İçeriğe atla


Fotoğraf

Kedi


Bu başlığa 190 cevap verilmiş

#51 Radya

Radya

    Süper Üye

  • Φ Süper Üye
  • 10.132 İleti

Gönderi Tarihi: 21 Şubat 2013 - 00:37

Onlarda vedalaşmayı sevmiyorlar, benim de ilk kedim aynı şekilde gitti..:( Uzun yıllar yerine başkasını koyamadım.Sonra çocuklarım çok isteyince küçük bir kızımız oldu, üstteki fotolar yavru halleri.Bu bahar 3 yaşını dolduracak, dilerim mümkün olduğunca uzun yaşar..sad.png

Çok ama çok seviyorum onu, üçüncü çocuğum desem abartmış olmam..:)


Azıcık karate bilirim:)

twitter.png
 


#52 evrensel-insan

evrensel-insan

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 7.231 İleti

Gönderi Tarihi: 21 Şubat 2013 - 00:46

Onlarda vedalaşmayı sevmiyorlar, benim de ilk kedim aynı şekilde gitti..sad.png Uzun yıllar yerine başkasını koyamadım.Sonra çocuklarım çok isteyince küçük bir kızımız oldu, üstteki fotolar yavru halleri.Bu bahar 3 yaşını dolduracak, dilerim mümkün olduğunca uzun yaşar..sad.png

Çok ama çok seviyorum onu, üçüncü çocuğum desem abartmış olmam..smile.png

 

Gule gule buyut. :)

 

Ben son kedimi, bundan bir kac yil once kaybettim. 16 yil yasadi. Su an kedisizim.


Evrensel-Insan - Yapilandirmaci Epistemoloji / Qua Felsefesi / Serbest Dusunurluk / Devrimci Sorgulama / Numenal Devrim - Evensel-Insan Zihniyeti


#53 Radya

Radya

    Süper Üye

  • Φ Süper Üye
  • 10.132 İleti

Gönderi Tarihi: 21 Şubat 2013 - 00:52

Gule gule buyut. smile.png

 

Ben son kedimi, bundan bir kac yil once kaybettim. 16 yil yasadi. Su an kedisizim.

:)

 

ortalıkta dolanan, bir köşede uyuyan kedisi olmayan bir ev düşünemiyorum artık :)


Azıcık karate bilirim:)

twitter.png
 


#54 Liverpool

Liverpool

    Yeni Üye

  • Φ Üyeler
  • Pip
  • 11 İleti

Gönderi Tarihi: 18 Nisan 2013 - 19:31

Güzel paylaşım ve Bilgiler.

Teşekkürler



#55 tülvent

tülvent

    Kıdemli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPip
  • 2.108 İleti

Gönderi Tarihi: 04 Mayıs 2013 - 18:22

Kedisiz bir yaşam mı? Asla düşünemiyorum.

 

kedi-seven-erkekler_126074.jpg



#56 Smyrna

Smyrna

    Uzman Üye

  • Ω Co-Admin
  • 2.819 İleti

Gönderi Tarihi: 30 Temmuz 2013 - 15:24

http://www.turkish-m...liyoruz-efenim/


“Bu dünyaya NE yapmaya geldiğimi sorarsanız?..
Cevabım şu olacak:
HAYATIMI yüksek SESLE yaşamak için BURDAYIM..!”


______EMİLE ZOLA_____



Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf

#57 irinçköl

irinçköl

    Kıdemli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPip
  • 1.241 İleti

Gönderi Tarihi: 30 Temmuz 2013 - 20:14

:) Hatırlayan var mı?

 

994244_555978481132753_519101811_n.jpg


  • cell bunu beğendi
Bütün bilimlerin özü “ben kimim" ilmini bilmektir…

Mevlana - Mesnevi II.

#58 evrensel-insan

evrensel-insan

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 7.231 İleti

Gönderi Tarihi: 30 Temmuz 2013 - 20:19

Elf'miydi adi? :)


Evrensel-Insan - Yapilandirmaci Epistemoloji / Qua Felsefesi / Serbest Dusunurluk / Devrimci Sorgulama / Numenal Devrim - Evensel-Insan Zihniyeti


#59 cell

cell

    Yeni Üye

  • Φ Üyeler
  • Pip
  • 95 İleti

Gönderi Tarihi: 30 Temmuz 2013 - 22:32

Alf:) Unutmak mümkün mü:)



#60 trkshmd

trkshmd

    Yeni Üye

  • Yasaklanmış
  • Pip
  • 12 İleti

Gönderi Tarihi: 11 Ağustos 2013 - 00:22

Kediler ne kadar da şirinler flowers.gif



#61 Canraşit

Canraşit

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 3.414 İleti

Gönderi Tarihi: 26 Ağustos 2013 - 02:40

g9uu.jpg

Ankara Kedisi original.gif


Saygılar sunarım.

 

 

Kim okurdu kim yazardı, bu düğümü kim çözerdi,

koyun kurt ile gezerdi, fikir başka başka olmasa...


#62 tülvent

tülvent

    Kıdemli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPip
  • 2.108 İleti

Gönderi Tarihi: 23 Ekim 2013 - 21:10

awesomelycute-animals-1472.jpg

 

 

"Kedilerin en önemli özelliğinin iyi bir ŞİFACI ve GÖZLEMCİ olduğunu biliyor muydunuz ?

 

 

Kedilerin sevimli dostluklarının dışında en önemli görevi , sizin gün boyunca üzerinizde biriktirdiğiniz negatif enerjiyi ortadan kaldırmaktır. Siz uyurken bu negatifi bedeninizden kendileri çekerler.

 

Eğer ailede birden fazla kişi varsa, o zaman onlarda aileden topladıkları çok fazla negatif yüklemesi olur. Bu nedenle çok kilo alırlar. Siz ise bunun ona verdiğiniz yemekten ötürü olduğunu zannedersiniz ama bu doğru değildir. Onlar uyurken, sizden topladıkları negatifi boşaltırlar. Eğer siz aşırı stres içindeyseniz, bu negatif enerjiyi boşaltmak için zamanları olmaz, dolayısıyla bu boşaltımı yapıncaya kadar negatif enerji bedenlerinde yağ olarak birikir.

 

 

KEDİLER eğer bir sorununuzun olmadığını bilirlerse, o gece sizinle beraber yatmazlar. Eğer tuhaf bir şey olmaktaysa, bunu hissedip yatağınıza atlarlar ve sizi sararlar. Ev ve aura alanınıza zarar verecek veya o alandan enerji çalacak biri geldiğinde, kişinin negatif titreşimlerini fark eder. O kedi sizin etrafınızda bir KALKAN vazifesi görerek sizi hemen saracaktır. Başınızda ve ayaklarınızın dibinde duracaklardır. Evinize gelen misafir olduğunda kediler o kişiye koşarsa, okşanmak isterlerse, gelen kişinin emin olduğunu bilebilirsiniz. Doğayla birlikte yasayan kedilerin insan aurasina daha iyi ŞİFA verebildikleri bir gerçektir. Kendilerini dogada temizleyip, topraklayip daha sonra geri enerji yüklü olarak gelme sanslari vardir.

 

Genel olarak evinizin durumunu ve yalniz yasiyorsaniz kendi durumunuzu, kedinizin durumundan anlayabilirsiniz. Normalden çok uyumaya basladiysa evinizin enerjisi agirlasmistir. Ya da ajite ise her hangi bir sağlik sorunu bas gösteriyorsa, sizde de ayni bölgede sorun var mi diye kontrol edin. Ajitasyonu sizden kaynaklaniyor ya da evin enerjisinden kaynaklaniyor olabilir. Bir kedinin yasadığı evde belli bir hastaliğa yakalanması (yaşlanmaya bağli hastaliklar hariç), genelde evdeki bir dengesizlige dikkat çeker. Kedilerin hastaliklari yasadiklari evde yasayan insanlarin ENERJİLERİ hakkinda önemli bilgiler verir. Özellikle kediyle en fazla vakit geçiren ya da ondan en fazla uzak duran kişiye bakmak gerekir. Genelde, bu tür uç noktalari temizlemeye çalişirlar.

 

Bir diğer olasılık, bütün ailede tekrar eden bir hastalığa işaret ediliyor olabilir. Ayrıca bir kediyi okşamanın KAN BASINCINI düşürdüğü bilimsel olarak ispatlanmıştır Kediler yüksek TANSİYON hastalarına iyi gelmekte ve kan basıncını azaltmaktadır. Bu bilgiler ışığında sevimli dostlarımız kedilere artık farklı bir bakış açısıyla da yaklaşabileceğimiz inancındayım.

 

Alıntı

 

 

 



#63 democrossian

democrossian

    Kıdemli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPip
  • 2.051 İleti

Gönderi Tarihi: 11 Kasım 2013 - 22:54

Sokaktan aldığım kedim ile sonunda kedisiz günlere son verdim. Kendimi bildim bileli kedi beslerim. Sayısız kedim oldu, kaç tane olduklarını bilmiyorum. Nasıl stresimi alıyor, nasıl komik, nasıl yaramaz, anlatamam. Oyundan yorulup uykusu gelince ellerini bir gözlerine kapatışı var, ömre değer!

 

Ancak sürekli düşündüğüm konu, kış geçince kızıştığında ne yapacağım? Doğum kontrol hapı diyen var, kızışmayı önleyen hormon iğnesi diyen var, kısırlaştırma diyen var...

 

Düşündüm taşındım, kısırlaştıracağım. Acımasız gibi geldiğini biliyorum ama doğrusunun bu olduğuna karar verdim. Neden mi?

 

Diyelim üç ya da dört yavrusu oldu. Bunlara nasıl ev bulacağım? Diyelim buldum. Heveslerini aldıklarında sokağa atacakları kesin. Sokakta sıcak bir evden mahrum yaşayan yeterince kedi var.

 

Üstelik kedi alacak olan ev kedisi değil, sokakta sahipsiz kalmış yavrulardan almalı. Kedi üretip dağıtmak söz konusu olmamalı. Kedi sokakta yaşayacak bir hayvan değil. Şu an kucağımda nasıl rahat ve güven içinde uyuyor. Bana sonsuz bir güven duyarak öyle derin uykuya dalıyor ki, bana duyduğu bu sonsuz güven bana gurur hissettiriyor.   

 

Ama ben onu kısırlaştırmaya karar verdiğimi yazmakla meşgulüm. 

 

Tabii ki tereddüt ediyorum. Ama en iyi karar bu diye düşünüyorum. Yavruların sorumluluğunu alamam. Bir kedimi bir üniversite öğrencisine verdim ve çok iyi baktı, o kızcağıza ne kadar teşekkür etsem azdır. Üstelik yavru doğurmasına bile izin verdi ama kedi düşük yaptı. Bilemiyorum ilaç filan mı verdi, ama kedimi atmadı sokağa. Başka bir kedimi verdiğim başka biri ise maalesef kedimi sokağa atmış.   

 

Bu kötü deneyimi bir daha yaşayamam. Bazen düşünürüm. Sıcak bir ev olmasa da, hayat zor olsa da özgürlük mü, yoksa sıcak, rahat bir evde insan egemenliğinde yaşamak mı...

 

Zor konu... Bilemiyorum. Çetrefil... Kedi gibi titiz ve hassas bir hayvan sokakta mutlu olmuyor. Üstüne başına bakamıyor, bir saat özenle yalanıp temizlenemiyor, çok sevdiği sıcak ortamda uykuyu bulamıyor, doya doya oyun oynayamıyor, çok titizlendiği temiz suyu içemiyor.

 

Hayat ikilemlerle dolu. Ama ikilemleri bunalıma dönüştürmemeyi öğrendim. Ne yaptığını, nedenlerini sonuçlarını biliyor olacaksın ve doğru olduğuna karar verdiğini yapacaksın...  


Rastlantının nedenleri vardır. Petronius

#64 cell

cell

    Yeni Üye

  • Φ Üyeler
  • Pip
  • 95 İleti

Gönderi Tarihi: 13 Kasım 2013 - 19:41

Kısırlaştırmadan evde kedi beslenmez zaten hayvana eziyet olur, herkes kısırlaştırıyor en doğru kararı vermişsin. @democrossian



#65 democrossian

democrossian

    Kıdemli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPip
  • 2.051 İleti

Gönderi Tarihi: 13 Kasım 2013 - 21:59

en doğru kararı vermişsin.

 

Bu sözler bana iyi geldi. Aslında tam emin değilim ama %98 eminim. Neden tam değil, ben özgürlük kavramına çok önem veririm. Özgürlük her şeyden değerlidir. Kedi dile gelmez ama gelse eminim "özgürlük" derdi. 

 

Daha önce bir prensesim vardı. Onun hayatını kurtardığımda gözleri yeni açılmıştı, avuç içine sığıyordu ve açlıktan, soğuktan ölmek üzereydi. Koşullarım hiç uygun olmamasına rağmen onu büyüttüm. Kocaman, güçlü, şahane bir kedi oldu. Birisi ısrarla istedi, koşullarımı daha fazla zorlamamak için verdim. Daha önce yine mutlak bir ölümden kurtarıp büyüttüğüm bir kedimi verdiğim birisinin ona çok iyi bakmış olması beni yanılttı. Maalesef bu kez öyle olmadı. O da başkasına vermiş ve o da dışarı atmış. Prensesimi verdiğini söylediği semte gittim, evi buldum, etafta aradım, sonunda onu buldum. Ürkek, kırgın, durgun ve neşesizdi. Onu başkasına verdiğim için beni hiç affetmedi. En sevdiği mamaları aldım, en sevdiği oyunları oynadım, asla eski prensesim olmadı. Özgür hayatı seçti. Sokakta kedilerle dövüştü, yaralandı, tedavi etmeme bile izin vermedi. Öyle mağrur, öyle asil ve gururluydu ki, insanlar bunlara nankörlük diyor. Yavrulayacağında gelir diye çok umutlandım ama gelmedi. Ona ne olduğunu hâla yakıcı bir merakla düşünürüm.

 

Sokakta hayat zor, yavru bakmak daha da zor. Bu sefer kısırlaştırmalıyım. Zaten bu kedime de annesi bakamadı, annesini biliyorum. Uzun süre yiyecek bulup getiremediği için yavrusu miyavlıyordu ama yakalayamıyordum. Sonunda paket mamanın kokusuna yenilip saklandığı yerden çıktı ve yakaladım! Yakalanınca etrafı ayağa kaldırdı ama kedilere nasıl davranacağımı çocukluğumdan beri bilirim. Aç bir kedi çaresizdir. Sakın karnı tok, sırtı pek bir kedinin üzerine yavru da olsa gitmeyin, çok fena yırtıcıdır. Bu ise bir poşete doldurulmuş kemikler kadar cılızdı, et namına bir şey yoktu. Beslenemediği her halinden belliydi.

 

Annesini görüyorum, hiç yavrusunu arıyor gibi görünmüyor, kendi telaşında, hayatını sürdürmeye çalışıyor. Belki de bu yavru bakabildiği ve hayatta kalan son yavrusuydu. Çöpler yeraltına alındığı için çevrede hiç yiyecek yok ve kedilerin belki de tek ölümcül düşmanı yoğun araba trafiği var.


Rastlantının nedenleri vardır. Petronius

#66 democrossian

democrossian

    Kıdemli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPip
  • 2.051 İleti

Gönderi Tarihi: 13 Kasım 2013 - 22:06

Geçen ilginç bir şey oldu. Annesine göstermek için yavruyu balkona çıkardım. Epey bakındım ama anne kedi yoktu. Benimki de lakayt lakayt etrafa bakınıyordu. Birden başını hızla çevirdi ve kaskatı oldu. Baktığı tarafa bakınca annesini ben de gördüm. (Klonu kadar benziyorlar) İlginç olan, onu annesinin yanına atıvereceğimi düşünmesi ve paniklemesi oldu. Lakayt lakayt bakınan kedi bir anda korkuya kapıldı. Hemen içeri aldım ve sakinleşti. 

 

Hayat... İki ay karnında taşısın, bir ay sütüyle beslesin, sonra ona geri veririm diye paniklesin... İşte hayat bu... 


Rastlantının nedenleri vardır. Petronius

#67 democrossian

democrossian

    Kıdemli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPip
  • 2.051 İleti

Gönderi Tarihi: 23 Kasım 2013 - 13:49

Dün Pamuk'un masada benimle yemek yemesine izin verdim. Ona da bir tabak koydum, sandalyesini yükselttim ve tabağımdaki yemeğin aynısını onun tabağına da koydum.

 

Mutluluğuna diyecek yoktu. Bu jest öyle hoşuna gitti ki gece geç saatlere kadar türlü maskaralıklar yaptı, hopladı, koştu, oynadı, taklalar attı, beni gülmekten kırdı geçirdi.

 

Hiç kedi sevmeyen ve kediden korkan eşime bile kendini sevdirmeyi başarmış durumda. Hareketlerine gülmemek olanaksız. Öyle maskara ki... Kedi sevmeyen bile onu sevmek zorunda kalıyor. Olacak bir şey değildi ama eşimden yemek istiyor ve o da veriyor. Bu daha önce olanaksızdı. Kedinin kendisine bakmasından bile korkardı. 

 

Pamuk diğer kedilerime göre oldukça yumuşak görünümlü bir kedi. Gözleri gri, renkli olmadığı için bakışları kediden korkanları fazla ürkütmüyor. İki kara kedim oldu, kediden korkanlar için kabus gibilerdi. Yeşil gözleri siyah yüzlerinde çakmak çakmak yanıyordu. Ben asıl buna bayılıyorum ama işte kediden korkana fayda yok! 

 

Pamuk önceki kedim Yumak'ı oldukça andırıyor fakat beyazı çok daha fazla. Prensesim Yumak'ım hayatta mıdır acaba... Özgürlüğü seçmiş ve gitmişti. Onu parmak boyunda iken sokaktan almış ve muhteşem, güçlü bir kedi yapmıştım. Çok mağrur, kraliçe değil, imparatoriçe gibi bir şeydi. Bir kurulur, bir bakardı ki etrafına, sanırsın küçük de olsa bir şeyler yaratmaya muktedir! Onun kadar gururlu kedi görmedim. 

 

Pamukcuğum henüz sevince şımarık, azarlayınca korkak. Nasıl bir karakteri olduğunu tam olarak yaşını doldurunca anlayabileceğim. Daha elime bir çizik atmadı, o kadar dikkatli ve nazik ki, tırnağını çıkarmadan oynamak için çok dikkat ediyor. Yüzüme bir dokunuşu var, hiç tırnağı yok, eli pamuktanmış gibi. Buna rağmen üstüme tırmanırken epey çizdi. Kendini giysilerime tutunuyor sandığı için farkında olmadan çiziyor.

 

Tırnaklarını bir milimden fazla kesmeye kıyamıyorum. İki üç milim kesilebiliyormuş ama canını yakmayı hiç istemiyorum. Kedinin tırnağı canlı dokudur. Sadece uç kısmı cansızdır. İçten sürekli sivri tırnak çıkar. 


Rastlantının nedenleri vardır. Petronius

#68 deads

deads

    Yeni Üye

  • Φ Üyeler
  • Pip
  • 61 İleti

Gönderi Tarihi: 23 Kasım 2013 - 17:54

Kedi seven köpek sevmiyor, köpek seven de kedi sevmiyor gibi sanki.



#69 democrossian

democrossian

    Kıdemli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPip
  • 2.051 İleti

Gönderi Tarihi: 23 Kasım 2013 - 21:52

Sayısız kedi besledim ama köpek beslemeyi hiç düşünmedim.

 

Kuş da çok besledim. Ama kedi ideal bir ev hayvanı. En iyisi kedi... 


Rastlantının nedenleri vardır. Petronius

#70 irinçköl

irinçköl

    Kıdemli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPip
  • 1.241 İleti

Gönderi Tarihi: 24 Kasım 2013 - 13:17

Kedi seven köpek sevmiyor, köpek seven de kedi sevmiyor gibi sanki.

 Böyle bir durum olduğunu düşünmüyorum. Hayvansever tüm hayvanları sevendir. Evde beslemeyi istediği hayvan ise sadece tercih meselesidir. Ben de köpek besliyorum ama kedileri de çok severim. Hatta kıskanıp bunalıma girmeyeceğini bilsem kızımın yanına bir de kedi istiyorum ama.Benim kızım fazla duygusal olduğundan düşünmüyorum.Ama dışarıda beslediğim bir sürü kedi ve köpek var.


Bütün bilimlerin özü “ben kimim" ilmini bilmektir…

Mevlana - Mesnevi II.

#71 democrossian

democrossian

    Kıdemli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPip
  • 2.051 İleti

Gönderi Tarihi: 25 Kasım 2013 - 12:25

Geçenlerde piknikte bir köpek yanımıza geldi. Güzelce besledim, suyunu da koydum, içti. Sonra biz gidene kadar çevremize hiç bir canlıyı yaklaştırmadı. O alanı sahiplendi ve korudu. Köpekte de böyle farklı özellikler var işte... 

 

Kedi gibi titiz bir hayvan ise yok. Kedinin de en önemli özelliği bu. Kedi toksoplazmadan başka iç parazit bulundurmuyor. Toksoplazma ise sadece hamile kadınlara geçtiğinde düşük riski oluşturuyor. Hamilelikten önce alınırsa bağışıklık bile oluşturuyor. Üstelik direk kediden alma riski, çiğ köfte gibi bir gıdadan alma riskinden daha düşük. Tüm etlerde bulunabiliyor. 

 

Fare tutmayan bir kediye çiğ et verilmedikçe bulaşma riski ise yok. 

 

İç parazitlerin tutunamaması, metabolizmasının hızlı olmasından. Ama kediye özgü, insana bulaşmayan başka parazitler var. Benim bir kedimde iki ayrı tür parazit çıkmıştı. Veteriner bunların kedilere özgü olduğunu, ancak kediden kediye bulaşacağını, insana bulaşmadığını söyledi. Köpekte ise insana geçen parazitler olabiliyor.

 

Bir de ben köpeğin sokakta yaşayabileceğini düşünüyorum. Kedi ise o titizlikle sokakta zorlanıyor. Mecburen temizliğe boş veriyor ama bundan hoşnut olmadığı kesin. Suya bassa ayaklarını çırpan, hemen yalayıp temizleyen kedi, çamurlara basmak zorunda kalıyor sokakta. Onlar için daha zor sokakta yaşamak...


Rastlantının nedenleri vardır. Petronius

#72 Radya

Radya

    Süper Üye

  • Φ Süper Üye
  • 10.132 İleti

Gönderi Tarihi: 30 Kasım 2013 - 16:26

 

 

Bir de ben köpeğin sokakta yaşayabileceğini düşünüyorum. Kedi ise o titizlikle sokakta zorlanıyor. Mecburen temizliğe boş veriyor ama bundan hoşnut olmadığı kesin. Suya bassa ayaklarını çırpan, hemen yalayıp temizleyen kedi, çamurlara basmak zorunda kalıyor sokakta. Onlar için daha zor sokakta yaşamak...

 

 

 

 

Evet haklısın, ben suşi'de bizzat yaşıyorum bunu.Yazlık eve gittiğimizde her yer balkon, bahçe..Tamam gezip dolaşıyor, kelebek kovalıyor ama yatmaya, tuvalete eve geliyor.Hadi yatmayı anlıyorum ama tuvaleti anlamıyorum.Halbuki bahçede her yer tuvalet..:D Sanıyorum bu senin dediğin gibi titizlikle alakalı.Çünkü bi tarafı kazara çamur olsa yarım saat kendini temizlemesi lazım..:D


Azıcık karate bilirim:)

twitter.png
 


#73 Radya

Radya

    Süper Üye

  • Φ Süper Üye
  • 10.132 İleti

Gönderi Tarihi: 30 Kasım 2013 - 16:29

e079.jpg

 

muib.jpg

 

 

 

'Kedi sevmeyen sevmeyi bilmez' denir...

Ne derece doğru olduğu -kimilerince tartışılır bir mevzu olsa da ,

Bu ilişki öyle al gülüm ver gülüm tarzı olmadığı gibi fazlası ile sorumluluk almak ve bağlanmak demektir.

Onun kısa yaşamının sonuna kadar sürecek zamanı birlikte geçireceğinizi bilmek demektir.

Evdeki eşyalardan vazgeçmek ve her zaman onu ilk planda tutmak demektir.

Hayvan sevmeyen arkadaşlarınızın evinize tedirginlik içinde gelmesine ve hatta ikramlarınızı farkettirmemeye çalışarak geri çevirmelerine aldırmamak demektir.

Muhtemelen, bir kediyi sevmek, karşılıksız sevmeyi, beklemeyi, katlanmayı, ümit etmeyi, sabırlı olmayı, sevilmemeyi veya yeterince sevilmemeyi, kaybetmeyi göze almak demektir.


Ama bunun karşılığında da dünyanın en saf ve sıcak duygularını kat be kat geri almak demektir.

 

Yukarıda ki her satıra katılıyorum, özellikle koyulaştırdığım satırları çok yaşıyorum.Bir arkadaşım var, eskiden yan apartman da oturuyordu ve bana gelirken kahvesini evde yapıp getiriyordu...:D

 

Bir de size kaçık gözüyle bakanlar var..

 

Çok da tınnnnn yani..:D


Azıcık karate bilirim:)

twitter.png
 


#74 tülvent

tülvent

    Kıdemli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPip
  • 2.108 İleti

Gönderi Tarihi: 30 Kasım 2013 - 17:35

Dün Pamuk'un masada benimle yemek yemesine izin verdim. Ona da bir tabak koydum, sandalyesini yükselttim ve tabağımdaki yemeğin aynısını onun tabağına da koydum.

 

Mutluluğuna diyecek yoktu. Bu jest öyle hoşuna gitti ki gece geç saatlere kadar türlü maskaralıklar yaptı, hopladı, koştu, oynadı, taklalar attı, beni gülmekten kırdı geçirdi.

................ '

 

 

Sevgili democrossian,  tatlı Pamuk' un hikayesini ve anlatımınızı öyle beğendim ki, Facebookta açtığım '' Ev alma KEDİ al! '' adıyla bir grup kurmuştum orada rumuzunuzla paylaşmak ve sizi de bu grupta görmek isterim. Olur mu? Sevgiler original.gif



#75 tülvent

tülvent

    Kıdemli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPip
  • 2.108 İleti

Gönderi Tarihi: 30 Kasım 2013 - 17:37

Aynen Radya' cım benimkiler de öyle yapıyor ve ben buna bozuluyorum, yani az temiz kalsa şu tuvaletleri n'olur sanki...

 

Paylaşımlarını '' Ev alma KEDİ al! '' grubumuza da bekliyorum, çok sevinirim :)





Cevap ekle