<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0">
<channel>
	<title>Forum Başlıkları</title>
	<description>Forum Başlıkları</description>
	<link>http://www.turkish-media.com/forum</link>
	<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 21:11:09 +0000</pubDate>
	<ttl>60</ttl>
	<item>
		<title><![CDATA[FENERBAHÇE &#34;EL ARABİA FENERBAHÇE&#34; OLUR MU?..]]></title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/261074-fenerbahce-el-arabia-fenerbahce-olur-mu/</link>
		<description><![CDATA[<span rel='lightbox'><img src='http://www.odatv.com/images/2012_01/2012_01_31/fenerbahce-el-arabia-fenerbahce-olur-mu-3101121200_m.jpg' alt='Gönderilen Resim' class='bbc_img' /></span><br />
<br />
<br />
<strong class='bbc'>Devrimci Spor Emekçileri Sendikası Kurucu Başkanı,</strong> Galatasaray'ın eski sol açığı <strong class='bbc'>Metin Kurt</strong>, son aylarda kulüplere yapılan operasyonları Gelecek Dergisi'ne değerlendirdi. Kurt, operasyonun amacını ve ardından 58. Maddede yapılmak istenen değişiklik girişimini şöyle değerlendirdi:<br />
<br />
<strong class='bbc'>"Bu operasyonla bence başka bir şeyin önünü açmak istiyorlar. Bazı büyük kulüplerin uluslararası kulüplere devredilmesi söz konusu olabilir. Yalan gelecekte El Arabia Fenerbahçe olabilir, El Arabia Galatasaray olabilir. Bu sürece karşı çıkması muhtemel yöneticilerin hızla uzaklaştırılması gerekiyor. Bugün Beşiktaş, Yıldırım Demirören bırakmadığı sürece ondan kurtulabilir mi? Fenerbahçe Aziz Yıldırımdan kurtulabilir mi? Ya da Gençlerbirliği İlhan Cavcavdan? Şimdi birdenbire kendi kalelerine gol attıklarının farkına vardılar ve yasanın etrafından dolanıyorlar. Çünkü Fenerbahçe küme düşerse El Arabia Fenerbahçe olamaz. Yani Fenerbahçe'yi küme düşmekten kurtarmak istiyorlar."</strong><br />
<br />
<strong class='bbc'>"O da yanlıştan dönmeye çalışıyor. Şimdi milletvekili oldun, 10 bin alacaksın, yorumcu olunca milyon alacaksın. Pişman tabi. Senin neyine milletvekili olmak? Neredeyse milletvekilliğinden istifa edecek. Onun milletvekili adaylığının tek faydası beni de TKP'den aday yapmış olması..."</strong>]]></description>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 21:11:09 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/261074-fenerbahce-el-arabia-fenerbahce-olur-mu/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Özgürlükleri Ellerinden Alınan İsimler</title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/261892-ozgurlukleri-ellerinden-alinan-isimler/</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-family: arial,helvetica,sans-serif'><span style='font-size: 14px;'><strong class='bbc'><span style='color: #000000'>Özgürlükleri ellerinden alınan isimler</span><br />
<br />
<span style='color: #000000'>TGS Genel Başkanı Ercan Sadık İpekçi gazetecilerin Terörle Mücadele Kanunu dayanak yapılarak tutuklandıklarına dikkat çekti.</span><br />
<br />
<span style='color: #000000'>Cihan Oruçoğlu</span><br />
<br />
<span style='color: #000000'>Cumhuriyet- Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Ercan Sadık İpekçi, Türkiye’de gazetecilerin cezaevlerine neden girdiği ve hangi suçlamalarla cezaevinde bulunduğuna ilişkin olarak Adalet Bakanlığı tarafından yapılan değerlendirmenin doğru olmadığını belirtti. İpekçi, “Bu değerlendirmeleri meslek örgütleri yapar. Dünyanın hiçbir yerinde gazeteciler, meslekleriyle ilgili faaliyetlerden dolayı cezaevine konulmazlar” dedi.</span><br />
<br />
<span style='color: #000000'>Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve AKP’li birçok bakanın gazetecilik faliyetleri nedeniyle tutuklu gazeteci sayısının 7 ila 8 kişi olduğunu iddia etmesine karşın gerçek rakamın 100’ün üzerinde olduğu bir kez daha yinelendi. Son olarak, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın “Türkiye’de gazetecilik faaliyetleri nedeniyle içeride bulunan herhangi bir gazeteci yok” açıklamasına ilişkin TGS Genel Başkanı Ercan İpekçi, Adalet Bakanlığı’nın tutuklu gazeteci sayısını belirleyemeyeceğini söyledi. İpekçi, “Burada meslek örgütlerinin takip ettiği kıstaslar önemlidir. Uluslararası standartlar da budur” dedi.</span><br />
<br />
<span style='color: #000000'>Dünyanın hiçbir yerinde gazetecilerin, mesleki faaliyetlerinden dolayı cezaevine girmediğini ifade eden İpekçi, “Bizim Basın Kanunu ile ilgili sorunumuz yok. Basın Kanunu’nda zaten hapis cezası yok. Basın Kanunu’ndaki hükümlerin ihlal edilmesinden dolayı hiçbir gazeteci cezaevine bulunmuyor. Bizim başımızı ağrıtan, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 27 maddesi. Basın ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan 27 madde var. 2005 yılında kanun değişti. Bu tarihten itibaren Adalet Bakanlığı’na, TBMM’ye Başbakan’a raporlar sunduk. Bu kanun bu şekilde geçerse cezaevleri gazetecilerle dolar dedik” ifadesini kullandı. TCK’de sorunlu maddelerin bulunduğunu anlatan İpekçi şöyle devam etti: “Bunlar gazetecileri yargılamak, gazetecilerin cezalarını arttırmak için özellikle yazılmış maddeler. Ama TCK’deki bu maddeler dahi tek başına gazeteciyi cezaevine koymak için yeterli değil. Kararın, tecil edilip, uygulanması 5 yıl süreyle ertelenebiliyor. Yani ara formüller üretilebiliyor. Bu maddeleri Terörle Mücadele Kanunu’na (TMK) monte ettiğiniz zaman ise ceza 2 katı oranında arttırılıyor. Hakkınızdaki suçlama ağır ceza kapsamına alınınca cezaevine giriyorsunuz. Günlük hayatın her aşaması terörle mücadele kapsamında değerlendirilebiliyor. TMK hükümleri ve özel yetkili mahkemeler bir araya getirilince gazeteciler yazdıklarıyla terör örgütü propagandası yapmış sayılıp, yargılanabiliyorlar. Gazetecilerin yaptıkları haberlerle, telefon görüşlemeleriyle, yazdıkları kitaplar ve notlarıyla hükümetin itibarını ortadan kaldırmayı hedefledikleri iddia ediliyor. Zaten terör örgütlerinin amacının da bu olduğu söyleniyor. Dolayısıyla gazeteciler de terör örgütü üyesi sayılıyor. Bütün cezaevlerindeki gazetecilerle ilgili kurgu bu.”</span></strong><br />
<br />
<br />
<br />
<span style='color: #b22222'><strong class='bbc'>ÖZGÜRLÜKLERİ ELLERİNDEN ALINAN İSİMLER<br />
<br />
Mustafa Balbay: CHP İzmir Milletvekili, Cumhuriyet gazetesi yazarı<br />
Tuncay Özkan: Kanal Biz televizyonu sahibi<br />
Hikmet Çiçek: Aydınlık Dergisi Ankara Temsilcisi<br />
Ahmet Birsin: Gün TV Genel Yayın Koordinatörü<br />
Prof. Dr. Mehmet Haberal: CHP Zonguldak Milletvekili Kanal B TV Yönetim Kurulu Başkanı<br />
Deniz Yıldırım: Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni<br />
Erol Zavar: Odak dergisi sahibi ve Yazıişleri Müdürü<br />
Soner Yalçın: Odatv sahibi<br />
Barış Pehlivan: Odatv Genel Yayın Yönetmeni<br />
Barış Terkoğlu: Odatv Haber Müdürü<br />
Ahmet Şık: Serbest gazeteci<br />
Nedim Şener: Milliyet gazetesi muhabiri<br />
Doğan Yurdakul: Odatv yazarı<br />
Müyesser Yıldız: Odatv’de gazeteci<br />
Sait Çakır: Odatv köşe yazarı<br />
Coşkun Musluk: Odatv yazarı<br />
Yalçın Küçük: Gazeteci-yazar<br />
Ali Buluş: DİHA Mersin muhabiri<br />
Mehmet Karaaslan: DİHA Mersin muhabiri<br />
Faysal Tunç: DİHA Şırnak muhabiri<br />
Behdin Tunç: DİHA Şırnak muhabiri<br />
Erdal Süsem: Eylül Hapishane Kültür Sanat dergisi editörü<br />
Deniz Kılıç: Azadiya Welat Batman temsilcisi<br />
Mustafa Gök: Ekmek ve Adalet dergisi Ankara Temsilcisi<br />
Kenan Karavil: Radyo Dünya Yayın Yönetmeni<br />
Nuri Yeşil: Press gazetesi Tunceli çalışanı<br />
Bayram Parlak: Gündem gazetesi Mersin Temsilcisi<br />
İhsan Sinmiş: Azadiya Welat gazetesi çalışanı<br />
Dilek Keskin: Atılım gazetesi İstanbul muhabiri<br />
Mehmet Yeşiltepe: Devrimci Hareket dergisi çalışanı<br />
Hakan Soytemiz: RED dergisi yazarı<br />
Erdoğan Altan: DİHA Batman muhabiri<br />
Rohat Emekçi: Gün Radyo spikeri<br />
Murat İlhan: Azadiya Welat gazetesi Diyarbakır çalışanı<br />
Ali Konar: Azadiya Welat gazetesi Elazığ temsilcisi<br />
Hatice Duman: Atılım gazetesi sahibi ve Yazıişleri Müdürü<br />
Dilşah Ercan: Azadiya Welat gazetesi Mersin çalışanı<br />
Bedri Adanır: Aram Yayınları sahibi<br />
Vedat Kurşun: Azadiya Welat gazetesi Yazıişleri Müdürü<br />
Füsun Erdoğan: Özgür Radyo Genel Yayın Koordinatörü<br />
Sedat Şenoğlu: Atılım Gazetesi Genel Yayın Koordinatörü<br />
Bayram Namaz: Atılım gazetesi yazarı<br />
Seyithan Akyüz: Azadiya Welat gazetesi Adana Temsilcisi<br />
Hamdiye Çiftçi: DİHA muhabiri<br />
Ozan Kılınç: Azadiya Welat Gazetesi Yazıişleri Müdürü<br />
Baha Okar: Bilim ve Gelecek Dergisi editörü<br />
Ali Çat: Azadiya Welat gazetesi çalışanı<br />
Halit Güdenoğlu: Yürüyüş Dergisi Yazıişleri Müdürü<br />
Kaan Ünsal: Yürüyüş dergisi muhabiri<br />
Musa Kurt: Kamu Emekçileri Cephesi Dergisi Yazıişleri Müdürü<br />
Cihan Gün: Yürüyüş dergisi muhabiri<br />
Naciye Yavuz: Yürüyüş dergisi muhabiri<br />
Sinan Aygül: DİHA muhabiri<br />
Kadri Kaya: DİHA Diyarbakır Bölge Bürosu Temsilcisi<br />
Ahmet Akyol: DİHA muhabir<br />
Miktat Algül: Mezitli FM Genel Yayın Yönetmeni<br />
Turhan Özlü: Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni<br />
Aydın Yıldız: DİHA muhabiri<br />
Kazım Şeker: Özgür Gündem Gazetesi Editörü<br />
Tayyip Temel: Azadiya Welat Eski Genel Yayın Yönetmeni<br />
Ragıp Zarakolu: Evrensel gazetesi köşe yazarı ve yayıncı<br />
Songül Karatagna: Özgür Gündem gazetesi köşe yazarı<br />
Cengiz Kapmaz: Özgür Gündem gazetesi köşe yazarı<br />
Mehmet Güneş: Türkiye Gerçeği dergisi köşe yazarı<br />
Abdullah Çetin: DİHA muhabiri<br />
Ayşe Oyman: Özgür gündem çalışanı<br />
Çağdaş Kaplan: DİHA muhabiri<br />
Çağdaş Ulus: Vatan gazetesi muhabiri<br />
Davut Uçar: Etik Ajans Müdürü<br />
Dilek Demirel: DİHA muhabiri<br />
Fatma Koçak: DİHA Yazıişleri Müdürü<br />
Hüseyin Deniz: Evrensel gazetesi muhabiri<br />
İsmail Yıldız: DİHA çalışanı<br />
Kenan Kırkaya: DİHA Ankara Temsilcisi<br />
Mazlum Özdemir: DİHA muhabiri<br />
Mehmet Emin Yıldırım: Azadiya Welat Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni<br />
Nahide Ermiş: Özgür Halk Dergisi ve Demokratik Modernite Dergisi Yayın Kurulu üyesi<br />
Nevin Erdemir: Özgür Gündem Gazetesi Editörü<br />
Nilgün Yıldız: DİHA muhabiri<br />
Nurettin Fırat: Özgür Gündem gazetesi yazarı<br />
Oktay Candemir: DİHA çalışanı<br />
Ömer Çelik: BirGün gazetesi ve DİHA muhabiri<br />
Ömer Çiftçi: Demokratik Modernite Dergisi İmtiyaz Sahibi<br />
Pervin Yerlikaya: DİHA muhabiri<br />
Ramazan Pekgöz: DİHA Editörü<br />
Sadık Topaloğlu: DİHA muhabiri<br />
Safiye Torman: Demokratik Modernite dergisi<br />
Selahattin Aslan: Demokratik Modernite dergisi<br />
Semiha Alankuş: DİHA Editörü<br />
Sibel Güler: Özgür Gündem gazetesi çalışanı<br />
Yüksel Genç, Özgür Gündem gazetesi yazarı<br />
Zeynep Kuray: BirGün gazetesi muhabiri<br />
Ziya Çiçekçi: Özgür Gündem gazetesi İmtiyaz Sahibi ve Sorumlu Yazıişleri Müdürü<br />
Zuhal Tekiner: DİHA İmtiyaz Sahibi.<br />
<br />
7 Şubat 2012</strong></span></span></span>]]></description>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 16:04:06 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/261892-ozgurlukleri-ellerinden-alinan-isimler/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Tinerci olunmaz, tinerci ölünür..</title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/261643-tinerci-olunmaz-tinerci-olunur/</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 18px;'><strong class='bbc'>Sayın Başbakan ne kadar iyi bir Polemikci olduğunu bir kere daha tescilledi...<br />
Dedi ki; </strong></span></span><strong class='bbc'><span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: georgia,serif'>“Dindar olmasın da tinerci mi olsun?”</span></span></strong><br />
<span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 18px;'><strong class='bbc'>Sanki "Dindar olmayın Tinerci olun" diyen varmış gibi...</strong></span></span><br />
<br />
<br />
<a href='http://4.bp.blogspot.com/-kUTJrWJFXu8/TzBt_SVnDFI/AAAAAAAAALA/uj8gacvMumI/s1600/cocuk.jpeg' class='bbc_url' title='Dışarıdan link' rel='nofollow external'><img src='http://4.bp.blogspot.com/-kUTJrWJFXu8/TzBt_SVnDFI/AAAAAAAAALA/uj8gacvMumI/s320/cocuk.jpeg' alt='Gönderilen Resim' class='bbc_img' /></a><br />
<br />
<br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Popülist otoriteryen aklın söylemleri, popüler bilgi ve değer üretim aygıtlarının mitlerini kullanmayı eskiden beri sever. </span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>O mitler de anlatıcı ve dinleyicilerinin toplumdaki yerini işaretler.<br />
<br />
Tinerci miti Türkiye’de ana akım medyanın ve cemaat türünden toplumsal zihin belirleyici öznelerin son 30 yıldır üretip çeşitlemeyi sevdiği anlatılardan biri. Tinerci, diğer uyuşturucu ya da uyarıcı kullanıcılarının tam aksine daima sokaklarda, daima güncel hayatın içinde, orta-üst sınıfın gezmeyi tozmayı sevdiği yerlerin diğer sınıflarla temas zaman ve mekânlarında ortaya çıkan radikal bir lanetli figürüdür bu mitlerde.<br />
<br />
Ne daha eskilerin bilinen sokak figürlerinden şarapçılara, cigaracılara benzer ne de başka düşkünlere. En önemli özelliklerinden biri “çocuk”luklarıdır; tinerci daima “çocuk”tur; ama daha eski İstanbul söylencelerinin köprü altı çocukları da değildir onlar. Zaten ne uzun süre yaşayabilir, ne de yaşadığında çocukluktan çıkacağı bir zihinsel gelişim imkânı bulabilir. Tinercinin ne güzellemesi yapılabilir, ne romantize edilebilir, ne estetize edilebilir. Binaları ateşe vermişlerdir, kadınları, adamları öldürmüşlerdir, hatta bir Taksim cinayetinde SAS komandosu öldürdükleri bile kayıtlara geçmiştir. Böyle bir kötülük imgesidir tinerci popüler mit üretim aygıtlarında.<br />
<br />
<a href='http://utay-alidurantopuz.blogspot.com/2012/02/tinerci-olunmaz-tonerci-olunur.html' class='bbc_url' title='Dışarıdan link' rel='nofollow external'><span style='color: #800000'><strong class='bbc'>Kimdir bu tinerci?</strong></span></a> Toplumdan nefret eden birilerinin getirip parkların kuytularına, gece hayatının hareketli yerlerinin civarına, büyük kent meydan ya da dehlizlerinin beklenmedik sotalarına, eğlence dinlence için rağbet gören bölgelerdeki kıyı köşelere bıraktığı bir dünya dışı yaratık mı? Bir tür toplumsal kötülük kaynağı mı?<br />
<br />
Başbakan Erdoğan’ın <strong class='bbc'>“Dindar bir nesil yetiştireceğiz”</strong> lafından sonra, </span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>O lafa yönelik eleştirileri savuştururken sorduğu <strong class='bbc'>“Dindar olmasın da tinerci mi olsun?”</strong> sorusuyla birlikte düşünürsek, </span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Başbakan Erdoğan ve demek ki onun takipçileri için tinerci derin bir toplumsal kötülük figürüdür; </span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Dindar olmazsa nesiller, tinerci olacaklardır. Sahiden öyle mi?.. </span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Sahiden tinerci din ya da etik ya da hukukla ilgili yetişme eksikliklerinin yarattığı bir figür müdür?..</span></span><br />
<br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Bakalım.<br />
Tiner bir uyuşturucu ya da uyarıcı olarak özgün bir tarihe sahiptir. Toplumda yayılışını da açıklayan sınıfsal bir tarihtir bu. Bilinen doğal uyuşturuculardan değildir. Laboratuvarda uyuşturucu ya da uyarıcı olarak geliştirilen maddelerden ya da o yönleri keşfedilmiş ilaçlardan değildir. Zaten “tiner” aslında bir dizi başka maddeyle birlikte, bir grup adıdır aslında, konu “bağımlılık” olunca. Maddeleri sıralamak ile tinerin ve tinercinin soykütüğünü görmeye yarayacak araştırmanın yolunu gösterebilir: Bally, benzin, çakmak gazı, çeşitli temizleme sıvıları, sprey boyalar, ayakkabı boyası, eskiden daktilolarda kullanılan siliciler, çeşitli mobilya ve taş cilaları…<br />
<br />
<strong class='bbc'>“Sokak çocukları”ndan “tinerci”ye geçişin ara istasyonu, tiner ve o adın çağrıştırdığı diğer maddeler başlıbaşına bağımlılık maddeleri olarak aranıp bulunur olmadan önce kullanıldıkları sanayi siteleri, her türlü oto tamir, bakım işleri yapan yerler, mobilyacılar, ayakkabı üretim atölyeleridir.  “Tiner” bir proleter uyuşturucusudur. Tinerci çocuk, sanayiye çırak çıkarılmış bebedir; kısa sürede göz feri çalınır. Sanayi sitelerinde, üstüpü koklayan çocuğun sokağa kaçışıdır tiner. Kölelikten kaçışa doğru bir salto mortaledir.</strong><br />
<br />
Kapitalistik zenginliklerin parıltısının altında yatan çocuk emeğinin toplumun yüzüne vurulduğu yerdir tinerci çocuk. </span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Bir cinayetin maktulü ve delilidir. <span style='color: #800000'><strong class='bbc'>Bu cinayetin failleri dindar da olabilir dinsiz de.</strong></span><br />
<br />
Bugün artık yolu hiç çıraklığa, çocuk sanayi işçiliğine düşmeden tinerle zehirlenmiş geniş nüfuslar var olabilir; bu tinerin yoksul çocuklar tarafından bir uyuşturucu olarak keşfinin kaynağının bizzat endüstri sahaları olduğu gerçeğini değiştirmez. Kullanıcılarının artık çıraklık yapmasa da yoksul çocuk oluşunu değiştirmez.<br />
<br />
“Tinerci”yi “dindar, bilgisayar kullanmayı bilen, parası bol, arabası altında, istikbali önünde, güveni yerinde” gençliğin alternatifi olarak gören ve gösteren söylem, o işçi çocukların sırtından zenginliklerine zenginlik katan kişi ve grupların söylemidir. </span></span><br />
<br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: georgia,serif'><span style='color: #800000'><strong class='bbc'>Yani tinerciyle dindarı karşıtlaştıran söylem, </strong></span></span></span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: georgia,serif'><span style='color: #800000'><strong class='bbc'>Bizzat tinerciyi var eden sistemin görülmesini engelleyen ideolojik düzeneklerin ürünüdür.</strong></span></span><br />
<br />
<strong class='bbc'>Dindar olmayan tinerci olmaz, kimse merak etmesin. Tinerci olunmaz çünkü. Tinerci ölünür. </strong></span></span><br />
<br />
<strong class='bbc'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>O bir uyuşturucu değil, sınıfsal bir saldırıdır. Tinerci bedensel ve ruhsal olarak bitirilmiş bir proleterdir. </span></span></strong><br />
<strong class='bbc'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Tinerci aşağılaması sınıfsal bir aşağılamadır, bütün emeğin aşağılanmasıdır. </span></span></strong><br />
<strong class='bbc'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Tiner, etik ya da dinsel ya da başka değer düzlemlerinde konuşulacak bir mesele değildir. </span></span></strong><br />
<strong class='bbc'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>O devlet dersinde öldürülen çocuğun sanayi dersinde yaşamı çalınan kardeşidir. </span></span></strong><br />
<strong class='bbc'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Madencinin, kot kumlama işçisinin, tersane çalışanının, topraksızlaştırılan köylünün, </span></span></strong><br />
<strong class='bbc'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Yaşam alanlarından zorla sökülüp atılan insanların oğlu, kızı ya da kardeşidir. </span></span></strong><br />
<br />
<strong class='bbc'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Din ve dindarlık çocukları kendiliğinden tinerden, açlıktan, tepelerine inen bombalardan korumaz; </span></span></strong><br />
<span style='color: #800000'><strong class='bbc'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Korusa o vahim sanayi sitelerinde korurdu, korusa Somali’de korurdu, korusa Uludere’de korurdu.</span></span></strong></span><br />
<br />
<strong class='bbc'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Evet, “tinerci” söylemleri, sınıfsal hakikatleri gizlemeye, ters çevirmeye yönelik ideolojik-mitolojik söylemlerden sadece biridir.</span></span></strong><br />
<strong class='bbc'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Bugün bir kez daha başbakanın söylemlerinde polemik malzeme olarak yer aldı.</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Ne kadar örtüleyici, gizleyici, zihin şaşırtıcı söylemler üretirlerse üretsinler, </span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Kendileri bu söylemlere ne kadar inanırlarsa inansınlar, </span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Ne kadar medya, akademi desteği alırlarsa alsınlar, </span></span></strong><br />
<strong class='bbc'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>İşledikleri ve halen işlemeye devam ettikleri sınıfsal suçları gizleyemeyecekler...</span></span></strong>]]></description>
		<pubDate>Wed, 08 Feb 2012 21:19:34 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/261643-tinerci-olunmaz-tinerci-olunur/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>AYKIRI SORULAR</title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/112571-aykiri-sorular/</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-size: 24px;'><span style='color: #800080'><strong class='bbc'>***</strong></span></span><br />
	<br />
<strong class='bbc'><span style='font-family: Palatino Linotype'><span style='font-size: 12px;'>Son araştırmaların ortaya çıkardığı sonuçlara göre…</span></span></strong><br />
<br />
	<strong class='bbc'><span style='font-family: Palatino Linotype'><span style='font-size: 12px;'>En çok amerikan karşıtı kamu oyuna sahip ülke Türkiye olmuş…</span></span></strong><br />
<br />
			<strong class='bbc'><span style='font-family: Palatino Linotype'><span style='font-size: 12px;'><span style='color: #8b0000'>AYKIRI SORU:</span></span></span></strong><br />
<br />
<strong class='bbc'><span style='font-family: Palatino Linotype'><span style='font-size: 12px;'>Böylesin karşıt bir kitleye sahip bir ülkede, Amerika’dan  onay almadan hareket edemeyen siyasal bir erkin olması nasıl bir çelişkidir?…</span></span></strong><br />
<br />
<span style='font-size: 24px;'><span style='color: #800080'><strong class='bbc'>***</strong></span></span><br />
<span style='font-family: Georgia'><span style='font-size: 12px;'><span style='color: #c0c0c0'><strong class='bbc'>*tna</strong></span></span></span>]]></description>
		<pubDate>Wed, 08 Feb 2012 04:38:06 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/112571-aykiri-sorular/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Erdogan neden acele ediyor?</title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/261700-erdogan-neden-acele-ediyor/</link>
		<description><![CDATA[<strong class='bbc'>Fatih Projesinde Çocuklarımızı Bekleyen Tehlike</strong><br />
<br />
<em class='bbc'>“Her öğrenciye tablet” sloganıyla dile getirilen ve FATİH (Fırsatları Artırma Teknolojiyi İyileştirme Hareketi) Projesi’nin bir parçası olduğu belirtilen tablet bilgisayarlı eğitim herkesin gündeminde. Gerçek şu ki, bugün dünyanın hiçbir ülkesinde tüm K12 (ilköğretim ve lise) öğrencilerini kapsayan tabletli eğitim bulunmamakta ve söylenilenin aksine Portekiz, İngiltere, Kore gibi birkaç ülkede <strong class='bbc'>sadece pilot</strong> çalışmalar bulunmaktadır. Teknoloji ve internet altyapısı çok kuvvetli olan ülkelerden Kore’de bile ilk aşamada 2012 yılında sadece 489 okulda tablet PC’li eğitim hedeflenmektedir. (Tıklayınız!) Kore’de ki bu çalışmanın 2015 yılına kadar hedeflenen kısmında ise tüm müfredatın öncelikle z-kitap (animasyon, video ve benzeri görseller içeren interaktif dijital içerik) formatına dönüştürülebilmesi planlanmaktadır. </em>	 	<br />
<br />
<em class='bbc'>FATİH Projesinde çoğu kişi, tabletlerin nerede üretileceği, eğitimde tablet kullanımının getirecekleri,  15 milyon tablet üretileceği, tablet kullanımının eğitimde devrim olacağı vb. yalan yanlış birçok fikri tartışıyor. Bu projeyle birçok lobi oluştu; Win-tel lobisi, “Türk malı olsun bak biz yaptık” diye montaj tableti yutturmaya çalışanlar,  telekomcular, 3G’ciler, iPad’ciler, teşvik alabilme umudu ile bir anda ağız değiştiren otomotiv sektörünü örnek alan “teşvik meraklıları”  bunlardan bazıları. Ancak bunlardan hiçbiri bu projedeki ciddi bir tehlikenin altını çizme cesaretini göstermiyor.</em>	 	<br />
<br />
<em class='bbc'>FATİH projesinde, internete erişim amacıyla bir şekilde kablosuz özellikler içeren tabletli eğitim çocuklarımız için çoğumuzun görmekten çekindiği ciddi bir tehlike oluşturmaktadır. Hiçbir hükümet bu tür siyasi bir riski almak istememelidir. Bu makalede FATİH Projesi çerçevesinde kablosuz cihazların vücudumuz üzerindeki etkileri ve muhtemel tehlikelerinden bahsedilecektir.</em>	 	6 Mayıs 2011 tarihinde Avrupa Parlamentosu çevre komitesi, cep telefonları ve bilgisayarlarda kullanılan kablosuz internet bağlantısının insan sağlığı için risk oluşturabileceği ve okullarda kullanımının yasaklanması gerektiği görüşüne varmıştır. (Tıklayınız!)										<br />
<br />
İngiltere (Tıklayınız!), Avusturya, Kanada, Rusya (Tıklayınız!), Fransa (Tıklayınız!) , Almanya (Tıklayınız!)  ve Amerika’nın (Tıklayınız!) bazı eyaletlerinde ve dünyanın başka birçok ülkesindeki okullarda (Tıklayınız!) ve kütüphanelerde cep telefonu kullanımının en azından sınırlanması gerektiği, bizzat sağlık bakanlığı yetkilileri tarafından söylenmekte ve çeşitli önlemler alınmaktadır. Bu ülkelerde, belirli yaş altındaki çocuklar için cep telefonu kullanımı yasaklanırken, Türkiye’de bazı kamu kurumlarının bile bu riske dair alaycı ve ciddiye almayan tavır ve söylemlerini anlamakta zorluk çekiyorum. Halbuki kamu herkesten çok daha şüpheci olmalıdır; Sağlık Bakanlığının bu konudaki tavrını çok olumlu buluyorum.							 			<br />
Geçtiğimiz Şubat ayının başında Sağlık Bakanlığı, “Elektromanyetik Alanların Sağlık Etkilerini Değerlendirme Alt Kurulu” bir rapor yayınlayarak, cep telefonlarının insan sağlığına etkileri konusunda kamuoyunun doğru bilgilenmesi ve önlem alınması için uyarılarda bulunmuştur. Aynı gün, yine aynı alaycı kurum ve STK’ların cep telefonlarının, sağlığı tehdit ettiğine dair herhangi bir bilimsel veri bulunmadığını iddia etmesi ise şaşırtıcı bir durumdur.<br />
<strong class='bbc'>	Kablosuz Cihazlar ve Non-ionizing Radiation (İyonlaştırıcı Olmayan Radyasyon)</strong><br />
<br />
Doğal ya da yapay radyoaktif çekirdeklerin kararlı yapıya geçebilmek için dışarı saldıkları hızlı parçacıklar ve elektromanyetik dalga şeklinde taşınan fazla enerjileri olarak tanımlanan radyasyon, temelde “iyonlaştırıcı” ve “iyonlaştırıcı olmayan” olarak iki kısımda incelenir. (1) İyonlaştırıcı radyasyon; alfa, beta ve nötron partikülleri ile X ışını ve gama ışınından oluşur, bilinen ve çok daha tehlikeli olan radyasyon etkisi budur. Cep telefonları gibi kablosuz cihazların tümü bilgi (veri, ses, resim, video vb.) iletişimi sağlamak için radyo dalgalarını kullanırlar. Bu radyo dalgalarının vücut tarafından soğurulduğu bilinmektedir. Bu da radyo dalgalarının elektromanyetik enerjisi vücutta ısıya dönüştürülüyor anlamına gelir.<br />
<span rel='lightbox'><img src='http://www.niyazisaral.net/wp-content/uploads/2011/10/sar7-300x224.png' alt='Gönderilen Resim' class='bbc_img' /></span><br />
<br />
<br />
Buna termal etki (thermal effect) veya iyonlaştırıcı olmayan radyasyon etkisi denir. Bu ısınmaya karşı vücudumuz iç soğutma mekanizmamızı başlatarak tepki verir. Böylece vücut sıcaklığımız tekrar sabitlenir. Bu termal etki yalnızca yüksek yoğunlukta olduğunda sağlığa zararlı hale gelir. Yandaki şekilde görüldüğü gibi tüm elektrik ve elektronik cihazlar elektromanyetik yayılım yapmaktadır.<br />
Isı emilimini tanımlamak için kilogram başına watt birimi ile ifade edilen Specific Absorption Rate (SAR), Özgül Soğrulma Oranı ölçümü kullanılır. SAR, vücut tarafından emilen radyo dalga enerjisi oranını temsil eder. Teknoloji ilerledikçe cep telefonları, kablosuz telefonlar (DECT) ve kablosuz ağ araçları gibi verici modunda çalışan  elektronik iletişim araçları European R&TTE (Radio and Telecommunications Terminal Equipment)  1999/5/E yönergelerine uygun olmalıdır. Bu yönerge kullanıcıların ve diğer insanların sağlık ve güvenliğini koruyacak ve paraziti engelleyecek temel gereksinimlerle ilgili kurallar koyar. Üreticiler piyasaya sunmadan önce ürünlerinin insan sağlığını korumak için gerekli ön şartları sağladığını gösterebilmelidir. Diğer bir deyişle, Avrupa uyumlu teknik standartlarda adı geçen limit değerlerine uymalıdırlar. Limit değerlerini hesaplamada kullanılan bilimsel altyapı, ICNIRP (Uluslararası İyonize Olmayan Radyasyondan Koruma Komisyonu)’nin tavsiyeleridir. ICNIRP’ye göre özgül soğrulma oranı (SAR) değeri aşağıdaki limit değerlerini aşmamalıdır<br />
 <br />
<span rel='lightbox'><img src='http://www.niyazisaral.net/wp-content/uploads/2011/10/sar1.png' alt='Gönderilen Resim' class='bbc_img' /></span><br />
 <br />
<br />
• Baş ve gövdenin maruz kaldığı değer için 2 W/kg (ortalama 10 gr vücut dokusu üzerinde);<br />
• Kol ve bacakların maruz kaldığı değer için 4 W/kg (ortalama 10 gr vücut dokusu üzerinde);<br />
• Tüm vücudun maruz kaldığı değer için 0.08 W/kg (tüm vücut ortalaması kullanılmıştır).<br />
Burada dikkat edilmesi gereken husus SAR ölçümlerinin ortalama 6 dakikalık bir zaman diliminde yapıldığıdır.<br />
<strong class='bbc'>	Cep Telefonları</strong><br />
<br />
Bir cep telefonu arama yapmak için, mesaj ya da resim göndermek için, bazı durumlarda e-mail göndermek ve internete girmek için kullanılabilir. Bilgi (ses, metin, resim, video vb.) radyo dalgaları ile gönderilir; cep telefonu radyo dalgalarını baz istasyonundan alır ve ona geri iletir. Bu radyo dalgaları bazen GSM radyasyonu diye de isimlendirilir.  Cep telefonları diğer kablosuz cihazlarla kıyaslandığında en yüksek aktarım gücüne (ve buna bağlı olarak da en yüksek radyasyon seviyelerine) sahiptir.<br />
 <br />
<br />
<span rel='lightbox'><img src='http://www.niyazisaral.net/wp-content/uploads/2011/10/sar5-300x180.png' alt='Gönderilen Resim' class='bbc_img' /></span><br />
 <br />
<br />
Bir cep telefonunun en yüksek gücü 1-2W’tır. Onun gerçek kapasitesi çekim gücüne bağlıdır; en uygun kapsama alanlarında aktarım gücü binlerce kez daha az olabilir. Bu “otomatik güç kontrolü” olarak adlandırılır. Herhangi bir kullanıcı GSM çekim gücünün ne kadar iyi durumda olduğunu ekrandan görebilir.<br />
Cep telefonlarının radyasyon limit değeri 2 W/kg’dır. Limit değeri insan başını termal etkiden korumak amacıyla koyulmuştur. Üretici SAR değerini ürettiği her model için ölçmek zorundadır. SAR değeri kullanım talimatlarında yazmaktadır. Bu zamana kadar cep telefonlarından yayılan radyasyonun kullanıcılara zararlı olduğu ispatlanmadı, ama mevcut bilimsel bilgi birikimi baz alındığında uzun süreli ve sık cep telefonu kullanımının doğuracağı sağlık riskleri tamamen görmezden gelinemez.<br />
Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Merkezi (IARC) 31 Mayıs 2011 tarihinde cep telefonu kullanımının beyin tümörünü tetikleyecek riskleri artırma olasılığı bulunduğunu açıkladı. Aşağıda bu açıklamanın orijinal metnini bulabilirsiniz.<br />
<span rel='lightbox'><img src='http://www.niyazisaral.net/wp-content/uploads/2011/10/sar2.png' alt='Gönderilen Resim' class='bbc_img' /></span><br />
 <br />
<br />
Uluslararası Kanser Araştırma Ajansının uyarısı cep telefonun yoğun kullanımı yüksek oranda beyin kanserine yol açabileceği yönündedir. Bu nedenle IARC radyo dalgalarını ‘insanoğlu için muhtemel kanserojenler’ “2B” sınıfına almaktadır.  Bu sonuç hayvanlar ve hücreler üzerinde yapılan mevcut epidemiyolojik çalışmaların ve araştırmaların müşterek bir analizinden sonra ortaya koyulmuştur. Çoğu çalışmada beyin kanseri riskine dair bir bulguyla karşılaşılmamıştır ancak, iki büyük çalışmada (the international research Interphone and a Swedish meta-analysis) uzun süreli cep telefonu kullanımında (toplam kullanım 1500-2000 saatten fazla olduğunda) yüksek beyin uru riski ve derecesi tam belirlenemeyen akustik nöroma bulgularına rastlanmıştır.<br />
<span rel='lightbox'><img src='http://www.niyazisaral.net/wp-content/uploads/2011/10/sar6-300x206.png' alt='Gönderilen Resim' class='bbc_img' /></span><br />
<br />
<br />
2B sınıflandırması, ‘insanoğlu için muhtemel kanserojenler’, kanser ile alakalı ‘kısıtlı epidemiyolojik bulgular’ gösteren çevresel faktörler ve maddelerle ilgilidir. Kısıtlı bulgularla elde edilen sonuçlar zahiri olabilir ve muhtemelen sonuçlar rastgele ya da önyargıya dayalı olabilmektedir. Kesinlik derecesi 1 (kanserojen) ve 2A (muhtemelen kanserojen) sınıflandırmalarından düşük olan şeyler ‘insanoğlu için potansiyel kanserojen’ olarak sınıflandırılır. Daha az bulgu söz konusu olduğunda madde ‘ sınıflandırılamaz’ olarak değerlendirilir. Son olarak da 4. sınıf ‘muhtemelen kanserojen değil’dir.  IARC daha fazla araştırma yapmanın gerekliliği üzerinde ısrar ediyor ve bu sırada etkiyi azaltabilmek adına kulaklık veya sesli iletişim yerine kısa mesaj servisleri kullanmayı öneriyor.<br />
Yandaki şekilde cep telefonlarının elektromanyetik alan etkisinin mesafe ile nasıl azaldığı görülmektedir. Dikkat edilirse ancak 3 metreden sonra EN60601-1-2  standardı ile belirlenen 3V/m veya 1V/m bağışıklık seviyesine düştüğü görülebilir. Kısacası, kulağınıza dayadığınız bir cep telefonunun aynı noktaya dayanan bir silah kadar tehlikeli olduğu düşünülmelidir.<br />
<br />
<strong class='bbc'><span rel='lightbox'><img src='http://www.niyazisaral.net/wp-content/uploads/2011/10/sar8-300x138.png' alt='Gönderilen Resim' class='bbc_img' /></span></strong><br />
<br />
<strong class='bbc'>Fatih Projesinde 3G Kullanımı</strong><br />
<br />
FATİH Projesinde 40-50 kişilik sınıflarda 3G cep telefonları kullanıldığı düşünülürse oluşacak elektromanyetik etkinin tüm üreticilerin şu anda sığındığı whole-body ortalama SAR sınır değerlerinin (0.08 W/kg) bile üstüne çıkacağı aşikardır. Bu kimsenin göze alabileceği bir risk değildir. Elektromanyetik alan arttıkça yandaki formülde de görüldüğü gibi alan SAR değeri bu şiddetin karesi ile orantılı olarak artmaktadır.<br />
Görüldüğü gibi kablosuz cihazların esas sıkıntısının alıcı ve aynı zamanda verici konumunda çalışmasıdır. Çok basit olarak şu mantığı yürütebiliriz; bilgi paylaşmak, veri, ders sunumları, ödevler ve her türlü öğrenme nesneleri için, evet internete ihtiyacımız var, ama neden bunu belki de 1-2 km uzaktaki 3G anteni ile sağlamaya çalışalım? Çok yakınımızda ve doğal olarak elektromanyetik yayılımı çok daha az kablosuz internet erişimi ile sağlamak daha akılcı olmaz mı?<br />
<strong class='bbc'>	</strong><br />
<strong class='bbc'>Kablosuz İnternet (WLAN)</strong><br />
<br />
WiFi kartlı ya da wifi adaptörü bir bilgisayarı, tablet PC’leri veya VoIP (Voice over Internet Protocol) çalışan iletişim cihazlarını internete kablosuz bağlantı ile erişmemizi sağlar. Tüm kablosuz cihazlar arasındaki iletişim bir “erişim noktası” aracılığıyla gerçekleştirilir. Bazen herhangi bir cihaza bağlı olmayan bir kablosuz router (modem) erişim noktası olarak da hizmet verebilir.  Kablosuz internet (WLAN) bağlı cihazlar hem sinyal gönderebilir hem de alabilirler; yani alıcı ve vericidirler.  <br />
<br />
<span rel='lightbox'><img src='http://www.niyazisaral.net/wp-content/uploads/2011/10/sar3-300x195.png' alt='Gönderilen Resim' class='bbc_img' /></span><br />
<br />
<br />
Kablosuz internet cihazlarının ve erişim noktalarının aktarım güçleri oldukça düşüktür ve daha güvenli olarak düşünülebilirler. Aktarılan elektromanyetik enerji miktarı, aktarım kapasitesine ve aktarılan verinin miktarına bağlıdır. Bu cihazların en büyük hacimli verilerde bile standartları karşılayabilmelidir. Bir erişim noktası veri iletmezken bile, belirli aralıklarla bir sinyal (bir işaret) gönderir. Bir erişim noktası maksimum kapasiteyle 100mW, işaret sinyali gönderirken ortalama 0,5mW güç iletir. Yüksek hacimli bir veri aktarılırken ortalama güç 70mW’a kadar yükselebilir. WLAN’lar çok hassastır ve çok düşük bir sinyal seviyesiyle bile ağ kurabilirler. Maksimum aktarım gücü kullanılırken bile 20 cm mesafedeki elektrik alanı 6 V/m’den az iken bir metrelik bir mesafede bu değer 1,5 V/m’ye düşer. Yandaki grafik WiFi cihazlarının oluşturduğu elektrik alanının mesafeyle nasıl azaldığını göstermektedir.<br />
<strong class='bbc'>	</strong><br />
<strong class='bbc'>Fatih Projesinde WLAN Kullanımı</strong><br />
<br />
FATİH Projesinde WLAN kullanımı elektromanyetik alan etkisinin ve bu tür cihazların güçlerinin çok daha az olmasından dolayı çok daha az risklidir. İngiltere sağlığı koruma ajansı bir wi-fi erişim noktası yanında bir yıl oturan bir kişinin sadece 20 dakikalık bir 3G telefon konuşmasında aldığı radyasyon kadar etkileneceğini söylemektedir. Aynı ajans wi-fi kartlarının elektromanyetik yayılımının FM radyo veya TV kadar etkili olduğunu bildirmektedir. WLAN ile iletişim tabi ki GSM iletişimi kadar değildir, peki bunun insan üzerindeki etkisi nedir?										<br />
<br />
WLAN cihazlarının ortalama soğurma etkisi incelendiğinde 100 mW maksimum transfer gücüne sahip bir IEEE 802.11g WLAN cihazı 0.1 – 0.25 W/kg SAR (ortalama 10 gr vücut dokusu üzerinde) değerine sahip olduğu görülür ki, bu da 3G ile karşılaştırıldığında 6-7 misli daha azdır. Ancak yine de 40-50 kişilik sınıflarda tüm öğrencilerin WLAN kullanması durumunda ICNIRP’ye göre özgül soğrulma oranı (SAR) değeri limitleri aşacaktır. Bunun farkında olan birçok Avrupa ülkesinde konuya dikkatle yaklaşılmaktadır. Yandaki video filmde bu kaygıyı izleyebilirsiniz.							 			<br />
<strong class='bbc'>	</strong><br />
<strong class='bbc'>Sonuç</strong><br />
<br />
Sonuç olarak FATİH Projesi, sadece teknolojik beklentiler, Türkiye’de herhangi bir seviyede SKD montaj, PCB dahil üretim veya donanım ve yazılımı dahil orijinal üretim konuları yanında sağlık sorunları açısından da incelenmelidir. Yönetim Kurulu üyesi olduğum Tübider Bilişim Sektörü Derneği’nin FATİH Projesi hakkında resmi görüşü aşağıda verilmiştir. Çok dikkatli okunmasını dilerim.<br />
<strong class='bbc'>Fatih Projesi Tübider Resmi Görüşü</strong><br />
TÜBİDER Bilişim Sektörü Derneği olarak “Fırsatları Arttırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi” FATİH Projesinin öncelikle ülkemizin Bilgi Toplumu Strateji Belgesinde yer alan “Bilgi ve iletişim teknolojilerinin eğitim sürecinin temel destek araçlarından biri olması, öğrencilerin ve öğretmenlerin bu teknolojileri etkin kullanabilmesi” ilkesine uygun olduğu görüşündeyiz. Türkiye’deki tüm sınıfları kapsayan bir internet alt yapısının kurulmasını ve eğitim ekosistemi içerisinde yer alan tüm unsurların (öğrenciler, öğretmenler, eğitim kurumu yöneticileri, veliler vb.) birbirine bu ağ üzerinden kolayca bağlanarak, bulut bilişim teknikleri ile etkileşimli bilgi paylaşımında bulunabilmesini destekliyoruz. Bu amaç doğrultusunda bilfiil derneğimizin gerektiğinde tüm kamu kurum ve kuruluşlarına karşılıksız danışmanlık hizmeti verebileceğini ve derneğimize üye kuruluşların hâlihazırda ellerinde bulunan 1,000 saati aşkın görsel bilişim eğitimlerini kamuya hibe ettiklerini de belirtmek isteriz.<br />
Derneğimiz, bu projenin ilk evresinde 620.000 sınıfa bilgisayar ve panel tipi akıllı tahta alınmasının uygun olduğunun ve okullar arası bir ağ alt yapısının oluşturulmasının gerekliliğine inandığının altını çizerek, bu projede Bilişim Teknolojileri Öğretmenlerinin yerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini düşünmektedir. FATİH Projesinin “FATİH’leri”, proje kapsamında tüm okullara dağıtılacak olan bilgisayar,  akıllı tahta veya projeksiyon gibi cihazların etkili, verimli ve en doğru şekilde eğitimde kullanılmasını sağlayacak, gereğinde bu amaçla tüm öğretmenleri eğitecek olan Bilişim Teknolojileri Öğretmenleridir. Bilişim Teknolojileri Öğretmenleri BT derslerinin kaldırılmasından dolayı “Norm Kadro dışı kalmak” gibi uygulamalarla  sıkıntıya düşmüştür. Derneğimiz, çıkartılacak kanun ve yönetmelikler ile Bilişim Teknolojileri Öğretmenlerinin gerçekten öğretmen, formatör veya teknolog kadrolarının yeniden biçimlendirilmesi ve buna paralel olarak BÖTE ve TEF fakültelerinin açılması veya kontenjanlarının uygun şekilde değiştirilmesi gerektiği görüşündedir.<br />
TÜBİDER Bilişim Sektörü Derneği, FATİH Projesinin 2. evresinde tüm öğrencilere tablet PC verilmesinin bugün için hem teknolojik maliyet, hem de eğitim açısından çok doğru olmadığı kanısındadır. Milyonlarca tabletin kullanımında gizli bir maliyet ve içinden çıkılamayacak problemler oluşturacak bakım-onarım gider ve sorunlarının oluşacağını ve bu sebeple konunun, öncelikle deneyimli ve devletten maddi beklentisi olmayan bilişim STK’ları ile tartışılması gerektiğinin altını çiziyoruz. Mutlaka tüm öğrencilere bir eğitim aracı verilecekse öncelikle en azından tüm ilk ve orta öğretim derslerinin, kurulacak ağ ile tüm yurt sathında sunulmasının ardından, sadece bir e-okuyucu/e-kitap düşünülmesi gerektiğini açıkça görüyoruz. Bu e-okuyucu tüm chip, işlemci ve yazılım tasarımları da dahil  bilimsel ve teknolojik anlamda Türkiye’de üretilebilir.  Ancak  bunun sanayi anlamda rantabl olup olmayacağının iyi değerlendirilerek yerli katkının nasıl arttırılacağı daha iyi planlanmalıdır.<br />
Dünya Sağlık Örgütü, Uluslararası Elektromanyetik Güvenlik Komisyonu gibi birimlerce yapılan ve özellikle çocukların cep telefonu kullanımlarının kısıtlanması gerektiğini vurgulayan uyarılar bulunurken ve dünyanın birçok ülkesinde okullarda 3G veya Wifi cihazlarının kullanımı engellenirken, Türkiye’de 15 milyon öğrenciye  FATİH projesinde nasıl bir altyapı sağlanacağı  sadece teknik açıdan değil, öncelikle  sağlık ve güvenlik açısından uzmanlarca incelenmeli ve çocuklarımızın sağlığını tehlikeye atmayacak bir çözüm oluşturulmalıdır.<br />
İyonize Radyasyonun Biyolojik Etkileri – Özlem Coşkun]]></description>
		<pubDate>Tue, 07 Feb 2012 18:01:07 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/261700-erdogan-neden-acele-ediyor/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>ÇOCUK DİNSİZ DOĞAR Sayın ERDOĞAN!..</title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/261645-cocuk-dinsiz-dogar-sayin-erdogan/</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan demokrat olmak için elinden geleni yapıyor da ben ve benim gibiler anlamakta zorlanıyor. </span></span><br />
<br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Esasında Salı günleri parti başkanlarının grup toplantılarında yaptıkları konuşmaları kitaplaştırsam oldukça zengin bir kitap çıkar sanırım. Esasında bu toplantılar yıllar önce 15 dakikadan fazla uzayan Denizli- Fenerbahçe maçına benzetiyorum. Son maçtı ve bu uzatmayla Fenerbahçe şampiyonluğu Galatasaray’a kaptırmıştı. Bu maçla ilgili Denizli ve Galatasaray hakkında soruşturma açılmayınca ben bugünkü Fenerbahçe şike olaylarına inanmıyorum. Daha doğrusu tek taraflı yapıldığına inanıyorum.</span></span><br />
<br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Neyse konumuz şike değil, Salı grup toplantılarıyla bu maçın bağını kurma nedenim, birileri skor bekler gibi birbirlerinin konuşmalarının zamanlamasını yapıp daha çok Erdoğan’dan sonra konuşuyorlar. O zaman da grup toplantısı sanki aynı TV kanalında konuşuyor gibi oluyor.</span></span><br />
<br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Erdoğan önceki gün “<strong class='bbc'>Önce şu kulakların duymaya alışsın… Benim ifademde dindarlar, dinsizler diye bir ifade yok. Dindar bir gençlik yetiştirme var. Bunu yine söylüyorum, bunun arkasındayım. Sayın Kılıçdaroğlu, sen bizden, muhafazakar demokrat parti kimliği sahibi AK Parti’den, ateist bir nesil yetiştirmemizi mi diye geçiştirir amacımız yok. Biz muhafazakar ve demokrat, milletinin, vatanının değerlerine, ilkelerine, tarihten gelen ilkelerine sahip çıkan bir nesil yetiştireceğiz. Bunun için çalışıyoruz.</strong>” diye konuştu.</span></span><br />
<br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Bırakın hükümet olarak parti olarak bile dindar bir gençlik yetiştirme hakkı demokratik bir hak değildir ve bence suçtur. Aileler çocuklarını istedikleri gibi yetiştirebilirler –Ki bence onun bile bir sınırı vardır, faşist yada hırsız çocuk yetiştirme suç olmalıdır- ama bunu hükümet yapamaz. Hükümet bunu yaptığında dini devlet işlerine sonuna kadar bulaştırmış olur ki bu da zaten olduğunu söyledikleri yada sandığımız laisizme aykırıdır.</span></span><br />
<br />
<span style='font-family: georgia,serif'><span style='color: #800000'><strong class='bbc'><span style='font-size: 18px;'>İkinci konu dindar çocuk yetiştirmemenin karşılığı ateist çocuk yetiştirmek değildir. </span></strong></span></span><br />
<strong class='bbc'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Çünkü ateizm yetiştirmekle olacak bir şey değildir. </span></span></strong><br />
<strong class='bbc'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Hangi bölge yada ülkede doğarsanız doğun ilk olarak ateist doğarsınız. </span></span></strong><br />
<strong class='bbc'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Çocuk dinsiz doğar, dini bilgileri çocuklara bizler veririz... </span></span></strong><br />
<br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Bunu yapmak için çok zorlanmayız esasında, çocuk doğduğunda “<strong class='bbc'>Maşallah</strong>”la başlarız, hastalandığında “<strong class='bbc'>Allah şifa versin</strong>”le devam eder (Ki çocuk korunmadığı için hastalanır) sınava gireceğinde “<strong class='bbc'>İnşallah</strong>”la okula gönderir, sevdiğini “<strong class='bbc'>Allahın izni</strong>”yle ister, iki taraftan biri zenginse “<strong class='bbc'>Allah bozmasın</strong>”la dua eder, sevmediğimiz gelin yada damadı “<strong class='bbc'>Allahın belası</strong>” diye tanımlar, trafikten gelecek kazaları “<strong class='bbc'>Allah korusun</strong>” diye geçiştirir, kıskançlıklarımızı “<strong class='bbc'>Allahın sopası yok ki</strong>”yle savuşturur, akraba evliliğinden dolayı sakat doğan çocuklarımızı “<strong class='bbc'>Allahın yazgısı</strong>” diye salaklığımızı görmezlikten gelir, başımıza gelebilecek olası bir felaketi –mesela AKP’nin tekrar tek başına iktidarı gibi- “<strong class='bbc'>Allah yazdıysa bozsun</strong>” diyerek siyaset yapar, hırsız siyasetçiler için “<strong class='bbc'>Çalıyor ama Allah için iyi çalı(şı)yor</strong>” der çocuğu allak bullak ederiz.</span></span><br />
<br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Bugünlerde dünya nüfusunun yüzde 15’ine yakını ateist, yüzde 19’u da Müslüman. İnançları sıraladığımızda bugün üçüncü sırada ateizm. Esasında ikinci sırada bana göre, bunun detaylarını da yarınki yazımda yazacağım. Ateistler 2007’lere göre Mormonların 58 katı, Yahudilerin 41 katı, Sihlerin 35 katı ve Budistlerin de 2 katı bir sayıdalar.</span></span><br />
<br />
<strong class='bbc'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Ateistlerin en büyük özelliği “<span style='color: #800000'><span style='font-family: georgia,serif'>Yeni bir ateist yetiştirelim</span></span>” diye dertlerinin olmamasıdır. </span></span></strong><br />
<strong class='bbc'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Yukarıda yazdığım deyim yada söylenişlerin hiçbiri onlar için geçerli değildir, </span></span></strong><br />
<strong class='bbc'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>“<span style='color: #800000'><span style='font-family: georgia,serif'>Ateistin izniyle</span></span>” bişey olmaz, “<span style='color: #800000'><span style='font-family: georgia,serif'>Ateist yazdıysa bozsun</span></span>” denmez, </span></span></strong><br />
<span style='font-family: georgia,serif'><span style='color: #800000'><span style='font-size: 18px;'><strong class='bbc'>Yani inançsız inancımızı dakika başı insanlara yada çocuklara zikretmeyiz</strong>.</span></span></span><br />
<br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Erdoğan’ın bu demeci bence suç taşıyor, şeriatı getirmenin yolunu açıyor ve temelini kuruyor. </span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Bunu araştıracak savcı var mı bilemem ama hiç umudum yok.</span></span><br />
<br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'><span style='color: #696969'>Yarına daha inançlı toplumlarla ateistlerin daha yüksek olduğu ülkelerin karşılaştırmasını yapacağım.</span></span></span><br />
 <br />
<p class='bbc_right'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'><span style='color: #808080'>ahmetnesin Şubat 2, 2012</span></span></span></p>]]></description>
		<pubDate>Tue, 07 Feb 2012 09:34:10 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/261645-cocuk-dinsiz-dogar-sayin-erdogan/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Mehmet ALTAN’la Kenan EVREN’in FARKI NEDİR?..</title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/261584-mehmet-altan%e2%80%99la-kenan-evren%e2%80%99in-farki-nedir/</link>
		<description><![CDATA[<span style='color: #ffffff'>***</span><br />
Başlık <strong class='bbc'>“ağır” </strong>olmuş olabilir.<br />
Bir darbeciyle bir düşünürü “aynılaştırmak” haksızlık sayılabilir.<br />
Fakat,<strong class='bbc'> “meseleleri” </strong>kişiler üzerinden tartışmak adet haline getirildi.<br />
<br />
<strong class='bbc'>"Kavramlarla Düşünmeyenler, Yalnızca Kişiler Üzerinden Tartışır!"</strong><br />
<br />
12 Eylül darbesini Kenan Evren üzerinden tartışıp, onu yargılayarak hukuku sağlayacağımızı düşünüyoruz.<br />
Bu şuna benziyor; S. Allende’yi öldürerek darbe yapan diktatör Pinochet’i yargılayınca demokrasi geliyor mu?<br />
Peki, Ponochef’in ekonomi danışmanı M. Friedman’ı yargılamayacak mıyız?<br />
<br />
Artık biliniyor ki, <strong class='bbc'>demokrasi rafa kaldırılmadan</strong> neoliberalizm uygulanamazdı.<br />
Benzerini 24 Ocak kararlarıyla Turgut Özal, 12 Eylül darbesiyle gerçekleştirdi.<br />
Özal sıkı bir Friedman’cıydı!<br />
Üretemeyen, istihdam yaratmayan, salt finansal faaliyetle kar elde eden yeni “kumarhane kapitalizminin” müridiydi Özal!<br />
<br />
<span style='color: #800000'><strong class='bbc'>Darbecileri yargılamak, bu anti demokratik ekonomik sisteme dokunmadan mümkün mü?</strong></span><br />
Sistem devam ediyor, bu nedenle hala demokrasi sıkıntısı var ülkemizde; yoksa kuralsızlaştırmayı nasıl uygulasınlar?<br />
<br />
Uzatmadan başlığımıza dönelim:<br />
Turgut Özal’ın en şaşırtıcı savunucusu kimdi; Çetin Altan ve oğulları!<br />
Küreselleşmenin bayraktarlığını <strong class='bbc'>“özgürlük</strong>" ve <strong class='bbc'>“demokrasi” </strong>kandırmacasıyla yaptılar.<br />
Türkiye, komünist devletti! Her şey özelleştirilmeliydi, sosyal devlet tembelliği özendiriyordu.<br />
<br />
<strong class='bbc'>Ulus devletlerin sonu gelmişti…</strong><br />
Devlet küçültülüp özel sermaye büyütülerek çağ atlanacaktı. 12 Eylül buydu. Altanların savunduğu buydu.<br />
<br />
<strong class='bbc'>Aradan 30 yıl geçti. Sonuç?</strong><br />
Batı büyük bir ekonomik kriz içinde ve bunun finansal kriz, yani neoliberalizm olduğu netleşmiştir.<br />
Finansal balon patlamıştır. “ulus devlet dönemi sona eriyor” diyenler bugün,<br />
küresel finans merkezi İngiltere’den İskoçya’nın bir referandumla bağımsızlığını ilan etmesini şaşkınlıkla izliyorlar.<br />
<br />
İktisatçılar, Çin, Rusya, Hindistan’ın kamu ağırlıklı kalkınmasını benimsemeye başladılar.<br />
Öyle ya, ABD (tıpkı Türkiye gibi) yüksek cari açık ve işsizlikle boğuşurken,<br />
Çin Rusya, Hindistan ve hatta Brezilya’nın kamu şirketleri dünya ticaretinde ve sermaye piyasalarında ön saflarda yer alıyor.<br />
Bugün petrol rezervlerini kontrol eden, dünyanın en büyük petrol şirketlerinin ilk 13’ü devlet şirketi!<br />
<br />
Başlığımız şimdi sanırız bir anlam kazanıyor;<br />
<strong class='bbc'>Kenan Evren ile Mehmet Altan’ın farkı ne ki?</strong><br />
Biri, neoliberalizm için darbe yaptı; diğeri neoliberalizm için ailesiyle birlikte 30 yıldır propaganda merkezi gibi çalıştı.<br />
<br />
<span style='color: #800000'><strong class='bbc'>Sonuçta: İkisinin de işi bitti. </strong></span><br />
<span style='color: #800000'><strong class='bbc'>Bu nedenle biri mahkemeye verildi; diğeri kovuldu.</strong></span><br />
<span style='color: #800000'><strong class='bbc'>Asıl mesele budur; kullanılıp atılmışlardır. </strong></span><br />
<br />
<strong class='bbc'>Kişiler üzerinden değil kavramlar üzerinden tartışırsak sonuç budur. Gerisi teferruattır.</strong>]]></description>
		<pubDate>Mon, 06 Feb 2012 13:44:41 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/261584-mehmet-altan%e2%80%99la-kenan-evren%e2%80%99in-farki-nedir/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Dindar Nesil Söyleminin Altında Ne yatıyor?..</title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/261571-dindar-nesil-soyleminin-altinda-ne-yatiyor/</link>
		<description><![CDATA[<span style='color: #ffffff'>***</span><br />
<br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'><span style='color: #800000'><strong class='bbc'>Bir siyasetçi neden halkının dini ile ilgili olur ve neden aynı dinden olmasını arzular ki?</strong></span></span></span><br />
Bu kritik sorunun yanıtını düşünerek, halkını <strong class='bbc'>“dindar” </strong>yapma çabası içindeki siyasilerin ne amaç güttüğünü,<br />
halklara <strong class='bbc'>“Allah rızası için”</strong>(!) din yolunu açmaya çalıştığını iddia eden gönüllü(!) aymazların ise ne şekilde siyasetçinin amacına girdiğini rahatlıkla görürüz.<br />
<br />
Dünya bir barut fıçısına dönme arifesinde iken Türkiye’nin laiklikten uzaklaştırılarak dinsel bir atmosfere çekilmesi, eğer egemen emperyalist güçlerin olağanüstü beceri ve başarısı değilse, iç siyasetin yönetsel basiretsizliğini perdeleme aracı olduğu kadar, iç ve dış siyaset açısından da gelecek dönemlere ait ciddi ve çok tehlikeli öngörüsüzlüğüdür! Bir yandan geçmişte Ortaçağ karanlığının hafızalardan silinmemiş izleri duruyorken, diğer yandan da günümüzün dindar uygulamalarının taze görüntüleri yaşanıyorken, böylesi bir yola heveslenmek hem iç siyaset, hem de dış siyaset açısından fevkalade riskli bir açılım gibi görülmelidir.<br />
<br />
Laiklik, her şeyden önce, bireyin dindarlık anlayışını kurcalamadığı ve herkesi inanç alanında serbest bıraktığı için, bu alanda toplumsal farklılaşma ve çatışmaları önlediğinden dolayı siyasilerin ilgi alanı odağında olması bir yana, toplumsal sükûn için siyasilerin özellikle koruması gereken bir kuraldır.<br />
<br />
Bunun tersi ise, bazı ülkelerde görüldüğü gibi, böyle bir serbestliğe izin vermez, toplumsal farklılıkları baskılar ve anti-demokratik yönetim biçimini din adına meşrulaştırmaya çalışarak itaate hazır kitleler yaratır. Öylesine itaate hazır kitleler istenmektedir ki, liderin ya da imamın ağzından çıkacak her komutu hikmet olarak algılayarak, tereddütsüz ve sorgulamadan uyulması gereken kural olarak kabul etsin ve bu kuralla amel<span style='font-size: 10px;'><span style='color: #A9A9A9'>(*)</span></span> etsin!<span style='color: #a9a9a9'> </span><br />
<span style='color: #A9A9A9'><span style='font-size: 10px;'><strong class='bbc'>(*)</strong></span></span><span style='color: #808080'><span style='font-size: 10px;'> amel: Bir kimsenin dinin buyruklarını yerine getirmek için yaptıkları.</span></span>]]></description>
		<pubDate>Mon, 06 Feb 2012 12:46:22 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/261571-dindar-nesil-soyleminin-altinda-ne-yatiyor/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>YAYINLANMAMIŞ KİTAPTAN KİMLER RAHATSIZ OLDU...</title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/261164-yayinlanmamis-kitaptan-kimler-rahatsiz-oldu/</link>
		<description><![CDATA[<span rel='lightbox'><img src='http://www.odatv.com/images/2012_01/2012_01_30/wikileaks-sayfasini-yeniden-aciyoruz-3001121200_m.jpg' alt='Gönderilen Resim' class='bbc_img' /></span><br />
<br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'><strong class='bbc'>"SIZINTI"</strong> adıyla çıkacak kitap </span></span><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Cuma günü tüm kitap satış noktalarında olaca</span></span><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>ğı duyurulunca,  bu sabah emniyet mensupları kitabın çıkacağı Kırmızı Kedi Yayınevi'ni arayarak henüz yayınlanmamış kitabın nüshasını istediler.</span></span><br />
<br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Kırmızı Kedi Yayınevi sahibi Haluk Hepkon konuyla ilgili Odatv'ye konuştu. Bu durumla ilk kez karşı karşıya kaldıklarını söyleyen Hepkon, <strong class='bbc'>"Matbaa zaten nüsha olarak ilgili yerlere kitabı gönderir, ancak kitap basılmadan nüshasını istenmesiyle ilk kez karşı karşıya kalıyoruz"</strong> dedi.</span></span><br />
<br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Konuyla ilgili polisleri arayarak bilgi isteyen AvukatSerkan Günel ise şunları söyledi: "Bu sabah yayınevi aranarak kitabın basılacağı matbaanın adresi istenmiş. Basın Kanunu'na göre çıkacak olan eserin 2 nüshasını gönderilir. Zaten matbaa kitap basıldıktan sonra bunu yapar. Ancak önceden arama gibi bir durum söz konusu değildir. Kitapla ilgili konuştuğum polisler benden 4 nüsha istediklerini söylediler, ancak matbaayı arayıp 10 nüsha istemişler" dedi.</span></span><br />
<br />
<span rel='lightbox'><img src='http://www.odatv.com/images/2012_01/2012_01_31/yayinlanmamis-kitaptan-kimler-rahatsiz-oldu-3101121200_m.jpg' alt='Gönderilen Resim' class='bbc_img' /></span><br />
<br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'><strong class='bbc'>Wikileaks belgelerine ilişkin tüm gerçekleri ortaya döken kitap, görülüyor ki daha çıkmadan kimi çevrelerde rahatsızlıklara yol açmış durumda...</strong></span></span>]]></description>
		<pubDate>Mon, 06 Feb 2012 12:40:23 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/261164-yayinlanmamis-kitaptan-kimler-rahatsiz-oldu/</guid>
	</item>
	<item>
		<title><![CDATA[Izmir'den ne istiyor bu Erdogan?]]></title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/261199-izmirden-ne-istiyor-bu-erdogan/</link>
		<description><![CDATA[Son dönemlerde,AKP'nin savcilari Izmir Büyüksehir Belediyesi'ne baskinlar düzenleyip,evraklari ve birkac kisiyi gözaltina aldirip sonra tutuklatiyor,AKP belediyeleri disinda kalan ne kadar CHP'li belediye varsa AKP'nin savcilarinin hismina ugruyor.<br />
<br />
Sokaklar camurluymus,ihaleye fesat karismis,metro yokmus falan filanlarla belediye calisamaz bir konuma getiriliyor,halbuki,Istanbul sokaklari daha cok camurlu,metro insaati yilan hikayesi her taraf insaat alani.Ankara,Kayseri aynen fakat her nedense buralara AKP'nin savcilarinin hicbiri ugramiyor demek ki onlarin bütün dertleri Izmir.<br />
<br />
Dünyada hic emsali olmayan bir ceza isteniyor Izmir Büyüksehir Belediyesi Baskani Sayin Aziz Kocaoglu icin.Tami tamina 397 yil.50 kisiyi öldürün bu kadar ceza vermezler.Ömür boyu hapis ise en fazla 90 yil olabilir eger kisinin  ömrü yeterse,397 yil demek hemen hemen 4,5 x90 yil demektir.<br />
<br />
Bugün Izmir'le ilgili bir haber yazisi okudum ve bu yaziyi okuyunca kafamda bir isik yandi neden Aziz Kocaoglu'na bu kadar hapis cezasi istendigi ve Izmir'le neden Erdogan'in bu kadar ugrastigini anlamak acisindan. Yazi cok önemli:<br />
<br />
<br />
<br />
<strong class='bbc'>İzmir dünya dördüncüsü</strong><br />
<br />
<br />
<span rel='lightbox'><img src='http://i.milliyet.com.tr/YeniAnaResim/2012/01/20/izmir-dunya-dorduncusu-1933728.Jpeg' alt='Gönderilen Resim' class='bbc_img' /></span><br />
<br />
<strong class='bbc'>Dünyanın en hızlı büyüyen metropol ekonomileri arasında İzmir, mega kentlerin yanında İstanbul ve Ankara’yı da geride bırakarak 4’üncü oldu</strong><br />
ABD’deki düşünce kuruluşlarından Brookings Enstitüsü’nün, dünyanın en büyük 200 metropol ekonomisi arasında yaptığı araştırmadan ilginç sonuçlar ortaya çıktı. Rapora göre, dünyada hızlı büyüyen metropol ekonomilerinin yüzde 90’ı Kuzey Amerika ve Avrupa dışından oldu.<br />
<strong class='bbc'>Şangay başı çekiyor</strong><br />
Raporda, dünyanın en hızlı büyüyen 10 şehrinin Çin, Türkiye ve Suudi Arabistan’da toplandığı görülüyor. Bu kapsamda, dünyada en hızlı büyüyen şehir Çin’in Şangay kenti. Şangay’ın ekonomisinin boyutu Finlandiya ile aynı. Listede, Çin’in, Hangzu kenti beşinci Şenzen şehri sekizinci ve Şenyan da onuncu sırada yer alıyor. En hızlı büyüyen şehirlerden ikincisi ve üçüncüsü ise petrol zengini Suudi Arabistan’ın kentleri. Bu çerçevede, ikinci sırada ülkenin başkenti Riyad, üçüncü sırada da Cidde olduğu görülüyor.<br />
<strong class='bbc'>Türkiye’den üç şehir</strong><br />
Türkiye’nin üç büyük şehri de dünyanın en hızlı büyüyen metropol ekonomileri arasına girdi. Listede İzmir, İstanbul ve Ankara’yı geride bırakarak dördüncü sırada yer alırken, Ankara altıncı İstanbul ise onu takiben yedinci sırada dikkati çekti Listenin dokuzuncu sırasında Şili’nin başkenti Santiago yer aldı.<br />
<br />
<br />
Bu haberi okuduktan sonra Izmir'in neden Erdogan icin artik "GAVUR IZMIR"olmadigini ve bir an önce AKP'nin eline gecmesi gerektigini anladim.Izmir rant yönünden Istanbul ve Ankara'dan daha cazip bir kentimizdir.<br />
<br />
<br />
saygilarla]]></description>
		<pubDate>Sun, 05 Feb 2012 15:18:46 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/261199-izmirden-ne-istiyor-bu-erdogan/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Aaa, okumuş adammış meğerse - Nassı bilsin fakir, bizdeki mahalle kavgasını?</title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/261488-aaa-okumus-adammis-megerse-nassi-bilsin-fakir-bizdeki-mahalle-kavgasini/</link>
		<description><![CDATA[İşte Türkiyenin sorunuda bu... Bir türlü gerçek konuyu tartışamıyoruz... Tartışan herkes işine geldiği gibi yorum yapıyor bir türlü gerçek soruna odaklanamıyoruz...<br />
<br />
<p class='citation'>Alıntı</p><div class="blockquote"><div class='quote'>
<strong class='bbc'>	Aaa, okumuş adammış meğerse</strong><br />
<br />
<strong class='bbc'><span rel='lightbox'><img src='http://static.guim.co.uk/sys-images/BOOKS/Pix/pictures/2012/2/3/1328276370930/Paul-Auster-007.jpg' alt='Gönderilen Resim' class='bbc_img' /></span></strong><br />
<br />
<strong class='bbc'>	Erdoğan'ı kızdıran Paul Auster, yıllar önce "Benim dinim demokrasidir" demişti. Keşke daha o zamanlar bizim hükümet önlem alaydı, tüh!</strong><br />
<br />
<br />
Abooo! Garibim neyin içine düştüğünü bilmiyor tabii. Brooklyn’le Kasımpaşa bir olur mu hiç? Nassı bilsin fakir, bizdeki mahalle kavgasını? Yazık Auster’a be, valla! Olaylar şöylesine gelişti. Paul Auster, ki kendisi Amerikalı bir yazardır, yeni kitabı ‘Kış Günlüğü’yle ilgili Buket Şahin’e pek güzel bir röportaj verdi. Bir yerinde de özetle şöyle dedi: “Hapiste yatan yazar ve gazeteciler yüzünden Türkiye’ye gelmeyi reddediyorum! Kaç kişi oldu? 100’ü geçti mi? Biz demokratlar Bush’lardan kurtulduk. Neler oluyor Türkiye’de! En çok endişelendiğim ülke. Demokrat yasaları olmayan ülkelere gitmiyorum davet alsam da. Aynı sebeple Çin’den gelen davetleri de geri çeviriyorum.”<br />
Sen misin bunu diyen? Başbakan Erdoğan hemman heyheylendi elbette. “Bu densizi” bir güzel benzetti: “Hah, biz sana çok muhtaçtık. Niye gelmedin? Aman gel, ne olur gel. Gelsen ne olur gelmesen ne olur. Türkiye irtifa mı kaybeder? Sen ne cahil bir adamsın?” Hayır insan merak ediyor, çeviriyi nasıl yaptılar, vurgular var mıydı? Gene de, hepimizin içinin yağları eriyiverdi. En çok da hükümetin ‘iyi çocukları’nın. Hepsi Ergenekon halayına durdular. Tey tey tey! Emre Aköz halay başı oldu: “…operasyonun merkezinde ‘İsrail lobisi’ bulunuyor. Kemalistler, Ergenekon dostları, kimi sermayedarlar bu lobi ile işbirliği yapıyor. Yazarlar ve akademisyenler işte bu şebeke üzerinden konuşturuluyor. Yazara önce birkaç saptırılmış bilgi veriyorlar. Sonra da bunun üzerine yorum yapmasını istiyorlar. Emir-komutayla değil elbette, tatlı tatlı okşayarak!” Hay sizin komplocu kafanızın tam ortasındaki alnınızdan öpeyim! Ne kaddan da akıl küpüsünüz! Doğru ya şu anda tam tamına 105 gazeteci içeride adi suçtan yatıyor di mi? O kadar da yormayın kendinizceğizi. Auster üye olduğu PEN’den almıştır bütün bilgileri, ama o da bir örgüt şimdi, hay Allah!<br />
<br />
Ama tabii Paul Auster yazar adam. Yazdığına göre düşünüyor da (ne fena), düşündüğünü söyleyebiliyor da! O da öyle yaptı: “Bütün ülkeler kusurludur ve Sayısız problemle sarılmıştır sayın Başbakan. Bu ülkelere sizin Türkiyeniz ve benim Amerikam da dahildir. … Ülkelerimizdeki, bütün ülkelerdeki yaşam şartlarını iyileştirmek için hapis korkusu ve sansür olmadan konuşma ve yayımlama özgürlüğü, bütün kadınlar ve bütün erkekler için kutsal bir haktır.” Ne hakkı hemşerim, dediklerinin hepsi ‘Yalannnn’ diyecek bir babayiğit henüz çıkmadı ya, yakındır! Şimdi bu adamın dediklerine bakınca pek de cahil gibi görünmüyor nedense!<br />
Bir de Başbakan “Sen kimsin be adam?” diye sorduydu ya, cevap bulmazsak kızabilirdi. O yüzden bulduk. Aslında çok da aramadık, edebiyata biraz meraklı olan her Adem oğlu, her Havva kızı biliyordu kim olduğunu.<br />
<br />
Cam Kent, Hayaletler ve Kilitli Oda’dan oluşan New York Üçlemesi, Yalnızlığın Keşfi, Yanılsamalar Kitabı, Kırmızı Defter, Leviathan, Kehanet Gecesi, Ay Sarayı, Görünmeyen, Yükseklik Korkusu, Yazı Odasında Yolculuklar, Karanlıktaki Adam, Son Şeyler Ülkesinde, Timbuktu’dan mutlaka birini de okumuştur. Şiirlerine ya da şarkı sözlerine denk gelmiştir. Hadi olmadı diyelim sinemada Surat Mosmor, Duman ya da Köprüdeki Lulu’yu izlemiştir. Artık bunları da yapmadıysanız, günahı boynunuza! Sonra ne biliyoruz? Auster’ın 47 doğumlu olduğunu, Yahudi olduğunu, Columbia Üniversitesi’nde İngiliz, Fransız ve İtalyan edebiyatı üzerine eğitim aldığını, yazmaya 12 yaşında başladığını 20. yüzyıl Fransız şiiri üstüne bir antoloji hazırladığını, şiirleri ve denemeleri olduğunu, 2006’da İspanya’nın saygın ödüllerinden Asturias Ödülü’nü aldığını filan. Bütün bunlar sadece lafıgüzaf. Çünkü Auster’ın kim olduğunu ve neden çağdaş Amerikan edebiyatının en iyilerinden biri olduğunu yine en iyi edebiyatı anlatır. Auster metropollerde yaşayan insanların küçük hayatlarına göz atıp akla hayale gelmeyecek hikâyeler çıkarır.<br />
<br />
<strong class='bbc'>Auster’in temiz parmak darbeleri </strong><br />
Auster, insanın ağzını açık bırakacak rastlantıları öyle bir anlatır ki, yersiniz, hem de ayıla bayıla. Tesadüfler, pişmanlık, aşk, günlük yaşamın zorlukları, dostluk, kader, ihanet, intihar, kimlik, öfke, kaybedenler, aile ve dayanılmazlığı, travmalar, hayatın tuhaflıkları, mutsuzluk, mutluluk, arkadaşlık, varlık yokluk, acı, kanser, yalnızlık, ölüm ya da hayata dair ne kadar anlamlı ya da anlamsız ne geliyorsa aklınıza hayata dair, onun konusudur. Modern insana dair küçük şeylerin ne kadar önemli olduğunu idrak edersiniz. Onu çağdaş yazar yapan noktalardan biri de yazma tekniğindeki yetenek. Basit başlar, sonra her şey karmaşıklaşır ama okuyucuyu boğmaz. Hınzırlık da yapar. Modern hayatlarda olduğu gibi kitabın içinde de kurgusunu pat diye değiştirir, bir kahraman yok olur, yenisi gelir. Kelimelerle de güzel oynar. Cümleler net ve yalındır. Boşuna değil okunabilir üç sayfalık bir cümle yazabilmesi. Bkz Sunset Park. Ara sıra da şuursuzluk’ edip, arka plana ‘siyasi’ bir şeyler yerleştiriyor. Bir ara “Amerika’ya bakın; biz Amerikan yerlilerini neredeyse tümüyle yok ettik. Siyahları yıllarca köle olarak kullandık. Bu yapılanlarla yüzleşmememiz mümkün mü?” de demişti. Ayol bu adam kendi ülkesine de karşı, anarşik şey! Obama da hiç ciddiye almıyor iyi mi?<br /></div></div>]]></description>
		<pubDate>Sun, 05 Feb 2012 14:27:14 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/261488-aaa-okumus-adammis-megerse-nassi-bilsin-fakir-bizdeki-mahalle-kavgasini/</guid>
	</item>
	<item>
		<title><![CDATA[ATATÜRK'ÜN GENÇLİĞE HİTABESİ KALDIRILIYOR MU?]]></title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/261162-ataturkun-genclige-hitabesi-kaldiriliyor-mu/</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'><span rel='lightbox'><img src='http://www.odatv.com/images/2012_02/2012_02_01/ataturkun-genclige-hitabesi-kaldiriliyor-mu-0102121200_m.jpg' alt='Gönderilen Resim' class='bbc_img' /></span></span></span><br />
<br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB), kanun hükmünde kararnameyle (KHK) Teşkilat Yasası’ndan by-pass ettiği “Atatürk ilke ve ilkelerine bağlı yurttaş yetiştirme amacı” özel okullara da yansıdı. Cumhuriyet gazetesinin haberine göre, MEB Özel Eğitim Kurumları Genel Müdürlüğü’nce hazırlanan yönetmelik taslağında pek çok tartışmalı düzenleme yer alıyor.</span></span><br />
<br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'><strong class='bbc'>Bunlardan bazıları şöyle:</strong></span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>• Özel okullarda Atatürk’e tırpan: Özel okulların amaçları arasında yer alan “Öğrencileri Atatürk inkılâp ve ilkelerine ve anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan; insan haklarına ve anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmektir” ifadesi çıkarıldı.</span></span><br />
<br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>• Atatürk köşesine by-pass: Özel okullardaki Atatürk köşesinin ayrıntılı olararak düzenlenmesine ilişkin hükümlerin tamamı çıkarılırken, Atatürk köşesinin kurumların girişinde temiz, düzenli ve kolayca görülebilecek en uygun yerde oluşturulması öngörüldü. Mevcut yönetmelikte, özel ilköğretim okullarında Atatürk köşelerinin okul binasının girişinde uygun bir yerde, temiz, düzenli, Atatürk’ün hayatını, inkılâplarını yansıtacak ve anlamlı bir kompozisyon oluşturacak şekilde düzenlenmesi hükmü yer alıyor.</span></span><br />
<br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>• Gençliğe Hitabe kalkıyor: Özel ortaöğretim okullarındaki Atatürk köşelerinden Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi'nin kaldırılmasını öngörüyor. Mevcut yönetmelikte özel ortaöğretim okullarında Atatürk köşesinin zeminden yüksekte olması, Atatürk büstü veya maskının konulması, Atatürk’ün fotoğrafı, Türk bayrağı, İstiklal Marşı ve Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi'nin uygun biçimde asılması, madalyon, gravür, Atatürk’ün eğitimle ilgili sözlerine yer verilmesine ilişkin hükümler bulunurken, taslakta bu hükümlerin tamamı çıkarılmış durumda.</span></span><br />
<br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>• Yabancı okul adlarına vize: Özel öğretim kurumlarına verilecek adların “Türkçe olması” şartı kaldırıldı.</span></span>]]></description>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 23:54:30 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/261162-ataturkun-genclige-hitabesi-kaldiriliyor-mu/</guid>
	</item>
	<item>
		<title><![CDATA[Fransa meclisi genel kurulu, &#34;Ermeni teklifini&#34; kabul etti]]></title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/257044-fransa-meclisi-genel-kurulu-ermeni-teklifini-kabul-etti/</link>
		<description><![CDATA[<p class='bbc_left'><span style='font-size: 18px;'>Fransa meclisi genel kurulu, "Ermeni teklifini" kabul etti. 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarını reddetmeyi suç sayan yasa teklifi kabul edildi</span></p>
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style='color: #454545'><span style='font-family: verdana, geneva, tahoma, sans-serif'><span style='font-size: 12px;'>Sözde Ermeni Soykırımı'nı inkar edenlerin para ve hapis cezası olmasını öngören yasa tasarısının, cezayı öngören maddesi Fransa Meclisi tarafından onaylandı. Yasanın tarih ve araştırmacıları tutma teklifi ise reddedildi.</span></span></span><br />
 <br />
<span style='color: #454545'><span style='font-family: verdana, geneva, tahoma, sans-serif'><span style='font-size: 12px;'>OTURUMUN AYRINTILARI</span></span></span><br />
 <br />
<span style='color: #454545'><span style='font-family: verdana, geneva, tahoma, sans-serif'><span style='font-size: 12px;'>1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının inkarını suç sayan yasa teklifi, Türkiye saatiyle 10.30'da görüşülmeye başlandı. Oturuma katılımın düşük olması dikkat çekti. Kritik oturum, 577 milletvekilinden yaklaşık 50'sinin katılımıyla açıldı.</span></span></span><br />
 <br />
<span style='color: #454545'><span style='font-family: verdana, geneva, tahoma, sans-serif'><span style='font-size: 12px;'>Genel kurulda ilk olarak, yasa teklifini kaleme alan, iktidardaki Halk Hareketi Birliği (UMP) Marsilya milletvekili Valerie Boyer söz aldı. Sözkonusu tasarının, soykırım suçlarının her şekilde inkar ve aşağılanmasının cezalandırılmasını öngördüğünü belirten Boyer, inkar yasasının Avrupa Birliği kanunundan esinlendiğini söyledi.<br />
 Türkiye'nin tasarının geçmesine yönelik uyarılarını "Fransa'ya karşı tehditler sözkonusu oldu" diye açıklayan Boyer, "Büyük şaşkınlık yaşadık. Bu tür tepkiler, Fransa'nın egemenliğine saygı göstermeyen. Fransa'nın içişlerine karışan tepkiler" dedi. Fransa'nın bağımsız bir ülke ülke olarak bu tehditleri hiçbir şekilde kabul edemeyeceğini dile getiren Boyer, hiçbir devletin tehdidi altında olamayacaklarını ifade etti. Bu tehditlerin de hiçbir zaman uygulanmayacağına inandığını kaydeden Boyer, "Türk dostlarımı! burada mantığa ve hoşgörüye davet ediyorum" diye konuştu.<br />
 Ermenistan'ın Fransa'nın kardeş ülkesi olduğunu söyleyen Boyer, "Ülkemizde, büyük bir kısmı Ermenikökenli, önemli oranda Fransız vatandaşı var. Bu vatandaşlarımız ülkelerinde büyük bir huzur içinde yaşamak istiyorlar" dedi. Son 10 yıl içinde ülkede sözde soykırımı inkar eden olayların yaşandığını söyleyen Boyer, "Facebook, Twitter gibi sosyal medya organlarında, çoğu zaman Ermeni soykırımmağdurlarına ilişkin olarak olumsuz şeyler yazıldı" diye konuştu. Sözde soykırımı inkarı cezalandırmanın son derece normal olduğunu iddia eden Boyer, "Bazı kişiler, 1915 olaylarını inkar ederek, aslında zaten bugüne kadar suç işlemekteydiler. Bunlar şimdiye kadar cezasız kaldı. Bu yolda bir adım atalım diyorum" ifadelerini kullandı.</span></span></span><br />
 <br />
<span style='color: #454545'><span style='font-family: verdana, geneva, tahoma, sans-serif'><span style='font-size: 12px;'>Yasa teklifini sunan Boyer'den sonra Fransa hükümeti adına parlamento ile ilişkilerden sorumlu bakan Patrick Ollier konuştu. Fransız bakan, konuşmasında yasa teklifine karşı çıkmadı ve oylama sonucunu milletvekillerini iradesine bıraktı. Fransız bakan, bununla birlikte, üstü kapalı da olsa hükümetin yasa teklifini desteklediği mesajını verdi. Konuşmasında, Türkiye ve Fransa arasındaki ilişkilere övgüler yağdıran Ollier, bu yasa teklifinin Türkiye'yi hedef almadığını söyledi. Ollier, ''Türkiye büyük bir ulus. Fransa, Türkiye ile ilişkilere büyük önem veriyor. Ekonomik, siyasi ve kültürel alanda önemli işbirliğimiz var. Afganistan, Suriye gibi konular ve G-20 ile NATO gibi uluslararası kuruluşlarda da önemli işbirliğimiz sürüyor'' ifadesini kullandı.<br />
 Oturumda söz alan UMP Milletvekili Fransa Türkiye Parlamentolararası Dostluk Gurubu Başkanı Michel Diefenbacher, tasarıya ret oyu vereceğini söyledi ve bunun gerekçelerini anlattı. Michel Diefenbacher, tasarının yasalaşması halinde, bunun toplumsal barış üzerinde olumsuz etkileri olacağını ifade ederek, farklı etnik kökenlerden grupların birbirine düşebileceğini söyledi. UMP Milletvekili, tasarının Türkiye ile Ermenistan arasındaki anlaşmazlığı çözmek yerine daha da içinden çıkılmaz hale getirme potansiyeli taşıdığını da ekledi.<br />
 <br />
Meclisteki iki büyük parti grubunun desteğine sahip tasarı hakkında söz alan diğer milletvekilleri ise destek konuşmaları yaptı.<br />
 Yasa teklifine ilişkin 10 değişiklik önergesi sunuldu. Değişiklik önergelerinden en önemlisi üniversitelerde görevli veya bilimsel çalışmalar yapanların müeyyidelerden muaf tutulmasını öngörüyor. Önemli bir değişiklik önergesinde de parlamenterlerin tarihi konuda yasa yapamayacağı belirtilerek, bu türden yasaların meclisten geçmesinin ileride Ruanda, Kamboçya, Şatilla ve Sabra gibi diğer potansiyel konularda tartışmanın artmasına yol açacağı görüşü dile getiriliyor. Bu değişikliğin kabul edilmesi beklenmiyor.<br />
 <br />
7 Aralık'ta Fransa meclisi yasalar komisyonunda kabul edilen teklifin, başkanlık divanında hükümetin de itiraz etmemesi üzerine resmen gündeme alınması kararlaştırılmıştı. Yasa teklifinde, ''Fransız yasaları tarafından tanınan soykırımların reddi, bir yıl ve 45 bin Euro para cezasına çarptırılır'' ifadesi yer alıyor. Fransa parlamentosu, 29 Ocak 2001 tarihinde, ''Fransa, 1915 yılındaki Ermeni soykırımını tanır'' ifadesiyle kaleme alınan bir yasayı onaylamıştı.<br />
 <br />
Fransa meclisi, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddinin suç sayılmasını öngören bir yasa teklifini 2006 yılında onaylamıştı. Ancak Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, bu teklifin senatoya gelmesini engellediği için teklif yasalaşmamıştı. Fransa'daki Sosyalistler, bu yasa teklifini Mayıs ayında senato gündemine getirmiş, ancak ezici bir çoğunlukla teklifin oylanma önerisi reddedilmişti.<br />
 <br />
Teklifin, mecliste kabul edilmesi yasalaşması anlamına gelmiyor. Senatonun da meclisten geçen aynı metni oylayıp kabul etmesinin ve Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin bunu imzalayıp resmi gazetede yayınlanmasının ardından teklif yasa haline gelecek...<br />
 (haberturk)<br />
 <br />
Fransaya yolunuz düşerse sakın ha aksini iddia etmeyin başınız derde girer...<br />
 Bu demokrasi ve ifade özgürlüğü açısından utanç verici bir durumdur. araştırmacı ve tarihçilerin dahi bu yasanın aksini iddia eden bir araştırma yapmaları suç sayılmıştır. Fransa ortaçağ karanlığının utancını zihninde ve sırtında taşımaktadır ve bundan sonra da taşımaya devam edecektir.</span></span></span>]]></description>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2012 06:32:32 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/257044-fransa-meclisi-genel-kurulu-ermeni-teklifini-kabul-etti/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Ergenekon Ve Deniz Feneri Davaları Arasındaki  Farkları Bulun.</title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/252194-ergenekon-ve-deniz-feneri-davalari-arasindaki-farklari-bulun/</link>
		<description><![CDATA[Ergenekon davasında tutuklu sanıklardan eski Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Deniz Yıldırım  ''Ergenekon'' davaları ile ''Deniz Feneri'' soruşturması arasındaki farkları şöyle açıkladı:<br />
<br />
<span class='bbc_underline'><strong class='bbc'>Deniz Feneri Soruşturması</strong></span><br />
<br />
1-''Deniz Feneri'nde tutukluları, AK Parti milletvekilleri ve gazetecileri ziyaret ediyor<br />
<br />
2-Deniz Feneri tutuklularını ziyarete gidenler kendilerini gizliyor, fotoğraf çektirmiyor.<br />
<br />
3- Deniz Feneri'nde tutuklayan savcılar sürülür,<br />
<br />
4-Deniz Feneri'nde 3 ay tutukluluk ceza olarak görülür<br />
<br />
5- Deniz Feneri 'yüzyılın soygunu' davasıdır.<br />
<br />
<span class='bbc_underline'><strong class='bbc'>Ergenekon Davasında</strong></span><br />
<br />
　<br />
<br />
1-Ergenekon'da tutukluları muhalefet milletvekilleri ve gazeteci meslek örgütleri ziyaret ediyor<br />
<br />
2- Ergenekon sanıklarını ziyaret edenler cezaevi önünde basın açıklaması yapıyor, çadır kurup tutuklulara sahip çıkıyor<br />
<br />
3-.Ergenekon'da tahliye veren hakimler sürülür.<br />
<br />
4-. Ergenekon'da 3 yıllık tutukluluk zaten cezaya dönüşmüş.<br />
<br />
5- Ergenekon 'yüzyılın muhalif avı' davasıdır.'']]></description>
		<pubDate>Thu, 02 Feb 2012 09:47:03 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/252194-ergenekon-ve-deniz-feneri-davalari-arasindaki-farklari-bulun/</guid>
	</item>
	<item>
		<title><![CDATA[Siz Potomya'yı bilir misiniz..?]]></title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/172595-siz-potomyayi-bilir-misiniz/</link>
		<description><![CDATA[Siz Potomya'yı bilir misiniz? <br />
Nereden bileceksiniz Karadeniz'in bu şirin kasabasını.. <br />
Ama Karadenizliler iyi bilir, Potomya'yı ve öyküsünü.. <br />
<br />
Biri var ki; O Potomya'yı herkesten daha iyi bilirdi: Mustafa Kemal Atatürk. <br />
<br />
Cumhuriyetin ilk yılları.. Devrimler peşi sıra geliyor, şapka devrimi henüz uygulamaya konmuş... <br />
Hilafetçiler durumdan rahatsız. Derken şeyh Sait doğuda hilafet kisvesi altında bilinen Kürt isyanını başlatıyor. <br />
Vatan toprağının hiç bir köşesinden destek bulamazken, Potomya'da bir sivri zekalı, halkı örgütleyip " hilafet isterük" diye şeyh Sait isyanına destek veriyor. <br />
<br />
Atatürk, önceleri bunları ciddiye almıyor. Ancak "Cumhuriyet istemezük,devrimleri tanımazük" diye sesleri yükselmeye başlayınca duruma el koymak mecburiyeti doğuyor. Donanmanın " Hamidiye" gemisi Potomya sahillerine gönderiliyor. <br />
<br />
Hamidiye , Potomya'yı kuru-sıkı bombalamaya başlayınca isyancı halk çil yavrusu gibi kaçışmaya başlıyor.. <br />
Hamidiye susmuyor.. Taa ki Potomya'lılar sahilde saf tutarak Hamidiye gemisine secde edip hep bir ağızdan; <br />
"Atma Hamidiye atma... şapka da giyeceğum, vergi da vereceğum " diyene kadar. <br />
<br />
<strong class='bbc'>Potomya neresidir, bilir misiniz? <br />
Rizenin şirin bir ilçesi.. <br />
Bugünkü adıyla; Güneysu kazası. <br />
<br />
Güneysu neresidir bilir misiniz? <br />
Recep' in köyü.. <br />
<br />
Şimdi de "Recep kimdir?" diye sormayınız lütfen...  <span rel='lightbox'><img src='http://www.sohbetforum.com/Smileys/default/gozdevirme.gif' alt='Gönderilen Resim' class='bbc_img' /></span> </strong>]]></description>
		<pubDate>Thu, 02 Feb 2012 04:00:44 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/172595-siz-potomyayi-bilir-misiniz/</guid>
	</item>
	<item>
		<title><![CDATA[AKP'Yİ ÖVECEK BİLİM İNSANI ARANIYOR...]]></title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/261159-akpyi-ovecek-bilim-insani-araniyor/</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 18px;'>AKP tarafından bu yıl ikincisi düzenlenecek “bilim yarışmasıyla” ilgili üniversitelerin Sosyal Bilimler Enstütülerine bir yazı gönderdi. Gönderilen yazıda <strong class='bbc'>ödül almak isteyen akademisyenler ve öğrenciler AKP’nin politikalarını inceleyecek</strong>ken, sonunda en çok öven "bilim insanı" ise ödül alacak.<br />
<br />
AKP’nin bilime verdiği önem sürüyor. Bu konuda geçtiğimiz yıl ilkini gerçekleştirdiği “Sosyal Bilimler Teşvik Ödülü” yarışmasının bu yıl ikincisini düzenleyecek olan AKP AR-GE Başkanlığı ODTÜ’ye gönderdiği belgede,<strong class='bbc'> partilerinin çalışmalarını inceleyen araştırmalar yapılmasını ve bunlara ödül vereceğini duyuruyor.</strong></span></span><br />
 <br />
<p class='bbc_center'><a href='http://www.odatv.com/n.php?n=akpyi-ovecek-bilim-adami-araniyor-0102121200' class='bbc_url' title='Dışarıdan link' rel='nofollow external'><img src='http://www.odatv.com/images/2012_02/2012_02_01/akpyi-ovecek-bilim-adami-araniyor-0102121200_m.jpg' alt='Gönderilen Resim' class='bbc_img' /></a></p>]]></description>
		<pubDate>Thu, 02 Feb 2012 02:22:50 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/261159-akpyi-ovecek-bilim-insani-araniyor/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Virüs Uyarısı: DIKKAT   DIKKAT DIKKAT</title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/260885-virus-uyarisi-dikkat-dikkat-dikkat/</link>
		<description><![CDATA[<p class='citation'>Alıntı</p><div class="blockquote"><div class='quote'>
<strong class='bbc'>sicher ist sicher…..</strong><br />
<br />
<br />
From:<br />
Date: Tue, 24 Jan 2012 14:13:54 +0000<br />
Subject: WARNUNG !!!! Dies ist leider  KEIN Witz ![indent]<br />
VORSICHT !!![/indent]<br />
<br />
Bitte an alle Internet-Nutzer weiterleiten!!<br />
<br />
Es kursiert momentan eine Power Point Präsentation unter dem Titel "Das<br />
Leben ist wunderschön", "Life is beautiful", "La vida es bella".<br />
Bitte auf g a r   k e i n e n Fall öffnen. Bitte sofort löschen.<br />
<br />
Beim Öffnen dieser Mail erscheint der Text "It is too late now, your life is<br />
no longer beautiful", "Jetzt ist es zu spät, dein Leben ist nicht mehr<br />
wunderschön", "Ahora es tarde, su vida no es mas bella".<br />
Danach verschwinden alle Daten aus deinem PC, und die Person, die dir diese<br />
Mail geschickt hat, hat Zugang zu allen deinen Informationen,<br />
Mail-Postfächern und Passwörtern.<br />
<br />
Dies ist der neueste Virus, der seit Samstag Abend kursiert. Kein<br />
Antivirenprogramm ist fähig ihn zu vernichten. Ein Hacker namens "Life<br />
Owner" hat ihn eingeschleust und will so viele PCs wie möglich vernichten.<br />
<br />
Gib diese Nachricht an so viele und so rasch wie möglich weiter!!!!!<br />
<br />
Landespolizei Schleswig-Holstein<br />
Polizei-Zentralstation Ahrensburg<br />
An der Reitbahn 5<br />
D-22926 Ahrensburg<br />
Tel.: 04102 809-0   Outlook-Fax: 0431 9886349848<br />
E-Mail:<br />
<br /></div></div>
<br />
Tüm forumdaki arkadaslarin dikkatine,yukarida Almancasini verdigim uyari bir VIRUS uyarisidir.Tanimadiginiz mailleri acmayiniz<br />
<br />
<br />
saygilarla]]></description>
		<pubDate>Wed, 01 Feb 2012 12:09:28 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/260885-virus-uyarisi-dikkat-dikkat-dikkat/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>BU MU VİCDAN?.. “Zaman” ve “vicdan”</title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/261071-bu-mu-vicdan-%e2%80%9czaman%e2%80%9d-ve-%e2%80%9cvicdan%e2%80%9d/</link>
		<description><![CDATA[<span rel='lightbox'><img src='http://www.odatv.com/images/2012_01/2012_01_31/bu-mu-vicdan-3101121200_m.jpg' alt='Gönderilen Resim' class='bbc_img' /></span><br />
<br />
<span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 18px;'>Zaman Gazetesi’nin 25. Yıl dönümü dolayısıyla, siyasetçisinden gazetecisine kadar herkes Zaman’ı övme yarışına girdi.</span></span><br />
<span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 18px;'>Örneğin; CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin şunu dedi:</span></span><br />
<span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 18px;'>“<strong class='bbc'>Zaman’ı tek kelimede anlatmak gerekirse bence o kelime vicdandır. Nice 25 yıllar diliyorum.”</strong></span></span><br />
<span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 18px;'>Peki ya gazeteciler?</span></span><br />
<span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 18px;'>Metehan Demir’den Nilgün Balkaç’a; Erkan Tan’dan Deniz Zeyrek’e kadar bir çok Ankara temsilcisi Zaman’ın ne kadar başarılı olduğundan dem vurdu.</span></span><br />
<span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 18px;'>Ne diyelim; muhabbetleri bol olsun!</span></span><br />
<span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 18px;'>Ama Gürsel Tekin’in “<strong class='bbc'>vicdan</strong>” kelimesine takıldık.</span></span><br />
<span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 18px;'>Öyle ya; “<strong class='bbc'>Zaman</strong>” ve “<strong class='bbc'>vicdan</strong>” birbirine o kadar uzak ki…</span></span><br />
<br />
<span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 18px;'><strong class='bbc'>BU MU VİCDAN</strong></span></span><br />
<span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 18px;'>İşte bir örnek:</span></span><br />
<span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 18px;'>Zaman Gazetesi, Odatv davasında yapılan savunmaları görmezden geldi. Halbuki aynı gazete aylarca manşetlerden “<strong class='bbc'>adam asmaca</strong>” oynamıştı.</span></span><br />
<span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 18px;'>Şimdi…</span></span><br />
<span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 18px;'>Odatv davasının son duruşmasında Mahkeme Başkanı Mehmet Ekinci’nin hard diskleri TÜBİTAK’a incelettireceklerine dair söyledikleri Zaman’da şöyle yer aldı:</span></span><br />
<span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 18px;'><strong class='bbc'>“Sanıkların ‘virüs’ iddialarını temel alan Yıldız Teknik Üniversitesi raporunu da bu bilirkişilere göndereceğiz. Sizin bu iddianızı araştırmak görevimiz. Sonuna kadar gidileceği hususunda şüpheniz olmasın.” (28.01.2012/Zaman)</strong></span></span><br />
<span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 18px;'>İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Mehmet Ekinci böyle diyordu ama Zaman gazetesi çoktan hükmü verdi. Bakın aynı haberin devamında neler yazıyordu:</span></span><br />
<span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 18px;'><strong class='bbc'>“Oda TV'nin avukatları, belgelerin '</strong>virüs<strong class='bbc'>' tarafından bilgisayarlara gönderildiğini savunmuştu. İddiaya göre, </strong>'Truva Atı'<strong class='bbc'> isimli virüs, dosyaları bilgisayarlara yükleyip ardından kendisini de yok etmişti. Ancak sanıkların bilgisayarlarında bulunan örgütsel dokümanlarla ilgili yaptıkları '</strong>virüs<strong class='bbc'>' savunması çökmüştü. İddianamenin en önemli delilleri arasında yer alan ‘</strong>Ulusal Medya 2010<strong class='bbc'>’ belgesinin sadece Oda TV’de değil, davanın sanıklarından Müyesser Uğur ve Barış Pehlivan’a ait 3 farklı bilgisayarda, 6 ayrı adreste bulunduğu tespit edilmişti.”</strong></span></span><br />
<span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 18px;'>Gördünüz mü?</span></span><br />
<span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 18px;'>Meğer “<strong class='bbc'>virüs</strong>” savunmamız çökmüş!</span></span><br />
<span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 18px;'>Neden?</span></span><br />
<span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 18px;'>Çünkü sadece Odatv bilgisayarlarında değil, Müyesser Uğur (Yıldız)’un ve Barış Pehlivan’ın bilgisayarında da bu “<strong class='bbc'>belgeler</strong>” varmış!</span></span><br />
<span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 18px;'>Aman Tanrım, çok kötü yakalandık!!!</span></span><br />
<span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 18px;'>Be hey “<strong class='bbc'>vicdandan</strong>”, “<strong class='bbc'>ahlaktan</strong>”, “<strong class='bbc'>insanlıktan</strong>”, “<strong class='bbc'>adaletten</strong>” nasibini almamışlar…</span></span><br />
<span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 18px;'>Ortadoğu Teknik Üniversitesi 21 Ekim 2011 tarihli raporunda; Müyesser Yıldız’ın bilgisayarındaki “<strong class='bbc'>belgelerin</strong>” virüs kaynaklı olduğunu tespit etmedi mi?</span></span><br />
<span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 18px;'>Yıldız Teknik Üniversitesi 23 Aralık 2011 tarihli raporunda; Barış Pehlivan’ın bilgisayarındaki “<strong class='bbc'>belgelerin</strong>” aslında bilgisayarda dosya olarak kaydı olmadığını; virüs izlerinin yer aldığını ortaya koymadı mı?</span></span><br />
<br />
<span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 18px;'>ABD'Lİ BİLİŞİM UZMANLARI: O BELGELER VİRÜSLE GELDİ</span></span><br />
<span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 18px;'>"O BELGELER ODATV'YE VİRÜSLE GELDİ" DEDİ</span></span><br />
<span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 18px;'>BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ’NİN BİLİRKİŞİ RAPORU BİZİ HAKLI ÇIKARDI</span></span><br />
<br />
<span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 18px;'>Tüm bunları Zaman gazetesi bilmiyor mu?</span></span><br />
<span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 18px;'>Biliyor elbet!</span></span><br />
<span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 18px;'>Ama yalan yazıyor. Bilerek, isteyerek, vicdansızlıkla yapıyor bunu…</span></span><br />
<span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 18px;'>Şimdi, Zaman gazetesini “<strong class='bbc'>vicdan</strong>” kelimesiyle tarif eden Gürsel Tekin’e soruyoruz:</span></span><br />
<span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 18px;'>Bu mu vicdan?</span></span>]]></description>
		<pubDate>Wed, 01 Feb 2012 05:14:03 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/261071-bu-mu-vicdan-%e2%80%9czaman%e2%80%9d-ve-%e2%80%9cvicdan%e2%80%9d/</guid>
	</item>
	<item>
		<title><![CDATA[Rauf Denktaş'ı Kaybettik]]></title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/259188-rauf-denktasi-kaybettik/</link>
		<description><![CDATA[Kuzey Kibris Türkleri'nin ve tüm Türk Ulusu'nun onur ve serefi icin ömrü boyunca mücadele eden Sayin Rauf Denktas vefat etti.<br />
<br />
Onun ölümü Türk Dünyasi icin büyük bir kayiptir.Büyük bir insan,büyük bir mücadeleci ve büyük bir ruh aramizdan ayrildi.<br />
<br />
Onun vermis oldugu mücadeleye karsi,mücadele verenlerle birlikte olup ona büyük hakaretlerde bulunan bugünkü iktidarin basbakani onun verdigi haysiyet ve bagimsizlik mücadelesinden bilmiyorum bir parca ders alabildimi?<br />
<br />
saygilarla]]></description>
		<pubDate>Tue, 31 Jan 2012 23:43:01 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/259188-rauf-denktasi-kaybettik/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>GAZETECİLİK YARGILANIYOR...</title>
		<link>http://www.turkish-media.com/forum/topic/260996-gazetecilik-yargilaniyor/</link>
		<description><![CDATA[<strong class='bbc'>	<span style='color: #ffffff'>***</span></strong><br />
<br />
<strong class='bbc'>	<span rel='lightbox'><img src='http://www.odatv.com/images/2012_01/2012_01_27/ben-hic-sasirmiyorum-2701121200_m.jpg' alt='Gönderilen Resim' class='bbc_img' /></span></strong><br />
<br />
 <br />
<p class='bbc_indent' style='margin-left: 80px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Size Nazım Hikmet şiirinden minik bir bölüm okumak istiyorum:</span></span></p>
<p class='bbc_indent' style='margin-left: 80px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>"Şehir</span></span></p>
<p class='bbc_indent' style='margin-left: 80px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>  uzakta.</span></span></p>
<p class='bbc_indent' style='margin-left: 80px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Genç adam</span></span></p>
<p class='bbc_indent' style='margin-left: 80px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>		ayakta.</span></span></p>
<p class='bbc_indent' style='margin-left: 80px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Akıyor şehirden geçen nehir</span></span></p>
<p class='bbc_indent' style='margin-left: 80px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>genç adamın ayakları dibinden.</span></span></p>
<p class='bbc_indent' style='margin-left: 80px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Genç adam</span></span></p>
<p class='bbc_indent' style='margin-left: 80px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>  piposunu çıkarıyor cebinden</span></span></p>
<p class='bbc_indent' style='margin-left: 80px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>				  aranıyor kibriti.</span></span></p>
<p class='bbc_indent' style='margin-left: 80px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Bakıyor akar suya</span></span></p>
<p class='bbc_indent' style='margin-left: 80px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>   düşünüyor Heraklit'i,</span></span></p>
<p class='bbc_indent' style='margin-left: 80px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>düşünüyor büyük hakîm Heraklit'i genç adam...</span></span></p>
<p class='bbc_indent' style='margin-left: 80px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Kim bilir belki böyle bir akşam,</span></span></p>
<p class='bbc_indent' style='margin-left: 80px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>böyle bir akşam,</span></span></p>
<p class='bbc_indent' style='margin-left: 80px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>   Heraklit alnını</span></span></p>
<p class='bbc_indent' style='margin-left: 80px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>	   yeşil gözlü zeytinliklerde akan</span></span></p>
<p class='bbc_indent' style='margin-left: 80px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>						   suya eğdi</span></span></p>
<p class='bbc_indent' style='margin-left: 80px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>						   ve dedi:</span></span></p>
<p class='bbc_indent' style='margin-left: 80px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>	  «Her şey değişip akmada,</span></span></p>
<p class='bbc_indent' style='margin-left: 80px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>	   bu hâl beni hayran bırakmada..»</span></span></p>
<br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Nazım Hikmet bu şiirini Moskova'da yazdı. 1927 yılında Türkiye'ye girerken apar topar Sarp Sınır Kapısı'nda polis merkezine sokuldu.</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Aradan bir zaman geçiyor; Komiser Nazım Hikmet'in karşısına dikiliyor; "Nazım sen Moskova'da ekalliyetlerle/ (yani azınlıklarla) ilgili bir şeyler düşünmüşsün, anlat bakalım neler planladınız bu ekalliyet meselesi hakkında?"</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Nazım Hikmet şaşırdı: "Ben azınlıklarla ilgili bir şey düşünmedim, nerden çıkarıyorsunuz?"</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Komiser: "Hiç saklama elimde delil var" deyip yanındaki polise "getirin kanıtı, kendi gözüyle görsün" dedi.</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Komiser defteri açıp Nazım Hikmet'e yazısını gösterdi: "İşte Kanıt!"</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Nazım, "Bu benim şiirim; adı da 'Moskova'da Heraklit'i Düşünüş'"</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Mesele anlaşıldı:</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Heraklit'in Osmanlıca yazımı ile Ekalliyet kelimesinin yazımı birebir aynıydı.</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Komiser "Moskova'da ekalliyeti düşünüş" diye anlamıştı.</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Nazım Hikmet ekledi: "Heraklit 'değişmeyen tek şey değişimin kendisidir' diyen büyük Yunan filozofudur."</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Komiser bunu duyar duymaz hiddetle: "Ne! Bizim can düşmanımız Yunanlılar'a şiir mi yazdın?"</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Uzatmayayım...</span></span><br />
<br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'><strong class='bbc'>SAYIN HEYET:</strong></span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>İşte bizim bu davadaki durumumuz aynı Nazım Hikmet'in 85 yıl önce başına gelenle aynıdır.</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>10 duruşmadır burada bir tek konu dile getiriliyor: yazı yazmak, haber yapmak, kitap çıkarmak.</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Gazeteler yazıyor, televizyonlar söylüyor; kamuoyunda şaşkınlık var. Batı zaten hiç anlamıyor: "Gazeteciler haber- kitap yazdıkları için nasıl cezaevine atılıyor."</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Ben şaşırmıyorum...</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Biliyorum ki: her zorba güç yalnızca kendi isteğinin, yaptığının onaylanmasını ister. Bu sebeple, özgür düşüncenin düşmanıdır.</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Böyle despotik dönemlerde hukuk; iktidarın siyasal kararlarının gölgesine sokulur, nesnelliğini yitirir. Sağduyu, akıl ve serinkanlılık adaleti terk eder.</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Böyle dönemlerin olağanüstü mahkemeleri vardır. 1789 Fransız devrimi, kötü icraatlarından dolayı Kral XVI. Louis'i idam etti. Ama halkın asıl nefretinin kaynağı Kraliçe Maria Antoinette'ydi. Fakat idama gerekçe lazımdır. Hemen bulunur: Bir gün 9 yaşındaki Prens Dauphin pipisiyle oynarken görüldü; çocuk korkutuldu "kim öğretti bunu sana?"</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Her çocuk gibi annesine sığınarak "annem" dedi. Kraliçeyi giyotine götürecek sebep bulunmuştu.</span></span><br />
<br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'><strong class='bbc'>SAYIN HEYET</strong></span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Yani:</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Her siyasal değişim acımasız olur.</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Korku boyun eğdirir, insanı yozlaştırır.</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Maria Antoinette'nin ensest olduğuna bugün kimse inanmıyor.</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Bu hukuki sebeple idam edildiğine şaşırıyor...</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Peki: 1793'te Kraliçe Maria Antoinette bu karara şaşırmış mıydı: Sanmıyorum.</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Maria Antoinette doğru düzgün savunma bile yapmadı. Artık insanlardan yorulmuştur, eziyetin son bulacağından kim bilir belki de memnundu.</span></span><br />
<br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'><strong class='bbc'>SAYIN HEYET</strong></span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Avukatlarım şahidimdir, savunma yapmaya hiç taraftar değilim.</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Sevdiklerimi kıramadım, aylarca çalıştım, burada bir tam gün konuştum.</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Yetmedi, 3 üniversiteden (ODTÜ, Boğaziçi, YTÜ) ve ABD'den bir bilirkişi raporu sunduk.</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Bunu sadece ben değil, hepimiz yaptık...</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Sonuç?</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Mahkemeniz şu kararı verdi:</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>- Kuvvetli suç şüphesi,</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>- Suçun vasıf ve mahiyeti,</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>- Delillerin henüz toplanmamış olması,</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>- Terörist olmamız vs.</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>İyi de;</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>1 yıldır hapisteyiz.</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Bu mahkeme kararları her ay önümüze kondu. O kadar yaptığımız savunmalar, bilirkişi raporlarının hepsi boşa mıydı? Biz burada niye konuşuyoruz, niye çaba sarf ediyoruz?</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Ama arkadaşlarım şahittir; ben hiç şaşırmadım sayın heyet.</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Bu ülkede Behice Boran öğrencilerin yazılı kağıtlarını kırmızı kalemle incelediği için; Server Tanilli Hocam üniversitedeki "Uygarlık Tarihi" dersinde öğrencilere bestevi Çaykovski dinlettiği için yargılandı; üniversiteden kovuldu.</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Ben şaşırmıyorum.</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Sadece sevdiklerimiz şaşırmasından acı çekiyorum. Halbuki tutukluluk cezaya dönüşmesin dense de bizim ceza süremiz belli...</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Nasıl mı?</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Teğmen Mehmet Ali Çelebi'nin telefonuna sehven 139 telefon numarası yüklendi.</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Mahkeme 24 Mayıs 2011'de TÜBİTAK'tan bilirkişi listesi istedi. İki ay sonra yanıt geldi; iş yoğunluğumuz nedeniyle liste bildiremiyoruz.</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>26 Eylül 2011'de TÜBİTAK'a bir yazı daha yazıldı.</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>"İş yükünüz azaldı ise bilirkişi listesini gönderir misiniz?"</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Bir ay sonra liste bildirildi. Listeden isimler belirlendi vs. vs. vs...</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Daha TÜBİTAK'a yeni başvurdunuz; sanırız liste gelmedi.</span></span><br />
<br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'><strong class='bbc'>SAYIN HEYET</strong></span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Bir yıl sonra mesele aydınlanır, Mustafa Balbay'da bir buçuk yıl sürdü çünkü.</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Yani; bir yıl yattık, daha yatacak bir buçuk yılımız daha var.</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Prosedürlerle adaletçilik oynayacağız</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Ben hiç şaşırmıyorum.</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Her siyasal dönüşüm evvela bütün hukuk sistemini pratikte yok eder, yeni bir adaleti hakim kılar.</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Yoksa...</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Bizim tutukluluğumuz niye devam etsin.</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Bıraksanız adam mı öldüreceğiz, bir yerlere bomba mı atacağız?</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Nedir bu yazıdan bu kadar korkmak?</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Son sözüm, son talebim şudur:</span></span><br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'>Sayın heyet vereceğiniz kararla beni şaşırtınız...</span></span><br />
<br />
<span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='font-size: 18px;'><strong class='bbc'>Soner Yalçın</strong></span></span>]]></description>
		<pubDate>Tue, 31 Jan 2012 09:20:01 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkish-media.com/forum/topic/260996-gazetecilik-yargilaniyor/</guid>
	</item>
</channel>
</rss>
