İçeriğe atla






Resim - - - - -

Yazmak İstemiyorum Artık...

Gönderen ölümdevar, 08 Ağustos 2010 · 23 Gösterim

Eksi ile eksinin çarpımı artı eder.. Lanetlendim, defalarca... Sayamıyorum kaç kere.. Lanetlerinin sayısının çift olması için dua ediyorum.. ha, bir de bunların birbirleriyle çarpıldığını umut etmeliyim ki, artıya ulaşayım. Bırak artık lanet okumayı, çift rakamda bırak ama..
"Ruhun huzur bulmayacak!!" :) Bu kaçıncısıydı? Senin ruhunun benimkinden daha huzursuz olduğunu biliyorum. Bir yerde bırak artık.. lanetini bitir artık.. bitir ki artık unutayım seni.. senin ruhunda huzur bulsun benim ki de..
Üniversite aldığım seçmeli dersin ilk ders saatinde felsefe hocasının kapıdan girerken ilk sarfettiği söz, " Hoşgeldiniz beyler/bayanlar, artık iki ile ikinin toplamının dört ettiğini unutun, felsefe matematik değildir" demişti. Hepimizin matematik ağırlıklı bölümlerden geldiğini daha sonra öğrendiğimde, hocanın derse girmeden öğrencilerini etüd ettiğini anlamış ve şaşırmıştım. Not ortalamamı yükseltmek için aldığım, ama zar zor geçtiğim bu seçmeli dersten şimdi aklımda kalan tek şey, "bağıntı". Nesneler (bu nesnelere canlılar da dahil) arasındaki bağıntı.. Kapı ile menteşisi arasındaki bağlantı.. Seninle benim aramdaki bağın, kapı ile menteşe arasındakinden daha zayıf olduğunu farkedememişim. Varlığının bir anlamı kalmadı, ama yokluğundan neden acı çektiğimi çözeceğim birgün.. Aramızdaki bağıntıyı çözdüğüm gün....
Sana yazmaktan neden vazgeçemediğimi bilmiyorum. Aklıma hiç gelmiyorsun. Hayatımı tekrar avuçlarımın içine aldım. Pişman değilim hiçbirşeyden. Ben yaptım. Bana ait herşey. Ben bencilim, egoistim ve dengesizim. Bazen (belki her zaman) tam bir pislik bile olabilirim. Ama Aşk'ı bilirim...Bu benim ve kendimi seviyorum.
Yemen Türküsünde gözlerim yaşarmıyor artık.. Bana birşey ifade etmiyor. Sessizce şarap içmiyorum, kahkahalar atarak tutkularımı dışarı vurarak, ağzımı bozarak ve hatta Zeki Müren dinlemeyerek içiyorum şarabımı.
Ama sen, eminim ki Zeki yi dinleyemiyorsundur, şarap içerken sevgilini kulağına türkü yakamıyorsundur sessizce ve eminim ki "Ne gidebildim, ne kalabildim" diyemiyorsundur.
Yazmak istemiyorum artık sana, bitir şu lanetini.. ama çift rakamlarda kalsın... Felsefeyi matematikleştir.. Metafiziği, Newton ile açıkla.. Birşeyler yap, otur say lanetlerini, eğer tek sayıda kalmışsa; yap bir son lanet daha, en ağırından, da çift olsun.......








Neden..Neden..Neden..bu lanet diye algıladıkların..ne yaptında bu Lanetlere hedef oldun..illaki bir şeyler yapmışsındır..yada yapman gerekeni YAPMAMIŞSINDIR.. :) durduk yerde kimse kimseye lanet okumaz.. :D

Yazdıkların ile İÇ alemini gayet güzel ifade etmişsin..demişsinki:bi lanet daha lütfen..seni unutmam için daha çok lanet etmen gerekiyor..buda senin ''O''na olan kopmaz bağını açığa çıkarıyor.. :D

Gidene yol olacğız kalanada mekan..bağlanacağız fakat BAĞIMLI olmayacağız.. :)

kullanıcı görüntülüyor

0 üye, 0 misafir, 0 gizli üye

Blogumda Ara-Bul

Son Ziyaretçiler

NARKOZ GİBİ İHANET‏


Gönderilen Resim
Kırmızı şarap değil; narkoz gibi bir sevda damlıyor, şeffaf bir şarap kadehi olmuş dudaklarından! Ve narkoz gibi bir ihanet sunuyorsun bu gece bana… “10'a kadar say sevgilim” diyorsun; derin derin nefes al…” Yeni bir metresle, eski bir aşka başlar gibi uyanıyorum artık her sabah ve duman duman gözlerimin önünden acı dolu bir karmaşa akıp gidiyor… Gözlerimden fışkıran hiddet ve öfke sanki bir katile saplanan pis bakışlar gibi saplanıyor içime! Tek sıra dizilmiş de Eros'un pegasuslara binmiş süvarileri, uçlarına gözyaşından barutlar sürülmüş kan okları atar aşıkların gözbebeklerine…Sokaklarda cirit atan huzursuzluk aşıkların avuçlarını kör bir jilet gibi kesmekte… İlikleri inim inim titreten gecenin matemi kim bilir daha kaç intihara gebe?Haykırıyorum gece gece kudurmuş varlığına! Bırak bari İstanbul tanık olsun damarlarıma zerk ettiğin ızdıraba! Bak, şu acının her açısını derece derece tavaf etmiş avuçlarıma bak! Şu hasretten tenime silinmez mürekkeplerle kazınan kedere bak! Şimdi hangi âlim yapar suskunluğumun tabirini?!Gözbebeklerimden tebdil-i kıyafet dolaşan bir kıyamet olup süzülen şu mısralar, hangi kavmin günahıdır? Hangi cesur peygamber üstlenir uyarmayı artık, sesimde cirit atan kâfir zümreyi?! Avuçlarımdaki acıya bak! Şimdi ben, nereye dökeyim bu acıyı? Hangi okyanusa boşaltsam, taşıyabilir bu sancıyı? Hangi yıldız şaşırmaz yörüngesini? Hangi kara delik çekebilir avuçlarımdaki kahrı?! Şimdi ben bu acıyı nereye dökeyim, nereye saçayım, gözbebeklerimin hazine arazilerine durmadan gecekondu mahalleleri kuran bu mafyavari kederi?beş:Gözlerimden fışkıran renkli dumanların önünde acılar sanki resmi geçit yapıyor… Öyle bir bakıyorsun ki; sanki gökyüzünde yeni bir yıldız doğuyor…Kime baksam, sana benziyor! Öyle kötü bakıyorum ki insanlara kimin yüzüne baksam, beni deli sanıyor!altı:Yitirdim yüzünü ilmek ilmek… Önce anılar yitti birer birer sonra da kırık dökük sözcükler… Üç noktalar yitti sonra, yitti gitti,yitirilen uygarlıklar gibi şiirler…yedi:Gözbebeklerine çöreklenen yalan, sana Havva'dan, Havva'ya Âzâzil'den miras! Bakışlarında gün geçtikçe, gayri meşru bir çocuk gibi büyüyor ihanet!sekiz:Peri perdeleri ile örtüp yarım bırakılmış şiirlerin üstünü, içimde çıkarttığın tüm yangınları gözbebeklerimde söndürüyorum!dokuz:Kiramen Katibin meleklerim bile ilk kez şahit oluyorlar böyle bir çıldırışa! Parçalanıyor her an biraz daha sızlaya sızlaya Cahiliye Devri putları gibi, içime zamansız çöreklenen yalancı tanrıça!on:Ve şimdi bir küfür olup sızıveriyor adın dudaklarımdan sokaklara! Sabah erken uyanan insanlar, ilk kez tanık oluyorlar bir şairin intiharına!Durma! Biraz daha ölüm ver bana, biraz daha intihar koy meze tabağıma! Yetmiyor kanıma karıştırdığın narkoz bu ihanete katlanmaya…