İçeriğe atla


Fotoğraf

İslam'da Boşanma ( TALAK)


  • Lütfen cevap vermek için giriş yapınız.
Bu başlığa 23 cevap verilmiş

#1 Panteidar

Panteidar

    Genç Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • PipPip
  • 143 İleti

Gönderi Tarihi: 08 Haziran 2006 - 23:31


İslam inancında kadın erkeğin kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Akıl ve fiziki güç olarak da erkek üstün yaratılmıştır. Ayrıca hayız gördüğü için ayın belli günlerinde kirlidir. Dolayısıyla etken değil edilgendir. Yöneten değil yönetilendir. Mirasta ve şahitlikte erkeğin yarısı hakka sahiptir. Kararlara katılma, oy hakkı ise yoktur. Okuması da gerekmez. Onun görevi, çocuk doğurması, çocuklara bakması ve ev işleri ve kocasına hizmettir. Kadının sözünü dinleyen, onun aklıyla hareket eden, kadından talimat alan erkek lanetlenmiştir.
Bir erkek, isterse 4 kadın alma hakkına sahiptir. Kadının ise 2. koca edinmesi zinadır. Cennettede erkekler huri ve gılmanlarla ödüllendirilirler, eşlerine ilave olarak. Kadın eşiyle yetinmek zorundadır. Kadının buna karşı çıkması, aynı şeytanın secde etmemesine benzer. Açıkça isyan etmek, Allah'ın hükmüne karşı çıkmaktır. Eşitlik, feminizm gibi safsatalara İslam'da yer yoktur.
Bu başlıkta bir örnek olarak İslam'da boşanmaya değineceğim. Kadının boşanma hakkı diye birşeyin kesinlikle olmadığını, ancak kocasının izniyle boşanabileceğini aşağıda görebilirsiniz.

Talak, İslam'da erkeğin karısını boşaması, evliliği sona erdirmesi demektir.

Talak/1. Ey peygamber, kadınları boşayacağınız zaman, onları iddetlerine doğru boşayın ve iddeti de sayın; Rabbiniz Allah tan korkun; açık bir terbiyesizlik yapmaları durumu dışında onları evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar! Bunlar Allah'ın belirlediği sınırlardır. Her kim Allah'ın sınırlarını aşarsa, kendisine zulmetmiş olur. Bilmezsin, belki Allah, onun arkasından bir iş çıkarır.

2. Sonra sürelerini doldurmaya yaklaştıklarında, onları güzellikle tutun veya güzellikle ayrılın ve içinizden adalet sahibi iki erkeği şahit tutun! Şahitliği de Allah için doğru yapın! Bu size söylenenleri duydunuz, bununla Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimselere öğüt verilir. Her kim de Allah'tan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu sağlar.

Ayetlerden de anlaşılacağı üzere İslam'da erkek karısını boşayabilir. Ancak kadının erkeği boşama hakkı yoktur. Boşanmak isteyen kadın, kocasından kendisini boşamasını talep edebilir.
Kadının boşanma isteği kınanan bir davranıştır ve kocası kabul ederse gerçekleşebilir. Erkek ise
istediği anda karısını boşayabilir.
"Bir insana ya da bir nesneye gereğinden fazla değer verirsen ya onu kaybedersin
ya da kendini."

#2 berceste

berceste

    Kıdemli Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • PipPipPipPip
  • 1.300 İleti

Gönderi Tarihi: 09 Haziran 2006 - 07:56

Tamamen ciddiye alınmaması gerekn bir yazı...

Ama sana kısaca söyle diyebilirim ki ;

Asla kadın akıl olarak erkekten düşüktür diye bir mevzu yoktur ki Allah-u Teala Kuran-ı Kerimde Ancak takva ile üstünlük olacagını buyurmustur...

Kadınların oy hakkı vs..okuma çalışma hakkı yok demişsin...Be kardeşim sen hiç mi açıp siyer okumadın şayet okusaydın Hz.HAticenin hayatında bunların ne denli oldugunu görecektin...Hz.Hatice tam bir iş kadınıydı ve sosyal biriydi...Peygamberimiz de asla karsısına cıkmamıstır..

Ve ilk inen ayetlerde Allahu Teala ''ikra''...''OKU'' diyordu...VE islamda ilim kadına da erkege de farzdır..Ve Peygamberimiz ''ilim çinde de olsa gidiniz '' buyurmustur...

Miraz mevzusuna gelince ise bunun kısaca acıklaası su dur ki , erkeklerin bakmak ile yukumlu oldugu aileleri ve daha fazla yukumlulukleri vardır vs...

İslamda kadının boşanma hakkı yokture lafı ise tam bir komedi..Gerçekten beni çok güldürdünüz..

Günümüzde ki dini nikahlarda bile bu soruluyor bayanlara bosanma hakkı istiyormusunuz diye..Bu hak vardır alıp almamak bayanlara kalmıstır...

Komik olmayın lütfen...
İşte bu sefil yalanlarla zehirlenmiş dünyayı gördükçe içimdeki aşkı , sevgiyi uyandırdığın için sana bir kez daha minnet duyarım!

Sen olmasaydın , ben daha ne kadar dayanabilirdim bu rezil dünyaya , bu acımasız hayata...



Gerçekten daha hayali bir şey yoktur...



''.....beni evcilleştirirsen eğer, yaşamıma bir güneş doğmuş olacak. Senin ayak seslerin benim için diğerlerinden farklı olacak. Ayak sesi duyduğum zaman hemen saklanırım. Ama seninkiler, bir müzik sesi gibi beni gizlendiğim yerden çıkaracaklar. Şu ekin tarlalarını görüyor musun? Ben ekmek yemem. Buğday benim hiçbir işime yaramaz. Bu yüzden de bu tarlalar bana hiçbir şey hatırlatmazlar. Buna üzülüyorum. Ama sen beni evcilleştirseydin, bu harika olurdu. Altın renkli saçların var senin. Ben de altın renkli başakları görünce seni hatırlardım. Ve rüzgarda çıkardıkları sesi severdim...''

#3 Panteidar

Panteidar

    Genç Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • PipPip
  • 143 İleti

Gönderi Tarihi: 09 Haziran 2006 - 11:32

ÜÇ TALAK :
Şeriat, hadis ve sünnet üzerine kuruludur. Kur'an'ın yetersiz kaldığı, herşeyi açıklamadığı
düşüncesiyle hadislere başvurulur.
Hadislere göre bir erkek aynı kadını iki kez boşayabilir. Üçüncü boşanmadan sonra tekrar evlenebilmesi için, kadının bir başkasıyla evlenmesi gerekir. Ancak bu evlilik bir günlüğüne formalite de olsa cinsel ilişki gerektirir. Buna Hülle denir.

Hadis No: 5675
Tanım: Rifaa İbnu Simval, Resulullah (sav) zamanında, hanımını üç talakla boşadı. Ondan sonra kadın Abdurrahman İbnu'z-Zübeyr'le evlendi. Abdurrahman, kadına temaşa muktedir olmadığı için, ondan yüz çevirdi ve ayrıldılar. Kadını boşamış olan eski kocası Rifaa kadınla yeniden nikahlanmak istedi. Arzusunu Resulullah'a açtı. Aleyhissalatu vesselam Rifaa'ya onunla evlenmesini yasakladı. "Kadın balcığı tadıncaya kadar, sana helal olmaz!" buyurdu.


İşte bu noktada ilginçlik başlar. İki şahitle evlenilmesi ve boşanılması gerekirken ;
Erkeğin "Boş ol! Boş ol! Boş ol!" diye öfke veya şaka ile üç kez tekrarlayarak kadına seslenmesi hülle gerektirir. Halbuki mantıken yüz kere de böyle hitap etse, arada tekrar evlenme olmadıktan sonra birden fazla boşanılmış sayılmamalıdır. Bu kimilerine mantıksız gelebilir. Ancak şeriatte mantık aranmaz. Allah'ın kanunlarına sadece riayet edilir.

Ya! bayan arkadaşlarımız ;
İslam'da öyle Feminizm falan sökmez. Erkeğin üstünlüğü esastır. Bu herşeyle sabittir.
Kadından peygamber olmayışıyla, kadından devlet yöneticisi olamıyacağıyla, kadının şahitliğinin yarım kabulüyle, kadının miras hakkının kısıtlı oluşuyla, kocasına 4 kadın hakkı verilişi ile, kadına cennet hakkının kocasına hizmetle orantılı olduğuyla, boşanma hakkının erkeğe ait olduğuyla...
Onun için boşuna çırpınmayın kadın-erkek eşitliği diye...

Hz. Hatice örneği, Hamza'nın ciğerini söktürüp kanını emen Muaviye'nin annesi Hint örneği putperest dönemin kadın özelliğidir. Onlar o hakları İslam'la kazanmadılar. O dönemde hak ta olabilir haksızlıkta.
Önemli olan şeriatin kestiği parmağın acımayacağıdır.
"Bir insana ya da bir nesneye gereğinden fazla değer verirsen ya onu kaybedersin
ya da kendini."

#4 Panteidar

Panteidar

    Genç Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • PipPip
  • 143 İleti

Gönderi Tarihi: 09 Haziran 2006 - 12:29

İslam öncesi dönemde, boşanma karşılıklıydı.. Erkek karısını boşayabildiği gibi, kadın da kocasını boşayabilmekteydi. İslamla birlikte erkekler olarak egemenliği ele geçirdik çok şükür.
Bunun en güzel örneği, İslami kuralların henüz oturmadığı dönemlerde, Hz.Muhammed'in karısı Leyla binti Hüteym'in, "Aramızadaki akdi boz" diyerek Muhammed'den boşanmasıdır. Aynı şekilde Gaziyye binti Cabir, ' "Seninle evlenmem hususunda benim fikrim sorulmadı, seninle evlenmekten Tanrı'ya sığınırım" diyerek Hz.Muhammed'i boşamıştır. (Sanki çok meraklıydı size. Peygamberle yüzlerce kadın evlenmek istedi de o sadece 20 civarında eş, 30 civarında da cariye ile yetindi, size mi kaldı..) Daha sonra İslam'ın gelişmesi ve kurallarının oluşmasıyla, boşama hakkı erkeğe verilmiştir. Kadının erkeği boşama hakkı tamamen kaldırılmıştır. Aşağıdaki hadiste Hz.Muhammed, 'boşama yetkisi kocaya verilmiştir' diyerek bunu açıkça belirtir.

6605 - İbnu Abbas radıyallahu anhuma anlatıyor: "Bir adam Resulullah aleyhissalatu vesselam'ın yanına gelerek: "Ey Allah'ın Resulü! Efendim beni köle kadını ile evlendirmişti. Şimdi de hanımla aramı ayırmak (boşandırmak) istiyor" dedi. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam minbere çıkarak şu hitabede bulundu: "Ey insanlar! Sizden birine ne oluyor ki, kölesini cariyesi ile evlendirip, sonra da aralarını ayırmak ister. Boşama yetkisi, şüphesiz kadının bacağını tutan kocaya aittir."

Kabul ettiniz mi herşeyiyle kabul edeceksiniz, ayetleri-hadisleri eğip bükmeyecek, çarpıtmayacaksınız. Sevdiniz mi, hayalinizde tasavvur ettiğinizi ya da sadece cımbızla seçerek aldığınız, size göre güzel yanlarıyla değil herşeyiyle seveceksiniz..
"Bir insana ya da bir nesneye gereğinden fazla değer verirsen ya onu kaybedersin
ya da kendini."

#5 sedelina

sedelina

    Süper Üye

  • Φ Süper Üye
  • 13.644 İleti

Gönderi Tarihi: 09 Haziran 2006 - 14:44

gılmanlar bayan içindir..cennette kişi istediği ile beraber olacaktır

*kadınlar ve erkeklerden iyi işler yapanlar dıye geçer ayetlerde

*allah katında iyi işler yapanlar üstündür

*ne güzelya kadına mıras hakkı var,oysakı bırçok yöremızde kadına hiçbirşey verılmıyor

*boşanmanın olmaması ıkı taraf arası adalet bulunması tavsıye edilir..sinirle söylenen sözler kabul değildir..

*ne güzel ki mehır verılıyor bayanın güvencesi için

*4 kadın nerden çıktı?eşinin musadesı olmadan erkek evlenemez ki?

ne güzelki bayanı muhafaz var:

Kadınları nikahlamak istediğinizi (onlara) sezdirmenizde ya da böyle bir isteği gönlünüzde saklamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Gerçekte Allah, sizin onları (kalbinizden geçirip) anacağınızı bilir. Sakın bilinen (meşru) sözler dışında onlarla gizlice vaadleşmeyin; bekleme süresi tamamlanıncaya kadar nikah bağını bağlamaya kesin karar vermeyin. Ve bilin ki, elbette Allah kalbinizden geçeni bilmektedir. Artık ondan kaçının. Ve bilin ki, şüphesiz Allah bağışlayandır, (kullara) yumuşak davranandır. (BAKARA SURE



burada da anlaşma tavsıye ediliyor:
  • (Kadın ile kocanın) Aralarının açılmasından korkarsanız, bu durumda erkeğin ailesinden bir hakem, kadının da ailesinden bir hakem gönderin. Bunlar, (arayı) düzeltmek isterlerse, Allah da aralarında başarı sağlar. Şüphesiz, Allah, bilendir, haberdar olandır. (http://www.kuranfihr...er.php?sureno=4)

Sadece Avrupa'yı öğrenirken,Avrupa'nın talebesi olmak...

Afedersiniz,Kurtuluş Savaşımızı biz,kimden kurtulmak için vermiştik?!

Haçlı-Hilal savaşı içimizde artık..

Külliyen kaybeden biziz yani;toptan kazanan başkaları...

Ü.M.


''Örülüp,örülüp sökülüyoruz.Ne zaman bitecek bu çile!..''
Quo Vadis Türkiye?Yerinde dur!..''




#6 Panteidar

Panteidar

    Genç Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • PipPip
  • 143 İleti

Gönderi Tarihi: 09 Haziran 2006 - 17:59

"gılmanlar bayan içindir..cennette kişi istediği ile beraber olacaktır"


Ne yani? Cennette zina serbest mi? Orada ahlak, namus, kıskançlık yok mu?
Bunu neye dayanarak yazıyorsunuz? Hadis dahi olsa var mı bir kanıtınız?

"4 kadın nerden çıktı?eşinin musadesı olmadan erkek evlenemez ki?"


Yapmayın allahaşkına? Ne izni? Kim izin alıp da yapıyor bu işi? Gıkını çıkardı mı, sopa var sopa..Nisa 34.
Sopa iznini de almışız çok şükür.. Erkek gıkını çıkardı mı sopa var mı? Hayır.. Dinimizde öyle şey olur mu?

İslam kadınlara çook geniş haklar getirdiği gibi, kölelerin de hakları korunmuştur. Karısını boşamasını isteyen efendisinin isteği kabul edilmemiş, bu hakkın köleye ait olduğu bildirilmiştir. (Köle olan varsa dikkatle okusun lütfen)Yalnız bu kölelerin talak hakkı üç değil ikidir. Yani bir köle erkek karısını iki talak ile boşadığında hülle şart olur. Kadın bir başkasıyla yatmadan kocasına tekrar dönemez. Yanlış yapılmasın:

Hadis No: 4062
Tanım: Nüfey' Resulullah (sav)'ın zevce-i pakleri Ümmü Seleme'nin mükatebi idi veya, nikahında hür bir kadın olan bir köle idi. Nüfey' bu kadını iki talakla boşadı. Sonra kadim geri almak istedi. Durumu Hz. Osman ve Zeyd İbnu Sabit (ra)'e sordu. Bunlar: "O artık sana haram oldu, o artık sana haram oldu!" dediler.

Peki iki talaktan sonra hürriyetlerine kavuşan köleler tekrar evlenebilir mi?

Hadis No: 4060
Tanım: İbnu Abbas (ra)'a dedim ki: "Bir köle, nikahı altında bulunan köle bir kadını iki talakla boşasa, sonra bunlar azad edilseler, onunla yeniden evlenmek istemesi caiz olur mu?" İbnu Abbas (ra) şöyle cevapladı: "Evet! Ona bir talak daha kalmıştır, Resulullah (sav) böyle hükmetti."

Şeriat bu hakkı eski kölelere sağlıyor. İşte Şeriatin adaleti!! Kölelere duyurulur.
"Bir insana ya da bir nesneye gereğinden fazla değer verirsen ya onu kaybedersin
ya da kendini."

#7 Panteidar

Panteidar

    Genç Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • PipPip
  • 143 İleti

Gönderi Tarihi: 09 Haziran 2006 - 21:17

İslam'a göre, boşanma durumunda çocuk babaya aittir ve kadının çocuk üzerinde hiç bir hakkı yoktur. Babasız bakamazlar zaten. Hınçlarını çocuktan çıkarırlar. Öyle ki, çocuğunu emziren anne, adeta kiralanmış durumdadır. Talak 6. ayetteki, "sizin için çocuğu emzirirlerse onlara ücretlerini verin" ifadesine dikkat edilmelidir. Ayrıca ücrette anlaşılamaması durumunda çocuğun bir başkası tarafından emzirileceği de bildirilerek anayla pazarlık konusu açık tutulmaktadır.

Talak/6. O kadınların, gücünüze göre oturduğunuz meskenin bir bölümünde oturmalarını sağlayın ve onlara baskı yapmak için kendilerine zarar vermeye kalkışmayın! Eğer yüklü iseler, doğumlarını yapıncaya kadar nafakalarını verin! Sizin için çocuğu emzirirlerse ücretlerini verin ve aranızda güzelce anlaşın. Eğer zorlaşıyorsanız, bu durumda çocuğu baba hesabına başka bir kadın emzirecektir.

Çocuğu kadına bırakmıyor ama kadına nafaka verilmesini öngörüyor. Nafaka miktarının tayini ise erkeğin insafına kalmıştır. Öyle kafasına göre nafaka istemek yok!

Talak/7. İmkânı geniş olan, nafakayı imkânlarına göre versin; rızkı daralmış bulunan da Allah'ın kendisine verdiği kadarından nafaka ödesin. Allah hiç kimseyi verdiği imkândan fazlasıyla yükümlü kılmaz. Allah, bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır.

Çocuğu üzerinde hakkı olmayan kadının, boşandığı sıra hamile olup olmadığı ortaya çıksın, hamileliğini gizleyemesin diye de önlem alınmıştır. Saklayıp da çocuğa zarar vermesin diye. Bir de hamileliği barışmaya vesile olabilir diye tabi.

Bakara/228. Boşanmış kadınlar, kendi başlarına (evlenmeden) üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer onlar Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanmışlarsa, rahimlerinde Allah'ın yarattığını gizlemeleri kendilerine helâl olmaz. Eğer kocalar barışmak isterlerse, bu durumda boşadıkları kadınları geri almaya daha fazla hak sahibidirler. Erkeklerin kadınlar üzerindeki hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinde belli hakları vardır. Ancak erkekler, kadınlara göre bir derece üstünlüğe sahiptirler. Allah azîzdir,hakîmdir.
"Bir insana ya da bir nesneye gereğinden fazla değer verirsen ya onu kaybedersin
ya da kendini."

#8 berceste

berceste

    Kıdemli Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • PipPipPipPip
  • 1.300 İleti

Gönderi Tarihi: 10 Haziran 2006 - 07:11

Ele avuca gelen iddialar ortaya koyamıyor sadece bol keseden atıyorsun...

Sana ne cvp versek bos...

O açıdan en iyisi sana cvp vermemek olacaktır...
İşte bu sefil yalanlarla zehirlenmiş dünyayı gördükçe içimdeki aşkı , sevgiyi uyandırdığın için sana bir kez daha minnet duyarım!

Sen olmasaydın , ben daha ne kadar dayanabilirdim bu rezil dünyaya , bu acımasız hayata...



Gerçekten daha hayali bir şey yoktur...



''.....beni evcilleştirirsen eğer, yaşamıma bir güneş doğmuş olacak. Senin ayak seslerin benim için diğerlerinden farklı olacak. Ayak sesi duyduğum zaman hemen saklanırım. Ama seninkiler, bir müzik sesi gibi beni gizlendiğim yerden çıkaracaklar. Şu ekin tarlalarını görüyor musun? Ben ekmek yemem. Buğday benim hiçbir işime yaramaz. Bu yüzden de bu tarlalar bana hiçbir şey hatırlatmazlar. Buna üzülüyorum. Ama sen beni evcilleştirseydin, bu harika olurdu. Altın renkli saçların var senin. Ben de altın renkli başakları görünce seni hatırlardım. Ve rüzgarda çıkardıkları sesi severdim...''

#9 Panteidar

Panteidar

    Genç Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • PipPip
  • 143 İleti

Gönderi Tarihi: 10 Haziran 2006 - 10:39

Berceste;
Beni tanıyorsun sanırım. Dolayısıyla bu tür yanıtlara nasıl karşılık vereceğimi de iyi bilirsin.
Eğer benzer tavrını tekrarlarsan misliyle karşılığını alırsın. Yazacak bir yanıtın yoksa, ortaya koyabileceğin bir fikrin yoksa çamur atma. Yazılanların hepsi İslam ülkelerinde uygulanmakta olan, ayet ve hadislerle sabit doğrulardır, gerçeklerdir. Aksini iddia eden " Hayır, böyle değildir" diyorsa benim gibi, belgesiyle, kanıtıyla gelsinler. Laf salatası yapılmasın..


Konuya devam edelim..



Hülle şartı Kur'an'da var. Ama zorunlu kalınan boşanma sonrası olarak anlaşılıyor.

Bakara 230. Eğer erkek kadını (üçüncü defa) boşarsa, ondan sonra kadın bir başka erkekle evlenmedikçe onu alması kendisine helâl olmaz. Eğer bu kişi de onu boşarsa, (her iki taraf da) Allah'ın sınırlarını muhafaza edeceklerine inandıkları takdirde, yeniden evlenmelerinde beis yoktur. Bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Allah bunları bilmek, öğrenmek isteyenler için açıklar.

Yani, kazara ağızdan çıkan üç talak hadislerden dine sokulmuş, tabi yukarıdaki ayete dayanılarak.

Karı ve koca aslında ayrılmak istemediklerinden, yeniden bunların birleşmesinin helal olabilmesi için, bir çeşit hile şer’iyeye başvuruluyor ve güvenilen bir üçüncü kişi ile anlaşılarak, kadın ile kısa bir süre için evlendiriliyor ve bu kişi evlendiği kadını sonradan boşuyordu. Böylece kadın eski kocasına tekrar helal oluyordu.

Görüldüğü gibi, kadının hiç bir söz hakkı yoktur.. Bu şartın, kocanın karısını üçüncü defa boşamadan önce çok iyi düşünmesi gerektiği esas alınarak konduğu söylenir.. Her şeye rağmen, yapılan bir yanlışlık için böylesine bir uygulama ne derece doğrudur..? Koca karısını boşarken bir yanlışlık yapıyorsa, cezasını kadın çekmektedir.. Kadın bu durumda, istemese de bir erkekle evlenmek ve onunla cinsi münasebette bulunmak zorundadır.. Böyle bir saçmalık Allah kelamı olabilir mi..?

Böyle bir uygulamaya kalkışacak olanların ahlakını beğenmedikleri batı ülkelerinde gidecekleri yer tımarhanedir..Ancak, birçok İslam ülkesinde bu kural, Şeriat hukuku, yani Allah'ın koyduğu bir kural olarak uygulanmaktadır..
Kuran'a göre Müslümanların bunun dışında hareket etmeye yetki ve hakları yoktur.. Aşağıdaki ayet de bunun açık göstergesidir.

Ahzab / 36. Allah ve Resûlü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resûlüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.
"Bir insana ya da bir nesneye gereğinden fazla değer verirsen ya onu kaybedersin
ya da kendini."

#10 suheda

suheda

    Uzman Üye

  • Yasaklanmış
  • PipPipPipPipPip
  • 2.613 İleti

Gönderi Tarihi: 10 Haziran 2006 - 11:19

Bu yazıları nerden kopy paste ettiğini söylersen memnun olurum.

#11 Panteidar

Panteidar

    Genç Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • PipPip
  • 143 İleti

Gönderi Tarihi: 10 Haziran 2006 - 11:26

Hayhay.

-http://www.blogcu.com/Pante/Din-
"Bir insana ya da bir nesneye gereğinden fazla değer verirsen ya onu kaybedersin
ya da kendini."

#12 suheda

suheda

    Uzman Üye

  • Yasaklanmış
  • PipPipPipPipPip
  • 2.613 İleti

Gönderi Tarihi: 10 Haziran 2006 - 11:29

Hayhay.

-http://www.blogcu.com/Pante/Din-



Peki teşekkür ederim en başta site adresini verseydinde bu kadar çok uğraşmasaydın bari.

#13 Panteidar

Panteidar

    Genç Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • PipPip
  • 143 İleti

Gönderi Tarihi: 10 Haziran 2006 - 11:34

Suheda;
O sitedekilerde benim yazım. İçindeki alıntılar ise Kur'an'dan ve hadislerden.
Laf mı şimdi söylediğin. O zaman hiç kimse yazmasın. Link versin birbirine.
Ben sizler gibi copy/paste yapmıyorum. Emek veriyorum. Hepsi kendi düzenlemelerim.
"Bir insana ya da bir nesneye gereğinden fazla değer verirsen ya onu kaybedersin
ya da kendini."

#14 GeceKuşu

GeceKuşu

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 3.709 İleti

Gönderi Tarihi: 10 Haziran 2006 - 11:37


Ele avuca gelen iddialar ortaya koyamıyor sadece bol keseden atıyorsun...

Sana ne cvp versek bos...

O açıdan en iyisi sana cvp vermemek olacaktır...


Berceste;
Beni tanıyorsun sanırım. Dolayısıyla bu tür yanıtlara nasıl karşılık vereceğimi de iyi bilirsin.
Eğer benzer tavrını tekrarlarsan misliyle karşılığını alırsın. Yazacak bir yanıtın yoksa, ortaya koyabileceğin bir fikrin yoksa çamur atma. Yazılanların hepsi İslam ülkelerinde uygulanmakta olan, ayet ve hadislerle sabit doğrulardır, gerçeklerdir. Aksini iddia eden " Hayır, böyle değildir" diyorsa benim gibi, belgesiyle, kanıtıyla gelsinler. Laf salatası yapılmasın..




"Yazacak bir yanıtın yoksa, ortaya koyabileceğin bir fikrin yoksa çamur atma. "

Yorumsuz...


#15 Panteidar

Panteidar

    Genç Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • PipPip
  • 143 İleti

Gönderi Tarihi: 10 Haziran 2006 - 11:45

Lise talebelerinin arasında kaldık sanırım. Bilgi sahibi olmadan fikir üretmeye kalkışıldığında, bu tablo ile karşılaşmak kaçınılmaz oluyor.
"Bir insana ya da bir nesneye gereğinden fazla değer verirsen ya onu kaybedersin
ya da kendini."

#16 suheda

suheda

    Uzman Üye

  • Yasaklanmış
  • PipPipPipPipPip
  • 2.613 İleti

Gönderi Tarihi: 10 Haziran 2006 - 11:57

Lise talebelerinin arasında kaldık sanırım. Bilgi sahibi olmadan fikir üretmeye kalkışıldığında, bu tablo ile karşılaşmak kaçınılmaz oluyor.


Ama olmadı şimdi neden hemen sinirlendin neden hemen herkesi bilgisizlikle suçlamaya başladın.Biliyorsun öfkeli insan sağlıklı düşünemez tamam daha bişey demeyeceğim sen yaz hem zaten başlıkta kadınlar okumasada olmaz demişşin bende seni dinleyip okumayacağım.
Sevgilerimle

#17 Panteidar

Panteidar

    Genç Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • PipPip
  • 143 İleti

Gönderi Tarihi: 10 Haziran 2006 - 12:07

"kadınlar okumasada olmaz demişşin"



"Kadınlar okumasa da olur" dedim olmaz değil. Çünkü kadınların hoşuna gitmeyebilir yazdıklarım.
Gerçi erkeğin egemenliğine razı, 4 kadına kabul, miras ve şahitlikteki eksikliklere, cennette dahi 2.sınıflığın devamına boyun eğen, burka, peçe, çarşaf ya da türban altına girmeye ses çıkarmayan akıl, mantık sahibi kadınlar okuyabilirler. Çünkü onlar Allah'ın hükümlerinin ve biz erkeklerin efendiliklerinin bilincindedirler.

Ben öfkelenmiyorum. Sadece katılımcıdan fikir, görüş bekliyorum. bunlara saygım var. Ama " Bunlar, yalan, hiç değer vermiyorum, okumaya dahi gerek yok" gibi yazılar karşılığını alırlar. Sadece bu başlıkta değil, diğer başlıklarda da peşine düşer bunaltırım o tavır içinde olanları. Rencide olurlar. İyisi mi "yalan, yanlış" diyen belgesiyle, kanıtıyla gelsin. Doğru söylüyorsa ben hak vermesini, özür dilemesini, özeleştiri yapmasını bilirim. Körükörüne hareket etmeyelim yeter ki.
"Bir insana ya da bir nesneye gereğinden fazla değer verirsen ya onu kaybedersin
ya da kendini."

#18 berceste

berceste

    Kıdemli Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • PipPipPipPip
  • 1.300 İleti

Gönderi Tarihi: 10 Haziran 2006 - 15:49

Berceste;
Beni tanıyorsun sanırım. Dolayısıyla bu tür yanıtlara nasıl karşılık vereceğimi de iyi bilirsin.
Eğer benzer tavrını tekrarlarsan misliyle karşılığını alırsın. Yazacak bir yanıtın yoksa, ortaya koyabileceğin bir fikrin yoksa çamur atma. Yazılanların hepsi İslam ülkelerinde uygulanmakta olan, ayet ve hadislerle sabit doğrulardır, gerçeklerdir. Aksini iddia eden " Hayır, böyle değildir" diyorsa benim gibi, belgesiyle, kanıtıyla gelsinler. Laf salatası yapılmasın..




Seni tanıdıgımı da nereden çıkardın anlamadım...Sadece senin fikirlerini baskalarından da çok dinledik o kadar...

Ben kimseye çamur atmıyorum..Ama sen İslama çamur atıyorsun...



"Yazacak bir yanıtın yoksa, ortaya koyabileceğin bir fikrin yoksa çamur atma. "

Yorumsuz...



Bu arada Gecekusu sizi de anlamıs değilim..Neden benimle bu denli ugrasıyor buradaki yazıları güncel konulara aktarıp burada da araya girme istegi duyuyorsunuz?

Dogrusu komik olmaya başladınız...
İşte bu sefil yalanlarla zehirlenmiş dünyayı gördükçe içimdeki aşkı , sevgiyi uyandırdığın için sana bir kez daha minnet duyarım!

Sen olmasaydın , ben daha ne kadar dayanabilirdim bu rezil dünyaya , bu acımasız hayata...



Gerçekten daha hayali bir şey yoktur...



''.....beni evcilleştirirsen eğer, yaşamıma bir güneş doğmuş olacak. Senin ayak seslerin benim için diğerlerinden farklı olacak. Ayak sesi duyduğum zaman hemen saklanırım. Ama seninkiler, bir müzik sesi gibi beni gizlendiğim yerden çıkaracaklar. Şu ekin tarlalarını görüyor musun? Ben ekmek yemem. Buğday benim hiçbir işime yaramaz. Bu yüzden de bu tarlalar bana hiçbir şey hatırlatmazlar. Buna üzülüyorum. Ama sen beni evcilleştirseydin, bu harika olurdu. Altın renkli saçların var senin. Ben de altın renkli başakları görünce seni hatırlardım. Ve rüzgarda çıkardıkları sesi severdim...''

#19 Panteidar

Panteidar

    Genç Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • PipPip
  • 143 İleti

Gönderi Tarihi: 10 Haziran 2006 - 16:01

Hangisi çamur? Senin ispatsız, kaynaksız, belgesiz lafların mı?
Benim ayetlerle, hadislerle açıkladıklarım mı?
Başka İslam yok. Kabullendin mi bu haliyle kabulleneceksin?
Yalan mı talak suresi? yalan mı hülle?
Yeni din peşinde isen son din Bahailik var. Hz. Bahaullah var. Ona gidersin.
Ya da Nur Tv. de tebliğ yapan yeni bir peygamber var. Efendi Hazretleri İskender Ali Mihr. Git ona.
İslam'a inanıyorsan talakıyla, hüllesiyle, 4 kadınıyla, kölesiyle, cariyesiyle, cihadıyla, recmiyle, burkasıyla, şalvarı, peçesiyle, hurisi, gılmanıyla kabul edeceksin. Birini reddetsen ya da eğip büksen dinden çıkmış sayılırsın ona göre. Benden uyarması..
"Bir insana ya da bir nesneye gereğinden fazla değer verirsen ya onu kaybedersin
ya da kendini."

#20 ahirzaman

ahirzaman

    Deneyimli Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • PipPipPip
  • 646 İleti

Gönderi Tarihi: 10 Haziran 2006 - 17:14

Kardeşim demişsinki
"Gıkını çıkardı mı, sopa var sopa..Nisa 34.
Sopa iznini de almışız çok şükür.. Erkek gıkını çıkardı mı sopa var mı? Hayır.. Dinimizde öyle şey olur mu"

HZ.Eyyüp (as)kendisine asi olan hanımını dövmeye karar verir.İyileşince Allah(cc) ayet indirir."Eline bir demet çimen sapı al ve onunla vur"(sad/44)
sadece çimen sapı ne sopa nede başka bişey.

Kocası onu tahkir edemez, onun hayat arkadaşı olduğunu unutmamak zorundadır, darılıp evinde yalnız bırakamaz. Erkeğin en hayırlısı, kadına en iyi davranandır. (Bk. Buhâri, nikâh 43; Müslim, fedâil 68)

Hz. Peygamber en çok kime saygı, şefkat ve bağlılık göstermek gerektiğini soran bir sahabiye "anana" diye cevap vermiştir. Bu soru üç defa tekrar edilmiş, üçünde de aynı cevabı vermiş, ondan sonra kime sorusuna ise, "babana" demişlerdir. (5) Anne müslüman olmasa bile, çocukları üzerindeki saygınlığını korumaktadır.

Buna şu hadiseyi örnek gösterebiliriz. Hz. Ebû Bekr'in kızı Esma'nın, babasından boşanmış ve müşrik olarak kalmış annesi, bir gün kızını görmeye gelmişti. Esma, Hz. Peygamber'e, 'Müşrik olan annem' bana geldi. Onunla görüşeyim mi?" dedi. Hz. Peygamber, "annenle görüş" buyurdu. (Buhârî, III, 142)
Başka bir hadiste;
"Cennet annelerin ayakları altındadır" buyurulur. (El-Aclûnî, Keşfu'l-Hafâ, Kahire, 1351/1932, I, 335, No: 1078)

Tarih boyunca savaşın olduğu yerde, genelde esir de olmuştur. Kur’an-ı Kerim Bedir savaşından bahsederken esirler konusuna da temas eder:

Bedir savaşında Müslümanlar karşı taraftan 70 esir alırlar. Hz. Peygamber, bu esirlere nasıl muamele edileceği konusunda meşveret eder.
-Esirlerin fidye karşılığı serbest bırakılması,
-Hepsinin öldürülmesi,
şeklinde iki görüş ortaya çıkar. Resulullah da fidyeye taraftardır. Esirlerin ekonomik durumlarıyla orantılı olarak fidye alınır ve serbest bırakılırlar. (1) Bedir esirleriyle ilgili şu ayetler nazil olur:
" Yeryüzünde ağır basıp küfrün belini iyice kırıncaya kadar hiçbir peygambere esirler sahibi olmak yakışmaz. Siz geçici dünya malını istiyorsunuz. Halbuki Allah, ( sizin için) ahireti diliyor, Allah Aziz'dir, Hakimdir.

Şayet Allah'tan bir yazı geçmiş olmasaydı, aldığınızdan dolayı mutlaka size büyük bir azab dokunurdu." (Enfal Sûresi, 67-68)
"Yeryüzünde ağır basmak" ifadesi, tam bir galibiyet halini belirtir. Bir Peygamber için, karşı tarafı çökertmeden ve küfrün belini kırmadan esirlerle uğraşmasının uygun olmadığı anlatılmıştır. Çünkü, daha sistemini tam kuramadan, hakimiyeti tam sağlayamadan esirlerle meşgul olmak, büyük bir vakit kaybı olacaktır. (2)
"Allah'tan bir yazı" ifadesi hakkında şu gibi açıklamalara yer verilmiştir:
-Cenab-ı Hakk'ın, "içtihat sonucu yapılan amelden dolayı kimseyi azablandırmayacağı" şeklindeki teminatı,
-Cenab-ı Hakk'ın, Levh-i Mahfuz'da belirlemiş olduğu "ehl-i Bedr'e azap etmeyeceği" garantisi,.. (3)
İşte bu gibi sebeplerden dolayı Resulullah'ın uygulaması yürürlükten kaldırılmamış ve şöyle denilmiştir:
"Artık elde ettiğiniz ganimetten helal ve hoş olarak yiyin ve Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, Gafur'dur, Rahim'dir." (Enfal Sûresi, 69)

Daha sonra, Hz. Peygamber'e hitap edilerek, şu talimat verilir:
"Ey Peygamber ! Elinizdeki esirlere de ki: Eğer Allah sizin kalblerinizde bir hayır (imana bir liyakat) görürse, sizden alınandan daha hayırlısını size verir ve sizi bağışlar. Allah Gafur'dur, Rahim'dir.
Eğer sana hainlik etmek isterlerse, bilsinler ki, bundan önce Allah'a hıyanet ettiler de, Allah onların cezalandırılması için sana imkan verdi (Hıyanet ederlerse, yine verir). Allah Alim'dir, Hakim'dir." (Enfal Sûresi, 70-71)

Hz. Abbas, Resulullah'ın amcalarından olup, Bedir esirlerindendi. Fidye karşılığı serbest bırakılır. O da İslam'ı din olarak seçer. Yıllar sonra, Bahreyn'den hayli yüklü bir miktar ganimet gelir. Hz. Abbas, kendine düşen hisseyi alınca, üstteki ayeti hatırlatıp der: "Bu benden alınandan daha fazla bir mal. Cenab-ı Hakk'ın ikinci va'dini (yani, ‘sizi bağışlar’ müjdesini) de ümit etmekteyim." (4)

Esirlerle ilgili bir başka bahis, Muhammed Sûresinde geçer:
"Kafirlerle savaşta karşılaştığınızda boyunlarını vurun. Onlara tam galip geldiğinizde, bağı sağlam bağlayın (esir alın). Sonra da, ya onları karşılıksız salıverin, ya da fidyeyle bırakın. Harb, ağırlıklarını bırakıncaya kadar (savaş bitip durum netleşinceye kadar) yapılacak olan budur." (Muhammed Sûresi, 4)

Esirlerle ilgili burada bildirilen hükümlerle, Enfal Sûresindeki ayetler arasında bir zıtlık söz konusu değildir. Önce İshan (karşı tarafı tam mağlup ve perişan etmek), sonra esir almak şeklinde bir tertib söz konusudur. (7) Esirler ise,
1- Ya karşılıksız (meccanen),
2- Ya da fidye karşılığında serbest bırakılacaklardır.

Ayette, karşılıksız serbest bırakılmasının önce zikredilmesi, bu şekilde salıverilmelerinin daha evla olduğuna işaret sayılabilir. (8) Fakat idareci olanlar, bulundukları duruma en uygun tercihi yaparlar.
Ayette, "savaş ağırlıklarını bırakıncaya kadar" kaydı ise, savaş bitmeden esirleri bırakmanın mahzuruna dikkat çeker. Ortalık yatışmadan, durum netleşmeden onları salıvermek, düşmana yardım olur. Salınan esirler, tekrar düşman saflarına geçecek, müslümanlara karşı savaşacaklardır. (9)

Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için şu esaslara dikkat çekmekte yarar görüyoruz:
1- İslamiyet, esirleri köle yapmayı emretmez. Bu konuda, Kur'an'da ve hadiste bir emir, asla söz konusu değildir. Asıl olan hürriyettir. (10)
2- Uygulamada, zaman zaman müslümanların esirleri köleleştirmesi, günün savaş şartlarından kaynaklanan bir durumdur(11). Karşı taraf müslüman esirleri köleleştirirken, onlardan alınan esirleri serbest bırakmak, iyi bir siyaset olmasa gerektir.
3- İslamiyet, köleliği birden kaldırmak yerine, kadeeeeemmeli olarak kaldırmayı esas kabul etmiştir. Zira, insanlık aleminde yerleşmiş köklü bir adeti birden kaldırmak, mümkün değildir. Hata ile öldürme ve yemin kefaretlerinde köle azat edilmesi esası vardır(12). Köle azat etmek, Allah'a yaklaştırıcı bir ibadet olarak takdim edilmiştir(13). Zekatın verilme yerlerinden biri de, kölelerdir. (Tevbe Sûresi, 60)

Hz. Peygamber (a.s.m), kölelerle ilgili şöyle der:
"Onlara, "kölem, cariyem" demeyiniz. "Oğlum, kızım" deyiniz".(14)
"Onlara yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin..." (15).
Görüldüğü gibi, İslamiyet kölelik sistemini kademeli olakrak kalrırmayı esas almış, mevcut uygulamayı da en insani bir şekilde yapmıştır.

Kaynaklar:
1-Nesefi, II, 111
2-Bkz. Ateş, V, 2444
3- Nesefi, II, 111
4- Nesefi, II, 112
7-Kutub, VI, 3282
8-Ateş, V, 2444
9-Ay.
10-Zuhayli, Alakat, s., 81; Servet Armağan, İslam Hukukunda Temel Hak ve Hürriyetler, Diyanet Yay.
11- Kutub, VI, 3285; Özel, TDV. İslam Ansiklobedisi, Esir md. XI, 385,Hatip, s., 152-153
12-Bkz. Nisa, 92; Maide, 89; Mücadele, 3
13-Mesela, bkz. Bakara, 177; Beled, 13
14-Buhari, Itk, 50-51; Müslim, Elfaz, 13-15
15-Buhari, Itk, 15; Müslim, Eyman, 38


"Herşeyi madede arıyanların akılları gözündedir göz ise maneviyatta kördür"

"İman insanı insan eder belkide bir sultan eder kötü söz ise insanı gayet aciz canavar bir hayvan eder"

#21 Panteidar

Panteidar

    Genç Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • PipPip
  • 143 İleti

Gönderi Tarihi: 10 Haziran 2006 - 20:38

Ahirzaman kardeşimizin cevabına katılmasam da saygıyla karşılıyorum. Yeter ki böyle fikir ortaya konsun. Adam gibi münazara yapılsın.

Tabi, ne kadar örnekler verilse de iyi taraflarından, İslam'da evlilik ve boşanma hükümleri ortadadır. Üç talak ve buna karşı zorunlu olarak geliştirilen hülle hilesi de bir gerçektir.
Sonuç olarak 1400 yıl öncesinin gelişmişliğine göre düzenlenmiş hükümlerle mi, yoksa zamanımızın medeni kanunlarıyla mı evlilik yapmak ve sürdürmek istersiniz?
Bu yazıdaki amaç İslam'a karşı bir eleştiri değil, şeriat düzenine ve kurulması istenen bu düzendeki çağdışı bir uygulamaya eleştiri idi.
Çağdışı olmadığını savunan şeriat düzeni yanlılarının görüşü kendilerine, bizim görüşümüz de bize aittir.

Hiç kimse 1400 yıl önceki din hükümlerinde modern kanunlar arayıp bulamayınca dini eleştirmesin. Çünkü o zamanın şartları o kanunlara elverişliydi.
Ama hiç kimse de 1400 yıl önceki din hükümlerinin evrensel olduğunu savunup da bizi çağdışı kanunlarla yönetmeye kalkmasın. Yönetilenleri görüyoruz çünkü..
"Bir insana ya da bir nesneye gereğinden fazla değer verirsen ya onu kaybedersin
ya da kendini."

#22 sedelina

sedelina

    Süper Üye

  • Φ Süper Üye
  • 13.644 İleti

Gönderi Tarihi: 10 Haziran 2006 - 20:48

Ahirzaman kardeşimizin cevabına katılmasam da saygıyla karşılıyorum. Yeter ki böyle fikir ortaya konsun. Adam gibi münazara yapılsın.

Tabi, ne kadar örnekler verilse de iyi taraflarından, İslam'da evlilik ve boşanma hükümleri ortadadır. Üç talak ve buna karşı zorunlu olarak geliştirilen hülle hilesi de bir gerçektir.
Sonuç olarak 1400 yıl öncesinin gelişmişliğine göre düzenlenmiş hükümlerle mi, yoksa zamanımızın medeni kanunlarıyla mı evlilik yapmak ve sürdürmek istersiniz?
Bu yazıdaki amaç İslam'a karşı bir eleştiri değil, şeriat düzenine ve kurulması istenen bu düzendeki çağdışı bir uygulamaya eleştiri idi.
Çağdışı olmadığını savunan şeriat düzeni yanlılarının görüşü kendilerine, bizim görüşümüz de bize aittir.

Hiç kimse 1400 yıl önceki din hükümlerinde modern kanunlar arayıp bulamayınca dini eleştirmesin. Çünkü o zamanın şartları o kanunlara elverişliydi.
Ama hiç kimse de 1400 yıl önceki din hükümlerinin evrensel olduğunu savunup da bizi çağdışı kanunlarla yönetmeye kalkmasın. Yönetilenleri görüyoruz çünkü..



ben kendi açımdan söyleyeyım şeriat yanlısı değilim;vatanımızda içsavaş çıkarıp,emperyalıstlerin ekmeğine yağ sürmek niyetınde değilim.. :excl:



resmi nıkaha gelince tabıkı de bu günümüzde olmalı,yoksa bayanın ezildiğini sokağa atıldığını biliyoruz..

imam nikahını yapıp resmi nikah yapmayan bır çok erkekte gördüm ki amaç Allah rızası felan değil,amaç kadını kullanmak,istediğinde bırakabilmek...

ama isteyen insan resmi nıkah yanında dini nikahını da yapabilir;bu da hem dini vecibesini yerine getirmektir,hemde sosyal konumunu korumaktır..

ama resmi nıkah olmadan bayanlar lütfen sadece dini nıkah yaptırmasınlar,amaçları belli çunku ortada erkeklerin :clover:
Sadece Avrupa'yı öğrenirken,Avrupa'nın talebesi olmak...

Afedersiniz,Kurtuluş Savaşımızı biz,kimden kurtulmak için vermiştik?!

Haçlı-Hilal savaşı içimizde artık..

Külliyen kaybeden biziz yani;toptan kazanan başkaları...

Ü.M.


''Örülüp,örülüp sökülüyoruz.Ne zaman bitecek bu çile!..''
Quo Vadis Türkiye?Yerinde dur!..''




#23 tan_vakti

tan_vakti

    Kıdemli Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • PipPipPipPip
  • 1.733 İleti

Gönderi Tarihi: 11 Haziran 2006 - 21:40

ben kendi açımdan söyleyeyım şeriat yanlısı değilim;vatanımızda içsavaş çıkarıp,emperyalıstlerin ekmeğine yağ sürmek niyetınde değilim.. :excl:



resmi nıkaha gelince tabıkı de bu günümüzde olmalı,yoksa bayanın ezildiğini sokağa atıldığını biliyoruz..

imam nikahını yapıp resmi nikah yapmayan bır çok erkekte gördüm ki amaç Allah rızası felan değil,amaç kadını kullanmak,istediğinde bırakabilmek...

ama isteyen insan resmi nıkah yanında dini nikahını da yapabilir;bu da hem dini vecibesini yerine getirmektir,hemde sosyal konumunu korumaktır..

ama resmi nıkah olmadan bayanlar lütfen sadece dini nıkah yaptırmasınlar,amaçları belli çunku ortada erkeklerin :clover:



sedelinaya sonuna kadar katılıyorum.
bir erkek olarak kadınların toplum içinde mağdur duruma düşmemeleri için önce resmi nikah sonra dini nikah diyorum.

erkekler genelde her an bitirebilecek ve bağımsız davranmalarını sağlıyacağı için, resmi nikahtan kaçıyorlar.

saygılarımla.

Gönderilen Fotoğraf

#24 Evrensel

Evrensel

    Genç Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • PipPip
  • 470 İleti

Gönderi Tarihi: 05 Temmuz 2006 - 11:08

Kardeşim demişsinki
"Gıkını çıkardı mı, sopa var sopa..Nisa 34.
Sopa iznini de almışız çok şükür.. Erkek gıkını çıkardı mı sopa var mı? Hayır.. Dinimizde öyle şey olur mu"

HZ.Eyyüp (as)kendisine asi olan hanımını dövmeye karar verir.İyileşince Allah(cc) ayet indirir."Eline bir demet çimen sapı al ve onunla vur"(sad/44)
sadece çimen sapı ne sopa nede başka bişey.


Merhaba sevgili Ahirzaman,
Öyle sanıyorum ki belge sunayım derken karşı görüşün lehine bir belge sunmuşsunuz.
Hayvan bilimciler de köpeklerinizi dövmeyin derler, sadece büyük suçlar işlediklerinde canını yakmadan gazeteyle vurun derler.
Burada söylenen de biraz ona benziyor.
Gazete kağıdı değilde, çimen sapı.
Birisi size çimen sapıyla vursa, hoşunuza gidermi ?
Diyelimki çimen sapıyla vurulan kadının canı yanmadı, peki o kadının incinen gururu ne olacak ?
Vurulan şeyin sopa değilde çimen sapı olması, kadını aşşağılamak olmuyormu ?
Mademki eşitlik varsa, kadının da erkeğe çimen sapıyla vurabileceğine dair bir ayet varmı ?
Hangi tür çimen sapı bu ?
Bazı çimen sapları varki bir metreden uzun, aynı kırbaç gibi. Yani sopadan daha beter.
Çimen sapının boyutlarına kadın mı karar veriyor ? Yoksa Erkek mi ?
Çimen sapının bulunmadığı yerlerde kadınlara ne ile vurulacak ?

"Cennet annelerin ayakları altındadır" buyurulur. (El-Aclûnî, Keşfu'l-Hafâ, Kahire, 1351/1932, I, 335, No: 1078)

Bu söylenince kadına fazladan bir şeymi verilmiş oluyor ?
Kadınlara cennete gitme konusunda torpil yapıldığını mı gösteriyor ?
Erkekler de tamamen aynı şartlarda cennete girebildiğine göre, kadına burda hangi ayrıcalık verilmiş oluyor ?
Birisi size iyi ve yüceltici sözler söyleyeceğini garanti verse, sizin haklarınızı kısıtlamasına, size çimen sapıyla vurmasına izin verirmiydiniz ?
Güzel sözler söylenmesi haksızlık yapılmadığına delilmidir ?


Yukarıda yapmış olduğunuz gibi, belgeyle cevaplarsanız sevinirim.


Saygı ve sevgilerimle. :clover: