Hoşgeldiniz
|
Turkish-Media.Com Forum Bölümüne Hoşgeldiniz. Foruma üye olmak ücretsizdir. Üye olduğunuzda forumun bütün özelliklerini kullanma hakkına sahip oluyorsunuz. Bu Forumda Blog - Galeri ve Takvimde Etkinlik Oluşturabilirsiniz - Oyun Oynayabilirsiniz... YouTube veya Diğer Videoları İzleyebilir ve Kendinize Ait Bir Profil Sayfası Oluşturabilirsiniz. Lütfen üyelik işlemini başlatmak için BURAYA tıklayınız. |
Huzursuz bacak sendromu oldum yine...Ne fena bişeydir bilirmisiniz...Genellikle uyuyamadığınızda çıkar ortaya,bacaklarınızı canınız çıkana kadar koşturma hissi oluşur...Sanki o zaman geçecek sanırsınız...Koridorda çok volta atmışlığım var bu yüzden...
Hayır koşu bandıda yok ki,çıkıp koşayım...
Madem uyuyamıyorum bir işe yarasın dimi...Arkadaşım anlattı geçenlerde,onun bir arkadaşının başından geçmiş gerçek bir olay...
Kahramanlarımız nişanlı...Bi dakka ben birer isim takayım onlara...Olamaz isim gelmiyor aklıma...
Tamam buldum...Yeliz ve Emre...Yeliz ve Emre,yanlarına Yeliz'in annesini de alarak nişan alışverişine çıkarlar...Aslında o alışverişlere bizim adetlerimizde sürü halinde çıkılarak yapılır,hatta çarşılarda kapışıp nişan bile atan olur bilirsiniz...Yeliz ve Emre akıllılık etmiş bir Yeliz'in anneyi almışlar...Heralde ağırlığını koymuş kayınvalide...Damadın içinden kendisi için sayacaklarını da göze aldı demek ki..
İzmir'liler etiketi pek sever,aslında İzmir'liler diye etiketlendirmeyeyim,Türklerin çoğunluğu sever gösterişi;Babamın bir sözü vardır;ayranı yok içmeye...
O nişan tepsinin içindekilerinin markası pek mühimdir,herkes görecek ya...Eğer cüzdan biraz kabarıksa, doğru Alsancak Vakko'ya...
Ben eşimden önce başkasıyla nişanlanmıştım,nişanlandığım insanın ailesi bana herşeyi Vakkodan alınca,annem babanem, teyzemler,güç birliği oluşturup babamı ikna ettiler,bizde nişan tepsisini Vakko'dan hazırlıyalım diye...Doğrusu çok da kolay olmadı çünkü babam etiket ve gösterişten nefret eder,eh azcıkta cimridir...Ben zaten,hiç olacak gözüyle bakmıyordum,katakulleye getirilmiştim...Bişey alınmış alınmamış umrumda değildi yani...Sonunda babam ikna edildi ve tam teşekküllü alındı herşey...Gel gelelim ben bir ayda nişanı attım...O nişan tepsisini babam benim kafama kaktı durdu.."Madem nişanı atacaktın niye bana masraf ettirdin diye:kahkaha: Ben ne bileyim başından sonunu, gerçi ben biliyordum da onların gözü birşey görmüyordu,dinlemediler ki beni...
Yeliz'le Emre'yi unutmadım şimdi geliyorum oraya...Ne zaman Alsancağa gitsem hep şöyle derim..."Lütfen artık birileri şu arabaları katlayıp kolumuzun altında gezdirebileceğimiz şekilde üretsin".Park yeri ararken saçını başını yolar insan kendi kendinin...Vakkonun önünde yer olur mu? Mümkün değil!İşte Emre'ler de Vakko'nun önüne gelirler ve tabi ki yer yok...Emre nişanlısını ve kayınvalideyi indirir arabadan,"siz Vakko'da gezmeye başlayın ben gideyim arabayı park edeyim" der...Yeliz ve annesi inince Emre başlar turalamaya...Derken bir kırmızı ışığa denk gelir...İşte ne olursa o anda olur,yan kapı açılır ve bir eşcinsel oturur yanına...:huh:Emre şaşkın,zaten sinir olmuş park yeri yok,bir de bu yetmiyormuş gibi şimdide yanında kadın gibi görünen ama hor hor erkek sesiyle konuşarak "çabukkkkkkk gazla polisten kaçıyom diyen bir insan"...Emre'nin Polis sözünü duyunca hepten eli kolu salınır...Ama ilk ışıklarda boğuşarak yaka paça indirir arkadaşı...
Emre kan ter içinde gider Vakko'ya...Çok zor park yeri bulduğunu söyler ama allak bullaktır zavallı,arabada başına gelen olaydan hiç söz etmez utanarak...Alışveriş yapılır...(Kesin ödediği paranın farkına bile varmamıştır o,herşeyde bir hayır vardır)Kahramanlarımız Vakko'dan çıkıp arabalarına dönerler...
Arabada giderlerken Emre fren yaptığında ayağına bişey takılır,şöyle yoldan gözünü tamamen kaçırmadan hafifçe tek gözle aşağıya bakar..."Olamaz" der içinden panikle...Çünkü ayağına takılan en az 44 numara bir kadın ayakkabısıdır...
Emre renkten renge girer, ilk durduğu ışıkta Yeliz'e çaktırmadan kapıyı aralayıp fıldırır ayakkabıyı...
Nihayet Yelizlerin oturdukları apartmanın önüne gelirler...Yeliz ve Emre bagajdan paketleri indirir fakat kayınvalide hala arabada...Yeliz annesine; " hadi anne ne bekliyorsun" diye seslenir...Annesi de;
-"İneceğim ineceğim kızım da ayakkabımı bulamıyorum,ayaklarım çok şişti gezerken,ayakkabılarımı şuracığa çıkarmıştım,teki var tekini bulamıyorum"der sağına soluna bakınarak...
Madem uyuyamıyorum bir işe yarasın dimi...Arkadaşım anlattı geçenlerde,onun bir arkadaşının başından geçmiş gerçek bir olay...
Kahramanlarımız nişanlı...Bi dakka ben birer isim takayım onlara...Olamaz isim gelmiyor aklıma...
İzmir'liler etiketi pek sever,aslında İzmir'liler diye etiketlendirmeyeyim,Türklerin çoğunluğu sever gösterişi;Babamın bir sözü vardır;ayranı yok içmeye...
Ben eşimden önce başkasıyla nişanlanmıştım,nişanlandığım insanın ailesi bana herşeyi Vakkodan alınca,annem babanem, teyzemler,güç birliği oluşturup babamı ikna ettiler,bizde nişan tepsisini Vakko'dan hazırlıyalım diye...Doğrusu çok da kolay olmadı çünkü babam etiket ve gösterişten nefret eder,eh azcıkta cimridir...Ben zaten,hiç olacak gözüyle bakmıyordum,katakulleye getirilmiştim...Bişey alınmış alınmamış umrumda değildi yani...Sonunda babam ikna edildi ve tam teşekküllü alındı herşey...Gel gelelim ben bir ayda nişanı attım...O nişan tepsisini babam benim kafama kaktı durdu.."Madem nişanı atacaktın niye bana masraf ettirdin diye:kahkaha: Ben ne bileyim başından sonunu, gerçi ben biliyordum da onların gözü birşey görmüyordu,dinlemediler ki beni...
Yeliz'le Emre'yi unutmadım şimdi geliyorum oraya...Ne zaman Alsancağa gitsem hep şöyle derim..."Lütfen artık birileri şu arabaları katlayıp kolumuzun altında gezdirebileceğimiz şekilde üretsin".Park yeri ararken saçını başını yolar insan kendi kendinin...Vakkonun önünde yer olur mu? Mümkün değil!İşte Emre'ler de Vakko'nun önüne gelirler ve tabi ki yer yok...Emre nişanlısını ve kayınvalideyi indirir arabadan,"siz Vakko'da gezmeye başlayın ben gideyim arabayı park edeyim" der...Yeliz ve annesi inince Emre başlar turalamaya...Derken bir kırmızı ışığa denk gelir...İşte ne olursa o anda olur,yan kapı açılır ve bir eşcinsel oturur yanına...:huh:Emre şaşkın,zaten sinir olmuş park yeri yok,bir de bu yetmiyormuş gibi şimdide yanında kadın gibi görünen ama hor hor erkek sesiyle konuşarak "çabukkkkkkk gazla polisten kaçıyom diyen bir insan"...Emre'nin Polis sözünü duyunca hepten eli kolu salınır...Ama ilk ışıklarda boğuşarak yaka paça indirir arkadaşı...
Emre kan ter içinde gider Vakko'ya...Çok zor park yeri bulduğunu söyler ama allak bullaktır zavallı,arabada başına gelen olaydan hiç söz etmez utanarak...Alışveriş yapılır...(Kesin ödediği paranın farkına bile varmamıştır o,herşeyde bir hayır vardır)Kahramanlarımız Vakko'dan çıkıp arabalarına dönerler...
Arabada giderlerken Emre fren yaptığında ayağına bişey takılır,şöyle yoldan gözünü tamamen kaçırmadan hafifçe tek gözle aşağıya bakar..."Olamaz" der içinden panikle...Çünkü ayağına takılan en az 44 numara bir kadın ayakkabısıdır...
Nihayet Yelizlerin oturdukları apartmanın önüne gelirler...Yeliz ve Emre bagajdan paketleri indirir fakat kayınvalide hala arabada...Yeliz annesine; " hadi anne ne bekliyorsun" diye seslenir...Annesi de;
-"İneceğim ineceğim kızım da ayakkabımı bulamıyorum,ayaklarım çok şişti gezerken,ayakkabılarımı şuracığa çıkarmıştım,teki var tekini bulamıyorum"der sağına soluna bakınarak...
başlık için 9 inceleme var
Sayfa 1 de 1
Aries
19 Ocak 2010 - 08:49
işin en komiği yazık olmuş kayınvalidenin ayakkabılarına
modernjames
23 Ocak 2010 - 14:15
böyle sonuçlanaca hiç tahmin edemezdim.. 44 numara bayan ayakabısı .. bu kayınvaldenin cüccesini merak ettim doğrusu
enginar
23 Ocak 2010 - 18:46
ŞOK ÜSTÜNÜ ŞOK YAŞAMIŞ .KIZA ALINANLARIN İMTİKAMINI ALMAK İSTEMİŞ GİBİ GELDİ BANA. KAYIN VALİDE ÇOK BASKI UYGULADI GALİBA. İMTİKAMINI BÖYLE ALDIĞINI SANIYORSA YANILDIĞINI ANLAMASI KISA SÜRMÜŞTÜR.
enginar
25 Ocak 2010 - 16:45
Radya, 24 Ocak 2010 - 23:57 tarihinde, dedi ki:
Enginar seni merak ediyordum,umarım iyisindir arkadaşım...:clover:
tülvent
11 Şubat 2010 - 18:58
Çook tatlıydı, akıcı ve hoş bir dille...
Bayıldım bayıldım.
Kalemine sağlık olsun, canım yaa...
Sayfa 1 de 1
Son başlıklar
Son İncelemeler
Blog Linklerim
Galeri Albümlerim
1 kullanıcı görüntülüyor
1 Misafir
0 üye
0 gizli üye
0 üye
0 gizli üye
Sen yokken...
Sen yokken gittim Korkularımın üstüne Hiç ardıma bakmadım Gümüş şiirler yazdım sen yokken Çok yangın çıktı yüreğimde Küllerini bile savurmadım Irak denizlerin fırtınasıydım Uzak iklimlerin sert rüzgarları Kulaçlarken denizinde gurbeti Kanlı savaşlarım, Belalı sevdalarım olmadı hiç Ama hep sustum, Hep ağladım, hep yandım sen yokken. Bekliyorum dönüşünü yeniden, Bir gelsen, Hayatın önünden alsan beni Bir gelsen, Sellerin önünden alsan beni Bir gelsen, Ölümlü düşlerimden alsan beni. Çok durdum güneşe karşı bir başıma Savrulurdum rüzgarlarında sensizlik denizinin Sen yokken, Az dolaşmadım gönlümün kuytularında Üşüyen karanfilim şimdi buruşuk parmaklarda Bir kırağı ayazıydım gecenin kollarında Zifirlerinde sadece ben üşürdüm. Hiç aldırmadım esen rüzgara Hiç dinlenmiş bir yürekle çıkmadım ortaya Yinede hiç yıkılmadım giden trenlerin ardından Ama bütün yangınlar beni yaktı önce Hep ortasında kaldım vurgunların Vurgun nedir ki? deme Bir babanın serzenişi nasılsa öyle Bayrakları indirilmiş, Bozguna uğramış bir hisardım sen yokken Hep sustum, Hep yandım, hep ağladım sen yokken. Bir gelsen, Yangınlardan alsan beni, Bir gelsen, Dünyalarımdan alsan beni, Bir gelsen, Şafaksız gecelerden alsan beni, Ama ne zaman gelsen, Akşam kızılı gözlerimle bulacaksın beni...Cahit Külebi
...
GÜNEŞ DELİSİAkan suyu severim benIşıldayan karı severimBir yeşil yaprakBir telli böcekYeşeren tohumGüneşte görsemSevinç doldurur içimeBir günüGüzel bir günüGüneşli bir günüHiçbir şeye değişmemOnun için savaşı sevmemOnun için zulümü sevmemOnun için yalanı sevmemBilirim yaşamaz güneşteBilirim yaşamaz yanyana aşklaNe haksızlıkNe korkuNe açlık Necati Cumalı
Giriş Yap
Kayıt Ol
Yardım

9 İnceleme:









