İçeriğe atla


Fotoğraf

Basbakan'in 1980 Yili Yemini ve Gecmiste Soyledikleri


Bu başlığa 6 cevap verilmiş

#1 evrensel-insan

evrensel-insan

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 7.231 İleti

Gönderi Tarihi: 25 Mart 2013 - 04:02

"Ben Muhammed Müslüman ümmetindenim. Türkiye dinsiz, laik bir memleket
haline gelmiştir. Hayatımı Mustafa Kemal dinsizliği ile savaşa
adayacağıma, Türkiye'yi bir din ve şeriat devleti haline getirmek için
mücadele edeceğime, Kemal Paşa zamanında çıkarılan dinsiz kanunların
tatbikini önleyeceğime, kısa zamanda ümmet esasına dayanan, şeriat
devletinin kurulması için çalışacağıma, dinim, Allahım ve bütün
mukaddesatım üzerine yemin ve kasem ederim."

 

Recep Tayyib ERDOĞAN

 

Bu metin Trabzon Tire Askeri Arşivi'nde mevcuttur.

 

* elhamdulillah şeriatçıyız. (21.11.1994 milliyet)
* yılbaşına karşıyım. (19.12.1994 sabah)
* ben tekkeye değil dergaha gittim. (22.1.1997 gözcü)
* ata'ya saygi duruşunda sap gibi ayakta durmaya gerek yok.(12.5.1994 hürriyet)
* 10 kasım'da yaygara kopartıldı. (14.11.1994 hürriyet)
* içki yasaklansın. (1.5.1996 hürriyet)
* istanbul'u medine yapacağız. (akis)
* bütün okullar imam hatip yapılacak. (17.9.1994 cumhuriyet)
* ben istanbul'un imamıyım. (8.1.1995 hürriyet)
* mayo reklamı şehvet sömürüsüdür. (6.3.1996 hürriyet)
* milli piyango zulumdür. (29.9.1994 hürriyet)
* taksim'deki caminin temelini inşallah atacağız. (1.7.1994)
* cumhurbaşkanı'nın imam hatipli olacağı günler yakındır. (5.2.1996 akit)
* sarık operasyonu çok komik. (15.5.1995 sabah)
* yeşil (kaldırım rengi) medeniyettir. (25.6.1994)
* ben, meclis'in dua ile açılmasından yanayım. (8.1.1996 milliyet)
* imamlar da nikah kıysın. (9.5.1995 milliyet)"Sadece imamlar resmi nikah kiysin" (9.5.1995 Milliyet)

"Ben Millet Meclisi'nin de dua ile açilmasyndan yanayim" (8.1.1996 Milliyet) (Belediye Baskanligi döneminde Belediye meclisinin her acilisi Istiklal Marsi yerine Kuran okunarak yapilmistir. Yine böyle bir duali açilistan sonra bunu söylüyor.)

 

1999 - Pınarhisar Cezaevi
"Başbakanlık koltuğuna oturmadan ölürsem gözüm arkada kalır. Allah nasip ederse bir nihai hedefim Çankaya Köşkü'ne çıkmaktır."

 
"Türkiye kendine din olarak Kemalizmi almis ve ba?ka hiçbir dine hayat hakki tanimayarak kitlelere zorla dikte ettirmistir..."
"Türkiye'nin yarininda artik Kemalizme ve Kemalizm benzeri rejimlere, sistemlere yer yoktur. Kemalizmin yeniden kendini üretmesi söz konusu degildir. Bizim için en üst belirleyici, Islam'in etkileridir. Her sey ona göre belirlenir."


"Camiler kisla, minareler süngü, kubbeler migfer, müminler askerimizdir."

"Demokrasi bizim için bir amaç degil, araçtir. Amacimiza ulasana kadar demokrasiye bagliyiz."


"Demokrasi bizim için bir tramvaydir. Istedigimiz duraga gelince ineriz."

"Türkiye'yi eyaletlere bölmek lazim.Merkezi yönetimin bir takim yetkileri bunlara verilmelidir.Belediye Baskanlari da bu konuda en yetkili olmalidirlar. O bölgelerdeki her türlü egitimde bunlara birakilmalidir."


"Hem laik, hem müslüman olunmaz. Ya müslüman olacaksin, ya laik. Ikisi birarada olunca ters miknatislanma yapar. Mümkün degil, ikisi birarada olamaz."


"Referansimiz islamdir. Tek hedefimiz islam devletidir."

Oglunun nikah davetiyesindeki tarih:

"29 Zilkade 1421"

(Nikah tarihi olarak Arap takvimindeki tarihi kullaniyor)


"1.5 milyarlik islam alemi, müslüman milletimizin ayaga kalkmasini sabirsizlikla bekliyor. Kalkacagyz, bu ayaklanma baslayacak."


"Bir tutturmuslar laiklik elden gidiyor diye, millet isterse tabii ki gidecek be."

"Kadin nereye isterse oturur, Sana ne yaa! Ayip yaa!"


(Kars'ta AKP toplantisinda kadinlarla erkeklerin
ayri yerlerde oturtulmasini elestiren gazeteciye)


"Bana verilen maas çok düsük, yetmiyor. Sen ne kadar maas aliyorsun?"

(Almanya Basbakani'na)


"Ben müslümanim diyenin ayni zamanda laikim demesi mümkün degil"

"Fazla içmedin degil mi? Agzin içki kokuyor."

(Avusturya'nyn Ankara Büyükelçisi'ne)


"Dur dinle be!.. Dur dinle!.. 9 ay 10 gün be!.."

(Seçim konusmalari sirasinda vatandasa)


"Yahu, bu millet yatyp kalkip size mi çalisacak."

(Erzurum'da çiftçilere sesleniyor)


"Sana mi kaldi türban konusunda karar vermek, bu
ulemanin isidir. Ulema ne diyorsa o olur."

(Avrupa Insan Haklari Mahkemesi'ne)


(Danistay'in türban karari konusunda)

"Efendi sen kim oluyorsun, buna mecelle (seriat hukuku) karar verir"

(Bir kaç hafta sonra isareti alan seriatçi bir terörist
Danistay'i basti ve türban karari veren Danistay üyelerini
silahla taradi, Danistay üyesi bir hakimi öldürdü.)


"ABD'de özgürlük anlayisi var ama benim ülkemde yok"

(Benim ülkem özgür degil diye, ABD gezisinde ülkesini Amerikalilara sikayet ediyor.)


"Ulan terbiyesizlik yapma! Artistlik yapma ulan! Hadi anani da al git burdan"

(Mersin'de bir vatanda?a)


Cumhurbaskani tarafindan onaylanmayan yüzlerce atamanin vekaletlerle yürütülmesi konusunda:

"Biz hukuka aykiri bir sey yapmiyoruz. Mecelle'de
(seriat hukuku) böyle bir kaide var."


"Askerlik yan gelip yatma yeri degil"

(Sehit yakinlarina)


"Kendisine kefilim, babam gibi güvenirim, Ona kendime inandigim gibi inaniyorum."

(Birlesmis Milletler tarafindan tüm dünyada terörist ilan edilen ve aranan El Kadi hakkinda)


"Onlari hoplatacagim."

(Terörist El Kadi'yi elestiren muhalefet üyeleri ve gazetecilere)


"Cumhurbaikani'nin imam hatipli olacagi günler yakindir." (5.2.1996 Akit)

2002 seçimlerinden hemen önce ve Basbakan olunca:

"Ben geliserek degistim."


Basbakanliginin 4. yilinda:

"Ben hiçbir zaman degismedim. Islami fikirler degismez."

 

 

Evet bir yerde ulke ve toplumun "nereden nereye geldigini" algilamak adina; her zaman en saglikli ve tutarlisi gecmise bir goz atmaktir.


Evrensel-Insan - Yapilandirmaci Epistemoloji / Qua Felsefesi / Serbest Dusunurluk / Devrimci Sorgulama / Numenal Devrim - Evensel-Insan Zihniyeti


#2 SasukeUchîhâ

SasukeUchîhâ

    Yeni Üye

  • Φ Üyeler
  • Pip
  • 89 İleti

Gönderi Tarihi: 25 Mart 2013 - 13:03

Uyumaya devam... Anlamiyorum bu kadar seyin karsisinda hala...

#3 evrensel-insan

evrensel-insan

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 7.231 İleti

Gönderi Tarihi: 25 Mart 2013 - 17:01

Uyumaya devam... Anlamiyorum bu kadar seyin karsisinda hala...

Unutma ki o zeki Alman halki; Hitler zamaninda resmen kroki olmustu. Bugun bile hala o gunlerini aciklayamiyorlar.


Evrensel-Insan - Yapilandirmaci Epistemoloji / Qua Felsefesi / Serbest Dusunurluk / Devrimci Sorgulama / Numenal Devrim - Evensel-Insan Zihniyeti


#4 evrensel-insan

evrensel-insan

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 7.231 İleti

Gönderi Tarihi: 25 Mart 2013 - 17:52

"bilim ve teknolojinin tek ihtiyacı daha imanlı bilim adamlarıdır.bunu sağlayabilmek için tübitak'a el koyuyoruz."

(quantum, 15.11.2005 21:30)

 

16.10.2005 - Milliyet
"Ben ülkemi pazarlamakla mükellefim."

2004
"Maaşım yetmediği için ticaret yapıyorum."

"Büyük Ortadoğu Projesi'nin eş başkanıyım... "
 


Evrensel-Insan - Yapilandirmaci Epistemoloji / Qua Felsefesi / Serbest Dusunurluk / Devrimci Sorgulama / Numenal Devrim - Evensel-Insan Zihniyeti


#5 SasukeUchîhâ

SasukeUchîhâ

    Yeni Üye

  • Φ Üyeler
  • Pip
  • 89 İleti

Gönderi Tarihi: 26 Mart 2013 - 11:23

Sssttt ulkemin uykusu var.... :(

#6 evrensel-insan

evrensel-insan

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 7.231 İleti

Gönderi Tarihi: 26 Mart 2013 - 19:55

Daha once toplum "Atam izindeyiz" deyip, izne cikmisti!

 

Izinden dondukten sonra da uyumaya mi basladi? Yoksa izindeyken uyua mi kaldi?


Evrensel-Insan - Yapilandirmaci Epistemoloji / Qua Felsefesi / Serbest Dusunurluk / Devrimci Sorgulama / Numenal Devrim - Evensel-Insan Zihniyeti


#7 evrensel-insan

evrensel-insan

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 7.231 İleti

Gönderi Tarihi: 10 Ocak 2016 - 17:17

Aslinda yukarida diktatorun gercek "amaci/yuzu" kendi soylemleri ile ve fiili uygulamalari ile aciklanmis.

 

Yalniz, dediklerini yapabilmesi icin gelmesi gereken mercilere gelebilmek adina ve bugun ise mercilere geldikten sonra onlari inkar etmesi adina, bazi tarihi soylemleri var.

 

Yani diktatoru "demokratik, sosyal, cozum onerici" gosteren soylemler. Kisaca hipokritik eylem ve soylemleri

 

Bunlardan ilki, tam da bugun kendi bugun guneydogu anadolu'da yaptiginin benzerini yapan, o devrin iktidarina yonelik soyledikleri;

 

 

 

Erdoğan konuşmasında dönemin iktidar partisi Anavatanı "İktidara geldiği günden bu yana bu hükümet Güneydoğu Anadolu'da, Türkiyemizin genelinde acaba kaç bin kişinin katline hükmetti." diyerek eleştirirken  "Ben size söyleyim mi? Bu hükümet yargılayarak öldürmez, yargılamadan öldürür. Bunların sıfatı budur." diyor.

 

"YARGILANMADAN KATLEDİLMİŞLERDİR" Erdoğan konuşmasına ise şöyle devam ediyor: Güneydoğu'daki insanlar yargılanmadan katledilmişlerdir. Günahsız katledilmişlerdir. Evet Bunların içerisisnde suçlu olan yok mu, evet amenna  olabilir vardır. Onları bulursun, yargılarsın ondan sonra da hükmedersin.

 

Iste tam da bugun guneydoguda olanlar ile ilgili, diktatorun kendi partisinin devleti hukumeti icin kendi agzindan soylenecek sozler.

 

Ikinci bir ornek, HDP soyledi diye suc duyurusunda bulundugu ve dokunulmazliklarinin kaldirilmasi icin anayasayi ihlalederek, yargiya talimat verdigi ozerklik konusu. 

 

Bakin kendisi bu konuda ne demis?

 

 

 

30 Mart 2013 tarihinde Başbakan olan Tayyip Erdoğan’ın yaptığı  açıklama:

“Dünyada gelişmiş ülkelere bakarsanız bunların hiçbirinde eyalet korkusu diye bir şey yok. Tam aksine, eyalet yapılanmaları o güçlü ülkelerde çok daha süratle kalkınmayı getiriyor. Bu güçlenme alametidir. Gelin bizim tarihimize, Osmanlı’ya baktığımız zaman Lazistan eyaleti, Kürdistan eyaleti var. Güçlü Türkiye asla eyalet sisteminden korkmamalıdır. Siz eyalet sisteminde de üniter yapıyı muhafaza edebilirsiniz. Belediye başkanlarını seçiyoruz da valileri niye halk seçmesin?”

 

Son ornek te, genelanlami ile "kurd sorunu" uzerine.

 

Kendisi daha once baslattigi "cozum surecini" iktidara tek basina gelemedigi icin, fiili olarak durduran ve 180 derece donerek "kurd sorunu yoktur" deyip; 7 haziran sonrasi ve 16 Agustos sonrasi anayasaya aykiri olarak ve de orduyu katarak baslattigi fiili "guvenlikli bolgesi/sokaga cikma yasagi bolgesi" ilan ettigi yerlerde, yasam suren kurd kokenli halkin uzerine silahli polisi ve askeri surmesi,sivil katliamlara emir vermesi, sehirlerin ilcelerin her turlu yapisinin bombalanmasina emir vermesi ve insanligin en bas hakki olan yasam ve gunluk ihtiyac saglama hakkini elinden almasi ve hala bunun fiili yasami gundemde iken, kendisi bakin gecmiste kurd konuisu ile ilgili HDP'yi aratmayacak neler soylemis. 

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 24 yıl önce hazırladığı Kürt sorunu raporunda neler demişti?

 

18 Aralık 1991 tarihinde hazırlanıp RP Genel Başkanı Necmettin Erbakan’a sunulan 'Kürt Sorunu ve Çözüm Önerileri' başlıklı raporda, “Bugün ‘Doğu’ veya ‘Güneydoğu Sorunu’ olarak adlandırılan sorun, aslında bir ‘Kürt Sorunu’dur. Bugün Doğu ve Güneydoğu olarak adlandırılan bölgeler, tarihin en eski devirlerinde ‘Kürdistan’ olarak adlandırılan coğrafyanın içinde yer alan bölgelerdir” Kürtler’in konuştuğu dil olan Kürtçe, Türkçe’yle ilgisi olmayan müstakil bir dildir...ifadeleri yer almıştı.

 

"Halk iki terör arasında sıkıştı"

-Türkiye’nin Güneydoğusu bugün hâlâ geri kalmışlık sorunuyla yüz yüzedir. Bölgede 'Kürt Sorunu' dolayısıyla olağanüstü yasalar uygulanmakta ve bölge geniş yetkilere sahip olan genel bir vali tarafından idare edilmektedir. 1985’ten itibaren başlayan PKK saldırıları dolayısıyla bölge bir yanda devlet terörü, öbür yanda da PKK terörü arasında sıkışıp kalmaktadır. Bölge halkı PKK’ya bir biçimde arka çıktığı gerekçesiyle sürekli baskı ve işkence altında tutulmaktadır. Özel Tim’in bölgedeki uygulamaları âdeta hesap dışıdır. Bölgede yaşayan insanların ne mal ve ne de can güvenlikleri söz konusudur. İnsanlara bölgede gerektiğinde '*********' bile yedirilmektedir.

 

-Demokratikleşme ve insan hakları noktasında Güneydoğu son derece geridir. Yakın bir zamana kadar anlamsız ve çağdışı Kürtçe yasağı dolayısıyla bölge insanları hayli baskılarla yüz yüze gelmiştir.

 

............................................................................

"Özel timlerle bu iş çözülemez"

 

-Bugün Güneydoğu’da PKK eliyle sürdürülen Kürt silahlı mücadelesi şehre inmiştir. Devlet, kontrgerillasıyla, özel timiyle, harcadığı trilyonlarca lirasıyla, köy korucularıyla vs. bu sorunun üstesinden gelinemeyeceğini artık anlamış bulunmaktadır. Kemalist Devletin geleneksel zora ve silaha başvurma yöntemi artık iflas etmiştir.

 

"Kürtler kopmak istemiyor"

Kürtler ne mi istemektedirler? Çoklarının zannettiği gibi Kürtler, Türkiye’den kopmak istememektedirler. En azından Kürtlerin büyük çoğunluğu Türklerle birlikte eşit ve gönüllü bir birliktelik oluşturmak istiyorlar. TC Devleti’nden kopup bir Kürt devletini kurma düşüncesini marjinal Kürt unsurlar savunmaktadırlar. Gerçi bunlar da yakın vadede değil ancak uzun vadede bunun mümkün olabileceğini söylemektedirler. Kürt halkının büyük bir çoğunluğu Kürt ulusal kimliğinin tanınmasını ve Kürt kültürünün geliştirilmesini istemektedirler. Dahası ve en önemlisi, kaç zamandan beridir kendilerine yönelik baskıların son bulmasını dilemektedirler. Yaşadıkları bölgenin iktisadi ve sınai açıdan kalkındırılmasını beklemektedirler. İnsan hakları temelinde özgürlükler istemektedirler.

 

-Dış dünyada meydana gelen değişmelerin içerde yol açtığı zorunlu zihinsel değişimler ve en önemlisi de PKK ile sürdürülen geleneksel zora dayalı yöntemin başarısızlığa mahkûm olduğunun anlaşılması, Kürt sorununa 'tam demokrasi' ve 'kültürel çoğulculuk' temelinde yaklaşmayı beraberinde getirmiştir. Cumhurbaşkanı Özal’ın ilk defa Kürt varlığını tanıdıklarını ilan etmesi ve sonraki günlerde “Federasyon da dahil her konu tartışılmalıdır” türünden demeçler vermesi, Körfez Krizi esnasında Celal Talabani ve Mesut Barzani’nin temsilcisiyle en üst düzeyde görüşmeler yapması, Kürt sorununun yeni bir bakış açısı temelinde konuşulmasına rahat bir imkân sağlamıştır.

 

Raporda çözüm için ne öneriliyor?

Raporun “Bizim görüşümüz ve tavrımız ne olmalıdır?” başlıklı bölümünde öneriler 12 maddede toparlanmıştı. O öneriler şöyle:

 

Kürt sözcüğünü telaffuz edelim: Yeni dönemde RP olarak gelişmelerin gerisinde kalmak istemiyorsak artık Kürt sözcüğünü rahatlıkla telaffuz edebilmeli, Türkiye’de Kürt halkının çektiği onca acıya ve sıkıntıya tercüman olabilmeliyiz.

 

Resmi ideolojiyi sorgulayalım: Türkiye’de 75 yıldan beridir resmi ideolojinin Kürt meselesinde inkârcı, asimilasyoncu, baskıcı davrandığını açık seçik söylemeli ve resmi ideolojiyi yüksek sesle sorgulayabilmeliyiz.

 

Kültürel hakları tanıyalım: Türkiye’de Kürt kimliğinin tanınması ve Kürt kültürünün geliştirilmesi için engelleyici tüm yasaların kaldırılması gerektiğini, Kürtlerin yaşadığı bölgelerde Kürtçe’nin öğrenilmesi ve öğretilmesi için yasal imkânların hazırlanması gerektiğini, bütün bu hakların Türkiye’de yaşayan diğer halklara da -Laz, Çerkez, Gürcü, Arap vs.- tanınması gerektiğini, bu çerçevede Türkiye’nin kültürel bir çoğulculuğa sahip olması gerektiğini savunmak.

 

"İnsan hakları ihlalleri karşısında herkesten önce ve herkesten çok tepki gösterelim"

 

Ana dilde eğitim hakkı verilmeli: Türkiye’de dileyen herkesin kendi anadilinde eğitim-öğretim yapabilmesini savunmak, kitle iletişim araçlarından yararlanmasını savunmak.

 

İnsan haklarına duyarlılık: İnsan hakları konusunda herkesten çok duyarlı politikalar geliştirmek. Bu politikaları somut bir biçimde davranışlara dönüştürmek. Ne yazık ki partimiz bu konuda henüz istenen bir seviyede değildir. Konumuz Güneydoğu olduğu için örnekliği oradan vereyim: Güneydoğu’da kan gövdeyi götürse bile, orada yaşayan halk türlü baskılarla yüz yüze kalsa bile partimizin bu konuda somut adımlar atmadığını görüyoruz. Kınama düzeyinde bile partimiz diğer partilerden geri kalmaktadır. Oysa Güneydoğu’da yaşanan her türlü haksızlıkların karşısına dikilen parti RP olmalıdır. Önerim şu: Bundan sonra bölgede ortaya çıkacak her türlü gelişmeyi yerinde ve zamanında en üst düzeyde heyetler göndererek değerlendirmek, insan hakları ihlalleri karşısında herkesten önce ve herkesten çok tepki göstermek. Bu tavrı bütün bir Türkiye’de göstermek gerekir ayrıca.

 

Gönüllü kardeşliği sağlayalım: Türkiye’de resmi ideolojisi ırkçı, asimilasyoncu ve baskıcı olmayan, Türkiye’de yaşayan herkesin eşit siyasal, sosyal ve kültürel haklar temelinde gönüllü bir birlikteliğini esas alan yeni bir hukuk devleti anlayışını ön plana çıkartmak. Ülke bütünlüğünü bu gönüllü kardeşlik temelinde savunmak.

 

Devlet terörünü de kınayalım: PKK terörünü kınadığımız kadar devlet terörünü de kınamak. Devlet-PKK çatışmasında devletçi bir safta gözükmemek, devletin eleştiri üslubunu benimsememek; “Bölücü”, “Terörist”, “Ayrılıkçı” vs...

 

"Kürt sorunun çözümü için neler önerdiğimiz açıklıkla ortaya konulmalı"

 

Her tür ırkçılığa karşı çıkalım: Her türlü ırkçılığa karşı çıktığımızı, Türk ırkçılığına da Kürt ırkçılığına da karşı çıktığımızı ilan etmek ve bunu davranışlarımızla göstermek.

 

İslamiyet’ten yararlanalım: Güneydoğu’da RP’nin diğer partilerden şanslı bir yanı var. O da inanç partisi olmasıdır. Müslüman Kürt halkının problemleriyle yukarıda belirttiğimiz yaklaşımlar çerçevesinde ilgilenildiğinde RP büyük bir başarı kazanacaktır.

 

Küsenleri geri kazanalım: Güneydoğu’da ittifak dolayısıyla RP’ye küsen veya küstürülen insanlarımızın geri kazanılmasını sağlamak. İttifak’ın getirip götürdüklerinin parti içinde bir özeleştiriden geçirilmesi ve bunun münasip bir dille kamuoyuna anlatılması gerekmektedir. RP, Türk ırkçısı MÇP ile işbirliği yapan milliyetçi-muhafazakâr-sağcı bir parti şeklindeki eleştirilerden yakasını ancak böylelikle kurtarabilir. Bu özeleştiri veya değerlendirme süreci, İttifak’tan dolayı RP’den kopan arkadaşları tekrar kazanmaya, hem de bölgeye dönük yeni taktik ve stratejilerin daha aklı başında bir biçimde belirlenmesine imkân sağlayacaktır.

 

Bir Kürt politikası oluşturalım: Artık RP’nin de bir Kürt politikası olmalıdır. Bu konuda düzenlenecek parti içi tartışmalarla, yazarlarımız ve araştırmacılarımızla yapacağımız müzakerelerle ve düzenleyeceğimiz ilmi sempozyumlarla RP’nin Kürt sorununa nasıl baktığı ve sorunun çözümü için neler önerdiği açıklıkla ortaya konulmalıdır. Bu çerçevede bir programa sahip olmalıyız diyorum.

 

Bölgede yeniden yapılanalım: Güneydoğu’daki teşkilatlarımız düzenli örgütlere dönüştürülmeli. RP’nin yeni dönemde bölgede yeniden güç kazanması içini ittifak dolayısıyla ayrılan arkadaşlarımızın bölgede önemli görevlere getirilmesi gerekir. Bölgedeki görevlilerin bölge sorunlarını iyi bilmeleri, kültürlü insanlar olmaları ve teşkilatçılığı da modern biçimde götürebilecek evsafta olmaları gerekir.

 

Bugunku diktatorun ve onun gudumundeki AKP savas ve terror devleti ve hukumetinin kurd nufusunun oldugu bolgelerde uyguladigi her turlu insan hakkini ve anayasayi ihlal eden ve yasam ve gunluk ihtiyac cenaze alma ve gomme hastalarin tedavisi v.s. gibi uluslararasi haklari bile ihlal eden, bebekleri cocuklari katleden fiili durumu gordukce ve yasadikca, yukarida soylenenlerin soyleyeninin dictator olduguna kimsenin inanasi gelmiyor.

 

Demekki diktatorun tum politikyasami bir yalan ve kandirmaca imis.

 

Bu gun gectikce ve uygulamalarina baktikca, daha bir netlikkazaniyor.

 

Aci olan ise, yukaridakilerini soyleyebilecek kadar bir beyne sahip olan diktatorun, kendi yaptiginin kendi elestirdiginin yaptigini "fersah fersah asmasi"

 

Politikada biatin itaatin ekonomik cikarin yayinda bir de guven olmasi gerekir.

 

Iste ben asil, AKP'ye destek verenlerin, AKP'ye guven konusunda ne dusunduklerini merak ediyorum. 


Evrensel-Insan - Yapilandirmaci Epistemoloji / Qua Felsefesi / Serbest Dusunurluk / Devrimci Sorgulama / Numenal Devrim - Evensel-Insan Zihniyeti




Cevap ekle