Zıplanacak içerik
  • başlık
    10
  • yorum
    55
  • görüntü
    66.938

Bu blog hakkında

kendimi bunun için mi yorucam ben!

Bu blogdaki başlıklar

simin

Yağmur İYİdir...

Sabah yağmur ve soğuk etkisiyle sokakta-metrobüste sadece işe ve okula gitmek üzere olanları farkettim... servisime binmek için bir metrobüs köprüsünden yolun karşısına geçiyorum her sabah gözlemlerim bundan mütevelli... şimdi bu sabah fark ettim ki 2 eniği eteğinde bir tanesi bebek arabasında eltisigile kahvaltıya giden sıkmabaş delikli triko hırkalı pembik gelin yok sokaklarda... fark ettim ki sadece dahiliye poliklinikte sosyalleşsin zaman öldürsün diye bilmem kaç köy ötede ki görümcesinin eltisinin yengesiyle karşılaşıp dedikodunun dibine vuran teyzeler yoktu yollarda... ahı gitmiş vahı kalmış ama yinede gelen geçen kızın orasına burasına bakan 50-75 yaş arası amele dayılarda yoktu sokaklarda... beyaz ve kahverengi ve turuncu tekstil stayla grubu bile üzerine bir ceket giydiği için gözlerim yanmadı bu sabah... yağmur İYİdir 😊 yağmur candır. Tüm gereksiz pislikleri her yerden temizler alır götürür... 😍 şimdi herkes bi limonlu yeşilçay içsin çalışmaya devam 🤗

FB_IMG_1504839748516.jpg

simin

Güçlü kadın olmak güzel şey yahu...
Ama yalnız olmak ?
Ben mesela bundan 2 yıl öncesine kadar bazen yalnız olduğuma üzülürdüm artık üzülmüyorum ben öyle istiyorum çünkü... anne-babadan ayrı yaşıyorsan kardeş yoksa, ev arkadaşı, normal arkadaş etrafında barındırmıyor kısaca insan sevmiyorsan YALNIZ bir kadın olmuşsundur... ama bunu sen seçmişsindir... nedenleri çoktur ve gereksiz faydasız kalabalığa da gerek yoktur. Kıyıda köşede uzatmalı bir manitan varsa bazen işe yarayabilir. oda bazen rolleyes.gif
ama bazı günler bu seçimine kızarsın söylenirsin... işten eve gelmişim perde yıkayıp asmam gerek ama boyum yetmiyor sehpanın üzerine sandalye koy çık ona bile üşenirsin , erkek arkadaşımı beklerdim gelsin de bu işleri yapsın diye. neden elin adamına bunu yaptırıyorum diye kendimi de suçlardım sonra, zorunda mı? hayır değil! eee ben adamı kullandım şimdi rolleyes.gif hayatı beraber paylaşmanın gerekliliği deyip kendime teselli verirdim. sonra ben gittim bir merdiven aldım 5 basamaklı şu büyüklerden adama gerek kalmadı, kendimi teselli etmemede...
kavanoz kapağı açmak mı çok basit kapağın altına girecek bir kaşık sapının ucunu sokup kapağı hafif kaldırtın sıffftt diye bir ses duyunca tamamdır original.gif adama gerek yok! Klozetin sifonumu bozuldu aldığın yere kurdur gel eve sök eksini aç yuuuutabı laughing.gif nasıl montajlanır izle yap. eee paranı kazanıyorsun evine kendine bakıyorsun, herşeyi kendin hallediyorsun... sonra sonra etrafında erkekte istememeye başlayınca hehh tamamdır şimdi ne olacak diye bir gong sesi çınlıyor beyninde! dayamışsın o aldığın perdelik merdiveni 40 yaşına hadi bakalım şimdi ne olacak diyorsun! bir sessizlik bir sükunet çöküyor tüm bedenine ruhuna.. en yakın arkadaşını kaybetmişsin, büyük acılı aşk atlatmışsın, birden kafanın içinde ki o sesler susuyor, farkında olduğun yalnızlığın bile o an yok! sessizlik var sadece, sonsuzzz çıtsız bir sessizlik... ne oldu ki şimdi böyle birden dediğinde, iç sesin bile yok oda gitmiş senden... onu bile kaçırmışım kahkaha.gif
Gereksiz olan gerek duyulmayan lüzumsuz her şeyi atınca hayatımdan yerini alet edevata döşeyince gerekliliklerin;
ben bi boş oldum, bi sessiz, bi değişik bişiyyy w00t.gif

 

Aldığım her nefesi duyan biri oldum. içimde kalbimde ve kafamdaki o gürültü gitti sessizlik kaldı sadece, içtiğim kahvenin kokusu daha keskin, bahçedeki kuşun ses desibeli çok yüksek, yağmurun karekterli bir kokusu varmış ben bilmiyormuşum (toprak kokusu değil yağmurun kokusu laughing.gif) ... içimdeki sesler kesilince duyuyorum artık bunları... bilmediğim bir halt yok mu var! anne olmadım böyle bir ihtimalde artık yok hayatımda bir tek duyamayacağım hissedemeyeceğim hissiyat annelik! etrafımdaki bebekleri (1 yaşa kadar) çok seviyorum çok.. böyle göğsüme bastırıp içime sokasım gelir... büyüleyici kokuları vardır enselerinde ama başkasının çocuğu böyle kokarsa bana, acaba kendi canımdan kanımdan bir şey nasıl kokardı onu bilemeden öleceğim... Bu duyguyu kendime yaşatmalımıydım bilmiyorum, yaşasaydım gerek var mıydı onuda bilmiyorum... GEREKLİ/GEREKSİZ tek duygu hayatımda bu kaldı.. içimde ki seste yok artık bana cevap versin sleep.png Neyse gerekli olsaydı olurdu bencewub.png

simin

Bağnu...

2016/20 ocak akşam 21:00 Son konuşmamız sen bu dünyadan gitmeden 5 gün önceymiş... bilemezdim öleceğini... bilseydim hiç kızarmıydım sana...hiç sesimi yükseltirmiydim ? Asla.
Kızdım sana çünkü;sen kendini çok fazla üzüyordun sen kendini asıl kahredecek olan kişiden fazla kahroluyordun.evet o senin kardeşindi daha 26 yaşında biri 6 yaşında biri 3 aylık bebeğiyle eşini kaybetmeye dayanamazdı.ama dayandı senden çok daha fazla. Kardeşin o trafik kazası neden oldu, nereden geliyordu eşi yanında kim vardı gerçeği öğrendiği zaman canının acısı nefrete dönüştüğü için çok dirayetli durdu ağlamadı.çünkü aldatılan kadının canı başka yanar. O kucağında bebeğiyle diğer kızına ileride neyi nasıl anlatacağını düşünüyordu.Onu aldattığı için normalde de ölmesini dilerdi emin ol! Son konuşmamız 1 saat 30 dakika konuşmuşuz yettimi yetmedi tabi ki. Hem ağladık hem de çok güldük ama sen "ağlerken güldürdün yine beni p.ç" dedin ya bana ☺ ben bu kelimeyi artık çok seviyorum.Hele sen 1.85 boyuna orantılı 41 numara ayaklarına ayakkabı bulamadığında o küçük yerde ben sana burdan alıp yollarken en hoşuma giden şey yine sana p.çlik yapmaktı.Kankaa bi ayakkabı buldum atıyım resmini dediğimde heyecanla beklediğin resimlerin 46 numara erkek sivri burun ayakkabı olduğunu gördüğünde de "sen insanmısın şindi ayvaan p.ç" dediğinde mağaza içinde tepinerek gülmeyi çok özledim.bana p.ç demeni özledim. bilseydim istediğin o mor ojeyi sana hemen ertesi gün kargolardım. sen ölünce mezarına getirdim koydum ama ne fayda. bende olan herşey sana çok güzel gelirdi bazen sanada aynısından alırdım bazen tipik boğa'lığımla inat edip bencilce sana vermezdim eşyalarımı.şimdi mi? aklından geçeni önüne sererdim olsan!
biz insancıklar kaybedince anlıyormuşuz ya değerini kaybettiklerimizin ben bunu sende çok ağır tecrübe ettim kanka.

simin

32' yi sevmedim 33' ten umutluyum...

blog-0327386001461518939.jpg

Bir yaş daha gitti geriye kalan ömrümden... bu yıl benden çok şey götürdü can arkadaşımı götürdü... neler neler bekledik hayattan, sadece olmasi gerekenler oldu. Biz insancıklar çok garip şeylere kafa yorup, üzülüp dünyanin sonu gelmişçesine hayıflanıp durduk. Biz bu dünyaya bunun için mi geldik?"
Üniversite mezunu olalım, iyi bir işe girelim, krediyle ev ve araba alalım, telefon şirketlerinin iki senelik sözleşmeli satışlarıyla en son çıkan telefonları kullanalım, evlenelim, çocuk yapalım, çocuklarımız iyi bir yerlerde okusun diye özel öğretmenlere / dershanelere / etüt merkezlerine dünyanın parasını bayılalım. Ve bunları biz ve çocuğumuz gerçekleştirdiğinde kendimizi ve çocuğumuzu başarılı sayalım. Aksi durumda da "başarısız olarak" etiketleyelim. Sizce de bu durumda bir tuhaflık yok mu?
Hiç düşündünüz mü şu an ölüm döşeğinde olsak ve bu dünyadan göçmemize sadece bir kaç saat kalmış olsa yaşadığımız ömrün muhasebesini hangi sorularla yapardık?
"Anadolu Lisesi/Özel okullara giriş sınavında kaç puan almıştım?"
"Hangi marka arabalar kullandım?"
"Kirada mı yoksa kendi evimde mi oturdum?"
YOKSA:
"Kendime ve diğer canlılara karşı ne kadar vicdanlı, merhametli, hoşgörülü ve sevgi doluydum?"
"Kaç kişinin kalbini kırdım, kaç kişinin yüzünde tebessüm oldum? biraksin artik herkes derdi kaygiyi, sadece etrafinizdaki herkesin yuzunde kocaman bir tebessüm oluşturun...
Ben sağlığımla sınandım, can dostumla sınandım, aşkımla sınandım, işimle sınandım. Kaybettim ve çokça kazandım... artık kendime çok iyi bakıyorum beni üzen yoran herşeyi hayatımdan atıyorum... muhasebe yapmam gereken tek şey vijdanımdı onunla da mutabakat yapıp, yeni yaşıma devirler sıkıntısız oldu... hoşgeldin yeni yaşım....

simin

SEN HİÇ GİTME! ÇOK KORKUYORUM....

blog-0612055001355236951.jpg

Müzeyyen Senar 1918 Bursa-M.Kemalpaşa doğumlu Müzik eğitimine Anadolu Musiki Cemiyeti'nde , kemençe üstadı Kemal Niyazi Seyhun Bey ve udi Hayriye Hanım gözetiminde başladı. Güçlü bir sese sahip olan bu kız çocuğunun ünü yayıldıkça, hafız Sadettin Kaynak, Selahattin Pınar, Lem'i Atlı, Mustafa Nafiz Irmak gibi devrin önemli üstatları da ona dersler verdiler, zamanın sevilen şarkılarının yanı sıra, kendi bestelerini de öğretip söylemesine yardımcı oldular.

 

Kemal Niyazi Bey ile İstanbul Radyosu'nda şarkı söylemeye başlayan Senar, perşembe günleri ilgiyle izlenen bu programla geniş kitlelere adını duyurdu. Senar'ı bu programda dinleyenler arasında, İstanbul'un en önemli müzikhollerinden biri olan 10. Yıl Belvü Gazinosu'nun[2] sahibi İbrahim Dervişzâde de bulunuyordu ve gazinonun 1933 yılının yaz sezonunun yıldızlar programına Müzeyyen Senar'ı da aldı. Senar, sonraki yıllarda İstanbul'un başka ünlü gazinolarında da sahne aldı.

 

Müzeyyen Senar'ın yeteneği, Cumhuriyet'in kurucusu ve Türk sanat müziğinin büyük hayranı Mustafa Kemal Atatürk'ün de ilgisini çekti ve sanatçı birçok kez onun huzurunda, özel meclislerinde şarkı okudu.

 

1938 yılında Ankara Radyosu'nun ilk yayınlarına katıldı ve 1941 yılına dek radyo aracılığıyla dinleyicileri ile buluşmayı sürdürdü. Türkiye'nin ünlü gazinolarında yaptığı başarılı sahne programları ve plak çalışmalarıyla Türk musikisine yeni bir soluk getiren Müzeyyen Senar, son sahne konserlerini 1983 yılında İstanbul Bebek Gazinosu'nda verdi. Bu tarihten sonra yalnızca ender anlarda, müzikli özel toplantılarda şarkı söyledi.

 

Müzeyyen Senar 1998 yılında Devlet Sanatçısı seçildi. Müzeyyen Senar 2004 yılında Sezen Aksu tarafından düzenlenilen ve sanatçı dostlarınında katıldığı gecede 73.sanat yılını kutladı.

26 Eylül 2006 tarihinde İzmir'deki evinde fenalaşan sanatçının beyin enfarktüsü geçirdiği ve vücudunun sol tarafının felç olduğu açıklandı. Beynindeki kan pıhtılaşması yüzünden felç olan sanatçının hayatî tehlikesinin bulunmadığı da ek olarak belirtildi. 2007'de İstanbul'daki Darüşşafakada Rehabilitasyon Merkezinde Nisan ayı başına kadar tedavi gördü. Bu tedavilerden sonra sol ayağının üzerine basabilmektedir. Şu anda Bodrum'da kızı Feraye ve oğlu Ömer ile birlikte yaşamaktadır. 24 Şubat 2008`de kızı Feraye annesi Müzeyyen Senar'ın sesini kaybettiği açıkladı. Senar sesini kaybettiğini hâlen bilmemektedir. 22 Temmuz 2008 günü sağlık durumunun iyi olduğu açıklanmıştır.Atatürkün en sevdiği sanatçılardan birisidir.

30 Ekim 2009'da öğrencisi Bülent Ersoy tarafından anısına Müzeyyen Senar'ın sanat yaşamından fotoğrafların yer aldığı Cumhuriyetin Divası: Müzeyyen Senar sergisi açıldı. v.s v.s diye uzar gider..

 

gelelim benim için kimdir "MÜZEYYEN SENAR"...

 

Birçok kez kendimi köyümdeki asmanın altında içerken bulduğum zamanlarda hep o vardı kulağımda... ondan heveslendim ilk rakı içmeye yıllar önce ... onun o bardağı tutuşunu hayata küfredercesine cesurca buluyorum.. o bardağı tek nefeste dikişi bir çok küfre bedel bence ... bu küfür kimseye değil bence ön yargıya... o sesi o tını eşssiz muhteşem ötesi... gözlerimi kapayıp rakımı yudumladığımda onun her ince nefesini hissetmek paha biçilemez bir duygu benim için... önce bir yudum su içilecek ve sonrasında başlanacak rakıya... çok çok üzülüyorum artık onu göremediğime ve sesini duyamadığıma... bıraktığı eserleri genişçe arşivleyebildim ama daha fazlası olmalı bende ... dokunmalıyım öpmeliyim ellerini... bakmalıyım o gözlerine... ama nasıl

bu akşamda eve gitmeden onu anmak ve yad etmek istedim o hep nefes alsın ona bişi olucak diye aklım çıkıyor. içime böyle bir korku düştü bugün birden bire ömrüm ömrüne eklensin MÜZEYYEN SENAR kendimi bulduğum ruh hep çok iyi ol......

 

http://www.turkish-m...im-deva-bulmam/

simin

İÇİME Hamide KAÇSA !

merhabalar.. merhabalar efenim... tongue.png

şu sıralar içime "hamide" kaçtı böylee yat gelip yanlarım uyuşana kadar yatasım var... bu hamide bizim gelin olur kendisi. aynı zamandada annemin köylüsü ama annemler muhacir mahallesi diye ayrı bir mevkiye konuşlanmışlar 1956 yılında göçmen olarak geldiklerinde türkiyeye.... bu köyün genetik özelliği hepsi pasaklıdır kadınları ellrinden hiç bir iş gelmez... yata yata çürümüş haldedir içleri... bizim muhacir mahalle harici köy almış başını yürümüştür çünkü kimse kimseden farklı değildir örnek alıp temizlik yapma gereği duymazlar.

 

yıllardır bu gelinlede bizim başımız dertte.. ben evine girmek zorunda kaldığımda asla hiç birşey yeyip içmem hep tokumdur.. suyum çantamdadır ve hiç tuvaletim gelmez. asla yatıya kalıcak vaktimde olmaz.. ve çok çok kızarlar hiiç bişi yemiyorsun diyee ama yiyememmmm yiyememm işteee... sigara içer bu hatun yan gelip yatarken kirden yosunlaşmış henüz yeni alınan koltuk örtüleri kirlenmesi 2-3 haftadır ve yıkanmaz kirlenirse atılır çöpee o yosunlaşmış koltuklarda yan gelip sigara içerken sigarası bitince avucuna tükürür bu hamide sigarayı onda söndürür kalkar balkondan atar elini eteğine siler sıvazlar gider bir neskafe yapayım der meselaa misafireeee... ben nasılllllll yer içerim ayyyyy öyyyyyyyyyyy böööğğğğğ sad.png 28 yıllık ailemizde gelin olmuş birkere dayım güzelliğine vurulup kaçırmıştır bu hamideyi.. ama 28 yıldır her hafta dayım kırar döker ortalığı kavga eder evi temizlesin yada eve getirilen sebzeden bir yemek yapsın diye ama yok yani içine kaçan o şey neyse bir türlü çıkmaz hamideden kaldırıp kendini hiçbir iş yapmaz. hiç çıkmadığı bir " verin yeeealim, örtün uyuluuum" modunda.. yöresel şiveyi açıklarsak "verin yiyelim, örtün uyuyalım " okadar hazırcı bir karekterdir kendisi. yan gelip yatmaktan bel fıtığı, obezite v.s gibi rahatsızlıklarıda vardır hergün dizleri ağrır hep hastadır smile.png ama bir insan nasıl yerinden kalkmadan tüm gün yatar televizyon karşısında ben anlamadım arkadaş. işte bende şu son zamanlarda işe gitmiyeyim, tüm gün yatağımdan çıkmayayım, arayayım yemek dışardan gelsin, çamaşırlar yıkanmadan kirlenince çöpe atılsın yenisi alınsın... çamaşır suyuda neymiş diyebilsem keşke... sürekli ellerimi yıkama krizlerim olmasa. kaşınmasam bir gece duş almadan yatsam... bütün bunları obsesif kompülsif biri olarak yapabilmeyi, içime hamide kaçmasını çoook istiyorumm en azından 2 günlüğüne.. tanrı bir güzellik yaparmıki bana... unsure.png umutsuzum.... biggrin.pngusutuk.gifusutuk.gif

simin

TRAKYA CUMHURİYETİ!

blog-0880169001342539074.jpgyuvarlan.gif ufff YSG li bir gündü... Büyük sevinç ile çıktığım 18 günlük iznim bitti yarın iş başı sad.png izin dönüşü tatilde olan 17 yaşındaki yeğenim melis'imide aldım yanıma döndüm evime... hadi alışveriş falan yapalım bir parkta soluklanalım dedik boş kalan salıncaklara oturduk derken ilk girişimim hüsranla sonuçlandı whistling.gif çünkü 0-1 yaş grubu için ve daha yetişkinler için 2 adet salıncak türü varmış meğersem... ahir ömrümde bunuda öğrendim. çoluk çocuk olmayınca parklada işi olmuyor insanın işte.. Ama moral bozukluğumu anlatamam size.. Nedenmi ? şimdi ben yeltendim oturayım afedersiniz totom sığmadı blush.png bende bir feryatt "kız melisss sen nası sığdın oraya bu olmadı bana!" laughing.gif zira melis benden az biraz daha zayıftır... ablaa gel buna gell dedii original.gif niyekine demeye kalmadan yer değiştirdik ve ben hoop sığdım diğer salıncağa.. sığdımya benim için o önemliydi thumbsup.gif sonradan tabi yaş farkı ile bilgilendirdi beni sevgili yeğenim "abla bunlar küçük bebekler için biraz daha küçük oluyor düşmesinler diyee!" hııı ! iyiymiş nasıl akıl etmiş bizim akılsız yöneticiler diye içimden geçirirkene birden bir köpek yaklaştı yanımıza... koşarak ta geliyor melis kızanım refleksle ; çü bee çüüüü dedi! ( trakyada köpekleri kovma kipi! ) tabi köpek durmadı...

kız melisss bu köpek trakyalımı anlasın! dedim yüksek sesle düşündüm usutuk.gif ve birden "hoşt" dedi melis köpek anladı beyaaa emencik diğiştirdi yönünü başka tarafa original.gif tabi ama bize bir kriz geldiii hala gülüyoruz.. onun için trakyamın köpeği bile bi başka... te oka! (işte okadar)

simin

blog-0668554001339401860.jpg

Bu hafta sonu köyüme gittim... çook çok sıcaktı yaktı kavurdu nefes alamadım çoğu kez zira astımım ben... bikaç saat içerde vantilatör karşısında ilacımıda alarak soluklandım hoop hemen metabolizmam tanıdı köyümü ve uyumla nefes alışlarım düzeldi smile.png bahçede bir renk cümbüşü sayamadım çiçeklerin rengini çeşidini. annecim ne güzelde yıllardır bakar o bahçemize.. benim 12 yıldır ektiğim çileklerde bir gürleşmiş ki sormayın. sanki ben gelicem diyede bebek çileklerle bezenmiş küçücük dalları girdim aralarına yedimm yedimm yedimm yıkamadan yedim! bana pis gelmiyor kendi bahçemizdeki meyveler gelmiyor işte smile.png evin önündeki koskocaman olmuş dalları yere değen bir ceviz ağacımız var çok ulu gerçekten de bu yıl o kadar çok bağlamış ki her yer çıngıl çıngıl ceviz.. altına girince gökyüzü zor görünür okadar büyük yani..

ee ben dururmuyum babamdan bana yine eskiden olduğu gibi o cevize salıncak kurmasını istedim "30 yaşında koskoca kadın salıncaktamı sallanır" diyen annemi duymadık babamla gittik kurduk salıncağı... eskiden çamaşır ipiyle kurulan salıncak şimdi vücut kitle orantımla uyumlu olsun diye kalın urgan ipiyle kuruldu bukez laughing.gif ben nasılll mutlu oldum nasıl mutlu oldum tarifi yok bunun.. uyduruk bir hamak yapacaktım aldım eski kilimi doladım ipe. herkes eski içine minder koyulan salıncakları bilir işte ondan. içine gittim içerden koltukların o 50x50 cm 2 adet minderi de koydum genişlettim enfes konforlu bir hamak yaptım kendime smile.png artık sıcaklık biraz kendini çekti akşam üzeri oldu 7-8 gibi aldım kitabımı okuyorum hava 9 a doğru kararmaya başladı beni kimse indiremiyor ceviz ağacından. babannem dayanamadı artık baktım battaniye ile geliyor yanıma orjinal şivesi ile " aaa maru kızanım üşüycen sen" smile.png dedi ve örttü beni birazcık daha karardı salı verdim kitabımı yere çimenlerin üzerine yavaş yavaş kendimi sallarken hamakta yıldızlar iyice belirdi. gökyüzü bile bambaşkadır bizim orada yıldızlar çok yakındır zira ben miyopup uzağı göremem burda İstanbul'da tek bir yıldız bile göremiyorum yüksekteler çünkü ama benim köyümde çok alçaktalar çok parlak ve net gözükürler... büyük ayı yıldız kümesinden saman yoluna kadar hepsini gördüm buldum yerlerini ... derken bir yıldız kaydı belki 15 yıldır böyle birşey görmemiştim çünkü okuldu işti 15 yıldır artık o köyde yaşamıyordum ve nekadar da bir koşuşturma bir telaş halindeymişim hiç bunlara bakmak için zaman ayırmamışım. şimdi ayırdım dahada farkındalıklarım arttı sanırım..

dileğimi de tuttum ohhh rolleyes.gif .. derken uyumuşum ben oksijen çarpmış beni tongue.png annemin sesiyle ne söyledi de uyandırdı hatırlamıyorum bile tek hatırladığım o muhteşem iğde ağacı kokusuuu .. o nasıl bir kokudur o nasıl büyüdür bilenler bilir... tez vakitte herkes bir köy bulsun kendine atsın kendisini bence ben bu günden itibaren o köyüme yakın olan küçük ilçede kendime nasıl bir hayat kurarım diye düşünmeye başladım ... bıktım bu İstanbul'dan köklü kararlar almalıyım o iğde kokusu ömrünü uzatır insanın yahu forgiveme.gif herkes için son olarak o eşsiz ceviz ağacının resmini de ekledim ... doğayı tüketmeyelim...

simin
blog-0191958001337754661.jpg3 gündür tuvaletimdeki çeşme damlatıyor idi.. dün akşam iş çıkışı gittim nalburdan yeni bir musluk yada çeşme adı bile bilmediğim o şeyi aldım usutuk.gif yapacaktım o damlamayı durduracaktım işte... zaten hastaydım ve canımda sıkkındı kafamı dağıtırdım bana uğraş olurdu... birde boru pensesi denilen alet i de nasıl kullanmam gerekteğini nalburdan öğrendim evde aldığım bir takım çantası var nasılsa evimdeki her işi ben hallederdim.. matkabım bile var perde rustiklerimi bile ben yaptım .. elimden her iş gelir Âaa dostlarrr... herneyse daldım yine o takım çantasının içine tüm gerekli malzemeyle geçtim tuvalete . asılıyorum asılıyorumm yoook dönmüyor sökeceğim çeşme artık sinirden ağlıycam tüm gücümle çevirmeye çalışıyorum çat diye bir ses kıç üstü yapıştım yere çeşme kırıldı orta yerinden sökmem gereken yerin tamda bitiminden. artık o canımın acısıylamı yoksa başaramdım kırdım psikolojisiylemi ağzımdan şu kelimeler döküldü "Çatısına,temeline, sıvasına çaktığımın apartmanı!" blush.pnglaughing.gif bu replik "kurtuluş son durak" filminden yerleşti dağarcığıma ama o an birden çıktı... iş iyice sarpa sardı artık o boru pensesiyle tutacak bir boruda kalmadı yani.. oldu olcak fayansıda kırayımki hareket alanım açılsın dedim.. kırdım fayansıda o sese ev sahibim indi aşağıya "hayırdır ne oldu dedi" ben tuvalette söylenirken evin çatısına temeline duydu muhakkakrolleyes.gif öyle bir baktımki 25-26 senedir hiçmi değiştirilmez bir çeşme yahu dedim hık mıklarla döndü gitti kadınceyizsleep.png vee o sinir harbiyle bu kezde babama söylenmeye başladım neden uzaktalar neden ihtiyacım olduğunda gelemiyorlar diye . içimdeki o cadı da " gördünmü her işi sen yapamazmışın erkek gücü gerektiren işlerde varmış".. onada bir çıkıştım "ben yaparım!!!" dedim... ve yaptım 1 saat uğraştım ağladım düştüm canım yandı bir erkeğe ihtiyaç duymadan yaptım! bu gün avuç içlerim su toplamış haldeler çok acıyor ellerim. ama benim yaptığım şeyler bana çok büyük mutluluklar veriyor... biz kadınlar istersek herşeyi yaparız varyaaaaaaaaa original.gif
simin

SİMİN & 'İKRAM'

blog-0085397001336737838.jpgAsıl adı İKRAME... ama etraf ve ben ona ikram diyoruz... İkram ile bundan 2.5 yıl önce tanıştım yani bu şehre yerleştiğim günün 2. saati falandı... tülbentini bunun üstüne kadar sarmış masmavi gözlerle "hoşgeldiniz hayırlı olsun" dedi... bizim yan bitişik apartmanda oturuyor ben evime girerken merdivenlerden çıkıp o küçük mutfak havalandırmasından görüp iletişim kuruyor benimle ikram... zemin kat düşmüş onlara mal paylaşımında...ama en zemindede olsa nasılda yüksekte şimdi onu dilim döndüğünce anlatacağım... Gel git zaman benim iş çıkış eve geliş saatlerim onun yemek yapış saatleriyle çakışır oldu sürekli ben her anahtarımı şıkırdatışımda ikram o camı açıp gülümsedi bana bende aynı gülücükle kucakladım onu her seferinde davet etsemde çocuklar küçük deyip red etti beni yeni 3. çocuğunu doğurduğunu söylemişti küçükte bir bebek oluyordu bazen kucağında işte... günler aylar geçtikçe beni gördüğünde o burnuna kadar çekili tülbentininde mesafesi daha aşağılara iniyordu artık burnunu gülümsemesini görüyordum original.gif ve bir cumartesi eşim evde yok buyrun gelin çay demledim dedi ... bende hiç düşünmeden gittim ona.. vee uzunca konuştuk daha ilk görüşmede... İkram 12 yaşında genç kız olmadan kadın edilmiş, bir renkli televizyona verilmiş benimle aynı yaşta ama en büyüğü 15 yaşında 3 çocuğa sahip bir kadındı artık ... biraz daha konuştukça ikramın okuma yazma bilmediğinide öğrendim çocuklarına istesede yardım edemiyordu... çok istiyordu büyük oğlu polis olsun... ben sana öğretirim dedim!!! ama ev işleri çocuklar nasıl olacaktıki yapamam dedi.. akşam eşine de söylemiş beni davet ettiğini ve isterse benim okuma yazma öğreteceğimi... eşi benimle görüşmesini yasaklamış ona vurmuş. "okuyupta ne olcak üniversiteyede gidersin sen bu saatten sonra" deyip alay etmiş... ama ikram yine akşamları camda olmaya devam ettii dayak yedi, hakaret işitti, gizliden gizliye görüşmeye devam ettik. yılmadı öğrenmek istiyordu çünkü. buna ihtiyacı vardı .. yeri geldi o camdan defterler yazılar gazeteler el değiştirdi... veee ikram bu sabah bana bir mektup yazdı hug.gif yaşadığım mutluluğun hazzın tarifi olamaz!! ve İkram artık herkeze ve hayata inat üniversiteye bile gidebilir ona yardımım olacak herşeyide yapacağımın bilincinde... ikram olarak sunulan o adam da kadir kıymetini anlar umarım .. Etrafımızdaki çığlıkları görelim.. o tülbentlerin altında neler saklı duyarlı olalım.. hissedelim.. zorlayalım. aralayalım o perdeleri... bir kişiyi değiştirebilsek bir kişinin hayatını kurtarsak bundan güzel mutlulukmu olur! yokmuşşş ... hayatın çok güzel olsun ikram...wub.png
×

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.