Zıplanacak içerik

Muztar

Φ Üyeler
  • İçerik Toplamı

    14
  • Katılım

  • Son Ziyaret

İçerik İtibarınız

1 Nötr

Muztar Hakkında

  • Rütbe
    Yeni Üye
  1. Word de İçindekiler, dizin, kaynakça oluşturma Alfabetik sıralama
  2. İslamiyete Göre Giyim Kuşam Şartları Nelerdir? İslamiyete göre giyim kuşam şartlarından biri şeffâf ve avret yerine yapışacak darlıkta olmamaktır… Zîrâ, avret yerlerini[1] örtecek, soğuk ve sıcağın zararını giderecek vasıfta elbise giymek farzdır.[2] İleride de genişçe anlatılacağı gibi, bir elbisenin avret yerlerini örtecek vasıfta olması, hacmini belli etmeyecek büyüklük ve genişlikte olmasını da gerektirir. “Cehennemliklerden (henüz) görmediğim iki sınıf vardır: Yanlarında sığırların kuyrukları gibi kamçılar bulunan ve onlarla insanlara vuran bir kavim ve giyinmiş çıplak kadınlar…”[3] hadîsini iyi bir düşünsünler. Bu, erkeklerle değil, kadınlarla alâkalıdır, diyerek de işi geçiştirmesinler. Zîrâ, hadîsde husûsiyetle kadınların zikredilmesi, şu hâl, erkekleri de kapsamadığından değil, daha çok kadınlarda bulunduğundandır. Evet, avret yerlerini örtecek, göstermeyecek ve hacmini belli etmeyecek büyüklük, genişlik ve kalınlıkda olan bir elbise giymek lâzimdır. Bu Husûs İle Alâkalı Birkaç Rivâyet: 1. Üsâme İbn-i Zeyd (şöyle) dedi: Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem bana, Dihyetü’l-Kelbî’nin O’na hediye ettiği kalın Kubtıyyeler’den, ya’ni bir çeşit ince Mısır kumaşlarından giydirdi. Ben de onu hanımıma giydirdim. Bunun üzerine Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem bana, ne oldu sana, Kubtıyye’yi neden giymiyorsun? dedi. Onu zevceme giydirdim, dedim. Bunun üzerine Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ona emret elbisesinin altına iç kaftan (astar) koysun. Çünki ben, (şu kubtıyyesinin) kemiklerinin/vücûdunun hacmini belli etmesinden korkuyorum”[4] 2. Hişâm (şöyle) dedi: “Münzir İbnü’z-Zübeyr ‘Irâk’dan geldi. Esmâ binti Ebî Bekr’e, gözleri kör oldukdan sonra, ince Merv kumaşının Kuhustân örgüsünden olan bir elbise gönderdi.” (Hişâm devamla şöyle) dedi: “(Esmâ) eliyle elbiseye dokundu ve ‘üf! elbisesini ona geri veriniz’ dedi.” (Hişâm), “Bu, Münzir’e ağır geldi ve (şöyle) söyledi,” dedi: “Anacığım!.. O, altını göstermez.” (Esmâ da), “O, altını göstermese de, kesinlikle belli eder” dedi.[5] 3. Abdullah İbnü Ebî Seleme’den rivâyet edildi: Ömer İbn-i Hattâb radıyallâhu anhu insanlara Kubtıyyeler giydirdi ve zevceleriniz bunları giymesin, dedi. Bir adam, “Ey mü’minlerin Emîri! Ben onu hanımıma giydirdim. Evin içinde geldi gitti ve ben o elbisenin, altını gösterdiğini görmedim” dedi. Bunun üzerine, Hazre-i Ömer radıyallâhu anhu, Altını göstermese de vasfeder/belli eder”[6] dedi.[7] Mes’ele’nin Usûl Tarafı Kur’ân ve Sünnet’de avret yerlerini örtmek bir emr/emir,[8] açmak da bir nehy/yasak’dır.[9] Şu emir ve nehiylerden her birinin, -biribirinden ayrı va müstakıl düşünülmeleri hâlinde bile- birer fıkhî hükmü vardır. Aksi delîllerle sâbit olmadıkça, emrin mûcebi/gereği vâciblik,[10] nehyin mûcebi de harâmlıkdır.[11] Yine, şu husûstaki emrin ve nehyin -biribirlerinden ayrı düşünüldükleri takdîrde-, zıdlarının ayrı ayrı hükmü nedir? Usûl-i Fıkıh’da, Emr’in ve Nehy’in/yasağın zıdlarının hükmü var mıdır, varsa, nedir? süâli, değişik şekillerde cevâblanır. Kısaca şöyle denmektedir: Bu husûsta âlimlerce ihtilâf edilmiştir. Sahîh olan, (emrin zıddını yapmak) emir ile kasdedileni ortadan kaldırıyorsa harâm, yasaklananın zıddı yasağı ortadan kaldırıyorsa, vâcibdir/farzdır. Kaldırmıyorsa, emrin zıddı mekrûh, yasağın zıddı Sünnet-i Müekkededir.[12] Bu kelâmın hâsılı, bir şeyin vücûbu (farz ve vâcib oluşu) terkinin harâm olduğunu, bir şeyin harâm oluşu da onu terk etmenin vâcib olduğunu gösterir. Bu, hakkında tartışma düşünülemeyecek bir şeydir.[13] Bir görüşe göre bir şeyi emretmek zıddını yasaklamayı, bir şeyi yasaklamak da zıddını emretmeyi gerektirir. Bize göre de, bir şeyi emretmek zıddının mekrûh olmasını, bir şeyi yasaklamak da zıddının vâcib bir sünnet olmasını gerektirir. Bu bir şeyi emretmek zıddının mekrûh olmasını gerektirir şeklindeki temel kaidenin faydası vardır. Çünki emrolunanın zıddında sâbit olan harâmlık emirle hedeflenmeyince ancak emri ortadan kaldırması bakımından mu’teber olur. Ya’nî emredilenin zıddıyla oyalanılıp da emredilen yok edilirse yok edilmesi harâmdır. Ama emredilen şeyin bu zıddı o emredileni ortadan kaldırmıyorsa, o zıddı işlemek mekrûh olur… İşte yasaklama zıddının sünnet olmasını gerektirdiğinden dolayı, ihrâmlı kimse dikili elbise giymekten yasaklanınca izâr ve ridâ giymek sünnet oldu dedik. [14] Hâsılı; Şâyet; vücüdun mahrem yerlerinin hatlarını belli etmeyecek genişlikte elbise giymek emredilmiştir. Bu emri terk ederek vücûd hatlarını belli edecek darlıkta elbise giymek harâmdır, Veya, Vücûd hatlarını belli edecek darlıkta bir elbise üzerinden avret yerini göstermek yasaklanmıştır. Bu yasağın zıddı olan avret yerlerini belli etmeyecek genişlikte olan (meselâ şalvar ve onun gibi) bir elbise giymek vâcib derecesinde bir sünnettir, denilse, ulemâ efendilerimiz ne buyururlar? İlim dâiresinde şu söze karşı söylenebilecek bir şey elbette olamaz. Ancak, cehâlet, şartlanmışlık, yobazlık ve sapmışlık çerçevesinde ise kim ne derse, şâkilesince/yapısınca amel etmiştir. Bir Takım Fetvâlar Zehîre’de ve diğer kitâblarda (şöyle bir fetvâ) vardır: Eğer kadın üzerinde elbise varsa, cesedini düşünmekde bir (bakma) zarar(ı) yokdur. Bu, elbise altını vasf edecek şekilde (cesede) yapışmış olmadığı ve altını vasf edecek/belli edecek şekilde ince olmadığı zamândır. Böyle olmazsa, o zamân kişinin ona bakmaması lâzımdır. [(Zehîre’nin fetvâsı) bitti.] Et-Tebyîn’de (şöyle bir ifâde) vardır: Dediler ki, “Kadının bedeninde, üzerinde bir elbise varken, (şu elbise) altını belli etmediği müddetçe düşünmekde bir (bakma) zarar(ı) yokdur. (Üzerinde) altını belli eden bir elbise varsa, (kişi) o zamân ona bakmaz.… Yine, çünki, elbise bedenin altını belli etmez ise, uzuvlarına/organlarına değil de elbisesine ve boyuna bakmış olur. Böylece, içinde kadının bulunduğu bir çadıra baktığı zamân gibi olur. Vasf ettiği zamân da uzuvlarına bakan biri olur.” [(“Tebyîn”in ibâresi) bitti.] Ben (İbn-i Âbidîn) derim ki; “Bu ibârenin ifâde ettiği ma’nâ şudur: Bir elbiseye (mahrem) uzvun hacmini belli edecek bir şekildeyken bakmak, o elbise, cild ondan görünmeyecek bir biçimde kalın bile olsa, yasaktır… Buna göre, Başkasının avret yerine, oraya yapışmış ve hacmini belli eden bir elbise üzerinden bakmak helâl olmaz.”[15] (İbn-i Âbidîn’in sözü bitti.) Yağlı boya ile kalın bir şekilde boyanmış bir avret yerinin -derisi kesinlikle görünmese ve dar elbiseden bile daha çok örtücü olsa da- buna hiçbir akıllı mü’min tesettür diyemez. “Cehennemlik (henüz) görmediğim iki sınıf vardır: Ellerinde sığırların kuyrukları gibi kamçı bulunup onlarla insanlara vuran bir kavim ve giyinmiş çıplak kadınlar…”[16] hadîsini bir düşünsünler ve sözü edilen hadîs kadınlarla alâkalıdır, erkeklerle değil diyerek işi geçiştirmesinler. Zîrâ şu hadîsde geçen kadınlar ifâdesi, hükmün onlara hâs olmasından değil de, bu hâlin çok kere kadınlarda bulunması sebebiyledir. Okuyanların affına sığınarak diyoruz ki, Oturduğunda, gezdiğinde, edeb yerleri hangi bacağı tarafında yuvalandığı herkesçe görülebilen, rükû’ ve secdeye vardığında arkasının hatları girintili, çıkıntılı engebeli hâliyle çirkin bir şekilde ortaya çıkan bir kimsenin hâli İslâm ölçülerine göre cidden hazîn olup, hiç olmazsa bu mes’elede konuşmaktan biraz olsun utanması dahî îmân îcâbıdır. Zîrâ, Hayâ îmândandır… Devam edecektir… Dipnotlar [1] Erkeklerde diz kapakları ile göbek arası, kadınlarda, bütün vücüd. [2] Multeka (Dâmad Şerhi ile):2/531 [3] [sahîh-i Müslim (Nevevî Şerhi ile):14/109,110], Ahkâmu’l-Avret ve’n-Nazar:… [4] [Ahmed (5/205), Zıyâ el- Makdisî, “el-Muhtâreh” (11/441), Taberâ nî, el-Kebîr (1/160), Beyhekî, Sünen-i Kübrâ (2/234), İbn-i Sa’d, Taba kât (4/64-65) (Sââtî), El-Fethu’r-Rebbânî’de, Heysemî’den şunları nakletti: Bu(hadîsin isanâdı)nda Abdullah ‘Abdullah İbn-i Ukayl vardır ki O’nun hadîsi Hasendir ve O’nda zayıflık vardır. Kalan râvîleri sağlam kimselerdir. (17/301)], Muhammed Ahmed İsmâîl, Avedetü’l-Hicâb, el-Kısmü’s-Sâlis el-Edille: 151 [5] [İbn-i Sa’d, Tabakât (8/184)], Muhammed Ahmed İsmâîl, Avedetü’l-Hicâb, el-Kısmü’s-Sâlis (c.3) el-Edille: 149 [6] [beyhekî, Sünen-i Kübrâ (3/234-235), İbnü Ebî Şeybe, Musannef (8/195) benzer bir ifâdeyle. İn lem yeşiffe fe innehû yesıfu sözünün ma’nâsı, altı görünmese bile, inceliği sebebiyle altını vasfeder; belli eder, demektir. El-Fâik fî Ğarîbi’l-Hadîs (3/153) Mâlik (şöyle) dedi: “Bana Ömer radıyallâhu anhu’nun kadınlara Kubtıyye giymelerini yasakladığı ve ‘altını göstermese de vasfeder/belli eder’ dediği (rivâyeti) ulaştı.” Mâlik (şöyle) dedi: Vasfeder demenin ma’nâsı, deriye yapışır demektir. El-Bâcî, Müntekâ (7/224)], Muhammed Ahmed İsmâîl, Avedetü’l-Hicâb, el-Kısmü’s-Sâlis (c.3.) el-Edille:149 [7] “Şu rivayetlerde Kubtıyyelerin kadınlar tarafından değil de giyilebileceği görülmektedir. Oysa bunlar şu yazıda erkeklerin de tesettürünü içine alacak şekilde delîl olarak ileri sürülmektedir denilecek olursa, deriz ki: Kadınların avret yerleri bütün vücudlarıdır. Dolayısıyla onlar için bu tür elbiseler hiçbir şekilde elverişli değildir. Erkeklerin ayre yerleri ise diz kapak ile göbek arası olduğundan onların bu nevi kumaşlardan elbise giymeleri her zaman avret yerlerinin belli olmasına sebep olmayabilir. Arada mühim bir fark vardır. Bizim istidlâl mahallimiz elbisenin, avret yerlerinin belli olacağı bir şekilde giyilemeyeceğidir. [8] Nûr:30,31, A’râf:31, Avretini hanımın veya câriyenden başkalarından koru. ([Tirmizî:2670, Buhârî, kesin ifâdeyle Muallak olarak: 1/266], Ahkâmu’l-Avret ve’n-Nazar:23) [9] Nûr:30, 31, Erkek kadının, kadın da erkeğin avret yerine bakmasın. ([sahîh-i Müslim, Kitâbu’t-Tahâret, Avret yerlerine bakmanın haram kılınması bâbı, 4/30], Ahkâmu’l-Avret ve’n-Nazar:23 [10] İmâm Serahsî, Usûlü’s-Serahsî:1/14-19 [11] İmâm Serahsî, Usûlü’s-Serahsî:1/78-94 [12] Mahbûbî, Tenkîh (Tevzîh ve Telvîh ile): 1/422 [13] Teftâzânî, et-Telvîh: 2/423 [14] İmâm Nesefî, el-Menâr (Şerh-i İbn-i Melek ile): 192-193, Hüssâmî, El-Müntehab: 54, El-Matba’u’l-Müctebâî-Delhi. [15] İbn-i Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr: 1/321 [16] [sahîh-i Müslim (Nevevî Şerhi ile): 14/109,110], Müsâid İbn-i Kâsim el-Fâ lih, Ahkâmu’l-Avret ve’n-Nazar: 171-172
  3. Kur'an'daki İlmi / Bilimsel Mucizeler

    "Gezegen de, evren de, canlılar da... Her şey... Kendiliğinden oluşmuyorsa, allah nasıl kendiliğinden var? Üstelik de sonsuz güçlü ve zeki! Bu zeka ve güç nerden kaynaklandı? Durduk yerde bunlar olmaz. Nerden oldu?" " Zeka ve güç durduk yerde gökten de yağmaz, kendiliğinden de olmaz. Bunların evrimle kazanılması gerekir. Başka bir yolu yoktur." Yine aynı yere dönüp geliyoruz. Evrimle olunca yine kendiliğinden olmuş oluyor. Çünkü onu oluşturan şey nasıl oldu sorusunda tıkanıp kalmaktasınız Sana verdiğim sandalye örneğini tekrar hatırla. Hepsinin bir sebebi var. Böylece ezele kadar gidemez. En başta sebepsiz olan bir varlık olmalı. Sen Allah'ı reddetsen de onun yerine evreni ya da maddeyi koymak zorunda kalıyorsun. Bu sözcükler Türkçe'de var zaten. Senin kelime dağarcığın yetmiyorsa ben ne yapayım? Bunlar Arapça ise Türkçe karşılığını getirsene! Bunlar mecazidir. Hakkı duymayan, söylemeyen ve görmeyen için kullanılır, hakaret değil. Ama o büyük çelişki de bunama ihtimalini yükseltmekte. Neticede dediklerim %100 doğru. Konuyu başka yerlere çekmekte ustasınız, soruları atlamada da... Ayrıca alıntı yaparken sözcükleri kesip çarpıtma yapmaya çalışma. Sen ifadelerin doğru olup olmadığına bak. "Boşuna demedik, allahın olmadığını kanıtlamak su içmekten daha kolaydır diye. " Ne diyeyim şimdi ben... Biz ay takvimini kullanırız çünkü bütün dini işlerimiz ayın hareketlerine göre Zekat, hac, keffaretler... O yapının küp şeklinde yapılma amacı yoktu, küpe benzediği için öyle dendi Suheyla, 30 Haz 2016 - 20:52 tarihinde, dedi ki Malesef sorun belkide cok cok daha buyuk. Kuran'da ayni zamanda oldurun, kesin, geberttin diyede yaziyor. Mademki bu kutsal sandiklari kitapta boyle yaziyor, siddetle kalkip, siddetle oturmak - tabii ki Allahin adina - cok munasip oluyor. Eslerini, kizlarini, kiz kardeslerini siddetle hizaya getiren bir kultur, ayni zamanda masum insanlarida hice sayip hava alanlarinda insan oldurmek bunlar icin zor olmuyor. Elbette, masumlarin olmesi insaniyeti uzuyor. Ama iyi ve guzel insanlarda bu siddet kaynagi olan Kuran'in kutsallagini onaylayip, siddet seven Allahin devamini sagliyorlar. Galiba cikmaz sokak derken, bundan kast ediyorlar. Yok daha neler konuyu nereden nereye getirip çarpıttın. Kesmek gebertmek gibi kelimeleri uydurma. Öldürme var tabii ama sana saldırana karşı kendini korumayacak mısın? Dünya tarihi savaşlarla dolu. İslam savunma gayesiyle savaşır. İslamı zorlama caiz değil çünkü Ben Fatiha'nın manasını da Arapça'yı da iyi derecede biliyorum. Sorun senin çelişkin. Hem manasını bile bilmiyorlar diyorsun hem de tefsirler de geçen şeyleri biliyorlarmış gibi ya da o manada bunu okuyorlarmış gibi ithamda bulunuyorsun. Yahu manasını bilmiyen adam tefsirini nasıl bilsin. Bu arada ben zaten biliyorum tefsirlerde öyle geçtiğini ama mesele senin çelişkin... Birçok tefsir okumuş gibi konuşmanda ilgi çekici
  4. Kur'an'daki İlmi / Bilimsel Mucizeler

    Subhanallah, sanırım bunuyorsun. Allah, hidayete ermek istemeyeni nasıl da saptırır, karanlıklar içinde kör sağır ve dilsiz bırakır. İbret alıyorum... Ateistlerin ortak özelliği: Cevaplayamadıklarını geç O kadar saçmalıyorsun ki arkadaşların bile mahcup oluyordur. Yaratmak Allah'a hastır. yaratan İlah'tır "gibi bir suru isimler vardi. Ne oldu bu Allahlara? Olduler. Senin bildigin Kurandaki Allahda olecek." onlar ilah değil çünkü Allahlara denmez sözde ilahlar/bîhak tapılan ilahlar denir. Allah o tek olan İlah'ın ismidir. Özel isim gibi düşün... Islam dini insanin dusunme yeteneklerini zayiflatiyor. fatihanın manasını öğrenmeyenlerden dolayı bu bağlantıyı kurmak ateist işidir... Hic manasini anlamadiklari bir FATIHA okurlar. Hiristiyanlara, Yahudilere kotu soz ederler. fatihada Hristiyan ve Yahudilere ne deniyor mesela? Yahudi ve hristiyan kelimeleri neresinde geçiyor Bunu bir yere bakmadan cevapla lütfen <> " Bu yuzden, senin bildigin Allah bu evreni yaratan olamaz. Bu kadar sacma olamaz." Sözlerinde inat görüyorum, tefekkür, tedebbür, tezekkür ve teemmül zaafı da... Allah hidayet nasip etsin hepinize...
  5. Kur'an'daki İlmi / Bilimsel Mucizeler

    ispat kolay değilse o zaman sizin çok ama çok daha fazla uğraşmanız gerek. Neticede 2 türlü de kaybedeceksiniz(Tabii sizce, bizce olmama olasılığı yok) Belki de mümkün değil" diyerek şüpheni izhar ediyorsun. olmayan ispat edilmez ki Bu alemde her şey O'nun varlığına alamettir. Zaten bu yüzden alem denmiş. Ama hakkı, hakikati arama peşinde olmayan, inanmamaya inanmış kişiler için gerçek değişmez. kör görmüyor diye yok diyemeyiz.siz nasıl bir delil istersiniz ki inanasınız? Allah ın varlığı sizce nasıl ispat edilebilir? Görmediğimiz şeye inanmayız mı diyorsunuz?! "Kendiliğinden gezegen bile olmuyorsa kendiliğinden güçlü ve zeki bir tanrı nasıl oluyor! " diyorsun ama evren oluyor diyorsun! senin Allah kavramın farklı. İlah olan sonradan olmaz, bir şeyden olmaz, bir şeye benzemez, her şeye gücü yeter. bir şeyden mi oldu denmez çünkü o zaman olduğu şey ilahtır dememiz gerekirdi ama birden fazla ilah olmaz. başlangıcı olmayan birşey ancak ilah olur iyi düşün demiştim. "tekdüze, basit ve özelliksiz bir başlangıç olmalı." diyorsun kendi kendinize uydurduğunuz şeylerden bahsetme. niye öyle olmalı ki? neye göre neye dayanarak söylüyorsun. Böyle bir basitlik ve özelliksizlikten böyle mükemmeliklerin olduğuna inanmak akıl işi değil. Her şeyi bir yapıcısı varken bu alemdeki mükemmellikleri görmemek körlükten başka bir şey değildir. Öyleyse daha fazla mesai yapmalısın... İnanmak fıtridir.
  6. Kur'an'daki İlmi / Bilimsel Mucizeler

    lakin evrende her şeyin bir sebebi bir de müsebbibi var. Sen kendi kendine hiç bir müsebbibi olmadan bir gezegenin oluştuğunu gördün mü? Bu mümkün değilken madde nasıl oldu kendi kendine? Kadim olan bir şey ilah olur iyi düşün! ön ayakları olan sandalyeyi yine kendisi gibi bir sandalyenin ayakta tutttuğunu düşün. böylece ezele kadar gidemez 4 ayaklı bir sandalye olması şart! Kendince olmayan bir şey hakkında konuşuyordun ama!..
  7. Kur'an'daki İlmi / Bilimsel Mucizeler

    Madde sonsuzdan beri vardır diyorsun. Yani madde kadim, başlangıcı yok. Bu durumda madde herhangi bir sebebe bağlı olmadan mı oluştu. Lakin biz maddeye, evrene baktığımızda hep bir sebep görüyoruz. Hiçbir şey kendi kendine oluşmuyor. Hep bir sebebi var. Bu durumda madde kendi kendini mi yarattı? Çünkü kadim olan bir şey yalnızca ilah olur. Sonsuz azaba inanmayıp da bunu tehdit olarak algılaman çok ilginç. Ben sadece böyle bir şeye karşı emin olmanız gerek diyorum. Yatalak küçük bir çocuk seni camdan atacağım dese bunu tehdit sayar mısın ki Allahınız yok diyorsun. hem de azap mazap filan da edemez diyorsun ya en azından bu yüzden diyebilirdin. azap mazap filan da edemez sözü, var ama edemez demek oluyor heralde... "Sonsuzdan beri kendiliğinden zeki ve güçlü varlık varsayımı saçma ve olanaksızdır." diyorsun, ama bu alem kendi kendine oldu diyorsun! O zaman bugün var olan zeka ve güç nasıl kendi kendine oldu? O zaman yaratılmış olmalı. Sen de evrime mi tapıyorsun yoksa... buna takılıp kalman ilginç. Yazdıklarımın siyak ve sibağına bakarsan çelişki olmadığını göreceksin. islamdaki mücerret aklı bilmiyor olabilirsin... Ben karşımda inanmayan birine karşı bunu kullanırım, ne yani sana Allah'ın varlığını ispat için ayet mi getireyim? sen önce saçmalıklarını düzeltmeye ve yukardaki gibi sorulara cevap vermeye çalış. Böyle sıyrılamazsın...
  8. Kur'an'daki İlmi / Bilimsel Mucizeler

    Sorularım cevapsız kalıyor... Ben sadece mücerret aklı kullanıyorum demiyorum... Aklın yolu birdir. temel ilkeler olmazsa deliller ikame edilmez ve tartışmalar bir işe yaramaz...
  9. Kur'an'daki İlmi / Bilimsel Mucizeler

    Allah kendini yaratmadı. Bu alemin bir başlangıcı var diyorsan bunu yalnızca başlangıcı olmayan bir şey yapabilir.O da Allah'tır. Yok eğer bu alemin başlangıcı yok diyorsan bu alemi ilah saymış olursun. halbuki bu alemin veya tabiatın ilah olması mümkün değil. Çünkü her şey değişir. Ya hareket eder ya da sabit durur. Değişen her şey hâdistir. Hâdis ise yaratıcı olamaz... "Sonsuzdan beri zeka ve güç var olamaz.2 diyorsun.Sonra da "Basit bir kuantumsal temel olabilir ve bundan evrilerek zeka ve güç gelişir. Mantıklı akılcı olan budur. Allah da evrim sonucunda evrilerek oluştuysa başka..." diyerek şüpheni izhar ediyorsun. Sonsuz azaba namzet biri olarak şüphe duymamalısın. Sonsuzdan beri bir şey var mı yok mu bunu düşün ki bunu açıkladım. " Durduk yerde niye bir güç ve zeka olsun?" diyorsun ama alem kendi kendine nasıl meydana geldi. Onu yalnızca kendi kendine meydana gelmeyen, olmaması düşünülemeyen( vacib'ul-vücut) olan bir varlık meydana getirebilir. Varsak mevcutsak ki sofist değilsen eşyanın hakikatini nefyetmiyorsan varlık 3 e ayrılır. Vacib'ul-vücut(Allah,olmaması muhal,ezelden beri olan), mümkin'ul-vücut(olması da olmaması da mümkün) mümteni'ul-vücut(olması mümkün olmayan, Allah'ın ortağı) şimdi bu alem hangi kısma girmekte? mantık gördüm merak etme. Ama konuyu saptırma. ben sana ayet veya hadis getirmedim, mücerret olarak aklı kullanıyorum. Sende de varsa kullan ve kendini bile tatmin edemeyen cevapları bırakıp hakikati bulma yoluna gir...
  10. Kur'an'daki İlmi / Bilimsel Mucizeler

    Sapmak ve yanlışı bulmak için bu kadar uğraştın demek ki yazık. Alem kendi kendini yarattı mı diyorsun? Mahluk aynı zamanda halık mı? Bu nasıl bir mantıksızlıktır...O zaman senin ilahın aslında tabiattır!
  11. Kur'an'daki İlmi / Bilimsel Mucizeler

    Aynı şeyi sende görüyorum. Sen kafanda Allah yok diye hükmü vermiş ve diğer şeyleri de ona göre değerlendiriyorsun. Allah sana hidayet versin...
  12. Kur'an'daki İlmi / Bilimsel Mucizeler https://www.youtube.com/watch?v=3Nr5626r1lI https://www.youtube.com/watch?v=KPg483PU3eQ https://www.youtube.com/watch?v=jUryn9_7Wos
  13. Salat u Selam ın Manası

    Salat u Selam ın Manası Salat:Ya Rabb! Hz. Muhammed'in (s.a.v) şerefini, azametini, mertebesini, keremini arttır demektir. Selam: Ya Rabb! Hz. Muhammed'i, ümmeti hakkında korktuğu şeylerden emin(kalbinde korku ve endişesi olmayan, mutmain) kıl/ Hz. Muhammed'in ümmetini kendisinin(Peygamberimizin) korktuğu şeylerden koru demektir. Nitekim üstadlar da bunu açıklamışlardır: (videoda altyazı seçeneği bulunmaktadır. Kendiliğinden olmazsa tıklayınız.)
  14. KURANDA NAMAZ YOKTUR.NE ZAMAN NASIL KILINACAĞI DA YAZMAZ

    namazın farzını inkar eden bile küfre düşerken namaz yoktur demek cahil sözüdür.
×

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.