Zıplanacak içerik
GeceKuşu

Göz yanılması :

Önerilen İletiler

217032.jpg

 

Göz yanılması :

 

İnsan gözü için mükemmel derler. Gerçekte birçok kişinin bildiği gibi göz mükemmel değildir.

Bütün gözlerde bir kör nokta vardır; Baktığımız yeri görmeyiz. Normal olarak bakarken her yeri görüyormuşuz gibi algılarız. Aslında her gözümüz için iki noktayı görmeyiz. Fakat beyin o görünmeyen noktayı çevresinde gördüğü görüntülerle tamamlar. Bir de bu iki kör nokta gözün tam karşısında olmadığı için iki gözümüz diğerinin eksiğini bir dereceye kadar kapatır.

 

Bu noktayı bulmak için şöyle bir deney yapabilirsiniz:

 

Bir gözünüzü kapayın. Kolunuzu ileri doğru uzatın. Başparmağınızı yukarıya doğru açıkgözünüzün önünde tutun. Gözünüz ve kolonuz aynı yanda olmalı, yani sağ veya sol yanda. Bilgisayar ekranında herhangi bir nokta seçin. Sürekli o noktaya bakarken kolunuzu yavaş yavaş dışarıya doğru açın. Kolunuz yaklaşık 3-4 derece açıldığı zaman başparmağınız kaybolacaktır. Kolunuzu o noktadan sağa, sola veya yukarı aşağı oynatırsanız veya başka bir yere bakarsanız parmağınız yeniden görünür. Parmağınızın kaybolduğu nokta kör noktadır. Orayı görmüyorsunuz ama beyniniz sizi aldatıyor. Gördüğünüzü sanıyorsunuz. O nokta göz sinirlerinin gözden çıktığı noktadır ve orada görme hücreleri yoktur.

 

Bu bütün insanlarda böyledir. Göz mükemmel değildir ama hayatta kalmamız için yeterlidir.

 

Bir örnek daha; Hücreler 3 ana bölümden oluşur. Zar, plazma, çekirdek; Plazma içinde mitokondri vardır. Görme hücreleri özelleşmiştir. Bunlara ek olarak ışığa duyarlı bölüm ve görüntüyü nakleden sinir bağı vardır. Dışarıdan ışık gelir. Işığa duyarlı bölüm görüntüyü alır ve sinirlere aktarır. Sinirler de görüntüyü beyne taşır. Hücre bir çubuk şeklini almıştır. Ancak bir terslik vardır. Işığa duyarlı bölüm çubuk biçimindeki hücrenin en arkasındadır. Işığın geldiği yönde mitokondri, hücre çekirdeği, sinir telleri vardır. Bunlar da görüntüyü bir dereceye kadar bozar. Sıralama tam tersi olsaydı daha iyi olmaz mıydı? Nitekim ahtapotlarda böyledir. O nedenle ahtapotlar insanlardan daha iyi görürler.

Ama bu terslik ölümcül değildir. Öyle olsa yaşayamazdık. Gördüklerimiz yaşamamıza yetiyor.

 

Işığı dalgalar halinde algılarız; Dalga birimi Angström’dür ve milimetrenin milyonda birine eşittir. Biz ancak belli dalga boyunda ışıkları görebiliriz. Görebildiğimiz ışığın alt sınır dalga boyu 4000 (mor), üst sınır dalga boyu 7000 (kızıl) angströmdür. Bu dalga boyları arasında bildiğimiz renkler, 7 temel renk dağılır. Bir prizmayı ışığa tutarsak ışık prizmadan geçerken farklı dalga boylarına göre kırılır ve güneşten gelen ışığın renlerini görürüz. Buna güneşin 7 rengi de denir. Güneşten gelen ışığı beyaza yakın görürüz. Beyaz rengin dalga boyu yoktur. Gözümüz beyazı insanın hayata başladığı binlerce yıl öncesinden referans olarak almıştır. Diğer renkleri beyaza göre değerlendirerek bir renk kararına varır. Bazen bir rengi bir gözümüz diğerinden farklı renkte görür. Bunlar bize ortalama bir değer verir. Yani renkleri mükemmel olarak algılamayız ama algıladığımız şeyler yaşamamıza yeter. Bundan başka algıladığımız dalga boyu sınırlarının dışında kalan dalga boylarını göremeyiz, algılayamayız. Ama bazı hayvanlar, ahtapot örneğinde olduğu gibi, algılar. Bu da gözümüzün mükemmel olmadığını gösterir.

 

Güneş bizden yukarıda olduğu için, yine binlerce yıldan gelen alışkanlıkla ışığı aşağıdan da gelse hep yukarıdan geliyormuş gibi algılarız. O zaman ışık aşağıdan geliyorsa tümsekleri çukur, çukurları tümsek sanarız. Örnek olarak Ay yüzeyi görüntülerinde kraterler bazen tepecik gibi görünür. Hâlbuki onlar çukurdur. Böyle görmemizin nedeni orada resmin çekildiği anda güneş ışığının resmi çekene göre alttan geliyor olmasıdır. Resmi ters çevirince doğru algılanır. Aynı şey gece vakti araba sürerken far ışıkları nedeniyle olur. Işık bize göre aşağıdan geldiği için az engebeli yerlerde tepeleri çukur, çukurları tepe sanabiliriz. Aynı şeyi Google Earth kullanıcıları da fark etmiş olabilir. Güneş dünyaya güneyden vurur. Dünya kuzey yukarıda olacak şekilde durunca güneyden yani aşağıdan gelen ışık gözümüze aynı oyunu yapabilir. İnsanlar yaşadıkları ilk yıllarda uzaya çıkamadıkları için bu eksiklik yaşantısında tehlike yaratacak bir durum olmamıştır. Şimdi ise bunu bilincimizle aşmaya çalışıyoruz. Bir ağaç veya bina gözümüze çukur olarak görünüyorsa öyle gördüğümüz halde onların çukur olmadığını düşünebiliyoruz. Gözümüz bizi aldatıyor ama kanmıyoruz.

 

 

Kalbimiz mükemmel değildir. Gözümüz mükemmel değildir.

Yaratılışçıların dediği gibi vücudumuz mükemmel olarak yaratılmamıştır.

Sonradan oluşan veya doğuştan gelen göz bozukluklarından söz etmedik bile...

Vücudumuzda daha birçok organ mükemmel değildir ama yaşamamız için yeterlidir.

Doğrusu kendimizi bu hatalarımızla kabul etmektir.

Yoksa çok yanlış ve olmadık noktalara çıkar ve sonunda hayal kırıklıklarına uğrayabiliriz.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir birce

Dolayısı ile yaşamımız da mükemmel değil, iniş çıkışlar la dolu

 

Acaba diyorum mükemmel olsa idi bu sayılanlar, yaşamımız da mükemmel olur muydu

 

Bir şekil de bir bağlantı varmıdır acaba..

 

Sesli düşündüm GeceKuşu smile.gif

 

Vermiş olduğun bilgiler için teşekkürler, denedim az önce… clover.gif

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Dolayısı ile yaşamımız da mükemmel değil, iniş çıkışlar la dolu

 

Acaba diyorum mükemmel olsa idi bu sayılanlar, yaşamımız da mükemmel olur muydu?

 

Bir şekil de bir bağlantı varmıdır acaba..

 

Sesli düşündüm GeceKuşu :)

 

Vermiş olduğun bilgiler için teşekkürler, denedim az önce… clover.gif

 

Biyolojik olarak mükemmelilk nedir?

Bunu evrimle birleştirip nietzsche'nin öngördügününde ötesine götürürsek eğer, insanoglunun varoluş sürecinin son safhasında "düşüncelerinde varsaydığı tanrısının yerini alarak", birçeşit tanrı olabilecegini düşünebilir miyiz?

 

***

 

Evrimi bir tür "ilerleme" olarak görmek temelde yanlıştır. Evrim ilerleme değil bir uyum, hayatta kalma işlemidir diyebiliriz. Biz ilerleme derken hep daha 'iyi'ye ve 'karmaşık olan' a doğru bir gidiş algılarız. Ancak evrimsel ilerleme bazı yönlerden "gelişme" iken bazı özelliklerin de "yitirilmesi" anlamını taşır.

 

Örnek olarak: Sudan karaya çıkan bir canlı suda yaşama kabilyetinden "yoksun" hale gelir, ve yeni "çevresine uygun" bir "gelişme" gösterir.

 

Öte yandan; karmaşık olanın daha "gelişmiş" olması mantıken doğru gibi gözükse de bir canlı için temel problem hayatta kalabilmektir. Bu bakımdan da bir "tardigrad" mikroskobik boyutu ve basit yapısına rağmen bizden çok daha "ileride" kabul edilmelidir. (Uzay boşluğunda, ağır kimyasalların içinde ve -272'den +151 dereceye kadarki aralıkta hayatta kalmayı başarabilen bir canlıdan daha karmaşık olabiliriz ama onun biyolojik üstünlüğü ortadadır.)

 

İnsan oğlu için şu anda sahip olduğumuz biyolojik yapımız tamamen bu atmosfer şartları için optimaldir. Gözümüz de, tüm diğer organlarımız gibi, dünyanın bu şartları, bu atmosfer içinde şekillenmiştir. Örneğin; bizim beyaz olarak algıladığımız ışık demeti aslında bu atmosferdeki görme işlemimize bir referans noktasıdır. Uzay yürüyüşü yapan astronotlara ayın rengi sorulduğunda net bir cevap alınamamıştır, çünkü ay gibi atosferi olmayan bir yerde bizim görme algımız tek kelime ile dumura uğrar. Dünyada gözümüze gelenden çok farklı bir ışığa maruz kalırız çünkü atmosfer dışında, referans noktamızı yitiririz.

 

Görme ve göz örneğinden devam edersek; Başka bir gezengene taşınma imkanımız olduğunu farz edelim, temel değerler yaşamamıza elverişli olsa bile farklı bir ışık kaynağı ve az da olsa farklı bir atmosferde olacağız. Gözümüz böyle bir durumda bugün beyaz olarak algıladığımızdan daha farklı frekansta, dalga boyundaki bir ışık demetini referans noktası, yani beyaz, olarak algılayacaktır, atmosfer ve ışık şartlarının farklılığı nedeniyle. (Akciğerlerimiz ve diğer tüm organlarımız da elbet aynı şekilde uyum sağlamak zorunda kalacaktır.)

 

(Özellikle yüzbinlerce yıldır değişim göstermeyen, köpek balıkları ve timsahlar gibi, ortamlarına mükkemmele yakın bir uyum sağlayabilmiş canlılar varken). Evrimdeki tarihsel "ilerleme"ye bakılarak bir tepe noktası olduğunu varsaymak hatalı bir bakış açısıdır. Çevresel faktörler değiştikçe insan (ve diğer bütün canlılar) da değişmeye devam edecektir.

 

Sonuç olarak; Biyolojik mükkemmelik; çevresel faktörlere gösterilen mükemmel uyumdan başka bir şey değildir.

 

İnsan oğlu biyolojik gelişimini mükemmele doğru geliştirirken çevresel faktörlerin nasıl bir gelişme gösterbileceğini ön göremeyiz...

 

Zeka, akıl bugünün çevre şartlarında hayatta kalmamız için yeterlidir, ama büyük ve ani bir salgın hastalık olduğunu farz edelim; böyle bir durumda hayatta kalabilecekler, o salgına neden olan bakteri veya virüse karşı bağışıklık sistemi "gelişen" insanlar olacaktır. Zeki, akıllı, ahlakalı, kültürlü vs insanlar değil... Böyle bir salgınla dünyanın pek çok büyük beyinden yoksun kalabileceğini ve oluşabilecek kargaşa ortamında da yeniden ilkel yaşam koşullarının oluşarak (insanlığın binlerce yıl geriye gidebileceğini) göz ardı etmemek gerekir.

 

Örneğin; Gezegenimizin atmosferinin, ikliminin değişikliğe uğradığını ön görelim, sonuç aynı olacaktır. Sosyal olarak istedimiz kadar evrilelim, gelişelim, ilerleyelim... Zeki ve akıllı olanlar değil değişen çevre şartlarına uyum sağlayabilenler hayatta kalacaktır...

***

 

Birazda yanılsamalarla ilgili birkaç teste göz atalım sevgili birce...

 

İlgin ve önemsediğin için teşekkürler... :)

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

1939699_15154_7%5B1%5D.jpg

Ne görüyorsunuz resme baktığınızda... Topla onayan bir yunus öyle değil mi?

 

Şimdi kalkın yerinizden ve bir kaç metre uzaklaşıp tekrar bakın resme...

 

Ya şimdi ne görüyorsunuz?

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

1939699_15154_siyahmibeyazmi3gskz2gc0%5B1%5D.jpg

Resimin merkezine odakladığınızda gördüğünüz beyaz noktalara bakarken başka bir yerde sanki beyaz üzerinde siyah nokta varmış gibi görünüyor. Bize siyah nokta olduğunu algılatan gözümüz bizi yanıltıyor, siyah noktalara baktığımızda bir türlü siyah noktayı yakalayamıyoruz.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

1939699_15154_20070524_411332_1180009781_7dr9%5B1%5D.jpg

Yukarıda Zarlardan oluşan üçgenin her köşesine ayrı ayrı odaklanırsanız köşe açılarının 90 derece olduğunu görürsünüz..

 

O halde bu üçgenin içi açıları toplamı 270 derecedir.

 

Gerçekte üçgenin iç açıları toplamı 180 derecedir.

 

Peki göz yanılsamalarımız dışında iç açıları toplamı 270 derece olan bir üçgen olabilir mi sizce?

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

1939699_15154_24%5B1%5D.jpg

 

 

Bakın bakalım bir mekanizması yoksa eğer yada göz yanılmalarınız hiç bir resimin içindeki öğeler hareket edebilir mi?

 

Hayır mı dediniz?

 

Yanıldınız, resmin ortasındaki siyah noktaya odaklanın ve resme yaklaşın ve sonra uzaklaşın ne görüyorsunuz?

 

İlginç değil mi?

 

İç içe girmiş iki halka, resime yakınlaşşıp uzaklaştıkça ters yönlerde dönüyormuş gibi görünüyor...

 

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

1939699_15154_27%5B1%5D.jpg

 

Fıstıkları hareket ettirebidiniz mi?

 

Ha gayret... Yok mu bir şey?...

 

Üzerinde göz gezdirirken yukarı aşağı çapraz baktıkça hareket ediyorlar öyle değil mi?

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

1939699_15154_28%5B1%5D.jpg

 

Hah şimdi yandınız işte arkadaşlar...

 

Burada nasıl bir göz yanılsaması olduğunu sizlerin açıklamanız gerekiyor...

Ufak bir ip uçu benden."İki yüzeyin renkleri de aynı"... Bir de hareket edin arada...

 

Neler oluyor algılamalarınızı burada paylaşalım...

Hem başlık hareketlensin biraz... :)

Yaşamımızda karşımıza çıkan şeyler görünenden çok daha farklı ve algılamalarımızla ne kadar çok değişebiliyor öyle değil mi?

 

Hepinize yaşamınızda olumlu ve yararlı şeyleri algılayarak mutlu ve huzur içinizde olmanızı diliyorum...

 

Sevgilerimle... :)

 

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir birce

Birinci ve son eklemiş olduğunuz resim ilgimi cekti... birincisin de az geri gidince, değişen bir şey göremedim.. diyorum ne acaba görülmesi gereken.. sonra tekrar "birkac meter" okuyunca farkı görebildim :)

 

Son eklenen ise.. sanki burada az kelime oyunu var, evet renk aynı olabilir..fakat alta olan daha acık

Bunun degişdiğini de görebilmek icin evet az biraz " hareket" gerekiyor :) o zaman aynı oluyor.

 

Birde bu olayda şöyle bir sonuca vardım kendimce:

 

Isteyen o an için istediği gibi görebiliyor.. yetiyor o görüş yani, mükemmel olmasa dahi " görüşü"

Fakat az üzerin de duruldu mu...yetiyor dediğimiz mükemmeleşe de biliyor.

 

Çok güzelmiş yine sayın GeceKuçu, teşekkürler :clover:

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Aslında şu Küp olan zarlar herşeyi anlatmış....

 

 

İlkel göz nasıldı? Bizim şimdiki algıladıklarımızda yanılıyolar mıydı?

500 yüz milyon yıl sonra evlatlar bunların hepsini nasıl görecek?Ekrandaki küçücük noktanın saniyede aynı noktadan

50 kere geçtiğini görebilecekmi? Veya şu lambaların saniyede 50 kere yanıp söndüğünü görüp sayabilcek mi?

Ya bu resimlerde evrilirse?

 

mucize... Sonsuz x zoomlu gözler mi? Yada aynı parmak izlerine sahip insanlar?

 

 

Şuda bi bilimmiş -Hiperküp-.Matematikçiler bulmuş, fizikçiler almış. Bilim adamlarımız bundan neden konuşmaz acaba? Ha unutmadan materyalist bilim adamları bundan bahsetmeyi pek sevmezmiş. şu zarların bi görüntüsü var ama açıları anlaşılamıyor! Yok yaaa o gözlerin değil geometrini suçu.

 

Biz yine devam edelim 2 boyutlu üçgenlere. 4. boyut materyalist evrim inancına biraz ters.

 

Ama mutlaka araştırılsın şu 4. boyut neresi diye. Evrene düşüyomuş ama 3. boyutta olduğumuz için algılayamıyomuşuz hiperküpü.

Yanlış anlamayın bu tanrı falan demiyorum. Ama bilimiş söylemiş işte.

 

Bi araştırılsın Hiperküp...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

 

Fıstıkları hareket ettirebidiniz mi?

 

Ha gayret... Yok mu bir şey?...

 

Üzerinde göz gezdirirken yukarı aşağı çapraz baktıkça hareket ediyorlar öyle değil mi?

 

Bu çok ilginç geldi, bir bilgisayar oyunu yoksa sabit şekiller nasıl hareketli görünür inanılır gibi değil. Resmen dalgalanma var yahu...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir laiklik batsın

Ateist yazmış belli 576 mp göz var insanda hala mükemmel değil diyo 

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

İletiniz moderatör kontrolünden geçtikten sonra sitede gösterilmeye başlanacaktır. Eğer buna maruz kalmak istemiyorsanız lütfen hemen bir ÜYE OLUNUZ.

Misafir
İletinizi misafir olarak gönderiyorsunuz. Eğer üye iseniz lütfen GİRİP YAPARAK gönderiniz.
Bu başlığa cevap yaz

×   Zengin metin olarak yapıştırıldı..   Onun yerine sade metin olarak yapıştır

  Only 75 emoticons maximum are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Önceki içeriğiniz geri getirildi..   Editörü temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.