Zıplanacak içerik
  • Üye Ol
_asi_

Isparta Evlenme-Düğün Gelenekleri

Önerilen İletiler

EVLEVME/DÜĞÜN GELENEKLERİ:

A) DÜĞÜN ÖNCESİ

1. Evlilik Çağı: Eskiden "Erken kalkan yol alır, erken evlenen döl alır" düşüncesi ile ergenlik çağına gelen kız ve erkekler küçük yaşta evlendirilirmiş. Günümüzde ise kızlarda evlenme yaşı on sekizden sonra, erkeklerde ise askerlik bittikten sonra düşünülmektedir. Köylerde bu durumun aksine evlendirilen gençler bulunabilmektedir. Askere gitmeden önce evlilik olmasa bile en azından nişan yapılır. Kızın yaşının oğlanın yaşından küçük olmasına dikkat edilir. Eskiden evlenme yaşına gelen erkekler, düşüncelerini ailelerine bildirmek için ayakkabısını eşiğe çiviyle çakmak, gündüz lambayı yakmak, zamansız ezan okumak, kaşığı pilava saplamak gibi hareketlerde bulunurlarmış. Şimdiki gençler, bu gibi âdetlere itibar etmeyip hislerini aile büyüklerine anlatabilmektedirler. Aile, oğlu ve aileye uyum sağlayabilecek, oğluna eşlik edebilecek kızları düşünüp aramaya başlar. Eskiden kızların ve oğlanların eş seçiminde rızalarına pek bakılmazmış. "Kızı keyfine bırakırsan zurnacıya, oğlanı kendi haline bırakırsan bir yosmaya gönül verir" inancından hareketle ana ve babanın kararı dışına çıkmak saygısızlık olarak sayılırmış. Günümüzde ise bu düşünce ve hareketlerin kaybolmaya başlandığı görülmektedir. Gençlerin rızası ve beğendikleri kimselerin olup olmadıkları sorulmaktadır.

Kardeşler arasında sıra da evlilik çağını belirleyici bir faktördür. Özellikle erkek kardeşler arasında bu sıra daha çok gözetilir.

2. İlde Uygulanan Evlilik Şekilleri: İl merkezinde yakın akraba evlilikleri yaygın değildir. Ancak küçük yerleşim yerleri olan köy ve kasabalarda bu evlilik şekline çokça rastlanılmaktadır. Şehir merkezlerindeki aileler "Geçimsizlik olur", "Çocuklar sakat doğar" gerekçesiyle akraba evliliğine rıza göstermezken, köylerdeki aileler de mallarının dışa çıkmasını önlemek için akraba evliliğine "Evet" derler. Ancak baba malından kıza hak verilmediği ve bu âdetin çok yaygın bir şekilde uygulandığı göz önüne alınırsa bunun zayıf bir ihtimal olduğu görülecektir.

Birbirini seven iki genç ailelerinin rızalarını alarak evlenebilirler. "Beşik Kertme Evliliği" yörede bilinmesine rağmen uygulanmamaktadır.

İlde evlenmelerin çoğu "Görücü usûlü" ile yapılmaktadır. Kocası ölüp dul kalmış olanlar, genellikle bir daha evlenmezler; fakat, kocasının ölümünden sonra kaynıyla evlendirilmiş kadınlara da rastlanır. Eğer dul kadın koca evinden çıkıp, babasının evine yerleşmişse ve yaşı da gençse ikinci bir evlilik yapabilir. İlde, kız kaçırma olayları da görülmektedir.

3. Kız İsteme/Dünürlük: Oğlan anasının çevrede yaptığı araştırmaları, akraba ve tanıdıkların tavsiyeleri, evlenme çağına gelmiş oğlanın ağzının yoklanması sonucu yapılan araştırmalarla tespit edilen kızların evine kararlaştırılan bir günde oğlan, annesi, babası, akrabalardan ileri gelenler ve kız evi ile aracılık yapacak bir kişi hep birlikte kız evine giderler. Bu kişilere "Görücü", "İsteyici" denilir.

İlk görücülük safhası çok kere bir nezaket safhası içinde geçer. Kız evine bir kutu çikolata veya baklava ile giden görücüler, yapılan sohbetten sonra maksada girerler. Oğlanın babası veya akrabalardan ileri gelenlerden birisi, kızın babasına "Allah’ın emri, peygamberin kavliyle kızınız ..................'yi oğlumuz .............'ya istemeye geldik" der. Eski zamanlarda kız istenirken "Sizin tutmaç keseni bizim kalem tutana münasip gördük" denilirmiş. Kız verilmek istenmiyorsa kızın babası "Kızımız küçük", "Borcumuz var", "Önünde ablası, abisi duruyor", "Evimiz pek yalnız, çocuk da giderse elimiz ayağımız kuruyup kalacak" cevabını verir. Kızı isteyen taraf "Biz sizi sıkmayız", "Hepsinin kolayı bulunur", "Kızın yeri iyidir, kaçırmayınız" gibi gönül alıcı sözler söylerler. Eğer gönülleri verimkâr ise kız evi "İki, üç gün sonra bir daha gelin, biraz düşünelim. Kıza danışalım" derler. "Kız evi naz evi" denilerek kız evine bir kaç defa daha gidilir. Oğlan evi, ayrı ayrı zamanlarda kızın evini "Kız kapısı kale kapısı" diyerek son sözü alıncaya kadar mücadele eder. Oğlan evi, kızın verilip verilmeyeceğini kendilerine yapılan ikramdan, ayakkabılarının çevrilmesinden, uğurlanmalarından anlamaya çalışır. Eğer kız evi kararını vermek şeklinde vermişse "Allah nasip etmişse ne diyelim?", "Allah yazdıysa ne diyelim? Hayırlı olur inşallah" derler.

4. Başlık/Kalın/Ağırlık: Isparta'da, günümüzde başlık alınması hemen hemen hiç kalmamıştır. Eskiden yörede çok yaygın olan bu âdete "Kalın Alma", "Ağırlık Alma" denirmiş. Başlık parası tamamen kız evine ödendikten sonra düğüne başlanırmış. Alınan başlık ile kızın çeyizine hiçbir masraf edilmezmiş.

5. Mendil Alma/Söz Kesme: Belirlenen tarihte -genellikle Perşembe/Cuma akşamları- kız evinde toplanılır. Kız evi önceden hazırlık yapar. Akrabalar ve yakın dostlar çağırılır. Oğlan evi de kendi yakınlarını toplar. Kız evine gelinirken kıza elbiselik, terlik, iç çamaşırı, yemek için çay, pasta, kurabiye getirilir. Kız evi, oğlan evinin getirdiği kahveyi pişirerek misafirlere sunar. Ardından çay ile pasta, kurabiye gibi ikramlar verilir. Sıra yüzüklerin takılmasına gelir. Büyüklerden biri, bir tepsi içinde getirilen, birbirine kırmızı bir kurdeleyle bağlı yüzükleri takar ve kurdele kesilir. Sırasıyla kız ve oğlan el öpmeye başlarlar.

İl merkezinde mendil alma günü yapılan törenlere "Mübareke" denilir. Kız evi, oğlan evine "Mendil Alma" adı altında bir bohça verir. Bütün yörede verilen bu bohçanın içerisinde oğlana ait mendil, havlu, çorap, iç çamaşırı, kolonya, kravat gibi eşyalar vardır.

6. Nişan: Kız ve oğlan evleri, belirledikleri bir tarihte nişan yaparlar. Kız evinde yapılan nişan genellikle Perşembe/Cuma günü yapılır. Perşembe günü İslâmî değerlere göre hayırlı bir gün olduğu için seçilir. İslâmî inanışa göre Hz. Muhammed (S.A.V.), nafile oruçlarını Pazartesi ve Perşembe günleri tutmuştur. Ayrıca inanışa göre Perşembe gecesi Cuma gününe bağlayan mübarek bir gecedir. Bu nedenle sünnet, nişan, düğün vb. törenler için bu günler başlangıç olarak tercih edilir.

Nişan gününden 4-5 gün öncesinden akraba, komşu ve eş dostlara dilden "Nişanımız var buyrun" denilir. Ş.Karaağaç’ta nişan ve düğün daveti için görevlendirilen kişiye “Gelişçi” denilir. Nişandan bir kaç gün öncesi de kız ve oğlan evinden anneler, babalar, kız ve oğlan ile çarşıya alışverişe gidilir. Kız ve oğlana nişanda giyecekleri elbiseler alınır. Kıza terlik, ayakkabı, çanta, nişan kıyafeti, iç çamaşırı, başörtüsü; oğlana ise pantolon, gömlek, kravat, kazak ve iç çamaşırı gibi giyecekler alınır. Buna yörede "Esbap Görme" denir. Bunun yanı sıra kıza ve oğlana "Takı"lar da alınır. Kıza 1,5 m. zincir, altı ilâ on arası bilezik, altın, küpe, yüzük ve saat; oğlana ise saat ve yüzük alınır. Kıza alınan bütün giyecek ve takıları oğlan evi, oğlana alınan her şeyi ise kız evi karşılar. Keçiborlu'da esbap görmeye "Elbise Görme" denilir. Alışverişler bittiğinde oğlan evi, kız evine lokantada yemek yedirir. Oğlan evi nişan günü kız evinde kullanılacak ve ikram edilecek kuru pasta, kuru yemiş, çay, bisküvi, şerbet, peçete gibi ihtiyaçları alarak nişan gününe hazır eder. Ş.Karaağaç İlçesi Karakaya Köyü'nde nişan hazırlıklarına "Boncuk Takımı" denilir. Senirkent'te ise kıza alınan takılara "Ağırlık Bitirme" denilir. Oğlana alınan hediyeler kız evine, kıza alınan hediyeler oğlan evine götürülür. Bunlar nişan günü sabahı ya da bir gün önce ailelerin münasip gördüğü kişiler tarafından oğlan ve kız evine verilir.

Kız evine gelen erkek ve kadın misafirler ayrı odalarda otururlar. Bazı yerlerde nişan gününde eğlenceler tertip edilir. Kadınlar kendi aralarında tefçi bir kadının önderliğinde eğlenceler ve oyunlar oynarlar. Tef yerine bazan müzik kasetleri çalındığı gibi ilâhîler söyleyerek de nişan töreni yapılır. Nişan takılarını kıza kaynanası takar. Gönen'de nişan yüzüklerini boşanmamış, evli, mutlu ve çocuğu olan bir kişi takar. Keçiborlu Aydoğmuş Kasabası'nda nişan takıldığı gün gelinlik kıza abdest aldırılarak başına kırmızı "Allık" denilen bir örtü örtülür. Ortaya oğlan evince alınmış bir takım elbise ile şapka konur. Elbisenin üzerine konan bir yastıktan gelinlik kız üç kere "Pervâneler" adlı bir ilâhî eşliğinde atlattırılır (Bu ilâhi Düğün kısmında verilmiştir). İlâhî bitiminde oğlan evi, nişan takılarını gelinlik kıza takar. Arkasından da davetlilerin verdiği "Belek" denilen hediyeler bırakılır. Nişanda kıza verilen paralarla çeyiz eksiklikleri giderilir. Nişanlı kıza isterse kendi ailesi de takı takar.

Yörede, nişanda takılan takılara "Saçı" denilir. Eskiden nişan töreninde oğlan evi, takılarını herkesin gözü önünde; yüksekçe bir yere çıkan bir kadın tarafından, yüksek sesle ilan ederek takarmış. Ayrıca nişana davet edilen eş, dost ve yakınlar da altın ve para hediyelerini aynı şekilde sunarlarmış. Fakat bu gelenek yörede zamanla bir yarış ve itibar meselesi haline gelmesi yüzünden yavaş yavaş kalktığı görülmektedir.

Bütün bir nişan devresinde geçecek olan dinî bayramlarda nişanlı aileler birbirlerine hediyeler gönderirler. Genellikle oğlan evi bu konuda daha önde durumdadır. Hediyelerin mahiyetleri ailelerin varlıklarıyla ilgilidir. Ramazan bayramında hamurdan tatlılar, kurban bayramında koç gibi hediyelerin yanı sıra kıza elbiseler vb. şeyler alınır. Buna yörede "Sini Gönderme" denilmektedir.

Nişanın olduğu günden itibaren güvey, nişanlısını akşam veya gündüz ne zaman isterse görme hakkına sahiptir. Kimi aileler, nişanlı gençlerin görüşmelerinde dinî bir sakınca olmaması için imam nikâhını kıyarlar.

Nişan yüzükleri takıldıktan sonra sebepsiz yere parmaktan çıkarılmaz. Çıkarılırsa eşlerin geçim, dirlik ve düzenleri bozulacağına inanılır. Nişan süresince kız ve oğlan evi birbirlerini yemeğe davet ederler. Böylece samimiyeti ve akrabalık bağını arttırmaya çalışırlar. Nişan ile düğün arasının uzatılmamasına özen gösterilir.

B ) DÜĞÜN:

Günümüzde Isparta'da yapılan düğünler çalgılı ve çalgısız olmak üzere iki şekilde yapılmaktadır. Çalgılı düğünlerde davul, klarnet, saz ve darbuka çalanlardan oluşan kişilerle düğün icra edilir. Daha çok küçük yerleşim yerlerinde yaygın olan bu düğünlerde çalgıcılar, ilk günden gelin çıkma gününe kadar çalgılarını çalar ve türküler söylerler. Bu tür düğünlerde gençler genellikle oyun oynar, içki içer ve silah atarlar. Bu düğünlere "Samahlı Düğünler" denilmektedir. Çalgısız düğünler ise sadece yemekli olur. "İlâhîli Düğün" de denilen bu düğünlerde içki, çalgı ve buna bağlı olarak oyunlar pek gözükmez. Gelin çıkarmasında tekbirler veya ilâhîler söylenir. İlâhî düğünlerin bu şekilde yapılması, düğünlerin İslâm inancına uygun olarak yapılması gerektiği inancıyla açıklanmaktadır.

Isparta genelinde düğünler genellikle üç veya dört gün sürer. Perşembe veya Cuma akşamından başlayan düğün Pazar günü gelin çıkmasıyla son bulur. Köylerde ise Perşembe günü başlaması yaygındır. Düğün tarihini kararlaştıran kız ve oğlan evi düğün hazırlıklarına başlarlar. Kız evi kızın çeyizini tamamlamaya çalışır. Kız, çeyizinde mutfak ve yatak odası takımlarını, dantel, oya ve masa örtüsü takımlarını yapmak zorundadır. Kız evi ekonomik durumuna göre kızın çeyizine isterse fırın, çamaşır makinası, dikiş makinası, halı, kilim, yolluk, paspas gibi eşyaları da koymaktadır. Kız bu eşyalarını çeyiz odasına sererek teşhir eder. Kızın çeyizi çoksa gezenler tarafından “Viri Maşallah pek güzel olmuş, gelinin anası pek maharetliymiş, gelinin çeyizi çok güzelmiş” denilir. Eğer kızın çeyizi yetersiz görülürse bu sefer “Anası uyumuş, kızı büyümüş, örümcekler/salyangozlar duvarlarda yürümüş” denilir.

Oğlan evi de evin diğer ihtiyaçlarını karşılamak zorundadır. Bunlar oturma ve misafir odası takımları, televizyon, halılar, buzdolabı, kanepeler, sobalar vs. eşyalardır. Bütün bunlardan sonra düğünden bir kaç gün önce kıza ve oğlana alınacak kıyafetler; gelinlik ve güvey elbisesi, için alış verişe gidilir. Alış veriş sırasında kız ve oğlan evinin yakınlarına da çeşitli kıyafetler ve elbiselik kumaşlar alınır. Buna il merkezinde "Elbise Görme", Senirkent'te "Kaba Gitme", Ş.Karaağaç ve Y.bademli'de "Urba Görme" gibi adlar verilmektedir. Kız tarafına alınan gelinlik ve elbiselik gibi hediyeler oğlan evinde, erkek tarafına alınan hediyeler ise kız evinde kalır. Bu hediyeler karşılıklı anlaşarak alınır. Alınan hediyeler düğünün birinci günü kız ve oğlan evine ulaştırılır. Kız evine giden hediyeler bir sandık içinde, oğlan evine gidenler ise bir bohça veya torba içinde gider.

Şehir merkezlerinde düğün tarihinden bir hafta öncesinden düğün davetiyeleri bastırılarak dağıtılır. Köylerde ise "Okuntu" olmakla birlikte davetiye kartları bastıranlar da vardır. Köylerde "Un Odunu" ya da "Düğün Odunu" adı altında odun toplamaya gidilir. Düğünden iki-üç gün önce toplanan bu odunlarla yufka yapılır. Gelen misafirler değişik evlerde köylüler ve düğün sahibinin yakınlarınca misafir edilirler. Eskiden misafirler kalacakları eve hediye olarak çay, şeker, kolonya ve mutfak eşyaları getirirlermiş. Bugün ise böyle bir âdet kalmamıştır.

Düğünün ilk günü sabahı çoğu yerde oğlan evine Türk bayrağı, Eğirdir gibi bazı yerlerde ise kırmızı yazma veya poşu asılarak düğün başlatılmış olur. Düğünde çalgı çalınacaksa çalgıcılar getirilir. Düğünün ilk gününde çalgıcılar, oğlan evinde oyunlar için saz, davul, klarnet ve darbukalar çalarak, türküler ve şarkılar söylerler. Bazı yerlerde ise düğünün ilk günü sabahı mevlid-i şerif okutulur. Düğün yemeği için hayvanlar kesilebildiği gibi kasaptan da et alınır. Yemeği pişirmek için bir aşçı tutulur. Aşçı, yemek pişireceği kap-kacakları ve bulaşıkçı kadınları beraberinde getirir. Yemek açık meydanda "Sofra" denilen masalarda yenileceği için onar kişilik olan yuvarlak masa ve sandalyeler kiralanarak, bugün oğlan evine getirilir. Ayrıca yemek yenilecek yer için havanın güneşli veya yağmurlu olmasına karşı iskeleler ile brandalar gerilerek, üstü örtülü yerler hazırlanır. Bu, ndan dolayı yapılır. Düğün yemeği hazırlanmasında yardımcı olan akraba ve komşulara yemek yedirilir. Senirkent Uluğbey Kasabası'nda düğünün bu ilk günün akşamı oğlan evi, kız evine yağlı yufka götürür ki buna "Pide" denir.

Düğünün ilk gün akşamında helva karıştırma işlemi için güveyin arkadaşları gelir. Burada herkes sırayla kazanda kavrulan irmik helvasını karıştırır. Karıştırırken çeşitli ağız şakaları yapılır. "Hadi Mehmet hızlı karıştır, bak helvayı yakıyorsun", “Helvanın yağı/tuzu/şekeri az olmuş!” gibi sözler söylenerek gülünür. Helvanın şerbeti döküldükten sonra dinlenmeye bırakılır. Güveyin arkadaşları, pişen helvadan sıcak sıcak yiyebilmek için geç saatlere kadar beklerler. Düğünün ikinci günü yenecek olan pilav, kabine, çorba, etli nohut (veya fasulye) ve irmik helvası bu geceden hepsi hazırlanır. Düğün sahibinin durumu şayet iyi ise yemeğin çeşidi de değişir. Bu durumda kapama, çorba, pilav ve irmik helvası yemek olarak verilir. Pişen yemekler gönüllü kişiler tarafından sabaha kadar beklenilir. Bu bekleme işine Kazan Bekleme denilir. Kazan bekleyen kişilere et, tavuk gibi yiyecekler verilerek ikram edilir.

Perşembe günü başlayan düğünlerde, düğünün ikinci günü olan Cuma günü "Gelin Hamamı" düzenlenir. Kız evinin ve oğlan evinin yakınları gün boyunca oğlan evinin kiraladığı hamama giderler. Hamamda tefçinin önderliğinde türküler söylenir ve oyunlar oynanır. Tefçiye gelinin anası ve kaynanası bahşişler verirler. Gelin göbek taşına oturtularak, kâkülü kesilir ve tefçi kadın tarafından türkülerle okşanır. Tefçi kadın, eline aldığı tef/def ile kızı üzecek veya ağlatacak şekilde türküler söylemeye başlar.

Hamamdan çıkınca önceden kız evinin un, yağ ve susamdan yaptırdığı çörekler gelinin başında bölünerek herkese dağıtılır. Düğünün bu ikinci gününde "Kına Gecesi" de yapılır. Cuma veya Cumartesi günü yapılan kına gecesinde kadınlar kendi aralarında eğlenirler. Türküler söyleyerek kıza ve arkadaşlarına kına yakarlar. Gelin kız, kına yakma merasiminde örtünün altında ağlamadan duramaz.

Yörede, kız evinde kına gecesi olurken oğlan evinde de güvey ve arkadaşları çalgıcıların eşliğinde eğlenip, oyunlar oynarlar. Oyunlar zeybek, serenler, teke zortlatmaları şeklindedir. Eskiden kına gecelerinde, bir ateş etrafında "Maşalama" denilen seyirlik oyunlar oynanırmış. Bu oyunları kadınlar ve erkekler ayrı yerlerde, hep birlikte seyrederlermiş. Ancak bu tür seyirlik oyunlar yörede, artık hemen hemen hiç oynanmamaktadır. Oğlan ve arkadaşları eğlenirken kız evinden gelen kına yakılır ve güveye kına yakılırken türküler söylenir.

Kız ve oğlan evinde yapılan akşam eğlencelerine Ş.Karaağaç Karayaka Köyü'nde "Cümbüş" denilmektedir.

Düğün yemeği düğünün ikinci günü olan Cumartesi günü veya üçüncü gün olan Pazar günü verilir. Düğün yemeği; oğlan evinde, kadın ve erkeklere farklı yerlerde verilir. Sabah saat sekizden on ikiye kadar erkeklere, saat on ikiden on beşe kadar kadınlara yemek verilebildiği gibi saat on üçe kadar; yerin durumuna göre, kadın ve erkeklere aynı zamanda da yemek verilebilmektedir. Düğün yemeğine gelen davetliler, ekseri bu zamanda düğün hediyesini oğlan evine verirler. Düğün hediyesi olarak para, altın, mutfak eşyaları, halı vb. hediyeler verilir. Köylerde düğün hediyesi kına gecesine gelirken de verildiği görülür. Düğünlerde genellikle tavuk veya yayla çorba, kuru ya da taze fasulye, tas kebabı, bamya, haşlama et, pirinç veya bulgur pilavı, domates salatası, irmik helvası veya zerde hazırlanarak verilir. Çorba, kuru fasulye, pilav, salata ve irmik helvasından oluşan düğün yemeğine “helva kabine” denilir. Çorba, pilav, haşlama bütünet, zerdeden oluşan düğün yemeğine ise “Kapama” denilir.

Düğünün son günü "Gelin Çıkarma" günüdür. Gelin genellikle Pazar günü baba evinden alınır. Gelin çıkarılacağı gün sabahtan kalkılır. Kız evinden birkaç erkek, güveyi tıraş yaptırıp güvey elbiselerini imamın nezaretinde giydirirler. Kız evine ise oğlan evinden bazı kadınlar giderek, kızı giydirir ve başını kuaförde yaptırırlar. Bazı gelinler kuaföre gitmezler. Genellikle İslâm inancına uygun olarak düğün yapan bu kişiler, gelin olacak kıza gelinlik olarak özel, kapalı gelinlikler alır veya diktirirler. Kuaföre gidip saçları yaptırmanın günah olacağı inancından dolayı kuaföre gidilmez. Bazı ilçelerde güvey, arkadaşları ile beraber hamama gider. Erkek hamamında çalgı eşliğinde eğlenti yapılır ve içkiler içilir. Sağdıç, güveyin yanından hiç ayrılmaz. Hamamdan sonra oğlan evine çalgı eşliğinde gelinir. Sofralar kurulur, içkilere devam edilir. Gelin alacak alay, ya oğlan evinde ya da öğle namazının kılınacağı caminin önünde toplanarak, öğleden sonra kız evine çalgı ile giderler. Çalgısız düğünlerde gelin alma alayında çalgı yer almaz. Bunun yerini söylenen bazı ilâhiler alır.

Yörede, "Gelin Alma" törenleri esnasında ilâhî söyleme geleneği yavaş yavaş kaybolmaktadır. Bu nedenle, günümüzde gelin alma törenleri sadece tekbirler getirilerek yapılmaya başlanmıştır.

Düğün alayı gelene kadar kız giydirilmiş olarak hazır durur. Yalvaç, Ş.Karaağaç, Sütçüler ve Eğirdir ilçelerinde "Gelinlik" diye pembe veya beyaz ipekli elbise giydirilir. Kızın başına göre tas konulup, ipekli eşarpla örtülür. Onun üzerine pullu al örterler. Gelin, annesi, babası, kardeşleri ve akrabaları ile helâlleşerek vedalaşır. Gelinin hazırlanması bittikten sonra gelini getirecek güvey, güveyin babası ve çok yakınları kız evine gelinin yanına çıkarlar. Orada hoca duâ eder. Gelin alınırken gelinin kardeşi veya yakın bir akrabası gelin odasının kapısını açmaz. Güveyin babasından veya dedesinden "Kapı Parası" ister. Para verilmeden kapı açılmaz. Kapı açıldıktan sonra bu kez sandığın üzerine oturarak "Sandık Parası" istenir. Yerine göre beş yüz bin, bir milyon lira para verilerek, kız ve sandık evden çıkarılır. Kızın duvağını babası veya dedesi örter. Atabey ilçesinde gelin evden çıkmadan önce kızın babası, kızın beline "Gayret Kuşağı" denilen kırmızı bir kurdele bağlar. Bunun halk arasındaki düşüncesi kızının geri gelmemesi, vardığı yerde gayretle çalışarak, ev sahibi olması anlamındadır. Sonra kızın bir kolundan güvey bir kolundan da babası tutarak gelin arabaya getirilir. Kız arabaya getirilirken ilâhîler, tekbirler söylendiği yerler de vardır. Düğün alayının arabalarının aynalarına kız evinden görevliler mendil veya havlu bağlarlar. Gelin, güvey ve kaynana veya elti ile birlikte süslenen gelin arabasının arka tarafına oturur. Ön tarafta ise güveyin babası oturur. Gelin konvoy halinde gezdirilerek, oğlan evine getirilir. Gelini sadece oğlan evinin davetlileri ve arabaları alarak oğlan evine götürürler. Kız evinden hiç kimse erkek evine gitmez. Uluğbey Kasabası'nda gelin evden alınınca Veli Baba Sultan Türbesi önüne gelinerek, geline ve güveye duâ edilir. Duâ edilirken cemaat imamla birlikte kıbleye döner. Bundan sonra gelin oğlan evine götürülür. Gelin oğlan evine giderken "Yol Kesme" denilen olaylar olur. Amaç oğlan evinden bahşiş almaktır. Güveyin babası, bu duruma hazırlıklıdır. Zarfların içerisine değişik miktarda koyduğu paraları yol kesen kişilere vererek, arabanın önünü açmasını sağlar.

Düğünde gelin almaya gidilen yoldan mümkünse gelinmez. Aynı yoldan gelinirse “gelin ölünceye kadar o evde kalmaz, aynı yoldan babasının evine geri döner” inancı vardır.

Gelin kız evinden çıkarken ve oğlan evine girerken güvey, bir miktar bozuk para, şeker, buğday ve ceviz gibi maddeleri gelin veya orada bulunan kalabalığın üzerine, havaya doğru saçar. Bu bereket ve bolluk olarak yorumlanır. Gelin attan veya arabadan inmeden önce kaynanasından veya kayınbabasından "İndirmelik" adı altında hediye ister. Geline para, inek, keçi, altın, bahçe vb. şeyler indirmelik olarak verilir. Gelin, eve çıkarken veya eve çıktığında yörede farklı uygulamalar yapılmaktadır:

- Atabey'de gelin eve girerken bol nasipli olması için horoz veya bir hayvan kesilerek kanının üzerinden atlatılır. Kaynana, gelinin evdekilere itaat edip, bol nasipli olması düşüncesiyle gelinin başında ekmek böler. Gelinin sevimli, zeki bir çocuğu olsun diye kucağına sevimli, konuşan, hareketli bir çocuk oturtulur.

- Gelendost’ta, güvey evine gelindiğinde; güvey ve kaynana tarafından, gelin arabadan inerken şeker, para, buğday gibi şeyler gelinin üzerine serpilir. Bazı ailelerde bu olayı takiben gelin eve girerken kurban kesme olayı yapılır. Gelin kurban kanının üzerinden atlatılır. Akan kandan parmakla gelin ve damadın alnına sürülür. Bunların yapılmasıyla kötülüklerin gideceğine, bolluk ve bereketin artacağına inanılır.

- Gönen’de geline hazırlanan yağ, bal ve tatlılara parmağı bastırılıp, yalattırılır. Bu da yağ, bal gibi, tatlı bir yuvanın kurulması anlamına gelir.

- Senirkent Uluğbey Kasabası'nda gelin oğlan evine geldiğinde ekmek saçının üzerine koyun postu örtülerek gelin atlatılır. Ayrıca horoz veya keçi kesilerek kanının üzerinden gelin atlatılır. Gelin, odasına girmeden önce ekmek gevreğini avucunda ezer, halka dağıtır. Gelin eline koyun veya margarin yağını alıp, kapının üstüne çalar ve odasına girer.

- Yalvaç ilçesinde gelin eve geldiğinde kapının eşiğine yağ sürülür. Gelinin kucağına bir erkek çocuk verilir. Gelin, bu çocuğa bir örtü verir. Gelin, eve geldikten sonra evde kısık sesle konuşur. Gelini sesli olarak konuşturabilmek için geline "Söylendirmelik" adı altında para veya başka bir hediye verilir. Bundan sonra gelin normal konuşmaya başlar.

Gelin erkek evine gelmeden önce veya geldiği gün çeyiz eşyaları da getirilir. Bunlar oğlan evinde köylerde iplere, il ve ilçe merkezlerinde ise masa, sandalye, yatak ve koltukların üzerine konularak "Döşeme" işlemi yapılır. Gelinin her yaptığı eşya gelenlerin görebileceği gibi düzenli konur. Gelinin geldiği gün genç kızlar ve kadınlar, en güzel elbiselerini giyerek akşama kadar geline bakmaya giderler. Geline bakma, yörede genç kız ve kadınların vazgeçemediği bir gelenektir. Çeyizlerin içinden beğenilen işlemeler, danteller, yazmalar, oyalar, boncuk işleri hemen belirlenir, sonraki günlerde örnek almak amacıyla istenir.

Bundan sonra güvey sağdıcın evine gider ve orada sağdıçla birlikte dinlenir, konuşurlar. Yatsı namazında güvey, camide cemaatla namaz kıldıktan sonra arkadaşlarının sırtına vurmasıyla gelin odasına hızlıca gider. Gelin ve güveyin nikâhları imam tarafından kıyılarak duâsı yapılır. Yörede, düğün ve nikâhla ilgili bazı inanışlar bulunmaktadır: İki bayram arasında nikâh kıyılmaz, düğün yapılmaz, günah ve uğursuzluk sayılır. Nikâh kıyılırken eller kenetlenirse veya eller birbirini tutarsa, o nikâh ilerde bozulur, eşler birbirinden ayrılır inancı vardır.

Nikâh kıyıldıktan sonra güvey, gelinin duvağını kaldırıp "Yüz Görümlüğü" olarak altın takar. Gerdekten önce güvey ve gelin kız evinden gelen baklava, sarı burma, tavuk kızartması, söğüş, et ve bal gibi şeyleri yerler.

1. Gelin Ertesi: Düğünden sonra olan Pazartesi gününe yaygın olarak "Gelin Ertesi" denilir. Bugün Senirkent ve Yalvaç'ta "Gelin Yüzü", Y.bademli'de "Bürümcek Günü", Keçiborlu’da “Gelin Yanı”, Gelendost’ta “Gelin Aşı/Ertesi” olarak adlandırılır. Gelin, bugün de tekrar gelinliğini giyerek gelen misafirlerle oturur ve eğlencelere katılır. Keçiborlu’da gelin oynamaya başlayınca avucuna buğday verilir. Gelin oynarken buğday tanelerini her tarafa saçar. Buğday bereketin, mutluluğun ve bolluğun sembolüdür. Bu arada geline paralar takılır. Eğirdir’de bu günün sabahında gelinin başına al örtü örtülür. Kucağına bir erkek çocuğu verilir. Çocuk elindeki oklavayla al örtüyü üç kez açar. Gelin, misafirlere şeker ve kolonya ikram eder. Ş.Karaağaç'ta misafirlere ikram edilen leblebi, kuruyemiş, bisküvi, lokum ve yemişlere "Kırıntı" denilmektedir. Üç gün sürdüğü de görülen gelin ertesinde gelinin çeyizinde ne var ne yok diye bakılır. Bundan sonra gelin, çeyizini toplayarak sandığa koyar.

2. Davetler: Gelin, eve geldikten sonra eşinin anne ve babasına, "anne" ve "baba" diye hitap eder. Evin erkek kardeşlerine "Abi", kendisinden büyük kız çocuklarına "Abla" derken kocasının erkek kardeşlerine de "Çelebi Ağa" der. Kız ve erkek ailesinin çocukları, ailelerin anne ve babalarına "Dünür anne-Dünür baba" diye hitap ederler.

Düğünden sonra bir hafta-on gün içinde oğlan evi, kız evini yemeğe davet eder. Kız evi, oğlan evine gelirken hamur tatlılarından bir kutu tatlı getirir. Bu yemekle kız evine kızlarını görmek, aileyi ziyaret etmek konusunda çekinmemeleri gerektiği, rahatlıkla kızlarını görmeye gelebilecekleri anlatılmaktadır. 10-15 gün sonra kız evi de, oğlan evini yemeğe çağırarak akrabalık bağlarını iyice kuvvetlendirirler. Güvey, eşiyle birlikte her Cuma gününün akşamı kaynanasının evine ziyarete gider. Bu gelenek Isparta'da çok yaygındır.

Eğirdir’de düğünden sonraki ilk pazar akşamı kız anası, gelinle damada “Kuvvet Tabağı” adı verilen bakır tabakla birlikte kravat, gömlek, çorap ve mendil verir.

Günümüzde, Isparta'da düğünler eskiye göre bir çok değişikliklere uğramıştır. Teknolojik imkanların yaygınlaşması, eğitim ve öğretim kurumlarının hemen hemen her köyde açılması, ekonomik şartların ağırlaşması, insanların zevklerinin değişmesi yöredeki âdet ve inanışların değişmesinde başlıca faktörler olmuşlardır.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir Misafir

Bir ıspartalı olarak eksikleri olmasına rağmen yazınızı beğendim yazınızla yeni nesili bu konuda bilgilendirdiğiniz için teşekkür ediyorum

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

İletiniz moderatör kontrolünden geçtikten sonra sitede gösterilmeye başlanacaktır. Eğer buna maruz kalmak istemiyorsanız lütfen hemen bir ÜYE OLUNUZ.

Misafir
İletinizi misafir olarak gönderiyorsunuz. Eğer üye iseniz lütfen GİRİP YAPARAK gönderiniz.
Bu başlığa cevap yaz

×   Zengin metin olarak yapıştırıldı..   Onun yerine sade metin olarak yapıştır

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Önceki içeriğiniz geri getirildi..   Editörü temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.