Gönderi Tarihi: 28 Aralık 2009 - 11:04
Bir adaya tamamen izole edilmiş bir şekilde konuşmayı, yazmayı, okumayı öğrenmemiş bir grup çocuk bırakılsa. Bu çocuklar erişkin haline geldikten şu kadar yıl sonra yazıyı icat edecekler, şu kadar yıl sonra karasabanı bulacaklar, şu kadar yıl sonra buharlı makineyi icat edecekler, şu kadar yıl sonra interneti icat edecekler gibi bir iddia da bulunabilir mi ? Belki bizden daha kısa bir sürede , belki daha uzun bir sürede, belki de hiç yapamazlar. Bir adada izole edilmiş bu insanların nasıl bir gelişim izleyeceğini bilemeyiz.
Ama biz nasıl bir gelişim izlediğimizi aşama aşama biliyoruz. Önce karasabanı, sonra buharlı makineyi, sonra nükleer enerjiyi geliştirdik. Bilimi, felsefeyi bulduk. Aya gittik, okyanusların dibine indik. Diyebilir miyiz bu çocuklar şu kadar bin yıl sürede, önce karasabanı, sonra buharlı makineyi bulacaklar, önce krallıklarla sonra cumhuriyetle yönetilecekler, yasaları şöyle olacak, aile yapıları böyle olacak, ata/anaerkil olacaklar. Hayır. Hiçbirini bilemeyiz.
Peki bu, insanoğlu hakkında, mızrakla mamut avlamaktan, canlı kopyalamaya nasıl geldiği hakkında bildiklerimizin yanlış olduğu anlamına mı gelir ?
Yani mesela; Biliyoruz ki, insanoğlu önce ilkel toplumlarda yaşıyordu, sonra feodal toplum düzenine geçildi, ve şimdi kapitalist toplum düzeni var. Yine biliyoruz ki, insanoğlu önce küçük klanlar halinde yaşıyordu. Bu klanların birleşmesiyle kabileler oluştu. Daha kalabalık birşekilde yaşayan insanlar, ortak kurallar geliştirdiler. Böylece devletler kuruldu.
Peki bu bildiklerimizin gerçek olması için, izole edilmiş bir adaya bırakılacak bir grup çocuğun, çocukları, torunları, büyük büyük torunlarının ne kadar sürede hangi tipte devletler kuracağını, hangi tipte ekonomiye sahip olacaklarını, hangi tipte hukuk sistemine sahip olacakları ve hangi icatları yapacaklarını söyleyebilmemiz mi gerekiyor? İnsanoğlunun bugüne kadar nasıl bir sosyal evrim geçirdiği hakkındaki bilgilerimizin doğru olabilmesi için, izole edilmiş adadaki çocukların da nasıl bir sosyal evrim geçireceğini söyleyebilmemiz mi gerekiyor?
Denizlerin nasıl oluştuğu, dağların ovaların platoların yanardağların nasıl oluştuğu, kıtaların birbirinden nasıl ayrıldığı, kıtaların bugünki şekillerini nasıl aldığı, kutup buzlarının nasıl oluştuğu, iklimlerin nasıl oluştuğunu biliyoruz. Coğrafi evrimin aşamalarını biliyoruz. Peki bunun doğru olabilmesi için, tekrar bir büyük patlama yaşandıktan sonra, şu kadar sürede yeryüzü soğuyacaktır, şu kadar sürede, kıtalar birbirinden ayrılacaktır, şu kadar sürede buzul çağına girilecektir, şu kadar sürede okyanuslar oluşacaktır, şu kadar sürede şu yükseklikte şu kadar sayıda dağ oluşacaktır. Şu kadar deprem gerçekleşecektir. Şu kadar noktada mağma yeryüzüne çıkacak ve yanardağ oluşacaktır diyebilmemiz mi gerekiyor?
Nesli tükenen binlerce canlı türünü biliyoruz. Hergün nesli tükenmiş canlılardan bazılarının neslinin neden tükendiğini öğreniyoruz. Peki bunun gerçek olabilmesi için, izole edilmiş bir adaya bırakılmış, şu kadar çeşitte hayvandan, şu şu türlerin nesli, şu kadar yıl sonra tükenecek diyebilmemiz mi gerekiyor?
Sosyal evrim, coğrafi evrim, biyolojik evrim; Üçü de yasalar yapılabilecek şekilde, belli aralıklarla baştan sona tekrar eden süreçler değildir.
Eğer her on yılda bir kıtalar birleşip tekrar ayrılsaydı o zaman bir yasa yapılabilirdi. Eğer her yirmi yılda bir dünya buzla kaplanıp sonra buzlar çözülseydi bir yasa yapılabilirdi. Eğer her elli yılda bir okyanuslar kuruyup sonra tekrar oluşsaydı bir yasa yapılabilirdi. Eğer her 70 yılda bir atmosfer yok olup tekrar oluşsaydı bir yasa yapılabilirdi. Eğer her 80 yılda bir yeryüzü dümdüz olup, sonra tekrar ovalar, kanyonlar, platolar, dağlar oluşsaydı bir yasa yapılabilirdi.
Eğer her yüzyılda bir insanoğlu tüm bildiklerini unutup tekrar mağaralarda yaşayara mamut avlamaya başlasa, sonra tekrar tek tek aynı adımları atıp bugün ki teknolojik, düşünsel ve sosyal seviyeye gelse bir yasa yapılabilirdi.
Eğer dinazolar, mamutlar, uzun dişli kar kaplanları gibi onbinlerce canlı her 50 yılda bir tekrar ortaya çıkıp, tekrar nesilleri tükense bir yasa yapılabilirdi.
Oysa biz tüm bunların bugüne kadar nasıl olduğunu bilebiliriz ancak. Bundan sonra nasıl olacağını bilemeyiz. Çünkü dediğim gibi bunlar belli dönemlerde baştan sona tekrar eden süreçler değildir. Başladıkları günden beri devam eden süreçlerdir. Ve şu anda gerçekleşenler, ileride olacakları belirler.
Bir adam çıkar ortaya yeni bir düşünce, yeni bir ideoloji geliştirir. Yeni bir sanat akımı doğar. Yeni zevkler, yeni kültürleri doğurur. Büyük bir gök olayı gerçekleşir, dünyanın ısısı değişir, denizler yükselir, ya da alçalır, yeni kara parçaları çıkar ortaya, yeni yanardağlar, ovalar. Bir virüs türer, bir avcı türün besin kaynaklarını kurutur, neslinin tükenmesine yol açar. Bilemeyiz.
Canlıların evrimi de böyledir. Başladığı günden beri devam eden bir süreç. Diğer tüm süreçler gibi, o ana kadar gerçekleşenleri bilebiliriz. İleride neyin nasıl gerçekleşeceğini değil. Hem sosyal, hem coğrafi, hem de biyolojik evrimin şeklini belirleyen binlerce etken vardır.
Devam eden süreçlerin hiçbirinin modeli ve yasası yoktur. Olamaz da. Bilim bize insanoğlunun bugüne kadar hangi adımları atarak günümüz seviyesine ulaştığını aşama aşama, adım adım açıklayabiliriz. Ama böyle bir yasa yapamaz. Çünkü gelişim devam etmektedir. Ve ileride nasıl gerçekleşeceğini kimse bilemez. Bilim, Türkiye Cumhuriyeti 86 yıl önce Cumhuriyet Rejimine geçti der. Cumhuriyete geçişte şunlar şunlar etkili olmuştur, şu şekilde gerçekleşmiştir der. Ama 86 yıl sonra nasıl bir yönetime sahip olacağımız 86 yıl boyunca yapacaklarımız neticesinde belli olacaktır.
Bilim, 1 milyon yıl önce hangi canlının neslinin tükendiğini söyleyebilir. Ama bir milyon yıl sonra hangi canlının neslinin tükeneceği, bir milyon yıl içinde gerçekleşeceklerle belli olacaktır.
Bilimsel yasalar başı ve sonu gözlenebilen olgular hakkında yapılabilir. Deney ortamında baştan sona gözlenebilenler için.
Maddenin üç hali olduğu bilgisi yasa haline getirilebilir. Bir maddenin katı halden sıvı hale, sıvı halden gaz haline gelişini gözleyebilirsiniz deney ortamında. Deney ortamında o maddeyi tekrar tekrar katı, sıvı, gaz haline getirebilirsiniz. Tekrar eden, başı ve sonu belli bir süreçtir. Modeli kurarsınız, şu ısı derecesinde sıvı hale gelir. Şu ısı derecesinde katı hale gelir.
Ama siz insanoğlunun gelişimi üzerine bir yasa yapamazsınız. Çünkü, insanlığın hem başını hem sonunu gözlemlemiş olmanız gerekir. Ve buna tutarlı şekilde test edebilecek sayıda şahit olmanız gerekir. Yani, insanoğlunun en az bir kaç kez ortaya çıkışı, ve sonuna tanıklık etmiş olmanız gerekir. Her seferinde aynı şeyler oluyorsa. Yaparsınız bir yasa.
Siz evrenin gelişimiyle ilgili bir yasa yapamazsınız. Çünkü yine evrenin hem oluşumunu hem de, sonunu incelemeniz gerekir. Yine en az bir kaç kez, big bang gerçekleşir, sonra evren yok olur, sonra tekrar big-bang gerçekleşir. Ve siz bunu bir yerden gözlemleyip bir yasa hazırlarsınız. Tutarlı bir şekilde her seferinde evren şöyel oluşuyor, şöyle gelişiyor ve şöyle sona eriyor diye.
Biyolojik evrim hakkında bir yasa yapamazsınız. Çünkü yine, hem canlının ortaya çıkışına, hemde yok oluşuna tanıklık etmeniz gerekir. Yani yeryüzünde canlı yaşamı bir kaç oluşup, sonlanıp sonra tekrar oluşacak ve siz bunu bir yerden gözleyeceksiniz ki, evet canlı yaşamı şu şekilde ortaya çıkıyor, şöyle gelişiyor ve şöyle sonlanıyor diye bir yasa yapabilesiniz.
Bunun içinde dünyanın dışında bir yerde yaşayıp, dünyayı bir deney tüpü gibi gözleyip, asgari 10 milyon yıl falan yaşayabilmeniz gerekir.