İçeriğe atla


Fotoğraf

Yeni Çıkan Yayınlar - Seçmeler


Bu başlığa 12 cevap verilmiş

#1 Freyja

Freyja

    Süper Üye

  • ™ Admin
  • 13.088 İleti

Gönderi Tarihi: 19 Ekim 2007 - 22:28

EKİM AYINDA ÇIKAN KİTAPLARDAN

1. Yedi Kapılı Kırk Oda
Murathan Mungan
Metis Yayıncılık, Ekim 2007


Murathan Mungan'ın Kırk Oda kitabı ilk kez 1987'de yayımlanmıştı. Yazar daha o sıralar, zaman içinde kırk öyküden oluşacak bir büyük toplama çalıştığını söylüyordu. 1999'da Üç Aynalı Kırk Oda, ilk kitaptan tam yirmi yıl sonra şimdi de Yedi Kapılı Kırk Oda geldi. Kitapta yedi öykü yer alıyor: "Dumrul ile Azrail", "Kan Kalesi", "Robenson ile Cruose", "Mavisakal", "Hamlet ile Hitler", "Wagner Körfezi", "Güvercin Gömleği". Varoluşun, kendini var etmenin yedi kapısına işaret etmeyi, giz düşürmeyi amaçlayan bu öyküler, Murathan Mungan'ın sadık okurlarını sevindirecek izlerle dolu.

2. Suskunlar
İhsan Oktay Anar
İletişim Yayıncılık, Ekim 2007


Eflâtun rengi hayaller kuran bir "suskun"un sözleridir, bu roman. İşittiğini gören, gördüğünü dinleyen, dinlediğini sessizliğin büyüsüyle sırlayan ve tüm bunların görkemini hikâye eden bir adamın alçakgönüllü dünyasına misafir olacaksınız, satırlar akıp giderken. O ise, muzip bir tebessümle size eşlik edecek, sessizce... Sayfaları birer birer tüketirken, benzersiz erguvanî düşlerin "gerçekliği"nde semâ edeceksiniz ve bu düşlerden âdeta başınız dönecek. Hayat kadar gerçek, düş kadar inanılmaz bu dünyanın tüm kahramanlarının seslerini duyacak, nefeslerini hissedeceksiniz. Çünkü Suskunlar, sessizliğin olduğu kadar, seslerin ve sözlerin, yani musikînin romanıdır. Sonsuzluğun derin sessizliğinin "nefesini üfleyen" ve ona "can veren" bir adamın hayallerinin ete kemiğe bürünmüş kahramanları, en az sizler kadar gerçektir; ya da siz, en az onlar kadar bir düş ürünü... Bağdasar, Kirkor, Dâvut, Kalın Musa, İbrahim Dede Efendi, Rafael, Tağut, Veysel Bey ve diğerleri... Onlar, sessizliğin evreninden İhsan Oktay Anar'ın düş dünyasına duhûl ederek suskunluklarını bozmuşlardır.Bir meczûp aşkı tattı, bir âşıksa aşkına şarkılar yazıp ruhunu maviyle bezedi; diğeri, kaybolduğu dünyada bir sesin peşine düşerek kendini buldu. Nevâ, belki de, herkesin âşık olduğu bir kadının pür hayâliydi. Hayâlet avcısı, kendi ruhunu yakalamaya çalıştı. Zâhir ve Bâtın ise, zıtlıkların muhteşem birliğinde denge bulan iki ayrı gücün cisimleşmiş hâliydi.Suskunlar'ı okuduktan sonra aynaya bakmak, yansıyan aksinizde gerçeği görmek, gördüğünüzü işitmek ve duyduklarınızla sağırlaşıp susmak isteyeceksiniz. Sayfalar tükenip bittiğinde, kim bilir, belki de "Suskunlar"dan biri olacaksınız...

3. Doğru Erkeği Bulma Kılavuzu
İlhan Uçkan
Artemis yayınları, Ekim 2007


Hangi erkek “doğru erkek”tir?
“Yanlış erkek”leri nasıl ayırt edeceksiniz?
Beraber olduğunuz erkek “doğru” mu “yanlış” mı?
Ya siz “yanlış kadın”sanız!
Çekim odağı olmak ister misiniz?
Peki, hangi erkek “doğru” olsun diye üzerinde çalışmaya değer?
“Doğru erkeği” buldunuz, nasıl elinizde tutacaksınız?
Neden koca isteriz biliyor musunuz?
"Evliliğe hazır mısınız" testini cevaplamadan olmaz!
Ya taktikler!
Aman ha yanlış taktik kurbanı olmayın!

4. Yüz Yılın 100 Türk Romanı
Fethi Naci
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ekim 2007


Batı romanı, daha doğrusu roman "bireyi anlatır; burjuva, toplumunun insan örneği olan bireyi. Bu romanlarda bireyin bitmez tükenmez zenginliklerle dolu iç dünyası betimlenir... çünkü roman kahramanı artık başlı başına bir dünyadır, toplumun dünyasına eşit bir dünya,...
Tarihsel açıdan ilk Türk romanı elbette Taaşşuk-t Talât ve Fitnat; ne var ki yazınsal açıdan ilk Türk romanı, Aşk-ı Memnu. Yayım tarihi 1900.
Fethi Naci
Eleştiri alanının duayeni Fethi Naci bu yapıtında, ilk basımı 1900'de yapılan Aşk-ı Memnu'dan başlayarak, 20. yüzyılda iz bırakmış 100 Türk romanını ve yazarlarını irdeliyor. Kitabın başında yer alan ayrıntılı "Önsöz" bölümü ise Türk romanına genel bir tarihsel ve toplumsal bakış getiriyor.
Türk romanının tarihsel gelişimi hakkında bilgi sahibi olmak isteyen herkes için vazgeçilmez bir başvuru yapıtı.

5. Kara Üçleme
Leo Malet
Metis Yayınları, Ekim 2007


Bir fabrikanın grevdeki işçileriyle dayanışma için soygun yapan bir grubun adi soygunculara dönüşmelerinin hikâyesini anlatan Hayat Berbat, ısıtmayan bir güneşin sıcaklığını kenar mahalle dilberi Gina'da bulan yetim sokak çocuğu André'nin yürek burkan öyküsü Güneş Bize Haram, ve boyundan büyük işlere kalkışan Paul Blondel'in soluk soluğa firarını konu alan Ecel Terleri.
Ayrı kitaplar halinde yayımladığımız ve Metis koleksiyonunun en çok sevilen kitaplarından olan üçlemeyi şimdi tek ciltte topladık. Kara Roman türünü, adeta insanın en karanlık dehlizlerindeki bir keşif gezisine çeviren Leo Malet'nin yeni kuşaklarca da çok sevileceğini düşünüyoruz.

6. Birinci Meclis’te Muhalifler
Emin Karaca
Altın Kitaplar, Ekim 2007


23 Nisan 1920'de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde; Mustafa Kemal Paşa'nın başını çekip lideri olduğu "Birinci Grup"un işi, hiç de kolay değildi. Sayıları bir ara 120'ye kadar çıkan "İkinci Grup'un muhalefeti, özellikle Ağustos 1921'den başlayarak, "Başkomutanlık Kanunu"nun gizli oturumlardaki müzakerelerinde doruğuna çıkmıştı. Bir müzakerede, "İkinci Grup"un ikinci adamı konumundaki Mersin milletvekili Selahaddin Bey; "Paşa Hazretleri kesin zaferin kazanılacağına emin midirler?" sorusunu soruyordu. Aynı kanunun dördüncü kez uzatılması müzakerelerinde, Karahisarısahip milletvekili Hulusi Bey, "Başkomutanlıkla sanki düşman mı kovduk?" diye hayıflanıyordu. Mustafa Kemal Paşa ise; aynı gizli oturumda, kürsüde konuşurken kendisine sürekli sataşan, "İkinci Grup"un önderi Hüseyin Avni Bey'e, "Ne zır zır ediyorsunuz?" diye çıkışıyordu."Kurtuluş Savaşı Kütüphanesi" dizisinin elinizdeki dokuzuncu kitabı "Birinci Meclis'te Muhalifler" Muvafıklarla Muhaliflerin 1920-1923 arasındaki sözlü şiddetli çatışmalarını gözler önüne seriyor.

7. Seni Seviyorum Fakat Sana Aşık Değilim
(İlişkinizi Kurtarmak İçin 7 Adım)
Andrew G. Marshall
Pegasus Yayınları, Ekim 2007


Tutku kaybolduğu zaman neler olur? Beş yıl kadar önce Bir eş diğerine 'Seni seviyorum fakat sana aşık değilim.' Der ve çift kendilerini Andrew G. Mashall'ın terapi ofisinde bulur. Bu çiftler birbirlerini en iyi arkadaşları olarak tanımlayacaklar veyahut birçoğu hâlâ cinselliği yaşamaya devam ediyor olsa da kardeş gibi olduklarını itiraf edeceklerdir. Temelde ilişki, tutkuyla değil de şefkat ile tanımlanır hale gelmiştir ve şefkat dönemi fazla sürmemektedir. Ancak son yıllarda, çok sayıda çift Andrew'e giderek benzer problemden yakınmaktadır-dörtte bir oranda. 'Seni seviyorum fakat sorunsalında araştırma yetersizliği olduğun keşfetmenin ardından evlilik danışmanı bir yazar olan Andrew kendi eşsiz ve oldukça başarılı yaklaşımını sundu. Seni Seviyorum Fakat Sana Aşık Değilim adlı kitabında bir çifti esas noktaya getirenin ve herhangi bir ilişkiyi geliştirecek olan yedi adımın ne olduğuna dair görüşlerini paylaşıyor. Çiftlerin nasıl iletişim kuruyor, tartışıyor, aşklarını ve ilgilerini gösteriyor, eğleniyor, sorumluluk alıyor, veriyor ve öğreniyor olduklarına bakarak, iki ayrı kimliğin birbirlerini nasıl daha iyi anlayacaklarının ve aradaki bağı hiç olmadığı kadar kuvvetli hale nasıl getireceklerinin güven verici ve güçlendirici haritasını çıkarıyor.Andrew'in da söylediği gibi; 'İnsanların işimi öğrendiklerinde sordukları en genel soru, "Aşkın bitmesi gerçekten mümkün müdür?" oluyor. Yanıtım ise her zaman aynı: Kuvvetli bir şekilde evet.' Seni Seviyorum Fakat Sana Aşık Değilim kitabı bunu açıklıyor. Andrew G. Marshall yirmi yıllık bir deneyime sahip bir evlilik danışmanıdır. İngiltere'nin önde gelen evlilik merkezi RELATE için çalışmakta ve The Times, the Observer, the Mail on Sunday ve dünya çevresinde yayımlanan pek çok kadın dergisinde ilişkilere dair yazılar yazmaktadır.

8. Özgürlüğe Kurşun
Hıfzı Topuz
Remzi Kitabevi, Ekim 2007


Türkiye’de gazeteci-yazar kıyımı 98 yıl önce Hasan Fehmi’yle başlatıldı.1909’dan bu yana 61 gazeteci öldürüldü. Bu onurlu insanlar, özgür düşünceyi baskı altında tutmak isteyen Ortaçağ zihniyetinin kurbanı oldular. Hıfzı Topuz, Özgürlüğe Kurşun’da II. Meşrutiyet’in ilk yıllarında sokak ortasında vurulan namuslu gazetecileri ve bu ilk cinayetleri örgütleyen dönemin “derin devlet”ini, ayrıca yıllar sonra İzmir’de Atatürk’e yapılan suikastın perde arkasını anlatıyor.

9. Arkadaşlar, Aşklar ve Çikolata
Alexander McCall Smith
İnkılap Kitabevi, Ekim 2007


Isabel Dalhousie sık sık arkadaşlarını, kimi zaman aşklarını, arada sırada da çikolatayı düşünür. Edinburghlu bir felsefeci olarak konumunun bilincindedir. Günaha Övgü kitabının eleştirisini hiçbir güçlük çekmeden, kolaylıkla yapabilir. Ama iş gerçek hayata geldiğinde bocalar. Özellikle de kendisinden küçük Jamie'ye olan hisleri konusunda... Jamie'nin yakışıklılığı, Isabel'i hem duygusal hem de ahlaki açıdan zor bir duruma sokar. Ben bir felsefeciyim, diye düşünmeye başlar, ama aynı zamanda da bir kadınım. Isabel, yeğeni Cat'in İtalya'ya gitmesi üzerine bir süreliğine onun dükkânını idare etmeyi kabul eder. Ancak müşterilerden birinin ameliyat sonrasında yaşadığı tuhaf tecrübeleri öğrenince, merakına yenilir ve kendini tehlikeli bir maceranın tam ortasında bulur. Bu arada, içindeki hisleri tartmaya da vakti olur; aşkı, arkadaşlığı ve tabii ki insanı günaha teşvik eden şeyleri... Sonuncusu farklı şekillere bürünerek çıkar karşısına; örneğin çikolata gibi. Ya da çekici İtalyan erkekleri...

10. Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 1001 Resim
[u]Kolektif
Kareta Yayıncılık, Nisan 2007


"Büyük olasılıkla her şeyi göremeyeceksiniz, her yere gidemeyeceksiniz ama bir başlangıç yapabilirsiniz. Bu kitap nasıl ve neden sorularında size yol gösterecektir."Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 1001 Resim” en iyi on resim, en iyi beş roman listeleri çok sinir bozucudur. Seçeneklerinizin bu kadar azaldığı bir durumdaysanız, aslında hiçbir seçeneğiniz yok demektir; çünkü Tolstoy veya Dostoyevski arasında bir seçim yapmanız istenseydi, vereceğiniz tek mantıklı yanıt "ikisi de" olurdu. Benzer şekilde sadece on harika resmi seçmeye zorlansaydınız, bu durumda tehlikeye düşen kişisel tercihleriniz değil, sanatın ve medeniyetin yazgısı olurdu.Bir yerleri görebilir veya bir yerlerin resimlerini görebilirsiniz. Büyük olasılıkla her şeyi göremeyeceksiniz, her yere gidemeyeceksiniz ama bir başlangıç yapabilirsiniz. Bu kitap nasıl ve neden sorularında size yol gösterecektir."'Ölmeden Önce Yapmanız Gerekenler' serisinin 3. kitabı, "Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 1001 Resim" okurlarıyla buluşuyor. 'Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 1001 Film' ile 2005'te sinema severlerin; 'Ölmeden Önce Okumanız Gereken 1001 Kitap' ile 2007'nin ilk aylarında edebiyat severlerin dikkatini çeken Caretta Yayıncılık, 2007'nin son aylarında da 'Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 1001 Resim' ile sanat severlere sesleniyor.Kitap, "kaliteli resimlere zengin ve macera dolu bir bakış olması" umuduyla hazırlandı. Adından da anlaşılacağı gibi, "Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 1001 Resim", sanat tarihindeki önemli dönüm noktalarını, yazarların hayatları ve resimlerin yapılış nedenlerini de irdeleyerek kısa ama özlü metinlerle okura sunmayı planlıyor. Ama genel editör Stephen Farthing'in de belirttiği gibi "İyi bir resmin kendisi ile bakan kişi arasında bir etkileşim doğurabilir ve bu etkileşim, insanı resmin anlamını, üslup zevki ve sanat tarihinden bağımsız yollardan keşfetmeye sevk eder. Ne yazık ki bir resmi tanımak zaman alıyor."İyi ve harika resimler insanlar gibidir: Bir fotoğrafa bakarak fotoğrafın nasıl olduğuna dair bir fikir edinebilirsiniz ama aslında ne olduğunu öğrenmek için, onu tanımak üzere birlikte vakit geçirmeniz gerekir. Fartin.g, 1001 Resim fikrinin ortaya çıkışını ve kitabın hazırlanış sürecini şöyle özetliyor:"Bu kitap ziyaretçilere el kitabı ve gezi rehberi olsun diye çıkarıldı, masa başı gezi rehberi olsun diye değil. Aklımda bu düşüncelerle listeyi oluşturmaya başladım ve bu kitap ortaya çıktı. Bir eserin kitapta yer alıp almaması konusunda karar verirken, "gerçekten gidip görmeye değer mi" diye sordum kendime. Ne de olsa hedef, ölmeden önce gerçekten görmeye çalışmamız gereken 1001 resmi bir araya getirmekti.""Bu liste aslında birkaç yıl önce başka ressamlarla bir akşam yemeğinden sonra veya bir barda toplanmışken içlerinden birinin, "Sizin olma fırsatı tanınsaydı evinize hangi beş resmi asardınız?" sorusunu sormasıyla oluşmaya başladı. Sonra masa başında toplanıp düşlediğimiz koleksiyonu dile getirmeye başladık.""Eserler belirlendikten sonra sıra kelimelere gelmişti. Metinlerin amacı hem resimlere hem de onları yapan insanlara ışık tutmaktı. Ressamların hayatı ve resimlerin arkasındaki hikâyeler ilginç olabilir ama ne resmin anlamı ne de kapıyı açan tek anahtarlardır.""Daha fazla araştırma için tahrik etmeli"Kitabın editörü Erkan Doğanay, kitaptaki kısa tanımlamaların ve küçük görsel sunumların, okuru daha fazla araştırma yapabilmesi için tahrik etmesi gerektiğini söylüyor ve devam ediyor:"Sanat nedir ya da sanat ne için vardır" sorularına kendinizce veya çeşitli kaynaklardan faydalanarak cevaplar verebilirsiniz. Schiller, sanatı 'insanın özgürlük dünyasının ortaya çıkmasını sağlayan önemli bir araç' olarak tanımlamaktadır; bahsedilen özgürlük dünyasının kapılarını aralayan sanatçıları ve onların bazı çalışmalarından seçilmiş 1001 resmi birazdan incelediğinizde, gerçekten insanlık tarihindeki gelişimin sanattan kopuk ilerlemediğini göreceksiniz.""Bugüne kadar herhangi bir müzeye ya da resim sergisine gitmediyseniz, resim altlarında sınırlı kelimelerle anlatılan 'resim okuma' bölümlerini okuduğunuzda, her bir resmin hangi süreçlerde yapıldığını, kısa bir sanat tarihi bilgisi ile öykü tadında kaleme alınmış bu yazılarda eleştirmenlerin yalın anlatımlarla ifade ettikleri gibi, resmin; ruhun madde içindeki bir görünümü olduğunu fark edeceksiniz.""Bir sanat yapıtının anlaşılması, onun varoluş düşüncesinin kavranmasında yatar, bir resmin anlamını çözmek, renkler sözlüğüne, çizgi biçimlerine bakıp, o yüzeyde neden kullanıldıklarını, neden yan yana geldiklerini ve neyi anlatmaya çalıştıklarını öğrenemezsiniz. Buradaki kısa tanımlamalar ve küçük görsel sunumlar daha fazla araştırma yapabilmeniz için sizi tahrik etmeli...
Bende 1 yumurta var, sende 1 yumurta var. Ben sana 1 yumurta versem, sen bana bir yumurta versen, bende 1 yumurta, sende 1 yumurta olur. Bende 1 bilgi var, sende 1 bilgi var. Ben sana 1 bilgi versem, sen bana 1 bilgi versen, bende 2 bilgi, sende de 2 bilgi olur. (Konfüçyus)

Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf

#2 Freyja

Freyja

    Süper Üye

  • ™ Admin
  • 13.088 İleti

Gönderi Tarihi: 01 Aralık 2007 - 13:25

KASIM AYINDA ÇIKAN KİTAPLARDAN

1. Tanrının Kapısını Çalan Bilim
Carl Sagan
Altın Kitaplar, Kasım 2007


Tanrı'nın Kapısını Çalan Bilim adlı eser, Carl Sagan'ın 1985 yılında ünlü Gifford Konferansları'nın yüzüncü yıldönümü nedeniyle aldığı davet üzerine İskoçya'da verdiği konferansın metinlerinden oluşmaktadır. Sagan konferanslarda; diğer gezegenlerde akla dayalı yaşam olasılığından kendi gezegenimizdeki yaşamın karşı karşıya kaldığı nükleer tehlikeye, yaratılışçılık ve sözde akıllı tasarımdan bilimin "bilgili tapma" olduğuna dair yeni bir kavrama, manik depresyondan tutun da kendinden geçmenin (huşu) muhtemel kimyasal yapısına kadar uzanan konulara ve sorunlara değinmiş. On yıl önce kaybettiğimiz büyük astronom ve astrofizikçi kozmoloji, fizik, felsefe, edebiyat, psikoloji, kültürel antropoloji, mitoloji ve ilahiyat gibi farklı pek çok alanda yaptığı konuşmalarla konferanslara katılan herkeste hayranlık uyandırarak dehasıyla tüm insanlığı aydınlatmıştır. Sagan'ın ölümünün onuncu yıldönümü vesilesiyle ilk kez yayınlanan Tanrı'nın Kapısını Çalan Bilim adlı kitabı eşi ve uzun süre onunla birlikte çalışmış olan Ann Druyan tarafından hazırlanarak günümüzün bilgileriyle tazelenmiştir.Sagan bu kitapta din ve bilim arasındaki ilişki konusundaki fikirlerini ayrıntılı bir biçimde ortaya koyarken evrenin enginliğinde kutsalın ne demek olduğunu anlamak için sürdürdüğü kişisel arayışını ve yolculuğunu oldukça anlaşılır, mizahi, akılcı ve tamamen gözleme dayalı bir ifadeyle bizlere aktarıyor.

2. Fotoğrafta Pratik Kompozisyon
Faruk Akbaş
Say Yayınları, Kasım 2007


Fotoğraf okuma, yeni başlayanların fotoğrafı daha kolay ve daha zevkli öğrenebilmeleri için en yararlı yöntemlerden biridir. Bir fotoğrafı inceleyerek Nasıl bir objektifle, nasıl bir ışık altında ve hangi kompozisyon kuralları uygulanarak çekildiğini keşfetmek, fotoğrafçılar için önemlidir. Fotoğraf eğitim kitaplarının sınırlı sayıda olduğu ülkemizde bu çalışmanın önemli bir boşluğu dolduracağına inanıyoruz.

3. Melek Yapıcı
Stefan Brijs
Destek Yayınları, Kasım 2007


Geçmişi tarafından rehin alınan Doktor Victor Hoppe, yirmi yıl uzak kaldığı köyüne geri döner. Dar görüşlü köylüler, onun dönüşüne şüpheyle bakarlar. Köylüler, Doktor’un yanında getirdiği üçüzleri gördüklerinde, çocukları özürlü zannederler. Üçüzlerin, altı aylıkken üç dil konuşabilmeleri ise köylülerin, Doktor Hoppe’ya karşı şüphelerini daha da arttırır. Ancak her şey bununla bitmez. Kendisine ölümsüzlük kazandıracak bir karar alan Doktor Hoppe’da çözülemeyen bir gizem vardır. Bu kitap, din ve bilim, gerçek ve hayal, güç ve güçsüzlük, anlam ve anlamsızlık hakkında bir hikâye. Herkesin gerçeği arayacağı ama sonunda kendi gerçeğini bulup inanacağı bir roman… Unutmayın:“Bazen imkânsız görünen şey, sadece zordur.”

4. Kimya Hatun
Saide Kuds
Sonsuz Kitap, Kasım 2007


Mevlânâ'nın Üvey Kızı Kimya Hatun'un Gerçek HikâyesiKocasının ölümünden sonra Mevlâna Celaleddin-i Rumi ile evlenen Kerra Hatun, yeni kocasının haremine yerleşir. Tabii sevgili kızı Kimya da onunladır. Kimya Hatun içine düştüğü bu yeni dünyada bir yandan kendini bulmaya çalışırken, diğer yandan da Mevlânâ'nın özel yaşamına şaşkınlıkla şahit olmaktadır...İrfan ve tasavvuf dünyasının iki dev ismi Mevlânâ ve Şems'in yaşamına dair birçok bilinmeyenin bilinmesine yardımcı olacağını umduğumuz bu romanın asıl kahramanları, herhâlde kadın oldukları için tarih tarafından bir kenara itilmişlerdi. Yazar Saide Kuds, eski yazılar ve Şems ile Mevlâna'nın karşılaşma kayıtlarını derinlemesine inceledikten sonra hayatı bu her iki adama da bağlı olarak geçen genç bir kadının hikâyesinin unutulduğunu fark eder. Ve biyografik bir roman dili ile anlattığı Kimya Hatun'un yaşamını tozlu sayfaların arasından çekip gün ışığına çıkarır.

5. Türk Diplomatın Kızı
Deniz Goran
Okyanus Us Yayını, Kasım 2007


İngiltere'de yayınlandıktan sonra "en umut vaat eden kitap" seçilen Türk Diplomatın Kızı romanının yazarı Deniz Goran bu sözü ete ve kemiğe büründürüyor.Deniz Goran'ın romanı; insanlığın en sevdiği ama gizli tuttuğu, bastırdığı cinselliği, çarpıcı bir zekanın ürünü olarak ve içten bir dokunaklıkla ele alıyor.Deniz Goran; Londra, Cenova, Türkiye ve Bangledeş gibi global coğrafyada geçen "Türk Diplomatın Kızı"nda ikiyüzlülüğün hâlâ aşılamadığını da gösteriyor.İnternette en fazla seks kelimesini arayan, ancak bu konuda konuşmayı sevmeyen bir milletin çocukları, şimdi uluslararası arenada öne çıkmış bir Türk kızının kendi dilinde ülkesini sarsmasına da hazır olmalı.Seks, para ve güç oyunlarının kuralları değişiyor.

6. Sol Müdahale
Yalçın Küçük
Salyangoz Yayınları, Kasım 2007


Sol ne zaman çöker, ne zaman, "çökmüştür" ya da "ölmüştür" demek istiyorum; cevabı çok basit ve bir anlamda da totolojik görünüyor. Sol büyük proje, kökten düzenleme ve değiştirme demektir; ütopya'ya yakın ve bir tür mesyanizm'i içinde barındırmaktadır. Yalnız, Yahudi mesyanizmi, ki burda İsa'nın çıkışı da var, müdahaleyi kabul etmiyor; sol ise müdahalecilik demektir. Bu nedenle, yerine "aydınlanma" doktrini ve bu doktrinini ve doktrinin bir uygulaması olan, "ilerleme" önermesini koymaktadır.Bunlar yoksa, sol çökmüştür ve yoktur; bu kadar basit bir cevaba sahibiz

7. Teşkilat
Selman Kayabaşı
Timaş Yayınları, Kasım 2007


Parola: Teşkilat
Onlar; Oğuz Kağan'dan bugüne kadar, Türk'ün devlet-i ebed müddet fikrini devam ettiren gizli teşkilatın liderleriydi... Kimi, Gök-Türk Devleti'ni; kimi, Selçuklu Beyliği'ni; kimi, Osmanlı İmparatorluğu'nu; kimi de Türkiye Cumhuriyeti'ni kurmakla görevlendirildi. Nizamülmülk'ten İmam-ı Gazali'ye, Selçuk Bey'den Mevlana Celaleddin-i Rûmi'ye, Osman Bey'den Dursun Fakih'e, Sultan Abdülhamit'ten Enver Paşa'ya ve Mustafa Kemal'den Turgut Özal'a kadar birçok isme; Teşkilat'ın gizli sancağı emanet edildi. Pakistan'da, Afganistan'da, Lübnan'da, Azerbaycan'da, Bosna'da; Osmanlı Devleti'nin bakiyesinde kurulan elliye yakın devletin harcında Onlar'ın gizli faaliyetleri vardı. Ve bugün; Türk'le Kürt'ü, Türk'le Fars'ı savaştırmak isteyen Kaos Düzeni'nin mimarları, hesap etmedikleri bir gerçekle yüzleşmeye başladı: Teşkilat'ın askerleri, yeni bir düzen için geri dönüyorlardı…

"Çam da bizim, kozalak da bizim!"

Teşkilat-ı Mahsusa, Osmanlı Devleti'nin son istihbarat teşkilatı idi. Kurulduğu günlerde, kabinedeki bakanların birçoğu ve üst düzey komutanların büyük bir kısmı dahi böyle bir örgütün varlığından haberdar olmamıştı. Örgütün, Trablusgarp'tan Hindistan'a kadar yüzlerce hücresi ve bu hücrelere kayıtlı binlerce ajanı vardı. Üyeleri arasında Mustafa Kemal, Enver Paşa, Celal Bayar, Eşref Kuşçubaşı, Kazım Karabekir, Fuat Balkan, Süleyman Askeri ve Fevzi Çakmak gibi birçok ünlü sima da bulunuyordu.

Teşkilat-ı Mahsusa, Birinci Dünya Savaşı ve sonrasında yaptığı gizli çalışmalarla, elliden fazla devletin kurulmasını sağladı. Teşkilat'ın gizli hücreleri, aradan yüz yıl geçmesine rağmen henüz ortaya çıkarılamadı. Selman Kayabaşı, bu heyecan verici kitapta Kıbrıs'ta Türk Mukavemet Teşkilatı'nı kuran, Bosna Hersek'in bağımsızlığını kazanmasında büyük pay sahibi olan ve son olarak Kerkük'te ortaya çıkan Teşkilat'ın; Musul'dan Semerkand'a, Lübnan'dan Pakistan'a, Roma'dan Selanik'e ve Azerbaycan'dan Kafkasya'ya kadar, günümüzdeki faaliyetlerinin izini sürüyor.

Tarih:

"Mustafa Kemal, saltanatı yıkmak ve yerine Cumhuriyet rejimi kurmak istiyor. Şu halde nasıl olur da onu lider tayin ederiz Sultanım?"

İstihbarat

"Kurşunun hesabını üç kişi bilir: Bir kurşunu veren, bir kurşunu ateşleyen, bir de kurşunu yiyen…"

Siyaset

"Şehir'de şehir kanunu; it'le dalaşacağına, çalıyı dolaşacaksın. Dağ'da dağ kanunu; it'le dalaşacağına, it'le dolaşacaksın…"

ve Aşk…

"Galata göz gibi, Süleymaniye gönül gibi bakıyor Baba! Öyle ya, yüreğimde kor bir ateş, kor yüreğimde kör ateş; kör yüreğim kor ateş, kor yüreğim kör ateş..."

8. İmparator Çay Bahçesi
Nazlı Eray
Merkez Kitapçılık, Kasım 2007


İmparator Çay Bahçesindeki bir molaya ne dersiniz? Hayal kadınların her gece erkeklerine geldikleri Taşhan, konuşan Afrika menekşeleri, Casino Venüs ve Japon oyun makineleri, gizemli gece insanların aralarında ördükleri yaşam ağının sorgulanması, aşklar, tutkular, gökyüzü dedikoduları...Uşak Dört yoldaki İmparator Çay Bahçesinde öteki tarafa atılan adımlar; bir insanın geçmişini paralayarak gelen Sabriye, gizemli Madam Kelebek…Loş bir casino köşesinde usul usul dönen pembe dudak izli oyun makinesi… Romanın başındaki insanların, tıpkı yaşamdaki gibi, sonlarda yitip gitmesi, yerlerini yeni kişilere bırakması… Gün ışırken, aydınlığa karşı otoyolda ciğer patlatan delice bir koşuş ... Yaşam, ölüm ve ötesi gibi…

9. Umudun Yolcuları
William Morris
Otonom Yayıncılık, Kasım 2007


Umudun Yolcuları, bir ömre bedel olan yetmiş üç günlük Paris Komünü üzerine bir güzellemedir. Romantik yazın tarzının yoğun etkilerini taşıyan William Morris, bu manzum eserini şiirsel bir dille dokurken, iki ümitsiz aşığın komün günlerinin coşkusuyla çıktıkları umut ve devrim yolculuğunu anlatır. Morris'in Paris Komünü'nün ardından, 1885'te kaleme aldığı bu çalışmasıyla, komünün en güzel çocukları Charles Delescluze'in, Louise Michel'in, Nathalie Lemel'in ve daha nicelerinin yaşayan ruhlarını yeniden duyumsarız. Komün barikatlarında yitirilen bir aşkın son meyvesi olan bebek imgesiyle, umut yolcularının yitmediği bir kez daha anlatılmak istenir. Anlatıcının aşkını çocuğuna anlatımından okuduğumuz bu metin, yeni kuşaklara yazılmıştır adeta. Doğan çocuk, artık yeni komünlerin müjdecisidir..."... eğer William Morris'i en önemli İngilizlerden biri olarak kabul edeceksek, bu ne onun beklenmedik ölçüde iyi bir şair olmasına, ne tipografya üzerindeki etkisine, ne süsleme sanatlarındaki üstün hünerine, ne aktif bir sosyalist önder olmasına, ne de aslında bunların tümüne bağlanabilir. Asıl önemlisi, bütün bu faaliyetlerin her yerine sinen bir mizaca sahip olması ve bunlara belirli bir bütünlük vermesidir."E. P. Thompson

10. Gorky Park
Martin Cruz Smith
D&R Yayınları, Kasım 2007


Ortadaki sırt üstü, elleri bir cenaze merasimindeki gibi birleşmiş, diğer ikisi yüz üstü, kolları kabartmalı kağıt üzerindeki amblemler gibi karın üzerinde belirgin, yavaş yavaş eriyen buz kütlesinin altında huzurla, hatta resim gibi uzandılar. Ayaklarında kayaklar vardı.Pribluda, elini Arkady'nin omzuna attı. "Eyalet güvenliği ile ilgilisoruların hiçbir ilgisi olmadığına inandığım anda sen başlayabilirsin."Aslında bu, Araştırma Şefi Arkady Renko için, üçlü bir cinayet soruşturmasına dönüşmüştü. Üç ceset de Moskova'da bulunmuştu.Peki, neden hepsi Gorky Parkı'nın karları altına gömülmüştü?
Bende 1 yumurta var, sende 1 yumurta var. Ben sana 1 yumurta versem, sen bana bir yumurta versen, bende 1 yumurta, sende 1 yumurta olur. Bende 1 bilgi var, sende 1 bilgi var. Ben sana 1 bilgi versem, sen bana 1 bilgi versen, bende 2 bilgi, sende de 2 bilgi olur. (Konfüçyus)

Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf

#3 Freyja

Freyja

    Süper Üye

  • ™ Admin
  • 13.088 İleti

Gönderi Tarihi: 02 Ocak 2008 - 14:24

ARALIK AYINDA ÇIKAN KİTAPLARDAN

1. Fotoğraf Neyi Anlatır
Derleme
Yorum Sanat Yayınları, Aralık 2007


Walter Benjamin, Fotoğrafın Küçük Tarihi
Andre Bazin, Fotoğraf Görüntüsünün Varlık Bilimi
Rosalind E. Krauss, Fotoğrafı Yeniden Keşfetmek
Beyhan Özdemir, Çağdaş Sanat Akımları ve Fotoğraf
Merter Oral, Fotoğraf ve Toplumsal Değişme
Jean Baudrillard, Yokoluş Sanatı
0rhan Alptürk, Baudrillard ve Fotoğraf
Sadık Tumay, Kimliğin Hiper Gerçek Boyutu ve Fotoğraf
Ahu Antmen, Çağdaş Sanatta Fotoğraf Kullanımı ve Türkiye'de Fotoğraf Temelli Sanat Üzerine Düşünceler
Birsel Matara, 80’ den Günümüze Türk Fotoğraf Sanatına Genel Bir Bakış
M.W.Marien, Siyasetin İfadesi - Fotoğrafı Düşünmek
Göran Sonesson, Fotografik Göstergebilimin Kısa Tarihi

2. Sırça Tuzak
Nermin Bezmen
Remzi Kitabevi, Aralık 2007


Dışarıdan hayran olunan içi tuzaklarla dolu sırça köşklerin hikâyesi…

Nesillerin birikimiyle büyümüş bir sanayi imparatorluğu ve bu imparatorluğu yöneten son iki nesil aile bireylerinin dışarıdan gıptayla izlenen birlik ve beraberlikleri.

…Ve içlerinden biri; hırslı, kıskanç, megaloman, küstah, yalancı… Ruhsuz varlığını bu imparatorluğa tek başına sahip olmaya adamış ve şeytanıyla buluşmuş bir adam.

Sadece kendini seven, her şeyi herkesten iyi bildiğine, en mükemmel olduğuna inanan bu adamın bilmediği bir şey vardı: İhtiraslar yetenekleri aşınca bundan trajedi doğması kaçınılmazdı ve onun arsız hayalleri, hem dev bir holdingi hem koca bir aileyi çatırdatacaktı.

“Bütün imparatorluklar hazımsızlıktan ölür.” demiş, Napoléon Bonaparte. Bu kitaptaki öykü, Vardar İmparatorluğu'nun ölüm tuzağında birinci perdedir.

3. Bilim Sosyolojisi
Ertan Eğribel, Ufuk Özcan
Kitabevi Yayınları, Aralık 2007


Türkiye’de Batı kaynaklı toplum düşüncesinin, Batı bilim ve anlayışının krizde bulunduğu ve canlılık gösteremediği bir ortamda Sosyoloji Yıllığı kitaplarının usulden olmanın ötesinde belli özellikleri ve gerekliliği vardır. Günümüz postmodern bilim anlayışı ortak çaba ve görüşü önemsememektedir. Toplumun çözüm üzerinde etkinliğini ve çözümünü paylaşma çabasını reddetmektedir. Türkiye’de bu süreç daha farklı bir görünüm almıştır. Geçmişte Türkiye’de gelenek ve birikime dayalı ortak çalışmaların olmayışı, bireysel veya dar "takım" çalışması alışkanlığının öne çıkması aslında toplumu dışlayan genel bir eğilimin tezahürüdür. Bu durum yoğun bir kurumsal çaba ve etkileşimin olmadığı anlamına gelmemektedir. Aksine, bilimsel faaliyet alanında ve yayın dünyasında aldatıcı bir canlılık görüntüsü vardır. Hazır açıklamaları sorgulamadan kolayca benimsemenin yol açtığı bir durumdur bu. Ancak bu çalışma biçimi artık Türkiye’nin birikimine ve dünyada ki gelişmelere cevap veremez olmuştur... Sosyoloji Yıllığı’nın bu kitabında "bilim sosyolojisi" konusunun ele alınması rastlantı değildir. "Bilim Sosyolojisi"ni sosyolojinin bir konusu olarak ele almanın en iyi yolu elbette onu kendi tarihi gelişmesi içinde ele almaktır. Geleceğini biçimlendirmek açısından da bu tavır kaçınılmazdır. Bu ele alış biçimi günümüzün yeni bilim anlayışı/tartışmaları karşısında daha açık bir kavrayışa ulaşmamıza ve tavrımızı belirlememize olanak verecektir.

4. Küçük Hanımlara Masal Keyfi: 5-12 Yaş Resimli Çocuk Masalları
Demirhan Kadıoğlu
Hepsi Çocuk Yayınevi, Aralık 2007


Kız Çocukları İçin.

Asırlar öncesinden bize uzanan masalların çocuklar üzerindeki etkileri araştırılmış, masal dinleyen ve okuyan çocukların şu özelliklere sahip olduğu anlaşılmıştır:

Konuşmaları güzelleşir.
Daha düzgün cümleler kurarak konuşurlar.
Kelime dağarcıkları geniş olur.
Jest ve mimikleri yerinde kullanırlar.
Ses tonunun etkisinden yararlanmayı bilirler.
İyi bir dinleyici olurlar.
Yorumlama ve düşünme yetenekleri gelişir.
Taklit edebilme özellikleri gelişir.
Mutluluğu ve sevmenin değerini bilirler.
Kitap okumayı severler

5. Küçük Beylere Masal Keyfi: 5-12 Yaş Resimli Çocuk Masalları
Demirhan Kadıoğlu
Hepsi Çocuk Yayınevi, Aralık 2007


Erkek Çocukları İçin.

Asırlar öncesinden bize uzanan masalların çocuklar üzerindeki etkileri araştırılmış, masal dinleyen ve okuyan çocukların şu özelliklere sahip olduğu anlaşılmıştır:

Konuşmaları güzelleşir.
Daha düzgün cümleler kurarak konuşurlar.
Kelime dağarcıkları geniş olur.
Jest ve mimikleri yerinde kullanırlar.
Ses tonunun etkisinden yararlanmayı bilirler.
İyi bir dinleyici olurlar.
Yorumlama ve düşünme yetenekleri gelişir.
Taklit edebilme özellikleri gelişir.
Mutluluğu ve sevmenin değerini bilirler.
Kitap okumayı severler.

6. 1919’un Şifresi
Hulki Cevizoğlu
Ceviz Kabuğu Yayınları Yayınları, Aralık 2007


1919’da başlayan
Kurtuluş Savaşı’ndan
bugüne kadar bilinmeyenler ne?..

Cevizoğlu, araştırdı,
buldu, belgeledi

Fotoğraflarıyla 1919’un Şifresi
olay yaratacak.

7. Tüh : Otur Rahatla Kitabı
Metin Uca
Doğan Kitapçılık, Aralık 2007


Kafası başka yerlerde çalışanlar için test kitabıdır
(çatlak ampulle aydınlananlar için de etkilidir).

Bu kitabı alıp iyi şeyler dileyin. Çünkü bu da kendi çapında bir “ Ha Secret” kitabıdır, dört yılı nasıl geçirdiğinizi anlayın.
Dizinizi dövmek yerine bazen gülümseyerek bazen de yumruk yemiş gibi soruları yanıtlayın. Bu da sizin hayat yerleştirme sınavınız olacaktır.

AKP iktidarının son dört yılı herkes için baş döndürücü oldu.
Toplum dinle yoğrulurken biz yeniden şekillendirilirken sessiz kaldık.
Balık hafızalı olduğumuz ve her şeyi de kolay unuttuğumuz için bize dayattıklarını kolayca kabul ettirdiler. Hiç sesimizi
çıkarmadık.
Tepkilerimiz de tuhaflaştı.
Hak aramak için sadece kolalı içecek içip reklâm filmindeki mankenle öpüşemediğimiz için tüketici kurumuna şikâyete gittik.
Dizi karakterleriyle özdeşleştik, askerin başına geçirilen çuvalın öcünü sinema filmiyle aldığımıza inandırdılar bizi.
Öyle garip bir illüzyon sardı ki her yanımızı, kimin poposunu görmek istersiniz anketine 47 000 yurdum evladı ciddi ciddi oy kullandı.
Şişme bebekle ilişki zina olur mu diye soran ramazan tartışmamız, New York Times'a konu olurken, duayla kuraklık çözümü bulmaya, aklı bir yana bırakıp sınav öncesi türbe duvarlarına istediğimiz bölüm adı yazmaya başladık.
İşte böyle bir ortamda unutma, unutturma diye tüm balık hafızalılar için aklımızın en iyi çalıştığı atasözlerine geçmiş bir mekânı da anımsatan bu kitabı hazırladık.
Haydi bakalım, hayat bir sınav, şokunu çıkarmadan son dört yılda neler olduğu soruları karşınıza gelsin.
Allah zihin açıklığı versin.

Bu kitabı tersten de okuyabilirsiniz. (Bu öneri sağdan sola biçiminde kullanılmamıştır.)

Yapay tatlandırıcı içermez. Hiçbir domuza yağ yakmadığından domuz yağı da yoktur.

Başbakanın sayın danışmanları bu bir gülmece kitabıdır lütfen dava açmayınız.

8. Bazı Erkekler Neden Bazı Kadınlarla Evlenir? Diğerleriyle Değil!
John T. Molloy
Artemis Yayınları, Aralık 2007


Hep düğündeki davetlisiniz, düğünün gelini olamıyorsunuz. Neden acaba?

Hayalinizdeki kocayla sağlam bir hayat kurmanıza yardımcı olacak nefis bir araştırma!
Her kadın evlenmek ister diye bir saptama yapılamaz ama şöyle de bir kanun var ki, her kadın en azından yukarıdaki sorunun cevabını öğrenmek ister.
John T. Molloy’un araştırmacıları, anketörlerin tüketici davranışlarını incelemede kullandığı bilimsel metotlara benzer yöntemlerle, en ufak ayrıntıyı gözden kaçırmadan, 2500 kadın ve nişanlıları ile ve 1000’den fazla bekârla görüşmüş. Bu insanlara, çoğunluğu özel yaşamlarına ilişkin sayısız soru sorarak detaylı cevaplar alan yazar, çalışılan hedef gruplarına dair gittikçe gelişen bir öngörü kazanmış. Verileri inceledikçe bekâr kadınlarla, evli hemcinsleri arasındaki belirgin farkları su yüzüne çıkararak bu kitapta bulacağınız ‘başarılı’ stratejileri geliştirmiş. Şöyle de bir gerçek var ki, kitapta aktarılan bilgiler o denli etkili olmuş ki, projede çalışan kadın araştırmacıların yarısı üç yıl içinde evlenmiş!
• Evlenme şansınızı, John T. Molloy’un paha biçilmez yap/yapmalarıyla, % 60 oranında nasıl arttırırsınız?
• Bir erkeğin asla evlenmeyeceğini ispatlayan 10 uyarı hareketi!
• Bir erkekte, sizinle evlenme isteğini nasıl uyandırırsınız?
• Evlenme teklifini nasıl hızlandırırsınız?
• Boşanmış veya dul bir erkekle çıkmanın avantaj ve tehlikeleri nelerdir?
• Erkek arkadaşınızın anne ve babasıyla ilk tanışacağınız zaman ne giymelisiniz?
• Ayarlanmış tanışmalar, erkek arkadaşınızın çocuklarıyla uğraşmak, internet flörtleri ve daha fazlası hakkında bilmeniz gerekenler.
John T. Molloy: New York Times çok satanlarından Dress for Success ve The Women’s Dress for Success kitaplarının yazarıdır. İmaj danışmanlığı yapan ve kurumsal konuşmacı olarak çok aranan biridir. Florida’da yaşamaktadır.

9. Soros’un Çocukları
Hikmet Çetinkaya
Cumhuriyet Kitapları, Aralık 2007


Bu bir öyküdür aslında... Dünün solcuları, bugün "Soros çocukları" olmuştur... Onların adları, saymakla bitmez!

ABD’nin Irak’ı işgaline, "Saddam gitti yaşasın demokrasi" diye çığlık atan onlardır... Laik, demokratik Cumhuriyet’in temeline dinamit koyanları, "demokrasinin ve özgürlüklerin simgesi" olarak görenler onlardır...

Ben; bir yurtsever ve solcu olarak onların maskelerini indirmeyi sürdüreceğim.Din baronlarıyla aynı sofrayı paylaşan "Soros çocukları"nı ve "el birliği" ile Türkiye üzerine oyunları bu kitapta bulacaksınız…

10. Dağ
Murathan Mungan
Metis Yayınları, Aralık 2007


"Kısa bir yaz tatili yaptım. Bu sırada şiir geldi. Neredeyse kendi geldi. Kendiliğinden geldi. Arka arkaya her gün birkaç şiir yazdığım günlerin hummasına kapıldım. Kendimi tutamıyordum. Ben dursam, elim yazıyordu."

Dağ, Murathan Mungan'ın 2005 ile 2007 arasında seçilmiş bir bağlam ve akraba izlekler çevresinde yazdığı 72 adet şiirden oluşuyor.

Mungan'ın bir önceki şiir kitabı “Eteğimdeki Taşlar” bundan üç yıl önce Aralık 2004'te yayımlanmıştı. “Dağ”ın kapak düzeni, bir önceki şiir kitabında olduğu gibi yine Hakkı Mısırlıoğlu imzasını taşıyor.

2007 yılı boyunca sırayla oyun, sinema yazıları, seçki-tasarım ve öykü türlerinde “Kağıt Taş Kumaş”, “Kullanılmış Biletler”, “Yedi Kapılı Kırk Oda” adlı kitapları yayımlanan Murathan Mungan böylelikle yılı bir şiir kitabıyla kapatmış oluyor.

“Dağ”ı Mungan’dan dinleyelim:

Kısa bir yaz tatili yaptım. Bu sırada şiir geldi. Neredeyse kendi geldi.
Kendiliğinden geldi. Arka arkaya her gün birkaç şiir yazdığım günlerin hummasına kapıldım. Kendimi tutamıyordum. Ben dursam, elim yazıyordu. Şiire başka bir âlemin kapısından geçilerek girildiğini önceki deneyimlerimden biliyorum elbet. En azından benim şiirle ilişkim, böyle bir ilişkidir.
Birdenbire o kapıdan geçmiştim. Her şeyi askıya alıp kendimi şiire, onun diline, sihrine, âlemine bıraktım. Dağ tutmasına yakalandım. Kitabın adı, “Dağ”. İçimin dağ zamanıydı. Dağ tuttu mu, çıkacaksın. Böyle giderse, yeni yılın ilk günlerinde sizi kendi dağımda bu şiirlerle karşılayabilirim.

Cümle Kapısı

Cümle kapısından geçtim, cenderesi
ödendi her hecenin, bıraktım
iki yakasını bacaklarımın arasında
tuttuğum ırmağı
içimde aktı
içinden geçtim, helal büyü...

Bende 1 yumurta var, sende 1 yumurta var. Ben sana 1 yumurta versem, sen bana bir yumurta versen, bende 1 yumurta, sende 1 yumurta olur. Bende 1 bilgi var, sende 1 bilgi var. Ben sana 1 bilgi versem, sen bana 1 bilgi versen, bende 2 bilgi, sende de 2 bilgi olur. (Konfüçyus)

Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf

#4 DİPNOT

DİPNOT

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 3.736 İleti

Gönderi Tarihi: 09 Ocak 2008 - 11:48

Vitrindekiler... (YENİ ÇIKAN KİTAPLAR)...

Kanatsız Kuşlar/ Louis de Bernières/ Çeviren: Bahar Öcal Düzgören/ Altın Kitaplar/ 654 s.
Güneybatı Anadolu'nun küçük bir kasabasında, Müslüman ve Hıristiyan toplumu yüzyıllardır barış ve huzur içinde yaşamaktadır. Kasabada süregelen gizli karasevdalar, farklı inançlardaki iki din adamının bakış açıları, birbirine karışmış ve kaynaşmış iki toplumun ilginç karakterleri Anadolu'nun bu kıyısını dünyanın birçok yerinden ayırmaktadır. Ne var ki kısa bir süre sonra o büyü bozulur. Savaş korkunç yüzünü din ve milliyetçilik uğruna işlenen katliamlarla gösterir. Artık açlık ve düşmanlık ortalıkta kol gezmektedir ve bu küçük kasabanın dışında, askeri dehası ve akıl almaz cesareti ile ülkenin kaderini hayalinde yaşattığı biçimde yeniden çizen bir Mustafa Kemal vardır...

Queen/ Laura Jackson/ Çeviren: Nuran Mavi/ Ledo Yayınları/ 296 s.
Freddie Mercury'nin ölümünün ardından geçen on yılı aşkın sürede, Queen hâlâ büyüsünü kaybetmemiştir. Otuz yıla yayılan bir kariyer ve dünya çapında 150 milyonu aşkın albüm satışı ile Queen, rock tarihinde kendine kalıcı bir yer edinmeyi garantilemiştir. Tanınmış Queen uzmanı Laura Jackson, grubun yakın arkadaşlarının yanı sıra ünlülerle yaptığı röportajlarla hikâyesini oluşturuyor. Freddie Mercury'nin çılgın eşcinsel hayatından, sessiz bas gitaristleri John Deacon'ın özel hayatına, Brian May'in duygusal iniş çıkışlarından, Taylor'ın seks skandallarına kadar grubun hayatını detaylandırıyor. Ayrıca Mercury'nin hastalığı ve AIDS'den ölümüne kadar geçen süreyi, bunun arkadaşları, ailesi ve grup üzerindeki etkilerine bir bakış açısı sunuyor.

Emin Bey'in Defteri - Meclis Konuşmaları 1920-1950/ Emin Sazak/ Tolkun Yayınları/ 790 s.
Tolkun Yayınları, Emin Sazak'ın hatıralarını içeren "Emin Bey'in Defteri" ve meclis konuşmalarının yer aldığı "Meclis Konuşmaları 1920-1950" adlı kitapları bir kutu içinde okuyucuya sundu. Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk meclis üyelerinden biri olan Emin Sazak, 1946'da Demokrat Parti'den milletvekili seçilmiş ve otuz yıllık milletvekilliği yapmıştı.

Kanatların Rengi/ M.S. Adnan Şerifoğlu/ Kendi Yayını/ 164 s.
Bu kitap, milyonlarca masum insanın öldüğü, tarihin en acımasız savaşlarından olan II: Dünya Savaşı tüm şiideti ile sürerken, savaşın bitmesini beklemekten başka çaresi olmayan ümitsiz insanların hikâyesini anlatıyor. Çarlık Rusyası'ndan başlayarak kıtaları geçip Japonya, Çin, Filipin, Adaları, Avustralya, İtalya, Beyrut ve Şam üzerinden İstanbul'da sona erecek bir hikâye... (İsteme adresi: Forsa Sokak 21-9 Şenesevler, Bostancı 34742 İstanbul.)

Nirvana/ Yazan ve Çizen: Roberto Totaro/ Çeviren: Zeynep Kumruoğlu/ Oğlak Yayınları/ 128 s.
"Bir güzel gülerek hayata dair büyük sorunları çözebilmeniz için 200'den fazla Zen hikâyesi. Karmam bana ne demek istiyor? Kıvırmayı bilmiyorsanız, nasıl Tantra yaparsınız? Biz kimiz? Nereden geliyoruz? Özellikle de, bunları kim yayımlıyor? Endişeli ruhlarınızı meşgul eden bu sorulara ve daha pek çoklarına, Nirvana'nın sakallı üstadı çıktığı zirveden bilgece bir sakinlikle karşılık veriyor: Biraz gül, hepsini unutursun" diyor kitabı yayına hazırlayanlar. Zen hikâyelerinden yola çıkan bir çizgi öyküsü yer alıyor bu kitapta.

Puro Hakkında Her Şey/ Vedat Özkan/ İnkılâp Yayınevi/ 224 s.
"Puroda, başından sonuna kadar sanki her şey, hayata dair çok önemli bir sır taşıyor. Kimsenin, ne Karl Marx'ın dış dünyamızla, ne de Sigmund Freud'un iç dünyamızla ilgili hayal gücüyle; ne Che imajının romantik cazibesiyle, ne de 1959 Küba Devrimi sonrasında karşı devrimin sembolü olmasıyla; ne Fidel Castro'nun antikapitalist ve antiemperyalist devrimci liderliğiyle, ne de onu yıkmaya çalışan ilk ABD başkanı J. F. Kennedy ile; ne devrik diktatör Saddam Hüseyin'in acımasızlığıyla, ne de Bill Cosby'nin sevecenliğiyle, ne "boğazda mehtap" düşkünü Sait Halim Paşa'nın romantikliğiyle, ne de Tinto Brass'ın "erotik servetiyle" özdeşleştirebildiği puro, hem bu zıt çağrışımların tamamını içinde barındıran, hem de hepsine aynı mesafede durabilen; insanı suretle değil, suretle ilgilenmeye ve daha da önemlisi, ruhi olgunlaşmaya davet eden ilginç karakteriyle hakkında kitap yazılmaya değerdi." Bu kitapta Vedat Özdan, puro üzerine bir inceleme sunuyor.

Star Dancer/ Beth Webb/ Çeviren: Ahu Sıla Bayer/ Encore Yayınları/ 254 s.
Tegen'in doğduğu gece, gökyüzünde adeta bir şölen vardı; tüm yıldızlar dans ediyordu. Çok eski bir efsaneye göre, beklenen büyük felaketten insanları kurtaracak olan, Star Dancer tam da böyle bir gecede dünyaya gelecekti. Tanrıça'nın yolladığı tüm işaretler ve druidlerin kehanetleri ne olduğu bilinmeyen büyük bir felaketin yaklaşmakta olduğunu gösteriyordu; ama beklenen kurtarıcı Star Dancer, Tegen olamazdı; herkes bir adam bekliyordu çünkü, bir kadın değil. Druidlerin Star Dancer arayışı sürerken, gümüş işlemekte usta bir kuyumcu olan babası, büyücülerin dünyasına akıl erdiremeyen annesi ve zeka özürlü üvey kardeşi ile köyünde yaşamakta olan Tegen, yeteneklerinden ve kaderin ona hazırladıklarından henüz habersizdi...

Sefarad/ Antonio Munoz Molina/ Çeviren: Suna Kılıç/ Kanat Yayınları/ 420 s.
Bu kitapta, çağdaş İspanyol edebiyat yazarlarından Antonio Mufloz Molina'nın kaleminden, Auschwitz'e giden trendeki Primo Levi'nin, Franz Kafka ve Milena Jesenska'nın, Wüli Münzcnberg, Evgenia Ginzburg ve Margarete Buber-Neumann'ın sesleri yükseliyor; aynı zamanda, savaşın kendisinden kopardığı babasını boşuna bekleyen bir kadının, Maginalı basit bir kunduracının, aşk delisi bir rahibenin, Arjantin zindanlarından sağ kurtulan bir genç kadının ve daha nice ünlü ünsüz insanın sesi; hep koparılışı, aşkı, nostaljiyi, umutsuz bekleyişi anlatmak için.

Melek Yapıcı/ Stefan Brijs/ Çeviren: Kevser Canbolat/ Destek Yayınları/ 390 s.
Geçmişi tarafından rehin alınan doktor Victor Hoppe, yirmi yıl uzak kaldığı köyüne geri döner. Dar görüşlü köylüler, onun dönüşüne şüpheyle bakarlar. Köylüler, doktorun yanında getirdiği üçüzleri gördüklerinde, çocukları özürlü zannederler. Üçüzlerin, altı aylıkken üç dil konuşabilmeleri ise, köylülerin, doktor Hoppe'ya karşı şüphelerini daha da arttırır. Ancak her şey bununla bitmez. Kendisine ölümsüzlük kazandıracak bir karar alan doktor Hoppe'da çözülemeyen bir gizem vardır...

Fadime Kimdir/ Editörler: Ayşenur Kolivar, Leyla Çelik/ Heyamola Yay./ 250 s.
"Kimim ben, Temel'in karısı ya da kızı olmanın dışında bir kimliğim yok mu? Bu soruların yanıtlarını eski bir fotoğrafta, çeyiz sandıklarında, meraklı bir türküde, sessizce anlatılan hikayelerde aradık. Erkek egemen zihniyetin kurguladığı Fadime imajı yerine Fadimelerin sislerin içinde yankılanan seslerine kulak verdik. Fadime'yi, hem coğrafi ve toplumsal koşulların ortaklaştırdığı yönleriyle hem de farklı kültürler ve dillerde ifade edilen kadınlık durumlarının çeşitliliğiyle anlamaya çalıştık. Kah Fadime anlattı biz yazdık kah Fadime yazdı biz okuduk" diyor kitabı yayına hazırlayanlar.

Her Yönü İle Nallıhan'ın Dünü-Bugünü/ Ali Nusret Mutlu/ Kendi Yay./ 160 s.
"Kitabın kapağında bir fotoğraf: Kocahan fotoğrafı. Tam da doğduğum ahşap evin karşısındaki, erkek kardeşlerimle içinde durmadan saklambaç, körebe oynadığımız han! Biraz farklı; perdahlanmış gibi, ama yine de orası. Kitapta eski ve yeni halleriyle Nallıhan'dan birçok fotoğraf... (...) Her Yönü İle Nallıhan'ın fotoğrafları çocukluğumda aklımda kalanlardan neredeyse 55 yıl sonrasının fotoğrafları. Bağ bahçelerin yerinde beton yapılar yükselmiş" diyor Adalet Ağaoğlu. Bu kitapta, Ankara'nın Nallıhan ilçesi üzerine bir inceleme sunuluyor. (İsteme Adresleri: Nallıhan Matbaası, Nasuhpaşa Mah. Nasuhpaşa Cad. No. 13 Nallıhan. ¯ Ali Nusret Mutlu, Batı Mah. İpek Sk. Koza Apt. No. 8/1 Pendik/İstanbul)

Kimya Hatun/ Saide Kuds/ Çeviren: Veysel Başçı/ 300 s.
Kocasının ölümünden sonra Mevlâna Celaleddin-i Rumi ile evlenen Kerra Hatun, yeni kocasının haremine yerleşir. Tabii sevgili kızı Kimya da onunladır. Kimya Hatun içine düştüğü bu yeni dünyada bir yandan kendini bulmaya çalışırken, diğer yandan da Mevlânâ'nın özel yaşamına şaşkınlıkla şahit olmaktadır...

Geleneksel Türk Yorgancılık Sanatı/ Dr. Mustafa Duman/ Heyamola Yay./ 136 s.
"Geleneksel Türk Yorgancılık Sanatı"nın ilk bölümünde, bu sanatın tarih içerisindeki seyri, bugünkü durumu, yorganların özellikleri, dikimi ve kullanılması anlatılıyor. "Türk Kültüründe Yorgan" başlığı altında ise, Türk halk edebiyatında, örneğin manilerde, türkülerde, atasözlerinde, deyimlerde, bilmecelerde, ninnilerde, destanlarda, masallarda, âdet ve inanmalarda yorgan konusu işleniyor. Yorganla ilgili gezi yazılarından, anı ve anlatılardan da örnekler sunuluyor. İkinci bölümünde, görsel malzemelere yer veriliyor. Burada, geleneksel Türk yorgancılık sanatının geçmişten bugüne uzanan yolculuğu resimlerle gösteriliyor. Bu resimlerin arasında, 16. yüzyıldan başlayarak İstanbul'da düzenlenen esnaf alaylarında, padişahların ve devlet görevlilerinin önlerinden geçen yorgancıları gösteren minyatürler bulunuyor.

Lukaşdina/ Tekin Rıza/ Gürer Yayınları/ 564 s.
Bugünün entelektüel kişiliklerinin öfke, aşk, ihanet ve anlamsızlıklarının neden, niçin sorularına birer yanıt "Lukaşdina". Kitabın kahramanları, yıllarca ayrı kalmış bir baba ile kız, sevgisini itiraf edememiş kadınlar, üstün gelmek uğruna dostlarını sırtından bıçaklayanlar ve sonunda sevip kavuşamayanlar.

Auggie Wren'in Noel Hikâyesi/ Paul Auster/ Çev.: Fatih Özgüven/ İllüstrasyon: ISOL/ Can Yayınları/ 42 s.
Bir yazarı New York Times'dan ararlar ve Noel günü gazetede yayınlanacak bir hikâye yazmasını isterler. Yazar öneriyi geri çevirmeye çalışsa da, ısrarlar karşısında kabul etmek zorunda kalır. Ama nasıl yazacaktır? Hem ustaların öyküleriyle boy ölçüşemeyeceğini bilmekte, hem de alışılmış, aşırı duygusal Noel öykülerinden nefret etmektedir. Sorununu, bir purocuda tezgâhtarlık yapan Auggie Wren'e açar. Auggie, "Bir Noel hikâyesi mi?" der. "Bütün derdin bu olsun. Bana bir öğle yemeği ısmarla, sana dünyanın en güzel Noel öyküsünü anlatayım." Paul Auster'in bu kısacık öyküsü, kayıp bir cüzdanı, kör bir kadını ve bir Noel yemeğini anlatıyor.

İz/ Patricia Cornwell/ Çeviren: Zeliha İyidoğan Babayiğit/ Altın Kitaplar/ 462 s.
Kay Scarpetta, kendisinin yerine atanan Dr. Marcus tarafından Richmond'a davet edilir. Scarpetta, Marino'yla beraber Richmond'a gider. Ortada ölüm nedeni ve katili bilinmeyen cesetler vardır. Baştabip, yaptığı incelemeler sonucunda birbirleriyle hiçbir bağlantısı olmayan kurbanların üzerlerinde kemik tozları tespit eder. İz kanıtları ve içinde bulundukları durum oldukça karmaşıktır. Bu arada Lucy'le çalışma arkadaşları dolaylı yoldan bu olayların içindedirler ve işin kötüsü, onlar da durumun farkında değildirler. Tüm bu olan bitenin yanında Scarpetta, ne Dr. Marcus'un başına ördüğü çorapların, ne içinde bulunduğu bilinmezler sarmalının, ne de aslında hedefin kendisi olduğunun farkındadır. Ta ki, Kay Scarpetta ve Lucy'nin yardımcısı Ruby, yaşadıkları olayları birbirleriyle paylaşana dek...

Kalkanca'nın Çocukları/ Giorgos Mavrommatis/ Çeviren: Berin Myisli/ Kitap Yayınevi/ 140 s.
Yapıtı için yazar, "Bu çalışmanın hedefi, Kalkanca/İfestos halkının sosyal izolasyonunun türünü ve hacmini tespit etmek, topluluk üyelerinin izolasyonu algılama ve yaşama şeklini kaydetmekti. Ana hipotez çocuklara verilen eğitimin sonuç olarak sosyal izolasyonun devam etmesine katkıda bulunduğuydu. Komotini'nin kuzeydoğusunda bir yerleşim/getto olan Kalkanca/İfestos'ta, Çingene olarak tanımlanan yaklaşık 2.000 Müslüman yaşar. Ezici çoğunluğu fakir ve eğitimsiz olan halk, Komotini'de geçici, uzmanlık gerektirmeyen ve düşük maaşlı işlerde sigortasız çalışır, bazıları geçici tarım işçisi olarak Yunanistan'ı gezer. Son derece düşük olan gelirleri için mücadele emek zorundadırlar, hayat onlar için sürekli bir mahrumiyet anlamındadır. Maruz kaldıkları çoklu izolasyon, düşük eğitim düzeyleri ve özellikle fakirlikleri, bu insanların kendi inisiyatifleriyle eyleme geçme, plan yapma ve durumlarını düzeltme çabası göstermelerine çok az imkân tanır. Düşük sosyoekonomik konumları ve bunun sonucu sınırlı siyasi güçleri ise bu kişilere sosyal haklar alanında verimli taleplerde bulunma fırsatı tanımaz. Her ne kadar çocukların çoğu azınlık ilkokuluna kayıt yaptırsa da, genellikle mezun olmayı başaramazlar, özellikle kızlar..." diye yazıyor Giorgos Mavrommatis.

Oğuz Türkleri/ Mehmet Öztürk/ Ledo Yayıncılık/ 492 s.
"Türkler Türk dünyasının el kitabı niteliğinde doyurucu bir eser. Bu eserde Oğuz boyları ve Selçuklular hakkında aradığınız her şeyi bulabileceksiniz. Oğuz Türklerinin hangi boyundanım? sorunuza yanıt bulabileceğiniz bir kitap. Oğuzları; yaşayışları, savaşları, sanatları, dinsel inançları, gelenek ve görenekleri ile A'dan Z'ye tanıtan bu eseri her Türk aydınının okumasını öneririm" diyor Nermin Ercan.

Çin Rüyası/ Joe Studwell/ Çeviren: Zeynep Sakin/ Ledo Yayıncılık/ 528 s.
"Çin Rüyası"nda Joe Studwell, Çin'in 21. yüzyılda dünya çapında bir ekonomi devi olacağı yönündeki öngörülere meydan okuyor ve bunun yerine bir ekonomik kriz yaşanacağı tahmininde bulunuyor. Çin'de Deng Xiaoping'in önderliğinde 1980'li yıllarda piyasanın 'liberalleştirilmesi' ile başlayıp 1990'larda ekonominin yabancı yatırımlara açılması ile devam eden en yeni gelişmeleri araştıran Studwell, bu ülkenin benzeri görülmemiş büyümesinin önündeki engelleri ve ekonomisinin niçin bir kez daha; ancak bu sefer her zamankinden daha büyük bir başarısızlık yaşayacağını, felaket boyutundaki potansiyel sonuçlarıyla birlikte inceliyor.

Avrupa ve Türkler/ Ingmar Karlsson/ Çeviren: Turhan Kayaoğlu/ Homer Kitabevi/ 180 s.
"Türkiye seksen yıldır kararlı bir biçimde Avrupa'ya yönelmiştir. Bugün Türkler, sosyolojik olarak büyük bir çoğunlukla Avrupalıdırlar. Bugün için Avrupa ortalamasından daha az kentlileşmişlerdir ama Avrupalıdırlar. Günümüz Türkiyesi'nde kendini Avrupalı olarak görmeyenler, Kıbrıs ve Malta'da ve kesinlikle Romanya ve Bulgaristan'da da kendilerini Avrupalı olarak görmemektedirler." Bu kitapta, 2001 yılından beri İsveç'in İstanbul Başkonsolosu olarak görev yapan Ingmar Karlsson'un Avrupa Birliği ve Türkiye üzerine incelemesi yer alıyor.

Mahkemede Tek Başına/ İdil Elveriş, Galma Jahic, Seda Kalem/ İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları/ 282 s.
Gözaltına alınan, tutuklanan ve genel olarak yargılanan sanıklara yönelik olarak verilen avukatlık hizmeti son dönemlerde; önce yeni Türk Ceza Kanunu değişiklikleri çerçevesinde sonra da bu hizmeti sunan avukatlara ödenmeyen ücretlerle sık sık yer aldı. Bu kitap, söz konusu hizmetin alıcılarıyla birlikte hizmet görülürken ortaya çıkan görüntüyü ele alıp inceliyor.

Faili Meçhul/ Michael Connelly/ Çeviren: Canan Kim/ Altın Kitaplar/ 400 s.
Yıl 2007. Yirmi yıl önce cinayete kurban giden bir genç kızın ölümü Los Angeles'ta tekrar gündeme gelir. 1988 yılında evinden kaçırılarak ortadan kaybolan bir genç kızın cesedi günler sonra ormanlık bir arazide bulunur. İlk bakışta intihar gibi görünen olay aslında bir cinayettir ve kız göğsünden vurulmuştur. Polis teşkilatı, tüm birimleriyle bu cinayet vakasını çözmeye çalışır ama ortada işe yarar tek bir kanıt yoktur. Üstelik o yıllarda, teknoloji eldeki kanıtlardan sonuca ulaşacak kadar ilerlememiştir. Yıllar sonra bu vaka Los Angeles Polis Teşkilatı tarafından yeniden incelemeye alınır ve soruşturmanın başına teşkilatın eski dedektiflerinden Harry Bosch getirilir. Bosch tüm eski belgeleri yeniden incelerken kimi kanıtlar için DNA eşleştirmesinden faydalanacaktır. Tüm bu incelemeler, soruşturmalar ve kanıtlar, cinayete kurban giden kızın katilinin herkes tarafından bilindiğini ve aslında zavallı kızın bir komplonun kurbanı olduğunu ortaya koyar. Ancak, şimdi de Bosch'un mesleği, geleceği ve hayatı söz konusudur. Ya katilin adı ya da Bosch'un hayatı...

Egeli Doktorun Mutfağı/ Dr. Fedon Alexander Lindberg/ Çeviren: Aycan Türk/ Dharma Yayınları/ 268 s.
"Yiyeceklerin hastalıkları engelleyip tedavi ettiğini anlamak için kuantum fizikçisi olmanız gerekmiyor. Kanıt hayatınızın içinde! Obezite, kalp ve şeker hastalıkları, astım ve romatizma hastalıklar, kısırlık, kanser, hepsi yediğiniz yiyeceklerle ilişkilidir." Bu kitapta hastalıkları iyileştirmek için beslenme rejimleri uygulayan bir kliniğin yöneticisi olan Dr. Lindberg, kilo ve kan şekerini kontrol edip sağlıklı yaşamanın yöntemlerini sıralıyor.

Mektuplar 1/ Nietzsche/ Çeviren: Sedat Umran/ Birey Yayıncılık/ 214 s.
Nietzsche´nin bazı dostlarına, annesine ve kız kardeşine yazdığı mektuplar bulunuyor bu kitapta. Mektuplar, Nietzsche´nin çocukluk yıllarında ve eğitim sürecinde yaşadıklarını ele alıyor. Aynı şekilde tanrı, dostluk, din, ölüm, yalnızlık gibi kavramlar karşısında yaşadığı yoğun duyguları da yer alıyor bu mektuplarda.

Tarihte Türklük/ László Rásónyi/ Çevirenler: H.Z. Koşay, T. Andaç, N. Uğurlu/ Örgün Yayınevi/ 560 s.
Türklerin tarihi, kavim olarak, Çin yazılı belgelerinin Kunlar adını verdikleri, Hunlarla başlar. Ama, sözcük olarak Türk, çok eski çağlardan beri bilinmekte ve kullanılmaktadır. Çin kaynaklarında Türk sözcüğü T'u-kûe olarak yer almış, Tu-kin şeklinde yazılmıştır. Türklerden söz eden bir diğer eski yazılı kaynak da Asurlulardan kalmıştır. Ninova Kütüphanesinde bulunan ve İ.Ö. 665 tarihini taşıyan bir tablette, kuzeyden inen Türk atlılarının Asur ülkesini ele geçirişleri anlatılmıştır. Türklerden söz eden en eski kaynaklardan biri de Herodot Tarihi'dir. Bu ünlü tarih kitabında Türk adı Trykae (Turkhia) olarak geçmektedir. Türk sözcüğünün bir kavmi, bir topluluğu ve bir devleti belirtmek amacıyla ilk kullanılışı, dağınık ve göçebe Türk boylarının Göktürk siyasal birliği çevresinde toplanmasıyla başlamıştır. Göktürk devletinin kurulmasından sonra Türk sözcüğü tarihe, Orta Asya kavimlerinin büyük çoğunluğunu belirten bir isim olarak geçmiştir. Bu kitapta, Türklük üzerine bir inceleme sunuluyor.

Kissinger/ Dr. Gültekin Sümer/ Artus Kitap/ 342 s.
Maltepe Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Avrupa Birliği bölümü öğretim üyesi Gültekin Sümer bu kitabında, Amerikan dış politikasının yürütülmesinden birinci derecede sorumlu olan Henry Kissinger'ı, kişilik yapısından başlayarak Amerikan dış politikasının sorunlarına ilişkin saptamalarına uzanan geniş bir perspektifle ele alıyor. Sümer, kitap boyunca Kissinger dönemi dış politika gündeminin belli başlı unsurlarını analiz etmenin yanı sıra bu kilit ismin Soğuk Savaş dönemi sonrası gelişmelere ilişkin yorumlarını da mercek altına alarak, okuru güncel politik sorunları bambaşka bir pencereden anlamaya davet ediyor.

Kalpak ve Kartal/ Mucize Özünal/ Kuşadası Ticaret Odası Yayını/ 224 s.
Bu roman, Mahmut Esat Bozkurt'un Kuşadası'nda örgütlediği ulusalcı cepheden cumhuriyetin kuruluşuna, çekilen sıkıntılara; kurum ve kuruluşların oluşumundan çok partili sisteme değin bir dönemi anlatıyor.

19. Yüzyıldan 20. Yüzyıla Modern Siyasal İdeolojiler/ Derleyen: H. Birsen Örs/ İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları/ 564 s.
Kitap, temel olarak, 18. ve 19. yüzyılda ortaya çıkan ideolojileri konu ediniyor. Yapıtta liberalizm, muhafazakârlık, milliyetçilik, Marksizm, anarşizm, sosyal demokrasi, feminizm, faşizm ve korporatizm, tarihsel bağlamları içerisine oturtulup bugünle bağlantıları kurularak ele alınıyor. Kitabın başında ideoloji kavramına tarihsel bağlamı içinde açıklamalar getiriliyor ve siyasal kültür ile arasındaki ayrımlara yer veriliyor. Bunun yanı sıra siyasal ideolojilerin tek tek ele alındığı bağımsız metinler, genel değerlendirmelerle birlikte eleştirel bir bakış açısı da taşıyor.

Düşlerdeki Toprak/ Doğu Silahçıoğlu/ Cumhuriyet Kitapları/ 166 s.
"Düşlerdeki Toprak", Türkiye'nin en temel sorunlarından biri olan bölücü/ayrılıkçı hareket konusuna ayrıntılı bilgilerle donanmış kapsamlı bir yorum getiriyor. Sorunun yıllardır çözümsüz kalması, boyutlarının giderek genişlemesine yol açarken beraberinde farklı soru işaretleri de yaratıyor: Ortadoğu'da bir 'Bağımsız Kürdistan' kurulabilir mi? Kurulduğu takdirde bu ülke belli bir süreç sonrasında kuzeyde Türkiye, doğuda İran ve batıda Suriye'deki Kürtler için 'anavatan' konumuna geçebilir mi? 1991'de Irak'ın kuzeyinde yapıldığı gibi, içinde ABD ve bazı AB ülkelerinin yer aldığı bir koalisyon Tarafından Güneydoğu Anadolu'da askeri denetim Boşluğu yaratma çabaları ortaya çıkabilir mi? Bu girişim Türkiye'yi bölgede iç güvenlik harekâtından da öteye daha kapsamlı askeri önlemler almaya yöneltebilir mi? ABD'nin günü geldiğinde, bazı AB ülkeleriyle birlikte, bölgede Türkiye'yi hedef alan bir askeri harekâtta yer alma olasılığı var mı?

Soros'un Çocukları/ Hikmet Çetinkaya/ Cumhuriyet Kitapları/ 224 s.
"Bu bir öyküdür aslında... Dünün solcuları, bugün 'Soros çocukları' olmuştur... Onların adları, saymakla bitmez! ABD'nin Irak'ı işgaline, 'Saddam gitti yaşasın demokrasi' diye çığlık atan onlardır... Laik, demokratik Cumhuriyet'in temeline dinamit koyanları, 'demokrasinin ve özgürlüklerin simgesi' olarak görenler onlardır... Ben; bir yurtsever ve solcu olarak onların maskelerini indirmeyi sürdüreceğim. Din baronlarıyla aynı sofrayı paylaşan 'Soros çocukları'nı ve 'el birliği' ile Türkiye üzerine oyunları bu kitapta bulacaksınız..." diyor kitabı yayına hazırlayanlar.
____________________________________
DİPNOT. 09.01.2008 / İstanbul...
___ " Kapitalizm terörist bir sistemdir. Çünkü eşitsizliğe ve şiddete dayalı bir sistem... Bu sistem binlerce Afrikalı halkın yaşayabileceği parayı bir zenginin cebine dolduruyor. İnsanlık suçu işliyor. Kapitalizm insan yaşamını yok ettiği gibi doğaya da hükmediyor. Öyle bir model yaratmalıyız ki doğaya dönüş yapılmalı. Felsefemiz bu olmalı."___Juan Manuel Sanchez Gordillo

#5 bursercan

bursercan

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 3.745 İleti

Gönderi Tarihi: 02 Şubat 2008 - 12:52

tesekkurler kardes kıtapların tanıtımını cok ıyı yapmıssın sagol.

#6 Freyja

Freyja

    Süper Üye

  • ™ Admin
  • 13.088 İleti

Gönderi Tarihi: 12 Şubat 2008 - 23:58

OCAK AYINDA ÇIKAN KİTAPLARDAN

1. Pastoral Amerika
Philip ROTH
Ayrıntı Yayınları, Ocak 2008


Philip Roth Pastoral Amerika'da 20. yüzyılın en ihtilaflı ve patlamaya hazır dönemini, 60'lı yılları teşrih masasına yatırıyor. Başka romanlarında da karşılaştığımız edebi alter egosu, yazar Nathan Zuckerman, bu kez de lise yıllarından tanıdığı, "Sarıkafa" lakaplı beysbol yıldızı Seymour Levov'un bir portresini çiziyor. Öyküyü, Seymour'un kardeşi Jerry'nin anlattıklarına, bir iki gazete küpürüne ve Sarıkafa'yla iki kısa karşılaşmasında konuştuklarına dayanarak kaleme alıyor.
Lise yıllarının efsanevi sporcusu, genç yaşlı herkesin idolü, "Sarıkafa" Seymour Levov, müreffeh ve utkulu savaş sonrası Amerikasında ergenliğe erişmiştir. Babasının kurduğu fabrikanın yönetimini üstlenen, New Jersey Güzeli'yle evlenen Seymour varlıklı, çalışkan, sorumluluk sahibi bir işadamı ve iyi bir aile babasıdır. Ancak talih bir noktadan sonra yüzüne gülmekten vazgeçecektir. Seymour yaşlanırken, Amerika da çılgınlaşır ve ülke çalkantılı 60'lı yıllarda adeta cinnet geçirirken, o da sevdiği her şeyi yitirir.
Tarih Sarıkafa'nın ailesini kaçınılmaz olarak hâkimiyeti altına alır: Kızı Vietnam Savaşı'nı "protesto" etmek için yaşadıkları bölgedeki postaneyi bombalayıp, yoldan geçen birinin ölümüne neden olurken, masum bir insanı öldürmekle kalmamış, kendisine tapan babasıyla arasındaki bağları da dinamitlemiştir. Sarıkafa'nın hayatında artık mutluluğa ya da manevi tutarlılığa ilişkin hiçbir umut kalmayacaktır. Kızını bu davranışa iten nedenleri sorgulamasıyla, İkinci Dünya Savaşı sonrası yıllarda Amerika'nın siyasal ve sosyal bir panoraması çizilir. Romanda anlatılan olaylar, kamuoyunun Watergate skandalıyla çalkalandığı 1974 yılına kadar uzanır.
Roth'a 1997 yılında Pulitzer Ödülü'nü kazandıran Pastoral Amerika, talihli bir Amerikalının yükselişinin ve düşüşünün; toplumsal kargaşanın ezdiği güçlü ve özgüvenli bir toplumsal denge üstadının hikâyesi değildir yalnızca. 20. yüzyılın refah, toplumsal düzen ve mutlu aile yaşamı vaatleri için yakılmış bir ağıttır da aynı zamanda.
Roth'un yazdığı en güçlü romanlardan biri... Çarpıcı, zengin ve iddialı... Son derece etkileyici bir yapıt."
New York Times

2. Moskova'nın Rövanşı
İlyas Kamalov
Yeditepe Yayınevi, Ocak 2008


"Biz Haçlı Seferleri ile kutsal ittifaklarda yer almayacağız." Vladimir Putin
Renkli Devrimler ve Yeni "Soğuk Savaş"
Rusya'nın "Süper Güç Hayali"
Rusya ile ABD Arasındaki Mücadele Alanları
Putin İle Değişen Rusya'nın Orta Asya Politikası
Günümüz Rusya'sının Balkanlar'daki Varlığı
Rus-Türk İlişkilerine Tarihî Bakış
İran'ın Nükleer Programı ve Rusya'nın Tutumu
Rusya, Orta Doğu'ya Geri Döndü mü?
Rusya-İsrail İlişkileri
Rusya-Çin İlişkileri
Rus Ortodoks Kilisesi ile Vatikan Arasındaki İlişkiler
Rus Ortodoks Kilisesi'nin Misyonu
Vladimir Putin, Rusya'yı bir kez daha parçalanmaktan kurtarmıştır. Putin'in ülke içindeki birçok sorunu çözmesi, ekonomisini düzelterek dış borçlarını kapatması ve enerji kaynaklarını da ustaca kullanması gibi faktörler Rusya'nın bağımsız bir dış politika izlemesini sağlamaktadır. Putin'in "Rusya'nın uluslar arası arenadaki rolünü artırma" amacına da artık kısmen ulaştığını söyleyebiliriz. Nitekim Rusya sözü dinlenen ve uluslar arası sorunların çözümünde aktif rol oynayan bir ülke haline gelmiştir. Bu kitapta yer alan makaleler de Yeltsin'in Rusya'sı ile Putin'in Rusya'sı arasındaki dağlar kadar farkı net bir şekilde ortaya koymaktadır.

3. Yeni Başlayanlar İçin AŞK
Lilay KORADAN
Akis Kitap, Ocak 2008


SEVGİ ZOR BİR SINAVDIR.
SEVGİYİ YAŞAYIN, EMEK VERİN Kİ SEVGİNİZ BÜYÜSÜN.
SEVGİ TESTİ SİZE GÜZEL DERSLER KAZANDIRIR.
SEVGİNİZE
BİRKAÇ DAKİKA AYIRIN.
SEVGİ SINAVI BAŞLADI,
GEÇ KALMAYIN.
Sevgiler Günü yaklaşırken sevginizi nasıl belirteceksiniz? Bir şiir, bir mektup, belki kısa bir mesaj...
Yeter mi?!
Yeni başlayanlar için az gelmez mi?
Aşk ile ilgili hikaye, mektup, şiir ve hatta fıkralar aşka yeni başlayanlara yol gösterecek...
Herkesin AŞK'ı bulması ve ömür boyu kaybetmemesi dileğiyle...

4. Louis Drax'ın Dokuzuncu Canı
Liz Jensen
Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık (YKY), Ocak 2008


Louis Drax sorunlu bir çocuk. Zeki, yaşından olgun, oyunbaz ve ne yazık ki “kazakolik”. Dışarıda geçirdiği herhangi bir gün Louis'nin başına bir şey gelmesi neredeyse kaçınılmaz. Ama dokuzuncu doğum gününde, ailece gittikleri piknikte olanlar hayal edilemeyecek kadar korkunç şeylerdir.
Louis bir kayalıktan aşağıya düşer ve komaya girer; babası ortadan kaybolur, annesi de şaşkınlıktan ne yapacağını bilemez hale gelir. Provence'ta bir klinikte çalışan Dr. Dannachet, Louis'yi komadan çıkmaya ikna etmeye çalışır ama çocuk bütün bilgileri yalanlar ve sonuçta doktorun kendisi tıbbi Louis'nin karanlık dünyasının içine çekilir. Esrarı çözebilecek tek kişi Louis ama o da iletişim kuramayacak durumda. Ya da biz öyle sanıyoruz!

5. Müşteriler Neden Geri Döner?
Manzıe R. Lawfer
Neden Kitap, Ocak 2008


Müşterileriniz sizden ikinci, üçüncü ya da dördüncü kez satın alıncaya kadar kâr etmiş sayılmazsınız. O halde; müşterilerinizi nasıl elinizde tutacağınızı öğrenmek, yeni bir müşteriyi kovalamaktan daha önemli ve kârlıdır.
“Müşteriler Neden Geri Döner?”deki pratik tavsiyeler, gerçek müşterilerin gerçek satın alma alışkanlıklarına dayanır. İzlenecek beş prensip “Beyin ameliyatı yapmak” kadar zorlayıcı bir iş değildir. İşadamları, girişimciler, anonim şirket sahipleri, ön cephe çalışanları bu prensipleri kolaylıkla benimseyebilir, anlayabilir ve onları uygulamaya koyabilir.
“Müşteriler Neden Geri Döner?”; sloganlarla, reklâmcılıkla ya da terfilerle ilgili değildir. Bu kitap; müşterilerinizin sizden tekrar tekrar satın almalarını sağlayan belirli aktivitelerin keşfedilmesi ve onlardan yararlanılması ile ilgilidir… Ayrıca bu kitap geriye kalan herkesin neden sizden satın alması gerektiğini tüm dünyaya açıkça beyan etmenizi sağlayacak.
“Bu kitap; sürekli müşteriler yaratma konusunda ciddi olan herkese, bilinmesi gereken ve gerçekleştirilmesi için ihtiyaç olan her şeyin taslağını sunuyor.”
-Mark LeBranc-

6. Anayasal Gelişme Tezleri
Bülent Tanör
Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık (YKY), Ocak 2008


Bülent Tanör'ün 1977 Yunus Nadi Yarışmasına katılmak için yazdığı Anayasal Gelişme Tezleri 100 yılı aşkın bir süreyi kapsayan anayasal gelişmelerimiz konusunda önerilmiş çözümlerin bir dökümünü sunuyor. Ancak, bu döküm basit bir sergilemeden ibaret sayılamaz, çünkü “anayasal gelişme tezi”yle anlatılmak istenen sadece anayasa gelişmeleriyle ilgili yorumlar değildir. “Anayasal” ifadesinin anayasayı aşan, toplumsal ve siyasal gelişmeleri de içine alan bir anlamı ve kapsamı vardır. Bu nedenle, ele alınan görüşlerin aktarılmasında sadece hukuki değil, bu görüşlerin çerçevesini oluşturan toplumsal ve siyasal yorumlara da yer verilmiştir.

Tanör'ün kaynak niteliğindeki bu yapıtı ilk kez kitap halinde yayımlanıyor.

7. Büyük Fikirlerin Küçük Kitabı
Fred Alan Wolf
Crea Yayınları, Ocak 2008


Bilinç alanında dünyadaki en önemli öncülerden biri olan Fred Alan Wolf (bilinen adıyla Dr. Kuantum), bilim ve ruhsal düşünce arasında köprü kuran öncü çalışmalarıyla, bilim adamları ve ruhani liderler tarafından takdirle karşılanmaktadır. Bir belgesel niteliğindeki "What The Bleep Do We Know? (Ne Biliyoruz ki?) adlı filmle Türkiye'de de tanınmıştır. On iki kitabı bulunan ödüllü bir yazardır ve "Kuantum'un Babası" olarak bilinir.
Dr. Kuantum, bu Küçük Kitap'ta açık bir anlatımla, Büyük Fikirleri'ni bilgi pınarından damlayan, parıltılı bilgi damlacıkları şeklinde bizlere sunuyor. Günlük gerçekliğin kuantum fiziği bakımından şekillendirilmesinden tutun da, paralel evrenler ve bireylerle kâinatın yüce bilinci arasındaki ilişkiye kadar her şeyi kapsayan Dr. Kuantum'un "Büyük Fikirlerin Küçük Kitabı" size dünyayı zihin açıklığıyla ve yepyeni bir gözle izleme imkânı sunuyor.

8. Tehlikeli Kitap Erkekler İçin
Conn Iggulden, Hal Iggulden
Artemis Yayınları, Ocak 2008


Sekizden seksene tüm yaşta erkekler için mükemmel kitap!
'Dehanız veya zekânız ile ilgili endişeleriniz olmasın. Sizin dayanağınız, çok çalışmak, azim ve kararlılıktır. Uzun bir yürüyüş için en iyi düstur şudur: "Homurdanmayı bırak ve yola koyul."
'Geleceğiniz kendi elinizdedir. Bu inançtan asla şaşmayın. Asla kendinizi beğenmişlik etmeyin. Tıpkı kendini beğenen adam gibi, kendini beğenen çocuğun elinden de daha fazlası zaten gelmez. O ancak kendi kıymetsiz çanak çömleğini pazarlayan bir çığırtkandır. En çok tıngırdayan teneke, boş olanıdır. Dürüst olun. Vefalı olun. Şefkatli olun. Unutmayın, edinilmesi en güç meziyet, bencil olmamayı başarabilmektir. Bu vasıf, erkekliğin en halis niteliklerinden biridir.
'Denizi, kumsaldaki dalgaların sesini ve açık ufukları sevin.
'Bedeninizi ve zihninizi temiz tutun.'
— İngiltere Kralı ve Galler Prensi'nin Yüksek Dava Vekili ve kraliyet doktoru, kraliyet ordusu şövalyelik unvanı sahibi, Sör Frederick Treves tarafından 2 Eylül 1903'te, çocuklara yönelik hikâye dergisi, Boy's Own Paper'ın yirmi beşinci yıldönümü nedeniyle yazılmıştır.

9. Dünya Şairlerinden Atatürk Şiirleri
Hanri Benazus
Bizim Kitaplar, Ocak 2008


Cumhuriyetimizin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Sadece bizi değil dünya milletlerini de etkilemiş, Özgürlük ve Bağımsızlık sembolü olarak Dünya liderleri arasında en ön sırada yerini almıştır. Bağımsızlık savaşı veren işgal altındaki milletler, cesaret ve kuvvetlerini Atatürk'ten alarak başarıya ulaşmışlar ve Atatürk'ün Bağımsızlık ve Kurtuluş Mücadelemizdeki başarıları destanlaşarak dilden dile dolaşmıştır.
Atatürk sadece savaşlarda başarılı bir asker değil, başarılı bir devlet ve siyaset adamı, Halk adamı ve hak adamı olarak da örnek bir insandır. Her defasında gücünü halktan aldığını yineleyen, halkla bağını hiç koparmayan, devlet yöneticilerini halkın efendisi değil hizmetkarı sayan müstesna bir liderdir.
Başarılarının temelinde sevgi vardır. İşte bu yüzden halkın yüreğinde ölümsüzleşmiş ve yüceleşmiştir. Ona olan sevgi ne kadar suiistimal edilmeye çalışılırsa çalışılsın hiçbir zaman ölmemiş ve her zaman çoğalarak büyümüştür. Düşmanları bile onun bu yüceliği karşısında yenik düşmüş ve hayranlıklarını gizleyememişlerdir.
Atatürk hayranlığı ve araştırmalarıyla tanıdığımız Hanri Benazus'un hazırladığı bu kitapta okuyacağınız şiirler bunun en güzel kanıtıdır. Zira ülkemiz sınırları dışındaki birçok şair Atatürk’ten etkilenerek coşkulanmış ve Atatürk'e şiirler yazmıştır.
Belki de ilk defa okuyacağınız bu şiirler, özünü sevgiden alan Atatürk'ün, o erişilmez gücünün bir ifadesidir.

YUNANİSTAN: ATATÜRK'E
Savaşlarda mertlik nedir gösteren sensin,
Siyasette gücünü ortaya koyan yine sen.
Bütün dünyanın övgüleri senin üstüne,
Güzel vatanında yap yapabildiğini.
Sana hayranlık sana Selam…
MENELAOS NOMDİS

10. Babil'den Dragomanlara
Bernard Lewis
Kapı Yayınları, Ocak 2008


Bu kitaptaki makalelerin hepsi şu ya da bu biçimde tarihle ilgilidir. Makaleleri başlıca üç grupta topluyorum: Geçmiş tarih hakkındaki makaleler, bugünkü tarih hakkındaki makaleler ve genel olarak tarih hakkındaki makaleler. Açıkçası birinci ve ikinci grubun örtüştüğü söylenebilir. Ben, ikinci kategoriyi, güncel tarihi, olaylar ya da süreçler olup biterken devam eden tartışmalarla sınırlı tutmaya çalıştım. Üçüncü gruptaki makalelerde ise tarihçinin işleri ve görevleri değerlendirilmekte, özellikle de bölgenin içinden ve dışından olanlar açısından Ortadoğu'nun tarihini yazmaya özgü sorunlar ele alınmaktadır.

Bernard Lewis'in dillerdeki değişimle toplumsal yapıların değişimi arasında kurduğu bağ, "dil", "tarih", "toplum" kavramlarını yeniden gözden geçirmemizi sağlıyor. Bu kitap, Doğu'dan Batı'ya dille taşınan kültür öğelerinin dünya tarihindeki ve uygarlığındaki yerini kavramak için çaba göstermek gerektiğinin altını çiziyor.
Bende 1 yumurta var, sende 1 yumurta var. Ben sana 1 yumurta versem, sen bana bir yumurta versen, bende 1 yumurta, sende 1 yumurta olur. Bende 1 bilgi var, sende 1 bilgi var. Ben sana 1 bilgi versem, sen bana 1 bilgi versen, bende 2 bilgi, sende de 2 bilgi olur. (Konfüçyus)

Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf

#7 Freyja

Freyja

    Süper Üye

  • ™ Admin
  • 13.088 İleti

Gönderi Tarihi: 02 Mart 2008 - 21:05

ŞUBAT AYINDA ÇIKAN KİTAPLARDAN

1. İçimdeki Yağmur
Geoff DYER
Hit Kitap, Şubat 2008


20O4 WHSMITH GEZİ KİTABI ÖDÜLÜ
"İyi de, ne kitabı diyeceğiz buna? Kısmen anı, kısmen gezi, kimi zaman felsefi bir risale, kimi zaman tam bir komedi başyapıtı... Şayet Hunter S. Thompson, Roland Barthes, Paul Theroux ve Sylvia Plath hep birlikte tek bir bedende tatile çıksalardı galiba dönüşte yazdıkları böyle bir şey olurdu. Çok uzun zamandır bu kadar eğlenceli bir şey okumamıştım."
- William Sutcliffe, Independent on Sunday

"Çok muhtemel ki, Dyer, Britanya'nın yaşayan en iyi yazarı. Hani hiç hesapta yokken yeni bir arkadaş ediniverirsiniz de içinizi bir neşe, bir sevinç, bir iyimserlik sarar; işte Dyer'm kitaplarını okumak da öyledir, en az sizin kadar sersem ama sizden çok daha akıllı bir arkadaş edinmek gibidir. Onunla bir ömür her yeri gezebileceğinizi bilirsiniz."
- Sukdev Sandu, Daily Telegraph

"Gezip gördüğü bütün o egzotik yerler bahane; aslında Geoff Dyer, güdümlü füze gibi bir zeka ve insanı neredeyse korkutan bir idrakle insanlık komedisi üzerine yazıyor."
- Mail on Sunday

2. İktidar Bu Kapağın Altındadır
Erol ÇANKAYA
Boyut Yayın Grubu, Şubat 2008


“İktidar Sanatı”
Propagandadan siyasal reklamcılığa siyasal iletişimin evrimini ele alan kitap, pek çok kavramı irdelerken Türkiye ve dünyadan çarpıcı örneklerle siyasal reklam tarihine ışık tutuyor. İktidarların elinde kimi zaman güçlü kimi zaman tehlikeli bir silah olabilen iletişim araçlarının demokrasiyle ilişkisini sorguluyor. İktidarların reklam yolculuğunu dört ana başlıkta ele alan “İktidar Bu Kapağın Altındadır”, Türkiye'nin yakın tarihine de farklı açılardan bakma ve anlama olanağını sağlıyor. Uzun yıllar metin yazarlığının yanı sıra üniversitelerde siyasal iletişim alanında dersler veren Erol Çankaya'nın kitabı, aynı zamanda zengin bir arşiv çalışması…

3. İşte O Başbakan
Hüseyin BAYRAK, Yüksel MERT
Akis Kitap, Şubat 2008


"...Anlam veremediğim bir öfke beni sarmış,
Karşımda duran uzun boylu,
Kısa ve seyrek saçlı,
Geniş alınlı bir adamla hararetli bir konuşmanın ardından dertleşme tonunda derin bir sohbete dalıyoruz. Tıpkı yıllar önce Ulu Cami'nin şadırvanında yaptığımız sohbetler gibi... Kısa ve anlamlı cümleler ile söyleşiyoruz. Neden sonra, dertleştiğim adamın "Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayip Erdoğan" olduğu hissi beni sarıp sarmalıyor.
Evet, evet o!
Tıpkısının aynısı.
Önce irkiliyor, sonra da kırk yıllık hayat prensibim olan "Özde İnsan" felsefesini hatırlıyorum.
Öyle ya!
Başbakan da olsa herkes insandır.
Herkes, her insan yaratılmışların en şerefi ve Allah'ın muhatabı değil midir?
Erdoğan ile geçmişe dalıyoruz.

Geleceği, ülkenin geleceğini, her şeyi dobra dobra "Mertçe" konuşuyoruz. Kur'an derslerimizin o umut dolu havasını sanki yeniden soluyoruz. "Şefaat", "Miraç", "Rabıta", "Türban", "Amerika", "Irak", "Avrupa Birliği", derken, Ülke'yi nereye götürüyorsun, diye soruyorum. "Allah yürü ya kulum dedi, ben de yürüyorum" diyor ve devam ediyor: "Mevlam görelim neyler, neylerse güzel eyler...."

4. Tarihin Büyük Destanı Çanakkale
İlknur ÖRENÇ
Babıali Kültür Yayıncılığı, Şubat 2008


Tamamı renkli olan bu çalışma, sebepleri ve sonuçlarıyla Türk milletinin tarihe altın harflerle yazdığı Çanakkale destanını yediden yetmişe herkesin okuyabileceği şekilde hazırlanmış bir başucu kitabıdır.
"Biz ferdi kahramanlık sahneleriyle meşgul olmuyoruz. Yalnız size Bombasırtı vak'asını anlatmadan geçemeyeceğim. Karşı siperler arasında mesafeniz sekiz metre, yani ölüm muhakkak... Birinci siperdekiler, hiçbiri kurtulmamacasına tümüyle düşüyor, ikincidekiler onların yerine gidiyor, fakat ne kadar imrenilecek bir itidal ve tevekkülle biliyor musunuz?

Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, hiç ufak bir bezginlik bile göstermiyor; sarsılmak yok! Okumayı bilenler ellerinde Kur'an-ı Kerim, cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler kelime-i şehadet çekerek yürüyorlar. Bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren hayrete ve tebrike değer bir misaldir. Emin olmalısınız ki; Çanakkale Muharebesini kazandıran bu yüksek ruhtur."
- Mustafa Kemal Atatürk

5. Saklambaç
Lisa GARDNER
Martı Yayınları, Şubat 2008


Massachusetts'teki terk edilmiş bir akıl hastanesinin bahçesinde ortaya çıkarılan mumyalanmış altı ceset Bobby Dodge'un en kötü kâbuslarını diriltmişti. Öleli ve toprak altına gireli yıllar olmuş bir katilin peşindeki dedektifin tek ipucu ölü bir kadının boynunda asılı.

Annabelle Granger'ın hayatı saklanmakla geçmişti. Sürekli yollarda geçen çocukluğu yeni şehirler ve sahte kimliklerle birbirine karışmıştı. Ancak ailesinin neden ya da kimden kaçtığını asla öğrenememişti. Yerin altından, üzerinde kendi isminin yazılı olduğu bir ceset çıkarıldığında artık kaçmak için çok geçtir. O nasıl olsa bulur sizi...

Bu yeni tehlike, ölen seri katilin taklitçisi, yardımcısı ya da eski bir işbirlikçi olabilir. Dodge için, Annabelle Granger'ın esrarını çözmenin tek bir yolu vardır ve bunun için de eski sevgilisi, ortağı ve arkadaşı, Boston Emniyeti'nden D. D. Warren'la birlikte çalışmak zorundadır.

Gerilim yüklü açılış sayfalarından şaşırtıcı sonuna kadar temponun hiç azalmadığı Lisa Gardner en derin ve karanlık korkularımıza kadar iniyor. Ta ki saklanacak bir yer kalmayana dek...

"Birinci sınıf... Sona yaklaşırken sayfaların nasıl aktığın anlamıyorsunuz."
-Publisher's Weekly-

"Olaylar insanı derinden yakalıyor, kahramanlar sempatinizi hemen kazanıyor... sonuna nasıl geldiğinizi anlamayacaksınız."
-Wall Street Journal-

"Yoğun, gerilimi yüksek bir roman."
-Chicago Tribune-

6. Tobie Lolness 2. Elisha'nın Gözleri
Timothee de Fombelle
Yapı Kredi Yayınları (YKY), Şubat 2008


Tobie'nin dünyası altüst oldu! Büyük meşe can çekişiyor, yüreğini kemirenler var! Karayosunları, likenler sarmış dallarını. Léo Blue Doruklar'da bir zorba olmuş, Elisha'yı tutsak etmiş. Ağacın sakinleri gizleniyor. Amansız bir av başlamış. Gene de Tobie gizlice mücadele veriyor, tek başına da değil üstelik. Kara kışta, direniş başlıyor. Tobie ailesini bulmayı, hassas dünyasını kurtarmayı becerebilecek mi? Elisha'ya kavuşabilecek mi? Akıllardan çıkmayacak minyatür bir dünyada, büyük bir romanın ikinci ve sonuncu cildi, serüven, dostluk ve aşkla dolu.

Not:: Bu kitap, “Tobie Lolness” serisinin ikinci kitabıdır. Eğer çocuğunuz için bu kitabı satın almak isterseniz, serinin ilk kitabıyla başlamanızı tavsiye ederim. Serinin birinci kitabı:

Tobie Lolness / Boşlukta Yaşam
Ekim, 2007


Bir buçuk milimetrelik kahraman!
Ağaç kabuğunun oyuklarına saklanarak, dalların arasında koşarak, bitkin düşen, ayaklan kan içinde kalan Tobie kaçıyor, peşinde kendi halkı var...

Çok eski cağlardan beri büyük meşede yaşayanlardan biri o. Babası devrim yaratacak bîr buluşun sırrını açıklamayı kabul etmediği için Tobie'nin ailesi sürgüne gönderildi, hapsedildi, ölüme mahkûm edildi. Sadece Tobie kaçabildi. Ama ne kadar sürecek bu kaçış?

Unutulmaz, minyatür bir dünyanın ortasında büyük bir macera, aşk ve dostluk romanı.

7. Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu
Italo Calvino
Yapı Kredi Yayınları (YKY), Şubat 2008


“Italo Calvino'nun Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu adlı yeni romanını okumaya başlamak üzeresin. Rahatla. Toparlan. Zihnindeki bütün düşünceleri kov gitsin. Seni çevreleyen dünya bırak belirsizlik içinde yok oluversin" cümlesiyle başlayan, Calvino'nun yazarlık dehasını konuşturduğu, Calvino'nun Calvino'yu okuduğu, okurluk ve yazarlık üzerine bir başyapıt olan Bir Kış Gecesi Eğer bir Yolcu, ilk kez özgün dilinden yapılan çevirisiyle Türkçede...

8. Yemin Gecesi: Leyla Zana'nın Yaşamöyküsü
Faruk Bildirici
Doğan Kitapçılık, Şubat 2008


Yemin Gecesi, Leyla Zana'nın dönüşümüne kapı açan gecelerin öyküsü. Bu kitap, bir yaşam öyküsü olduğu kadar 1950' lerden itibaren filizlenen Kürt siyasi mücadelesini konu alan bir siyasi belgesel. Bilinmeyenleri, sahne gerisinde yaşananları açığa çıkaran, olaylar ve kişiler arasındaki ilişkinin dilini çözen bir gayri resmi tarih çalışması. Günümüz Türkiyesi'ne farklı bir bakış...

9. Sen Islık Çalmayı Bilir misin?
Necdet Neydim
Günışığı Kitaplığı, Şubat 2008


Çocuk ve gençlik edebiyatı alanındaki kuramsal çalışmalarıyla tanınan akademisyen, çevirmen, yazar Necdet Neydim'in çocuklarca çok sevilen şiir kitabı, Günışığı Kitaplığı tarafından hazırlanan yepyeni baskısıyla okurlarla buluşuyor. Grafik tasarımcı Suzan Aral'ın usta işi resimleri ve özgün sayfa tasarımlarıyla bir albüm olarak yeniden canlanan kitaptaki şiirler, günümüz çocuklarının kaygılarını, özlemlerini, sevinçlerini, hızla değişen yaşamlarını, yine onların gözünden yalın ve etkileyici bir dille yansıtıyor. Neydim'in yeni baskı için eklediği 6 yeni şiirin de bulunduğu kitapta 47 şiir var. Kitap, özellikle 3, 4, 5 ve 6. sınıf öğrencilerine edebiyatın bu özel türünü sevdirmeyi başarıyor.

"Çocuklar şiirden ve aşktan anlamaz derler... Bunu diyenler, kesinlikle çocukları tanımayanlardır. Onlar her ikisinden de anlarlar, ama onların anladığını herkes anlayamaz...

Bunları neye dayanarak mı söylüyorum? Gözlerimle gördüm, kulaklarımla duydum... En iyisi siz okuyun, ben size ıslık çalayım. Ama eğer ıslık çalmayı biliyorsanız, bırakın şiiri,
ıslık çalmaya devam edin. Çünkü ıslık, şiirdir."

- Barış
- Arkadaşlık
- Çocukluk
- Öğretmen-öğrenci iletişimi
- Aile
- Hayvan sevgisi
- Felsefe

10. Babamın Not Defteri
Seyhan Livaneli
Sinemis Yayınları, Şubat 2008


Ağabeylerim Zülfü, Asım ve en küçük kardeşim Ferhat'la o masada tanıdık Yunus'u, Pir Sultan Abdal'ı, Mevlana'yı, Hacı Bektaş-ı Veliyi, Âşık Veysel'i, Nazım Hikmet'i, Tevfik Fikret'i, Dadaloğlu'nu, Ömer Hayyam'ı. Babam, sorularımızı yanıtlayarak, fikirlerimizi sorarak, yorumlarımızı dinleyerek yaşamın içinden olaylar anlatırdı. Bunların bir kısmı kendi anılarıydı. Her dinlediğimizde ilk kez dinliyormuş gibi zevk alırdık bunlardan. Yeri geldiğinde anlattığı fıkralarla sohbet daha da eğlenceli olurdu, saatlerin nasıl geçtiğini anlayamazdık. Bu anlattıklarıyla bizlere yaşamın felsefesini kavratmaya çalıştığını sonraları anlayabildim.

"Baba, bize anlattıklarını bir yerlere not etmiş olsaydın, bu bize bırakacağın en değerli miras olurdu." dediğimde babam başımı okşayıp güldü.

Bir gün sonra onun çalışma masasına yaklaştığımda okuduğu kitaptan başını kaldırıp "Kızım, dün benden bir şey istemiştin, istediğin hazır ve burada." diyerek her zamanki zarif tavrıyla, bana karton kapaklı, sararmış eski bir defter uzattı.
Bende 1 yumurta var, sende 1 yumurta var. Ben sana 1 yumurta versem, sen bana bir yumurta versen, bende 1 yumurta, sende 1 yumurta olur. Bende 1 bilgi var, sende 1 bilgi var. Ben sana 1 bilgi versem, sen bana 1 bilgi versen, bende 2 bilgi, sende de 2 bilgi olur. (Konfüçyus)

Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf Gönderilen Fotoğraf

#8 deniz_kizi

deniz_kizi

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 3.219 İleti

Gönderi Tarihi: 11 Ağustos 2009 - 09:37

Çizginin dışına nasıl gidilir?


Malcolm Gladwell
Gönderilen Fotoğraf

Ünlü kitap sitesi Amazon.com'un genel sıralamasında haftalarca 1 numarada kaldı. Türkiye'de basılınca da ilgiyle karşılandı. 'Outliers (Çizginin Dışındakiler)' adlı kitap, başarılı insanlar hakkında anlatılan, onların zeki ve hırslı kişiler olduğu hikâyesini sarsıyor.

-‘Çizginin dışındakiler’ derken neyi kastediyorsunuz?

Bu, bilim dünyasından alınan ‘outlier’ teriminin karşılığı. Outlier, normal kabul edilen aralığın dışında kalan veri parçalarına atıfta bulunmakta kullanılıyor. Ben bunu olağan beklentileri aşan, başarıları daha kapsamlı bir açıklama gerektiren insanları isimlendirmekte kullanıyorum. Mesela Barack Obama bu terimin vücut bulmuş hali. Kitabın bütün bir bölümünü ona ayırmış olmayı isterdim.

-'Kitabınızda yetenek ve IQ’nun başarılı olmaya yetmediğini yazıyorsunuz. ‘Outlier’ olabilmemiz için bize gerekli olan nedir? '
Kitabımda bu sorunun tek bir cevabı olmadığını anlatmaya çalışıyorum. Zekâ, yetenek ve çok çalışma kapasitesinin önemi çok net bir şekilde ortada. Ama benim en çok ilgimi çeken şey, bireyin dışındaki faktörlerin önemi oldu. Mesela kitapta bir bölümün büyük kısmını Silikon Vadisi’ndeki en güçlü insanların 1954 ya da 1955 doğumlu olduğu gerçeğine ayırdım. Bunlar arasında Bill Gates, Steve Jobs, Bill Joy ve Google’dan Eric Schmidt gibi insanlar da var. Gerçekten çok ilginç. Bu onların nesline has bir etki: Bilgisayar denen yepyeni devrimin avantajını kullanabilecekleri en doğru zamanda olgunluk çağına geldiler. Bu kişilerin hepsi son derece zeki aynı zamanda tabii ama başarıları, olağan dışı bir fırsatın onlara sunulduğu bir zamanda doğmalarıyla birlikte başladı.

-'Sıra dışı başarının kaynağının yetenekten ziyade fırsatla ilgili olduğunu söylüyorsunuz. Bu, kötümser bir bakış açısı değil mi? '
Hayır, tersine pozitif ve umut dolu bir bakış açısı. Eğer başarının toplum tarafından sunulan fırsatlara, bizim dışımızdaki etkenlere ne kadar çok bağlı olduğunu anlayabilirsek, bu bir toplum ya da bir topluluk olarak daha şanssız olanlara yardım etmek için yaptığımız şeylerin çok büyük bir etkisi olabileceği anlamına gelir. Bence bir outlier’ın verdiği mesaj, insanı canlandırıp harekete geçiriyor.

-'Başarı için yaş sınırı var mıdır? Başarısız olmuş ya da kendini böyle hisseden bir yetişkin, örneğin 30 yaşından sonra, yepyeni bir alanda çabalasa başarılı olabilir mi? Yoksa bunun için uğraşmaya küçük yaşlarda mı başlamalı? '

Başarı, yakalanan fırsatlar, kişiyi teşvik edici bir kültür ve yeterince çalışmakla ilgili bir şey. Bu faktörler 20 yaşında geçerli olduğu gibi 60 yaşında da aynen geçerlidir.
Radikal Yaşam
Ben hüzünlerle sevdim şiirleri Ben hüzünlerle büyüttüm kendimi Küçükken gamzelerim vardı benim Büyüdükçe hüzne sattım hepsini.

#9 gloria

gloria

    Süper Üye

  • Φ Süper Üye
  • 10.585 İleti

Gönderi Tarihi: 29 Şubat 2012 - 13:03

Gerçekten çok iyi yazarların kitapları çıkmış bu ay.. Mutlaka takip etmek lazım derim...


KOVBOY KIZLAR DA HÜZÜNLENİR (Even Cowgirls Get the Blues)

Yazar: Tom Robbins
Çevirmen: Sona Ertekin
Yayınevi: Ayrıntı Yayınları, 2012
Sayfa: 388 s.

Konusu için: http://www.turkish-m...-da-huzunlenir/

BÜTÜN İSİMLER (Todos os Nomes)

Yazar: Jose Saramago
Çevirmen: Nesrin Akyüz
Yayınevi: Kırmızı Kedi, 2012
Sayfa: 256 s.

Konusu için: http://www.turkish-m...-butun-isimler/

Tamam kabul; küçükken mıknatıs yutmuş olabilirim, peki ama bütün salaklar da demir mi yuttu ?

twitter_04.png


#10 gloria

gloria

    Süper Üye

  • Φ Süper Üye
  • 10.585 İleti

Gönderi Tarihi: 14 Mart 2012 - 19:55

Tanıtımını yaptığım iki kitabı buraya da ekleyeyim kısaca:

Od - BİR YUNUS ROMANI

Yazar: İskender Pala
Yayınevi: Kapı Yayınları, Ekim 2011
Sayfa: 361 s.

Tanıtım Linki: http://www.turkish-m...us-romani-cdli/


***

UYUMSUZ DEFNE KAMAN'IN MACERALARI: SU

Yazar:Buket Uzuner
Yayınevi: Everest Yayınları, Mart 2012
Sayfa: 344 s.

Tanıtım Linki: http://www.turkish-m...nin-maceralari/

Tamam kabul; küçükken mıknatıs yutmuş olabilirim, peki ama bütün salaklar da demir mi yuttu ?

twitter_04.png


#11 tülvent

tülvent

    Kıdemli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPip
  • 2.108 İleti

Gönderi Tarihi: 15 Mart 2012 - 12:27

Kayda Geçsin

Yazar: Ece Temelkuran


Boyut : 140-200

Sayfa Sayısı : 336

Basım Tarihi : 2012-2

Kapak Türü : Karton

Kağıt Türü : 2. Hamur

Dili : Türkçe


Ece Temelkuran "inatla" kayda geçsin diye tarihe not düşüyor!..

"Umut pek güven duyduğum bir sözcük değil, ben inadı tercih ederim. Umudum yok olsa bile inadım var. İnsanın, yine de, her şeye rağmen iyi olabileceğine, bu ülkenin içinde, dövüldükçe içinin çok derinine kaçmış bir iyilik tohumu olduğuna dair bir inatçı imanım var. Benim de, benim gibilerin de bu ülkeye dahil olduğunu söylemek, sonra yeniden söylemek için sağlam tutmaya çalıştığım bir inadım var. Biz varız. Yani biz de varız..."

Ece Temelkuran, kayıtları çok titiz tutulması gereken zamanlardan bildiriyor bu kitapta. Son iki yıllık tarihine o titizlikle bakıyor. Artık yazamaz hale getirilmenin, kaçınılmaz bir keskinleşmenin tarihine yani. "Kayda Geçsin" çünkü; bu zamanlar, o zamanlar...

Tanıtım Bülteninden

#12 saintaclaus

saintaclaus

    Yeni Üye

  • Φ Üyeler
  • Pip
  • 11 İleti

Gönderi Tarihi: 10 Ekim 2012 - 15:04

Hayaller İçinde Bir Düş

Yazar: Umut Can Çeppioğlu
Yayınevi: Potkal Kitap Yayınları
Sayfa: 90
Tür: Öykü

Hayalden Gerçeğe Uzanan Öyküler

Umut Can Çeppioğlu sürükleyici öyküleriyle okurunu şiirsel bir atmosferin içine sürüklüyor. “Hayaller İçinde Bir Düş” adını verdiği ilk öykü kitabında 5 uzun öyküye yer veriyor genç yazar. Ayrıntıların titizlikle işlendiği, yaşam tanıklıklarının ustalıkla öykülere sindiği bu özel kitap, öyküseverler için oldukça iyi bir okuma önerisi. Gerçekle düş, aşkla yalnızlık, uyku ile ölüm kadar size yakın öyküler var bu kitapta, sıkı bir edebiyat yolculuğuna davetlisiniz…

***

Her taraf siyaha bürünüyordu. Hızlı bir şekilde, bir örtü gibi her yeri kaplayarak çöktü üzerine karanlık. Karaltının içindeki beyaz bir tondu artık Derya. Yanlış ve doğrunun, gerçek ve hayalin ötesindeydi. Soruların cevaplarının bittiği yerde, nedenlerin sorgu odasında, yokluk ile varlık arasında…


Kitap tanıtım fragmanı:



#13 gloria

gloria

    Süper Üye

  • Φ Süper Üye
  • 10.585 İleti

Gönderi Tarihi: 08 Kasım 2013 - 14:05

Meraklılarına duyurulur :)

 

Ahmet Ümit: Beyoğlu'nun En Güzel Abisi - 2013

Hakan Günday: Daha - 2013

 

kitapları çıktı.


Tamam kabul; küçükken mıknatıs yutmuş olabilirim, peki ama bütün salaklar da demir mi yuttu ?

twitter_04.png




Cevap ekle