Gönderi tarihi: 6 Şubat , 2011 15 yıl Çok fazla sayıda kuramsal boyut öngörülüyor, fakat onları söz konusu etmeden: Zaman boyutunun bilinen üç boyuta dördüncü boyut olarak eklemlenmesi bile henüz sorunlu bir kuram. Neden derseniz, üç boyutta istediğimiz şekilde hareket edebiliyoruz. ister kuzeye, ister güneye, ister aşağı, ister yukarı. Bu hareketlerde bir sorunumuz yok. Ama zaman boyutunda böyle mi? Sıkıysa bir salise geri git bakalım! Bir salise ileri atla! Zaman boyutunun bu kadar kısıtlayıcı ve zorlayıcı oluşu neden? Niye diğer boyutlardan ayrılan böyle çok önemli bir farkı var? Ben şöyle söyleyeyim: Üç boyutta tamamen özgür olduğumuz aslında doğru değil. Evet elimizi veya bir makinenin kolunu hassas biçimde üç boyutta gezdirebiliyoruz. Ama bu aslında boyut içinde boyutlar olduğunun bir kanıtı. Büyük kapsamlı boyutlar içinde özgür üç boyutumuz var aslında. Büyük kapsamda aslında büyük ölçüde yer yüzü boyutu ile kısıtlıyız. Yerin merkezinde milyarlarca ton demir ve nikel var. Bir gramını alabilmemizin bir yolu yok. Tüm demir ve nikel ihtiyacımızı yerkabuğundan temin etmek zorundayız. Uzayda da bir çok cisim var, ama ulaşmamız hiç kolay değil. Sadece yeryüzünde kısıtlı bir hareket alanında özgürüz. Kaldı ki zamanın da yüksek, ışık hızına yakın hızlarda akışının yavaşlatılabileceği gösterildi. Ama yine de zaman sanki dördüncü boyut, bildiğimiz sıradan boyutların bir dördüncüsü değil gibi geliyor, zamanın bir ayrıcalığı, bir farklı özelliği, bir bir... Bir sırrı var gibi değil mi? Elbette, kesinlikle... Asla evrende kolay bir sorunun önünde durmuyoruz. Belirlenimciliğimiz, yani determinizm felsefemiz evrenin gizleri karşısında çok ama çok zayıf bir ışık yayıyor. Mumun dibine ışık vermemesinden çok çok daha vahim bir belirlenim sancısı çekiyoruz. Evrenin ve zamanın derinliklerine bir projektör tutma şansını henüz hiç yakalayamadık. Ama insanlık yılmamıştır, yılmayacaktır. Amundsen insanı ısıran, canlı canlı yiyen soğuk canavarı ile acılar içinde boğuşarak güney kutbuna ulaştı. Orada altın mı vardı, ulaşıp ne yapacaktı? İnsanı parmaklarından başlayıp ısısra ısıra kopararak yiyen soğuk canavarıyla acılar içinde boğuşmasının gerekçesi neydi? Bilmek... Anlamak... Belirlenim. Bu bir savaş ve yılmaz kahramanları olan amansız bir savaş...
Katılın Görüşlerinizi Paylaşın
Şu anda misafir olarak gönderiyorsunuz. Hesabınız varsa, hesabınızla gönderi paylaşmak için ŞİMDİ OTURUM AÇIN.
Eğer üye değilseniz hemen KAYIT OLUN.
Not: İletiniz gönderilmeden önce bir Moderatör kontrolünden geçirilecektir.