İçeriğe atla


BİR ZAMANLAR TEKİR PAŞA VARDI…


Bu başlığa hiç cevap verilmemiş

#1 Misafir_Alina Callas_*

Misafir_Alina Callas_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 16 Kasım 2009 - 09:09

Romanya Tarihinde Türk İzleri – 3
BİR ZAMANLAR TEKİR PAŞA VARDI…
Masalları kıskandıracak bir efsane buldum ve sizin için, onları değerlendirmeye devam ediyorum. Eski zamanın saflığı, kahramalıkları hatta o güzel aşkları bile, sanki bambaşkaydı. Bu efaseneleri okudukça, dedelerimizin ayak izlerini sanki ellerimle dokunuyor gibiyim. O zamanları herkes eminim özlüyordur. Kim çocukluğunda, dedesinin ya da büyük annesinin kucağında oturup bir masal dinlemedi ki? Romence olarak yazılan bu efsaneleri Türkçe’ye çeviren olmamış. Size bunları aktarırken, kendimi tekrarlıyor da olmak pahasına, büyük keyif aldığımı hatta, ayıp olmasın, zaman zaman, büyük annemi hatırlıyor gibiyim…
Bayram nedeniyle, bu gün size Köstence şehrinde Techirghiol (Tekirgöl) adını taşıyan bir efsaneyi anlatmaya özellikle tercih ettim. Ola ki, minikleriniz varsa, bayram gününde, kim bilir Romanya’dan olan bu efsaneyi onlara yatmadan önce anlatırsınız…
Efsaneye gelince…
Yüzlerce sene önce, Türkler Romnya topraklarını terk edip evlerine gittklerinde, yaşlı bir Paşa, fakir ve hastalıklı haliyle Dobruca’da kalmayı tercih etmişti. Bu ülkenin güzeliğine dayanamayan, birçok Türk aynen Paşa gibi burada kalmayı tercih etmişler. Paşa’nın adı da Tekir imiş. Uzakta bir yerde evi varmış. Fakirliğini gizlmek ve kimseye kendini acındırmamak için bu küçücük kırık dökük evde kalmayı seçmiş. Beygir adında atı da -aslında gerçekte bir eşek söz konusu,- aynen onun gibi yaşlılık işaretleri veriyordu ama arasıra, evin bazı işlerinde Tekir’e yardımcı oluyordu. Paşa ve Beygir birbirlerini öyle seviyorlardı ki, günün sofrasını Allah bilir neyle tamamlıyorlardı.
Bir kaç gündür, Türk Tekir iyice rahatsızlanmaya başladı. Bacakları şişmeye başladı ve kendine bir bardak su alacak kadar, bacaklarında kuvveti kalmamıştı. Zavvallı, saatlerce kapını eşiğinde oturyordu ve Beygir de sulu gözleriyle onu hep izliyordu.
Bir gün, yaşlı Tekir ‘in aklına yakınlarda bir hoca’nın bulunduğu geldi. Hoca onun gençlikten arkadaşıydı ve gözlerini kapatmadan önce onu bir kere daha görmek istedi. Ata nasıl binsin ki? Beygir’e koşumları takarak , at arabasına bağladı ve yola çıktılar.
Tekir zor da olsa, Hoca’ya vardı ve Kuran’ı Kerim’den okumasını istedi. Belki de, kim bilir, orada kenedisine bir care bulur diye, habire Hoca’ya Kitab’ı okutturdu. Hoca saatlerce okudu. Tekir baktı ki hastalığı’na çare yok, evine dönmeye kara verdi. Tam o sırada, Hoca aradığını bularak Tekir’e şu sözleri okudu:
“İyilik ve çare, sadece sevgide bulunur: Kendini seni sevenin eline bırak. Kendini sevgisine bırakarak, sadece bu şekilde iyileşirsin.”
Zavvalı Tekir, dünyada onu sevenin kalmadığını düşünerek, ağlayarak evin yolunu tuttu. Beygir’in koşumlarını boşa bırakarak atın sürüklediği yere gittiler. At bir göl’ün kenarına çekince, peşine yaşlı Tekir’i de sürükledi. Böylece, her ikisi de göl’ün suyuna girdiler.
Sevine, sevine, ikisi de o göl’ün çamuruna battılar ve daha sonra güneşe çıkarak kendilerini kuruttular. Bir gün böyle, ikinci gün de aynı, Tekir dede bir baktı ki, bacaklarındaki şişlik inmeye başladı hatta rahatça yürümeye hareket etmeye de başlamıştı. Beygir de aynısı. Bacakları tam iyileşince, Tekir evini bu göl’ün kenarına kaldırdı.
Bu iyileşmenin mucizesi, halk arasında çabucacık yayıldı. Zaman içinde Tekir’in evi etrafında insanlar kendilerine ev yapmaya başlamışlar ve bu gün, şehir dışından, turistik ve sağlık amaçlı Tekir’in adını taşıyan yani Tekirgöl’e gelenler var. Özellikle romatizma hastalığı olan kişiler, yaz gününü burada geçirmeyi tercih edenlerin arasındadır.

Kaynak: “Dobruca Toprakların’dan Efsaneler” Kitabı - Yazar: Eugenia D. Gemala ve Anayurt Gazetesi
Resim: Tekir Dede heykeli Techirghiol şehrinde Gönderilen Fotoğraf



Cevap ekle