Zıplanacak içerik

Bloglar

Seçilmiş Blog Başlığı

  • simin

    Bağnu...

    Gönderen: simin

    2016/20 ocak akşam 21:00 Son konuşmamız sen bu dünyadan gitmeden 5 gün önceymiş... bilemezdim öleceğini... bilseydim hiç kızarmıydım sana...hiç sesimi yükseltirmiydim ? Asla.
    Kızdım sana çünkü;sen kendini çok fazla üzüyordun sen kendini asıl kahredecek olan kişiden fazla kahroluyordun.evet o senin kardeşindi daha 26 yaşında biri 6 yaşında biri 3 aylık bebeğiyle eşini kaybetmeye dayanamazdı.ama dayandı senden çok daha fazla. Kardeşin o trafik kazası neden oldu, nereden geliyordu eşi yanında kim vardı gerçeği öğrendiği zaman canının acısı nefrete dönüştüğü için çok dirayetli durdu ağlamadı.çünkü aldatılan kadının canı başka yanar. O kucağında bebeğiyle diğer kızına ileride neyi nasıl anlatacağını düşünüyordu.Onu aldattığı için normalde de ölmesini dilerdi emin ol! Son konuşmamız 1 saat 30 dakika konuşmuşuz yettimi yetmedi tabi ki. Hem ağladık hem de çok güldük ama sen "ağlerken güldürdün yine beni p.ç" dedin ya bana ☺ ben bu kelimeyi artık çok seviyorum.Hele sen 1.85 boyuna orantılı 41 numara ayaklarına ayakkabı bulamadığında o küçük yerde ben sana burdan alıp yollarken en hoşuma giden şey yine sana p.çlik yapmaktı.Kankaa bi ayakkabı buldum atıyım resmini dediğimde heyecanla beklediğin resimlerin 46 numara erkek sivri burun ayakkabı olduğunu gördüğünde de "sen insanmısın şindi ayvaan p.ç" dediğinde mağaza içinde tepinerek gülmeyi çok özledim.bana p.ç demeni özledim. bilseydim istediğin o mor ojeyi sana hemen ertesi gün kargolardım. sen ölünce mezarına getirdim koydum ama ne fayda. bende olan herşey sana çok güzel gelirdi bazen sanada aynısından alırdım bazen tipik boğa'lığımla inat edip bencilce sana vermezdim eşyalarımı.şimdi mi? aklından geçeni önüne sererdim olsan!
    biz insancıklar kaybedince anlıyormuşuz ya değerini kaybettiklerimizin ben bunu sende çok ağır tecrübe ettim kanka.
    • 1 yorum
    • 2.144 görüntü

Sitemizdeki Bloglar

  1. Herşey bitti, fırtına dindi, kötü olan herşey, acı olan, yürek yakan herşey bitti, gitti. Çünkü biz sonunda birbirimiz için ne ifade ettiğimizi ve bunun sonucunda da birbirimizi nasıl sevmemiz gerektiğini öğrenebildik. Nihayet huzuru bulduk. Nihayet aşkım...

     

    Biz sevgimizin ölçüsünü de bulduk, bildik artık..

    "Ben seni daha çok seviyorum"

    "Hayır hayır asıl ben daha çok seviyorum" değil bizim sevgimizin ölçüsü... Tartışılacak hiç birşey yok ortada...Çünkü ben seni, senin kadar; Sen beni, benim kadar seviyorsun. Biliyoruz artık sevgimizin sınırsızlığını, anlatabiliyoruz birbirimize, kelimelere gerek kalmıyor artık...

     

    Yıllardır birbirini tanıyamayan, hergün gördüğü halde bir türlü birbirini çözemeyen sevgilere inat, gözlerimiz anlatmaya yetiyor bizim söyleyeceklerimizi.. Benim gözlerim bakıyor, sen anlıyorsun, senin gözlerin bakıyor ben anlıyorum... Her defasında buna şaşırıyoruz ama aslında şaşıracak birşey yok, biz kayıp ruhlarıydık aşkın, şimdi ise kaybetiğini bulmuşlarıyız... Seni buldum ve bir daha da kaybedemeyecek kadar çok seviyorum. Bir daha da kaybetmeye dayanamayacak, buna cüret etmeyecek kadar çok seviyorum...

     

    Ne biliyor musun? Bence biz artık aşkız aşkım... Hatta aşkın da daha ötesiyiz, sevgiyiz, ebediyiz, öteki olmazsa olmayanız... Bazen duruluruz, bazen coşarız ama asla gerilemeyiz, umutsuzca bile olsa biz, devam edebilme yetisiyiz... Emeğiz biz, hayat kadar gerçeğiz, hoşgörüyüz, saygıyız, uyumuz, barışız, güveniz, özveriyiz...

     

    Ve filizlendik

    Ve dallandık

    Şimdi ise yüceliyoruz biz sevgilim...

     

    Seni seviyorum... Seni senin beni sevdiğin kadar çok seviyorum...

     

     

    huzur01qr4.jpg

  2. Domuzbagi's Blog

    • 3
      başlık
    • 36
      yorum
    • 3259
      görüntü

    Son Başlıklar

    Misafir
    En Son İleti

    askeller.jpg

    Ya da

     

    Yosun kokusuna uyandım, sessiz ormanda!

    Karaltılara bakındım, anlayamadım kim ya da ne!

    Derinden gelen çatırtı, ya yüreğimdi ya da bir ağaç!

    Silüetlerdi fısıldayan, ya gel diyen ya da gelme!

     

    Kokundan güçle kalktım, dermansız bacaklarımda!

    Her kara ağaçta aradım, ya yüzünü ya da hüznünü!

    Belki seni gördüm, ya karanlıkta ya da bir dalda!

    Silüetlerdi çağıran, ya koş diyen ya da koşma!

     

    Güçlükle yorgun hızlandım, yağan yağmurda!

    Koştum tüm gece kanattı, ya bir diken ya da sen!

    Hasretle sarıldım sana, ya benimdin ya da kırık bir dal!

    Silüetlerdi akıtan kanımı, ya ölümümden ya da sevgimden!

     

    Domuzbağı

  3. ah benim zavallı günlüğüm.günlük olmaktan çıkıp "yalnızlık" oldun sen.seni çok boşladım değil mi canım benim? hiç kimse de gelip bakmamış sana "nasılsın" "napıyorsun" diye.ahh böyledir bu hayat.aç susuz kalmışsın...iki kelam yorum da etmemişler sana ki senin suyun aşın kelimedir ...

     

    olsun ben geldim bak yemeğini suyunu getirdim bol bol...sen hiç üzme kendini.

     

    :P yanii bu kadar acılı hale getirilirr günlüğüme yazmamak :D neyse

     

    HAY ALLAH İYİLİĞİNİZ VERSİN .

  4. Hayran olmamak elde değil !..

    “Ermeni kardeşlerimden özür diliyorum” kampanyası toplumu karıştırdı,

    Ermeni diyasporası başta olmak üzere dışarıdaki mihrakları pek bir mutlu etti ya, hiç vakit kaybetmeden yeni bir “özür” istemi daha burnumuza uzatılıverdi !.. Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı TESEV, “Kürt Sorununun Çözümüne Dair Yol Haritası: Bölgeden Hükümete Öneriler” başlıklı bir araştırma yayımladı. Raporda son derece ilginç, çarpıcı öneriler yer alıyor. Örneğin, raporun amacını pek güzel anlatan bir tanesi şöyle: Devlet genelde topluma ve özelde Kürt halkına en azından bir özür borcu olduğunu unutmamalı…”

    Nasıl buldunuz ?..

    Güneri Cıvaoğlu dün Milliyet gazetesindeki köşesinde yukarıdaki maddeyi şöyle yorumladı:

     

    - Bunu Kandil’dekiler bile istemedi !..

     

    Ama TESEV istedi !..

    Üstelik daha neler neler istedi...

     

    Önce kısaca TESEV’i anımsayalım…

     

    Can Paker’in başkanlığındaki vakıf, daha önce de “ses getiren” raporlarla ilgiye mazhar olmuştu. Yani bu konuda pek başarılı!.. Can Paker aynı zamanda ünlü spekülatör, “renkli devrimlerin” parasal destekçisi George Soros’un kurduğu Açık Toplum Enstitüsü Türkiye Danışma Kurulu’nun da başkanı. Peki, bu enstitünün “Demokratikleşme Programı”nın başında kim var dersiniz ?..

     

    Etyen Mahçupyan !..

    Mahçupyan aynı zamanda “Kürt Raporu”nun da moderatörü !..

    Bakın Etyen Mahçupyan, bu raporla ilgili olarak ne diyor:

     

    - Bu çalışma sırasında Demokratik Toplum Partisi (DTP) üzerimizde çok baskı kurmaya çalıştı… Yardım konusunda aşırı istekli tavırları için kendilerine teşekkür ediyoruz..

    Bu açıklamadan ne anlıyoruz? Demek ki DTP’nin baskısı işe yaramamış. Bir de işe yarasaymış ne olurmuş acaba?.. Neyse, sanırım TESEV’i anımsadınız. Şimdi şu “çarpıcı rapor”dan bazı önerilere bakalım:

     

     

    - Sivil ve demokratik olması gereken yeni bir anayasa yapılmalı ve bu anayasa “insan haklarının korunması” dışında “değiştirilmez ilkeler” barındırmamalıymış... Peki bu ne demek? Şu demek: Devletin laik niteliğini, Türkiye’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olduğunu, bayrağı ve marşını, dilinin Türkçe, başkentinin Ankara olduğunu anlatan değiştirilemez maddelere elveda demek !..

     

    - Yeni, anayasa “herhangi bir resmi ideolojiye atıfta bulunmamalıymış..” Yani, Atatürk’e de elveda ! ..

    - Okullarda okutulan “Türküm, doğruyum, çalışkanım” andı da kaldırılmalıymış. İnsan, “arkadaşlar şu Türk, Türkiye isimlerini toptan kaldırsak nasıl olur, diyememişler, şimdilik bu kadarıyla yetinmişler” hissiyle dolup taşıyor !.. Raporda daha pek çok inci var! Okuduğunuz zaman “Sevr’i çöpe atmaya hiç gerek yokmuş” diye düşünmeden edemiyorsunuz!.. Ama ben en çok “özür” istemine takıldım…

     

    - Bir sözcük bu kadar mı kirletilir, pes !..

    Büyükelçi

    Suriye’nin daveti üzerine Şam’a giden Türk gazeteci heyeti büyükelçiliğimizi de ziyaret ediyor.

    Güneş gazetesi yazarı Rıza Zelyut, büyük kabul salonunda Atatürk resmi olmadığını görünce Büyükelçi Yaşar Halit Çelik’e soruyor. Aldığı yanıt şöyle:

    - Efendim bu salona Atatürk resmi koymadık, çünkü gerek görmedik !..

     

    Artık bu işleri aşmalıyız. Avrupa’da devlet adamlarının resmi olmaz kabul salonlarında. Sadece kral ve kraliçelerinki bulunur… Bu çağda Atatürk resmiyle uğraşmak doğru değil. Başka şeylere bakalım !.. Zelyut, “İyi ama Atatürk bir devlet adamından öte, bir kurucu lider” diye itiraz edince büyükelçi kestirip atıyor: - Kurucu lider olabilir ama kabul salonunda resmi şart değil… Pekiii, büyükelçi hazretleri bu müthiş mantık içeren derin konuşmayı nerede yapıyor ?..

     

    Cumhurbaşkanı Gül ile Başbakan Erdoğan’ın resimlerinin özenle yerleştirildiği bir masanın önünde !..

    Elçinin mantığına göre, bu durumda Gül ve Erdoğan kral (yoksa padişah mı demeliyim !) statüsüne yükselmiş oluyor!..

    Eğer öyleyse o mantığa göre;

    - Büyükelçi, padişahın bendesi olmuş olmuyor mu ?..

     

    Ümit ZİLELİ

    e-posta: umitzileli@gmail.com

  5. ERSIN FAIKZADE nin fransizca bir dergide yer alan hayatindan bir kesit.Fransizcasi olanlar icin zor bulunacak bir roportaj. :sorcerer:

     

    UN TURCS MODERNES DANS PAYS DE GALLES-ERSIN FAIKZADE

    UN TURCS MODERNES DANS PAYS DE GALLES-ERSIN FAIKZADE

    Une image de la culture Turque dans Europe.

     

    L'Europe, Europe, Europe. ;)

     

    Je me rends compte dans une Europe qui est remplie avec les opinions préconçues à propos de la culture et à propos des gens turcs dans Europe. La chose qui m'a frappé les plus quand j'ai fait premièrement mon Angleterre d'entrée était l'abondance des hommes hindous avec un tissu emballé autour de leur tête, et leur barbelure longue. La deuxième chose était les femmes avec un brouillard noir. ceci est considéré comme l'image d'Islam. Aussi les hommes avec leurs jupes blanches courtes étaient notables.

     

    L'île grand Brisante avait été divisé dans 3 différences ethniques dont la partie anglaise comme Londres de capitale (Cardiff capital) et Ecosse (Edimbourg capital)

     

    Après un voyage de 4 heures en autobus, je suis arrivé dans la capitale de ` de pays de Galles de Cardiff. Une structure différente d'architecture et le grand sol borde, et ses plusieurs signes.

     

    Imprimé dans les mots, je peux le nommer comme `feel que vous aime dans un royaume des fées. Décoré avec les couleurs différentes de plusieurs fleurs, le propre et aspect soigné étonnait.

     

    C'était totalement différemment que Royaume-Uni. Pendant ce voyage de 4 jours dans Cardiff capital pour un séminaire j'ai obtenu l'information détaillée de la culture de pays de Galles de la mission de bol.

     

    La langue Galloise qui est devenue une propriété d'Angleterre plus tard. appartenu augmente à 3 millions de gens qui a habité en la petite ville. Ils ont habité d'une industrie spécifique, les animaux et l'agriculture.

     

    L'un peut dire presque qu'ils n'ont pas eu beaucoup. A mon Royaume-Uni d'opinion a tourné son dos à cette petite ville. Cardiff était seulement dans les séminaires.

     

    Dans la nature des Grecs, les Italiens, espagnol, Hongrois, Australiens et les Allemands la culture de cosmopolites a été développée.

     

    La première chose qui est augmenté dans moi, était que comment je pourrais m'entendre avec un Grec volontaire. Sans se rendre compte que je m'entendrais en fait avec lui mieux.

     

    Son nom était Chrisi Dimaki, un volontaire grec dont nous avons eu beaucoup dans commun dans notre culture, Ceci ne m'a pas étonné comme une personne d'Izmir.

     

     

    Aussi la nature de bienveillance et accueil des Italiens était comparible à cela des gens de Méditerranée.

     

    Tandis que la personne allemande était notable avec leur cool_bloodednature dans les séminaires. C'était le temps pour explorer la culture turque et j'ai eu un projet de 12 mois dans la petite ville de pays de Galles Aberystwyth. Ici vous pourriez voir presque rien différemment que beaucoup vert, les paquets, le mouton et les vaches.

     

    Le parfum frais a pendu dans l'air. Le village avait été si bien arrangedthat vous pourriez goûter l'environnement d'une ville.

     

    Pendant des années j'avais été cela éclaircit des nuages pendus au-dessus du village, le ciel étaient étonnamment beau, qui ne semble pas verysurprising. MEME. son aimé que construisant la structure n'a pas a changé comme de l'âge moyen. Plus tard j'ai entendu que la plus nouvelle maison avait 200 ans, il pourrait rester toujours beau grâce au restauration parfait.

     

    La droite à côté de la Marina que j'ai été permis de prendre un seatin un de ces maisons en terrasse. Cette village petite des maisons de dossier a été vue comme toutes cultures d'Europe dans l'un. Célèbre a payé son université entraînant où beaucoup d'étudiants viennent de plusieurs villes. Les incroyablement grandes différences culturelles sont vues ici. Mon spéculateur Pamela Marsden sa bienveillance était un signe que nous entendrions bien ensemble. Elle était exactement mère. J'elle suis reconnaissant de beaucoup de choses.

     

    Et mon projet avait commencé. J'ai signé tout de suite dans pour la meilleure université si mon Englishwould améliore. J'ai eu la sensation je pour apprendre l'anglais le plus tôt possible, c'était terriblement difficile de ne pas comprendre les gens ici. La langue du gallois était différente et semblée un peu comme français.

     

     

    Comme ils ont demandé dans Cardiff aussi ici ils ont demandé, où je suis venu de, Avec mon apparence moderne j'étais notable tout de suite. Généralement ma réponse à cette question était, donc que pensez-vous ? était la première opinion préconçue était italien et comme appuie un Espagnol et comme le tiers un français parce que le français est su pour se habiller généralement bien. Alors j'ai dit que j'étais turc, ils ont pensé je plaisantais. Et si je les ai demandé pourquoi ils ont pensé ce ithat que je plaisantais, ils m'ont donné une réponse standard comme, les gens turcs ne s'habillent pas de même que vous.

     

     

     

    Comment les gens turcs sont-ils aux yeux des Européens ? Islam d'e est vu l'égal au Bon extrémisme et le Bon terrorisme. Les turcs ont été vus comme Arabes, sans savoir la culture turque riche. J'avais été fréquemment bouché et moins avait été vu. Thishurts beaucoup. Mais je ne veux pas renoncer et je veux montrer vrai Moslim moderne à themthe d'aujourd'hui et je veux les enseigner la culture turque de closeby.

     

    Ces gens mis se donnent oft les cadeaux juste maintenant, ils does’nt sait pour obtenir des cadeaux. J'ai pris des troncs les cadeaux pleins de Turquie et j'ai divisé les cadeaux dans l'université et lui donne les professeurs et les gens que j'ai appris savoir.

     

     

    UN MOMENT INOUBLIABLE.

    Les mois sont allés au-delà de et les produits les la plupart des gens étaient des Echines, italien, Hindoes et Thailanders étaient intéressants dans ma culture.. J'ai obtenu fréquemment un invite de leur et accepterait tout ceci invite que j'obtiens.

     

    Un De mes invitations s'intéressait très, c'était une invitation du specialy d'union pour les disableds gens et ils ont appartenu au chrétien groupant « le service de jour de Lluest de Plas » cette façon je les ai acceptés l'invitation. Ici ils ont beaucoup de vor de respect chaque autre, c'était agréable à vu ceci. Se considérer avec les sourires dans le visage, était leur événement quotidien..

     

    A la fin du mois, ces gens l'un tiennent pour un un discours et prie dans ther possède la foire.. Quand j'ai été reçu, je tiendrais un discours avec tout respect dans ma propre langue et propre fait et prie. ils accepte et je pourrais obtenir sur la plateforme. Avec tout que les yeux ciblent sur mon, j'avoir un petit morceau a lu un texte du coran, que je sais sur ma tête, le Fatiha. Ma voix a rendu plus grand un l'ego dans l'église large. Après je gère, tout le monde a dit en même temps amen, ceci m'a touché très profondément. Je l'ai senti dans mon coeur.

     

    Les droits et les devoirs ont été arrangés dans ces pays, surtout les hasards ce qu'ils cabine le dissableds habiter. Je cretain il. La vie de ne les a pas fait affecht plus a différé beaucoup de disableds il a frappé ma sensation et a laissé ma course de yeux avec l'eau.

     

    La municipalité était occupée avec l'aide sans bornes pour disableds. Beaucoup de volontaire participé à par les activités de municipalité a commandé, quelquefois le prêtre, quelquefois une femme au foyer, quelquefois ce pourrait être le patron d'un marché. Les gens savent bien pour aller avec les gens rendus infirme s.

     

    Donc Aussi j'ai fait mon meilleur à l'invitation me pour les malades de cancer et mélange mon soi dans l'inivation de malades de sclérose En Plaques, leur donner une meilleure vie. Ceci a donné une bonne sensation dans moi. Avec rien n'était cette chance a été définie. L'heureux aux yeux des gens tout était la valeur.

     

    Dans l'espoir que ceci peut changer aussi cette façon dans Turquie et savoir que ces besoins de gens de turkisch présentent themselve comme un volontaire pour aider disableds Après la bonne coopération avec les gens

    d'ici, beaucoup de réponses positives ont été envoient à Turquie à propos de que m'a fait content.

     

    Que vous êtes, où vous de, l'acceptation d'honnêteté et droiture et le respect font des humains un humain. Pourvu que vous portez ceci dans vous, vous shuld prend le respect et l'amour d'oll que les gens obtiennent et vous avez mérité aussi. :wub:

     

    http://www.ersinfaikzade.net

  6. sene 84 yada 85 olmalı yanlıs hatırlamıyorsam.. ilk defa tv yaynıları basladıgında.. aksamları saat yedide acılırdı tv ve tek kanallıydı.. adile teysemis vardı ve uykudan önce programı hazırlardı.. neden o saatte o program vardı anlamazdım.. tanıdıgım hicbircocuk ben dahil 8 de yatmazdık oysa.. işin ilginc yani elektrik kesintilerinin oldugunu yada elektrik kesilmesinin nasıl birsey oldugunu ben ilk tv yayınları basladıgında farketmiştim.. belkide cocuklugumun elektrikle tek ilişkisi o televizyon makinasıydı.. ve aksam olup hava karardıgında odanın karanlık olmasından cok o kututunun calısmaması tuhafıma giderdi.

    genelde her gun yada iki gunde bir kesilirdi elektrikler ve bizim bir gaz lambamız vardı. camdan bölmesi icinde gazyagı dolu olurdu ve bir fitili vardı kalın bezden. o yağın icinde kalırdı büyük kısmı ve ucu en yukarıda.. kucuk bir cevirme koluyla yandıkca yukarıya cekilrdi. ve en ustte huni seklinde uzun bir cam bölme daha.. butun oadanın icini aydınlatırdı. bunun icin duvarda cakılı olan bir civiye asılrdı ama tavana gelen kısmında is olursurdu siyah bir leke.. genelde elektrilk gelince yada ertesi gun ıslak sabunlu bir bezle temizlenirdi o isli karanlık..

     

    bazen gazyagı olmazdı yada kalmazdı aksamın bir saatinde bulunmazdı ve mumlar imdada yetisirdi.. beyaz yaklasık on-15 santim uzunlugunda parmak kalınlıgında.. tam ortasından bir ip gecen ve ısındıkca eriyen yandıkca etrafına ısık veren ama ısıtmayan mumlar.. odanın icinde biraz rusgar esse butun verdigi aydınlık o rusgarla birlikte dalgalanırdı.. guclu bir ısıgı yoktu ama gozleriniz karanlıgıa alıstıktan sonra o puslu aydınlık yeterliydi.. ve genelde en cok uyku getiren durumlardan birydi..

     

    cok sıkılırdım karanlıktan.. korkmazdım ama sıkılırdım kitap okuyamazdım yada baska bir muzurlukla ugrasamaz otururdum koltuga beklerdim elektrigin gelmesini.. gaz lambasını bile özlerdim o zamanlarda...ama mumlar beni hic kaale almaz inatla gorevini yapardı bir devlet memuru edasıyla.. saki benim elimden gelen budur işine geliyorsa gelmesse cokta umrudma der gibi.. mecburen katlanırdım.. bazen yemek yiyeceksek örnegin iki yada 3 tane mum yakılırdı o zaman daha bi aydınlık olurdu.. ama onların bitme sureside bir en fazla iki saati bulurdu..

     

    genelede mum ilk yakıldıgında sabit bir yerde durmazdı.. bir cay tabagı yada masanın uzrine dikmeden önce eriyen kısmını damlatırdık. sonra o ıslak kısmın uzerine mumu bırakırdık kuruyana kadar elimizle destekler beklerdik.. sıcak mum kuruyunca üst kısmıda dik tutardı... mum yandıkca ve eridikce yanlarından asagıya dogru akardı parcaları. cogu zaman can sıkıntısından u asagıya akan parcaları koparır oynardım.. sekil vermeye calısırdım olmazdı sonra caktırmadan gorunmeyecek yerlere atardım:p

     

    sonra birden elektrik gelirdi, elektrigin geldigini anlamak icin acık bırakılan odanın ısıgı yanardı bir anda sanki gunes dogmus gibi sevinirdim.. heme mumun basına gider derin bir nefes alıp uflerdim sondurmek icin..söndügü anda beyaz bir duman cıkar ve boslukta kaybolurdu..sonra mumun en ustunde kalan sıvı kısmının donmasını izlerdim.. yavasca parmagımla dokunurdum parmak izim kalırdı uzerinde.. sonraları erkeklik yapıcam ya uflemek yerine o atesi yani mumun uzerinde yanan atesi iki parmagımla bastırıp sondururdum.. tereddut etmemek gerekiyordu cunku bir anda paraklarınla atesi kaparsan canın yanmıyordu.. ama yanar diye korkup tereddut edersen cidden yanıyordu:p

     

    aradan yıllar gecti ve daha az elektrik kesilmeye basladı.. gaz lambaları emekli oldu sadece mumlar kaldı geriye.. cunku eskisi kadar ihtiyac olmuyordu ısıga.. zaten buyumustuk artık ve sigara icmeye baslamıstık..oda icinde yanan mumun sigara dumanını aldıgı yada kokusunun isnmesine engel oldugu gibi bir dusunce vardı ki hala duogrumudur bilemem yinede sigara icmeden once bir mum yakmaya basladık.. ne kadar basarılı oldugundan hala emin deilim.. sonra universite yılları, okula basladıgmız hfafta bir arkadasın aldıgı bir şişe jb viski sisesi bosalınca birmizn aklına gelmişti.. renkli bir mum alıp yakmak.. o gun baslamıstık her aksam odanın bir kosesinde o sisenin uzerine bir mum dikip yakardık ve her defasında farklı renkte bir mum... birinci yıl sonunda sisenin uzeri onlarca renkte mumla kaplanmıstı ve harika bir goruntu ortaya cıkmıstı..mutlaka bizden once birileri daha yapmnıstır bunu ama biz o dönem yaptıktan sonra bir cok arkadasımızda yapmaya baslamıstı bunu ve mum farklı bir anlam tasımaya baslamıstı.. kimi zaman gecenin bir yarısı en yakın arkadasımızla dertlesirken sadece o mum sahitlik ediyordu bize.. yada sevgilimzle yalnız kaldıgmızda sadece o mum aydınlatıyordu odayı ve o şişenin uzerindeki her katmanı baska bir anı tasıyordu sonraki yıllara...

     

    ne o şişe sıradan bir şişe olarak kalıyordu artık nede o mum parcaları cocuklugumun sıknıtılarını temsil ediyordu.. kimbilir belkide ilk yazdıgım şiirlerin ilhamını tasıyordu o dönemlerde.. simdi ise ne zaman yanan bir mum görsem o yıllara geri donuyorum.. ve gülümsemem dudaklarımda...belkide bir cok insanın bakıpta göremedigni gorebilmenin mutlulugu.... ne tuhaf geliyor artık bir cok insanın mumları sadece aydınlanmak icin kullanıyor olması...

  7. Senin yazdıklarına bakıyorum bu gece.

    Okurken hepsini inan bana içim gidiyor.

    Kalbim sızlıyor dudağımdan dökülen her kelimesinde.

    Bunu okurken belki hangileri diceksin?

    Ben onlarıda sakladım.

    Ne zamn aklıma sen gelsen ;

    bn hep onlarlaydım..

    Onları her okuyuşumda ;

    bn hep gözyaşlarımlayım.

     

    Hepsi sende ngeldiği gibi,

    Noktası noktasına, virgülü virgülüne.

    Kelime kelime...

    Sanki bugünler için yazmışım ben onları bir kenara.

    keşke böyle olmasaydı

    Belki görsen yazdıklarını sen bile inanamazdın inanamazsın..

    Hepsi bir masaldı desen bile ne kadar çok sevmişssin beni.

    Bende seni.

    Geçen zaman değiştirmiş tek birşeyi;

    seni...

    Bense hala...

  8. Edebiyatı, pazar günleri Anayurt Gazetesinden takip edin. 10 Kuruşu edebiyat için ayırın. Edebiyat Dünyası 194.

    Tarih: 23.11.2008 www.anayurtgazetesi.com Tüm Türkiye'de, Kıbrıs ve Romanya dahil, gazete bayilerinde.

    www.gunduzkitabevi.com.tr sitesindeki sözleşmeyi imzalayın, 500 kişilik dev yazar ve şair kadromuza katılın.

     

    EDEBİYAT DÜNYASI

    Ali GÜNDÜZ

    gunduzkitabevi@gmail.com

     

     

     

     

     

     

     

     

    YENİ UFUKLARA YELKEN AÇMAK

    Yazarımız Yüksel Bağışlar ile uzun süredir “ Kişisel Rotalama” kitabı üzerinde konuşuyoruz. “Ne yapabiliriz, nasıl daha başarılı olabiliriz?” diye. Sonunda yazarımız elinde CD ile geldi, “kitap hazır” diye. Çocuklar gibi sevindim. Aslında bu konuyu çok önemsemekle birlikte, bu kitabın güzel hazırlanması da beni heyecanlandırıyordu. Yüksel bey, bu konuyu yıllardır seminer ve kurslar vererek olgunlaştırmıştı. Bu tecrübesini kitaplaştıracaktı. Ben de hayallerime kavuşacaktım.

    Milli eğitimde idareci iken. Gönüllü olarak hizmetiçi bölümünü de almıştım. İki amacım vardı. Başta öğretmenler olmak üzere tüm personeli “ Toplam kalite Yönetimi “ adını verdiğimiz kişisel gelişim seminerlerine ve bilgisayar kurslarına almaktı. Başta bazı kıdemli öğretmenler itiraz etti: “ Biz emekli olacağız, ne yapacağız kişisel gelişim seminerlerini veya bilgisayar kurslarını” diye beni topa tuttular. “Biz emekli olacağız…” Kelimesi ile başlayan itirazlar bile bu insanların topluma verecekleri bir şeylerinin olmadığını açıkça gösteriyor. “Ununu elemiş, eleğini asmış “ aslında. Vizyon kalmamış. Sadece maaş için geliyor. İtiraz edenlerin sayısı az da olsa, insanı üzüyor tabi.

    Oysa bir insan, hiçbir zaman heyecanını yitirmemeli ve hedefini kaybetmemeli. Her zaman “Yeni Ufuklara Yelken Açmaya” hazır olmalı. Rotasını iyi belirlemeli. Eğitime ve bilime kendisini hiç kapatmamalı. Her zaman kendini yenilemeli. Kafasında bir şablon olmamalı. Peşin bir şartlanma olmamalı.

    25 yıllık bir öğretmenin, bilgisayar kursuna “emekli olacağım” diye karşı çıkması da ne kadar çok “Kişisel gelişim seminerlerine ihtiyacımız olduğunu gösteriyor. Emekli olunca bilgisayara daha çok ihtiyacı olabilir. Bir kere, bir öğrencinin gözünde öğretmen, herşeyi bilendir. Çocuk, bilgisayar hakkında bir şey sorsa ve öğretmen de “ Hiç bilmiyorum” dese ne olur. O öğrencinin kafasındaki öğretmeni öldürmüş olursunuz..

    Kişisel gelişim, kişisel rotalama, toplam kalite yönetimi hakkında bilgi edinin. Ne iş yaparsanız yapın, Rotasız, ekipsiz, istişaresiz, pusulasız ve plansız başarılı olmanızın imkanı yoktur.

    Kısaca yeni ufuklara yelken açmaya var mısınız? Varsanız bu kitabı hayatınıza uygulamakla işe başlayın. Vizyon tamam, Rotanız belli, tam yol ileri…

     

    MUTSUZ İNSANLAR TV İZLİYOR, MUTLULAR KİTAP OKUYOR

    Maryland Üniversitesi’nden sosyologlar tarafından yapılan yeni araştırmaya göre, mutsuz insanların daha çok televizyon izlediği, kendilerini mutlu olarak tanımlayanların ise kitap okumaya ve sosyalleşmeye daha fazla zaman ayırdıkları ortaya çıktı. Kitaba ve gazeteye zaman ayırmak gerekiyor. TV izlemek yerine evde 15 dakika, çocuğunuzla birlikte kitap veya gazete okumaya başlayarak, mutlu olmayı deneyebilirsiniz. Çünkü kitap veya gazete okuduğunuzu gören çocuğunuz, sizi örnek alacaktır.

     

    EDEBİYAT DÜNYASINDAN KISA HABERLER

    Adıyaman'ın Kahta ilçesinde Diyarbakır Devlet Tiyatrosu sanatçıları tarafından sahneye konan "Dünyanın eski zamanlarında" adlı çocuk oyunu büyük ilgi gördü. Kahta Kaymakamı Coşkun Açık, tüm okullarda tiyatroyu sevdireceğini açıkladı.

    İzmir'in Karabağlar ilçesinde, 140 okulun 70 bin öğrencisi, ilk ders ziliyle birlikte 15 dakika kitap okuyor.

    İlçe Milli Eğitim Müdürü Latif Susuz tarafından hazırlanan "Okuyan Okullar" projeyle, öğrencilere düzenli okuma alışkanlığı kazandırması hedefleniyor. Darısı diğer okulların başına.

    Fesih Yıldız (Beyaz Çile – Roman – 2.Baskı), Yüksel Bağışlar (Kişisel Rotalama- Kişisel Gelişim kitabı), Mete Dayı (Uzak Kıyı- Şiir), Gökan Öztürk (Kartal Rüyası-Şiir), Osman Balkıs (Mavera’dan Sesleniş – Şiir) ve Faruk Tarhan (İz Bıraktılar – şiir) kitapları yayınlandı.

    Osman Aktaş, Gökmen Yılmaz Erdem, Çiğdem Çakır, Hasan Tosun, Deniz Demirtaş, Yaşar Tayfun Can, Mehmet Ali Kepez, Yüksel Bağışlar, Halit Durucan, Gazi Şener, Neriman Zevkliler, ve Ahmet Kaşıkçı’nın kitapları çıkacak.

    Gündüz Kitabevinden dev bir kampanya haberi. Ansiklopedi olmayan ev, okul, işletme ve kahvehane kalmasın diye ansiklopedinin cildini 60 kuruşa veriyor. 10 cilt ansiklopedi 6 YTL. Yapılması gereken www.gunduzkitabevi.com.tr yi ziyaret etmek veya 0312 3465457’yi aramak.

    Anayurt Gazetesi ve Gündüz Kitabevinin ortaklaşa düzenlendiği 4.Edebiyat ve sanat ödülü yarışmasına müracaat edebilirsiniz. Katılmak isteyenler, şiir, şiir kitabı, roman, hikaye Kasım Ayı müracaat sona erecek ve Aralık Ayı sonlarında açıklanacak. Açıklama www.gunduzkitabevi.com.tr sitesinde mevcut.

    Anayurt Gazetesi okurları ve Dünya Şairler Birliği tarafından “Haftanın Şairi” seçilen Mücella Pakdemir’in bir şiirini aşağıda sizinle paylaşıyoruz. Şairimize başarılar dilerim.

    Gündüz yayınevi, 500’e yakın kitap ve 12 antoloji kitabının ardından, resimli Şair ve Yazarlar Ansiklopedisi yayınlayacak. Gündüz yayınevi sitesinde örnek ansiklopediyi görebilirsiniz. Ayrıca antoloji kitaplarına şairler katılabilir ve Anayurt Gazetesi 4.Edebiyat ve sanat ödülü yarışmasına müracaat edebilirsiniz. www.gunduzkitabevi.com.tr sitesine girilmesi yeterli. Ayrıca yayınevi aracılığı ile kitap çıkarmak isteyenler, sitedeki sözleşmeleri mutlaka okumalı.

     

    KİTAP DÜNYASI

    1. Vanlı şair Faruk Tarhan’ın İz Bıraktılar şiir kitabı Gündüz Yayınları arasında 96 sayfa olarak yayınlandı. Faruk Tarhan’ı, çektiği çileler, eşinin ve oğlunun kalıcı bir hastalığa yakalanması şair yaptı sanki. Hayatında tüm bu acılar iz bıraktı. Kitabın geliri ile eşi ve çocuğunun tedavisine katkı yapacak. Vanlılar, şaire sahip çıktı. Buradan Vanlılara teşekkür ediyorum. İlk kitabı olmasına rağmen TV ve radyolara çıktı. Şiirleri çeşitli ödüller aldı. Tel: 0546 6935373

     

    2. Elazığlı şair Nihat Gülle’nin “Sonsuza Akan Sevda Irmağı” şiir kitabı bir Gündüz Yayını. 112 sayfa olarak yayınlanan şiirlerin bir kısmı bestelendi. Şair, emekli hava astsubayı olmakla birlikte söz ve şarkı sözü yazarı. Edebiyat sitelerinin tanıdığı ünlü şairlerden biri. Edebiyatımızda iz bırakacak bir yetenek. Elazığlılar şairimizi bağrına bastı adeta. E-posta: sparker_19@hotmail.com

     

    3. Kırıkkaleli şair Ayten Demir, “Dilime Söz Düştü” şiir kitabını kendi imkanları ile çıkarmış. 125 sayfalık şiir kitabı ile oldukça iddialı. Genelde serbest tarzda yazdığı şiirler yanında hece şiirleri de var. Çeşitli konularda yazdığı şiirler, insanı etkiliyor. Duygu yüklü şiirleri var. Kitapta iletişim adresi olmadığı için yazamadım.

     

    4. Gurbetçi yazar Süheyla Pancarcı’nın “ Ben Hiç Çocuk Olamadım – Hüzne Veda” kitabı bir gurbetçi kızın hayatından alınmış gerçek hatıralardan oluşan bir eser. Yazara göre, “bu acı hikaye, roman olamayacak kadar gerçek” . Gurbetçi kız Süheyla’nın hikayesi, sizi hem insanlıktan utandıracak hem insanlığı hatırlatacak… Acı gerçeklerle yüzleşeceksiniz. Bu kitabın başka bir dramı daha var. İzmir’de bir yayınevi, anlaşılan kitabı okumamışçasına yazarı aldatmış iddiaya göre. Kendi yayınları arasında çıkaracağını söylediği halde, matbaa baskısı gibi çıkmış. Çünkü kitapta yayınevinin logosu ve adresi yer almıyor. Kitabın içeriği kadar acı bir dram aslında. Bazen edebiyat dünyasında böyle olaylara rastlıyoruz maalesef. Yazarın yakında şiir kitabı da çıkacak.

     

    5. Gündüz Yayınlarından pazar günleri kitabı tanıtılacak yazar ve şairler: Fesih Yıldız (Beyaz Çile – Roman – 2.Baskı), Yüksel Bağışlar (Kişisel Rotalama- Kişisel Gelişim kitabı), Mete Dayı (Uzak Kıyı- Şiir), Gökan Öztürk (Kartal Rüyası-Şiir), Osman Balkıs (Mavera’dan Sesleniş – Şiir) ve Gülten Ertürk’ün 4. Kitabı (Belirli Gün ve Haftalar- Okul şiirleri). Gündüz Yayınlarını gunduzkitabevi@gmail.com ‘dan isteyebilirsiniz. Kitap çıkarmak isteyen şair ve yazarlar, www.gunduzkitabevi.com.tr sitesini ziyaret edebilir. Gündüz Yayınevi 4.Yılında 500’ye yakın Kitap çıkardı. 30 Kitap baskıda bulunmaktadır. Kitabınızı büyük bir yayınevi olan, Gündüz Yayınevine danışmadan kitap çıkarmayın. Yukarıdaki kitaplar, kitapçılara % 50 indirimli ve 6 ay vade yapılmaktadır. Tanıtılan kitapları alacağınız Gündüz Kitabevi adresleri: Gündüz Kitabevi - Demet 412.Sokak (Eski 7.Sokak) no: 7/ b Y.MAH /ANK. 0312 346 54 57 - Cebeci: Çifteler Sk 7/A Doğumevi yanı Hamamönü/Ank. 0312 363 09 94 - GSM 0532 692 79 01. Tanıtımı yapılan kitapları bu adreslerden temin edebilirsiniz.

     

    6. Sırada bekleyen diğer kitapların yazar ve şairleri : Dursun Yeşil (3 kitap) Osman Aktaş, Günay Öztürk Özdemir, Güler Turan ve Mustafa Nuri İnanç. Kitaplarınızı Gündüz Kitabevi adresine gönderin, Anayurt Gazetesinde pazar günleri tanıtalım.

     

    HAFTANIN ŞAİRİ: Mücella Pakdemir

    Anayurt gazetesi okurları ve www.antoloji.com Dünya Şairler Birliği grubunun 726 üyesi, haftanın şairini seçiyor. “Haftanın şairi” adayınızı bana bildirin.

     

    ŞEHİT GELİYOR

     

    Bulutuna söyle, yas bağlamasın

    Islanmasın koçum, gök ağlamasın

    Kuşların ötüşüp, can dağlamasın

    Goncamı aşkla der, şehit geliyor

     

    Nur inmiş yüzüne, seyre doyulmaz

    Gören hangi yürek, o an bayılmaz

    Birbiri ardınca, ikram sayılmaz

    Lebinde şerbet var, şehit geliyor

     

    Süreyya selamın versin şahana

    Firdevs kapıların açsın ol hana

    Sığamaz aslanım yedi cihana

    Yeryüzü ona dar, şehit geliyor

     

    Mücella Pakdemir / İstanbul

    Not: Şiirin bir kısmı alınmıştır.

     

    KİTAPLARDA BÜYÜK UCUZLUK

    Boyama kitapları, ÖSS ve kitap sergisi : 50 Krş ANSİKLOPEDİ CİLDİ 60 kuruş – 24 cilt 14 YTL.

    LGS-OKS, SBS ve kitap sergisi 1 YTL.

    BİZE DANIŞMADAN KİTAP ÇIKARMAYINIZ.

    500’e yakın kitap yayınladık. Şair ve yazar ansiklopedisine katılın. (3 cilt- 5000 şair-yazar).

    Ali GÜNDÜZ, Pazar günleri Edebiyat Dünyası köşesi ile Anayurt Gazetesinde...

    GÜNDÜZ KİTABEVİ – SAHAF- YAYINEVİ

    Anayurt Gazetesi Temsilciliği

    - Demet 412.Sokak (Eski 7.Sokak) no: 7/ b

    Y.MAH /ANK. 0312 346 54 57

    - Cebeci : Çifteler Sk 7/A Doğumevi yanı Hamamönü/Ank. 0312 363 09 94 - GSM 0532 692 79 01

    Web : www.gunduzkitabevi.com.tr

    • 1
      başık
    • 0
      yorum
    • 2132
      görüntü

    Son Başlıklar

    kırlangıc.222
    En Son İleti

    Bazen dur durak bilmeden

    Ağlasa da gözlerim

    Nerde susması gerektiğini çok iyi biliyor

    Bazen uğrunda ölürcesine sevse de kalbim

    Aklım hepsi gelip geçecek diyor

    Can ım gidenlerin arkasından yansada

    Yüreğim bir gün geri gelecek diye

    Hep ümit ediyor

    Ama büyüdükçe görüyorumki

    Hepsi yalan

    Ne gidenler dönüyor

    Ne kalanlar kıymet biliyor

    ama yine de yüreğim unutmuyor

    ben doğrularımla başa çıkamazken

    yüreğim yanlışlara doğru sürükleniyor

    ben kaçtıkça aşk hep bir yerlerde karşıma çıkıyor

    ben sevmiyorum desem de yüreğim hiç söz dinlemiyor

    ben kocaman bir çocuk gibiyim

    o kocaman çocuk yüreğine söz geçiremiyor

    yanlışlara doğru bilinmezliklere doğru kaçtıkça sürükleniyor

    yüreğimin bir dosta ihtiyacı var

    kendini bilen ama asla gelmeyen

    yerini yurdunu bilmediği bir dostu

    o benim yerimi biliyor da kapımı çalmıyor bir türlü

    oysa o kadar ihtiyacım var ki

    onun sevgisine beni dinlemesine

    omzuna yaslanıp içimi dökmem gerek

    yoksa ben kendi omuzumdaki bu yükle

    batıcam çıkamayacağım bir bataklığa saplanıp kalıcam

    başımın omzuna,

    dertlerim bulacağın çözümlere

    ve içimdeki bu küçük kızın sana ihtiyacı var

    hayattaki ilk dostumm

    senden önce dinleyenim yoktu

    senden sonrada olmadı

    ve sen biliyorsunki

    benim çok derdim var

    her gün ayrı bir terane

    her gün başka bir dert

    ve ben bunları içimde tutarsam ölürüm

    hatırlarmısın "içindeki bütün öfkeyi kimse yoksa bile dağlara tepelere

    kuşlara böceklere haykır biri elbet duyar sesini

    ve bana haber ederler dostun darda git yetiş ona.

    ben duyar feryadını gelirim sana koşa koşa

    yanında olurum o anda

    sen yeter ki bağır çağır dök içindeki bütün öfkeyi

    dök ki rahatla

    yoksa bu öfke seni mahvfeder

    benide senden önce toprağa gömer

    sakın dökme gözyaşlarını benden habersiz

    gözyaşların bırak omzuma aksın

    sabret azıcık yetişirim ben sana

    bu gün olmasa da yarın

    yarın olmasa da elbet başka bir gün

    sen yeter ki dök içindeki bütün öfkeyi

    ben sana gelirim koşa koşa ""

    sözünü tutmadın be dostum

    oysa ben seni ne kadar bekledim

    oysa ne kadar haykırdım duy sesimi gel diye

    ihtiyacım var sana

    herşeyden çok herşeyden fazla

    sana ihtiyacım var dostum sesimi duymasanda

     

    sela okunurken duyarsan adımı

    bir camii avlusunda

    bir dua oku bana

    bir fatiha çok görme seni çok seven

    seni çok özleyen

    seni hep bekleyen

    ve senden başka kimseyi içini dökemeyen bu dostun dostuna ihtiyacı

    var duy sesimi yetiş feryadıma

    feryadıma yetişemesende

    tabutumun ucundan tut

    elin son kez değsin yüreğime

    hiç gelmesen de

    mezarımın başına gel bir kerecik

    ben görürüm seni bu bile bana yeter

    şimdi kim bilir sen ne haldesin

    senin de ihtiyacın var bana bilirim

    yüreğim sıkışıyor bazen

    sebepsiz yok yere

    içimde bir yerlerde yokluğunu hissediyorum

    canım daha bir acıyor

    yoksa seninde mi başın dertte

    senin de dostuna mı ihtiyacın var yoksa

    can dostummm

    bana hiç birşey söylemden gittin uzaklara çok uzaklara

    ne bir adres ne bir telefon

    hiç bir şey yok elimde

    dua ediyorum duy sesimi gel diye

    ama hiç gelmiyorsunn

    ben özlüyorum ağlıyorum

    sen hiç duymuyorsunn

    ben seni bekliyorum ağlamqk içimi dökmek için ama hiç GELMİYORSUNNN

  9. GÖNÜL DEPREMİ

     

    bildiğim ne kadar dua varsa

    okuyorum hepsini

    etraf yıkık dökük!

    soğuk savaş dönemini andırıyor

    yaşananlar...

    oldu bittiye getirilmiş sevdalar

    bitiriyor bedenimi

    bir savaş ortasında

    kaybeden ülkenin

    herhangi bir bireyi edası

    hakim gönlümde!

    kaybedilmiş

    yitirilmiş mutluluklar

    sakladım beynimde...

    yıkık dökük etraf!

    çökmüş binalar...

    gönlümde depremler

    artçısıyla birlikte...

     

    Eren Türkmen

  10. Bu ülkede yasayan her insanin bağımsızlığını ve demokrasisini

    borçlu olduğu

    insan:

     

    ATATÜRK...

     

     

    Gençliğinde kot pantolon giyememiş.

    Sevgilisinin elinden tutup

    hasılat rekorları kiran bir sinema filmine gidememiş...

    Padişah ona Trablusgarp Cephesi'nde görev verdiğinde, lüks uçak

    şirketinin,

    first class koltuğunda viskisini yudumlayarak görev yerine gidememiş...

    Halkına bağımsızlık fikrini anlatabilmek için kortej esliğinde

    Mercedes'lerle gezememiş Anadolu'yu...

    Kurtuluş hareketini başlatmak için 19 Mayıs'ta Samsun'a ayak basan

    ayağında, spor ayakkabısı ya da kovboy çizmesi yokmuş...

    Kazandığı her savatan sonra savaş sahasına fırlayıp moral veren

    mini etekli ponpon kızlar da yokmuş...

    Tarih kitaplarına bakılırsa, Yunanlıları İzmir'den denize

    döktükten sonra timsah yürüyüşü de yapmamışlar...

    Ülkesinde yapacağı devrimleri, unutmamak için not

    alacağı bir cep bilgisayarı olmadığı gibi, kendisine suikast girişiminde

    bulunacakları da cep telefonundan öğrenememiş!

     

    Atatürk için üzülüyorum.

     

    Dağ gibi adam, bir radyo programına faks çekemeden,

    İsmet Pasa için Safiye Ayla'dan bir istek parçası isteyemeden

    gitti ..

     

    Lozan Zaferi'nden sonra veya Cumhuriyet'in ilanından sonra

    arabaya atlayıp,

    sabahlara kadar korna çalıp, elinde bayraklarla sokaklarda tur

    atamadı.

     

    Evinin balkonuna çıkıp, bir şarjör mermiyi havaya sıkamadı.

     

    Atatürk'e acıyorum!...

    Sen kalk, dört kadınla evlenebileceğin bir

    dönemde dünyaya gel,

    sonra değerini bilmeyip tek kadınla evlilik sistemini

    getir. Aaaah ah...

     

    Çılgın diskolara gitmek, sabahlara kadar içip, içip rock yapmak,

    babasının mersedesini alıp söyle bir Emirgan turu çekmek dururken...

    Bunları yapmadı Atatürk...

     

    Keyif çatmadı...

    Tüm hayatini ülkesinin kurtuluşuna ve uygarlaşmasına harcadı...

     

    ISTE ONUN IÇIN BÜYÜK ADAMDI ATATÜRK. HER FIRSAT ELINDE VARDI.

    O ISE SADECE

    BU MILLETIN BAGIMSIZLIGINI ISTEDI.

     

    BÜTÜN SUÇU

    2 KADEH RAKI IÇMEKTI

    O KADAR.....

    429102008104047_9020.jpg

  11. Sarı yazdan güzel bir gün.Yine her zamanki gibi saatten önce uyanmış,güne başlamanın öncesindeki son 10-15 dakikanın keyfini uyanık geçirmek, dinginliğin tadına varmak istiyorum.Yatağımda bir o yana bir bu yana yuvarlanıyorum.

     

    İş yerinin kapılarını açmış,tavşan kanı çayımı demlemiş,fırından yeni çıkmış sıcacık çıtır simit,tulum peyniri ,bahçemin domatesi ,yeşil biberi ve salatalığı eşliğinde günlük gazetelerimi okumaya başlamıştım bile. Bu benim yaz boyu yaşadığım rutinlerimdir.

     

    Saatler akşama dönmeye başladığında turlara giden turistler,günün yorgunluğunu üzerlerinden atmak için odalarına çekilirler ,akşam yemeğine kadar ortalık çok sakindir.Ben de bizim çarşının en çok o saatlerini severim.(Nasıl bir işletmecilikse :P ) Sıçak gitmiş ,ortalık dinginleşmiştir.Kafede o saatlere özel, çok hoş slov parçalar çalar, deymeyin çarşının keyfine. İki müşteri gelecek de rahatımız kaçacak diye ödümüz kopar :D .

     

    Ortalık çok sessiz.Yazlık yerlerin sezon sonuna dönüşü hep böyledir. O da ne ,sanki gök yüzünden biri çakmak yakıp söndürüyor, vavvvvvvv büyük bir gürleme sesi. Evet evet yağmurun habercileri bunlar. İnsanın inanası gelmiyor değil mi? İster inan ister inanma .Yaz yağmuru bu.Çok ani bastırıyor,çok ta çabuk geçecektir deyip, çabucak dükkanı topluyorum,kendimi yağmurun altına atıyorum. Kimileri sağa sola koşuşturuyor, kimileri de benim gibi yağmurun tadını çıkarmak için kendini sokağa atıyor. Denize doğru yürüyorum.Yağmurun küçük elleri tenime dokundukça, kendi tenimin farkındalığının verdiği hoşlukla.........Dilimde bir şarkı öylece yürüyorum. 19 Eylül 2008

     

     

     

    Küçücük bir bakışın

    Çözer beni kolayca

    Kenetlenmiş parmaklar gibi

    Sımsıkı kapanmış olsam

     

    Yaprak yaprak açtırırsın

    İlkyaz nasıl açtırırsa

    İlk gülünü gizem dolu

    Hünerli bir dokunuşla

     

    Hiç kimsenin yağmurun bile

    Böyle küçük elleri yoktur

    Bütün güllerden derin

    Bir sesi var gözlerinin

     

    Başedilmez o gergin

    Kırılganlığınla senin

    Her solukta sonsuzluk

    Ve ölüm

  12. Okuma aşkına ait iklimin baharında yaşayabilmeyi, ve sürekli olarak, okuma aşkının baharında kalabilmeyi arzu eden bir insan olabilmeliyim!.

     

    Kaleme alınmış ve okumuş bulunduğum tüm kitap anlatılarını hayra yorabilmeli ve pozitif düşünce yolu ile hayatıma bir yön verebilmeliyim, diye düşünüyorum!.

     

    Kitaplarla olan dostluğumu daimi kılmak adına; “İyi Olan”dan, “Daha İyi Olan” anlatıyı keşfetmesini öğrenebilme yolunda ilerleyebilmeliyim!

     

    Duyarlılık yüklü kalemlerin; iyiliği-doğruluğu ve de güzelliği yaşatan dostluklardan oluştuğunu, gereği gibi anlayabilmeliyim!. Bende, kendi kalemime hükmederek, bu dostluk özverisi düşüncesi doğrultusunda samimiyetle ilerlemeliyim ve kendime ait düşüncelerimi de samimiyetle kaleme alabilmeliyim!.

     

    İz bırakan, derinlik düşünürü insanlar; dualarla nasipleniyordu!. Ve ben; dualarımın verimliliği ve içtenliği ile, başarıyı yaşayabilecek olanım!. Bu amaç doğrultusunda, davranış biçimim ve sarf ettiğim sözler üzerine, üzerime düşen sorumluluğu üstlenerek, kendi hayatıma hükmedebilmeliyim!. Bu kararımda, istikrarlı olabilmeli ve daima gelişim göstererek, hayatın zorlu duraklarından, dersler çıkararak ilerleyebilmeliyim ve Yurdum ile Milletime yararlı olabilmeliyim, diye düşünüyorum!.

     

    Kemal KABCIK / Antalya / 16 Ekim 2008 Perşembe 08:27:47

    • 1
      başık
    • 0
      yorum
    • 2205
      görüntü

    Son Başlıklar

    ÇÖL GÜNEŞİ
    En Son İleti

    HERKESE MERHABALAR..

     

    İNCE ZEVKTİR..KOLLEKSİYONERLİK..ÖYLE HERKES BECEREMEZ.BAKALIM BU İŞE KİMLER GÖNÜL VERMİŞ?BURADA ZAMAN ZAMAN NELERİN KOLLEKSİYONLARI YAPILIRMIŞ BUNLARI PAYLAŞICAM SİZLERLE.

     

    GÖRÜŞMEK UMUDUYLA....

    • 2
      başlık
    • 5
      yorum
    • 2782
      görüntü

    Son Başlıklar

    aMok
    En Son İleti

    akla ikna olup aşkı inkar edenler

     

    uzun zaman önce belki boyle insanlar yoktu.. herkes aşkın akıllı bir iş olduğuna inanır, herkese aşık olur ve mutlu mesut yaşardı. acı yoktu, ayrılık yoktu. ama zaman geçtikce insanlar gördü ki en büyük aşklar bile kirletilebiliyor. sağlam bir zemine bile dayandırılan güven adı verilen kurulması çok zor olan kuleler bile ihanet ve yalan depremleriyle tuzla buz olabiliyor. ve insanlar düşünmeye başladı. ve sorular sordular;

     

    hayatlarında kaç kez aşık olacaklardı? aşk bu kadar basit birşey miydi? aşk biter miydi?

     

    ve insanlar düşündüler. aşık insanların davranışlarını izlediler. dikkatlice baktılar ve gördüler ki aşık olduklarını söyleyen insanlar bile sonunda yalnız kalabiliyorlar, terkediyorlar ve terkediliyorlardı. daha sonra tekrar aşık(!) oluyorlar ve aynı duyguları tamamen farklı birine karşı hissettiklerini söylüyorlardı. burunlarının ucundaki gerçekleri görmüyorlar ve belli ki kendilerini kandırıyorlardı. söyledikleri tamamen lafta kalıyordu.

     

    ve karar verdiler.

     

    aşk kutsal birşeydi ve bulunması çok zor birşey olmalıydı. aşk öyle birşeydi ki bulunduğunda hiç bitmeyen, gittikçe güçlenen bir duygu, bir mucizeydi belki de.. kısacası akıllı insan işi değildi. akıl varken aşk olmamalıydı çünkü aşk varken akıl yoktu. aşık insan herşeyden vazgeçerdi hatta ölüme bile giderdi. akıllı insan işi değildi.

     

    dünya değişti.. artık insanların bazıları akıllarını kullanmaya ve yaşadıkları her ilişkiyi aşk olarak adlandırmamaya başladılar. aşık olduklarını iddia eden insanlar bunları ne kadar kınasa da onlar vazgeçmediler ve akla ikna olup aşkı inkar edenlerden biri oldular..

     

    ALINTI..

    • 1
      başık
    • 0
      yorum
    • 2305
      görüntü

    Son Başlıklar

    Aygünler Sigorta Ak Sigorta Hür Sigorta Işık Sigorta Anadolu Sigorta Axa Yapı Kredi Sigorta en geniş teminatlarla en hesaplı kasko çözümleri Aygünler Sigorta'da. http://www.aygunlersigorta.com a tıklayarak en geniş çözümler için bize başvurunuz.

     

     

    Yangın, Nakliyat, Kaza, Mühendislik, Hukuksal Koruma, Tarım ve Hayvancılık gibi ana sigorta branşlarının yanı sıra; Konut ve İşyeri Sigortası, Seyahat Sigortası, Ofis ve İşyeri Sigortası, Muayenehane Sigortası, Kar Kaybı, Kasko, Trafik, Yeşil Kart gibi sigorta türleriyle birlikte Ticari ve Endüstriyel risk sigortaları, uçak, helikopter ve gemi sigortaları alanında hizmet veren Aygünler Sigorta, gezici servis ekibiyle bir telefon kadar size yakındır.

    • 1
      başık
    • 0
      yorum
    • 3080
      görüntü

    Son Başlıklar

    .......................

     

     

    Bazen ....bazen o kadar hüzünleniyorum ki...her giden bir anı bırakmış benliğime öyle bir anı ki dinlediğim şarkılarda onu yaşıyor onu anıyorummm ....o şarkıyla birlikte,yanımdaki kişinin hiç önemi yokmuş gibi sadece onu yaşıyorum öyleki sadece onun nefesini duyuyorum....onun için nefes alıyorum....

     

    Sen benim şarkılarımsın diyorum.....

     

    Kendime hep bunu sordum.. neden diye.....nedenine karar verdim.... her giden bende bir şey bırakıp gitmişte ondan....saçlarımda beyazlar ,yüzümde çizgiler,ruhumun en ince derinliklerinde anılar.... sedece kalbimdeki damarları alıp gitmiş.....

     

    Bu duyguları yaşamakta çok güzel....Benim için bu şarkı gelsin.... Anılarrrrr....

     

    Sevgiyle Kalınız....

     

    .......ŞAHNAZ......

  13. db_semah111.jpgGünün Sevgi ve Saygısı Adına:db_semah111.jpg

     

    = İnsana Hizmet; Şahsi Çıkar Peşinde İz Sürmez =

    = 000.000.002 =

    = Sorumlulukların Duyarlılığında; İnsana Hizmet =

     

    “KEŞKE’SİZ BİR YAŞAM İÇİN İLETİŞİM DONANIMLARI” Adlı Eserden Kısa Bir Anlatı:

     

    DEĞERLER KÜLTÜRÜ: Bir yaşam felsefesidir. Bu kültürdeki insanların yaşamında onlara pusula gibi yol gösteren değerler vardır. Önemli olan ‘doğru olan’ın yapılmasıdır ve ‘doğru olan’, paylaşılan değerlerdir.

     

     

     

    { S:193, P:13 / Doğan CÜCELOĞLU / REMZİ KİTABEVİ / 27.09.2008 05:29:55 }

    • 1
      başık
    • 2
      yorum
    • 3564
      görüntü

    Son Başlıklar

    Canım acıyor benim yaaa…. Canım acım acım acıyor… Karar vermek dedikleri bu kadar mı zormuş ki? Ne yapacağına, ne olacağına karar vermek?

     

    Bence bir dönüm noktasındayım, hayatımın dönüm noktalarından birinde… Bir yol ağzına geldim, çabalıyorum, ne yapmalıyım? Hangi yolu seçmeli ki?

     

    O şarkının sözleri geliyor aklıma;

     

    Gücün var mı sevgilim,derin sularda inci tanesi aramaya…

    Cesaretin kaldıysa hala benle aşktan konuşmaya…

    Söyle canım sevgilim, hayat bize oyun oynuyor olabilir mi?

    Yorgun gibi bir halin var, duyguların karışık olabilir mi?

    Sil baştan başlamak gerek bazen, hayatı sıfırlamak…

    Sil baştan sevmek gerek bazen, her şeyi unutmak…

    Sanki bugün son günmüş gibi dolu dolu yaşamak istiyorum ben

    Her ne çıkarsa yoluma selam verip yürümek istiyorum ben

    Sil baştan sevmek gerek bazen, hayatı sıfırlamak

    Sil baştan sevmek gerek bazen, her şeyi unutmak…

     

    Hani bazı anketler olur, cevap verirken (her zaman) (bazen)(hiçbir zaman)(bilmiyorum) şıklarından birini seçmeniz gerekir, bu şarkı şu an gözümde aynı o anketler gibi…

     

    Gücün var mı sevgilim, derin sularda inci tanesi aramaya… (Her zaman) sanıyordum ama şu an (bilmiyorum)

     

    Cesaretin kaldıysa hala benle aşktan konuşmaya… (Hiçbir zaman) sanıyordum ama şu an (bilmiyorum)

     

    Söyle canım sevgilim, hayat bize oyun oynuyor olabilir mi? (Her zaman) diyordum hala (her zaman) diyorum

     

    Yorgun gibi bir halin var, duyguların karışık olabilir mi? (Her zaman) (her zaman) (her zaman)

     

    Ve hep istediğim şey, son zamanlarda neredeyse tek istediğim şey;

     

    Sil baştan başlamak gerek bazen, hayatı sıfırlamak…

    Sil baştan sevmek gerek bazen, her şeyi unutmak…

    Sanki bugün son günmüş gibi dolu dolu yaşamak istiyorum ben

    Her ne çıkarsa yoluma selam verip yürümek istiyorum ben

    Sil baştan sevmek gerek bazen, hayatı sıfırlamak

    Sil baştan sevmek gerek bazen, her şeyi unutmak…

     

    Oysa şimdi o yolun ağzındayım, sil baştan başlama fırsatı karşımda ama ben karar veremiyorum, o yola bir turlu giremiyorum, bir şeyler engelliyor, acaba diyorum, acaba o yol yanlış mı? Girersem o yola, dönüşüm olmaz mı? Dönemem mi yani? Bir girip baksam, geri dönemem mi?

     

    Sil baştan başlamak, neden bu kadar zor geliyor acaba şimdi bana? Bugüne dek aldığım yaralar mı endişelendiriyor beni dersiniz? Korkuyor muyum yani ben şimdi? Başlayamam mı sanıyorum? Yeniden başlayıp, yeniden sevemem mi diyorsunuz? Sevemem mi yani ben şimdi?

     

    Her şeyi unutmak… Her şeyi mi? Bazıları kalsa, bazılarını unutmasam olmaz mı? Her şeyi mi unutmalıyım yani? Korkutucu… Her şeyi unutmak imkansız… Ben geçmişinden kurtulamayanlardanım sanırım, ama bilirim de geçmişinden kurtulamayanlar geleceğini göremez… Ama ya o şarkılar, o kokular… Ya o şarkı ve o kokularla birleşen o görüntüler… Nasıl atacağım bunları beynimden ben ya… Dinlemeyecek miyim, koklamayacak mıyım yoksa? Nasıl ama? İmkansız değil mi ki bunlar? Kokuyu duyarsın, geçmişe gidersin, gözlerinin önüne gelir o an… Şarkıyı dinlersin, geçmişe gidersin, hatırlarsın, anarsın, gözünden bir iki damla yaş dökülür… Bilmez misiniz? Size olmaz mı bunlar? Nasıl sileceğim ben her şeyi, nasıl unutacağım, hatırlamayacağım hiçbir şeyi?

     

    Sanki bugün son günmüş gibi yaşamak… Öyle kolay ki bunu söylemek, ama ya yapmak? Ertesi gününü hesaplamaz mı, planlamaz mı kimse? Bir yıl sonrayı mesela? 10 yıl sonrayı bile hesaplıyoruz, her şeyi geçtim hangimiz emekli olduktan sonra yapmak istediklerini aklından geçirmemiştir ki? Bugün son günmüş gibi yaşamak demek, bunların hiç birini yapmamak demek ama bu mümkün mü ki?

     

    Aslında biliyorum, ben yorgunum, artık yoruldum. Duygularım da karman çorman, labirent gibi, girişi var ama çıkışı yok sanki… Cesaretim yok sanki…

    Bir şarkı, bundan yaklaşık olarak 20 dakika önce dinlediğim bir şarkı oturtup bana bunları yazdırıyor, o şarkı var ya hayatımın en mutlu günlerinden birine ait… Şu an ise en mutsuz olduğum günlerimden birindeyim…

     

    Hayatının en mutlu gününün şarkısı, hayatının en mutsuz gününde karşına çıkınca, kulaklarına çalınınca insan ne kötü oluyormuş meğer? Araba çarpmış gibi oluyormuşsun… Beynin hemen seninle oyununa başlıyor. Önce şarkı, sonra o şarkının can alıcı sözleri ve sonunda şarkının sende yer etmiş olduğu o an… Ve gözünden dökülen iki damla yaş eşlik ediyor şarkıya… Gözünün önüne gelenler öyle tatlı ki… Yüreğinin içindeki ise kocaman koskocaman bir acı...

     

    Bunlar acaba bir şarkının mı sana yaptığıdır yoksa senin kendine yaptığın mı hiç bilemezsin? Kendini suçlamak yemez, bunu yediremezsin kendine, şarkıyı suçlayıverirsin olur biter… Bunlar sana bir şarkının yaptıklarıdır dersin oluverir işte…

     

    “BENİMLE KAL” der şarkı, ama sen bir türlü KAL diyemezsin… “ARKANI DÖNME, AŞKINA İHTİYACIM VAR, DEVAM ETMEK İÇİN BANA GÜÇ VER” der… Aslında sen de öyle demek istersin ama bir türlü dilin dönmez, evelersin, gevelersin, bir şey engel olur sanki sana, diyemezsin işte… Sonra bir başka şarkı gelir dolanır dilinin ucuna ve bir anda çıkıverir dudaklarının arasından, hiç beklemediğin bir anda, seni sırtından vururmuşçasına dökülüverir şarkının o sözleri dilinden ve dersin ki; “SİL BAŞTAN BAŞLAMAK GEREK BAZEN, HER ŞEYİ SIFIRLAMAK…”

  14. LilaC
    En Son İleti

    338213glnszqnin3mn1.gif

     

    SaHiCi..

     

     

    Beni üzen aslında

    Üzüldüğün için değil

    Bazen sözle anlatılmaz ya

    Kelimeler şikayetlenir

     

    Yıllara meydan savaşı

    İlan edince o cesaret

    Kin koca bir volkan olur

    Sonra da önünde eğiliverir

     

    Sahici her şeyin nasıl rengi

    Kalbime kaç kere sorduysam

    Hep bana ismini heceledi

    Ben de inanıp ona uyduysam

    Eğer bir gün fark etmeden

    İstemeden seni kırdıysam

    Özrün efendisi en yakınım olur

    Diler yoluma devam ederim

    338213glnszqnin3mn1.gif

    • 1
      başık
    • 0
      yorum
    • 2074
      görüntü

    Son Başlıklar

    işte izmir de eşi benzeri olmayan tek salsa sınıfı !!!

     

    Artık dans ederken tekniğiniz ve dans sitiliniz ile herkezi büyüleyici dansınız ile bütün gözlerin sizden ayrılamadığının farkına varıcaksınız..

     

    Bu derste amaç, içinizdeki salsa ruhunu dışarıya çıkarmak.Müziği hissederek, ritmi style' a dönüştürüp inanılmaz bir performans ortaya koymak.

     

    Dönüş tekniklerini öğrenerek, başınız dönmeden yada yalpalanmadan ,düşme tehlikesini ortadan kaldırarak rahat ve konforlu dans edebileceksiniz.bu sayede özgüveniniz yerine gelicek ve dans ederken kendinizden geçiceksiniz.Dönüş tekniklerinin sadece salsa dansı için gerekmediğini, tüm danslarda dönüş esnasında teknik bir şekilde dönüş yapmanın ne kadar önemli olduğunun farkına varıcaksınız..

    Dansı hissedin....

     

    PERŞEMBE

     

    SAAT :20.00 - 21.15

     

    YER : FUAR TENİS KULUBÜ ATÖLYE PARK

     

    serkan DADAŞ

     

    'Aegean University Conservatory Dance Section Soloist Dancer'

     

    'Modern Dance Choreographer'

     

    'Russian Ballet Theater Artistical Choreographer 2004-2007'

     

    'Turkish folk dance competition Arbitrator'

     

    'Entertainment Choreographer'

     

    'Modern Dance World Cup 2002 Zurich 1.th'

     

    'Latin Dance Choreographer'

     

    'Modern Ballet Choreographer'

     

    'Seminar Lecturer 'Impressions of the Greek Dance to the Turkish Folk Dance' 2002-Athens

     

    irtibat: serkandds@gmail.com

    0 535 687 22 00

    • 1
      başık
    • 0
      yorum
    • 5353
      görüntü

    Son Başlıklar

    cano_28
    En Son İleti

    Bu bölümde kendi tasarımım ve el emeğim olan lif modellerini görebileceksiniz.

    • 1
      başık
    • 0
      yorum
    • 2323
      görüntü

    Son Başlıklar

    sesini değil sözünü yükselt.

  15. 1. T.C. Kimlik Numarası http://tckimlik.nvi.gov.tr/ Sorgulama http://tckimlik.nvi.gov.tr/ 2. SSK Hizmet Sicil Sorgulama http://fks.ssk.gov.tr/hizmet/jsp/sicilgir.jsp3. SSK Emeklilik Günü Sorgulama http://fks.ssk.gov.tr/nezaman/sskform1.jsp4. Sağlık Karnesi Sorgulama http://www.ssk.gov.tr/wps/portal/!ut/p/_s.7_0_A/7_0_52K5. Aracınızın Vergi Borcunu http://www.gelirler.gov.tr/gelir2.nsf/Plak...enFormSorgulama http://www.gelirler.gov.tr/gelir2.nsf/Plakaal?OpenForm 6. Ceza ve MTV Sorgulama http://www.gelirler%20.gov.tr/gelir2.%20nsf/MainIVD?7. Doğalgaz Fatura Sorgulama http://www.igdas.com.tr/index_konutabone.asp?link=fatsorgu8. Milli Piyango Sonuçlarını Sorgulama http://www.millipiyango.gov.tr/millipiyangosonuc.html9. Sayısal Loto Sonuçlarını Sorgulama http://www.millipiyango.gov.tr/sayisallotosonuc.html10. A.Ö.F. Sınav Sonuçlarını Sorgulama http://aofburo.anadolu.edu.tr/ 11. At Yarışı Sonuçlarını Sorgulama http://www.tjk.org/S/Netice/Netice.aspx?l=1 12. LES Sonuçlarını Sorgulama http://www.osym.%20gov.tr/BelgeGost%20er.aspx?DIL=13. ÖSYS Sonuçlarını Sorgulama http://www.osym.gov.tr/BelgeGoster.aspx?DI...AGLANTIANAH=17514. KPDS Sonuçlarını Sorgulama http://www.osym.gov.tr/BelgeGoster.aspx?DI...BAGLANTIANAH=2815. İETT Kayıp Eşya Sorgulama http://www.iett.gov.tr/kayip_esya.php 16. PTT Posta Kodu Sorgulama https://interaktif.ptt.gov.tr/postakod2/index.php317. Vergi Kimlik Numarası Sorgulama http://ethk.mb-ggm.gov.tr/vkn_sorgu/VKNoSorguInput.jsp118. Kayıp Şahıs Sorgulama http://www.iem.gov.tr/iem/?s=11519. Sahte Para Sorgulama http://www.iem.gov.tr/iem/?s=118&PHPSE...bb1cdb8b184740f20. Sürücü Ceza Puanı Sorgulama http://www.iem.gov.tr/iem/?m=2&s=55 21. OGS Bakiye Bilgi Sorgulama http://www.ziraat.com.tr/fiyatlar/ogs_ucretleri.html22. TCMB Döviz Kurlarını Sorgulama http://www.tcmb.gov.tr/kurlar/today.html 23. TürkTelekom ADSL Kota Sorgulama http://adslkota.ttnet.net.tr/ (AYLIK) http://adslkota.ttnet.net.tr/ 24. ADSL Hız Testi ve IP No - Speedtest Sorgulama http://speedtest.%20ttnet.net.%20tr/25. Yurtdışı Domain İsmi Sorgulama http://www.whois.com/ 26. Yurtiçi Domain İsmi Sorgulama https://www.nic.tr/ 27. Çalıntı Kayıp http://www.ankaraemniyet.gov.tr/html/onlin...on/index.phpCep Telefonu Sorgulama http://www.ankaraemniyet.gov.tr/html/onlin...lefon/index.php28. 444′le Başlayan Özel Servis Numaralarını Sorgulama http://www.telekom.gov.tr/webtech/default.asp?sayfa_id=12829. Farklı Kategorilerde Chat Odası Sorgulama http://www.chatlist.com/ 30. IP Adresini Tesbit Ettiğiniz Kişiyi Sorgulama http://www.ripe.net/whois 31. YÖK Tez Sorgulama http://www.yok.%20gov.tr:8080/%20YokTezSrv? 32. İlaç Fiyatları ve Fiyat Sorgulama http://www.selcukecza.com.tr/33. Farklı Formatlarda Müzik Parçası http://www.gshome.com/ Sorgulama http://www.gshome.com/ 34. Müzik Parçalarının Sözlerini http://www.music-sites.net/mediasearch/lyrics.htmlSorgulama http://www.music-sites.net/mediasearch/lyrics.html 35. İstanbul’da Nöbetçi Eczane Sorgulama http://www.istanbuleczaciodasi.org.tr/nobetler/ngiris.asp36. İnternette Sesli Arama http://www.speegle.co.uk/ 37. Şu Anda Dünyanın Hangi Bölgeleri Gündüzü, Hangileri Geceyi Yaşıyor? http://www.worldtimezone.com/datetime.htm 38. Dünya Üzerindeki Farklı Takvimlere Göre Bugünkü Tarihi Sorgulama http://www.cs.washington.edu/homes/dougz/date 39. Dünyanın Farklı Bölgelerinden 60,000′in Üzerindeki Otel Hakkında Bilgi ve Rezervasyon http://www.all-hotels.com/ Sorgulama http://www.all-hotels.com/ 40. Farklı Dillerde Argo Terim ve İşaretleri Sorgulama http://www.slanguag%20e.com/ 41. Bilgisayarınızda Trojen Olup Olmadıgını Online http://scan.sygatetech.com/ Sorgulama http://scan.sygatetech.com/ 42. İnternet Bağlantınızın Hızını Sorgulama http://promos.mcafee.com/speedometer/test_0150.asp43. Kısaltmaların Anlamlarını http://www.acronymfinder.com/ Sorgulama http://www.acronymf%20inder.com/44. Piyasaya Çıkacak Yeni Ürünleri Sorgulama http://www.comingsoon.net/ 45. 25,000′in Üzerinde Tanınmış İnsanın Yeraldıgı Veritabanında Biyografi Sorgulama http://www.biograph%20y.com/46. 16.000′in Üzerinde Elektronik Kitabın Yer Alaldığı Veritabanında Kitap Sorgulama http://www.gutenber%20g.net/47. Arama Motorlarının Teknik Özelliklerini Sorgulama http://www.searchen%20gineshowdown.%20com/ 48. Dünyanın Her Noktasında Size En Yakın ATM Makinalarının Koordinatları nı http://visaatm.infonow.net/bin/findNow?CLI...D=VISASorgulama http://visaatm.infonow.net/bin/findNow?CLIENT_ID=VISA 49. Yıllık Gelirinize Göre Dünyanın Kaçıncı Zengini Olduğunuzu Sorgulama http://www.globalrichlist.com/ 50. Ulkeler Arası Saat Farklarını Sorgulama http://www.timeticker.com/ 51. Dünyanın Herhangi Bir Bölgesinin 10 Günlük Hava Durumunu Sorgulama http://www.weather.com/52. Güncel ve tarihi dünyanın tüm bölgelerine Yönelik Harita Sorgulama http://www.lib.utexas.edu/maps/index.html53. Diğer Gezegenlerdeki Ağırlığınızı Sorgulama http://www.exploratorium.edu/ronh/weight54. Herhangi Bir Ürünle İlgili İnternet Üzerinden Farklı Fiyat http://www.mysimon.com/ Sorgulama http://www.mysimon.com/ 55. Karayollarında Kapalı Yol Sorgulama http://www.kgm.gov.tr/yoldurum/kapalyol.htm56. Şehirlerarası Mesafe Sorgulama http://www.kgm.gov.tr/il1.asp 57. Uluslararası Film Festivallerini Sorgulama http://www.filmfestivals.com/index.shtml 58. İlaç Fiyatı Sorgulama http://www.izmireczaciodasi

  16. Hayatim boyunca gordugum her yeni seyde o kadar cok etkileniyorumki. Ve bunu neden daha once hic merak etmedim diyip kendime bir okadarda kiziyorum... Acaba bir insan hayati boyunca ne kadar degisik, guzel ve olagan ustu sey gorur... Her gordugu yeni ve guzel sey, insanin ufkunu nede guzel acar...

     

    Sinema duskunlugumu bilirsiniz. Cok severim. Gerci bu aralar nedendir bilmem, acayip korku filmi izlemeye basladim. Hostel 1 ve 2 beni psikopat yapacak gibi olunca, bilim muzesine gitme karari aldik. Tabi okarari alana kadar az sorun cikarmadim.

     

    Edmonton'daki Imax sinemalari. Gittik. Biletiimizi aldik. 90 dolar Odedik. Iceriyide gezebilmek icin. Sonra dinozorlar belgeseli icin yerlerimizi aldik. Ben hala Rex bundan daha buyuk demekteyim. -Oda ne! Birden ekranda alpler var. Hayir yoklar! Biz alplerin ustundeyiz... Aman tanrim. Boyle bir duygu anlatilmaz, yasanilir. Okadar muhtesem, ve okadar etkileyiciki. Sanki, alplere tirmaniyorsun, ve dusmekten korkuyorsun. Dinozor belgeselide bir okadar guzel. Tamam, dinozorlarin ekrandan cikma ihtimalleri belki sifir. Bu gercegi bilsende, kabul edemiyorsun.

     

    Kucuk bir fikir icin..

     

    imaxjf2.jpg

     

    Tabi hala ingilizceyi harika bir sekilde anlamiyorum. Ama anladiklarim guzeldi gercekten.

     

    diger hosuma giden olayda astronomi bolumuydu. Simdiye kadar astronomiye neden hic ilgi duymadigimi dusundum. Okadar ilgimi cektiki, boyle cok buyuk ve koltuklarinin dondugu bir salon ve dortbiryanindan tepeye kadar ekran. Yildizlari, evreni, gezegenleri, dunyanin evrendeki konumunu, galaksileri...

     

    Mesela dunyanin etrafinda 60 milyona yakin galaksi varmis, ve herbir galaksi milyonlarca yilzdiz barindiriyormus. Yildizlara ulasmamamiz icin, saniyede 300 bin kilometre hiz yapmaliymisiz var ancak 5 milyon yilda orada olurmusuz. Insanlar birgun bu hizda bir arac yapsalar bile ilerlemeleri imkansizmiz, cunku evrende oakdar cok tas kaymasi oluyormuski, bunlardan birine carpilirmis, ve o hizda carpmayi engellemek imkansizmis. Ama ne olaganustuki, bu taslar birbirlerine carpmiyorlar. Insan oglu gezegenleri Plutona kadar biliyormus, ama baska gezegenler yada baska hayat yok diyemezmis, cunku su anda sahip oldugu teknoloji okadar ileriye gidemiyormus.

     

    wavvv! Tek kelimeyle harika. Insan beynine nekadarda bilim kurgu filmi gibi geliyor. Aklima Maymunlar cehenneminden kacis geldi, zaman makinesi geldi.

     

    Ilgi alanlarimin degistigini farkediyor gibiyim.

     

    Seviyorum ben Canada'yi sanirim. Hayatimda benimsedigim tek ulke gibi geldi bana. BIrcok seyi burada kesfettim. Vee! Araba kullanma denemelerine bile basladim. Hani derlerya Allahin varligini unuttugu bir sehirdeyiz simdi, aynen amerikan filmleri gibi, sirayla dizilmis evler. Ve bizde birinin icindeyiz. Sokaklar cok sakin. Arabayi bana verdi Jazmin, meksikali harika bir bayan. Cok komik turkce kelilmeler biliyor, esinden dolayi,turkde. Arabaya ilk bindim, cok heyecanlandim. Gerci burada cok basit, hepsi otamatik vites. Ama olsun. Stoplarda durdum. Frene hizli birden basmayi birakiyor gibiyim. Veeee!!! duz yoldan sol yone bile girdim biggrin.gif DIreksiyonu ben kullandim hemde... Aynalara bakabiliyorum. Sol ayagimi hic kullanmiyorum. Ve cok sakinlestim. hizim 40'i buldu smile.gif Bence ben ehliyet olayini cabuk asacagim...

     

    Tatilin bitmesine 1 aydan az kaldi, zaman cok cabuk akiyor. Son bir yil daha paris'e katlanacagim. Sonra CANADA...

     

    Cok konustum saat daha sabahin 9'u burda, kahvalti etmemiz lazim. Dun McDonalsda ettik, bugunde Tim Hortons'da edecegiz sanirim.

     

    Neydi ana konumuz. Evet insanin gordugu degisik seyler. Acik olunmali herseye. Denemeden, yapmadan, edinilecek her bilgi yetersiz bilgidir.

     

    Birazda simariklik yapayim sleep.gif

     

    Ana soruya cevap veriyorum, cok gezen mi bilir cok okuyan mi?

     

    cevap; gezen tabi cool.gifsleep.gif



×

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.