İçeriğe atla


Fotoğraf

Kuran'da Miras Paylaştırmada Matematiksel Hata.

Kuranda Miras Paylaşımı Matematiksel Hata Kuran Hata

Bu başlığa 656 cevap verilmiş

#51 Misafir_ali0_1_*

Misafir_ali0_1_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 05 Eylül 2008 - 13:39

Ortada matematik hatası falan olsaydı yüzyıllardır bu miras hukuku uygulama sahasında yerini bulamazdı ve gerçekten de her durumda başka şeyler "uydurmak" gerekirdi halbuki burada işin sistemi de oranlar da bellidir; amerikayı yeniden keşfetmeye lüzum olmadığı açıktır, yapılansa sizin söylediğinizin tam aksi olarak yine matematik içinde oranlarla işlemi sürdürmektir, matematik problemi çözmüyoruz burada kimseden miras formulü de istemedim...

Çarpıtmalara hiç lüzum yok; sizlerle aynı şeyi düşünmek sizlerle aynı şeye inanmak zorunda değilim...



Okuma yazma bilen her insan başlığı açıp tartışmayı takip eder; ben birilerinin yapmak istediği gibi her şeyi bölüp kendi işime geldiğince sunacak değilim...

Konu matematik konusu değildir; zaten sözünü ettiğimiz başlıkta ilgili vatandaş da eleştirirken "avliye" uygulamasına ihtiyaç duyulmasından söz etmektedir...

Mesele miras hukuku meselesidir ve zaten işleyişte bir sorun olmadığını "düzeltildi" diyenler de kabul etmektedir; onun için buralarda gösteri yapar gibi farklı somut durumları karşılayacak hesaplar yapmak zorunda değiliz...

Bu arada sayın birisi2 matematiğe değil onu işine geldiğinde somut işine geldiğinde soyut algılayanlara eleştiri getirmiştir bana göre...

Öncelikle herkesin bildiğini ortaya koyalım ki kafa karışıklığı çıkarılmasın:

Miras hukukunda problem yoktur; verilen oranlar bazı somut durumlarda farklı sonuçlar çıkarabileceğinden yine işin temeline bağlı kalınarak çözüme ulaşılmış bu da sanırım "avliye" olarak zamanla sistemleştirilmiştir...


Ben de zamanında bu konuda biraz kafakarışıklığı yaşamıştım ama miras hukuku dersi almış olmasam da genel olarak hukuk mantığına dair bir şeyler edinince daha rahat anlamaktayım; şimdi eğer burada yine kafakarışıklığı yaşamakta olanlar samimi olarak anlamak istiyorlarsa öncelikle meselenin hangi alanda olduğunu kendilerine itiraf etmelidirler...

Ben konu hakkındaki fikrimi vermiş bulunmaktayım; yine okuma yazma bilen herkes bunu okur aklı başında herkes de bu okuma üzerine anlayabilir; ama anladığım kadarıyla bazı sıkıntılar devam etmektedir, tekrarlayayım:


Herkesin kabul ettiği durum miras hukukunda bir sorun olmadığıdır; ve eğer bu yine kaynaktan gelenle çözümlenebiliyorsa o zaman kaynakta da bir sorun yoktur; kimsenin bir şeyler uydurduğu yok sadece somut durumda oranlarda meydana gelen farklılığa yönelik bir düzenleme yapılmış; arkadaşın biri iyi demiş orada 1000 lik miras 3 kişi arasında küsürlü oluyor diye onu mu dert edinecekler şeklinde bu tarz uygulamalar çok çeşitli konularda günümüzde de mevcut olabilmektedir...


Evet; dediğimiz belli, "düzeltilmiş" denmekte ama aslında oranlar belli yapılan işlemler belli; burada somut durumda pay sorun çıkardığında matemaktiksel çözüm getirilmesiyse eğer çok dert edilen; biz bunu dert etmiyoruz ki yukarıdaki paragrafta demiş olduğum gibi: Uydurulan bir şey yoktur; hatta tam aksine zaten bu durum genelde olan değildir, gerekli olduğunda kullanılan bir işlemdir yine herkesin kabul edeceği üzere ve yöntemi de bellidir işte...

Kaynak bir, sorun çıkmadan çözülüyor ama kaynak sorunlu!!! Yok artık;siz böyle yorumluyorsunuz diye matematiği kendinize alet ederek bizi "düşünemeyen" ilan edemezsiniz...


Buradaki çarpıklık yine sanki matematiksel hesap gerektiren her türlü hukuki konuda insanlar karmaşık fonksiyonlar çözüyormuş gibi gösterilmesidir; oranlar söz konusu olduğunda somut durumda her zaman aynı sonuçların alınması milimetrik hesaplar yapılması beklenemez, böyle bir şey herhangi bir hukuk düzeninde mevcut olsaydı bilirkişiler de ilgili mirasçılar da işin altından kalkamazdı; kaldı ki olması da mümkün değildir o zaman olasıkları değerlendirecek ayrı bir birim kurulması falan gerekirdi herhalde ki bunun da düzen içindeki gereksizliği herkesçe takdir edilir...

Eğer her somut durum için bir şey arayacak olursak İslam'da farklı mezheplerce farklı uygulanan başka meseleler de mevcuttur; halbuki dediğimiz gibi bunlarda da yine kaynak temelli çözümler varsa kaynakta değildir sorun...


Ayrıca yine bir kişiselleştirme havası var bu başlıkta; kimsenin yorumuna katılmak zorunda değilim, ben başlıkta izlenen yöntemi eleştirip kendi fikrimi de ilettim...


Ve bazı saptırmalara özellikle değineceğim:

1) Ben ilim sahibinden alıntı yaptım demedim, yazılardan hoşuma giden birisini alıntıladım tıpkı sizin yaptığınız gibi...

2) Bir vatandaş da oran getirip durmuş; bana ne bunlardan, her somut durumu burada hesaplayamayız...

3) Ortada çözülemeyen matematik problemi falan yok, varsa da yeri burası değildir; iddiada bulunan inançsızların da zaten böyle bir derdi yok onlar somut durumda farklılık oluşmasını ve burada fazladan işlem gerekmesini eksiklik olarak görüyor bizse bunun hukuk mantığıyla da yaklaşılınca çok doğal görüleceğini belirtiyoruz...


#52 Misafir_demirefe_*

Misafir_demirefe_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 06 Eylül 2008 - 04:20

Bazı çözüm önerileri gelmiş. :lol:
Zaten burda kimse İslam ülkelerinde miras ortada kalıyo, kimsecikler gelip paylaşımı yaptıramıyo, öylece çözümsüz kalıyo, para da ortada kalıyo diye bir iddiada bulunmadı. :D
Paylaşılacak miktar belli, bir şekilde taksim edilir, ortada kalmaz.
Konu evreni yaratan tanrının, nedense bir denklemi eşitleyecek kadar matematik bilmemesi idi. Kullarının bilmemesi değil. Kulları bilir biliiir...
Tilkinin saklandığı kovuğu bilirler...

#53 TAKLAMAKAN

TAKLAMAKAN

    Deneyimli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPip
  • 928 İleti

Gönderi Tarihi: 06 Eylül 2008 - 11:31

:D

Türkler, Arapların dinini kabul etmeden önce de büyük bir milletti.
Arap dinini kabul ettikten sonra , bu din ,
ne Arapların , ne de aynı dinden olan Acemlerin , ne de Mısırlıların , vesairenin birleşip bir millet olmalarını sağlamadı.


Bilakis Türk Milleti'nin milli bağlarını gevşetti.Milli duygularını, milli heyecanını uyuşturdu.
Bu da çok doğaldı.
Çünkü Muhammed'in kurduğu dinin amacı , bütün milliyetlerin üstünde bir Arap milliyetçiliği siyasetine sürüklemekti.

Bu arap fikri ''ümmet'' kelimesiyle ifade edildi.


Mustafa Kemal Atatürk.



Kaynak: Prof.Dr.Afet İnan Medeni Bilgiler ve Mustafa Kemal Atatürk'ün el yazıları TTK.Ankara 1988

#54 ftoyd

ftoyd

    Kıdemli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPip
  • 1.445 İleti

Gönderi Tarihi: 08 Eylül 2008 - 22:18

Sn evdeyokuz,

Hosgeldiniz.

Dİkaktiniz için teşekkür ederim. Ayeti ben Diyanet tercümesinden aldım. Eleştirileri minimuma indirmek adına.

Ayetin ilk cümlesi , erkekğe , kadının iki kadarı diyor. Ve cümle bitiyor. Bu genel kural.

Sonra detaya inmeye başlıyor. İkiden fazla kız iseler diyor devam ediyor. Kız bir ise diyor devam ediyor. Kızın İKİ tane olması durumu yok.

Ama diyanet tercümesinde AÇIKLAMA sunulmuş. Buraya onu da ekledim. kahverengi kısım bu açıklamadır.

Saygılar.


Nisâ(*) Sûresinin 11 . Ayetinde

Allah size, çocuklarınız (ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır.4 Eğer kız bir ise (mirasın) yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığı maldan, ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa anasının hissesi altıda birdir. (Bu paylaştırma, ölenin) yapacağı vasiyetten ya da borcundan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan, hangisinin size daha faydalı olduğunu bilemezsiniz. Bunlar, Allah tarafından farz kılınmıştır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Arapçada bulunan “Bir” anlamındaki iki kelimeden
biri olan “Ehad” kelimesinin ebced karşılığı = 13

Kurandaki , ebced (sayısal) karşılığı 19 olan “Vâhid”
kelimelerinden yüce Allâh dışındakiler için kullanılanlar.
1- (2 bakara 61 = bir yemek ) 2- (4 nisâ 11 = ana
babadan biri
) 3- (4 nisâ 12 = kardeşlerden biri)
4- (12 yûsuf 67 = bir kapı) 5- (13 ra’d 4 = bir su)
6- (24 nûr 2 = zinâ eden biri)


Nisâ(*) Sûresinin 176 . Ayetinde

Senden fetva istiyorlar. De ki: “Allah size “kelâle” (babasız ve çocuksuz kimse)nin mirası hakkında hükmünü açıklıyor: Çocuğu olmayan bir kişi ölür de kız kardeşi bulunursa bıraktığı malın yarısı onundur. Eğer kız kardeşi ölür ve çocuğu da bulunmazsa, erkek kardeş ona varis olur. Eğer kız kardeşler iki iseler, bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kardeşler erkekli kızlı iseler o zaman, (bir) erkeğe, iki kızın hissesi kadar (pay) vardır. Sapmayasınız diye Allah size (hükmünü) açıklıyor. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

Bu konu bitmez.. O kadar yoruluyor, o kadar uykusuz kalıyorum ki, vakitsizliğimden ve bu konuyu tam araştıramayışımdan büyük sıkıntı duyuyorum. Bu mevzu Ramazan dan sonrasına kalır,bu mevzu bitmez..

Ömer hesaplarından falan konuşulmuş,kabul etmedik etmeyeceğiz.. Ayette hata yoktur, düzeltme kabul edilemez,ama arapçanın dibine dibine inmeye eyvallah derim. Bu işin altından,olsa olsa dilbilimi ile kalkılır gibi.Gidişat bu yönde yani.. Sizin şu tefsir bilimlerinize bi de biz katılacağız bu gidişle, bakalım neler öğreniyormuşsunuz.. Ve bakalım öğrendikleriniz bilimsel mi değil mi?

#55 ftoyd

ftoyd

    Kıdemli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPip
  • 1.445 İleti

Gönderi Tarihi: 08 Eylül 2008 - 22:26

Bazı çözüm önerileri gelmiş. :lol:
Zaten burda kimse İslam ülkelerinde miras ortada kalıyo, kimsecikler gelip paylaşımı yaptıramıyo, öylece çözümsüz kalıyo, para da ortada kalıyo diye bir iddiada bulunmadı. :D
Paylaşılacak miktar belli, bir şekilde taksim edilir, ortada kalmaz.
Konu evreni yaratan tanrının, nedense bir denklemi eşitleyecek kadar matematik bilmemesi idi. Kullarının bilmemesi değil. Kulları bilir biliiir...
Tilkinin saklandığı kovuğu bilirler...

Biz müslümanız, ihtiyaçtan fazlasını dağıtmakla mükellefiz.. Biz elbet paylaşmayı severiz,elbet çözümsüz kalmaz hiç bir konu.. Biz "hakkını helal et" der helalleşiriz.. Dediğiniz gibi ortada kalmaz asla.. Ama Allah hesabı bilir şüphesiz, o kadar ince bilir ki, bize de üzerine günlerce düşünmek düşer anlamak ve her ayetten ve her Kitabımızdan oturtmak için. Tıpkı her konuda olduğu gibi.. Ya bu mevzular insanların çevirisinde ki ya da dil bilimindeki eksikliklerden kaynaklanıyorsa ve siz bununla Allahın olmasına rağmen dalga geçtiyseniz,hani şu tomurcuk göğüs hesabı.. O kadar eminim ki Kuran ın Allahtan olduğuna, o kadar şahidim ki, ya siz yanılıyorsunuz ya siz..

#56 TAKLAMAKAN

TAKLAMAKAN

    Deneyimli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPip
  • 928 İleti

Gönderi Tarihi: 09 Eylül 2008 - 08:52

Sn Ftoyd ,

Kuranda miras dagıtımındakı matematıksel hata kesindir.

Taa eski zamanlarda bulunmuş bir hatadır.

Ömer bunu düzeltmiştir. Avliye yöntemini uydurarark.

Bu hata bugun bulunan bir hata değildir.

Avliye yönetemi de o kadar ahım şahım bişey değil , HİLE dir.

Matematik hilesidir. Matematikçiler gülüyordur bu yorumlara...

Adam pay ve paydayı aynı sayı ile çarparak işlem yapması gerekirken.

Paydayı elle düzeltiyor. Paya dokunmuyor.

Bu durumda da Allahın Kuranda koyduğu oran değişiyor.

Çüunkü Allahın oranarladan haberi var ve 2/3 demis.

Omer bunu degistirmis.

Olay bu.

Siz bu hatayi yapanin...

Allah mi.

Yoksa Kurani yazan ekip mi olduguna karar vermelisiniz.

Saygilar

Türkler, Arapların dinini kabul etmeden önce de büyük bir milletti.
Arap dinini kabul ettikten sonra , bu din ,
ne Arapların , ne de aynı dinden olan Acemlerin , ne de Mısırlıların , vesairenin birleşip bir millet olmalarını sağlamadı.


Bilakis Türk Milleti'nin milli bağlarını gevşetti.Milli duygularını, milli heyecanını uyuşturdu.
Bu da çok doğaldı.
Çünkü Muhammed'in kurduğu dinin amacı , bütün milliyetlerin üstünde bir Arap milliyetçiliği siyasetine sürüklemekti.

Bu arap fikri ''ümmet'' kelimesiyle ifade edildi.


Mustafa Kemal Atatürk.



Kaynak: Prof.Dr.Afet İnan Medeni Bilgiler ve Mustafa Kemal Atatürk'ün el yazıları TTK.Ankara 1988

#57 ftoyd

ftoyd

    Kıdemli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPip
  • 1.445 İleti

Gönderi Tarihi: 09 Eylül 2008 - 09:04

Sn Ftoyd ,

Kuranda miras dagıtımındakı matematıksel hata kesindir.

Taa eski zamanlarda bulunmuş bir hatadır.

Ömer bunu düzeltmiştir. Avliye yöntemini uydurarark.

Bu hata bugun bulunan bir hata değildir.

Avliye yönetemi de o kadar ahım şahım bişey değil , HİLE dir.

Matematik hilesidir. Matematikçiler gülüyordur bu yorumlara...

Adam pay ve paydayı aynı sayı ile çarparak işlem yapması gerekirken.

Paydayı elle düzeltiyor. Paya dokunmuyor.

Bu durumda da Allahın Kuranda koyduğu oran değişiyor.

Çüunkü Allahın oranarladan haberi var ve 2/3 demis.

Omer bunu degistirmis.

Olay bu.

Siz bu hatayi yapanin...

Allah mi.

Yoksa Kurani yazan ekip mi olduguna karar vermelisiniz.

Saygilar

Kuran ve Kutsal kitap Allahın sözüdür ve hata yoktur,varsa ortada hata Ömer in imanında vardır dediğiniz gibiyse,o da onun sıkıntısı olur. Ticaretle yıllarca uğraşmış ve Kuran gibi bir Kitabı yazmış olan(sizlerin inancı tamamen,Rabbimi tenzih ederim) Muhammed, olsa olsa üstün zekalı bir insan olacağından,onun görmediği hatayı Ömer in görmesi de ,sizin iddialarınızda bile çelişki yaratıyor. Kendi içinizde bile, bunun öyle olmayacağını idrak edemiyorsunuz. Ben şimdi haşa Kuran yazmaya kalkacağım, aklım her yana giden her cümleye basacak, bi de siyasetçi- ticaret adamı ne derseniz hepsine aklım basacak, o kadar didin yaz,sen tut bi ondalık sayıyı hesaplayama,yok bizde inandık...

#58 TAKLAMAKAN

TAKLAMAKAN

    Deneyimli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPip
  • 928 İleti

Gönderi Tarihi: 10 Eylül 2008 - 15:10

Ben Muhammede zeki demedim.

Ticaretle her uğraşan da zeki değildir.

Muhammed belkide kurnazdı. Bilemiyorum.

Siz Ömer ve Ebu Süfyan ikilisini küçümsemeyin hata edersiniz.

Ömeri ekipe sokan Ebu Süfyandır.

Muhammedin ölüm döşeğinde iken yaşananlarada , Ömerin payını hiç görmezlikten gelemez siniz.

Ömer bu dinde büyük yer kaplar.

Öyle böyle değil.

Hesap bile düzeltmiş adam.

Daha ne yapsın.

Türkler, Arapların dinini kabul etmeden önce de büyük bir milletti.
Arap dinini kabul ettikten sonra , bu din ,
ne Arapların , ne de aynı dinden olan Acemlerin , ne de Mısırlıların , vesairenin birleşip bir millet olmalarını sağlamadı.


Bilakis Türk Milleti'nin milli bağlarını gevşetti.Milli duygularını, milli heyecanını uyuşturdu.
Bu da çok doğaldı.
Çünkü Muhammed'in kurduğu dinin amacı , bütün milliyetlerin üstünde bir Arap milliyetçiliği siyasetine sürüklemekti.

Bu arap fikri ''ümmet'' kelimesiyle ifade edildi.


Mustafa Kemal Atatürk.



Kaynak: Prof.Dr.Afet İnan Medeni Bilgiler ve Mustafa Kemal Atatürk'ün el yazıları TTK.Ankara 1988

#59 TAKLAMAKAN

TAKLAMAKAN

    Deneyimli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPip
  • 928 İleti

Gönderi Tarihi: 10 Eylül 2008 - 15:22

o kadar didin yaz,sen tut bi ondalık sayıyı hesaplayama,yok bizde inandık...


Felsefe yapıyorsunuz.

Ben hatayı gösterdım.

Benden önce de göstermişler üstelik.

Siz benim özelime mesajlar atmıştınız. O soruda bayan eşe mirastan pay yok diye. Eğer bu sizin dediğiniz gibi olmuş olsa idi. Hata kalmıyordu ortada.

Ne var ki , hemen takip eden ayeti , satır satır açtım size. Orada da gösterdim ki. Ölen erkeğin eşine , pay var.

Sizin savunmanız çürür bu durumda.

Çürüdü de.

Ondan sonra sesiniz sedanız kesildi.

Ben siz cevap verene kadar geçen sürede 3 ileti ve 1 de özel mesaj attınız. Israrla sordunuz.

Ama cevap verilince... İşi felsefeye döktünüz.

Bırakınız bu tür kelime oyunlarını .

İnkar ile bir yere varamaz sınız.

Kuran olduğu yerde duruyor.

Ben ayetle konuştum.

Ama cevabınız matematik yada ayet yerine , laf kalabalığı.

Yok tüccarmış , yok zekiyimiş , böyle basit hata yaparmıymış...

YAPMIŞ İŞTE... GÖSTERDİK.

İster gözünüzü kapatır , inanmaya devam edersiniz.

İsterseniz de yeri gelmişken soru sormaya başlarsınız.

Matematik hatasından başlayın örneğin.

Olmaz mı.

Türkler, Arapların dinini kabul etmeden önce de büyük bir milletti.
Arap dinini kabul ettikten sonra , bu din ,
ne Arapların , ne de aynı dinden olan Acemlerin , ne de Mısırlıların , vesairenin birleşip bir millet olmalarını sağlamadı.


Bilakis Türk Milleti'nin milli bağlarını gevşetti.Milli duygularını, milli heyecanını uyuşturdu.
Bu da çok doğaldı.
Çünkü Muhammed'in kurduğu dinin amacı , bütün milliyetlerin üstünde bir Arap milliyetçiliği siyasetine sürüklemekti.

Bu arap fikri ''ümmet'' kelimesiyle ifade edildi.


Mustafa Kemal Atatürk.



Kaynak: Prof.Dr.Afet İnan Medeni Bilgiler ve Mustafa Kemal Atatürk'ün el yazıları TTK.Ankara 1988

#60 Misafir_demirefe_*

Misafir_demirefe_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 10 Eylül 2008 - 17:46

Biz müslümanız, ihtiyaçtan fazlasını dağıtmakla mükellefiz..

Ftoyd, anlamazlıktan geliyorsun. Ortada artan bir şey yok, açıklandı. Hisselerin toplamı yüzde yüzü aşıyor. Yüzde doksanbeşte kalsa, yüzde beşini dağıtabilirdin.

Bu işin tomurcuk göğüsle benzerliği yok. Bu işte sayılar var, kesinlik var. Matematiksel bir sorun. Sayıları, kelimeler gibi eğip bükemezsin.

Ben doğruya doğrucu bir yapıda olduğum için, senin huri'nin dişil olduğu yönünde bir ayet olmadığı ifadeni kabul ettim. Çünkü bu doğru. "Kalet huri" gibi bir ifade yakalasam, beline beline vururdum bu işin, ama yok. Ama yani, huri'nin dişil olduğunun kesin söylenmese de kesinlikle ima edildiği öyle belirgin ki, "ceylan gözlü" "el değmemiş" filan deniyor, şimdi yani, doğruya doğru dedik diye, yapma bunu Ftoyd... Hepimiz biliyoruz ki bu huri'den dişil bir varlık kastediliyor.

Şimdi tomurcuk değilse nedir desem, bir sonuç alınmaz ama, yapma etme Ftoyd, göğüs değilse bile bir güzellik unsurundan bahsedildiği çok belirgin... Kelimelerden matematik kesinlik bekleyemezsin, sayıları da kelimeler gibi farklı yorumlayamazsın. İki kere iki ne beş eder ne üç... Tastamam dört eder.

#61 Misafir_demirefe_*

Misafir_demirefe_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 10 Eylül 2008 - 17:57

Muhammedin ölüm döşeğinde iken yaşananlarada , Ömerin payını hiç görmezlikten gelemez siniz.

Muhammed ölüm döşeğinde vasiyet etmek için kağıt kalem istediğinde Ömer getirmelerine engel olmuş ve "sekerat halinde sayıklıyor" demiş ve bu söze Fatıma gücenmiştir. Ömer bu sözüne Muhammed'in yazma bilmemesini gerekçe göstermiştir. Halbuki bu gerekçe olamaz. Belki getirilen kağıda yazmalarını söyleyecekti. Açıkça Ömer ölüm halinde sorun olacak yeni bir şey söylemesine engel olmuştur. "Kurân'ı iyi kötü hale yola soktuk, yeni bir sorun çıkmasın" diye düşünmüş olmalı.

Benim merak ettiğim bir konu da şudur: Kuran yazılırken kağıt kalem vardı. Bu kadar değerli bir bilgiyse madem, niye bölük pörçük kemiklere, yapraklara, taşlara, tahta levhalara yazıldı?

Anlaşmalar kağıda yazılıyor, Kabe duvarına asılan şiirler kağıda yazılıyor, krallara gönderilen mektuplar kağıda yazılıyor, fakat ana kaynak Kurân, uyduruktan cisimlere yazılıyor. Sonra da derlenecek diye milletin anasından emdiği süt burnundan geliyor, şüphelenilmesin diye eski nüshalar yakılıyor, bir sürü iş... Bunun mantıklı bir açıklaması var mı?

Bunun tek mantıklı açıklaması vardır: Muhammed'in kendisi bile Kurân içeriğinden habersizdi. Aksi halde ölmeden derletirdi. Fakirdi, kağıt kalem bulamadıydı desek, kralların gönderdiği cariyelerle yatacağına birini satıp Mısır'dan bir top papirüs sipariş edeymiş...

#62 TAKLAMAKAN

TAKLAMAKAN

    Deneyimli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPip
  • 928 İleti

Gönderi Tarihi: 10 Eylül 2008 - 18:14

610 yılında ilk Allahla temastan sonra , 632 yılına kadar , yani Muhammedin ölümüne kadar geçen 22 senede ,

kagıtsal devrim yaşanmış , buluşlar falan olmuş olabilir mi aceba.

Yada ekip canlarının istemediği ayeti kolayca , ocağa atıp yakılabilmesi için mi böyle yaptı.

- Hay Allah , azhab suresinden bir ayet yazan kemiği köpek kaptı.
- Hay Allah , bizim hanım Nebe suresinden bir ayet yazan deriyi , bana çarık yapmış.
- Hay Allah , bakara suresinden bir ayet yazan , taş parçasını , dedem bahçe duvarında kullanmış...

Sn demirefe hiç duymadığımız konulara temas ettin.

Beynine saglık.

Tebrikler.

Türkler, Arapların dinini kabul etmeden önce de büyük bir milletti.
Arap dinini kabul ettikten sonra , bu din ,
ne Arapların , ne de aynı dinden olan Acemlerin , ne de Mısırlıların , vesairenin birleşip bir millet olmalarını sağlamadı.


Bilakis Türk Milleti'nin milli bağlarını gevşetti.Milli duygularını, milli heyecanını uyuşturdu.
Bu da çok doğaldı.
Çünkü Muhammed'in kurduğu dinin amacı , bütün milliyetlerin üstünde bir Arap milliyetçiliği siyasetine sürüklemekti.

Bu arap fikri ''ümmet'' kelimesiyle ifade edildi.


Mustafa Kemal Atatürk.



Kaynak: Prof.Dr.Afet İnan Medeni Bilgiler ve Mustafa Kemal Atatürk'ün el yazıları TTK.Ankara 1988

#63 TAKLAMAKAN

TAKLAMAKAN

    Deneyimli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPip
  • 928 İleti

Gönderi Tarihi: 10 Eylül 2008 - 18:14

Belkide kagıt boşa gitmesin diye kullanmamış olabilirler mi.

Kim bilir.

Türkler, Arapların dinini kabul etmeden önce de büyük bir milletti.
Arap dinini kabul ettikten sonra , bu din ,
ne Arapların , ne de aynı dinden olan Acemlerin , ne de Mısırlıların , vesairenin birleşip bir millet olmalarını sağlamadı.


Bilakis Türk Milleti'nin milli bağlarını gevşetti.Milli duygularını, milli heyecanını uyuşturdu.
Bu da çok doğaldı.
Çünkü Muhammed'in kurduğu dinin amacı , bütün milliyetlerin üstünde bir Arap milliyetçiliği siyasetine sürüklemekti.

Bu arap fikri ''ümmet'' kelimesiyle ifade edildi.


Mustafa Kemal Atatürk.



Kaynak: Prof.Dr.Afet İnan Medeni Bilgiler ve Mustafa Kemal Atatürk'ün el yazıları TTK.Ankara 1988

#64 Misafir_demirefe_*

Misafir_demirefe_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 10 Eylül 2008 - 18:59

- Hay Allah , azhab suresinden bir ayet yazan kemiği köpek kaptı.
- Hay Allah , bizim hanım Nebe suresinden bir ayet yazan deriyi , bana çarık yapmış.
- Hay Allah , bakara suresinden bir ayet yazan , taş parçasını , dedem bahçe duvarında kullanmış...

Bunlar tabii ki ironi ama, gerçek payı da var. Zina hakkında recm ayeti varmış fakat keçi yediği için kaybolmuş diye rivayeti bilirsinizdir.

Recm sorunu ciddi bir sorundur İslam'da. recm cezası bizzat Muhammed tarafından uygulanmıştır. Ama gel gör Kurân'da geçmiyor! Sorun çok ciddi. Yoksa, neye göre uyguladı? Vardıysa nereye gitti? Keçi yediyse koskoca sahabeler, bir yaprağa sahip çıkamadılarsa bu dinin nesine güvenilebilir? Hadi diyelim keçi yedi. Şimdi keçi yedi diye ayet yok olacaksa, salıver işin ucunu gitsin...

#65 ftoyd

ftoyd

    Kıdemli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPip
  • 1.445 İleti

Gönderi Tarihi: 12 Eylül 2008 - 23:16

Bunlar tabii ki ironi ama, gerçek payı da var. Zina hakkında recm ayeti varmış fakat keçi yediği için kaybolmuş diye rivayeti bilirsinizdir.

Recm sorunu ciddi bir sorundur İslam'da. recm cezası bizzat Muhammed tarafından uygulanmıştır. Ama gel gör Kurân'da geçmiyor! Sorun çok ciddi. Yoksa, neye göre uyguladı? Vardıysa nereye gitti? Keçi yediyse koskoca sahabeler, bir yaprağa sahip çıkamadılarsa bu dinin nesine güvenilebilir? Hadi diyelim keçi yedi. Şimdi keçi yedi diye ayet yok olacaksa, salıver işin ucunu gitsin...


Kuranda yoksa Tevratta var, bu da bir zamanlar uygulandığının bir kanıtı olsa gerek. Tabi İncildeki anlam oturana ve sonrası durum için,gerekli cezalandırma sunulana kadar.

Sayın Taklamakan, haklısınız,sesim soluğum çıkmadı çünkü öfkeyle kalkıp zararla oturdum, tam düşünmeden yine ayetin ortasından atladım vakitsizliğimde ve bilmediğim konuda bilmediğim cevabı verdim. Bişeyler sezinliyorum harmanlanan konularda ama oturtamıyorum. Sonra düşünüyorum, Rabbim aynı durumda kalırsak ,yani bir miras durumu söz konusu olsa hayatımızda ne yapacağız,öyle ya ben, kızkardeşim,annem falan .. Açık ve net olmalı, kolay anlaşılabilen ,kolay dağıtılabilen bişey olmalı.. Öyle ya, bu kavram somut bişey, diğer ayetler gibi çekilebilecek ve kendimizle şekillenecek soyutsal bir öğüt değil. Ama inatçıyım bu ayetin doğruluğuna ve araştırılması gerekliliğine..
Sayın Taklamakan, günlerdir ona buna soruyorum etrafımda ,doğru dürüst cevap alamıyorum.. Elimde ki arapça sözlükle bişeyler bulmaya çalışıyorum ama bilgi eksikliğimden işe yaramıyor.. Tefsirdi,şuydu buydu aram da iyi değil malum.. Bütün imam hatipliliğinize istinaden,ciddi ciddi merakımdan soruyorum,, tereke ne demektir? Arapça da Tereke = Miras mıdır? Miras anlamına gelen kelime ile Tereke aynı kelime ile mi anlatılır?Yoksa ayette miras yerine geçen bir kelime ile, bir de tereke kelimesi aynı anda mı kullanılıyor? Bana Terekeyi anlatır mısınız? Miras ile aynı kelime ise,çevirilerde neden bu kelime yerine miras kelimesi kullanılmıyor? Neden bir yerde tereke, bir yerde miras kelimeleri kullanılıyor? 7.ayetten itibaren tereke ve miras ayrı şeylermiş gibi düşünülürse anlamlar ne hale gelir? Bana tam bir çeviri sunabilir misiniz?

#66 ftoyd

ftoyd

    Kıdemli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPip
  • 1.445 İleti

Gönderi Tarihi: 12 Eylül 2008 - 23:52

610 yılında ilk Allahla temastan sonra , 632 yılına kadar , yani Muhammedin ölümüne kadar geçen 22 senede ,

kagıtsal devrim yaşanmış , buluşlar falan olmuş olabilir mi aceba.

Yada ekip canlarının istemediği ayeti kolayca , ocağa atıp yakılabilmesi için mi böyle yaptı.

- Hay Allah , azhab suresinden bir ayet yazan kemiği köpek kaptı.
- Hay Allah , bizim hanım Nebe suresinden bir ayet yazan deriyi , bana çarık yapmış.
- Hay Allah , bakara suresinden bir ayet yazan , taş parçasını , dedem bahçe duvarında kullanmış...

Sn demirefe hiç duymadığımız konulara temas ettin.

Beynine saglık.

Tebrikler.

Hay Allah, şu Türk halimle koca Kuran-ı ezberliyorum anlamına vararaktan,Allah esirgesin Kitabımı köpek kaptığında,biri çarık yaptığında,biri duvarını ördüğünde kellemi de almaları gerekecek desenize.. Garip tarafı ne sevdiğim şiiri ezberleyebilirim, ne kendi yazdığım şiirleri ezbere bilirim .. O kadar Kitaptan sevdiğim sözleri tekrarlarım da adam akıllı cümleyi sunamam ,ama bu Kuran bu İncil bu Tevrat az biraz Zebur kafamda yankılanıyor bütün gün, niye ki?? Gel sen tut, ana dilin olmayan ve bilmediğin Arapçayı hoop üzerine biraz düşünce ezberle kolayca,hey güzel Allahım...

#67 Misafir_demirefe_*

Misafir_demirefe_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 13 Eylül 2008 - 01:30

Kuranda yoksa Tevratta var, bu da bir zamanlar uygulandığının bir kanıtı olsa gerek.

Tabii canım, onda da yoksa Hammurabi kanunlarında vardır, tabii, kafadan atılacak değil ya?

Ftoyd, şurda eğri de oturuyorsak doğru, dosdoğru konuşalım:

Bir insanın canını taşlaya taşlaya, kafasını gözünü yara yara, işkence ederek almaktan bahsediyoruz. Bunu yapmak için, eğer insanlara kıyamete kadar rehberlik iddiasında bir kitap getirmiş isen orta yere, sapasağlam bir ayetin olacak! Yok öyle yağma! Böyle bir ayetin yoksa, Muhammed ve etrafında toplanan ekibinin işi uydurmalarını kimse yutmaz! En azından ben yutmam! Sakın yanlış anlaşılmasın, ayet olsa bu yapılabilirdi demek tabii ki istemiyorum. Ama bunca önemli bir konuda ayet yok, bu kabul edilir, yenir yutulur şey değildir, onu söylüyorum.

Şu işe bak ya! Türlü gereksiz tekrarları ile bıktıran, Muhammed'in keyfi ile ilgili bol bol hükümler indiren tanrı, insanların taşlanarak, işkencelerle vahşet içinde kıvranarak öldürülmesi ile ilgili ayeti unutmuş! Bu ne yoğurdun bolluğu böyle ya? Buna mı inanmamızı bekliyorsunuz? İşkence ile insan öldüreceksiniz, kıyamete kadar rehber dediğiniz kitapta dayanağı olmayacak, "Tevrat'ta var canım, ne olmuş?" diyeceksiniz. Buna en hafif kelime ile "pişkinlik" denir, hiç kusura bakmayın!

Durum ortada: Muhammed nasıl bir kitap dikte ettiğini çoktan unutmuş, içeriğinin ne olduğunu, ne konuda aklına ne gelip ne söyleyip ayet diye yazdırdığını kendisi de unutmuş. Sonra da derleyecez diye milletin anası ağlamış bir sürü dağınık metinleri. Sonra da yok Cebrail gelirmiş ramazanda da baştan sona tekrar ettirirmiş diye efsane uydurmuşlar.

***

#68 Misafir_demirefe_*

Misafir_demirefe_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 13 Eylül 2008 - 01:56

ana dilin olmayan ve bilmediğin Arapçayı hoop üzerine biraz düşünce ezberle kolayca,hey güzel Allahım...

Bunda mucizevi bir şey yok, biz ne İngilizce metinler ezberledik. Kaç yıl geçti, yazılışıyla birlikte hâla aklımda. "There are long rows of shelves. School books, story books, dictionaries and others..." hemen aklıma gelen bir cümle, yıllar önce ezberlediğim metinlerden. Bunların beni değil cennete, New York'a uçuracağını bilmem, hepsini yutmama yetti. Cennete uçuracağına inandırsalar virgülü bile aklımdan çıkmazdı!

Tabii anlıyorum, sadece yazılmadı, ezberlendi de diyorsun. Sahabeler arasındaki savaşları, kaç sahabinin bizzat sahabeler eliyle öldürüldüğünü, Muhammed ölür ölmez daha derleme işine filan girişmeden çekişmelerin başladığını hiç duymadın herhalde! Ezberleri değiştirmekten kolay ne var, savaşlarda hafızlar kaybedildi mi ne ezber kalır ortada, ne bir şey... Gözünü aç Ftoyd, senin o kolayca ezberleyiverdim dediğin kitap, senin önüne iki kapağın arasında bir kitap olarak gelinceye kadar ne aşamalardan geçti, hiç haberin var mı?

#69 TAKLAMAKAN

TAKLAMAKAN

    Deneyimli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPip
  • 928 İleti

Gönderi Tarihi: 13 Eylül 2008 - 04:44

Tabii canım, onda da yoksa Hammurabi kanunlarında vardır, tabii, kafadan atılacak değil ya?

Ftoyd, şurda eğri de oturuyorsak doğru, dosdoğru konuşalım:

Buna mı inanmamızı bekliyorsunuz? İşkence ile insan öldüreceksiniz, kıyamete kadar rehber dediğiniz kitapta dayanağı olmayacak, "Tevrat'ta var canım, ne olmuş?" diyeceksiniz. Buna en hafif kelime ile "pişkinlik" denir, hiç kusura bakmayın!

Durum ortada: Muhammed nasıl bir kitap dikte ettiğini çoktan unutmuş, içeriğinin ne olduğunu, ne konuda aklına ne gelip ne söyleyip ayet diye yazdırdığını kendisi de unutmuş. Sonra da derleyecez diye milletin anası ağlamış bir sürü dağınık metinleri. Sonra da yok Cebrail gelirmiş ramazanda da baştan sona tekrar ettirirmiş diye efsane uydurmuşlar.
***


Sn Demirefe ,

O gelen Cebrail , Deıhyetul Kelbi adlı sahabe... EKİP te cebrail görevi üstlenmiş kişi.

Muhammede tekrarlatıyor ki , hata yapıp sağda solda söylemesin.

Lata Menata Uzzaya yaptığı gibi , methiyeler dizmesin.

Ekip kontrolü elden bırakınca, başına ne geleceğini biliyor.

Türkler, Arapların dinini kabul etmeden önce de büyük bir milletti.
Arap dinini kabul ettikten sonra , bu din ,
ne Arapların , ne de aynı dinden olan Acemlerin , ne de Mısırlıların , vesairenin birleşip bir millet olmalarını sağlamadı.


Bilakis Türk Milleti'nin milli bağlarını gevşetti.Milli duygularını, milli heyecanını uyuşturdu.
Bu da çok doğaldı.
Çünkü Muhammed'in kurduğu dinin amacı , bütün milliyetlerin üstünde bir Arap milliyetçiliği siyasetine sürüklemekti.

Bu arap fikri ''ümmet'' kelimesiyle ifade edildi.


Mustafa Kemal Atatürk.



Kaynak: Prof.Dr.Afet İnan Medeni Bilgiler ve Mustafa Kemal Atatürk'ün el yazıları TTK.Ankara 1988

#70 TAKLAMAKAN

TAKLAMAKAN

    Deneyimli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPip
  • 928 İleti

Gönderi Tarihi: 13 Eylül 2008 - 05:01

Kuranda yoksa Tevratta var, bu da bir zamanlar uygulandığının bir kanıtı olsa gerek. Tabi İncildeki anlam oturana ve sonrası durum için,gerekli cezalandırma sunulana kadar.

Sayın Taklamakan, haklısınız,sesim soluğum çıkmadı çünkü öfkeyle kalkıp zararla oturdum, tam düşünmeden yine ayetin ortasından atladım vakitsizliğimde ve bilmediğim konuda bilmediğim cevabı verdim. Bişeyler sezinliyorum harmanlanan konularda ama oturtamıyorum. Sonra düşünüyorum, Rabbim aynı durumda kalırsak ,yani bir miras durumu söz konusu olsa hayatımızda ne yapacağız,öyle ya ben, kızkardeşim,annem falan .. Açık ve net olmalı, kolay anlaşılabilen ,kolay dağıtılabilen bişey olmalı.. Öyle ya, bu kavram somut bişey, diğer ayetler gibi çekilebilecek ve kendimizle şekillenecek soyutsal bir öğüt değil. Ama inatçıyım bu ayetin doğruluğuna ve araştırılması gerekliliğine..
Sayın Taklamakan, günlerdir ona buna soruyorum etrafımda ,doğru dürüst cevap alamıyorum.. Elimde ki arapça sözlükle bişeyler bulmaya çalışıyorum ama bilgi eksikliğimden işe yaramıyor.. Tefsirdi,şuydu buydu aram da iyi değil malum.. Bütün imam hatipliliğinize istinaden,ciddi ciddi merakımdan soruyorum,, tereke ne demektir? Arapça da Tereke = Miras mıdır? Miras anlamına gelen kelime ile Tereke aynı kelime ile mi anlatılır?Yoksa ayette miras yerine geçen bir kelime ile, bir de tereke kelimesi aynı anda mı kullanılıyor? Bana Terekeyi anlatır mısınız? Miras ile aynı kelime ise,çevirilerde neden bu kelime yerine miras kelimesi kullanılmıyor? Neden bir yerde tereke, bir yerde miras kelimeleri kullanılıyor? 7.ayetten itibaren tereke ve miras ayrı şeylermiş gibi düşünülürse anlamlar ne hale gelir? Bana tam bir çeviri sunabilir misiniz?


tereke (Kelime tipi = isim) Arapça tereke Ölen bir kimseden kalan her şey, bırakıt, miras:

Miras, yâni ölen bir kimsenin geriye bıraktığı mal ve mülke verilen isim.
Tereke, bir bütün olarak ve kendiliğinden mîrasçılara geçer.
Bir küllî halefiyet hâli vardır.
Terekenin intikal edeceği kimselerin gerçek mîrasçı olmaları lâzımdır.


Sn Ftyod , sanırım sorunuzun cevabı burada var.

Diğer yandan bu kelimenin özel bir anlamı yok.

KURANDAKİ MATEMATİK HATASI KESİN.

Kelime oyunu yok yani. Burdan bişey çıkaramaz sınız.

Matematik oyunu var. Hile var. Allahin oranlarini degistirme var. Omerin oranlarini gecerli kilma var.

Saygılar.

Türkler, Arapların dinini kabul etmeden önce de büyük bir milletti.
Arap dinini kabul ettikten sonra , bu din ,
ne Arapların , ne de aynı dinden olan Acemlerin , ne de Mısırlıların , vesairenin birleşip bir millet olmalarını sağlamadı.


Bilakis Türk Milleti'nin milli bağlarını gevşetti.Milli duygularını, milli heyecanını uyuşturdu.
Bu da çok doğaldı.
Çünkü Muhammed'in kurduğu dinin amacı , bütün milliyetlerin üstünde bir Arap milliyetçiliği siyasetine sürüklemekti.

Bu arap fikri ''ümmet'' kelimesiyle ifade edildi.


Mustafa Kemal Atatürk.



Kaynak: Prof.Dr.Afet İnan Medeni Bilgiler ve Mustafa Kemal Atatürk'ün el yazıları TTK.Ankara 1988

#71 hanif_42

hanif_42

    Genç Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPip
  • 153 İleti

Gönderi Tarihi: 14 Eylül 2008 - 05:43

KURAN'A, YAPILAN SAYISAL İTİRAZLAR

Selam,
İnsanların İlim elde etmek için biri sayısal diğeri de sözel olmak üzere temel iki versiyonu vardır, sözel olanı insanlar kendi inançlarına göre veya kendi inanç açılarına göre doğru veya yanlış anlayabilirler, böylece iki anlayış meydana gelmiş olur. Din bazında sözel metinler kabul ve ret ağırlıklıdır, sayısal kapsamlı versiyonlarda işin içine matematik girdiğinden doğru neticeler hiç kimseye ikinci bir seçenek şansı bırakmaz, zira matematik şahsi yorumlara kapalı olduğundan evirilip çevrilmeye, tabiri caizse lastik gibi çekilmeye müsait değildir, sözelde yanlışı savunan kimseler hakikatlere göz yumup ömür boyu iddialarında diretebilirler, fakat sayısalda sayısal veriler veya bu verilerle işlem yapmak suretiyle doğru netice almak söz konusu olunca, mevcut verileri ve bu verilere dayalı bulunan doğru neticeleri hiç kimse ne geveleyebilir nede istismar edip üstünü örtebilir, örneğin sayısal veri olarak bir sayısı her zaman bir iki sayısı her zaman ikidir, işlem olarak iki kere iki her zaman dörttür v.s. İnancı ne olursa olsun bunun dışında söz söyleyen ya aklını kaybetmiştir yada matematikle arası iyi değildir, yada yetersizdir. Bu hususları konu etmemin nedeni, şöyle ki:

KURAN VE SAYISAL

Bilindiği gibi Kuran içinde Matematiksel veriler bulunan sözel bir metindir, Allah kelamı olması hesabıyla Matematik veriler dahil sıfır hata içeren bir kitap olması kaçınılmaz bir zorunluluktur, bir çok web sitesinde , özellikle sayısal miras verileri konusunda bir takım hesaplar yapılmakta ve Matematiğin Kuran’ı doğrulamadığı ileri sürülmektedir, bu iddiaları yapanların hesap tarzını ve vardığı neticeleri okuyunca gayri ihtiyari gülümsemekten kendimi alamadım, zira inanç bir tarafa, Ben meslek olarak Muhasebeciyim, rakamlar dünyasıyla aram iyidir, Kuran’ın Miras bölüşümü öğretisi, mesleği hesap işleri olmayan bir kimsenin dahi kolayca anlayacağı tarzda net ve yalındır, buna rağmen Kuran da matematiksel hata iddia edenler, bunu nasıl görememektedirler bu durum gerçekten bana ilginç geldi, şöyle ki:

Mirasla ilgili olarak Kuran’dan mealen:

- Allah size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe kadının payının iki katını tavsiye eder. (Çocuklar) ikiden fazla kadın iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer (çocuk) yalnız bir kadınsa (mirasın) yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, bıraktığı mirasta ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da ana babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa, anasının payı altıda birdir. (Bu hükümler, ölenin) Yapacağı vasiyetten, ya da borcundan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan, hangisinin fayda bakımından size daha yakın olduğunu bilmezsiniz. Bunlar, Allah'ın koyduğu haklardır. Şüphesiz Allah bilendir, hikmet sahibidir. 4/11

- Eğer çocukları yoksa, eşlerinizin yapacakları vasiyetten ve borçtan sonra bıraktıkları mirasın yarısı sizindir. Çocukları varsa, bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Sizin de çocuğunuz yoksa, yapacağınız vasiyet ve borçtan sonra bıraktığınızın dörtte biri, onlarındır; çocuğunuz varsa bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Eğer miras bırakan erkek veya kadının evladı ve ana babası olmayıp bir erkek veya bir kız kardeşi varsa, her birine altıda bir düşer. Bundan fazla iseler, üçte bire ortaktırlar. (Bu taksim) Zarar verici olmayan vasiyet ve borçtan sonra (uygulanır). Bunlar, Allah'tan (size) vasiyettir. Allah bilendir, halimdir. 4/12

- Senden fetva istiyorlar. De ki: Allah size ana-babasız ve çocuksuz kişinin mirası hakkında hükmünü şöyle açıklıyor: Ölen kişinin çocuğu yok, bir kız kardeşi varsa, bıraktığı malın yarısı o (kız kardeşi)nindir. Fakat kendisi, (ölen) kız kardeşinin çocuğu yoksa, onun mirasını (tamamen) alır. Eğer (ölenin) iki kız kardeşi varsa, bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Ve eğer (varisler) erkek kadın birçok kardeşler olursa, erkeğe, iki kadının payı kadar (pay) verilir. Şaşırırsınız diye Allah size (hükmünü) açıklıyor. Allah, her şeyi bilir. 4/176

- Birinize ölüm yaklaştığı zaman eğer fazla bir mal terk edecekse anasına, babasına ve en yakın akrabalarına uygun bir şekilde vasiyette bulunması farz kılınmıştır. Bu takva sahipleri üzerine tereddüp eden bir borçtur. 2/180

- Erkekler için baba ile ananın ve en yakınların bıraktıklarından bir pay vardır ve kadınlar için de baba ile ananın ve en yakınların bıraktıklarından bir pay vardır. O bırakılandan az olsun çok olsun farz kılınmış bir nasip vardır. 4/7

-Tereke taksim edilirken uzak akrabalar yetimler ve yoksullar da hazır bulunurlarsa ondan onları da rızıklandırınız ve onlara güzel sözlerde söyleyiniz. 4/8

- Sizden vefat edip de eşlerini terk edenlere eşleri için bir seneye kadar evlerinden çıkmamak üzere bir meta vasiyet etmiş bulunmalıdırlar. Şayet eşler çıkarlarsa onların kendi nefisleri hakkında meşru şekilde yapacakları şeyden dolayı sizin üzerinize bir günah yüklenmez. Ve Allah Teâlâ azizdir, hakimdir. 2/240

Bu verilere göre mirası hesaplamak:

1- Mal varlığı sahibi olup Dünya’da hiçbir akrabası veya yakını olmayan bir şahsın vasiyet bırakmadan vefat ettiğini var sayalım, bu durumda bıraktığı mal sahipsiz mal olarak, 4 Nisa 8 belirtilen kimselere dağıtılır.Vasiyet yoksa ve Mirasçılar var ise Kuran,da Mirastan hak alma payları belli olanların hakları ödendikten sonra bir fazlalık kalır ise yine bu fazlalık 4 Nisa 8 e göre dağıtılır, burada oran söz konusu olamaz zira bunların arasında zengin olanı, orta halli olanı veya fakir ve borçlu olanı vardır, dağıtımda buna göre durum değerlendirmesi yapılır, fakat sayısal belli paylarda kişinin maddi durumu dikkate alınmaz.

2- Sayısal oranlı bölüşüm: bu bölüşümde hesap yapma mantığını anlatmak için kolay bir örnek vereceğim, bu anlaşılırsa bu esasa göre akla gelebilecek bütün mirasçı oluşumlarını mirası paylaştırmak çok kolaydır, bu bölüşümde hiçbir zaman miras hissedarlar bazında açık veya noksanlık vermez, mirasçıların bazıları hisselerini oranları dahilinde paylarını alırken diğer oranlı hak sahipleri paysız kalmazlar, örneğin. Malvarlığı sahibi olup vefat eden bir kimse mirasçı olarak 1 oğlu ve 1 kızı bulunmaktadır, borçları ödendikten ve vasiyeti yerine getirildikten sonra 27.000.- YTL mirası bulunmaktadır, bu mirası oğlu ve kızı arasında 4 Nisa 11 göre paylaştıracak olursak 27.000.YTL yi 3 paya bölerek erkek çocuğa 2 pay tutarı 18.000.- YTL tutarında mirastan pay veririz, kız çocuğuna da bunun yarısı olan 1 pay tutarı 9.000.- YTL tutarında mirastan pay verdiğimizde miras tam olarak bölüştürülmüş olur. Parmak hesabı olan bu çözüm basit bir paylaştırmadır, karşılaşa bileceğimiz diğer bütün Miras oluşumlarında kullanılmak üzere bu bölüşümü Kesir işlemleri şeklinde ifade edelim, ve görülecektir ki ne kimse nin hakkı yenmiş nede kimse hakkettiği mirastan mahrum kalmış olur. Şöyle ki:

Erkek çocuğun payı 2 olduğundan bunu 2/1 şeklinde kız çocuğun payı 1 olduğundan bunu da 1/1 şeklinde ifade edebiliriz, bu iki kesri topladığımızda 2/1 + 1/1 = 3/1 = 3 olmuş olur, dikkat edilirse pay paydanın üç mislidir, böyle olması da gerekir, pay adı üstünde payları temsil eder payda ise paylar belirleme sabitidir, herhangi bir bütünün paylara bölüşümü değildir, yapılan itirazlarda ( (2/3)+(1/6)+(1/6)+(1/8 )= 27/24 = 1,125 bulunur! (Halbuki 1,0 olması gerekirdi!..) denmektedir, bu ifade ise kökten hatalıdır, başta verdiğim örnekte 1,125 bir taraf, pay paydanın 3 mislidir ve hiçbir olumsuzlukta yoktur, böyle bir hata yapmaları paydayı miras sabiti değil de mirasın bölüşümü zannetmeleridir, Paydayı onların ele aldığı 24 rakamına göre ele alalım, bu durumda Erkek Çocuğun Hissesi 2/1 den 48/24, Kız çocuğun ki 24/24 bunları da toplarsak 48/24 + 24/24 = 72/24 bulunmuş olur, kalan miras 27.000.- YTL idi, 27.000.- : 72 = 375.- YTL 24 taban sabitine göre 1 Paya düşen miras olur, bundan da Erkek Çocuk için 375.- x 48 = 18.000.- YTL, Kız Çocuğu için 375.- X 24 = 9.000.- YTL miras hakkı elde edilir, bunları da toplarsak 18.000.- + 9.000.- = 27.000.- YTL görüldüğü gibi pay paydanın tam 3 misli olmasına rağmen, baştaki parmak hesabıyla, kesirsel hesap aynı noktada birleşti, zaten bundan farklı olması da mümkün değil, şimdi karşıt iddiayı yapanlara sormak lazım pay ile payda arasında pay lehine 3misli bulunması payların adaletli dağıtılmasında bir aykırılık oluşturmuyorsa, pay lehine bundan da küçük olarak bulduğunuz 1,125 lik misli nasıl bir bozukluğa yol açmaktadır, neticenin 1,0 olması gerektiği iddianız hatalıdır, bunda yanılmanızın nedeni paydayı mirası bölen bir faktör olarak görmenizdir, halbuki bu işlemlerde payda değişik payların bir birine göre oranını belirleme aracıdır, şöyle bir misal versem umarım ne dediğim kolayca anlaşılır, Erkek Çocuğun payı 2 veya 2/1 dir, Kız Çocuğun payı 1 veya 1/1 dir, bu duruma göre iddia ettiğiniz gibi, payda mirasın bölünmesini temsil ediyorsa, kız çocuğu bütün mirası almış olacağından, ondan 2 misli fazla alması gereken Erkek çocuğa hiçbir şey kalmış olmaz. Hal bu ki, Muhasebe açısından durum hiçte öyle değildir.

Şimdi yapılan iddiayı bir bütün olarak ele alalım, Şöyle ki:

“Bu ayetlere göre varsayalım ki, bir adam öldü ve geride üç kız evlat, bir ana, bir baba ve eşini bıraktı.. Yukarıdaki ayetlere göre miras paylaşımı şöyle olacaktır:

Üç kız evlada mirasın 2/3'ü, ana ve babanın her birine 1/6, karısına 1/8 kalacaktır.

Bu durumu, matematiksel olarak hesaplarsak:

(2/3)+(1/6)+(1/6)+(1/8 )= 27/24 = 1,125 bulunur! (Halbuki 1,0 olması gerekirdi!..)

Bu sonuç Kur'an'da verilen oranların hatalı olduğunu göstermektedir. Çünkü mirasın %112,5 u mirasçılara dağıtılamaz. Böyle %100'ün üstünde bir dağıtım yapmak imkansızdır.” demektedirler.

Daha önce Göstermeye çalıştığım çözüm şekline göre, yukarıdaki örneğin çözümü: Borçların ödenmesinden ve yapılan vasiyetin yerine getirilmesinden sonra yine 27.000.- YTL’lik bir miras kaldığını farz edelim, zira bir miras kalmalı ki bölüştürmek mümkün olsun, aksi taktirde olmayan şeyin bölüşümü bir mana ifade etmez, şöyle ki:
2/3)+(1/6)+(1/6)+(1/8 )= 27/24 = 1,125 veya
(16/24) + (4/24) + (4/24) + (3/24) = 27/24 = 1,125 bu duruma göre miras taksimi,
27.000.- : 27 = 1.000.- YTL , bundan da,

Kız Evlatlara 16 x 1.000.- = 16.000.- YTL
Babaya 4 x 1.000.- = 4.000.- YTL
Anaya 4 x 1.000.- = 4.000.- YTL
Karısına 3 x 1.000.- = 3.000.- YTL
T O P L A M = 27.000.- YTL bulunur böylece herkeste hakkını almış olur.

Bir diğer örnek verelim, diyerek aşağıdaki örneği vermekteler:
Bir adam ölür ve geride anası, karısı ve iki kız kardeşi kalır. Kuran’ın yukarıda verilen ilgili miras ayetlerine göre; ana’ya mirasın 1/3’ü, karısına mirasın 1/4’ü, iki kardeşe de toplam 2/3’ü kalacaktır:

Hesap yapalım:

(1/3) + (1/4) + (2/3) = 1,25 !..

Burada da , miras paylaşılıyor, paylar toplanınca, mirastan daha büyük %25 daha büyük çıkıyor!..
Allah-varsa eğer- bu kadar hesap bilmez olabilir mi? Bu yanlış paylaşım oranları ile dolu ayeti Allah göndermeyeceğine göre,
Muhammed kendisi yazmış olmaktadır.. Diyerek şöylece de Not düşmektedir:

“Not: Okul önlerinde, Allah’ın örtünme emri gerekçesi ile, “başörtüsü eylemi” yapan bayanların; inandıkları Allah’tan gelmiş olduğuna inandıkları Kuran’ın bu ayetlerine göre, medeni kanunun miras haklarını kendi aleyhine düzenlemesi için eylem yapmalarını, bir erkek olarak arzu ederim.. (:>>

(Malum, bu ayetlere göre erkekler daha avantajlı da..)” demektedirler.

Sayısalla ilgili iddialarının doğru çözümü şu şekildedir:
(1/3) + (1/4) + (2/3) = (4/12) + (3/12) + (8/12) = 15/12 buraya kadar mutabıkız, fakat bundan sonrasının doğru çözümü onların iddia ettiği şekilde olmayıp, şu şekilde olmalıdır, farz edelim ki miras bırakan şahsın borçları ve vasiyeti yerine geldikten sonra 30.000.- YTL tutarında miras kalmış olsun, bu duruma göre:

30.000 : 15 = 2.000.- YTL bundan da

Anasına ; 4 X 2.000.- = 8.000.- YTL
Karısına 3 X 2.000.- = 6.000.- YTL
İki kız Kardeşe 8 X 2.000.- = 16.000.- YTL
TOPLAM 30.000.- YTL

(Not: Verdikleri örnekte Mirasçılar ve pay oranları Kuran’a uygun değildir, konuyu taşırmamak için bunu konu etmiyorum, zira bu hatalarının, Muhasebe tekniği açısından çözüm yolu üzerinde bir etkisi yoktur.)

Miras konusundaki Kesirli işlemlerde, Payların manası yukarıdaki çözümde açıkça görünmektedir, bu işlemlerde paydanın paylar toplamından küçük olması, mirasın bu fark oranına göre açık verdiği manasına gelmez, en başta verdiğim iki kardeş örneğinde kesirler toplamı 3/1 idi, buna rağmen bir kişi çıkıp ta miras açık vermektedir diye bilir mi, böyle bir iddiayı parmak hesabı dahi çürütmeye yeterlidir.

Konuyu daha da vurgulamak için 30.000.- YTL'lik miras örneğini, değişik bir çözümle de izah edeyim, şöyle ki: Paydayı 12 ye eşitleyerek çözüme gitmek kolayca mümkün ise de, farz edelim ki mirasçılar buna itiraz ederek, bunlardan Anası ve Kız kardeşleri bezim mirasımıza esas olan 3 paydalı esasa göre işlem yapılarak, 1/3 ve 2/3 oranlarına göre paylarımızı almak isteriz demiş olsalar, o zaman şöylece işlem yaparız:

Paydaları 3’e eşitlemek için, 1/4 ile ilgili olarak 4 paydasına göre pay 1 olursa, 3 paydasına göre 1 kaç olur, bundan da (3 x 1) : 4 = 0,75 bulunur. Bundan da:

(1/3) + (1/4) + (2/3) = (1/3) + (0,75/3) + (2/3) = 3,75/3 bulunur, bulunan 3 tabanlı esasa göre,

30.000 : 3,75= 8.000.- YTL bundan da

Anasına ; 1,00 X 8.000.- = 8.000.- YTL
Karısına 0,75 X 8,000.- = 6.000.- YTL
İki kız Kardeşe 2,00 X 8.000.- = 16.000.- YTL
TOPLAM 30.000.- YTL Görüldüğü gibi mirasçıların alacakları miras tutarlarında hiçbir değişiklik meydana gelmedi. Aslında konu basittir fakat yine anlamadım diyen olursa dahada kolay bir yoldan işlemi yapalım, Miras ile ilgili olarak 4 Nisa 11-12-172 belrtilen pay oranları çeşitli mirasçılara ait olmak üzere 2/3, ½, 1/6, 1/3, ¼, 1/8, dir, Yetlerde akrabalıkta yakınlığa göre Mirasa katılan bir kişi, diğer bir kişinin mirastan pay almasını engellemesine rağmen, Mirasın dağıtım işlemini göstermek için biz bunu dikkate almadan, bütün pay oranlarına sahip kimselerin pay almak üzere mirasa katıldıklarını farz ederek işlem yapalım, bu şekilde bir tehcihte bulunmamın nedeni, oranlar bazında mirasa katılanların çeşitliliğin işlem yolu üzerinde bir tesirinin bulunmadığını göstermek içindir, şöyleki:

MİRASÇILAR MİRAS PAYI

A Şahsı ......................... 2/3 Eşittir 0,6667

B Şahsı ........................ ½ “ 0,5000

C Şahsı ....................... 1/6 “ 0,1667

Ç Şahsı ....................... 1/3 “ 0,3333

D Şahsı ........................ ¼ “ 0,2500

E Şahsı ........................ 1/8 “ 0,1250

TOPLAM 2,0417 Mirasçıların payları toplamı,

Mirasçılara Borçlardan ve Vasiyetten sonra 5.410.505.- YTL miras kaldığını farz edelim, bu duruma göre:

5.410.505.- : 2,0417 = 2.650.000.- paylar kat sayısını buluruz, bundanda:

MİRASÇILAR % Payı Kat Sayısı MİRASTAN ALACAĞI

A Şahsı ............ 0,6667 X 2.650.000.- = 1.766.755.- YTL

B Şahsı ............ 0,5000 X 2.650.000.- = 1.325.000.- YTL

C Şahsı ............ 0,1667 X 2.650.000.- = 441.755.- YTL

Ç Şahsı ............ 0,3333 X 2.650.000.- = 883.245.- YTL

D Şahsı ............ 0,2500 X 2.650.000.- = 662.500.- YTL

E Şahsı ........... 0,1250 X 2.650.000.- = 331.250.- YTL

MİRASÇILARA DAĞITILAN TOPLAM 5.410.505.- YTL

Görüldüğü gibi örnek olsun diye mirasa katılanlar keyfi bir şekilde rast gele mirasçı seçilmelerine Rağmen Hak Ettikleri Miras Payları oranında tam olarak herbirisi mirasını almış olmasına rağmen mirasta Ne bir Fazlalık Nede Noksanlık meydana geldi, Mirasta Noksanlık meydana gelmiş olsaydı bu bir çelişki olurdu, bunun mümkün olmadığını sizlerde çeşitli örneklerle test edebilirsiniz, Fazlalık durumunda başka bir ifadeyle hiçbir mirasçısı olmayan Mal sahibi bir kimse vefat ederse veya Mirasçısı az olup o mirasçıya tanınan pay oranına göre hakkı ödendikten sonra arta kalan bir mal olursa 4 Nisa 8 göre mirasın dağıtımını yapmak mümkündür, bu da olmazsa Malın Beytülmala kalacağı belli bir husutur.

Not olarak, Şu şekilde yaptıkları iddiaya gelince:
“Not: Okul önlerinde, Allah’ın örtünme emri gerekçesi ile, “başörtüsü eylemi” yapan bayanların; inandıkları Allah’tan gelmiş olduğuna inandıkları Kuran’ın bu ayetlerine göre, medeni kanunun miras haklarını kendi aleyhine düzenlemesi için eylem yapmalarını, bir erkek olarak arzu ederim.. (:>>

(Malum, bu ayetlere göre erkekler daha avantajlı da..)” demeleri,
Bu şekilde düşünmeleri bu husustaki Kuran öğretisini anlamamış olmalarından kaynaklanmaktadır, Şöyle ki: Kuran öğretisine göre Evin geçim yükü tamamen Erkeğin üzerindedir, Bayan Eş Maddi varlık sahibi olsa dahi, kendi geçimi dahil Evin geçimiyle ilgili olarak tek kuruş harcamak zorunda değildir, bu durumda Erkeğe Kadından daha fazla maddi avantaj sağlanması adalete aykırı değildir, ayrıca Mirasla ilgili ayetlerdeki pay esaslı öğreti Tavsiye nitelikli bir farzdır, ve takıntılarda çözüm öğretici ayetlerdir, bu öğretinin adaletten ayrılmamak için temel faydası vardır, Miras bırakacak kimse bu ölçüleri dikkate alarak Mirasçılar için istediği gibi mirastan pay tavsiye edebilir, zira hayatta istisnai durumlar yok değildir, örneğin borç altında bir oğlu veya diğer bir akrabası varsa burada Vasiyet büyük bir önem arz etmektedir, bu vasiyeti yaparken tek eşlilikteki durumu ve diğer oranlı paylaşımlardaki tavsiye edilen oranları dikkate alması adaletten ayrılmaması için kendisine yol göstericidir, En nihayet konu bir kişinin sahip olduğu Maddi varlıktır, kişi bu varlığı üzerinde ölmeden önce istediği gibi tasarrufta buluna bilir, istediğine mal verir veya vermez, Mirasta bunu gibidir, İş ki Kuran'da Mirasla ilgili olarak, Farz nitelikli Tavsiye edilen ve Öğretilen hususları göz önünde bulundursun böylece adaletten ayrılmamasın, Zaten Miras ayetlerinin farz nitelikli tavsiye ve yol gösterici nitelikli olmasında esas itibariyle söz konusu olan budur.
Baş Örtüsü konusunu ki taşlamanıza gelince, bunda da derin bir yanılgı içerisinde bulunmaktasınız, bunu görebilmeniz için kısmi dahi olsa, bugün için Kuran esaslarını yaşantılarında uygulamaya çalışan kimselerin, aile bazında yaş ortamalarına bakınız, genç nüfus ortalaması kimde bulunmaktadır bu matematiksel bir konu olduğundan bulunan neticede tereddüt olmaz, Ailenin veya herhangi bir toplumun yaşlı ağırlıklı olması o Ailenin veya Toplumun ölümü demektir, Nüfus Ortalamasının Genç ağırlıklı olması ise sağlıklı gelişen bir ağacın dinç meyvelerine benzer, İyi ağaçta kötü ağaçta meyvesinden belli olur, bundan ötesi boş laftır.

Kuran esaslı miras paylaşımını elimden geldiğinin en kolay şekliyle anlatmaya çalıştım, bunun içinde en başta gösterdiğim örnekte biri kız diğeri erkek iki mirasçının kesirsel paylarının yapılan 1,125 lik iddianın daha ötesinde 3.00 olarak nasıl paydadan farklı oluştuğunu buna rağmen miras bölüşümü nün Muhasebe tekniği açısından kesir esaslı olarak ta hiçbir açığa neden olmadan kolayca yapılabileceğini gösterdim, bundan da Kuran'da hiçbir Matematiksel hata olmadığını Matematiksel verilerle ortaya koymaya özen gösterdim.

Bu tür iddiaları yapanların diğer bazı iddialarına baktım, bu iddiaların bana göre aslında üzerlerinde çalışma gerektirmeyen basit ve temelsiz iddialar olduğunu gördüm, Şöyle ki:

1- İddialarında gök ve yerin yaratılışı 6 günde değil, 8 günde olduğunu söylemeleri,
Araf /7:54 Yunus/10:3 Hud/11:7 Furkan/25:59 ayetlerinde Yer ve göğün 6 günde yaratıldığını belirtildiği, buna rağmen,
Fussilet/41:9 da yerin iki günde yaratıldığının belirtildiğini,
Fussilet/41:10 da gıdaların dört günde takdir edildiğini,
Fussilet/41/12 de iki günde yedi gök yaratıldığını, Ayet Meallerini yazarak belirtmektedirler ve hesap yapalım demektedirler, Şöyle ki:

“2 gün (yer) + 4 (gıdaların oluşumu) +2 (gökler) = 8 Gün (6 değil!..)
Muhammed’in ya hesabı zayıftı, ya da Kuran’ı yazarken daha önce ne söylediğini unutuyor ve böylece çelişkili ayetler okuyordu..” iddiasında bulunmaktadırlar,
Bu ise saçma bir iddiadır, zira kısımların yapılışını ayrı ayrı zaman sıralaması şeklinde zannetmektedirler bu ise yanılgıdır, bir zaman sürecinde zamansal olarak birlikte iç içe yapılanma olan işler çoktur, Şöyle ki: bir arabanın altı günde bittiğini, bir atölyede 4 gün içimde motor, motor yapılırken de diğer atölyede aynı zamanda 2 günde koltuklar, yapıldığını koltuk ve motor hazır olunca da (umarım örneği anlamayıp, şase mase ne oldu diye soran olmaz) 2 günde monte yapılarak böylece altı günde arabanın bittiğini farz edersek, motor ve koltukların aynı zaman içerisinde bir birinden farklı atölyelerde farklı süreçlerde yapılması 2 günlük monte süresiyle birlikte arabanın altı günde bitmesine neden aykırı olsun, Allah’ın yaratmasını fabrikasyon işler gibi yaratmaktan tenzih ederim, ben sadece Kul işlerinde bile olabilirliği göstermeye çalıştım.

2- Diğer bir iddialarında,
Hacc/22/47 de 1 gün 1000 yıl,
Mearic/70: de1 gün 50.000,- yıl diyerek meal de yazmak suretiyle hangisi doğru diye sormakta ve bunun bir çelişki olduğunu iddia etmektedirler.
Sanırım gündemde ki en popüler fenni konuların başında zamanın izafiliği konusu gelmektedir, bu iddiaları yapanlar biraz bu görüşlerle ilgilenseler, değişik bir görüş açısı elde edip, iddialarının tutarsızlığını görebilirler, kendi şahsi görüşüm olarak onlara şöyle bir örnek verebilirim, zamanı ışığa benzetmek suretiyle üç oda farz edelim, birinci odada 1.- mumluk bir ampul yanmakta, ikinci odada 1.000.- mumluk ve üçüncü odada 50.000.- mumluk bir ampul yanmış olsun, her odada aynı anda ikamet eden farklı insanlar olsun, birinci odada oturan bir günde 1.- mumluk ışık alırsa ikinci odadaki bir günde 1.000,- mumluk üçüncü odadaki de bir günde 50.000.- mumluk ışık alır, işte zamanın farklılığı ve izafiliği öyle bir şey, Kuran'ın zaman konusundaki öğretisinde, zamanın değişik gök katmanlarında farklı farklı yoğunlukta aktığıdır, bu durum da akla ve mantığa aykırı gelen hiçbir şey yoktur,

Bunlar ve bunlar gibi diğer bazı iddialar ateistler tarafından yapılmıştır, (alıntılar, www.islamiyetgercekleri.org/kuranbilimdisi.html sitesinden 2002 de almış olduğum notlarımdan derlenmiştir) bu tür iddialarla bu sayfayı doldurmak istemiyorum, fakat ateistlerin bu tür iddialarıyla ilgili olarak metin şeklinde değil de net ve açık şekilde soru sormak isteyen olursa elimden geldiğince cevap vermeye çalışacağım, ayrıca benim bütün yazılarım Kuran ölçüsüne göre eleştiriye açıktır, Hatadan masum olmadığım gibi, Bana vahiy gelmez, ben gaybı da bilmem sıradan bir Müslüman ve Mümin olmam dışında hiçbir dini etiketim yoktur, Eleştiri ve itirazlardan alınmam, söz söyleyen herkese içeriğinde hakaret olmamak şartıyla söz söylenebileceğine inanmaktayım, kendim de bu inancımın dışında değilim.
------------------------------------------------------------ ----------------------------------
NOT: Aslına sadık kalmak yani üzerinde ifade değişikliği yapmamak şartıyla, Yazdığım kitaplar dahil, bütün dini yazılarım Ticari de dahil olmak üzer isteyen herkes tarafından Yurt İçinde ve Yurt Dışında istendiği şekilde yayınlanabilir veya istenen her dile tercüme edilmek suretiyle de istenilen şekilde yayınlanabilir, bunun için benden izin alınmasına ihtiyaç olmayacak şekilde, bütün telif haklarım isteyen herkese tarafımdan hibe edilmiştir.
Fereç Hüdür
İletişim :hudurferec@hotmail.com
Sitelerim:
www.kuran-tekkaynak.com www.kuran-tekrehber.com www.mubin.net

''Bu insanlara belağattır(bildiridir),Bununla inzar (uyarılsınlar)olsunlar.Ve bilsinler ki Allah (vahiddir)tek bir ilah tır.Ve akıl sahipleri öğüt alsınlar'' İbrahim-52
Tek bir doğru duruş noktası vardır bölünemeyen.........


#72 TAKLAMAKAN

TAKLAMAKAN

    Deneyimli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPip
  • 928 İleti

Gönderi Tarihi: 14 Eylül 2008 - 08:13

Daha önce Göstermeye çalıştığım çözüm şekline göre, yukarıdaki örneğin çözümü: Borçların ödenmesinden ve yapılan vasiyetin yerine getirilmesinden sonra yine 27.000.- YTL’lik bir miras kaldığını farz edelim, zira bir miras kalmalı ki bölüştürmek mümkün olsun, aksi taktirde olmayan şeyin bölüşümü bir mana ifade etmez, şöyle ki:
2/3)+(1/6)+(1/6)+(1/8 )= 27/24 = 1,125 veya
(16/24) + (4/24) + (4/24) + (3/24) = 27/24 = 1,125 bu duruma göre miras taksimi,
27.000.- : 27 = 1.000.- YTL , bundan da,

Kız Evlatlara 16 x 1.000.- = 16.000.- YTL
Babaya 4 x 1.000.- = 4.000.- YTL
Anaya 4 x 1.000.- = 4.000.- YTL
Karısına 3 x 1.000.- = 3.000.- YTL
T O P L A M = 27.000.- YTL bulunur böylece herkeste hakkını almış olur.


Siz boyle muhasebe tutuyor ısenız , o firma batar.

Matemetik bildiğinizi iddia ediyorsunuz.

lafı uzatmadan soracağım.

(2/3)+(1/6)+(1/6)+(1/8 )= 27/24 den itibaren aliyorum

Eğer azıcık matematik ve muhsaebe biliyor iseniz anlarsınız.

Bir şeyin 27 / 24 ü ne demektir. ( Bir şeyin 27 bölü 24 ü )

Bir şey MİRAS olsun

MİRAS çarpı 27 bölü 24 yazmanız lazım.

Yani MİRASI önce 24 e böleceksiniz... Sonrada 27 yi oluşturan değerlerle çarpacaksınız.
Yada MİRAS ı 27 ile ÇARPIP , 24 e böleceksiniz.

Bu formül böyle okunur....

Nerden cıkarıyorsun ...27 ye böl mantığını. Sonrada 27 nin bölenleri ile çarp.

Siz matematik falan bilmiyorsunuz.

--0--


Bende büyük bir şirkette zamanında Mali işler müdürlüğü yaptım.

Benim elemanlardan biri gelipte bana

Falanca değerin 27 / 24 ünü şu şekilde hesaplarım dese idi. Sizin hesapladığınız gibi hesaplasa idi...

Notlarıma alırdım. Matematiğin M sinden başlayarak kendim anlatıdrım önce....Sonrada yeniden şirket içi eğitime gönderirdim. Şeflerden birini de takibe verirdim.

Düzeltmez ise , atardım işten.

Bide muhasebeciyim demez misiniz...Neyse...

Mükemmel ispatınızdaki bişeyi soracam..

Tuttunuz 27 / 24 oranındaki 27 yi kullandınız.

24 ü naaptınız.... Nerde kullanıldı bu rakam. :D

sonrada 27 ye ulaştığınız rakamı 16 + 4 + 4 + 3 = 27 yi kullandınız.
Sonrada bu hisseleri gene aynı rakamlarla çarpıp 27.000 i buldunuz.

Bravo....

24 payda da... Onu naapacaz... 27 yi kullan 24 u bırak.. Boşuna mı yazmışlar onu oraya...

Merak ediyorum , Muhesabeci olana kadar Envanter - Bilanço dersinden nasıl geçtiniz.

Bu temel matematik hatasını yapan biri , her muhasebe işleminde hata yapar.

Bir ayın elektrik giderlerini , birimlere göre dağıt örneğin desem.. Bu mantıkla yapamaz sınız. En basiti bu.

Nerelere geldik.

Bir Matematikçi arkadaşımız gelmişti buraya...
Tekrar gelirse soralım sizin mantığı....

Bide o gülsün.

Türkler, Arapların dinini kabul etmeden önce de büyük bir milletti.
Arap dinini kabul ettikten sonra , bu din ,
ne Arapların , ne de aynı dinden olan Acemlerin , ne de Mısırlıların , vesairenin birleşip bir millet olmalarını sağlamadı.


Bilakis Türk Milleti'nin milli bağlarını gevşetti.Milli duygularını, milli heyecanını uyuşturdu.
Bu da çok doğaldı.
Çünkü Muhammed'in kurduğu dinin amacı , bütün milliyetlerin üstünde bir Arap milliyetçiliği siyasetine sürüklemekti.

Bu arap fikri ''ümmet'' kelimesiyle ifade edildi.


Mustafa Kemal Atatürk.



Kaynak: Prof.Dr.Afet İnan Medeni Bilgiler ve Mustafa Kemal Atatürk'ün el yazıları TTK.Ankara 1988

#73 hanif_42

hanif_42

    Genç Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPip
  • 153 İleti

Gönderi Tarihi: 14 Eylül 2008 - 08:41

''(2/3)+(1/6)+(1/6)+(1/8 )= 27/24 den itibaren aliyorum/

Eğer azıcık matematik ve muhsaebe biliyor iseniz anlarsınız.

Bir şeyin 27 / 24 ü ne demektir. ( Bir şeyin 27 bölü 24 ü )

Bir şey MİRAS olsun

MİRAS X 27 BÖLÜ 24 yazmanız lazım.

Nerden cıkarıyorsun ...27 ye böl mantığını. SOnrada 27 nin bölenleri ile çarp.

Siz matematik falan bilmiyorsunuz.

Gülmeye devam edin.

Biz katıla katıla gülüyoruz.

Bende büyük bir şirkette zamanında Mali işler müdürlüğü yaptım.''
Taklamakan yukarıdaki ifadeler sana ait
Aslında muhatap alınırmısın bilmem ama yinede cevap vereyim..İlk okul 4 sınıfa giden bir öğrencisin bölme çarpma vb işaretlere zekası çalışır seni bilemem
Kaldıki senin mali idari olarak çalışmadığına en büyük delil yine sensin..27/24 hesap makinesine vur olmadı pc nin hesap işlerine sor bakalım ne oran verecek ve orda verilende bir örnektir kalan payın paylara nasıl dağıtılacağı hakkında..Neyin nerden geldiğinin en somut bilgisidir bu metnin tam olarak okunup eleştirildiğine dair.İlk olarak metni tam olarak oku ve eleşti yapacaksan öyle gel eleştir lütfen...

''Bu insanlara belağattır(bildiridir),Bununla inzar (uyarılsınlar)olsunlar.Ve bilsinler ki Allah (vahiddir)tek bir ilah tır.Ve akıl sahipleri öğüt alsınlar'' İbrahim-52
Tek bir doğru duruş noktası vardır bölünemeyen.........


#74 TAKLAMAKAN

TAKLAMAKAN

    Deneyimli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPip
  • 928 İleti

Gönderi Tarihi: 14 Eylül 2008 - 08:49

Kardeş...

27 bölü 24 , 1 nokta 125 yapar.

Bunu da mirasla çarparsan , yani 27.000 lira ile

30.375 yapar.... Bu dağıtılması gereken tutardır.

Oysa elde 27.000 var..

Formül böyle okunur.. Böyle hesaplanır...

Has Türkçe ile anlattım.

Türkler, Arapların dinini kabul etmeden önce de büyük bir milletti.
Arap dinini kabul ettikten sonra , bu din ,
ne Arapların , ne de aynı dinden olan Acemlerin , ne de Mısırlıların , vesairenin birleşip bir millet olmalarını sağlamadı.


Bilakis Türk Milleti'nin milli bağlarını gevşetti.Milli duygularını, milli heyecanını uyuşturdu.
Bu da çok doğaldı.
Çünkü Muhammed'in kurduğu dinin amacı , bütün milliyetlerin üstünde bir Arap milliyetçiliği siyasetine sürüklemekti.

Bu arap fikri ''ümmet'' kelimesiyle ifade edildi.


Mustafa Kemal Atatürk.



Kaynak: Prof.Dr.Afet İnan Medeni Bilgiler ve Mustafa Kemal Atatürk'ün el yazıları TTK.Ankara 1988

#75 EVDEYOKUZ

EVDEYOKUZ

    Genç Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • PipPip
  • 178 İleti

Gönderi Tarihi: 14 Eylül 2008 - 11:47

KURAN'A, YAPILAN SAYISAL İTİRAZLAR

Mirasla ilgili olarak Kuran’dan mealen:

- Allah size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe kadının payının iki katını tavsiye eder. (Çocuklar) ikiden fazla kadın iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer (çocuk) yalnız bir kadınsa (mirasın) yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, bıraktığı mirasta ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da ana babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa, anasının payı altıda birdir. (Bu hükümler, ölenin) Yapacağı vasiyetten, ya da borcundan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan, hangisinin fayda bakımından size daha yakın olduğunu bilmezsiniz. Bunlar, Allah'ın koyduğu haklardır. Şüphesiz Allah bilendir, hikmet sahibidir. 4/11


Şimdi yapılan iddiayı bir bütün olarak ele alalım, Şöyle ki:

“Bu ayetlere göre varsayalım ki, bir adam öldü ve geride üç kız evlat, bir ana, bir baba ve eşini bıraktı.. Yukarıdaki ayetlere göre miras paylaşımı şöyle olacaktır:

Üç kız evlada mirasın 2/3'ü, ana ve babanın her birine 1/6, karısına 1/8 kalacaktır.

Bu durumu, matematiksel olarak hesaplarsak:

(2/3)+(1/6)+(1/6)+(1/8 )= 27/24 = 1,125 bulunur! (Halbuki 1,0 olması gerekirdi!..)

Bu sonuç Kur'an'da verilen oranların hatalı olduğunu göstermektedir. Çünkü mirasın %112,5 u mirasçılara dağıtılamaz. Böyle %100'ün üstünde bir dağıtım yapmak imkansızdır.” demektedirler.

Daha önce Göstermeye çalıştığım çözüm şekline göre, yukarıdaki örneğin çözümü: Borçların ödenmesinden ve yapılan vasiyetin yerine getirilmesinden sonra yine 27.000.- YTL’lik bir miras kaldığını farz edelim, zira bir miras kalmalı ki bölüştürmek mümkün olsun, aksi taktirde olmayan şeyin bölüşümü bir mana ifade etmez, şöyle ki:
2/3)+(1/6)+(1/6)+(1/8 )= 27/24 = 1,125 veya
(16/24) + (4/24) + (4/24) + (3/24) = 27/24 = 1,125 bu duruma göre miras taksimi,
27.000.- : 27 = 1.000.- YTL , bundan da,

Kız Evlatlara 16 x 1.000.- = 16.000.- YTL
Babaya 4 x 1.000.- = 4.000.- YTL
Anaya 4 x 1.000.- = 4.000.- YTL
Karısına 3 x 1.000.- = 3.000.- YTL
T O P L A M = 27.000.- YTL bulunur böylece herkeste hakkını almış olur.


Sn Hanif_42

Yukarda ayetten de anlaşılacağı gibi

(ÖLEN MİRASÇININ) BIRAKTIĞININ ÜÇTE İKİSİ(2/3) İKİDEN FAZLA KIZ ÇOCUĞUNA AİTTİR diyor

Şimdi senin paylaşımına gelelim

Toplam kalan miras ne 27.000 lira

Bunun 2/3 ünü bulalım 27.000 * 2/3 = 18.000 lira (kızların hakkı)

27.000 * 1/6 = 4500 lira (baba nın hakkı)

27.000 * 1/6 = 4500 lira (ana nın hakkı)

27000 * 1/8 = 3375 lira (karısının hakkı)
+________

TOTAL = 30375 lira (AMA miras toplam 27.000 lira)

SEN NAPIYORSUN ALLAHA KARŞI GELEREK

16.000 kızlara 2.000 eksik veriyorsun
4.000 babaya 500 eksik veriyorsun
4.000 anaya 500 eksik veriyorsun
3.000 karısına 375 eksik veriyorsun
+____________ +__________
27.000 3.375 eksik

peki şimdi o fazla çıkan [ (2/3)+(1/6)+(1/6)+(1/8 )= 27/24 = 1,125 ] 0,125 ile 27.000 i çarpalım

27000*0,125= 3375 eksik miktar yani HESAP ORTADA

Burada konu şu ayette belirtilen kadarını vermek zorundasın yok vermiceksen ayetin ne anlamı kalıyor

tekrar yazıyorum

(ölen mirasçının) BIRAKTIĞININ üçteikisi(2/3) İkiden fazla kız çocuğuna AİTTİR diyor
BIRAKTIĞININ
BIRAKTIĞININ
BIRAKTIĞININ

İnancım sarsılıyor diye
korkmanıza gerek yok
korkularınızın üzerine gidin
hatayı kabul edin

HEM İNSAN KORKTUĞU ŞEYİ NASIL SEVERKİ...
Kovalamayın beni yatağa
Hiç uykum yok
Daha lafınıza karışacağım
Ortalığı dağıtacağım
Televizyonu kapatacağım
Ayçiçeği resmi yapacağım daha
Başparmağıma şiir okuyacağım
Islık çalacağım
Daha çok işim var
Gecenizi karartacağım
Kütahya vazonuzu kıracağım
Vakitsiz yatırmayın beni
Daha çok erken
c.y.



Cevap ekle