İçeriğe atla


Karanlık Şeyler Söylüyorum


Bu başlığa 240 cevap verilmiş

#1 ELiFLE

    Genç Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPip
  • 201 İleti

Gönderi Tarihi: 15 Mart 2008 - 23:22


Orpheus gibi ölümü çalışıyorum
hayatın tellerinde
yeryüzünün güzelliğine karşı
ve göğü yöneten gözlerine
yalnızca karanlık şeylerdir söyleyebildiğim.

Unutma, o sabah
henüz ıslakken çiğden yattığın yer
ve karanfil uyurken yüreğinin üstünde
sen de birdenbire görmüştün
kara ırmağı
yanı başında akıp giden.

Suskunun telleri gerilmiş
kan dalgaları üstüne,
inleyen yüreğini kavradım ben;
gecenin gölge saçlarına
dönüştü saçların,
karanlığın kara kar taneleri
yağdılar yüzüne
Ve ben senin değilim
yakınmadayız ikimiz de.

Fakat Orpheus gibi biliyorum
ölümün yanında hayatı
senin her vakit için kapalı gözlerin
bende bakıyor mavi mavi.

Ingeborg Bachmann

#2 ELiFLE

    Genç Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPip
  • 201 İleti

Gönderi Tarihi: 16 Mart 2008 - 19:10

ACI
Ve bir kadın, "Bize acıdan bahset" dedi.
Ve o cevap verdi:
"Acınız, anlayışınızı saklayan kabuğun kırılışıdır.

Nasıl bir meyvenin çekirdeği,
kalbi güneş'i görebilsin diye
kabuğunu kırmak zorundaysa,
siz de acıyı bilmelisiniz.

Ve eğer kalbinizi,
yaşamınızın günlük mucizelerini
hayranlıkla izlemek üzere açarsanız,
acınızın, neşenizden hiç de
daha az harikulade olmadığını göreceksiniz;

Ve kırlarınızın üstünden
mevsimlerin geçişini kabul ettiğiniz gibi,
aynı doğallıkla, kalbinizin mevsimlerini de
onaylıyacaksınız.

Ve kederinizin kışını da,
pencerenizden huzur içinde seyredeceksiniz.

Acılarınızın çoğu sizin tarafından seçilmiştir.

Acınız, aslında içinizdeki doktorun,
hasta yanınızı iyileştirmek için
sunduğu "acı" ilaçtır.

Doktorunuza güvenin
ve verdiği ilacı sessizce ve sakince için;

Çünkü size sert ve haşin de gelse,
onun elleri,
"Görülmeyen"in şefkatli elleri
tarafından yönlendirilir.

Ve size ilacı sunduğu kadeh
dudaklarınızı yaksa da,
O'nun kutsal gözyaşlarıyla ıslanmış
kilden yapılmıştır."

Halil CİBRAN

#3 ELiFLE

    Genç Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPip
  • 201 İleti

Gönderi Tarihi: 17 Mart 2008 - 07:08

DÜŞÜN SONU
Yeniden başlayamaz artık bu gövde
Gözlerine dokunulduğunda bir yığın toprağın
canlılığını duyar biri. Tan ağırtısında da
kendisini susturamayan topraktır o
Ölü bir gövdedir o bir çok uyanıştan
kalan ama

Hergün yaşama başlayacak gücümüz yok
Toprağın önünde, suskun bir gök altında
bir yeniden uyanışı bekliyerek. Şaşırtıyor biri
bunca yoruculuğuna tan ağırtısının
Bir iş yerine getiriliyor bu yeniden uyanışlar içinde
Ama sadece ileri bir işe heyecan yüklemek
ve yaprağı bir kez uyandırmak için yaşıyoruz
Ve kimi kez oraya erişip sonra bizle birlikte
suskunluğa dönüyor
Kımıldanmazdı yüz hafifçe dokunsaydı el
yaşayan el duyuyor dokunulan yaşamı
Bu soğuk tan ağartısında donan toprağın
soğuğu değilse gerçekten belkide yeniden uyanıştır
ve tan ağartısında susan varlıklar
sözcükler söylerler yine. Ama elim titriyor
Ve tüm varlıklar kımıltısız ele benziyor
Bir zamanlar kuru bir acı
ve ışığın kasılmasıydı tan ağırtısında uyanmak
Ama yine de bir özgürlüğe kavuşmaydı
Toprağın verimsiz sözcüğü kısa bir an sevinçliydi
Ve yine orada dönmekti ölüm. Şimdi toprağa
dönmeyen gövde bir çok yeniden uyanışı bekliyor
Ondan sözetmiyor kaskatı dudaklar da
Cesare Pavese

#4 ELiFLE

    Genç Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPip
  • 201 İleti

Gönderi Tarihi: 20 Mart 2008 - 18:16

Yitik Mektuplar
Benim için yazdıkları ne varsa
görmez gibi okuyorum geçerken,
bana yöneltilmemiş gibi
o haklı ya da kıyıcı sözler.
Yadsıdığım falan yok
iyi gerçeği, kötü gerçeği,
bana sunmak istedikleri elmayı
ya da almış bulunduğum zehirli gübreyi.
Başka şeyden söz ediyorum.
Tenimden, saçlarımdan,
dişlerimden,
yandığım şeyden mutsuz saatlerde:
gövdemle gölgemden söz ediyorum.



Niçin diye sordum kendime, sordular bana,
sevgisi de, sessizliği de olmayan başka biri
açar çatlağı ve bir çiviyle
vura vura
ulaşır tere, oduna,
taşa ya da gölgeye
bunlar öz varlığımken benim?

Niçin uzaktan gördüğüm dokunur bana,
ben ki varolmayanım, çıkmayanım,
dönmeyenim,
kuşları alfabenin ah neden korkutur
gözlerimi, tırnaklarımı?


Eli mi sevindirmeli, kendim mi olmalıyım?
Kimin oluyorum ben?
Nasıl rehine verdiler gücümü
her şeyimden oluncaya dek? .
Niçin sattım kanımı?
Sahipleri kimler kuşkularımın, ellerimin,
acımın ya da egemenliğimin?

Korkuyorum arasıra
uzak ırmağın yanında yürümekten,
korkuyorum, bakmaktan yanardağlara
ki her zaman tanıdım, onlar da beni tanır:
belki yukarıda, aşağıda
beni inceliyor şimdi su·, ateş:
açmadığımı düşünüyorlar gerçeği daha,
bir yabancı olduğumu.

Böylece, üzüntü içinde,
okuyorum üzüntüden daha iyisinin belki de
görünmeyenle ilişki kurmak, onun öfkesi
ya da ondan haber gelmesi olduğunu.
Ama biliyorum ki
bütün bu sözler
ayırabilecekti beni yalnızlıktan.
Ve durmadım üzerlerinde, geçtim
kızmadan kendime, yasdımadan kendimi,
sanki bunlar yazılan
mektuplarmış gibi başkalarına,
hem bana benzeyen hem de uzak
olanlara benden, evet, yitik mektuplar.
Pablo Neruda

#5 frozen

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 7.476 İleti

Gönderi Tarihi: 20 Mart 2008 - 23:15

ne kadar güzel şiirler bunlar.. :clover:

#6 ELiFLE

    Genç Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPip
  • 201 İleti

Gönderi Tarihi: 20 Mart 2008 - 23:43

İletiyi Görüntülefrozen, 03-21-2008, 00:15 tarihinde, dedi ki:

ne kadar güzel şiirler bunlar.. :clover:
Begenmenize sevindim,hayati güzel anlatan sairlerden güzel anlatimlar...

#7 ELiFLE

    Genç Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPip
  • 201 İleti

Gönderi Tarihi: 21 Mart 2008 - 14:06

Bir Süre Sonra
Bir süre sonra,
bir eli tutmakla, bir ruhu zincirlemek arasındaki
ince farkı öğrenirsin,

Ve aşkın yaşlanmak,
birlikte olmanın da güvende olmak
anlamına gelmediğini öğrenirsin.

Ve öpücüklerin sözleşme
ve hediyelerin de vaat olmadığını
öğrenmeye başlarsın.

Ve yenilgileri
başın dik ve gözlerin açık karşılamaya başlarsın,
bir çocuğun üzüntüsü ile değil,
bir yetişkinin zarafeti ile...



Ve herşeyi,
bugünü düşünerek yapmayı da öğrenirsin,
çünkü yarın ile ilgili herşey belirsizdir.

Bir süre sonra güneş ışığının
yakıcı olduğunu öğrenirsin,
eğer fazla maruz kalırsan.

Bu yüzden
başka birisinin sana çiçek getirmesini beklemeden
kendi bahçeni yarat
ve kendi ruhunu kendin süsle.

Ve göreceksin ki dayanıklısın
ve kuvvetlisin
ve değerlisin...

Veronica A. SHOFFSTALL

#8 ELiFLE

    Genç Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPip
  • 201 İleti

Gönderi Tarihi: 24 Mart 2008 - 20:36

Neyi yasamak istiyorsan onu yasa

Öyle bir hayat yasiyorum ki,
Cenneti de gördüm,cehennemi de
Öyle bir ask yasadim ki,
Tutkuyu da gördüm,pes etmeyi de
Bazilari seyrederken hayati en önden,
Kendime bir sahne buldum oynadim
Öyle bir rol vermisler ki,
Okudum okudum anlamadim
Kendi kendime konustum bazen evimde,
Hem kizdim hem güldüm halime,
Sonra dedimki "söz ver kendine"
Denizleri seviyorsan,dalgalari da seveceksin,
Sevilmek istiyorsan,önce sevmeyi bileceksin
Ucmayi seviyorsan,düsmeyi de bileceksin.
Korkarak yasiyorsan,yalnizca hayati seyredersin.
Öyle bir hayat yasadim ki,son yolculuklari erken tanidim
Öyle cok degerliymis ki zaman,
Hep acele etmem bundan, anladim.
Friedrich Nietzsche

#9 ELiFLE

    Genç Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPip
  • 201 İleti

Gönderi Tarihi: 31 Mart 2008 - 22:58

ÖLÜM GELECEK VE SENİN GÖZLERİNLE BAKACAK

Ölüm gelecek ve senin gözlerinle bakacak -
sabahtan akşama dek, uykusuz,
sağır, eski bir pişmanlık
ya da anlamsız bir ayıp gibi
ardını bırakmayan bu ölüm.
Bir boş söz, bir kesik çığlık,
bir sessizlik olacak gözlerin:
Böyle görünür her sabah
yalnız senin üzerinde
kıvrımlar yansıtırken aynada.
Hangi gün, ey sevgili umut,
bizler de öğreneceğiz senin
yaşam olduğunu, hiçlik olduğunu.

Herkese bir bakışı var ölümün.
Ölüm gelecek ve senin gözlerinle bakacak.
Bir ayıba son verir gibi olacak,
belirmesini görür gibi
aynada ölü bir yüzün,
dinler gibi dudakları kapalı bir ağzı.
O derin burgaca ineceğiz sessizce.
Cesare Pavese


#10 ELiFLE

    Genç Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPip
  • 201 İleti

Gönderi Tarihi: 31 Mart 2008 - 23:01

ACI
Sokaklarda dolaşacağım yorgunluktan tükenene dek
yalnız yaşamayı bileceğim ve geçen her yüzün
gözlerine gözlerimi dikmeyi ve aynı kalmayı
Damarlarımda beni aramaya çıkan bu serinlik
sabahları hiç böylesine gerçek olarak yaşamadığım bir
uyanış. Yalnızca kendimi bedenimden daha güçlü duruyorum
ve sabahıma daha soğuk bir titreme eşlik ediyor

Yirmi yaşında olduğum sabahlar uzak
Ve yarın yirmi bir yarın sokaklara çıkacağım
her taşı ve göğün çizgilerini anımsıyorum
Yarından sonra insanlar beni yeniden görmeye başlayacak
ve ayağa dikilmiş olacağım ve durup
vitrinlerde kendime bakabileceğim. Bir zamanların sabahları
gençtim ve bunu bilmiyordum geçenin ben olduğumu
bile bilmiyordum bir kadın kendi kendisinin
efendisi. Bir zamanlar ki zayıf çocuk
yıllar süren bir ağlayıştan uyandı
şimdi sanki o ağlayış hiç olmamış gibi

Ve yalnızca renkleri algılıyorum. Renkler ağlamıyor
bir uyanış gibi yarın renkler
dönecek Her kadın sokağa çıkacak
her beden bir renk çocuklar bile
Açık kırmızı giyinmiş bu beden

onca solgunluktan sonra kendi hayatına yeniden kavuşacak
Çevremde bakışların kaydığını hissedeceğim
ve kendim olduğumu bileceğim: bir bakış fırlatarak
kendimi insanlar arasında göreceğim. Her yeni günle
yollara çıkacağım renkleri arayarak.

Cesare Pavese


#11 Yayamaz Kayımca

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 3.515 İleti

Gönderi Tarihi: 02 Nisan 2008 - 02:59

İŞARET ATEŞİ

Burada, adanın denizlerin ortasında çıkıverdiği,
bir kurban taşı gibi birdenbire yükseldiği yerde,
burada, kara göklerin altında tutuşturuyor
Zerdüşt koca ateşini,
yollarını kaybetmiş gemicilere işaret ateşi,
bir cevap verebileceklere soru işareti...

Beyaz-gri karınlı bu alev
-arzulaması yalıyor soğuk uzaklıkları,
hep daha arı yüksekliklere uzatıyor boynunu-
sabırsızlıkla dikelmiş bir yılan:
bu işareti takıyorum kendi kendime.
Benim ruhumdur bu alev:

Kanmazca susuz hep yeni uzaklıklara,
durgun yalazını fırlatıyor, yukarlara.
Ne demeğe kaçtı Zerdüşt hayvandan da insandan da?
Ne demeğe bıraktı sağlam karaları?
altı yalnızlığı tanımıştı bile
ama yetmedi ona denizin yalnızlığı,
ada bıraktı tırmansın, tepe bıraktı yansın, alev olsun,
bir yedinci yalnızlığı, yukarıya,
attı şimdi oltasını arayışla,
Ey yollarını kaybetmiş denizciler! Ey sönmüş yıldızların artıkları!
Siz ey geleceğin denizcileri! Ey keşfedilmemiş gökler!

İşte atıyorum bütün yalnızlara oltamı:
bir cevap verin alevin sabırsızlığına,
yakalayın bana, yüksek dağlarda bekleyen balıkçıya
yedinci, sonuncu yalnızlığımı!


Friedrich NİETZSCHE



Alıntıların çok hoş..kolay gele ELİFLE.......

#12 ELiFLE

    Genç Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPip
  • 201 İleti

Gönderi Tarihi: 03 Nisan 2008 - 10:22

İletiyi GörüntüleYayamaz Kayımca, 04-02-2008, 02:59 tarihinde, dedi ki:

İŞARET ATEŞİ

Burada, adanın denizlerin ortasında çıkıverdiği,
bir kurban taşı gibi birdenbire yükseldiği yerde,
burada, kara göklerin altında tutuşturuyor
Zerdüşt koca ateşini,
yollarını kaybetmiş gemicilere işaret ateşi,
bir cevap verebileceklere soru işareti...

Beyaz-gri karınlı bu alev
-arzulaması yalıyor soğuk uzaklıkları,
hep daha arı yüksekliklere uzatıyor boynunu-
sabırsızlıkla dikelmiş bir yılan:
bu işareti takıyorum kendi kendime.
Benim ruhumdur bu alev:

Kanmazca susuz hep yeni uzaklıklara,
durgun yalazını fırlatıyor, yukarlara.
Ne demeğe kaçtı Zerdüşt hayvandan da insandan da?
Ne demeğe bıraktı sağlam karaları?
altı yalnızlığı tanımıştı bile
ama yetmedi ona denizin yalnızlığı,
ada bıraktı tırmansın, tepe bıraktı yansın, alev olsun,
bir yedinci yalnızlığı, yukarıya,
attı şimdi oltasını arayışla,
Ey yollarını kaybetmiş denizciler! Ey sönmüş yıldızların artıkları!
Siz ey geleceğin denizcileri! Ey keşfedilmemiş gökler!

İşte atıyorum bütün yalnızlara oltamı:
bir cevap verin alevin sabırsızlığına,
yakalayın bana, yüksek dağlarda bekleyen balıkçıya
yedinci, sonuncu yalnızlığımı!


Friedrich NİETZSCHE



Alıntıların çok hoş..kolay gele ELİFLE.......


Tesekkür ederim sevgili Yayamaz Kayimca...Sizinde paylastiginiz siirler cok güzel ve anlamli,sevgiler...

#13 ELiFLE

    Genç Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPip
  • 201 İleti

Gönderi Tarihi: 03 Nisan 2008 - 11:02

KESKE HIC...!


Ayazdım, azdım... Azıksızdım
İçimde sırasına koşan şiirler vardı
Zamansız çalmasaydın kapımı
Esmer gülüşünle mıh çakmasaydın günlerime
gelmeseydin

Zift ile karıyordu kendini gece
Gitmek uçurum, dönmek aramamanın yalvarısı
Vazgeçmek senden, pişman olmak
Yarını göremeyenlerin kör tanrısıyla zar atmaktı
gelmeseydin

Sarışın rüzgârlarda soluk benizli şiir eskizleri
Çorak zamanlarda kendisi için kanayamayan aşklar vardı
Yanılsamaların sonbahar yüzünden geçiyordum
Hilebazdı siyah dokunuşlar, cinayet kokuyordu
gelmeseydin

Tenimdeki kilim deseni yaralara
Kıymık gibi saplanan yağmur damlaları
Pembe kokusuna dikenini saplayan gül
Elgin sözcüklerden payıma düşen kül
Bakır şimşekleriyle kahkaha atan
Gökyüzüydü tek paylaştığımız
gelmeseydin

Mezatta hırpani bir sözcüktü vefa
Yokluğunun tadı kusursuz ve gölgesiz gri
Unutmak çağımızın en masum duldasıydı
İntiharı ve hiçliği anımsatıyordu unutulmak
gelmeseydin

Yine de yeniden gelmeseydin
Hafif tebessüm iç kanamalı yüzümle
Serçeler gibi sabahı bekletmeseydin bana
Ayazdım, azıksızdım... azdım
gelmeseydin

Gözlerimdeki forsaya toprak tadında mavi bakmasaydın

Keşke hiç!..
C. Hakkı ZARİÇ

#14 ELiFLE

    Genç Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPip
  • 201 İleti

Gönderi Tarihi: 08 Nisan 2008 - 23:27

KARANLIGA....
Karanlığa ve diri serinliğe gömülü alandaki bahçe.
Gecenin karanlığında devliğini yitiriyor
yüzlerinin arasından ışıklar sızan evler.

Geçmiş göklerin derinliğinde, yıldızlar arasında
ürkünç çöl. Büyük ve parıltılı ateş sağırlaşıyor
ulaşarak bu karanlığa. Sessizliktir burası,
bir gömütlüğün koca kımıltısızlığı

Gürültüler ve ışıklar
ağaçların ötesindeki uzaklığa ulaşıyor.

Capcanlı ışıklar fışkırıyor karanlığın içinden,
uluyor kendinden geçmiş sevinçli sesler
o üzünçlü ayrılışta.

Boğuk ulaşıyorlar dipsiz karanlıkta ölmeye
yine delicesine yaşama aşkıyla
solgun intiharlar gibi.

Dinlemek geçmiş tutkuları,
yürekte ve gecede tırmanışlarını
toprağın ıpıslak kokusu üzerinde.

İsteğin tanınmadık bir bitkisi
sessizliğin ve karanlığın göğünde kapalı.

Karanlıkta ateşin göverişi
ağaçların arasında kanayan o kızıl ışık gibi

Cesare Pavese


#15 suheda

    Uzman Üye

  • Yasaklanmış
  • PipPipPipPipPip
  • 2.613 İleti

Gönderi Tarihi: 09 Nisan 2008 - 08:48

Karanlığa Gömdüm Bedenimi..


Geçmişlerden kalma ağıtlar kulaklarımda
ve sırtımda bir buz kütlesi
eridikçe ağırlığını ruhuma bırakan...
Buz gibi bedenim
Kanım soğuk bakışım donuk...
Umutsuz nefes alışlarımın son perdesindeyim...
Sen de aldın ya nefesimi
Hiç bir ayrılık yeni bir hayata sürükleyemeyecek artık..
Ararsan en karanlıklardayım...
Hoscakal.....


alıntı

#16 ELiFLE

    Genç Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPip
  • 201 İleti

Gönderi Tarihi: 11 Nisan 2008 - 19:55

İletiyi Görüntülesuheda, 04-09-2008, 08:48 tarihinde, dedi ki:

Karanlığa Gömdüm Bedenimi..


Geçmişlerden kalma ağıtlar kulaklarımda
ve sırtımda bir buz kütlesi
eridikçe ağırlığını ruhuma bırakan...
Buz gibi bedenim
Kanım soğuk bakışım donuk...
Umutsuz nefes alışlarımın son perdesindeyim...
Sen de aldın ya nefesimi
Hiç bir ayrılık yeni bir hayata sürükleyemeyecek artık..
Ararsan en karanlıklardayım...
Hoscakal.....


alıntı
Sevgili suheda bu güzel paylasim icin tesekkürler,daha nice güzel siirlerin paylasimi dilegiyle,sevgiler..

#17 ELiFLE

    Genç Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPip
  • 201 İleti

Gönderi Tarihi: 11 Nisan 2008 - 19:59

BİZLER SUSUYORDUK
Bilmek acı çekmektir. Ve bildik;
Karanlıktan çıkıp gelen her haber
Gereken acıyı verdi bize:
Gerçeklere dönüştü bu dedikodu,
Karanlık kapıyı tuttu aydınlık,
Değişime uğradı acılar.
Gerçek bu ölümde yaşam oldu.
Ağırdı sessizliğin çuvalı.
PABLO NERUDA



#18 ELiFLE

    Genç Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPip
  • 201 İleti

Gönderi Tarihi: 11 Nisan 2008 - 20:08

YALNIZLIGA DÜSKÜNLÜK....
Akşam yemeği yiyorum biraz, aydınlık pencerede.
Oda kararmış gökyüzü görünüyor. Dışarı çıkınca
geniş kırlığa götürür dingin yollar az sonra.
Göğe bakıyor ve yiyorum -kimbilir şimdi
kaç kadın yemek yiyordur- gövdem dingin;
sersemleştiriyor gövdemi iş ve her kadın.

Dışarıda akşam yemeğinden sonra, yıldızlar gelip
geniş ovanın toprağına dokuncaklar. Yıldızlar
canlı, değersiz ama bu bir başına yediğim kirazlar.
Göğü görüyorum. Biliyorum ama paslı çatıların
arasında parıldayan ışıkları ve altında yapılan
gürültüleri. Koca bir yudumla bitkilerin ve ırmakların
tadını alıyor kendini her şeyden ayrı duyan gövdem.
Biraz sessizlik yetiyor, her varlık kendi gerçek
yerinde duruyor, gövdemin duruşu gibi.

Sessizliğin uğultusunu dağıtmaksızın benimseyen
duygularımın önünde her varlık yalıtılmış.
Damarlardan geçen kanımı bildiğim gibi
her varlığı karanlıkta bilebilirim.
Tüm varlıkların akşam yemeği, koca bir suyun
otların arasında aktığı yerdir ova.
Kımıltısız yaşıyor her bitki ve her taş.
Bu ova üzerinde yaşayan her varlığın damarlarını,
beni besleyen besinleri dinliyorum.
CESARE PAVESE



#19 Yayamaz Kayımca

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 3.515 İleti

Gönderi Tarihi: 12 Nisan 2008 - 05:28

Bir Süre Sonra,

Bir sure sonra,
bir eli tutmakla bir ruhu zincirlemek arasindaki
ince farki ogrenirsin,
Ve askin yaslanmak,
birlikte olmanin da guvende olmak
anlamina gelmedigini ogrenirsin,
Ve opucuklerin sozlesme
ve hediyelerin de vaat olmadigini ogrenmeye
baslarsin,
Ve yenilgileri
basin dik ve gozlerin acik karsilamaya baslarsin,
bir cocugun uzuntusu ile degil, bir yetiskinin
zerafeti ile,
Ve herseyi bugunu dusunerek yapmayi da ogrenirsin
cunku yarin ile ilgili hersey belirsizdir.
Bir sure sonra gunes isiginin yakici oldugunu
ogrenirsin
eger fazla maruz kalirsan
Bu yuzden,
baska birisinin sana cicek getirmesini beklemeden
kendi bahceni yarat
ve kendi ruhunu kendin susle.
Ve goreceksin ki dayaniklisin...
Ve kuvvetlisin,
Ve degerlisin.

Veronica A. Shoffstall



#20 ErdalAktas

    Genç Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPip
  • 492 İleti

Gönderi Tarihi: 12 Nisan 2008 - 20:49

Artık kalemimi kırdım gidişinle...

Dudaklarımı kanatıp yüreğimin sesini dinliyorum...
Baş ucumda yazdıklarım ve masada demlenmiş yalnızlığım...

Kanayan çığlıklarımı yutkunup kırılmış hayallerimi topluyorum kentimin kaldırımlarından...
Üzerimde suskunluğun yeni ütülenmiş elbisesi, yüreğime sunulmuş bir dostun doğum günü hediyesi...

Şimdi karanlıklara sarılıp demlenmiş yalnızlığımı yudumluyorum...


:clover:

#21 ELiFLE

    Genç Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPip
  • 201 İleti

Gönderi Tarihi: 12 Nisan 2008 - 23:11

İletiyi GörüntüleYayamaz Kayımca, 04-12-2008, 05:28 tarihinde, dedi ki:

Bir Süre Sonra,

Bir sure sonra,
bir eli tutmakla bir ruhu zincirlemek arasindaki
ince farki ogrenirsin,
Ve askin yaslanmak,
birlikte olmanin da guvende olmak
anlamina gelmedigini ogrenirsin,
Ve opucuklerin sozlesme
ve hediyelerin de vaat olmadigini ogrenmeye
baslarsin,
Ve yenilgileri
basin dik ve gozlerin acik karsilamaya baslarsin,
bir cocugun uzuntusu ile degil, bir yetiskinin
zerafeti ile,
Ve herseyi bugunu dusunerek yapmayi da ogrenirsin
cunku yarin ile ilgili hersey belirsizdir.
Bir sure sonra gunes isiginin yakici oldugunu
ogrenirsin
eger fazla maruz kalirsan
Bu yuzden,
baska birisinin sana cicek getirmesini beklemeden
kendi bahceni yarat
ve kendi ruhunu kendin susle.
Ve goreceksin ki dayaniklisin...
Ve kuvvetlisin,
Ve degerlisin.

Veronica A. Shoffstall


Sevgili Yayamaz Kayimca bu siir nedense benim icin cok özeldir.....Ne güzel siz tekrar aktardiniz,cok tesekkürler,sevgiler... :clover: .

#22 ELiFLE

    Genç Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPip
  • 201 İleti

Gönderi Tarihi: 12 Nisan 2008 - 23:14

İletiyi GörüntüleErdalAktas, 04-12-2008, 20:49 tarihinde, dedi ki:

Artık kalemimi kırdım gidişinle...

Dudaklarımı kanatıp yüreğimin sesini dinliyorum...
Baş ucumda yazdıklarım ve masada demlenmiş yalnızlığım...

Kanayan çığlıklarımı yutkunup kırılmış hayallerimi topluyorum kentimin kaldırımlarından...
Üzerimde suskunluğun yeni ütülenmiş elbisesi, yüreğime sunulmuş bir dostun doğum günü hediyesi...

Şimdi karanlıklara sarılıp demlenmiş yalnızlığımı yudumluyorum...


:clover:

Sevgili siir sever Erdal Aktas sizi bu sayfada görmek güzel ve yine her zaman ki gibi seckiniz mükemmel,seviler elifce..... :clover:

#23 ELiFLE

    Genç Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPip
  • 201 İleti

Gönderi Tarihi: 13 Nisan 2008 - 00:38

KORKUNÇ KORKULAR YAŞIYORUM
Korkunç korkular yaşıyorum
Yazdığı o üç satır yüzünden
Eldivenleri masanın üzerinde
Bir karakedi yolumdan geçen

Kuş, yıldız ya da merdiven
Her şey buz gibi kötü bir işaret bana
İnsana korku veren bir dille
Ondan söz eder bütün bir dünya

Cuma’nın bana bıraktığı bu
Cumartesi O’nunla ne yapacak kimbilir
Çekinirim bir sözcük O’nu incitir diye
Söylenen her şey bana korku getirir

Hem öyle niçin sessizliğe bürünmek
Yandaki odada durup dururken
Bir sırdır Onun bu suskunluğu
Benim için farkı yok işkenceden

Korkunç bir korkuyla çekinirim ben
Var olabilen hemen her şeyden
Yanlış anlaşılabilen bir cümleden
Kaldırım taşlarından kiremitlerden

O uyuyor bense ölmüş sanıyorum
İşte bir önseziş daha
Kalbim bir kapı gibi çarpar

Louis ARAGON



#24 ELiFLE

    Genç Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPip
  • 201 İleti

Gönderi Tarihi: 18 Nisan 2008 - 23:54

KÖPRÜNÜN ÜSTÜNDE

Köprünün üstünde durmuşum geçende,
Karanlık geceye bürünmüşüm.
Bir türkü duyulur uzaklardan,
Altın damlalar yağardı bir de.

Ürperen aynasında suyun,
Gondollar, ışıklar, bir de müzik.
Geçmiş kendinden, yüzdüler alaca karanlığa doğru.
Ruhum, şu görünmez parmakların dokunduğu çalgı,
Bir venedik türküsü söyledi gizlice,
Boyam boyam mutluluk içinde ürpererek.
-Bir duyan var mı dersin?

Friedrich Nietzsche



#25 ELiFLE

    Genç Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPip
  • 201 İleti

Gönderi Tarihi: 20 Nisan 2008 - 00:36

Aşk Bir Yenilgidir

Aşk bir yenilgidir
Şiir itirafıdır bunun
Zaman zaman uzun
Zaman zaman kısacık
Eldeğmemiş hasretlere arzuyu anlatırken
Açılmış yaraları sarmaktasındır kimse bilmez
Kimse bilmez girilmemiş kalelerde ne canlar bırakılmıştır
Ne heyecanlar

Dağılmıştır yüreğinin orduları
Toparlanmakta zorluk çeker nefesler
Teslim olmak zor
Saldırmak mümkünsüz

Dudaklar öpülmeden
Saçlar okşanmadan
Ve yataklar bozulmadan kalmıştır
Meydan yerinde

Şiirler bir teslim anlaşmasıdır
Aşk bir yenilgi

Oğuzkan Bölükbaşı