Bana ne kadar iyi bir anne olduğumu söyleselerde ben kabul etmiyorum öyle olduğumu...Özellikle seni,gelgitlerimin,iç hesaplaşmalarımın içinde büyüttüm,kimbilir o küçücük kalbinde bilmeden, istemeden ne yaralar açtım...Beni affet, inanki bende çok isterdim,hayallerini,ah-ah vah-vahlarını rafa kaldırmış,içine dönüp kendine bir yığın sorular sormayan,gelişimini tamamlamış bir anne olmayı...
Geçenlerde bir yazı okudum,sana hediye olarak...şaka şaka..bu benim senin için doğumgünü dileğim aslında...Yazıdaki güllerin isimlerini hiç unutmaman ve tıpkı o olgunluktaki bir bahçeye erişebilmen dileğiyle güzel yavrum...
Gül Bahçesi Hikayesi
Bir gezginin yolu günün birinde bir bahçeye düsmüs. O bahçede yalniz
gül yetisirmis. Birbirinden narin ve zarif güller. O güller kadar zarif
ve latif bir hatun kapi onünde duruyormus. GEZGIN hatuna hayranlik ve
saygi ile yaklasip kendisini takdim etmis. Ve hatundan adini
bagislamasini istemis.
HATUN: Bana SEVGI derler.
GEZGIN: Sevgi hatun burada yalniz mi oturuyorsunuz?
SEVGI: Hayir esimle beraber oturuyoruz. Ona iLIM derler. Su anda
bahçede çalisiyor. Bikmaz yorulmaz bir kisidir.
GEZGIN: Bahçeyi dolasmama izin var mi?
SEVGI: Hay hay...lütfen ayakkabilarinizi çikarin da SAYGI dedigimiz su
mesleri giyiniz. Onlar öylece konusurken İLİM çikagelmis. Bahçeyi
birlikte dolasmaya baslamislar.
SEVGI önde İLİM ve GEZGİN arkada yürüyorlarmis. Her gülün bir adi
varmis.
MUTLULUK, HOSGÖRÜ, SABIR, KANAAT, ADALET, IRADE, SEFKAT,
MERHAMET, AKIL, HIKMET, KUDRET, SAMIMIYET, TEVAZU, FAZILET VE........
Bu kadar çesitte ve bu kadar yogunlukta güzellik bu kadar bakim ve
özen, böylesine bir düzen karsisinda heyecanlanan ve hayrete düsen gezgin
bahçivan ILIM efendiye sormus:
GEZGIN: Siz hangi gülün hangi isimde oldugunu bazen karistiriyor
musunuz?
ILIM: Bazen sasirdigim oluyorsa da, SEVGI hemen yardimima kosuyor, bana
dogru ismi hatirlatiyor.
GEZGIN: Güllerin erip eristigi bu topragin bir özelligi var mi?
iLIM: Özelligi olup olmadigini bilmiyorum.
Bu topragi bize VEFA adinda bir dostumuz getirir.
VEFA dostumuzun dedigine göre, örnegin; MERHAMETLI bir insan görünce,
ondan olusan topragi bize getirir, biz de onu MERHAMET gülünün altina
serpiveririz veya SEFKATLI bir insan görünce ondan olusan topragi bize
getirir, biz de o topragi SEFKAT gülünün altina sereriz ve bu böyle
devam edip gider.
GEZGIN: Güllere asi yapiliyor mu?
ILIM: Elbette, HAYAL gülüne GERÇEK'i asiladik; ÜMIT gülü olustu.
IMAN gülüne HIZMET'i asiladik; TESLIMIYET gülü olustu.
HIKMET gülüne AKIL 'i asiladik; IRADE gülü olustu.
Bu asilari sürekli yapmak zorundayiz.
Örnegin; o muhtesem ADALET gülüne KUDRET gülünü asilamazsak,
ADALET hemen sararip soluyor. Aciz kaliyor. KUDRET gülüne ADALET'I
asilamazsak,
KUDRET gülünün topraginda ZULÜM böcekleri üreyiveriyor.
GEZGIN: Bu asilari siz mi yapiyorsunuz?
ILIM: Çelikleri ben hazirliyorum, ama asiyi koyup kovusturan esim
SEVGIdir.
O ILHAM kalemini eline alir, asilanacak varligin AKIL perdesini yumusak
yumuasak aralar, böylece o varligin gönlüne ulasir, oraya asi çeligini
bir güzel yerlestirir. Sonra da olusan bütün kader sicimi ile tatli
tatli sarar. Bütün bu isleri, bu asamalari her seferinde ayni zevk ve
heyecan içinde seyrederim.
GEZGIN: Tercih ettiginiz güller var mi?
ILIM: Aslinda yok. Fakat esim SEVGI; HOSGÖRÜ için 'o benim bes
duyumdur.' der.
SAMIMIYET için, 'o benim AHLAKIMDIR' der.
TEVAZU için, 'o benim EDEBIM dir' der, ama ÜMIT'e fazlaca düskün
galiba...
Zira ÜMIT için 'o benim kanımdır' der durur...
Bir kaç gün sonra gezgin bir kasabaya varmis. Bir kahvehaneye girmis.
Burasi oldukça tenha imis. Kuytu bir kösede bir kisi oturuyor ve çay
içiyormus. Gezgin bu zata yaklasmis, yanina oturmus, kendisini takdim
etmis, adini bagislamasini dilemis....
O zat demis ki: ADEM: Bana ADEM derler.
Gezgin basindan geçenleri; gül bahçesini, iki soylu bahçivani,
konusmalari anlatmis. Adem dinlemis.
Sonunda demis ki: O bahçeye INSANLIGIN OLGUNLUK BAHÇESI derler.

İYİKİ DOĞDUN CANIM KIZIM...İYİKİ BENİM MELEĞİMSİN...TATLI MUCİZEM....
(Aşağıda ki alıntı kendim için sen okuma...
İçimde bir çocuk, yalın ayak koşuyor yaşlılığa doğru, binlerce kez yenilmiş umut ölülerini çiğneyerek. Sahi yaşlılık, derin bir iç çekiş, yanılmış bir çocukluk olmasın Ömür Hanım?
Şükrü Erbaş




Kendin şablon oluştur











Dilerim güzel günler hep seninle olur...