akıl, 05 Şubat 2010 - 18:27 tarihinde, dedi ki:
Acaba diyorum o değerler devletin elinde zarar ederkende bu kadar değerlimiydi? Yoksa kara geçince mi değerini anladılar insanlar.
Satılırken ortalığı ayağa kaldıran insanlar hernedense zarar ederken ses çıkarmıyorlardı.Acaba diyorum ozaman hortumun bir ucuda onların bahçelerinemi akıyordu.
Arkadaslar gerekli olanlari yazmislar zarar etmedigini belirtmis baska istatistikleri koymaya gerek yok zannedersem...
Farz et zarar ediyordu minimum.. bunun karsiliginda binlerce insan gecimini vede piyasayi hareketlendiriyor bu ne demek.. Binlerce kisi daha yasama piyasaya baglanmasi, binlerce esnafi da etkilemesi anlamina gelir, sirf esnaf mi dersin!.. bunlar da tekrar vergi olarak devlete döner öyle mi? soralim bu ne anlama gelir..
Bakin Avrupada 6o´larin 70´lerin hatda 80´lerin baslarinda Dogu Almanya´yi da icine alirsak 2000 lere kadar binlerce fabrika senelerce yari kapasiteyle calistirilirken firmalarin bir cogu bos üretim yaparken isci cikarmamistir sirf cikarmamak adina bos üretim yapmistir bunlarin farkinda olan var mi..
Yok Yok...
Örnegin: Tekstil firmaları,tekstil sanayisi Avrupa´dan disari kaydirilirken 80 lerin basindan 90 lara kadar bos üretim yapmistir zararin ötesi..
Zarar etmeyenlerden örnek verelim.. neleri paylasiyor?
OTOMOTİV SEKTÖRÜ…
Otomotiv sektörü için 2009’un nasıl geçeceğine yönelik beklentiler, dünyanın hangi köşesinden bakıldığına bağlı olarak farklı tablolar ortaya koymaktadır.
ABD, AB ve Japonya’da otomobil pazarının daralacağına kesin gözüyle bakılırken, Fransa ve Almanya’daki distribütörler, ellerindeki stokları eritmek için %30’lara varan indirim kampanyalarına başlarken, ihracatının %60’ından fazlasını gelişmiş sanayi ülkelerine yapan Türk otomotiv sektöründe 2009’un ilk üç çeyreğinde üretim kapasitesinin %55’inin kullanılmasını beklemekteyiz.
2009’da da ABD her şeye rağmen en büyük pazar olmaya devam ederken, Çin’de satışların %8 artması, Rusya ve Hindistan pazarının %6
büyümesi beklenirken, Çinli ve Hindistanlı üreticilerin arzlarını kısmayacak olmaları, talep daralmasının yaşandığı bu dönemde arz fazlasının oluşmasına ve tatminkar seviyede seyreden kar marjlarının azalmasına neden olacaktır.
Bu durum otomobil devlerinin maliyetlerini daha fazla kısmalarına ve gerçekleştirilen ortaklıkların sonlandırılmasına neden olabilir.
Çünkü geçtiğimiz yıllarda birbiri ardına fabrikalar açmaktan keyif alan sektör, yılda 94 milyon araçlık muazzam bir üretim kapasitesine ulaşmıştır. Bu rakam ihtiyacın 34 milyon adet üzerinde bulunmakta olup, diğer bir ifadeyle yaklaşık 100 fabrika fazladan çalışmaktadır
Otomotiv, lokomotif sektör olarak ekonomiyle yan yana yürüyen ve bu alandaki dalgalanmalardan en fazla etkilenen sektör konumundadır. Özellikle Haziran ayından itibaren görülen sipariş iptallerinin hem araç hem de parça üreticilerinin tüm programlarını "alt üst" ettiği yadsınamaz bir gerçektir.
2008’in başında 2007'ye oranla binek ve hafif ticari araç satışlarında gözlenen artışlar, ekonomik belirsizliklerin de etkisiyle aylar itibariyle azalan bir seyir izlemiştir. 2008 yılı binek ve hafif ticari araç toplam pazarı 2007’in %17 altında 526.544 adet ile sonuçlanmıştır.
Sektörün ihracatınının odak noktası olan Batı Avrupa ülkelerinden Almanya'da %10, Fransa'da %14, İspanya'da %42 oranında düşüş yaşanmıştır. Bu durum zincirleme geliştiği için de önlemler alınına kadar stokta birikmeler, ani sipariş dalgalanmalarından doğan ek lojistik maliyetler, işçileri izine çıkarma ya da vardiya azaltma gibi durumlarla sektör karşı karşıya kalmıştır