İçeriğe atla


KARA DELİK


Bu başlığa 86 cevap verilmiş

#76 sedelina

sedelina

    Süper Üye

  • Φ Süper Üye
  • 13.644 İleti

Gönderi Tarihi: 03 Şubat 2008 - 18:41

Gönderilen Fotoğraf


harıka bir resim..
Sadece Avrupa'yı öğrenirken,Avrupa'nın talebesi olmak...

Afedersiniz,Kurtuluş Savaşımızı biz,kimden kurtulmak için vermiştik?!

Haçlı-Hilal savaşı içimizde artık..

Külliyen kaybeden biziz yani;toptan kazanan başkaları...

Ü.M.


''Örülüp,örülüp sökülüyoruz.Ne zaman bitecek bu çile!..''
Quo Vadis Türkiye?Yerinde dur!..''




#77 Misafir_Marcus_*

Misafir_Marcus_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 08 Şubat 2008 - 19:49

Gönderilen Fotoğraf

Açıklama : Güneşimizde yeni bir çevrim başladı. Geçtiğimiz yıl içerisinde Güneş'in manyetik alanı sıfırlandı ve şimdi on bir yıllık yeni bir dönem başlıyor. Yukarıdaki görüntüde, hidrojen tarafından salınan özel bir renkte görülen şey, yeni güneş çevriminin ilk güneş lekelerinden biri olan güneş lekesi 10982'dir. Parlak güneş lekesinin hemen üzerinde ve her iki kenara doğru uzadığı görülen koyu renkli çizgiler ise Güneş'in manyetik alanı tarafından havada tutulan soğuk iplikçiklerdir. Sıcak ve soğuk bölgeler, birbirlerine göre sırasıyla açık ve koyu renkli bölgeler olarak görülüyor. Bir güneş çevrimi değişen manyetik alan nedeniyle oluşur ve güneş lekesi, taçküre kütle atımı ve püskürtü olaylarının en sık rastlandığı zaman olan güneş maksimumundan, böyle faaliyetlerin göreceli olarak daha nadir olduğu zamanlar olan güneş minimumuna kadar değişir. Güneş minimumları 1996 ve 2007 yıllarında meydana gelmişken, en son güneş maksimumu 2001 yılında meydana gelmişti. Bu arada, yarınki halkalı güneş tutulması daha çok penguenler için olacak. ^_^

#78 Misafir_Marcus_*

Misafir_Marcus_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 08 Şubat 2008 - 19:51

Gönderilen Fotoğraf

Açıklama : Yaklaşık 50 milyon ışıkyılı uzaklıkta, Büyük Ayı Takımyıldızı içerisinde yer alan NGC 4013'e uzun zamandır tecrit edilmiş bir evren adası gözüyle bakılırdı. Yandan görülen bu muhteşem sarmal gökada, yassılaşmış diski ve toz şeritleriyle kesilmiş merkezdeki yıldız şişkinliği ile bilinirdi. Fakat bölgenin yukarıda yer alan renkli görüntüsü, NGC 4013'le ilgili daha önce hiç bilinmeyen bir özelliği; gökadanın merkezinden 80 bin ışıkyılı öteye (yukarıya ve sola doğru) kadar uzanan, çok büyük, soluk renkli, ilmik biçiminde bir yapıyı ortaya çıkardı. Dikkat çekici bu yapının ayrıntılı araştırması, onun aslında başka bir gökadaya, muhtemelen de büyük sarmal gökada ile birleşirken kütleçekimsel dalgalarla parçalanan küçük bir gökadaya ait olan yıldızlardan meydana gelmiş bir akıntı olduğunu ortaya çıkardı. Şimdilerde gökbilimciler, yeni keşfedilen bu gelgit akıntısının, NGC 4013'ün radyo dalga boyunda çekilen resimlerinde görülen yüksüz hidrojen dağılımındaki çarpıklığı da açıkladığını tartışıyor ve kendi gökadamız Samanyolu'nun oluşumu ile benzerlikler taşıdığını bildiriyorlar.

#79 Misafir_Marcus_*

Misafir_Marcus_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 18 Şubat 2008 - 11:41

Gönderilen Fotoğraf

Açıklama : Bizimki gibi bir gezegen sistemi ne kadar yaygındır acaba? Şimdiye kadar sadece altı gezegen sistemini araştıran yeni bir yöntem kullanılarak güneş sistemimize benzeyen ilk gezegen sistemi keşfedildiğine göre, belki de oldukça yaygındır. Kütleçekimsel mikro merceklenme adı verilen bu yöntem; gezegenleri olan bir yıldız şans eseri olarak daha uzakta yer alan bir yıldızın tam önünden geçtiğinde, ışığı ölçülen yıldızın parlaklığında meydana gelen değişiklikleri inceliyor. Uzaktaki yıldızın ışığı, daha yakındaki sistemin kütleçekimi nedeniyle tahmin edilebilir bir biçimde hafifçe yön değiştiriyor. OGLE-2006-BLG-109 mikro merceklenme sisteminin kısa bir süre önce yapılan ayrıntılı incelemesi, bu parlaklık değişimlerini kendi güneş sistemimizdeki Jüpiter ve Satürn'e benzerlik gösteren iki gezegenle ilişkilendirildi. Ayrıca bu keşif, olası dünya benzeri gezegenleri barındırabilecek iç gezegenlerin de yaygın olabileceğini davetkâr bir biçimde imâ ediyor. BLG-109 gezegen sisteminin nasıl görünebileceği yukarıdaki resimde bir sanatçı bakışıyla gösterilmektedir.

#80 yam_yam

yam_yam

    Kıdemli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPip
  • 2.251 İleti

Gönderi Tarihi: 18 Şubat 2008 - 17:50

Kara deliklere dogru gidildikce zaman yavaslamaktadir, aslinda zaman yavaslamaktadir derken insanlarin hareketleri organlarinin calismasi yavaslamaktadir, bir kara delige dogru yaklasilirken butun canlilarin hizi azalir ve butun organlari, uzuvlari yavas hareket eder. Ayrica kara delige giren cisimler geri cikmamaktadir. Kara deliklerde ki zaman nasildir? Kara deliklerde zaman durmus mudur? Kara delikler de ne vardir ki buna sebebiyet vermektedir? Buyuk bir cekim mi vardir???
Gunese de yaklasildikca yavaslama gerceklesiyor mu???? Gerceklesiyorsa, gunesin cekim alanina girildigi icin mi???


İki tip karadelik vardır ; birisi Güneş'ten daha büyük kütleli yıldızların içlerine çökmesi ile oluşan yıldız kütleli karadelikler, diğeri de çok büyük gaz bulutlarının çökmesiyle ya da gökadaların son derece kalabalık merkezlerindeki yıldız ve gaz kütlelerinin birleşmesiyle milyonlarca, hatta milyarlarca güneş kütlesindeki“süperdev kütleli karadelikler” dir.

Karadeliklerin merkezi "tekillik" olarak adlandırılır. Ne yazık ki Big Bang anında olduğu gibi tekillik için de bildiğimiz fizik yasaları geçerli değildir. Ancak kütleçekiminin zamanı etkileyen bir faktör olduğunu biliyoruz. Kütleçekimi arttıkça zaman yavaşlar. Karadeliklerin uzay zamanda dipsiz kuyular oluşturduğunu göz önüne aldığımızda, tekillik noktasında bir zamandan söz etmek de anlamsızlaşıyor. Bunun için "tekillik noktasında zaman işlememektedir" diyebiliriz; ta ki aksini gösteren bir fizik kuralı geliştirene kadar.

"bir kara delige dogru yaklasilirken butun canlilarin hizi azalir" ifadesi tam olarak doğru değildir. Ancak bir gözlem yapacaksanız, kara deliğe yakın olan cismin bulunduğu ortamda zaman daha yavaş aktığından, gözlemci için yavaş hareket ediyormuş gibi algılanır.
GELSE DİLBER-İ AHU, OLSA YEVM-İ RAMAZAN
DİLBER-İ AHU MU EFDAL YOKSA YEVM-İ RAMAZAN

YE İÇ EĞLEN SÜR SEFASIN DİLBERİN
ZİRA KAZASI VAR RAMAZAN'IN KAZASI YOK DİLBERİN

Blogım için : http://www.turkish-m...-yam-yams-blog/

#81 Misafir_demirefe_*

Misafir_demirefe_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 19 Şubat 2008 - 00:04

En çok merak ettiğim şey, karadelik içinde bilgi saklanabilir mi? Bunu şundan merak ediyorum: Kuantum düzeyde bir bilgi kalıtımı sağlayacak bir teknoloji gelişebilir ve bu yolla bilginin sonsuz kalıtımı sağlanıyor olabilir mi? Ne bileyim, canlılığın yeniden ortaya çıkmasını sağlayacak genetik kodlar gibi...

Bir ara Hawking'in bu konuyu tartıştığını duymuştum. Fakat henüz böyle bir konuda somut bir şeyler söylemekten uzağız. Kuantumun daha gelişmesi gerekiyor. Malum kuantum yasaları klasik fizik yasalarına uymuyor. Klasik fiziğimizi tekillik içine gönderemeyiz. Bunun henüz hiç bir yolunu bilmiyoruz.

Bilimin alacağı daha ne kadar çok yol var değil mi? Ama birkaç yüzyıldaki hızlı gelişmeye bakıp, güneşimizin daha milyarlarca yıl parlayacağını düşününce...

Bazen gündelik küçük hesaplar gözümde hiçleşiyor. Everett'in paralel evrenler kuramına dalıp gitmek istiyorum...

#82 lena

lena

    Kıdemli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPip
  • 1.480 İleti

Gönderi Tarihi: 10 Nisan 2008 - 18:31

Bence parelel evrenler yok hatta big bangın da aslı yok çünkü big bang ın açıldığı bir boşluk var, buna göre de patlamanın geri tepme alanı olması icap ediyor gerideki diyer boşluk.

#83 Misafir_demirefe_*

Misafir_demirefe_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 26 Nisan 2008 - 07:11

Bence parelel evrenler yok hatta big bangın da aslı yok

Bilimsel verilerle desteklenen konulara inanmıyor, fakat hakkında hiç bir bilimsel veri bulunmayan Marduk gibi konulara inanıyorsunuz.

Niye böyle tersine bir durum oluşuyor acaba?

#84 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 18 Ekim 2009 - 18:19

İki fizikçisinin, ortaya attığı bir iddia komplo teorisi meraklılarında büyük heyecan yarattı. Tanrı parçacığı da denilen Higgs parçacığını bulmak için CERN'de yapılan deneyin karadelik yaratarak zaman tüneli açacağı iddia edilmişti. Şimdi 2 saygın fizikçi bu tünelle deneyin gelecekten sabote edildiğini öne sürdü...



Hakkında en fazla komplo teorisi üretilen konulardan biri olan CERN’deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı ile ilgili bugüne kadar bir çok iddia ortaya atıldı. Bir diğer adı “Tanrı parçacığı” olan Higgs parçacığı üretmek için çalıştırılacak olan Hadron’un, dünyayı yutacak bir karadelik yaratacağı, zaman yolculuğuna neden olarak gelecekten insanların gelmesine neden olacağı bunlardan bazılarıydı.




Dünyanın merakla beklediği gün, Eylül 2008’di. Büyük Hadron Çarpıştırıcısı, dünyanın gözleri önünde deneyine başladı. Ancak deney, mıknatıslarda gerçekleşen bir arıza nedeniyle durduruldu. 8 milyar dolar harcanan ve 15 yıl süren araştırmalar, ertelendi. Daha sonra CERN’den yapılan açıklamada deneyin Aralık ayında yapılacağı söylendi.

CERN uzmanları, Tanrı parçacığını bulmalarına engel olan arızayı arayadursun, dünyanın en önemli iki fizikçisinin, ortaya attığı bir iddia, bilim dünyasını karıştırdı ve internetteki komplo teorileri sitelerinde büyük heyecan yarattı. Kopenhag’daki Niels Bohr Enstitüsü uzmanı Holger Bech Nielsen ve Kyoto’daki Yukawa Fizik Teorisi Enstitüsü’nden Masao Ninomiya tarafından kaleme alınan iki makalede, Hadron deneyinin gelecekteki bazı insanlar tarafından bilerek sabote edildiği öne sürüldü.

Önce fizik sitesi arXiv.org sonra da New York Times gazetesinde yer alan “Büyük Hadron Çarpıştırıcı’na Gelecekten Bir Etki” ve “LHC’nin Üzerindeki Gelecek Etkisi” adlı iki makale yazan uzmanlar, şunları söyledi: “Higgs parçasının elde edilmesi, belki de dünyamız ve doğamız için yıkıcı bir etki yaratacak. Belki de gelecekte yapılan bir etki veya müdahale ile bunun önüne geçiliyor. Tıpkı, dedesine gençliğinde otobüs çarpmasını engellemek için gelecekten gelen bir torun gibi”.




Nielsen ve Ninomiya, teorilerine kanıt olarak da 1993’te Higgs parçacığını bulmak için ABD’de yapılan deneyi gösterdi. El Kaide şüphesi United States Superconducting Supercollider’daki deney de milyarlarca dolar harcandıktan sonra iptal edilmişti.

Yazarlar, bilim ne kadar ilerlese de Higgs parçacığı deneylerinin sorunla karşılaşacağını, bunun da gelecekteki müdahaleler yüzünden olduğunu söyledi. İddiaların, bu hafta CERN’de El Kaide bağlantılı bir Fransız araştırmacının bulunmasıyla aynı zamana gelmesi, internetteki komplo teorilerini artırdı.



#85 Marcus Kazancı

Marcus Kazancı

    Yeni Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • Pip
  • 5 İleti

Gönderi Tarihi: 08 Haziran 2014 - 21:35

Gökbilimciler WISE ile Neowise adlı araştırma sonucunda, kızılötesi verilerle 28 yeni asteroit ailesi belirledi. Böylece binlerce asteroit sınıfına daha önce bilinmeyen yenileri eklendi. Bulgular asteroit ailelerinin kökenini anlamada önemli bir adımdır ve bunların çarpışmalar sonucunda parçalanan asteroitlere ait topluluklar oluşturduğu düşünülüyor.
 
Dünya’ya Yakın Cisimler Gözlem Programı’ndan (NEOs) yürütücüsü Lindley Johnson: “Neowise Güneş Sistemi’ndeki asteroitlerin evrimiyle ilgili önemli ipuçları verdi. Bu veriler Dünya’ya yakın cisimler arasında yörüngesi Dünya için tehlikeli olabileceklerin anlaşılmasında da kullanılacak” diyor.
 
Ana asteroit kuşağı içinde Dünya’dan 45 milyon km uzaklıkta dolanan asteroit ve kuyrukluyıldızlar arasında yakın-Dünya cisimleri yer alır. Bunların Güneş çevresindeki yörüngeleri nedeniyle zaman zaman Dünya’ya yaklaşabiliyor. Dünya ile çarpışma olasılıkları da bulunan bu cisimlerin yörüngeleri dikkatle izleniyor.
 
Neowise ve ekibi bilinen 600 000 asteroitten 120 bin tanesini izledi. Bunlardan yaklaşık 38 000 tanesinin bilinen 76 topluluğun dışında 28 yeni ailede yer aldığını belirledi.
 
Bir asteroit ailesi, çarpışma nedeniyle ana gövdeden kopan parçalardan oluşur. Bu çarpışmalar sırasında asteroit üzerinde dev kraterler oluşur. Örneğin Vesta asteroitinin güney yarıküresinde iki büyük çarpışma krateri bulunmaktadır. Eos asteroit ailesinde olduğu gibi bazıları çok sayıda parçalara ayrılan büyük darbelere uğramıştır. Bu parçalar bir grup halinde Güneş çevresindeki yörüngelerini sürdürürken zamanla daha geniş alana yayılırlar.
 
Asteroit ailesinin üyeleriyle ilgili bilgi onların yörüngeleriyle ilgili gözlemler sonucunda elde ediliyor.
 
Bir aileye mensup asteroitler genellikle aynı mineral bileşimlere sahip olduklarından güneş ışığını benzer miktarda yansıtırlar. Bazıları açık renkli ve parlak ışıkla görülürler. Bazıları daha koyu ışıkla görünürler ki bunlar mat asteroitlerdir. Görünür ışık altında bu parlak ve karanlık asteroitleri ayırt etmek güçtür. Işığı az yansıttığı için küçük sanılan bir asteroit sanılandan büyük, parlak olduğu için büyük sanılan bir asteroit ise küçük olabilir.
 
Neowise’nin asteroitten yayılan kızılötesi ışığı algılama yeteneği sayesinde parlak ve koyu görünen asteroitlerin özellikleri belirlenebiliyor. Daha büyük olan cisim daha fazla ısı yayar. Asteroitin büyüklüğü belirlendikten sonra yansıtıcı özellikleri belirlenerek hangi aileye mensup olduğu tespit ediliyor. Genellikle bir asteroit ailesinin üyeleri Güneş çevresinde benzer yörüngelerde ve birbirine yakın olarak dolanırlar.
 
Çalışma ekibi üyesi NASA-Jet İticileri Laboratuarı’ndan Joseph Masiero: “Tıpkı bir ceylan ile zebrayı ayırmak gibi. Birbirine yakın yolculuk eden asteroitleri bile önceden ayırt etmek zor iken şimdi bir asteroit farklı bir konumda olsa da ailesini belirleyebiliyoruz” diyor.
 
Ekip bir sonraki adımda bu aile topluluklarının ana organlarını belirlemek istiyor.
 
JPL’den Neowise baş araştırmacısı Amy Mainzer: “Kırık bir vazonun parçalarının ona ait olduğunu birleştirerek anlayabilirsiniz. Başlangıçta asteroit kuşağında neden bir gezegen oluşmadı? Asteroitlerin sistemimizin tarihiyle ilgili bağlantıları vardır” diyor.


#86 Marcus Kazancı

Marcus Kazancı

    Yeni Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • Pip
  • 5 İleti

Gönderi Tarihi: 08 Haziran 2014 - 21:43

Katkı Sağlayanlar : Michelson Doppler Görüntüleyicisi (MDI), Güneş ve Güneş Balonu Gözlemevi (SOHO), Avrupa Uzay Dairesi (ESA), Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA)

 

 

Açıklama : Güneş lekesi 905 niçin geriye dönük? Belki de o, Güneşimizdeki yeni bir manyetik çevrimin başlangıcını gösteren anahtar bir belirti. Güneşimiz 11 yılda bir, sonunda manyetik yönün tamamen tersine döndüğü bir manyetik çevriminden geçer. 11 yıllık bir güneş çevrimi, yüzyıllardır ortalama güneş lekesi sayısındaki zirvelere ve düşüşlere dikkat edilerek gözlemlenir. Güneş, şu anda güneş minimumuna yakın ve büyük bir ihtimalle 5.5 yıl içerisinde, güneş maksimumu adı verilen en aktif zamanına doğru uzun ilerleyişine başlayacak. Güneş'in manyetik alanının tersine döndüğünü gösteren bir belirti, normale nazaran ters yönde manyetik kutba sahip güneş lekelerinin ortaya çıkmasıdır. Küçük bir ters yönlü güneş lekesi adayı, birkaç hafta önce görüldü; ancak çabucak gözden kayboldu. Bununla birlikte, negatif kutuplu daha büyük bir güneş lekesi, şu anda takip altındadır. Birkaç gün önce, SOHO uzay aracı tarafından Güneş'ten alınan yukarıdaki manyetik görüntüde, 905 numaralı güneş lekesi ender rastlanan bir beyaz leke olarak görülmektedir. Güneş lekesi 905, geçtiğimiz birkaç gün içerisinde fiilen bölünmeye başladı ve taçküre kütle atımları ile patlayıcı güneş parlamalarının kaynağı haline gelebilir. Güneş gökbilimcileri, önümüzdekigüneş maksimumunun görülmedik biçimde hareketli olacağını tahmin etmektedirler.

 

Olağanüstü bir görüntü. Nasıl bir sistemde yaşadığınızın farkında mısınız? Hiç zannetmiyorum. Ama bu evreni araştırın. Bütün gerçek burada olabilir.



#87 Marcus Kazancı

Marcus Kazancı

    Yeni Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • Pip
  • 5 İleti

Gönderi Tarihi: 08 Haziran 2014 - 22:17

Toz zerreciklerinden oluşan milyonlaca hatta milyarlarca uydu. Satürn izleme ve şevkate ihtiyacı yok mu sizce? 





Cevap ekle