<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0">
<channel>
	<title>Forum Başlıkları</title>
	<description>Forum Başlıkları</description>
	<link>http://www.turkish-media.com/forum/index.php</link>
	<pubDate>Sat, 20 Mar 2010 13:14:24 +0000</pubDate>
	<ttl>60</ttl>
	<item>
		<title>YENİ ANAYASA</title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/195842-yeni-anayasa/</link>
		<description><![CDATA[<strong class='bbc'><em class='bbc'><span style='font-family: Comic Sans MS'><span style='font-size: 13px;'>KIRK SEKİZ SAAT BEKLETİLEN GEMİ - AZİZ NESİN<br />
 <br />
Dünya tarihinin en alçakça yargılanmalarından biri belki de başlıcası Mithat Paşa davasıdır.<br />
Mithat Paşa, Yıldız'daki uydurma mahkemede, kiralık yargıçlar önünde, yapma ve uydurma suçlardan mahkum edilir. Sonradan boğdurulacağı zindana sürgün edilecektir. Bir gemiye bindirilip, gemi kalkar...<br />
Ama Boğaz'dan dışarı çıkmaz. Kızkulesi önüne gelince demir atar, durur. Kırksekiz saat burada yatar gemi, ondan sonra yola çıktığını birtürlü anlayamamışlar. <br />
Pek öyle üstünde durup düşünen de yok ya... Mithat Paşa kimdir, ne yapmak istemiştir, Abdülhamit ona neden kızmıştır? Bütün bunlar kimin umurunda... <br />
Ama yine, ne de olsa birkaç meraklı var. Mithat Paşa'nın bindirildiği geminin kazanı mı patladı, makinası mı bozuldu, daha yolun başında dibi mi delindi? Nedir, ne oldu da gemi birkaç yüz metre açıldıktan sonra, kırksekiz saat Kızkulesi açığında demir atıp durdu?<br />
Yakınlarından olanlar, bir yolunu bulup uygun biçimde bunu Abdülhamit'e sormuşlar, Padişahların en işkillisi ve en kurnazı olan Sultan Abdülhamit:<br />
''Mithat Paşa'nın uğruna kendisini feda ettiği millet, bakalım onun için ne yapacak? Mithat Paşa'yı kurtarmaya çalışacak mı? diye merak ettim de, bunu anlamak için gemiyi hareket ettirdikten sonra Kızkulesi önünde kırksekiz saat beklettim.''Yanıtını vermiş<br />
Mithat Paşa'yı, milletinin Anayasayla yönetilmesini istediği için, boğdurulacağı zindanına götürecek olan gemi, kırksekiz saat değil, kırksekiz gün kızkulesi önünde demirli kalsa, kimsenin kılının kıpırdayacağı yok: Sağır bir ortam, sağırlaştırılmış bir ortam, vurdum duymaz olmuş bir ortam...<br />
Mithat Paşa'nın hapsedildiği gemi, Kızkulesi önünde demirliyken, gazeteler bu karara karşı yayın yapsalar, İstanbul'da küçük bir kıpırdanma, başkaldırma, ayaklanma başlangıcı olsa, kurnaz padişah, Mithat Paşa'yı Taif Zindanına göndermekten vazgeçecek. Ya bir aff-ı şahane, ya bir karar değişikliği... <br />
Ama, kiralık, satılık kalemler, hem de en büyük tanınanları, en ünlüleri, sözde kanun yoluna sokulmuş, bir meşru biçim verilmiş bu eşsiz siyasi cinayeti savunurlar, onun doğru olduğunu millete ispata çalışırlar.<br />
<br />
<br />
<br />
  Sene 2010 Bu olay yıllar önce yaşanmış ve değerli bir yazarımız tarafından yıllar önce yazılmış(yazarımızın mezarına yıldızlar yağsın). Ne gariptir ki ülkemizde yeni anayasa çalışmaları gündemde,Hz.Mavuyanın yüzük oyunlarını aratmayacak oyunlarla ve tuzaklarla dolu hazırlanmaya çalışılan anayasaya malesef ülkemizde, ne aydınlardan ne sivil toplum örgütlerinden, nede vatandaşlardan herhangi bir tepki gelmemekte.Yazar mı ileriyi görmüş te bugünler için yazmış,yoksa biz mi kör sağır,duyarsızız,hep beraber düşünelim. </span></span></em></strong>]]></description>
		<pubDate>Sat, 20 Mar 2010 13:14:24 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/195842-yeni-anayasa/</guid>
	</item>
	<item>
		<title><![CDATA[Etik Kurul mu, &#34;Fetva makamı&#34; mı?]]></title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/195528-etik-kurul-mu-fetva-makami-mi/</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-size: 13px;'><br />
<strong class='bbc'><span style='color: #8B0000'><span style='font-size: 17px;'><span style='font-family: Georgia'>Sağlıkta etik kurula ilahiyatçı </span></span></span></strong></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 15px;'>Sağlık Bakanlığı, geçtiğimiz Perşembe günü Resmi Gazete'de yayımlanan "Klinik Araştımalar Hakkında Yönetmelik" ile önemli bir kararı hayata geçirdi. </span><br />
<span style='font-size: 15px;'>23 Aralık 2008 tarihli son yönetmelikteki birçok maddenin, daha önce Türk Tabipler Birliği'nin açtığı davanın sonucunda yürütmesi durdurulmuştu. </span><br />
<span style='font-size: 15px;'><strong class='bbc'>Sağlık Bakanlığı, bu maddeleri değiştirmesi sırasında "<span style='color: #000080'>eli değmişken</span>" başka önemli bir değişiklik daha yaptı.</strong></span><br />
<span style='font-size: 15px;'> </span><br />
<strong class='bbc'><span style='font-size: 15px;'><span style='color: #8B0000'><span style='font-family: Georgia'>Etik kurullara ilahiyatçı geliyor</span></span></span></strong><br />
<span style='font-size: 15px;'>23 Aralık 2008'de yayımlanan ve geçtiğimiz aylarda, Danıştay 10. Dairesi tarafından bazı maddelerinin yürütmesi durdurulan KAHY ile ilgili değişiklikler 27518 sayılı ve 11 Mart 2010 Parşembe tarihli Resmi Gazete'de yayımlandı. Bu değişiklikler arasında yürütmeyi durdurma kararı ile ilgisi olmamasına rağmen "araya sıkıştırılan" bir madde de var.</span><br />
 <br />
<span style='font-size: 15px;'>"İlaç Klinik Araştırmaları Etik Danışma Kurulu üyeleri" ile "İlaç Dışı Klinik Araştırmalar Etik Danışma Kurulu üyelerinin" nitelik ve sayısını da belirleyen 10. Madde'ye göre ilahiyat mezunu bir kişi de bu kurulların üyeleri arasına katılacak. </span><br />
 <br />
<span style='font-size: 15px;'>İlgili maddelerde, kurula katılacak olan ilahiyat fakültesi mezunu şu şekilde tarif ediliyor: "Sağlık mesleği mensubu olmayan, sağlıkla ilgili bir kurum veya kuruluşta çalışmayan ve klinik araştırmalarla ilgisi bulunmayan ilahiyat fakültesi mezunu bir üye."</span><br />
 <br />
<strong class='bbc'><span style='font-size: 15px;'> </span></strong><p class='citation'>Alıntı</p><div class="blockquote"><div class='quote'>
<strong class='bbc'><span style='font-size: 15px;'><span style='color: #8B0000'><span style='font-family: Georgia'>Etik Kurul mu, "Fetva makamı" mı?</span></span></span></strong><br />
<span style='font-size: 15px;'>İlaç araştırmalarıyla ilgili etik danışma kurulu üyesi akademisyenlerin, kurullara ilk kez din adamının girecek olmasına ilişkin, "kurulda ahlaki, hukuki ve bilimsel yönü iyi bilen deontoloji uzmanı zaten var. Dini ve uhrevi yaklaşım bilimsel çalışmaları geriletebilir" görüşünü savundukları bilinirken, ilahiyatçıların da, "haram maddelerin ilaç yapımında kullanılıp kullanılmayacağı konusuna açıklık gelir" savunusunda bulundukları görülmüştü.</span><br />
 <br />
<span style='font-size: 15px;'>Sağlık Bakanlığı yetkilileri ise, bu durumu, bilimsel araştırmalara karar verilmesi aşamasında vatandaşların da yer alması gerektiğini öne sürerek, "eskiden sadece hekimlerden oluşan bir kurul bu araştırmalara karar veriyordu. Şimdi içinde hekim veya eczacı olmayan, hukukçu, din adamı ve esnaf gibi halktan insanların olduğu bir yapı düşünülüyor. Yani olaya sadece bilimsel gözle değil, vatandaş cephesinden de bakabilen insanların olduğu bir kurul... Ayrıca, durumun dinle doğrudan ilgisi yok, din adamlarındaki insan hassasiyetiyle ilgili... Fetva makamı oluşturmuyoruz" açıklamasında bulunmuştu.</span><br />
 <br />
<span style='font-size: 15px;'>Tabip odalarından konunun uzmanları ise, etik kurullarda din adamının da yer almasını "AB mevzuatına uyum" ile açıklayan Sağlık Bakanlığı yetkililerinin bu iddiasını, "AB Mevzuatı'nın bu kadar ayrıntıya girmediğini ve sadece, etik kurullarda yer alabilecek kişiler konusunda, 'tıp uzmanları ve tıpla ilgisi olmayan uzmanlar' biçiminde bir ayrım yapıldığını bildirerek çürütmüşlerdi.</span><br />
 <br />
<strong class='bbc'><span style='font-size: 15px;'> </span></strong><p class='citation'>Alıntı</p><div class="blockquote"><div class='quote'>
<strong class='bbc'><span style='font-size: 15px;'><span style='color: #8B0000'><span style='font-family: Georgia'>Etik kurullarında ilahiyatçıların ne işi var?</span></span></span></strong><br />
<span style='font-size: 15px;'>Üniversite Konseyleri Derneği bir açıklama yaparak Sağlık Bakanı Recep Akdağ'a sordu: "Etik kurullarında ilahiyatçıların ne işi var?"</span><br />
<br />
<span style='font-size: 15px;'>Üniversite konseyleri Derneği, Sağlık Bakanlığı'nın Klinik Araştırmalar Hakkında Yönetmelik'te yaptığı değişikliğe dar bir açıklama yayınladı. </span><br />
 <br />
<span style='font-size: 15px;'>Açıklamada derneğin bu değişikliği, mevcut siyasi iktidarın bilim alanını din ve din kurallarına tabi kılmaya yönelik, artık saklamaya gerek dahi görmediği çabasının yeni bir adımı olarak görmekte olduğu ve şiddetle protesto edildiği söylendi.</span><br />
 <br />
<span style='font-size: 15px;'>Tüm ilgililerin tavır almaya çağırıldığı açıklamada "Yeni ilaç, aşı ve tedavi yöntemlerinin bulunmasına yönelik sağlık araştırmalarının dini kurallara uygunluğunu denetleyecek; bilimsel araştırmaları "helal" ya da "haram" fetvası vererek kabul veya reddedecek böylesi bir mekanizmanın, ortaçağ karanlığına ait olduğunu, kabul edilemez olduğunu ve bilimden yana her insanın böylesine akıl dışı bir gericiliği reddetmesi gerektiğini söylüyor, tüm ilgilileri bu konuda tavır almaya çağırıyoruz. Bilimsel çalışmaların kamunun objektif yararları yerine ümmetin sübjektif yararları açısından değerlendirecek bu kurullar, sadece bilimsel akla kökten aykırı olmakla kalmayıp, Anayasa’nın laiklik ilkesiyle de çelişecektir. Etik kurullar bu değişiklerin ardından, dinsel dogmalara aykırı ya da cemaat adabı açısından sakıncalı bulunan bilimsel gelişmelere onay verilmeyen yerlere dönüşecektir. Bu gericiliğin sonu gelecekte insanların, dini inançları gereği çocuklarının ölümcül hastalıklarının tedavi edilmesine izin vermemesinin dahi bir ebeveyn hakkına dönüşmesi olacaktır" ifadeleri yer aldı.</span><br />
 <br />
<span style='font-size: 15px;'>Mevcut siyasi iktidarın dini inanç ile bilimi birbirine karıştıran tutumunun bu konudaki ilk vahim örneğinin domuz gribi olduğu hatırlatılan açıklamada domuz gribi salgını sırasında pek çok insanın "aşıların içinde domuz geni var" hassasiyetiyle aşılanmayı ve çocuklarını aşılatmayı reddettiği söylendi. 'Başbakan Erdoğan'ın da kişisel tavırlarıyla da çanak tuttuğu bu durumun, söz konusu salgının daha ciddi olması halinde neden olmuş olacağı felaket üzerinde başta bilim insanları olmak üzere herkes düşünmeli ve bu gidişata dur demek için harekete geçmelidir'</span></div></div><br />
 <br />
</div></div><br />
<br />
]]></description>
		<pubDate>Fri, 19 Mar 2010 22:27:32 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/195528-etik-kurul-mu-fetva-makami-mi/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>TSK Çuvallamıştır.</title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/192868-tsk-cuvallamistir/</link>
		<description><![CDATA[Özellikle son bir yıldır, TSK'da yüksek gizlilik derecesine sahip belgeler dışarıya sızdırılmaktadır. Türk Silahlı Kuvvetleri, görevi, yetkileri uyarınca devletin, vatandaşların, ülkenin güvenliğiyle ilgili en önemli gizli bilgileri barındıran kurumlardan birisidir. Bu gizli bilgileri ve belgeleri korumak, dışarıya sızdırılmasını engellemek kurumun en hayati görevlerinden birisidir. <br />
<br />
Kendi kurumundan dışarıya sızıntıyı engelleyemeyen bürokrat başarısızdır. Bu öyle böyle bir başarısızlık değildir. Çuvallamaktır. <br />
<br />
Gizli belgeler, A gazetesine, B gazetecesine sızdırılabiliyorsa, elin istihbarat örgütleri bu belgelere rahat rahat ulaşabiliyor demektir. <br />
<br />
Uzunca süredir, makam sahibi kişilerin, kendi sorumluluğunda olan konularda vatandaşa muhalefet gibi şikayette bulunmasına alıştık. Bunun aynını uzunca süredir İlker Başbuğ'da görmekteyiz. Başbuğ Paşa,  basına demeç veriyor, gizli belgelerin dışarı sızdırılmasından dolayı çeşitli kimseleri suçluyor. Paşam hiç kusura bakma, bir kurumda sızıntı varsa, o kurumun başı çıkıp halka bunu şikayet etmez. Sızıntıyı engeller, sızıntıyı önler. Yapamıyorsa başarısızlığını kabul edip, istifa eder. Emekliliğini ister. <br />
<br />
A gazetesi, B gazetecisi, C tarikatı bu belgelere ualşıyorsa, falanca ülkenin filanca istihbarat örgütü de ulaşabiliyor demektir. Senin görevin bunu engellemektir. Sen görevini doğru ve tam yaparsan, kurumunda sızıntı olmaz. <br />
<br />
TSK'nın bir harekat planı, acil durum eylem planı dışarıya böyle kolay sızabiliyorsa, hiç kusura bakma paşam, yarın bir savaş çıksa vatanı nasıl koruyacağız? Düşman planları önceden öğrendiyse ? <br />
<br />
Kendi içinden en gizli bilgilerin, belgelerin dışarı sızmasını dahi engelleyemeyen bir kurum olur mu ? İtfaiye dairesinden, park ve bahçeler müdürlüğünden bahsetmiyoruz biz. Türk Silahlı Kuvvetleri. Gizliliğin en önemli ve hayati olduğu kurum. <br />
<br />
"Arkasında kimler olduğunu biliyoruz açıklarız". Bir subayın, görevli olduğu birimde mahfuz gizli belgeleri dışarı sızdırması çok ama çok ağır bir suçtur. Bu suçu işleyen subay çok ama çok ağır bir ceza alır Askeri Mahkemede. Paşam hiç kusura bakma. Kimler sızdırıyorsa yakalarsın kendi kurumunda, Askeri Mahkemeye çıkarır  cezasını verirsin. Sen daha kendi kurumunda bu bilgi ve belgeleri kimlerin sızdırdığını bulamıyorsan, failleri yakalayıp cezalandıramıyorsan, ve sızmayı engelleyemiyorsan. Arkasında kimler olduğuna dair "mantıklı çıkarım" dan ve genel ifadelerden öte bir bilginde yoktur. <br />
<br />
Bunu engelleme, kendi kurumundan bilgi ve belge sızmasını durdurma yetkisi ve görevine sahip olan sensin. Niye bize şikayet ediyorsun ? Gelip kurumun içinde kim sızdırıyor biz mi arayacağız ?]]></description>
		<pubDate>Fri, 19 Mar 2010 22:25:08 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/192868-tsk-cuvallamistir/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Newroz Piroz Be-Newroz Kutlu Olsun-Hapy Newroz</title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/195634-newroz-piroz-be-newroz-kutlu-olsun-hapy-newroz/</link>
		<description><![CDATA[--Newroz'un Tarihçesi--<br />
Çok eski zamanlarda, henüz yeryüzünde kimsenin olmadığı dönemlerde Zervan isimli tanrının iki oğlu olur. Biri Hürmüzdür, bereket ve ışık saçandır. Diğeri ise Ehrimandır, kötülük ve kıtlık saçandır. Fırat ve Dicle’nin yaşam bulduğu, AhuraMazda’nın kutsadığı topraklarda Hürmüz iyinin ve uygarlığın geliştiricisi, Ehriman da onun düşmanıdır.<br />
<br />
Hürmüz yeryüzünde temsilini yapması için Zerdüşt’ü gönderir ve yüreğine sevgi akıtır. Zerdüşt de oğullarını ve kızlarını Hürmüz’e verir Ehriman bu durumu kıskanır ve yıllarca iyilerle savaşır. İyilere, Zerdüşt’ün soyuna Medya coğrafyasında yaşamı zehir eder. Ehriman gökten ateşler yağdırır, fırtınalar koparır. Sonunda içindeki nefreti ve kötülük zehrini zalim Dehak’ın beynine akıtır ve onu bir bela olarak Asur ve Med halkının üzerine salar. Dehak’ın bildiği tek şey kötülük etmektir. Zalim Dehak halkın kanını emerken beynindeki zehir onu ölümcül bir hastalığın pençesine düşürür. Dehak acılar içinde kıvranıyor, hastalığına çare bulamıyordu. Dönemin hekimleri acılarının dinmesi ve yarasının kapanması için yaraya genç ve çocukların beyinlerinin sürülmesini tavsiye ederler. Böylece günlerce süren bir katliam başlar; her gün iki gencin kafası uçurulup beyinleri merhem olarak Dehak’ın yarasına sürülür. Katliam sürerken, sıra Med halkının çocuklarına gelir. Gençler öldükçe Fırat’ın, Dicle’nin, Mezrabotan’ın hali perişan ve içler acısıdır. Halk çaresiz ve güçsüz düşmüştür. Gençler katledilirken sıra bir gün Kawa adında bir demircinin en küçük oğluna gelmiştir. Daha önce de 17 oğlu bu uğurda öldürülen Kawa çaresizdir.<br />
<br />
20 Mart’ı –21 Mart’a bağlayan gece sabaha kadar demir ocağının başında sabahlar ve oğlunu zalim Dehak’ın katlinden kurtarmak için çareler düşünür. Ve göğün yedinci katındaki iyiliğin temsilcisi, Ninowa’nın yoksul, yüreği sevgi ve umutla dolu olan demircisi Kawa’nın bileğine güç, aklına ışık verir. Ona zalimin pençesinden kurtuluşun yolunu öğretir. 21 Mart sabahı olduğunda Kawa kendi eliyle oğlunu Dehak’ın eline teslim etmek ister ve zulmün ve kötülüğün kalesine girer. Oğlunu zalim Dehak’ın huzuruna çıkarırken örsünü Dehak’ın kafasına indirir. Dehak’ın ölü bedeni Demirci Kawa’nın önüne düşünce kötülüğün alevi Ninowa’da söner. Kısa sürede bütün Ninowa ve bölge halkı isyan eder ve ateşler yakarak saraya yürürler. Zulme karşı isyanı başlatan Kawa, demir ocağında çalışırken giydiği yeşil, sarı, kırmızı önlüğünü isyanın bayrağı, ocağındaki ateşi ise özgürlük meşalesi yapar. Ninowa cayır cayır yanarken meşaleler elden ele dolaşır, dağ başlarında ateşler yakılır ve kurtuluş coşkusu günlerce devam eder. Zalim Dehak’tan kurtulan halklar 21 Mart’ı özgürlüğün, kurtuluşun ve halkların bayramı olarak kutlar. Demirci Kawa; başkaldırı kahramanı, Newroz ise; direniş ve başkaldırı günü olarak tarihe geçer.<br />
<br />
Newroz’un bir bayram olarak kutlanışı ile Demirci Kawa olayı birbirinden ayrı tutulmalıdır. Newroz Gutiler’den bu yana bir bayram olarak kutlanmakta olup 4000 yıldan daha uzun bir tarihe sahiptir. Demirci Kawa’nın zalim Dehak’a karşı kazandığı zafer ise M.Ö.612 tarihlidir. Newroz’u yüzyıllar boyunca kutlayan Kürtler ve öteki Ortadoğu halkları 21 Mart’lar da Kawa’nın zaferiyle farklı bir coşku yaşamışlardır.]]></description>
		<pubDate>Fri, 19 Mar 2010 19:22:52 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/195634-newroz-piroz-be-newroz-kutlu-olsun-hapy-newroz/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>ISTIKLAL MARSI 89 yasinda</title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/195120-istiklal-marsi-89-yasinda/</link>
		<description><![CDATA[Bugün Istiklal Marsi'mizin kabul edilisinin 89.Yildönümü.<br />
<br />
Ilk Meclis Binasinda yapilan anma töreninde konusan TBMM.Baskani M.Ali Sahin,Istiklal Marsi kutlamalari nedeniyle soykirim yasalarini kabul edenlere seslenerek "AYNAYA BAKIN "dedi.<br />
<br />
TBMM.Baskani M.Ali Sahin'in bu sözünü alkislamamak mümkün degildir.Tarihleri soykirimlarla döktükleri kanla yazilmis olan ülkelerin Türkiye'yi gercek olmayan iddialarla suclu gösterme gayretleri ibret ve utanc vericidir o ülkeler adina.<br />
<br />
 M.Ali Sahin evet "aynaya bakin "demekle cok yerinde bir ifade kullanmistir. Buna hic kimsenin bir diyeceginin olmadigina eminim.Ben ayni M.Ali Sahin'den Türk Ulusu'nun Istiklal Marsi icin 'IRKCILIK 'iceriyor diyenler icinde bir cift söz duymak isterdim.Ama maalesef bu olmadi.Saniyorum ki Istiklal Marsimizi irkcilik iceriyor diyenlerle bir catisma nedeni cikarmamaya özen gösterdi cünkü sonucta Istiklal Marsimiza irkcilik iceriyor diyenlerle AKP cok mükemmel bir isbirligi icinde siyaset yapmaktadir.Gerek TSK'ya karsi gerekse Laiklige ve Mustafa Kemal'e karsi yapilan siyasette Istiklal Marsimiza IRKCILIK damgasini vuranlarla cok iyi anlasmaktadirlar.<br />
<br />
 Ic konjuktürde,isbirlikcilerin suyunda giden fakat dis konjuktüre karsida ic konjuktürü kendi cikarlari dogrultusunda kullananlarin samimiyetlerine ne kadar inanilir bilinmez ama ortada bir gercek var ki o da Istiklal Marsimiza 'IRKCILIK ICERIYOR 'diyenler dis gücler degildir,icimizdeki birileridir.<br />
<br />
<br />
saygilarla]]></description>
		<pubDate>Fri, 19 Mar 2010 16:54:22 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/195120-istiklal-marsi-89-yasinda/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Tarihte Bugün</title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/6712-tarihte-bugun/</link>
		<description><![CDATA[Bu bölümü yanlışlıkla silmişiz... Başlatan arkadaşlardan özür diliyoruz ve tekrar açıyoruz... Başlatanlar Birce ve Erendi....<br />
<br />
Hadi bakalım tekrar başarılar....<br />
<br />
Ayrıca Not: (unutmuşum) sabitleme fikride bozan kullanıcımıza aitti...]]></description>
		<pubDate>Fri, 19 Mar 2010 11:55:12 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/6712-tarihte-bugun/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>TARIKAT HUKUKU GELIYOR</title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/193052-tarikat-hukuku-geliyor/</link>
		<description><![CDATA[TARIKAT HUKUKU GELIYOR <br />
<br />
YAPILAN DARBELER DEGIL, YAPILMAMIS "DARBELER" YARGILANIYOR<br />
<br />
BOP Esbaskani'ndan hükümet baskani olur mu? olursa iste böyle olur..<br />
<br />
Hukuk Devleti; olmanin yolunda ilerliyoruz diyenler yalandir bugün yalniz Cumhuriyet yikicilarinin yalani degil, ayni zamanda Atatürk Devrimi'ni savunma karari olmayan bütün sinmislerin, yalanidir. Artik onlar Tarikat Hukuku nun arkasina gecmis nemelazimcilardir paziflesmis oportenist , revizyonist sözüm ona devrimcilerdir..<br />
<br />
SAHTE DEVRIMCILER..Cumhuriyet’e karsi bir linc kampanyasi baslattilar. Cumhuriyet’in dogmalarla derebeylikle catismasinda Ortacag kalintilari yaninda yer aldilar.<br />
<br />
Türkiye bugün Cumhuriyet yikicilariyla ikinci Cumhuriyetcilerle, Sahte Devrimcilerle, Deniz gezmis hayranlariyla; Tam bagimsiz Türkiye diye haykiran Deniz Gezmis.. bugün Türkiye, tam bagimsizligini ve egemenligini kazanmis olsaydi.. Hukukuk un üzerine Tarikat hukuku dikilirmiydi..<br />
<br />
Türkiye, tam bagimsizligini ve egemenligini kazansin, bin kez secim yapin, birinde bile Tayyip Erdoganlar Abdullah Güller iktidar olabilir mi?<br />
<br />
Peki, Irak'tan ABD Ordusu'nu çikartin, bin kez seçim yapin, Talabani bir kez bile Cumhurbaskani seçilir mi?<br />
<br />
iste bugün yasadiklarimiz Türkiye bu kiskacin altinda... Türkiye bugün demokrasi yalanlariyla Ortaçag kuyularina atiliyor!<br />
<br />
Tevfik Fikret'in dedigi gibi, "Kanun kanun diye kanun tepelendi."]]></description>
		<pubDate>Thu, 18 Mar 2010 23:10:45 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/193052-tarikat-hukuku-geliyor/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Roman acilimi!</title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/195367-roman-acilimi/</link>
		<description><![CDATA[Basbakan artik kolayini buldu actikca acmaya basladi.Secimlerde ufukta görünüyor artik dümeni saglam tutmak gerekiyor cünkü.<br />
<br />
Roman acilimi,Ermeni acilimi,Kürt acilimi ama bir türlü Türkiye acilimi yapamiyor basbakan.<br />
<br />
Sosyal güvenceden yoksun milyonlarca Türk vatandasi,günü birligine karin toklugu icin hamallik yapan onbinler,ev kirasi ödeme kudreti olmayan milyonlar,asgari ücret kiskacindaki milyonlar ac insanlar,sokakta büyüyen binlerce cocuk...Basbakan sanki bunlarin hicbirisi yokmus gibi bir acilim tutturmus gidiyor.Basbakanin medyasida onunla birlikte basbakandan daha cok onlar yaygara yapiyor.Yalakalik,düzeysizlik diz boyu.Basbakan "SENI ARTIK CADIRDA OTURTMAYACAGIM,HEPINIZE EV VERECEGIM"diyor ve TOKI baskaninin yüzü asiliyor,basbakana birseyler söylüyor bu sefer basbakanin yüzü asiliyor ve kiziyor.Kime kiziyor,TOKI'nin baskanina...peki niye kiziyor?Ben söyleyeyim:TOKI'nin baskani basbakanin atip tutmalari karsisinda egilip "Syin basbakanim,siz böyle ayda 100-120 lira taksitle ev verecegiz diyorsunuz ama hangi para ile bu evler yapilacak düsünüyormusunuz"diyince basbakanin haliyle yüzü asiliyor.Cünkü yanlisini ona hatirlattilar.<br />
<br />
 Bugüne kadar basbakan kime ev verdi,kimlere ev yaptirdi ve kac kisi evsahibi oldu.Bunun hesabini degil ama,2,5 milyonu bulan ve bunlarin yüzde 90'a varan büyük bir kesiminin cadirlarda yasadigi bilinen Roman vatandaslarimiza böyle bos sözlerin verilmesinin anlami nedir.Onlari yurdun dört bir tarafindan yüzer lira verilerek  Istanbul'a getirilmesinin amaci ne ola?Halbuki basbakan her kesime yaptigi gibi o kesiminde ileri gelenlerini söz sahiplerini biraraya getirip onlarla görüsebilir ve acilim planlarini anlatabilirdi.Peki ne gerek vardi onca tantanaya diye sorunca aklimiza secim geliyor dolaysiyla yine bir takiyye ile karsi karsiya oldugumuzu anliyoruz.Pankart acarak bize is verin diyen iki kisiyi gözünün yasina bakmadan sürükleyerek oradan uzaklastirdilar.Bence o pankart acanlar Basbakandan daha gercekciydiler.<br />
<br />
<br />
saygilarla]]></description>
		<pubDate>Thu, 18 Mar 2010 23:07:57 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/195367-roman-acilimi/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>TIP BAYRAMI (14 Mart)</title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/195295-tip-bayrami-14-mart/</link>
		<description><![CDATA[<p class='citation'>Alıntı</p><div class="blockquote"><div class='quote'>"Tıbhane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire” adlı tıp okulunun açılış tarihi olan 14 Mart 1827, ülkemizde modern tıp eğitiminin başlangıcı olarak kabul ediliyor.<br />
 <br />
 14 Mart 2005 — Tıp Bayramı, ilk kez, 1. Dünya savaşı sonunda, İstanbul’un işgal edildiği günlerde, yabancı işgal kuvvetlerine karşı tıp öğrencilerinin bir tepkisi olarak 1919 yılında kutlandı. Günümüze kadar gelen bu 14 Mart kutlamaları, artık içinde bulunduğu haftayı da kapsayacak şekilde, “Sağlık Haftası” olarak kutlanıyor.<br />
 <br />
 Tıbbın ilk insanla birlikte başladığı söylense de, genelde kabul görmüş olan ilk tıp büyüğü Aesculapius’dur. Kendisinden ilk kez İlyada’da Homeros bahsetmiştir: “Çağır Asklepios oğlunu, kusursuz hekimi” demektedir. Önce Zeus’un gazabıyla yıldırım çarpmasıyla öldürülen Asklepios daha sonra yine Zeus tarafından tıp tanrısı olarak ilan edilir. Tıp amblemlerinde yer eden, temeli doğu kültürüne dayanan ve tarihi M.Ö. 3000’ lere uzanan yılan figürü de, Asklepios ve O’nun asası ile bütünleşmiştir. Hatta Asklepios sözcüğünün grekçe “Askalabos” sözcüğünden geldiği söylenir ki, bu da yılan anlamına gelir. Ve Asklepios’un şifa veren gücünü yılandan aldığı, halkın da adaklarını Asklepios’a değil de bu yılana sunduğu söylenir. Öyle ya da böyle, yılanlı asası ile Asklepios tıp tarihinin önemli dönemeçlerinden birini tutan bir sembol olarak yerini almıştır. <br />
 <br />
 Mitolojiden öte, yaşadığı kesin olarak bilinen ve hizmetleri sonucu tıbbın babası olarak kabul gören ise Hippocrates olmuştur. M.Ö. 460–450 yılları arasında Kos adasında doğan ve babası da doktor olan Hipokrat’ın tıbba katkıları ve getirdiği felsefe dünya tıp çevrelerince hâlâ kabul görür ve bu sebeple birçok ülkede hekimler mezun olurken “Hipokrat Andı” adı altında meslek yemini ederler.<br />
 <br />
 <br />
 <strong class='bbc'>KİŞİLER DEĞİL DE OLAYLAR YÖN VERMİŞ<br />
</strong><br />
 Ülkemiz tarihine baktığımızda, bütün dünyanın kabul ettiği ve bu kadar eskilere dayanan tıp büyüklerimizin olmadığını görmekteyiz. Türk Doktorunun Bayramı’nda yer eden kişiler değil de olaylar olmuştur. <br />
 Osmanlı tıbbı 15. ve 16. yüzyıllara kadar İslam tıbbının etkisi altında kalmış. Bu sırada batıda 14. yüzyılda İtalya’da başlayan Rönesans 15. ve 16. yüzyıllarda bütün Avrupa’ya yayılmış. Tıp alanında da birçok buluş ve ilerlemeler kaydedilmiş. Osmanlı’da ise 17. yüzyıldan itibaren her sahada ortaya çıkan bozulmalar tıp eğitiminde de kendini göstermiş ve tıp medreseleri eskisi kadar yeni bilgilerle donatılmış hekimler yetiştiremez olmuş. Ayrıca batıda yazılan Latince, İtalyanca, Almanca tıp kitaplarını hekimler takip edememişler, dil bilen sayısının az olması, matbaanın Osmanlı’ya geç giriş ve kitap basmanın 1729’da başlamasından dolayı kitaplar tercüme edilmemiş ve yeterince basılamamış. Az sayıda bazı Osmanlı hekimleri ve bilim adamları kendi çabaları ile dil öğrenerek bu yenilikleri takip etmişler ve bu bilgileri de katarak kendi kitaplarını yazmışlar. Ama bu bilgileri yine de hekim adaylarına yeterince iletememiş.<br />
 19. yüzyıla geldiğinde durum tıp eğitimi açısından pek iç açıcı değilmiş. Tıp medreseleri eski parlak dönemlerini kaybetmiş, hatta bazıları kapanmış. Bu arada ortalığı azınlıklardan ve Avrupa’dan gelen, yabancı hekimler sarmış. Mütabbib (tabip olmayan sahte hekim) hekimler serbest hekimlik yaparak, orduda da görev alarak birçok insanın ölümüne sebep olmuşlar. Bunların önlenmesi için birçok ferman çıkarılmışsa da engel olunamamış. Çünkü yeterli tıp eğitimi verilmediği gibi yeterli sayıda hekim yetiştirilemiyormuş. İtalyanca ve Fransızca bilen az sayıda hekim gelişmeleri takip ederek çevresinde yararlı olmaya çalışmışlar. Bunlardan Şanizade Mehmet Ataullah (1771–1826), Mustafa Behçet Efendi (1774–1834) gibi büyük hekimler bu durumdan çok rahatsız olmuşlar ve yeni tıbbın tıp eğitimine girmesini savunmuşlar.<br />
 III. Selim zamanında yeni tıp eğitimi veren, bir Tıphane açılması düşünülmüş. Teşrih (anatomi) yasağından dolayı ulemadan çekinen III. Selim buna cesaret edememiş, Rumlara tıp fakültesi kurmaları için izin vermiş. (1805). O dönemin hekimbaşısı 21 yaşında ilk hekimbaşılığını yapan Mustafa Behçet Efendi’ymiş. Bu dönemde de yeni tıp eğitimi veren bir Tıphane kurulması için çaba sarf etmiş, ama amacına ulaşamamış. Nitekim Mustafa Behçet Efendi, II. Mahmut zamanındaki hekimbaşılığı sırasında (53 yaşında) tıp eğitiminin düzeltilmesi için yeniden büyük bir çaba içine girmiş ve 1827 yılında bu amacına ulaşmış.<br />
 Sultan II. Mahmut 1826 yılında uzun zamandır uğraştığı bir meseleyi halletmiş. Düzeni tamamen bozulmuş olan yeniçeri Ordusu’nu ortadan kaldırıp (17 Haziran 1826) yeni bir ordu kurmuş (Askair-i Mansure-i Muhammediye). Bu yeni orduya bir hekim ve cerrah yetiştirilmesi gerekiyormuş. Bunu fırsat bilen hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi 26 Aralık 1826’da II. Mahmut’a, arada da üç dilekçe vererek, yeni tıp okulunun kurulmasının amacını, bu okulun nasıl ve nerede kurulacağı konusunda teklifini yapmış ve Padişah da onaylamış. <br />
 <br />
 <br />
 <strong class='bbc'>14 MART 1827’DE TIP OKULU AÇILDI<br />
</strong><br />
 Bizde tıp bayramının ne zaman kutlanacağı, ya da hangi tarihle ilişkilendirilmesi gerektiği sorusu ancak yakın tarihimizde cevap bulabilmiş. Sultan II. Mahmut’un yenilikçi hareketleri sonucu, hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi’nin de katkılarıyla batılı anlamda ilk tıp mektebi olan, Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire 14 Mart 1827 Çarşamba günü Şehzadebaşı’ndaki Tulumbacıbaşı Konağı’nda kurulmuş. Bu şekilde, tıp tarihimizde 14 Mart yerini almış. Aynı bina içinde Tıphane ve Cerrahhane eğitimlerini ayrı ayrı yapıyormuş. Tıp eğitimi o yıllar batıda olduğu gibi dört yılmış, son sınıfta hocalar tarafından usta ve yetenekli olanlar tesbit edilerek sınava alını ve başarılı olanlar askeri hastanelere veya ordunun tabur alaylarına muavin tabip unvanı ile tayin ediliyorlarmış. Orada bir hekimin gözetiminde birkaç sene çalışıp deneyim kazandıktan sonra da serbest hekim oluyorlarmış. <br />
 <br />
 Tıphane-i Amire 1827’den 1836’ya kadar Şehzadebaşı’ndaki Tulumbacıbaşı Konağında gündüz eğitimi yapıyormuş. 1836 yılında Sarayburnu’ndaki Askeri Kışla’ya (Otlukçu Kışlası’na) taşınmış. Ayrı binada eğitim gören Cerrahhane de burada tıp eğitimi ile birleşip, eğitim yatılı hale getirilmiş. Bu binanın yetersiz hale gelmesi ile Galatasaray’daki Enderun ağaları okulu tekrar elden geçirilip duzenlenmiş ve Tıbbiye 1839’da Galatasaray’ya taşınmış. Bu okula Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane adı verilmiş. <br />
 <br />
 Bu okulun 17 Şubat 1839’da açılışı Sultan II. Mahmut tarafından yapılmış ve eğitiminde yeni düzenlemeler getirilmiş. Eğitim dili Fransızca olmuş ve öğrenci alınmaya başlanmış. Eğitim dilinin Fransızca olması zamanla hekim sayısında azalmaya yol açmış. Nitekim 1867 yılında Türkçe tıp eğitimi yapan Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye (Sivil Tıp Mektebi) açılmış. 1870 yılında da askeri tıp okulunda dersler Türkçeleşmiş. 1878 yılında şimdiki Sirkeci Tren İstasyonu yanındaki Demirkapı Askeri Kışlası’na taşınmış. 1894 yılında Sultan II. Abdülhamit’in emriyle Haydarpaşa’daki Tıbbiye Binası inşa edilmeye başlanmış. Bu görkemli binaya 6 Kasım 1903’te taşınılmış. Önce Askeri Tıbbiye sonra, Sivil Tıbbiye taşınmış ve 1909 yılında iki mektep birleştirerek Darülfünun Tıp Fakültesi olmuş. <br />
 Yüce önder Atatürk: Beni Türk hekimlerine emanet ediniz! <br />
 <br />
 <br />
 <strong class='bbc'>İLK KUTLAMA 1919’DA<br />
</strong><br />
 İlk tıp bayramı 14 Mart 1919’da, işgal altındaki İstanbul’da, tıp öğrencileri tarafından kutlanmış. Tepkilerini bu şekilde dile getirmeye çalışan öğrencilerin bu törenine Dr.Fevzi Paşa, Dr.Besim Ömer Paşa, Dr.Akil Muhtar (Özden) gibi dönemin ünlü hocaları da katılmış. <br />
 1933’de “Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane” İstanbul Üniversitesi’ne dâhil olmuş. Peşinden de 1945’te Ankara Tıp Fakültesi, 1954’te Ege Tıp Fakültesi kurulmuş. Derken bugünlere gelinmiş...<br />
 <br />
 Atatürk: Beni Türk hekimlerine emanet ediniz! <br />
 <br />
 <br />
 www.memocal.com</div></div><br />
<br />
<strong class='bbc'><span style='font-family: Georgia'><span style='font-size: 15px;'>Tüm doktorlarımızın Tıp Bayramı kutlu olsun...<img src='http://www.turkish-media.com/forum/public/style_emoticons/default/clover.gif' class='bbc_emoticon' alt=':clover:' /><br />
<br />
Sevgi ve Saygılar </span></span></strong>]]></description>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2010 12:58:33 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/195295-tip-bayrami-14-mart/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>OLACAĞI BUYDU İŞTE !...</title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/195217-olacagi-buydu-iste/</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'><strong class='bbc'><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'><strong class='bbc'><br />
<span style='font-family: Lucida Console'><span style='font-size: 21px;'><span style='color: #800080'># # #</span></span></span><br />
</strong></span></span><span style='font-size: 15px;'> </span><br />
<span style='font-size: 15px;'><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'><strong class='bbc'>İşler zorlaştıkça, mizah gelişir...</strong></span></span><span style='font-size: 15px;'><strong class='bbc'> </strong></span></span></strong></span></span><br />
<span style='font-family: Georgia'><span style='font-size: 13px;'><br />
</span></span><span style='font-size: 15px;'><strong class='bbc'><span style='font-family: Georgia'>OLACAĞI BUYDU İŞTE !... </span></strong></span><br />
<span style='font-size: 15px;'><strong class='bbc'><span style='font-family: Georgia'>ERGENEKON DA SONUNDA TEMEL'LİK OLDU....</span></strong></span><strong class='bbc'> </strong><strong class='bbc'> </strong><strong class='bbc'> </strong><br />
<br />
<span style='font-family: Georgia'><p class='citation'>Alıntı</p><div class="blockquote"><div class='quote'></span><br />
<br />
<span style='color: #8b0000'><span style='font-family: Georgia'><span style='font-size: 15px;'>"Kapatma davasında çok sayıda yasaklı, Ergenekon davasında çok sayıda</span> <span style='font-size: 15px;'>zanlı var. </span></span><span style='font-family: Georgia'><span style='font-size: 15px;'>Kapanmış dosyalar da yeniden açılıyor. Nereye varır?"</span></span></span><span style='font-family: Georgia'><span style='font-size: 15px;'> diye</span> <span style='font-size: 15px;'>sordum.</span></span><br />
<br />
<span style='font-family: Georgia'> <span style='font-size: 15px;'>Bir örnekle anlattılar:</span> </span><br />
<br />
<strong class='bbc'><span style='font-family: Georgia'><span style='font-size: 15px;'>"Dört kişilik bir eğitim uçağı Karadeniz'de mezarlığa düşmüş. </span></span></strong><br />
<br />
<strong class='bbc'><span style='font-family: Georgia'><span style='font-size: 15px;'>Lazlar</span> <span style='font-size: 15px;'>80 ceset çıkarmışlar.</span></span></strong><br />
<br />
<strong class='bbc'><span style='font-family: Georgia'><span style='font-size: 15px;'>Ölü sayısının artmasından korkuluyormuş .."</span></span></strong><br />
<br />
<span style='font-family: Georgia'></div></div>  </span><br />
<span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Lucida Console'><span style='font-size: 21px;'><span style='color: #800080'># # #</span></span></span></span><br />
<br />
 <p class='citation'>Alıntı</p><div class="blockquote"><div class='quote'>
 <br />
<span style='font-family: Georgia'><span style='font-size: 15px;'>Sordum: </span><span style='font-size: 15px;'>"</span></span><span style='color: #8b0000'><span style='font-family: Georgia'><span style='font-size: 15px;'>Diyorlar ki:'Ergenekon'da ilk bir kaç dalga tutuklamalar sadece</span> <span style='font-size: 15px;'>başlangıç. Asıl büyük dalga arkadan gelecek.' Ne dersiniz?</span></span></span><span style='font-family: Georgia'><span style='font-size: 15px;'>"</span></span><br />
<br />
<span style='font-family: Georgia'><span style='font-size: 15px;'>Anlattılar:</span> <br />
</span><br />
<strong class='bbc'><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'>Temel ile Dursun askerde paraşütçülük eğitimi alıyorlarmış. </span></span></strong><br />
<br />
<strong class='bbc'><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'>Komutan:</span></span> </strong><br />
<strong class='bbc'><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'>"- Şimdi bir deneme atlayışı yapacağız. Aynı anda atlayacaksınız. İlk</span></span> <span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'>paraşüt açılmazsa paniklemeyin, ikinciyi deneyin" demiş.</span></span> </strong><br />
<br />
<strong class='bbc'><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'>Atlamışlar.</span></span> <span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'>Temel birinci paraşütü çekmiş. Açılmamış. </span></span></strong><br />
<br />
<strong class='bbc'><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'>İkinciyi denemiş. O da</span></span> <span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'>açılmamış. </span></span></strong><br />
<br />
<strong class='bbc'><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'>Hızla aşağı düşerken Dursun'a bağırmış:</span></span> </strong><br />
<br />
<strong class='bbc'><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'>"- Ula Tursun,iki paraşüt de açilmiy, yere çakilip öleceğum."</span></span> </strong><br />
<br />
<strong class='bbc'><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'>Dursun kendinden emin,demiş ki:</span></span> <span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'>"</span></span></strong><br />
<br />
<strong class='bbc'><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'>- Korkma Temel,haçan bu sadece denemedur."</span></span></strong> <br />
<br /></div></div><br />
<span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Lucida Console'><span style='font-size: 21px;'><span style='color: #800080'># # #</span></span></span></span><br />
<br />
<p class='citation'>Alıntı</p><div class="blockquote"><div class='quote'>
 <br />
<span style='color: #8b0000'><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'>"Erdoğan, kapatma davasından ne çıkacağını bilemeyen</span></span> <span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'>milletvekillerine, </span></span><br />
<br />
<span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'>'Bu tren yoluna devam edecek, bundan emin olun'</span></span> <span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'>dedi. Bunu bir şey bilerek mi söyledi?"</span></span></span><br />
<br />
<span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'>İşte yorum:</span></span> <br />
<br />
<span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'><strong class='bbc'>Avcılar, Temel'in önderliğinde ormanda ilerliyormuş. Karşılarına küçük</strong></span></span><span style='font-family: Georgia'><strong class='bbc'> </strong></span><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'><strong class='bbc'>bir delik çıkmış.</strong></span></span><br />
<br />
<span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'><strong class='bbc'>Temel:</strong></span></span><span style='font-family: Georgia'><strong class='bbc'> </strong></span><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'><strong class='bbc'>"- Yatın, tavşan deliği" demiş. Yatmışlar. Delikten tavşan çıkmış.</strong></span></span><span style='font-family: Georgia'><strong class='bbc'> </strong></span><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'><strong class='bbc'>Avlayıp yola devam etmişler.</strong></span></span><span style='font-family: Georgia'><strong class='bbc'> </strong></span><br />
<br />
<span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'><strong class='bbc'>Yolda bakmışlar, daha büyük bir delik...</strong></span></span><span style='font-family: Georgia'><strong class='bbc'> </strong></span><br />
<br />
<span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'><strong class='bbc'>Temel:</strong></span></span><span style='font-family: Georgia'><strong class='bbc'> </strong></span><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'><strong class='bbc'>"- Yatın tilki deliği" demiş. Yatmışlar. Tilki çıkmış, vurmuşlar.</strong></span></span><span style='font-family: Georgia'><strong class='bbc'> </strong></span><br />
<br />
<span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'><strong class='bbc'>Sonra delik büyümüş:</strong></span></span><span style='font-family: Georgia'><strong class='bbc'> </strong></span><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'><strong class='bbc'>"- Yatın ayı ini" diye bağırmış Temel... Ayıyı da avlamışlar..</strong></span></span><br />
<br />
<br />
<span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'><strong class='bbc'>Temel'in her şeyi bilmesinin rahatlığıyla keyiflenmiş avcılar... </strong></span></span><br />
<br />
<span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'><strong class='bbc'>Bir</strong></span></span><span style='font-family: Georgia'><strong class='bbc'> </strong></span><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'><strong class='bbc'>süre sonra kocaman bir delik çıkmış karşılarına...</strong></span></span><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'><strong class='bbc'>Temel'e bakmışlar..</strong></span></span><span style='font-family: Georgia'><strong class='bbc'> </strong></span><br />
<br />
<span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'><strong class='bbc'>Temel:</strong></span></span><span style='font-family: Georgia'><strong class='bbc'> </strong></span><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'><strong class='bbc'>"- Uşaklar"demiş, "...ne çikacağunu bilmeyrum. Siz yatın, ne çikarsa bahtumuza!"</strong></span></span><br />
<br />
<span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'><strong class='bbc'>Ertesi gün gazetelerde şu haber varmış:</strong></span></span><span style='font-family: Georgia'><strong class='bbc'> </strong></span><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'><strong class='bbc'>"Dört avcı, tren altında kaldı."</strong></span></span><strong class='bbc'><br />
</strong><strong class='bbc'><br />
</strong></div></div>]]></description>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 14:09:03 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/195217-olacagi-buydu-iste/</guid>
	</item>
	<item>
		<title><![CDATA[Türkiye'de Irkçılık ve Asimilasyon]]></title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/193487-turkiyede-irkcilik-ve-asimilasyon/</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-family: Georgia'><span style='font-size: 15px;'><strong class='bbc'>Tahmin etmekte pek zorlanmayacağınız gibi konumuz yine Kürtler ve Kürt Olmayanlar ile ilgili.<br />
Neden hep "Kürtler" ve "Kürt Olmayanlar" gibi bir ayrım yapıyorum?<br />
Çünkü, bu ayrımı öncelikle Kürtçü kesimin kendisi yapıyor;<br />
Sadece adına "Kürtler ve Türkler" diyorlar; o kadar.<br />
Oysa bunun yanlış bir adlandırma olması kadar, bu lafı diline dolamış herhangi birisini<br />
Bu konularda pek de ciddiye almadığımı da söylemek isterim.<br />
Bu açıdan konuya romantik yaklaşan ve "Kürt-Türk Kardeştir" diye sloganlar atanlar da ne yazık ki Kürtçüler kadar inandırıcılıktan uzaktırlar.<br />
Çünkü denklemler, eşit nitelikteki öğeler ya da elemanlar arasında kurulur.<br />
Örneğin Elmalar ile Armutları toplayamazsınız;<br />
Aynı zamanda eşitleyemezsinizde...<br />
Kürtler, kim ne kadar romantik yaklaşırsa yaklaşsın, henüz Ulus Kimliği'ne bürünememişlerdir.<br />
Kuzey Irak'taki Kürt Örgütlenmesi de bu açıdan birşey ifade etmez;<br />
Devlet kurmuş olmak, Ulus olunabildiği anlamına gelmiyor.<br />
Ulus olmanın koşullarından defalarca söz ettiğim için şimdi tekrar ayrıntılamayı gereksiz buluyorum<br />
Fakat Kuzey Afrika'daki herhangi bir Kabile ne kadar Ulus ise,<br />
Gerek Kuzey Irak'taki ve gerek Türkiye'deki Kürtler de o kadar Ulus'turlar.<br />
<br />
Türkiye "<em class='bbc'>Türklük</em>" bir "<em class='bbc'>Ulus</em>" adıdır.<br />
Tarihsel bir atamadan ibarettir.<br />
O kadar...<br />
Bir Irk adını nitelemez...<br />
Adlar tarihsel süreçte anlam değiştirirler.<br />
"<em class='bbc'>Türk</em>" adı da anlam değiştirmiştir ve hem toplumsal olarak ve hem de tarihsel olarak Türkiye'de bir "<em class='bbc'>Irk</em>" adı olmaktan çıkmıştır.<br />
Kaldı ki Türkiye'de "<em class='bbc'>Saf Kan Türkmen</em>"leri topladığımızda, belki birkaç milyondan fazla etmez.<br />
Ha bu arada Kürtler bu duruma sevinebilirler;<br />
Eğer hala "<em class='bbc'>Kan Bağı</em>" ya da "<em class='bbc'>Irk Birliği</em>" gibi çağdışı ve ilkel bir kafa yapısına sahip iseler.<br />
Gerçi hala aynı kandan olmaya dayalı toplumsallaşmadan kopamamış bir kültürden çok daha çağdaş bir yaklaşımı bekleyemezsiniz.<br />
Elbette ki kendi ırkından olanların daha fazla olması, onları daha da sevindirecektir;<br />
Fakat Türk ırkından gelenlerin ne kadar az olduğu beni hiç ilgilendirmiyor...<br />
<br />
Bir ülkede bir ırkın "Irkçılığı"nı yapabilmeniz için;<br />
Irkçılığını yapabilmeye yeltendiğiniz Irkın, o ırkın temel kültürüne dayalı toplumsallaşma biçiminin<br />
Irkçılık yapmaya en uygun biçimde sürdürülmesi gerekir.<br />
Türkiye'de ise Türkmenlerde böyle bir toplumsal yapı taa 1500lerden beridir sistemli olarak yok edilmiştir.<br />
Zaten bu ilkel kabile yapısı en erken Türkmenlerde yıkıldığı için Anadolu Uluslaşabilmiştir...<br />
Pek belli ki ı yapıyı yıkamayanlar da Uluslaşamamış ya da bu Uluslaşma sürecine katılamamıştır...<br />
<br />
Hatırlatmam gerekirse, Kürtler hala kan bağına dayalı bir toplumsal yapı sergilerler<br />
Ve Anadolu'da "<em class='bbc'>Irkçılık</em>" yapmaya müsait ve bugün Irkçılığı yapılan tek etnik unsur konumundadırlar bu yüzden...<br />
<br />
Neyse...<br />
<br />
Gelelim, güya Demokrat ve Kürtçü akımdaki söylemlerin en büyük çelişkilerine...<br />
Yeri geldikçe sözünü ettiğim tüm diğer çelişkileri yanında;<br />
Her konuda söz sahibi olmak gibi mükemmel bir kültürlenme düzeyine sahip;<br />
Aynı zamanda bilgi sahibi olmadan fikir sahibi de olabilen bu kesim, Türkiye için her zaman şunu dile getirirler:<br />
"<em class='bbc'>Türkiye Kürtlere Soykırım Yaptı</em>"<br />
"<em class='bbc'>Türkiye Kürtleri Asimile Etti</em>"<br />
<br />
Fakat ne kadar tuhaftır ki, tüm söylemlerin yanında en büyük çelişkiyi de bu ikisi taşıyor.<br />
Ve ne kadar tuhaftır ki kimse de bunlar arasındaki çelişkiye hiç dikkat etmiyor...<br />
Bunları söyleyen kimseler bile...<br />
<br />
Şimdi kendinizi "<em class='bbc'>Soykırım</em>" yapabilecek kadar "<em class='bbc'>Irkçı</em>" bir kafa yapısında düşünün.<br />
Diyelim ki "<em class='bbc'>Hitler</em>"siniz ya da "<em class='bbc'>Ku Klux Klan</em>" üyesisiniz...<br />
Kendi ırkınızdan olmayanlara "Düşmansınız"...<br />
Irkçılığın en temel düşüncesi, mensubu olunan ırkın en üstün ve yetkin ırk olduğu savına dayanır.<br />
Dolayısı ile sizin, başka bir ırkın mensubu birisi ile ilişkiye girip, çocuk sahibi olmanız,<br />
Tek bir bebekte iki sonuç doğurur:<br />
İlkin:<br />
Sizin ırkınız "<em class='bbc'>üstün ırk</em>" olduğu için, başka bir ırktan kimseden çocuk yaparak, o ırkın genlerini melezleyerek, o ırkı biraz daha kaliteli hale getirmişsinizdir.<br />
İkinci olarak:<br />
Fakat kendiniz "<em class='bbc'>üstün ırktan</em>" birisi olarak, aşağı ırktan birisi ile çiftleşmek suretiyle, kendi genlerinizin kalitesini düşürmüşsünüz demektir.<br />
<br />
Yani her iki ırktan ebeveyni olan bu bebeğiniz;<br />
Bir ebeveyni "<em class='bbc'>Üstün Irktan</em>" olma k sureti ile ve bir ebeveyni de "<em class='bbc'>Aşağı Irktan</em>" olmak sureti ile ara basamakta bir kalitededir<br />
Ve ne yazık ki "<em class='bbc'>Aşağı Irkın</em>" üzerinde olmasına rağmen, "<em class='bbc'>Üstün Irkın</em>" aşağısında bulunmaktadır.<br />
Yani bir aşağı bir ırkın kalitesini yükseltirken;<br />
Yüksek ırkın kalitesini de düşürmüştür demektir.<br />
Ve emin olun eğer ırkçı iseniz;<br />
Tahammül edemeyeceğiniz tek şey budur...<br />
<br />
O yüzden ciddi hiçbir ırkçı, başka bir ırkın bireyi ile çiftleşen ırkından bir başka bireye o kadar hoşgörülü yaklaşamaz.<br />
Hitler'in Yahudiler ile eş-dost olan Almanları kovuşturmasının nedeni tam olarak buydu zaten...<br />
Ya da Ku Kulx Klan'ların zencilerle arkadaşlık kuran beyazları dövmeleri de bundandır...<br />
<br />
Valla bana öyle bakmayın;<br />
Irkçılığın en değişmez mantığı budur.<br />
Gobineau'dan tutun, Hegel'i alın yanına, onu da Hitler'e katın;<br />
Ahanda karşınıza bu çıkar...<br />
<br />
Yani eğer siz bir ırkçı iseniz;<br />
Asimilasyona kesinlikle karşısınız demektir.<br />
Ve kesinlikle başka bir ırkı, kendi ırkınızla melezleyemezsiniz; melezlemezsiniz...<br />
Başka bir ırkı, kendi ırkınız içinde eritmeye yeltenemezsiniz; yeltenmezsiniz...<br />
Başka bir ırkı, kendi ırkınıza benzetemezsiniz; benzetmezsiniz...<br />
<br />
Yani bir Irkçı, kesinlikle Asimilasyoncu olamaz.<br />
Bir Asimilasyoncu da, kesinlikle Irkçı olamaz.<br />
<br />
Zaten Türkiye'de, Irkçılığını yapabileceğiniz potansiyelde Türkmen ya da Saf-Kan Türk'de yoktur.<br />
Ancak ırkçılığını yapabileceğiniz potansiyelde, ilkel toplumsal bir örgütlenmeye ve bu örgütlenmenin yarattığı kültüre sahip Kürt vardır.<br />
Irklarının ne olduğu umrumda değil;<br />
Tek derdim, Feodalizmin son bulması...<br />
Ve o örgütlenmenin dikte ettiği, yaşattığı, doğurduğu dünya duruşunun, kafa yapısının ya da kültürün son bulması...<br />
Yoksa bir-iki "<em class='bbc'>İyi Niyetli</em>!" arkadaşın çıkıp, yazdıklarıma bakarak:<br />
"<em class='bbc'>Ahanda sen ırkçısın</em>" diyeceklerini çok iyi biliyorum...<br />
Kaldı ki ben ırkçı değilim;<br />
Irkçılık yapabilmem için babaannemin Laz değil, Türk olması gerekirdi...<br />
Ve benim de hangi ırktan gelip gelmediğimi önemsiyor olmam gerekirdi...<br />
Ama emin olun ki bu yazıdan alınan kesimin önemsediğinin milyonda biri kadar umrumda değil hangi ırktan geldiğim<br />
Ya da kimin hangi ırka mensup olduğu...<br />
<br />
Şimdi her bulduğu taşı, ne olup olmadığına bakmadan Türkiye'ye atan,<br />
Her bulduğu kara'yı üşenmeden Türkiye'ye çalan;<br />
Fakat boğazına kadar, sorgulayamadığı çelişkilerle dolu olan bu kesimin derdi nedir?<br />
Ben onu bilemem...<br />
Herkesin derdi kendine...<br />
<br />
Her zaman derim:<br />
Eğer Türkiye Irkçı bir devlet idiyse;<br />
Sanırım dünyanın en berbat, en akılsız ve en beceriksiz Irkçı tek devletidir.<br />
Eğer Asimilasyoncu bir devlet idiyse;<br />
Sanırım dünyanın en berbat, en akılsız ve en beceriksiz Asimilasyoncu tek devletidir.<br />
<br />
Ya da her ikisi de değil...<br />
Aslında da gerçekten de her ikisi de değil:<br />
Çünkü Irkçı ya da Asimilasyoncu olmak için gerekli ideolojik, toplumsal, ekonomik ve örgütsel altyapıya Türkiye hiçbir zaman sahip olamamıştır.<br />
<br />
Neyse:<br />
Aslında bu büyüttüğüm kadar da büyük bir çelişki değil bence; Kürtçülerin Türkiye'ye hem Asimilasyoncu hem de Irkçı demeleri.<br />
Yani bir çelişki olduğu besbelli ama çok da önemsenecek bir çelişki değil.<br />
Her ağacın eğri olduğu bir ormanda,<br />
Bir başka eğri ağaca daha rastlamak şaşırılacak birşey değildir çünkü.<br />
<br />
Deve bile alışmış da kendine:<br />
"<em class='bbc'>Nerem doğru ki</em>" demiş...<br />
<br />
Kavramlar önemlidir arkadaşlar...<br />
Ne söyleyip söylemediğinizi, neyi savunup savunmadığınızı bilmeniz için<br />
Kavramları bilmek çok önemlidir...<br />
<br />
Ha bir de:<br />
<em class='bbc'>Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olmamak</em> da en büyük öneme sahiptir...<br />
<br />
Başka bir çelişkiyi daha aşındırana kadar:<br />
Saygılarımla...<br />
</strong></span></span>]]></description>
		<pubDate>Fri, 12 Mar 2010 12:15:03 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/193487-turkiyede-irkcilik-ve-asimilasyon/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Türkiyede Özelleştirme</title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/195061-turkiyede-ozellestirme/</link>
		<description><![CDATA[YILLAR İTİBARİYLE ÖZELLEŞTİRME İŞLEMLERİ<br />
<br />
<img src='http://www.oib.gov.tr/images/Turkiyede_ozellestirme_image/yillar3.gif' alt='Gönderilen Resim' class='bbc_img' /><br />
<br />
<strong class='bbc'>Ülkemizdeki bankacılık sektöründe, son olarak OYAK Bank’ın satılmasıyla, yabancı payı %50′ye tırmandı…</strong><br />
<br />
<strong class='bbc'>Ancak ya diğer ülkelerde?</strong><br />
<br />
<strong class='bbc'>Diğer ülkelerdeki bankacılık sektöründe yabancı payı</strong><br />
Almanya’da %5<br />
İtalya’da %8<br />
İspanya’da %10<br />
Hollanda’da %11<br />
Danimarka’da %17<br />
Fransa’da %19<br />
Yunanistan’da %20<br />
<br />
Bankacılık sektörünün yanı sıra sigortacılık sektöründeki 10 büyük şirketin 7’sinde yabancılar hakim ortaklar…<br />
<br />
Ülkemize son 5 yılda 10 Bin 527 yabancı şirket geldi.. Peki ya diğer ülkelerde durum nasıl?<br />
<br />
<br />
<br />
Yorumu size bırakıyorum…<br />
<br />
Ve ekliyorum; Ülkemiz borsasının %70-80 kadar payı da yabancılar elindedir…<br />
<br />
<strong class='bbc'>son 5 yılda özelleştirilen kurumlar<br />
</strong><br />
1. TAKSAN,<br />
2. GERKONSAN,<br />
3. SEKA Afyon İşletmesi,<br />
4. SEKA Balıkesir İşletmesi,<br />
5. SEKA Çaycuma İşletmesi,<br />
6. SEKA Kastamonu İşletmesi,<br />
7. SEKA Aksu İşletmesi,<br />
8. SEKA Taşucu Tersane Alanı,<br />
9. SEKA’ya ait 4 taşınmaz,<br />
10. TZD Sakarya İşletmesi,<br />
11. THY USAŞ,<br />
12. TDİ Trabzon Limanı,<br />
13. TDİ Dikili Limanı, 14. TDİ Kuşadası Limanı,<br />
15. Sümer Holding’e Ait Merinos Halı Fabrikası,<br />
16. SÜMER HOLDİNG’E Ait ERYAĞ,<br />
17. SÜMER HOLDİNG’E Ait Adıyaman İşletmesi,<br />
18. SÜMER HOLDİNG’e ait 117 adet taşınmaz,<br />
19. KBİ’ye ait 103 arsa, 89 lojman,<br />
20. EBÜAŞ-MEYBUZ,<br />
21. EBÜAŞ’a ait 54 taşınmaz,<br />
22. TEKEL Kaya Tuz,<br />
23. TEKEL’e ait 30 taşınmaz,<br />
24. ESGAZ,<br />
25. BURSAGAZ,<br />
26. ETİ BAKIR,<br />
27. ETİ GÜMÜŞ,<br />
28. ETİ KROM,<br />
29. ETİ ELEKTROMETALURJİ A.Ş,<br />
30. Çayeli Bakır İşletmeleri A.Ş,<br />
31. KBİ Samsun İşletmesi,<br />
32. KBİ 65 adet taşınmaz,<br />
33. DİV-HAN A.Ş,<br />
34. Amasya Şeker Fabrikası,<br />
35. Kütahya Şeker Fabrikası,<br />
36. SÜMER HOLDİNG’e ait TÜMOSAN,<br />
37. SÜMER HOLDİNG Malatya İşletmesi,<br />
38. SÜMER HOLDİNG Bakırköy İşletmesi,<br />
39. SÜMER HOLDİNG Diyarbakır İşletmesi,<br />
40. SÜMER HOLDİNG Çanakkale Deri İşletmesi,<br />
41. SÜMER HOLDİNG’E Ait 108 Adet Taşınmaz,<br />
42. SÜMER HOLDİNG Ortadoğu Teknopark A.Ş,<br />
43. SEKA Karacasu İşletmesi,<br />
44. SEKA Ankara Alım Satım Binası Müdürlüğü,<br />
45. SEKA Ardanuç İşletmesi Varlıkları,<br />
46. TÜGSAŞ,<br />
47. TÜGSAŞ Gemlik Gübre San. TAŞ,<br />
48. TÜGSAŞ-İGSAŞ HİSSELERİ % 100,<br />
49. TÜGSAŞ Urfa Depoları arazisi,<br />
50. TÜGSAŞ’a ait 23 taşınmaz,<br />
51. İGSAŞ Kütahya Gübre Varlıkları ,52. TEKEL Alkolü İçkiler San. A.Ş,<br />
53. TEKEL’e ait 60 adet taşınmaz,<br />
54. TEKEL İnegöl Kibrit Fabrikası T.A.Ş,<br />
55. TEKEL Gemlik Sun.İp.Mües. T.A.Ş,<br />
56. TEKEL Tuzluca Tuzlası,<br />
57. TEKEL Sekili Tuzlası,<br />
58. EBÜAŞ Samsun Soğuk Hava Deposu,<br />
59. EBÜAŞ Manisa Kombinası,<br />
60. EBÜAŞ Manisa Arsası,<br />
61. EBÜAŞ’a ait 101 adet Taşınmaz,<br />
62. TDİ ANKARA FERİBOTU,<br />
63. TDİ Samsun Feribotu,<br />
64. PETKİM 2adet taşınmaz,<br />
65. TEDAŞ 1 arsa, 1 adet trafo binası,<br />
66. TEDAŞ 1 adet taşınmaz,<br />
67. ATAKÖY Turizm A:Ş,<br />
68. ATAKÖY Otelcilik A:Ş,<br />
69. ATAKÖY Marina Ve Yat İşletmesi,<br />
70. SÜMER HOLDİNG Beykoz İşletmesi,<br />
71. SÜMER HOLDİNG İstanbul İmar LTD.ŞTİ,<br />
72. SÜMER HOLDİNG 2 adet Taşınmaz,<br />
73. TDİ Karadeniz Gemisi,<br />
74. TEKEL Kristal Tuz Rafinerisi,<br />
75. TEKEL Kağızman Tuzlası,<br />
76. TEKEL’e ait 49 adet taşınmaz,<br />
77. TÜPRAŞ 2 adet taşınmaz,<br />
78. TDİ 1 Adet Taşınmaz,<br />
79. SEKA 5 Adet taşınmaz,<br />
80. KÖY HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Tasfiye Edildi),<br />
81. SSK Hastaneleri (Tasfiye Edildi),<br />
82. SSK Eczaneleri (Tasfiye Edildi),<br />
83. SEKA Kocaeli Fabrikası ve arsası<br />
<br />
<strong class='bbc'>diğer özelleştrilmek istenenler<br />
</strong><br />
1. Sümer Holding Sarıkamış İşletmesi, Sümer Holding Bergama Pamuk İpliği Fabrikası,<br />
2. Sümer Holding Sivas Dokuma Fabrikası,<br />
3. Sümer Holding Manisa Pam. Men. A:Ş,<br />
4. Sümer Holding Makine Ve Teçhizat,<br />
5. Sümer Holding 32 Adet Taşınmaz,<br />
6. TÜGSAŞ Samsun Gübre Sanayi A.Ş,<br />
7. Tekel 5 Adet Taşınmaz,<br />
8. Araç Muayene İstasyonları 1. Bölge,<br />
9. DSİ ERCİYES Sosyal Tesisi,<br />
10. Bayındırlık Ve İskan Bakanlığı ERCİYES Sosyal Tesisi,<br />
11. Karayolları ERCİYES Sosyal Tesisi,<br />
12. TEKEL Sigara Fabrikaları,<br />
13. TEKEL Sigara Fabrikalarına Ait Taşınmazlar,<br />
14. TEKEL Puro Fabrikaları,<br />
15. TEKEL Alkol İşletmelerine Ait Taşınmazlar,<br />
16. Tercan Ayakkabı İşletmesi,<br />
17. TCDD Mersin Limanı,<br />
18. Adapazarı Şeker Fabrikası,<br />
19. Ereğli Demir Çelik Fabrikası,<br />
20. İskenderun Demir Çelik Fabrikası,<br />
21. Ereğli Limanı,<br />
22. İskenderun Limanı,<br />
23. Yarımca Limanı,<br />
24. Yarımca Porselen Fabrikası,<br />
25. Romanya’daki Silisli Sac Fabrikası,<br />
26. Divriği Demir Madeni,<br />
27. Hekimhan Demir Madeni,<br />
28. Kırıkkale Çelik Çekme Boru Fabrikası,<br />
29. BORÇELİK,<br />
30. TÜPRAŞ, (satıldı)<br />
31. PETKİM, (satıldı)<br />
32. TÜRK TELEKOM, (satıldı) <br />
33. KIBRIS TÜRK HAVA YOLLARI,<br />
34. TÜGSAŞ Toros Gübre Fabrikası,<br />
35. TÜGSAŞ Tekirdağ, Tarsus, Fatsa Depoları,<br />
36. Seydişehir Eti Alüminyum A.Ş,.<br />
37. OYMAPINAR BARAJI,<br />
38. ETİ Alüminyum’a Ait Madenler,<br />
39. Emekli Sandığı Ankara Emek İşhanı,<br />
40. Emekli Sandığı İstanbul Hilton Oteli<br />
<strong class='bbc'>Liste uzayıp gidiyor…</strong><br />
<br />
<br />
<strong class='bbc'>Bankalarımızın akıbeti ise şöyle;<br />
</strong><br />
Türk Ekonomi Bankası, Fransız BNP Paribas ile ortak oldu,<br />
Dışbank, Fortis’e satıldı,<br />
Denizbank, Dexia’ya satıldı,<br />
Finansbank, Yunan Milli Bankası NBG’ye satıldı,<br />
Garanti Bankası’nın yüzde 25,5 payı GE’ye satıldı,<br />
Yap Kredi Bankası, Koç-UniCredito’ya satıldı,<br />
C Bank, İsrail bankası Hapoalim’e satıldı,<br />
Şekerbank, Kazakistan bankası Turan’a satıldı,<br />
Tekfenbank, Yunan bankası EFG’ye satıldı MNG Bank, Lübnanlı Hariri ailesine satıldı,<br />
Adabank, Kuveyt bankası The İnternational Investor’a satıldı,<br />
Ordu ve Yardımlaşma Kurumu’nun Bankası Hollandalı INC’ye satıldı.<br />
Akbank’ın %20 payı, Alternatif Bank ve Halk bankası ise sırada bekliyor…<br />
<br />
<br />
Atatürk’ün Konya’da açtığı “<strong class='bbc'>uçak fabrikası</strong>”nın “<strong class='bbc'>gazoz fabrikasına</strong>” çevrilmesi gibi pek çok işletme de önce başka sektörlere kaydırılıyor, sonra da kapatılıyor…<br />
<strong class='bbc'><strong class='bbc'>1985’ten bu yana satılan kurumlardan SEK Kastamonu işletmesinde alıcı, orman ürünleri üretiyor. Sümerbank, Etibank, ÇİNKUR, Köytaş Tarım makineleri Fabrikası, Bursa Soğuk Depoculuk, Ankara meşrubat Fabrikası, Niğde Meyve Suları Fabrikası, SSK tasfiye edildiler.<br />
<br />
Güneysu, KÜMAŞ, Gümüşhane Çimento, Yarımca Porselen, Et ve Balık Kurumunun Afyon, Kars , Bayburt, Bursa, Kastamonu ve Gaziantep Kombinaları, ORÜS’ün Ayancık, Bartın, Düzce, Pazarköy, Ulupınar, Bafra, Antalya, Demirköy ve Şafşat İşletmeleri, Süt Endüstrisi Kurumunun Afyon İşletmesi, Bayburt İşletmesi, Erzincan İşletmesi, Erzurum İşletmesi, Çanakkale İşletmesi, Hafsa İşletmesi, Sinop İşletmesi, Burdur İşletmesi, Muş İşletmesi, Adilcevaz İşletmesi,Elazığ İşletmesi, Bolu İşletmesi, Kastamonu ve Giresun İşletmeleri,SEKA’nın Dalaman, Aon ve Akkş Fabrikaları, SÜMEROLDİNGİN Adana, Erzincan, şanlıurfa, Denizli, Bakırköy, Çanakkale, Beykoz Malatya İşletmeleri , TESTAŞ Aydın Tesisi, TZD Manisa Kükürt İşletmesi, TZD Sakarya Traktör Fabrikasının faaliyetlerine son verildi.<br />
Önümüzdeki yıllarda GERKONSAN, ETİ KROM, ETİ ELEKTROMETALURJİ, SEKA Aksu İşletmesi, SEKA Kastamonu İşletmesi, SEKA Karacasu</strong> İşletmesi ve TAKSAN’ın</strong> faaliyetlerine son verecekler.<br />
<br />
<strong class='bbc'>Son duyumlarımıza göre “otoyollarımız, köprülerimiz, viyadüklerimiz” de özelleştirilecekmiş…</strong><br />
<br />
<br />
Özelleştirmelerle, Çimento Fabrikalarından 3028, Et ve balık kurumlarından 691, ORÜS’lerin 2341 çalışanının 2080’i , Sümer Holding’in 4807 çalışanın 2153, PETLAS’ın 1102 çalışanının 631’i, POAŞ’ın 3822 çalışanının 2783’ü, TÜSTAŞ’ın 73 çalışanının 33’ü, KÖYTAŞ’IN 44 çalışanının 41’i, SEK Süt’ün 1359 çalışanının 845’i, Ordu Yağ Sanayinin 181 çalışanının 73’ü, Kardemir’in 5417 çalışanının 1498’i, ÇELBOR’un 201 çalışanının 101’i son 7 yılda işlerini kaybetmişlerdir.<br />
<br />
<strong class='bbc'>Gördüğünü gibi:</strong><br />
• 2002 yılındaki 219,3 milyar dolarlık “Toplam Ülke Borcu”, 2007 yılı Mart ayı sonunda %86 (188,7 milyar dolar) tırmanarak 408 milyar dolara çıkmıştır.<br />
• 2002 yılında 3,164 dolar olan “Kişi Başına Toplam (Kamu + Özel) İç ve Dış Borç Yükü” %76,7 (2,427 dolar) artarak, Mart 2007 sonu itibariyle 5,591 dolara tırmandı!<br />
• 2002 yılında “İhracatın İthalatı Karşılama Oranı” %69,9 iken, 2007 Mart sonu itibariyle %66,5’e gerilemiştir.<br />
• Vergi Gelirlerinin GSMH içindeki payı 2002 yılında yüzde 21,7 iken, 2006 yılında %26’ya yükseltildi. Böylece Son 12 yılda %67 artan Türkiye’de dolaylı vergilerin payı da %72,3’e tırmandı. Diğer ülkelerde bu oran; ABD %17,6, Japonya%20,1, İsviçre %22,6, Belçika %24,6, Fransa %25,4, Kanada%26,3, İsveç %26,4, Almanya %29,2, Hollanda %30,8’dur.<br />
<br />
• 2005 itibariyle ülkemizin en zengin 3,7 milyon insanı, en fakir 3,7 milyon insanından en az 23,6 kat daha zengin.<br />
<br />
• Bugün 20 milyon yurttaşımız Yoksulluk Sınırının altında yaşamaya çalışıyor, 1 milyon insanımız da Açlık Sınırında yok olmamama mücadelesi veriyor.<br />
• Ülkemiz tarım sektöründe 2002 yılında %6,9 oranında büyüdü, 5 yıllık ortalama büyüme oranı %1,4.<br />
<br />
<br />
<br />
• 2001-2002 yılları arasında okullaşma oranı %99,4 iken 2005-2006 yılında bu oran %95,4’e geriledi.<br />
• Milli Eğitim Bakanlığı ile ilgili 14 kanun, 87 yönetmelik, ve yönetmelik değişikliği ve yönerge değişikliği yapılarak 605 imamın kurumlar arası nakil yoluyla Milli Eğitim Bakanlığı’na geçişi sağlandı…<br />
• 2001’de şüpheli çocuk sayısı 43,808 idi. 2004’de bu sayı 51,900’e çıktı.]]></description>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 19:25:35 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/195061-turkiyede-ozellestirme/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>İsrail Ve İran arasında tüm kışkırtmalara rağmen savaş olmayacak</title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/195027-israil-ve-iran-arasinda-tum-kiskirtmalara-ragmen-savas-olmayacak/</link>
		<description><![CDATA[Biliyorsunuz İsrail ve İran arasında şiddeti sürekli arttırılmaya çalışılan bir gerilim var. İran’ın uranyumu zenginleştirme çabaları ve nükleer bomba üretme konusundaki hassasiyeti İsrail’i son derece rahatsız ediyor. Bu arada İsrail’in nükleer bomba ürettiği Dimona santralinden fark ettiyseniz basında bir kere bile bahsedilmiyor. Böyle gerilimli ortamlarda sadece havaya birkaç el silah atılması bile Ortadoğu’da son derece kanlı bir savaşı anında başlatmaya yetebilir. Peki gerçekten de İsrail ile İran arasında böyle bir savaş yaşanacak mı, İsrail İran’a kafa tutmaya cesaret edebilir mi?<br />
<br />
Hatırlarsanız İran eğer Amerika kendisine saldırırsa İsrail’i haritadan sileceğini söylemişti. Daha sonra bu konuşmaların hepsini geri alarak Ortadoğu’da tam anlamıyla barış istediklerini söyledi. Öncelikle şunu söyleyeyim, İran’ın İsrail’e karşı nükleer bomba kullanması mümkün değildir. Çünkü nükleer bomba kullanmak İslam dinine göre haramdır. İran nükleer bomba kullandığında bu İsrail’de birçok masum kadının ve çocuğun da ölmesine neden olur. Ayrıca İsrail’de yaşayan dindar Müslüman’lar, dindar Hıristiyanlar ve dindar Museviler var. Bu yüzden Kuran’a göre İran masum ve dindar insanları öldürecek bir bombayı kullanamaz.<br />
<br />
İran’ın İsrail’e karşı nükleer bomba kullanmaması için başka nedenleri de var. Öncelikle Kudüs tüm Müslümanlar tarafından da kutsal kabul edilen bir şehir. Bu şehir peygamberlerimizin birçok değerli hazine bıraktığı, kutsal emanetlerin bulunduğu şehirdir. Bu yüzden İran asla bu şehre zarar veremez. Ayrıca Kudüs şehri Hz. Mehdi’nin ve Hz. İsa’nın buluşacağı şehirdir. Bu iki kutlu şahıs Kudüs’de Mescid-i Aksa’da birlikte namaz kılacaklardır. Bütün bunların dışında Hz. Mehdi yine Kudüs’te Hz. Süleyman’ın sarayını tekrar inşa edecektir.<br />
<br />
Hz. Mehdi aşığı olan Ahmedinejad bütün bunların gerçekleşeceğini çok iyi biliyor. Hz. Mehdi’nin kan dökülmesine izin vermeyeceğini de biliyor. İsrail’i haritadan silme söylemlerini geri almasının nedeni de budur. İran’ın dini lideri Hamaney Hz. Mehdi’nin geldiğini açıklamış, bu haber tüm dünya basınında yayınlanmıştır. Ayrıca Hürriyet gazetesi de bu haberi manşetten vermiştir. İran Hz. Mehdi’ye tabii olacak ülkelerin en başında gelir. İran’ın anayasasının ilk maddesi “bu anayasa Hz. Mehdi gelene kadar geçerlidir” şeklindedir. Ayrıca İran’da şu anda Hz. Mehdi için hazır bir ordu bekletilmektedir. Söylediğim gibi artık Ortadoğu’da kanlı savaş dönemi bitmiştir. Bundan sonraki dönem Hz. Mehdi ile apaydınlık bir dönem olacak, Türkiye Türk İslam Birliği’ni kurarak tüm dünyaya barış ve huzur getirecektir. Hep birlikte bu gelişmeleri yaşayacak, söylediklerimin doğru olduğuna şahit olacağız.<br />
<br />
İnsanlar, bal arılarının beyleri etrafında toplanması gibi, Hz. Mehdi'nin çevresinde toplanırlar. Daha önce zulümle dolu olan dünyayı, adaletle doldurur. Adaleti o denli olur ki, uykuda olan bir kimse dahi uyandırılmaz ve BİR DAMLA KAN BİLE AKITILMAZ. Dünya, adeta asrı saadet devrine geri döner. (El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 29 ve 48)]]></description>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 14:45:44 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/195027-israil-ve-iran-arasinda-tum-kiskirtmalara-ragmen-savas-olmayacak/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>KADINLAR GÜNÜ</title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/194755-kadinlar-gunu/</link>
		<description><![CDATA[<img src='http://www.turkish-media.com/forum/public/style_emoticons/default/clover.gif' class='bbc_emoticon' alt=':clover:' />   8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ <img src='http://www.turkish-media.com/forum/public/style_emoticons/default/clover.gif' class='bbc_emoticon' alt=':clover:' /> <br />
     <br />
<br />
    TÜM BAYANLARINDÜNYA KADINLAR GÜNÜNÜ KUTLARIM <img src='http://www.turkish-media.com/forum/public/style_emoticons/default/smile.gif' class='bbc_emoticon' alt=':)' />)) <img src='http://www.turkish-media.com/forum/public/style_emoticons/default/hug.gif' class='bbc_emoticon' alt=':hug:' /> HEP SAĞLIKLI VE MUTLU OLUN:)))]]></description>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 13:04:14 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/194755-kadinlar-gunu/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>TARAF Gazetesi  ve DEMOKRATÖRLER.</title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/194529-taraf-gazetesi-ve-demokratorler/</link>
		<description><![CDATA[<strong class='bbc'><span style='font-size: 21px;'><span style='color: #808080'><span style='font-family: Lucida Console'>***</span></span></span></strong><br />
<p class='citation'>Alıntı</p><div class="blockquote"><div class='quote'>
  <br />
<span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Lucida Console'>Bu yazıyı yazıp yazmamakta çok kararsızdım esasında. <br />
Konu Aziz Nesin’le ilgili olduğu için kararsızdım, ancak beni iyi tanıyanlar bilir, </span></span><br />
<span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Lucida Console'>Aziz Nesin’i baba olarak ayrı, yazar ve aydın kişiliğiyle ayrı ayrı değerlendiririm. </span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Lucida Console'>Böyle düşününce kafam rahatladı ve yazmaya karar verdim.</span></span><br />
 <br />
<p class='citation'>Alıntı</p><div class="blockquote"><div class='quote'>
<span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Lucida Console'>Taraf Gazetesi’ni internette açtığınızda karşınıza bir ilan çıkıyor:</span></span><br />
<br />
<strong class='bbc'><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Lucida Console'>Önyargılı</span></span></strong><br />
<br />
<strong class='bbc'><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Lucida Console'>Ve</span></span></strong><br />
<br />
<strong class='bbc'><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Lucida Console'>Korkak</span></span></strong><br />
<br />
<strong class='bbc'><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Lucida Console'>Değilseniz!</span></span></strong><br />
<br />
<strong class='bbc'><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Lucida Console'>sadoglu.wordpress.com</span></span></strong><br />
<br />
<strong class='bbc'><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Lucida Console'>mehmetalisadoglu.blogspot.com</span></span></strong><br />
<br /></div></div><strong class='bbc'> </strong><br />
<br />
<span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Lucida Console'>Mehmet Ali Şadoğlu denilen kişiyi anımsayanınız var mı bilmiyorum, ama Taraf Gazetesi’nin bir çok yazarının tanıdığını ve anımsadığını adım gibi biliyorum. Ahmet Altan bu adamı bilir, Ümit Kıvanç’ın da bildiğini ve nefret ettiğini söyleyebilirim. Murat Belge yada Sevan Nişanyan’ın da bu adamı sevdiğini sanmam. Etyen Mahçupyan yada Nabi Yağcı mutlaka tanıyor ve eleştiriyorlardır. Halil Berktay ve Alper Görmüş de iyi bilirler bu adamı.</span></span><br />
<br />
<span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Lucida Console'>Bu adam adını 1990’lı yılların ortalarına yakın, Aziz Nesin’in ölümünden önce duyurdu. Aziz Nesin, Salman Rüşdi’nin Şeytan Ayetleri kitabını yayınlamak istediğinde İran rejimi ölüm fermanı çıkarmıştı. Bu ölüm fermanı üzerine Mehmet Ali Şadoğlu denilen bu adam gazetelere bir demeç verip “</span></span><strong class='bbc'><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Lucida Console'>Aziz Nesin’i öldürene 250 bin dolar vereceğim!..</span></span></strong><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Lucida Console'>” diye bir açıklama yaptı. Aziz Nesin de bu açıklamaya gülmüş ve karşılık olarak “</span></span><strong class='bbc'><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Lucida Console'>Bu iyi bir para, Şadoğlu parayı hemen banka hesabıma yatırsın, ben intihar ederim…</span></span></strong><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Lucida Console'>” demişti.</span></span><br />
<br />
<span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Lucida Console'>İşte sen Türkiye’de demokrasiyi en iyi bildiğini iddia eden Ahmet Altan, gazetene aldığın ilan bu adamın verdiği ilan. Bu adamın ilanından aldığın parayla maaş alıyorsun demokrasi adına, sizler Ümit Kıvanç, Murat Belge, Sevan Nişanyan, Etyen Mahçupyan, Nabi Yağcı, Halil Berktay, Alper Görmüş, Neşe Düzel, Orhan Miroğlu, Mehmet Güreli, Mithat Sancar, Erol Katırcıoğlu, Soli Marguiles, Ferhat Kentel ve Yasemin Çongar lütfen artık demokrasi adına yazılar neyim yazmayın. Biraz utanmanız varsa eğer ben kimlerin parasından maaş alıyorum diye kendi kendinizi sorgulayın.</span></span><br />
<br />
<span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Lucida Console'>Fazla bişey yazmayacağım, yazmama da gerek olduğunu sanıyorum, verdiği demeci bugün bile vermekten bir adım geri durmayacağını açıklayan Mehmet Ali Şadoğlu’nun parası size gerçekten helal olsun, ama “</span></span><strong class='bbc'><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Lucida Console'>Ben esasında hâlâ demokratım, sosyalistim, liberalim, işte buna benzer bişeyim…</span></span></strong><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Lucida Console'>” bile demeyin artık. Çünkü “</span></span><strong class='bbc'><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Lucida Console'>Bunlara benzer bişeyim…</span></span></strong><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Lucida Console'>” diyenler bile sizin kadar acizleşmez, demokrasiyi bu kadar pespaye hale getirmez. Kimilerinizi zamanında yakından tanımaktan utanıyorum, kendi kendime kızıyorum, aynı örgüt adı altında olmasa bile ortak hedef uğruna ölümüne savaş vermiş olmaktan utanıyorum. </span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Lucida Console'>Biraz Bülent Arınç’laşayım, bizleri öldürmek adına para ödülü koyan birinin ilanıyla maaş alan ve evine nafaka götüren hepinize kocaman bir “</span></span><strong class='bbc'><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Lucida Console'>tuuuuuuuuuuu</span></span></strong><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Lucida Console'>” Sizler birer </span></span><strong class='bbc'><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Lucida Console'>DEMOKRATÖR</span></span></strong><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Lucida Console'>’sünüz. Ne demokratlığınız belli, ne de diktatörlüğünüz…</span></span><br />
<br />
<strong class='bbc'><span style='font-size: 21px;'><span style='color: #808080'><span style='font-family: Lucida Console'>***</span></span></span></strong><br />
<br />
<strong class='bbc'><span style='font-size: 13px;'><span style='color: #808080'>Kaynak: Ahmet Nesin's Blog_wordpress.com Şubat 27, 2010</span></span></strong><br />
</div></div><br />
 <br />
<strong class='bbc'><span style='font-size: 15px;'><span style='font-family: Georgia'>Kıssadan hisse ...  Anlamak isteyen ve kavramasını bilenlere...</span></span></strong><br />
<strong class='bbc'><span style='font-size: 15px;'> </span></strong><br />
<strong class='bbc'><span style='font-size: 15px;'> </span></strong>]]></description>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 17:46:31 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/194529-taraf-gazetesi-ve-demokratorler/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>12 EYLÜL</title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/193589-12-eylul/</link>
		<description><![CDATA[12 EYLÜL<br />
<br />
Belki o dönem bizler cocuktuk ama anne babalarimiz hic de cocuk degildi !!! <br />
<br />
12. Eylül zamansiz ölüm gibi yakin ölümü yasatmistir Milletimize.<br />
<br />
Anne Babalar da konusur..<br />
<br />
<br />
Darbenin ülkemizde ünlenmesine neden olan 12 Eylül’ün üzerinden neredeyse iki üc nesil gecti o günü yasamak anlamda. O dönem bilhassa daglar, daglar degil kirsal kesim degil aralarinda kasabalarin da bulundugu büyük sehirler bombalama eylemleriyle kana bulandigi dönemlerdi. Kursunlanarak nice genclerin öldügü, yaralanip sakatlandigi kardes kardese kursun sıktıgı  bu dönem.. Esnafin günlük kazancinin el konuldugu, kurtarilmis bölgelerin olusturuldugu, araziye kadar gasp edilip oralarin örgüt adina kamulastirildigini ve gecokondalastirilip sokaklarda 24 saat silahli nöbetlerin tutuldugu bu dönem hicde masum degildi !!!<br />
<br />
Bugün nasil daglara polis gönderemiyorsan? O günde kurtarilmis bölgelere bir kenara koyacak olursak polisin uzana bildigi sadece merkezi meydanlardi o gün bu noktaya gelmis ülke nasil düze cikabilirdi herkes ama herkes birilerin ucundan tutturulmus tutmayan cogunlugun tepesinde hergün cekilen ajitasyonlar onlarin kulaklarini deliyor.. Adresini sasirmis eylemler ortaokullarin dahi bombalamasina neden oluyordu.  En dikkat cekici yön artik örgütlerin silahsiz yaptigi eylem eylemden sayilmiyordu yani anliyacaginiz zivanadan cikmis ülke ucurumun esigine gelmis caresiz bir Türkiye konumuna getirip beklemeye cekmislerdi? <br />
<br />
Ve o dönem Annelerimiz Babalarimiz ama herkes, ama herkes, askerin yolunu bekler olmus.. Terör örgütleri de artik eyemlerini dahada yogunlastirarak darbeye gün saymakta istenen darbe icin? Anne babalarin istegi askerin bu olaylara el koymasiydi.. Asker polis gibi davranamazdi davransa zaten askere gerek olurmuydu! bugün yasanan celiskilerden en büyügü bu basit terör eylemleri degildi.. Amerika da esen 11.Eylül´e benzemiyor nede afganistan´a.. bir benzeri muhakak vardi? <br />
<br />
O gün ki Terör kitle gücüne dayanmayan ve göz korkutarak caydirmayi amaclayan eylem türünü de benzemiyordu.. her eylem kendini, kendini imha edecek sekilde düzenleniyor bu eylemler  Egemen sinifi burjuvazi sinifini izaya getirmek icin degil kendisi gibi ülkeyi imha edecek sekilde baskaldiri hareketleri yasaniyordu artik bir ic savas düzenine gecmis artik her ölümün arkasindan kinama mesajlari yayinlamakla ugrasan örgütler..kavramlarla oynayan emperyalistlerden bir adim önde hareket halinde olduklari o gün yasananlar ortaya koyuyor..O günleri anlatanlarin özüyle?<br />
Ne o gün Ortadogu ve Avrasya´da yürütülen emperyalist paylasim savasi nede bireysel terörizm o gün Türkiye´de verilen devrimin arkasina siginanlar tarafindan bilerek veya bilmeyerek Türkiye nin paylasilmasi savasi icinde yer aldilar..Askerimiz bu oyunu 12 Eylül´de sonlandirdi.<br />
<br />
Bugün sahnede sartlar degismis ayni oyun.. bir yanda AB kapisinda bekleyen Türkiye bir yanda paylasim..]]></description>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 11:01:16 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/193589-12-eylul/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>PKK, AB Süreci ve Filistinleşmek</title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/194606-pkk-ab-sureci-ve-filistinlesmek/</link>
		<description><![CDATA[PKK ve diğer terör örgütlerinin söylemlerine baktığınızda demokratik olmayan bir Türkiye tablosu çizdiklerini görürsünüz. Türkiye’yi AB’ye ve tüm dünyaya şikayet eden PKK yandaşları da şimdilerde ‘demokratik cumhuriyet’ten bahsediyorlar… Güya Türkiye demokratik olsa terör tamamen ortadan kalkacak… PKK ve Kürtçü gruplar derin devleti suçluyorlar, son dönemdeki olayları derin devletin gerçekleştirdiğini söylüyorlar ve Kürt sorununun Filistinleştirilmek istendiğinden dem vuruyorlar. Yine bu gruplara göre Trabzon’da, Çeşme’de ve Kuşadası’nda gerçekleşen eylemleri de PKK gerçekleştirmedi. PKK bir yandan terör saldırılarının bazılarını kabul etmiyor, diğer taraftan bu saldırılarda ölenleri ‘şehit’ kalanları ‘gazi’ ilan ediyor. Trabzon’da yakalanan Suriyeli teröristi bile PKK yandaşı basın-yayın organları tarafından ‘kahraman’ ilan edebiliyor.<br />
<br />
Peki gerçekten derin-devlet harekete mi geçti? Türkiye AB yolunda ilerlerken Hizbut Tahrir gibi adı sanı Türkiye’de pek duyulmamış sözde İslamcı örgütleri derin devlet mi camii avlularına sürdü? PKK yandaşlarını otobüslere dolduran derin-devlet mi? Elbette karanlık güçler var. Bunlar her zaman olduğu gibi yine boş durmuyorlar. Ancak demokratikleşmenin ve istikrarın önündeki en önemli engel hala PKK. AB’ye yaklaşan Türkiye’nin PKK karşısında daha fazla güçleneceğini bilen PKK türlü oyunlarla süreci baltalamaya çalışıyor: Bir yandan PKK’ya karşı çıkan Kürt muhalefeti susturuluyor, ölüm listeleri hazırlıyor, diğer taraftan PKK sorununu Filistin sorununa benzetilmeye çalışılıyor. Oysa ki bizler aradaki farkları çok iyi biliyoruz: Bizler Yaser Arafat’ı da tanıyoruz, Abdullah Öcalan’ı da. Arafat hiçbir zaman Filistinli çocukları öldürmedi. Oysa Öcalan’ın geçmişi hepimizin malumu. Filistin bir işgal sorunu. Bir ulusal direniş sorunu. Oysa Kürtler ve Türkler birlikte kurdular bu devleti ve birlikte yaşatıyorlar. Türkiye’nin en zenginleri arasında Türkler olduğu kadar Kürtler de var. TBMM’de Kürt kökenli milletvekili sayısı yarıya yakın. Üstelik son dönemde Türkiye’nin Kürt kimliğini aktif siyasete dahil etme arzusu ve çabası da gözlerden kaçmıyor. Kürtçe önündeki engeller birer birer kalkıyor. Kürtçe medya ve eğitim tartışılıyor. Bir çok talebin gerçekleşmesi sadece an meselesi.<br />
<br />
AB üyesi bir Türkiye’de Kürtler, tıpkı Türkler gibi çok daha fazla hakka sahip olacaklar. İşte PKK’yı panikleten de bu: Türkiye hızla demokratikleşiyor ve bundan hoşlanmayanların başında PKK geliyor. Çünkü PKK baskıcı bir tutumdan besleniyor. Olağanüstü şartlardan besleniyor. Ateş sürdükçe, cenazeler annelerin önüne geldikçe PKK da hayat buluyor. Derin devlet oldukça PKK daha da güçleniyor. Bu nedenle derin devletin olmadığı yerde PKK onu yaratıyor. Karanlık güçler bir provakasyonu başlattı mı, PKK onu devam ettiriyor. Üstelik bunu demokrasi kılıfı altında yapıyor…<br />
<br />
Ne yazık ki ne DEHAP ne de Kürtlerin daha fazla haklar elde etmesini savunduklarını iddia eden Kürtçü gruplar bu sınavdan alınlarının akıyla çıkamıyorlar… Provakasyon ateşine körükle gidiyorlar… Ülkeyi anarşi içinde göstermek için ellerinden geleni yapıyorlar: Terör örgütünün bayrağını açtılar, teröriste kucak açtılar, polisi taşladılar, demokrasiye kapıları kapattılar. Herkes biliyor ki böyle manzaralar sürdüğü sürece Türkiye’de demokrasiden bahsetmek lükstür. Herkes biliyor ki demokrasinin olduğu yerde PKK benzeri kanlı örgütlere de yer yoktur…<br />
<br />
Tekrar edelim, son günlerde Türkiye büyük provokasyonlardan geçiyor. Provakasyon tek yönlü değil. Adı sanı daha önce Türk kamuoyunca bilinmeyen sözde örgütler İstanbul sokaklarında boy göstermeye başladı. PKK militanları sokaklara indi. Taşlanan otobüsler, açılan hilafet bayrakları. 3 Ekim yaklaştıkça bu tür gösterilerin ve saldırıların ardı arkası kesilmeyecek… Hazır olalım… Sokağa çıkarken, çatışmalara taraf olurken kimlere alet olduğumuza dikkat edelim… Taş atanlar hangi taraftan olursa olsun, unutmayın ki atılan taşlar Türkiye’nin gelişmesine ve demokrasisine olacaktır…<br />
<br />
Kaynak: Dr. Sedat Laçiner]]></description>
		<pubDate>Sat, 06 Mar 2010 23:30:12 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/194606-pkk-ab-sureci-ve-filistinlesmek/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Türkiye’nin süper devlet olma yolundaki müthiş adımları tüm dünyada hissediliyor</title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/194086-turkiye%e2%80%99nin-super-devlet-olma-yolundaki-muthis-adimlari-tum-dunyada-hissediliyor/</link>
		<description><![CDATA[Türkiye’nin süper devlet olma yolundaki müthiş adımları tüm dünyada hissediliyor<br />
<br />
‘Türkiye yeni bir Osmanlı olma yolunda mı?’ başlıklı yazımda Türkiye’nin Ortadoğu’da çok güçlendiğini, Osmanlı İmparatorluğunun tekrar kurulabileceğini ve tüm Türki Cumhuriyetlerin de, İslam ülkelerinin de bunu gönülden desteklediğine değinmiştim. Hem Türkiye’de hem de dünya basınında Türkiye’nin bu süper devlet olma yolunda nasıl hızlı adımlarla ilerlediğini gösteren haberlerler yankılanıyor. Neredeyse her gün çok önemli gelişmeler yaşanıyor. Bildiğiniz gibi yazılarımda daima gelişmeleri aktarmak ve gerçekleri tam olarak gözler önüne sermek istiyorum. Basında arada rastlanan haberler belki bir kişinin gözünden kaçabilir ama bütün gelişmelere aynı anda bakıldığında inkar edilemeyecek bir tablo ortaya çıkmaktadır. <br />
<br />
Türkiye’nin bu hem Ortadoğu’da, hem Rusya’da hem de Amerika’da önemle hissedilen güç artışı ve İslam ülkeleriyle birlik olma yolunda atılan adımlarla ilgili yaşanan gelişmelerin çok az bir kısmını aşağıda bildiriyorum. Bu gelişmeleri aktarmaya devam edeceğim. <br />
<br />
TÜRK PARLAMENTOSU KURULDU.<br />
<br />
28 MÜSLÜMAN ÜLKENİN GİRİŞİMİYLE İSLAM ORTAK PAZARININ KURULMASI İÇİN ANLAŞMA YAPILDI.<br />
<br />
MÜSLÜMAN ÜLKELER ARASINDA VERGİ İNDİRİMİNE GİDİLMESİNE VE TİCARETİN ARTIRILMASINA KARAR VERİLDİ.<br />
<br />
AHMEDİNEJAD TÜRKİYE'Yİ ZİYARETİNDE, SÜNNİ BİR İMAMIN ARKASINDA NAMAZ KILDI VE İSLAM BİRLİĞİNİ DESTEKLEDİĞİNİ AÇIKLADI. "Türkiye'nin ilerlemesini kendi ilerlememiz gibi görüyoruz. BİZ KARDEŞİZ. AYNI DİNE MENSUBUZ. İki ülke arasındaki İŞBİRLİĞİ BÜYÜK BİR GÜÇ OLUŞTURABİLİR. BU GÜÇ BÖLGE VE DÜNYA BARIŞININ TESİSİNDE KULLANILABİLİR." dedi.<br />
<br />
TÜRKİYE, KAFKAS İTTİFAKI'NIN KURULMASININ ÖNCÜLÜĞÜNÜ YAPTI.<br />
<br />
AFRİKA BİRLİĞİ İSTANBUL'DA TOPLANDI. <br />
<br />
TARİHİ İPEK YOLU'NUN YENİDEN AÇILMASI İÇİN, GÜRCİSTAN, TÜRKİYE VE AZERBAYCAN'IN İTTİFAKIYLA BAKÜ TİFLİS KARS DEMİRYOLU İNŞAATI BAŞLADI.<br />
<br />
İSTANBUL'DA TÜRK DİLİ KONUŞAN ÜLKELER PARLAMENTER ASAMBLESİ TOPLANTISI YAPILDI. BU TOPLANTI BASINDA TÜRK BİRLİĞİ İÇİN İLK ADIM OLARAK ANLATILDI.<br />
<br />
GÜRCİSTAN TÜRKİYE SINIR KAPISININ AÇILIŞI SIRASINDA, GÜRCİSTAN DEVLET BAŞKANI SINIRLARIN KALDIRILMASINI İSTEDİKLERİNİ SÖYLEDİ.<br />
<br />
TÜRKİYE VE ERMENİSTAN ARASINDA SINIRLARIN AÇILMASI VE ERMENİSTAN'IN DAĞLIK KARABAĞ'DAN ÇEKİLMESİ KONULARINDA GÖRÜŞMELER YAPILMAYA BAŞLANDI.<br />
<br />
18 YIL ARADAN SONRA İLK DEFA BU YIL TÜRKİYE BAŞBAKANI IRAKI ZİYARET ETTİ, BU HAFTA DA SAYIN ABDULLAH GÜL IRAKA GİDİYOR. 33 YIL ARADAN SONRA İLK DEFA BİR TÜRK CUMHURBAŞKANI IRAKA GİDİYOR. AMERİKA, TÜRKİYE'NİN IRAK'TA BİRLEŞMİŞ MİLLETLERE ÖNCÜLÜK ETMESİ GEREKTİĞİNİ AÇIKLADI. <br />
<br />
TRT TÜRK KANALI AÇILDI, AZERİCE, KIRGIZCA, KAZAKÇA, TÜRKMENCE VE ÖZBEKÇE 24 SAAT YAYIN YAPACAK. <br />
<br />
SUUDİ ARABİSTAN KRALI, ULUSLARARASI İSLAMİ DİYALOG TOPLANTISI DÜZENLEDİ VE "ÖNCE İSLAM BİRLİĞİ" ŞEKLİNDE AÇIKLAMA YAPTI.<br />
<br />
SURİYE BAŞMÜFTÜSÜ TÜRKİYE VE SURİYE ARASINDAKİ SINIRLARIN KALDIRILMASI GEREKTİĞİNİ SÖYLEDİ.<br />
<br />
BAHREYN DIŞİŞLERİ BAKANI, ORTADOĞU'DAKİ SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ İÇİN TÜRKİYE VE İRAN'IN DA DAHİL OLACAĞI BİR BİRLİK OLUŞTURULMASI GEREKTİĞİNİ, İSRAİL'İN DE BU BİRLİĞE ALINMASI GEREKTİĞİNİ SÖYLEDİ. SORUNLARI ÇÖZMENİN BAŞKA YOLU YOKTUR DEDİ.<br />
<br />
TÜRKİYE BM GÜVENLİK KONSEYİ ÜYELİĞİNE SEÇİLDİ. ARAP ÜLKELERİNİN VE AFRİKA ÜLKELERİNİN HEPSİ TÜRKİYENİN SEÇİLMESİ İÇİN OY VERDİ.<br />
<br />
AMERİKAN İSTİHBARAT KURUMLARININ EN ÜST KURULUŞU OLAN ULUSAL İSTİHBARAT KONSEYİ BİR RAPOR YAYINLADI. RAPORDA TÜRKİYE'DE MUHAFAZAKARLIĞIN DAHA DA ARTACAĞI VE TÜRKİYE'NİN YÜKSELEN GÜÇ OLACAĞI BELİRTİLİYORDU.<br />
<br />
PENTAGON'UN STRATEJİLERİNİ BELİRLEYEN ŞİRKETİN KURUCUSU VE GÖLGE CIA OLARAK TANINAN CORC FIRAYDMAN "TÜRKİYE İSLAM BİRLİĞİNİ KURSUN" AÇIKLAMASI YAPTI.<br />
<br />
TÜRKİYE'NİN ÖNCÜLÜĞÜNDE AMERİKA VE İRAN ANKARA'DA BİRARAYA GELDİ, OLASI BİR SAVAŞIN ENGELLENMESİ İÇİN TÜRKİYE ÖNCÜLÜK YAPTI.<br />
<br />
KATAR'DA TOPLANAN MÜSLÜMAN ALİMLER BİRLİĞİ, İSLAM ÜLKELERİNİN TÜM MEZHEP FARKLILIKLARINI BİR KENARA BIRAKARAK BİRLİK OLMASI GEREKTİĞİNİ AÇIKLADI. <br />
<br />
TBMM HEYETİNİN SURİYE ZİYARETİ SIRASINDA İLK DEFA SURİYE MİLLET MECLİSİNDE TÜRK BAYRAĞI GÖNDERE ÇEKİLDİ, İLK DEFA YABANCI BİR DEVLETİN BAYRAĞI SURİYE MECLİSİNDE DALGALANDI. <br />
<br />
LÜBNAN BASININDA "TÜRKİYE BAŞIMIZA GEÇSİN" BAŞLIKLI HABERLER YAYINLANDI. <br />
<br />
RUS DEVLET ADAMLARI, TÜRKİYE'NİN KAFKASLARDA ÜSTLENDİĞİ ROLÜ DESTEKLEDİKLERİNİ, TÜRK ORDUSUNA GÜVENDİKLERİNİ, TÜRKİYE'Yİ DOST OLARAK GÖRÜDÜKLERİNİ AÇIKLADILAR. <br />
<br />
İSLAM DÜNYASININ ÖNDE GELEN LİDERLERİ TÜRKİYENİN LİDER OLMASI GEREKTİĞİNİ SÖYLEDİLER. LÜBNAN İSLAMİ AMEL PARTİSİ LİDERİ FETHİ YEKEN, "TÜRKİYE İSLAM DÜNYASINA AĞABEYLİK YAPSIN" DEDİ. AMERİKA VE AVRUPA BASININDA TÜRKİYENİN LİDERLİK YAPMASI GEREKTİĞİ İLE İLGİLİ HABERLER ÇIKTI. WASHINGTON POST’TA "ORTADOĞU'DA YENİ GÜÇ DİNAMİĞİ TÜRKİYE"; FINANCIAL TIMES'DA "ORTADOĞU'DA BOŞLUĞU TÜRKİYE DOLDURUYOR." ŞEKLİNDE HABERLER ÇIKTI.<br />
<br />
FİLİSTİN TÜRKİYE BÜYÜK ELÇİSİ NEBİL MARUF, MÜSLÜMANLARIN KURTULUŞUNUN TEK YOLUNUN İSLAM DÜNYASININ BİRLİK OLMASI GEREKTİĞİNİ SÖYLEDİ. <br />
<br />
Çok kısa bir süre zarfında yaşanan bu büyük gelişmeler olayların çok hızlı gelişeceğini doğrulamaktadır. Bu gerçeği tüm dünya görüyor, biliyor, takip ediyor ve itiraf etmek zorunda kalıyor. Tıpkı jeo stratejist Dr. George Friedman’ın ağzından dökülen şu itiraf gibi: <br />
<br />
"TÜRKİYE'NİN ESKİ OSMANLI COĞRAFYASINDA KURACAĞI EGEMENLİĞİN İZLERİNİ ŞİMDİDEN GÖREBİLİRSİNİZ.SÜREÇ ZATEN BAŞLADI… "]]></description>
		<pubDate>Sat, 06 Mar 2010 10:33:13 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/194086-turkiye%e2%80%99nin-super-devlet-olma-yolundaki-muthis-adimlari-tum-dunyada-hissediliyor/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>AYKIRI SORULAR</title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/112571-aykiri-sorular/</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-size: 26px;'><span style='color: #800080'><strong class='bbc'>***<br />
</strong></span></span>    <strong class='bbc'><span style='font-family: Palatino Linotype'><span style='font-size: 15px;'><br />
Son araştırmaların ortaya çıkardığı sonuçlara göre…</span></span></strong><br />
<br />
    <strong class='bbc'><span style='font-family: Palatino Linotype'><span style='font-size: 15px;'>En çok amerikan karşıtı kamu oyuna sahip ülke Türkiye olmuş…</span></span></strong><br />
<br />
            <strong class='bbc'><span style='font-family: Palatino Linotype'><span style='font-size: 15px;'><span style='color: #8b0000'>AYKIRI SORU:</span></span></span></strong><br />
<br />
<strong class='bbc'><span style='font-family: Palatino Linotype'><span style='font-size: 15px;'>Böylesin karşıt bir kitleye sahip bir ülkede, Amerika’dan  onay almadan hareket edemeyen siyasal bir erkin olması nasıl bir çelişkidir?…</span></span></strong><br />
<br />
<span style='font-size: 26px;'><span style='color: #800080'><strong class='bbc'>***<br />
</strong></span></span><span style='font-family: Georgia'><span style='font-size: 15px;'><span style='color: #c0c0c0'><strong class='bbc'>*tna</strong></span></span></span>]]></description>
		<pubDate>Fri, 05 Mar 2010 23:38:45 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/112571-aykiri-sorular/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Joshua Walker: Türkiye süper güç olacak!</title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/193639-joshua-walker-turkiye-super-guc-olacak/</link>
		<description><![CDATA[<strong class='bbc'>Joshua Walker: Türkiye süper güç olacak!</strong><br />
<br />
ABD Transatlantik Akademisi düşünce kuruluşundan Joshua Walker, Türkiye’nin gelecek 10 yıl içinde “süper güç” olacağını söyledi. Siyaset ve Toplum Araştırmaları Vakfı konferansında konuşan Walker Türk iç siyasetinde en önemli değişikliğin sivil asker ilişkilerinde görüldüğünü, “Deokratik Açılım” projesinin ise, “10 yıl önce fikri düzeyde bile tartışılamayacak, tüm tabuları yıkan tarihi bir adım” olduğunu kaydetti. AK Parti’nin ülke tarihindeki en reformcu hükümet olduğunu ve ülkenin çıkarlarına uygun hareket ettiğini ifade eden Walker: “Tüm bu gelişmeler şu anlama geliyor, Türkiye gelecek on yılda bölgeler arası süper güç olacak” dedi.<br />
<br />
Aylardan beri yazdıklarım tüm dünya basınında yankılanıyor, hem Amerika’dan hem Avrupa’dan Türkiye’nin süper güç olacağına dair haberler yağmaya devam ediyor. Fakat her ne hikmetse bu gerçeğe bir tek Türkler tam anlamıyla inanamıyorlar. Bakın, göreceksiniz, Türkiye tarihte olmadığı kadar süper büyük bir devlet olacak. Türk İslam Birliği, Türkiye’nin liderliğinde mutlaka kurulacak. Şu anda bu tarihi misyonun başlangıç aşamalarındayız. Bütün dünyayı, anarşiden, terörden sıkıntıdan azaptan ve her türlü acıdan kurtaracak olan Türk Milletidir. Hep birlikte mükemmel gelişmelerin yaşanacağına şahit olacağız. Tüm dünyadan gelen haberleri de, Türk İslam Birliği’nin nasıl adım adım kurulduğunu da sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.]]></description>
		<pubDate>Fri, 05 Mar 2010 13:05:08 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/193639-joshua-walker-turkiye-super-guc-olacak/</guid>
	</item>
</channel>
</rss>