İçeriğe atla


Bitkiler ve Sağlık


Bu başlığa 31 cevap verilmiş

#1 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 07 Mayıs 2008 - 00:45

Gönderilen Fotoğraf...ADAÇAYI: Kalp krizi riskini azaltır. Aşırı terlemeye neden


olan hastalıkları giderir. Kramp, omurilik rahatsızlığı, beze ve sinirsel titremelerde mucize etkileri vardır.

Böcek sokmalarına karşı ısırılan bölgeye adaçayı yaptığını toz olarak uygulamanız önerilir.




Gönderilen Fotoğraf...CEVİZ: Damar koruyucu, ishal kesici, cildi temizleyici,


siğil giderici, mantar hastalıklarında etkili, tümör engelleyici ve bağışıklık sistemini koruyucu özellikleri

bulunmaktadır. Ceviz kanın pıhtılaşmasını önler, kan dolaşımını düzenler… Karaciğer için de çok faydalıdır.



Gönderilen Fotoğraf...IHLAMUR: Gribal enfeksiyonların yanı sıra güzellik ve


ciltteki lekelere karşı da mucize etkileri vardır. Cilt lekeleri için iyice kaynatılıp, leke olan kısma sürülmesi

öneriliyor. Bunun yanında strese karşı da ıhlamuru mutfağınızdan eksik etmeyin...



Gönderilen Fotoğraf...HİNDİBA: Safra kesesi ve karaciğer hastalıklarında

mucizeler yaratır. Kronik karaciğer iltihaplanmalarına karşı tedavi edici özelliği vardır. Şeker hastalığına da

iyi gelmektedir. Bunun yanı sıra deri kaşıntıları ve sivilcelere karşı da şaşırtıcı derecede etkilidir



Gönderilen Fotoğraf...KARABAŞ OTU: Ağrıları dindirir, kalbe kuvvet verir… Özellikle


sigara kullananlar için belirtelim, balgam sökücü özelliği vardır. Uyuşukluk gideren bu bitki zindelik kaynağıdır. Sara ve

beyin hastalıklarının tedavisinde de kullanılır.




Gönderilen Fotoğraf...KEREVİZ: Huysuz ve asabi biri misiniz? Kereviz tüketin.


Sakinleştirici özelliği var. Böbrek için çok yararlı, kanı temizliyor, kilo almayı önlüyor ve cinsel gücü artırıyor



Gönderilen Fotoğraf...KUŞBURNU: Hangi vitamini ararsanız var. Grip ve soğuk


algınlığı için bire bir. Kabızlık için de çare... Yorgunluk ve halsizlik için öneriliyor. Kan yapıcı ve tansiyon düzenleyici

özelliği ile mutfaktan eksik edilmemeli.



Gönderilen Fotoğraf...MAYDANOZ: Bir tutam maydanoz vücudun günlük C vitamini


ihtiyacının tamamını karşılıyor. Toksinleri vücuttan atıyor, kanı temizliyor, kansızlığa, böbrek ve karaciğer rahatsızlıklarına

iyi geliyor...


#2 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 07 Mayıs 2008 - 01:01

Gönderilen Fotoğraf...MEYAN KÖKÜ: Balgam söktürücü özelliği olan bu bitki


mide ülseri tedavisinde kullanılır. Böbreküstü bezlerini çalıştırdığı gibi kramp girmelerinde de çözücü etkisi

vardır. Ayrıca iyi bir kabızlık gidericidir.



Gönderilen Fotoğraf...NAR: Narda bol miktarda antioksidan, C vitamini, demir


ve potasyum var. Bir bardak nar suyunun antioksidan özelliği, iki kadeh kırmızı şarap ve 10 bardak yeşil

çay ile aynı seviyede. Üstelik, bu özellikleri sayesinde kalbi ilaç gibi koruyor.



Gönderilen Fotoğraf...SEMİZ OTU: Uzmanlar, Parkinson tedavisinde hastalarına

mutlaka semiz otu salatası yemelerini öneriyor. Zihin yorgunluğu, sinirlilik ve uykusuzluğa iyi gelir. Kanı temizleyici

özelliği vardır...


Gönderilen Fotoğraf...PELİN OTU: Mideniz ile sorun yaşıyorsanız, gastrit derdiniz


varsa pelin otu birebir... Bu bitki sindirim zor besinlerin hazmını kolaylaştırıyor. Tonik etkisiyle de kan dolaşımını artırarak,

vücuda zindelik veriyor. Bir önemli özelliği ise vücuda sürüldüğünde haşereleri uzaklaştırması...



Gönderilen Fotoğraf...SOĞAN: Mümkün olduğu kadar çiğ tüketin. Zira çiğ


tüketildiğinde mideyi güçlendirir, sindirim sistemini uyarır, idrarı arttırır. Grip, nezle, gırtlak iltihabı ve öksürüğü önleyici

olarak kullanılır


Gönderilen Fotoğraf...ZERDEÇAL: Zerdeçal en etkin ve en yaygın kullanılan


antioksidanlardan biridir. üst solunum yolu enfeksiyonu, astım, bronşit ve sinüzit tedavisinde kullanılır. Kansere karşı

etkilidir. Beyni güçlü tutarak, alzheimerı önler.



Gönderilen Fotoğraf...ZEYTİN: Özellikle zeytinin yağı mucize kaynağı olarak görülür.


Vücudun ihtiyaç duyduğu omega 6 yağ asidine sahiptir. Hücre yenileyici özelliği ile cildi besleyip, güçlendirir... Zeytin ve

zeytinyağı asla mutfaktan eksik edilmemeli, bolca tüketilmeli.



#3 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 27 Ağustos 2008 - 20:02

Gönderilen Fotoğraf...Koklayınca başağrısını geçirir

Yalnızca ´mutfaktaki baharat´ olarak görülemeyecek kadar geniş yelpazedeki hastalıklarda kullanılan çörek otu egzema

ve sedefte kullanılan en eski besin takviyelerinden biri.

Almanya´da ve Mısır´da ilaç olarak kullanımı çok yaygın.

Vücuda dinçlik ve kuvvet veren, bağışıklık sistemindeki düzensizlikten kaynaklanan alerji ve romatizmayı geçiren çörek

otunun en büyük özelliği koklayınca başağrısını gidermesi.

Hazmı kolaylaştırıp, mide ve barsak gazlarını gideren bu şifalı bitkinin tütsüsü nezleye de birebir.

Suyu sivilcelere sürülürse iyi geliyor.


#4 Muziçko

Muziçko

    Yeni Üye

  • Φ Üyeler
  • Pip
  • 84 İleti

Gönderi Tarihi: 31 Ağustos 2008 - 02:39

çok tşkler her şeyın en güzelı doğal olmaları ....
"Her sözümüz dudaklarda gülüş oldu.Dönmek ihtimali yok artık, o gülüşler düş oldu"

#5 suheda_

suheda_

    Deneyimli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPip
  • 956 İleti

Gönderi Tarihi: 26 Kasım 2008 - 14:58

Gönderilen Fotoğraf

DEFNE

• Defne : Terletir, ateşi düşürür. Vücuda rahatlık verir. İdrar ve adet söktürür. İştah açar. Sinir ağrılarını dindirir

• Defne yağı : Lauri expressum Romatizma ağrılarını dindirici ve vücut parazitlerini öldürücüdür. Ayrıca, saç dökülmesini de önler.

• Defne yaprağı : Folium Lauri Terletici, antiseptik ve midevi etkilere sahiptir


Defne, mucize bitki olarak da biliniyor. Defne meyvelerinden elde edilen yağın antiseptik özelliği var. Defne sabunu da işte bu yağdan üretiliyor.

Hakiki defne sabunu, saç dökülmesi ve kepeklenmeye karşı etkili bir ürün. Ayrıca cilde de çok faydalı. Antiseptik özelliğinden dolayı tüm vücut parazitlerine ve mantar hastalığına karşı da faydalı bir ürün olan defne sabununun diğer faydaları ise şöyle sıralanıyor:

- Varisleri rahatlatıyor
- Ergenlik sivilcelerine, saç diplerindeki yara ve tahrişlere karşı çok iyi geliyor
- Derideki gözenekleri açıp rahatlatıyor
- Doğal kokusu ve antiseptik oluşundan dolayı evdeki dolaplarda kullandığınızda haşere barınmasını engelliyor.


Ete, balığa defne


Defne, aromatik bir bitkidir. Kokusu çok hoştur. Defne yaprağı yemeklere lezzet verir. Defne yağı, parfüm sanayisinde kullanılır.

Antalya'da 5 yıldızlı pek çok otel, gelen turistlere defne yaprakları ile hazırlanmış banyolar yaptırarak para kazanır.

Et ya da balık pişirirken tencerenin içine iki adet defne yaprağı attığınızda, yemeğiniz bambaşka bir lezzet kazanır. Boğazdaki lüks balık lokantaları kılıç şiş yaparlar. Kılıç şiş hazırlanırken, şiş’e, kuş başı balığın yanı sıra domates, yeşil biber ve defne yaprağı takarlar. Defne yapraklı kılıç şişin porsiyonu 40-50 liradır.


Bizim İzmir ve Mersin limanlarından, ABD ve AB ülkelerine her yıl 10 bin ton dolayında kurutulmuş defne yaprağı ihraç edilir. Yurt dışına defne yaprağı yetiştirmekte zorlanan ihracatçılar Orman bakanlığından defne ormanları kurmasını istiyorlar.

Türkiye'nin çuvalla üç otuz parnaya ihraç ettiği defne yaprağının 15 tanesi, İngiliz marketlerinde 1.5 pounda satılır. İngiliz hanımları marketten, kutusunu 1.5 pounda aldıkları defne yaprağı ile yemeklerinin lezzetini artırırlar.

İçim Müslüman;
Dışım Türk,

İçim Dışıma Hayran;

Dışım İçime Kurban...


#6 deniz_kizi

deniz_kizi

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 3.219 İleti

Gönderi Tarihi: 26 Kasım 2008 - 15:37

Benim favorim semiz otu harika bir bitki.

Ayrıca çorbası da harika oluyor tavsiye ederim.

Ayrıca bulgurla birlikte yemeğide B) ( okuyanda ben yapıyorum sanar :islik: )

Salataları da harika.

Ben hüzünlerle sevdim şiirleri Ben hüzünlerle büyüttüm kendimi Küçükken gamzelerim vardı benim Büyüdükçe hüzne sattım hepsini.

#7 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 23 Ocak 2009 - 04:02

Benim favorim semiz otu harika bir bitki.

Ayrıca çorbası da harika oluyor tavsiye ederim.

Ayrıca bulgurla birlikte yemeğide B) ( okuyanda ben yapıyorum sanar :islik: )

Salataları da harika.


Peki kim yapiyor deniz_kizi :)

Gönderilen Fotoğraf





Bin Derde Deva Bitki

Miktarı yüksek, içeriğinde şeker ve yağ miktarı oldukça az olan mantar birçok hastalığa deva..

Pamukkale Üniversitesi Mantar Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Kudret Gezer,

mantarın insan vücudu için çok önemli bir besin kaynağı olduğunu belirterek, mantarda bulunan bileşiklerin

'Sarcoma-180' adı verilen tümörlerin gelişmesini yüzde 80 oranında durdurduğunu söyledi.

Protein miktarı yüksek, içeriğinde şeker ve yağ miktarı oldukça az olan mantarın, diyet için de ideal bir besin olduğunu

belirten Yrd. Doç. Dr. Gezer, "Yağ ve karbonhidrat miktarı düşük olduğu için kalp ve damar hastalıklarında tavsiye

edilebilir.

100 gram mantarda bulunan protein oranı, aynı miktardaki sütteki protein ile eşdeğerdir.

Ayrıca 100 gram mantardan alınan 2-5 gram protein, vücutta depolanmadan günlük olarak harcanırken,

100 gram hayvani gıdadan alınan 3-8 gram protein vücutta depolanarak damar çeperinde birikir ve kalp-damar

hastalıklarının sebeplerinden biri olabilir" şeklinde konuştu.



PAÜ Öğretim Üyesi Yrd.Doç. Dr. Kudret Gezer, aynı zamanda sakinleştirici özelliği olan mantarın içeriğindeki folik asitin

kansızlığa da iyi geldiğini kaydederek, "Şeker hastalarının, böbrek ve karaciğer rahatsızlığı olanların mantarı

tüketmelerinde yarar var" dedi.

Pamukkale Üniversitesi Mantar Araştırma ve Uygulama Merkezi (PAÜMMER) laboratuarında misel üretim çalışmaları,

mikroskobik yapı çalışmaları, havalandırma, nemlendirme ve ısıtma sistemlerinden oluşan kontrol sistemleri

uygulanması ve araştırılmasının yapıldığını belirten Gezer, merkezdeki uzmanların, Türkiye'de de yenilebilir

ve yenilemeyen 2 bin 500 mantar çeşidinin bulunduğu dikkate alındığında, merkezin çalışma esasının Türkiye'deki

mantar çalışmalarının eksikliğini gidermesi açısından önemli olduğunu söyledi.



Merkez olarak yaptıkları çalışmalarda Honaz ilçesinde 122, Başkarcı beldesinde de 100'den fazla mantar çeşidine

rastladıklarını ifade eden Yrd. Doç. Dr. Gezer, Buldan, Babadağ ve Denizli dışında Afyonkarahisar

ve Uşak'ta da çalışmalar yürüttüklerini belirti.

Türkiye'de mantar tüketiminin son yıllarda arttığını, bunun nedeninin de, insanların zehirli mantar konusunda

bilinçlenmeye başlaması olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Gezer, vücuda birçok yararı olan mantarın üretiminin

ve tüketiminin artırılması amaçlı projeler geliştirdiklerini kaydetti.

Merkezin halen devam etmekte olan 2'si TÜBİTAK, 2'si üretime yönelik sanayi projesi,

2'si de BAP olmak üzere toplam 6 projesi bulunduğunu kaydeden Gezer, halkın güvenle mantar tüketebilmesi için

kapalı ambalajlarda, Sağlık Bakanlığı onaylı mantar satışının yapılabileceğini söyledi.

Yrd. Doç. Dr. Kudret Gezer kültür mantarının zehirli olmadığını insanların rahatlıkla tüketebileceklerini belirterek,

mantar satın alırken dikkat edilmesi gereken özellikleri şöyle belirtti:

''Taze görünümlü, sıkı dokulu, temiz ve tombul, parlak rengini ve canlılığını yitirmemiş olmalıdır.

Belirli oranda nem içermeli ancak küf kokusu barındırmamalıdır. Pörsümüş, üzerinde yumuşak dokular oluşmuş mantarlar
alınmamalıdır.

Açık krem rengi ve beyaza yakın olan mantarlar satın alınmalıdır.

Mantar ağzı hafifçe kapatılmış, kahverengi karton veya bez torbalar ile cam kaplarda buzdolabında saklanmalıdır


#8 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 12 Şubat 2009 - 20:58

Gönderilen Fotoğraf




Şifalı diye makine yağı kullanmayın...

Her bitkiyi şifalı sanmayın. İşte uyarılar...

Atatürk Üniversitesi Tıbbi ve Aromatik Bitki ve İlaç Araştırma Merkezi Müdürü ve Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi

Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Aslan, alternatif tıpta yaşanan bilgi kirliliğine karşı vatandaşları uyardı.



AKTARLARIN SORUMLULUĞU BÜYÜK


Bitkilerin yanlış kullanımının önüne geçilmesi gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Aslan, ''Bir bitkinin 12 farklı türü olabiliyor.

Hastalığa çare olarak kullanılan bitkinin özelliği iyi bilinmelidir'' dedi.

Aslan, aktarlara büyük sorumluluk düştüğünü ve aktarların sattıkları bitki türleri ve etkilerini iyi bilmemelerinin vatandaşa

zarar verebileceğini belirterek, şunları kaydetti:

''Alternatif tıp, modern tıbbın hastalıklar karşısında istenen çözümü bulamadığı zamanlarda vatandaşların başvurduğu bir

tedavi yöntemidir.

Bitkiler aracılığıyla yapılan ilaç veya merhemlerle, hastalar iyileştirilmeye çalışılıyor.

En önemli sıkıntı ise alternatif tıpta yaşanan bilgi kirliliğidir.

Bu konuda başta biz bilim adamları olmak üzere herkese sorumluluk düşüyor.



''MAKiNE YAĞI SÜRENLER VAR


Zaman zaman bazı vatandaşların, yaptığı ilaç veya merhemin içerisindeki maddeleri söylemeden kendilerinden hastalığa

iyi geldiği yönünde belge talep ettiklerini anlatan Aslan, şöyle devam etti:

''Bir vatandaşımızın bildiğiniz makine yağının basura iyi geldiğini iddia ettiğine bile şahit olduk'' diyen Aslan, şöyle devam

etti:

''Birçok hastalıkta tercih edilen alternatif tıpta kullanılan ürünler, uzman gözetiminde yapılmayan satışlarda tehlikeli

sonuçlar ortaya çıkarabiliyor.

Bazen çok garip iddialarda bulunan vatandaşlarımız da çıkıyor.

Önerimiz her iddiaya inanılmamasıdır.

Biz elimizden geldiğince vatandaşlarımızı bilinçlendirmeye çalışıyoruz.

Vatandaşlarımızdan da destek ve duyarlılık bekliyoruz.''


#9 politika

politika

    Süper Üye

  • Φ Süper Üye -
  • 10.899 İleti

Gönderi Tarihi: 14 Şubat 2009 - 00:54

Sogan basli basina bir alternatif bitki,faydalari saymakla bitmiyor.Icersindeki A,B ve C vitaminlerinin yanisira,Potasyum,Magnezyum,Kalsiyum,Sodyum,Iyot,fosfor ve kükürt mineralleri bakimindan da cok cok zengindir.

Sogan,vücut direncini arttirir ve vücuda kuvvet verir.
Zihinsel ve bedensel yorgunlugu giderir.
Bagirsak sistemini güclendirir.
Yüksek tansiyonu düsürür.
Soguk alginligi,grip,astim ve bronsit gibi hastaliklarda faydalidir.Nefes yollarini acar ve öksürügü keser.
Damar tikanikligini önler.
Kalp ve damar hastaliklari ile kansere karsi koruyucudur.
Kandaki seker seviyesini ayarlayan sogan seker hastalarina faydalidir.
Böbrek agrilarini hafifletir,böbrek kumlarini ve taslarinin dökümesine yardimci olur ve tekrar olusmasini önler.
Mikrop öldürücü etkisi vardir.
Vücuttaki ve kandaki zararli maddeleri vücuttan uzaklastirir.
Yaralarin daha cabuk kapamasina yardimci olur.
Ekzema,dolama gibi cilt hastaliklarina karsi faydalidir.
Karacigerin calismasini düzenler,hazmi kolaylastirir.
Kani temizler.
Sinirleri rahatlatir,bunalima iyi gelir.
Uyku problemi cekenlere faydalidir.
Hafizayi güclendirir.
Ciunsel gücü arttirir.
Kemik erimesine karsi etkilidir.

iste naturel mucize diye buna denir.


saygilarla




SESINI DEGIL, SÖZÜNÜ YÜKSELT,
YAGMURLARDIR BÜYÜTEN BASAKLARI, GÖK GÜRÜLTÜLERI DEGIL...
BIR LAFA BAKARIM LAF MI DIYE,
BIRDE SÖYLEYENE BAKARIM ADAM MI DIYE..
EN BÜYÜK ÖZÜR SEVGISIZLIKTIR...



#10 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 08 Mart 2009 - 01:09

Gönderilen Fotoğraf





Öldüren bu otu sakın yemeyin...


Türkiye'nin hemen her bölgesinde yetişen bu bitki türü ölüme neden olabiliyor...

Türkiye'nin hemen her bölgesinde yetişen bir bitki türü olan ''Baldıran otu''nun yenildiği takdirde

ölümlere neden olabildiği bildirildi...

Prof. Dr. Gürayten Özyurt, ilk çağlardan beri bilinen ‘Baldıran otu’nun filozof Sokrates'ın ölümüne yol açan

bitki türü olduğunu dile getirerek, ''Bitkinin yaprakları maydanoza benzer, gövdesinde kırmızımsı lekeler vardır.

Doğada yol kenarlarında yetişir.

Çoğu kez maydanoz ve Frenk maydanozu ile karıştırılarak yanlışlıkla yenildiğinde, akut zehirlenmelere neden olur'' dedi.

6 gram ağırlığındaki taze yaprağının, bir kişiyi öldürebilecek güçte zehir içerebildiğine dikkat çeken Özyurt,

''Maalesef bu bitki, pazarlarda da satılabiliyor vatandaşlar bu bitkiyi genelde haşlayarak yiyor,

zehirlenmelerden kurtulmalarının nedeni genelde pişirerek yemeleri.



Bitki çok zehirlidir. 2-3 saatte ölüme neden olabilir. Çok dikkat etsinler" dedi.


#11 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 01 Nisan 2009 - 19:38



Gönderilen Fotoğraf...MAYDANOZ: Bir tutam maydanoz vücudun günlük C vitamini


ihtiyacının tamamını karşılıyor. Toksinleri vücuttan atıyor, kanı temizliyor, kansızlığa, böbrek ve karaciğer rahatsızlıklarına

iyi geliyor...



Vitamin deposu maydanoz



Yaprakları A, C ve K vitaminleri, demir, potasyum, kükürt, kalsiyum, magnezyum ve klorin yönünden

zengin olan maydanozun bir tutamının günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşıladığı bildirildi.


Amerikan Diyetetik Derneği'nin Denizaşırı Ülkeler Türkiye Temsilcisi Diyetisyen Selahattin Dönmez,

yaptığı açıklamada, Akdeniz ülkesi bitkisi olan maydanozun bir provitamin A kaynağı olduğunu söyledi.



Dönmez, şu bilgileri verdi:

"Maydanozun yapraklarında uçucu yağlar, protein, klorofil ve glikozit, köklerinde ise uçucu yağ, şeker, müsilaj

ve glikozit vardır. Yaprakları A, C ve K vitaminleri, demir, potasyum, kükürt, kalsiyum, magnezyum

ve klorin yönünden zengin olan maydanozun bir tutamı günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılar" dedi.

Maydanoz suyundaki yüksek klorofil miktarının kandaki alyuvar sayısını arttırarak böbreklerin, karaciğerin,

idrar yollarının temizlenmesine yardım ettiğini bildiren Dönmez, "Sindirim enzimlerini uyararak sindirim

rahatsızlıklarını dindirilmesinde etkilidir.

İnce bağırsaktaki peristaltik hareketleri arttırır.

Mide ve bağırsaklarda gaz birikmesini önler. Toksinlerin vücuttan atılmasını sağlar, kanı temizler.

Kansızlık, mesane iltihaplanması, kum, romatizma, böbrek taşı, tansiyon ve damar sertliğine karşı etkilidir" diye konuştu.

Maydanozun yapraklarının idrar söktürücü olarak da kullanıldığını belirten Dönmez, şöyle devam etti:

Kökleri de aynı özelliklere sahip

"Ayrıca, iltihaplı yaraların iyileşmesine yardım eder. Bazı çalışmalarda adet sancılarının azaltılmasında da

etkili olduğu görülmektedir. Kökleri de aynı özelliklere sahiptir.

Maydanoz C, E vitamini, B grubu vitaminlerden folik asit, A vitamininin öncüsü karotenoidlerden çok zengindir.

Bu nedenle karaciğer hastalıklarına, sarılığa, egzamalara, selülite, romatizmaya, gut hastalığına

ve idrar yolları taşlarına karşı tavsiye edilir.

Maydanoz, demir, potasyum, magnezyum ve kalsiyum gibi minerallerden de zengindir."

Dönmez, maydanozun taze ve iyi yıkanarak tüketilmesine dikkat edilmesi gerektiğini kaydetti.


#12 suheda_

suheda_

    Deneyimli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPip
  • 956 İleti

Gönderi Tarihi: 06 Nisan 2009 - 12:53

.
.
.
Bitki çok zehirlidir. 2-3 saatte ölüme neden olabilir. Çok dikkat etsinler" dedi.


valla onu Radya düşünsün -_- keçinin yediği her otu yiyen o :w00t:
kendisi forumun otçusu bendeniz etçisi olduğuma göre benim endişe edecek durumum yok :whistling:

İçim Müslüman;
Dışım Türk,

İçim Dışıma Hayran;

Dışım İçime Kurban...


#13 Radya

Radya

    Süper Üye

  • Φ Süper Üye
  • 9.716 İleti

Gönderi Tarihi: 06 Nisan 2009 - 16:10

valla onu Radya düşünsün -_- keçinin yediği her otu yiyen o :w00t:
kendisi forumun otçusu bendeniz etçisi olduğuma göre benim endişe edecek durumum yok :whistling:


:ayakvur:
Hayatımda görmedim ben o otu :huh:

Benim keçiler zehirliyse yemez zaten :D Dolayısıyla benim içinde endişe edilecek bir durum yok :lol:

Azıcık karate bilirim:)

twitter.png
 


#14 suheda_

suheda_

    Deneyimli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPip
  • 956 İleti

Gönderi Tarihi: 10 Nisan 2009 - 10:35

:ayakvur:
Hayatımda görmedim ben o otu :huh:

Benim keçiler zehirliyse yemez zaten :D Dolayısıyla benim içinde endişe edilecek bir durum yok :lol:


:D
Sen öyle zannet şekerim o keçilerde pek güvenme, Muhsin Yazıcıoğlunun helikopter enkazının bulunduğu yere kanlı geçitmi ne deniliyordu ya hani o isim nereden geliyormuş biliyormusun?
orada biten bir otu keçiler yiyince zehirlenip ölüyormuşlar ;) buyur işte..
ben sana kaç kez dedim keçinin yediği otu yiyeceğini oturup keçiyi yiyelim diye :P

İçim Müslüman;
Dışım Türk,

İçim Dışıma Hayran;

Dışım İçime Kurban...


#15 Radya

Radya

    Süper Üye

  • Φ Süper Üye
  • 9.716 İleti

Gönderi Tarihi: 15 Nisan 2009 - 09:17

:D
Sen öyle zannet şekerim o keçilerde pek güvenme, Muhsin Yazıcıoğlunun helikopter enkazının bulunduğu yere kanlı geçitmi ne deniliyordu ya hani o isim nereden geliyormuş biliyormusun?
orada biten bir otu keçiler yiyince zehirlenip ölüyormuşlar ;) buyur işte..
ben sana kaç kez dedim keçinin yediği otu yiyeceğini oturup keçiyi yiyelim diye :P


:huh:

Peki yiyelim canım,keçilere de güvenemiyecez artık :lol:

Azıcık karate bilirim:)

twitter.png
 


#16 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 21 Mayıs 2009 - 00:19

Gönderilen Fotoğraf

Bitkiler düşünebilir mi ?

Bitkiler akilsiz mı, değil mi ?

Bilim adamlarının üzerinde kafa yorduğu son konulardan biri de bu. Almanya’nın Bonn Üniversitesi botanik bilimi uzmanlarınca yapılan

araştırmalarsa bu belirsizliğe ışık tutuyor.


Yaklaşık iki yüzyıl önce bitkilerin üremesinin nasıl gerçekleştiği, bitkilerde de erkek ya da dişi sınıflandırılması yapılıp yapılamayacağı tartışılıyordu.


Yapılan araştırmalar bitkilerin cinsel kimlikleri olduğunu ve kendilerine özgü cinsel yaşam sürdüklerini ortaya koydu.

Geçen yüzyıldaysa bitkilerin bir bağışıklık sistemine sahip olup olmadığı tartışıldı.

Bu araştırmalar sonucunda da bitkilerin bir bağışıklık sistemine sahip olduğu, ancak insan ya da hayvanlardakinden farklı işlediği belirlendi.


Bitki bilimi "botanik" uzmanlarının üzerinde kafa yorduğu son soruysa, bitkilerin bir sinir sistemine sahip olup olmadığı…

Bitkiler de bizim gibi bir beyine ve sinirlere sahip mi ?

Çoğu uzmanın bu soruya yanıtı "hayır" iken, Almanya’da yapılan son deneyler aksini ortaya koyuyor…


Mısır kökünde beyin izleri...


Evrim Teorisi" ile bilim ve düşünce dünyasında devrim yaratan İngiliz biyolog Charles Darwin henüz 150 yıl önce

bitkilerin çok sayıda reaksiyon gösterme yeteneğine sahip, komplike varlıklar olduğunu ispatlamıştı.


Ancak bilim adamlarının, bitkisel sinir sistemi ya da botanik nörobiyoloji kavramları hakkındaki tartışmaları günümüze dek devam ediyor.

Son dönemde bilim adamlarını birbirine düşüren başka bir tartışma konusu daha ortaya çıktı.


Zira Bonn Üniversitesi’nden Frantisek Baluska yaptığı araştırmalar sonucunda mısır bitkisinin köklerinde bitkinin beyni olarak kabul

edilebilecek bazı yapılar keşfetti.

Frantisek Baluska, "Floransa’daki bir araştırma grubuyla yaptığımız ortak çalışmalar çerçevesinde, bitkilerin köklerindeki elektrik

akımlarını ve bu yöndeki faaliyetleri ortaya koyduk.


Bu köklerde hayvanların beyin dokusunu oluşturan hücre yapısına benzer oluşumlara rastladık.

Ancak bu konudaki araştırmalar henüz başlangıç safhasında olduğundan bitkiler için ‘beyin’ ifadesini kullanmıyoruz.

Bunun yerine ‘kumanda merkezi’ tanımlamasını tercih ediyoruz." diyor.




"Akıllı" kökler iş başında!


Frantisek Baluska, 90’lı yıllarda Slovakya’dan Almanya’ya burslu olarak gelmiş.

Kendisi şu an Bonn ve Bratislava üniversitelerinde öğretim üyesi olarak görev yapıyor.

Baluska, bitkiler üzerinde yürüttüğü araştırmaları daha anlaşılır kılmak için bilgisayarını açıp, önündeki monitörü işaret ediyor.

Bilgisayar ekranında bitki köklerini gösterir bir şema beliriyor. Frantisek Baluska, önündeki şemadan bitki köklerinin üst kısmında yer alan bölgeyi

göstererek ekliyor:


"Bilgilerin işlenip nakledilmesi görevi gören bir bölge keşfettik.

Bu bölge, sinir hücrelerinin uzantıları olan ve bu hücreler arasında bağlantıyı sağlayan sinapslara benziyor.

Hücre iskeletini oluşturan bu incecik bağlar, küçücük baloncukların, yani veziküllerin müthiş bir hızla -kökün büyüme bölgesinde olduğundan

daha hızlı bir şekilde- iletilmesini sağlıyor.

Bu kısım dışarıdan bakıldığında devre dışıymış, büyümüyormuş izlenimi uyandırıyor.

İşte bu veziküllerin hızlı bir biçimde oluşturulup iletilmesi işlemi sinapsların çalışma prensibiyle birebir örtüşüyor."


Botanik bilimci Frantisek Baluska, bitkilerdeki bilgi işlem sürecinin öncelikle bitki köklerinde oluştuğunu belirtiyor.

Örneğin kökler ışığı ya da zehri algılayabiliyor. Dışarıdan alınan "ışı
k" veya "zehir" verisi, kök uçlarındaki büyüme merkezine iletiliyor.

Buna göre kökler de ne yöne doğru büyüyeceğini belirleyebiliyor.


Bu görüntü, mısır bitkisinin köklerinde bilgilerin işlenip nakledilme şemasını gösteriyor



"İletişim zeka gerektirmez!"


Baluska ve araştırma ekibindeki uzmanların elde ettiği son veriler bitkilerin de bir nevi sinir sistemine sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Ancak araştırmanın ilk sonuçlarına mesafeyle yaklaşan uzmanlar da yok değil.

Uzun yıllardan beri bitkilerin elektrofizyolojisi üzerine araştırmalar yapan Gießen Üniversitesi’nden botanik bilimci Hubert Felle,

bitkilerin elektrik akımları sayesinde dış dünya ile iletişim halinde olduğunu, ancak bunu bir sinir sistemine benzetmemek gerektiğini savunuyor.


Felle, buna örnek olarak bitkilerin baş düşmanlarından yaprak biti ya da tırtıllarla olan iletişimini gösteriyor.

Hubert Felle, "Bitkilerin bulundukları yerden başka bir yere koşup kaçması mümkün değil.

Kaslara, bacaklara sahip değiller. Bu yüzden dışarıdan gelebilecek olası tehlikelere karşı başka bir savunma sistemi kullanmak durumundalar.

Bunu da kısa bir süre içinde, düşmanının işini bozarak yapıyorlar.

Yani ilk saldırıdan yarım ya da bir saat sonra birtakım maddeler salgılıyorlar.

Bu maddeler bitkinin tadını kötüleştiriyor, hatta düşmanı zehirleyebiliyor." diyor.

(Kaynak: Deutsch Welle)


#17 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 22 Mayıs 2009 - 04:45




Gönderilen Fotoğraf...SEMİZ OTU: Uzmanlar, Parkinson tedavisinde hastalarına

mutlaka semiz otu salatası yemelerini öneriyor. Zihin yorgunluğu, sinirlilik ve uykusuzluğa iyi gelir. Kanı temizleyici

özelliği vardır...



Baş ve göz ağrılarına iyi gelir, siğilleri giderir


Onun öz suyu diğer kısımlarına oranla daha yararlıdır.

İÇERİĞİ:
Üçüncü derecede soğuk ve ikinci derecenin sonunda nemlidir.

YARARLARI:
Onda kabız etkisi vardır ve kronik akıntıyı keser. Çok fazla besleyici özelliği yoktur. Safra söktürücü etkisi vardır.

GÜZELLİK: Vücutta oluşan siğillere, üzerleri kazınarak semiz otu sürülürse, yapısal özellikleri dolayısıyla siğilleri giderir.

ŞİŞLER: Sıcak şişlere ve kızarıklıklara dışarıdan sürülürse, bu şikayetler giderilir.

BAŞ ORGANLARI: Eğer semiz otu şarapla karıştırılıp, baş onunla yıkanırsa, baş derisindeki iltihaplı yumuşak şişlere iyi gelir; onları yok eder.

Başın vurmaktan kaynaklanan ağrılarına iyi gelir.

GÖRME: Göz ağrılarına yararlıdır ve göz damlaları terkibine girer; fakat eğer fazla alınırsa, gözde perdelenmeye sebep olur.

SOLUNUM:
Onun öz suyu, büzücü etkisi dolayısıyla kanamayı durdurur.

BESLENME:
Mide iltihaplarına yararlıdır. Şurup halinde ve yakı şeklinde uygulanırsa, karaciğer iltihabına yararlıdır;

safra kusmasını engeller ve şehveti azaltır.

DIŞARI ATAN ORGANLAR: Bağırsak yaralarında lavman yapmakta kullanılır ve safranın bu yolla atılmasını sağlar;

böbrek ve mesane ağrılarına ve yaralarına iyi gelir; ekseriye cinsel arzuyu yok eder; Miskeveyh, onun cinsel arzuyu artırdığını zannetmiştir.

Bu doğruysa, ancak mizacı sıcak ve kuru kişilerde olabilir. O regli dindirir ve rahim yanmasını giderir; kanamalı basur memelerine yararlıdır.

Onun öz suyu bağırsak akıntılarını keser. Semiz otu kavrulup yendiğinde, ishali keser.


Dr. Yaman SÖNMEZ ve Tarihçi Ahmet ALMAZ hazırladı.


#18 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 24 Mayıs 2009 - 21:35


Gönderilen Fotoğraf





Görme sorunlarını yok edip ciğeri temizliyor

Gözdeki görme sorunlarına solunum yollarındaki sorunlara ve ciğerlere ilaç etkisi yapan bir bitki...


Görme gücünü koruyup, görme zaafını giderir. Göğsü ve akciğeri temizler balgam atılmasını kolaylaştırır,

balla karıştırılıp kaynatılırsa göğüs ve kaburga ağrılarını geçirir...




YABANİ KEKİK

Dioscorides, onun bilinen bir drog olduğunu, küçük dikenli bir ağaç olup, bükeyli dalları bulunduğunu, bu dikenlerin onun dalları üzerinde durduğunu söylemiştir.

Bu dikenlerin üzerine pamuk sarılarak fitil yapılır. Dalların etrafında küçük yapraklar vardır.

Dallarının küçük uçlarında pembe çiçekleri vardır.


Çoğunlukla yüksek, kıraç ve çorak yerlerde yetişirler. Kırmızıya çalan beyaz renkte çiçekleri vardır.

Dalları ıdhır-ı izhir (batak sazı) dallarına benzer. Onun çiçekleri yuvarlaktır.


iÇERiĞi

Üçüncü derecede sıcak ve kurudur. Rufus, haşanın (kekik), yarpuz (fudenec) gibi kuruluğunun fazla olduğunu söylemiştir.

YARARLARI

Kekik, eritici ve parçalayıcıdır; donmuş kanı bile eritip, parçalar. Kekik şurubu, kışın soğuktan titremeyi önler.


GÜZELLİK

Siğilleri yok eder.


SOLUNUM


Göğüsü ve akciğeri temizler; balgam atılmasını kolaylaştırır; balla karıştırılıp kaynatılırsa göğüs

ve kaburgaların alt tarafındaki ağrıları iyi eder ve kurutucu etkisi dolayısıyla kan tükürmeyi önler.



GÖRME


Yiyeceklere katıldığında, görme gücünü korur ve görme zaafını giderir. Dioscorides, onun bu etkisine şahit olmuştur.


BESLENME ORGANLARI


Hazım (sindirim) için uygundur. Onun şurubu sindirimdeki bozuklukları (kötü sindirimi) giderir ve iştahı azaltır.


DIŞARI ATAN ORGANLAR


İdrar ve regl söktürür; kurtları döker; 2-4 dirhem ondan içilirse, balgami hıltları temizler; onlar üzerinde ishal etkisi yapar.


PIRASA


Bu bitkiye ‘necitis’ de denir. Onun tohumları üçgen şeklindeki mızrak gibidir. Yaprağı, üçgen şeklinde, mızrak gibi, kandiriyun yapraklarına benzer.


İÇERİĞİ


Harbanın bostani ve yabani türleri vardır. Bostani türün sıcaklığı azdır; yabani türün harareti (sıcaklığı) ikinci derecededir.


YARARLARI

Tazesi, cerahati tedavi eder.



BESLENME


Onun kabuğu, sirkeyle dalak üzerine tatbik edilir ve kuru yaprağı içilirse, dalağın rahatsızlığını giderir.


DIŞARI ATAN ORGANLAR


Özellikle onun yaprağı, mızraklı kandiriyun yaprağı gibi, idrar söktürücüdür.

#19 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 27 Mayıs 2009 - 03:57

Gönderilen Fotoğraf...KEREVİZ: Huysuz ve asabi biri misiniz? Kereviz tüketin.


Sakinleştirici özelliği var. Böbrek için çok yararlı, kanı temizliyor, kilo almayı önlüyor ve cinsel gücü artırıyor




Ağız ve diş sağlığının doğal ilacı


Ağız kokusunu giderip diş hasarlarını gideren bu bitki aynı zamanda karaciğere de iyi geliyor.

Ağız kokusu oluşumunu engelleyen kerevizin faydaları saymakla bitmiyor.

Diş ağrısını gideren, şişleri çözen, öksürüğü geçiren kereviz, karaciğerleri de temizliyor. Dalağı da iyileştiriyor...

Dağda yetişeni, yabanisi, bostanisi, su içinde ve su kenarında yetişeni olmak üzere değişik türleri vardır.

Su kenarında yetişeni, bostani olandan büyüktür; fakat etkisi bostani olan gibidir. Bu türü daha vardır ki,

ona semrinus adı verilir; bostani cinsinden daha büyüktür.

Gövdesi boş (içi) ve dalları beyaza yakın bir renktedir. Kerevizin bölgelere göre de değişen türleri vardır.

DAĞDA YETİŞİR

Kimisi Rumi (Anadolu'da yetişen cinsi), kimisi gayri Rumidir. Fetrasalyun, dağda yetişendir, fakat her dağda yetişen

kereviz, fetrasalyun değildir. Belki kimisi çöl türüdür. Dioscorides, kerevizin çeşitlerinin çok olduğunu söylemiştir.

Cebeli olan (dağda yetişen) kerevizin sapları uzundur ve kökleri incedir.

Onun kökünün dalları ayrılır; dallarının üzerinde başlar vardır; bu başlar haşhaş başına benzer; ancak onunkiler daha

yumuşaktır.

Onun dikdörtgen şeklinde meyveleri vardır; kokuları güzeldir; o sahralarda biter. Ancak dağlarda da yetişir.

Onun meyvesinin ve kökünün etkisi şarapla içildiğinde lezzetli olur mülezziz (kaya maydanozu).

Bunun çölde yetişen kereviz olduğu zannedilir.

Bu çölde yetişen kereviz fetrasalyondur, ancak çölde yetişir; onun tohumu nanhah tohumuna

ve diğerlerine benzer; onun güzel kokusu vardır; kokusu keskindir, diğerlerinden daha keskindir, diğerinden daha

kuvvetlidir. Ondan kereviz daha büyüktür ve insanlara göre, o semernun diye adlandırılır ve semurbiyun denen bostani

kerevizden uzun; daha büyüktür; onun rengi beyaza çalar; yenen uzun gövdesinin içi boştur; onun içinde çizgiler vardır.


Dioscorides'in dediği gibi, bu bitki ağaçların gölgelerinde yetişir. Acemlere göre (İranlılara göre)

o bostani kereviz şeklinde yenir, onun kökü pişirilerek yenir. Kerevizin serniyun denen türü yabanidir.

Onun yaprağı dışa doğru meyillidir ve yaprağın içinde rutubet vardır. ele yapışır (yapışkandır).

O, katıdır; güzel kokuludur. Gövdesi üzerinde taç gibi (ark) yapı vardır; bu, örümceğin oluşturduğu yapıya (taca) benzer.

Sulu olmaz; damağı yakar; onun kabuğu siyahtır, içi sarıdır; beyeza çalar; çöl yerlerde ve tepeler üzerinde biter; onun

kökünün ve kollarının etkisi ısıtıcıdır ve yaprağı tuzla karıştırılıp yenir

KESKİN KOKULU

Yaprağı, bostani olandan daha geniştir ve yaprağının iç kısmı kırmızıya meyillidir ve onun başı benefsecin başı gibidir.

Onda çiçekler vardır ve tohumunun rengi siyahtır, köşelidir ve kabukla kaplıdır; onun kokusu keskindir ve kökü beyazdır;

güzel kokuludur, lezzeti de iyidir; ağır değildir ve ben onun dağ tipini (dağda yetişen kerevizi) Tabaristan'da gördüm.

Onun kökü yerinde birçok kökler vardır.

Onun yarıkları (yırtıkları) vardır; onların boyu cezer (havuç) gibidir ve dalları ufalanırsa (kırılıp, ufalansa), yoğunlaşır

ve ondan kafur suyunun kokusu gibi bir de koku çıkar.

IÇERiĞi

O, birinci derecede sıcak ve ikinci derecede kurudur.

Rufus Ephesus, bostani olanın rutubetli olduğunu söylemiştir; ancak onun kökünün kuru olduğunda herkes hemfikirdir.

YARARLARI

Gaz çözücü, gidericidir; tıkanıklıkları açar; terletici ve ağrı gidericidir.

Yabani olanı, ağrı verir ve yara açar, murabbesi veya çeneği yakıcıdır.

GÜZELLİK

Yabanisi, ağrı verir ve tırnakları kırar ve ekzamalara karşı kullanılır; soğuktan oluşan çatlaklara karşı iyi gelir.

Bostani olanı, ağız kokusunu giderir.

ŞİŞLER

Başlangıcında olan balgabi şişleri çözer ve özellikle de katı ve sıcak şişlere iyi gelir.

Bu kereviz, semriniyun diye adlandırılır.

YARALAR

Yabani kereviz eğer haricen uygulanırsa (yakı yapılırsa), yara yapar.

Bundan dolayı yangılı şişlere ve yaralara iyi gelir ve özellikle yabani semriniyunun yararı vardır.

HAREKET ORGANLARI

Semriniyun, siyatikle ilgili bütün hastalıklara yararlıdır.

BAŞ ORGANLARI

Kereviz, saraya iyi gelmez. Saralının sarasını tahrik edip, artmasına sebep olur.

Kerfis kökü, dişi ağrıyan kişilerin boynuna bağlanırsa, dişinin ağrısını giderir.

GÖRME

Bostani türü, göz ağrıları için kullanılır; bütün pomat cinsi ilaçların terkibine girer.

SOLUNUM

Öksürüğe yararlıdır. Aynı zamanda astıma, nefes darlığına yararlı olur. Kerfis, göğüsteki yangılı şişlere tatbik

edildiğinde, yararlı olur.

BESLENME


Karaciğere ve dalağa iyi gelir; geğirti verir; onun hazmı ve sindirimi zordur. Kereviz tohumu, bulantı yapar.

Her çeşit kerfesin bütün mide hastalıklarına iyi geldiği söylenmiştir.

Ancak, Ephesus bunun böyle olmadığını, muhtemelen kerevizin mideye zararlı olabileceğini, belki de rutubet topladığını

söylemiştir.

Ona göre, kereviz, midede uzun süre kalırsa, bulantı yapar. Ancak Anadolu'da yetişen kereviz, mide için iyidir.

Galenos demiştir ki, kereviz, yemekten sonra ve marulla birlikte yenmelidir.

Kereviz tohumu, vücutta su toplanmasına karşı iyi gelir.

ZEHİRLENME


Semriniyun kökü içilirse, haşarat ısırmasını (sokmasını) karşı yararlıdır. Eğer bostani olan, köküyle birlikte kaynatılır ve

içilirse, öldürücü bir ilaçtır ve hayvan sokmasına yararlıdır; kurşun zehirlenmesi yararlıdır ve tiryakların hıltlarındaki kötü

etkisine karşı yararlıdır. Mercimekle beraber kaynatılıp içilirse, zehirin etkisini kaldırır.

Kerfis yenmesi, akrep sokmasına karşı önlemdir.

DIŞARI ATAN ORGANLAR

İdrar ve regl kanının söktürür. Gebelerde sakıncalıdır. Böbrek, mesane ve rahimde bütün kerfes çeşitleri temizleyici ve

yıkayıcı rol oynar.

Kereviz tohumu ve yaprağı, boşaltıcı değildir; ancak kökünde bu özellik vardır ve dağ kerevizi, idrar zoruna iyi gelir;

özellikle meşimeyi (placenta) dışarı atar.

Yabani semriniyun, rahimi temizler (bu etkisi çok fazladır). Bazıları derler ki cinsel gücü artırır.

Hatta bazılarına göre, kadınlarda sütün kesilmemesi ve cinsel gücün bastırılması için aşırı kerfis yenmesinin önüne

geçmek gerekir. Kerevizin Anadolu'da yetişeni, mesaneye, böbreklere iyidir; makaddaki gazın atılmasını sağlar.


#20 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 03 Haziran 2009 - 00:25

Gönderilen Fotoğraf...Baş ağrısını geçirip, anne sütünü artırıyor

NANE


Yüzyıllardır insanlığa faydalı olan nanenin bilmediğimiz pek çok özelliği İbn-i Sina tarafından gün yüzüne çıktı.

Örneğin; kavrulmuş unla birlikte sürülen nane sivilceleri önlüyor. Sarılık tedavisinde etkili.

Baş ve kulak ağrısını gideren nane, anne sütünü de artırıyor...

SOLUNUM

Solunum yolu kanamalarına iyi gelir. Kadınların göğsüne sürülürse, sütün orada tutulmasına, donmasına sebep olur;

memedeki şişleri giderir.


Mutfakta Kullanılışı:

Değişik türden çorbalarda (mercimek, ezogelin, yayla), yoğurtlu soslarda (cacık, haydari vs.) her türlü salatada,

dolmalarda kullanılır. Limon ile kaynatılıp mide rahatsızlıklarında kullanılabilir.

Çeşitli salatalara kabak havuç, soslar ile serinletici alkolsüz içkilere ve çeşitli bitkisel çayların karışımına katılabilir.




BESLENME ORGANLARI

Mideyi güçlendirir ve onu sağlıklı kılar; hıçkırığı sakinleştirir; sindirime yardımcı olur.

Balgamı ve kanlı kusmaları engeller; özellikle içildiğinde, sarılığın tedavisinde etkili olur.


ŞİŞLER

Kavrulmuş unla birlikte sivilceler üzerine tatbik edilir. Nane, pelin otuna benzemez, çünkü fudanecde ekşilik yoktur.

Nanede eritici, ısıtıcı, hastalık nedenini uzaklaştırıcı özellikler vardır.




Estetik Açıdan:



Yağlı ve gözenekleri genişlemiş ciltler için 30 gr. nane 1/2 litre kaynar suda demlendirilir,

bir parça pamukla yüze sürülür. Aynı çay boğaza gargara olarak kullanılır.

Diş macunlarının yapımında naneden yararlanılır.

BAŞ ORGANLARI


Nane, alna haricen tatbik edilirse, baş ağrısını (suda) giderir. Özellikle arpa bulamacıyla (çorbasıyla)

birlikte verildiğinde yararlı olur.

Onunla dilin sertliği de giderilir. Onun öz suyu kratin (safran) ile karıştırılıp, kulağa damlatılırsa, kulak ağrısına iyi gelir.

ZEHİRLENME

Kuduza karşı etkilidir; özellikle tohumunun bu etkisi vardır.

YARARLARI

Isıtıcı ve kabız gücü vardır. İhtiva ettiği maddeler yenebilen sebzelere göre daha hafiftir.

Birkaç nane dalı sütün içine konsa, sütün ekşimesini önler. Öz suyu sirkeyle birlikte içilse, karın içi kanamalarını dindirir.

DIŞARI ATAN ORGANLAR


Gaz yaptığından cinsel güç için uygundur. Bostani olan gaz yapar ki, bu özellik pelin otunda yoktur.

Nane, meniyi artırır veya güçlendirir. Bağırsak kurtlarını öldürür.

Eğer cinsi münasebetten önce fitil şeklinde alınırsa, hamileliği önler.

Eğer birkaç dalı nar tanesiyle birlikte yenirse, mide ekşimesini engeller.


#21 Misafir_Yakisikli_*

Misafir_Yakisikli_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 03 Haziran 2009 - 01:08

Sayin Birce

Zaten ilaclar bitkilerden yapiliyor, daha dune kadar hemen hemen butun ilaclar bitkilerden yapiliyordu henuz daha yeni yeni sentetik ilaclar yapilmaktadir... ama sanirim halk daha yeni yeni bilinclenmekte desek daha dogru olur..
Saygilar

#22 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 06 Temmuz 2009 - 03:49

Gönderilen Fotoğraf



LİMON: HER DERDE ÇARE HER EVE LAZIM

Limonun sertliği diğer kısımlardan zayıftır, utruc diye bilinen bitkinin kabuğundan elde edilen yağ güçlüdür ve bütün

kısımlardan elde edilen yağlardan daha etkilidir.



İÇERİĞİ

Limonun kabuğu birinci derecede sıcak, ikinci derecenin sınırlarında kurudur. Onun etki kısmı birinci derecede sıcak

ve aynı derecede nemlidir. Bazıları, onun birinci derecede soğuk rutubetli olduğunu ve soğukluğunun daha çok olduğunu

söylerler. Onun ekşiliği üçüncü derecede soğuk ve kurudur; onun tohumları birinci derecede sıcak ve üçüncü derecede

kurudur.



YARARLARI

Limon, şişirtici, kabartıcı etkiye sahiptir ve yaprakları bu etkiyi gidericidir, çiçeği yapraklarından daha yumuşaktır

ve onun ekşiliği kabız yapar. Safrayı giderir ve onun tohumu, kabuğu eritici, çözücüdür.

Eğer onun kabuğu elbiselerin içine konursa, güvelere karşı korur; kokusu havayi temizler;

havayı bastırıp deodorant etkisi gösterir ve vebaya (salgın hastalıklara) karşı korur.



GÜZELLİK

Ekşi limon, cildi parlatır, sivilce ve ciltteki lekeleri giderir. Onun kabukları ayıklanıp yıkanırsa

ve merhem haline getirilirse, lepra (lepra vulgaris) ve ağız kokusuna iyi gelir; onun şişmanlatıcı etkisi vardır;

onun kabuğu ağız kokusuna iyi gelir.


ŞİŞLER

Ekşi limon temreye yararlıdır.



HAREKET ORGANLARI


Onun yağı, gevşekliğe iyi gelir; eğer yağı kabuğundan ayrılırsa, felce iyi gelir ve ekşisi sinirlere zararlıdır.




BAŞ ORGANLARI

Limon, yüz felcine iyi gelir; pişmiş limon ağız kokusunu gerçekten giderir.



GÖRME


Ekşi Limon ile hazırlanan damlalar gözün sarılığına iyi gelir.


SOLUNUM


Ekşi limon, sıcak (sıkıntılı) kalp çarpıntısını giderir ve meramalatı boğaz ve akciğere çok yararlıdır.

Lakin ekşi limonun göğüste kötü etkisi vardır ve limonun sütü sirke ile pişirilirse ve ondan yarım şekerle

(4 onz tıbbi ölçü, sıvı ölçüsü olarak 6 onz, 2 ölçü küçük kaşık) içilirse, sülük denen hayvanı öldürerek vücuttan

atılmasını sağlar.

BESLENME

Onun eti mideye zararlıdır, ekşime yapar. Marmelatı yenmelidir veya marmelatı balla birlikte



yemek uygundur; bu şekilde yenirse, hazmı kolaylaştırır ancak yine de fazla yenmemelidir.

Ancak, onun yaprağı mideyi ve bağırsakları kuvvetlendirir ve onun çiçekleri ve kabuğu eğer yemek pişirilirken

içine katılırsa, sindirime yardımcı olur. Kabuğun kendisi pişirilmeyip, öylece yenirse, hazmedilmez.

Onun kabuğunun pişmişi kusmayı önler. Onun ekşi suyu mide cidarına yararlıdır.

Ekşi limon sarılığa da yararlı olur. O, safravi kusmayı önler ve açıcı etki gösterir.

Limon kullanılacaksa, ondan önce ve sonra hiçbir şey yenmemesi gerekir.



D
IŞARI ATAN ORGANLARI


Limonun etli kısmı, kulunç ağrısına sebep olur. Ekşi limon, karına kötü etki yapar; safravi ishale faydalıdır; çekirdeği

(tohumu) basur memelerine yararlıdır.

Onun çekirdeğinde güçlü bir müshil etkisi vardır ve ekşi öz suyu kadınlardaki aşırı cinsel isteği teskin eder.


ZEHİRLEME


Onun çekirdeklerinden 2 dirhemi kaynamış şuruplu veya sıcak suyla kullanıldığında, bütün zehirlenmelere karşı etkilidir.

Özellikle, akrep zehirlerine karşı ağız yoluyla (oral yolla) veya akrebin soktuğu yere merhem şeklinde uygulanırsa,

faydası görülür. Kabuğu da aynı etkiyi gösterir.

Şurup şeklinde, yılan sokmalarına karşı ağız yoluyla alınırsa yararlıdır; aynı zamanda,

kabuğunun merhemi de (hayvanın soktuğu yere tatbik edilirse) yararlı olur.,


Dr. Yaman SÖNMEZ ve Tarihçi Ahmet ALMAZ

#23 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 10 Temmuz 2009 - 02:34

Gönderilen Fotoğraf...Oğul Otu

Bu ot ne sıkıntı bırakıyor ne de gerginlik

Beyin, kalp, rahim ve sindirim sistemi üzerinde koruyuc, spazm çözücü, hazmı kolaylaştırıcı, bağırsak

gazlarını giderici özelliğine sahip...



İbni Sina'nın kitabında ''oğul otunun kalbi ferahlandırdığı, kalbe verdiği kuvveti kırmızı yakutun fiiline muadildir''

diye övdüğü melisa ya da diğer adıyla oğul otu, özellikle mevsim geçişlerinde etkisini artıran depresyon,

huzursuzluk ve sıkıntıları gidermek için kullanılıyor.

İşte hiçbir yan etkisi bulunmayan melisanın faydaları ve tıbbi özellikleri:

Beyin, kalp, rahim ve sindirim sistemi üzerinde koruyucu kuvvetlendirici, spazm çözücü, ruhsal

ve fiziksel sakinleştirici, hazmı kolaylaştırıcı, bağırsak gazlarını giderici, terlemeyi önleyici, bağırsak parazitlerini

düşürücü, sinir krizleri, depresyon kulak çınlaması, baygınlık, baş dönmesi, kansızlık, yara iyileştirici, mikrop

öldürücü, aşırı gerginliğin getirmiş olduğu sinir krizlerine, depresif huzursuzluklara, istem dışı kasılmalara,

hafıza zayıflığına karşı çok etkili.



Melisa sadece hastalıklarda değil, saç ve cilt bakımında da kullanılıyor.

Yıpranmış, cansız, ve güçsüz saçları iyileştiriyor.

Yağlı ciltler için temizleme maskelerinde, yaşlanmış ve yıpranmış ciltler için yenileyici kremlerde de kullanılıyor.


#24 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 15 Temmuz 2009 - 03:19

Donmuş kanı bile eritip, parçalar
Eritici ve parçalayıcıdır. Kışın soğuktan titremeyi önler.

İdrar ve regl söktürür, balgami hıltları temizler...


Görme gücünü koruyup, görme zaafını giderir.

Göğsü ve akciğeri temizler balgam atılmasını kolaylaştırır, balla karıştırılıp kaynatılırsa

göğüs ve kaburga ağrılarını geçirir...


Gönderilen Fotoğraf..YABANİ KEKİK




Dioscorides, onun bilinen bir drog olduğunu, küçük dikenli bir ağaç olup, bükeyli dalları bulunduğunu,

bu dikenlerin onun dalları üzerinde durduğunu söylemiştir.

Bu dikenlerin üzerine pamuk sarılarak fitil yapılır. Dalların etrafında küçük yapraklar vardır.

Dallarının küçük uçlarında pembe çiçekleri vardır.



Çoğunlukla yüksek, kıraç ve çorak yerlerde yetişirler. Kırmızıya çalan beyaz renkte çiçekleri vardır.

Dalları ıdhır-ı izhir (batak sazı) dallarına benzer. Onun çiçekleri yuvarlaktır.



İÇERİĞİ



Üçüncü derecede sıcak ve kurudur. Rufus, haşanın (kekik), yarpuz (fudenec) gibi kuruluğunun fazla olduğunu söylemiştir.



YARARLARI



Kekik, eritici ve parçalayıcıdır; donmuş kanı bile eritip, parçalar. Kekik şurubu, kışın soğuktan titremeyi önler.



GÜZELLİK



Siğilleri yok eder.



SOLUNUM



Göğüsü ve akciğeri temizler; balgam atılmasını kolaylaştırır; balla karıştırılıp kaynatılırsa göğüs

ve kaburgaların alt tarafındaki ağrıları iyi eder ve kurutucu etkisi dolayısıyla kan tükürmeyi önler.



GÖRME



Yiyeceklere katıldığında, görme gücünü korur ve görme zaafını giderir.
Dioscorides, onun bu etkisine şahit olmuştur.




BESLENME ORGANLARI


Hazım (sindirim) için uygundur.
Onun şurubu sindirimdeki bozuklukları (kötü sindirimi) giderir ve iştahı azaltır.




DIŞARI ATAN ORGANLAR

İdrar ve regl söktürür; kurtları döker; 2-4 dirhem ondan içilirse, balgami hıltları temizler; onlar üzerinde ishal etkisi yapar.


Dr. Yaman SÖNMEZ ve Tarihçi Ahmet ALMAZ

#25 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 18 Temmuz 2009 - 17:58

Gönderilen Fotoğraf


SUMAK





Kanamaya ve ishale iyi geliyor



Kanamayı durduruyor. İshal ve bağırsak yaralarına iyi geliyor.



Horasan ve Şam'da yetişen türleri vardır. Şami olan, Horasani olandan daha küçüktür; kırmızı mercimek gibidir ve o,

akasyanın ve gülün etkili olduğu alanlarda etkili olur.

Sumak, suyla kaynatılıp, bal kıvamına getirildiğinde, hadadın etkili olduğu alanlarda da etkili olur.




İÇERİĞİ



İkinci derecede soğuk ve üçüncü derecede kurudur.




YARARLARI



Kabız, takviye edici, durdurucu yararları vardır. Sirkeden daha çok derinlere nüfus edebilir. Kanı dindirir; hatta bir kavim,

eğer kanaması olan kişinin boynuna sumak asılırsa, kanamayı durdurduğunu söylemiştir.

Sumak, safranın iç organlara akışını engeller.




GÜZELLİK




Pişmiş sumak, koyu renk tüylerin rengini açar.




ŞİŞLER



Şişlerin üzerine yakı şeklinde tatbik edilir; kızarmayı ve şişi önler. Dolamaya (dahis) iyi gelir.

Şişlerin büyümesini engeller.




HAREKET ORGANLARI



Pişmişi ile şişmemiş yaralar yıkanır.



BAŞ ORGANLARI



Kulak iltihabını (akıntısını) engeller. Eğer sumağın zamkı çürük dişler üzerine konursa, ağrısını teskin eder.




BESLENME



Mideyi sıvayarak, kuvvetlendirir; susuzluğu, ekşiliği giderir ve safravi kusmayı teskin eder.




DIŞA ATAN ORGANLAR



Tutucu özelliği vardır; regl tutar, hapseder ve kanamayı dindirir ve rahim ülserini (kötü huylu iltihaplı yaraları) engeller.

Dizanteri, rahim akıntıları ve basur için lavman şeklinde uygulanır.



Eğer yiyecekler içine konursa, kronik ishali, bağırsak yaralarını ve bir çeşit karaciğer hastalığı veya boyundaki kernebi

ve midedeki düzensizliği giderir.




Cevap ekle