Zıplanacak içerik
  • Üye Ol

Bloglar

Seçilmiş Blog Başlığı

  • simin

    Bağnu...

    Gönderen: simin

    2016/20 ocak akşam 21:00 Son konuşmamız sen bu dünyadan gitmeden 5 gün önceymiş... bilemezdim öleceğini... bilseydim hiç kızarmıydım sana...hiç sesimi yükseltirmiydim ? Asla.
    Kızdım sana çünkü;sen kendini çok fazla üzüyordun sen kendini asıl kahredecek olan kişiden fazla kahroluyordun.evet o senin kardeşindi daha 26 yaşında biri 6 yaşında biri 3 aylık bebeğiyle eşini kaybetmeye dayanamazdı.ama dayandı senden çok daha fazla. Kardeşin o trafik kazası neden oldu, nereden geliyordu eşi yanında kim vardı gerçeği öğrendiği zaman canının acısı nefrete dönüştüğü için çok dirayetli durdu ağlamadı.çünkü aldatılan kadının canı başka yanar. O kucağında bebeğiyle diğer kızına ileride neyi nasıl anlatacağını düşünüyordu.Onu aldattığı için normalde de ölmesini dilerdi emin ol! Son konuşmamız 1 saat 30 dakika konuşmuşuz yettimi yetmedi tabi ki. Hem ağladık hem de çok güldük ama sen "ağlerken güldürdün yine beni p.ç" dedin ya bana ☺ ben bu kelimeyi artık çok seviyorum.Hele sen 1.85 boyuna orantılı 41 numara ayaklarına ayakkabı bulamadığında o küçük yerde ben sana burdan alıp yollarken en hoşuma giden şey yine sana p.çlik yapmaktı.Kankaa bi ayakkabı buldum atıyım resmini dediğimde heyecanla beklediğin resimlerin 46 numara erkek sivri burun ayakkabı olduğunu gördüğünde de "sen insanmısın şindi ayvaan p.ç" dediğinde mağaza içinde tepinerek gülmeyi çok özledim.bana p.ç demeni özledim. bilseydim istediğin o mor ojeyi sana hemen ertesi gün kargolardım. sen ölünce mezarına getirdim koydum ama ne fayda. bende olan herşey sana çok güzel gelirdi bazen sanada aynısından alırdım bazen tipik boğa'lığımla inat edip bencilce sana vermezdim eşyalarımı.şimdi mi? aklından geçeni önüne sererdim olsan!
    biz insancıklar kaybedince anlıyormuşuz ya değerini kaybettiklerimizin ben bunu sende çok ağır tecrübe ettim kanka.
    • 1 yorum
    • 2.497 görüntü
 

AŞK Yüreğe Düştüğü Zaman

Gün Bugün. Saat bu saat.. Yarına kalmaz aşk..     Bir rüzgardır aşk.... Esintisini duymak gerek, Solumak, İçine çekmek gerek.     Bir ulu çınardır çok zaman Golgesinde uyumak, Sırtını yaslamak gerek...     Bazan, Bir kar tanesinin kristalindedir aşk. Dokunmak gerek.     Aşk, Yüreğe düştüğü zaman, Hiç bırakmamak.. Dört elle sarılmak gerek...             Necdet GÖKNİL

necdetgöknil

necdetgöknil

 

ROMAN GİBİ (sen bende oldukça varım)

Sen düşüncelerimde oldukça ben varım. O zaman.. İstediğim kadar, İstediğim yerlere getiriyorum seni. Ellerimi boynuna dolayıp, Uzun uzun bakışıyoruz... Bazan sokak sokak dolaşıyoruz birlikte.. Hangi bahçede çiçek görsem Koparıp, sana veriyorum,gülümseyerek. Her çiçek sen kokuyorsun. Utangaç çocuklar gibi Gözlerime bakıyorsun.     Bazan Sahilde bir çay bahçesine gidiyoruz seninle Semaver çay söylüyorum-sevdiğini bildiğim için. İnce belli çay bardağımda Şekerim oluyor göz bebeklerin. Kirpiklerini çay kaşığı yapıp,karıştırıyorum. Yudum yudum seni içiyorum. Her yudumda kendimden geçiyorum.     Sen yüreğimde oldukça ben varım. O zaman.. İstediğim gibi seviyorum seni... Kimseleri aramıza almıyorum. Seni içime saklıyorum. Hiç bir Allah''ın kulu seni göremiyor. Güzelliğin En güzeli ne kadar güzelse.. Çokluğun Çokluğu ne kadar çoksa.. Seni öyle seviyorum... Her yanıma sevgi bulaşıyor. Denizlerde dalgaların Rüzgarlarla getirdiği koku gibi.. Sabahları sofrada kesilen Bir salatalık kokusu gibi.. Ve... Bir hanımeli çiçeği gibi kokuyorsun. Parmaklarımla saçlarını tarıyorum. İçimi sarıp, sarmalayan mutluluklarla Durup durup, boynuna sarılıyorum.     Ne zaman karanlıklara bürünse gündüz.. Gecelerime ışık yapıyorum gülüşlerini... Işıl ışıl parlıyor odamın her yanı.. Kimi zaman Seni kucaklayıp, karşıma koyuyorum. Hiç susmadan konuşuyoruz. En güzel sevgi sözlerini Dudaklarına yapıştırıyorum... Biraz acıksam.. Birer ikişer lokma Dudaklarından atıştırıyorum.     Sen gözlerimde oldukça ben varım. O zaman.. Baktığım her yerde, her cisimde Görebiliyorum seni.... Usulca Gözlerimle gözlerine dokunuyorum.. En güzel şiir, En içli bir şarkı, En yanık bir türkü gibi.. Seni yazıp, Seni söyleyip, Seni okuyorum...     Sen Düşüncelerimde, Sen Yüreğimde, Sen BENDE oldukça Ben varım. Yoksan.. Ne bugünüm var Ne de yarınım.       Necdet GÖKNİL

necdetgöknil

necdetgöknil

 

Algı, Bilinç ve Bilişsellik Farkı / İlişkisi

Insanoglunun ilk ve duyusal algisi evrimsel ve hayvani (anima/animus) temelli bir algidir.   Yani algida, sadece uyari temelinde bir "uygula/uygulama/ertele" v.s. temelli bir algi vardir.   Diyelim karnin acikmasi bir uyaridir ve karninin aciktigi uyarisi alindiginda, ya doyurmak eylemine gecilir ya da o an icin ertelenir. Bu bir secim hakkidir ve tamamen mustakil var olan varligin bilincli bilincsiz ortama zamana duruma v.s. gore bir secimidir.   Akilsal algilarda devreye beyinde o zamana kadar alinmis veriler, tabular ve degerler girer. Insanoglu algisi ilk olarak belirgin bir sekilde ve evrimsel olarak digger hayvanlardan burda farklilasir.,   Cunku bu algilar soyut deger algilaridir. Burada da uyari olarak devreye kendi beyninde yer etmis soyut degerlerin dogrulamasi, guzellemesi, iyilemesi, ve bu temeldeki olumlu etik/psikolojik/estetik degerler devreye girer.   Uyari su sekildedir. "bu soylenenin ya da yapilanin benim dogrulamamin v.s. dogrusu ile ortusuyor mu/ortusmuyor mu?" Iste bu otomatik uyari, kisiye iki secenek sunar. Ortusur ya da ortusmez. Ortusurse kabullenir ortusmezse de itiraz eder. Cunku alginin her turlu negativitesi ve olumsuzlugu kabulu degil, karsi cikisi getirir. Iste bu secimde de zaman durum ve sartlar onemli rol oynar.   Buraya kadar algi sadece bir uyari ve uyarinin secim olarak yerine getirilmesidir.   Yani ortada farkindalik, bilinc ve bilissellik henuz yoktur.   Burada farkindalik odaklanma ile ve de ihtiyac temelinde belirir. Farkindalik ta iki turlu yansir.   Ilki farkina varilanin olumlu uyarisi.   Farkina varilanin olumsuz uyarisi.   Yine buraya kadar, kisinin kendisi devrede degildir. Sadece alisilagelmis, otomatiklesmis ve yerlesmis sekilde hareket eder. Bu harekette de amac, "huzuru, rahatligi, mutlulugu v.s." bulmak ve buna inanmaktir ve de tatmin olmaktir.   Iste kisinin en basta kendisinin egosalbilinci yani ben bilinci, bananeci ve bireyci olarak devreye girer.   Burada akil tamamen bencil ve ben yanli olarak hareket eder.   Bu bilincin digger getirdigi ise, farkindaligin verdigi "secim/karar" mekanizmasinda kisinin kendi beyni ile kurdugu muhakeme sorgulama degerlendirme yetileridir.   Kisi secimini sadece kendine sunulan sekilde almak yerine; kendine daha bi karar Alani acar. Burada bilmek cok onemlidir. Yani beyinde ogrenilmis olanin, kisinin sorgulamasi, muhakemesi degerlendirmesi temelinde kisice algilanmasi.   Iste bu algi kisiye en azindan bildigini bilgi ile savunabilmeyi saglar.   Iste bu temelde ogrenilenin bilinmediginin farkindaligi bilince acilir. Yine burada bir negativite ve olumsuzluk soz konusudur. Yani kisinin rahatsizligi v.s. Sonucta bu negativite duyumu yok ise, kisi bilmeye yonelmez.   Buradaki bilinc her bir ogrenilenin farkindaliginin verdigi rahatsizlik ile paraleldir. Iste bu farkindaligin en ust duzeyi, kisinin kendi varliginin farkindaligi ve ben bilincidir. Ben bilinci sadece farkindalik ile degil ego ile de baglantilidir. Cunku kisi ne yapiyorsa kendi mustakilligi icin yapiyordur. Yani burada artik toplumsal kisilik birey kisiligine donusmustur.   Toplumsal kisilikte kisi once toplumu one cikarirken (buradfa kisinin en yakinlari basta olmak uzere yandaslik ve taraflilik temelli ideolojiler inancsallar izmler v.s. soz konusudur) Yani kisi bilincsiz olarak bir sosyal grubun temsilcisidir.   Ben kisiliginde ise kisinin kendisi ondedir cunku ego devr almistir. Kisi herseyi kendi beni ekseninde degerlendirir ve cikar sosyal degil, bireyseldir.   Kisi bilinclendikce algisinin uyarisi da ogretisini de bilgisi de degisir. Kisi artik o eski algilamasinda degildir.   Cunku hedef teleolojisi degismistir. Tabi burada tabani da degisime ugrar. Kisaca daha once hic bilmedigi ...e goresinin bilgisi ve hatta bilinci farkindaliga cikmaya baslar. Kisi artik sosyal ya da toplumsaldan ziyade bireyci sorumluluk ve yukumluluk uslenir. Kendini tanimaya degerlendirmeye ve bilissellik asamasinda da sorgulamaya baslar.   Iste bu algidaki farklilik, kisinin algilanmasinda ve algilamasinda farkliliklar yaratir.   Kisaca farkindalik ve bilinc algiya tamamen yeni bir uyari ve degerlendirme getirir.   Tabi butun bunlar zamana duruma ortamagore degiskenlik gosterir.   Bilissellik ise, bilincin en ust asamasi ve tamamen kisinin kendi beynini kendisinin yonlendirdigi ve yonettigi asamasidir.   Yani kisi neyin neden ve nasil bilindiginin daha detayli farkindaligina yonelir ve bilincinde oldugunu da algilama, kavrama idrak etme duzeyine erismistir.   Iste bu temelde bilissellik kisiye birey olarak yeni bir sey kazandirir. O da her turlu sorgulama muhakeme ve degerlendirmedeki bencilliginin farkindaligi ve bilinci ve de butun bu zihinsel eylemlerin illa bir olumsuzluk sonucu gelmemesi. Yani kisinin kendi bilincli karari olarak ta uygulanmasi.   Iste kisi bu asamada artik, cognitivizm ile noncognitivizm farkinin bilincinde olarak; istedigini bilissellige tasiyabilir, istedigini de bilissel olarak gale almayabilir. Bu tamamen devrimci bir secimdir. Tamamen kisinin kontrolunde ve bilisselligindedir.   Aslinda bir duzey bilinc rahatsizlik temelinde ve farkindalik temelinde sorgulanir. Eger bu farkindalik ve rahatsizlik yok ise, kisi oldugunun bilincinde degildir.   Ornek verelim.   Teistler teizmin bilincinde degildir. Cunku teizm olarak bir olumsuzluk ve rahatsizlik hissetmezler. Teizmin bilinci rahatsizlik ve sorgulama temelinde teizmden kurtulmayi getirir. Yani bir deist eger bilincli deist ise, dinin bilincinde, bir ateist eger bilincli ateist ise hem dinin hem de tanrinin bilincinde bir teolojik noncognitivist ise din ve tanrinin bilisselligindedir. Bilinc genelde sorgulamayi karsi cikis olarak getirirken, bilissellik sorgulamayi olandan kurtulus olanin disina cikis icin getirir.   Iste butun bu temelde ionsanglunun kendi zihinsel temelli deger very ve tabu devrimi tamamen bilisselligin bir urunudur.   Bilisselligin elde edildigi bir konu ve kavramda zihin, sorgulama degerlendirme muhakeme v.s. olarak degisime ugrar.   Her duzey bilissellikte, farkli bir uyari algi bilgi bilinc ve farkindalik ufku acar.   Iste dusuncenin serbestligi (ozgurlugu degil) bu sekilde saglanir ve serbestlik Alani genisletilir.   Kisiyi (mustakil varligi), evrimsel ve hayvani algi ve uyarisi akilsal farkindalik ve bilinc ile , bilissellik ile insana tasir.   Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

evrensel-insan

evrensel-insan

 

ÖTME BÜLBÜL

Bahçeye bir bülbül geliyor yıllardır.Kah gelip uykumu kaçırıyor, kah uykumdan uyandırıyor.   Nasıl bir şakımadır, nasıl bir ötüştür!   Aslında tarifsiz...   Cennetten bir ses diyeceğim, bilmiyorum ki cenneti..   Bir sabah yine o sesle uyanıyorum.Meşk ediyor sanki mübarek.(Ama bu sefer nasıl yakın..)   Sese yöneliyorum yataktan kalkıp hızlı hızlı.   Meğer balkonun demirine konmamış mı.   Şakıyor var gücünle   büyülü gibi, esunlu gibi..   Nasıl güzel!   Aslında tarifsiz..   Bir adım daha atıyorum büyü bozuluyor..(pırrrr yani..)   Sonra geçen gün yoga dersindeyiz   dersten sonra meditasyon   ışıklar kapanıyor ve perde!   ilk kez ve bu kadar güzel hem de   önce birkaç anlaşılmaz görüntü   sonra bi bakıyorum benim bülbül gelmemiş mi   sanki ben ağaçmışım da, dallarım da geziniyor.   Arada da gezinirken gagalıyor beni   vallahi!   Sonraaa   kayboluyorum ben   yok muşum, hiç mişim gibi   sadece bülbül var   bir de nefesim!        

Radya

Radya

 

Sigaramın dumanına sarsam saklasam seni

Bugünümü sana ayırıyorum, sadece sana. Senin için şarkılar dinleyip seni anlatanı bulmak, yüreğimi seninle doldurup sonra da onları kağıda dökmek ve sana yüreğimde yeniden yeniden yerler açmak için. Her yerim sen olsun istiyorum, çepeçevre seninle sarılmak, havanın ısıtamadığını seni düşünerek ısıtmak, içtiğim çayda tadını bulmak, tadını buluncaya kadar içmek. Biliyorum bunları seni bilmeden yapmak çok zor. Ben, seni bilmek istiyorum!   Sana bakmayı seviyorum, yüzündeki her izi, her hareketi ezberlemek, sustuğunda dahi konuşmak seninle, anlamak aklından geçenleri, gülümsediğini görmek... Öyle yavaş yavaş başlayan ardından tüm yüzüne yayılan o gülümsemen var ya, o var ya içime güneş doğduruyor, gece bitiyor gün oluyor, gün aydın oluyor. Benim “günaydın”ım senin gülümsemen.   Bana gülümsemen biterse bir gün, o zaman gecem başlayacak sanki.   Hani diyor ya şarkının sözlerinde, “Eksik bir şey mi var Anlayamam Bak çayım sigaram her şeyim tamam,” diye.   Çayım da var, sigaram da var, çoğu zaman her şeyim de bunlar. Ama hani olur ya bazen, bir şey unutmuş gibi hissedersin, işte öyleyim aynen, bir şey unutmuş gibiyim sanki. Eksik gibi... İlk defa kendimi yarım kalmış hissediyorum, bu zamana kadar hiç fark etmemiştim bunu. Meğer kendimi bütün zannediyormuşum ben, kimseye ihtiyacım yokmuş gibi. O yüzden çekip gitmelerine izin vermişim insanların, o yüzden çekip gitmişim hayatlarından. Tamamdım ben çünkü, tastamam. Oysa şimdi içimde derin bir boşluk var, sanki bir yanım bomboş. Gelip tamamla lütfen beni, doldur tüm boşluklarımı, tastamam yap beni.   Var ya, tam şu anda, yani eksik olduğumu fark ettiğimde içimde inanılmaz bir feryat koptu, şimdi daha da çok korktum bu aşktan, ya gidersen ya beni tamamladıktan sonra terk edersen, o zaman o boşluğu neyle dolduracağım ben? Nasıl tamamlayacağım kendimi?   Korkmamayı öğret bana, senden, ki sen aşksın, aşktan korkmamayı öğret. Ölmeyi öğret, sensiz kalırsam ölmeyi değil, seninle birlikte ölmeyi öğret. Lakin sensiz kalırsam zaten ölürüm, seninle birlikte ölmek istiyorum ben. Birimiz korkmasın olur mu? Birimiz cesur olsun, diğeri korktuğunda, “Korkma ben yanındayım,” desin. “Korkma yanındayım de,” bana. Kaçma sakın benden. Kaçmazsan sana aşkların en güzelini vadedeceğim.   Benim kadar sevmediğini mi düşündüm şu an, bu aşkı nasıl karşılayacağını bilemediğini mi?   “Hoş geldin” de o zaman, böyle karşıla, aç yüreğini, gireyim içeri. Başlayalım.  

gloria

gloria

 

Bilimin Bilimsel Sınırını Belirleme

Bilimin felsefesinde, "demarkasyon, yani sinirini belirleme" sorunu, bilim ile, bilim olmayanin buna bilim ile sozde bilimi, ve digger etkinlikleri ve inanclari da dahil ederek ne oldugunun nasil farkini ortaya koymak sorunudur.   Bu konudaki tartismalar, bir yuzyildan fazladir, bilimin felsefesi ve bilim kisileri arasinda ve bilimsel metodun genis temelinde ortak bir anlasmaya varilsa da cesitli dallarda devam etmektedir.   Dogrulamaya/kanitlamaya karsit olarak yanlislanabilirlik bu sinirin cizilmesinde, K.Popper tarafindan one surulen kriter, kistastir.   Popper, bilimin adapte olmasi gereken metodun, siniri belirleme de yanlislanabilirlik timeline oturtulmasi gerektigini one surmustur, nedenini de; ne kadar deney yapilirsa yapilsin, bu deneylerin hic bir zaman bir teoriyi ispatlayamayacagini, fakat tek bir deneyimin ise bu teori ile celisebilecegidir.   Popper, bilimsel teorilerin yanlislanabilirlik ile karakterize edildigini savunur.   Ayrica ispat, sadece bilimi dogrular fakat; gelistirmez, degistirmez, ilerletmez ve yenilemez. Bunu ancak yanlislanabilirligin gozlemi saglar.   Bilimin bilimsel sinirlarini belirlerken, en onemli noktalardan biri de, bu belirlemenin yontemsel ve fonksiyonel olmasina dikkat edilmelidir.   Nedensel ve ereksel belirlemeler bilimsel olmayabilir.   Sonucta bilimsellik gozlem ve olgu arasindaki teorik bir bag olarak; bugune kadar hic bir sekilde yanlislanamamis nedenlere ve burden dogan ereklere bagli olmamalidir.   Olgunun teorik deney olarak gecerliligi her seferinde yontemsel ve fonksiyonel gozlem temelli tartismasiz sekilde ortaya konmalidir.   Sonucta bilimi ortaya koyan insanoglu, kendi fonksiyonel ve yontemsel yasam ve iliskisinde nedensellige ve ereksellige yonelebilir.   Boyle bir nedensellik ve ereksellik ister istemez, bilimsel bir belirlemede rol oynar (great design, buyuk tasarim ve ultimate purpose- nedeni ve nihai/en son erek )   Kisacasi insanoglu kendi hic bir soyutunu ve oznelligini katmadan, bilimsel belirtimi tartisma yaratmiyacak sekilde ve herkesi baglayan bir gecerlilik halinde ortaya koymali ve bunu yaparkende, tasarimci bir nedene ve nihai/en son ereke bas vurmamalidir.   Iste bilimi bilimsel olarak gelistiren yenileyen ilerleten de ancak bu kesinliklerin degismezlerin bilimsel olarak one surulmemesi temelindedir.   Aksi bilimi felsefe ile bulamak ve felsefi bilim ortaya koymaktir.   Iste , ancak bu bilimsel gelistiren, yenileyen, ilerleten gozlem/olgu/teori ucleminin gecerliligini yontemsel ve fonksiyonel olarak ve gecmis gecerli verileri ancak bu temelde test edilerek ortaya koyan felsefe, bilimsel felsefedir.   Teleology and science   Teleoloji ve bilim   See also: Four causes § The four causes in modern science   Dort neden ve modern bilimde 4 neden- kismina da bakiniz.   Modern bilimde, ya gereksiz olduklari, ya da dogru ya da yanlis olduklari insanoglu algisinin ve muhakemesinin anlasilmasinin kabiliyetinin otesinde oldugu dusunuldugunden, teleolojiye guvenen aciklamalardan sakinilir. Fakat, teleolojinin aciklama sitili olarak , ozellikle evrimsel biyoloji bunyesinde kullanilmasi hala tartismalidir.   Bir yerde akilciligin one surdugu gozleme dayanmayan aciklamalar "buyuk tasarim" gibi, bilimsel bir tartismanin bunyesine sokulamaz.   Aristonun, teleolojik olarak neden sorusunu aciklayan 4 nedeni vardir.   Aristo ""we do not have knowledge of a thing until we have grasped its why, that is to say, its cause."   Seyin bilgisine, onun neden sorusunu, yani nedenini kavrayamadan, ulasamayiz"   Bu nedenler:   Material cause- maddesel neden   Formal cause- bicimsel neden   Efficient or moving cause-etkili/verimli veya hareketli neden   Final cause- niahi/en son neden   Meaning of "cause"   Nedenin anlami   Aristo'nun neden ile ilgili kelimesi, yunancada aition-account of the origin of a phenomenon, yani fenomenin orijininin aciklamasi, notr, sifatin tekil hali anlami "sorumlu" dur. O, bu kelimeyi, bir seyin nasil ortaya ciktigi hakkindaki anlaminin algisinin aciklamasi olarak kullanir. Bu baglamda, "y nin fenomeninin orijininin aciklamasi x dir demek, x bir y yapar" demektir.   Iste sizlere, yapilandirilmisligin yapi ve isleyisinin evrensel sembolleri olan x ve y nin dogal/fenomenal zihniyeti.   Halbuki bilim, fenomeni degil;onun fonksiyonunu, yani nasil davrandigini, hareket ettigini v.s. gozlemsel olarak ortaya koyar.   Iste bu Aristo'nun nedene yukledigi anlam, ayni zamanda felsefenin de temelini ve klasik bilimin de temelini teskil eder.   Yani "concept's existence" burada kavram ile ozdeslestirilmis varlik ve onun fenomenal olarak orijininin aciklamasi" soz konusudur.   Iste bir yerde neden, bu baglamda varligin arkasindaki "sorumlu" olani bulmanin teleolojisini tasir.   Teleolojinin ve nedensellik ilkelerinin klasik bilimde ve mekanik fizikte yer almasi da burdan gelir.   Bu tam da metafizik naturalizmin, her turlu fenomene fiziki temelde bir sorumluluk ve de kanun v.s. yuklemesidir.   Halbuki modern bilimde, kavram ya da fenomen degil "functioning of concept or phenomena" yani "kavram veya fenomenin, fonksiyonu" ve bunun gozlem ile ortaya konmasi, arkasinda hic bir "sorumlu neden ya da teleoloji aranmamasini" getirir.   Bu da yontemsel naturalizmdir.   Iste bir yerde nasil sorusunu ve yanitini, neden sorusu ve yanitindan farkli kilan da budur.   Cunku bilimin eger insanoglu eliyle bir amaci varsa ve olacaksa, bu sadece gozlemi algilanani bilmek ve bildirmek olmasi ve bunun icin de "gozlemi verenin arkasinda bir sorumlu ya da origininin aciklanmasi gereken dogal ya da fenomenal varlik nedeni ya da teleolojisi aramamalidir.   Cunku ne yazikki bugune kadar bu aramalar hep bir fizik otesi tanri bulmaya ve tanrilastirmaya yaramistir.   Halbuki bilimin bilimsel olarak sadece insanoglu algisina gelen tartismasiz gozlemi ya da teorisinin test edilebilirligini ve olgusal gecerliligi ortaya bilgi olarak koymasi ve bu bilginin sabitlenmemesi, dogmalasmamasi, kesinlesmemesi ve mutlaklasmamasi Adina da, yine gozlemsel yanlislanabilirligi baki kalmalidir.   Yoksa bilim hem sadece felsefenin bir araci haline gelir, hem de felsefe bilimde belirleyici olur.   Bilimde belirleyen bilimsel yontemdir ve ancak bunu temel alan bir felsefe bilimsel felsefe olabilir.   Aslinda bilim bilimsel olmanin onundeki tek engelin din temelli zihniyet oldugunun o kadar farkinda ve bilincindeki, tarihler boyu bilimi yontem ve fonksiyondan koparmak Adina her turlu kalibin icine sokanlar ve bu soktuklari kaliplarin mucadelesini verenler, hepsi kendi kaliplari temelinde bilimi dine bulamak isteyenlerdir.   Cunku bir tek din temelli zihniyet, herseyi bir kaliba sokar bunun felsefenin hangi dalinda olmasi hangi ideoloji ve inanci izmi icermesi onemli degildir.   Iste bilim ilerledikce ve gelistikce bu din kaliplarini tek tek yikmakta her donem de sirasi kendi kalibina gelen ile mucadele vermektedir.   Cunku bilimi sadece kendi dini kalibi icine sokanlarin istedigi tek sey vardir, herkesin kendi kaliplarina riayet etmesi ve etmeyenin otekilestirilmesi ve suclanmasi.   Iste zaten bilimin bilimselligi de burda ortaya cikar, bilim caga gore hangi din kalibinin kalibina karsi cikiyorsa, o donem onun kalibi ile mucadele eder.   Iste bu sekilde bilim degisir, yenilenir, gelisirken; her turlu kendi kalibinda farkli olanlar; biliminm gelismesi temelinde tutuculasir, gericilesir, hatta yobazlasarak bilimin karsisina gecerek, bilimi kendi kaliplarinda tutmaya calisirlar.   Cunku beyinleri serbest degildir, aldigi sorgulanmaz kaliplar ile doludur, degismezler, sabitler, sorgulanmazlarla doludur.   Tabi ki bilimin kaliplar ile olan mucadelesi kendi kaliplarina gelene kadar, kendilerini de bilii de bilimsel olarak kandirirlar, ne zaman bilimin gelismesi onlarin kaliplarini da bilimden distalamaya baslar, iste bilime veryansin etme sirasi onlara gelir.   O yuzden bilimsel bir zihin ve onun beyni ile birlikte bilim kaliplardan kurtularak ilerler ve degisir. Onlar ise kaliplarinin esiri olarak yasarlar ya da kaliplarinin farkina varir ve bilimsellige de egilimli ise, kaliplarini sorgularlar.   Sonucta bilime yon veren ve bilimi ortaya koyan insanogludur. Insanoglu ise her turlu kaliplar farki ile bir birinden farklilasir.   Bilim ise tek bir yol ve yon olarak tum insanoglunun kalipsiz ve tartismasiz yol gostericisidir.   Iste beyinlerde ya bu yolicin yasar ve iliski kurarlar, ya da kaliplardan biri olarak digger kaliplarla ve bilimdeki kendi kaliplarini koruma Adina mucadele ederler.   Bu yazilanlarin boyle oldugu insanoglu tarihinde orneklerle doludur. Bilim her zaman bu kaliplilarin can dusmani olmustur. Bilim ilerler ve can dusmani olan kaliplar degisir.   Bugun en basta dinin kendisinin bile, kendini bilimsel gosterme ve yerine gore "bilime uyma" cabasi da bundandir.   Cunku kimse bilimi karsisina alamaz. Sadece kendinin kendi kaliplari ile bilimsel oldugunu iddia eder.   Bilimin bugunku metodu ve nitelikleri bellidir ve bunlar basilica olarak; yontemsel, fonksiyonel, gozlemsel, olgusal, yanlislanabilirlik, test edilebilen soyutlar ve soyutlamalar (teori, tez, hipotez v.s.) ve bunlari pratige tasiyan matematiksel/mantiksal bilgi.   Bunun disinda kalan hic bir kalibin niteligi bugun bilimsel degildir. Oldugunu savunanlar, kendi kaliplarini bilime yamamaya calismaktan basksa bir sey yapmayanlardir.   Bilim bugun yukaridaki cerceve temelinde elinde olan digger nitelikleri de, bilimselligin disina dusmemek kaydi ile bilimsel bir soylem gerceklestirmek Adina, kullanir. Yalniz ne zaman bu kaliplarin nitelikleri bilimselligin disina cikar, onuy da hemen ortaya koyarlar.   O guzelim gozleme dayanan bilime tarihte truth temelli ilk akilciligi getiren filozoflarin bilime actigi yaralar hala bugun bile izlerini tasimaktadir. Cunku bu filozoflardan esinlenerek kendi kaliplarini yaratan bir suru ideoloji inanc ve izm turemistir. Bunlarin cogunun temeli ve kaliplari bu filozoflara dayanir. Yine bu filozoflarin takipcileridir, insanoglunu dunyayi ve bilimi karanlik caga sokan.   Insanoglunun bu cehennemden uyanisi ve cikisa gecisi, ronesans ile baslasa da, bilimsel uyanis oldukca yenidir.   Yenidir ama bilissel olarak bu kisa tarihte akil almaz bir yol almis ve bu aldigi yolu basta teknik olmak uzere tipta ve insanoglunun yasam ve iliskisini etkileyecek digger dallarda da gostermistir.   Bugun artik o truth temelli ilk filozoflarin getirdigi her turlu kalibi bilim, bilimsel olarak algilayacak ve sorgulayacak duzeyde bilissellik gelistirmistir.   Bilim o yuzden artik o sahte truthun pesinde kosmayi tamamen felsefeye birakmistir.   Bugun bilim bulmanin bilmenin ve bildirmenin pesindedir. Bunu da insanoglunun en basta tartismasiz yetilerinin yardimi ile yapmaktadir.   Felsefenin o eski suphe ve kesinlik girdabindan da bugun artik bilim kendini kurtarmistir. Tartismasiz gecerli kilar ve gozlem ile yanlislayabilir.   Fenomenin ne oldugunun felsefi tartismasi da artik bilimde yoktur. Cunku bilim bilir ki, insanoglunun yetisi sadece fenomeni algilamaya ve algiladigini tartismasiz ortaya koymaya yeterlidir.   O yuzden her turlu insanoglunun zihinsel yetilerini bilim, bir gozleme tasiyabilmek ya da en azindan mantiksal olarak bu gozlemin alinabilirliginin olasiliginin olmasini saglayabilmek Adina kullanir.   Bu arada henuz bir teorisinin gozleme tasinmasi somutlasmadan, o teoriyi yeni bir teori ile bilimsel olarak ta curutebilir.   Kisaca bilimi bilimsel yapan bunyesindeki her turlu akilci ve gozlem vermeyen kaliplardan kurtulma ve bunlari bilimin disina atma mucadelesidir.   Cunku bilimin kendi Alani yeteri kadar genistir ve firkin farkina varildikca da detaylanir ve genislemeye devam eder.   Iste o yuzden bilim kendi alanine ve sinirini belirlemek durumundadir ki; hem kendini bilimsel olarak gostermeye calisan kaliplardan farkini koruyabilsin, hem de alanine almadigi kaliplarin alanine girmesini onleyebilsin.   Iste bilim temelli felsefe de bunu saglamak icindir. Bilimin gelismesine degisimine gore kendini yeniler ve digger felsefi kaliplar gibi, bilime kendi kalibini sokmaya calismaz.   Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

evrensel-insan

evrensel-insan

 

Yapılandırılmış İşlevin, Bilişselliği

Herhangi bir islevin, yapilandirilmisliginin yapi ve islevini algilamak o yapi ve isleyisin bilisselligi ile mumkundur.   Bu baslikta, neyin ne olarak ortaya kondugu ile ilgili bir aciklama yapacagim.   Herseyden once islevin olabilmesi icin; asagidaki islevler gereklidir.   Bunlar;   Yansima   Algilama   Yansitma   olarak uclu bir yapilandirilmisliktir.   Burada soyle bir aciklama yapalim.   Yansiyana- A diyelim   Algilamaya- B diyelim   Yansitmaya da C diyelim.   Burada belirtim olarak herbirinin kendi uclemi soz konusudur, yani Yansimanin, bir yansiyani, bir yansitani bir de yansiyisi vardir.   Algilamanin, bir algilanani, bir algilatani, bir de algilanisi vardir.   Yansitmanin da, bir yansitani, bir yansitilani ve bir de yansitis vardir.   Bunlardan; Yansiyis, algilanis ve yansitis; birer yontem ve uygulamadir.   Her algisi olan yansiyani yansitir ve kendine has bir yontemi vardir.   Bizler insanoglu turu ve birleri olarak, sadece kendi yontemimizi ortaya koyabiliriz, digger turlerin yontemlerini de ancak kendi algilarimiz ve yontemlerimiz ile yansitabiliriz.   Demekki yansima algilama ve yansitma olarak bizim kendimize ve bize yansiyani algilama ve yansitmamiza yonelik yontemimiz sadece bize aittir ve bizim icindir.   Simdi burden sonar, dile gelecek olan sadece insanoglu yetileri islevi ve degerleri olacaktir.   Insanoglu kendisine yansiyani kendiside dahil; algilamasi ve yansitmasi ile ortaya koyabilir.   Yani yansiyan A, B ile algilanip, C ile yansitilir.   Burada yansiyan A olarak bu yansiya B algisi sahibi ve C olarak yansitan "insanoglunun algilamasi ve yansitmasi" devreye girer.   Yani algi ve yansitma devreye girdikten sonar, artik ortada yansiyanin kendisi yoktur, insanoglu algisi ve yansitmasi ile degismis hali vardir.   Simdio zaman yansiyan A nin nasil degistigini ortaya koyalim.   Yansiyan A yi, algilayan insanoglu ve yansitan da insanogludur.   Yansiyan insanoglu dahil algilanan her seydir.   Algilayan insanoglu dahil algilamasi olan her turdur.   Yansitan insanoglu dahil algiladigini yansitan her turdur.   Yalniz bizler insanoglu turu olarak, ancak kendi turumuzun algisi ile yansitabiliriz. Buna bizim turumuz disainda kalan, algilayan ve yansitan digger turler de yansiyan olarak dahildir.   Simdi burada insanoglu temelinde; Yansiyani (insanoglunun kendisi de dahil)   Yansitilan   Yansitan   Algilanan   Algilayan   Olarak farklilastirdigimizda ve temelimizi de kendimiz olan insanoglu olarak ortaya koydugumuzda;   Yansitilan- bizim algiladigimizin yansitilmasidir.   Yansitan- Bizleriz   Algilayan- Bizleriz   Algilanan- Bize yansiyandir.   Iste buradan bizim kendimize yansiyani algimiz temelinde yansitmak icin bir oge gerekir. Bu oge kavramdir.   Yani, biz, bizim algimiz ile bize yansiyani, kavram ile yansitiriz.   Peki burden sonar yansiyani yansitma olarak bir kavram ile degistirip, ozdeslestidikten sonar, ortada olan yansiyanin kavramsal halidir.   Iste burada yansiyani kavramsal hali ile algilamak, algilamadaki konuddur.   Bizler bizim kendimiz de dahil, bize yansiyani kavram olarak yansittiktan sonar, bu yansittigimiz kavrami iki farkli yonde algilariz.   Duyumuz ile   Duyumumuz ile.   Iste burada kavramsal algidaki en belirgin ikilem ortaya cikar.   Duyumuz ile algiladigimiza- fenomen   Duygumuz ile algiladigimiza da- numen deriz.   Buradaki fenomen ve numenin felsefedeki ya da kant'in aciklamasindaki fenomen ve numen ile ilgisi yoktur.   Kisaca fenomen insanoglunun bes duyusu ile algiladigi ve yansittigi tartismasiz kavramdir.   Numen ile farklidir.   Numeni algilamak Adina, insanoglunun yansiyani algilamasi icin hem vucuduna hem beynine hem de zihnine ihtiyac vardir.   Iste buradaki numen, insanoglunun bes duyusu ile degilde, beyninin zihninin soyutlamasi, soyut degerlendirmesi, soyut degerlemesi yani duyum ve sezgisi ile algiladigi ve direk bes duyuya yansiyan bir fenomeni olmayisidir.   Iste burada yansiyani yansitma olarak dile getirdigimiz, kavramin; kavramsal yansitilmasinin, fenomen ve numen oldugunu algilariz.   Iste yansitilan kavramin, fenomenal ve de numenal niteliginin varligi, insanoglunun algilamasinin farkindan dogar.   O zaman buradan, yansima, yansitma ve algilamanin niteliklerini de ortaya koyabiliriz.   Yansiyan, kavramsaldir   Algilanan, numenaldir   Yansitilan, fenomenaldir.   Iste bu insanoglunun yansiyani algilama ve yansitma olarak islevinin nasil yapilandirildiginin bilissel acciklamasidir.   Ayrica buradaki algilayis, yansiyis ve yansitisin yontemi de insanoglunun bir urunudur.   Yansiyan insanoglu da dahil her bir sey olabilirken, yansitan ve algilayan dile getiren ve ortaya koyan Adina sadece insanogludur.   Cunku insanoglu digger yansitan ve algilayan turleri de, kendi algisi ve yansitmasi ile ortaya koyar. Yani onlarin algilamasi ve yansitmasi insanogluna yansiyan olarak, insanoglu algilamasi ve yansitmasi seklinde dile gelir ve ortaya konur.   Burada unutulmamasi gereken, insanoglunun da bir yansiyan tur oldugu yalniz kendi algilamasi ve yansitmasi ile, herseyi oldugu gibi; kendini de algilamasi ve yansitmasidir.   Kisaca insanoglu olarak kendi de dahil, yansiyan insanoglu algisinin ikilemi ile once kavramsal olarak yansitilmis ve yansitilan kavramsal algi da yansitilan olarak iki farkli algi temelinde fenomen ve numen olarak kavramlastirilmistir.   Dolayisi ile yansiyani yansitan ile ozdeslestiren kavram; kavramsal algilama olarak insanoglunun iki farkli algi cesidinden olusan; fenomen ya da numendir.   Iste yansiyanin yansitilmasindaki yansiyani algilama farki, bu iki ana kavrami dogurur.   Bunlara digger es anlamli ad verme acisindan;   Fenomen- fiziki ve somut   Numen- zihni ve soyuttur.   Bu kavram algisindaki nesnellik ve oznellik ise, algilayan insanoglu ve onun ikili algilamasi oldugundan; bu onun hem nesnel hem de oznel yanini birlikte icerir. Dolayisi ile algilama, nesnel ya da oznel degildir; hem nesnel hem de ozneldir. Yani insanoglu hem vucudu ve beyni hem de zihni ile algilar. Dolayisi ile yansitilan kavram olarak nesnelligi ve oznelligi birlikte icerir.   Fiziki ve somutlugu bes duyu ile algilanmasindan, zihni ve soyutlugu ise, duyum ve sezgi ile algilanmasindan kaynaklanir.   Dolayisi ile bir yansiyan ile ozdeslesmis kavramin, yansitilanin algisi olarak farki duyu ya da duyum ile olan algidir. Iste bu algi kavramin ozdeslestigi yansiyanin, fenomen mi yoksa numen mi oldugunu ortaya koyar.   Buradaki numen- bes duyu ile algilanamayan kavram ile ozdeslesmis yansiyasndir. Dolayisi ile bu yansiyanin algisi genelde ozneldir ve sadece algilayan icin gecerlidir.   Cunku fenomen gibi tartismasiz bes duyu ile algisi yoktur.   Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

evrensel-insan

evrensel-insan

 

KİRLİ BEYAZ KEDİ

Bu akşam sinemaya giderken Radyo'da çalan şarkının solistini çok sevdiğim halde hatırlayamadım.Film başlayana kadar neydi neydi diye yırtındım yok! Uçup gitmiş sanki beynimden. Kızım "anne sen o filme yalnız gitme diye" tembihlemişti.Neymiş, ben çok ağlarmışım.Eskiden ağlamazdım ki ben, şimdi şimdi ağlıyorum filmlere.Yaşlanıyorum galiba bilmiyorum. Filmin 2. yarısında kızımında tahmin ettiği gibi epey ağladım.Film bitti ama benim ağlamam kesilmiyordu.Sinemadan çıktım arabaya doğru yürürken birden kendi kendime "Şebnem Ferah" dedim.Gelirken hatırlayamadığım işte oydu! Zannederim beynim bana o kadar ağladığım için kıyamadı ve fısıldadı..     Annem

Radya

Radya

 

Fizik İle Metafizik İlişkisi / Farkı / Bağı

Fizik ile Metafizik Arasindaki Iliski   Bir mukayese yapmak gerekirse, fizik; bes duyu ile algiladigimizin anlasilmasi iken, metafizik; bizim anlamadigimizi anlamaya calisir.   Fizik, etrafinda bes duyu ile algiladiginin "nasil oldugunu" aciklar.   Metafizik ise etrafindaki ve bunyendeki , her seyin ve her bir seyin "nedeni" ile ilgilenir.   Metafizik, kavramlari teoloji ve de fizik otesine onun dinine tasimamaya gayret ederek, bes duyu ile algilanan ile bes duyu ile algilanmayan arasindaki kesin bagi saglamayi amaclar.,.   Fizik, gozlemlenenin ve degisenin tamamini aciklayacak ve gozlemlenenin otesinde kalani da yok olarak ilan edecek sekilde hareket eder.   Metafizigin tam olarak ne oldugunun tarifi mumkun degildir., Yalniz herkesce bilinen klasik soru ile bu tarifin ne olacagi anlasilabilir.   "Eger, bir agac ormanin derinliklerinde etrafinda kimse olmadan duserse, hala bir ses cikarir mi/duyulur mu? .   Etrafimizda herhangi bir sey oldugunda, biz bunun farkina bes duyumuz ile variriz.   Eger herhangibir seyin olusu, bizim farkina varma algi ve bilme alanimizin disinda ise, biz; bunun gercekten olduguna inanir miyiz, inanmali miyiz?   Simdi, bilinmeyenden bu olanin, durumu bir cesit bizim bilme alanimiza girerse, o zamana kadar olan zincirleme olaylari nasil aciklariz?   Iste metafizigin cozmeye calistigi budur.   Fizik, farkina varilan fiziksel fenomen olarak butun bilinenleri alanina alirken, metafizik ve butun dallari, anlasilmasi guc ve belirsiz evreni ve fizigin aciklayamadigi fenomeni halleder.   Burada onemle dikkat edilmesi gereken konu, metafizigin hatta ontolojinin (olusumu inceleyen) occultizm ("yasak" bilginin incelenmesi veya ezoterisizmin (alternatif ve gizli olan bilgi) ile iliskilendirilmemesine ve kafa karisikligi yaratmamasina ozen gosterilmelidir.   Fizik ile Metafizik Arasindaki Fark   Peki, bu ikisi arasindaki farkin oncel noktasi nedir?   Ana ve oncel nokta, yukarida da belirtildigi gibi; "nasil ve neden" sorulari farkidir.   Fizik her zaman kendisini, buyuklugu ya da ozelligi farki gozetmeksizin; tam anlamiyla, kavramin ya da fenomenin faalligi, islevligi ile iliskilendirecektir.   Metafizik te, ilgi alani olarak;   Kavrama ait ya da kavramin ozdeslestigi varligin ve bu varliklarin bir biri ile olan etkilesiminin, olusumunun ihtiyac nedeninin, amacinin,, nedeni etrafinda.   Ya da basitce, dusuncenin kendisinin kavrami hakkinda dusunme etrafinda   Zihin ile madde arasindaki her turlu incelemeyi yapma etrafinda;   toplanir.   Burada din ve teoloji konusunda metafizik alani olarak aktiftir.   Fizik,, bu iki alandaki bilgiyi red ederek, sadece her seyin (bes duyu ile algilanabilen) varligi ve tabiati uzerine odaklanacaktir.   Fizik, dini kendi ic bunyesinden ve ozel alanindan yasakliyadabilir.   Metafizik, dini ve belli olan bazi kelimeleri aciklama gayretine girecegini kabul ederken, fizik bunu yapmaz.   Yalniz metafizik bile tamamen tanri varligini ve de evrim teori ve olgusundan sapmayi kabul etmez.   Fizik kendi kanunlarina sadik kalirken, metafizik de kendi kurallarina baglidir (aslinda bu bagi cozer)   Fizik cozum arayisinda iken, kendi belirlenmis nedenleme sinirlarini asmaz. Aksine bu belirlenmis sinirlar bunyesinde, herkesin hemfikir olacagi sonucu eldekilerini en ince noktasina kadar kullanarak ortaya koyar.   Kendi basina, kendi sinirlarini fizik asmaz ve de genisletmez.. Bu klasik fiziktir   Metafizik ise, gercegin ne oldugunu inceler/arastirirken kendi sinirlarini herzaman zorlamada ve buna egilimdedir. Buradan da, olan sinirin otesinde yeni bir hat insa eder. Bu da ister istemez, bu yeni getirilen sinir hakkinda yeni sorularin dogmasina ve yaratilmasina neden olur ve yeni yanitlar gerektirir. Bu dongu sonsuz ve sinirsizdir, mantiktan bilincalti bilinmiyene evrenin kendisinin sonlanmasina kadar ve genelde bilginin her yonunu de kapsar.   Fizigin, bizim bugun bildigimiz kesin tabiati cok nadir yanlis hesaplamalara ve bazi teoremleri de kesinlestirir/mutlaklastirir.   Metafizik ise, son yaniti bulana verene kadar, yeni sorulara yonelir.   Metafizik, tabiati geregi; daimi olarak, degisen bir alan olacaktir.   Yakinlasma Noktasi   Butun bu farklara ragmen, fizik ve metafizigin ayni gorundugu acilar vardir. Fizik belki kati ve hizlidir,, fakat hala buyumekte ve degismektedir. Newton'un Fiziginin yeterliligi fazla uzun surmedi. Bu noktaya gelindiginde, Modern fizigin dunyasina giris yapilir.   Iste tam burada, metafizigin butun yonlerinin aciklanmasi fizik alanina girer. Tabi ki bir seyin ne kadar dogru oldugunu ispata kalkarsak, o kadar da uyarlama yapariz.   Modern fizikte, belirli noktalarda, metafizige ters dusecektir. Cunku bilgi ve irfanin herzaman daha buyuk bir mekanizmanin tamamlayicisi olmasi engellenemez.   Buna mesela determinizm ve ozgur dusunce alanlarini ornek verebiliriz.   Bazilari insanoglunun ozgur irade sahibi oldugunu one surerken, digerleri bunu evrimin hangi asamasinda kazandigimizi soracaktir.   Bazilari butun yasamlarin bir nihai amaci oldugunu one surerken, digerleri maddenin disinda bir seyin olmadigini soyleyecektir.   Dolayisi ile fizik ile metafizigin bilhassa modern fizikten sonra biribirine yakinlastigi ve yakinlasmasinin kacinilmazligi ortadadir.   Insanoglu Yasami/iliskisi   Insanoglu yasam ve iliskisini ana amaci , bizim yani insanoglunun ve evrenin gercek tabiatini, anlamaktir.   Bu da bize insanoglunun gozlem veren diger fenomenlerden farkini, bu ana amac dogrultusunda anlamak isteyen olarak farkli kilar. Burada her turlu bilgi daha bir onem kazanir. Fizikte metafizikte bu onem cercevesinde degerlendirilir.   Evrimin ilkel gelisimindeki insanoglunu ilgilendiren sadece, yiyecek, giyecek ve basini sokacak bir yuva gibi ana ihtiyaclardi.   Daha sonraki gelisimde, bilgiye olan aclik, artti ve insanoglu daha farkli hedeflere ihtiyac duydu. Bilgiye duyulan bu aclik, metafizigin daha bir sistematik olarak arastirilmasini/incelenmesini getirdi. Iste ancak bu sekildeki sistematik arzu edilen ve hedeflenen bilgiye ulastirabilir.   Yani insanoglu turu ve onun bir birinin oldugumuzun farkina ve bilincine varmak. Iste bu acligin getirdigi bilgileri insanoglu kendini yonlendiren ve yoneten sistemlere duzenlere kurumlara ve kuruluslara donustururken, bu sistem ve duzenlerin nasil olmasi gerektigi ile ilgili de ideolojik inancsal izmsel bilgiler ortaya atti ve etigin her turlu cesidini incelemeye aldi.   Bu da sosyal bilgilerin, psikolojinin psikiyatrinin sosyolojinin v.s. ve de etigin bazi cesitlerinin kendi basina birer felsefesini ve bilimini yaratti.

evrensel-insan

evrensel-insan

 

Bilimin Kanunları

Bilimin kanunlari ya da bilimsel kanunlar, cesitlilik iceren fenomenlerin, tabiatta nasil bir davranis gostererek bulunduklarini, aciklayan, tanimlayan, tahmin eden,ve belkide nedenini aciklayan raporlardir.   "Kanun" terimi, bir suru alanlarda, kullanilan, takriben tam; genis ya da daraltilmis teoriler, ve tum tabi bilimsel (fizik, kimya, bioloji, jeoloji, astronomi v.s.) disiplinlerdir.   Bilimsel kanunlara benzer terim, prensiptir.   Bilimsel kanunlar;   1- genis kapsam olarak toplanmis olgularin, tek bir rapora ozetlenmesidir.   2- Genelde,uzerinde calisilmakta olanin, bir deneyin, bir tahmin ortaya cikarabilmesi adina; daha onceden verilen sinirlari, ve digger fiziksel durumlari bir kac raporun veya esitligin matematiksel olarak formule edilmis hali veye en azindan bir cumle ile bildirimidir.   3- Deneysel ispatlarla desteklenmistir- Bunlar bilimsel bilgi birikimi olarak hic yanlislanamamis ve daima deney ile saglanmistir. Bu saglanmislik, yeni ortaya cikarilan teoriler ile degisime ugramaz. Yani yeni esitlemeler ya da formuller bu saglanmisligi degistimez. Baska bir bilimsel bilgi birikimi temelinde,matematik teorem ve belirlemeler gibi, mutlak bir kesinlik tasimaz ve bu kanunun ilerideki deney ve gozlemler ile yanlislanabilmesi, her zaman mumkundur.   4- Gozlem olgusu ile degil, daha onceki bir kanun Adina belirtilir. Ornek " Hareket kanunlari ...." Kanunlar, bir bilimsel calismada gozlemlenmeden ve deneyi saglanmadan once one surulen hipotezlerden ve dogru Kabul edilenlerden (postulat) farklilasir.   Bunlar genel bazi kanunlarin formulasyonlarini saglamaya yonelik olsalar bile, tam olarak saglayamadiklarindan ve gozlem ve deney ile kanitlanamadigindan dolayi kanunlar degildir. Kanun, tekrarlanan deneyden damitilmis, daha cok pekistirilmis/saglamlastirilmis resmi rapordur.   Bilimsel kanunlarin tabiati, felsefi bir sorgulama ve tabiati matematiksel olarak tariff etse bile, bilimsel kanunlar, bilimsel metodun pratik sonuclari ile elde edilmistir.   Bilimsel kanunlar, ne varliksal bagimlilik/sorumluluk yuklulugune, ne de mantiksal mutlakligin bildirdiklerinin yuklulugune yonelik degildir.   Bilimin birligi tezine gore, butun bilimsel kanunlar, esasen/temelde fizigi takip eder. Diger bilimlerde olan kanunlar, sonucta fiziksel kanunlardan takiple olusur.   Genelde, matematiksel esas/temel bakis acilari evrensel sabit degerler bilimsel kanunlardan ortaya cikar.   Fiziksel kanunlar, fenomenlerin sinifini ya da grubunu tanimlamak icin, muracaat edilen belirli olgulardan, sonuc cikarilmis, teorik prensiplerdir.   Eger kesinlesmis bir durum ortada ise belirli bir fenomenin olusmasi ifade edilebilir raporudur.   Fiziksel kanunlar, tekrarlanan sekilde bilimsel denemelerin ve gozlemlerin seneler boyunca bilimsel alanda evrensel olarak kabul edilmisligini temel alan tipik sonuclardir.   Politik-kanunu algidaki tabi kanunlar ile, bilimsel algidaki tabiatin kanunlari veya fiziksel kanunlarin farklilasmasi modern bir durumdur. Her iki kavram da esit olarak fizikten elde edilmis Yunanca kelimedeki doga/tabiattir.   Kisaca fiziksel kanunlar, Tabiatin/doganin kanunlaridir.   Goruldugu gibi fizigin ya da tabiatin kanunlarinin ne oldugunu bilmek ve bildirmek; insanoglu fenomeninin ozellikleri oznelligi soyutlamasi ve zihin yetileri olmadan mumkun degildir.   Insanoglu kendi fenomeni ile ilgili kanunlar da dahil; bu kanunlari yaptigi deneyler ortaya attigi teoriler veriler ve aldigi gozlemler temelinde rapor eder.   Insanoglu fenomeni herzaman hata yapmaya ve yine yaptigi bu hatayi kendisi telaffi etmeye egilimli bir fenomendir.   Zaten boyle olmasa bilim ve her turlu kanunlari zamanla ne yanlislanabilir, ne yenilenebilir, ne gelisebilir ne de degisebilirdi.   Iste bilimi de kanunlarini da dogma kalici mutlak yapmayan bu degisimdir.   Ayrica bu kanunlar bir yerde insanoglu olmayan fenomenleri baglasa bile, insanoglu fenomeninin ozellikleri hem bu kanunlari rapor eden olarak hem de degerlendiren olarak farkli bir konumdadir.   Iste bu farkli konum, insanoglunun kendi Adina ve kendi turu Adina bir secme ve karar verme farkinida getirir.   Bu da insanogluna bu kanunlarin islerligi temelinde belirli bir serbestlik ve ozgurluk secim alani tanir.   Bu alanine olmasi ile bu alani insanoglunun kullanmasi ise farklidir.   Iste bu farka en guzel ornek insanoglunun serbest iradesi serbest secimi serbest karari istemsel hareketi davranisi oznel mudahelesi soyutlama farki ve soyut degerleme farki ve algisi soyut deger algisi farki ortaya attigi ideoloji, inanc, etik, yonlendirim ve yonetim farklari ornektir.   Dolayisi ile fiziksel kanunlardaki her turlu elde edilen sonucun farkliligi da fenomen insanoglu ve onun yassam ve iliskisini iceren bilim dallari olunca degisime ugramaktadir.   Bu bilim dallari tamamen insanoglu ve onun yasami iliskisi duzeni kurumlasmasi v.s. ile ilgili olan sosyoloji, psikoloji, politika, ekonomi, etik yonetim ve yonlendirimli duzen ve sistem kurma, estetik ve felsefeyi ve de bilimi mantik yurutme ya da dogma olan inanc temelinde algilama ve algi paralelinde uygulama dallaridir.

evrensel-insan

evrensel-insan

 

Seçimde, İrade ve Determinizm

Bu konuda cesitli mantik yurutumleri var;   Eger serbest irade oldugunu dusunuyorsan ve bu konuda determinist isen, o zaman bu oldugunu dusundugun serbest iradeni yasamini yonlendirmede kullanirsin ve bu bu buyuk bir kazanimdir.   Eger serbest iraden oldugunu dusunmuyorsan ve de serbest dusuncen varsa; o zaman yasaminda secenegin olma sansini kullanmayarak bu olanagini red ediyorsun dolayisi ile buyuk kayiptasin.   Eger serbest iraden oldugunu dusunuyorsan ve bu konuda determinist degil isen, kazancin ya da kaybin yoktur, cunku konuda secenegin yoktur.   Eger serbest iraden oldugunu dusunmuyorsan ve bu konuda determinist te degilsen, kazancin ya da kaybin yoktur, cunku konuda secenegin yoktur.   Bu durumda determinism ve serbest iradenin kendinde oldugunu dusunenler, kazanclidir. Serbest iradesi oldugunu dusunmuyenler bunun determinizmini kendileri disindaki baska bir guce (somut ya da soyut) bagliyorlarsa, ve secim ve de karar haklarini red ediyorlarsa, buyuk kayiptadirlar.   Dolayisi ile determinizm ile serbest dusunurluk biri birine paraleldir. Bu paralelligin olumlusu kazanc, olumsuzu, olan secim ve karar hakkini kullanmamak, kayip; ya da "nasil olsa olacak" algisi ve de "zaten secenegim yok" algisi ile kullanmamak ise ne kazanc ne de kayiptir.   Bu temelde serbest iradenin olup olmamasindan bagimsiz olarak, bir kisi yasamini yonlendirmede kendi karar ve secim hakki oldugunu bilerek yasamali ve her seyde bir secim hakki oldugunu bilmeli ve bunu kullanmali. Aksi yani bunu kullanmamak, kayiptir.   Kisinin yasamina yon verme acisindan;   Ya kazanci, ya kaybi olur, ya da her ikisi de olmaz.   Iste dinde/inancta, bu kaybi kisi;serbest iradenin oldugunu dusunup, determinizmini tanrisina verdigi icin ve de secim karar hakkini kullanmadigi icin kaybeder.   Felsefelerde de sebest iradenin olmadigini dusunerekten, ya tamamen secim ve karar hakkini da kendinde bulmaz ve kullanmayarak kaybeder, ya da determinizmin secimi yerine getirecegini dusunup kazanc ya da kayip yasamaz.   Kisaca konu kisinin determinizmin secim ve karar hakkini kendinde mi yoksa baska seydemi arayacagi onun serbest iradeyi kullanip kullanmamasinin belirleyicisidir.   Kisilerin secim ve karar hakki ve farki oldugu ise bilimsel olarak kisilerin ayni durumda farkli secimler ve kararlara yonlenmesinde gozlem vermektedir.   Yani insanoglunun secim ve karar hakki vardir, bunu oyle ya da boyle kullanmasi; kazanc, kullanmamasi ise kayiptir.   Kullanan yasamini kendi karari ve secimi ile yonlendirebilir, kullanmayan ise yasamini ya inandigina ya da olana terk eder.

evrensel-insan

evrensel-insan

 

Fiziksel / Doğal Determinizm-Yaratılışsal İrade Bağı / İlişkisi

Ilk once bu ikisi arasindaki bagi/iliskiyi ortaya koymadan, ikisinin biribirinden farkini ortaya koyalim.   Fiziksel/dogal determinism- fiziki olarak herhangibir fenomenin her turlu olusumunun, degisim, donusum ve baskalasiminin her turlu hareketinin oznel ya da soyut bir karar ya da secim mekanizmasina dayanmadan kendi kendine sartlara duruma ve zamana bagli olarak olacagidir. Yani buna kisaca "evrim "diyebiliriz.   Yaratilissal Irade- Yaraticinin yarattigi bir fenomen olarak, her turlu olusumun; degisim, donusum ve baskalasiminin, her turlu hasreketinin fenomenin karar ve secim mekanizmasina dayanmadan bir akilli tasarimcinin, bir yaraticinin onun ayarladigi sartlara, duruma ve zamana bagli olarak. olacagidir. Yani buna kisaca "buyuk/akilli tasarim" diyebiliriz.   Bu ikisi birbirinden farklki gorunmekle beraber, ikisinin de bir ortak noktasi vardir.   Nedir bu ortak nokta, "her turlu olusumun, degisim, donusum ve baskalasimi. Yine ikisindeki ortak nokta, bu olusumun "degisimi, donusumu ve baskalasimi yani hareketi"   Peki buradaki farkli gorunen nedir?   Ilkinde " fenomende,oznel ve de soyut bir karar ve secim mekanizmasinin" olmamasi, ikincisinde ise boyle bir mekanizmanin, fenomenin kendisi yerine, onu yarattigi one surulen bir tasarimciya ya da yaraticiya verilmesi.   Iste bu olusumdan biri olan bizlere yani insanoglu turune ve onun birlerine gelince bu durum degisiyor. Yani bizlerin digger fenomenlerden farki ortaya cikiyor.   Nedir bizlerin digger fenomenlerden farki;   Bu fark, fiziki/dogal determinism de yer almayan ve yaratilissal irade de yaraticiyi ve tasarimciya verilenin, bizlerde yani insanoglu turu ve birinde bulunmasi.   Yani insanoglunun hem oznel ve soyut yeninin olmasi hem de yaraticiya verilen tasarim ve akil yetilerine sahip olmasi.   Iste bizlerin bu yetisi bizim soyut ve oznel yanimizi kullanarak soyutlama ve soyut degerlendirme muhakeme karar ve secim olarak bir seyi donusturebilecegimizin, degistirebilecegimizin ve de baskalastirabilecegimizin ve bunun icin de akilci ve tasarimci yetimizin oldugunun ve bunu kullanabilecegimizin farkidir.   Yani ilkinde, bu yetimizi ve farkimizi, gormemezlikten gelirken, yok sayarken, gale almazken ve farkina varmazken; ikincisinde de bu yeti ve ozelligimizi bizim disimizdajki bir akilli tasarimciya ya da yaraticiya veriyoruz.   Iste insanoglu turunun ve her bir birinin farki; hem bizim devrimci yonumuzu ortaya koyuyor, hem bu devrimci yonumuzun, soyutlama soyut deger ve degerlendirme ve oznel olma ozelligimize dayandigini gosteriyor, hem de bu yonumuz ve ozelligimiz ve oznelligimiz ile, her turlu tasarim ve yaratimin da soyut ve soyutlama temelinde bizlerin birer ozelligi oldugunu ortaya koyuyor.   Yani determinism ve irade her ikisine biz de olan, soyutlama yeti ve soyut degerlendirmemiz ile de tasarlanabilen ve de mudahele edebilen bir yanimiz ve yonumuz oldugunu ortaya koyuyor.   Iste fenomene verdigimiz farkli sekil ve sekillendirmeler yani insanoglu eliyle ortaya konmus fenomenler ve de bunlarin soyutlama akil ve tasarimciligi da bizim eserimiz olarak ortaya cikiyor.   Kisaca teknik ve cagdas fenomenlerin ortaya cikarilmasi ve bilim temelinde de her turlu kendimiz dahil; bilerek ve bildirerek soyutlama ve soyut degerlendirme yetimizi kullanmamiz.   Yani insanoglu hem devrimcidir hem de tasarimcidir. Hem yaraticidir hem de soyutlama soyut degerlendirme kendi kendini yonlendirebilme ve yonetebilme ve de her turlu soyut somut, degistirebilme, donusturebilme, baskalastirabilme olusturabilme ki buna kendi de dahil; yeti ve hareketine dusunce ve davranisina sahiptir.   Dolayisi ile ne bir tasarimciya ya da yaraticiya ihtiyaci vardir, ne de soyut oznel ve soyutlamadan soyut degerlendirmeden yoksundur.   Bunu algilayabilmek farkina varabilmek ve bilincine erisebilmek ise; basta soyut sonrada somut insanlasmanin evrensellesmenin bilimsellesmenin ve bilissellesmenin her turlu bilgi temelindeki algisi ve farkindaligidir.   Bu her seye insanoglunun ortaya attigi farkli ve cesitli nitelikteki bilgilerden sadece birinin bilgisi ile bakmak degil; aksine, tamamen insanoglundan ve onun fiziki yapi ve gorunumunun disinda, onun yaratici tasarlayici devrimci ve soyutlama yetenekli soyut degerlendirme ozellikli ve oznel yanindan bir bakistir.

evrensel-insan

evrensel-insan

 

"HAVA SOĞUYUNCA GÖLGE VEREN AĞAÇLARI UNUTURSUN"

Unutmanın insana verilmiş en güzel hediye olduğunu düşünüyorum. Her yeni güne umutla, heyecanla başlar mıydık öleceğimizi unutmasak ya da belki unutamasak?   Bir düşünün; insanlar cenaze evlerinde, hastanelerde hastalarını beklerken bile sürekli acı içinde olmazlar. Bir afacan çocuk girer odaya ya da hastanede bir bebek doğar. Olur bir şeyler işte, anlık da olsa unutursunuz acınızı. Sonra o anlar daha da çoğalır ve acınız yalnızca belli belirsiz, olmadık zamanlarda hissedilen küçük bir sızı olarak kalır içinizde.   Hayatınızdaki en utanç duyduğunuz anı düşünün bir; ya unutmasaydınız ya da belki unutamasaydınız, hayatınız boyunca o utanç yüzünüzü kızartsaydı…   Yani diyeceğim unutmak güzeldir.   Bazen de sınavdır unutmak. Sanırım bu dünya hayatındaki en büyük sınavımız. Bir bakar mısınız şu söze, ne kadar da hazin: "Hava soğuyunca gölge veren ağaçları unutursun"     Ne büyük vefasızlık değil mi? Aslında hepimiz yapıyoruz bu vefasızlığı. Unutuyoruz çünkü. Burada hazin olan ağacın düştüğü durum değildir. Ağaç yeşillenmeyi, çiçek açmayı, meyve vermeyi üstüne bonus olarak da size gölge sunmayı unutmaz çünkü. Bir ağaç içten çürüse de ayakta ölür. Belki de unutmadığındandır ya da unutamadığındandır, ne dersiniz?       Şimdi bir bakalım başka neleri unuturmuş insan:    

Radya

Radya

 

Biase

Biase, felsefi mantikta; asagidaki linkte aciklanmis olan qua felsefesinin tam da tersi olan bir felsefi mantik cesididir.   http://www.turkish-media.com/forum/blog/1121/entry-7005-qua-felsefesi/   Biase, red edisin esligide; alternatif bakis acilarini hak etmeyi dahi goz onunde bulunduran, sunmak, veya tarafli perspektif icermek ile ilgili gorusun veya huyun/mizacin egilimidir.   Kisiler, bir bireye, bir irka, bir dine, bir sosyal sinifa, ya da bir politik partiye yonelik ya da karsit olarak biase olabilirler.   Biase olmak, tek taraflilik, notr bakis acisi yoksunlugu, zihni acik olmamaktir.   Biase olmak, bir cok cesitlilik icerir. ve genelde onyargi ve bagnazlik, dar kafalilik,fanatiklik yobazlik ile; es anlamlidir.   Biase olmak, felsefi mantiginin ornek cesitliligi asagidadir.   Biases in judgment and decision-making Acquiescence bias · Anchoring bias · Attentional bias · Attribution bias · Belief bias · Choice-supportive bias · Cognitive bias · Confirmation bias · Congruence bias · Correspondence bias · Halo effect · Hindsight bias · Hostile attribution bias · Memory bias · Outcome bias · Response bias · Self-serving bias · Status quo bias · Survivorship bias   Statistical biases Ascertainment bias · Bias of an estimator · Information bias · Lead time bias · Omitted-variable bias · Sampling bias · Selection bias · Self-selection bias · Social desirability bias · Spectrum bias · Systematic error · Systemic bias   Other FUTON bias · Media bias · No abstract available bias · Publication bias · Reporting bias   Ana biase orneklerinden biri olan onaylama onyargisi (confirmation bias) guncellenmis olarak, asagidaki basliktan okunabilir.   http://www.turkish-media.com/forum/blog/1121/entry-7156-onaylama-onyargisi-confirmation-bias/

evrensel-insan

evrensel-insan

 

Zihnin Bilimi

Bilissel bilim, zihnin ve islevinin icdisiplinini bilimsel calisir.   Bilisselligin ne oldugunu, ne yaptigini nasil calistigini, iceler/arastirir.   Bu arastirma/inceleme, zekayi ve davranisi da icerir. Ozellikle, enformasyonun, sinir sistemi (insanlar ve digger hayvanlar) ve makinelerde (ornek bilgisayar) nasil temsil edildigi, isleve kondugu, donustugunu (algi, konusulan dil, hafiza, sorgulama ve his alanlarinda) icerir.   Bilissel bilim, psikoloji, yapay zeka, felsefe, sinir sistemi bilimi, dilin yapi ve isleyisi, ve antropolojiyi de icerencok sayida arastirma/inceleme disiplininden olusur.   Dusuk duzeyli ogrenme ve karar mekanizmasindan, yuksek duzeyli mantik ve planlamaya, sinir system dongusunden, moduler beyin organizayyonuna kadar,analizin bir cok duzeyine yayilir.   Bilissel bilimin asli kavrami, "Dusunmek, en iyi sekilde zihindeki takdim edici yapilar ve hesaplama icerikli islevlerin, bu yapilarda hareket etmesine gore anlasilir.   Bilişsel bilim, beyinin çeşitli alanlardaki soyut verimini araştırır. Terim ilk defa 1973 yılında Christopher Longuet tarafından kullanıldı. 1976 yılında Cognitive Science dergisi yayınlanmaya başladı. 1979 yılında Cognitive Science Society (Bilişsel Bilim derneği) adıyla bir dernek kuruldu. İlk bilişsel bilimler konferansı, 1979 Ağustos'unda Kaliforniya'da toplandı. Bugün Asya, Kuzey Amerika, Avrupa ve Avustralya'da pek çok bilişsel bilim programında bu alanda eğitim, öğretim ve araştırma etkinlikleri yapılmaktadır.   Bilişselci yaklaşımın savunucuları, davranışçı yaklaşımın görüşlerini eleştirirler. Davranışçılığın bilimsel düşünceye hakim olduğu bir dönemde, 1950'lerin sonunda Noam Chomsky'nin dilin doğuştanlığını vurgulaması, zihin ve beyin araştırmalarında önemli bir dönüm noktasıdır. Davranışçılar, dili bir alışkanlık kazanma süreci olarak tanımlarken, Chomsky, dilin biyolojik bir temeli olduğunu, doğuştan gelen bir yetinin, sosyal ortamda süreç içinde edinime dönüştüğünü ileri sürmüştür.   Bilissel Bilimciler   David Chalmers-Noam Chomsky-Antonio Damasio-Daniel Dennett-Gerald Edelman-Leon Festinger-Jerry Fodor-Douglas Hofstadter-David Rumelhart-James McClelland-Jeffrey Elman-Daniel Kahneman-George Lakoff-George A. Miller-Marvin Minsky-Seymour Papert-Steven Pinker-Karl Pribram-John Searle-Herbert Simon-Alan Turing v.b.   Onemli Kavramlar   Awareness · Cognitive dissonance · Comprehension · Consciousness · Imagination · Intuition. Percept (object of perception).Memory-Attention · Higher nervous activity · Intention · Learning · Mental fatigue · Mental set · Thinking · Volition   Cognition-Bilis Bilimde, bilis; tum zihni yetilerin ve islevlerin bilgilenme, dikkat, hafiza, isleyen hafiza, muhakeme ve evaluasyon sorgulama hesaplama, problem cozme, karar alma, kavrama, konusulan dil uretimi v.s. ile iliskili toplamidir.   Bilis, insanoglunca bilincli ve bilincsiz, somut ya da soyut, ayni zamanda sezgisel (konusulan dilin bilgisi gibi) ve kavramsal (konusulan dilin modeli gibi)dir. Bilissel isleyis, olan bilgilenmeyi kullanir ve yeni bilgilenme ortaya cikarir. __________________ Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

evrensel-insan

evrensel-insan

 

Zihin Felsefesi

Zihin felsefesi, zihin, zihinsel olaylar, zihinsel işlevler, zihinsel özellikler, bilinç ve bunların fiziksel bedenle, özellikle beyinle ilişkilerini inceleyen felsefenin bir alt araştırma koludur.   Bedenin zihinle ilişkisi bakımından zihin-beden sorunu, zihnin doğası ve onun fiziksel bedenle ilişkili olup olmadığı gibi diğer sorunlara rağmen, zihin felsefesinin merkezinde yer alan bir sorun olarak görülmektedir.   Zihin felsefesinden önce, zihnin tanımlanması gerekir. Zihin, insan beyninin düşünme, algılama, muhakeme etme, duygu, davranışla ilgili süreçleri kapsayan etkinliklerinin toplamıdır.   Zihin Felsefesinin Teorileri;   anomalous monism .Behaviorism · Biological naturalism · Dualism · Eliminative materialism · Emergent materialism · Epiphenomenalism · Functionalism · Idealism · Interactionism · Materialism · Monism · Naïve realism · Neutral monism · Phenomenalism · Phenomenology (existential · neurophenomenology) · Physicalism (identity theory). Pragmatism · Property dualism · Representational · Solipsism · Subjectivism · Substance dualism. type identity theory (Type physicalism. token identity. type–token distinction   Onemli Kavramlari;   Abstract object · Cognition · Cognitive closure · Concept · Concept and object · Consciousness · Hypostatic abstraction · Idea · Identity · Ingenuity · Intelligence · Intentionality · Introspection · Intuition · Language of thought · Mental event · Mental image · Mental process · Mental property · Mental representation · Mind · Mind–body problem · Pain · Problem of other minds · Propositional attitude · Qualia-Supervenience- Tabula rasa · Understanding ·   Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

evrensel-insan

evrensel-insan

 

Bilim Üzerine

Bilimin "bilinen bilgi birikimi" teorisi, empiriktir. Yani, yeni bir kanit ortaya sunuldugunda, herzaman yanlislanabilirlige aciktir. Bu durum, bilimde mutlakligi ve kesinligi onler.   Ayrica insanoglun bildirirken de her zaman bir hataya egimli olmasi, felsefi bir prensiptir.   Bilim Alani genelde iki ana dala ayrilir.   Tabi/dogal bilimler- biyolojik yasami da iceren, tabi fenomenin alanidir. Dogal bilimler de ana olarak biyoloji ve fiziksel bilim (fizik, kimya, astronomi ve dunya bilimleri) olarak farklilasir.   Sosyal bilimler- Insanoglu davranisi ve sosyal toplulasmasi alanidir. Antropoloji, ekonomi, politik bilim, psikoloji, sosyoloji, arkeoloji, tarih, hukuk, linquistiks (dil ve yapisi/isleyisi) Cografya da "insanoglu cografyasi ve fiziksel cografya olarak farklilasir.   Bu ana gruplama, gozleme/tecrubeye dayali deneysel bilimdir.   Deneysel bilim- Bilgi biliminin ve birikiminin, gozlemlenen fenomene temel olmasi ve gecerliliginin, ayni durumdaki digger kaynaklar ve arastirmalarla test edilebilir olmasidir.   Matematik- usule uygun, resmi ve bicimsel bilim olarak siniflandirilir.   Bu bilimin, yukaridaki ana bilimlerden benzerlikleri ve farkliliklari vardir.   Bilginin alaninin objektif, dikkatli ve sistematik calismasini icermesi yonuyle, deneysel bilimlerle benzesir; bilgisinin yontem ile kanitlanmasinda, deneysel methodlardan ziyade; Onsel-priori (deney oncesi) kullanmasi ile de farklilasir.   Matematik yani usule uygun, resmi ve bicimsel bilim olan, deneysel bilimlerde cok onemli rolu olan mantigi ve istatistigi de icerir.   Yukarida siniflamalarda kullanilan kavramlar hem kendi bunyesinde dallara ayrilir hem de bir dal kullanilan kavramlar ile sinmirli degildir. Sadece ana kavramlar kullanilmistir.   Bilimin Felsefesi   Bilimsel teoriler realism denilen; metafizik/ontolojik realiteyi icerir ve temsil eder.(Buradaki metafizik bilimin soyutlari olan teoriler, formuller, tezler, varsayimlar, formuller v.s. dir. Yani nesnel material obje tabani olmayan veriler)   En popular olani empirisizm olmasi yaninda, bilimin felsefesinde bir suru farkli dusunce okullari vardir. Burada deneysellik, akilcilik ile ters duser.   Bilimsel metod da one surulen bir teorinin, varsayimin, tezin v.s. deney ya da gozlem ile test edilebilirligini gerektirir.   Eger bir hipotez bu konuda basarisiz ise, ya yenilenir, ya da gecersiz kilinir.   Ayni sekilde test edilmis ve gozlemi olan bir olgunun da, yine deney ve de gozlem ile basarisizligi olgunun yenilenmesini ya da gecersiz kilinmasini getirir.   Bilimin Felsefesinin Teorileri-   Coherentism · Confirmation holism · Constructive empiricism · Constructive realism · Constructivist epistemology · Contextualism · Conventionalism · Deductive-nomological model · Determinism · Epistemological anarchism · Fallibilism · Foundationalism · Hypothetico-deductive model · Inductionism · Instrumentalism · Pragmatism · Model-dependent realism · Naturalism · Physicalism · Positivism · Rationalism / Empiricism · Received view / Semantic view of theories · Reductionism · Scientific realism · Scientific essentialism · Scientific formalism · Scientific skepticism · Scientism · Structuralism · Uniformitarianism · Vitalism Bilimin Filozoflari (Caga gore)   Ancient-Eski- Plato · Aristotle · Stoicism · Epicurians   Medieval-ortacag- Averroes · Avicenna · Roger Bacon · William of Ockham · Hugh of Saint Victor · Dominicus Gundissalinus · Robert Kilwardby   Early modern-ilk modern cag-Francis Bacon · Thomas Hobbes · René Descartes · Galileo Galilei · Pierre Gassendi · Isaac Newton · David Hume   Late modern-sonraki modern cag-Immanuel Kant · Friedrich Schelling · Auguste Comte · William Whewell · Wilhelm Windelband · John Stuart Mill · Herbert Spencer · Pierre Duhem · Henri Poincaré · Wilhelm Wundt   Contemporary-yakin gecmis/gunumuz-Albert Einstein · Bertrand Russell · Alfred North Whitehead · Rudolf Carnap · W. V. O. Quine · Bas van Fraassen · Carl Gustav Hempel · Charles Sanders Peirce · Daniel Dennett · Hans Reichenbach · Jaakko Hintikka · Ian Hacking · Imre Lakatos · Jürgen Habermas · Karl Pearson · Karl Popper · Larry Laudan · Michael Polanyi · Otto Neurath · Paul Feyerabend · Thomas Kuhn   Bilginin Felsefesi-Epistemoloji-   Teorileri-   Coherentism · Constructivist epistemology · Contextualism · Determinism · Empiricism · Evolutionary epistemology · Fallibilism · Feminist epistemology · Fideism · Foundationalism · Genetic epistemology · Holism · Infinitism · Innatism · Internalism and externalism · Naïve realism · Naturalized epistemology · Phenomenalism · Positivism · Reductionism · Reliabilism · Representative realism · Rationalism · Skepticism · Theory of Forms · Transcendental idealism · Uniformitarianism   Epistemolojistler;   William Alston-St. Thomas Aquinas-Aristotle-Robert Audi-A. J. Ayer-Francis Bacon-George Berkeley-Harry Binswanger-Laurence Bonjour-Berit Brogaard-Mario Bunge-Judith Butler-David Chalmers-Vienna Circle-Noam Chomsky-Jonathan Dancy-Simone de Beauvoir-René Descartes-Fred Dretske-Margaret Elizabeth Egan-Catherine Elgin-Heinz von Foerster-Edmund Gettier-Ernst von Glasersfeld-Alvin Goldman-Emma Goldman-Nelson Goodman-John Greco-Paul Grice-Donna Haraway-Sandra Harding-Gilbert Harman-Sally Haslanger-Friedrich A. Hayek-G.W.F. Hegel-John Hawthorne-Augustine of Hippo- Thomas Hobbes-David Hume-Carrie Ichikawa Jenkins-Immanuel Kant-Søren Kierkegaard-Peter D. Klein-Hilary Kornblith-Saul Kripke-Jennifer Lackey-Keith Lehrer-Isaac Levii-David Lewis-John Locke-Niklas Luhmann-Norman Malcolm-Trenton Merricks-Ludwig von Mises-Jean-Louis Le Moigne-George Edward Moore-Edgar Morin-Mioara Mugur-Schächter-Robert Nozick-William of Ockham-George Pappas-L.A. Paul-Leonard Peikoff-Jean Piaget-Gualtiero Piccinini-Alvin Plantinga-Plato-Louis Pojman-Karl Popper-Hilary Putnam-Thomas Reid-W.V.O. Quine-Ayn Rand-Sherrilyn Roush-Bertrand Russell-John Searle-Susanna Schellenberg-Susanna Siegel-Socrates-David Sosa-Ernest Sosa-Walter Terence Stace-Rudolf Steiner-P. F. Strawson-Barry Stroud-Nassim Nicholas Taleb-Peter Unger-Giambattista Vico-Gerhard Vollmer-Phillip H. Wiebe-Karla Jessen Williamson-Timothy Williamson-Jessica Wilson-Ludwig Wittgenstein-Nicholas Wolterstorff ·Xenophanes-Linda Trinkaus Zagzebski-James Frederick Ferrier   Bilimde naturalism algisi da iki cesittir.   Yöntemsel natüralizm (veya bilimsel natüralizm) ki bu epistemoloji üzerine yoğunlaşır: "Dünya üzerinde güvenilir bilgiyi edinmenin yöntemleri nelerdir?". Metafizik ve dini inançtan bağımsız, özellikle "bilgi" edinmenin pratik yöntemleriyle ilgili epistemolojik bir bakış açısıdır. Buna göre varsayımların doğal neden ve olaylara göre açıklanıp test edilmesi gerekir.[2] Gözlemlenebilir eylemlerin açıklamaları yalnızca doğal nedenlerle ilişkilendirildikleri sürece pratik ve faydalı olur (mesela "kesin işleyişler" buna örnektir, ama "şüpheli mucizeler" değil). Yöntemsel natüralizm modern bilimin temel prensibidir. Bazı filozoflar bu düşünceyi daha da genişleterek yöntemsel natüralizmin felsefenin de temel prensibi olduğunu söylemişlerdir. Bu bakış açısına göre bilim ve felsefe bir bütündür. W.V. Quine, George Santayana ve diğer bazı filozoflar da bu düşünceyi desteklemişlerdir.   Metafizik natüralizm, (veya ontolojik natüralizm veya felsefik naturalism veya Bilimsel materialism ) ontoloji üzerine yoğunlaşır: Bu bakış açısı daha çok varoluş ile alakalıdır: var olan nedir ve var olmayan nedir? Natüralizm "tabiat vardır ve bütün temel doğrular tabiatın doğrularıdır."[3] metafiziki pozisyonuna sahiptir.   Bilimsel yontem   Bilimsel yöntem, en basit haliyle aşağıdaki şekilde özetlenebilir:   1.Evrendeki bir fenomenin gözlemlenmesi   2.Bu fenomene dair, gözlemler ile tutarlı, ancak kesin olmayan, hipotez adında deneysel bir açıklama getirilmesi   3.Hipotezin tahminlerde bulunmak için kullanılması   4.Tahminlerin deneylerle veya ek gözlemlerle test edilmesi ve sonuçlar ışığında hipotezde gerekli değişikliklerin yapılması   5.(3) ve (4) numaralı adımların hipotez ve deney arasında tutarsızlık kalmayana kadar tekrarlanması   __________________ Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

evrensel-insan

evrensel-insan

 

İnsanoğlu İle Bilgisayar Arasındaki Fark

Insanoglu ile bilgisayar arasindaki en onemli fark, bilgisayarin insanoglunun bir urunu olmasi ve bilgisayara bilginin insanoglu eliyle yuklenmesidir.   Iste buradaki fark aslinda soyutlama farkidir.   Yani bilgisayar soyutlayamaz. Sadece ona yukleneni yansitir.   Insanoglunu ve ozellikle beynini basit bir varliksal temele indirgemek mumkun degildir.   Cunku insanoglunun beyni daimi sekilde bir beliris ve belirtis ortaya koyan, bir karmasik dinamik sistemdir.   Burada bilgisayardan farki, insanoglunun baska bir guce gerek duymadan kendi sistemine bilgi yukleyebilmesi, bilgi eksiltebilmesi ve bilgi iletebilmesidir.   Iste insanoglunun farki bu soyutlamasidir.   Yani muhakeme etmek, deger vermek, degerlendirmek, fikir uretmek, akil yurutmek, tartismak, arastirmak, incelemek, sorusturmek, sorgulamak, kuramlastirmak, one surmek, teori, tez, antitez, sentez, analiz, diagnostic degerlendirme yapmak, kavram mana anlam ve icerik turetmek, kritik, analojik, dialektik, formel mantik ortaya koyabilmek, formuller, grafikler, cizimler uretebilmek, hesaplamak v.s.   Bir yerde, bilgisayardaki hardware ve software sisteminin, software'ni kendi yaratmak ve kendine yuklemek.   Kisaca insanoglunun her turlu hardware sistemi, kendi kendine soft ware yaratabilecek bir yetiye sahip.   Dolayisi ile insanoglunun, yansitan ve yansiyan bir karmasik dinamik system olmasinin temelinde fenomenal olarak beyni ve zihni mevcut.   Iste insanoglu soyutlamasini, bu zihinsel beyni yetisi sayesinde mumkun kiliyor.   Bilgisayarda, gozlem olarak her hangibir seyi yasam gercegi temelinde somut olarak algilayamayiz.   Aksine insanoglu ise soyutlamasi sayesinde, oznel ve nesnel yanini kavramsal bilgi temelinde somut ve soyuta tasiyabilir.   Yani yansisini algigini kavramsal bilgi olarak yansitabilir. Iste buradaki yansiyanin yansitilmasinin bes duyu ile algilanabilirligi ya da sezgi/his/duygu ile algilanabilirligi farki soz konusudur.   Bilgisayar ise sadece kendisine yukleneni ekraninda yansitir vebu sistemin kurucusu insanogludur.   Insanoglu dogumdan itibaren tum yasami boyunca bu karmasik dinamik sistemine algi temelinde soyut ve somut kavram depolar ve bu depoladigi kavramlari da soyutlama yolu ile bilgi temelinde besler.   Ayni bilgisayar gibi, insanoglu da istediginde bu depoladigi kavramsal bilgilerini control edebilir, degistirebilir, yenileyebilir, gelistirebilir, bunun paralelinde de her turlu sosyo-psikolojik hareketini control edebilir.   Iste buradaki ana fark, bu sistemin deposunu kendi kendine ve bilincalti kullanimi ile, bireyin bilincli ve farkinda olarak bu kullanima yon ve yontem vermesidir.   Iste asil insanoglunu bilgisayardan farkli kilan kisim, bu soyutlama yetisindeki her turlu soyutlamanin, bireyin kendi iradesi ve istemi temelinde yapilip yapilmamasidir.   Yoksa insanoglu da bir bilgisayardan farksiz duruma gelir.   Yani sadece hardwareine software ile depolanani yansitmak.   Yani soyutlama yetisini kullanmamak.   Ya da kullandiginin farkina ve bilincine varamamak.   Kisaca alisilagelmis, otomatiklesmis ve yerlesmis bir sekilde yansitmak.   Software I yenilememek, degistirmemek, control etmemek v.s. kisaca software olarak hic bir soyutlama yapmamak.   Buradaki software soyutlamasina engel olan soyutlar, genelde;   Inancsallar, ideolojiler, izmler, etik her turlu deger, estetik her turlu deger, psikolojik her turlu deger, teoriler, tezler, antitezler, one surumler, mantiklar, hesaplar, formuller, v.s. temelli sorgulanmaz yani soyutlama ile degerlendirilemez kilinan soyutlardir.   Iste zaten bilincaltinin da yansimasi budur.   Burada aslinda bilgisayarda olmayan, insanoglunun gosterdigi bir savunu, kasi cikis, direnc, kaybetme korkusu, bosluga dusme korkusu, yerine baska bir sey koyamama korkusu, ya da yukaridaki sorgulanmazlarin sorgulandiginda getirecegi degisim korkusu mevcuttur.   Iste insanoglu bu temelde bu yerlesmis soyutlarini inatla savunarak, gelisen dunya teknik bilim ve sahip oldugu ve daimi beliris ve de belirtis yansitan karmasik dinamik sistemine karsi bir mucadele vermekte ve de cagdisiliga, gericilige, tutuculuga, muhafazakarliga ve her turlu degisim yenilenim ve gelisime karsi durusa yonelir.   Bunun farkinda ve bilincinde olmamasi da zaten; bu bilincalti savununun getirdigi bilincalti direncidir.   O yuzden genelde insanoglu, soyutlamasina engel olan bu soyutlarin oyle ya da boyle degistigini bile fark edemez.   Cunku bu degisimde bizzat kendisi ve bilinci yer almamistir.   Bu bir yerde, bilgisayardaki bir degisimi insanoglunun bilgisayara saglamasi ve bilgisayarin bundan haberi olmamasi bunun farkina varmamasi gibidir.   Zaten bunun ilki de boyledir, yani bilgisayar insanoglunun ona yukledigi bilgilerden de habersizdir.   Ayni insanoglunun dogumdan itibaren ona yuklenen ve depolanan soyut degerler gibi.   Iste insanoglunun kendini ve bilgi sayari yonlendirmesi ve yonetmesi; ya bir farkindalik bilinc irade temelindedir, ya da bilgisayar gibi depolanani sadece yansitmak temelindedir.   Iste buradan su sonuc cikmaktadir. Insanoglu bilgisayari her turlu yonlendirdigi gibi, kendi bunyesinde de bilgisayar gibi yonlenenler ve de bilgisayar gibi insanoglunu yonlendirenler olarak ikiye farklilasir.   Bu fark once birin kendinden baslar ve bu bir yansittigi ile bu fark ve bilinci insanoglunun soyutlamasina ve de her turlu software ine yer etmis ve sorgulanmayan, soyut degerlendirme degerlerine sunar.   Iste bu sunum, ya insandan bilgiden bilimden bilisden, evrensel hukuktan, insan haklarindan ve hak ve ozgurluklerden yanadir, ya da degildir.   Ya soyutlama yetisinin isletilmesi farkindaligini ve bilincini vermekten yanadir, ya da degildir.   Ya egitmekten, yetistirmekten, ve kendi kararini kendisi almasina yoneltmekten yanadir, ya da degildir.   Kisaca insanoglu ya bilgisayar gibi insanoglunu kullanir, degistirir, harcar, v.s. yani yonetir ve yonlendirir.   Ya da insanoglu insanogluna bir bilgisayar olmadigini kendi kendini yonetecek ve yonlendirecek soyutlama yetisine sahip oldugunu ve her turlu soyut degerler temelinde hareket yerine, bu degerlerin sorgulanmasini gosterir.   Kisaca insanoglu ya zihinsel olarak insanlasir ve insanlastirir, ya da insanoglu kalarak ve insanlasmayi onleyerek yasar.   Burada konu sadece insanlasmak degil, evrensellesmek bilimsellesmek ve bilissellesmektir.   Kisaca ya zihin degisimi ve devriminin farkindaligi ve bilincidir, ya da zihin farkindasizligi ve zihin yonleniminin teslimiyetidir. __________________ Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

evrensel-insan

evrensel-insan

 

Olay İle Olgu Farkı

Genelde bazi kavramlar anlam ve icerik olarak karistirilmaktadir.   Bu mesajda yukaridaki iki kavram arasindaki farki acikliyacagim.   Olay (actuality)- Belirli bir zaman, yer sar ve durumda meydana gelmis, olmus bitmis gozlemi olan bir harekettir.   Olgu(Fact)- Bilimsel olarak olmuslugu, teori ile ortaya konmus, teorisi test edilmis ve gozlem veren matematiksel/mantiksal Fiziksel ve de sosyal bir bilgidir.   Olayda, olmusluk sadece o an yer zaman durum ve sart icin gecerlidir. Baska bir zaman icin gecerli degildir. Yani gozlem olarak bir daimilik icermez. Dolayisi ile yanlislanmasi da mumkun degildir. Bilimsel bir icerigi yoktur. Belirli bir teorisi ve de test edilebilirligi de yoktur.   Olgu da ise olabilirligi, gozlemsel olarak yanlislanabilene kadar gecerlidir ve bilimsel olarak baglayicidir, tartisma disidir. Zamansal bir icerigi yoktur, cunku deneyimi her zaman yapilabilir. Gozlem olarak yanlislanabilene kadar, daimilik icerir. Yanlislanabilmesi gozlem ile mumkundur.   Tamamen bilimseldir. Test edilebilen teorisi vardir.   Isigin hizi bellidir ve olculebilir. Bir olgudur ve gozlem verir. Eger isigin hizi yine gozlem ile yanlislanabilirse, bu olgu gecerliligini yitirir.   Herhangibir seyin hizi ise bir olaydir. Sadece o an o yerdeki o fenomenin o sart ve durumdaki gozleme verdigi olcumdur. Ayni fenomen olsa bile baska bir yerdeki zamasndaki sart ve durumdaki hizinin olcumunde ayni sonucu vermeyebilir. Ayrica her bir fenomen, her bir farkli sart, durum, zaman ve yer icin de hizin olcumu degiskendir. Her bir olcum de bir olaydir.   Olay genelde bir hareketin kendi zaman yer ve sartinda olusmasidir. Iste bu olusumun dile getirilmesi o olayin aciklanmasidir.   Kisaca olayin mantiksal olabilirlik olasiligi olmus ve yerine gelmistir. Yanlislanmasi mumkun degildir.   Olgu da ise mantiksal olabilirlik olasiligi, hem teorisinin test edilmesi hem de her seferinde yerine getirilebilmesi gecerliligi vardir. Gozlem ile yanlislanabilir.   Mesela evrimsel olarak, bir kisim canlilarin dogumu bir olgudur, yani "canlilar dogar, yasar ve olurler" Bunu daimi gozlemlemek de bu cumleyi teorik olarak pratikte test etmekte mumkundur. Burada bir zaman belirtimi, yer belirtimi, durum ve sart belirtimi v.s. yoktur.   Yalniz, "Ali'nin dogumu" olaydir. Hem bir olgunun gozlem veren bir parcasidir, hem de Ali o yer, zamasn, durum, sart ta dogmustur. Bu dogum, zamansal olarak bitmistir ve yanlislanamaz.   Kisaca soyle de diyebiliriz.   Olgu daimi gecerlidir ve zamansizdir. Yanlislanabilir Gozlemi de daimidir.   Olay oldugu an gecerlidir ve zamanlidir. Yanlislanamaz Gozlemi sadece o zaman, yer, durum ve sart icin gecerlidir. Hem olayi veren fenomene/lere hem de yer, zaman, sart ve duruma gore de degiskendir.   Burada olgu ve olayi, gercek ya da dogru ile karistirmamak gerekir.   Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

evrensel-insan

evrensel-insan

 

Pansiyon'un adı Çingeneydi ve zakkum çiçeklerinin arasında bir yerdeydi

Pansiyon: Çingenem Yer: Karaöz / Kumluca / Antalya Yıl: 2006 Zakkum çiçekleriyle kaplıydı. Salaş mı salaş fakat bir o kadarda sevimli sahipleri vardı. Alçak gönüllü sevecen ve çok güzel insanlardı. Koca bir dağın yamacında sanki kendince ben buradayım diye haykıran bir pansiyondu. Pansiyondan denize veya denizden pansiyona gitmek oldukça çetrefilli bir yürüyüş gerektiriyordu ama çok neşeli bir yürüyüş...   Acaba hala orada mı? merak ediyorum. Oraya yolu düşen birisi lütfen yazsın...

Admin

Admin

 

İnanç Özgürlüğü

Isvicre, ulkesinde bulunan tum islami orgut ve kuruluslari yasaklama karari aldi.   Daha once de camilerde ezani yasaklamisti.   Simdi bu bati'nin ve dunyanin en cagdas ulkelerinden biri olan ve her turlu sosyo-etik fark cesidine ev sahipligi yapan bu ulkenin bu yaptigini "inanc ozgurlugu" temelinde degerlendirelim.   Nedir inanc ozgurlugu?   Bir kisinin ya da inanc grubunun inandigi bir degeri yasam ve iliskisinde hak ve ozgurluk olarak kullanmasi.   Burada aslinda bu yukarida yazilan cumleyi formel ve sadece yazildigi gibi algilar ve digger yonunu goremezsek, evrensel hukuk ve insan haklari temelinde hem Isvicre'nin hem de dusuncve de ve davranista, sanki inanc ozgurlugune karsiymisiz gibi bir algi dogar.   Nedir bu cumlenin digger yonu.   Bir kisinin ya da bir grubun inandigi bir degeri yasam ve iliskisinde baskasinin hak ve ozgurlugune mudahele etmeden, ona baski kurmadan, onun hak ve ozgurlugunu elinden almadan hak ve ozgurluk olarak kullanilmasi.   Iste aradaki en onemli fark budur. Yani bir toipluma ya da kisiye hic kimse kendi inancsal degerini hak ve ozgurluk kisvesi altinda dayatamaz. Yani baskasinin hak ve ozgurlugunu ihlal edemez.   Dolayisiu ile bu tek tarafli algi sadece "kendi hak ve ozgurlugunu digerleri uzerinde ust ve hakim kilma/ bunu baski ile zorla herkese inanc olarak dayatma" algisidir.   Zaten bu sadece inancta degil; her turlu iktidar politikasinin kendi ideolojisini izmini ve her turlu degerini dayatmada da yansir.   Ornek verelim.   Bir kisi "Kadin taslamak, diri diri gommek, linc etmek, kirbaclamak, iskence etmek, tecavuz etmek v.s. benim inancim ve de dolayisi ile hak ve ozgurlugum" dediginde, burada gormek istenmeyen nokta "peki senin tasladiginin, diri diri gomdugunun, linc ettiginin, kirbacladiginin, iskence ettiginin, tecavuz ettiginin v.s. hak ve ozgurlugu ne olacak?   Iste bu gorulmek istenmeyen bilinc, sadece "hak ve ozgurlugu kendine yontma ve uzerine her turlu baskiyi, zorlamayi ihlali uyguladiginin hak ve ozgurlugunu algilayamama, gorememe"   Iste Isvicre bunu gordugu ve algiladigi icin, ulkesindeki tum islami gruplarin faaliyetlerini yasaklamistir.   Cunku gormustur ki, onlarin inanc hak ve ozgurlugu, baskalarinin her turlu yasam dahil; hak ve ozgurlugunu elinden almaktir.   Umarim ulkemiz ve toplumumuz da her deger konu ve kavramda bir gun bu duzeye ustelik ihlalinin farkindaliginda ve hak ve ozgurluklerin sosyal birliktelik bilincinde ulasacaktir.

evrensel-insan

evrensel-insan

 

BOP Yerine, Türkiye ve Orta Doğu Halklar Birligi

Bilindigi gibi, Osmali devrinde, Turkiye ve O.Dogu halklar olarak bolgesel birliktelikler yasiyordu. Bu birliktelikler etik temelde hem dini/mezhepsel hem de milli/etnik birlikteliklerdi.   Ornek olarak; turkler, kurdler, aleviler, sunniler, turkmenler.   Osmanli savasi kaybedince ve Turkiye ve O.Dogu sekillendirilirken cizilen sinirlar aslinda bunu hic dikkate almadilar. Bilhassa Turkiye, Iran, Irak ve Suriye sinirlari cizilirken, bu birliktelikler ayni "Berlin duvari" gibi bolundu.   Ayni aileden suleleden kisiler, bu sinirlar yuzunden birbirlerinden ayrilmak zorunda kaldilar.   Bugunku O.Dogu'nun geldigi durumda, bu bilinc ve farkindalik olarak daha da belirlendi.   Mesela Kobani yerlesim merkezindeki cogu kisinin, karsisindaki Turkiye sinirinda akrabalari var. Bu butun 900 k.m ve Iran siniri icin de gecerli   Benim dusuncem, evrensel-hukuk insan haklari ve hak ve ozgurlukler acisindan bir cesit yaratilacak "diplomatic birlik" yani bu ulkerler arasi sinir andlasmalari ile bu ulkelerde yasayan akrabalarin yakinlarinin biri biri ile gorusebilme kolayliginin saglanmasi.   Bir cesit "Avrupa Birligi" pasaport kontrolunun ortadan kalkmasi ve sanki ayni ulke de yasiyorlarmis gibi, biribirleri ile gorusebilmeleri. Bu dusunce de BOP'taki gibi, ne petrolvari ekonomik bir cikar, ne mikroatrimcilik gibi politik bir cikar, ne yonetim/yonlendirim ve kullanim gibi iktidar cikari, ne de bir stratejik cikar yok.   Sadece insani olarak bolgede yasayan ve ayni etik degerleri paylasan ve akraba olan halklarin evrensel hukuk insan haklari temelindeki iliski hak ve ozgurlugu soz konusu.   Ben aslinda pratikte her beyni calisanin ve cagdas olmak isteyenin, butun bu olanlardan bu dusunceyi algilayabilecegini dusunuyorum.   Aslinda batinin da halklarinin bu temelde dusunce uretmesi ve birlesmesi, bu dusunceye destek verecek.   Tabi butun bunlarin saglanabilmesi her bir butunlugun parcasi olan ulkenin durumu algi bilinc duzeyleri iktidarlari ve ulke yonetimleri farklilik gosteriyor.   Ayrica bu dusunceye sicak bakmalari da onlara bir suru cikar farklarinin kaybini getirecek.   Yalniz boyle bir dusunce mucadelesinin halklar arasindaki ortak ses verisinin yanki bulacagini ve duyulacagini dusunuyorum.   En azindan son uc gundur Turkiye de olanlar ve provakasyonlar, ISID, Hizbullah, PKK ve devlet polis/sivil provakasyonlari halklar icin sokaga cikan ve demokratik hakkini kullananlari bu provakatorlerden farkli kilacak.

evrensel-insan

evrensel-insan

 

Halk Düşmanlığı

Bugun basta Turkiye ve O.Dogu'da emperyalizmin mikroayrimci ve "kaybet kaybet" cikar politikasi, kendi tutuculugunda geliserek halkdusmanligina donusmustur.   Nedir halk?   En basit tabiri ile sosyo-etik degerlerin en basta etnik ve de mezhepsel degerlerini ortak paylasan bir topluluktur.   Peki, halk dusmanligi nedir?   Yine en basit tabiri ile, bir halka; belirli bir ideolojik inancsal ve etik karsitlik temelinde ustelik bu temellere degil, bu temellerin mensubu olarak sucladigi bu topluluga dusmanliktir.   Denilenlerin daha net algilanabilmesi Adina; bu ideolojik inancsal izmsel ve etik deger sahipleri ile, bunlari dusmanligi halka tasimaya ornekler verelim.   PKK'ya duyulan dusmanligin, kurd halkina tasinmasi   ISID'a duyulan dusmanligin musluman halka tasinmasi   Terore, ya da bir diktatore duyulan duyulan dusmanligin kisaca halka tasinmasi.   Birincisi hic bir halk, kendi Adina terror yapan her kimse ve hangi orgut ise onun ile ozdeslestirilemez.   Terore, diktatore v.s. kizip, halk cezalandirilamaz.   Burada belki ideolojik inancsal ve izmsel dusmasnlik bir savasim getirebilir, ama bunlarin halk ile ozdeslestirilmesi ve bu savasimin halka tasinmasi acik bir sosyal fasizmdir.   Tabi ki her bir sosyal fasizmin, siyasi cikar temeli vardir.   Tarihte terror hareketi, zaten halka dusmanlik olarak cikmistir. Cunku rasgele her turlu insan canini katletmenin tek tanimi budur.   Buradaki en buyuk tehlike ise, ayni ideolojik inancsal ve izmsel temelde; halklarin biribirine duydugu dusmanliktir ki bu da zaten kitlesel savas katliamidir.   1. ve 2. Dunya savaslarinda bu kitlesel katliam savasa katilan her bir sosyo-etik farkta yasanmistir. Ideolojiler, inanclar, izmler etik degerler v.s. soyut degerlerdir ve herzaman dusunce ve bilgi bazinda birbirleri ile tartisirlar.   Sorun, bu soyut degerleri bil fiil uygulayan hareketleri, uygulayandan alip halka tasimaktir.   Her bir halkin bunyesinde her bir ideolojik inancsal izmsel ve etik siyasi v.s. farklar zaten mevcuttur.   Buradaki sorun, kendi ideolojik inancsal izmsel politik cikarini buradaki halkin somurusunde bir paravan olarak kullanmak ve de karsi tarafa kullandirtmaktir.   Dunyanin bugun cesitli cografyalarinda etnik olarak kurdler, din olarak muslumanlar yasamaktadir.   Burada emperyalizmin oyununa gelip, hangi akila kulluk; diyelim kurd ile bir PKK, PYD, YGS v.s. ve de musluman ile, ISID, El-Kaide, El-Nusra Hizbullah v.s. ozdeslestireilebilir.   Yani bu terror orgutlerine zaten her insanoglu karsidir, peki bu karsilik nasil olurda bir halka (kurde ve muslumana) tasinabilir?   Zaten bu tasima tam da emperyalist zihniyetin; ideolojileri inanclari izmleri v.s. biri biri ile savastirmasina degil; bunlari halklar ile ozdeslestirmesinin de insanlikdisi bir zihniyetidir.   Yani burada sorun, sadece soyut degerlerin somuta tasinmasi degil; bu somutun terorden halka tasinmasi ve savasimi halklar arasina tasimasidir.   Bu hem tum bir halkin niteligine saygisizlik hem de onlara bir teroru laik gorme vicdansizligidir.   O yuzden herkes kendi inancini ideolojisini izmini beyninde tekrar degerlendirsin.   Eminim, her insanliktan yana olan beyin; zaten ideolojisi inanci izmi ne olursa olsun, neye dayanirsa dayansin; hic bir terror hareketini ve terorizmi desteklemez.   O zaman burada bir sorun yok, yani terorun onemi; ideolojisinde inancinda ya da izminde degil; dusunce ve eylemindedir.   Peki sorun nerde?   Birincisi bu terror hareketinin somurdugu ve kullandigi etik deger tabaninda, ornek kurd ve musluman   Ikincisi de bu somuru ve kullanilmaya canak tutan farkli ideoloji inanc ve izm tabanlarinin; karsi oldugu bu terorizmi, somurdugu ve kullandigi taban ile ozdes tutmakta.   Uzun lafin kisasi, terore karsi cikalim, provakasyona karsi cikalim, vandalizme karsi cikalim, her turlu yikima karsi cikalim v.s. ama; emperyalizmin oyununa gelip te; tum bunlari bir halka mal etmeyelim.   Her turlu halkin her turlu hak ve ozgurluklerini evrensel hukuk ve insan haklari temelindeki talerplerine katilalim, destek verelim, savunalim. Tum halklari terorizme karsi savasta ortak kilalim.   Emperyalist zihniyetin bu insanlik disi cikarci ajitasyon ve koruklemelerine; hangi inancta ideolojide izmde olursak olalim ama; halklar Adina "gaza gelmeyelim"   Guncel olarak;   PKK, YPG, KCK, Kandil, PYG ve de bilimum terrorist orgut; kurd halki degildir. Bunlara dusmanlik kurd halkina tasinamaz. Kurd halki haklari icin eylem yapanlarda bu terror orgutleri ile bir tutulamaz.   El-Kaide, ISID, El-Nusra, OSO, Hizbullah ve de bilimum terrorist orgut, musluman halklari degildir. Bunlara dusmanlik, musluman halklarina tasinamaz. Muslumasn haklari icin eylem yapanlar da bu terror orgutleri ile bir tutulamaz.   Cunku bunlari yapmak, tam da emperyalist zihniyetin istedigi halk dusmanligi ve halklar arasi savastir. O da bu savastan her turlu cikarini saglar, parseyi toplar iki savasan tarafi da besler ve ikisinin bir biri ile savastirir.   Herkes bir ideolojiye inanca izme v.s. sahip olabilir unutulmamasi gereken, halkin ise mensuplari olarak ayni haklktan olup farkli ideolojilere inanclara ve izmlere sahip oldugudur.   Halkin hakki soz konusu oldugunda bu halk bunyesindeki farkli ideolojiler inanclar ve izmler, halkin ortak cikari olarak birlesir.   Kurdler ve muslumanlar halktirlar ama PKK, ISID terror orgutudur.   Eylemlerde halklari koruma savunma ve destekleme Adina, bu terror orgutlerinin her turlu saldirisina yoneliktir.   Herkes "halk dusmanligi" yapip yapmadigini bir daha ideolojisi inanci izmi etik degerleri temelinde birdaha ve guncel olarak yasananlarin oldugu anda, gozden gecirsin.

evrensel-insan

evrensel-insan



×

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.