Hoşgeldiniz
|
Turkish-Media.Com Forum Bölümüne Hoşgeldiniz. Foruma üye olmak ücretsizdir. Üye olduğunuzda forumun bütün özelliklerini kullanma hakkına sahip oluyorsunuz. Bu Forumda Blog - Galeri ve Takvimde Etkinlik Oluşturabilirsiniz - Oyun Oynayabilirsiniz... YouTube veya Diğer Videoları İzleyebilir ve Kendinize Ait Bir Profil Sayfası Oluşturabilirsiniz. Lütfen üyelik işlemini başlatmak için BURAYA tıklayınız. |
Geçtiğimiz hafta perşembe günü,teyzem neredeyse yaka-paça doktora götürdü beni...Sebep karnımın şişmesi...
artık giydiğim bol kıyafetlerle bile karnımı saklamayı başaramamış olacağım ki,beni epeydir görmeyen bir arkadaşıma sokakta rastgeldiğim de;arkadaşım karnımı işaret ederek,"aaaa"diye bağırdı..."yok yok sandığın gibi değil,daha neler artık bu yaştan sonraaaa" diyerek itiraz ettim tabi...
Sorunum hazımsızlık ve aşırı şişkinlikten öte birşey değil ama,teyzem tutundu da tutundu,bi ilaç verir kızım,ur mur vardır kızım...Evhamlı raziye...
Oldum olası doktora gitmeyi ve ilaç kullanmayı sevmem...Buna karşı oluşumun altında,sürekli sağlık sorunlarıyla mücadele eden bir annenin çocuğu olmanın yarattığı travma yatıyor olabilir...Çocukluk hatıralarımın hepsinde,migren yüzünden sürekli olarak başında tülbent sarılı olarak gezen bir anne ve buzdolabının kapağında ki yığınlarca ilaç var...
Doktorun odasına teyzemle girip doktorun karşına geçip oturduğumda bu yüzden gerildim yine...Doktor bildik sorularına başladığında çok ilginç bir şey oldu...Yıllardır süregelen bir sağlık sorununuz var mı,sürekli kullandığınız bir ilaç,yaşınız başınız derken;
"Streslimisiniz" dedi
Ve ben teyzemin gözlerini pörtleten sonrasında da kahkaha atmasına neden olan cevabı verdim:
"yoooooooooo"
Öylece bakakaldım teyzeme...
"Doktor hanım,Didem çok gamsızdır böyle,ama çok stres altında şu anda, emin olun" dedi teyzem...
"yaaa öleyim demi" diyebildim...
Bunca sıkıntının içinde ben nasıl olupta o doktora "yooooo" diyebilmiştim...birkaç hafta önce okuduğum bir yazı geldi aklıma,eğer o yazıyı okumamış olsaydım belki de "ahmak"olduğumu düşünebilirdim...
İşte Prof. Dr. Ahmet İNAM'ın o yazısından bazı alıntılar
Yok olmayacak böyle o kadar güzel bir yazı ki;tamamını okuyun istiyorum...Forumda uygun bulduğum bir yere alıntılacağım sizler için...
Sonuç olarak; yapacak birşey yok,ne kadar stres altında da olsam,benim karakterim anladım ki mutsuzluğu red-de-di-yorrrrrr....İnsan istedikten sonra mutlu olmak için bir sürü sebep buluyor kendine...işte birkaçı;
Kuşlarım artık balkona gelip yemlerini yiyorlar...

Geçen hafta alt komşum başka bir eve taşındı...
Dün çok sevdiğim bir dostumu gördüm...
Kısacası tüm sıkıntılara inat diyorum kiiii
MUTLUYUM....!
Az daha unutuyordum...Doktorun dediğine göre ur mur yokmuş bende...Gaz gazzzz...
aşırı stresten..
yakında radya balon gibi uçtu diye duyarsanız hiç şaşırmayın...
Sorunum hazımsızlık ve aşırı şişkinlikten öte birşey değil ama,teyzem tutundu da tutundu,bi ilaç verir kızım,ur mur vardır kızım...Evhamlı raziye...
Oldum olası doktora gitmeyi ve ilaç kullanmayı sevmem...Buna karşı oluşumun altında,sürekli sağlık sorunlarıyla mücadele eden bir annenin çocuğu olmanın yarattığı travma yatıyor olabilir...Çocukluk hatıralarımın hepsinde,migren yüzünden sürekli olarak başında tülbent sarılı olarak gezen bir anne ve buzdolabının kapağında ki yığınlarca ilaç var...
Doktorun odasına teyzemle girip doktorun karşına geçip oturduğumda bu yüzden gerildim yine...Doktor bildik sorularına başladığında çok ilginç bir şey oldu...Yıllardır süregelen bir sağlık sorununuz var mı,sürekli kullandığınız bir ilaç,yaşınız başınız derken;
"Streslimisiniz" dedi
Ve ben teyzemin gözlerini pörtleten sonrasında da kahkaha atmasına neden olan cevabı verdim:
"yoooooooooo"
Öylece bakakaldım teyzeme...
"Doktor hanım,Didem çok gamsızdır böyle,ama çok stres altında şu anda, emin olun" dedi teyzem...
"yaaa öleyim demi" diyebildim...
Bunca sıkıntının içinde ben nasıl olupta o doktora "yooooo" diyebilmiştim...birkaç hafta önce okuduğum bir yazı geldi aklıma,eğer o yazıyı okumamış olsaydım belki de "ahmak"olduğumu düşünebilirdim...
İşte Prof. Dr. Ahmet İNAM'ın o yazısından bazı alıntılar
Alıntı
Mutsuz olmamız, kahır çekmemiz için ne çok sebebimiz var! Olup bitenin, acı verici durumu karşısında mutsuz olmak daha insana yakışan bir şey değil midir? Değildir! Mutlu olmak, insan olma sorumluluğu taşıyan herkesin bir sorumluluğudur.
Alıntı
"Akıllı mutsuz, salak mutlu" savının yaşama beceriksizliklerinin bir avuntusu olabileceğini düşünüyorum. Mutsuzluk görüntüsünün, saplantısının ya da avuntusunun "gerçekle" yüzleşmekten bir kaçış olduğunu düşünüyorum.
Mutluluk bilinç ve yürek işidir.
Mutluluk bilinç ve yürek işidir.
Alıntı
İnsanın ardında olduğunu söylediği mutluluğun, sorunlardan, acılardan, kaygılardan azade bir ruh haliyle yaşanması gerekmez. Gerçekle yüz yüze, onun sorunlarıyla içice olduğunuz halde mutlu olabilirsiniz.
Alıntı
Mutsuzluk yaşama beceriksizliğidir.
Alıntı
Mutluluk bir haz hali değildir. Bir karakterdir. Mutlu insan bu ahlâki karakteriyle, başına gelmiş ve gelecek olanları yaşar. Mutlu insan, zulüm çekmiş, işkence görmüş biri de olabilir. Mutlu insan yerinde duramaz, etkindir; sorumludur: Mutlu insanlardan söz ediyorum. Dünyaya bir bakış biçimi, bir yaşam biçimi oluveren mutluluk, ağır bir sorumluluk taşır. Çünkü, mutluluk "hazır olma" durumudur; mutlu insan, gerçekleştireceği tasarılarının altında ezilmez.
Yok olmayacak böyle o kadar güzel bir yazı ki;tamamını okuyun istiyorum...Forumda uygun bulduğum bir yere alıntılacağım sizler için...
Sonuç olarak; yapacak birşey yok,ne kadar stres altında da olsam,benim karakterim anladım ki mutsuzluğu red-de-di-yorrrrrr....İnsan istedikten sonra mutlu olmak için bir sürü sebep buluyor kendine...işte birkaçı;
Kuşlarım artık balkona gelip yemlerini yiyorlar...
Geçen hafta alt komşum başka bir eve taşındı...
Dün çok sevdiğim bir dostumu gördüm...
Kısacası tüm sıkıntılara inat diyorum kiiii
MUTLUYUM....!
Az daha unutuyordum...Doktorun dediğine göre ur mur yokmuş bende...Gaz gazzzz...
başlık için 5 inceleme var
Sayfa 1 de 1
Janset
04 Şubat 2010 - 22:33
Gerçekten okunması değermiş emeğin.
Geçmiş olsun, tez sağlığına kavuşman dileğimle.
Kim istemezki mutlu olmayı öyle değil mi?
Geçmiş olsun, tez sağlığına kavuşman dileğimle.
Kim istemezki mutlu olmayı öyle değil mi?
tülvent
05 Şubat 2010 - 06:40
Masal tadında okuduğum yazın, bir belgesel niteliğinde öğreticiydi de, Sevgili Radya. Teşekkürler bu yararlı paylaşımın için...
Bu yazını; yüzlere, binlere, milyonlara ulaştırmalısın canım, adeta bir insanlık görevi olarak.
En çok da neden etkilendim biliyor musun?
'' Mutsuzluk yaşama beceriksizliğidir. '' cümlesinden...
İzmir' deyim, yakınında, memleketinde... Bir operasyon geçirdim; burada Bostanlı' da iyileşmeye çalışıyorum.
Sana da ''geçmiş olsun'' diyor, sevgilerimi gönderiyorum, Sevgili Radya...
Sayfa 1 de 1
Son başlıklar
-
-
-
-
-
YAPACAK BİRŞEY YOK...başlık: 31 Oca 2010 17:32
Son İncelemeler
Blog Linklerim
Galeri Albümlerim
0 kullanıcı görüntülüyor
0 Misafir
0 üye
0 gizli üye
0 üye
0 gizli üye
Sen yokken...
Sen yokken gittim Korkularımın üstüne Hiç ardıma bakmadım Gümüş şiirler yazdım sen yokken Çok yangın çıktı yüreğimde Küllerini bile savurmadım Irak denizlerin fırtınasıydım Uzak iklimlerin sert rüzgarları Kulaçlarken denizinde gurbeti Kanlı savaşlarım, Belalı sevdalarım olmadı hiç Ama hep sustum, Hep ağladım, hep yandım sen yokken. Bekliyorum dönüşünü yeniden, Bir gelsen, Hayatın önünden alsan beni Bir gelsen, Sellerin önünden alsan beni Bir gelsen, Ölümlü düşlerimden alsan beni. Çok durdum güneşe karşı bir başıma Savrulurdum rüzgarlarında sensizlik denizinin Sen yokken, Az dolaşmadım gönlümün kuytularında Üşüyen karanfilim şimdi buruşuk parmaklarda Bir kırağı ayazıydım gecenin kollarında Zifirlerinde sadece ben üşürdüm. Hiç aldırmadım esen rüzgara Hiç dinlenmiş bir yürekle çıkmadım ortaya Yinede hiç yıkılmadım giden trenlerin ardından Ama bütün yangınlar beni yaktı önce Hep ortasında kaldım vurgunların Vurgun nedir ki? deme Bir babanın serzenişi nasılsa öyle Bayrakları indirilmiş, Bozguna uğramış bir hisardım sen yokken Hep sustum, Hep yandım, hep ağladım sen yokken. Bir gelsen, Yangınlardan alsan beni, Bir gelsen, Dünyalarımdan alsan beni, Bir gelsen, Şafaksız gecelerden alsan beni, Ama ne zaman gelsen, Akşam kızılı gözlerimle bulacaksın beni...Cahit Külebi
...
GÜNEŞ DELİSİAkan suyu severim benIşıldayan karı severimBir yeşil yaprakBir telli böcekYeşeren tohumGüneşte görsemSevinç doldurur içimeBir günüGüzel bir günüGüneşli bir günüHiçbir şeye değişmemOnun için savaşı sevmemOnun için zulümü sevmemOnun için yalanı sevmemBilirim yaşamaz güneşteBilirim yaşamaz yanyana aşklaNe haksızlıkNe korkuNe açlık Necati Cumalı
Giriş Yap
Kayıt Ol
Yardım

5 İnceleme:









