Zıplanacak içerik

Bloglar

Seçilmiş Blog Başlığı

  • simin

    Bağnu...

    Gönderen: simin

    2016/20 ocak akşam 21:00 Son konuşmamız sen bu dünyadan gitmeden 5 gün önceymiş... bilemezdim öleceğini... bilseydim hiç kızarmıydım sana...hiç sesimi yükseltirmiydim ? Asla.
    Kızdım sana çünkü;sen kendini çok fazla üzüyordun sen kendini asıl kahredecek olan kişiden fazla kahroluyordun.evet o senin kardeşindi daha 26 yaşında biri 6 yaşında biri 3 aylık bebeğiyle eşini kaybetmeye dayanamazdı.ama dayandı senden çok daha fazla. Kardeşin o trafik kazası neden oldu, nereden geliyordu eşi yanında kim vardı gerçeği öğrendiği zaman canının acısı nefrete dönüştüğü için çok dirayetli durdu ağlamadı.çünkü aldatılan kadının canı başka yanar. O kucağında bebeğiyle diğer kızına ileride neyi nasıl anlatacağını düşünüyordu.Onu aldattığı için normalde de ölmesini dilerdi emin ol! Son konuşmamız 1 saat 30 dakika konuşmuşuz yettimi yetmedi tabi ki. Hem ağladık hem de çok güldük ama sen "ağlerken güldürdün yine beni p.ç" dedin ya bana ☺ ben bu kelimeyi artık çok seviyorum.Hele sen 1.85 boyuna orantılı 41 numara ayaklarına ayakkabı bulamadığında o küçük yerde ben sana burdan alıp yollarken en hoşuma giden şey yine sana p.çlik yapmaktı.Kankaa bi ayakkabı buldum atıyım resmini dediğimde heyecanla beklediğin resimlerin 46 numara erkek sivri burun ayakkabı olduğunu gördüğünde de "sen insanmısın şindi ayvaan p.ç" dediğinde mağaza içinde tepinerek gülmeyi çok özledim.bana p.ç demeni özledim. bilseydim istediğin o mor ojeyi sana hemen ertesi gün kargolardım. sen ölünce mezarına getirdim koydum ama ne fayda. bende olan herşey sana çok güzel gelirdi bazen sanada aynısından alırdım bazen tipik boğa'lığımla inat edip bencilce sana vermezdim eşyalarımı.şimdi mi? aklından geçeni önüne sererdim olsan!
    biz insancıklar kaybedince anlıyormuşuz ya değerini kaybettiklerimizin ben bunu sende çok ağır tecrübe ettim kanka.
    • 1 yorum
    • 2.144 görüntü

Sitemizdeki Bloglar

  1. Siz hiç filmlerdeki gibi bi aracı taksiyle takip ettiniz mi? Ben ettim valla, hem de bir belediye otobüsünü. Yine kulağa aptalca geliyor biliyorum ama benim başıma gelen hikayeler kulağa hep tuhaf geliyor ama tümünü anlatınca kendi içinde bir bütünlüğü var yemin ederim.

     

    Hayatta en dayanamadığım, baktıkça kendimden geçtiğim kişisel eşyalarım ayakkabılarımdır. Her hafta bir ayakkabı alsam yine de sıkılmam o kadar yani. Gerçi bu aralar ayakkabı perhizindeyim, yeni evimde koyacak yer bulamıyorum. Hepsi gözümün önünde olmayınca da hatırlayıp giyemiyorum. Neyse uzun lafın kısası ayakkabılara aşığım ve o dönem yeni bir ayakkabı almışım. Böyle siyah, yüksek ökçeli, bilekten bağlamalı, fiyonklu Guess marka nefis bi parça. Ankaranın çukurlu yollarında yürüyemediğimden mücevherlerimi torbaya koymuşum, ayağımda siyah spor ayakkabılarım var. Tüm şıklığım torbadaki mücevherler ayağımda olmadığından bozulmuş, hızlı hızlı yürüyorum kızı okuldan alıcam. Alıyorum da nitekim, anneme gitmek için 413’ e biniyoruz. Bilenler bilir, 413 Çankaya civarında en çok geçen otobüstür, her 3-5 dakikada bir yeni bi tanesi geçer. Kızla bir yer bulup oturuyoruz, bayağı tıklım tıklım otobüs. Durakta indiğimizde elimde torbamın olmadığını farkediyorum. O anki yaşadığım ani üzüntüyü kelimelerle ifade etmem mümkün değil gerçekten. Yani sanki yangında tüm malımı mülkümü kaybettim, üstüne de beni işten attılar. Koşarak kızı annemlere bırakıyorum, ben hoooppp bi taksiye atlıyorum. “Önümüzdeki belediye otobüsünü takip et” diyorum şoföre.

     

    “Hangi belediye otobüsü apla?” diyor.

     

    Adam haklı önümüzde bi belediye otobüsü filan yok nitekim.

     

    “Sen sür, biraz hızlı sür hatta. Karşımıza çıkacak birazdan”

     

    O kadar endişeliyim ki, tüm yol boyunca hop oturup hop kalkıyorum. Nihayetinde bir 413’e rastlıyoruz.

     

    “Önüne kır” diye hafif bir çığlık atıyorum.

     

    Tam durağın önünde hakkaten de otobüsün önüne kırıyor. Koşarak otobüse biniyorum. O kadar telaşlıyım ki, yolcular bana müsaade ediyor. Şoföre biraz önce o otobüsten indiğimi, elimdeki torbayı unuttuğumu söylüyorum. Sonra da kalabalığı yararak oturduğum yere geliyorum. Ama torba morba yok tabii. Koşarak iniyorum. Kendi taksime atlıyorum tekrar. Bu arada benim taksi tüm trafiği dağıtmış, dörtleri yakmış beni bekliyor.

     

    Şoföre:

     

    “Bu otobüs değilmiş, daha hızlı sür bir öndeki olmalı” diyorum.

     

    “Apla sen 413 den bahsediyorsun, her beş dakika da bir geldiği hesaplanırsa bizim senin torbayı unuttuğun otobüse ulaşmamız pek mümkün değil” diyor.

     

    Sinirli bir şekilde “sen devam et” diyorum. Fikrini soracak olsam zaten sorardım di mi cık cık cık.

     

    Bir, iki, üç, beş tam altı tane 413 durduruyoruz yol boyu. Adam iyice meraklanıyor. Ne olabilir ki o torbanın içinde? En sonunda dayanamayıp soruyor. Ne diyeceğimi şaşırıyorum. Ayakkabılarım desem, hayatta bir ayakkabı için gösterdiğim çabaya inanmaz. Zaten ben de o kadar koket görünmek istemiyorum. Hemen hızlıca bişeyler yazmaya çalışıyorum ama nafile. Hadi çalıştır saksıyı Banu. Birden meraklı gözlerle bana dikiz aynasından bakmakta olan şoförüme yaşlı gözlerle bakarak karşılık veriyorum.

     

    “Geçen sene kaybettiğim babaannemin bana aldığı son hediyeydi”.

     

    “Çok üzüldüm apla, başın sağolsun” diyor.

     

    Ohhh zekice bir hareketle adamı savuşturdum. Gerçi “neydi o hediye apla?” diye sorsa sıçmıştım biraz ama neyse.

     

    Velhasıl 6-7 otobüs durdurduktan sonra adam vazgeçmemizi söylüyor.

     

    “Nereye parkeder otobüsler işleri bitince?” diyorum.

     

    “Altınpark” diyor. Ama yüzünde pis bir gülümseme var.

     

    “Tamam Altınpark anasının nikahı biliyorum, taksi parası bayağı bir yüklü tutacak. Ama şuan elimde hiçbirşey yok diye” düşünüyorum. “Zaten yolun yarısına geldik, en azından torbamı bulma şansım hala var”.

     

    Bir yandan akşam bayağı da bastırıyor. Kızımla ve annemle sürekli telefondayım. Ya nedir bu akşam akşam başıma gelen.

     

    Otobüslerin durduğu yer hiç de hayalimdeki bir yer değilmiş ki. Böyle sıra sıra ceset otobüsler yolun kenarına dizilmişler. Ufacık bir klübe var içinde soba yanıyor. Sobanın başında otobüs şoförü amcalar. Nerden mi biliyorum? Yüzüme o ağlak ifadeyi takarak içeri girdim taksiden indikten sonra. Kırmızı paltolu, ağlak suratlı, 30 lu yaşlarda bir kadının öyle fütursuzca içeri girdiğini gördüklerinde yerlerinden kalktılar. Artık biraz da kaşarlanmış olan hikayemi onlara da anlattım. Durumuma öyle çok üzüldüler ki, kendimi nefret edilesi hissettim ya. Offf offf.

     

    Neyse tüm otoobüsleri aradık. Yok yok yok. Benim cici, güzel, harika, 40 numara pabuçlarım muhtemelen onların güzelliğinden hiç anlamayan salak bir karının kolunda gitti. Hay Allahım çıldıracağım yahu. Ayakkabılar gitti bir de 60 TL kaçtı bana. O an gerçekten japon çizgifilmlerindeki kahramanlar gibi iki yandan gözyaşlarımı fıskiye misali fışkırtırcasına ağlamak istiyorum. Durumuma öyle çok üzülen bir şoför amca “hadi sakinleş kızım seni evine bırakalım” diyor. “Tamam” diyorum boyun eğerek. Beni 413 numaralı halk otobüsüyle eve bırakmalarına müsaade ediyorum.

     

    Şaka yapmıyorum eve halk otobüsüyle bırakıldım. Ve hikayenin en ama en güzel tarafı aklımda yanan bir ampül sayesinde neredeyse çığlık atacak olmamdı. . Hani geçmişte olanları tek tek tararsınız ya, bende aklımda öyle bir tarama yaptım nasıl bırakmış olacağıma dair. Veeee bingo! Saniye saniye gözümün önüne geldi görüntüler, Kızı ve montunu alıyorum. Montu giydirirken ayakkabıları kreşdeki sandalyeye bırakıyorum. Ayakkabılar kreşteeeeJ Hay Allahım sen ne büyüksün Şoför amca beni dikiz aynasından dikizlerken yüzümdeki kocaman gülümsemeye engel olmam çok zordu ama nasıl sevinmezdim ya. Neyse bu hikaye de böyle bitti.

     

    Elimde Guess ayakkabılarım, kıçıma kaçmış 60 TL veeeeee Amerikan filmlerindeki gibi hep yaşamayı arzu ettiğim bir kovalamaca sahnesi. Hmmm hiç fena değil…

    www.biyolojikanne.blogspot.com

    • 1
      başık
    • 0
      yorum
    • 5133
      görüntü

    Son Başlıklar

    andymiles96
    En Son İleti

    I am Robert White. I am now fortunately married with a Chinese wife, and a father of four wonderful daughters. I create professional sites and business solutions software such as Point-Of-Sale System, Sales and Inventory, Payroll and Timekeeping, etc. You can view my profile at latvian datingchinese brides mail order. I use most of my time sitting infront of the pc and at the driving range on] weekends.

    • 1
      başık
    • 0
      yorum
    • 2653
      görüntü

    Son Başlıklar

    Promosyon ürünleri sektörünün vazgeçilmez vip malzemeleri arasında en fonksiyonelleri promosyon flash bellek sayabilirim. Çağımızda teknoloji çok sık gelişiyor. Açıkçası ilk zamanlarında ki fiyatları ile kıyaslanamayacak kadar artık ucuz flash bellekler…

     

    Biz promosyon ürünleri ticareti yapan firmalar için, zamanında ve sorunsuz promosyon ürünü teslim etmek vazgeçilmez kriterlerimizin başında gelmekte. Özellikle promosyon flash bellek modellerimiz de kullanılan chipler ömür boyu garantilidir. Kişiselleştirme araçları ise çağımıza uygun yöntemlerle; Çizilmez full renk baskı, damla baskı yada lazer markalama yöntemleri ile; Logonuzu, sloganınızı veya markanızı şık görünümlü usb flash belleklerimizin üzerinde yakışan görünüm sunmaya yarıyor. Kimi modellerimiz ise su geçirmezlik ve toza dayanıklı olmaları ile hor kullanıma müsait özellikler sunmakta. Ucuz Flash Bellek Fiyatlarımız, usb flash bellek modellerimiz, teknik özellikleri konularında detaylı bilgi için tıklayabilir, telefon ile bilgi almak için iletişim bölümümüzden bize ulaşabilirsiniz.

  2. Arkadaşlar merhaba. Bir proje yarışması var ve tam mimarları ve mühendisleri ilgilendiriyor. Amaç beton ve çimento için alternatif kullanım alanları yaratmak ve ekolojik tasarımlar oluşturmak. Kazanan arkadaşlar akçansa da staj yapabilecekmiş ve ayrıca para ödülü de warmış yarışma ya en az 2 kişi katılabiliyorsunuz..

  3. Her şeyden bıktım

    uyanmaktan bıktım

    konuşmaktan bıktım

    düşünmekten bıktım

    insanlardan bıktım

    yalanlardan bıktım

    sevgisizlikten bıktım

    ikiyüzlülükten bıktım

    zorluklardan bıktım

    hayatımdan bıktım

     

     

  4. politika
    En Son İleti

    Sikayetimiz yok

     

    Isimiz var

    Karnimiz tok

    Yiyoruz

     

     

    Ot büyütüyoruz

    Tirnak büyütür

    Milli geliri

    Ve gecmisi büyütüyoruz biz

     

    Sokaklar bos

    Bilanco mükemmel

    Ortalik suskun

    Suskunluk da gecer birgün

     

    Ölen ölür,rahmet kesilir

    Kalan miras bizimdir.

    Savas cikmiyor?

    Onun da vakti gelir.

     

    Otlari kemirip

    Tirnak kemiriyoruz

    Milli gelir ve gecmisten

    Icimizi yiyoruz

     

    Gizlimiz yok saklimiz yok

    Durmayalim diyoruz

    Caktirmayalim hic sözümüz yok.

     

    Saatler kuruldu

    Saflar tutulu

    Bulasiklar yikanmis

    Son otobüs kalkiyor

     

    Bombos

    Kimsede ses yok

    Daha ne bekliyoruz?

     

    H.M.ENZENSBERGER

     

     

    WEIMAR ANAYASASININ ÜC MADDESINDEN MADDE 1

     

    Devlet gücünü halktan alir!

    -Ama kim alir?

    -öyle ya,kim alir bu gücü?

    Alan cikar elbet!

    Polis cikar!

    -Nicin cikar?

    Cikiyorlar bakin.

    -Yolculuk nereye böyle?

    Öyle ya,bu kez nereye?

    -Ne demek nereye?Elbet bir yere!

    -Bir yeri kolluyorlar.

    Yuvasini kolluyorlar.

    -Peki neyin yuvasini?

    Duur!Durdu kolluk kuvveti.

    Birilerinin durdugunu gördü.

    -Neyin durdugunu gördü?

    Birilerini gördü dururken.

    Ve devletin kolluk kuvveti haykirdi birden.

    -Dagilin!

    -Dagilmak mi?

    -Dagilin,dedik!

    Yol ortasina yumruk gibi inmis

    Top gibi toplanmis kimisi

    Derken iclerinden biri soruvermesin mi?

    Soruvermesin mi,niye,nicin?

    Sormaya kalmadi,

    Sorulur mu!devirdi asagi,devlet bu!

    Devrilir asagi!

    Neydi o devrilen?

    Nicin devrildi birden?

    Bakin devletin gücü:Birseyler var icinde isin.

    Taa icinde bokun

    Kimileri icin icin

    Neymis icinde bu bokun?

    Girtlak desik bagirsak disarda

    Kim bunlar da?Aa?Bunlar halk!

    Halk mi bu?Gercekten halk mi bu?

    Evet halkin gercegi bu!

     

    B.BRECHT

     

     

    Bu iki siiri sokaklarda dögülen ögrencilere,Ankarada buz gibi suda islatilan Tekel iscilerine armagan ediyorum.

     

    saygilarla

     

    • 1
      başık
    • 0
      yorum
    • 1085
      görüntü

    Son Başlıklar

    TÜRKİYE'DE İLK DEFA UYGULANAN BİR İNTERNET SİSTEMİNDEN FAYDALANARAK ; Sadece İnterneti Kullanarak Dahi Çok İyi EK Gelire ya da TÜM Gelire Ulaşabileceğiniz,Dünyanın En Büyük Firmalarından Biri İle Çalışma İmkanı Sunuyoruz..."

     

    içerikli ilana , ayrıntılı bilgi almak istediğiniz cevabınız bize ulaşmış durumdadır.

     

    Lütfen aşağıdaki linki tıklayarak başvuru formunu doldurunuz.Başvurunuz siteme kaydolduğunda işin ayrıntılarıyla ilgili mail ya da telefon yoluyla yetkililer tarafından bilgilendirileceksiniz.

    http://www.ortakheyecan.com/onlinegelir

    • 1
      başık
    • 1
      yorum
    • 5218
      görüntü

    Son Başlıklar

    MİKALİKA
    En Son İleti

    Aslında başlamak bitirmenin yarısıdır diye öğrenmiştim hayatım boyunca ama bu yaşadıklarımdan sonra hayatın nerde başlayıp nerde sonlandığını sorgulamak gerçekten normal gibi görünüyor….

     

    1996 yılı haziran ayı

    Oklu bitmiş tüm heyecanımla hayata atılacağımı düşünüyorum her gencin hayal kurduğu gibi…..

    Aslında vasıflı biriyim de ama neden benim seçildiğimi asla anlayamayacağım sanırım Kemal ben acizane KARAKALP…….. ne kadar çok çığlık atarsan o kadar çabuk sana gelirim…..

    Hava o kadar sıcak ki bulanltıcı derecede atlet sırtıma yapıştı sanki . Babamın küçük bahçesine tel örgü çekiyoruz . nasıl katlanılır bu duruma yaaa .. babam duymaz büyükbabam duymaz ben ortada off ya benim zeyneple buluşmam lazım kaç gün oldu onu görmeyeli Aşkım benim…

    Ben dalmışım kendi hayallerime tokadın nerden geldiğini anlamadım sanırım hayatım boyunca büyükbabamin ilk tokatı bana

    Ama adam haklı ben öyle deli deli düşünürken bağ makasını adamın eline dürtmüşüm…

    En son arkamdan bağırdığını duydum

    -Buraya gel dedim sana Kemal

    Tabi asla dönmedim ama o tokadı da asla unutmayacağım zaten o tokattan sonra her şey daha da kötüleşmeye başladı büyükbabam den uzaklaşmak sanırım iyi bir fikir değildi. Her zaman çok hayal kurdum ama bu rüyalar gittikçe kötüleşiyor bir şeyin beni çağırdığını hissediyorum

    Ter içinde uyanındım yine çok kötü oldu gceleri uyumak istemiyorum sanki bir şey beni ele geçiriyor. Nerdeyse doğum günüm yaklaşıyor yazın en sıcak günleri hayta hayta okul bitti biraz daha gezmeliyim birde Zeynep var o kadar güzel ki elleri küçücük kocaman iri iri gözleri simsiyah 3 yıldır birlikteyiz Zeynep le her şeyim benim o

    Bu arada iş buldum mobidick cafe de aslında çok güzel bir iş ben seviyorum şafak abi çok iyi biri yurt dışından gelmişler Fatma abla ile ve bana inanıyor sanki babam gibi ne yaparsam ne söylersem destekliyor işin en güzel tarafı Zeynep her gün geliyor . gerçi işleri biraz aksatıyorum ama olsun zeynepe her şey değer

    Zaten Şafak abi de çok seviyor beni .. bir şey demiyor günlük birkaç saatlik kaçamağıma…

     1996 yılı temmuz ayı

    Güneş battıktan sonra her şey giderek kötüleşiyor rüyaları ve beni çağıran o sesi artık uyanıkken de duyabiliyorum sadece zamanı yaklaşıyor diyor

    -Zaman yaklaşıyor hazır ol

    Metalik bir ses bu sanki microfondan konuşuyor biri kimsenin olmadığında güneş yerini geceye bıraktığında başka şeyler oluyor etrafımda anlamaya çalışıyorum sanki ben başka bir şeye dönüşüyorum her gün daha bir yorgunum

    İşe gidemez oldum uyumamak için direndiğim her gün daha çok yatağa bağlanıyorum

     1996 yılı 2 Ağustos

    Artık nerdeyse hergün yataktayım çok az uyanıyorum ailem başımda hergün bir başka doktor geliyor benim yanıma beni muayene ettikten sonra herkesin başı önde imkansızlıklar içinde hiç umut yok

    Artık dualar okunuyor tamamen baygınım duyduğum tek şey o ses sağır edercesine güçlü tek şey söylüyor;

    -Zaman geldi hazır ol

    Bilmyorum neye hazır olmalıyım nerdeyse bir bir aydır baygın haldeyim ne oluyor bana koluma taktıkları serum artık acı verıyor aldığım her ilaç daha çok canımı yakıyor neye hazır olmalıyım

    -Neden ben

    Daha on sekiz yaşımda bile değilim neden bu haldeyim

     4 Ağustos

    Büyükbabam yanımda kulağıma bir şey fısıldıyor yarı baygın halde duymaya çalışıyorum anlaya bildiğim tek şey

    -Senin sıran geldi hoşça kal .

    Bir anda yatağımdan fırladım ne demek bu hoşça kal nereye gidiyorum ben nerdeyse gece yarısı sonra sessizce yatağıma düştüm herkes başımda annem babam Zeynep kızkardeşlerim sıla ve belma her şeyin karardığını hatırlıyorum sonra bir çığlık ve tamamen sessizlik Artık korkmuyorum bu bir ölüm değil sanki bir başlangıç her yer bembeyaz ışık her yeri kaplıyor bağırıyorum

    Neden buradayım neresi burası lödüm mü cennetemiyim kimse yok mu

    Cevap yok zaman yok hiçbirşey yok sadece ışık tüm bedenimi isitan heryerimi kaplayan ışık artık bitkinim yine o ses artık rürayalımda olduğu gibi değil daha sıcak

    -Ben aspia gücün ve egemenliğin tanrısı dünyada beni temsil etmek için sen seçildin

    -Neden ben ben kimim

    -Sen benim soyumdansın kemal Dünya var olduğundan beri her bin yılda bir temsilcim olur gücün ve adaletin temsilcisi

    -Ben nasıl senin soyundan olabilirim sen bana bir tanrı olduğunu söylürsun

    -Bana inan kemal aradığın cevaplar burada değil yine dünyada

    -Ben ölmedim mi

    -Şimdi geri dönmelisin aradığın cevaplar seni bulacaktır artık benim bir parçamsın

    Yine bayıldım üzerimde beyaz bir örtü var her yarde ağlama sesleri burası bizim evimiz ne oluyor neden ağlıyor insanlar ben ölmedim

    Annem koştu önce beni yatakta doğrulmuş görünce yere düştü

    -Anne ben ölmedim buradayım diye bağırdım

    Babam koştu odaya beni yatakta görünce düşmemek için kapıya tutundu oğlum kemalim başladı bağırmaya babamı duyan herkes odaya koştu Zeynep boynuma atladı nasıl diye bakıyordu herkes gözüme nasıl olurda biri öldükten 8 saat sonra uyanır hemen üzerime bir şeyler ayarladılar dışarı çıkmak istiyordum temiz havayı ciğerlerime kadar çekmek toprağa basmak istiyordum yalın ayak

    Ve 5 Ağustos benim doğum günüm bugün gerçekten benim doğum günüm

     

     

    2

    Aradan birkaç gün geçmiş ben ayaklanmıştım . evet 5 Ağustos benim doğum günümdü ama büyükbabamide aynı gün kaybetmiştim . Yaşadıklarımın kötü bir rüya olduğunu varsaydım hep evde hiç kimse bir daha konuşmadı bunu ben ölmüş ve tam sekiz saat sonra yeniden dirilmiştim .

    Sanki hiç bir şey olamamış gibi geçip gidiyordu günler. Ta ki eylül ayının 14. Gününe kadar o gün bir garip uyandım yataktan yüzüm asık içim karamsar hani fırtınadan önce bir sessizlik olur ya öyle bişey işte;

    Öğleye doğru evin zili çaldı .

    Sonra annemin seslendiğini duydum

    Kemal kapıdaki postacı seni soruyor

    Bende ahşap merdivenlerimizin tırabzanlarına tutunmadan uçar gibi kapıya koştum . Kapıda garip görünüşlü ne postacıya ne kuryeye benzeyen biri bana bakarak adımı söyledi

    Kemal Caner siz misiniz

    Evet

    Bir paketiniz var

    Kim göndermiş

    Ali Rıza Caner

    Büyükbabam…… Baştan aşağı titrediğimi hissettim büyükbabam neden bana bir paket göndersin ki

    Adam şurayı imzalayın lütfen

    Adamın uzattığı belge o kadar eski idi ki nerdeyse benle yaşıt . hemen sordum bende büyükbabam ne zaman bunu postaya vermiş

    Efendim biz özel bir şirketiz. Verdiğimiz onca hizmetlerin yanında uzun zamanlı posta teslimatı da yaptığımız işlerden sadece biri

    Ne kadar uzun zaman???

    Ali Rıza Bey bu paketi tam 18 yıl önce postaya vermiş

    İçimin iyice ürperdiğini hissettim neden bana 18 yıl önceden bir paket göndersin ki !!!!

    Acele ile adamın uzattığı belgeyi imzaladım annemin meraklı bakışlarına aldırmadan paketi aldığım gibi odama koştum

    Çalışma masasının üzerine bıraktığım paketi izlemeye başladım çünkü korkuyordum . aklıma hep öldüğüm günün gecesi başıma gelenler geliyordu . o günden hiç kimseye bahsetmemiştim. Soran herkese de bilmiyorum bir anda uyandım sizin hatanız var ölen biri nasıl uyanır gibi laflar ediyor geçiştiriyordum ama o gece yaşananları hiç unutmadım büyükbabamin kulağıma eğilip bana söylediklerini

    Artık senin sıran geldi

    Ya da ASPİA’nın

    Sen benim kanımdansın şimdi git aradığın cevaplar seni bulacaktır

    Sanırım büyükbabam çok şey biliyordu ASPİA ile ilgili ve ben nerdeyse hayatım boyunca ondan kaçtım

    Ve şimdi 18 yıl önceden gönderilen bir paket bir paket masanın üzerinde bana bakıyordu. Öyle kadar oturdum bilmiyorum ama öğleden sonra olduğu kesin gün batıya dönmüş güneş sıcaklığını yitirmişti. Sonra korka korka pakete uzandım .Üzerindeki kaplama kağıdını usulca açtım ki biraz zorlasam parçalanacaktı 18 yıldır bir dolapta bana geleceği günü bekliyordu

    Kaplama kağıdının altında daha önce hiç görmediğim bir çeşit deriye sarılmış bir sandık daha vardı. Derinin hemen kenarına bir cep dikilmişti. İçinden paslı bir çiviye benzer küçük bir demir parçası onu elime aldığımda ASPİA’nın sesi kulaklarımı çınlattı

    Anahtarı iki avcunun içinde tut

    Küçük demir parçası avuçlarımın içinde birden parladı ve kırmızı bir ışık demetine dönüştü . Ellerimi açtığımda o küçük paslı şey altın rengi iki tarafı yılan başlarına dönüşmüş bir anahtar haline geldi.

    Artık korkudan titriyordum bunu yapabilen nasıl bir güçtü. İnanmamak için kendimi ne kadar zorlasam da her şey gözümün önünde idi işte küçük bir demir parçası gözümün önünde yılan başlı altın bir anahtar dönüştü .

    Bir anda elimden fırlattım anahtarı korkuyordum ve bağırmaya başladım

    İstemiyorum istemiyorum bunu neden ben

    Korkma dedi ASPİA

    Seni 5000 yıldır bekliyorum

    Peki ya büyükbabam dedim

    Büyükbaban sadece benim emanetimi gerçek sahibine ulaştıracak taşıyıcılarımdan biriydi

    Ne var sandığın içinde

    Aradığın tüm cevaplar o sandiğin içinde…

    Yerdeki anahtara uzandım masanın üstünde duran sandığa doğru yürümeye başladım çok büyük değil sandık dersanelerde dağıtılan promosyon klasörle kadardı sadece üzerinde hiç tanımadığım bir dilde şunlar yazılıydı gerçi bildiğim tek dil Türkçe idi ama

    Sagementa otuante

    Anahtarı yuvasına yerleştirdim. Işık tüm odayı kapladı hiç bilmediğim dilde birçok kelime havada uçmaya başladı tüm vucudumu kırmızı elektrik dalgaları kaplıyordu. Havada uçuşan kelimeler önce yavaş yavaş gözlerimden içeri girmeye başladı . ayaklarım yerden kesilmiş havada askıda duruyordum. Sonra birden her şey hızlanmaya başladı her şey daha hızlı oluyordu tüm odaya yayılmış ışıktan kelimeler sanki çok hızlı akan bir nehir gibi gözlerimin içine aktı her şey bittiğinde odanın ortasında idim sanırım bayılmışım biraz da burnum kanamıştı. Ayağa kalktım tekrar sandığa baktım

    Sagementa otuante (gerçek güç saflıktan gelir)

    Anlayabiliyordum ama nasıl bunları düşünürken yine ASPİA’nın sesini duydum

    Artık benim dilim olan ENCE lisanın yanında tüm dünyadaki dilleri biliyorsun bu yolculuğun sırasında sana küçük bir hediyem

    Ne yolculuğu

    Kardeşlerini bulman için çıkacağın yolculuk

    Kardeşlerim mi

    Evet sen benim öğretilerimle onlara ne için dünyada olduklarını anlatacak ve tüm güçleri kendi bünyesine alacak olan kişisin Lantin

    Lantin de kim

    Lantin sensin Kemal

    Kemal senin senin sadece dünyadaki ismin

    Büyükbaban bunu biliyordu Lantin bu yüzden beni duyabileceğin zamana kadar seni korudu şimdi hazırlanma ya başla kış gün dönümünde yola çıkacaksın

  5. sevgili üyelerin ve emek veren arkadaşların

    sağlık, başarı ve mutluluk dileklerimle Kurban Bayrmamı

    nı kutlarım

    • 8
      başlık
    • 35
      yorum
    • 18548
      görüntü

    Son Başlıklar

    Canım.. Herşeyim..

     

    Masalsı bir aşkın içindeyim seninle.. Her geçen gün daha da bağlanıp sevdiğim kıymetlimsin. Mutluluk ve huzurla geçecek uzun yıllar var önümüzde. Yaşadığımız her an çok özel ve daha niceleri var kim bilir.

     

    İyi ki girdin hayatıma.. İyi ki gelip buldun beni.. İyi ki sarıldın sımsıkı.. Güzel gözlerin sevgiyle baktıkça hayat buldum ben.. Güvendiğim, yanında huzuru bulduğum harika insan, hep yanımda ol dün ve bugün olduğu gibi.. Sen de istedikçe, sevgi ve saygıyla eşin olmayı sürdüreceğim..

     

    Seni çok seviyorum bir tanem..

     

     

  6. Artık TUS’a gerek yok !!!!

     

    Almanya’da Sınavsız Tıp Uzmanlık Eğitimi.

    Türkiye’de TIP fakültelerini bitiren ve TUS sınavlarında başarısız olup yıllarca uzmanlığa başlayamayan Tıp Doktorları için Almanya’da sınavsız Tıp Uzmanlık şansı. Sınavsız herhangi bir koşul gerekmeksizin Sadece B2 seviyesinde Almanca bilerek Almanya’da dilediğiniz üniversitede, dilediğiniz bölümde Tıp uzmanlık eğitimi imkânı.

    DOKTORLAR TIP PROJESİ

    Bu projeden yararlanabilmek için Türkiye’de & Kuzey Kıbrıs TC. herhangi bir Tıp Fakültesinden mezun olmak yeterlidir. Tıp fakültesinden mezun olan doktorlarımız seçecekleri uzmanlık alanlarına göre Almanya’da Tıp Fakültelerinde uzmanlık eğitimlerine devam edebilirler.

    Atalay Dil Akademi ve yurt dışı eğitim danışmanlık aracılığı ile ayrıntılı bilgiye sahip olabilirsiniz.

    • 1
      başık
    • 1
      yorum
    • 10743
      görüntü

    Son Başlıklar

    rina
    En Son İleti

    alıştım sana...

    aklımda hayalımde bıle yoktun birden çıktın karsımaa

    ben sende degılken sen bana geldınnn

    bu hayalı bana yasattın alıstırdın benıı..

    alıştım sana....

    Aşk için bahar.Tehlike her yerde...

    Vuruldum işte hiç ummadığım birine.

    Ama öyle çarptı ki kalbim, duracak gibi aldattı beni....

    alıştım aldatılmalara

    Bahardan sonra yaz geldi sanki.. sabun köpüğü gibidi yaz aşklarım.Henüz silmedim hiçbirinin yarasını ...

    alıştım silmelere...

    alıştım yaralara.

    Aşkları gitti ama acıları kaldı.

    alıştım bunlara.

    mevsimine dönünce dönence, pencereye sinmiş insanlar gibi...

    alıştım sinmelere....

    yaza girerken terk ettiğim, yaz aşkımı düşünür..

    alıştım terk etmelere..

    terk edilmişliği sindirmeye çalıştıp. taze aşk yakalamak için. bir doğum öncesi ölüm gibi. yalnızdım, yorgundum

    alıştım yalnızlığa

    alıştım yorgunluğa

    yorgunlar için kış uykusu başlar... taze baharlara, taze aşklara enerji toplar....

    alıştım baharlara...

    alıştım aşklara...

    dört mevsimlik aşlar yaşadım...

    alıştım mevsımlere....

    mevsimlik aşklarım yalan olsa bile...

    alıştım yalanlara....

    yalan olsada hislerimmm tebessümü yureginde biraktım....

    alıştım tebessümlere....

    tebessümle ömür bulmak.İtiraf....

    alıştım itiraflara...

    .İlk duygular, çocuksu güzellikler.Ve sonra..... Nefessiz kalmacasına ağlamalar.

    alıştım aglamalara...

    alışma bana ne yaparım bellı olmazz

     

    RiNA____________

    • 1
      başık
    • 0
      yorum
    • 8746
      görüntü

    Son Başlıklar

    Kısaca Abant Gölü Tabiat Parkı hakkında bilgi verelim;

     

    Çevresindeki bitki örtüsü ve doğal yaşamın zenginliği sebebiyle abant gölü çevresinde yeralan yaklaşık bin hektarlık bir alan 1988 yılında tabiat parkı ilan edilmiştir.

     

    Park, günübirlik piknik ziyaretlerine uygunluğunun yanında, muhteşem göl manzarası ve bitki örtüsüyle göl etrafında zevkli yürüyüşler için de birebirdir. nasıl gidilir?

     

     

    tabiat parkı, bolu ili sınırları içindedir. özel aracınızla geliyorsanız bolu şehir merkezine mesafesi 33 km olan parka ulaşmak için ankara-istanbul karayolu üstünden yol alırken bolu civarında ömerler-madensuyu sapağından ayrılan yolu takip etmelisiniz. abant gölü tabiat parkı'nın bulunduğu abant bölgesi ankara'ya 4, istanbul'a üç saat uzaklıktadır. bölgeye özel arabanızla gidebileceğiniz gibi, bolu'ya neredeyse bütün kentlerden otobüsle ulaşım olası. trenle ulaşımı tercih edenler için, adapazarı'na kadar tren ulaşımı mevcut. buradan kalkan otobüslerle bolu'ya gelebilirsiniz. bolu'dan abant'a minibüs bulabilirsiniz.

     

    Alıntı

  7. Hanefi Avcı'nın sevgilisi Kezban Küçük var bu ara ekranlarda. Sırılsıklam aşık resmen kadın. Konuşurken gözleri parlıyor. Uzun zamandır böylesi bir konuşma izlemedim ben.

    Sabah bir tv haber programında görüntülerin ardından Kezban Hanımın ruh hali seyircilere soruluyor ve fakslar yağmaya başlıyor.

     

    Biri diyor ki; bu kadın hasta, psikolojik tedavi görmeli bir an önce. Kendi aşık değil ya, hiç aşık da olmamış ki, aşkı bir hastalık olarak görüyor. Oysa aşk mutluluk sadece, kadın son derece mutlu, faksı atanın hayatı boyunca hangi alanda didinse dursa böyle bir mutluluğu hissedemeyeceği ortada. Aşk o kadar uzak ki ona, mutluluğa daha zor yollardan ulaşacağını zannediyor.

     

    Etrafa neden mutlu olunmaması gerektiğini anlatan sayısız insandan biri sadece. Mutluluk ölçülü olmalı ona göre, doyasıya mutlu olunması yanlış. Etrafa da fazla belli edilmemeli, canı çeken olabilir kimbilir, hani. Aşk ve mutluluk alay edilesi ve hatta düzeltilmesi gereken bir durum kendince.

     

    Sanırım içinde yaşadığımız meteryalist zamanlar yaptı bizi böyle sevgisiz. Tarihi aşk hikayeleriyle dolu bizler nasıl bu hale geldik acaba. Delice çalıştığımız işimiz, ekmek derdimiz ya da daha fazla kazandığımız paranın peşinden koşarken mi ittik duygularımızı ve tüm bunların nihai amacı olan mutluluğu, bir kenara yoksa.

     

    Sevmek zor, seveni anlamak imkansız olmuş artık. Herkes para için dönen bir düzenin kurmalı oyuncağı olmuş gidiyor. Ne dersiniz önünüzde duran mutluluğu, uzaklarda aramaya gerek var mı?

     

    Beyaz Kelebekleri bir şarkısı vardı hani;

    0.jpg

     

     

    Bak kardeşim

    Elini ver bana

    Gel kardeşim

    Neşe getirdim sana

    Al kardeşim

    Ye gül iç oyna

     

    Sar kardeşim

    Kolunu boynuma

    Sev kardeşim

    Canım feda yoluna

    Tap kardeşim

    Tüm insanlara

     

    Dünyaya geldik bir kere

    Kavgayı bırak her gün bu şarkımı söyle

    Sevdikçe güler her çehre

    Amaçlar hep bir olsun

    Kalpler birlikte

     

    Dünyaya geldik bir kere

    Kavgayı unut her gün bu şarkımı söyle

    Sevdikçe güler her çehre

    Mutluluklar bir olsun

    Acı birlikte..

     

    Dünyaya geldik bir kere

    Kavgayı bırak her gün bu şarkımı söyle

    Sevdikçe güler her çehre

    Amaçlar hep bir olsun

    Kalpler birlikte

     

    Dünyaya geldik bir kere

    Kavgayı unut her gün bu şarkımı söyle

    Sevdikçe güler her çehre

    Mutluluklar bir olsun

    Acı birlikte..

     

    Dünyaya geldik bir kere

     

     

    Hoşçakalın...

    • 1
      başık
    • 1
      yorum
    • 9848
      görüntü

    Son Başlıklar

    Oldum olası ilgimi çeken yerlerden birisi ama nedenini tam olarak bilmiyorum.."Asi, sıcakkkanlı, farklı ve ilginç" kelimelerini çağrıştırıyor ve bunlardan biri bile beni oraya çekmeye yeter aslında..

  8. Geldin,

    Herkes gelmez derken geldin,

    herkes dedi diye gelmenden ümit kesmiş olana geldin,

    Şu dünyada en çok sana sahip olmaktan korkana geldin,

    Seni çok sevecek diye için için gelmenden en çok korkana geldin,

    Seni taşımaktan en çok korkana....

    Ama sen korkusuzca,sımsıkı tutunarak geldin.

    Hoşgeldin bebek,

    Allahın bana en güzel lütfu,en güzel sürprizi

    Hoşgeldin içime.

    Şimdi "içimde bir insan var" diyen annenin endişelerinde,

    büyük bir sevginin ve Allaha güvenin,teslimiyetin içinde

    Hoşgeldin Bebeğim.

    Kötü dünyamıza bütün güzelliğinle hoşgeldin..

    Fasülye kadar boyunla tüm bedenime hakim olan mucize,

    güçlü bebişim,

    İnşallah tüm gücünle bu dünyada iyi olana tutunursun aynı şekilde.

    Kötülük senden uzak,iyilik hayatının tek amacı olsun...

    Hoşgeldin bebeğimmmm, hoşgeldin annene...

    • 1
      başık
    • 1
      yorum
    • 8045
      görüntü

    Son Başlıklar

    evrem13
    En Son İleti

    Hayatı tanımlamak isterseniz saatli bombaya benzetebilirsiniz. Aslında hayat o kadarda karışık değil .Çalışan insanlar hergün aynı saatte aynı yolda aynı insanlarla karşılaşıp onlara kısa 3 heceli ama manevi değeri yüksek olan bir ''merhaba'' sözünü kullanıyorlar yada esirgiyorlar .duygularımızı kelimelerle anlatmakta zorunda değiliz aslında ... Küçük bir gülümseme ve karşılık alacağımız gülümseme içimizdeki kelebeklerin hareket etmesini , neşelenmemizi sağşayabilir . Çalışmayan yada o gün işi olmayan insanlar içinde fırıncı amca , köpek gezdiren teyze , yoldan geçen öğretmenden gelen gülümsemede aynı şeyleri yaşatabilir. İnsanları küçümseyerek , nefret dolu gözlerle bakıp elimize ne geçiçek ki ?? bana sorarsanız sadece hayatın güzel yönlerini kaçırmış olursunuz...

    Güzel yönlerini yaşayarak ya da kaçırarak işte o saatli bombanın zamanını azaltıyoruz . Bir gün gelicek o zaman sona ericek ve '' BOMMM'' Şu an için belirsiz ve herşeyi tam anlamıyla bilmediğimiz dünyaya uçup gidicez . Lütfen hayatı doya doya yaşayın geçen her dakikanın bir tekrarı yok :)

     

     

     

    M.Y.

  9. PufLand
    En Son İleti

    Pazar yerinden ve şandan uzakta yer alır büyük olan her şey. Hep pazar yerinden ve şandan uzakta barınmıştır yeni değerler yaratan. Yalnızlığına kaç dostum: görüyorum ki her yerini ağılı sinekler sokmuş. Sert ve sağlam bir havanın estiği yere kaç! Yalnızlığına kaç! Sen küçük ve acınacak kişilere pek yakın yaşadın. Onların göze görünmez öclerinden kaç! Onlar sana karşı öcden başka bir şey değildirler. Artık el kaldırma onlara! Sayısızdır onlar, hem senin yazgın sinek kovmak değildir ki...

     

    F.N

    • 3
      başlık
    • 0
      yorum
    • 2011
      görüntü

    Son Başlıklar

    sarptr
    En Son İleti

    Adreslerimiz:

     

    Ankara Ofis:

    2.Cadde No:1/2 Bahçelievler / Ankara, TURKEY

    Tel:0312 222 17 15 / 0312 215 51 10

    0533 592 90 99

     

    İzmir Ofis:

    6026 Sokak No:36/2 Bostanlı, Karşıyaka / İzmir, TURKEY

    Tel:0232 330 66 60 / 0232 337 10 37

    0533 212 47 40

  10. lenntos
    En Son İleti

    KADIN

     

    Dünyada en tatli sey Kadin bir,meyva iki

     

    Ikisi birbirine öylesine benzer ki

     

    Kadin var can erigi Kah tatli,kah buruk

     

    Kadin var üzüm gibi yenir olsa da koruk!

     

    Kadin var visne gibi recel yap tabak,tabak

     

    Kadin var karpuz gibi yandin cikarsa kabak

     

    Kadin var kestanedir kis mevsimine sakla

     

    Kadin var kavun gibi, aman alirken kokla!

     

    Kadin var incir gibi kuru yenir yas yenir.

     

    Kadin var muz gibi,soya,soya yenilir.

     

    Kisacasi her kadinin benzeri bir meyvadir.

     

    Ama nikah masasinda

    EVET! diyen erkegin yedigi hep ayvadir....

  11. Partnerizm Türkçe sosyal network, görüntülü (Webcamlı) ve sesli sohbet odası sahip olmak isteyenlere, ücretsiz ve genel ahlak kurallarına riayet etmek şartıyla hiçbir şart koşmadan Ücretsiz olarak chat odaları tahsis edecektir.

     

    Eğer amatör bir web siteniz yada facebook, msn gibi ortamlarda arkadaş çevreniz varsa eb gelişmiş görüntülü sesli sohbet sistemi olan profesyonel 123Flashchat sistemimizden hiçbir ücret ödemeden yararlanabilirsiniz.

     

    Chat odası sahip olmak isteyenlerin www.partnerizm.com adresine üye olup oradaki adminlerle temasa geçmeleri yada dolunaymz@hotmail.com msn adresine yazarak talepte bulunmaları gerekmektedir.

     

    Not: Partnerizm FM bünyesinde yayın yapmak isteyen tecrübeli, tecrübesiz, bay ve bayan DJ'ler aranmaktadır. İlgilenenlerin site yetkilileri ile görüşmesi gerekmektedir.

     

    Kampanyamızdan yararlanmak isteyenlerin acele etmeleri gerekmektedir.

     

    Bol internetli günler dileriz...

     

    www.partnerizm.com - www.partnerizm.net - www.partnerizm.de - www.partnerizm.eu

  12. Prepared By: Mensur Boydas

     

    project_management_250x251.jpg

     

    Advice to Management Students

     

    Dear Prospective Student,

    In preparing my advice for you I asked myself, “What would Taylor say? I believe he would also start with a joke. Here it is.

    A woman is having trouble with her car; it often stalls. So she goes to a garage, and asks them to fix it. They change the transmission and put in new spark plugs. But her car still doesn’t run right, so she takes the car to another garage. At this second garage, the mechanic spends ten minutes around the car, then pulls a screwdriver out of his belt and tightens a screw. Now the car runs perfectly. But the woman gets mad when she gets a bill in the mail for $300. She goes back to the mechanic, and says, “This is crazy! All you did was tighten a screw, and you ask for $300! I want an itemized bill!” So the mechanic takes out a pad and pencil, and writes down an itemized bill, as follows:

    Labor: turning screw $10

    Knowing which screw to turn: $295

    You should get a really good understanding of yourselves and capabilities. You will encounter many problems in your life whether as a manager or an employer, what you need to remember is that considering various possible approaches before acting. If you are reading this letter then you are taking another step into the expectations of yourself and being a potential manager in the chosen field. This course is really a mind-set builder and rather than traditional learning letting you to drive what to do in class. You will have a lot of discussions with your colleagues that will broaden your thinking boundaries and show you the other ways of dealing with the daily dilemmas of work environment. In any situation decision making is one of the most complex issue that managers face. Thus, before making any decision be sure and ask many questions to clarify your next set of actions. You would think that the readings are so off topic, as we did but if you really think thoroughly then you will realize and try to link the anecdotes into the real life situations. Another piece of advice is that read self-help books as many of them focus on people skills that plays the most important role in your career.

     

    The most desirable skill that employers are looking is people skills. The reason is that even if you have the required technical skills you might not get hired because you do not have efficient people skills. The self-help books will guide you in the perspective. I recommend you the two most famous ones that are read by millions: “How to Win Friends and Influence People” by Dale Carnegie and “The Seven Habits of Highly Effective People” by Stephen Covey. These books will give you the insights and skills to overcome the communication and deal with people in the work environment. Take your time whatever project you are working on and never leave the big stuff at the end. If you are going to be a manager, by the time you will be read many management theories and none of the gives away the perfect notions of how to be a good manager however each add to your learning experience of management.

     

    My last message is that:We need to learn!

  13. Sevgilim bu nasıl aşk hikayesi

    Ne sen varsın ne ben varım

    Baktım senli benli sayfalara

    Yazdığımız her şey yarım

     

    Ne söz vermiş tutmuşuz

    Yemin etmiş unutmuşuz

    Birbirimizden giderken bile

    Konuşmamışız susmuşuz

     

    Gelip kapına dayansam

    Elimde bir demet çiçek

    Ben özürdilerim sen affedersin

    Per perişan geldim kabul edersin

    Sadece sarılıp birbirimize

    ağlayalımmı ne dersin

     

    Ne söz vermiş tutmuşuz

    Yemin etmiş unutmuşuz

    Birbirimizden giderken bile

    Konuşmamışız susmuşuz

     

    Sevgilim bu nasıl aşk hikayesi

    Senli değil benli değil

    Nasıl çekip gittik birbirimizden

    Sebep neydi belli değil

     

    Ne söz vermiş tutmuşuz

    Yemin etmiş unutmuşuz

    Birbirimizden giderken bile

    Konuşmamışız susmuşuz

     

    Gelip kapına dayansam

    Elimde bir demet çiçek

    Ben özürdilerim sen affedersin

    Per perişan geldim kabul edersin

    Sadece sarılıp birbirimize

    ağlayalımmı ne dersin

     

    http://www.4shared.com/embed/295387447/615645b7/preview.swf

  14. Uzman doktor mu olmak istiyorsunuz? Tıpta uzmanlık eğitiminizi mi almak istiyorsunuz?

     

    Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) sizi düşündürüyor mu?

     

    Doktor olarak kariyerinizi destekleyen ve size yeni bakış açıları açan kazançlı bir iş mi arıyorsunuz?

     

    Eğer yanıtınız evet ise, bize başvurunuzu göndererek tercihlerinizin ne olduğunu bildirin. Size en iyi danışmanlık hizmetini sunarken sizin için en cazip teklifleri oluşturacağız.

     

    Continental Academic Consulting, tıp sektöründe istihdam konusunda faaliyet gösteren, Almanya’da özel ve kamu hastaneleri ile çalışan bir danışmanlık şirketidir. Bütün tıp dallarındaki hekimleri ve Tıpta Uzmanlık Sınavı’na (TUS) veya herhangi bir sınava girmeden tıpta uzmanlık eğitimine başlamak isteyen tıp fakültesi mezunlarını ve diğer bütün hekimleri istihdam ediyoruz.

     

    Ayrıntılı bilgi için: www.ca-consult.eu

     

    Bütün istihdam süreci adaylar için parasızdır.

     

    İş arayanlardan hiçbir ad altında menfaat temin edilmeyip, ücret alınmamaktadır.

  15. Bir Geceliğine Erkek Olmak

     

    Geçtiğimiz günlerden birinde;

     

    Nasıl birşey olurdu deyip çok yakın bir tanıdığımla yollara düştük..Bizim yaşayacağımız 1gün ve gece erkek nasıl olunur merakı... :unsure:

     

    3 saatlik otobüs yolculuğu garda başladı,Yarım saat gecikmeli otobüsteki yerimizi aldık.Ani karar verilen bir yolculuk ve getirileri ile sohbete başladık.Gülmemek eldemi :stuart:

     

    Eeee yeterki bayanlar 1 gün ve geceliğine de olsa erkek gibi davranmak ve yaşamak istesin :P

     

    Efendim fazla uzatmayayım varacağımız yere geldik.Taksiye atladığımız gibi önceden ayırttığımız otele doğru yollandık.Güzel temiz ve nezih konforlu bir otel,

    Odamızda makyaj tazeleyip(erkekler makyaj yapmasada bayanların vazgeçilmezi naaparsınız) çatıdaki restorana çıktık.Gün kararmış müşteriler yemek salonunu doldurmuş sohbetle karışık yemeklerine başlamışlar

    Garson yanımıza gelip sizi diğer tarafa alalım dedi.Mavi ışıkların hakim olduğu Bar olarak tabir edilen yere yöneldik

    Şehri rahatça seyredebileceğimiz cam kenarında bir masaya oturduk.Bu mekan daha sakin oysa neden kalabalık olan diğer yere oturmak varken tercih burası oldu anlayamadım.

     

    Garson menü için yanımıza geldi.Önden, buza oturtulmuş rakı ve meze çeşitleri istedik.Biraz sonra masamız donatılmıştı.İşin en kötü yanı bardasın rakı,mezeler herşey tamam ama dumansız hava sahası . :devil: oldumu şimdi.Sigara için açık bir teraz gösterildi.Bir erkek edasıyla bu işe itirazlarımız oldu ama nafile

     

    Gırgır şamata ilk kadehler devrildi.Tanıdığıma bu gece fondip yapacağım dedim.sigara molasıyla karışık kafalar güzelleşiyor. Olmuyor sigarasız olmuyor garsonu çağırıp biz odamızda devam edeceğiz dedik.Odamızda masamız hazırlandı . Bu arada sıcaklar da geldi.Uzun bir yemek ve sohbet sonrası

    masaj için resepsiyona alo dedik.Biraz sonra masörümüz geldi .Güzel bir masaj sonrası sohbet ederken uykuya daldık.

     

    Sabah(öğleye yakın desem daha doğru olur) uyanıp duşumuzu alıp kahvaltıya çıktık.Ayılmak için acı bir kahve ile başladık arkasından mükellef tabiriyle bir kahvaltı ve dönüş...

     

    Başımız göğe erdi bir geceliğine erkek olmak nasıl birşey öğrendik :sorcerer:



×

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.