İçeriğe atla


Fotoğraf

Anıtkabir’de Yeralan Heykel ve Kabartmalar


Bu başlığa 1 cevap verilmiş

#1 Legendary

Legendary

    Süper Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPipPip
  • 7.756 İleti

Gönderi Tarihi: 14 Kasım 2009 - 01:45

Gönderilen Fotoğraf

"Anıttan Çağdaş Alan Uygulamalarına Kamusal Alanda Heykel" başlıklı bu sergide Anıtkabir'e ve burada yer alan uygulamalara ayrı bir yer vermeyi uygun gördük. Sanırım nedeni adında gizli: "Anıt"-"Kabir"…

Anıtkabir, toplumun yeni bir dünya görüşüne, yeni bir sosyal yapıya ve yeni bir kültür ortamına yönelten bir devrimler kurgusu [1] zincirinin son halkası olarak görülmelidir. Doğan Kuban'ın deyişiyle "Atatürk'ü düşünmek kendine Türk diyen insanı düşünmektir. Atatürk düşüncesi o insanları yeniden yaratan düşüncedir. Fakat bunu şoven bir söylem, paranoia'ya dönüşmüş bir ulusçuluk bağlamında değil, bir aidiyet (allegiance), bir tarihi bilinçlenme aşaması olarak görmek gerekir." [2]

Atatürk düşüncesinin temelinde bir ulus yaratma ideali bulunur ve bütün kültürel etkinlikler de bu idealden beslenir. Yine Kuban'a göre, ulusu yaratmanın olmazsa olmazları, derin zamanlı bir tarih bilinci ve çağdaş dünya bilinci duyarlılığıdır. [3] Bu iki duyarlılık, Anıtkabir proje yarışmasına katılan Türk mimarlarında gözlenebilmektedir. Sedat Hakkı Eldem gibi bazı mimarlar Orta Asya mezar tipolojisinden yararlanırken Orhan Arda ve Emin Onat gibi bazıları da Anadolu mirasını değerlendirmişlerdir. Ancak Atatürk düşüncesinin gösterdiği asıl yön, "muasır medeniyet" olmuştur. [4] Birinci seçilen ve uygulamaya geçirilen Emin Onat ve Orhan Arda'nın projeleri de aslında burada birleşmektedir. Miras, Anadolu mirasıdır fakat projenin bir Yunan tapınağı planında düzenlenmesi akla şunu getirir: Yunan uygarlığı bütün Batı uygarlığının temelindedir ve yeni Türkiye Cumhuriyeti de "muasır medeniyet" ile Batı'yı işaretlemektedir.

Peki, bu proje nasıl seçilir ve ne gibi aşamalardan geçerek uygulanır? 6 Aralık 1938'de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından görevlendirilen bir komisyon kurulur. Komisyon, çalışmalarına yer seçimi ile başlar ve öncelikle Atatürk'ün burayı çok sevmesi gibi duygusal nedenlerle Çankaya seçilir; daha sonra Trabzon milletvekili mühendis Mithat Aydın'ın önerisiyle Rasattepe'de karar kılınır.

Rasattepe, aslında Beştepeler olarak adlandırılan bir tümülüs alanıdır. Uygulama sırasında tarihi dokunun zarar görebileceğinin anlaşılması üzerine Dr. Tahsin Özgüç, arkeolog Mahmut Akok ve Nezih Fıratlı burada acil bir kurtarma kazısı yapar. Kazı sonuçları, Friglerin Gordion'dan sonraki ikinci büyük nekropol alanının bu bölge olduğunu ortaya koyar. Böylelikle bölge, tarihsel bir süreklilik çizgisini imler hale gelir. [5]

1 Mart 1941'de, Anıtkabir için uluslar arası bir yarışma açılarak katılacak projelerin uluslar arası bir jüri tarafından inceleneceği hükümet tarafından duyurulur. Yarışma koşullarında Anıtkabir'in azametli bir siluet temin etmesi, Atatürk'ün ismi ve kişiliği altında Türk milletinin sembolize edildiği, dolayısıyla Türk milletine saygı ve iyi dileklerini göstermek isteyen her ziyaretçinin Anıtkabir'e giderek bu görevi yerine getirebilecekleri belirtilerek, Ata'nın lahdinin yer alacağı şeref salonunda aranan özellikler, Türkiye Cumhuriyeti ilkelerinin sembolize edilerek temsil edilmesi, yapılacak törenler için kapalı ve açık hacimler, müze ve çevre tanzimi gibi hususlar, projelerde yer alması istenen hususlar olarak tespit edilir. [6]

Başlangıçta Avrupa'nın tanınmış mimarlarının katılacağı sınırlı bir yarışma açılması düşünülür. Bu karar büyük tepki çeker ve bunun üzerine UIA (Union International des Architectes)'nın uluslar arası yarışma tüzüğüne uygun olarak 1 Mart 1941'de başlamak üzere serbest bir proje yarışması açılır [7]. 30 Ekim 1941'de sonuçlanacağı ilan edilen yarışma, 2 Mart 1942'ye kadar uzatılır. Yarışmaya, Türkiye'den 25, Almanya'dan 11, İtalya'dan 8 ve diğerleri de Avusturya, İsviçre, Fransa ve Çekoslovakya'dan olmak üzere toplam 49 proje katılır.

Paul Bonatz'ın başkanı olduğu, Muhlis Sertel, Ivar Tengbom, Karoly Weichinger, Muammer Çavuşoğlu, Arif Hikmet Holtay'dan oluşan uluslar arası bir jüri oluşturulur ve jüri, projeler üzerinde çalışmaya başlar. 23 Mart 1942'de sonuçlar açıklanır; ancak üç birinci çıkar ve karar hükümete bırakılır. Türkiye'den Emin Onat ve Orhan Arda'nın; Almanya'dan Johannes Kruger'in ve İtalya'dan da Arnoldo Foschini'nin projeleri birinci seçilmiştir. Ancak jürinin raporunda, seçilen üç projeden herhangi birinin aynen uygulanmasının doğru olmadığı, tetkik ve tadile muhtaç oldukları kanaati bulunmaktadır ve bunu dikkate alan hükümet, 5 Nisan 1943'te Emin Onat ve Orhan Arda'nın teklif ettikleri projenim geliştirilmesi için bir komisyon oluşturur. Böylelikle yeniden gözden geçirilen proje 8 Kasım 1943'te teslim edilir [8].

28 Ocak 1944'te, TBMM'ye Anıtkabir'in inşa edilmesi hakkında kanun teklifi sunulur. 9 Ekim 1944'te temel atma töreni gerçekleştirilir.

1950 yılında, Anıtkabir'deki plastik eserlerin tasarımına başlanır. Başbakanlık'taki Anıtkabir Komisyonu'na bağlı olarak, burada yer alacak heykel ve kabartmaların, yazı ve kitabelerin konularını ve yerlerini belirlemek üzere, Türk Tarih Kurumu'ndan Prof. Halil Demircioğlu, Ankara Üniversitesi'nden Prof. Ekrem Akurgal, proje mimarlarından Orhan Arda, Bayındırlık Bakanlığı'ndan Selahattin Onat ve Anıtkabir Kontrol Şefi Sabiha Güreyman'dan oluşan bir komisyon kurulur. 3 Mayıs 1950'de toplanan komisyon, konuların uzman kişilerin katılımıyla ele alınmasını kararlaştırınca kadro genişler; Ahmet Hamdi Tanpınar, Rudolf Belling, Prof. Afet İnan, Prof. Enver Ziya Karal, Doç. Kemali Söylemezoğlu, Prof. Emin Barın, Milli Eğitim Bakanlığı Temsilcileri Mükerrem Kamil Su, Faik Reşit Unat, Enver Behnan Şapolyo ve proje mimarı Emin Onat da komisyona dahil olur. 31 Ağustos 1951'de açıklanan kararlara göre, konu Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı'ndaki hayatı ve Türk İnkılabı olacaktır [9].

Komisyon kararında, "Komisyon heykel ve kabartmalarda sanatçılara üslup yönünden direktifler vermeğe kendisini yetkili görmemiştir." denmiş [10]; heykel ve kabartmaların yapının mimari özelliklerine uygun olması; kabartmaların konuyu fotoğrafik olarak değil özünü ifade edecek şekilde alegorik olarak tasarlanması; kulelerdeki kabartmaların kulelere verilen adlara göre Atatürk'ün şerefli hayatını, Kurtuluş Savaşı tarihini ana hatlarıyla hatırlatması; Aslanlıyol başında girişin iki yanında yer alan heykel gruplarının Atatürk'ün ölümünden duyulan derin acıyı ifade edip ziyaretçileri O'nun yüce katına saygıyla girmeye hazırlamaları (Bunlar Hüseyin Anka Özkan'ın kadın ve erkek grup heykelleri olarak uygulanacak ve yol başında yer alan aslan heykelleriyle de huşu duygusu vurgulanacaktır. Açıklama bana ait.); Şeref Holü'ne çıkan merdivenin iki yanındaki kabartmaların konularının, Atatürk'ün "Hatt-ı müdafaa yoktur sath-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır!" emrini yorumlayan Sakarya Meydan Savaşı ve "Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir İleri!" emrini yorumlayan Başkomutanlık Meydan Savaşı olması ve Şeref Holü'nün yan duvarlarında karşılıklı olarak yer alacak kabartmalarda Atatürk Devrimleri konusunun işlenmesi gibi esaslar belirlenmiş [11]; bunlardan Şeref Holü'nün yan duvarlarında yer alması planlanan kabartmalar dışında hepsi uygulanmıştır.

Heykel ve kabartmaların konuları belirlendikten sonra sıra bunların kimler tarafından yapılacağı sorununa gelir. Bir görüş, Avrupalı sanatçılar arasında bir yarışma düzenlenmesini ister. Kuşkusuz, Türkiye'de uygulanan ilk anıt örneklerinde olduğu gibi burada da milli sanat söylemiyle çelişilir. Güzel Sanatlar Akademisi Heykel Bölümü Başkanı Rudolf Belling ise, Anıtkabir heykel ve kabartmaları için seçilen konuların tümüyle milli olduğunu ve bu nedenle de burada sadece Türk sanatçıların çalışması gerektiğini savunur. Sonuç itibariyle Hüseyin Anka Özkan, Zühtü Müridoğlu, İlhan Koman, Hakkı Atamulu, Nusret Suman görev alırlar. Son kontrol ve kabuller ise Rudolf Belling ve Emin Onat'a aittir.


[1] Doğan Kuban, "Atatürk'ü Düşünmek", Atatürk İçin Düşünmek. İki Eser: Katafalk ve Anıtkabir İki Mimar: Bruno Taut ve Emin Onat, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörlüğü Yayını, İstanbul, 1998, s.6.
[2] A.g.m., s.6.
[3] A.g.m., s.7.
[4] A.g.m., s.7.
[5] Afife Batur, "Anıtkabir Üslup-Ötesi ve Zaman Dışı bir Tasarım veya Büyük Ölüm'ün Patetik Yontusu", Atatürk İçin Düşünmek. İki Eser: Katafalk ve Anıtkabir İki Mimar: Bruno Taut ve Emin Onat, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörlüğü Yayını, İstanbul, 1998, s.74-75.
[6] Ataman Demir (Haz.), Mimar Sinan Üniversitesi Anıt-Kabir Yarışma Projeleri Sergisi Kataloğu, İstanbul, 1984, s.3.
[7] Afife Batur, a.g.m., s.75.
[8] Ataman Demir , a.g.k., s.3.
[9] Murat Ural, "Anıtkabir'de Sanat 'Büyük Acı'yı Estetiğe Dönüştürmenin Bilinci; Yalın ve İnsani", Atatürk İçin Düşünmek. İki Eser: Katafalk ve Anıtkabir İki Mimar: Bruno Taut ve Emin Onat, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörlüğü Yayını, İstanbul, 1998, s.98.
[10] Anıtkabir Tarihçesi, T.C. Genelkurmay Başkanlığı Basımevi, Yayın No:94/2, Ankara, 1994, s.38'den aktaran Murat Ural, a.g.m., s.98.
[11] A.g.k., s.38-39'dan aktaran Murat Ural, a.g.m., s.98.

Gönderilen Fotoğraf

Hüseyin Anka Özkan, Aslan Heykeli
Komisyonun belirlediği esaslar arasında, Aslanlı Yol’un iki yanında ana hatlarıyla kuvvet ve sükunet telkin eden stilize, altlıklar üzerinde yatay durumda uzanmış 24 aslan heykelinin bulunması da yer almaktadır. Üslup açısından Hitit heykelleri ile paralellik sergileyen aslan heykellerinin işlev açısından da aynı paralelliğe sahip oldukları söylenebilir. Hititler’in sfenks yontuları, düşmanı engellemek amacıyla kent kapılarına dikilirler; yani bir nevi kent bekçileridir. Anıtkabir’in aslanları da böyle bir metaforu çağrıştırır.

Gönderilen Fotoğraf

Hüseyin Anka Özkan, Hürriyet Kulesi Önünde Erkek Grup Heykeli
Katı, statik bir üslubun görüldüğü bu grup heykelinde önde rütbesiz, kaputlu bir asker ve sol elinde kitap tutan bir aydın figürü ile bu ikisinin gerisinde, ortada bir köylü ya da çoban figürü yer alır. Komisyon kararı hatırlanacak olunursa, Aslanlı Yol başında girişin iki yanında yer alan heykel gruplarının Atatürk’ün ölümünden duyulan derin acıyı ifade edip ziyaretçileri O’nun yüce katına saygıyla girmeye hazırlamalarıdır beklenen ve burada çoban ya da köylü figürüyle duygusallık işlenirken; asker ve aydın figürüyle de geleceğin garanti altına alındığı vurgulanır. Aydın ve asker öncülük yapacak; halk, duygusallığıyla Cumhuriyet’e bağlanacaktır.

(Murat Ural, “Anıtkabir’de Sanat ‘Büyük Acı’yı Estetiğe Dönüştürmenin Bilinci; Yalın ve İnsani”, Atatürk İçin Düşünmek. İki Eser: Katafalk ve Anıtkabir İki Mimar: Bruno Taut ve Emin Onat, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörlüğü Yayını, İstanbul, 1998, s.101.)

Gönderilen Fotoğraf

Hüseyin Anka Özkan, İstiklal Kulesi Önünde Kadın Grup Heykeli
Erkek grubunda karşımıza çıkan form ve anlamı burada da bulmak mümkündür. Üç köylü kadınından önde duran ikisinin taşıdığı çelenkle bereket simgelenirken; kadınlardan birinin elindeki kase, buranın bir sunak olduğu izlenimini yaratır. Yunan tapınak planına Yunan miti karışmıştır adeta. Burada da acı, erkek grubunda olduğu gibi arkada duran figürle verilmişse de; erkek grubundakinden daha yoğun bir biçimde işlenmiştir.

Gönderilen Fotoğraf

İlhan Koman, Sakarya Meydan Savaşı
Mozole merdivenlerinin sağında yer alan kabartma kompozisyonunu, Belling’in öğrencisi İlhan Koman kazanmıştır. Alçı modelin hazırlanmasında Şadi Çalık’la birlikte çalışan Koman’ın kabartmasının konusu, Kurtuluş Savaşı’nın kaderini belirleyen savaşlardan biri olan Sakarya Meydan Savaşı… Koman, konuyu üst üste iki kabartma şeklinde yorumlar ve alt kısımda savaşı üst kısımda da zaferi işler.

Gönderilen Fotoğraf

İlhan Koman, Sakarya Meydan Savaşı
Zaferin en açık olarak vurgulandığı figür, en sonda oturan ve elinde tuttuğu meşe ağacı ile zaferi, kadın oluşuyla da vatanı simgeleyen figürdür.

Gönderilen Fotoğraf

İlhan Koman, Sakarya Meydan Savaşı
Altta savaşın ya da kurtuluşu bekleyen halkın üstte zaferin verildiği kabartmada en dramatik vurgu, oturan yaşlı kadın ve genç kız figüründedir. Yaşlı-genç dualitesiyle ulusu kurtaracak olan yaşlı kuşak ile ona sahip çıkacak olan genç kuşak sembolize edilir.

Gönderilen Fotoğraf

İlhan Koman
Sakarya Meydan Savaşı

Gönderilen Fotoğraf

Zühtü Müridoğlu, Başkomutanlık Meydan Savaşı
Mozole merdivenlerinin sol duvarında da Müridoğlu’nun Başkomutanlık Meydan Savaşı konulu kabartması yer alır.

Gönderilen Fotoğraf

Zühtü Müridoğlu, Başkomutanlık Meydan Savaşı
Kadın, çocuk, yaşlı, genç herkes düşmandan kurtulmaya hazırdır ve burada da savaşa giden bir anne ve çocuk figürüyle bu vurgulanır.

Gönderilen Fotoğraf

Zühtü Müridoğlu, Başkomutanlık Meydan Savaşı
Ortada, komisyonun da konunun çerçevesini çizerken belirttiği gibi “Ordular, İlk Hedefiniz, Akdeniz’dir, İleri!” emrini veren Atatürk yer alır.
Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf

#2 Legendary

Legendary

    Süper Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPipPip
  • 7.756 İleti

Gönderi Tarihi: 14 Kasım 2009 - 01:57

Gönderilen Fotoğraf

Zühtü Müridoğlu, Başkomutanlık Meydan Savaşı
Atatürk’ün hemen önünde yer alan melek figürü hücum borusunu çalarken gösterilir; böylelikle herkese taarruz çağrısı yapılmaktadır.

Gönderilen Fotoğraf

Zühtü Müridoğlu, Başkomutanlık Meydan Savaşı
Kompozisyonun bundan sonraki kısmını savaşan asker figürleri oluşturur.

Gönderilen Fotoğraf

Zühtü Müridoğlu, Başkomutanlık Meydan Savaşı
En önde yer alan melek figürü ise elinde bayrakla ileri doğru atılmış ve eliyle orduyu Büyük Taarruz’a çağırırken gösterilmiştir.

Gönderilen Fotoğraf

Zühtü Müridoğlu, Hürriyet Kabartması
Hürriyet Kulesi’nin iç yüzeyinde yer alan kabartmada Hürriyet kavramı melek ve koşan at figürüyle işlenmiştir. Özgürlüğün kutsallığına gönderme yapan melek, elindeki kağıtla “Hürriyet Beyannamesi”ni ilan eder.

Gönderilen Fotoğraf

Zühtü Müridoğlu, Mehmetçik Kabartması
Mehmetçik Kulesi’nin dış yüzeyinde yer alan kabartmanın konusu askere giden oğluyla vedalaşan anne…

Gönderilen Fotoğraf

Nusret Suman, Müdafaa-i Hukuk Kabartması
Müdafaa-i Hukuk Kulesi’nin dış yüzeyinde bulunan kabartmada, ileriye doğru uzattığı eliyle ve yere dayadığı kılıcıyla savunmayı temsil eden bir genç erkek figürü işlenmiştir. Hemen yanında yer alan kökleri yayılmış ağaçla vatanın simgelendiği de açık…

Gönderilen Fotoğraf

Nusret Suman, Barış
“Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesinin görselleştirildiği kabartma Barış Kulesi’nin iç yüzeyinde yer alır.

Gönderilen Fotoğraf

Nusret Suman, Misak-ı Milli Kabartması
Misak-ı Milli Kulesi’nin yine iç yüzeyinde bulunan kabartmada, bir kılıç kabzası üzerine konmuş üst üste dört elle silah üzerine and içme geleneği işlenir. Bu kez kabartmaya yazı da eşlik eder.

Gönderilen Fotoğraf

Hakkı Atamulu, 23 Nisan Kabartması
23 Nisan Kulesi’nin iç yüzeyinde yer alan kabartmada elinde anahtar tutan genç bir kadın dikkati çeker. Anahtar, TBMM’nin açılışını temsil ederken; kadının önündeki kağıtta “23 Nisan 1920” yazdığı görülür. Burada kadın figürünün yer alması, Cumhuriyet ideolojinsin kadına bakışıyla ilişkili olmalıdır.

Kaynak

Sanal Müze Arşiv
Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf



Cevap ekle