimin temel düzenini yıkmak" suçundan tutuklanarak Denizli Hapishanesine sevk edildi. 9 ay tutuklu kaldı.

* 1944 – 9 aydan sonra Emirdağ’a götürüldü ve burada zorunlu ikâmete mahkum edildi.

* 1948 – Aynı suçlamalarla tekrar tutuklanarak 54 talebesiyle birlikte Afyon Hapishanesine sevk edildi. Yaklaşık 20 ay hapiste kaldı. Buradan tekrar Emirdağ’a götürüldü.

* 1952 – Gençlik Rehberi eseri hakkında açılan dava münasebetiyle İstanbul’a geldi ve bu davadan beraat etti.

* 1953 – Emirdağ’a döndü. İkinci defa İstanbul’a geldi ve üç buçuk ay burada kaldı. Bundan sonraki hayatı genellikle Emirdağ ve Isparta’da geçti.

* 23 Mart 1960 – Şanlıurfa’da vefat etti.(Şu an mezarının nerede olduğu tam olarak bilinmemektedir.)

 

Umarım nizamulmulk arkadaş anlamıştır...

Çarpıtılan konular ve kafa bulanıkçılığını iyi yapap mikserlere atıf olunur...

Sevgiyle kalın...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Acaba 30 yıl önce niye o yakın dostunun dediklerine kulak asmamıştınız? :excl:

Siz bu yazıyı okuyup Ali kalkancıyı örnek vermeniz bile Fetullah Gülen'den ne derece bihaber olduğunuzun göstergesidir...

 

Acaba ona saldıranlar onun bir kitabını dahi okudular mı? :excl:

Ezbere konuşmayalım lütfen :excl:

 

Selamlar....

Sevgili Berceste

 

Bu muhterem! zatın kitaplarını okudum, hatta tv de üzerinde ki cübbeyi savura savura ağlayarak yaptığı konuşmaları da dinledim, zatıaliden haberimiz var, biz böyle kerametli :excl: insanları birbirine benzetiriz, bu sizi neden rahatsız ediyor ki? Bir zamanlar sıradan bir vaiz iken nasıl böyle bir servete sahip olduğunu merak ediyoruz, siz merak etmeye bilirsiniz... Ve İslam olan kimselere gözterilmeyen ihtimam neden kendisinden esirgenmiyor acaba??? Abd Müslümanlara saldırırken neden Fethullah Gülen gibi bir zatı topraklarında barındırıyor ve nasıl oluyor da bu adam dünyanın heryerinde okullar açabiliyor???

 

Onun okullarında okuyan çocukların ailelerinden nasıl soyutlandığını duyuyor ve görüyoruz, özellikle aileleri onlara okulda öğretilen anlayıştan farklı yaşıyorlar ise...

 

Sizede selamlar

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

İletiniz moderatör kontrolünden geçtikten sonra sitede gösterilmeye başlanacaktır. Eğer buna maruz kalmak istemiyorsanız lütfen hemen bir ÜYE OLUNUZ.

Misafir
İletinizi misafir olarak gönderiyorsunuz. Eğer üye iseniz lütfen GİRİP YAPARAK gönderiniz.
Bu başlığa cevap yaz

×   Zengin metin olarak yapıştırıldı..   Onun yerine sade metin olarak yapıştır

  Only 75 emoticons maximum are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Önceki içeriğiniz geri getirildi..   Editörü temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.