Gönderi tarihi: 24 Şubat , 2010 16 yıl Yönetmen : Yılmaz Güney Senaryo Yazarı : Yılmaz Güney Tür : Dram , Politik , Epik , Tarihi Ülke : Fransa , Türkiye Süre : 117 117 dk. Sinematürk Yılmaz Güney'in Tuncel Kurtiz ve Ayşe Emel Mesci dışında tamamı amatör, hayatlarında hiçbir oyunculuk deneyimi olmayan insanlarla çektiği filmi. Böyle bir oyuncu kadrosuyla, böyle başarılı bir film çekmek, Yılmaz Güney'in sinema dehasını göstermektedir. Bir fransız belgeselcinin bu filmin kamera arkasını anlattığı "duvarın etrafında" adlı belgeseli izleyince, Yılmaz Güney'in bunu nasıl başardığını görebiliyoruz. 12 Eylül sonrası, ülkenin askeri yönetim altında olduğu 1981 yılında (Atatürk'ün 100. doğum yıldönümü vesilesiyle af çıkıp çıkmayacağını soruyor bir kadın mahkum oradan anlıyoruz), bir cezaevinde çocuk mahkumların merkezde olduğu hikaye. Yılmaz Güney Isparta Cezaevinde yatarken yaşanan çocuk mahkumların isyanından esinlenerek yapmış filmi. Oyuncu kadrosunda tek profesyonel Tuncel Kurtiz ve Ayşe Emel Mesci. Geri kalanlar Türk ve Cezayirli mülteciler. Yılmaz Güney filmdeki karakterleri canlandırması için profesyonel oyuncularla çalışmamış. Filmdeki karakterlerin aynısı olan insanları bulup rol vermiş diyebiliriz. Nasıl anlatayım, o çocuklar, Fransa'nın göçmen gettolarında, mülteci kamplarında yaşayan, ve Türk cezaevlerindeki çocuk mahkumlara benzeyen çocuklar. karbonhidrat ağırlıklı beslenmeye bağlı orantısız gelişmiş vücüt mu dersin, üçe vurulmuş kafada ortaya çıkan ve üstünde saç bitmeyen eski yaraların izleri mi dersin, hal ve hareketler mi dersin. Evet filmdeki mahkum çocuk karakterlerin geldiği yerden seçmiştir çocuk oyuncuları Yılmaz Güney. O yüzden amatör de olsalar, sadece kendileri gibi davranmaları, kendileri gibi bakmaları yetmektedir rol yapmak için. Mesela çocukların cezaevi avlusunda dolaşırken, vakit geçirirken çekilen görüntüleri şöyle; Çocuklara ara veriyoruz gidin bahçede vakit geçirin deniyor, ve kamera kayda geçip çekiyor. O kadar. Çünkü o çocukların avlu gibi dekore edilmiş bahçede yaptıkları ile bir Türk cezaevinde yatan çocuk mahkumların davranışları farklı değil. Kimisi duvara ismini memleketini yazıyor, kimileri sigara içiyor, kimileri ateş yakıp etrafına 40 yıllık inşaat işçileri gibi çöküp sohbet ediyor, kimileri volta atıyor. Belgeselde izledim, setin yanındaki okulun müdürü şikayete geliyordu Yılmaz Güney'e. Aralarında diyalog şöyle ; - Sizi yetkililere şikayet etmek zorunda kalacağım. Çocuk oyuncularınız öğrencilerimize kötü örnek oluyor -Neden -Hepsi sigara içiyor. .... Eski bir manastırın, Türk cezaevlerine benzeyecek şekilde dekore edilmesiyle hazırlanan sette çekilmiş film. Dekorasyon profesyonel bir firmaya yaptırılmamış. Yılmaz Güney'in arkadaşları Yılmaz Güney'in yönetiminde hazırlamış tüm dekoru. Çok sert bir film. Şiddeti, tacizi, aşağılanmayı kabullenmiş, sıradanlaştırmış çocukların hikayesi. Çocukların çeşitli ütopyaları olur. Ömürleri yetimhanede, ıslahevinde, cezaevinde geçmiş çocukların ütopyası ise ancak şartların daha iyi olduğu bir cezaevidir. Hayalleri, beklentileri budur hayattan. "-Ben dilekçe yazdım Buca cezaevini istedim -Dayak var mıymış ? -Varmış ama, az varmış" .... İki farklı dönemde iki kere çok şaşırtmıştı beni bu film ve belgeseli. İlk kez çocukken izlemiştim filmi sanırım 8-9 yaşlarındaydım. Yasaktı kasetleri. Bir komşumuzda vardı, iki üç ailenin toplandığı bir misafirlikte takmışlardı. Bize izlettirmemişlerdi. Çocukları öbür odaya göndermişlerdi. Ama ertesi gün evde kimse yokken kasedi bulup taktık. 8-9 yaşlarında bir çocuğun izlediğinde nasıl bir şok yaşatacağını o sahnenin izleyenler bilir. 2 gün doğru dürüst uyuyamamıştım. İkinci kez o güne kadar hiç bilmediğim aklımın ucundan dahi geçmeyecek birşeyi öğrendim belgeselini izlerken. Elia Kazan, çekimler sırasında Yılmaz Güney'i ziyarete geliyor. Öpüşüyorlar ve o da ne, Elia Kazan türkçe konuşmaya başlıyor "nasılsın" , "Yılmaz bunlar oyuncu mu senin arkadaşların mı" vs. Ne oluyor ya diyorsun, Hollywood'un ünlü yönetmeni nasıl türkçe konuşuyor. Elia Kazan'ın asıl isminin Ali Kazancıoğlu olduğunu, ailesi Amerika'ya göç etmiş bir Türk Ermenisi olduğunu öğreniyorsun bu vesileyle. Tabi hemen öğrenemiyorsun çünkü internet falan yok. Öğrenene kadar düşünüp düşünüp anlam veremiyorsun. Sonra o filmin çekildiği tarihten 55-60 sene önce Amerika'ya göç eden Kazan'ın türkçeyi unutmamaış olmasına şaşırıyorsun. http://www.youtube.com/watch?v=yxVaHVA42bk&feature=related Partın ilk dakikasında sahnenin nasıl çekildiği alttaki belgesel bölümünde. Tamamı amatör oyuncularla bu sahne ancak böyle çekilebilir. http://www.youtube.com/watch?v=ZMf4Hf3ZOrg
Katılın Görüşlerinizi Paylaşın
Şu anda misafir olarak gönderiyorsunuz. Hesabınız varsa, hesabınızla gönderi paylaşmak için ŞİMDİ OTURUM AÇIN.
Eğer üye değilseniz hemen KAYIT OLUN.
Not: İletiniz gönderilmeden önce bir Moderatör kontrolünden geçirilecektir.