Bunlar tabii ki sınıfın ekonomik ortalamasının üzerindeler.
Ama zeka olarak!!!
Şöyle örnekleyeyim:
Hoca bir gün:
"-En uzaktan geleniniz kim?" diye sormuştu.
Beste kalkıp:
"-Ben geliyorum..." demişti...
Tabi hoca sordu:
"-Hadi yaa, nereden geliyorsun?"
"-Bostancı'dan hocam!"
Bostancı, Sakarya'ya servisle 1buçuk saat kadar uzak bir İstanbul İlçesi...
Ve sınıfımızda taaa "Van"dan gelen öğrenciler var...
Bostancı'dan daha yakınmış "Van" Sakarya'ya...
Neyse...
Ne anlatacaktım yav...
Hah, buldum...
Bu eküriler her dersin notlarını yazarlardı.
İlk başlarda Murat bunlara karbon kağıdı veriyordu, notları otokopi yapıp alıyoduk.
Sonra bunlar uyandılar tabi,
Çünkü biz her ders uyuyorduk...
Karbon kağıdını almadılar ve üstüne üstlük bize notları vermemeye başladılar.
Bizde "Ocean's Eleven" Ben Murat ve Ferda bir plan kurup güzel bir operasyonlar her sınav öncesi notlarını alıyorduk...
E bunlar bir süre sonra buna da uyandılar tabi.
Çünkü bir bakıyorlar ki gözleri gibi sakladıkları notlar sınav günü herkesin elinde...
Daha sıkı bir koruma geliştirdiler...
E bizde azimliyiz.
Not tutmaktansa kaynaklar edinmek daha kolay...
İkinci öğretimlerde Emre diye bir çocuk vardı.
Bu ekürilere yakındı ve biz öğrendik ki bunlardan notları alabilen yegane kişiymiş.
Ne güzeldir ki kendisi gaza gelmeye müsait biriydi.
Biz buna psikolojik etki etmeye başladık çeşitli şekillerde.
Meğer kızlar buna demişler ki;
"Ahmet ile Murat'a sakın ha vermeyin..."
Gerçi sınıfta diğerleri de böyle diyerek bize notları vermiyorlardı.
Bizi niye sevmiyorlardı hala bilmem
Ne yani, gençtik o zamanlar...
Eğleniyorduk.
Kimseyi sallamıyordu.
E birazda alaya alıyorduysak ne olmuş yani?
Alla alla...
Biz Emre'ye gazı verdik.
Ve Emre sonunda bize notları gönül rızası ile verdi.
Ama söz verdirdi:
"-Ama bakın kızların haberi olmasın, kızarlar sonra... Gerçi bana dayanamazlar, yine de verirler ama neyse..."
"-Tabi Emrecim, rahat ol sen..."
Bir insan aldığı gaz ile bu kadar şişer mi?
Aldık notları ve fotokopilerini çektirdik.
Baktık kantinde bu kızlarla oturuyor.
Ve resmen şişmiş...
Gittik yanlarına;
"-Aaa Emre çektirdik fotokopileri, çok sağol..."
Murat Burcu ile Beste'ye dönüp dedi ki;
"Ya hu sizde biraz okunaklı yazın kızlar. Hiç okunmuyo yazınız. Allahtan Emre yanına notlar düşmüşte bir işe yaradı, yine de sağolun..."
O şişen Emre bir anda sönmüştü...
Gerçi yaptığımız çok tehlikeli bir hamle idi.
Çünkü bir daha tüm yollarımız kapatmıştık...
Ama bizde çareler tükenmedi tabi...
"Ocean's Twelve"i oynadık bir dahakine...


















