Zıplanacak içerik
Altinay

FELSEFEYİ NASIL SEVDİREBİLİRİZ.

Önerilen İletiler

Çok önemli bir konu bence... Belki yanlış bir konu başlığı ama belirtmeden edemeyeceğim.

 

Bu bahsettiğin eğitim sistemi ezbere dayalı bir sistem.

 

Nedir?

 

* Hoca vardır, kitap vardır, sınav vardır.

* Hoca aynı kitaptaki bilgileri her sene verir.

* Öğrenci kitabi bilgileri ezberlemek zorundadır.

* Sınava girer geçer...

 

--> Nerede araştırma? Yok!

--> Nerede o kitabın dışında, güncel bilgiler? Yok!

--> Nerede tartışma? Yok!

--> Öğrenci bildiğini bile yanlış olma korkusuyla söyleyemez...

 

Bu sistem literatürde "Klasik Eğitim" olarak geçiyor.

 

Son yıllarda bazı üniversitelerdeki bazı bölümlerde "Aktif Eğitim" adında yeni bir sistem getiriliyor...

 

* Hoca yok... Eğitim yönlendiricisi var.

* Ders yok... Derslerin tümü birleştirilerek konu bütünleniyor. Probleme dayalı öğretim var. Konuyla ilgili bir problem ortaya konularak öğrenci tartıştırılıyor. Hocanın görevi tartışmayı yönetmek!

* Tek bir kitap yok... İnternet kaynakları dahil tüm kaynaklar sunuluyor.

* Tek bir kaynağı ezberlemek yok... Böylece öğrenci araştırmaya sevk ediliyor.

* Yine sınavla değerlendirme yapılıyor.

 

Bu yönleriyle 4/4 lük bir sistem...

 

Ancaaaak;

 

--> Nerede bunu uygulayabilecek donanıma sahip hoca? YOK! (kendi kitabından dışarı çıkmamış, yetersiz!)

--> Nerede bunu kavrayabilecek öğrenci? YOK! (lisede ezbere alışmış, tartışma ve araştırma bilmez, yetersiz!)

--> Nerede bunu sağlayacak altyapı? YOK! (üniversiteler üniversite gibi değil!)

 

Demek ki, daha çok çalışmamız lazım çoooook!

 

Saygılar...

 

Sayin yarasa bu dediginiz sistem Fransa'da liselerde uygulaniyor ve inanirmisiniz ben kendi ulkem icin uzuluyorum cunku ulkemin ogrencileri okadar zekiki buranin ogrencileri ellerindeki firsatin farkinda degil ve kendi sistemleri onlara cok zor geliyor...

 

Oncelikle Problematik denilen sey butun derslerde yapilir...Mesela,konu felsefe mi?Ki bana su konu verilmisti-inanc bilmeyi engeller mi?- Yani butun yil felsefe goruyorsun ama buyuk gun gelince sana ezber sormuyorlar...Bir konu veriyorlar derslerde ogrendiklerini kullanirsan yararina ama bilmiyorsan bile konuyu gelistirirsen yine gecersin....

 

Egitim sistemine gelince sinavlar ikiye ayriliyor 10 puan ders bilgileri 10 puanda dokumandan yola cikarak..

Ve burada hocalar,ogrenciler konussun diye gozlerinin icine bakiyorlar :D Dersler genelde konusmaya yonelik...

 

Bu sistem turkiyede olsa suan daha iyi durumda olurdu...Ezberci sistem hic bir ise yaramiyor...Turkiyedeki egitim hayatim boyunca hep ezberledim,hep ezberledim ama aklimda ne kaldi?Hepsinide unuttum...Ama burada,oyle bir anlatim sistemi varki,dusunebiliyor musunuz,Marx,Lenin,Hitler,Keynes,onemli ekonomiciler,komunizm,liberalizm,sosyalizm bunlar burada lise konusu ya turkiyede...Hangi lise ogrencisi bunu kendi istegi disinda ogrenmistir?

 

Konuyu dagittim sanirim :) Pardon!

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir güzelim

Bir toplumu yücelten de,alçaltan da eğitimdir.Eğitim sistemimizin eksikliklerini bitirebilmemiz için 5 tane daha başlık açmamız gerekir.Aktif sistem ile yeniden bir yapılandırma içine girildi.Bu sistem öğrencileri araştırmaya sevkediyormuş-muş.ilk ve orta öğretimde proje ve performans ödevleri veriliyor,öğrenci araştırma yaparak araştırma nasıl yapılır öğrensin diye...Gel gör ki bir köy okulunda okuyan bir öğrenci,matematik dersinde verilen "Bir halı fabrikasının desen tasarım bölümünde çalışıyorsunuz,buna göre tasaradığınız halının yapımı için gerekli maliyeti hesaplayınız" konulu proje ödevini gidip nerede ve nasıl araştırsın.Daha hayatında halı fabrikası görmemiş ki...Belki de hesaplanacak parayı bile hayatında birarada görmemiştir.Çocuğu araştırma yapmak yerine ,yapamamanın verdiği bir güvensizlik içine iten eğitim sistemimiz,böyle alt yapısı olmadan sistem değişimine girdiği sürece ,ben ülkemizde az şeyin çok uzun yıllarda değişeceğine inanıyorum.Okumayı ve okulu sevdirip,tüm imkanları sağladıktan sonra sistem değişimine gidilmelidir....

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

''aslında felsefe öğrenılmez,felsefe yapmak öğrenılebilir''..ve felsefe yapmak çok zevklidir,tabi bunun için karşınız da felsefe yapmayı bilen bır muhatap gerekir :)

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Şöyle düşünelim... Evdeyim. İşyerindeyim. Bilgisayar karşısında ve internete girmek gibi bir şansım var...

Çalışma aralarında ya da sıkıldığımda anlamsız sitelere girip vaktimi harcayabilirim.

Ya da buradan tartışmalara katılıp bir şeyler öğrenip öğretebilirim.

3-4 aydır forumdayım ve çok şey öğrendim. Başkalarına da bir şeyler kattığımı düşünüyorum. En azından söyleyen bir kaç kişi var :) Bu bana yetiyor :)

 

Bunun gibi her fırstı değerlendirmek demek bilinçlenmek ve bilinçlendirek adına atılan önemli adımlar demek bence...

 

Ne kadar işe yaradığı tartışılabilir. Daha iyi şeyler de yapılabilir. Ama yukarıda anlattığım şekliyle, bu koşul ve durumu değerlendirmenin de önemli bir yolu olabilir. Doğru kullanılırsa tabi...

 

Sizce nasıl bir ses çıkarmalı mesela? İşyerinde, arkadaş ortmında, okulda vs... Bunlar yanında bu gibi fırsatlar da değerlendirilmeli. Mesela açılan konuların kaç kşi tarafından ziyaret edildiğine bir bak.

 

Sayılar gösteriyor ki forumu okuyan her an yüzlerce insan var. Katılım az olsa da o okuyanlar hiç te azımsanacak kadar değiller...

 

Saygılar...

Merhaba ;

Elbetteki forumlardaki katılım sayısı küçümsenecek kadar az değil.Fakat yıllardır aynı konular artık birşeylerin sonu gelmeli birşeyler değişmeyeli. Bana göre sürekli değiişmeyen sabit konular bunlar ve değişmesi gereken ana unsurlar diye düşünüyorum.Neyse felsefeyi sevdirme konusunda kalmak daha iyi şimdilik..

sağol yorumların için hepinize iyi geceler...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir YARASA
Merhaba ;

Elbetteki forumlardaki katılım sayısı küçümsenecek kadar az değil.Fakat yıllardır aynı konular artık birşeylerin sonu gelmeli birşeyler değişmeyeli. Bana göre sürekli değiişmeyen sabit konular bunlar ve değişmesi gereken ana unsurlar diye düşünüyorum.Neyse felsefeyi sevdirme konusunda kalmak daha iyi şimdilik..

sağol yorumların için hepinize iyi geceler...

 

 

Değişim yavaş olur.

 

Saygılar...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Günaydın;

Evet haklısın "değişim yavaş olur." diyerek.Maalesef öyle zamanla oluyor.Zamanla oluşmasını beklemekse sabır gerektiriyor.

Sabretmek ...! İyi günler.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Toplumumuzda sikca kullanilan bir deyim vardir: "Felsefe yapma!" Gereksiz ve bos konustuguna inandigimiz kisilere deriz bunu. Felsefe ile bos konusmak esanlamli olarak kullanilir genelde. Herhangi bir konuda birisi farkli dusunmeye basladi mi, konuyu analiz etmeye, degisik bakis acilari getirmeye calisti mi "Felsefe yapma!" uyarisiyla muhatap olur.

 

Dusunce zenginligi yerine fikir sahibi olmanin revacta oldugu, edinilen fikirlere birer dogma gibi yapisip kalindigi, olaylara farkli gozlerle bakmanin aliskanlik haline getirilmedigi toplumlarda felsefenin sevdirilebilmesi oldukca guc bir istir. Cunku felsefe herseyden once ozgur dusunebilen, sorgulamaktan, elestirmekten ve elestirilmekten korkmayan beyinlerin isidir. Kendi dogrularina saplanmis kalmis, baskaca herseyi igreti goren, dislayan zihniyet yapisi elbette "farkliliklar" nazarinda aslinda felsefeyi dislamis olacaktir...

 

Sanirim konu basligindaki sorunun cevabi burda yatiyor: Kendi dogrularimiza saplanip kalmadan daha genis acilarla bakabildigimizde...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Sanirim konu basligindaki sorunun cevabi burda yatiyor: Kendi dogrularimiza saplanip kalmadan daha genis acilarla bakabildigimizde...

 

Merhaba;

Başka pencerelerinde olduğunu görebilmeyi beklemek zaman kaybıdır.Var olanı göstermeyi bilmek gerekir diye düşünüyorum.

Var olduğunu bilmemekle yeterince zaman kaybı olmuştur. Beklemek yerine cabalamak ve sonuçları görmek her zaman bana göre daha makbuldur. Görmeyene göstermek ,paylaşmak bilgi almak ve vermek güzeldir.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir ali0_1
Merhaba;

Başka pencerelerinde olduğunu görebilmeyi beklemek zaman kaybıdır.Var olanı göstermeyi bilmek gerekir diye düşünüyorum.

Var olduğunu bilmemekle yeterince zaman kaybı olmuştur. Beklemek yerine cabalamak ve sonuçları görmek her zaman bana göre daha makbuldur. Görmeyene göstermek ,paylaşmak bilgi almak ve vermek güzeldir.

 

Ya görmeyen bizsek aslında???

 

Sanırım iş burada bitiyor işte; önce ne olduğumuzu bilebilmek...

 

Bunun için zaten farklı pencereleri hesaba katıp kapsayıcı bir yaklaşım göstermek gerekmez mi???

 

:zorro:

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Ya görmeyen bizsek aslında???

 

Sanırım iş burada bitiyor işte; önce ne olduğumuzu bilebilmek...

 

Bunun için zaten farklı pencereleri hesaba katıp kapsayıcı bir yaklaşım göstermek gerekmez mi???

 

:zorro:

 

Bana göre birey kendini bilmiyorsa ;iki nedeni vardır:

Birincisi kendisi,ikincisi ise ailesi ve çevresi o sorumluluğu vermemiştir.Kendini bilmeyen bir birey ne kadar bilinçli yaşayabilirki kendi sabit kalıplaşmış düşünceleriyle ? Diğer iletimde ifade ettiğim gibi paylaşmayı görmeyene göstermeyi bilmek gerektiğini düşünüyorum.Bir birey ne kadar sabit fikirli olsada sonuçta ne kadar doğru yada yanlış olduğunu fark etmekle karşı karşıya kalır diye düşünüyorum.İnsan yaşayarak görüyor ,öğreniyor neyin ne olduğunu ama ders almak olmasa ömür herşeyi yaşamaya yeterli olur mu? İnsan olgunlaştıkça ,yaşadıkça ,düşündükçe kalıplardan kurtulmaya başlamıyor mu ?

Bu sabit fikirli ben isem bende hazırım penceremi açıp görmeye öğrenmeye ...Bilmiyorsam penceremi açmayı öğretilmeli ..Öğretilmemişse kalıplardan kurtulmak, bu suç benim olamaz. Bilerek kalıplardan kurtulmamayı kimse istemez diye düşünüyorum.Bu nedenle herkes gerekini yapmayı bilmeli,bilmiyorsa öğretilmeli..Yaşam tek bir insandan yada tek bir düşünceden ibaret değildir.Yaşam tüm canlılarla ve cansız varlıklarla bütündür.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir ali0_1
Bana göre birey kendini bilmiyorsa ;iki nedeni vardır:

Birincisi kendisi,ikincisi ise ailesi ve çevresi o sorumluluğu vermemiştir.Kendini bilmeyen bir birey ne kadar bilinçli yaşayabilirki kendi sabit kalıplaşmış düşünceleriyle ? Diğer iletimde ifade ettiğim gibi paylaşmayı görmeyene göstermeyi bilmek gerektiğini düşünüyorum.Bir birey ne kadar sabit fikirli olsada sonuçta ne kadar doğru yada yanlış olduğunu fark etmekle karşı karşıya kalır diye düşünüyorum.İnsan yaşayarak görüyor ,öğreniyor neyin ne olduğunu ama ders almak olmasa ömür herşeyi yaşamaya yeterli olur mu? İnsan olgunlaştıkça ,yaşadıkça ,düşündükçe kalıplardan kurtulmaya başlamıyor mu ?

Bu sabit fikirli ben isem bende hazırım penceremi açıp görmeye öğrenmeye ...Bilmiyorsam penceremi açmayı öğretilmeli ..Öğretilmemişse kalıplardan kurtulmak, bu suç benim olamaz. Bilerek kalıplardan kurtulmamayı kimse istemez diye düşünüyorum.Bu nedenle herkes gerekini yapmayı bilmeli,bilmiyorsa öğretilmeli..Yaşam tek bir insandan yada tek bir düşünceden ibaret değildir.Yaşam tüm canlılarla ve cansız varlıklarla bütündür.

 

Yazdıklarınızı anladım ama bağlarda sorun çıktı... :D

 

En son yazdıklarınız da sayın Restpektifin sözleri üzerine mi yoksa doğrudan başlığa yönelik genel ifadeler mi???

 

İlkiyse bir şey yazmama gerek yok zaten siz de bu geniş açı olayını kastediyorsunuz ama ikincisiyse bazı başka şeylerden bahsedebilirim...

 

Saygılar...

 

:zorro:

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Yazdıklarınızı anladım ama bağlarda sorun çıktı... :D

 

En son yazdıklarınız da sayın Restpektifin sözleri üzerine mi yoksa doğrudan başlığa yönelik genel ifadeler mi???

 

İlkiyse bir şey yazmama gerek yok zaten siz de bu geniş açı olayını kastediyorsunuz ama ikincisiyse bazı başka şeylerden bahsedebilirim...

 

Saygılar...

 

:zorro:

 

Merhaba;

Başlığa göre ve sizin yazdıklarınıza göre iletimi yazdım.Açıklamalarınızı okumayı isterim.İyi günler..

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir ali0_1

Tamam o zaman...

 

Öncelikle bence bu iş sevdirme değil sevme işidir başlığa yazdığım ilk iletide de belirttiğim gibi; içerden gelmesi gerekir sizin etkiniz ancak içerden gelenin yolunu açıp onu hızlandırmak ya da dışarıya çıkmaya ikna etmek olabilir...

 

Şimdi burada sorun felsefe işiyle uğraşanların diğerleriyle olan ilişkisidir, sanırım felsefeyi sevdirmekten de asıl olarak bu anlaşılmalıdır...

 

Mesela felsefe üzerine eğitim görmüş olup bu tarz bir cevhere sahip olmayan elit tabaka çocuğu A hem felsefe işiyle uğraşmaya çalışan hem de aslında verdiğimiz kritere göre bu işle uyuşamayacak yapıda olan birisi olarak felsefe ve diğerleri ilişkisinde nerede olacaktır???

 

İçinde bu konulara yönelik bir cevher barındıran ve tarım işçisi olan köylü çocuğu B hem felsefeden içinde bir parça taşıyan hem de onun hakkında sistemli bir bilgiye sahip olmayan birisi olarak felsefe ve diğerleri ilişkisinde nerede olacaktır???

 

A ve B felsefe konusu açıldığında hangi konumda olacaklar, nerede farklılaşacaklar ve nerede benzeşeceklerdir???

 

Bunların cevapları farklı yaklaşımlarda farklıca yerini alır ve aslında fikirsel düzlemden yaşanan gerçekliğe inilmesinin en önemli çıkmazlarındandırlar...

 

Felsefe işi için sistem gerekir, B de bu yok; felsefe işi için bir cevher de gerekir, A da bu yok...

 

O zaman felsefeyi diğerlerine açacak olan hem iç hem dış öğeye sahip olan mıdır???

 

Karşısına geçecek olan kimse sonuç da buna göre şekillenecektir tahminimce:

 

İki öğeye de sahip C nin karşısında A bulunduğunda açılan felsefeye dair bilim olabilir; bu karşıya B geçtiğinde saf felsefe olabilir ve işte aynı donanımda bir D geçtiğinde o zaman bilim-felsefe dediğimiz açılabilecektir; söz konusu ikisini de taşımayan bir F yse onun önce iç yapısını derinden etkileyecek bir olay yaşaması ya da belki de sadece bir sabah kalktığında değişmesi gerekebilir çünkü onunla birlikte açılacak olan pek net değildir de konumu gereği...

 

Ne anladık???

 

Felsefe içerden gelen ama eğitilmesi gerekendir, bu işin bilgisi herkese sunulabilir ama kendisinin sunulması için iç öğe diyebileceğimiz sağlam bir cevhere ve dış öğe diyebileceğimiz bir sisteme ihtiyaç duyulur...

 

Yani;

 

Felsefeye bizzat felsefeci diye anılanlar karakterleriyle zarar verebilirler, evet; ama bazen karşıdakinin anlayışından gelen eksikliklerden dolayı bizzat felsefe de zarar verebilir...

 

Biraz karışık oldu ama en nihayetinde diyebileceğim tek başına felsefe hayat uğraşısında yeterli olmaz ve felsefenin olabilirliği insanların farklı yapılarıyla da ilgilidir; havada kalır bir felsefe tanımından kurtulmak için de cevher ve cevherin işlenmesini güvenlice sağlayacak bir sistem gerekir...

 

Saygılar...

 

:zorro:

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir YARASA
Felsefe içerden gelen ama eğitilmesi gerekendir,

 

Bu içerden gelen şey doğuştan mı vardır? Yoksa yaşanılan deneyimlerle mi kazanılır?

Yazdıklarınızı bir de bu açıdan değerlendirmek gerekli diye düşünüyorum...

 

Saygılar...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Bu içerden gelen şey doğuştan mı vardır? Yoksa yaşanılan deneyimlerle mi kazanılır?

Yazdıklarınızı bir de bu açıdan değerlendirmek gerekli diye düşünüyorum...

 

Saygılar...

 

Aslinda benim edindigim izlenimlere gore kiside dogustan olan bir istek felsefeye ilgili olmasi....Kisi ya ilgilidir ya degildir....Yani aile ne kadar felsefeyle ilgiliyse ve cocuklarina ufacikken o tarz kitaplar okutuyorlarsa,ister istemez cocukta felsefeye donuk bir bakis acisi olur....Ama kendimi dusununce ben ailemden oyle birsey gormedim,hep kendim istedim...Kendim arastirdim...Icimden gelen bir duygu olmasaydi,belki su anda kitaba karsi sogukta olabilridim...Ve inaniyorum benim gibi cok kisi vardir....

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir YARASA
Aslinda benim edindigim izlenimlere gore kiside dogustan olan bir istek felsefeye ilgili olmasi....Kisi ya ilgilidir ya degildir....

 

Yani genlerle mi aktarılıyor felsefeye (ya da herhangi birşeye) ilgisi?

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

hayir genlerle alakasi yok....Kisinin aile yasantisindan tutun gelisimiyle ilgili...Icten gelen bir duygu...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir ali0_1
Açıklamanız üzerine bir yorum yapmaktan çok teşekkür etmeyi tercih ediyorum. Açıklamanız gayet açık ve netti teşekkür ederim.İyi günler.

 

Bizden de teşekkürler, sizlere de iyi günler...

 

Sayın Yarasa sanırım iletimdeki şu parça şimdilik konumuzda yeterli:

 

A ve B felsefe konusu açıldığında hangi konumda olacaklar, nerede farklılaşacaklar ve nerede benzeşeceklerdir???

 

Bunların cevapları farklı yaklaşımlarda farklıca yerini alır ve aslında fikirsel düzlemden yaşanan gerçekliğe inilmesinin en önemli çıkmazlarındandırlar...

 

:zorro:

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir YARASA
kiside dogustan olan bir istek felsefeye ilgili olmasi....

 

 

hayir genlerle alakasi yok....Kisinin aile yasantisindan tutun gelisimiyle ilgili...Icten gelen bir duygu...

 

Öyleyse doğuştan demek yanlış olur.

 

Saygılarımla...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir ali0_1
Öyleyse doğuştan demek yanlış olur.

 

Saygılarımla...

 

Yanlış demek de yanlış olur; sonuçta doğuştan gelen etkiler kesinlikle gözardı edilemez insanda diye düşünüyorum...

 

:zorro:

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir YARASA
Yanlış demek de yanlış olur; sonuçta doğuştan gelen etkiler kesinlikle gözardı edilemez insanda diye düşünüyorum...

 

Mesela? Doğuştan hangi özelik gelebilir?

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir ali0_1
Mesela? Doğuştan hangi özelik gelebilir?

 

İnsanın karakteri mesela; karakter özelliklerinden dolayı felsefe bir yana oturup düşünmesini bile ilgiyle izleyeceğimiz insanlar yok mu çevremizde... :D

 

Bu fazla gündelik bilgi oldu ama bilimsel olarak da ifade edilebilen etkiler var; bunları ben şu halimle tam olarak ortaya koyamam ama hakkında okumamış da değilim, size daha açık ve net örnekleri özellikle tıp, biyoloji, genetik alanlarında uzman insanlar verebilir sanırım bu konuda...

 

:zorro:

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir YARASA
İnsanın karakteri mesela;

 

Karakter büyüme sürecinde kazanılan bir özelliktir diye düşünüyorum...

Tabi kadere inanıyorsak o ayrı :) Kimin iyi kimin kötü olacağı zaten baştan bellidir. Neyse konuyu dağıtmayalım.

 

Saygılar...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir ali0_1
Karakter büyüme sürecinde kazanılan bir özelliktir diye düşünüyorum...

Tabi kadere inanıyorsak o ayrı :) Kimin iyi kimin kötü olacağı zaten baştan bellidir. Neyse konuyu dağıtmayalım.

 

Saygılar...

 

Büyüme süreci önemlidir ama genler de kolay kolay bir kenara bırakılamaz...

 

Saygılar...

 

:zorro:

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

İletiniz moderatör kontrolünden geçtikten sonra sitede gösterilmeye başlanacaktır. Eğer buna maruz kalmak istemiyorsanız lütfen hemen bir ÜYE OLUNUZ.

Misafir
İletinizi misafir olarak gönderiyorsunuz. Eğer üye iseniz lütfen GİRİP YAPARAK gönderiniz.
Bu başlığa cevap yaz

×   Zengin metin olarak yapıştırıldı..   Onun yerine sade metin olarak yapıştır

  Only 75 emoticons maximum are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Önceki içeriğiniz geri getirildi..   Editörü temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.