Zıplanacak içerik
politika

AB-TÜRKIYE VE FRANSA

Önerilen İletiler

Konuyu tekrar tekrar ifade etmekten sıkıldım ancak bir son olması açısından yazıyorum.

 

AB üyelik süreci bizim dışımızdaki ülkeler tarafından her zaman aleyhimize kullanıldı. Hükümetler bu süreci yönetemediler. Kazanımlarımız oldu ancak daha fazla şeyi kaybettik. Dış politikada onurumuzu kaybettik öncelikle. Hep birilerinin sopasından korkup, parasından korkup, yaptırımından korkup istemediğimiz eylemleri yapmak durumunda kaldık. Ve kazandıklarımızı hep ekonomik olarak anlamlandırdık. Oysa kaybettiklerimiz parayla pulla alınabilecek, tedavi edilebilecek şeyler değildi.

 

Bu menfaat savaşında AKP hükümeti daha çok yanlış yaptı, bizi iyice içinden çıkılmaz, geriye dönülmez, telafi edilemez noktalara getirdi. Hep elimize vurup ekmeği aldılar, başımıza çuval geçirip silahımızı aldılar, ithalatımıza-ihracatımıza yol gösterdiler kısıtladılar, iftira kampanyaları ile toplumsal onur ve şerefimizi iki paralık etmeye çalıştılar.

 

İşi faşizanlığa vardırmadan, Atatürk milliyetçisi her vatandaş gibi bu uygulamalara karşı olmamız gerektiğini söylüyorum, söyledim de. Dinletemedim. Dinlemediler. Ve hep aslında ne demeye çalıştığımı sorguladılar. Demeye çalıştığım, tekrarlarsam, biz bu oyunlara yıllardır alet olduk kaybettik. Artık yeter. İstemeyelim AB'yi. Ne Şam'ın şekeri, ne Arap'ın yüzü yani.

 

Atatürk Cumhuriyeti'ne yakışan işler yapmaya çalışıyorsak daha fazla ezik büzük olmamızın hiç gereği yok. Bizim bu acınası halimizden nemalanan, bundan mutlu olup strateji geliştiren sözde vatandaşımız olan tüm topluluklara artık fırsat vermeyelim. AB süreci bu şekilde işlerken, kaybedecek bir tek egemenliğimiz kaldı. Onu da elimizden almalarına izin vermeyelim.

 

 

Ha dünya değişir, ibre bize döner, milli menfaatlerimizi gerçekten savunabilecek duruma gelir isek bu üyeliği yeniden değerlendiririz. Fakat bu kadar hayalperestlik bu millete, bu vatana ihanettir.

 

Sözümün özü budur. Tekrarlamaktan sıkılsam da bu açıklamayı da seçmenlere ibret olması açısından yazıyorum.

Anlayana.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Cevap veren olmadı, olacaktır illa ki.

Ben devam edeyim.

 

...

Bu menfaat savaşında AKP hükümeti daha çok yanlış yaptı, bizi iyice içinden çıkılmaz, geriye dönülmez, telafi edilemez noktalara getirdi. Hep elimize vurup ekmeği aldılar, başımıza çuval geçirip silahımızı aldılar, ithalatımıza-ihracatımıza yol gösterdiler kısıtladılar, iftira kampanyaları ile toplumsal onur ve şerefimizi iki paralık etmeye çalıştılar.

...

 

Duymadınız mı bunları?

"Soykırım" iddiasını şu anda 17 ülke tanıyor... Bunların 10’u AKP iktidarı döneminde tanıdı. "Arabulucu" yaptığımız İsviçre, sözde soykırımı AKP iktidarı döneminde tanıdı... Soruyorum, "Türkler kıtır kıtır soykırım yaptı" diyen İsviçre, neyin arabulucusu olacak?

 

Bakın, Barack çıktı dedi ki:

"Ermenistan sınırını aç.

Soykırımı TBMM’de tartış."

*

Sonra ne oldu?

*

AKP milletvekilleri kuyruğa girdi, adam çok güzel bi şey söylemiş gibi, bir tebrik, bir alkış, bir tezahürat... Başbakan da pek beğenmiş olmalı ki, sarıldı öptü.

*

Ne diim birader...

Böyle başa, böyle Barack!

 

İlave birşey yazmıyorum.

Ben bunları zaten yazdım burada.

Soruyorsunuz ya fikrin nedir diye;

Bu'dur işte. Okursanız, anlamak isterseniz eğer.

 

Anlayana.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

AB'ne en son üye olanlari bir yana birakalim,öncekilerde bile insan haklarina yeterli saygi yoktur.Bunlari tek tek aciklamak gerekmiyor ama egér tatmin olmak isteyen varsa onu da yapar tek tek anlatirim,bu insan haklari ihlallerini.

 

Türkiye,yillardir AB'ne girmek icin caba sarfeder,kendisine verilen ve baska hicbir üye ülkeye dayatilmamis sartlar Türkiye'ye dayatilir.Mideleri ve kasalari AB fonlariyla sisen yandas medya ve karanlik aydinlar AB olmazsa biz adam olamayiz diye milleti gaza getirirler.Sarkozy ve Merkel acik acik Türkiye'nin AB ortakligina karsi olduklarini aciklarlar ama bizim yöneticilerimiz bunu secim yatirimi olarak yorumlar,sanki secim olduktan sonra Sarkozy ve Merkel Türkiye'ye kucak acip aman Kasimpasalim gel seni bagrimiza basalim diyeceklermis gibi.

 

Icimizde bir kesim,illede AB diye tutturmus gidiyor,ne olursa olsun AB olsun diyorlar.Cünkü herkesin bir beklentisi var AB'li olmaktan.Kimileri siyasi beklenti icinde,kimileri,Devlet kurma beklentisi icinde,kimileri,Avrupa ülkelerinde cirit atma hevesi icinde.Bu hevesler insanlarin gözlerini körletiyor.Gerceklerin üzeri bir sis tabakasi ile örtülmüs,girelim de nasil olursa olsun diye cirpinanlar var.Kürt'cü,Alevici,Devrimcisi!Ikinci Cumhuriyetcisi yani ne kadar ideolojik kesim varsa bu ne olursa olsun söylemine ortaktir.

 

Halep orada ise arsin buradadir demisler,bakalim ki secimlerden sonra kim Türkiye'ye hadi gel canim diyecek.

 

 

saygilarla

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Konuyu tekrar tekrar ifade etmekten sıkıldım ancak bir son olması açısından yazıyorum.

 

AB üyelik süreci bizim dışımızdaki ülkeler tarafından her zaman aleyhimize kullanıldı. Hükümetler bu süreci yönetemediler. Kazanımlarımız oldu ancak daha fazla şeyi kaybettik. Dış politikada onurumuzu kaybettik öncelikle. Hep birilerinin sopasından korkup, parasından korkup, yaptırımından korkup istemediğimiz eylemleri yapmak durumunda kaldık. Ve kazandıklarımızı hep ekonomik olarak anlamlandırdık. Oysa kaybettiklerimiz parayla pulla alınabilecek, tedavi edilebilecek şeyler değildi.

 

Bu menfaat savaşında AKP hükümeti daha çok yanlış yaptı, bizi iyice içinden çıkılmaz, geriye dönülmez, telafi edilemez noktalara getirdi. Hep elimize vurup ekmeği aldılar, başımıza çuval geçirip silahımızı aldılar, ithalatımıza-ihracatımıza yol gösterdiler kısıtladılar, iftira kampanyaları ile toplumsal onur ve şerefimizi iki paralık etmeye çalıştılar.

 

İşi faşizanlığa vardırmadan, Atatürk milliyetçisi her vatandaş gibi bu uygulamalara karşı olmamız gerektiğini söylüyorum, söyledim de. Dinletemedim. Dinlemediler. Ve hep aslında ne demeye çalıştığımı sorguladılar. Demeye çalıştığım, tekrarlarsam, biz bu oyunlara yıllardır alet olduk kaybettik. Artık yeter. İstemeyelim AB'yi. Ne Şam'ın şekeri, ne Arap'ın yüzü yani.

 

Atatürk Cumhuriyeti'ne yakışan işler yapmaya çalışıyorsak daha fazla ezik büzük olmamızın hiç gereği yok. Bizim bu acınası halimizden nemalanan, bundan mutlu olup strateji geliştiren sözde vatandaşımız olan tüm topluluklara artık fırsat vermeyelim. AB süreci bu şekilde işlerken, kaybedecek bir tek egemenliğimiz kaldı. Onu da elimizden almalarına izin vermeyelim.

 

 

Ha dünya değişir, ibre bize döner, milli menfaatlerimizi gerçekten savunabilecek duruma gelir isek bu üyeliği yeniden değerlendiririz. Fakat bu kadar hayalperestlik bu millete, bu vatana ihanettir.

 

Sözümün özü budur. Tekrarlamaktan sıkılsam da bu açıklamayı da seçmenlere ibret olması açısından yazıyorum.

Anlayana.

arkadaşım,bu konuda seninle diğer arkadadşların tartışmalarını kelimesi kelimesine okudum.

tek anladığım ne senin ne de onların dinlediği.

öncelikle sana şunu sormak gerekiyor..

yazında bir kaç ciddi suçlama var özellikle şu cümleler:

"Dış politikada onurumuzu kaybettik öncelikle. Hep birilerinin sopasından korkup, parasından korkup, yaptırımından korkup istemediğimiz eylemleri yapmak durumunda kaldık. Ve kazandıklarımızı hep ekonomik olarak anlamlandırdık. Oysa kaybettiklerimiz parayla pulla alınabilecek, tedavi edilebilecek şeyler değildi."

...

ne kaybettik?

veya şole sorayım

önceden çok mu iyi idikte bşeler kaybettik

dostum.dış politikada onurumuz var mıydı?

önceden birilerini uyarabiliyormuyduk?

önceleri çok mu iş yaptık?

YOK!

Ayrıca AB'e üye olmak için yapılan reformlar,programlar neler kaybettirdi bize?

para mı?

toprak mı?

onur mu?

YOK!

Tamam haklısın AB bizi almamak için herşeyi yapıyor...

Ama senin çözümün nedir?

T.C. ne yapmalı?

nasıl bu kötü gidiş durdurulabilir?

kürt sorunu nasıl çözülür?

lütfen sürekli suçlayıp soru sorma.. bide kendi fikrini sole

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
yazında bir kaç ciddi suçlama var özellikle şu cümleler:

"Dış politikada onurumuzu kaybettik öncelikle. Hep birilerinin sopasından korkup, parasından korkup, yaptırımından korkup istemediğimiz eylemleri yapmak durumunda kaldık. Ve kazandıklarımızı hep ekonomik olarak anlamlandırdık. Oysa kaybettiklerimiz parayla pulla alınabilecek, tedavi edilebilecek şeyler değildi."

...

ne kaybettik?

veya şole sorayım

önceden çok mu iyi idikte bşeler kaybettik

dostum.dış politikada onurumuz var mıydı?

önceden birilerini uyarabiliyormuyduk?

önceleri çok mu iş yaptık?

YOK!

Ayrıca AB'e üye olmak için yapılan reformlar,programlar neler kaybettirdi bize?

para mı?

toprak mı?

onur mu?

YOK!

Tamam haklısın AB bizi almamak için herşeyi yapıyor...

Ama senin çözümün nedir?

T.C. ne yapmalı?

nasıl bu kötü gidiş durdurulabilir?

kürt sorunu nasıl çözülür?

lütfen sürekli suçlayıp soru sorma.. bide kendi fikrini sole

 

Koyu renk ile işaretlediğim sorularınızla başlıyorum.

 

Dış politikada nasıl onurlu bir ülke olunacağını Atatürk bu devlete göstermişti. Çanakkale'deki yabancıların şehitlerini de sahiplenirken onurluydu, Birleşmiş Milletler'e ilk üyeliğimiz sürecinde de. Sordunuz ya onurumuz var mıydı diye; Vardı.

 

Önceden birilerini uyarıp uyarmadığımızı sorabilecek durumda olduğunuza inanmak bile istemiyorum. Bu ülke 1974'te Kıbrıs'a yaptığı Barış Harekatı'nda kimleri uyardı dersiniz? Rumları? Yunanlıları? İngilizleri? Yetmişiki milleti? E şıkkı doğru cevap, HEPSİ.

Uyarı dediğiniz van minüts van minüts diye olmaz. Vurduğunuz yerden ses getireceksiniz. Ki biz bunu da yapabilmiş bir devletiz.

Kardak'ta sabah olduğunda bayrağımızı gören Yunan'ı da morartabildik zamanında. Çok işler başardık doğrudur. Ama bu iktidar zamanında başımıza çuval da geçirdiler. Bu hale getirildik şimdilerde.

 

AB'ye üye olmak için yaptığımız reformları körü körüne, sırf yasak savmak için yaptığımız için kimilerinin olumsuz sonuçlarına katlanmak zorunda kalıyoruz. En yakın zamandaki örneği Kürtçe TV tartışmalarında yaşadık. Ülkenin bir kısmı hala bunu kabul edebilmiş değil. Ama biz böyleyiz, sormadan sorgulamadan, sonuçlarını analiz etmeden aynen yapıveriyoruz. Televizyonu açtılar, çok şey bekledikleri popüler sunucuları bile kaçtı gitti. Bu kadar düzensiz, özensiz, sırf yapmak için yaptığımız işlerden çok çektik, çok çekeceğiz.

Keza polis devleti olduk resmen. Uyum yasaları çerçevesinde polisin yetkisinde değişiklik yaptılar. Hiç bakmadık kendi polisimize, eğitimli midir, psikolojik olarak dayanıklı mıdır, geliri az mıdır çok mudur, kapasitesi nedir diye hiç sorgulamadık. İşte bu yüzden mısır patlatır gibi biber gazı patlıyor sokaklarımızda. Bir kişi çıkıp itiraz edemiyor yediği tokatın tekmenin arkasından. 1 Mayıs 2008 kutlamalarında Taksim'de bir cafede yemek yerken vatandaşın yediği dayağı ve geçenlerde İstanbul'da bir yıkımda ortamı sakinleştirmeye çalışan vatandaşın yediği şamarı-tekmeyi görmezden gelemezsiniz. Binlerce kişiyi yasadışı olarak dinleyenler de bu arkadaşlardır ayrıca. Münferitlik ile sınırlandırılamayacak kadar laubali, kontrolsüz kullanılan gücün hareketleridir bunlar.

Ve yapılan reformların yanında AB ülkelerine hoş görünebilmek için onların bize dikte ettirdiği kotalarla ihracatlar, ithalatlar yaptık. Yapmama şansımız da yoktu, OYun rengini belirleyen, girip giremeyeceğimize OLUR veren onlardı. Ne kaybettik biliyor musunuz? ONUR. Ha bunun sizin için değeri yoksa, ticari anlaşmalarla bize dayatılan malların parasını da bu millet ödedi.

Sözde Ermeni soykırımını kabul ettiği için boykot etmeye çalıştığımız Fransa resti çekince, hemen o anda sus pus olduk, olmadık mı?, kampanyatörlerin bir tanesi yok bugün ortalıkta. Neden yok peki? Ne değişti? Adamın restine çekecek restimiz yok çünkü. Gururumuz kalmadı o kadar. Paramızı zaten alıyorlar, benden yılda bu kadar orman ürünü alacaksın, bu kadar otomotiv ürünü alacaksın, şu kadar bilmem ne alacaksın diye bir dünya anlaşmalar yaptırmışlar. Ve işin en acı tarafı herşey yasal ve biz bu şartlara elimizle imza atmışız. Hep birilerine yaranmaya çalışıyor, onun bunun eskortluğu için canımızı malımızı siper ediyoruz.

 

Türkiye'nin yapması gereken, bu işten vazgeçmesidir. Kendi stratejik durumunu kendi yönetmeli, Ortadoğu'da yalnız kalmadan, ülkeyi Arap şeyhlerine peşkeş çekip Araplaştırmadan, egemenliğine ve Misak-ı Milli sınırlarına yakışan diplomasiyi sürdürmelidir. Biz ne Avrupa'nın finosu, ne de Arap'ın kölesiyiz. Bu vatanı kuran insanlara ve çoluk çocuğumuza karşı biraz sorumluluğumuz var ise böyle kepazeliklere DUR demeliyiz.

 

KÜRTler benim konum değil. Şu anda ben siyah ve beyaz gibi bambaşka şeylerden bahsediyorum.

Lütfen konuyu dağıtmadan, AB ekseninde tartışalım.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Koyu renk ile işaretlediğim sorularınızla başlıyorum.

 

Dış politikada nasıl onurlu bir ülke olunacağını Atatürk bu devlete göstermişti. Çanakkale'deki yabancıların şehitlerini de sahiplenirken onurluydu, Birleşmiş Milletler'e ilk üyeliğimiz sürecinde de. Sordunuz ya onurumuz var mıydı diye; Vardı.

.

.

 

Cevabın içim inan çok teşkkür ediyorum, zira kuru içi boş tartışmalardan ziyade son yaptığın gibi boş konuşmadan yapılan tartışmalar hem daha verimli olur.

umarım diğer arkadaşlarda suçlamakla beraber sebepleri de gösterir.

ancak bu seninle aynı fikirdeyim demek değil.

ben hala aynı fikirdeyim.

akp dönemimde türkiye daha rezil olmadı ama daha iyi hale de hiç gelmedi.

ve bence dış politikada daha ilerdeyiz,özellikle davutuğlu'nın bakan olması ilerisi için umut vaadiyor.

saygı ve teşkkürlerimi sunarım.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
ve bence dış politikada daha ilerdeyiz,özellikle davutuğlu'nın bakan olması ilerisi için umut vaadiyor.

saygı ve teşkkürlerimi sunarım.

 

Peki bizi dış politikada daha da ileri götüren konular/olaylar nedir?

Düne göre bugün iyiyiz diyebiliyorsanız, mutlaka örnekleriniz vardır. Paylaşır mısınız?

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Demokrasi evrensel bir kavramdir,ve herkesin kendi demokrasisi diye bir anlayis bence tamamen mantik disidir.Demokrasi ne ise odur ve demokrasi bugüne kadar yüzlerce binlerce defa tartisilmis ve masaya yatirilmistir.Ben kendiligimden bir demokrasi anlayisi ortaya koyamam cünkü bn ne bir Aristo'yum nede bir Platon,bu nedenle yazilan yorumlara ya istirak edersiniz veya etmezsiniz,ederseniz nedenini etmezseniz yine nedenini aciklar ve tartismayi genisletirsiniz,siz acikca benim kisiligime yorum yapiyorsunuz.Evet burasi acik bir forum,herkes görüsünü yazmakta özgürdür,ama bu kisisellestirmeden olursa bence yararli olur.Kimse bir baskasinin görüslerini kabul etmeye zorlanmiyor,ama yazdiginiz"hala kendi görüslerinizi bize empoze etmeye kalkiyorsunuz"cümlesi bence gereksizdir.Ben kimseye kendi görüslerimi empoze etme hadsizligini yapmam ve kimseyede, görüslerini kendime empoze ettirmem.

Türkiye'nin Avrupa birligine girmesi tabiiki dogal sartlarda arzu edilen bir durumdur,ama sartlar maalesef dogal olmadigi icin ben sakincalarimi dile getiriyorum.Hepsi bu kadar.

 

 

saygilarla

Foruma yeni katılmış olduğum için öncelikle bütün arkadaşlara merhaba demek isterim.Avrupa Birliği süreci elbette ki basit bir süreç değildir,özellikle katılmak isteyen ülkelerle olan müzakereler,açılacak fasıllar göz önünde bulundurulduğunda aynı zamanda uzun bir yol olduğunu her türlü belirtebiliriz.Türkiyenin bugünkü durumuyla Avrupa Birliğine oldukça uzak bir noktada durduğunu,süreçlerde Türkiyenin en temel konulardaki(insani hak ve özgürlükler,devletin vatandaşına karşı duruşu vb..)halini göz önünde bulundurduğumuzda önceki cümledeki yazdığımızın doğruluk payını kolaylıkla görebiliriz.Arkadaşın söylemiş olduklarına geniş ölçüde katılmaktayım,tabiiki de kimse bir Platon yada Aristo olamaz;ancak demokratik hak ve özgürlüklerin ülkedeki birçok sorunu çözmekte yöneticilere kolaylıklar sağlayacağını,Kürt ve Alevi meselelerinde iki toplumsal grubun fikir önderlerinin sürekli açıkladıkları açmazlardan ülkeyi çıkaracağını kesin bir dille dile getirebiliriz.Demokrasi konusunu benim demokrasim ya da senin demokrasin şeklinde anlatmaya,hatta empoze etmeye çalışmak doğru bir tutum olamaz;yine de bazı ülkelerde bu öğenin değişik versiyonları bulunabilir.Türk demokrasisinde kendine özgü yanlar bulunabileceği gibi,dünyanın çok daha gelişmiş olan bir bölgesindeki herhangibir ülkede demokrasinin değişik sunumlarıyla dalgasını geçecek olan demokratlar da mevcuttur.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Sorunun icte aranmasi yanlis. Akp yonetimiylede bir alakasi yok. Sorun Avrupa birligi Turkiye'yi istemiyor. Bu acik. Sarkozy basa geldiginden beri ne kadar cok kagitsiz insani geri yolladi. Aramalari slkllastirdi. Turkiye Avrupa icin tehdit unsuru. Bakin Avrupa Birligin'e girerse eger Turkiye, en buyuk soz hakki olacak ulke Turkiye olur. Cunku nufus bakimindan en yogun ulke Turkiye. 80'li yillarda Ispanya ve Portekiz birlige girdiklerinde cok mu zenginlerdi, onlari su anda durumlarini iyi yapan Avrupa Birliginin yardimi ve destegi oldu. Romanya ve bulgaristan yeni uyeler olarak sizce kuzey ulke konumundalar mi, cografya bakimindan evet ama ekonomi bakimindan hayir. Bu yardim ve destekler avrupa birliigine fena pahaliya patliyor. Avrupa birligi artik eski gucunude kaybetmekte. 20 uyeye yakin bu birlik artik eski guce sahip degil.

 

Birde, nedir Avrupa Birligi, avrupa kitasi gercekten var mi? Turkiye bu konuma giriyor mu? Avrupa bu riski almak istemiyor. Bazi arap ulkeleri bile Avrupa Birligine uyelik icin istekte bulundu Afrika kitasinda oldugu halde. Turkiye'nin boyle bir uyeligi asya ulkelerininde ayni seyi yapmasina neden olur.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Gururumuz kalmadı o kadar. Paramızı zaten alıyorlar, benden yılda bu kadar orman ürünü alacaksın, bu kadar otomotiv ürünü alacaksın, şu kadar bilmem ne alacaksın diye bir dünya anlaşmalar yaptırmışlar. Ve işin en acı tarafı herşey yasal ve biz bu şartlara elimizle imza atmışız. Hep birilerine yaranmaya çalışıyor, onun bunun eskortluğu için canımızı malımızı siper ediyoruz.

 

Türkiye'nin yapması gereken, bu işten vazgeçmesidir. Kendi stratejik durumunu kendi yönetmeli, Ortadoğu'da yalnız kalmadan, ülkeyi Arap şeyhlerine peşkeş çekip Araplaştırmadan, egemenliğine ve Misak-ı Milli sınırlarına yakışan diplomasiyi sürdürmelidir. Biz ne Avrupa'nın finosu, ne de Arap'ın kölesiyiz. Bu vatanı kuran insanlara ve çoluk çocuğumuza karşı biraz sorumluluğumuz var ise böyle kepazeliklere DUR demeliyiz.

 

Türkiye -AB iliskisi yanilmiyorsam 1963 veya 64 te basladi ve o günden günümüze kadar bir cok hükümet degisti ve parlemontoda olan hemen hemen her siyasi parti iktidarda ortak olarak veya tek basina hükümette yer aldi. Dolayisiyla tüm siiyasi partiler AB konisinda dönemlerinde bazi anlasmalar yapti. Tarihi olarak cok gerilere gitmezsek görecegizki yukarida bahsettiginiz anlasmalari AKP dönemi öncesinde yapildi, gümrük birligi mesela. Dönemin sözde Atatürkcü siyasileri ülkemiz icin en büyük bir gelisme ve anlasma yaptik diye bizlere her gün poz veriyorlardi. Unuttuk galiba bu günleri.

Türkiye- Ab uyum yasalari sadece AKP döneminde yapilmadi bilakis her iktidar döyneminde yapilmistir. genellikle muhalefette olan partiler iktidar partisinin yaptiklarini elestirmislerdir,a ma kendileri iktidara gelince her söylediklerini unutup dahada fazlasini yapmislardir.

 

Burada Türkiye -AB ortakligini veya üye olmamasi gerektigini konusabiliriz ve yanlis gören fikrini söyleyebilir. Ama AB meselesini sadece bir iktidara yüklenemez. Ben burada sanki AKP'nin savunucusu gibi anlasilabilirim ama, bastan söyleyeyim asla öyle degil. Beni düzen partilerinin hic birisi ilgilendirmiyor.

 

Türkiye-AB iliskilerini kepazelik olarak degerlendirmek ne kadar dogru orasini yorumcu arkadaslar degerlendirsin. Ama 45 yil önce ortaklik anlasmasi yapmisiz ve anlasmanin nokta bulacagi yer de belirlenmis, ama gec ama erken, ama bazi ülke siyasetcileri Fransa ve Almanya örnegi gibi, kendi attiklari imzayi ve anlasmayi tanimayip baska önerilerde bulunsunlar bunlarin hicbiri sonunda anlasmayi bozamaz. Yapilan konusmalar sadece belirli ülkelerin günlük siyasi konjuktürüne göredir. Bir önceki Almanya hükümati mesela bugünkünün tam tersini iddaa ediyordu. Türkiye anlasma geregi tüm sartlari yerine getirsin ve ondan sonra görelim hangi yigit bizi AB'ye almiyormus. Yarin bir hükümet degisse ve AKP yerine digerleri gelse AB konusunda hic bir degisiklik olmayacagina adim gibi eminim, onlarin su anki elestirileri AB ülkelerindeki Türkiye karsitlari gibi sadece siyasi konjuktürden kaynaklaniyor. Cünki kendileride hükümetleri döneminde bugünki elestirdiklerinden daha fazlasini yaptilar.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Şimdiye kadar yapılan doğalgaz antlaşmalarında, -kullansak ta kullanmasak ta- doğalgaz aldığımız ülkelere, belli miktar doğalgazın parasını ödeme garantisi verdiğimizi biliyormuyuz ?

 

Ya, AB’nin eski teknolojilerinin atıklarını ( nükleer, kimyasal, kanserojen asbest vs. ) bertaraf etme maliyetlerinin kendi ülkelerinde pahalı olması dolayısıyla, ülkemize gönderdiğini ve eski teknoloji ürünlerini bize göndererek, stoklarını bitirmeye çalıştığını ve bu yüzden müzakerelere başlama tarihini standartlarının uygulanması konusunu gevşek tutarak ertelediğini ?

 

Yani, dünyada, KYOTO ve COPP kararlarından sonra, dünyanın bu hale gelmesinde en büyük payı olan, gelişmiş, endüstrileşmiş ülkelerin, temiz ve yenilenebilir enerjiye geçilme planınına göre, geçiş süreci maaliyetlerinin, 3.Dünya ülkelerine ödettirilmeye çalışıldığını ?

 

Bu oyunu bozmanın tek yolunun, enerji verimliliği yöntemlerinin kendi hayatımız başta olmak üzere uygulanması, kaçak elektrik kullanımına göz yumulmaması, Nükleer, Termik, Hidrolelektrik santrallere karşı çıkılması, AB’nin gevşek bıraktığı AB standartlarının harfiyen uygulanması, yenilenebilir ve temiz enerji ( Rüzgar, Güneş ) kaynaklarına yönelinmesi olduğunu ve bunu yabancı sermayenin emrinde bir hükümetle başarmanın mümkün olmadığını ?

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Sevgili arkadaşlar,

Size biryeş somak istiyorum Türkiye AB ye girme ayağına bir sürü yasa çıkardı.Bazıları Türkiye ye daha büyük sorun olabilecek yasalardı.Türkiye AB ye girmenden neden kendi çıakrları doğrultusunda bu yasaları çıakrtmıyor.Çkartılan kanunları görüyoruz.Belkide bazıları Türkiye yi kaosa sürükleyecek ama bizim hükümetlermiz illede AB ye girme planları içindeler.Yoke ekonomik düzey yükselecek insanlar özgürce ve rahatça yaşabilecek gibi vs...Biz bunları kendi başımızada yapamazmıyız .Braz karışık oldu ama olsun.

Teşekkürler.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Sevgili arkadaşlar,

Size biryeş somak istiyorum Türkiye AB ye girme ayağına bir sürü yasa çıkardı.Bazıları Türkiye ye daha büyük sorun olabilecek yasalardı.Türkiye AB ye girmenden neden kendi çıakrları doğrultusunda bu yasaları çıakrtmıyor.Çkartılan kanunları görüyoruz.Belkide bazıları Türkiye yi kaosa sürükleyecek ama bizim hükümetlermiz illede AB ye girme planları içindeler.Yoke ekonomik düzey yükselecek insanlar özgürce ve rahatça yaşabilecek gibi vs...Biz bunları kendi başımızada yapamazmıyız .Braz karışık oldu ama olsun.

Teşekkürler.

Sorularinizin tek cevabi var; Hayir biz asla tek basimiza insanlarimizin ve ülkemizin iyiligi icin kararlari alamiyoruz, gercekleri göremiyoruz. Illada baskasinin zoruyla bazi isler yapiyoruz ama o da tabiiki icimize sinmiyor.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

bence dış politikada daha ilerdeyiz,özellikle davutuğlu'nın bakan olması ilerisi için umut vaadiyor.

saygı ve teşkkürlerimi sunarım.

Peki bizi dış politikada daha da ileri götüren konular/olaylar nedir?

Düne göre bugün iyiyiz diyebiliyorsanız, mutlaka örnekleriniz vardır. Paylaşır mısınız?

 

Arkadaşımız tekrar login olmadığı için cevaplar havada kaldı. Ancak cevaplamak isteyen olabilir elbet.

 

İlaveten;

 

Van minüts'ün bize mirası nedir?

 

 

 

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'nın milli futbol müsabakası için koşarak Ermenistan'a gitmesi ve sonrasında Ermenistan Cumhurbaşkanı'nın iade-i müsabaka hakkında ileri sürdüğü görüşler nedir? Biliyor musunuz? Bu iadeyi hakettik mi? Bu sonucu öncesinde idrak edemedik mi?

 

Bulgaristan'da %39 oy alan ırkçı parti iktidar oldu. Başbakan Borisev ‘Türkler gitsin, kalanlar da soyadına ‘ov’ ekleyip Bulgar olsun’ diye seçim kampanyası yapmıştı. Ne cevap verdik? Hala bir cevap verdik mi?

 

Filistin'de şeriatçı Hamas için “Hamas seçimi kazandı. Devlet Başkanı Mahmud Abbas, dünya da buna katlanacak” diyen başbakanınız, Kıbrıs'ta seçimi kazanan UBP’ye “Biz KKTC Cumhurbaşkanı’nın elini zayıflatacak hiçbir adımın yanında olmayız” dedi mi? Demedi mi? Çok basit; dedi mi demedi mi?

 

Dış politikada bizi daha da ileri götüren olaylar nelerdir?

 

 

Buyrunuz.

 

 

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Arkadaşımız tekrar login olmadığı için cevaplar havada kaldı. Ancak cevaplamak isteyen olabilir elbet.

 

.

.

.

Buyrunuz.

 

clover.gif

 

Cevap mı bekliyorsunuz ? Çok beklersiniz...

 

Taktik ne ?

 

Ezber cümlelerle,

 

VUR-KAÇ...

 

YANDAŞ-KARŞIT İDDİA ET KANITLAMA...

 

Hepsi bu!

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Türkiye AKEPE iktidari ile onursuz bir durumdadir.Hicbir iktidar bugünkü kadar tavizkar,bugünkü kadar AB'ye yandas ve AB vasitasi ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti karsiti olmadi.Muhakkak ki gecmis iktidarlarin yaptigi hatalar mevcut bunu inkar eden yok zaten.Gümrük Birligi AB'ye verilmis büyük tavizlerden biridir ve ülkemiz ekonomisi dolayisiyla üreticimiz bu Gümrük Birliginden büyük dezavntajlar yasamis ve yasamaktadir.Gümrük Birligi Türkiye'nin özgürce ticaret yapmasini engellemis AB'ye girmeden AB'ye bagimli yapmistir.

 

AB ugruna cikartilan uyum yasalari belki ilk bakista demokratik ve cagdas görünebilir ama iyice incelendiginde görülür ki bu uyum yasalari ilerde Türkiye'ye karsi geri tepme bir silah olacaktir.Diger yandan AB ugruna milli cikarlarimiz kurban edilmektedir.Babalar gibi satanlar simdi de babalar gibi bölmeye calisiyor.

 

AB Türkiye'yi bünyesine almaz almasina gerek yok cünkü Türkiye AB'ye girmeden AB istek ve cikarlari icin siyaset yapan bir iktidara sahiptir.Dün Lozan'la elde ettigimiz bircok milli dava AKP iktidari ve yandaslari tarafindan Sevr'i dayatanlara geri verilmektedir.

 

Fransa Türkiye'nin AB ortakligina karsi cikmaya devam edecektir ve bu yöntemle Türkiye'den cok daha büyük tavizler koparacaktir buna inanmiyor bunu biliyor,biliyor ki Türkiyede ki iktidar herseyi feda etmeye hazir isbirlikci bir iktidardir.

 

 

saygilarla

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

İletiniz moderatör kontrolünden geçtikten sonra sitede gösterilmeye başlanacaktır. Eğer buna maruz kalmak istemiyorsanız lütfen hemen bir ÜYE OLUNUZ.

Misafir
İletinizi misafir olarak gönderiyorsunuz. Eğer üye iseniz lütfen GİRİP YAPARAK gönderiniz.
Bu başlığa cevap yaz

×   Zengin metin olarak yapıştırıldı..   Onun yerine sade metin olarak yapıştır

  Only 75 emoticons maximum are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Önceki içeriğiniz geri getirildi..   Editörü temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.