İçeriğe atla


Fotoğraf

İslam'da Kuran'ın gezegen ve uzay bilgisi

Kuranda bilim yoktur

Bu başlığa 65 cevap verilmiş

#51 democrossian

democrossian

    Kıdemli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPip
  • 1.925 İleti

Gönderi Tarihi: 07 Eylül 2013 - 06:16

Dön baba dönelim oynamaktan daha zevkli bir oyun önereyim: İki resim arasındaki yedi farkı bulma. Tüm canı sıkılan emeklilere ilaç gibi gelir. Tavsiye ederim.


Rastlantının nedenleri vardır. Petronius

#52 Misafir_amateur_*

Misafir_amateur_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 07 Eylül 2013 - 09:25

 Biz tanrının olamayacağını, onların ortaya koyduğu argüman üzerinden kanıtlıyoruz.

 

Yeni bir kanıtlama yöntemi mi buldunuz ? Nedir ?

 

 

Dön baba dönelim

 

:)



#53 Canraşit

Canraşit

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 3.414 İleti

Gönderi Tarihi: 07 Eylül 2013 - 09:33

 

O zaman tasarımı delil olarak öne sürmeyecekler. Onlar sürmezse biz de sessiz kalırız. Sorun da çıkmaz...

 

 

Sessiz kalmıyorsunuz da sorun çözülüyor mu ? Teizmin öne sürdüğü Tanrı argümanlarını kullanarak Tanrının yokluğunu kanıtlayamıyorsunuz.

 

 

 

Biz tanrının olamayacağını, onların ortaya koyduğu argüman üzerinden kanıtlıyoruz.

 

 

Yeni bir kanıtlama yöntemi mi buldunuz ? Nedir ?

 


Saygılar sunarım.

 

 

Kim okurdu kim yazardı, bu düğümü kim çözerdi,

koyun kurt ile gezerdi, fikir başka başka olmasa...


#54 Misafir_amateur_*

Misafir_amateur_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 07 Eylül 2013 - 09:42

 "teizmin öne sürdüğü" : Nedensellik, akıllı tasarım.

 

Nedenselliğin nedenselliği vardır.



#55 Canraşit

Canraşit

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 3.414 İleti

Gönderi Tarihi: 07 Eylül 2013 - 09:44

"teizmin öne sürdüğü" : Nedensellik, akıllı tasarım.
 
Nedenselliğin nedenselliği vardır.


Sahi niye sordunuz o zaman ? laughing.gif 
 

Tasarımı delil gösterenlere verilen klasik cevap :

“ Tasarım varsa Tanrı var diyorsanız, Tanrının da bir tasarlayıcısı olmalı o da Yanrudur. Onun da tasarlayıcısı Zanrudur…böyle sonsuza kadar gider. Bu anlamsız olduğundan tasarım yoktur “ gibi...

Fakat, Sonsuzluk, Sonsuz İrade yine Tanrının tanımına ait olduğundan bu argüman geçersizdir. ( Teizmin kendi içindeki tutarlılığı )

Nedensellikten gidilirse,

“ Her şeyin bir nedeni vardır, Evrenin Oluşumunun nedeni de ilk neden olan Tanrıdır. “ diyenlere verilen klasik cevap :

“ Tanrının da bir nedeni olmalı, onun da oluşmasına neden olan bir şey olmalı. O halde Tanrı diye bir şey yoktur. Sonsuza uzanan nedensellikler vardır“

Oysa, Nedenselliği de yaratan Tanrı olduğuna göre, yarattığı kurala kendisi uyması gerekmiyor. Bu argüman da geçersizdir. ( Teizmin kendi içindeki tutarlılığı )


Bir de " Tanrı varsa da kendi kendine evrimleşerek Tanrı olmuştur, dolayısıyla ona Tanrı denemez o da bizim gibi bir varlıktır " önermesi var. Bu da Tanrının yokluğuna delil olmaz. Zira, evrimleştikten sonra Evreni, İnsanı vs.yi yaratmış ise yine Tanrı tanımına uyar. İnsanın bir robotu veya bir bilgisayar oyunundaki bir karakteri yaratması gibi.

Görüldüğü gibi, Tanrının varlığına delil olarak gösterilenler gibi karşı deliller de mantıksız ve basittir. :original:
 
Dolayısıyla, ne Tanrının varlığı ne de yokluğu bilimsel ve mantıksal olarak kanıtlanamaz.
 
Tanrı kavramının inanç boyutunda olması da bu nedenledir.


Saygılar sunarım.

 

 

Kim okurdu kim yazardı, bu düğümü kim çözerdi,

koyun kurt ile gezerdi, fikir başka başka olmasa...


#56 Misafir_amateur_*

Misafir_amateur_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 07 Eylül 2013 - 10:07

Oysa, Nedenselliği de yaratan Tanrı olduğuna göre, yarattığı kurala kendisi uyması gerekmiyor. Bu argüman da geçersizdir. ( Teizmin kendi içindeki tutarlılığı )

 

Masalın masalla yanlışlanamayacağı(metod) defalarca anlatıldı. "Alaattin'in cini her şeye muktedirdir. İsterse dünyayı yok eder" görüşünde tutarlılık aranmaz. Tutarlılığın da elle tutulur tarafı olmalıdır.

 

Nedensellik bir bilimsel metoddur.



#57 Canraşit

Canraşit

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 3.414 İleti

Gönderi Tarihi: 07 Eylül 2013 - 10:16

Nedensellik bilimsel bir metodsa neden Tanrı'nın yokluğu için kullanılıyor ? Madem öyle, Tanrının varlığını ispat için kullanılmaması gerektiği gibi, yokluğunu ispat için de kullanılmaması gerekir.

 

Bir önermenin,diğer önermelere gerçeklik veya doğruluk açısından aynı niteliği taşıma durumudur.Bir önermenin doğru olarak değerlendirilebilmesi için tutarlı olması şarttır. Kısaca tutarlılık bir önermenin kendi kendiyle çelişki içinde olmaması demektir  "

 

( tr.wikipedia.org )

 

Tutarlılık önermelerin niteliğinden, içeriğin soyut, somut olmasından bağımsızdır. Matematiksel, Mantıksal bir kavramdır.


Saygılar sunarım.

 

 

Kim okurdu kim yazardı, bu düğümü kim çözerdi,

koyun kurt ile gezerdi, fikir başka başka olmasa...


#58 Misafir_amateur_*

Misafir_amateur_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 07 Eylül 2013 - 10:24

Bilimsel metod bir önermenin yanlışlanabilmesi için kullanılır. Sadece tanrıya has değildir.

 

Tutarlılığa gelince, tanım içerisinde dikkat edildi ise, "gerçeklik, doğruluk" nitelemesi geçmektedir. Benim görüşümü doğrulamakta. 

 

Önermenin mantıksal olabilmesi için nesnel yada nesnellikle ilgili(tanım, ifade, isimleme, kavramlaştırma) olması gerekir. Aksi şekilde teolojiktir.



#59 Canraşit

Canraşit

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 3.414 İleti

Gönderi Tarihi: 07 Eylül 2013 - 12:49

Teolojik olmadığını iddia eden yok ki. Siz Tanrı var / yok tartışmasına öyle alışmışsınız ki, neden bahsettiğimi algılayamıyorsunuz. Daha önce yazdıklarımı tekrar edeyim :

" Teizmin Tanrı tanımı kendi içinde tutarlıdır. Bu tutarlılık Tanrının var olduğunun kanıtlanması demek anlamına gelmez.

Aynen Uzaylılar hakkında kendi içinde tutarlı bir önermeler bütünü ortaya koyabilenlerin Uzaylıların varlığını kanıtlamış olmadığı gibi.

Uzaylıların yokluğunu kanıtlamak için iddia sahibinin Uzaylı tanımından giderek yanlışlamaya çalışmak ama becerememenin de Uzaylıları ne var ne de yok etmediği gerçeği gibi. "

Bir önermenin ya da önermeler takımının kendi içinde tutarlı olması, onun / onların doğru olduğu anlamına gelmez. Herhangi bir türde bilginin doğrulanması somut gerçekle örtüştüğü zaman mümkün olur.

Bilimsel Metod da gerçek veya olgular içindir. O nedenle ne Tanrı'nın varlığının ispatı için ne de yokluğunun ispatı için kullanılamaz.

Tanrı'nın ispatı için kullananlara karşı aynı nedensellik işletilirse, Teizmin kendi içindeki tutarlılığına toslanır.

O nedenle demiştim ki; Tanrı'nın varlığının argümanları gibi yokluğunun argümanları da mantıksız ve basittir.

Saygılar sunarım.

 

 

Kim okurdu kim yazardı, bu düğümü kim çözerdi,

koyun kurt ile gezerdi, fikir başka başka olmasa...


#60 democrossian

democrossian

    Kıdemli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPip
  • 1.925 İleti

Gönderi Tarihi: 08 Eylül 2013 - 14:58

Nedensellik

 

Nedensellik bilimde kullanıldığı gibi felsefede de kullanılır. Şu kadar var ki, bilim tanrı ile ilgilenmez. Tanrı diye bir nedensellik yoktur çünkü. Nedensellik örüntüsü içinde tanrı diye bir faktör hiç bir zaman belirlenmemiştir. Bilim açısından tanrı, yoktur. Bu, bilimin tanrının olmadığını kanıtlaması anlamına gelmez. Öyle olsa, bilimden kanatlı atların, alev soluyan ejderhaların, cinlerin, meleklerin olmadığını da kanıtlaması istenirdi ki, bilim işi bulmuş olurdu. İşi gücü bırakır, efsanelerle, yalan dolanlarla uğraşırdı. 

 

Bu gibi işleri felsefe üstlenir. Tanrı sorunu felsefi bir sorundur. Felsefe de nedenselliği kullanarak tanrı iddiasının olamaz bir iddia olduğunu kanıtlar. Bunu çok kez açıkladım, o yüzden kısaca belirteyim. Karmaşık, girift, kompleks yapıda ve düzenli, gelişmiş bir yapıya kısaca "gelişkin" diyelim. Gelişkin bir şeyin eğer kendiliğinden olamayacağını, tasarım gerektirdiğini iddia ederseniz, tasarımcı tasarladığından daha gelişkin olmalıdır. Ona da ondan daha gelişkin bir tasarımcı daha lazım. Ona da, ondan önceye de... Bu böyle gidemeyeceği için, tasarım yok, evrim vardır. Gelişkinler, daha basitlerden gelmiştir. 

 

En başta ulaşamayacağımız, bilemeyeceğimiz kadar basit bir neden vardır. En gelişkinin en başta olması olamaz, akla aykırıdır.


Rastlantının nedenleri vardır. Petronius

#61 democrossian

democrossian

    Kıdemli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPip
  • 1.925 İleti

Gönderi Tarihi: 08 Eylül 2013 - 18:58

En baştaki en basit nedene neden ulaşılamadığını da kısaca açıklayayım. Bunu açıklamanın bir çok yolu var. Poincare tarafından ortaya atılan "başlangıç durumuna hassas bağlılık" kuramı içinde bu vardır. Kendisi klasik determinizmi reddedip yeniden düzenleyerek modern determinizmi kurmuştur. 

 

Bunu bilardo örneği ile açıklar. Bir bilardo masası düşünün, bir çok top var ve ortam tamamen sürtünmesiz. Toplar oradan oraya çarpışarak karmaşık hareketler yapıyorlar. Siz de geldiniz baktınız. Topların ilk hareketlerine ne kadar zaman önce, hangi açılarda, hangi yönlerde başladıklarını tayin etmek çok zor olacaktır. Bilebileceğiniz bazı şeyler olur. Çarpışmaların şiddeti sabit kalacak, değişmeyecektir. Malzeme yorulmasından zamanı tahmin edebilirsiniz. Malzeme yorulması, çarpışmaları zamanla yavaşlatmış da olmalıdır. Ayrıntılara ise ulaşamazsınız. Bir topu ele alıp, bu top ilk hareketine hangi yönde başladı, ilk hangi topla ne yönde çarpışıp ne yöne döndü, ardından nasıl bir hareket diyagramı çizmeyi sürdürdü, bunun şemasını çıkarabilmeniz olanaksız.

 

Poincare kaosun belirsizliğini klasik determinizme eklemleyerek onu modern determinizme dönüştürmüş ve kuantum belirsizliği de önceden öngörmüştür. Fakat bu belirsizlik mutlak belirsizlik değildir. Rastlantının bile nedenleri var, ama biz nedenlerini bilmediğimiz için rastlantı diyoruz. Rasgele, nedensiz olan hiç bir şey yoktur. Kuantumun nedensellikleri de keşfedilebildiği oranda keşfedilecektir. Şimdiden fizikçiler, kuantum alanındaki belirliliğin, makro evrendeki belirlilikten bile daha kesin olduğunu söylemeye başladılar. 

 

Sorun, ölçümde. Kuantum tanecikler öyle küçük ki, ölçtüğümüz anda ölçülen durum değişiyor. Buldozer kepçesiyle porselen tabaktaki taze domates çekirdeğinin tabağın neresinde olduğunu göremeden arıyoruz. Bulduğumuz anda o artık önceki yerinde olmayacaktır.

 

Kuantumu mutlak belirsizlik olarak anlayan fizikçiler de var tabii. Onlara göre örneğin elektronun konumu belirsizdir. Belirlemek de olanaksızdır. Determinist fizikçiler ise bunun ölçüm araçlarımızın kabalığı yüzünden olduğunu, mutlak olmadığını söylüyorlar.

 

İşin gerçeği elektrik nedir, onu bile bilmiyoruz. Elektron akışı ama, elektronlar niye elektrikli? Elektrik nedir?

 

"Herşeyin kuramı" nı bulmak için daha çok yol var... CERN bunun için dünyanın masrafı yapılıp kuruldu.


Rastlantının nedenleri vardır. Petronius

#62 Canraşit

Canraşit

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 3.414 İleti

Gönderi Tarihi: 08 Eylül 2013 - 20:25

Karmaşık, girift, kompleks yapıda ve düzenli, gelişmiş bir yapıya kısaca "gelişkin" diyelim. Gelişkin bir şeyin eğer kendiliğinden olamayacağını, tasarım gerektirdiğini iddia ederseniz, tasarımcı tasarladığından daha gelişkin olmalıdır. Ona da ondan daha gelişkin bir tasarımcı daha lazım. Ona da, ondan önceye de... Bu böyle gidemeyeceği için, tasarım yok, evrim vardır. Gelişkinler, daha basitlerden gelmiştir. 

 

Burada yok olduğu kanıtlanmaya çalışılan somuta indirgenen Leibniz'in Deistik Tanrı'sıdır. Teistik değil.

 

" Evreni yaratan, işleyişi için doğa kanunlarını koyan, ayrıca insanlığa ve evrene müdahalede bulunmayan; doğruları keşfetmeleri için insanlara akıl veren bir Tanrıya duyulan inanç deizmi ifade etmektedir.Deistler genellikle bu doğrultuda evreni Tanrı tarafından tasarlanan, hareketi başlatılan; dışarıdan müdahale olmadan doğa kanunlarına uygun şekilde işleyen bir bütünlük olarak görme eğilimindedir." ( tr.wikipedia.org )

 

Bu sözde ispat da şöyle yanlışlanır :

 

Mesela, biz bir oyun programı tasarlasak bilgisayarda yani sanal ortamda. Yarattığımız karakterlerin bizi bilmesine imkan yoktur. Buna mukabil, biz Evrimle de oluşmuş olsak, yarattığımız karakterlerin mutlak gücüyüzdür. Onlar açısından bizim evrimle yaratılmış olmamızın hiç bir önemi yoktur.

 

Onlar hakkında her türlü tasarruf bizdedir. Biz onların Tanrısıyızdır. original.gif 


Saygılar sunarım.

 

 

Kim okurdu kim yazardı, bu düğümü kim çözerdi,

koyun kurt ile gezerdi, fikir başka başka olmasa...


#63 democrossian

democrossian

    Kıdemli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPip
  • 1.925 İleti

Gönderi Tarihi: 08 Eylül 2013 - 21:02

Henry Poincare yaşarken anlaşılamamış bir dahi idi. Köprünün üzerinde oturur, saatlerce suda oluşan girdapları izler, bir tekinin bile diğerine benzemediğini gözlemler, düşünürdü. Girdaplar ne aynı yerde oluşuyor, ne de biçimleri benzer oluyordu. Hiç bir tekrar oluşmuyordu. Kaos teorisi yavaş yavaş kafasında biçimleniyordu. Suyun akışı ve aktığı hacim aynı ise, neden girdaplar tekrarlanmıyordu? Bir girdap nerede oluşacak ve nasıl biçim alacak, niye tahmin edemiyordu? Bunu her şeyin belirlenebilir olduğunu söyleyen klasik determinizmle nasıl bağdaştırabilirdi?

 

Tüm ömrü bu soruları yanıtlayarak geçti. Kimsenin anlayamadığı eğriler çizdi, sayfalarca formüller, denklemler yazdı. Fiziği olduğu kadar matematiği de çok iyi biliyordu. 1912 de öldüğünde bir çok bilimsel çalışma bıraktı. Hiç kimse ne anlattığını anlayamadı. Ama çalışmaları saklandı. Fizikte herkes rölativite ve belirsizlik tartışmalarına odaklandığı için Poincare'nin notlarına yoğunlaşan olmadı.

 

1974 yılına gelindiğinde Mitchell Feigenbaum konuyu ele aldı. Kaos teorisi yüzünden sigaraya başladı. Dumanın kıvrımları hiç hava akımı olmaksızın neden sürekli biçimden biçime giriyordu? Los Alamos polisi ondan kuşkulandı. Bu adam sürekli dolaşıp bulutlara bakıyordu. Hatta devlet boş işlerle uğraşıyor diye bazı bilimsel yetkilerini kısıtladı.

 

Fakat artık yol açılmıştı. Ard arda kaos teorisi ile ilgili araştırmalar ve çalışmalar, bilimsel yayınlar gelmeye başladı. Sonuçta kaos, en ilgi çeken teori haline geldi. Poincare, bunları önceden öngördüğü için modern determinizmin kurucusu olmuştur.

 

Ancak kuantum teorisi ile determinizm Heisenberg'den sonra bir kez daha çökertilmek istenmiştir. Bu tartışma determinizm lehine büyük ölçüde dönse de, tartışma bitmiş değil. Bu seferki uzun sürecek, çünkü kuantum çok fazla küçük şeylerle uğraşıyor.


Rastlantının nedenleri vardır. Petronius

#64 Canraşit

Canraşit

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 3.414 İleti

Gönderi Tarihi: 08 Eylül 2013 - 21:17

Tüm ömrü bu soruları yanıtlayarak geçti. Kimsenin anlayamadığı eğriler çizdi, sayfalarca formüller, denklemler yazdı. Fiziği olduğu kadar matematiği de çok iyi biliyordu. 1912 de öldüğünde bir çok bilimsel çalışma bıraktı. Hiç kimse ne anlattığını anlayamadı. 

 

" Newton, matematik astronomiye çok sayıda problem getirmişti. EulerLagrange veLaplace bu alanda çok ileri adımlar attılar. Bu matematikçiler ulaşılmaz devler gibi görülüyorlardı. Cauchy, karmaşık fonksiyonlar kuramını geliştirince, Poincaré'ye bir depo silah kalmıştı. İşte bu kuvvetli silahlarla gök mekaniği Poincaré gibi dev bir matematikçiyi bulmuştu. Böylece, matematik astronomi son şeklini Poincaré ile buldu. Bu alandaki en büyük başarısını 1889 yılında üç cisim problemiyle elde etti. İsveç Kralı II. Oscar, n cisim problemini yarışmaya sundu. Poincaré bu n cisim problemini çözemedi. Fakat,WeierstrassHermite ve Mittag-Leffler'in de bulunduğu jüri, dinamikteki diferansiyel denklemlerin genel tartışması ve üç cisim problemi üzerindeki denemesi nedeniyle bu ödül Poincaré'ye verildi. 2500 kronluk ödülü Poincaré aldı ve Fransa da İsveç Kralından aşağı kalmamak için ona Fransızların büyük bir rütbesini verdi. "  

 

( tr.wikipedia.org )


Saygılar sunarım.

 

 

Kim okurdu kim yazardı, bu düğümü kim çözerdi,

koyun kurt ile gezerdi, fikir başka başka olmasa...


#65 democrossian

democrossian

    Kıdemli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPip
  • 1.925 İleti

Gönderi Tarihi: 08 Eylül 2013 - 21:39

Fakat artık yol açılmıştı. Ard arda kaos teorisi ile ilgili araştırmalar ve çalışmalar, bilimsel yayınlar gelmeye başladı. Sonuçta kaos, en ilgi çeken teori haline geldi. 

 

Konuya en çok yoğunlaşanlar Swinney ve Gollub oldu. Ödenek alamamalarına karşın kendi olanakları ile kurdukları lazer ölçümlü ve bilgisayar analizli düzeneklerle sıvılardaki türbülansı incelediler. Aldıkları sonuçlar heyecan vericiydi. Türbülansları öngörülebilir hale getirmişlerdi. Fakat değişik sıvılarla yaptıkları gelişmiş deneylerde yine kaos türbülansa egemen oldu. Öngörü kayboldu. Bir noktadan sonra türbülansı öngöremiyorlardı. Fakat o yıllarda kullandıkları bilgisayarlar masaüstüne konan türden değildi.

 

Sonuçta işe David Ruelle el attı. Ve Floris Takens. İkisi bir yarışa girdiler. Takens işi felsefeye döktü. "Hiç tanrıya şu kahrolası evreni yarattığını hatırlayıp hatırlamadığını sordunuz mu?" dedi.

 

Ruelle işi daha bilimsel düzeyde ele aldı ve "Rastlantı ve Kaos" adlı ünlü eserini yazdı. Bu kitap klasik determinizmin modern determinizme dönüşümünün öyküsüdür. Son derece bilimsel olmakla birlikte, konu halen bilim ile felsefe arasındaki geçiş köprülerinden biri olma durumunu sürdürüyor. Çünkü, kaosun ünlü söylemindeki gibi:

 

Pekin'de kanat çırpan bir kelebeğin, Florida'da patlayacak bir tayfuna katkısını ölçecek durumda değiliz... 


Rastlantının nedenleri vardır. Petronius

#66 democrossian

democrossian

    Kıdemli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPip
  • 1.925 İleti

Gönderi Tarihi: 08 Eylül 2013 - 22:15

"Hiç tanrıya şu kahrolası evreni yarattığını hatırlayıp hatırlamadığını sordunuz mu?" dedi.

 

Bu söze her zaman gülerim. Takens iri yapılı, bazen nezaketi bir kenara bırakan bir İskandinavdı. Aslında bu sözün Einstein'in "tanrı zar atmaz" sözünden daha ünlü olması gerekirdi. Fakat Takens'i pek bilen yoktur. Bence bu söz ile tanrıya inanmadığını anlatmış. Ben bunu tanrı kavramından başka peygamber kavramına da uyarlarım.

 

"Hiç Muhammed'e ayet diye neler söylediğini hatırlayıp hatırlamadığını sordunuz mu?" Bence bu iyi uyarlama. Hiç sanmıyorum ki ayet diye söylediklerinin toplamının neye ulaştığını biliyor olsun. Kesinlikle bilmiyordu. Yoksa ortaya böyle karmakarışık, tekrarlı, hafızlara bunalım geçirten, hiç bir sistematiği olmayan bir çorba çıkmazdı.

 

Sağlığında derlemediği bu sözleri sonradan derlemeye kalkışanlar da akla karayı seçmişler. Sonunda bir düzene koyamayacaklarını anlayıp rasgele birleştirmiş, sureler oluşturmuş ve görünürde bir bütünlük var gibi gösterip bu işten kurtulmuşlar. Bütünlük ise surelerde bile yok. Tamamında hiç yok. Adeta kağıt hurdalığından sayfalar seçip ciltleyip sözde bir kitap yapmaktan farksız bir şey. Sure dedikleri bölümlerin isimlerini de içindeki bir kelimeye göre yazıvermişler. Hiç "bakara" diye sure olur mu yahu? Anlamını yazsam, "kime diyorsun, bana mı?" diye kızan olur!

 

Yani şimdi şehadet kelimesi denen bir cümle var. Bunu söyler, tanrının birliğine ve elçisine şahitlik ediyorum derken, tanrıya sormadınız, evren diye bir şey yarattığını hiç hatırlıyor musun? demediniz. Elçisine sormadınız, bize kitap diye ne bıraktığını hiç hatırlıyor musun? demediniz. Peki siz neye şahitlik ediyorsunuz kuzum? Hakkında hiç bir şey bilmediğiniz bir şeylere şahitlik ederek çıktığınız bu yoldan ne beklenebilir?  


Rastlantının nedenleri vardır. Petronius



Cevap ekle