Hoşgeldiniz
|
Turkish-Media.Com Forum Bölümüne Hoşgeldiniz. Foruma üye olmak ücretsizdir. Üye olduğunuzda forumun bütün özelliklerini kullanma hakkına sahip oluyorsunuz. Bu Forumda Blog - Galeri ve Takvimde Etkinlik Oluşturabilirsiniz - Oyun Oynayabilirsiniz... YouTube veya Diğer Videoları İzleyebilir ve Kendinize Ait Bir Profil Sayfası Oluşturabilirsiniz. Lütfen üyelik işlemini başlatmak için BURAYA tıklayınız. |
Budi Gölü üzerinde kuğu avlıyorlardı. Hem de gaddarcasına. Kayıklarla gizli gizli yaklaşıyor, sonra birden son hızla küreğe asılıyorlardı. Kuğular tıpkı albatroslar gibi, uçuş durumuna kolayca geçemezler; önce, su yüzeyinde kaya kaya uçmak zorundadırlar. Uçuşun başlangıcında koca kanatlarını çok zor kaldırabilirler. Böylece hemen yakalanır ve kalın sopalarla da işleri oracıkta bitirilir.

Bana öyle bir kuğu getirdiler ki, canlıdan çok ölüye benziyordu. Dünyada eşi bulunmayan bu kuş türünün en güzellerinden, siyah boyunlu kuğulardandı: Kar beyazı bir karın ve siyah ipekliye bürünmüş bir boyun, turuncu bir gaga, kırmızı gözler.
Bu olay, Puerta Saavedra'da denize yakın bir yerde geçiyordu.
Bana verdiklerinde yarı-ölü durumdaydı gerçekten. Yaralarını temizledim ve boğazına küçücük ekmek ve balık kırıntıları tıkıştırdım. Yediği her şeyi çıkarıyordu. Bununla birlikte yavaş yavaş yara berelerinden kurtulmaya, benim kendisinin dostu olduğumu anlamaya başladı. Ve ben de onun sıla özleminden kıvrandığını görüyordum giderek. Bunun üzerine, bir gün koca kuşu kollarımın arasına alıp caddelerden geçerek ırmağa götürdüm. Benim biraz uzağımda yüzüyordu. Avlanmasını çok istiyor, ona dipteki çakılları, üstünde güneyin gümüş rengi balıklarının kayarcasına ilerlediği kumu işaret ediyordum. Onun bakışlarıysa ta uzaklardaydı.
Böylece her gün, yaklaşık yirmi gün boyunca, onu ırmağa götürüp getirdim. Kuğu neredeyse benim boyumdaydı. Bir öğle sonrası, yine oldukça dalgındı, yanımda yüzmeyi sürdürüyor, yeniden avlamayı öğretmek istediğim sivri sıçanlarla ilgilenmiyordu bile... Çok sakindi o gün; eve götürmek için yeniden kollarımın arasına aldım. Onu göğsümün hizasına getirerek tuttuğumda, bir şeridin, kol genişliğinde siyah bir hortumun, yüzümü hafifçe yalayarak yuvarlandığını hissettim. Bu, onun yılan gibi kıvrılarak düşen uzun boynuydu.
Böylece öğrendim ki, kuğular üzüntüden öldüklerinde, öldüklerini hiç belli etmiyorlardı...
Pablo Neruda
"Yaşadığımı İtiraf Ediyorum"
Çev: Ahmet Arpad

Bana öyle bir kuğu getirdiler ki, canlıdan çok ölüye benziyordu. Dünyada eşi bulunmayan bu kuş türünün en güzellerinden, siyah boyunlu kuğulardandı: Kar beyazı bir karın ve siyah ipekliye bürünmüş bir boyun, turuncu bir gaga, kırmızı gözler.
Bu olay, Puerta Saavedra'da denize yakın bir yerde geçiyordu.
Bana verdiklerinde yarı-ölü durumdaydı gerçekten. Yaralarını temizledim ve boğazına küçücük ekmek ve balık kırıntıları tıkıştırdım. Yediği her şeyi çıkarıyordu. Bununla birlikte yavaş yavaş yara berelerinden kurtulmaya, benim kendisinin dostu olduğumu anlamaya başladı. Ve ben de onun sıla özleminden kıvrandığını görüyordum giderek. Bunun üzerine, bir gün koca kuşu kollarımın arasına alıp caddelerden geçerek ırmağa götürdüm. Benim biraz uzağımda yüzüyordu. Avlanmasını çok istiyor, ona dipteki çakılları, üstünde güneyin gümüş rengi balıklarının kayarcasına ilerlediği kumu işaret ediyordum. Onun bakışlarıysa ta uzaklardaydı.
Böylece her gün, yaklaşık yirmi gün boyunca, onu ırmağa götürüp getirdim. Kuğu neredeyse benim boyumdaydı. Bir öğle sonrası, yine oldukça dalgındı, yanımda yüzmeyi sürdürüyor, yeniden avlamayı öğretmek istediğim sivri sıçanlarla ilgilenmiyordu bile... Çok sakindi o gün; eve götürmek için yeniden kollarımın arasına aldım. Onu göğsümün hizasına getirerek tuttuğumda, bir şeridin, kol genişliğinde siyah bir hortumun, yüzümü hafifçe yalayarak yuvarlandığını hissettim. Bu, onun yılan gibi kıvrılarak düşen uzun boynuydu.
Böylece öğrendim ki, kuğular üzüntüden öldüklerinde, öldüklerini hiç belli etmiyorlardı...
Pablo Neruda
"Yaşadığımı İtiraf Ediyorum"
Çev: Ahmet Arpad
başlık için 20 inceleme var
Sayfa 1 de 1
MonDieu
07 Şubat 2010 - 23:47
Guzel bir kugu resmi benimde cektigim kugu resimleri vardi bir ara yuklerim bu tarafa
demekki her canlinin kendine ait halen bizlerin yeni yeni ogrendikleri ozellikleri bulunmaktalar tipki kugular gibi timsahlar gibi penguenler gibi
Aries
08 Şubat 2010 - 23:51
Hepsini okuyamadım canım..Yüreğim kaldırmadı..
Bir çocuklara,bir hayvanlara kıyamam,dayanamam
Bir çocuklara,bir hayvanlara kıyamam,dayanamam
MonDieu
09 Şubat 2010 - 00:21

Bu kugularda benden hediye olsun, bu arada geyikler benim profilde simdi sana yollarsam ben kiminle geyik yapacagim olurmu hic
Dvorak
09 Şubat 2010 - 10:13
Neruda'nın hikayesininin sonunda oturmayan bir şeyler var. Bir kuğu aniden olmamışsa eğer, ölümünü mutlaka anlar ve aniden ölüvermez sessizce. Ölmeden önce de son derece hüzünlü bir şarkı söyler. Buna da kuğunun son şarkısı denilir. Neruda sanırım bu kısmı atlamış.
Sevgili Radya son şarkı söylenmedikçe, hiç bir güzellik yok olmaz yer yüzünden, öyle sanılsa bile! Bir kuğu sessizce ölmez, ölemez, ölen bir yıldızın içindekileri ölmeden saçması gibi evrene, saçar içindeki duyguları bağırarak tıpkı blogunuzdaki siz gibi.
Ölüm yaşamın uzantısı olmakla beraber, o ya da bu şekilde gelir bir gün istenmese de. Ölüm fikrine ve geleceksizliğe dair panik yaşamak yerine, geçmişin sıcak ve güzel hatırlarıyla dimdik durmak da mümkün ayakta pekala.
Kimin hayatında yok eksik bir şeyler, ama bardağınız tamamen boş değil göründüğü kadarıyla neyse ki! Lezzetinizi yansıtan bu birikmişliğin her su damlasında ne yaşanmışlıklar gizli kimsenin bilmediği. Sevgi yoksunluğundan çok, yorgunluğu olmasın yaşananlar.
Dilerim kayan bir yıldızın birkaç saniyede yok olacak izi olmaz, kuyruklu yıldızlar gibi hep parlarsınız gökyüzümüzde.
Sevgili Radya son şarkı söylenmedikçe, hiç bir güzellik yok olmaz yer yüzünden, öyle sanılsa bile! Bir kuğu sessizce ölmez, ölemez, ölen bir yıldızın içindekileri ölmeden saçması gibi evrene, saçar içindeki duyguları bağırarak tıpkı blogunuzdaki siz gibi.
Ölüm yaşamın uzantısı olmakla beraber, o ya da bu şekilde gelir bir gün istenmese de. Ölüm fikrine ve geleceksizliğe dair panik yaşamak yerine, geçmişin sıcak ve güzel hatırlarıyla dimdik durmak da mümkün ayakta pekala.
Kimin hayatında yok eksik bir şeyler, ama bardağınız tamamen boş değil göründüğü kadarıyla neyse ki! Lezzetinizi yansıtan bu birikmişliğin her su damlasında ne yaşanmışlıklar gizli kimsenin bilmediği. Sevgi yoksunluğundan çok, yorgunluğu olmasın yaşananlar.
Dilerim kayan bir yıldızın birkaç saniyede yok olacak izi olmaz, kuyruklu yıldızlar gibi hep parlarsınız gökyüzümüzde.
tülvent
10 Şubat 2010 - 22:39
Hasretin getirdiği yoksunluk; sevdiklerinden, sevdiği ve alıştığı yerden kopmanın verdiği yakıcı duygunun insanlar kadar hayvanları da etkileyip, üzdüğünü çok iyi biliyorum. Ayrıca tanık ta oldum buna... ''Altın kafes'' olayı gibi işte, ne yazık!
Son yıllarda özellikle ''hayvanların da bilinç ve duygulara sahip olduğu, onların da insanlar gibi duyguları olduğu'' görüşleri uzmanlarca ağırlık kazanmaya başladı.
Çok hazin bir öyküydü... Sanırım bundan sonra zaten çok sevdiğim kuğulara çok daha farklı gözle bakacağım bi gerçek...
Paylaştığın için çok teşekkürler canım.
enginar
10 Şubat 2010 - 23:33
Radya, 10 Şubat 2010 - 10:48 tarihinde, dedi ki:
Haklısın canım seni anlıyorum...:crying: :clover:
enginar
10 Şubat 2010 - 23:38
[quote name='Radya' date='08 Şubat 2010 - 15:10']
Cin Ali....:D insan haber verir gelicem diye...
[/quotYazın beni geçmişe götürdü.BU DÜNYADA ÖÜM OLMASAYDI NE GÜZEL OLURDU DEĞİL Mİ? :clover:
Cin Ali....:D insan haber verir gelicem diye...
[/quotYazın beni geçmişe götürdü.BU DÜNYADA ÖÜM OLMASAYDI NE GÜZEL OLURDU DEĞİL Mİ? :clover:
Sayfa 1 de 1
Son başlıklar
-
-
-
-
KUĞUbaşlık: 07 Şub 2010 22:37
-
Son İncelemeler
Blog Linklerim
Galeri Albümlerim
0 kullanıcı görüntülüyor
0 Misafir
0 üye
0 gizli üye
0 üye
0 gizli üye
Sen yokken...
Sen yokken gittim Korkularımın üstüne Hiç ardıma bakmadım Gümüş şiirler yazdım sen yokken Çok yangın çıktı yüreğimde Küllerini bile savurmadım Irak denizlerin fırtınasıydım Uzak iklimlerin sert rüzgarları Kulaçlarken denizinde gurbeti Kanlı savaşlarım, Belalı sevdalarım olmadı hiç Ama hep sustum, Hep ağladım, hep yandım sen yokken. Bekliyorum dönüşünü yeniden, Bir gelsen, Hayatın önünden alsan beni Bir gelsen, Sellerin önünden alsan beni Bir gelsen, Ölümlü düşlerimden alsan beni. Çok durdum güneşe karşı bir başıma Savrulurdum rüzgarlarında sensizlik denizinin Sen yokken, Az dolaşmadım gönlümün kuytularında Üşüyen karanfilim şimdi buruşuk parmaklarda Bir kırağı ayazıydım gecenin kollarında Zifirlerinde sadece ben üşürdüm. Hiç aldırmadım esen rüzgara Hiç dinlenmiş bir yürekle çıkmadım ortaya Yinede hiç yıkılmadım giden trenlerin ardından Ama bütün yangınlar beni yaktı önce Hep ortasında kaldım vurgunların Vurgun nedir ki? deme Bir babanın serzenişi nasılsa öyle Bayrakları indirilmiş, Bozguna uğramış bir hisardım sen yokken Hep sustum, Hep yandım, hep ağladım sen yokken. Bir gelsen, Yangınlardan alsan beni, Bir gelsen, Dünyalarımdan alsan beni, Bir gelsen, Şafaksız gecelerden alsan beni, Ama ne zaman gelsen, Akşam kızılı gözlerimle bulacaksın beni...Cahit Külebi
...
GÜNEŞ DELİSİAkan suyu severim benIşıldayan karı severimBir yeşil yaprakBir telli böcekYeşeren tohumGüneşte görsemSevinç doldurur içimeBir günüGüzel bir günüGüneşli bir günüHiçbir şeye değişmemOnun için savaşı sevmemOnun için zulümü sevmemOnun için yalanı sevmemBilirim yaşamaz güneşteBilirim yaşamaz yanyana aşklaNe haksızlıkNe korkuNe açlık Necati Cumalı
Giriş Yap
Kayıt Ol
Yardım

20 İnceleme:









