İçeriğe atla


Fotoğraf

İstanbulda Gezilecek Yerler


Bu başlığa 14 cevap verilmiş

#1 hallowman

hallowman

    Yeni Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • Pip
  • 3 İleti

Gönderi Tarihi: 15 Ağustos 2008 - 22:37

TOPKAPI SARAYI

15-19 uncu yüzyıllar arasında Osmanlı İmparatorluğu'nun merkezinde bulunan Topkapı Sarayı, labirentleriyle, Boğaz, Haliç ve Marmara Denizi'nin sularının karıştığı noktada, bir kara parçası üzerinde yer almaktadır. Yeni sarayın (Topkapı Sarayı'nın) yapımına 1466'dan sonra başlanmış ve Fatih ölmeden birkaç sene önce 1478'de tamamlanmıştır. Bu saray diğer Avrupa Sarayları gibi tek bir binada olmayıp çeşitli köşk ve dairelerden oluşmuştur. İlk olarak yapılan Çinili Köşk Sırça Saray'dır ve 1472'de bitmiştir. Orta Asya mimarisi karakterinde ve iki katlı köşk 1875'te Arkeoloji, 1908 senesinde de Türk İslam Eserleri Müzesi olmuştur. 1953'te ise Fatih Eserleri Müzesi olarak açılmıştır. Çinili Köşkü, Kubbealtı Arzodası, “Hasoda, Hazine, Kiler ve Seferliler gibi koğuşlar, mutfakların bir kısmı, hastalar odası, hamam şimdi kütüphane olan Ağalar Cami, ahır ve diğer binaların yapımı izlemiş ve son olarak da yapı 1478'de Saray surlarının ve Bab-ı Humayun denen Sultanahmet yönündeki asıl kapının inşaatı ile tamamlanmıştır. Fatih devrinde ortalama 750 kişi olan saray halkı gittikçe artmış ve XIX. yüzyılda normal günlerde 5000, bayram günleri gibi fevkalade zamanlarda ise 10.000'i bulmuştur. Bu sebeple bu saraya zamanla yeni yeni ilaveler yapılmıştır.
Topkapı Sarayı Harem kısmı III. Sultan Murat devrinde 1574 - 1595 yıllarında yapılmış ve ondan sonra Beyazıt'daki harem halkı buraya nakledilmiştir. XIX. yüzyıl başlarında harem halkı 474 kişi idi. Harem'e girerken Kızlar Ağası Dairesi ve onun üst katında da küçük şehzadelerle Sultanlar için Şehzadeler Mektebi vardı. Sarayda zamanla Enderun Mektebi, Hekimbaşı Odası, Enderun Eczanesi, iç avlulardaki köşklerle Sarayburnu sahillerinde yazlık köşkler yapılmış, mutfaklar, ahırlar genişletilmiş, yeni yeni cami ve kütüphaneler ilave edilmiştir.


DOLMABAHÇE SARAYI

19. yüzyılda Sultan I. Abdülmecit tarafından yaptırılan Dolmabahçe Sarayı'nın cephesi Boğaz'ın Avrupa kıyısında 600 m boyunca uzanmaktadır. Dolmabahçe Sarayı, Avrupa sanatı üsluplarının bir karışımı olarak 1843-1856 yılları arasında inşa edilmiştir. Sultan Abdülmecit'in mimarı Karabet Balyanın eseridir. Osmanlı Sultanlarının her devirde birçok sarayı bulunurdu. Ancak esas saray Topkapı, Dolmabahçe Saraylarının tamamlanmasından sonra terk edilmiştir.
Dolmabahçe Sarayı üç katlı, simetrik planlıdır. 285 odası ve 43 salonu vardır. Denizden 600 metrelik bir rıhtımı, kara tarafında ise birisi çok süslü iki abidevi kapısı vardır. Bakımlı ve güzel bir bahçenin çevrelediği bu sahil sarayının ortasında, diğer bölümlerden daha yüksek olan tören ve balo salonu yer alır. Büyük, 56 sütunlu kabul salonu 750 ışıkla aydınlanan 4.5 tonluk muazzam kristal avizesi ile ziyaretçileri hayrete düşürür. Sarayın giriş tarafı Sultanın kabul ve görüşmeleri, tören salonunun diğer tarafındaki kanat ise harem bölümü olarak kullanılmıştır. İç dekorasyonu, mobilyaları, ipek halı ve perdeleri ve diğer tüm eşyası eksiksiz olarak, orijinaldeki gibi günümüze gelmiştir. Dolmabahçe Sarayı mevcut hiç bir sarayda bulunmayan bir zenginlik ve ihtişama sahiptir. Duvar ve tavanlar devrin Avrupalı sanatkarlarının resimleri ve tonlarca ağırlığında altın süslemeleri ile dekore edilmiştir. Önemli oda ve salonlarda her şey aynı renk tona sahiptir. Bütün zeminler birbirinden farklı, çok süslü ahşap parke ile kaplıdır. Meşhur Hereke ipek ve yün halılar, Türk sanatının en güzel eserleri, birçok yerde serilidir. Avrupa ve Uzak doğunun ender dekoratif el işi eserleri sarayın her yerini süsler. Pırıl pırıl kristal avize, şamdan ve şömineler sarayın pek çok odasında güzelliklerini sergiler. Dünyadaki saraylar içerisinde en büyük balo salonu buradakidir. 36 m. yüksekliğindeki kubbesinden ağırlığı 4.5 ton olan devasa kristal avize asılı durur. Önemli siyasi toplantılarda, tebrik ve balolarda kullanılan bu salon, önceleri alttaki, fırına benzer bir düzen ile ısıtılırdı. Saraya kalorifer ve elektrik sistemi daha sonraları eklenmiştir. Altı hamamdan Selamlık bölümündeki, eşi olmayan, güzel oymalı alabaster mermerleri ile dekorludur. Büyük salonun üst galerileri orkestra ve diplomatlar için ayrılmıştır.
Uzun koridorlar geçilerek varılan harem bölümünde, sultan yatak odaları ve sultanın annesinin bölümü ile diğer kadın ve hizmetkarlar bölümleri bulunmaktadır. Sarayın kuzey eklenti bölümü şehzadelere tahsis edilmiştir. Girişi Beşiktaş semtinde olan yapı Resim ve Heykel Müzesi olarak hizmet vermektedir. Cumhuriyet döneminde, Atatürk'ün İstanbul ziyaretlerinde ikametgah olarak kullanıldığı sarayda en önemli olay, 1938'de Atatürk'ün ölümüdür. (Pazartesi ve Perşembe hariç her gün açıktır.)

ÇIRAĞAN SARAYI

Haliç ve Boğaziçi'nin en güzel yerleri sultanlar ve önemli kişilere saray ve köşkleri için tahsis edilmişti. Zaman içinde bunların bir çoğu yok olmuştur. Büyük bir saray olan Çırağan 1910 yılında yanmıştır. Önceki bir ahşap sarayın yerinde 1871 yılında Sultan Abdülaziz tarafından Saray Mimar Serkis Balyan'a yaptırılmıştı. Dört yılda dört milyon altına mal olan yapının ara bölme ve tavanı ahşap, duvarlarda mermer kaplıydı. Taş işçiliğinin üstün örnekleri sütunları, zengin döşenmiş mekanlar tamamlardı. Odalar nadide halılarla, mobilyalar altın yaldızlar ve sedef kalem işleri ile süslüydü. Boğaziçi'nin diğer sarayları gibi Çırağan da birçok önemli toplantıya mekan olmuştu. Renkli mermerle süslenmiş cepheleri, abidevi kapıları vardı ve arka sırtlardaki Yıldız Sarayına bir köprü ile bağlanmıştı. Cadde tarafı yüksek duvarlar ile çevriliydi. Yıllar boyu harabe halinde duran kalıntı büyük tamirler sonunda yeniden ihya olmuş, yanına ilave edilen eklentiler ile 5 yıldızlı, güzel bir otele dönüştürülmüştür.

BEYLERBEYİ SARAYI

Boğaziçi Köprüsü Asya kulesinin dikili olduğu Beylerbeyi, Bizans'tan beri saraylara tahsis edilmiş güzel bir semttir. Beylerbeyi Sarayı 1861-1865 yıllarında, eski ahşap bir sahil sarayının yerinde Sultan Abdülmecit tarafından yaptırılmıştır. Cephe ve iç dekorasyonda Doğu ve Türk motifleri, Batı süs öğeleri ile birlikte kullanılmıştır. Dolmabahçe Sarayı'nın havasını taşıyan üç katlı yapı, harem ve selamlık bölümlerini oluşturan 26 oda ve altı salondan ibarettir. Bu küçük sarayın içi her biri küçük çapta bir servet olan Bohemya avizeleri, Yıldız imalatı çiniler ve seramik vazolarla süslenmiştir. Yaldızlı mobilyaları ile nefis halıları buraya ayrı bir güzellik vermektedir. Otantik mobilyalar, halılar, perdeler ve diğer eşyalar olduğu gibi korunmuşlardır.
Denize bakan cephe süsleri, bakımlı bahçe ve orta bölümdeki havuzlu salon ile spiral merdivenler dikkat çeken yerlerdir. Arka yamaçta bir büyük havuz, teraslar ve türünün güzel örneği at ahırları yer almıştır. 1970'li yıllara kadar kullanılan eski yol bir tünel saray bahçesinin altından geçerdi. Sahilde iki küçük seyir köşkü bulunan sarayda devlet misafirleri de ağırlanırdı. (Pazartesi ve Perşembe hariç her gün açıktır.)

YILDIZ SARAYI

Boğaziçi'ne hakim tepeler ve vadileri kaplayan geniş alan üzerine serpiştirilmiş, yüksek duvarların çevrelediği avlular içerisinde köşkler, bahçeler kompleksidir. İstanbul'un bu ikinci büyük sarayı günümüzde değişik hizmetlere ayrılmış, bölünmüş durumu ile gelmiştir. Yıldız Sarayı, III.Selim'in annesi Mihrişah Sultan tarafından ilk yaptırılan bir köşkler bütünüdür. II.Mahmut Yıldız adını verdiği ikinci bir köşk yaptırmış, bu isim daha sonra Abdülmecit, Abdülaziz ve Abdülhamit'in hükümdarlığında yaptırılan bütün gruba geçmiştir. Sultan Abdülaziz zamanında köşkler çoğalmaya başlamış, Malta, Çit, Çadır, Şale Köşkleri yapılmış, koru usta bahçıvanların elinde bakir görünüşüne dokunulmadan düzenlenmiştir. Sultan Abdülhamit, burada 32 yıl yaşamış, 33 yıllık saltanatında, şehir içinde şehir gibi olan bu korunaklı sarayı resmi daire ve haremi olarak kullanmıştır. Yönetim Kısımları'na ek olarak Yıldız Sarayı'nda birçok bölüm ve bir de cami bulunmaktadır. 19 uncu yüzyılın sonunda, II. Abdülhamit zamanında tamamlanmıştır. Yapıların en büyük ve zarifi Şale, sultanların nasıl bir lüks içinde yaşayıp eğlendiklerini göstermektedir. Dünyanın her yöresinden getirilen çiçekler, ağaçlar ve bodur bitkilerle bezeli büyük saray parkından Boğaz'ın panoramik görüntüsü çok güzeldir. Restorasyon çalışmaları nedeniyle sadece Şale ve park halka açıktır. (Pazartesi ve Perşembe hariç her gün açıktır. )

KIZ KULESİ

İstanbul'un sembolü olan Kız Kulesi, Boğaz girişindeki kayalık üzerine kurulmuş küçük, şirin bir kuledir. Tarih içinde gözetleme kulesi, deniz feneri olarak kullanılan kule günümüzde turizme tahsis edilmiştir. Batı kaynakları burayı sevgilisi Hera'ya kavuşmak için yüzerken boğulan Leandros'un kulesi olarak tanıtır. Bir diğer hikayeye göre de burası, kızının yılan tarafından sokulacağını rüyalarında gören İmparatorun, emniyette olması için genç kızı yerleştirdiği kule idi. Meyve sepeti içinde gelen yılan trajediye sebep olur.

GALATA KULESİ

Bizanslıların Cenevizliler aleyhine hareketlerine karşılık, Cenevizliler tarafından yapılmıştır. Bölgeyi her türlü saldırıdan korumak için de bu kuleyi yaptırmışlardı. Kulede büyük sahanlığa kadar duvar içinde dönerek çıkan bir taş merdiven vardır. Son yıllarda 1967'de restore edilmiş, içine asansör konmuş, diğer katlarına da lokanta yapılmıştır.

BEYAZIT KULESİ

Bugünkü İstanbul Üniversitesi merkez binasının bulunduğu yerdeki yapı (eski saray), II. Mahmut devrinde Milli Savunma Bakanlığı (Seraskerlik) olarak kullanılmıştır. Seraskerliğin avlusundaki ahşap kule, yangın gözcüleri için uzun süre varlığını sürdürmüştür. II. Mahmut, daha güzelini yaptırtmak için bu kuleyi yıktırmıştır ve kitabesine göre, onun emri ile, 1828 yılında Serasker Hüseyin Paşa tarafından o devrin mimari özelliklerini yansıtan, kagir bir kule yapılmıştır. 50 m yüksekliğindeki bu abide, belirgin kütlesiyle, kente karakteristik bir çizgi kazandırmaktadır. Ahşap bir merdivenle çıkılan yukarıdaki sahanlık, şehrin büyük bir kısmını kuşbakışı seyretme olanağı sağlar.

HİSARLAR

Üçgeni andıran eski İstanbul yarımadasının etrafı 5. yüzyılda Roma döneminde yapılan, 22 km.yi bulan surlarla çevrilidir. Byzantion şehir sitesi, kurulmasından itibaren batı yönüne doğru genişleyerek 4 defa yeni surlarla çevrilmiştir. Marmara Denizi ve Haliç kıyıları da tek sıra fakat güçlü surlarla çevrili idi. Şehrin akropolisini çevreleyen surlardan, 3. yüzyılda yapılmış İmparator Septimus Severus ve 320'de Büyük Konstantin'in yaptırdığı 3. sur tamamen yıkılmıştır. Kara surları deniz kıyısından başlayarak tepeleri ve vadileri geçerek Haliç surlarına iner.

YEDİKULE

Bu surlardaki en görkemli kapı, Marmara Denizi'ne yakın olan "Altın Kapı" idi. Bu İmparator merasim kapısı, iki mermer kule arasında zafer takı gibi yerleştirilmişti. Zaferden dönen ordular, İmparator ve erkanı şehre bu kapıdan girerdi. Burayı çevreleyen Türk devri eseri 5 kule ilavesi ile 7 kule, bir iç kale haline sokulmuştu. Zaman içerisinde hazine, depo ve elçi hapishanesi olarak kullanılmış iken, günümüzde enteresan girişi ve "Altın Kapı" kuleleri ile şehrin bir diğer müzesidir. Yaz aylarında çeşitli etkinlikler ve konserler yapılmaktadır.


ANADOLU HİSARI

Karadeniz'in tek çıkışı Boğaziçi'nin Asya kısmında yer alan hisar, 1390'lı yıllarında Sultan Beyazıt tarafından yaptırılmıştır. Karşı kıyıdaki Rumelihisarı ile birlikte Boğaziçi transit geçişinin tam kontrol altında tutulması sağlayan bu küçük kale, burçlarına yaslanan eski ahşap evler ve civarı ile pitoresk bir manzara oluşturur.

RUMELİ HİSARI

İstanbul Boğazı'nın Rumeli yakasındadır. Bizans'a kuzeyden yardım gelmesini önlemek amacıyla Fatih Sultan Mehmet tarafından 1452 yılında yaptırılmıştır. Üç büyük kule yapımını üstlenen Çandarlılı Kara Halil, Saruca ve Zaganos Paşaların adlarıyla anılır.

KÖŞKLER, KASIRLAR

Küçüksu Kasrı
Yazlık olarak kullanılan saray, 19 uncu yüzyılın ortasında I. Abdülmecit tarafından yaptırılmıştır. (Pazartesi ve Perşembe hariç her gün açıktır.)
Aynalı Kavak Yazlık Köşkü
Aynalı Kavak Yazlık Köşkü 18 inci yüzyılda yapılmış ve daha sonra çeşitli sultanlar tarafından restore ettirilmiştir. 1718'de takılan, bir kısmı Venediklilerden hediye aynaları nedeniyle bu ismi aldığı sanılmaktadır. Haliç üzerindeki saray, geleneksel Türk mimarisinin en güzel örneklerinden biridir. (Pazartesi ve Perşembe hariç her gün açıktır.)
Ihlamur Köşkü
19 uncu yüzyıl yaptırılan Ihlamur Köşkü ismini bahçesinde yetişen ıhlamur ağaçlarından almıştır. Şimdilerde İstanbul'un ortasında yer alan bu köşk eskiden şehrin dışındaydı.
Merasim Köşkü resmi törenler için kullanılmaktayken, Maiyet Köşkü sultanın maiyetini, bazı hallerde de saraydan gezinti için ayrıldıklarında haremini barındırmıştır. (Pazartesi ve Perşembe hariç her gün açıktır.)
Maslak Köşkü
Sultan Abdülaziz tarafından av evi olarak tasarlanan Maslak Köşkü, 19 uncu yüzyıl Osmanlı süsleme sanatının kayda değer en güzel örneklerini taşımaktadır.(Pazartesi ve Perşembe hariç her gün açıktır.
Hipodrom
Günümüze çok az kalıntıları ulaşan Roma devri önemli yapıları ve abideleri, Hipodrom çevresinde inşa edilmiştir. "Büyük Saray" diye bilinen İmparatorluk Sarayı Hipodromun yanında başlar, aşağılara, deniz kenarına kadar uzanırdı. Bu saraydan günümüze bir büyük salonun yer mozaik panosu gelebilmiştir. Semt Bizans ve Türk devirlerinde de merkezi önemini devam ettirmiştir. İstanbul'un en önemli abideleri Ayasofya, Sultan Ahmet Cami, Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Yere Batan Sarnıcı burada, Hipodromun çevresindedir. Hipodromdan günümüze Theodosius Dikilitaşı, Konstantin Sütunu (Örme >Dikilitaş), Yılanlı Sütun (Burmalı Sütun) kalmıştır.
Theodosius Dikilitaşı
Anıt aslen eski Mısır eseridir. M.Ö. 1547 yıllarında Firavun III. Tutmosis adına Heliopolis'de dikilmiştir. Pembe granitten ve yekparedir. Üzerinde Hiyeroglif yazısı ile II. Tutmosis'in zaferleri yazılmıştır. 390 yıllarında Bizans İmparatoru I. Theodosius tarafından İstanbul'a getirilerek Hipodroma dikilmiştir. Kaidedeki kabarmalar üzerinde I. Theodosius, oğulları, karısı, Arkadios, Honorios ile İmparator II. Valantinianus görülür. Ayrıca Hipodrom sahneleri ve anıtın dikilişini gösteren tasvirlerde vardır.
Gotlar Sütunu
Topkapı Sarayı dış bahçesinde, Gülhane Parkı Sarayburnu girişinde bulunan ve Roma Devri'nden günümüze hiç değişikliğe uğramadan gelen çok eski bir anıttır. 3. veya 4. yüzyılda dikilmiş olan bu sütun, yüksek kaide üzerinde duran 15 m. boyunda yekpare mermerden ibarettir. Sütun başı korint üslubunda kartal arması ile süslüdür. Gotlar'a karşı kazanılan zaferden bahseden kitabe satırlarından dolayı abide "Gotlar Sütunu" adıyla da anılır.
Çemberlitaş (Konstantin Sütunu)
MS 330'da Başkentin Roma'dan İstanbul'a nakli sebebi ile kentin ikinci tepesindeki büyük oval bir meydan ortasında, Konstantin'in şerefine dikilmiş olan ve Çemberlitaş sütunu olarak da bilinen bu abide orijinalinden daha kısa olarak günümüze gelebilmiştir.
Yılanlı Sütun (Burmalı Sütun)
Bu sütun Delphi'deki Apollon Tapınağı'ndan 4.yüzyılda İstanbul'a getirilmiştir. İstanbul'daki en eski anıtlardan birisidir. Orijinalinin M.Ö. 409' da yapıldığı bilinmektedir. Birleşmiş olan çeşitli Yunan sitelerinin Persler'e galip gelmesi üzerine Pers ordusunun silahlarının eritilip dökülmesinden meydana getirilmiştir. M.S. 12. yüzyıldaki Latin kavimlerinin İstanbul'u yağmalaması sırasında, sütunun tepesinde bulunan üç yılan başından ikisi kaybolmuş, diğeri ise günümüze dek ulaşabilmiştir. Bu yılan başı bugün İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde sergilenmektedir.
Beyazıt Meydanı
İmparator Theodosius devrinde MS. 393 yılında şehrin en büyük meydanı olarak inşa edilmiştir. Ortasındaki dev boyutlu zafer takının üzerinde yer alan bronz boğa başlarından dolayı buraya "Form Tauri" meydanı(Boğa Meydanı) ismi verilmiştir. Üzerinde İmparatorun da heykeli yükselen zafer takından günümüze bir kaç mermer blok ve sütun kalmıştır. Kuzeyde, Fatih'in yaptırdığı ilk sarayın yerinde İstanbul Üniversitesi bulunmaktadır. Üniversite girişini oluşturan anıtsal kapı ve bahçedeki yangın kulesi 19. yy yapılarıdır. Meydanı süsleyen ve adını veren 15. yüzyıl Beyazıt Camii, kalabalık ve hareketli Kapalı Çarşının komşusu olup, buraya ait külliyeden günümüze medrese, hamam ve dükkanlar kalmıştır.
Sultanahmet Çeşmesi (III. Ahmet Çeşmesi)
Topkapı Sarayı'nın Bab-ı Hümayun kapısı önündedir. Binanın dört cephesindeki taş ve bronz işçiliği yazılar kadar tahta saçakların süsleri birer sanat şaheseridir. Çeşme, klasik dönemin sade çizgilerinden sıyrılmış, hatların zarafeti, zenginlik ve güzelliği ile emsalleri arasında sivrilmiştir.
Üsküdar III. Ahmet Çeşmesi
Üsküdar'da iskele meydanında yer alır. 1728'de yapılmıştır. Ahşap çatılı ve dört yüzlü bir meydan çeşmesi olup mimarlık, hattatlık, taş işçiliği ve şiir sanatının bir şaheseridir.
Alman Çeşmesi
Sultanahmet meydanında parkın içindedir. Alman İmparatoru II. Wilhelm'in İstanbul'u ikinci ziyaretinin anısı için bütün kısımları ile Almanya'da yapılmış ve İstanbul'a getirilerek hazırlanan kemerlerin üzerlerine konmuştur. 20'inci yüzyılın ilk günü olan 1 Ocak 1901'de açılış töreni yapılan bu çeşmenin üç kubbesi altın mozaik kaplıdır.
Tophane Çeşmesi
Tophane Meydanındadır. 1732'de I. Mahmut tarafından Hassa Baş Mimarı Mehmet Ağa'ya yaptırılmıştır.
İstanbul'un ünlü camileri arasında Sultanahmet Cami, Süleymaniye Cami, Rüstem Paşa Cami, Fatih Cami, Eyüp Cami, Yeni Cami, Sokullu Mehmet Paşa Cami ve Mihrimah Sultan Cami sayılabilir.
CAMİ VE KİLİSELER
Kente pek çok kilise ve manastır faal durumdadır. Bir kısmı ise cami haline dönüştürülmüştür. Studios Manastırı Kilisesi , Sergios-Bakhos Kilisesi, Aya İrini Kilisesi, Pantokrator Manastırı Kilisesi, Vefa Kilisesi (Hagios Theoderos), Myrelaion Manastır Kilisesi, Aya Tekla Manastırı, Eski İmaret Cami (Pantepoptes Manastırı Kilisesi), Kalenderhane Cami (Akataleotos Manastırı), Fenari İsa Cami (Lios Manastır Kilisesi) ve Fethiye Cami (Pammakaristos Manastır Kilisesi) ünlüleridir.
İSTANBUL
Arkadaşlar son olarak şunları belirteyim sonra pişmanlık duymamanız için :biggrin:
Mutlaka........
dini mimari şaheserlerinden Süleymaniye Camii'ni ve Sultanahmet Camii'ni görmeden,
Ayasofya ve Kariye Müzesi'ni ziyaret etmeden,
Topkapı Sarayı, Dolmabahçe Sarayı ve Rumeli Hisarını gezmeden,
Boğaz'da ve adalarda vapur gezisi yapmadan,
Galata Kulesi'nden ve Pierre Loti'de İstanbul manzarası seyretmeden,
Sanat ve kültür etkinliklerini izlemeden,
Eğlence hayatını merak edip, görmeden,
Ortaköy pazarına uğramadan,
Büyükada'da fayton turu yapmadan,
Boğaz'da, Kumkapı'da, çiçek pasajında balık, Kanlıca'da yoğurt, Beyoğlu'nda profiterol yemeden,
Kapalıçarşı'da halı, mücevherat, deri giyim eşyaları, Mısır Çarşısında lokum, baklava, pastırma, şekerleme almadan
Beyoğlu'nda ve tüm mega alışveriş merkezlerinde alışveriş yapmadan,
İstanbul'dan ayrılmayın..

#2 ZEROxZERO

ZEROxZERO

    Yeni Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • Pip
  • 50 İleti

Gönderi Tarihi: 15 Ağustos 2008 - 23:37

TOPKAPI SARAYI

Gönderilen Fotoğraf

DOLMABAHÇE SARAYI
Gönderilen Fotoğraf


ÇIRAĞAN SARAYI
Gönderilen Fotoğraf
Gönderilen Fotoğraf

BEYLERBEYİ SARAYI
Gönderilen Fotoğraf

YILDIZ SARAYI
Gönderilen Fotoğraf

KIZ KULESİ
Gönderilen Fotoğraf

GALATA KULESİ

BEYAZIT KULESİ
Gönderilen Fotoğraf

RUMELİ HİSARI
Gönderilen Fotoğraf

HEYBELİ ADA

BOĞAZİÇİ
Gönderilen Fotoğraf

İSTİKLAL CADDESİ (Beleşciye dikkat :) )
Gönderilen Fotoğraf

PANTRAKTOR MANASTIRI (sonradan camiye çevirmişler ne gerek vardıysa )
Gönderilen Fotoğraf

SULTAN AHMET CAMİİ
Gönderilen Fotoğraf

FENERBAHÇE SARAYI (sultan aziz yıldırım tarafından yaptırıldı) :D
İş bu imza sahibi ülkesinde lider kültü etrafına inşa edilmiş militarist resmi ideoloji hakkında
hoşunuza gitmemesi muhtemel ve katılmak zorunda olmadığınız düşüncelere sahiptir
ve yine aynı imza sahibi görüşlerini ifşâ etme konusunda
hiçbir kişi ve kurumdan imtina etmeyecektir...

#3 nyx-fallen angel

nyx-fallen angel

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 2.975 İleti

Gönderi Tarihi: 27 Şubat 2009 - 01:47

Hallowman tanitim icin tesekkurler ve Zero& ZerO resimler harika sanada tesekkur ederim.

Bu yaz Istanbul'a gelirsem her yeri gezerim insallah. :)
• Isterseniz yanlıs düşünün, ama her durumda kendi kafanızla düsünün. (Doris Lessing)

24.8.4.


#4 Misafir_Domuzbağı_*

Misafir_Domuzbağı_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 27 Şubat 2009 - 01:58

Fenerbahçe Sarayı'nı bilmem ama İnönü Stadı anıtlar kuruluna tabidir ve tarihe tanıklık etmiştir.

#5 Manivela

Manivela

    Yeni Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • Pip
  • 25 İleti

Gönderi Tarihi: 06 Mart 2009 - 00:27

Asıl tarihe tanıklık eden futbolun mabedi, kükreyen stad Ali Sami Yen cehennem sarayı dururken, neyse... B)

#6 SÜNGÜ

SÜNGÜ

    Genç Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPip
  • 224 İleti

Gönderi Tarihi: 14 Temmuz 2009 - 15:16

genelde tarihi yerler belirtilmiş..
bende eklemek istersem mesela anadolu kavağı muhteşem bir manzara, sanırım ceneviz kalesi olması lazım bana göre bağazın en güsel manzarası ..
ulus parkı da cok hos.ozellıkle aksam saatlerınde bogaza karşı çay içmek..ayrıca ortaköy gecesi ve gündüzü ayrı bir güzel...
doğal güzelliklerdende aklıma gelen ağva ,öğümce,polenezköy ve bahçeköyde ilk aklıma gelenler
şimdilik bukadar. ;)
Ne rüzgarla şişecek yelkeni
Nede yakamozda yolu var
Ufkun bittiği yerde
Bilinmez bir dönencede
Bir denizkızının aşkına

Paramparça

#7 shanel1982

shanel1982

    Yeni Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • Pip
  • 1 İleti

Gönderi Tarihi: 28 Ekim 2010 - 16:00

Bende Istanbulda gezilecek bir yer ekleyebilirim - bu da Yerebatan Sarnıcı Gercekten muthis bir yer. Resimler oranin atmosferini anlatmak icin yetmiyor, kendi gozlerinizle gormeniz gerekiyor

#8 BozBal

BozBal

    Yeni Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • Pip
  • 2 İleti

Gönderi Tarihi: 01 Şubat 2011 - 23:03

Marmara Denizi’nin incilerinden “Büyükada” hem vapur, hem motor hem de deniz otobüsü seferleri ile ulaşımı kolay alternatiflerin başında gelir. Bahar aylarının gelişi ile hareketlenen adalar vapur seferleri ile günün hemen her saati özellikle de hafta sonları İstanbul’dan hareketle minimum yarım saat gibi kısa bir sürede şehri arkada bırakmak mümkün…

#9 Admin

Admin

    Süper Üye

  • ™ Admin
  • 48.771 İleti

Gönderi Tarihi: 02 Nisan 2012 - 05:20

İstanbul İstanbul taşı toprağı altın... :) ha ha ha YSG!
Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf

#10 kaan_bebeto

kaan_bebeto

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 2.999 İleti

Gönderi Tarihi: 02 Nisan 2012 - 10:47

gezilecek yer çok 1 hafta yetmez 1 ayda yetmez Gönderilen Fotoğraf pierr lotti de çay içmeyi unutmayın . Kanuni sultan süleyman türbesi onarımdaydı 2 ay önce gitmişdim . mutlaka süleymaniye camisinden istanbulu seyredin.

                 Yarın Hakkın Divanına Varınca , Karınca Hakkını Alır , Kararınca ...

HAYATTA HERŞEY OLABİLİRSİN , FAKAT MÜHİM OLAN HAYATIN İÇİNDE ''İNSAN'' OLABİLMEKTİR.


#11 SÜNGÜ

SÜNGÜ

    Genç Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPip
  • 224 İleti

Gönderi Tarihi: 30 Mayıs 2012 - 15:43

cezayir sokağı,ortaköy,beyoğlu,b çekmece sahil
eklemelrini yapalım
Ne rüzgarla şişecek yelkeni
Nede yakamozda yolu var
Ufkun bittiği yerde
Bilinmez bir dönencede
Bir denizkızının aşkına

Paramparça

#12 Vizeport

Vizeport

    Yeni Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • Pip
  • 2 İleti

Gönderi Tarihi: 24 Temmuz 2012 - 14:44

En sevdiğim şeylerden birisi o halk çay bahçelerinde (boğazı gören bir tanesinde) sabahları oturmak ve çay içerken simit yemek. Dünyada başka hiç bir yerde olmak istemem bunun dışında...

Neden diye sormayın!


Katılıyorum :) süper bir haz veriyor insana

#13 bonbonomo

bonbonomo

    Yeni Üye

  • Φ Üyeler
  • Pip
  • 13 İleti

Gönderi Tarihi: 28 Eylül 2012 - 13:48

İstanbul da herhangi bir yerden başlayarak gezme aktivitesine başlayabilirsiniz ama asla bitiremezsiniz.

#14 chorock

chorock

    Yeni Üye

  • Φ Üyeler
  • Pip
  • 11 İleti

Gönderi Tarihi: 25 Kasım 2012 - 16:01

İstanbul'da gezilecek yer arayanlar için bir rota hazırladım umarım yardımcı olur.

#15 aldenjhonson

aldenjhonson

    Yeni Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • Pip
  • 1 İleti

Gönderi Tarihi: 03 Temmuz 2013 - 13:35

İstanbul Seyahat rehberi paylaştığınız için teşekkür ederiz, İstanbul'da Eminönü Meydanı'nın güney tarafında Ahmet annesi için, Ahmet Camisi modeline, 1615 yılında başlamış ancak 1663 yılında tamamlanan büyük Yeni Cami, Sultan annesinin Yeni Cami, duruyor.Cami ve bitişik kraliyet dairelerin iç zengin çinilerle dekore edilmiştir. Bugün araba kitap ve İstanbul Havalimanı'nda araç kiralama tasarruf





Cevap ekle