Zıplanacak içerik

Forumda Ara-Bul

Şu 'sağlık' etiketler için sonuç gösteriliyor:.

  • Etiketle Ara-Bul

    Etkitleri virgülle ayır.
  • Üyeye Göre Ara

İçerik Tipi


Dizinler

  • Animasyon - Aşk - Sevgi Videoları
  • Bilim-Teknik-Teknoloji Videoları
  • Diğer Bütün Videolar
    • Ev Geliştirme / Dekorasyon
    • Bahçe Düzenleme / Peyzaj
    • Seyahat - Turizm
    • Alışveriş
  • Dini Videolar - Tinsel Videolar
  • Forum Kullanımı ve Yardım Videoları
  • Haber Videoları
    • Gezi Parkı Direnişi
    • Politik Videolar
  • Hayvanlar Alemi Videoları
  • Kısa Film Videoları
  • Komik Videolar
  • Korku-Gerilim Videoları
  • Moda - Güzellik İpuçları
  • Motorlu Araç Videoları
  • Oyun Videoları
  • Reklam ve Film Müzik Videoları
  • Sağlık Videoları
    • Yiyecek - İçecek ve Tarifler
  • Sanat-Şiir-Edebiyat Videoları
    • Dans - Gösteri
  • Spor Videoları
  • Türkçe Müzik Videoları
    • Amatör müzik videoları - Besteleriniz
  • TV Dizi Videoları
  • Yabancı Müzik - Sinema Videoları
    • Yabancı Müzik
    • Türk Sineması
  • Fenerbahçeliler Kulübü'nın Fenerbahçe Videoları
  • Galatasaraylılar Kulübü'nın Galatasaray Videoları
  • Beşiktaşlılar Kulübü'nın Beşiktaş videoları
  • Trabzonsporlular Kulübü'nın Trabzonspor videoları
  • Göztepeliler Kulübü'nın Göztepe videoları
  • Başakşehirliler Kulübü'nın Başakşehirliler Videoları
  • Kayserisporlular'nın Kayserisporlular Videoları
  • Bursasporlular Kulübü'nın Bursasporlular Videoları
  • Hayvan Severler Kulübü'nın Hayvan Severler Videoları
  • İnsan Hakları Kulübü'nın İnsan Hakları Videoları

Forumlar

  • Gündem
    • Güncel Konular ve Politika Bilimi
    • Dini Konular - Din - Dinler
    • Haberler (Türkçe - İngilizce - Almanca)
  • Bilim ve Teknoloji
    • Bilgisayar ve Bilişim Dünyası
    • Bilim ve Felsefe
    • Taşıt Araçları - Otomobil Dünyası - Trafik ve Araç Teknolojileri
  • Yaşam
    • Doğa ve Yaşam
    • Eğitim ve Öğretim
    • Eğlence, Edebiyat, Sanat, Sinema, Spor ve Videolar
    • İlişkiler - Arkadaşlık - Kadın&Erkek
    • Kariyer - İnsan Kaynakları
    • Sağlık - Beslenme - Egzersiz - Engelliler
    • Turizm ve Seyahat (Dünya ve Türkiye)
  • Forumdan Haberler - Öneri ve Eleştiriler
    • Editör
    • Forumdan ve Siteden En Son Haberler
    • Öneri ve Eleştirileriniz
    • Üyelerimiz Hakkında Herşey / Üye Forumu
    • Yardım - Yardım Edin - Yardım Edeyim
  • Fenerbahçeliler Kulübü'nın Fenerbahçe Başlıkları
  • Galatasaraylılar Kulübü'nın Galatasaray Başlıkları
  • Beşiktaşlılar Kulübü'nın Beşiktaş Başlıkları
  • Trabzonsporlular Kulübü'nın Trabzonspor Başlıkları
  • Göztepeliler Kulübü'nın Göztepe Başlıkları
  • Başakşehirliler Kulübü'nın Başakşehirliler Başlıkları
  • Kayserisporlular'nın Kayserisporlular Başlıkları
  • Bursasporlular Kulübü'nın Bursasporlular Başlıkları
  • Hayvan Severler Kulübü'nın Hayvan Severler Başlıkları
  • İnsan Hakları Kulübü'nın İnsan Hakları Başlıkları
  • Sevgi Ören Anneler Kulübü'nın Kulüp Bilgisi
  • Sevgi Ören Anneler Kulübü'nın Başlıklar

Bloglar

Görüntülenecek hiçbir sonuç yok.

Görüntülenecek hiçbir sonuç yok.

Takvimler

  • Etkinlik Takvimi
  • Fenerbahçeliler Kulübü'nın Fenerbahçe Etkinlikleri
  • Galatasaraylılar Kulübü'nın Galatasaray Etkinlikleri
  • Beşiktaşlılar Kulübü'nın Beşiktaş Etkinlikleri
  • Trabzonsporlular Kulübü'nın Trabzonspor Etkinlikleri
  • Göztepeliler Kulübü'nın Göztepe Etkinlikleri
  • Başakşehirliler Kulübü'nın Başakşehirliler Etkinlikleri
  • Kayserisporlular'nın Kayserisporlular Etkinlikleri
  • Bursasporlular Kulübü'nın Bursasporlular Etkinlikleri
  • Hayvan Severler Kulübü'nın Hayvan Severler Etkinlikleri
  • İnsan Hakları Kulübü'nın İnsan Hakları Etkinliklerı



Aşağıdaki içeriklerin sayısına göre...

Bulunan: 11 sonuç

  1. Yumurta Yemenin En Sağlıklı Yolu

    Yumurta Yemenin En Sağlıklı Yolu Her gün yediğimiz bu yararlı yiyeceği doğru hazırlamak çok önemli, bunu kendiniz için daha lezzetli hale getirebilirsiniz. Kahvaltının önemli olup olmadığı konusunda çok tartışma var. Pek çok araştırmaya göre, günümüzün en önemli öğünüdür. Araştırmalar, kahvaltıyı es geçenlerde kalp krizi, obezite, yüksek tansiyon ve diyabet riskini artırdığı gösterilmiş. Kahvaltı söz konusu olduğunda, kahvaltınızı besin değeri açısından en zengin duruma getirmeli ve öyle yemelisiniz. Yumurtanın yüksek kolesterol içeriği nedeniyle bir tartışma kaynağı olmasına rağmen, gerçek şu ki, diyetinizde bulunan doymuş yağ miktarı, yediğiniz kolesterol miktarından daha fazla kolesterol içermektedir. Bu nedenle, yumurtaların, bulunması çok zor olan çok sayıda besin maddesinin büyük bir kaynağı olması. Yumurtalar, B vitamini, D vitamini, lutein (maküler dejenerasyonun önlenmesine yardımcı olur), kolin (beyin fonksiyonlarını iyileştirir) için mükemmel bir kaynaktır ve her gerekli amino asidi içerdiği için, bunlar aynı zamanda tam bir proteindir. Yumurta çok değişik şekillerde pişirilebilir fakat biz en yararlı olanını bulmak istiyoruz. Öncelikle belirtmek isteriz ki yumurtaları büyük doymuş yağda kızartmak özellikle sağlıklı değildir. Yumurtaların iyi pişirilmesi sadece salmonellayı yok etmekle kalmaz, aynı zamanda insan vücudunun kullanabileceği yumurtanın protein miktarını da arttırır. Journal of Nutrition dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, yumurtaların proteinin asimilasyonu, ham ve çiğ olarak pişirildiğinde yüzde 40 artmaktadır. Yumurtaları pişirdikten sonra uzun süre bekletmemelisiniz. Yumurtalarınızı uzun süre pişirmek vitamin ve antioksidan içeriklerini azaltır. Ve yüksek ısıda yumurta pişirmek, yumurta sarısı kolesterolü okside edebilir ve bu da kalp hastalığının riskini artırır. Bu bulgulara göre yumurta yemenin en sağlıklı yolunun yumurtayı düşük ısıda ve bir çiğ pişirmekten geçiyor. En iyi yumurta pişirme yöntemi yumurtayı çok kısa sürede haşlamak veya kaynatmak olarak gözüküyor, Eğer bu tür yumurtayı sevmiyorsanız, yüksek ısıya (tereyağı ve zeytinyağı iyi bir şekilde bir arada) dayanabilecek yağda kısa bir süre pişirin. Ne de olsa yumurtalar, vitamin, mineral ve protein ile çok sıkışık hale gelirler. Bu sayede, aldığınız miktarı azaltsanız bile, hala kahvaltıda çöreklerden daha iyi besin değerine sahiplerdir.
  2. Hafifçe Dokunma - Hafifçe Vurma Nedir? ve Ağrınızı İyileştirebilir mi? Duygusal Özgürlük Tekniği, yeni bir terapi tekniği vücudunuza veya kafanıza 'hafifçe dokunma veya hafifçe vurma' olarak biliniyor ve fiziksel-zihinsel hastalıkları tedavi etmek için kullanılıyor. "İlk büyük panik atak olayım olduğunda ve aslında kalp krizi geçirdiğimi düşündüm, kocam ambulans çağırttı, korkunçtu. O zaman çok meşgul bir insandım, gece yatağa gidiyor ve panik ataklarla uyanıyordum... Doktor 'Hayır, endişe duyuyorsun' dedi ve beni bu terimle teşhis etti. Sinirlerim öyle bozulmuştu ki (ban yardımcı olmuyorlardı) sonra EFT ile bağlantı kurduk." Warwick'ten Caroline Robinson alternatif terapi Duygusal Özgürlük Tekniği uygulamaya başladığında, yavaş ama istikrarlı bir düzelmenin başında buldum kendimi. "Sonunda mantıklı düşünebiliyorum, yardımcı olabiliyorum, kaygılarımı tetikleyen olaylara bağlı travmayı düşürdüm ve şimdi bunları düşündüğümde duygusal davranmıyorum, şimdi daha önceki durumlara farklı bir bakış açısıyla bakabiliyorum. En önemlisi olaylara farklı bir bakış açısıyla yani normal olarak bakabiliyorum." Artık o çocuklarına EFT öğretiyor; böylece bu araçları geleceklerine taşıyabiliyorlar. EFT "hafifçe dokunma veya hafifçe vurma" olarak da bilinir. 90'lı yıllarda Gary Craig adlı bir adam tarafından keşfedildi ve çeşitli alternatif tıp teorileri üzerine kurulu. Çoğunlukla, akupunkturda kullanılan Çin enerjisi meridyenleri veya Chi meridyenleri temel alır. Temel fikir, bu meridyen çizgilerinin vücutta enerjiyle akan nehirler gibi olmasıdır. Her nokta vücudun önemli bir bölümüne karşılık gelir. Optimal sağlık dengeli bir akışa ihtiyaç duyarken, bazen tıkanıklıklar güçlü duygular veya travmadan oluşabilir. EFT uygulayıcılarından Karl Dawson, "Bu meridyenlerdeki tüm bilgiler sizin bilinçaltınızda saklanır" diyor. "Bu noktalara dokunduğumuzda bir sıfırlama düğmesine basmak gibidir." Dokunma esnasında, fazla enerjinin sözde temizlendiği ve kişinin dengesini düzeltene kadar duygulara dikkat çekilir ve tedbir alınır ve aşamalı olarak serbest bırakılır. Akupunktur iğne ile yapılır. Dokundurma ile, kelimeleri tekrarlarken parmaklarınızı kullanarak baskı uygularsınız. Eğer çenenize hafif hafif vurarak kaygılardan kurtulma seçeneğiniz olsaydı, bunu yapar mıydınız? Evet, tabii ki - çoğu alternatif terapi gibi, gerçek olamayacak kadar iyi geliyor. Fakat son birkaç yıldır büyük ilgi görüyor. YouTube'a gidin ve tüm günahlarını gidermek ve kalplerinin arzularını iletmek için çılgınca kendilerine dokunan birçok insan videosu bulacaksınız. Dawson'a göre bunun geleneksel batı tıbbının yerini alması beklenmiyor, ama geleneksel tedaviyle beraber uygulanabilir diyor. Bununla birlikte, bu tür tedavilerin uzun zaman aldığı düşünüldüğünde bunu egzersiz ve sağlıklı bir diyetle birlikte uygulamaya başlarsanız başarı şansınız çoğalır. Tahmin edebileceğiniz gibi, bu aşamada, dokunmaya ilişkin bir şüphe var. Bu Harley Caddesi'ndeki Özel Terapi Kliniğinde psikolog ve CBT terapisti olan Dr. Becky Spelman lehine değildir. "Enerji meridyenleri ilginç bir kavram olsa da, bilimsel araştırma bugüne kadar varlıklarını doğrulayamadı" dedi. "Bugüne kadar EFT'nin etkinliğine ilişkin resmi çalışmalar, olumlu sonuçların muhtemelen plasebo etkisiyle her şeyden çok şey yaptığına işaret etti. Bu nedenle, ileriki çalışmalar kesinlikle memnuniyetle karşılanırken, çok az sayıda klinik psikolog bunu düşünüyor. geçerli bir terapi olabilir ve belli anıları, koşulları veya deneyimleri ile birlikte sıkıntı çeken hastalar için Göz Hareketi Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme (EMDR) gibi kanıtlanmış bir yaklaşım önermek daha olasıdır." Bu, eğitimli bilim topluluklarının tamamen bu tekniğe güldüğünü söylemek değildir. Staffordshire Üniversitesi'ndeki araştırmacılar Birleşik Krallık'ta EFT araştırmasına öncülük ediyor ve NHS'yi depresyon, endişe ve öfkeye etkili bir terapi biçimi olarak sunmaya çağırıyor. Ortalama olarak, müşterileri tedavi etmek için beş seanstan biraz fazlasının doğru olacağı belirtiliyor; bu da, bilişsel Davranış Terapisi (CBT) gibi diğer terapilerle iyi bir karşılaştırmadır ve burada en az altı ila 20 seans gereklidir. Saçma sapan ya da saçmalık gibi görünse de, birey üzerinde olabilecek herhangi bir olası etki yalnızca bunu yaparak bulunabilir. Daha enteresanı hiç bir şey ödemek zorunda değilsiniz çok basit bir terapi veya uygulama. Bir uygulayıcıdan öğrendikten sonra - ya da YouTube'da yüz yüze dokunan birinden bedava olarak yapabilirsiniz veya öğrenebilirsiniz. Düşük seviyeli, daha küçük sağlık sorunları olan insanlara yardım ediyorsa, onlara güç verin. Sadece patronun önünde yapmayın.
  3. Sağlıklı Zayıflama Yöntemleri

    Sağlıklı bir şekilde 2 ayda 10 kilo nasıl verilebilir ? Bunun için uygulanabilecek etkili ve sağlığa zararlı olmayan yöntemler nelerdir ?
  4. Sağlıklı Beslenme

    Sağlıklı beslenmek için günlük beslenme rutininizde neler yaparsınız? Mesela hangi yiyecekleri yemeye özen gösterirsiniz ?
  5. Günde İki Tane Muz Yerseniz Ne Olur? Sağlıklı yiyecekler her zaman en güzel yiyecekler değildir ama bun muz için geçerli değildir. Muz çok yiyimser bir meyvedir. Muzun sağlık açısından çok yararlı bir yiyecek olduğunu biliyor muydunuz? Her gün yiyeceğiniz 2 muz sağlığınızı 1 ay içinde inanılmaz ölçüde değiştirebilir. Her gün iki tane muz yerseniz kilo kaybedeceksiniz. Muz lif bakımından (fiber) çok zengindir bu nedenle muz yediğiniz zaman başka yemek canınız çekmeyecektir. Ayrıca muz nişasta bakımından da zengindir, buda iştahınızı azaltacaktır. Nişasta kandaki şeker seviyesini düşürerek vücudunuzun insüline karşı duyarlı olmasını sağlar. Unutmayın eğer vücudunuz insüline duyarlı değilse vücudunuz glikozu ememez ve buda pankreas büyümesine yol açar. Vücudunuzun yağ oranı insülin miktarına bağlıdır. Ayrıca kilo kaybı kan basıncının düşmesiyle doğru orantılıdır. Günde iki tane muz yerseniz Arterial Basınç Normale Döner. Batıdaki günlük yiyecek oranları çok fazla Sodyum (Tuz) içermesi yanında çok az miktarda potasyum içerir. Muz ise çok az miktarda sodyum (tuz) içerirken çok yüksek miktarda potasyum içerir ve buda kalbiniz için çok çok yararlıdır. Günde iki tane muz yiyerek kan basıncınızı azaltabilir ve kalp hastalıklarına yakalanma riskinizide düşürebilirsiniz. Ayrıca günde iki muz yiyerek felçten ölme riskinizi %40 azaltabilirsiniz. Stres seviyesi düşer. Herkes tarafından bilinen bir gerçek şu ki muz yerseniz ruh haliniz sağlıklı olur. Muz vücudunuzun serotonin alması için gerekli olan triptofanı içerir. Ayrıca triptofan 'Mutluluk Hormonu' olarakta adlandırılır. Her muz 27 mg Magnezyum içerir. Magnezyum kalp, kas ve bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasına yardımcı olur. Ayrıca Magnezyum sağlıklı bir uyku ve akıl sağlığı için gereklidir. Magnezyumun yeterli şekilde vücutta bulunması rahatlamanıza ve daha mutlu olmanıza yol açar. Anemi riski düşer. Anemi solgunluk, yorgunluk ve nefes darlığına neden olur.Bu, kırmızı kan hücrelerinde bir azalma ve kandaki düşük bir hemoglobin seviyesinin sonucudur. Muz kırmızı kan hücrelerinin üretimini teşvik eden bir sürü demir içerir. Kırmızı kan hücrelerinin artırılması vücudunuzdaki kan akışını geliştirir. Ayrıca muz vitamin B6 içerir. Vitamin B6 kan glikoz seviyesini düzenleyen bir vitamindir. Bu da anemi olan hastalara çok yararlı gelir. Sindirimi düzenler, kolaylaştırır ve geliştirir. Muz kolay sindirilen bir yiyecek olmakla birlikte Gastrointestinal sistemi kesinlikle rahatsız etmez. Muzda bulunan dirençli nişasta sindirilmez ve kalın bağırsakta kalır ki orada sağlıklı bakteriler için etkili beslenme aracı olarak kullanılır. Gastrit hastaları muz yiyebilir ve ishalle karşı karşıya kaldığında kaybedilen mineralleri geri yükler. Muz doğal inti-asittir, bu nedenle günde 2 muz yiyip mide ekşimesi semptomlarını azaltabilir. ​Vitamin eksikliğini giderir. Muz besin maddeleri, vitaminler ve sükroz ve früktoz gibi doğal şeker bakımından zengindir. Ortalama olarak, bir muz, günlük B6 vitamini gereksinimlerinin yaklaşık% 20'sini içerir. Bu vücudunuza insülin, hemoglobin ve amino asitler üretmesine yardımcı olur. Bu, sağlıklı hücrelerin oluşturulması için gereklidir. Portakal ve Çileğin en çok vitamin içerdiğini bildiğimiz halde Muz bize vitamin ihtiyacımızın Yüzde 15'in verecek düzeydedir. C vitamini, zararlı serbest radikalleri nötralize eden önemli bir antioksidandır. Aynı zamanda kan damarlarının sağlıklı kalmasına yardımcı olur ve kollajen üretir. Enerji seviyenizi arttırır. Muzun çok miktarda içerdiği potasyum kaslarla oluşacak krampa karşı bir koruma oluşturur. Ve bu karbonhidratlar size yoğun bir egzersizi sürdürecek kadar enerji sağlar. İnanması zor ama 2 muz size 90 dakikalık bir egzersize yetecek kadar enerji vermeye yeterlidir. ​BONUS (Ekstra): Muz maskesi yapmak: 1 tane muz 1 yumurta beyazı 1 limon suyu Zeytinyağı Yapılışı: Çırpılmış yumurta beyazıyla muzu karıştırın. Bunun ardından limonu karıştırın ve bir kaç damla zeytinyağı ekleyin. Maskeyi duşa girmeden önce uygulayın ki kolayca yıkayabilesiniz. Bu maske, kronik yorgunluğu hafifletir ve cildinize taze ve sağlıklı bir görünüm kazandırır.
  6. Sağlık için Ayçekirdeği Tüketin

    Dünya genelinde çoğu sağlık kuruluşu ve uygulamacı, ayçekirdeğinin sağlık açısından faydalarını kapsamlı bir şekilde belgelendiriyor. Lezzetli, kuruyemiş tadında ve gevrek ayçekirdeği sağlıklı yiyecek olarak düşünülüyor. Ayçekirdeği enerjisi yüksek, sağlık açısından faydalı besinler, mineraller, antioksidanlar ve vitaminler barındıran inanılmaz bir kaynak. Kalp Damar Sağlığı Açısından Faydaları Ayçekirdeği özellikle çoklu doymamış yağ asidi linoleik asit açısından zengin, %50 daha fazla yağ asidini teşkil ediyor. Ayrıca ayçekirdeği kandaki "kötü kolesterol" olarak bilinen LDL’nin azaltılmasına ve "iyi kolesterol" olarak bilinen HDL’nin yükseltilmesine yardımcı olan tekli doymamış oleik asit açısından da iyi bir kaynak. Yapılan çalışmalar, tekli doymamış yağlarca zengin Akdeniz diyetinin sağlıklı kan lipit profiline katkı sağlayarak koroner arter hastalığın ve inmenin önlenmesine rol oynadığını öne sürüyor. Cilt Koruması Ayrıca ayçekirdeiği E Vitamini açısından da çok zengin bir kaynak; 100 gram ayçekirdeği yaklaşık 35.17 g E vitamini içeriyor (tüketilmesi tavsiye edilen günlük miktarın yaklaşık %24’ü). E Vitamini, güçlü bir yağda çözünen antioksidan, bu da zararlı oksjensiz radikallere karşı koruma sağlayarak mukoza membranı hücre zarlarının ve cildin bütünlüğünün devam ettirilmesi için gerekli. Kanserin Önlenmesi Ayçekirdeği, selenyum açısından da iyi bir kaynak. Çalışmalara göre düşük selenyum alımı ile kanser görülme sıklığı arasında güçlü bir korelasyon olduğu öne sürülüyor. Selenyumun hasarlı hücrelerde DNA onarımı ve sentezini başlattığı, kanser hücrelerinin çoğalmasını durduğu ve vücudun yıpranmış veya anormal hücrelerden kurtulmak için kullandığı kendi kendini imha etme mekanizması olan kanser hücresi ölümünü (apoptozunu) tetiklediği gösterildi. Bir kupanın dörtte biri kadar ayçekirdeği, günlük selenyum miktarının yüzde otuzundan fazlasını sağlıyor. Kemik Sağlığı Ayçekirdeği, pek çok esansiyel mineral açısından da inanılmaz zengin bir kaynak. Kalsiyum, demir, manganez, çinko, magnezyum, selenyum ve bakır özellikle ayçekirdeğinde yoğun olarak bulunuyor. Bu minerallerin çoğu, kemik mineralizasyonunda, eritrosit üretiminde, enzim salgılanması ile hormon üretiminde ve ayrıca kalp ve iskelet kaslarının aktivitelerinin düzenlenmesinde hayati bir rol oynuyor. Diğer taraftan, ayçekirdeği B grubu vitaminler için en güzel kaynaklardan biri. Ayçekirdeği; niasin, folik asit, tiamin (B1 vitamini), piridoksin (B6 vitamini), pantotenik asit ve riboflavin gibi B grubu vitaminlerin iyi bir kaynağı.
  7. Gıda zehirlenmeleri fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik olarak 3 ana başlık altında incelenmektedir. Bu kısımda gıda zehirlenmelerine neden olan mikrobiyolojik tehlikelere değineceğiz. Gıdalar tabloda da görüldüğü gibi mikrobiyolojik bakımından üç temel risk grubuna ayrılırlar. Bakterilerde her canlı gibi yaşamak için öncelikle gıda maddesine ihtiyaç duyarlar. Ancak her bir bakteri türünün ihtiyaç duyduğu gıda maddesi farklılık gösterir. Bazı bakteriler karbonhidratlara (glikoz) ihtiyaç duyarken, bazı bakteriler proteinlere (aminoasit) ihtiyaç duyarlar. Ancak bakterilerin genel olarak en çok ihtiyaç duydukları besin maddesi proteindir. Proteinden sonra da en çok karbonhidratlara (glikoz) ihtiyaç duyarlar. Bakterilerin en çok ihtiyaç duydukları besin maddesi protein olduğuna göre, bakterilerin büyük çoğunluğu protein içeren gıdalarda yaşamayı tercih edeceklerdir. Bu demek oluyor ki insan sağlığı ve gıda güvenliği açısından en riskli gıdalar bol miktarda protein içeren gıdalardır. Kaynak : yemek kulubum
  8. Papatya çayının faydaları nelerdir?

    Papatya Bitkisinin Sağlığa Faydaları Papatyanın insan sağlığına sayısız faydası bulunmaktadır. Papatya genel hatlarıyla iki farklı kullanım şekli ile insan sağlığına fayda sağlar. Bu kullanım şekilleriden ilki gıda olarak kullanımdır. Diğer kullanım şekli kozmetik ürünü olarak kullanımdır. Papatya bitkisinin gıda olarak kullanım şekli çoğunlukla “çay” olaraktır. Kozmetik ürünü olarak kullanılan durumlarda papatya bitkisinin kendisi, çayı, yağı farklı şekillerde kullanılabilir. a) Papatya Bitkisinin Gıda Olarak Tüketiminde Sağlığa Faydaları Papatya bitkisi yüzyıllar öncesinden beri çay şeklinde hazırlanıp tüketilmiş ve birçok hastalığın tedavisinde kullanılmıştır. Papatya çiçeklerinin toplanarak kurutulmasından sonra kaynar suya bir miktar kurutulmuş papatya çiçeği konularak çayı hazırlanıp içilirse aşağıda sıraladığımız hastalık ve rahatsızlıklara iyi gelebilir. Soğuk Algınlığı, Grip, Nezle : Papatya çiçeğinin içerisinde bulunan antibakteriyel ve antioksidan maddeler bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkı sağlayarak vücudun soğuk algınlığı, grip ve nezle gibi hastalıklara yakalanma riskini azaltır. Soğuk algınlığı yaşayan kişilerin hastalık sırasında papatya çayı içmeleri durumunda ise hastalığın daha hızlı atlatılmasına yardımcı olur. Uykusuzluk : Papatya çayı geleneksel tıp alanında uykusuzluk tedavisinde kullanılagelmiş doğal bir içecektir.2005 yılında Japon bilim adamları tarafından yürütülen bilimsel bir çalışmada, papatya çayının yapısında bulunan bazı maddelerin uykusuzluk tedavisinde kullanılan Benzodiazepine maddesinin yerine geçebildikleri ve Benzodiazepine maddesi gibi davrandıkları tespit edilmiştir. Bu bilimsel çalışmada passiflora ile papatya çayının uykusuzluğun önlenmesi hususunda mukayese edilmiş ve papatya çayının passifloraya göre 10 kattan daha fazla etkili olduğu tespit edilmiştir. Uykusuzluk yaşandığı durumlarda papatya çayının içilmesi rahat bir uyku uyuyabilmek için en doğal ve harika bir çözümdür. Papatya çayı, içilmesinden sonra takribi 30 dakika ile 60 dakika arasında rahat bir uyku haline geçilmesine yardımcı olur. Sinir Sistemi Sağlığı : Japon bilim adamları tarafından 2005 yılında yapılan bilimsel çalışmada papatya çayının Benzodiazepine maddesinin yerine geçebilen maddeler içerdiğini söylemiştik. Bu çalışma neticesinde; anksiyete, uykusuzluk hastalığı ve sinir sisteminin sakinleştirilmesinde kullanılan ilaçların etken maddesi olan Benzodiazepine maddesi yerine geçebilen doğal maddelerin papatya çayının içerisinde bulunduğu tespit edilmiştir. Bu demektir ki papatya çayı sinir sistemi üzerine olumlu etkide bulunur, zihinsel yorgunluğun giderilmesine ve sinirlerin yatışmasına yardımcı olur. Gün içerisinde iş stresinden bunalan kişiler için papatya çayı güzel ve doğal bir sakinleştiricidir. Sinir sisteminde yükselen korku, endişe gibi duyguların papatya çayının içilmesinden bir süre sonra normal seviyelerine gerilediği gözlemlenmiştir. Özellikle yoğun stresli işlerle uğraşan ve hatta zaman zaman sakinleştirici ilaç kullanmayı bile göze alan kişilerin öncelikle papatya çayını denemelerini tavsiye ederiz. Papatya çayının sinir sistemi üzerinde göstermiş olduğu yatıştırıcı etki adet dönemlerinde kadınların daha az sinirli olmasına, sakin kalmalarına ve daha az adet sanıcı çekmelerine de yardımcı olur. Sinir sistemi sağlığının korunması için papatya suyunun etkili olduğu kadar papatya yağı da etkilidir. Burada dikkat edilmesi gereken husus papatya yağının içilmemesidir. Papatya yağının 15-20 cm mesafeden birkaç kez koklanması yeterli gelmektedir. Migren, Baş Ağrısı : Papatya çayının sinir sistemi üzerinde göstermiş olduğu olumlu etki migren ağrısı ve baş ağrısı durumlarına da yardımcı olmaktadır. Migren ataklarının ilk görüldüğü andan itibaren papatya çayı içilmesi durumunda ağrıların şiddeti azalır ve hatta bazen ağrı tamamen ortadan kalkabilir. Kas Gevşetici : Papatya çayının sinir sistemi üzerinde göstermiş olduğu olumlu etki kasların istem dışı ve gereksiz şekilde kasılmalarının da önüne geçebilmektedir. Kadınlarda meydana gelen rahim kası kasılmalarında, genel olarak tüm kas spazmlarında, mide ve barsak kası kasılmalarında, fiziksel aktivite sonucu yorulan kol ve bacak kaslarının gevşemesi için oldukça faydalı ve etkilidir. Gaz, Hazımsızlık : Papatyanın yapısında doğal antispazmodik özellik gösteren maddeler bulunmaktadır. İçerdiği bu maddeler sayesinde papatya çayı mide ve barsaklarda oluşan gazın atılmasında oldukça etkilidir. Aynı maddeler mide ve barsaklarda meydana gelen düzensiz kas kasılmalarının ve spazmların da önüne geçer. Bu nedenle mide ve barsak spazmı tedavisinde, mide ve barsak gazı problemlerinde sıklıkla ve güvenle kullanılabilir. Bebeklerin gaz çıkarmaları için kullanılan en eski ve en doğal yöntemlerden biri papatya çayı içirmektir. Aynı etki yetişkinlerde de görülmektedir. Midenin hazımsızlık yaşadığı durumlarda papatya çayı içmek maden suyu içmekten çok daha etkilidir. Sindirim Sistemi Sağlığı : Papatya çayı, Hassas Barsak Sendromu diğer adıyla Huzursuz Barsak Sendromu (İrritabl Barsak Sendromu-IBS) tedavisinde sıklıkla kullanılan doğal bir ilaçtır. Mide ve barsaklarda meydana gelen gaz ve şişkinliğin giderilmesinde, mide ve barsak ağrılarının ve kramplarının azaltılmasında, mide bulantısı, ülser, gastrit, ülseratif kolit gibi rahatsızlıkların tedavisinde papatya çayı kullanılabilecek en doğal ve en iyi ilaçlardan biridir. İltihap Tedavisi : Papatyanın yapısında doğal antienflamatuvar ve antimikrobiyal özellik gösteren maddeler bulunmaktadır. Bu maddeler deride ve iç organlarda meydana gelebilecek enfeksiyonların önüne geçebilmektedir. Yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda papatya çayının özellikle idrar yolu enfeksiyonları, idrar yolu iltihaplanması, üst solunum yolu ve bademcik iltihaplanması tedavilerinde oldukça etkili olduğu görülmüştür. Bu özelliklerinin yanı sıra papatya çayının vücutta meydana gelen ödemlerin atılmasında da oldukça etkili olduğu görülmüştür. Diyabet : Papatya çayı ve diyabet ilişkisi üzerine yapılan bilimsel çalışmalarda, papatya çayının gıdaların glisemik etkilerini azalttığı, böylece kan şekerinin yükselmesini engelleyici etki gösterdiği tespit edilmiştir. Bu bilimsel çalışmalarda ayrıca gözlerde ve böbreklerde, diyabet hastalığından kaynaklanan zararın azaldığı, görme kaybının ve böbrek yetmezliğinin azaldığı da gözlemlenmiştir. Diyabet nedir, belirtileri nelerdir? Papatya Çayının Diğer Faydaları : Papatya birçok hastalığın önlenmesinde ve tedavisinde kullanılan oldukça faydalı bir bitkidir. Yukarıda detaylı şekilde anlattığımız hastalıkların dışında papatya geleneksel tıp alanında birçok hastalığın ve rahatsızlığın tedavisinde kullanılmaktadır. - Papatya antimikrobiyal etkisi sayesinde açık yaraların temizlenmesinde, mikropların öldürülmesi ve yaranın hızlı iyileşmesinde oldukça etkili ve faydalıdır, - Alerjik reaksiyonların şiddetini azaltır, - Deri dökülmesine neden olan cilt hastalıklarının, egzama, mantar gibi cilt hastalıklarının tedavisinde etkilidir, - Romatizmal ağrıların giderilmesine yardımcı olur, - Sinüzit tedavisinde oldukça etkilidir, - Mide ekşimesi ve reflünün hafifletilmesine yardımcı olur, - Papatya yağının solunum yolu ile ciğerlere alınması (solunması) özellikle bahar aylarında polen alerjisine karşı etkili bir önlemdir, - Papatya yağı vücut üzerinde ağrıyan bölgelere masaj yaparak uygulandığında ağrıların hafiflemesine yardımcı olur, - Papatya yağı ile vücuda uygulanan masaj vücudun tüm yorgunluğunun giderilmesine ve vücudun rahatlamasına yardımcı olur. Papatya Bitkisinin Kozmetik Ürünü Olarak Kullanımında Sağlığa Faydaları Papatya yağı ve papatya çayı farklı şekillerde deri üzerinden uygulandığı durumlarda vücudumuzda çeşitli faydalar sağlamaktadır. Saç Sağlığı ve Saç Bakımı : Papatya, yapısında antimikrobiyal maddeler içermektedir. Papatyanın içeriğinde bulunan bu maddeler saç derisindeki bakterilerin öldürülmesinde, saç derisinde meydana gelen yaraların kapatılmasında, saç derisinin normal sağlığına kavuşmasında oldukça etkili ve faydalıdır. Bu özelliği ile saçlar papatya suyuyla yıkandığında saç derisinde kepek oluşumunun ve saç dökülmelerinin önüne geçilebilir, saç köklerinin güçlenmesi sağlanabilir, saç derisinde meydana gelen kaşıntılar ve buna bağlı oluşan yaralar önlenebilir. Papatya suyu saç ve saç derisinin sağlığını korumak için kullanıldığı gibi saç renginin açılması içinde kullanılabilir. Özellikle yaz aylarında papatya suyu ile yıkanan saçlar güneşte kurutulduğunda saç rengi çok hızlı bir şekilde açılır. Cilt Hastalıkları ve Cilt Sağlığı : Papatya yağı ve papatya suyu günümüzde birçok kozmetik üründe kullanılmaktadır. Papatya suyu ve papatya yağı cildin mikroplardan temizlenmesinde, açık yaraların temizlenmesinde, cildin nemlendirilmesinde çokça kullanılan ürünlerdir. Papatya yağı cildin daha beyaz, daha canlı görünmesini ve cildin daha sağlıklı olmasını sağlar. Cilt üzerindeki ölü hücrelerin temizlenmesi ve tıkanan cilt gözeneklerinin açılması için oldukça etkili ve faydalıdır. Ciltte oluşan akne ve sivilcilerin temizlenmesinde etkili olduğu gibi sivilce ve aknelerin oluşmasını engellemek konusunda da oldukça etkili ve faydalıdır. Papatya yağı orta ve düşük dereceleri yanıkların tedavisinde yanan bölgeye masaj yaparak uygulanırsa yanan bölgenin daha hızlı iyileşmesine yardımcı olur. Papatya yağı kuru ciltlerin nemlendirilmesinde, göz çevresindeki siyah halkaların ve morlukların azaltılmasında da masaj yaparak uygulandığında oldukça faydalıdır. Kaynak: Yemek Kulübüm
  9. Enginar'ın faydaları nelerdir?

    Enginar’ın Sağlığa Faydaları Enginar bahar aylarının ve yazın ilk aylarının en değerli sebzelerinden biridir. Enginar yapısında bulundurduğu vitamin, mineral ve diğer değerli maddeler ile sağlığımız için önemli bir şifa kaynağıdır. Enginarın en önemli ve bilinen faydaları şunlardır: Beyin Sağlığı: Enginar yüksek miktarda Potasyum minerali içermesi nedeniyle damarlarda vazodilatör etki yaparak damarların daralmasına izin vermez, genleşmesine yardımcı olur. Böylece damarlardaki kan basıncının normal seviyelerinde kalmasını sağlar. Bu özelliğinin yanı sıra kalbe destek olan enginar kalbin sağlıklı bir şekilde kan pompalamasına yardımcı olurken kalbin beyne yeterli miktarda kan pompalamasını dolayısıyla beyne yeterli miktarda oksijen taşınmasına da yardımcı olur. Enginarın beyin sağlığımız için bir diğer önemi beynin ihtiyacı olan Fosfor mineralini tedarik etmesidir. Kolesterolü Düşürür: Enginarın yapısında yüksek miktarda bulunan doymamış yağ asitleri kan içerisindeki kötü huylu kolesterol (LDL) seviyesini düşürerek iyi huylu kolesterol (HDL) seviyesini yükseltirler. Kolesterolün düşürülmesinde yalnızca doymamış yağ asitleri etkil değildir. Enginarın yapısında, kolesterol tedavisinde kullanılan ilaçların içeriğinde kullanılan Niasin (B3 vitamini) de bulunmaktadır. Niasin normal şartlarda karaciğerimiz tarafından üretilebilen bir vitamin olmasına karşın bu üretim yeterli miktarda değildir. Bu özelliklerinin dışında bazı araştırmalarda enginarın yapısında bulunan Cynarin isimli maddesinin safra kesesinin daha fazla safra asidi üretmesine dolayısıyla kandaki kötü kolesterol seviyesinin düşürülmesine katkı sağladığı yönünde bulgular elde edilmiştir. Enginarın kendisi kadar etli yapraklarınında kolesterolü düşürmede etkili olduğu çeşitli bilimsel araştırmalarda kanıtlanmıştır. Kalp ve Damar Hastalıklarını Önler: Enginar yüksek miktarda Potasyum minerali içermesi nedeniyle damarlarda vazodilatör etki yaparak damarların daralmasına izin vermez, genleşmesine yardımcı olur. Böylece damarlardaki kan basıncının normal seviyelerinde kalmasını sağlayarak kalbin daha az zorlanmasını, kalp kapakçıklarının görevini daha rahat yerine getirmesine olanak sağlar. Bu özelliğinin yanı sıra enginar yapısında bulunan antioksidan maddelerle kan içerisinde bulunan toksik maddeleri yok ederek, damarlar içerisinde herhangi bir tıkanıklığın oluşmasına engel olur. Kanseri Önler: Enginarın yüksek antioksidan kapasitesinin bazı kanser türleri üzerinde önleyici etki gösterdi çeşitli bilimsel araştırmalarda tespit edilmiştir. Bu araştırmalardan birinde enginarın yapısında bulunan C vitamini ve diğer antioksidan maddelerin kanserli hücrelerin yaşama şansını azaltarak sağlıklı vücut hücrelerinin yaşam şartlarını iyileştirdiği, dolayısıyla lösemi, göğüs kanseri ve prostat kanseri üzerinde olumlu etki gösterdiği görülmüştür. Bu konuda İtalya ve Almanya’da yapılan farklı bilimsel çalışmalarda da enginarın lösemi, göğüs kanseri ve prostat kanserine yakalanma riskini azalttığı kanıtlanmıştır. Anemiyi Önler: Anemi hastalığı vücudun Demir minerali eksikliği yaşamasında kaynaklanan bir hastalıktır. Enginar demir minerali bakımından oldukça zengin bir gıda maddesidir. 100 gram enginar yetişkin bir insanın günlük ihtiyaç duyduğu demir mineralinin %16’sını karşılayabilir. Enginar yalnızca demir minerali yönünden değil potasyum, bakır, fosfor ve sodyum mineralleri bakımından da zengindir. Bu mineraller kan hücrelerinin sağlıklı bir şekilde çoğalmasına ve yaşamasına büyük katkı sağlrlar. Antioksidan Özellik: Enginar’ın yapısında bulunan antioksidan maddeler enginarı değerli bir gıda maddesi haline getirir. Gıdaların antioksidan madde kapasitesini gösteren ORAC değerlerine göre enginarın ORAC değeri 6.552’dir. Bu değer enginarı değerli bir gıda maddesi haline getirir. Enginarı antioksidan özelliğini başka bir gıda ile karşılaştırırsak değerini daha net anlayabiliriz: Enginarın yapısındaki antioksidanlar C vitamininden 9 kat daha etkilidir. Enginar antioksidan özelliği ile vücutta bulunan toksik maddelerin (serbest radikallerin) vücuttan atılmasına yardımcı olarak vücudun detoks yapmasını sağlarken, hem karaciğerin sağlıklı çalışmasına hem de bağışıklık sisteminin güçlenmesine büyük destek sağlar. Karaciğer Sağlığı: Enginar yüksek antioksidan madde kapastesi sayesinde vücudun ihtiyaç duyduğu antioksidan madde miktarını karşılamaya yardımcı olurken, karaciğerin antioksidan üretimine de ciddi destek olur. Enginarın yapısında bulunan Silymarin ve Cynarin isimli maddeler karaciğerin özellikle çevre kirliliğinden kaynaklanan ve vücuda giren bu toksik maddelere karşı direnci arttırır ve hastalıklara yakalanma riskini azaltır. Enginarın karaciğer üzerinde bir diğer olumlu etkisi de; karaciğerin kandaki kötü kolesterol seviyesinin düşürülmesi için yaptığı çalışmalara yardımcı olarak karaciğerin daha az yorulmasına imkan sağlamaktır. Sindirim Sistemi Sağlığı: Enginar, sindirim sistemimizin ihtiyaç duyduğu lifli gıdalar arasında en önemli ve en faydalı olan gıdalardan biridir. Enginar yüksek lifli yapısının yanı sıra zengin bir antioksidan, vitamin ve mineral kaynağıdır. Bu özelliği ile enginar barsaklarımızın sağlıklı çalışması için odukça önemli katkılar sağlar. Barsaklarımızın Persitatik hareketlerinin düzenli ve sağlıklı yürümesine katkı veren enginar lifli yapısı ile barsaklardaki fazla yağın emilerek vücuttan atılmasını sağlar, kabızlığı önler. Enginarın yapısında bulunan antioksidan maddeler barsaklarımızda toksik maddeleri yok ederek barsaklarımızın gereksiz yorulmasını, hazımsızlığı, şişkinliği önler. Bu özelliği ile enginar “İrritabl Barsak Sendromu” rahatsızlığının tedavisi içinde oldukça faydalıdır. Enginar tüm bu özelliklerinin yanı sıra mide ve safra asidi miktarının düzenlenmesine ciddi destekte bulunarak mide ekşimesi gibi problemlerin önlenmesini sağlar. Kilo Kontrolüne Yardımcıdır: Enginarın lifli bir yapıda olması ve yüksek miktarda antioksidan madde içermesi diyet yapan kişiler için enginarı harika bir gıda maddesi yapmaktadır. Bu iki harika özelliğinin yanı sıra 100 gram enginarın yalnızca 47 kcal enerji verdiğini de özellikle belirtmekte fayda var. Enginar, sağlıklı kilo vemek isteyen kişiler için muhteşem bir diyet menüsü gıdasıdır. Bağışıklık Sistemini Korur: Enginar yüksek ORAC değeri ile en değerli antioksidan gıda maddelerinden birisidir. Enginarın yapısında buluna Flavonoid maddelerin haricinde E vitamini ve C vitamini kapasiteside oldukça yüksektir. Bu nedenle enginar değerli bir antioksidan gıda maddesidir. Yüksek antioksidan özelliği ile enginar bağışıklık sistemimizi destekleyerek hastalıklara karşı vücudumuzun direnç kazanmasına katkı sağlar. Enginarın, yetişkin bir bireyin günlük C vitamini ihtiyacının %13’ünü tek başına karşılayabilir. Kemik Sağlığını Korur: Enginarın yapısında bulunan K vitamini, kemik metabolizmasındakalsiyum mineralinin kemik dokusuna geçişini sağlayan osteokalsin proteinini aktive ederek kemik dokusunun güçlenmesine, osteoporoz ve osteomalazi gibi kemik hastalarının ortaya çıkmasına engel olur. K vitamini haricinde enginar, kemik sağlığının korunması ve gelişmesi için kemik metabolimasında gerekli olan Magnezyum, Fosfor ve Manganez mineralleri içinde iyi bir kaynaktır. Enginarın Diğer Faydaları: Yukarıda saymış olduğumuz faydaların yanı sıra enginarın sağlığımız için daha birçok faydası bulunmaktadır. - İdrar söktürücüdür, - Çeşitli böbrek hastalıklarına yakalanma riskini düşürür, - Diyabet hastaları için en kaliteli gıda maddelerinden biridir, - Sigara içen kişilerde vücutta biriken nikotin seviyesini azaltmaya yardımcıdır, - Vücut hücrelerinin sağlıklı çalışabilmek için ihiyaç duyduğu mineral ve vitaminleri tedarik eder, - Vücut metabolizmasının sağlıklı çalışabilmesi için gerekli olan vitamin, mineral, karbonhidrat ve aminoasitleri tedarik eder, Kaynak : Yemek Kulübüm
  10. Biberiye'nin faydaları nelerdir?

    Biberiye’nin Sağlığa Faydaları Son zamanlarda çoğunlukla yemeklerimize hoş bir aroma, koku ve lezzet vermek için kullandığımız biberiye yüzyıllardır geleneksel tıp alanında birçok hastalığın tedavisinde, rahatsızlıkların giderilmesinde ve önlenmesinde sıklıkla kullanılmaktadır. Biberiyenin içeriğinde bulunan birçok vitamin, mineral, flavonoid, fenolik bileşik ve uçucu yağlar baş ağrısından kansere kadar birçok hastalığın tedavisinde kullanılan ve insan sağlığı için oldukça faydalı bir bitkidir. En son yapılan bilimsel araştırmalar sonucunda biberiye, adaçayı ile birlikte en yüksek antioksidan özelliğe sahip bitki olarak tespit edilmiştir. Kanser : Biberiye’nin yapısında bulunan karnasol, karnosik asit ve rosmarinik asit yüksek antioksidan aktivite gösteren maddelerdir. Bu üç maddenin birlikte bulunduğu tek bitki biberiyedir. Karnasol; meme, yumurtalık ve barsak tümörlerinde kanserli hücrelerin büyümesini engelleyen ender maddelerden biridir. Karnosik asit ve rosmarinik asitte yüksek antioksidan özellikleri sayesinde vücutta bulunan serbest radikalleri bağlayarak kanserli hücre oluşumuna engel olurlar. Karnasol, kanserli hücrelerin büyümesini engellediği gibi lösemi, kolon kanseri, göğüs kanseri, prostat kanseri ve deri kanserinde ağrı tedavisinde de kullanılmaktadır. Beyin Sağlığı (Hafıza) : Biberiye ilk olarak Antik Yunan döneminde hafızayı güçlendirmek ve konsantrasyonu arttırmak için kullanılmaya başlanmıştır. Gelişen bilimle birlikte son yıllarda yapılan araştırmalarda biberiyenin yapısında bulunan karnosik asitin beyin ve sinir hastalıkları üzerinde birçok olumlu etkisi olduğunu tespit etmiştir. Karnosik asit beyin ve sinir hücrelerini koruyucu ve güçlendirici özellik göstermektedir. Bu özelliği ile hafıza kaybı, yaşa bağlı bunama ve yaşa bağlı Alzheimer gibi hastalıkların tedavisinde ve önlenmesinde oldukça etkili ve faydalı bir maddedir. Biberiyenin yapısında bulunan uçucu yağlar beyni çok hızlı bir şekilde uyarırlar ve beynin konsantrasyonunu artırırlar. Konsantrasyonun artması ile birlikte zihinsel faaliyet hızlanır, hafıza güçlenir, yükselen stres seviyesi düşer. Antioksidan Özellik, Karaciğer Sağlığı : Karaciğer, vücudumuzun kimyasal madde temizliğinden sorumlu organdır. Başka bir deyişle karaciğer vücudumuza ağız ya da kan yoluyla giren zararlı kimyasal maddelerin yok edilmesinden sorumludur. Karaciğer bu görevi yerine getirmek için antioksidan maddeler üretir. Üretilen bu antioksidan maddeler vücudumuzdaki zararlı kimyasal maddeleri yakalayarak vücudumuzdan atılmasına yardımcı olurlar. Karaciğer bu görevi yerine getirirken zaman zaman yetersiz kalabilir. Bu nedenle vücudumuza gıdalar yoluyla bol miktarda antioksidan madde almak hem karaciğerimizin işini kolaylaştırır hem de karaciğerimizin daha az yorulmasına engel olur. Yapılan bilimsel araştırmalar sonucunda en yüksek antioksidan kapasitesine sahip gıdalar listesinde biberiye ilk 10 gıda içinde yer almaktadır. Bu özelliği ile karaciğerin görevini yerine getirmesine yardımcı olurken karaciğerin daha az yorulmasına dolayısıyla siroz ve diğer hastalıklara engel olur. Bağışıklık Sistemi Sağlığı : Biberiye, içeriğinde bulunan fenolik bileşikler, flavonoidler, antioksidan maddeler, vitaminler ve mineraller sayesinde bağışıklık sisteminin güçlenmesine büyük katkı sağlar. Özellikle antioksidan kapasitesinin çok yüksek olması bağışıklık sisteminin işleyişine oldukça yardımcıdır. Güçlü bağışıklık sistemi üst solunum yolu hastalıklarından, kansere kadar birçok hastalığın vücudumuzda gelişmesinin önüne geçer, sağlığımızın korunması için çalışır. Sindirim Sistemi Sağlığı : Biberiye yüzyıllar öncesinden itibaren hafızayı güçlendirici özelliği ile birlikte çeşitli sindirim sistemi hastalıklarının tedavisinde de kullanılan bir bitkidir. Hazımsızlık başta olmak üzere gastrit, ülser gibi mide rahatsızlıklarının tedavisinde ve kabızlığın önlenmesinde kullanılagelmiştir. Yapısında bulunan anti-inflamatuar özellikteki maddeler sayesinde de sindirim sisteminin sağlıklı bir şekilde çalışmasına yardımcı olur. Migren ve Diğer Ağrılar : Biberiye yüzyıllardır migren, baş ağrısı, çeşitli kas ve eklem ağrılarının dindirilmesi için kullanılan bir bitkidir. Biberiyenin yapısında bulunan uçucu yağlar vücudumuzda ortaya çıkan birçok bölgesel ağrının ve migrenin geçirilmesinde etkin rol oynar. Migren ve baş ağrısı için düzenli biberiye tüketiminin faydası olmakla birlikte aniden ortaya çıkan ağrıların geçirilmesinde biberiyenin yapısındaki uçucu yağların solunum yoluyla vücuda alınması ağrının azaltılmasında veya yok edilmesinde oldukça etkilidir. Solunum yolu ile vücuda alınan biberiye, sinüzitten kaynaklanan baş ağrısının ve migrenin geçirilmesinde oldukça etkilidir. Vücutta meydana gelen kas ve eklem ağrıları, kas krampları ve spazmlar için biberiye yağının deri üzerinden problemli bölgeye uygulanması rahatsızlığın giderilmesinde oldukça etkilidir. Hatta biberiye yağının deri üzerinden uygulanması romatizmal ağrıların giderilmesinde bile oldukça etkilidir. Solunum Yolu Hastalıkları : Biberiyenin yapısında bulunan uçucu yağlar ve antioksidan maddeler solunum yolu hastalıklarının tedavisinde ve önlenmesinde oldukça etkilidir. Uçucu yağlar solunum yolunu açarak rahat nefes almamıza yardımcı olurken antioksidan maddeler ve vitaminlerle birlikte solunum yolu iltihaplarının yok edilmesinde ve iyileşmesinde aktif görev alır. Grip ve soğuk algınlığı tedavisinde, boğaz ağrısı ve boğaz şişliğinin giderilmesinde biberiye oldukça etkilidir. Astımlı hastalarda astımın belirtilerinin hafifletilmesinde de oldukça faydalıdır. Ağız Sağlığı : Biberiye çayını gargara yapmamız durumunda ağız kokusunu giderebilir ve ferah bir nefesimiz olmasını sağlayabiliriz. Biberiye çayı gargarası ağız içinde bulunan aft ve yaraların iyileşmesine, diş eti hastalıklarının iyileşmesine yardımcı olurken ağız içinde bulunan bakterilerin yok edilmesini sağlayarak ağız sağlığımızın korunmasına yardımcı olur. Biberiyenin Diğer Faydaları: Biberiye birçok hastalığın önlenmesinde ve tedavisinde kullanılan oldukça yararlı bir bitkidir. Yukarıda detaylı şekilde anlattığımız hastalıkların dışında biberiye geleneksel tıp alanında birçok hastalığın ve rahatsızlığın tedavisinde kullanılmaktadır. - İştahı keser, kilo kontrolüne ve diyete yardımcıdır, - Saç ve saç derisi sağlığının korunmasına yardımcı olur, saç dökülmesini engeller, saçın parlak bir görünüm kazanmasını sağlar, - Saçlarda kepek oluşumunu önler, - Kan dolaşımını hızlandırır, beyin başta olmak üzere vücudun tüm hücrelerine daha fazla oksijen taşınmasını sağlar, - Vücutta ve deride oluşan iltihapların kapanmasına yardımcı olur, - Cildin kendini yenilemesine yardımcı olur - Deri üzerinde yağ birikimini ve sivilce oluşumunu önler, - Deri hücrelerinin temizlenmesine ve yenilenmesine yardımcı olur. Bu özelliği ile cildin gençleşmesine ve cildin erken yaşlanmamasına yardımcı olur. - Deri altında biriken yağların yakılmasına yardımcı olur, basen ve selülit oluşumunu engeller, - Cildin parlak bir görünüm kazanmasını sağlar, - Vücuttaki alerjik reaksiyonların şiddetini azaltır, - Stres azaltıcı etki gösterir, - Antiseptik özellik gösterir. Kaynak: Yemek Kulübüm
  11. Bal'ın faydaları nelerdir?

    Bal’ın Sağlığa Faydaları Bal binlerce yıl öncesinden beri insanoğlu tarafından şifa kaynağı bir gıda maddesi olarak tüketilmiştir. Eski Mısır’da Tanrılara adanmış, pek çok toplumda kutsal kabul edilmiştir. Eski Mısır, Eski Yunan ve Eski Çin geleneksel tıbbında bal birçok hastalığın tedavisinde kullanılmış nadide bir gıda maddesi olarak tarihte hep var olmuştur. Tarih boyunca öksürükten yara bakımına kadar pek çok sağlık probleminin giderilmesinde kullanılan balın geleneksel ve bilimsel tıp alanında tespit edilen faydaları şunlardır: Doğal Tatlandırıcı Özellik: Şeker içeriği yüksek gıdaları tüketmekte alışkanlığınız varsa ve özellikle çay, kahve gibi sıvı gıdaları çok şekerli içiyorsanız şeker yerine bal kullanabilirsiniz. Balı, içeceklerinizi tatlandırmak için kullandığınızda içeceğinizin tadını ilk başlarda garipseyebilirsiniz ancak şeker kullanmaktan çok daha sağlıklı olacağını unutmayın. Sakkarin, Aspartam gibi yapay tatlandırıcılar zamanla midede bazı sorunlara neden olabilirler. Beyaz şeker kullanımı da zaman içerisinde diyabet riskini arttırmaktadır ancak balın tatlandırıcı olarak kullanıldığında, gün içerisinde çok fazla miktarda tüketilmediği sürece, en sağlıklı tatlandırıcı madde olduğunu unutmamak gerekir. Vücuda Enerji Verir: Eski Roma döneminde askerlerin enerji ihtiyacını karşılamak için, Antik Yunan döneminde olimpiyat sporcularının acil enerji ihtiyacını karşılamak için bal ve incir en çok tüketilen gıda maddeleri olmuştur. Balın yapısında glikoz, fruktoz ve diğer şeker türleri doğal halde ve tek başlarına (bileşik yapıda değil) bulunurlar. Bu özelliği nedeniyle balı tükettiğimiz andan itibaren barsaklarımızdan çok hızlı bir şekilde emilerek kana karışarak hücrelerimizde enerji üretiminde kullanılır. Vücudun acil enerji ihtiyacının olduğu zamanlarda şekerli gıdalar tüketmek yerine bal tüketmek çok daha sağlıklı bir enerji elde etme yöntemidir. Örneğin sınav esnasına şeker ve çikolata tüketmek yerine az miktarda bal tüketmek beynin enerji ihtiyacının daha hızlı karşılanmasına olanak sağlayabilir. Antioksidan, Antimikrobiyal, Antiseptik, Antifungal Özellik: Balın şekerler ve su haricinde kalan %1’lik bölümünü oluşturan ve sağlığımız için en önemli bölüm olan vitaminler, mineraller ve diğer kimyasallar maddeler balın anti- özelliklerinin temelini oluşturur. Balın yapısında bulunan antioksidan maddeler toksik maddelerin (serbest radikaller) vücudumuzdan atılmasına yardımcı olarak doğal detoks yaparlar. Antimikrobiyal maddeler vücudumuzdaki zararlı mikroorganizmaların yok edilmesine, antiseptik maddeler vücudumuzdaki yaraların temizlenmesine ve daha hızlı iyileşmesine, antifungal maddeler vücudumuzdaki zararlı mantarların yok edilmesine yardımcı olur. Balın bu özellikleri bağışıklık sistemimizin de güçlenmesine yardımcı olurlar. Bağışıklık Sistemini Güçlendirir: Balın yapısında doğal olarak bulunan antioksidan, antimikrobiyal, antiseptik, antifungal vb. maddeler ile vitamin ve mineraller her zaman bağışıklık sistemimizin iyi çalışması için destek olurlar. Balın yapısında bulunan bu maddeler bağışıklık sistemimizi desteklediği gibi bağışıklık sistemimizin mikroplarla savaşabilmesi için gerekli olan maddelerin üretilmesine de katkıda bulunurlar. Bal düzenli olarak tüketildiği zaman bağışıklık sistemimizin her türlü mikrobiyal tehtide karşı koyma gücü her zaman üst seviyede olmasını sağlar. Bu özelliklerinin dışında bal, vücudumuz için gerekli olan dost bakterilerin yaşamasına ve çoğalmasına destek olarak probiyotik özellik gösterir. Balın bağışıklık sistemine vermiş olduğu destek alerjik reaksiyonlara karşıda üst seviyededir. Özellikle bahar aylarında çiçek polenlerinin neden olduğu alerjik reaksiyonların azaltılmasında bağışıklık sistemimize önemli derecede yardımcı olur. Ciltteki Yara ve Yanıkları İyileştirir: Yapılan bilimsel araştırmalarda balın yapısında doğal olarak Hidrojen Peroksit olduğu tespit edilmiştir. Hidrojen peroksit tıp alanında yaralardaki mikropların öldürülmesinde ve yaraların temizlenmesinde kullanılan antiseptik bir maddedir. Balın yapısında bulunan doğal Hidrojen peroksit tıbbi olarak kullanılandan çok daha üstün ve kalitelidir. Deri üzerindeki büyük olmayan açık yaraların, kesiklerin temizlenmesi ve çabuk iyileşmesi için bal sürmek çok etkin bir tedavi yöntemidir. Bu yöntem Eski Mısır, Eski Roma, Antik Yunan ve Çin geleneksel tıbbından itibaren yüzyıllar boyunca kullanılan bir yöntemdir. Yara üzerine sürülen bal bakterilerin çoğalmasını ve enfeksiyonları engellerken deri hücrelerinin daha az zarar görmesini ve yaranın daha hızlı iyileşmesine yardımcı olur. Sindirim Sistemi Hastalıklarını Tedavi Eder: Balın sindirim sistemi için vermiş olduğu en önemli destek vücudun ihtiyaç duyduğu sindirim enzimlerini kolayca üretebilmesine yardımcı olmasıdır. Bu özelliği ile bal sindirim sistemimizin olağan çalışma düzeninin korunmasına yardımcı olur. Düzenli bal tüketimi ile balın antimikrobiyal, antifungal ve antiseptik özellikleri sayesinde barsaklarda bakteriyel kaynaklı rahatsızlıkların önüne geçilebilmektedir. Bazı bilimsel araştırmalarda balın limon ile birlikte tüketildiği durumlarda mide asiditesinin dengelendiği, İrritabl (Huzursuz) Barsak Sendromu ve Crohn’s hastalığına iyi geldiği sonucuna da varılmıştır. Kalp ve Damar Sağlığını Korur: Yapılan bazı bilimsel çalışmalarda düzenli bir şekilde balın tarçın ile birlikte tüketildiği zaman damar sağlığının korunmasına yardımcı olduğu ve kandaki kötü kolesterol seviyesinin %10’a kadar düşürülebildiği görülmüştür. Bazı kaynaklarda balın damar sertliğini önlediği ve kalp krizi riskini azalttığı belirtilmektedir ancak bu konuda henüz bilimsel çalışmalar yeterli değildir. Kan Şekeri Seviyesini Düzenler: Bal, yapısında %82 (ortalama) karbonhidrat (şeker) olan bir gıda maddesidir. Balın yapısında bulunan şekerin %50’si fruktoz, %43’ü glikoz’dan oluşmaktadır. Şekerlerin ve balın diyabet üzerine etkisini gösteren Glisemik İndeks (GI) değerlerine baktığımızda toz şekerin glisemik indeksi 100 birim, fruktozun 20 birim, balın 61 birim olduğunu görüyoruz. Gıdalarda en çok bulunan glikoz ve fruktoz ile mukayase edildiğinde bal, glikoza göre kan şekeri seviyesini daha az yükseltirken, fruktoza göre daha çok yükseltmektedir. Bu şu anlama gelmektedir; kan şekeri seviyesi 120 ve 120’den daha düşük olan bireyler aşırıya kaçmamak koşuluyla balı tatlandırıcı olarak güvenle kullanabilirler. Balın yapısında bulunan fruktoz ve glikoz kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olacaktır ancak kan şekeri seviyesi 120 ve 120’den yukarı olan kişilerin bal tüketimini sınırlandırması diyabet hastalığının daha fazla ilerlememesi için daha uygun olacaktır. Kanser Tedavisine Yardımcı Olur: Yapılan bazı araştırmalarda balın yapısında bulunan maddelerin kanser hücrelerini yok ettiği ve kanseri önlediğine dair bulgular elde edildiği ileri sürülmüştür. Ancak bu bulgular bilimsel olarak kabul görmüş tespitler değildir. Öksürüğü Azaltır: Bal, yüzyıllardır farklı kültürlerde ve toplumlarda geleneksel tıp alanında öksürüğün azaltılması için kulanılmış bir gıda maddesidir. Balın yapısında bulunun antimikrobiyal, antifungal ve antioksidan maddeler ağzın içine, boğaz ve bronşlara yerleşen bakterileri yok ederek öksürüğün azalarak hızlı bir şekilde ortadan kalkmasına imkan sağlamaktadır. Öksürüğün azaltılmasında, balın limon ile birlikte kullanılması daha etkili olmaktadır. Cildi Temizler, Güzelleştirir: Bal cilde harici olarak uygulandığında cilt üzerinde akne, sivilce ve siğillere neden olan bakterilerin öldürülmesini sağlarken, cilt gözeneklerini temizleyerek deri hücrelerinin rahat nefes almasını, cildin nemini korumasını sağlar. Ağız Sağlığının Korunmasına Yardımcı Olur: Bal, ister tek başına ister limon ile birlikte tüketilsin, ağız içerisinde ve boğazda bulunan bakterileri öldürerek diş çürüklerinin, diş eti hastalıklarının ve ağız kokusunun azalmasına imkan sağlar. Kilo Kontrolüne Yardımcı Olur: Sabah kalkar kalmaz aç karnına ballı-limonlu ılık su içilmesinin kilo vermeye yardımcı olduğu çeşitli kaynaklarda söylenen bir durumdur. Bu durum henüz bilimsel olarak kanıtlanmış olmasa da birçok Amerikan diyet uzmanının kilo kontrolü için önerileri arasında yer almaktadır. Peki ballı-limonlu ılık su kilo kontrolüne nasıl yardımcı olmaktadır? Ballı limonlu ılık su; vücudun güne başlarken ihtiyaç duyduğu suyu ve elektrolit maddeleri (mineraller) takviye eder, gün boyunca sindirim sistemi için gerekli olan enzimlerin takviyesini sağlar, sindirim sisteminin son etabı olan barsakların sağlıklı ve etkin çalışmasına yardımcı olur, vücuda antioksidan desteği vererek karaciğerin sağlıklı çalışmasına ve toksik maddelerin vücuttan kolayca atılmasına yardımcı olur. Balın Diğer Faydaları: Bal geleneksel tıp alanında birçok hastalığın ve rahatsızlığın tedavisi için kullanılmış kutsal bir gıdadır. Yukarıda saymış olduğumuz problemler dışına bal geleneksel olarak şu rahatsızlıklar için de kullanılmıştır; - Uyku uyuma zorluğu çekenler için yardımcıdır, - Kafa derisinde meydana gelen kepek, kaşıntı ve pullanmaları geçirir, saçların sağlıklı bir görünüm kazanmasını sağlar, - Mide bulantısı, kabız ve ishali azaltır, - Mide de oluşan gazın azalmasını sağlar, - İdrar yolu hastalıklarının tedavisine yardımcı olur, - Nefes darlığı, astım, bronşit gibi solunum yolu hastalıklarının önlenmesinde ve tedavisinde kullanılır, - Vücudun en küçük birim olan hücrelerin sağlıklı şekilde çalışması için yardımcı olur, - Balın kimyasal yapısı çeşidine göre değişkenlik gösterir. Örneğin Anzer balı, Kestane balı, Çam balı, Ayçiçek balı, Portakal Çiçeği balı birbirlerinden çok farklı türlerde ve oranlarda vitamin, mineral ve diğer kimyasal maddeleri içeriyorlardır. Bu farklılıktan dolayı da yukarıda belirtmiş olduğumuz faydalardan daha çok v daha farklı faydalarını görebilmek mümkündür. Kaynak : Yemek Kulübüm

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.