İçeriğe atla


Nasıl Bir Lidersiniz ?


Bu başlığa 14 cevap verilmiş

#1 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 09 Şubat 2009 - 04:32





Gönderilen Fotoğraf





Nasıl bir lidersiniz ?




Uluslararası Danışmanlık şirketi Mind Gym, cesur liderlerin yedi temel özelliğini saptadı. Peki siz nasıl bir

lidersiniz ?

10 dakikanızı ayırarak kendi ‘liderlik haritanızı’ çıkartın.


Giderek etkisini artıran global kriz nedeniyle liderler adeta mercek altına alınmış durumda.

Şu anda içinde bulunduğumuz ortamın bir benzeri 1930’lı yıllarda yaşanmıştı.

Kimilerine göre bugünün krizi, 1930’larınkinden bile daha derin ve tehlikeli.

Bu yüzden de bugünün liderlerinin hiçbiri, bu ölçekte bir krizi yönetmek konusunda tecrübeli değil.

Hal böyle olunca da her yaştan, farklı kondisyon seviyelerindeki koşucuların eşit şansa sahip olduğu bir

maratonun henüz başında gibiyiz.

Her seviyede, yaşta, pozisyonda liderin; yeteneklerini, vizyonunu, yetkinlikleri ‘konuşturma’da eşit şansı var.

Bu yüzden de dünyanın gözü, haklı olarak liderlerin üstünde.

En ufak aksiliğin faturası da, en önemsiz başarının övgüsü de liderlerin hanesine yazılacağı bir dönemden geçiyoruz.

Hem siyasetin hem ekonominin hem iş dünyasının hem de sosyal ve sivil ihtiyaçların liderleri yeniden belirlenecek.

Bu yüzden de “kriz yönetimi”, “krizden çıkış” yine mikro ve makro düzeydeki liderlerin performansına bağlı.

İngiltere ve Amerika’nın önemli danışmanlık şirketlerinden Mind Gym, zor zamanlardaki performanslara,

dönüştürücü liderlik örneklerine ve psikoloji biliminin son dönem araştırmalarına dayanarak cesur liderlerin yedi temel

özelliğini saptadı:



1. Orijinallik:

İçinde bulunduğunuz durumu kendi bakış açınız ve algılayışınızla doğru ve içten bir biçimde anlatabilmek.

2. Umut:

Geleceğe bakarak doğru bir resim çizmek ve içinde barındırdığı olumlu noktaları saptayabilmek.

3. Israrcılık:

Her türlü engele rağmen başladığınız işi bitirebilmek.

4. Cesaret:

İçinizdeki endişe ve korkulara rağmen yapılması gerekeni gerçekleştirme gücü.

5. Canlılık:

İlgili, heyecanlı, şevk sahibi bir ruh hali.

6. Merak:

Zorlu engellere, orijinal ve yetkin çözümler üretebilmek.

7. Alçak gönüllülük:

İnsanın kendi güçlü ve zayıf yönlerini dürüstlükle görebilmesi.

Araştırmalar gösteriyor ki bir CEO’nun şöhreti ne kadar yüksekse iş performansı o kadar düşük oluyor.


#2 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 09 Şubat 2009 - 04:38

SİZE EN ÇOK UYAN SEÇENEĞİ İŞARETLEYİN

Siz de, dünyayı geleceğe taşıyacak makro ve mikro liderlerden biri olarak bu yedi yetkinlik açısından kendinizi

değerlendirebilirsiniz.

10 dakikanızı ayırarak cevaplayacağınız sorular, güçlü ve zayıf yönlerinizin farkına varmanızı sağlayacak.

Şunla gurur duyarım:

A.
Kim ve ne olduğumu abartmamakla

B.
Projelerimi sonlandırmakla

Karşılaşılan zorluklarda şuna ihtiyaç vardır:

C. Birinin yol göstermesine

D.
Farklı bir perspektife

Şunla tanınırım

E Başarılabileceğini düşündüğüm büyük hedefler koymakla

F.
Diğerleri kaybettiğinde serin kanlılığımı korumamla

Benimle çalışanlar şundan keyif alıyor gözüküyorlar

G.
Çabalarının altını çizmemden

A.
Açık sözlülüğümden

Genelde şuna eğilimliyimdir

B.
Başladığım şeyi bitirmeye

C.
Fikrimi söylemeye

Bir lider olarak

D. Becerikliyimdir

E. İleriyi düşünürüm

Şu özelliğimle tanınırım

F.
Heyecanımla

G.
Diğerlerine projeksiyon vermemle

Müzakerelerimin ana özelliği şudur

A.
Güven

C.
Cesaret

Ben

B.
Çalışkanım

D.
Yenilikçiyim

Şundan sakınırım

C. Riskler yüksekken çekingen davranmak

E.
Hataların üzerinde durmak

Şunla tanınırım

D.
Normlardan sakınmak

F.
Kalkıp gitmek

Şu konuda marifetliyim

A.
Hedefe doğru yol almak

D.
Farklı fikir fırtınaları yapmak

Başarılarım çoğunlukla ..... kaynaklanır

B.
Ne kadar zor olursa olsun doğru yol almaktan

E.
Pembe düşünmekten

Şunla tanınırım

C.
Problemin sadece adını koyarım

F.
Kriz anında sakin dururum

Şundan sakınırım

D.
Gelenekçi çizgide düşünmekten

G.
Başarılarımla övünmekten

Diğerleriyle uğraşırken şuna özen gösteririm

A.
Samimi olmaya

E.
Cesaret verici olmaya

Ben

B. Kararlıyım

F.
Dinamiğim

Birlikte çalıştığım insanlar benden şunu bekler

C.
Sonuçları değecekse büyük riskler almamı

G.
Grup işinde payıma düşeni almamı

Nadiren

A
. Kurnazım

F.
Yorgun hissederim

Şuna eğilimliyimdir

B.
İhtiyacım olduğunda dayanma gücümü toparlamaya

G.
Herkesin katkısını hatırlamaya

İş yaklaşımımı en iyi şu tanımlar:

E.
İnatçı

G.
Kapsayıcı


#3 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 09 Şubat 2009 - 04:53

Sonuçlar:

En çok ve en az hangi harfleri işaretlediğinize bakın. ‘En çok’ olan güçlü yönünüze, ‘en az’ olan zayıf

tarafınıza işaret eder:

A – GÜVENİLİRLİK

B – ISRARCILIK

C - CESARET

D - MERAK

E - UMUT

F – YAŞAM GÜCÜ

G - ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK

Sonuçlar:

Bir lider olarak yüksek skor sizin için ne ifade ediyor?


- Eğer en büyük gücünüz GÜVENİLİRLİKSE gerçeklerden çekinecek bir kişi değilsiniz.

Gerçekten inandığınız, düşündüğünüz ve hissettiğiniz şeyi, bunun doğru karşılanmayacağını bilseniz dahi ifade etme

cesaretiniz var.

Sonuç olarak diğerleri sizi sorumluluk sahibi, davranışlarını inandığı gibi düzenleyen bir lider olarak görür. Çünkü siz, ne

söylerseniz onu yaparsınız.

Diğerleri de bu yüzden değerlerinizin samimiyetine inanır ve sizi, ‘yolundan gitmeye değer’ bir lider olarak kabul eder.

- Eğer ISRAR en büyük gücünüzse başladığınız şeyi bitirirsiniz. Zor projelerin altına elinizi koyacak ve onları

sonuçlandıracak gücünüz vardır. İnsanlar, ne söylüyorsanız onu hatta bazen daha da fazlasını yapacağınıza inanırlar.

Ama asla daha azını yapacağınızı aklılarına getirmezler. Zorluklar, güçlükler ya da cesaret kırıcı şeylerle karşılaştığınız da
asla sendelemezsiniz. Diğerleri de sizin gücünüzden cesaret alır.

Çünkü ısrarcı tutumunuz sizi başarıya götürecektir. Lideri olduğunuz kişiler de sizinle çalışmanın sonuçlarına

güvenecekler ve size sıkı sıkıya bağlı olacaklardır.

- Eğer CESARET en büyük gücünüzse, meydan okumaktan, riskten ve zorluklardan asla kaçmazsınız. Tehlikeli

durumlardan sizi uzak tutan bir içgüdünüz vardır ve bu sayede doğru adımları daha iyi tespit edebilirsiniz.

İnsanlar özellikle riskin yüksek olduğu durumlarda lider olarak cesaretinize güvenirler. Eğer tehlikeyi göze almazsanız

hiçbir şey kazanamazsınız. Bu, korku rüzgarında “tedbiri elden bırakmak” demek değildir.

Öncelikle tehlikeleri ve bunlarla başa çıkabileceğinizi görür sonra da korkulara rağmen harekete geçecek güveni

kendinizde hissedersiniz.

- Eğer MERAK en büyük gücünüzse roman yazmakta, şaşırtıcı ve sıra dışı fikirler üretmekte başarılısınız demektir. Yeni

fırsatlar yaratmak ya da zor problemlerle baş başa kalmak gibi durumlarda, insanlar sizin düşünce gücünüze itibar eder.

Belirsizliklerin olduğu yerde pek çok şeye açıksınızdır. Takımınızdakilere geniş bir alan yaratırsınız farklı yaklaşımlara,

bakış açılarına ve metotlara izin verirsiniz.

Tecrübe ve bilgiye olan arzunuz size hep yeni olanın peşinden gitme gücü verecektir. Bir lider olarak “imkansız” diye bir

şeyin olmadığı, heyecanlı ve dinamik bir ortam yaratırsınız.

- Eğer UMUT en büyük gücünüzse, geleceğe olumlu bakarsınız ve arzuladıklarınızın gerçekleşmesinde yapıcı bir tutum

sergilersiniz. Hedeflerinizi gerçekleştirmek için çalıştığınız ortam neşelidir çünkü nihayetinde başarılı olacağınızı bilirsiniz.

Bazı zamanlarda yolunuzu şaşırsanız bile bir sonraki fırsata odaklanır ve daha iyisini planlamaya çalışırsınız. Bir lider

olarak diğerleri cesaretinizi fark edecektir.

Gerçekleştirebileceğinize inandığınız hedefler koyduğunuz için takımınızı da zafere ulaşmak üzere kurarsınız. Ulaştığınız

her bir hedef, geleceğe daha çok güvenmenizi sağlayacaktır.

- Eğer YAŞAM GÜCÜ en büyük gücünüzse çok iyi bir enerjiniz vardır ve nadiren temponuz düşer. Bu durumda sizi

gerçekten kimse rahatsız edemez ve kendinizi bir koşuşturmacada hissetmezsiniz.

Ne yapılması gerekiyorsa yapmaya hazırsınızdır. Elinizdeki işe sadık kalır ve bütün dikkatinizi ona yoğunlaştırırsınız. Bir

lider olarak insanlar sizi sabırlı, dikkatli, üretken ve hoş bulurlar.

Başkalarıyla iletişim kurarken insanlar konuşmaya tamamıyla kendinizi verdiğinizden emin olurlar. Düşünceleriniz ya da

kaygılarınızı dile getirirken dikkatiniz dağılmaz. Enerjiniz bulaşıcıdır. İnsanlar etrafınızda bulunmaktan keyif alırlar.

- Eğer en büyük gücünüz ALÇAKGÖNLLÜLÜĞÜNÜZSE kendisine odaklanmış bir kişi değilsiniz. Ne başarılarınızı ne de

zayıflığınızı büyütürsünüz. Yeteneklerinizi de, başarılarınızı da belli bir perspektifte tutmaya özen gösterirsiniz.

Bilgi eksikliği, yetersizlik ve yanlışlarınızla yüzleşmekten kaçmazsınız. Yeni fikirlere, karşıt düşüncelere ve nasihate açık

bir kişi olarak takımınızdan maksimum verim alırsınız.

Sizinle çalışanlar doğruya ulaşma yolunda, ortak çalışmanın önemini hissedecekler ve katkılarının değer gördüğünü

bileceklerdir.


#4 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 09 Şubat 2009 - 05:02

En düşük skorlarınız

Bir lider olarak düşük skor sizin için ne ifade ediyor ?

- Eğer GÜVENİLİRLİK düşükse, bazı zor gerçekleri anlatmakta problem yaşayabilirsiniz. Gerçekten doğru olduğuna

inandığınız, güvendiğiniz ve doğru olduğunu hissettiğiniz şeyleri ifade etmede yeteri kadar özgür hissedemezsiniz.

Sonuç olarak gerçekten doğru olduğuna inandığınız davranışları yansıtacak mesajlar veremeyebilirsiniz. İlacı içmek için bir
şeker kaşığı yeterliyken, eğer sonuç mesajınızla uyumlu değilse ağızda acı bir tat bırakabilir.


- Eğer ISRARINIZ düşükse, bir işe başlamakta sıkıntı yaşarsınız. Kendinizi hep başka şeylerle uğraşırken ya da başka

ilginç şeylerin peşinden koşarken bulursunuz. Engeller ve zorluklarla karşılaştığınızda rüzgar bazen sizden tarafa esmez.

Bu her zaman kötü bir şey değildir. Israrcı olmak bazen zaman, çaba ve kaynak kaybına da sebep olabilir. Ancak birkaç

büyük projede ciddi bir yol kat edebilirsiniz. Bazı şeyleri görerek başarı ihtimalinizi yükseltirsiniz.


- Eğer CESARETiniz düşükse, tehlikeli ve riskli durumlarda muhafazakar bir tutum sergilersiniz. Tehlikeden kaçınma

içgüdünüz baskındır ve bu bazen diğer eylem planlarını değerlendirme yetinize galip gelir.

Korku ve cesaret yolunda dikkati bir tarafa bırakmak çoğunlukla bir işe yaramaz. Ama bazen korkuya rağmen harekete

geçmeye değer. Cesaret olmadan hiçbir şey başarılamaz.


- Eğer MERAKINIZ düşükse çoğunlukla denenmiş ve test edilmiş metotlara bağlı olursunuz. Bir öncekini tercih ederek

aslında bugünle baş ederken geçmişten akıl alma yolunu tercih etmiş olursunuz.

Bazen belirsizlikler cesaretinizi kırar ve net durumlarla ilgilenmek kendinizi iyi hissettirir. Bazıları ürettikleri yeni fikirlerin

fantastik ortamında gezinirken siz hep ayağınızı yere basarsınız:

Bu gerçekçi midir ? Bunun maliyeti nedir ? Bu ne kadar sürer ? Bu çok önemli bir rolken öte yandan da hayal dünyanızı

serbest bırakmanın ve girişimci yönlerinizi keşfetmenin faydasını görebilirsiniz.


- Eğer UMUDUNUZ düşükse zaman zaman gelecek hakkında kaygılanırsınız. Daha gerçekçi bir bakış yakalamaya

çalışırken kendinizi öngörülemeyen problemlerden uzak tutmayı hedefleyebilirsiniz.

Daha uzun vadeli net hedefler yaratmak yerine daha esneksiniz ve değişen durumlara adapte olabiliyorsunuz. İnsanlar sizi
plan ve projelerdeki muhtemel tuzakları tespit etmede yetkin görüyorlar.

Aynı zamanda en iyisini ummak da çok değerlidir. Başarıya inandığınız zaman çabanızı ve ısrarınızı arttırırsınız.


- Eğer YAŞAM GÜCÜNÜZ düşükse, boşa yol aldığınızı düşünüp çoğunlukla kendinizi sinirli, endişeli ve gergin

hissedersiniz. Talepler yüksek olduğunda geriliminiz artar, kaçınılmaz olarak enerjiniz düşer ve negatif bir moda

geçersiniz.

Liderlik ettiğiniz takım bazen çok sabırsız olduğunuzu düşünür. Zaman üzerinizde baskı yaratır, daha çok enerjinizi alır ve
kendinizi tükenmiş olarak hissedersiniz.

Sonuç olarak yaptığınız şeyin bir faydasını görene kadar durmayacağınızı hissedebilirsiniz ki bu stresin panzehiridir.


-Eğer ALÇAKGÖNÜLLÜĞÜNÜZ düşükse çoğunlukla spotların altında gibisinizdir. Yetenekleriniz ve başarılarınızla

gururlanırsınız ve bazen hatalarınızı, sınırlarınızı ve bilgi eksikliğinizi kabul etmezsiniz.

Sonuç olarak bazen yapacaklarınızı üstünde sözler verirsiniz. Bir lider olarak dümeni sıkı sıkı tutarsınız. Bazıları

tavsiyeye, yeni fikirlere ve karşıt düşüncelere dirençli olduğunuzu düşünebilir. Bu genişliğinizin gölgesi de büyük olur.

Hatta liderlik ettikleriniz katkılarının yeteri kadar değer görmediğini düşünebilirler.


#5 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 22 Mayıs 2009 - 03:13

Gönderilen Fotoğraf



Karar verme gurusu da var



İyi yönetici olmanın yolu doğru kararlar almaktan geçiyor.

‘Karar verme gurusu’ Carl Spetzler altı adımlı karar verme tekniği ile IBM gibi büyük şirketlerin üst üzey yöneticilerinin karar almasını kolaylaştırıyor


Karar alma oldukça sancılı bir süreç ama özellikle de söz konusu olan bir şirketse ‘en kötü karar kararsızlıktan iyidir’ deyip kenara

çekilmek mümkün değil.

Bir yönetici her şeyden önce şirketi için en doğru kararı vermekle mükellef.

Stanford Üniversitesi’nin Stratejik Karar ve Risk Yönetimi programının başındaki isim Carl Spetzler’in yöneticiler için bir karar verme taslağı

yaratmasının nedeni de bu.

Aynı zamanda Strategic Decisions Groups adlı bir strateji danışmanlığı şirketi olan Spetzler yöneticilerin potansiyel kazanç hedeflerinden

uluslararası stratejiye kadar geniş birçok konuda karar vermesini kolaylaştırıyor.

O yüzden de IBM ve Chevron gibi birçok şirketin üst düzey yöneticisi Spetzler’in karar verme taslağı ile yatıp kalkıyor…


Spetzler’a göre yöneticiler temelde üç tür karar veriyor; stratejik, tipik ve anlık kararlar. Ünlü ‘karar verme gurusu’ bu kararları şöyle tanımlıyor:

1- Stratejik kararlar: Yöneticilerin kurumsal ya da kişisel seviyede hayatı tümden şekillendirecek etkileri olan bu tip kararları almak için haftaları

ve ayları vardır. Stratejik kararlar çok önemlidir ve içlerinde büyük oranda belirsizlik ve karmaşa barındırır. Düşünüp sonuç çıkarmak zor bir süreçtir.


2- Tipik kararlar: Bu kararlar çoğunlukla birkaç saat süren ekip toplantılarının ardından alınır.

Bu kararların etkisi büyük olabilir fakat doğal olarak çoğunlukla taktiksel ve karara bir işbirliği sürecinin sonucunda varılır.


3- Anlık kararlar: Yöneticiler bu tür anlık kararları alırken beynin hızlı örnek tanıma yapan farklı bir bölümünü kullanır.

Ellerinde sadece sınırlı ya da eksik bilgi bulunur ve karar verirken alışkanlıkla geçmişteki deneyimleriyle benzerlikler ararlar.



Peki, belirsiz iş ortamında yöneticiler için bu farklı karar türleri nasıl etkili oluyor ?


Spetzler bunun için önce iyi bir kararın nasıl olması gerektiğini tanımlıyor. Ona göre iyi bir karar içinde altı etken barındırıyor.

1- Doğru çerçeve: İlk etapta doğru problemi çözdüğünüzden emin olun.

2- Ne istediğiniz konusunda netlik: Hissedar değerini maksimize etmek mi istiyorsunuz yoksa sadece ayakta kalarak zararı minimize etmek mi,

karar verin.

3- Yaratıcı alternatifler: Karar vermeden önce başka yaratıcı alternatifler de geliştirmelisiniz.

4- Doğru bilgiye ulaşmak: En iyi alternatifi seçmek istiyorsanız elinizde mutlaka belirsizliklerle ilgili de bilgi olmalı.

5- Muhakeme gücü: Neyi bilip neyi bilmediğinizi muhekeme edebiliyor olmalısınız.

6- Gerçekleştirmek için taahhüt: Çünkü bir karar en zayıf halkasından daha güçlü değildir.



Spetzler bir takım liderinin her altı adımda da başarısızlığa uğrayabileceğini söylüyor.

Birçok yönetim ekibine eğitim veren Spetzler eğitimlerde iyi bir kararın etkenlerini anlattıktan sonra yöneticilere kurumlarında karar verirken

başarısızlığa uğradıkları zamanları soruyor.

Ardından halkaların hangisinin daha zayıf olduğu ve başarısızlığa neden olduğu sorusu geliyor. Bu sorulara verilen yanıtlar farklı.

Örneğin bazı kurumlarda yöneticiler karar vermek için gerekli olar bilgiye sahip değil.

Bu yüzden de deneyim ve sezgilere dayanan kararlar vermek durumunda kalıyorlar.


#6 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 22 Mayıs 2009 - 03:18




İnsanlar doğal eğilim ve alışkanlıklarının farkına varmaya başladığında onları önlemek daha kolay hale gelmeye başlıyor.

Örneğin ertelemeye meyilli bir kişiliği olan birini ele alalım. Spetzler’a göre böyle bir yöneticinin büyük resme ve yaratıcılığa odaklanması

ve bu anlamda belli bir olgunluğa erişen projeyi her biri konusunda uzman çalışanlar arasında paylaştırması gerekiyor.

Çünkü ancak böyle yapılırsa işler zamanında yetişir. Eğer çalışanlarını izlemezse böyle bir yöneticinin başı derde girecektir.

Spetzler, kişiliğinin farkında olmayan yöneticinin problemi çözmek yerine ertelediğini söylüyor.



Alınan kararların sağlaması yapılıyor


Anlaşılan o ki IBM gibi şirketler Spetzler’a boşuna güvenmiyor. Çünkü Spetzler yönteminin sağlamasını yaparak başarılı olup olmadığını sınıyor.

Şöyle ki, bir karar alınıyor ve sonrasında alınabilecek diğer alternatif kararlar alt alta sıralanıyor.

Buna hız stratejisi deniyor.

Danışmanlık alan şirketin Spetzler’in ekibiyle birlikte aldığı en iyi karar şirketin kullandığı hız stratejisi ile karşılaştırılıyor.

Böylelikle başarısızlık ihtimali olan hatalı kararların önüne geçilmiş oluyor.

Yöntem değer tahribatını engelliyor ve birçok değer yaratıyor. Çünkü sezgisel kararlar alınırken masanın üzerindeki birçok değeri kaybetmek mümkün.



Karar vermede kişiliğin de etkisi var



İnsanlar doğal eğilim ve alışkanlıklarının farkına varmaya başladığında onları önlemek daha kolay hale gelmeye başlıyor.

Örneğin ertelemeye meyilli bir kişiliği olan birini ele alalım. Spetzler’a göre böyle bir yöneticinin büyük resme ve yaratıcılığa odaklanması

ve bu anlamda belli bir olgunluğa erişen projeyi her biri konusunda uzman çalışanlar arasında paylaştırması gerekiyor.

Çünkü ancak böyle yapılırsa işler zamanında yetişir. Eğer çalışanlarını izlemezse böyle bir yöneticinin başı derde girecektir.

Spetzler, kişiliğinin farkında olmayan yöneticinin problemi çözmek yerine ertelediğini söylüyor.


Alınan kararların sağlaması yapılıyor


Anlaşılan o ki IBM gibi şirketler Spetzler’a boşuna güvenmiyor.

Çünkü Spetzler yönteminin sağlamasını yaparak başarılı olup olmadığını sınıyor.

Şöyle ki, bir karar alınıyor ve sonrasında alınabilecek diğer alternatif kararlar alt alta sıralanıyor.

Buna hız stratejisi deniyor.

Danışmanlık alan şirketin Spetzler’in ekibiyle birlikte aldığı en iyi karar şirketin kullandığı hız stratejisi ile karşılaştırılıyor.

Böylelikle başarısızlık ihtimali olan hatalı kararların önüne geçilmiş oluyor. Yöntem değer tahribatını engelliyor ve birçok değer yaratıyor.

Çünkü sezgisel kararlar alınırken masanın üzerindeki birçok değeri kaybetmek mümkün.


#7 nyx-fallen angel

nyx-fallen angel

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 2.975 İleti

Gönderi Tarihi: 02 Haziran 2009 - 02:03

A – GÜVENİLİRLİK

B – ISRARCILIK

C - CESARET

D - MERAK

E - UMUT

F – YAŞAM GÜCÜ

G - ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK



Guclu yanim A- guvenilirlik, B- israrcilik ve G- Alcakgonulluluk mus ( hepsini 4 kere secmisim )


safiy yonumse bir puanla F- yasam gucu olmus
:)
• Isterseniz yanlıs düşünün, ama her durumda kendi kafanızla düsünün. (Doris Lessing)

24.8.4.


#8 Misafir_S.e.t.h_*

Misafir_S.e.t.h_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 02 Haziran 2009 - 04:24

Güçlü Yanım

- Eğer MERAK en büyük gücünüzse roman yazmakta, şaşırtıcı ve sıra dışı fikirler üretmekte başarılısınız demektir. Yeni

fırsatlar yaratmak ya da zor problemlerle baş başa kalmak gibi durumlarda, insanlar sizin düşünce gücünüze itibar eder.

Belirsizliklerin olduğu yerde pek çok şeye açıksınızdır. Takımınızdakilere geniş bir alan yaratırsınız farklı yaklaşımlara,

bakış açılarına ve metotlara izin verirsiniz.

Tecrübe ve bilgiye olan arzunuz size hep yeni olanın peşinden gitme gücü verecektir. Bir lider olarak “imkansız” diye bir

şeyin olmadığı, heyecanlı ve dinamik bir ortam yaratırsınız.

Zayıf Yanım

- Eğer ISRARINIZ düşükse, bir işe başlamakta sıkıntı yaşarsınız. Kendinizi hep başka şeylerle uğraşırken ya da başka

ilginç şeylerin peşinden koşarken bulursunuz. Engeller ve zorluklarla karşılaştığınızda rüzgar bazen sizden tarafa esmez.

Bu her zaman kötü bir şey değildir. Israrcı olmak bazen zaman, çaba ve kaynak kaybına da sebep olabilir. Ancak birkaç

büyük projede ciddi bir yol kat edebilirsiniz. Bazı şeyleri görerek başarı ihtimalinizi yükseltirsiniz.

#9 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 05 Haziran 2009 - 03:18

Guclu yanim A- guvenilirlik, B- israrcilik ve G- Alcakgonulluluk mus ( hepsini 4 kere secmisim )


safiy yonumse bir puanla F- yasam gucu olmus
:)



Güçlü Yanım

- Eğer MERAK en büyük gücünüzse roman yazmakta, şaşırtıcı ve sıra dışı fikirler üretmekte başarılısınız demektir. Yeni

fırsatlar yaratmak ya da zor problemlerle baş başa kalmak gibi durumlarda, insanlar sizin düşünce gücünüze itibar eder.

Belirsizliklerin olduğu yerde pek çok şeye açıksınızdır. Takımınızdakilere geniş bir alan yaratırsınız farklı yaklaşımlara,

bakış açılarına ve metotlara izin verirsiniz.

Tecrübe ve bilgiye olan arzunuz size hep yeni olanın peşinden gitme gücü verecektir. Bir lider olarak “imkansız” diye bir

şeyin olmadığı, heyecanlı ve dinamik bir ortam yaratırsınız.

Zayıf Yanım

- Eğer ISRARINIZ düşükse, bir işe başlamakta sıkıntı yaşarsınız. Kendinizi hep başka şeylerle uğraşırken ya da başka

ilginç şeylerin peşinden koşarken bulursunuz. Engeller ve zorluklarla karşılaştığınızda rüzgar bazen sizden tarafa esmez.

Bu her zaman kötü bir şey değildir. Israrcı olmak bazen zaman, çaba ve kaynak kaybına da sebep olabilir. Ancak birkaç

büyük projede ciddi bir yol kat edebilirsiniz. Bazı şeyleri görerek başarı ihtimalinizi yükseltirsiniz.


ve her ikiniz de çok sabırlıymışsınız :)



Gönderilen Fotoğraf




Kariyer Kazandıran Sırlar !

'İyi bir kariyere sahip olmak, iş hayatınızda istediğiniz hedeflere ulaşmak, özel hayatınızda mutluluğu yakalamak,

okul hayatında başarılı olmak için neler yapmalısınız?'


Bu sorunun yanıtını İletişim Uzmanı Fatih Polat’a sorduk.

Uzun yıllardır medyada çeşitli görevler alan ve birikimlerini, yazdığı

‘İşte, Aşkta, Okulda, Sokakta İletişim Nasıl Kurulur’
adlı kitaba taşıyan Polat, hayatın her anında nasıl iletişim

kurulması gerektiğinin püf noktaları verdi…


"Kendinize güvenin"

Fatih Polat, iş hayatında başarı kazanmanın en önemli unsurlarından biri olan bireysel gelişimi bir ağaca benzetiyor.

"Yaşamdaki fırtınalara karşı tutunabilmek için sağlam köklere ihtiyacınız vardır.

Bu temel değerlere sahip olmadan iş hayatında başarılı olmak sadece şansa bağlı olur.

Ömrümüzün neredeyse 40 yılını geçirdiğimiz iş hayatı ise şansa bırakılacak kadar önemsiz değil..." diyen

Fatih Polat için iş hayatındaki başarının en önemli unsuru "kendine güven" duygusunu taşımamız.


"Kendine güvenmenin işin yarısını yapmak anlamına geldiği söylenir.

Bir hedef belirleseniz bile, başarabileceğinize inanmıyorsanız zaten başından kaybetmiş olursunuz. "


"Kendinizi motive edin"

Avrupa Yakası Yayınevi’nden çıkan kitabında "başarının anahtarı elinizde" diyerek herkesin kendi yeteneklerini

keşfederek bu yönde ilerlemesi gerektiğinin altını çizen Fatih Polat için iş hayatındaki bir başka önemli konu da

motivasyon...

"Motivasyonunuzu yüksek tutmak sizin görevinizdir.

Bunun için hazır olduğunuz zaman sorumluluk almaktan çekinmemeli

ve yeni görevler için girişimlerde bulunmalısınız.

Sizden beklenen işi yaparsanız maaşınızı hak edersiniz, performansınız beklenenin altında ise

paranızı hak etmiyorsunuz demektir.

Bu durumda ilk fırsatta sizi ya başka bir bölüme aktaracaklar veya işinize son verecekler demektir.

Diğer taraftan beklentilerin üzerinde çalışıyor ve katma değer üretiyorsanız basamak atlamayı hak ediyorsunuz demektir.


"Sır tutun"

Fatih Polat’a göre sizi kariyer hedeflerinize ulaştıracak en önemli bir diğer nokta ise güvenilir olmak…

Çalıştığınız kurumda en kısa zamanda ‘güvenilir insan’ olarak kendinizi ispatlamanız gerekiyor.

Bunun en kolay yolları çok iyi sır tutmanız, konuştuğunuz özel konuları asla 3. şahıslarla paylaşmamanız,

bilgi eksikliğinizin bulunduğu konularda biliyormuş gibi yapmamanız

ve olumsuz bir anda başkalarını suçlamak yerine kendi hatalarınızın sorumluluğunu üstlenip aynı hatayı

ikinci kez yapmamanız güvenilir bir personel olmanızı sağlar…

"Ekip ruhu taşıyın"

İşte, Aşkta, Okulda, Sokakta İletişim Nasıl Kurulur’ adlı kitabında iş hayatında başarının çok uzak olmadığını ancak

başaracağımıza inanmamız gerektiğini belirten Fatih Polat, ekip çalışmasına uygun, uyumlu bir insan olmaya özen

göstermemiz gerektiğini de sık sık ifade ediyor… "İş
ortamları kolay değildir.

Mutlaka zor, sorunlu insanlar olacaktır. Bu kişiler ile uzlaşmacı ve iş ahlakı çerçevesinde iletişim kurmak

ve yargısız olabilmeye çalışmak gerekmektedir.

Sizin karşı tarafa neyi temsil ettiğiniz önemlidir. İş ortamındaki bazı insanlar için tehdit oluşturduğunuzu düşünürlerse

sizinle uğraşmaya çalışabilirler.

Burada en önemli konu samimi olmamız. Samimi olduğumuza insanları inandırırsak ‘sorunlu’ olarak gördüğümüz

insanların bize daha çok yaklaştığını göreceğiz… "


"Hedefleriniz olsun"

Fatih Polat’a göre iş hayatında gidişatımızı görmenin en kolay yolu önümüze kısa, orta

ve uzun vadeli hedefler koymak… Bu hedefler gerçekleşmişse yeni hedefler belirlenmeli

ve bunun gerçekleşmesi içi çaba sarf edilmeli. İletişim uzmanı Fatih Polat’a göre iş hayatında hedeflenen

noktaya gelmek için öncelikle buna inanmak ve belli bir takvim doğrultusunda hareket etmek gerekiyor.

‘En kötü plan bile plansızlıktan iyidir’ diyen Fatih Polat, hayatın her safhasında planlı olmanın da altını çiziyor…


"Kendinizi yetiştirin"

İş hayatında sürekli yeniliklere açık olmak gerekiyor.

Hedeflerimiz doğrultusunda bilgi, beceri sahibi olmak, gerekirse eğitim almak, araştırma yapmak da iş

hayatında özellikle rakiplerinize karşı sizi bir adım öne çıkaracaktır.


#10 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 16 Haziran 2009 - 17:59

Gönderilen Fotoğraf


Meslek seçiminde sağ ve sol beyin farkı


Vücudumuzun patronu olan beyin bir bütün olsa da, sağ ve sol yarımküreleri farklı misyonlara sahip.


Reem Nöroloji Merkezi kurucusu Dr. Mehmet Yavuz, sağ ve sol beyin yarımkürelerinden baskın olan

tarafa göre kişinin yeteneklerinin, mesleğinin hatta zekâsının farklı olacağını belirtti...


Ana kumanda merkezimiz olan beyin sırrına henüz tam olarak varılamayan en önemli organımız.

Sol beynin konuşma ve duygu durum merkezini barındırması sebebi ile sağ beyinden daha önemli görevler üstleniyor

ve daha baskın.

Sağ beyinin de özellikle boyut ve hacim değerlendirmelerinde ön plana çıkıp, bilgiyi şekil

ve hayal gücü ile işlemede önemli görev üstleniyor.




SOL MATEMATİKSEL, SAĞ MÜHENDİSLİK


Araştırmalara göre sağ ve sol beyin farklı fonksiyonlara sahip.

Sağ beynin baskın olduğu kişilerde bilgiyi şekil ve hayal gücü ile işleme özelliği gelişiyor.

Yani estetik zeka için sağ beyne ihtiyaç var.

Mühendislik, mimarlık, yazarlık, müzisyenlik gibi mesleklere sahip kişilerin sağ beyin özelliklerinin baskın

durumda olduğunu önemle vurgulayan Dr. Yavuz, 'Sağ beyin fonksiyonları iyi olmayan kişilerden iyi şair,

besteci, mimar çıkmayabilir" yorumunda bulunuyor.



LİDERLER BEYNİNİ GLOBAL KULLANIYOR

Beynin iki yarımküresini birbirine bağlayan sinir lifleri yaptığı köprüsel yapı sayesinde bilgi alışverişini sağlıyor.

Bu sinir lifleri ne kadar iyi gelişmiş ise insanın bir bütün olarak beyinsel yeteneklerini sergilemesi

ve beynini bir bütün olarak global maksimum kullanması o kadar artıyor ve üst düzeye çıkıyor.


Dr. Mehmet Yavuz "Eğer bu lifler iyi gelişmemişse o zaman sağ

ve sol beyinden hangisi baskın ise kişi o özellikleri ön plana çıkararak hayatını sürdürür.

Toplumda lider kişilerin, beynini global olarak iyi kullanmayı beceren kişiler olduğunu söyleyebiliriz.

Bu kişilerde beyin ve vücut ilişkileri çapraz yürür.

Dolayısı ile korpus kallosum denilen sinir liflerinin yetersiz geliştiği kişiler, lider olma vasıflarını taşıyamazlar"

şeklinde konuşuyor.




ÇOCUĞUNUZ SOLAKSA MiMARLIĞI SEÇMELi

Sağ ve sol el kullanımı ile hangi beynin daha baskın olduğu arasında önemli bir ilişki olduğunu belirten Dr. Yavuz,

sözlerini şöyle sürdürüyor: "Günlük hayatta sol elini kullanan kişilerin sağ beyinleri baskındır.

Eğer kişi sağ elini kullanıyorsa o zaman da sol beyin baskındır.

Bu nedenle şunu diyebiliriz ki, solak olanlarda sağ beyin baskın durumda olacağı için, bunlarda mimarlık yeteneği

ve müzisyenlik kabiliyetleri iyi gelişmiştir.



Sağ ve sol beyni baskın kişiler matematiksel yeteneğe sahip olabilir ancak sağ beyin daha çok matematiğin geometri,

sol beyin ise cebirsel bölümü ile ilgilenir.

Buradan şu netice çıkıyor ki, solak olan bir çocuğun, mimarlığa ya da güzel sanatlara yönlendirilmesi gerekebilir.

Bireyin, fen ya da konuşma becerisi gerektiren avukatlık veya pazarlama gibi bir meslekle uğraşması hata olabilir.

Çünkü sol beyin konuşma becerilerinde rol oynar.

Eğer solak bir kişi hukuk mesleğini seçmişse avukatlığı değil estetik muhakeme yeteneğine yönelten

sağ beyinden dolayı hakimliği tercih etmelidir."


#11 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 16 Haziran 2009 - 18:06

TEST EDiN

Hangi beyniniz daha baskın ?

Sağ elini kullanan kişilerde sol beyin özelliklerinin, sol elini kullananlarda ise sağ beyin özelliklerinin baskın

olduğunun altını çizen Dr. Mehmet Yavuz, kişilerde hangi beynin daha belirleyici olduğunu gösteren

testler olduğunu belirtiyor ve herkesin yapabileceği, basit bir test örneği veriyor.


1)) Okuldayken hangi dersleri daha çok severdiniz ?

a) Türkçe, resim, sosyal vb.
b. Fenle ilgili olanları.

2)) Hangi tip sporları yapmaktan hoşlanırsınız ?

a) Tek başına yapılan sporları
b. Takım sporlarını.

3)) Gördüğünüz rüyaları hangi sıklıkta hatırlarsınız ?

a) Çoğunlukla hatırlarım,
b. Ender olarak hatırlarım.

4)) Ellerinizi ve mimiklerinizi konuşurken ne sıklıkta kullanırsınız ?

a) Çok kullanırım
b. Çok az kullanırım.

5)) İki elinizin parmaklarını birbirine geçirerek kapatın. Hangi elinizin baş parmağı üstte kalıyor ?

a) Sağ
b. Sol

6)) Şu an saatin kaç olduğunu tahmin edin, şimdi saate bakın, yanılma payınız ne kadar ?

a) On dakikadan fazla,
b. On dakikadan az.

7)) Aşağıdakilerden hangisini daha kolay hatırlarsınız ?

a) İnsanların yüzlerini,
b. İnsanların isimlerini.

8)) İki gözünü açık tutarak elinizdeki kalemi, bir cam kenarı veya kapı kenarı ile hizalayın.

Önce sol gözünüzü, sonra sağ gözünüzü kapatın. Hangi gözünüzü kapatınca kalem daha az oynuyor ?

a) Sağ gözümü kapatınca
b. Sol gözümü kapatınca




DEĞERLENDİRME


‘A’ların sayısı fazla ise, SAĞ beyniniz daha gelişmiştir...

Ben SAĞ beyinli biriyim, çünkü...

Hayal ederim, sanatı severim, sanatsal becerilerimle şaşırtırım

Hissederim, iyi şiir ve roman yazabilirim

Koku ve tat gibi duyularım gelişmiştir.

Sezgilerimi kullanırım ve içgüdülerim kuvvetlidir

Yeni şeyler üretirim

Subjektifim

Boyutları iyi algılarım

Bir bütün olarak görürüm

Duygularımla hareket ederim



‘B’ lerin sayısı fazla ise, SOL beyniniz daha gelişmiştir....


Ben SOL beyinli biriyim, çünkü...

Mantık yürütürüm

Sınıflandırma ve tasnife önem veririm

Analitik düşünmeye çalışırım

Matematiksel işlemlerden sıkılmam

Dili iyi kullanırım ve ikna kabiliyetim iyidir

Bütünü değil parçayı görürüm

Sistemli ve disiplinli çalışırım

Objektif davranırım.



#12 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 16 Eylül 2009 - 21:53

İşyerinde yapılan sekiz kusurlu hareket



Hala neden terfi edemediğiniz konusunda kafa karışıklığı yaşıyorsanız, siz de çalışanların sık yaptığı sekiz kusurlu hareketten birini yapıyor olabilirsiniz

Belirlediğiniz kariyer hedefleri hala çok mu uzakta? Eğer iş yerinde bir üst lige geçmenin yolunu hala bulamadıysanız iş yaşamına biraz daha farklı bakmanın zamanı gelmiş olabilir.

Farkında olmadan yapılan bazı davranışlar kariyerinizi sekteye uğratabilir. İK portalı YahooHot Jobs çalışanların yaptığı sekiz kusurlu hareketi sıraladı. İşte size terfi kapılarının açık kalması için iş yaşamında yapmamanız gereken sekiz temel kural…

Yanlış planlama: Eğer mesainizin ilk saatlerini gün içinde ne yapacağınızı planlayarak geçiriyorsanız hata ediyorsunuz. Çünkü bu durum güne hazırlıksız başlamanıza neden olur.


Özellikle satış ve pazarlama alanında çalışanlarda ciddi bir iş kaybına neden olan bu alışkanlık değil terfi işten kovulmaya kadar gidebilir.

Uzmanlar çalışanların ertesi gün ne yapacağını bir gün öncesinden mesai bitimine yakın planlamasının hem iş akışı hem de verimi açısından daha doğru olduğunu belirtiyor…

Gelen tüm e-postaları zaman geçirmeden cevaplamak: Gelen tüm e-postaları anında cevaplamanın sizi iş ortaklarınızla yakınlaştırdığını düşünebilirsiniz. Ancak tüm mesaiyi yazışmalar için harcamak iş verimizi ciddi ölçüde düşürebilir. Bu nedenle e-postaları önem sırasına ve aciliyetine göre cevaplamak sizi daha verimli çalışacak hala getirebilir.

Evde çalışmak: Evde çalışmak birçok çalışan için daha verimli olabilir. Ancak bu alışkanlığı edinmeden önce kendinize çalışacak ortam hazırlamanız gerektiğini unutmayın.

Çocuklar, ev işleri ve diğer dikkat dağıtıcı unsurlara takılmak başarıdan çok zarar getirebilir. Evde çalıştığınız dönemde verdiğiniz işlerdeki hata sayısının artması ise patronunuzun gözünde yeterli çalışmadığınız imajı yaratacaktır.

Özel hayatınızı iş hayatınızın önüne koymak: Herkesin zaman zaman hayatında işinin önüne geçebilecek öncelikleri olabilir.


Ancak bunları alışkanlık haline getirmek bir süre sonra patronunuzun gözünde önemini ve gerçekliğini yitirecektir.

Geç kalmak: Toplantılara 5 ila 10 dakika geç kalmak özellikle büyük şehirlerde anlaşılabilecek bir olgudur.

Ancak bunu düzenli hale getirmek hem bahanelerinizi hem de patronunuzun sabrını tüketir.

Sağlığa ve kişisel hijyene dikkat etmemek: İK danışmanı Leslie G. Griffen’e göre pek çok şirket yeterince banyo yapmadığını düşündüğü çalışanlarına bu durumu açıklamak için danışmanlar tutuyor.

İş yaşamında görüntünün ve imajın ne kadar önemli olduğunu düşünürseniz, sağlıksız ve pis görüntüyle terfi etmeniz neredeyse imkânsız.

Yaptığı işi önemsememek: Pek çok insan işini yalnızca para kazanma aracı olarak görür. Kişinin kendini işle özleştirmemesi

ve mesleğinin bir temsilcisi olarak görmemesi iş kalitesini düşüreceği gibi şirket yetkililerinin gözündeki imajını da olumsuz yönde etkileyecektir.

Uygunsuz mizah kullanma: Mesai arkadaşlarımızla çoğu zaman aynı espri anlayışına sahip olmayız. Bu nedenle yapılan esprilerin yahut şakaların takdir edilmesi biraz zordur.

Bu nedenle iş yerinde din, ırk ve siyaset gibi konularda şaka yapmak tatsız sonuçlara yol açabilir.

İpek ALPKÖKİN

#13 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 02 Aralık 2009 - 19:47

Gönderilen Fotoğraf





El yazınız profesyonelliğinizi ele veriyor



El yazınız sağa eğildikçe kararlarınızda duygusallık öne çıkıyor. L, t ve h harfleri, iş hayatınızdaki hırs ve iktidar sırlarınızı ortaya döküyor.



El yazısı bilimi şimde de iş dünyasının hizmetinde...



Üç bin yıl önce Çinliler tarafından geliştirilen ve birçok kültür ve uygarlık tarafından büyük itibar gören el yazısı bilimi (grafoloji),


bugün iş dünyasının hizmetinde. İş dünyasının bu yönteme en çok başvurduğu alan ise işe alımlar.


El yazısı, kişinin karakterini, davranışlarını, eğilimlerini tahmin etmekte ve kişilik analizinde en etkili ve güvenilir yöntemlerden biri olarak addediliyor.

Bu yöntem eleman seçme ve yerleştirme süreçleri, mülakatlar, ekip kurma çalışmaları


ve kariyer planlaması gibi geniş bir alanda sık kullanılan bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor.

Sodexho gibi çokuluslu şirketlerden bazıları dünyanın her yerindeki ofislerinde işe alım süreçlerine el yazısından

kişilik tahlil etme yöntemini dahil ediyor.

El yazısının kişinin sosyo-ekonomik kökenini, yaşama biçimini, hayattaki duruşunu


ve eğitimini yansıttığı Fransa gibi ülkelerde şirketler yüzde 80 oranında iş görüşmelerinde el yazısıdan kişilik tahlili yapıyor.

İngiliz Grafoloji Enstitüsü Başkanı Elaine Quigley, tüm dünyada tanınmış grafologların başında geliyor.

Quigley’e göre el yazısı bir nevi ‘zihin yazısı’ demek. Bu konuda grafolojinin kullandığı evrensel bir metodoloji de var.


Yani el yazısıyla kişinin karakterini okurken kullanılan göstergeler, ulustan ulusa, kişiden kişiye değişmiyor.

Uzman bir grafolog, kişi hangi ulustan gelirse gelsin hangi lisanda yazarsa yazsın,


o kişinin düşüncelerinin el yazısıyla kağıt üzerine yansıyan izdüşümlerini okuyabiliyor.

Grafolojide en az 300 farklı el yazısı örneğinden yola çıkılarak inceleme yapılıyor.


Fakat yine de değişmeyen ve temel olarak nitelendirilen belli bazı göstergeler var.
.
.

#14 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 02 Aralık 2009 - 19:53


Eğim:



- El yazısının sağa doğru eğimi, kişinin iletişim yeteneğinin göstergesi olarak yorumlanıyor.


Örneğin kişi daha arkadaş canlısı, yönlendirici, sorumluluk sahibi, girişken olma eğilimi taşıyordur.

Aynı zamanda satış yapmaya, kontrolü elinde tutmaya, sevilmeye, destekçi olmaya kadar uzayan birçok olasılığı barındırır.

- Yazı sağa doğru eğildikçe kişinin kararlarında duygularının etkisinde kalma özelliği artar.

- El yazısının genellikle dik oluşu kişilik bağımsızlığına işarettir.

- Sola doğru eğilen el yazısı, duygusal olarak ihtiyatlılığı temsil eder.

Bu el yazısının sahibi, öncelikle her detayı doğrulama ihtiyacı duyar.

Başkalarının onu herhangi bir söz vermeye zorlamasından hoşlanmaz.



Büyüklük:

- Büyük el yazısıyla yazan kişiler daha çok dışadönük, dost tavırlı kimselerdir.

El yazısının sahibi kişi yabancılara karşı daha mesafeli olmayı tercih etse de kendine güvenle hareket eder.

- Küçük el yazısı mantığı temsil etmenin yanı sıra zıt düşülen kişilere karşı acımasız olmayı da ifade eder.

Akademik ve zihinsel uğraşılardan hoşlanan kişilerde bu tip el yazısı görülür.

- Eğer yazı hem küçük hem de zarif ise kişinin kendi dalga boyuna uygun olmayan kişilerle de iyi bir iletişim kurması olası değildir.

Bu kişiler, sosyal olarak kabul görmüş kuralları yıkmak konusunda zorlanırlar.

Baskı:

- Koyu harflerle yazan kişiler verdikleri sözü yerine getirmek konusunda çok titizdirler. Ve etraflarındaki birçok olan biteni ciddiye alırlar.

- Çok koyu harfler ise kişinin gerginliğinin, eleştiriye karşı sinirlerine fazla hakim olamayışın

ve küçük imalardan bile alınganlık gestermenin ifadesi olarak yorumlanıyor.

Bu kişiler önce tepki gösterir sonra soru sorarlar. Ve duygusal davranışlarını devam ettirirler.

- Çok silik ve ince yazılar ise ortama ve insanlara olan hassasiyeti temsil ediyor.

Ama yazı aynı zamanda kaba saba ve şekilsiz ise kişi duygusal derinliği bile devam ettiremiyordur

ve sönük bir yaşam tarzı sürdürüyordur.

#15 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 02 Aralık 2009 - 20:04


L, t ve h harflerindeki sırlar:


-Bu harflerin üst kısımlarının uzun olması hedef ve hırsın mevcudiyetini gösterir. Ancak üst tarafı fazla uzun l, t ve h’ler,

kişinin başarması gerektiğini düşündüğü meselede gerçekdışı beklentiler içinde olabileceği anlamına gelir.

- Bu harflerin üst tarafının oranlı bir şekilde kuyruklu olması kişinin herşey üzerine etraflı bir şekilde düşündüğünü

ve hayalgücünü makul bir şekilde kullandığını gösterir.

- Kıvrımın enli olması, yeni fikirler üretme ve bunların üzerine uzun uzadıya düşünme eğilimini ortaya koyar.

- Üst kıvrımın tekrar harfe geri dönmesi, yazı sahibinin hayalgücünü kullanmaktan kaçındığını

ve elindeki işi bitirebilmek minimum gerekliliklerle kendini sınırladığını gösterir.


G, y, p harflerindeki sırlar:

- Kuyruğun dik olması, sabırsızlık alametidir.

- Kuyruğun basık bir şekilde yuvarlanması, saldırganlık ve yüzleşmekten uzak durma isteğini ortaya koyar.

- Kuyruğun bastırılarak yazılmış tam bir kanca halini alması, enerji, para kazanma isteği ve tenselliğin göstergesidir.

- Kuyruğun bastırmadan tam bir kanca şeklini alması güvenlik ihtiyacını gösterir.

- Kelimeler arasındaki mesafe

- Kelimeler arasındaki mesafenin fazla olması, “bana nefes alacak alan bırak” mesajını içerir.

- Kelimeler arasındaki mesafenin daha az olması ise başkalarıyla birlikte olma isteğini ortaya koyar,

ama böyle yazan insanlar zaman zaman gereksiz bir kalabalığa neden olabilirler

ve dayatmacı bir kişilik sergileyebilirler.


Satırlar arasındaki mesafe:

- Satırların arasının açık olması, olaylara sakin ve geniş perspektiften bakma eğilimini ortaya koyar.

- Satır aralarının dar olması, yazarın hareketi sevdiğini ve eylemin içinde olmaktan hoşlandığını gösterir.

- Satır araları dar olup, harfler arasındaki bağlantı çok sıkı değilse,

söz konusu el yazısının sahibi baskı altında sükunetini koruma disiplinine sahiptir.


Sayfa kenarındaki boşluk:

- Sayfanın sol tarafındaki boşluk, kişinin köklerini ve ailesini gösterir.

- Sağ taraftaki boşluk, diğer insanları ve geleceği temsil eder.

- Tepedeki boşluk hedef ve hırslardır.

- Sayfanın dibindeki boşluk, enerji, içgüdü ve pratiklik anlamına gelir.

- Sayfanın sol tarafındaki geniş bir boşluk bırakılması, hareketliliği sürdürme isteğini ortaya koyar.

- Soldaki mesafenin az olması ise temkinlilik ve hazır olmadığı takdirde bir şeyleri yapmaya zorlanmaktan kaçınma isteğini belirtir.

- Sağ taraftaki boşluğun az olması, sabırsızlık göstergesidir ve bir an once işe başlayıp işi bitirme eğilimini yansıtır.

Sağda geniş bir boşluk bırakılması ise bilinmeze karşı korkunun mevcudiyetini ortaya koyar.



Cevap ekle