İçeriğe atla


Fotoğraf

13 yaşında bir kız ile evli olan 35 yaşında dul bir kadın Zeynebi alması!


Bu başlığa 21 cevap verilmiş

#1 Komicalparadox

Komicalparadox

    Yeni Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • Pip
  • 1 İleti

Gönderi Tarihi: 14 Eylül 2010 - 20:36

Komical Paradaox
hazreti aişe 9 yaşında evlenmiştir. deniliyor
peygamberim Hazreti zeynebi aldığı sene ise hazreti aişenin yaşı 13 olur
neden 35 yaşındaki halasının kızı zeyneb ile evlendi...
BU KomicalParodox !

halasının kızı onun ellerinden büyümüştü.. zeyde vermden evvelde pek ala kendidne alabilirdi
BU komicalparodox!

hem sonra ! 55 yaşında hiç bir erkeğin 13 yaşıda bir kızla evli durumunda iken..
yanına başka birini alacağını sanmıyorum
Hazreti haticenden çekindiği İçin zeynebi kendi almadı zeyde verdi.. denebiliyor
bu yeterli tatmin edici bu durumu açıklayacak bir cevap değil !
bu söyleneni kabul etmiş olsak !
tarihi nakilere göre hazreti heticenin ölümünden 9 sene sonra halasının kızı hazreti zeynep ile evlenmiştir..
demek ki bize söylenen önünümze sürelen yanıtta komicalparodox !

hazreti haticenin ölümünden sonra 40 yaşındaki peygamber 50 küsür yaşında sevde ile evledi...
KomicalParadox !


hazreti aişe ile evliliğinden 2 sene sonra kendisinden 5-10 misli düşman birliğini karşı kılıcını kuşsandı savaşa gitti..
şehvetine düşkün olan bir insan 2 senelik şehevi evlilikten sonra böyle bir savaştan kaçar
komicalparadox !

hazreti aişe ile evli iken bedir savaşında kocasını kaybeden ömerin kızı hafzayı aldı
ömer.. kızını ilk önce osmana teklif etti osman almadı (belkide beğenmedi)
ebubekire teklif etti oda almadı.. (oda beğenmedi)
ömerin halini gören peygamber ömerin kızını aldı...
ondan sonra..
cahiliye döneminde bile fakirlerin annesi lakabıyla ünlü olan yne dul bir kadın olan zeynebi hüzeymeyi aldı ervlilikleri 2 ay yada 8 ay sürdü
kim belir belkide zeynep hastaydı..
çöl arap fakirlerine sıçak br muhitte temizlik ne kadar olabilir ki
helde bir de çöl fakiri isen.. üzerine çok kir pis olabir..
belkide zeynep hüzeymeye o fakirlerden mikrop kapmış ölmüşte olabilir
fakrilerle haşır neşir böyle bir dul kadınla evlenmesi. şehvet içinse
komicalparodox !

aişe ve hafsa ile evli olduğu halde aynı sene 44 yaşında dul bir kadınla evlendi
kendisinde 56 yaşındaydı o sırada bu evlilik şehevi bir evlilikse
BU komaicalParadox !

628-629 ylılında mısıra gönderdiği mektupta mısır hükümdarının
müslümanlığa davet etmiş hükümdarda ona Mariye ve Şirin aldı iki kız göndermiş
Şİirini başkasına vermiş Mariyeyi kendisinde tutmuş
şehevi dolu bir insansa.. Şiirni başkasına vermesi
BU komicalparodox !

Mariyeyi kendisinde tutması.. Mısır Halkına ve hükümdarına karşı saygıda olabilir ?
hz. ömer mısır kolaycacık almıştır..
hareminde 13 yaşında büyümüş bir kız.. hafsa. 46 yaşında bir kadın ve mısır hükümdarının gönderdiği güzel bir cariyeolan mariye varken
628-629 yılında 35 yaşındaki halasının kızı hazreti zeynebi alması dinsizlerin dediği gibi şehveti içinse..
KomicalParodox !

hazreti haticeden çekindiği için zeynebi zeyde verdi kendi almadı sözleri
komicalPardoxtur

zeyd'den 9 sene sonra zeynebi alan..
hazreti haticenin ölümünden hemen sonrada alabilirdi..
zira zeyd onun azadlısı efendisiydi 1
hazreti Muhamedin evlilikleri şehevi ise
bu çok komik paradoxtur

zeyd savaşa gönderdi.. ölmesini istedi demete komicalparodox
zeyde her gönderdiği savaşta baş kumandan yapmıştır...
bu bekirler ömerler osmanlar Alilerin kumandanı olmuştur
ebu bekekir osman ali onun emri altında olmuştur
ölmesini isteyen adam... onu komutan yapcağını asker yapamaz mıydı kim ne diycekti..
Komicalpardox !

o döenmin sağlık koşulları iyi değidlir insan ömr daha kısaydı..
peygamber bile 63 yaşına kadar yaşamıştır deniliyor
insan ömrün kısa olduğu bir zamanda 55-56 yaşıdna olan bir insan
kendisini ölü sayması gerekirdi...
niye hayatının son günlerini sayan bir insan bütün huzunu sehevisini terk ederek savaşlara katıldı evinde haremde aişenin koynunda kalması daha mantıklı değil mi ?
KomicalParadox !

ben bir müslümanım ve kesinlikle hazreti muhammedin evliliklerini şehvetn için olmadığına var olduğumu bildiğim kadar eminim.. düşünüyorum öyleyse varım
Hazreti Aişenin 9 yaşında evlendiğinide inanmıyorum
başka hadisler onun 14 yaşında nişanladığını 3 sene sonrada evlendiğini söylüyor
ben buna inanıyorum
eğer aişe 9 yaşında evlenmişse ifk hadisesinde 13 yaşındaydı
ifk hadisesi kuranda anlatılırken hazreti aişeye allah hitaben
MÜMÜN KADIN diye hitap ediyor..
13 yaşıda bir kız çocuğuna çocukluğun verdiği zevk ile yaşayan bir kıza
Allah hata yapıp MÜMİN OLAN BİR KADIN diye hitap etmez
o halde diğer hadisi şeriflere bakıp yaşını hesaplarsa.. ifk hadisesinde Aişenin yaşı 22 olur...
o zaman Kuranda MÜMİN KADIN hitabı doğru olur

evlilikleri şehevidir demem için aklımı peynir ekmekle yemem lazım..
EVET ben bir müslümanım ve buna inanmıyorum
SAYGILAR KomicalParadox !

#2 Misafir_demirefe_*

Misafir_demirefe_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 09 Ekim 2010 - 11:10

Zeynep dul değildi, evliydi. Zeyd boşayıp Muhammed aldı. Güzelliği ile dikkat çeken bir kadındı. Zaten de Muhammed'e ölümüne sadakat gösteren Zeyd'e bu sadakatinin bir armağanı olarak verilmişti. 35 yaş ileri bir yaş değil, şarabın tam olgunlaşması ve tadının zirvesine ulaşması gibi bir zamandır.

Hiç savunma psikozuna girilmesin, asıl bu dogmaları her şart ve durumda savunma psikozu komik oluyor...


#3 hanif_42

hanif_42

    Genç Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPip
  • 153 İleti

Gönderi Tarihi: 12 Ekim 2010 - 15:00

Zeynep dul değildi, evliydi. Zeyd boşayıp Muhammed aldı. Güzelliği ile dikkat çeken bir kadındı. Zaten de Muhammed'e ölümüne sadakat gösteren Zeyd'e bu sadakatinin bir armağanı olarak verilmişti. 35 yaş ileri bir yaş değil, şarabın tam olgunlaşması ve tadının zirvesine ulaşması gibi bir zamandır.

Hiç savunma psikozuna girilmesin, asıl bu dogmaları her şart ve durumda savunma psikozu komik oluyor...



Ahzab suresindeki evlatlıkların boşadığı eşlerin evlilik hukukuyla ilgili ayetlerin öncelikle durum tesbitinin yapılması gerekir. Peygamberi tenzih ederek kendisinin şehvi davranmadığına ilişkin surenin konuyla ilgili son pasajı mesajı zaten vermektedir. Asıl olan insanların bu durumu değerlendirirken, gerçeği gördükleri halde ve bu mükellefiyetin ağırlığının nebiye yüklendiği tesbiti ortada dururken kendi iki yüzlülüklerini yada ahlaki değerlerini ortaya sermek adına kendi şehviliklerini peygamber zatına yükleyerek mesajı çarpıtmakta ve o şekilde işlemekteler...Bu ne ironi ne paradoxal bir durumdur...Bu sadece kisvesi ****** olan insanların duruşudur...

'' Selam gönderilenlerin üzerine olsun. Hamd Alemlerin Rabbi olan Allah a mahsustur'' 37 Saffat 181, 182

''Bu insanlara belağattır(bildiridir),Bununla inzar (uyarılsınlar)olsunlar.Ve bilsinler ki Allah (vahiddir)tek bir ilah tır.Ve akıl sahipleri öğüt alsınlar'' İbrahim-52
Tek bir doğru duruş noktası vardır bölünemeyen.........


#4 GeceKuşu

GeceKuşu

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 3.709 İleti

Gönderi Tarihi: 12 Ekim 2010 - 16:50



Paradoksun sözlük anlamı, görünüşte doğru olan bir ifade veya ifadeler topluluğunun bir çelişki yaratması veya sezgiye karşı bir sonuç yaratmasıdır.
Başlık yazısında ifade edilen “Komicalpardox” un ise komik çelişkiler anlamında dile getirildiği anlaşılıyor…

***

Sayın demirefe’nin dile getirdiği gibi;
savunma psikozuna girilmesin, asıl bu dogmaları her şart ve durumda savunma psikozu komik oluyor...” ifadesine katkıda bulunmak…
Ve başlık konusunda ele alınan hazreti Muhammed’in ve eşlerinin o dönemin arap toplumunun dinsel inanış ve çelişkilerinin sonucunda gerçekleşen evliliklerinin, hatasıyla sevabıyla öte tarafta hesabını verdiklerini varsayıp, dinsel inanış ve anlayışların günümüze kadar etkili olan varsayımları üzerine yaşanan gerçekleri farklı bir pencereden ele alıp yaşamın gerçeklikleri karşısında açığa çıkan çelişkileri ele almak istiyorum…

***

(Nedense dedim, çünkü burası çok önemli.
"Ortadoğu Coğrafyası" bir paradox mudur yoksa komik bir çelişki midir? Üzerinde durmak gerekli.)

Nedense? Dünyanın sadece bugün Ortadoğu olarak bildiğimiz coğrafyasına

"Tevrat, İncil ve Kuran-ı Kerim gibi birçok kitabın gönderilmesine ya da yazılmasına vesile olan" Rabb-ül Alem…
"Şimdi kitaplarına baktığında bazı şeyler eksik bıraktığını düşünüyor mudur?

Örneğin;…
Demokritus bile ilk kitabı olan incili göndermeden 500 sene önce atomlardan bahsetmişken…
Göndermiş olduğu kitapların hiçbirinde kâinattaki tüm maddi cisimlerin temel taşları olan atomlardan veya
Tüm hayatı teşkil eden hücrelerden ve DNA'dan bir kere bile bahsetmiyor olmasını bir eksiklik olarak görür mü?

Örneğin;…
Yüce Rabbimiz, kutsal kitaplarında söz etmediği diğer şeyler arasında, bilim adamlarının son yüz yıldır üzerinde kafa yorup hala bir anlam getiremediği..
Kuantum fiziğinin sırları, izafiyet teorisi, dinozorlar,
Yerçekiminin diğer üç temel doğal kuvvetle olan ilişkisi,
Başka dünyalarda hayat olup olmadığı,
Kara deliklerin nasıl işlediği, kâinatın daha ayrıntılı bir şekilde nasıl başlayıp nasıl biteceğine dair bilimsel anlatımı,
Kara enerji ve kara maddenin tam olarak ne olduğu, başka evrenlerin var olup olmadığı...
DNA bulgularının evrim sürecine ışık tutmasına rağmen hayatın derin ve komplike yapısını evrim teorisini de göz ardı ederek,
Kabaca 'Bunları ben yarattım oldu bitti' gibi bir yaklaşımla geçiştirivermesi..
“Evrenin tartışmasız hakimi” olan "Bütün bunları bilen” ve “Bir tek” olan yüce rabbin,
Bir tek kutsal kitabında bile bunlardan bahsetmiyor olması yüce bir güç için “Komicalpardox” mudur?

Örneğin;…
"Son kitabının yarısı cehennem tehditleri ve Tevrattan İncilden alıntı hikayeler,
Diğer yarısı da kaç kadınla evlenilir, ne yenir ne yenmez gibi insanlık için çok? ama çok? Önemli şeylerden bahsederken,
Artık bugün için kadınların genelde erkeklerden daha çalışkan ve daha zeki olduğunun anlaşıldığını...
Yeni bir kutsal kitap daha göndermeye karar verirse eğer,
Tam tersini söyleyip her kadına dört tane tembel beş para etmez erkek verilmesi gerektiğini dile getirip kadınlar hakkında fikirlerini değiştirmiş olabilir mi?

Hamd Alemlerin Rabbi olan Allah'ın kutsal kitaplarında bahsetmeyi unuttuğu ama onun yarattığı insanların ondan ne kadar daha ilginç şeyler keşfedip,
Hatta var olan her şeyin temeli olduğu bilinen atomun yapısı ile ilgili bilgilerin kutsal kitaplardan kat kat değersiz olan ortaokul kitaplarında bile
Kat kat aydınlatıcı olarak yazılıyor, detaylandırılarak anlatılıyor olması nasıl bir şeydir?

“Komicalpardox” mudur? Yoksa “Çelişkiler yumağı” mıdır?

Yaşamın gerçeklerinin önümüzü aydınlatarak yolumuzun aydınlığa çıkabilmesi için,
"Ne?, Neden?, Nasıl?, Ne için? ve Nedense" sorularını varsayım ve dogmalardan uzak yanıtlayabilmek gerekir.






tn_gallery_20009_592_19353.jpg

Herkes Kültürü Kadar Yaşlı,

Bilincinde Olduğu Kadar Olgun,

Öğrenme İsteği Kadar Gençtir...


#5 lc1d18

lc1d18

    Yeni Üye

  • Φ Üyeler
  • Pip
  • 49 İleti

Gönderi Tarihi: 12 Ekim 2010 - 19:24

cinselliğin zirve yaptığı (20 li) yaşlarda zina yapılmamışken... hevanın tadı alınmışken 50 yaşına kadar
yine eşe ihanet edilmemişken (15 yaş büyük bir eş... dikkat bekarlığında da yaşanan yerde çok evlilik çok yaygınken!..)
artık hevanda insandan geçmek üzereyken belkide geçmişken... çok eşlilik!.. ve hatta bir çoğu dul-yaşlı ve çocuklu! iken...

peygemberin hevasının tartışılması komedi üstüne komedi... :stuart:


tertemiz bir hayat...

#6 lc1d18

lc1d18

    Yeni Üye

  • Φ Üyeler
  • Pip
  • 49 İleti

Gönderi Tarihi: 12 Ekim 2010 - 19:51

petekler neden altıgenmiş. bir alanın maksimum kullanımı için altıgenmiş. matematikçiler öyle demiş. + köşelerde kırılma tehlikesi daha azmış üçgene ve kareye göre.

evrim arılara bunu öğretmiş bi şekilde bizim matematikçilerimiz arılardan çok sonra bulmuş bunu. evrimde haksızlık yapmış sadece onlara öğretmekle...

o halde insanın atası maymun, maymunun atası z, z nin atası y......... b nin atası a. peki a nın atası?

haaa bide ara geçişler nerde? fosil olarak sormuyorum. canlıları... malum atalar duruyor ya...;)

bekliyoruz atamızdan sonraki atamızı...

#7 hanif_42

hanif_42

    Genç Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPip
  • 153 İleti

Gönderi Tarihi: 12 Ekim 2010 - 20:53

Sevgili gecekuşu hayatta ilkeler kurallar vardır. Örneklendirmek açısından '' Trafiğe çıktığınızda size ayrılan şeritten yol alırsınız. Bu bir kuraldır. Tabii olmayabilirsiniz bu sizin en doğal hakkınızıdr zaten kuralın alınmasındaki temel gerekçe sadece siz değil başkalarıda vardır....Çünkü sizde dahil olmak zarar vereceğiniz hem kamusal mal hemde başkalarıdır...Sizde bende biliyoruz ki trafiğe çıktığınızda arabanın tersi yönünde ilerleyebilir (geri geri) hatta ters şeritten seyredebilirsiniz. Buna ister özgürlük deyin ister hürriyet nasıl adlandırırsanız adlandırın sonuçta bunu yapabilme yetiniz vardır...Biliyoruz ki herkesin hakkına riayet edebilmek yani adil olabilmek için kurallara uyulması gerekir. Zatende kurallar buun için değilmidir ki? Şimdi Dİn Allah ın dini tam bu noktada insanlar arasında adaletli hükmetmeyi, mizanı doğru tutmayı sağlayan yegane hükümler manzumesidir. Diğer tarafta kalanlar ise tümünün yekünü beşeri kaynaklıdır ve hevayı temel almaktadır...Şimdi gelelim fen den hareketle getirdiğiniz eleştirilere...Kur an ı Kerim fen kitabı değildir...Bununla beraber fenni ilimleri eksikte etmemiştir...Kara madde kara güç fasafisosunu öncelikle geçeceksiniz..Birileri bazı olayları anlamlandıramadığı!!!(yada anlamlandırdığında Kur an a hakkını teslim etme endişesini taşıdığından) bir şeye kara madde hikayesi uydurup ve sizinde bunu kabul etmeniz aslında sizin bilimsel kimliğinize uymamaktadır....Diğer taraftan yapıtaşıyla ilgili belge Kur an da zaten mevcut...Dna bu vb her türlü mevcuatın kökünü vermektedir. Asıl paradoks olan şey izafiyet teorisine sıkışıp kalmanızdır...Ne zamanın tanımı doğru erilmekte nede büyükpatlama diye bir şeyin varlığının sözkonusu olmaktadır hayatın gerçeğinde....Sizde biliyorsunuz ki patlamanın özünde dağılma vardır ve bu genişledikçe soğuyup çökmesine ve yavaşlamasına gerekçedir..Oysa Hayatın gerçeği tıpkı Kur an da anlatıldığı gibidir...Aslında doğru bir noktaya dokundunuz siz hep teori üzerinden konuşursunuz. Elinizde bu vardır ve kolayca vazgeçebileceğiniz bir alandır.Gerçek olup olmaması sizi ilgilendirmemektedir işin aslı. Oysa Kur an size ve herkese gerçeği getirmektedir...

''Bu insanlara belağattır(bildiridir),Bununla inzar (uyarılsınlar)olsunlar.Ve bilsinler ki Allah (vahiddir)tek bir ilah tır.Ve akıl sahipleri öğüt alsınlar'' İbrahim-52
Tek bir doğru duruş noktası vardır bölünemeyen.........


#8 GeceKuşu

GeceKuşu

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 3.709 İleti

Gönderi Tarihi: 18 Ekim 2010 - 11:10

Sevgili gecekuşu hayatta ilkeler kurallar vardır.
Örneklendirmek açısından '' Trafiğe çıktığınızda size ayrılan şeritten yol alırsınız. Bu bir kuraldır. Tabii olmayabilirsiniz bu sizin en doğal hakkınızıdr zaten kuralın alınmasındaki temel gerekçe sadece siz değil başkaları da vardır....Çünkü sizde dahil olmak zarar vereceğiniz hem kamusal mal hemde başkalarıdır...Sizde bende biliyoruz ki trafiğe çıktığınızda arabanın tersi yönünde ilerleyebilir (geri geri) hatta ters şeritten seyredebilirsiniz. Buna ister özgürlük deyin ister hürriyet nasıl adlandırırsanız adlandırın sonuçta bunu yapabilme yetiniz vardır...

Biliyoruz ki herkesin hakkına riayet edebilmek yani adil olabilmek için kurallara uyulması gerekir. Zatende kurallar buun için değilmidir ki?
Şimdi Dİn, Allah ın dini tam bu noktada insanlar arasında adaletli hükmetmeyi, mizanı doğru tutmayı sağlayan yegane hükümler manzumesidir.

Diğer tarafta kalanlar ise tümünün yekünü beşeri kaynaklıdır ve hevayı temel almaktadır...


Şimdi gelelim fen den hareketle getirdiğiniz eleştirilere...Kur an ı Kerim fen kitabı değildir...Bununla beraber fenni ilimleri eksikte etmemiştir...Kara madde kara güç fasafisosunu öncelikle geçeceksiniz..Birileri bazı olayları anlamlandıramadığı!!!(yada anlamlandırdığında Kur an a hakkını teslim etme endişesini taşıdığından) bir şeye kara madde hikayesi uydurup ve sizinde bunu kabul etmeniz aslında sizin bilimsel kimliğinize uymamaktadır....Diğer taraftan yapıtaşıyla ilgili belge Kur an da zaten mevcut...Dna bu vb her türlü mevcuatın kökünü vermektedir. Asıl paradoks olan şey izafiyet teorisine sıkışıp kalmanızdır...Ne zamanın tanımı doğru erilmekte nede büyükpatlama diye bir şeyin varlığının sözkonusu olmaktadır hayatın gerçeğinde....Sizde biliyorsunuz ki patlamanın özünde dağılma vardır ve bu genişledikçe soğuyup çökmesine ve yavaşlamasına gerekçedir..Oysa Hayatın gerçeği tıpkı Kur an da anlatıldığı gibidir...Aslında doğru bir noktaya dokundunuz siz hep teori üzerinden konuşursunuz. Elinizde bu vardır ve kolayca vazgeçebileceğiniz bir alandır.Gerçek olup olmaması sizi ilgilendirmemektedir işin aslı. Oysa Kur an size ve herkese gerçeği getirmektedir...


Sevgili Hanif;
Günlük yaşamımızda uymamız gereken ilkeler ve kurallar üzerine verdiğiniz Trafik örneği,
inançlarımız üzerine çelişkilerimizi ele aldığımız için işin özünü açıklamakta yetersiz kalıyor...
Ve ayrıca bu örnekleme, sonraki satırlarınızda dile getirdiğiniz "beşeri kuralların "Hevâ"yı temel aldığı" ifadenize de ters düşüyor.
Bildiğiniz üzere trafik kuralları keyfe düşkünlüğü, şehveti eğilimleri düzenleyen, nefs ile ilgili duygular için yapılmış düzenlemeler değildir.
Bu kurallara uymamak doğal bir hak değil, düşüncesiz ve cahil bir kafa yapısının aklı başında olmayan bir yaklaşımı olarak değerlendirilebilir ancak...

Kelime anlamını tam olarak bilmeyenler için açıklamak gerekirse ...
HEVÂ: nefsin şehvetlere eğilimi, keyfe düşkünlük, şehvete düşkün ve ilim sahibi olmadan sahibine hükmeden nefs anlamında Kur'anî bir kavramdır. ...

Bu tanımı ve anlamı bilerek ifade ettiklerinizi ele alırsak eğer;...
"Allah ın dini tam bu noktada insanlar arasında adaletli hükmetmeyi, mizanı doğru tutmayı sağlayan yegane hükümler manzumesi" değildir.

Örneğin;...
"İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Anayasalar ve Hukuk düzenlemeleri" söylediğinizin tam tersine "Hevâ"yı temel almadan düzenlenmiş manzumelerdir.
Oysa iddia ettiğinizin tam tersine, sizi yanlışlayan gerçek ise kuranın içinde Hz Muhammed'in "Hevâ"sını ele alan ayetler ve ifadeler bulunmasıdır.

"Oysa Hayatın gerçeği tıpkı Kur an da anlatıldığı gibidir..."
"Oysa Kur an size ve herkese gerçeği getirmektedir..."
iddialarınızın size göre doğru olduğunu...
Ve gerçekleri tam olarak ifade etmediğini dile getirsem de hepimiz biliyoruz ki, kabullenmekte zorlanılacaktır.

Lafı daha fazla uzatmadan;.. Ve...
İnançlarınıza ilişkin ön kabul ve kanaatlerinizin doğru yada yanlış olduğunu iddia etmeden sizden ve bu iletiyi okuyan arkadaşlardan,
"İnsan kendine yalan söyleyebilir mi ?" iletisini okumanızı ne demek istediğimin daha iyi anlaşılabilmesi açısından rica ediyorum...

Saygı ve Sevgilerimle...


tn_gallery_20009_592_19353.jpg

Herkes Kültürü Kadar Yaşlı,

Bilincinde Olduğu Kadar Olgun,

Öğrenme İsteği Kadar Gençtir...


#9 hanif_42

hanif_42

    Genç Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPip
  • 153 İleti

Gönderi Tarihi: 20 Ekim 2010 - 00:21

Sevgili Gecekuşu trafikle ilgili yaptığım sadece örneklendirmeydi ki bu farklı bir şekildede yapabiliriz bunu sizde biliyorsunuz...Toplam olarak olayların sonucundan etkilenen bizatihi insanoğlunun kendisidir konu ne olursa olsun.Ekonomik politik sosyal vs...Dolayısıyla burda örnek almak istediğinizde yelpaze kendiliğinden genişliyor ki beni şaşırtan asıl olayı sizin menfi bir şekilde çözümlemeniz...Verdiğiniz yazı linkini tıklayarak okudum ve genel olarak Kur an da gayb a iman ile ilişkili gerek kıyamet gerekse hesap gününün olanaksızlığıyla ilgili yaklaşımızdan hareketle bir eleştiri vardır...Şöyle söylememde fayda var umarım. Biliyoruz ki ( ben Kur an dan) evren genişlemektedir ve şunuda kesin biliyoruzki genişleyen evrenin genişlemesi sıkışık bir alanda kalmaması için bir alana ihtiyacı vardır...Bu bizim gözümüzle görmediğimiz labaratuvara sokamadığımız bizim dışımızda ki bizimde içinde olduğumuz bir olay..Peki olay bu ise bu bilinmeyene ilişkin bu sorunun cevabı?¿ Ben Kur an hakkında tartışmam inanma için bir çok gerekçe olduğu halde ona inanmamam için olay nedir? Gerçek nedir? dahada basitleştirerek doğru nedir yalış nedir kime ve neye göre? Ölçü ne olacak? Bu bakkaldan sabun almaya benzeyen bir durum değildirki onunda hukuku vardır ve insan hukuku daha kompleks daha geniş bir alandadır alışverişide kuşatır?İşte tam orada Heva devreye girer...Şimdi Kur an ı bir kenara aldığınızda yeryüzünde insanın ortaya koyacağı herşey heva ya girer. Benimde sizden nacizane talebim kavramı ve konuyu iyice irdelemenizdir...İnsan hakları evrensel beyannamesi anayasa vs leri bir kenara bırakarak gerçekler üzerinden konuşalım isterseniz. Çünkü bu tip söylemlerin birileri için ki bunu ortaya koyanlar için geçerli bunun dışında kalanların bu tip söylemlerden istifadesi bir kenara bu tip söz onlara söylenmez bile...Örnek mi istersiniz...Sadece bir dış haber bültenini izlemeniz bununla beraber gazetelerin bir kenarında sıkışmış haberlere bakmanız yeterlidir....Sanırım tam burada söylediğiniz İNSAN KENDİNE YALAN SÖYLEYEBİLİRMİ Sözü sizin tarafınızda sizin aleyhinize teyid edilmiş olmaktadır...Selamlar

''Bu insanlara belağattır(bildiridir),Bununla inzar (uyarılsınlar)olsunlar.Ve bilsinler ki Allah (vahiddir)tek bir ilah tır.Ve akıl sahipleri öğüt alsınlar'' İbrahim-52
Tek bir doğru duruş noktası vardır bölünemeyen.........


#10 Dayı

Dayı

    Kıdemli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPip
  • 1.580 İleti

Gönderi Tarihi: 21 Ekim 2010 - 20:55




Birİman ettiğiniz Allaha yalan söyleyemezsiniz..çünki ''O'' bilir yalanmı doğrumu olduğunu,söylediğinizin.. :)

Birde KENDİ nize yalan söyleyemezsiniz..çünki söylediğinizin doğru yada yalan olduğunu en iyi KENDİ niz bilirsiniz,aynen Allah,ın bildiği gibi.. :)

GeceKuşu.. :)

Dostum.. :)

Allah ve İnsan..yani diyorum,ki ''DİYALEKTİK'' tasavvuf.. :) (olurmu sence Tasavvufun yada TEVHİDİN ''DİYALEKTİĞİ..)

Sevginiz Sermayeniz Olsun..

#11 Dayı

Dayı

    Kıdemli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPip
  • 1.580 İleti

Gönderi Tarihi: 21 Ekim 2010 - 21:30

Başka bir forumdaki topicte paylaştıklarımızdan..burayada uyar sanıyorum.. :) tembelliğim üzerimde bu aralar..kendi yazdığımda olsa pek alıntı yapıp taşımam.. :D

Tanrı kelamıdır dayı..dersen Mushaf için..dayıda derki:sadece Mushafta yazanlar kadarmı konuştu Tanrı..şimdi konuşanlar başka Tanrılarmı..sustumu Mushafın Tanrısı..yada çok bilmiş din tüccarları SUSTURDULARMI Tanrıyı..bu gezegende oyunu kuran oyun kurucuyu oyundan çıkarıp ÖTE,ledilermi inanç baronları FİRAVUNLAR.. :) (hoş Firavun kadar bilince sahip değildirler ya günümüzün ''DİN TACİRLERİ'' neyse).. :)


Allah dinsizdir..Allahın dini olmaz..din İnsan içindir..Allah bütün dilleri bilir..illaki arapça dua istemez..daha ne diyeyim size..Allah ile aranıza sokmayın hiç bir şey hiç kimse.. :D


Peygamberin yatak odasından çıkıpta Kütüphanesine gelin desek size..bu davetimiz sıkınta yapmaz inşallah bu topicteki kardeşlere :)

Sevginiz Sermayeniz Olsun..

#12 raif bostan

raif bostan

    Deneyimli Üye

  • Yasaklanmış
  • PipPipPip
  • 720 İleti

Gönderi Tarihi: 22 Ekim 2010 - 04:14

tasavvuf islam zırvalığına inbanarak maddeye hükmededvcek seviyeye gelmektir tabi bu kamiliyet yani bu şekilde insan nasıl kamil insan olacak bilmiyorum ama allah insanı bu şekilde güya kemale erdirecek burada bence kendine sonderece bağlı islam kul olarak yani köle olarak tabirettiği şekilde kişiler yetiştirmek ve bunlarıda kendi gibi tanrılaştırmak istemektedir.

#13 Misafir_demirefe_*

Misafir_demirefe_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 29 Ekim 2010 - 21:42

Birde KENDİ nize yalan söyleyemezsiniz.

Tehlikeli olan (kendine veya başkasına, farketmez) yalan söylemek değildir. Şurda üç kişiyiz, birbirimizi biliriz hesabı, tek kişi de olsak vicdanımız içimizden "bu yalan" der. Yalan ilk söylendiğinde tehlikesi düşüktür.

Tehlikeli olan daha önce söylenmiş yalanları tekrarlamaktır. İnsanlığın en şiddetli belası ve musibeti budur. İnsanlar bazen (hayır bazen değil, büyük çoğunlukla) doğruları görse bile binlerce yıldır milyarlarca insan tarafından tekrarlanan yalanları bırakıp aksini söyleyemezler.

Tasavvuf aslında kalıplaşmış ve donmuş inançlara bir karşı çıkma ve isyan, bir yeni inanç akımı şeklinde başlamıştır. Aslında her din, dinler içerisinde mezhepler de böyle çıkmıştır. Fakat günümüz modern düşünce biçimi için böyle bir ayırt edicilik yoktur. Dogma dogmadır, yenisi, iyisi filan olmaz. O yüzden tasavvuf da tamamen aynı dogma kimliğini taşır.


#14 lc1d18

lc1d18

    Yeni Üye

  • Φ Üyeler
  • Pip
  • 49 İleti

Gönderi Tarihi: 30 Ekim 2010 - 07:13

önemli olan tavuğun mu yumartadan çıktığı, yoksa yumurtanın mı çıktığı değildir.

önemli olan; sizde takdir edersinizki yumurtadan çıkan tavuğun üreyebilmesidir değilmi sevgili demirefe.

insan kendisinede başkasınada yalan söylememeli.

#15 Misafir_demirefe_*

Misafir_demirefe_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 31 Ekim 2010 - 07:25

Elbette yalanın iyisi kötüsü olmaz, yalan yalandır ve kötüdür. Beyaz yalanlar diye bilinen masum yalanlar vardır, ama bunlar da artma ve süreklilik kazanma eğilimi taşıdıkları için o kadar da masum kabul edilemezler.

Yumurta eğer tavuk yumurtasıysa çıkış noktasının önemi olmaksızın kuluçka makinelerine bile doldurulup üretilebilir. Ama insan eti ile beslenen bir ejderha yumurtası bulduysanız buna aynı uygulamayı yapmayı tercih etmezsiniz.

İnsan zihni, insan aklı, insan duyguları ile beslenen, bunları en vahşi şekilde sömüren ve tarihin en büyük insanlık katili olan kavram, dogmadır. Dogmaları yerle bir etmek bir insanlık görevidir. Dogmanın üç tanrılısı, beş tanrılısı, hiç biri olmaz tek tanrılısı filan olmaz. Kaç tanrılı olursa olsun, dogma dogmadır.

Hatta tanrıyı teke indirmek çok daha şiddetli bir fanatizme yol açar. Tıpkı "ya benimsin, ya toprağın" şeklinde olan arabesk aşk anlayışı gibi... Bu tür arabesk yaklaşımlar insanlık kültürünün en dejenere durumlarıdır.


#16 lc1d18

lc1d18

    Yeni Üye

  • Φ Üyeler
  • Pip
  • 49 İleti

Gönderi Tarihi: 02 Kasım 2010 - 09:48

Sevgili Demirefe; kuluçka makinası! iyi bir tasarım... lakin horoz olmadan çıkacak yumurtalar tavuk yerine omlet oluyo.
Kısacası ikinci yumurtanın üreme açısından hangi şekilde çıkacağı önemli. Okulda biyolojiden öğrendiydik.

Verdiğiniz mücadelede dinlerden oluşacak boşlukları; 7 milyar nüfuslu 1.3 milyar sayısı olan müslümanların biz
kafir olursak kafamıza taş yağar, mağma bizi yakar, kuşlar bize taş atar, bizi balık yutar, yan yatar, çamura batar,
ayağa kalkar, vs diye düşüneceklerine...

Diğer tek tanrılı 2 dinin kavimlerin helakı hakkındaki söylediklerine,

Hakeza diğer 1-3 milyar insanların kendi inanışlarında oluşacak boşluklar için nasıl bi strateji geliştirdiniz?

Hakkaten insanlık var olageldiği zamandan bu yana neden hiç kimse bunu yıkamadıda siz neden bunun mücadelesini veriyorsunuz?
Siz kendi tanrılığınızı mı iddaa edeceksiniz?

Herşey bi düzen içinde...
diyolar. Hakketen neden her şey bi düzen içinde? Neden herşey kaosta yerine, bi düzen içinde?

Ya tanrı varsa?

Gerçektende Ya Bir! Tanrı Varsa?!

Bi anda tüm insanlığın ateist olduğunu hayal ettim ben.Yukardaki saydıklarımdan başka;
ya dünya, 1 milim, 1 santim, 1 metre güneşe yaklaşır/yaklaştırılırda yanarsak?
ya dünya, 1 milim, 1 santim, 1 metre güneşten uzaklaşır/uzaklaştırılırda donarsak?
ya bölge bölge tsunami olursa?
yada bilmediğimiz bişey?

Hakkaten ya bir tanrı ezelden beri var olupta, evrende düzende olan her şey! bi anda kaosa döndürülürse?

Dünyadaki hayalini kurduğumuz ateistlerin yüzmilyonda biri yengelerine aşık olupta (nasıl olsa en fazla öldürülürler
ondan sonrada ateist olmaları sebebiyle ölümden sonra dirilmeyecekler) yengelerinin kocalarıyla birbirlerini yerse?

Biyolojik veriler ölen bi kişinin dirilmeyeceğini kanıtlamışda, yaşayan bi kişinin yaşadığını neyle ve nasıl kanıtlamış?
Ölünce (Canım Dayı' mın dediği gibi) can baba nereye gitmiş, nasıl gitmiş?

(Bi anda öyle düşündük ya, hepimiz ateistiz) Nasıl olsa ruh diyede bişey yok, ya o hastanelerde fişler çekilmezse,
çektirilmezse?

Sevgili Demirefe' nin bir bardak suya kıyametin kopması için mikrodalgafırının düğmesini çevirdiği gibi,
evrendeki entropiyi hızlandıracak (bu benim düşüncem), onun düğmesini çevirecek bi İsrafil ve onunda bir tanrısı varsa?

Muhakkak sevgili Demirefe'de düşünmüştür. Belkide kıl payı atlatılan kazalarda dua da etmiştir. Bir! Tanrı Varsa!

Yukardada söylendi. insanlık tarihi hep var-yok la geçti. İnsanların başlarına ve sonlarına bakıyorumda hep aynı.
Hepsinin başı bi siperm, sonlarıda ölüm. Yaşayışları da biraz biraz farklı. Kimi Rabb'ine ibadet etmiş, kimi Rabb yok demiş.
Ama şu bilimin asla akıl edipte adına yasa çıkarmadığı, Allah'ın ölüm yasası gelmeden annemin teyzesi gibi iki taraflıcada
yaşayanlar olmuş.

Dikkat ettinizmi? Bilimsel yasa yok ama en sevilenlerde görüldü-görülecek. Kişi, o yasanın kendisine gelmesinide bekliyor.

Şüpesizki benden daha zeki olan insanlar bu örnekleri çoğaltabilir. Evet materyalizm göze hitap eder, İslam kalbe hitap
eder.

Allah canlıları yoktan var edebildiği gibi, şüpesiz türleri birbirindende türetebilir.
Hakeza aynı sınıfın hayvanlarınıda birbirinden türetebilir(İnsanlığı bunun dışında tutarım).

Sevgili Demirefe, senin gibi kıvrak zekalı birinin böylesi şeylerle uğraşmasını da çok yadırgıyorum. Şüpesiz dinden ötürü
çıkacak boşlukları-korkuları-şüpeleri ancak başka bi dinle doldurabilirsiniz. Bilimle, ilimle, fenle doldurulmaz.hakeza ateistlerde olduğu gibi müslümanlarda da var cahili, cahil olmayanı.

Hani demiştinizya delilikle dehalık arasında ince bi zar vardır diye(-ki bana göre uçurumlar var) kurban olduğum Allah' ım Rabb'im aynı o zar gibi ve hatta çok daha ince yaratmış küfürle iman arasındaki zarı.

Bu boşlukları-şüpeleri bilim asla dolduramaz. 2-3 sene önce, önce tavuk yumurtadan çıktı diyodu şimdilerde yumurtanın kabuğundaki bilmem ne maddesi sadece tavuklarda var o yüzden yumurta tavuktan çıktı diyo. Kim bilir belki bi Türk profosör 2 sene sonra çıkarda öküzlerle tavuklar arasındaki bi hücrenin dna sını mna sını keşfederde tavuklar (ilk canlının tavuk olması, tavuğa önem kazandırıyor) öküzden gelme derse, ben canım ülkemin vatandaşlarına yanarım. Bunca sene öküz altında buzağı aradıkları için. Bilim değilmi? Değişken ve gelişken. Belkide 10 sene sonra kim bilir ilk önce tavuk yumurtadan çıkmış olacak.(Allah'ım böyle şeyleri araştıran bilim! adamlarına akıl-fikir-sabır bol bol ver)

Artık şu bıktığım ifadeleri (dogma-mogma) bırakında insanlık adına kendinize atfettiğiniz görevi başka şeyler üzerine kafa yorun. Acaba kişileri ateist ettinizde ne oldu-olacak? Elinize ne geçti kendinizin doğrularını onlarada doğruladıktan sonra ne oldu? Benden farklı bi ölümleri mi olacak?

Ben sizi müsadenizle uluslararası arenaya(yavv dur kötü bişe yok kimseye meydan okumuyorum. Şüpesiz siz beni bitirirsiniz(; yaşamam için haketmeden bana verilmiş olan hakların şükrünü yapamadım daha Rabb' e(O Allah ki kendine kurban olunmak bile gerekiyo)) pardon piyasalar diycektim(; davet edeyim. Forumdada ziyadesiyle reklamları var. Kabaca anlatayım. 6000 kişinin üye olduğu bi forumda coderim. üyelerin stratejilerini mekanikleştirip geriye dönük test ediyoruz. İnsanlığa hizmet etmek istiyorsanızorda üyeler sistem diye kıvranıyor.(Bi zamanlar benimde 300-500 dolarım gitti. Şimdi şükür hiç bulaşmıyorum sadece hobi olarak kod yazıyorum.) Madem bütün derdiniz insanlığa görev yapmak alın size bi görev. Bu bence insanların inançlarıyla oynamaktan daha üstün bi görev. üstün zekanızla bi sistem oluşturup insanlığa hizmet etmiş olursunuz. Hemde ziyadesiyle. Kim bilir belki bi dua alırsınızda hakkınızda-sonunuzda daha iyi bişeyler olur.



Ya Bir Olan Allah Varsa.

(Benim bundan hiç şüpem yok. Bir olan Allah Var.İnansakta inanmasakta O' na emanet olalım...)


Anneme bizi öldükten sonra kim diriltecek diyen teyzesi, meme kanseri olduğunu öğrendikten ve bir göğsü alındıktan sonra,
hastalığından önce sırf kendi gırtlağı için harcadığı paralarla gitti kendine hoca tuttu sure öğrenip namaz kıldı. 10-12
sene oldu öleli, sanırım öldüğünde de 47 yaşındaydı. Belkide o yaşa kadar hiç ellerine almadıkları kızları, ellerine Kur'an
meali alıp arapçası okunurken türkçesini takip ettiler.






#17 Misafir_demirefe_*

Misafir_demirefe_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 05 Kasım 2010 - 07:28

:) Şimdi Nasrettin hoca yazın sıcağından şikayet edince biri hemen hocanın açığını buldum diye ortaya atılmış: "Bu insanoğluna da yaranılmaz" demiş. "Kış gelir soğuktan, yaz gelir sıcaktan yakınır!" Hoca hiç istifini bozmadan gülmüş: "Bahara laf eden oldu mu?"

Nasrettin Hoca gerçek bir halk bilgesidir. Her şeyi iki kutup arasında paylaştırma zihniyeti son derece sakıncalıdır. Biri dogmaya laf mı etti, ha tamam ateist. Böyle anlayış olmaz. Benim "tamam arkadaş, dogmaysa dogma, ama bu benim inancım" diyene laf ettiğim bu forumda görülmemiştir. Yeter ki inancının dogmatik olduğunu kabul etsin. Hiç bir alıp veremeyeceğim kalmaz. Benim insanlar ateist olsun diye bir çaba gösterdiğim de bu forumda hiç görülmemiştir.

Dogma benim birincil hedefim ve hayatta en karşı olduğum kavramdır. Ama dogmaya dogma demek, öyle olduğunu kabul etmek, zaten dogmaya indirilmiş en büyük darbedir. Ötesinde bir amacım yoktur. Ki bunu bu forumda değil, ama yüz yüze konuşmalarımda her dogmatiğe itiraf ettirmişimdir. "Tamam, dogma arkadaş. Ama inancım" dedirtmişimdir. Bunu söyletince yakasını bırakırım. "Hah, şimdi hadi bu inancını bırak, ateist ol" dediğim görülmemiştir.

İnsanların inanca ihtiyacı olduğunu ben de gözlemleyebiliyorum, anlayışsız değilim. Ayrıca inançsızlık diye bir kavram yoktur. Herkesin inancı vardır. Örneğin ben bugün yağmur yağmayacağına inanıyorum. Daha ciddi olursam: İnanç dini olmak zorunda değildir. Felsefi inançlar da vardır. Ha, insanlara "dini inançlarınızı bırakın, felsefi inanç edinin" diye bir propaganda yapacak halim yok. Bu benim kişisel tavrım. Kaç kişinin benimle bunu paylaşacağı şeklinde bir sorunum yok. İsterse bu görüşte olan dünyadaki tek kişi olayım. İnsanları dini inançlarından arındırma gibi bir ülküm yok. Ateist bir dünya düşlemiyorum.

Dinin insanların vicdanlarında kaldığı, toplumsal alana etki etmediği laik bir dünya düşlüyorum... O kadar...


#18 Misafir_demirefe_*

Misafir_demirefe_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 05 Kasım 2010 - 07:47

Evrimsel biyolojide tavuk-yumurta sorunu yoktur. Aslında evrimsel biyoloji sözünü de gereksiz buluyorum, ama açıklayıcı olmak zorunda olduğum için kullanıyorum. Yoksa biyolojinin evrimsel olmayanı diye bir şey söz konusu edilmemesi gerek. Bu, "kütleçekimsel fizik" demek gibi bir şeydir. Kütleçekimsiz fizik olmaz.

Aynı bu şekilde evrim bir doğa yasasıdır. Evrimsiz biyoloji düşünülemez. Tavuk yumurta sorunu niye yoktur, çünkü yeryüzünde herhangi iki canlı, örneğin benimle Seyşel adaları yakınında yüzen bir plankton, akrabadır, aynı soydan gelmektedir, ortak bir ataları vardır. Yeryüzünde akraba olmayan herhangi iki canlı yoktur.

Bunun bir doğa yasası olarak tescillenmesinin önündeki tek engel, acaba dünyaya uzaydan bir tür gelmiş olabilir mi, bir göktaşıyla gelen bir bakteri bile olsa, bu yasayı deler ihtimalidir. Böyle bir ihtimali kesinlikle dışlayamadığımız için bu yasayı kesinleştiremiyoruz.


#19 GeceKuşu

GeceKuşu

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 3.709 İleti

Gönderi Tarihi: 05 Kasım 2010 - 14:40



İnsanların inanca ihtiyacı olduğunu ben de gözlemleyebiliyorum, anlayışsız değilim.
Ayrıca inançsızlık diye bir kavram yoktur. Herkesin inancı vardır.
Örneğin ben bugün yağmur yağmayacağına inanıyorum. Daha ciddi olursam: İnanç dini olmak zorunda değildir.
Felsefi inançlar da vardır. Ha, insanlara "dini inançlarınızı bırakın, felsefi inanç edinin" diye bir propaganda yapacak halim yok.
Bu benim kişisel tavrım. Kaç kişinin benimle bunu paylaşacağı şeklinde bir sorunum yok.
İsterse bu görüşte olan dünyadaki tek kişi olayım.
İnsanları dini inançlarından arındırma gibi bir ülküm yok. Ateist bir dünya düşlemiyorum.

Dinin insanların vicdanlarında kaldığı, toplumsal alana etki etmediği laik bir dünya düşlüyorum... O kadar...

:thumbsup:
Yaşamı, kendini ve çevresini çözümleme çabasında olan her sağ duyulu insan gibi,
Yukarıda ifade ettiklerinize aynen katılıyorum Sevgili Demirefe...

Saygılar :)

tn_gallery_20009_592_19353.jpg

Herkes Kültürü Kadar Yaşlı,

Bilincinde Olduğu Kadar Olgun,

Öğrenme İsteği Kadar Gençtir...


#20 raif bostan

raif bostan

    Deneyimli Üye

  • Yasaklanmış
  • PipPipPip
  • 720 İleti

Gönderi Tarihi: 06 Kasım 2010 - 03:47

katılıyorum din sadece insanların kendilerinin bireysel olarak yaşaması gereken bişiydir toplumsal kurallar tamamen insan haklarına göre çıkmalıdır ve temel olarak insan hakkı referans alınmalıdır din değil.bu bağlamda bizimde değerlerimizi sorgulamamız gerekmektedir zira bizim değer yargışlarımda insan haklarıyla uyuşmayamabilir mesela eşcinsellere bakış açımız onları aşşalar niteliktedir ama insanın hayatını başkalarına zarar vermeden istediği gibi yaşama hakkı vardır dolayısıyla kişi eşcinsel olabilir bu onun cinsel tercihidir tabiki cinsel ilişkiye girdiği kişinin rızasını aldığı sürece yani tecavüz etmediği sürece ve çıplaklığı yadırgarız kötü bişiy olduğunu düşünürüz ama insanın başkalarına zarar vermeden hayatını istediği gibi yaşama hakkı olduğu için çıplak gezme hakkıda vardır çünkü beden onun bedeni hayatta onun hayatıdır isterse bedeni tamamen örter isterse tamamen açar bu onun bileceği bişiydir işte bunun gibi değer yargılarımızı sorgulamamız gerekmektedir.

#21 lc1d18

lc1d18

    Yeni Üye

  • Φ Üyeler
  • Pip
  • 49 İleti

Gönderi Tarihi: 06 Kasım 2010 - 10:41

Gece uyurken az öte git demiş Nareddin Hoca' ya karısı. Hoca almış yatağını yorganını Akşehire kadar gelmiş. Sonrada Akşehir'den haber göndermiş daha gideyimmi yetermi diye karısına. Hoca gerçektende bilge, bunun sebebi bilinmez nasıl oluşuda hiç sorulmaz. Bide benim yarım hemşerim. Aslen konyalı olduğum için.

Ben gidip görmedimde görenler anlatıyor. Türbenin kapısında koca bi kilit asılı, yanlarıda açıkmış. Haa bide buraya kimse giremez diyede kapıda yazı. q:

Bide Türbenin orayada levha çakmışlar. Üzerinede dünyanın tam ortası burası, İnanmazsanız ölçün görün diye not düşmüşler. Hocayı türbesinde bırakıp inanmadık da dünyaya kuş bakışı bakarak ölçmeye başladık. O sırada gözüme güneş sistemi ve gezegenler takıldı. 5 milyar yaşında olan dünyamız. Dönüp duruyordu işte güneşin etrafında diğerleri gibi. Acaba dünya yörüngesinden güneşe göre içe veya dışa 0.000001 derece (1 derecenin 1 milyonda biri) çıksa ne olacaktı?

Hiç bişey olmayacaktı.... Demeyin. 1 senede bişey olamayacaktı belki ama 1 milyon senede 1 derece değişecekti açısı. 180 milyon senede şimdikinin tam tersine akacaktı dünya. 90 milyon sene sonra güneşe göre içe veya dışa kesecekti şimdiki yörüngesini. Ha bide hiç güneş görmeyebilirdik. Bide bütün gezegenler öyle olsa? Hatta galaksiler? Allahım ne güzel yaratmışsın Şimdi bazıları senin dinini vicdana sıkıştırma çabasındalar. Kendi dinsizlikleri vicdanlarından çıkmış...

Dünyanın ortsasını ölçelim derken kaos çıkartacaktık azdaha :D.

Allah'ım ne büyük gücün var senin. Bi damla meniden yaratmadınmı sen beni ve bu yazıyı okuyanları?

Şimdi bakıyorumda Rabb' in gücünü inkar için gök taşları, çakıl taşları sokmuşlar aralara!

Hala bakteriler var, Hiç uçamamalırına rağmen tavukların kuyrukları ve kanatları var. Evrimleşeceklerini sanarak balinalarda karaya vurup vurup ölüyo! Çölde yaşayan develerinde tüyleri var. Kutuplardaki penguenlerin tüyü yok.İnsanların tüyü dökülüyomuş Sivaslılara bi baksalar. Bide pardon şu andaki her canlıda mükemmel.

Eğer evrim teorisi doğru olsaydı.
Bakteriler olmayacaktı. Çünkü hiç bi ata yok ama en baştaki ata var.
Bakteriler olsaydı -ki var, bu kısır döngü hep devam etmeliydi. İlk canlılar bakterilerden ya.
Şimdi sorgulamaya başladım artık şu bilimi.

Bakteriler var insanımsı maymunumsu atalar yok. İlkel gözlü canlılar yok.
Bakteriler var eşek ve at var atası yok. At ve eşek çiftleşince katır oluyo. İnsanla maymun çiftleşince AIDS!
Develeri, penguenleri, bakterileri, eşekleri insanları maymunları...
haa bide arıları karıncaları yarasaları yunusları dünyada çeşit çeşit mükemmel canlıları söylemiyorum.

Hal böyle iken ya yukardaki hayvanların hepsini çizecez yada...

Ben evrim teorisini çizdim. Ya siz? Sadece bakterilerin varlığı bile yetiyor...

#22 Misafir_demirefe_*

Misafir_demirefe_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 07 Kasım 2010 - 17:40

Nasreddin hoca karısının dırdırından epey bıkmış ve gitmek için bahaneye bakıyormuş. Yaptıklarında, söylediklerinde hiç bir tutarsızlık yoktur. Gerçek bir halk bilgesidir. Ve benim kanımca tarihteki önemli deterministlerden biridir. Gazali eğer Farabi determinizminin idam fermanını kesmeseydi bugün çok farklı bir İslam dünyası olurdu. Gazali İslam dünyasını katletmiştir. Yoksa on tane daha Nasreddin yetiştirirdi bu kültür ve bambaşka bir iklime sahip olurdu.

Türbesinin kapısında koca bir kilit olduğu ve kapı haricindeki tarafların açık olduğu doğru, ama "girilmez" benzeri bir yazı yok. Sonradan koymuşlarsa bir lüzumsuzun aklına esmiş espriyi berbat eden çok kötü bir fikir.

Dünyanın güneşten bir milim uzaklaşması veya yaklaşması gibi efsanelerin bilimle uzaktan yakından alakası yoktur. Dünyanın yörüngesi zaten dairesel değil, eliptiktir. Böyle bir milim hesabı söz konusu bile değildir. Güneş kütle kaybetmekte ve dünya buna bağlı olarak güneşten uzaklaşmaktadır. Bunun en az bir milyar yıl bir etkisi olmayacak. Bir milyar yıldan sonra işler sarpa saracak. Güneş dünyaya dost değil, düşman olacak. Dünya uzaklaşmış bile olsa güneş farklı bir nükleer tepkime aşamasına geçerek kırmızı dev yıldıza dönüşecek. Dünyayı büyük ihtimalle uzaklaşamadan yakalayıp kavuracak. O zamana kadar yeryüzünde canlı zaten kalmamış olacağından bu felakete kimse tanık olamayacak...

Bu tür gelişmeler ve evrim, milyarlarca yılda yavaş biçimde oluşan, insan türünün yeryüzünde varlık süresi ile kesinlikle kıyaslanamayan ve ölçülemeyen süreçlerdir. Varoluş sorunu, ilk canlı sorunları ise evrenin yaşı ile bile ölçülemez. Paralel evrenler, olasılık evrenleri ve köpük evrenler kuramları fiziği aşan felsefi kuramlardır.




Cevap ekle