Hoşgeldiniz
|
Turkish-Media.Com Forum Bölümüne Hoşgeldiniz. Foruma üye olmak ücretsizdir. Üye olduğunuzda forumun bütün özelliklerini kullanma hakkına sahip oluyorsunuz. Bu Forumda Blog - Galeri ve Takvimde Etkinlik Oluşturabilirsiniz - Oyun Oynayabilirsiniz... YouTube veya Diğer Videoları İzleyebilir ve Kendinize Ait Bir Profil Sayfası Oluşturabilirsiniz. Lütfen üyelik işlemini başlatmak için BURAYA tıklayınız. |
Eskiden annemin yüklüğümüzdeki büyük sandığı açtığı günler benim için şölen havasında geçerdi...Annem yazlıklarla kışlıkların yerlerini değiştirirken ben sandığı eşeler, altlardan hiç çıkmayanları ortaya çıkarırdım...O çıkardıklarımda genellikle artık annemin sığamadığı ama birilerine vermeye kıyamadığı kıyafetleri olurdu...
-"aaa bu bluzda güzelmiş bak, bu benim üzerime ne zaman olur ki,ay bi dakka şunu bir deneyeyim ben"
-"dur kızım durrr elleme eşeleme artık, bak bana daha çok iş çıkarıyorsun sen!"
Tabi sandıktakiler sadece annemin kıyamadığı kendi kıyafetlerinden ibaret değildi,kardeşim ve benim bebeklik kıyafetlerimiz,kundaklarımız (ki o kundaklara bizi neden öle sımsıkı sardıklarını hala anlamış değilim) kardeşimin sünnet giyisileri de sandığın değişmezlerindendi.
!8 yaşlarımdaydım birgün dedeciğim geldi..".Bize gel bak bakalım, gör sana ne aldım" dediğinde merakla peşine takıldım...(Zaten dedeciğim hep bana birşeyler alırdı,çeyizime elektrik süpürgemi,çamaşır makinamı hep o aldı...ah dede ah kızcazın süpürüyo hala merak etme...
Eskiden bankalar yılbaşına yakın müşterilerine hediyeler verirdi...şimdi peynir ekmek dağıtır gibi kredi kartı dağıtıyorlar yanlızca.Bankalardan dedeme bardak çanak hediye verdilerse dedemde bana getirir "bak sana doğumgünü hediyesi getirdim" derdi...Hala mutfak dolabımda bir takım o bardaklardan var)
Neyse dedem önden ben arkadan dedemlerin eve vardık ben böyle hin hin düşünürken...evin salonuna işaret etti bana,gir bakalım ne var içerde!
Girdim bir de ne göreyim,bizim yüklükteki kadar büyük olmasa bile;
-Sandıkkkkk!"
-"Yaa sandık"
Babaannem kenarda manidar manidar gülerek bana bakıyordu tabiki de!
-"Biliyorum niye güldüğünü,daha çokkkk beklersin" dedim."Evlenmicem ben"!
Dedim ama elbette babaannem haklı çıktı...
Artık sandıkların yerini evlerde çekyatlar,gömme dolaplar aldı ama benim sandığım hala bir köşede duruyor ve ben hala sandığımı büyük bir heyacanla açıyorum her açışımda.Ben zaten yazdan çıktıysak kışlıklarımı özlemiş olurum,kıştan çıkıyorsak yazlıklarımı özlemiş olurum.İşi gücü bırakıp giyindiğim bile olur üzerime...
Gerçi yıllar geçtikçe o sandığın yarısı doldu,tıpkı annemin ki gibi,onun için fazla yazlık- kışlık koyamıyorum.Sandığın kapağını açtığımda sanki geçmişe yolculuk yapıyor gibi oluyorum...Çocukların hastanede ilk giydikleri kıyafetlerini elime alıyorum ve ilk kucaklarıma verildikleri sahne geliyor gözlerimin önüne.Yarenin ilk doğum günü elbisesi,annem dikmişti,bordo kadifeden...Elbiseyi usul usul severken,salonu süslemek için şişirdiğim balonun yüzüme nasıl patladığını hatırlayıp kahkayı basıyorum her seferinde...Yarende tıpkı benim gibi eşeliyor sandığı,benim artık giyemediğim kıyafetlere atılıyor üzerine denemek için bir tanesine izin vermiyorum...Kırmızı tunik şeklinde bir kazak...20 yaşında tek bir yılbaşı gecesi giydiğim kırmızı kazağım...O şimdi sana olmaz annecim deyip alıyorum elinden hafif mahcup... Ve işte yine o ıslığı işitiyorum kulaklarımda, sonra da "ceketin çok yakışmış"diyen sesi...Sonra kendi gülen sesimi duyuyorum..."iyi de o ceket değil ki kazak"
Sandığı kapatırken tekrar açabilmeyi dileyerek kapatıyorum... Öle ya bugün varsak yarın olmayabiliriz.
-"aaa bu bluzda güzelmiş bak, bu benim üzerime ne zaman olur ki,ay bi dakka şunu bir deneyeyim ben"
-"dur kızım durrr elleme eşeleme artık, bak bana daha çok iş çıkarıyorsun sen!"
Tabi sandıktakiler sadece annemin kıyamadığı kendi kıyafetlerinden ibaret değildi,kardeşim ve benim bebeklik kıyafetlerimiz,kundaklarımız (ki o kundaklara bizi neden öle sımsıkı sardıklarını hala anlamış değilim) kardeşimin sünnet giyisileri de sandığın değişmezlerindendi.
!8 yaşlarımdaydım birgün dedeciğim geldi..".Bize gel bak bakalım, gör sana ne aldım" dediğinde merakla peşine takıldım...(Zaten dedeciğim hep bana birşeyler alırdı,çeyizime elektrik süpürgemi,çamaşır makinamı hep o aldı...ah dede ah kızcazın süpürüyo hala merak etme...
Neyse dedem önden ben arkadan dedemlerin eve vardık ben böyle hin hin düşünürken...evin salonuna işaret etti bana,gir bakalım ne var içerde!
Girdim bir de ne göreyim,bizim yüklükteki kadar büyük olmasa bile;
-Sandıkkkkk!"
-"Yaa sandık"
Babaannem kenarda manidar manidar gülerek bana bakıyordu tabiki de!
-"Biliyorum niye güldüğünü,daha çokkkk beklersin" dedim."Evlenmicem ben"!
Dedim ama elbette babaannem haklı çıktı...
Artık sandıkların yerini evlerde çekyatlar,gömme dolaplar aldı ama benim sandığım hala bir köşede duruyor ve ben hala sandığımı büyük bir heyacanla açıyorum her açışımda.Ben zaten yazdan çıktıysak kışlıklarımı özlemiş olurum,kıştan çıkıyorsak yazlıklarımı özlemiş olurum.İşi gücü bırakıp giyindiğim bile olur üzerime...
Gerçi yıllar geçtikçe o sandığın yarısı doldu,tıpkı annemin ki gibi,onun için fazla yazlık- kışlık koyamıyorum.Sandığın kapağını açtığımda sanki geçmişe yolculuk yapıyor gibi oluyorum...Çocukların hastanede ilk giydikleri kıyafetlerini elime alıyorum ve ilk kucaklarıma verildikleri sahne geliyor gözlerimin önüne.Yarenin ilk doğum günü elbisesi,annem dikmişti,bordo kadifeden...Elbiseyi usul usul severken,salonu süslemek için şişirdiğim balonun yüzüme nasıl patladığını hatırlayıp kahkayı basıyorum her seferinde...Yarende tıpkı benim gibi eşeliyor sandığı,benim artık giyemediğim kıyafetlere atılıyor üzerine denemek için bir tanesine izin vermiyorum...Kırmızı tunik şeklinde bir kazak...20 yaşında tek bir yılbaşı gecesi giydiğim kırmızı kazağım...O şimdi sana olmaz annecim deyip alıyorum elinden hafif mahcup... Ve işte yine o ıslığı işitiyorum kulaklarımda, sonra da "ceketin çok yakışmış"diyen sesi...Sonra kendi gülen sesimi duyuyorum..."iyi de o ceket değil ki kazak"
Sandığı kapatırken tekrar açabilmeyi dileyerek kapatıyorum... Öle ya bugün varsak yarın olmayabiliriz.
başlık için 14 inceleme var
Sayfa 1 de 1
kgurleyen
15 Aralık 2009 - 02:56
Çeyiz sandığı...bir evin en gizemli eşyasıdır...sırların ve anıların tıkıştırıldığı koskoca bir dünyadır...
Eskiden konuklar ve çocuklar ''ah bir içini görsem'' diye iç çekerlerdi meraktan...
Herkes onun ne denli özel...mahrem...dokununulmaz...mesafeli olduğunu bilirdi...
O'da bulunduğu baş köşede evin kraliçesi olduğunun bilinciyle kurum kurum kurulur...üzerine serilmiş en değerli örtülerle güzelliğini ve gücünü sergileyip dururdu...
Şimdilerde de değerli... eğer cevizse ve çok çok eskiyse...
Eskiden konuklar ve çocuklar ''ah bir içini görsem'' diye iç çekerlerdi meraktan...
Herkes onun ne denli özel...mahrem...dokununulmaz...mesafeli olduğunu bilirdi...
O'da bulunduğu baş köşede evin kraliçesi olduğunun bilinciyle kurum kurum kurulur...üzerine serilmiş en değerli örtülerle güzelliğini ve gücünü sergileyip dururdu...
Şimdilerde de değerli... eğer cevizse ve çok çok eskiyse...
Zebercet
15 Aralık 2009 - 12:31
aklıma über-süpersonik bi fikir geldi...
sandık eşeleme günleri yapsak ya...
her ay birimizde buluşup sandıkları eşeliyelim...
ahahahahah.... süper... züper fikir kız...
sandık eşeleme günleri yapsak ya...
her ay birimizde buluşup sandıkları eşeliyelim...
ahahahahah.... süper... züper fikir kız...
Mouchette
15 Aralık 2009 - 22:30
Bende küçükken çok merak ederdim o sandıkların içinde ne saklanıyor diye. Annem havalandırmak için sandığını her açtığında merakla başında oturur içinden çıkanları hayranlıkla seyrederdim. Aman allahım o ne çeyizlerdi öyle. Göz nuru, el emeği bissürü şey.En çok ta bebeklikte giydiğimiz bir kaç kıyafeti sakladığı için mutlu olurdum. Hep"ilerde evlendiğin zaman bunları senin sandığa transfer edicez" derdi. Yalnız annem sandığı her açtığında gözünden de iki damla yaş gelirdi. Annesinin izni olmadan bir evlilik yapmış ve hani adettir ya evden sandığınla birlikte çıkamamış. Ve o sandıkl ananemin evinde hala. Kimse dokunamıyor ona. Kutsal bir hazine gibi hala saklıyor onu ve içindekileri. Kimbilir onun içinde ne anılar var anneme ait.
Admin
16 Aralık 2009 - 02:25
Okuldan her dönüşümde annemi Sandığını eşelerken bulurdum. Ara sırada ben oradayım diye bir şeyleri dışarı çıkarmadığını fark ettim. Sonra tabiki çocuk aklı kaçarmı, öğrenmem gerekir diye kendime iş edindim ve buldum...
Ne olabilir? tabiki seksi bir gecelik (ha ha ha) benden niye saklar diye düşünmüştüm. hala beni küçük bir çocuk gibi görüyor demiştim. sonra anladım ki çocuklar hiç büyümüyorlar onların gözünde....
yazı çok güzeldi...
Saygılar
Ne olabilir? tabiki seksi bir gecelik (ha ha ha) benden niye saklar diye düşünmüştüm. hala beni küçük bir çocuk gibi görüyor demiştim. sonra anladım ki çocuklar hiç büyümüyorlar onların gözünde....
yazı çok güzeldi...
Saygılar
godzilla
16 Aralık 2009 - 14:29
benimde yatağımın altı var bazalı yatak 
daha önce yılbaşında giydiğim kırmızı bir.. eee... neydii o uğur getirir diyeeee üstünde noel baba ve geyiklerin olduğu ..... hahahahha şakaa şakaaaa
yazı güzel ve anlamlı ben her zamanki gibi abudik gubudik yazdım bana bakmayınız .çimlere basmayınız
daha önce yılbaşında giydiğim kırmızı bir.. eee... neydii o uğur getirir diyeeee üstünde noel baba ve geyiklerin olduğu ..... hahahahha şakaa şakaaaa
yazı güzel ve anlamlı ben her zamanki gibi abudik gubudik yazdım bana bakmayınız .çimlere basmayınız
Mouchette
16 Aralık 2009 - 18:21
Radya, 16 Aralık 2009 - 03:51 tarihinde, dedi ki:
Tamam itiraf ediyorummmm...annemin sandığında da vardı gecelik sabahlığı...
O bişey değil birde annemin sandığında ev ahalisinin her birine ait birer bohçası vardı. Bu bohçada bir kaç kat iç çamaşırı, pijama, havlu, çorap bulunurdu. Ve onları kullanmamız yasaktı. Neymiş bir hastalık filan olur da hastanede yatmak zorunda kalırsak hemen hazırcacıkmış orda. Sağa sola kaçalamadan alıvericekmişiz ordan
Ufuk_efe
20 Aralık 2009 - 16:53
Radya, 14 Aralık 2009 - 15:08 tarihinde, dedi ki:
Sandığı kapatırken tekrar açabilmeyi dileyerek kapatıyorum... Öle ya bugün varsak yarın olmayabiliriz.
dur bakalım hemen öyle duygusal bitirme .. bir zaman sonra Emekli Sandığı konusunda yazacaklarını da merakla bekliyoru ...
güzel paylaşım ,, Eline sağlık
Sayfa 1 de 1
Son başlıklar
Son İncelemeler
Blog Linklerim
Galeri Albümlerim
1 kullanıcı görüntülüyor
1 Misafir
0 üye
0 gizli üye
0 üye
0 gizli üye
Sen yokken...
Sen yokken gittim Korkularımın üstüne Hiç ardıma bakmadım Gümüş şiirler yazdım sen yokken Çok yangın çıktı yüreğimde Küllerini bile savurmadım Irak denizlerin fırtınasıydım Uzak iklimlerin sert rüzgarları Kulaçlarken denizinde gurbeti Kanlı savaşlarım, Belalı sevdalarım olmadı hiç Ama hep sustum, Hep ağladım, hep yandım sen yokken. Bekliyorum dönüşünü yeniden, Bir gelsen, Hayatın önünden alsan beni Bir gelsen, Sellerin önünden alsan beni Bir gelsen, Ölümlü düşlerimden alsan beni. Çok durdum güneşe karşı bir başıma Savrulurdum rüzgarlarında sensizlik denizinin Sen yokken, Az dolaşmadım gönlümün kuytularında Üşüyen karanfilim şimdi buruşuk parmaklarda Bir kırağı ayazıydım gecenin kollarında Zifirlerinde sadece ben üşürdüm. Hiç aldırmadım esen rüzgara Hiç dinlenmiş bir yürekle çıkmadım ortaya Yinede hiç yıkılmadım giden trenlerin ardından Ama bütün yangınlar beni yaktı önce Hep ortasında kaldım vurgunların Vurgun nedir ki? deme Bir babanın serzenişi nasılsa öyle Bayrakları indirilmiş, Bozguna uğramış bir hisardım sen yokken Hep sustum, Hep yandım, hep ağladım sen yokken. Bir gelsen, Yangınlardan alsan beni, Bir gelsen, Dünyalarımdan alsan beni, Bir gelsen, Şafaksız gecelerden alsan beni, Ama ne zaman gelsen, Akşam kızılı gözlerimle bulacaksın beni...Cahit Külebi
...
GÜNEŞ DELİSİAkan suyu severim benIşıldayan karı severimBir yeşil yaprakBir telli böcekYeşeren tohumGüneşte görsemSevinç doldurur içimeBir günüGüzel bir günüGüneşli bir günüHiçbir şeye değişmemOnun için savaşı sevmemOnun için zulümü sevmemOnun için yalanı sevmemBilirim yaşamaz güneşteBilirim yaşamaz yanyana aşklaNe haksızlıkNe korkuNe açlık Necati Cumalı
Giriş Yap
Kayıt Ol
Yardım

14 İnceleme:









