İçeriğe atla


Fotoğraf

Altın; nasıl aranır?nasıl üretilir? ekonomik boyutu nedir?


Bu başlığa 6 cevap verilmiş

#1 xshadowx

xshadowx

    Genç Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • PipPip
  • 123 İleti

Gönderi Tarihi: 14 Aralık 2007 - 22:18

Altın

Altın metalik bir element olup, Latince parlayan şafak anlamındaki "Aurum" kelimesinden gelmektedir. Kimyasal sembolü "Au"dur.

Altın, ortalama 35 km. kalınlığa sahip yer kabuğunda en az bulunan elementlerden biridir. Yer kabuğunun on milyonda 2'si altındır. Bu nedenle insanların altına sahip olma isteği tarih boyunca hiç azalmamıştır.

Özgül ağırlığı 19.3, ergime noktası 1064 °C, kaynama noktası 2660 °C dir.

Yer kabuğunda en az bulunan elementlerinden biri olma özelliği yanında; altın, doğada bilinen en iyi iletkendir.

Ayrıca su ve oksijenle reaksiyona girmez, yani oksitlenmez. Bu özelliğinden dolayı elektronik, sağlık ve uzay sanayinde çok yaygın olarak kullanılmaktadır.

Altının kolay işlenebilir özelliğe sahip olması ona şekil vermede olağanüstü bir üstünlük sağlamaktadır. Bu nedenle altın kuyumculuk ve mücevherat sanayinin vazgeçilmez metalidir.

Tarih boyunca gücün, güzelliğin ve ihtişamın simgesi olmuştur.

Altının en önemli özelliği ise çağlar boyunca en güvenilir yatırım aracı olmasıdır.

kaynak: Altın Madencileri Derneği

#2 xshadowx

xshadowx

    Genç Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • PipPip
  • 123 İleti

Gönderi Tarihi: 14 Aralık 2007 - 22:26

Maden Nasıl Aranır

Yer kabuğu insanoğluna eşsiz zenginlikte maden-mineral çeşitliliği sunmuştur, ancak bu madenler her zaman yer yüzeyinde hazır bir şekilde insanoğlunun kullamınında olmamıştır. İnsanlık gelişiminin her evresinde Madencilik ve medeniyet bir arada ilerlemiş ve bu gelişim ?Demir Çağı?, ?Tunç Çağı? gibi birebir madenlerin kullanımları ile insanoğlu bu günkü medeniyete ulaşmıştır.

Çağlar boyu, insanoğlu maden aramacılığı ve işletmeciliği yapmıştır. İlk zamanlar mostra madenciliği adı verilen, yani yeryüzünde yüzlek veren ( bakınca gözle görülen ) mineraller bilimsel bir teknik olmaksızın toplanmış ve işlenmiştir.
Zaman içerisinde, artan nüfus hammadde ihtiyacını doğurmuş, bununla doğru orantılı olarak da madenlere olan ihtiyaç her geçen gün hızla artmıştır.Ancak, yüzeye çıkmış madenler artık bitiğinden, yeryüzünün derinlerindeki madenlerin aranıp bulunması na yönelinmiştir. Tüm bunlar, arama teknolojilerine ve metodlarına ayrılan kaynakları artmasına sebeb olmuş ve modern arama teknikleri geliştirilmiştir.

Arama teknikleri uzaktan, yerüstü ve yeraltı olarak olmak üzere üç ana başlıkta toplanabilir ve bu üçü her bir aşamada bir birlerini tamamlayacı elemanlardır;

Uzaktan Algılama; ile öncelikle hedef alanlar belirlenir.Uydu fotoğrafları kullanılarak, yeryüzündeki cevher içerebilecek kaya birimleri, bunlardaki fiziki değişiklikler ve cevher getirme ve barındırma özelliği olabilecek yapısallıklar özellikle fay hatları ve kuşaklar belirlenir. Burada dikkate alınması gereken nokta şudur, hiç bir uydu fotoğrafı yerin altında ne olduğunu göstermez, adı üstünde bunlar sadece fotoğraftır. Böyle olmamış olsaydı bundan sonraki anlatacağımız hiç bir arama methoduna gerek kalmaz ve doğrudan üretime geçilirdi. Buna ilaveten dünyadaki bilinen maden yataklarının çeşitlilikleri, özellikleri bulundukları ortamlar irdelenerek, olası madenlerin bulundukları hedef kuşaklar belirlenir.
Yerüstü aramaları lokal hedef alanların belirlenmesi için çok önemlidir.Seçilen rejyonal/yöresel alanlarda hedef daraltmak için jeokimyasal örneklemeler yapılır. Bu örneklemeler sırası ile, çoğu zaman dere kumları, toprak, kaya, azınlıkla da su ve bitki örnekleri alınarak yapılır ve bu örnekler laboratuvarlarda kimyasal analizlere tabi tutulurlar. Dereler taşıdıkları kumların içeriği ile bu kumların taşındıkları yolculukları boyuncaki olası madenler hakkında bilgi verebilirler ve hedef alanları iyice daraltırlar. Bu alanlarda kaya ve toprak örneklemesi yapılarak o bölgedeki cevherleşme cinsi tayin edilebilir. Tüm bunların hepsi o yöredeki kaya topluluklarının haritalanması ile hangi kaya topluluğunda ne tür cevherleşme içerme olasılığı olabileceği hakkında bilgi verir. Jeokimyasal metodlar sonucu önemli görülen alanlarda jeofizik uygulamasına gidilir. Jeofizik metodları, yer altındaki kayaçların ve içerdikleri cevherlerin manyetik, elektrik, sismik gibi özelliklerini tahmin etmeye yarar. Halen bu aşamada bile hiç bir şeyin garantisi yoktur ve yer altı, ve jeofizik yöntemleri ile belirlenen yeraltı hedefleri mutlak suretle sondajlar ile kontrol edilerek cevherin yapısı, tenörü ve miktarı belirlenmelidir.
Sondaj çalışmaları yeraltı aramalarının temelini oluşturur;yüzeyde belirlenen jeolojik, jeokimyasal ve jeofiziksel hedefler sondajlar ile test edilirler. Sondajlardan alınan ve yer altından çıkartılan kaya örnekleri, labaratuvarlarda çeşitli kimyasal ve fiziksel testlere tabi tutularak, yer altındaki cevherin özelliklerini ortaya konulur.

Kısaca açıkladığımız bu arama yöntemleri altın dahil hemen tüm metalik madenlerin aranmasında temel öğelerdir.
MADEN ARAMACILIĞINDA HİÇ BİR ZAMAN SİYANÜR KULLANILMAZ.
ALTIN NASIL ARANIR?
Demir, kömür, bakır, bor madenleri nasıl aranıyorsa altın da aynı şekilde aranır.
Sondaj çalışmalarıyla yeraltından yaklaşık 10 cm çapında kaya ömekleri alınır. Bu örneklerler analiz yaptırılarak kayalar içinde altın olup olmadığı varsa ne kadar olduğu araştırılır. İlerleme sırasında karşılabilecek güçlükler sebebiyle genellkile 6 cm civarında çap botularına düşülmesi gerekilebilir.

#3 xshadowx

xshadowx

    Genç Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • PipPip
  • 123 İleti

Gönderi Tarihi: 14 Aralık 2007 - 22:31

Gönderilen Fotoğraf

Gönderilen Fotoğraf

Gönderilen Fotoğraf

#4 xshadowx

xshadowx

    Genç Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • PipPip
  • 123 İleti

Gönderi Tarihi: 14 Aralık 2007 - 22:39

Arama çalışmaları sonucunda rezervi tespit edilen altın yatağı bulunduğu yerden açık ocak veya kapalı ocak yöntemleriyle çıkarılır.
Hangi yöntemin seçileceği cevherin yapısı, derinliği, dağılımı ve tenörü göz önünde bulundurularak tespit edilir.
Genellikle damar şeklinde cevherleşme gösteren ve tonda yaklaşık 10 gram altın içeren yataklar kapalı işletme yöntemiyle bulundukları yerden çıkarılır.
Ancak düşük tenörlü ve etrafa saçınımlı olarak dağılım gösteren altın yatakları ise açık işletme yöntemi kullanılarak bulundukları yerden çıkarılır.
Altın madeni de diğer madenlerde olduğu gibi ya açık ocak yada kapalı ocak yöntemleriyle çıkarılmaktadır. Cevherin büyüklüğü, tenörü, yapısı ve derinliği uygulanacak yöntemin belirlenmesinde esas alınır.
Kayaç içindeki altın taneleri eğer gözle görülebilecek kadar iri taneler halindeyse bu tür altınlar siyanür kullanmadan gravimetrik yöntemle zenginleştirilir. (Salihli sart plaser altın yatağında olduğu gibi)
Şayet kayaç içindeki altın taneleri gözle görülemeyecek kadar küçük ise bu durumda altın mecburen siyanür kullanılarak üretilir.
Siyanürle altın - gümüş üretimi dünyada yeni bir yöntem olmayıp, yaklaşık 120 yıldan beri gerçekleştirilmektedir.
Sanırım bu noktada siyanürlü gümüş üretimi ile altın üretimi arasında hiçbir fark olmadığını belirtmekte yarar var. Ve Etibank'ın Kütahya Gümüşköy'deki tesileri yıllardır üretimine devam etmektedir.
Altın üretiminde kullanılan sodyum siyanür su ve kireç ilavesiyle çözelti haline getirilir.Çözelti halindeki siyanür pH 10.5 civarında altın taneleri ile temasa geçtiğinde altın tanelerini çözerek altının sıvı faza geçmesini sağlar.
Sıvı faza geçen altın daha sonra aktif karbon dediğimiz kömürle temasa geçirilerek, altının kömür üzerinde toplanması sağlanır.Basınç altında kömürden sıyrılan altın elektroliz ünitesine gönderilir. Elektrolizden geçirilen altın katotta katı toz zerrecikleri halinde toplanır.
Toz halindeki altın ergitme fırınında ergitilerek potalara dökülür. Potalara dökülen altın Dore Altın dediğimiz külçeler haline getirilir.
Dore altın saf olmayıp, içinde gümüş ve duruma bağlı olarak diğer metalleri içerdiğinden genellikle %60-80 saflıkta olmaktadır. Saf olmayan Dore Altın Altın Rafinerisine gönderilerek %99.995 saflığa kadar saflaştırıldıktan sonra İstanbul Altın Borsası'nda dünya fiyatlarıyla satışa sunulur.

konu ile ilgili birkaç resim

#5 xshadowx

xshadowx

    Genç Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • PipPip
  • 123 İleti

Gönderi Tarihi: 14 Aralık 2007 - 22:53

Dünya Altın Rezervi
Dünya altın rezervi bu günkü araştırmalara göre yaklaşık 41 500 ton dur.
Bir başka ifade ile yeraltında miktarı ve nerede, nasıl olduğu bilinen ve üretime hazır haldeki görünür altın rezervi bu gün için 41 500 tondur.
TÜRKİYE'NİN ALTIN REZERVİ
Türkiye'nin altın potansiyelinin 6500 ton olduğu tahmin edilmektedir..
Son 15 yılda sürdürülen arama çalışmaları sonucunda altın potansiyelimizin 600 tonu üretime hazır işletilebilir rezerv konumuna getirilmiştir.
Altın madeni arama çalışmaları sürdürüldükce yeni yeni altın yatakları keşfedilmektedir.

DÜNYA ALTIN REZERVLERİ
ÜLKE İŞLETİLEBİLİR REZERV

G.Afrika 6000

Avustralya 5000

Peru 3500

Rusya 3000

ABD 2700

Endonezya 1800

Kanada 1300

Çin 1200

Türkiye 600

Diğerleri 16 400

TOPLAM 41 500


Gönderilen Fotoğraf

MADENCİLİĞİN EKONOMİYE KATKISI
ABD'de petrol, doğal gaz, kömür hariç diğer ham maden üretimi ve bu ham maden üretiminin işlenmesi sonucu sağlanan katma değer yıllık yaklaşık 2 trilyon $'dır. Bir başka ifade ile maden ve madenciliğe dayalı sanayilerin ABD ekonomisi içindeki payı %16'dır.
Benzer şekilde Rusyanın 318 milyar $'ı bulan toplam ihracatının yaklaşık %80'i madencilikten sağlanmaktadır.Avusturalya'nın yıllık maden ihracatı 100 milyar $, Kanadanın 75 milyar $, G. Afrikanın ise 46 milyar $ dır.
Son yıllardaki sanayileşme hamleleriyle birlikte dünyada en çok maden üreten ve tüketen ülke haline gelen Çin'in yıllık kömür üretimi 2 milyar tonu geçmiştir.
Ülkemizin toplam maden ihracatı yıllık 2.1 milyar $'dır. Maden ve madenciliğe dayalı sanayilerimizin ekonomiye katkısı ise yaklaşık 15 milyar $'dır.

Kaynak: Altın Madencileri Derneği

#6 xshadowx

xshadowx

    Genç Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • PipPip
  • 123 İleti

Gönderi Tarihi: 14 Aralık 2007 - 23:37

işletme tekniklerine ilişkin daha önce yazdıpım başlık da budur.

#7 Misafir_yusuf_*

Misafir_yusuf_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 20 Aralık 2014 - 12:14

5 barca altın madem taş var ne yapim



Cevap ekle