Zıplanacak içerik
delübio

jeoloji ve biyoloji bilimleri arasındaki ilişki

Önerilen İletiler

jeoloji ve biyoloji bilimleri arasındaki ilişki nedir??!!!ya bu benim için çok önemli bi ödev konusu..yardım ederseniz çoook sevinirim..bir hafta sürem var...az da olsa herkes bi el atsınn nolurr... sad.gif

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

ben biyoloji okuyorum ve birinci sınıftayken jeoloji dersini almıştım.

 

jeoloji yer kabuğunu,oluşumları incelenir.biyoloji ile kesiştiği kısım ise bu oluşumlar sonrasında canlıların orada yer almasıdır.

 

örneğin;bir yerde jeolojik oluşumlar sonucunda bir göl oluşur,daha sonra da gölde çeşitli balık ve canlılar yaşamaya başlar.,

 

işte burada biyoloji ve jeoloji kesişir.

 

umarım yardımcı olmuşumdur :clover:

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

herkese çok teşekkür ederimm..devamını bekliyorummm..yersoy senınkını de bekliyorumm sabırsızlıklaaa..ya paleonoloji de çok genişş yaa nası darltıcam ben onu.....amaaaaaannn pöff:( :unsure:

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir yersoy

Evet neydi konu? Jeoloji ve biyoloji arasındaki ilişkiler üzerine...

 

Şimdi jeoloji ve biyolojinin ayrı ayrı tanımlarını yapmaya gerek yok ama şunu belirtmekte fayda var: eğer biyoloji en geniş anlamda canlıları ve ekosistemleri inceliyorsa ve canlıların ve ekosistemlerin de ortamını oluşturan yeryüzünü jeoloji (ve bir çok yan dalı) inceliyorsa, bunlar arasında sıkı bir bağ olmalıdır.

 

İlk akla geleni arkadaşlar yukarıda söylemişler zaten: Paleontoloji.

 

Paleontoloji jeolojik zaman boyunca canlıların hangi dönemde ne tür ortamlarda yaşadıklarını, nasıl yaşadıklarını (yaşam şekillerini) ve canlıların değişimerini (evrimi) inceleyerek tüm zamanlar boyunca var olmuş canlıları sistematik olarak sınıflayan daldır (Bu benim tanımım, gerçek bilimsel tanımı farklı da olabilir; Paleontoloji ya da taşılbilim ya da fosilbilim, fosilleri veri olarak kullanarak dünyada yaşamın tarihini yazmak amacını taşıyan bilim dalıdır vikipedideki tanımı). Dediğim gibi jeoloji bilimi de jeolojinin (daha doğrusu yerbilimlerinin) bir alt dalı olan paleontolojiyle çok yakından ilişkilidir. Jeolojik problemlerin çözülmesinde paleontoloji çok kullanılır. Bu problemler, kayaların yaşları, tortul kayaların çökelim ortamları, jeolojik zaman boyunca iklim değişimleri gibi örneklendirilebilir. Bunlardan her birisi yine farklı problemlere ışık tutabilir (örneğin maden aramak gibi). Bilimsel dergilerden, ilgili forumlarda verdiğim bazı dergiler biyolojinin alt dallarına aittir ve bunlar evrimi inceler. Detaya girildiğinde insanın evrimi, atların evrimi, kuşların ya da belilri bir bitki topluluğunun evrimi gibi konularda uzmanlaşır. Eğer bu dergilere göz atma fırsatınız olduysa, insanın evrimini konu alan bir bilimsel dergide yayınlanan makalelerin jeolojik terimlerle iç içe olduğunu görürsünüz. Çünkü insanın gelişimini kontrol eden önemli faktörlerden birisi de jeoloji yani yerbilimleridir. Bunu bugün dahi görebiliriz. Yerleşim alanlarının seçimi ya da maden arama, maden zenginliklerinin kullanılması ve benzeri konularda jeolojinin (yerin yapısının) büyük rolü vardır. Bunun yanı sıra, yine jeolojik olayların iklim değişimi üerindeki etkisi büyüktür. Örneğin büyük volkanik patlamalar kısa süreli iklim değişikliklerine yasımakta, bu da canlılar üzerindeki etkileri tetiklemektedir. Evrim konusu da bundan nasibini büyük ölçüde alır. Nitekim bazı canlı türlerinin ortadan yok olması, bazılarının türemesi ve değişime uğraması bazı hallerde bu şekilde kontrol edilir. Neyse konuyu dağıtmayalım. Kısaca bugün yaşayan canlıların biyolojik özelliklerinin araştırılmasında, bu özelliklerin nasıl kazanıldığı gibi problemlerin aydınlatılmasında paleontoloji bilimi en önemli payı alır. Aynı zamanda verdiği bilgiler sayesinde jeolojik olayların çözümüne de ışık tutar.

 

Jeoloji ve biyoloji konularını birlikte değerlendiren ve ülkemizde yeni yeni gelişmeye başlayan dallardan birisi de Tıbbi Jeoljidir. Tıbbi jeoloji konularında anlatacaklarım bilgilerin bir çoğunu Dr. Eşref Atabey'in çalışmalarından aldım. Atıfta bulunalım ki bilimsel etiğe uygun davranalım değil mi? :)

 

Bakalım Tıbi Jeloji bize neler söylüyr:

 

Kayalar ve kaya türleri konusunda, Yerbilimleri-İnsan-Din forumunda yanlış hatırlamıyorsam epeyce bilgi vermiştim. Doğadaki kayalar belirli mineraller tarafından oluşturulur. Örneğin granit dediğimiz kayalar kuvars, plajiyoklas, ortoklas ve biraz biyotit ve amfibolden oluşur. Bu minerallerin her birisi farklı kimyalara sahiptir. Hepsi de silikat grubu mineraller olmasına karşın (köklerinde silika tetraederi bulunur) karmaşık bileşiklerinin yapısına çok farklı elementler girer. Örneğin kuvars salt SiO2 iken biyotit ve amfiboller Fe ve Mg bakımından zengin silikat mineralleridir. Aslında bu saydığım mineraller doğada insan sağlığına zararı olmayan mineraller olabilir. Ancak bu minerallerin her birisi farklı fiziksel ve kimyasal koşullarda farklı minerallere de dönüşebilir. Örneğin yine Fe ve Mg silikatlardan olan serpantin yada amfibol faklı alterasyonlarla (kimyasal değişim) insan sağlığı için çok zararlı asbeste dönüşür. Asbest ise lifsi dokusu nedeniyle kılcal kristalleri akciğere saplanmakta ve akciğer kanserine yol açmaktadır.

 

Biz yeryüzü ve içindeki kayaların göreceli oranlarını az çok hesaplarsak, minerallerin de dağılımları ve böylece elementlerin de dağılımları hakkında fikir sahibi oluruz. Mesela önemli elementlerden Hg: 90; Pb: 12; Cd: 0.2; Cr: 110; Ni: 89; As: 2; Cu: 63 (mlg/kg) oranlarında yer kabuğunda bulunur. Bu elementler insan sağlığı için hem gerekli hem de bazan zararlıdır.

 

Jeolojinin önemini belki de şu örnek güzel açıklamakta: İki gün boyunca Pinatubo: 10 milyar ton magma ve 20 milyon ton SO2 çıkarmıştır. Çıkan gazlar dünya iklimini üç yıl süreyle etkilemiştir. Ortama 800.000 ton çinko, 600.000 ton bakır, 550.000 ton krom, 100.000 ton kurşun, 1000 ton kadmiyum, 10.000 ton arsenik, 800 ton civa, 30.000 ton nikel çıkmış olduğu hesaplanmıştır (Garret, 2000).

 

"Kayaçlar ve mineraller binlerce yıldır veba, çiçek hastalığı ve humma gibi hastalıkların tedavilerinde kullanılmıştır. Bilim insanları 300 yıl önce jeolojik maddeler, süreçler ve tedavi koşulları arasındaki bağlantıları incelemeye başladılar."

 

İnsanlarda jeofaji olarak isimlendirilen kil ve toprak yeme hastalığı toprakta taşınan patojenlerin ve etkilerinin; ve ayrıca elementlerin dağılımları ve biyokimya-metal biyolojisinin önemini yansıtmaktadır.

 

İnsan sağlığını tehdit eden başlıca elementlerden birisi Arseniktir (As). As doğada hangi kayalarda bulunur? Hangi ortamlarda zenginleşir? soruları jeolojiyi, As nin sağlığa etkileri ise biyolojiyi kapsamaktadır.

 

İnsan sağlığı için önemli olan flor elementinin eksikliği insanların dişlerinde bozukluklar ve kemiklerindeki zayıflılar şeklinden kendini gösterir.

 

Aynı şekilde I (iyot):

Çoğu gelişmiş ülkelerde insanların günde alması gereken iyot ihtiyacı 150 mg altına düşmesiyle 1 milyardan fazla insan İyot Eksikliği Rahatsızlıkları (IDD) tehdidi altındadır. Bir insanın normalde bulundurduğu 15 -20 gr iyotun % 80 i tiroid bezinde bulunur. Tiroid bezinin aşırı büyümesi olarak bilinen guatr, İyot Eksikliği olayıdır.

 

Bu elementlerin yanısıra mineraller de insan sağlığı açısından önemlidir:

 

Fibrojenik Tozlar (solunum sistemine zararlı olanlar):

Silis(kuvars); Silikatlar (asbest, talk, mika); Berilyum, kalay, demir cevherleri; Kömür (antrasit, bitümlü şist)

 

Kanserojen Tozlar:

Asbest ve eriyonit ile radyum

 

Zehirli Tozlar (organ ve dokularda toksik etki):

Berilyum, arsenik, kurşun, uranyum, radyum, toryum, krom, vanadyum, civa, kadmiyum, antimuan, manganez, tungsten, nikel, gümüş cevherleri

 

 

Biyoloji konusu bunların zararlarını ortaya koymakta. Peki burada jeolojinin rolü ne?

Bir çok köyün, zeolit adı verilen kanserojen bir mineralin çok yaygın bulunduğu kayalardan oluşan bir yörede kurulduğunu biliyormuydunuz? Bu köyde insanlar hep kanserden ölmekteydi. Ta ki bunun nedeni anlaşılıp köy yerleşimi değiştirilene kadar...

 

Bir çok maden işletmesinde açığa çıkarılan zararlı maddeler örneğin içme sularına karışmakta ve insanları tehdit etmekte. Jeolojik incelemeler yapılmazsa, örneğin içme suyunun döngüsü hakkında bilgi edinmezse, o mineraller tanınmazsa bu gibi olayların yaşanacağı çok aşikardır...

 

Bunun yanısıra tarımsal kirlenme de ortaya çıkmaktadır.

 

Bu açıklamalar umarım sizler için yeterli olacaktır. Olmazsa konuyu daha da derinleştirebiliriz...

 

Saygılarımla...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir yersoy
çokk teşekkürrr ederimmm.........

ne diyebilirim ki?söze ne hacet arkadaş döktürmüşş....

 

İşimiz bu, öğrenmek ve öğretmek (paylaşmak) ;)

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

İletiniz moderatör kontrolünden geçtikten sonra sitede gösterilmeye başlanacaktır. Eğer buna maruz kalmak istemiyorsanız lütfen hemen bir ÜYE OLUNUZ.

Misafir
İletinizi misafir olarak gönderiyorsunuz. Eğer üye iseniz lütfen GİRİP YAPARAK gönderiniz.
Bu başlığa cevap yaz

×   Zengin metin olarak yapıştırıldı..   Onun yerine sade metin olarak yapıştır

  Only 75 emoticons maximum are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Önceki içeriğiniz geri getirildi..   Editörü temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.